EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 1 / 54

Borç İlişkisi ve Temel Kavramlar

17 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Borçlar hukuku, kişiler arasındaki mal ve hizmet değişimini düzenleyen özel hukuk dalıdır. Dersin geri kalanı — sözleşmenin kurulması, ifası, sona ermesi, satış, kira, kefalet — hep aynı birkaç kavramın üzerine oturur: borç ilişkisi, borç, edim, yenilik doğuran hak ve def'i.

Çerçeve

  • Borç, Borç İlişkisi ve Edim
  • Borçlar Hukukuna Hâkim İlkeler: Nispilik ve Sözleşme Özgürlüğü
  • Eksik Borçlar ve Doğuş Sebepleri
  • Yenilik Doğuran Haklar: Kurucu, Değiştirici, Bozucu
  • Def'i ile İtiraz Ayrımı

Tanımlar ve Şartlar

  • İkisinin aynı anda doğması gerekmez. Kira sözleşmesi bugün kurulur, üçüncü ayın kira borcu üç ay sonra doğar.
  • Borç ilişkisi borçtan başka unsurlar da taşır: yenilik doğuran haklar, def'iler, yan yükümlülükler, külfetler.
  • Borç ilişkisinin devri ile alacağın devri ayrı usullere tabidir.
  • İkisi aynı anda sona ermek zorunda değildir. Tek bir kira taksitinin ödenmesi sözleşmeyi bitirmez.
  • Olumlu edim verme veya yapma, olumsuz edim yapmama ya da katlanmadır.
  • Ani edim tek seferde, dönemli edim belirli aralıklarla tekrarlanarak, sürekli edim kesintisiz yerine getirilir.
  • Parça borcu somut olarak belirlenmiş bir şeye, çeşit borcu yalnız cinsiyle belirlenmiş bir şeye ilişkindir.
  • Şerhle etkisi güçlendirilmiş kişisel haklar — tapuya şerh verilen önalım, alım, geri alım ve kira hakkı sonraki maliklere karşı da ileri sürülebilir.
  • Tam üçüncü kişi yararına sözleşme — üçüncü kişi, taraf olmadığı sözleşmeye dayanarak ifayı doğrudan isteyebilir.
  • Üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşme — sözleşmenin koruma yükümlülükleri, borçlunun çevresindeki belirli kişilere de yayılır.
  • Tek taraflı irade açıklamasıyla kullanılır, karşı tarafın onayı gerekmez.
  • Bir kez kullanılmakla tükenir; geri alınamaz, değiştirilemez.
  • Kural olarak koşula ve vadeye bağlanamaz, çünkü karşı tarafı belirsizlikte bırakır.
  • Kural olarak hak düşürücü süreye tabidir, zamanaşımına değil.
  • Çoğu dava açılmadan kullanılır; boşanma, önalım ve ölüme bağlı tasarrufun iptali gibi bazıları ancak dava yoluyla kullanılır.

Kurallar

  • Kanun bu ayrımı tanımlamaz; yalnız muacceliyet anını belirler ve kural olarak her borcun doğumu anında muaccel olduğunu söyler (TBK m. 90).
  • Kanun bunlardan içerik özgürlüğünü açıkça kurala bağlar: taraflar sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler (TBK m. 26); diğer görünümler genel ilkeden çıkar.
  • Kumar ve bahisten doğan alacak hakkında dava açılamaz ve takip yapılamaz; kumar veya bahis için bilerek verilen avans ve ödünç paralar ile, kumar ve bahis niteliğinde oldukları takdirde, borsada işlem gören malların, yabancı paraların ve kıymetli evrakın fiyat farkı esası üzerine yapılan vadeli satışları da aynı hükme tabidir (TBK m. 604).
  • Borçlunun bu borç için imzaladığı adi borç veya kambiyo senedi üçüncü kişiye devredilmiş olsa bile hiç kimse ona dayanarak dava açamaz ve takip yapamaz; yalnız kıymetli evrakın iyiniyetli üçüncü kişilere sağladığı haklar saklı kalır (TBK m. 605).

Karşılaştırma

KurucuDeğiştiriciBozucu
yeni ilişki doğururmevcut ilişkinin içeriğini değiştirirmevcut ilişkiyi sona erdirir
önalım, alım, geri alım hakkı · kabul beyanı · tanıma · yetkisiz temsilcinin işlemine icazet · ihraz ve işgalseçimlik borçta seçim hakkı · ayıplı malın değiştirilmesini, onarımını veya bedelden indirim isteme · aynen ifadan vazgeçip müspet zararı istemefesih · dönme · iptal · takas · azil · istifa · boşanma · mirasın reddi · mirasçılıktan çıkarma

