EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 34 / 54

Zapttan Sorumluluk

5 Hâkimlik

Hızlı özet

Satıcı yalnız malı teslim etmekle yükümlü değildir; alıcının o mal üzerinde çekişmesiz bir hukuki konum elde etmesini de sağlamalıdır. Zapttan sorumluluk bu güvencenin adıdır: üçüncü bir kişi, sözleşme kurulurken var olan bir hakka dayanarak satılanı alıcının elinden alırsa satıcı sorumlu olur.

Çerçeve

  • Zapt Kavramı ve Koşulları
  • Tam ve Kısmi Zapt
  • Davanın İhbarı
  • Zaptın Sonuçları ve Tazminat
  • Sorumsuzluk Anlaşmasının Sınırı

Tanımlar ve Şartlar

  • Üçüncü kişinin dayandığı hak, sözleşmenin kurulduğu sırada var olmalıdır.
  • Hak, satılanı alıcının elinden almaya elverişli olmalıdır — mülkiyet, sınırlı ayni hak ya da üstün bir kişisel hak.
  • Satılan fiilen veya hukuken alıcının elinden alınmış olmalıdır.
  • Alıcı, elinden alınma tehlikesini sözleşme kurulurken bilmiyor olmalıdır.
  • Tam zapt — satılanın tamamı elden çıkar.
  • Kısmi zapt — satılanın bir kısmı elden çıkar ya da satılan sınırlı ayni hakla yüklenir.
  • Hukuki zapt — mülkiyet elde kalsa da kullanma yetkisi üçüncü kişinin hakkıyla daralır.
  • Satılandan elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünlerin değeri indirilerek, ödediği satış bedelinin faiziyle geri verilmesi.
  • Satılanı elinden alan üçüncü kişiden isteyemeyeceği giderler.
  • Davayı satıcıya bildirdiği hâlde yargılama giderleri.
  • Zaptın doğrudan doğruya sebep olduğu diğer zararlar.

Kurallar

  • Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla, satılanın tamamı veya bir kısmı bir üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı bundan dolayı alıcıya karşı sorumlu olur (TBK m. 214).
  • Buna karşılık satıcı üçüncü kişinin hakkını gizlemişse, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 214).
  • Tam zaptta satılanın tamamı alıcının elinden alınır ve satış sözleşmesi kendiliğinden sona ermiş sayılır (TBK m. 217).
  • Alıcı kural olarak yalnız bu yüzden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir (TBK m. 218).
  • Alıcı, kendisine karşı açılan davayı satıcıya bildirdiğinde satıcı, durumun gereğine göre ve yargılama usulü uyarınca ya alıcının yanında davaya katılmak ya da alıcı yerine geçerek üçüncü kişiye karşı davayı takip etmek ve savunmak zorundadır (TBK m. 215).
  • Ayrıca alıcı, davayı satıcıya bildirmekle kaçınılabilecek giderleri isteyemez; ihbar edilse de doğacak yargılama ve yargılama dışı giderleri ise isteyebilir (TBK m. 217).
  • Kanun iki hâlde ihbar olmaksızın da sorumluluğun devam edeceğini söyler (TBK m. 216): alıcı bir mahkeme kararı beklemeksizin üçüncü kişinin hakkını dürüstlük kurallarına uygun olarak tanımış ve satılanı ona vermişse; ya da alıcı, üçüncü kişinin dava açmasını beklemeden satıcıyı uyuşmazlığı dava yoluyla çözmeye, aksi hâlde tahkim yoluna başvuracağı konusunda gecikmeksizin uyarmış ve bundan sonuç alamadığı için tahkim yoluna başvurmuşsa.
  • Birincisi gizlemedir: satıcı üçüncü kişinin hakkını gizlemişse, sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 214).