Sınav Notu

  • Borç ilişkisi çatıdır, borç onun içindeki tek yükümlülüktür. İkisi aynı anda ne doğmak ne sona ermek zorundadır.
  • Edim ayrımları: olumlu–olumsuz, ani–dönemli–sürekli, parça borcu–çeşit borcu.
  • Alacak hakkı borç ilişkisiyle doğar; talep yetkisi borç muaccel olunca kullanılabilir. Ayrım doktrinden gelir; TBK m. 90 yalnız muacceliyet anını belirler ve kural doğumu anında muaccel olmaktır — vade kararlaştırılmadıkça ikisi arasında boşluk yoktur.
  • Alacak hakkı nispidir ve zamanaşımına tabidir; ayni hak gibi herkese karşı ileri sürülemez.
  • Borçlar hukukunda sınırlı sayı ve tipe bağlılık ilkesi yoktur; şıkta görülürse yanlış olan odur.
  • Nispilik üç yerde yumuşar. Tapuya şerh verilen kişisel hak sonraki malike karşı da ileri sürülür; tam üçüncü kişi yararına kurulan ilişkide taraf olmayan kişi ifayı doğrudan ister; koruma yükümlülükleri borçlunun çevresindeki belirli kişilere yayılır.
  • Kimse iradesi dışında borç altına sokulamaz; üçüncü kişinin fiilini üstlenen, üçüncü kişiyi değil kendini borçlandırır.
  • Sözleşmelerin geçerliliği kural olarak şekle bağlı değildir (TBK m. 12); şekil istisnadır. Geçerlilik şeklinin kaynağı kanundur, ama taraflar da bir şekil kararlaştırabilir: kararlaştırılan şekle uyulmazsa sözleşme tarafları bağlamaz (TBK m. 17).
  • Eksik borç geçersiz borç değildir: borç vardır, yalnız dava ve takip edilemez. İsteyerek yapılan ifa geçerlidir, geri istenemez.
  • Kumar ve bahiste hâkim durumu kendiliğinden gözetip davayı reddeder; zamanaşımında gözetemez, borçlunun def'i ileri sürmesi gerekir — iki eksik borç, iki ayrı usul. Kumar borcu için verilen senet üçüncü kişiye devredilse bile dayanak olmaz; istisna yalnız kıymetli evrakta iyiniyetli üçüncü kişidir.
  • İsteyerek ödenen kumar borcu geri alınmaz. Üç istisna: beklenmedik olay, diğer tarafın fiili, hile (TBK m. 605).
  • Şans oyununda ölçüt izindir. İzinliyse tam borç, izinsizse eksik borç (TBK m. 606).
  • Doğuştan eksik: kumar, bahis, evlenme simsarlığı, ahlaki ödev. Sonradan eksik: zamanaşımı, konkordato dışı kalan kısım.
  • Yenilik doğuran hak hak düşürücü süreye tabidir; zamanaşımına tabi olduğu şıkkı yanlıştır. Aynen ifa + gecikme tazminatı yenilik doğuran hak değildir; aynen ifadan vazgeçip müspet zarar istemek değiştiricidir.
  • Takas bozucu yenilik doğuran haktır; beyan geriye etkili olarak takas edilebilir andan itibaren sonuç doğurur.
  • Hak düşürücü süre itiraz, zamanaşımı def'idir. Ayrımın sonucu: hâkimin resen gözetip gözetemeyeceği.
  • Sözleşmenin hiç kurulmamış olması itirazdır; hâkim kendiliğinden dikkate alır.
  • Borçlar hukukunda sınırlı sayı ilkesi yoktur; şıkta görülürse yanlış olan odur.

Borçlar hukuku, kişiler arasındaki mal ve hizmet değişimini düzenleyen özel hukuk dalıdır. Dersin geri kalanı — sözleşmenin kurulması, ifası, sona ermesi, satış, kira, kefalet — hep aynı birkaç kavramın üzerine oturur: borç ilişkisi, borç, edim, yenilik doğuran hak ve def'i. Bu başlık o kavramları tanımlar; sonraki başlıklarda tanımlar tekrarlanmaz, kullanılır.

A. Borç, Borç İlişkisi ve Edim

Borç ilişkisi, iki taraf arasında kurulan ve bir tarafa isteme, diğerine yerine getirme yükümlülüğü yükleyen hukuki bağdır. Borç ise bu bağın içindeki tek tek yükümlülüklerden her biridir. İkisi aynı şey değildir; sınav bu farkı doğrudan ölçer.

Bir satış sözleşmesi tek bir borç ilişkisidir, ama içinden birden çok borç çıkar: satıcının teslim ve mülkiyeti geçirme borcu, alıcının bedel ödeme borcu. Ayrımın dört pratik sonucu vardır:

  • İkisinin aynı anda doğması gerekmez. Kira sözleşmesi bugün kurulur, üçüncü ayın kira borcu üç ay sonra doğar.
  • Borç ilişkisi borçtan başka unsurlar da taşır: yenilik doğuran haklar, def'iler, yan yükümlülükler, külfetler.
  • Borç ilişkisinin devri ile alacağın devri ayrı usullere tabidir.
  • İkisi aynı anda sona ermek zorunda değildir. Tek bir kira taksitinin ödenmesi sözleşmeyi bitirmez.

Edim, borçlunun yerine getirmekle yükümlü olduğu davranıştır; bir şey verme, yapma ya da yapmama biçiminde ortaya çıkar. Sınavda edim türleri ikili karşıtlıklarla sorulur:

  • Olumlu edim verme veya yapma, olumsuz edim yapmama ya da katlanmadır.
  • Ani edim tek seferde, dönemli edim belirli aralıklarla tekrarlanarak, sürekli edim kesintisiz yerine getirilir.
  • Parça borcu somut olarak belirlenmiş bir şeye, çeşit borcu yalnız cinsiyle belirlenmiş bir şeye ilişkindir.

Borç ilişkisinin alacaklıya verdiği hak alacak hakkıdır. Alacak hakkı bir malvarlığı hakkıdır, nispidir — kural olarak yalnız borçluya karşı ileri sürülür —, ifa ile sona ermek üzere kurulduğu için geçicidir ve zamanaşımına tabidir. Alacak hakkı ile talep hakkı ise ayrı kavramlardır: alacak hakkı borç ilişkisiyle birlikte doğar, talep yetkisi ise borç muaccel olunca kullanılabilir hâle gelir. Kanun bu ayrımı tanımlamaz; yalnız muacceliyet anını belirler ve kural olarak her borcun doğumu anında muaccel olduğunu söyler (TBK m. 90). Aradaki boşluk ancak taraflar bir vade kararlaştırmışsa ya da ilişkinin özelliğinden başka bir an anlaşılıyorsa doğar. Alacak hakkı alacaklıya talep yetkisinin yanında yenilik doğuran hak, def'i ve tazminat isteme gibi başka yetkiler de verir.

B. Borçlar Hukukuna Hâkim İlkeler: Nispilik ve Sözleşme Özgürlüğü

Sözleşme özgürlüğü, tarafların sözleşme yapıp yapmamakta, karşı tarafı seçmekte, sözleşmenin tipini ve içeriğini belirlemekte, kurulmuş sözleşmeyi değiştirmekte veya sona erdirmekte serbest olmasıdır. Kanun bunlardan içerik özgürlüğünü açıkça kurala bağlar: taraflar sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler (TBK m. 26); diğer görünümler genel ilkeden çıkar. Özgürlük sınırsız değildir: kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 27). Şekil bakımından da kural serbestliktir; sözleşmelerin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir (TBK m. 12).

Sözleşme özgürlüğünün doğal sonucu, borçlar hukukunda sınırlı sayı ilkesinin bulunmamasıdır. Eşya hukukunda ayni haklar sınırlı sayıdayken, taraflar kanunda düzenlenmemiş yeni sözleşme tipleri yaratabilir. "Sınırlı sayı" veya "tipe bağlılık" bir borçlar hukuku ilkesi olarak sorulduğunda cevap daima yanlış seçenektir.

Nispilik ilkesi, borç ilişkisinin yalnız tarafları arasında hüküm doğurmasıdır. Alacaklı hakkını üçüncü kişilere karşı ileri süremez. İlkenin sınav çıkaran üç yumuşaması vardır:

  • Şerhle etkisi güçlendirilmiş kişisel haklar — tapuya şerh verilen önalım, alım, geri alım ve kira hakkı sonraki maliklere karşı da ileri sürülebilir.
  • Tam üçüncü kişi yararına sözleşme — üçüncü kişi, taraf olmadığı sözleşmeye dayanarak ifayı doğrudan isteyebilir.
  • Üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşme — sözleşmenin koruma yükümlülükleri, borçlunun çevresindeki belirli kişilere de yayılır.

Nispiliğin öbür yüzü, üçüncü kişi aleyhine borç kurulamamasıdır: kimse kendi iradesi dışında bir sözleşmeyle borç altına sokulamaz. Bir kimsenin üçüncü kişinin fiilini üstlenmesi hâlinde borçlu olan, üstlenendir; üçüncü kişi borçlanmaz.

C. Eksik Borçlar ve Doğuş Sebepleri

Eksik borç, geçerli olarak doğmuş olmakla birlikte dava ve takip yoluyla elde edilemeyen borçtur. Üç özelliği birlikte aranır: ortada geçerli bir borç vardır, alacaklı bunu devlet gücüyle isteyemez, borçlu isteyerek ifa ederse ödediğini sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak geri alamaz. Eksik borç geçersiz borç değildir — bu ayrımı karıştıran şık, hemen her yıl çeldirici olarak kullanılır.