Sınav Notu

  • Zaptta üçüncü kişinin hakkı sözleşmenin kurulduğu sırada var olmalıdır; sonradan doğan hak zapt sorumluluğu doğurmaz.
  • Sorumluluk kusursuzdur; satıcının hakkı bilmesi aranmaz. Alıcı tehlikeyi biliyorsa satıcı, ayrıca üstlenmedikçe sorumlu olmaz (TBK m. 214).
  • Satıcı hakkı gizlemişse sorumsuzluk anlaşması kesin hükümsüzdür — sorumsuzluk kaydının tek gerçek sınırı budur.
  • Tam zaptta sözleşme kendiliğinden sona erer, ayrı bir dönme beyanı gerekmez (TBK m. 217).
  • Kısmi zaptta kural tazminattır; alıcı bu durumu bilseydi satın almayacağı anlaşılıyorsa hâkimden sözleşmenin sona ermesini isteyebilir (TBK m. 218). İki sonucun karıştırılmaması gerekir.
  • Davanın ihbarı ispat yükünü kaydırır: elverişli zamanda yapılmışsa alıcı aleyhine karar satıcıyı da bağlar; satıcı ancak kararın alıcının ağır kusuru yüzünden verildiğini ispat ederek kurtulur (TBK m. 215).
  • İhbar olmadan da sorumluluk sürer: alıcı üçüncü kişinin hakkını dürüstlüğe uygun olarak tanıyıp satılanı vermişse ya da satıcıyı gecikmeksizin uyarıp sonuç alamayınca tahkime başvurmuşsa (TBK m. 216).
  • Tam zaptta iade edilecek bedelden elde edilen veya elde edilmesi ihmal edilen ürünlerin değeri indirilir; diğer zararlar için satıcı kusursuzluğunu ispat ederek kurtulabilir (TBK m. 217).
  • Zapttan sorumlulukta özel bir zamanaşımı süresi yoktur; genel hükümler uygulanır ve süre zaptın gerçekleştiği andan işler. Ayıptaki iki yıl buraya uygulanmaz.
  • Sorumsuzluk kaydı, üçüncü kişinin hakkının sözleşmede açıkça gösterildiği hâllerde iş görür; genel ifadeler somut bir hak iddiasını örtmez.
  • Ayıpta korunan alıcının beklediği fayda, zaptta hukuki konumudur; aynı olgu ikisine birden yol açarsa alıcı elverişli olan yola dayanabilir.

Satıcı yalnız malı teslim etmekle yükümlü değildir; alıcının o mal üzerinde çekişmesiz bir hukuki konum elde etmesini de sağlamalıdır. Zapttan sorumluluk bu güvencenin adıdır: üçüncü bir kişi, sözleşme kurulurken var olan bir hakka dayanarak satılanı alıcının elinden alırsa satıcı sorumlu olur.

A. Zapt Kavramı ve Koşulları

Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla, satılanın tamamı veya bir kısmı bir üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı bundan dolayı alıcıya karşı sorumlu olur (TBK m. 214).

Koşullar dört başlıkta toplanır:

  • Üçüncü kişinin dayandığı hak, sözleşmenin kurulduğu sırada var olmalıdır.
  • Hak, satılanı alıcının elinden almaya elverişli olmalıdır — mülkiyet, sınırlı ayni hak ya da üstün bir kişisel hak.
  • Satılan fiilen veya hukuken alıcının elinden alınmış olmalıdır.
  • Alıcı, elinden alınma tehlikesini sözleşme kurulurken bilmiyor olmalıdır.

Son koşul kanunda açıkça yazılıdır: alıcı tehlikeyi biliyor idiyse satıcı, ayrıca üstlenmiş olmadıkça sorumlu olmaz. Buna karşılık satıcı üçüncü kişinin hakkını gizlemişse, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 214).

Sorumluluk için satıcının kusuru aranmaz; zapttan sorumluluk bir kusursuz sorumluluktur.

Zapt türleri de ayrılır:

  • Tam zapt — satılanın tamamı elden çıkar.
  • Kısmi zapt — satılanın bir kısmı elden çıkar ya da satılan sınırlı ayni hakla yüklenir.
  • Hukuki zapt — mülkiyet elde kalsa da kullanma yetkisi üçüncü kişinin hakkıyla daralır.

Üçünde de aranan ortak unsur aynıdır: üçüncü kişinin hakkı sözleşmenin kurulduğu sırada var olmalıdır. Sonradan doğan bir hak — diyelim satıştan sonra kurulan bir irtifak — zapt değil, satıcının borca aykırılığı olarak değerlendirilir.

B. Tam ve Kısmi Zapt

Tam zaptta satılanın tamamı alıcının elinden alınır ve satış sözleşmesi kendiliğinden sona ermiş sayılır (TBK m. 217). Ayrıca bir dönme beyanına gerek yoktur; kanun sonucu doğrudan bağlar.

Kısmi zaptta satılanın bir kısmı elinden alınmış veya satılan sınırlı ayni bir hakla yüklenmiş olur. Alıcı kural olarak yalnız bu yüzden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir (TBK m. 218). Ne var ki alıcının bu durumu bilseydi satılanı satın almayacağı durum ve koşullardan anlaşılıyorsa, alıcı hâkimden sözleşmenin sona ermesine karar vermesini isteyebilir; bu hâlde elinde kalan kısmı o zamana kadar elde ettiği yararlarla birlikte satıcıya geri verir.