Eksik borçlar doğuş anına göre ikiye ayrılır. Doğuştan eksik borçlar baştan itibaren bu niteliktedir: kumar ve bahisten doğan borçlar, evlenme simsarlığından doğan ücret alacağı ve ahlaki ödevden doğan borçlar. Sonradan eksik hâle gelen borçlar ise tam borç olarak doğar, sonra bu niteliği kazanır: zamanaşımına uğramış alacaklar ile konkordato dışında kalan alacak kısmı böyledir.

Kumar ve bahis, kanunun ayrıntılı düzenlediği tek eksik borç türüdür. Kumar ve bahisten doğan alacak hakkında dava açılamaz ve takip yapılamaz; kumar veya bahis için bilerek verilen avans ve ödünç paralar ile, kumar ve bahis niteliğinde oldukları takdirde, borsada işlem gören malların, yabancı paraların ve kıymetli evrakın fiyat farkı esası üzerine yapılan vadeli satışları da aynı hükme tabidir (TBK m. 604). Koşul atlanmamalıdır: her vadeli borsa işlemi değil, yalnız kumar ve bahis niteliği taşıyanı bu yasağa girer. Borçlunun bu borç için imzaladığı adi borç veya kambiyo senedi üçüncü kişiye devredilmiş olsa bile hiç kimse ona dayanarak dava açamaz ve takip yapamaz; yalnız kıymetli evrakın iyiniyetli üçüncü kişilere sağladığı haklar saklı kalır (TBK m. 605). İsteyerek yapılan ödeme geri alınamaz; ancak kumar veya bahsin usulünce yürütülmesi beklenmedik olayla ya da diğer tarafın fiiliyle engellenmişse veya diğer taraf hile karıştırmışsa ödenen geri istenebilir.

Piyango ve diğer şans oyunları bakımından ölçüt izindir: düzenlenmesine kanun veya yetkili makamlarca izin verilmemişse alacak dava ve takip edilemez, kumar hükümleri uygulanır (TBK m. 606). İzin verilmiş olanlar — Millî Piyango, at yarışları, yasal spor bahisleri — eksik borç değildir, dava edilebilir. Yabancı ülkelerde kendi kurallarına uygun düzenlenen oyunlar ise ancak biletlerinin Türkiye'de satılmasına izin verilmişse korunur.

D. Yenilik Doğuran Haklar: Kurucu, Değiştirici, Bozucu

Yenilik doğuran hak, sahibine tek taraflı irade açıklamasıyla yeni bir hukuki ilişki kurma, mevcut ilişkiyi değiştirme veya sona erdirme yetkisi veren haktır. Karşı tarafın kabulü aranmaz; beyan ona ulaşmakla sonucunu doğurur. Ortak özellikleri şunlardır:

  • Tek taraflı irade açıklamasıyla kullanılır, karşı tarafın onayı gerekmez.
  • Bir kez kullanılmakla tükenir; geri alınamaz, değiştirilemez.
  • Kural olarak koşula ve vadeye bağlanamaz, çünkü karşı tarafı belirsizlikte bırakır.
  • Kural olarak hak düşürücü süreye tabidir, zamanaşımına değil.
  • Çoğu dava açılmadan kullanılır; boşanma, önalım ve ölüme bağlı tasarrufun iptali gibi bazıları ancak dava yoluyla kullanılır.
KurucuDeğiştiriciBozucu
yeni ilişki doğururmevcut ilişkinin içeriğini değiştirirmevcut ilişkiyi sona erdirir
önalım, alım, geri alım hakkı · kabul beyanı · tanıma · yetkisiz temsilcinin işlemine icazet · ihraz ve işgalseçimlik borçta seçim hakkı · ayıplı malın değiştirilmesini, onarımını veya bedelden indirim isteme · aynen ifadan vazgeçip müspet zararı istemefesih · dönme · iptal · takas · azil · istifa · boşanma · mirasın reddi · mirasçılıktan çıkarma

Sınavın en sevdiği tuzak, aynen ifa ile birlikte gecikme tazminatı istemektir: bu hak kullanıldığında ne yeni bir ilişki kurulur ne de mevcut ilişki değişir, sözleşme aynen sürer. Bu yüzden yenilik doğuran hak değildir. Buna karşılık aynen ifadan vazgeçip müspet zararı istemek ilişkinin içeriğini değiştirdiği için değiştirici yenilik doğuran haktır.

E. Def'i ile İtiraz Ayrımı

Borçlunun maddi hukuka dayanan iki savunması vardır ve ikisi birbirine karıştırılır. Def'i, borçlunun borcun varlığını kabul etmekle birlikte özel bir sebeple ifadan kaçınmasına imkân veren haktır. İtiraz ise borcun hiç doğmadığı ya da sona erdiği yolundaki savunmadır.

Ayrımın pratik sonucu usuldedir: def'i bir hakka dayandığı için hâkim tarafından kendiliğinden gözetilemez, hak sahibinin ileri sürmesi gerekir; itiraz bir olaya dayandığı için hâkim tarafından resen dikkate alınır ve menfaati olan herkes ileri sürebilir. Kesin hükümsüzlük hâlleri, ifa, ibra ve hak düşürücü sürenin geçmesi itiraz; zamanaşımı, takas, ödemezlik ve tartışma ise def'idir.

Def'iler etkisine göre ikiye ayrılır. Kesin def'i ifadan sürekli kaçınma hakkı verir — zamanaşımı ve takas def'i böyledir. Geçici def'i yalnız bir süre kaçınma imkânı tanır; ödemezlik def'i, tartışma def'i ve rehnin önce paraya çevrilmesi def'i bu gruptadır. Dayanağına göre ise bağımlı ve bağımsız def'i ayrımı yapılır: ödemezlik def'i karşı tarafın edim borcuna bağlıyken, zamanaşımı def'i başka bir hakka değil doğrudan bir olaya dayanır.

Örnek olay

(A) ile (B) bir futbol karşılaşması üzerine bahse tutuşmuş, kaybedenin kazanana 60.000 TL ödeyeceğini kararlaştırmışlardır. Bahsi (B) kaybetmiş, 40.000 TL'yi elden ödemiş, kalan 20.000 TL için (A)'ya adi borç senedi vermiştir. (A) senedi, bahsin varlığını bilen (C)'ye devretmiştir. Bir süre sonra (B), (A)'nın maç sonucunu etkilemek için oyunculardan biriyle anlaştığını öğrenmiştir. Ayrıca (A)'nın (B)'ye, üç yıl önce ödünç verdiği ve hâlâ ödenmeyen 15.000 TL'lik ayrı bir alacağı vardır; bu alacak için zamanaşımı süresi henüz dolmamıştır.

Değerlendirme: Bahisten doğan borç doğuştan eksik borçtur; alacak hakkında dava açılamaz ve takip yapılamaz (TBK m. 604). Bu yüzden (A) kalan 20.000 TL için icra takibi başlatamaz. Kalan alacağın bir senede bağlanmış olması sonucu değiştirmez: kumar veya bahis borcu için imzalanmış adi borç senedi üçüncü kişiye devredilmiş olsa bile ona dayanarak dava açılamaz (TBK m. 605). (C) adi borç senedini devralmıştır ve bahisten haberdardır; kıymetli evrakın iyiniyetli üçüncü kişilere sağladığı koruma burada işlemez, dolayısıyla (C) de talepte bulunamaz.

Ödenmiş olan 40.000 TL bakımından kural, isteyerek yapılan ödemenin geri alınamamasıdır. Ancak (A) bahse hile karıştırmıştır; kanunun saydığı üç istisnadan biri gerçekleştiği için (B) ödediğini geri isteyebilir (TBK m. 605). Burada (B)'nin dayandığı sebep ifa edilmiş bir borcun iadesidir, ifadan kaçınma değildir.

Dava açılması hâlinde hâkimin tutumu iki alacakta farklıdır. Bahis alacağı bakımından hâkim, dosyadan alacağın bahisten doğduğunu anladığı anda kendiliğinden davayı reddeder; (B)'nin bir savunma ileri sürmesi gerekmez, çünkü burada bir def'i değil, kanunun doğrudan tanıdığı bir sonuç vardır. Ödünçten doğan 15.000 TL bakımından ise durum tersidir: o alacak tam borçtur, zamanaşımı da dolmamıştır; (B) bu borcu ödemek zorundadır. Zamanaşımı dolmuş olsaydı bile hâkim bunu resen gözetemez, (B)'nin zamanaşımı def'ini ileri sürmesi gerekirdi. Aynı olayda eksik borç ile tam borcun yan yana durması, sınavda tam bu ayrımı ölçmek için kurgulanır.