Ayrım sonucu doğrudan belirler: tam zapt kendiliğinden sona erme, kısmi zapt kural olarak tazminat doğurur.

C. Davanın İhbarı

Zapt tehlikesiyle karşılaşan alıcının ilk yükümlülüğü davayı satıcıya bildirmektir. Alıcı, kendisine karşı açılan davayı satıcıya bildirdiğinde satıcı, durumun gereğine göre ve yargılama usulü uyarınca ya alıcının yanında davaya katılmak ya da alıcı yerine geçerek üçüncü kişiye karşı davayı takip etmek ve savunmak zorundadır (TBK m. 215).

Bildirimin sonucu ispat yükünü kaydırır: bildirme davaya katılmaya ve savunmaya elverişli bir zamanda yapılmışsa, alıcının aleyhinde verilen karar satıcıyı da bağlar. Satıcı ancak, alıcı aleyhine verilen hükmün alıcının ağır kusuru yüzünden verildiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir.

İhbarın yapılmamasının sonucu ikili işler: sorumluluk kendiliğinden düşmez, ama satıcı artık hakkın gerçekte üçüncü kişiye ait olmadığını ve davanın kötü yönetildiğini ileri sürebilir. Ayrıca alıcı, davayı satıcıya bildirmekle kaçınılabilecek giderleri isteyemez; ihbar edilse de doğacak yargılama ve yargılama dışı giderleri ise isteyebilir (TBK m. 217).

Kanun iki hâlde ihbar olmaksızın da sorumluluğun devam edeceğini söyler (TBK m. 216): alıcı bir mahkeme kararı beklemeksizin üçüncü kişinin hakkını dürüstlük kurallarına uygun olarak tanımış ve satılanı ona vermişse; ya da alıcı, üçüncü kişinin dava açmasını beklemeden satıcıyı uyuşmazlığı dava yoluyla çözmeye, aksi hâlde tahkim yoluna başvuracağı konusunda gecikmeksizin uyarmış ve bundan sonuç alamadığı için tahkim yoluna başvurmuşsa.

D. Zaptın Sonuçları ve Tazminat

Tam zaptta alıcının isteyebilecekleri kanunda sayılıdır (TBK m. 217):

  • Satılandan elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünlerin değeri indirilerek, ödediği satış bedelinin faiziyle geri verilmesi.
  • Satılanı elinden alan üçüncü kişiden isteyemeyeceği giderler.
  • Davayı satıcıya bildirdiği hâlde yargılama giderleri.
  • Zaptın doğrudan doğruya sebep olduğu diğer zararlar.

Satıcı ayrıca, kusursuzluğunu ispat etmedikçe alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür. Kusursuzluk ispatı yalnız bu kalem bakımından işler; iadeye ilişkin kalemler kusurdan bağımsızdır.

E. Sorumsuzluk Anlaşmasının Sınırı

Zapttan sorumluluk emredici değildir; taraflar bunu sözleşmeyle sınırlayabilir ya da kaldırabilir. İki sınır vardır ve ikisi de kanunda görünür.

Birincisi gizlemedir: satıcı üçüncü kişinin hakkını gizlemişse, sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 214). İkincisi bilgidir: alıcı tehlikeyi biliyorsa satıcı zaten sorumlu olmaz, ayrıca bir sorumsuzluk kaydına gerek kalmaz.

Sorumsuzluk kaydının yorumunda da bir ölçü vardır: kayıt, satıcının bildiği ve gizlediği hakları kapsamaz; genel ifadelerle yazılmış bir kayıt, somut bir hak iddiasını örtmeye yetmez. Uygulamada geçerli sayılan sorumsuzluk kayıtları, üçüncü kişinin hakkının sözleşmede açıkça gösterildiği ve alıcının bunu bilerek satın aldığı hâllerdir.

Zapttan sorumlulukta zamanaşımı için özel bir süre öngörülmemiştir; genel hükümler uygulanır ve süre, zaptın gerçekleştiği andan işlemeye başlar. Ayıptan sorumluluktaki iki yıllık özel süre burada uygulanmaz — iki kurumun en sık karıştırılan yanlarından biri budur.