Son olarak (B), (A)'dan olan muaccel bir alacağı bulunsaydı takas beyanında bulunarak borcunu sona erdirebilirdi; takas bozucu yenilik doğuran bir haktır ve tek taraflı beyanla kullanılır. Ne var ki kumar ve bahisten doğan borçlar takasa elverişli değildir; bu borçlar kefalet ve rehinle de güvence altına alınamaz, ceza koşuluna da bağlanamaz.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2024 HMGS
Bir sözleşmenin yalnızca tarafları arasında hüküm ve sonuç doğurması, borçlar hukukuna hâkim olan aşağıdaki ilkelerden hangisinin sonucudur?
A) Dürüstlük
B) Karşılıklılık
C) İrade özerkliği
D) Kanunilik
E) Nispilik
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 2 2025 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
A ile B'nin bir konuda bahse girmeleri üzerine yaptıkları sözleşmede bahsi kaybedenin, kazanana 50.000 lira ödeyeceği kararlaştırılır. Bahsi kaybeden B, A'ya 30.000 lira öder ve geriye kalan 20.000 lira için ise adi borç senedi düzenler. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre olayla ilgiliI.A, bakiye 20.000 liralık alacağı için kural olarak icra takibi yapabilir.II.A'nın bahse hile karıştırması durumunda B yapmış olduğu 30.000 liralık ödemeyi geri alabilir.III.A, 20.000 liralık adi borç senedini bahisten haberdar olan üçüncü kişiye devrederse bu kişi kural olarak anılan alacak için dava açabilir. İfadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 3 2021 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
Aşağıdakilerden hangisi alacak hakkının nispiliği ilkesinin istisnalarından biri değildir?
A) Tam üçüncü kişi yararına sözleşmeler
B) Genel işlem koşulu içeren sözleşmeler
C) Tapu siciline şerh edilen ön alım hakları
D) Üçüncü kişileri koruyucu etkili sözleşmeler
E) Aile konutuna ilişkin kira sözleşmesine taraf olmayan eşin, kiralayana yapacağı bildirimle taraf haline gelmesi
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 4 2016 İDARİ HAKİMLİK
Bir satış sözleşmesinde alıcının, ayıptan doğacak haklarını kullanabilmek için teslim aldığı malı gözden geçirip ayıpları satıcıya bildirmesi hukuken nasıl adlandırılır?
A) Külfet
B) Asli edim yükümü
C) Yan yüküm
D) Yan edim yükümü
E) Borç
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 5 Çıkmış soru
Borç ilişkisinden doğan haklar, kural olarak sadece alacaklı ve borçlu arasında sonuç doğurur. Alacaklı, bu hakkını sadece borçluya karşı ileri sürebilir. Yukarıda verilen bilgi borçlar hukukunun hangi temel ilkesi ile ilgilidir?
A) Nispilik
B) Eşitlik
C) Sözleşme serbestisi
D) İvazlılık (Karşılıklılık)
E) Dürüstlük
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 6 2012 ADLİ HAKİMLİK
Alacak hakkı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Bir yararlanma hakkıdır.
B) Bir mal varlığı hakkıdır.
C) Nispi bir haktır.
D) Sayısı ve içeriği, belirli tip ve konularla sınırlı bir haktır.
E) Geçici bir haktır.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 7 2016 ADLİ HAKİMLİK
Türk borçlar hukukuna göre, aşağıdakilerden hangisi borç ilişkisinin içerdiği yan (fer'i) haklardan biri değildir?
A) Defi
B) Hapis
C) Kefalet
D) Gecikme tazminatı
E) Faiz
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 8 2006 ADLİ HAKİMLİK
Aşağıdakilerden hangisi değiştirici yenilik doğuran bir haktır?
A) Mirasçılıktan çıkarma
B) Fesih hakkı
C) Mirasın reddi
D) İptal hakkı
E) Aynen ifadan vazgeçip müspet zararın tazminini talep etme hakkı
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 9 2012 ADLİ HAKİMLİK
Aşağıdakilerden hangisi yenilik doğuran haklardan biri değildir?
A) Seçimlik borçlarda seçim hakkı
B) Takas
C) Aynen ifa ile birlikte gecikme tazminatı talep etme hakkı
D) Aynen ifadan vazgeçerek müspet zararın tazminini talep etme hakkı
E) Mirasın reddi
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 10 2010 İDARİ HAKİMLİK
Defi hakları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Defi hakları, yararlanma hakları arasında yer alır.
B) Defi hakları sayesinde hak sahibi tek taraflı irade beyanıyla başka bir kişinin hukuki alanını etkilemektedir.
C) Defi hakları bir anlamda borçluya tanınmış olan savunma araçlarıdır.
D) Defi hakkının ileri sürülmesi durumunda, karşı tarafın hakkı mevcut olmakla beraber, hukuk düzenince defi hakkını ileri sürene borcunu ifa etmeme hakkı tanınmış olur.
E) İtiraz bir olay olduğu ve hâkim tarafından resen göz önünde tutulduğu hâlde, defi bir haktır ve kullanılması hak sahibinin ileri sürmesine bağlıdır.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 11 2012 İDARİ HAKİMLİK
Aşağıdakilerden hangisi, kural olarak borçlar hukukuna hâkim olan ilkelerden biri değildir?
A) İrade özgürlüğü ilkesi
B) Nispilik ilkesi
C) Sınırlı sayıda olma ilkesi
D) Üçüncü kişi aleyhine borç kurulamaması ilkesi
E) Kusur sorumluluğu ilkesi
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 12 2012 SAYIŞTAY
Alacak ve talep hakkı bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Bir borç ilişkisinin alacaklıya verdiği en önemli yetki; alacaklının, borçludan alacağını talep etme yetkisidir.
B) Alacak hakkı ile talep hakkı aynı kavramlar olmayıp aralarında bazı farklılıklar vardır.
C) Bazı durumlarda alacak hakkı doğduğu hâlde talep hakkı henüz doğmayabilir.
D) Alacak hakkı sona ererse talep hakkı da buna bağlı olarak mutlaka sona erer.
E) Alacak hakkı, alacaklıya talep hakkı dışında başka yetkiler de temin eder.
Cevabı göster
Cevap: D.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 5 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 1
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun kumar ve bahse ilişkin hükümlerine göre, bu oyunlardan doğan borçlarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Kumar için bilerek verilen ödünç para ve avans hakkında da dava açılamaz, icra takibi yapılamaz.
B) Bu borç için imzalanan adi borç senedi üçüncü bir kişiye devredilmiş olsa bile ona dayanılarak takip yapılamaz.
C) Kumardan doğan borç geçerli biçimde doğar; yalnızca dava ve icra takibi yoluyla elde edilmesi mümkün değildir.
D) Diğer taraf oyuna veya bahse hile karıştırmışsa isteyerek yapılmış olan ödemenin geri istenmesi mümkündür.
E) Borsada işlem gören malların fiyat farkı esasına dayanan her vadeli satışı, niteliğine bakılmaksızın kumar hükümlerine tabidir.
Cevabı göster
Cevap: E. Kanun, borsada işlem gören malların, yabancı paraların ve kıymetli evrakın fiyat farkı esası üzerine yapılan vadeli satışlarını kumar hükümlerine ancak kumar ve bahis niteliğinde oldukları takdirde bağlar. Nitelik koşulunu aramadan her vadeli borsa işlemini bu kapsama sokan E seçeneği kanunun aradığı sınırlamayı düşürdüğü için yanlıştır. Diğer seçenekler TBK m. 604 ve 605'in doğrudan sonuçlarıdır.

Şık analizi

A) Kanun, kumar için bilerek verilen avansı ve ödünç parayı asıl borçla aynı rejime tabi tutar. Bu ifade doğrudur, aranan yanlış ifade değildir.
B) Senede bağlanmış olmak kumar borcunu tam borca çevirmez; senedin devri de sonucu değiştirmez. Bu ifade doğrudur.
C) Eksik borcun tanımı budur: borç vardır, yalnız devlet gücüyle istenemez. Bu ifade doğrudur.
D) Hile, isteyerek yapılan ödemenin geri alınabildiği üç hâlden biridir. Bu ifade doğrudur.
Soru 2
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, bir alacaklı borçlusuna karşı açtığı davada borcun ödenmesini istemektedir. Borçlunun bu davada ileri sürebileceği savunmalarla ilgili olarak:I.Zamanaşımı bir def'idir ve borçlu ileri sürmedikçe hâkim bunu kendiliğinden dikkate alamaz.II.Borcun daha önce ifa edilmiş olması bir itirazdır ve hâkim tarafından resen gözetilir.III.Ödemezlik def'i borçluya ifadan sürekli olarak kaçınma hakkı verir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Def'i borcun varlığını kabul edip özel bir sebeple ifadan kaçınma hakkı verdiği için hâkim tarafından kendiliğinden gözetilemez; zamanaşımı bu gruptadır, dolayısıyla I doğrudur. İfa borcu sona erdiren bir olaydır ve itiraz sayılır; itirazı hâkim resen dikkate alır, bu yüzden II de doğrudur. Ödemezlik def'i ise kesin değil geçici def'idir: karşı taraf kendi edimini sunana kadar kaçınma imkânı verir, sürekli kaçınma hakkı vermez. III yanlıştır.

Şık analizi

A) Bu seçenek, ifanın bir itiraz olduğunu ve hâkim tarafından resen gözetildiğini gözden kaçırır; II de doğrudur.
B) Bu seçenek ödemezlik def'ini kesin def'i sayar; oysa o, karşı edim sunulana kadar işleyen geçici bir def'idir.
D) Bu seçenek doğru olan I'i dışarıda bırakır ve yanlış olan III'ü içeri alır.
E) Bu seçenek geçici def'i ile kesin def'i ayrımını hiç yapmamış olur; III bu yüzden elenir.
Soru 3
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, mevcut bir hukuki ilişkiyi tek taraflı beyanla sona erdiren bozucu yenilik doğuran hakka aşağıdakilerden hangisi örnek gösterilebilir?
A) Önalım
B) İcazet
C) Takas
D) Yenileme
E) Temlik
Cevabı göster
Cevap: C. Bozucu yenilik doğuran hak, mevcut hukuki ilişkiyi hak sahibinin tek taraflı beyanıyla sona erdiren haktır. Takas beyanı karşılıklı iki alacağı az olanı tutarında sona erdirdiği ve bunun için karşı tarafın katılmasına gerek bulunmadığı için tam olarak bu gruba girer. Diğer seçeneklerde ya yeni bir ilişki kurulmakta ya da sonuç tek taraflı beyanla değil, iki tarafın anlaşmasıyla doğmaktadır.

Şık analizi

A) Önalım hakkı kullanıldığında hak sahibiyle malik arasında yeni bir satış ilişkisi doğar; kurucu yenilik doğuran haktır.
B) İcazet, askıdaki işlemi geçerli kılarak yeni bir ilişki kurar; sona erdirmez, kurucu gruptadır.
D) Yenileme borcu sona erdirir ama tek taraflı beyanla değil, tarafların anlaşmasıyla gerçekleşir.
E) Temlik alacağı bir başkasına geçirir; ilişki sona ermez, yalnız alacaklı değişir ve devir sözleşmeyle olur.
Soru 4
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, (K) yetkili makamlardan izin alınmaksızın düzenlenen bir çekilişe katılmış ve çekiliş sonunda büyük ikramiyeyi kazanmıştır. Çekilişi düzenleyen (L), ikramiyeyi ödemeyi reddedince (K) ödenmeyen tutar için alacak davası açmıştır. Buna göre bu olayda aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Çekilişin izinsiz düzenlenmiş olması yalnızca idari yaptırım doğurur ve kazanılan alacağın dava edilebilirliğini hiçbir biçimde etkilemez.
B) Çekiliş izinsiz düzenlenmiş olsa bile kazanılan ikramiye tam borç doğurur ve (K) tarafından dava yoluyla istenebilir.
C) İzinsiz çekilişten doğan borç kesin hükümsüzdür; bu sebeple ödenmiş bir tutar varsa (L) onu geri alabilir.
D) (L) ikramiyeyi kendi isteğiyle ödemiş olsaydı, ödediği tutarı her hâlde ve koşulsuz olarak geri isteyebilirdi.
E) Yetkili makamın izni bulunmadığı için alacak hakkında dava açılamaz ve çekilişe kumara ilişkin hükümler uygulanır.
Cevabı göster
Cevap: E. Şans oyunlarında ölçüt izindir: düzenlenmesine kanun veya yetkili makamlarca izin verilmemiş piyango ve diğer şans oyunlarından doğan alacaklar hakkında dava açılamaz ve takip yapılamaz; bu durumda kumara ilişkin hükümler uygulanır. Bu yüzden E doğrudur. Çekiliş izinli olsaydı alacak tam borç sayılır ve dava edilebilirdi.

Şık analizi

A) Bu seçenek izin koşulunu yalnız idari bir mesele sayar; oysa izin, alacağın dava edilebilirliğini doğrudan belirler.
B) Bu seçenek izin ölçütünü tersine çevirir ve izinsiz oyunu da dava edilebilir sayar; kanun bunun tersini söyler.
C) Bu seçenek eksik borç ile kesin hükümsüzlüğü karıştırır. Eksik borçta borç vardır ve isteyerek yapılan ifa geçerlidir.
D) Bu seçenek kumar rejiminde isteyerek yapılan ödemenin kural olarak geri alınamayacağını gözden kaçırır.
Soru 5
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre sözleşme özgürlüğü ve bunun sınırlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Taraflar, sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde diledikleri gibi serbestçe belirleyebilir.
B) Borçlar hukukunda sınırlı sayı ilkesi geçerlidir; kanunda düzenlenmemiş bir sözleşme tipi yaratılamaz.
C) Kamu düzenine, ahlaka veya kişilik haklarına aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüz sayılır.
D) Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmüş olmadıkça hiçbir şekle bağlı tutulmamıştır.
E) Taraflarca kararlaştırılan şekle uyulmadıkça sözleşme, taraflar arasında bağlayıcı bir sonuç doğurmaz.
Cevabı göster
Cevap: B. Sözleşme özgürlüğünün doğal sonucu, borçlar hukukunda sınırlı sayı ilkesinin bulunmamasıdır: eşya hukukunda ayni haklar sınırlı sayıdayken borçlar hukukunda taraflar kanunda düzenlenmemiş yeni sözleşme tipleri yaratabilir. Bu yüzden B yanlıştır. Diğer seçenekler sırasıyla içerik özgürlüğünü, kesin hükümsüzlük sebeplerini, şekil serbestisini ve iradi şeklin sonucunu doğru biçimde yansıtır.

Şık analizi

A) İçerik özgürlüğü kanunda açıkça kurala bağlanmıştır; bu ifade doğrudur ve aranan yanlış ifade değildir.
C) Sayılan aykırılıklar kesin hükümsüzlük sebepleri arasındadır; bu ifade doğrudur.
D) Şekil bakımından kural serbestliktir, şekil istisnadır; bu ifade doğrudur.
E) Taraflar bir şekil kararlaştırmışsa ona uyulmadıkça sözleşme onları bağlamaz; bu ifade doğrudur.

Borcun Kaynakları ve Sözleşmenin K →