Zapt ile ayıp arasındaki fark, korunan menfaatte de görünür. Ayıpta korunan, alıcının satılandan beklediği fayda; zaptta korunan, alıcının satılan üzerindeki hukuki konumudur. Aynı olgu bazen ikisine birden yol açar: üzerinde başkasının ipoteği bulunan bir taşınmaz hem hukuki ayıp hem kısmi zapt olarak değerlendirilebilir. Böyle bir yarışmada alıcı, koşulları gerçekleşen hangi yol daha elverişliyse ona dayanabilir.

Zapttan sorumluluğun ayıptan sorumlulukla bir başka kesişme noktası da sorumsuzluk kayıtlarındadır: her iki kurumda da satıcının ağır kusuru ya da gizlemesi kaydı geçersiz kılar. Kanun, bilerek susan satıcıyı hiçbir sözleşme kaydıyla korumaz; bu ortak ilke iki kurumun da arkasında durur.

Zapt tehlikesiyle karşılaşan alıcının elindeki bir başka imkân da ödemezlik def'idir: bedeli henüz ödememişse, zapt tehlikesi ortadan kalkıncaya kadar ödemekten kaçınabilir ve satıcıdan güvence isteyebilir. Bu imkân kanunda ayrıca sayılmasa da karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerin genel hükümlerinden doğar ve uygulamada alıcının en hızlı korunma yoludur.

Örnek olay

(F), (G)'den bir tarla satın almış ve tapuda tescil yapılmıştır. Satıştan iki yıl sonra (H), tarlanın kendisine ait olduğunu ileri sürerek (F)'ye dava açmış ve davayı kazanmıştır; (H)'nin dayandığı mülkiyet hakkı satış sözleşmesinden önce doğmuştur. (F), dava açıldığında durumu (G)'ye hiç bildirmemiştir. (F) tarladan iki yıl boyunca 120.000 TL ürün geliri elde etmiş, ayrıca tarlaya 80.000 TL değerinde sulama tesisi yaptırmıştır. Sözleşmede "satıcı zapttan sorumlu değildir" kaydı vardır; ancak (G) satış sırasında (H)'nin iddiasından haberdardır ve bunu (F)'ye hiç söylememiştir. Ayrı bir taşınmazda ise (F), satın aldığı arsanın bir kısmı üzerinde komşu lehine geçit hakkı bulunduğunu sonradan öğrenmiştir.

Değerlendirme: Tarlada tam zapt vardır: üçüncü kişi (H), sözleşmenin kurulduğu sırada var olan bir mülkiyet hakkına dayanarak satılanın tamamını (F)'nin elinden almıştır (TBK m. 214). Satıcının kusuru aranmaz; zapttan sorumluluk kusursuz sorumluluktur.

Sözleşmedeki sorumsuzluk kaydı sonucu değiştirmez. (G), (H)'nin hak iddiasını biliyor ve gizliyor olduğuna göre, sorumluluğu kaldıran anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 214). Kayıt geçerli olsaydı — (G) gerçekten habersiz olsaydı ve (F) tehlikeyi biliyor olsaydı — sonuç tersine dönerdi.

Tam zaptın sonucu kendiliğinden doğar: kanun burada sözleşmenin sona erdiğini kabul eder (TBK m. 217) ve (F)'nin ayrıca bir dönme beyanında bulunmasına gerek kalmaz.

İhbarın yapılmamış olmasının etkisi sınırlıdır ama vardır. (F) davayı (G)'ye bildirseydi, bildirim savunmaya elverişli zamanda yapıldığı için aleyhine verilen karar (G)'yi de bağlardı (TBK m. 215) ve (G) ancak davanın kötü yönetildiğini ispat ederek kurtulabilirdi. Bildirim yapılmadığına göre (G), zamanında bildirilmiş olsaydı daha elverişli bir hüküm elde edilebileceğini ispatladığı ölçüde sorumluluktan kurtulur (TBK m. 215). Ayrıca (F), davayı bildirmekle kaçınılabilecek giderleri (G)'den isteyemez; ihbar yapılsaydı da doğacak yargılama ve yargılama dışı giderleri talep edebilir (TBK m. 217).

Arsa bakımından ise kısmi zapt söz konusudur: satılan sınırlı ayni bir hakla yüklenmiştir. Kural, (F)'nin yalnız bu yüzden uğradığı zararın giderilmesini istemesidir (TBK m. 218). (F), geçit hakkını bilseydi arsayı hiç satın almayacağı durum ve koşullardan anlaşılıyorsa — örneğin arsayı yapılaşma amacıyla aldığı ve geçit hakkı yapıyı imkânsız kılıyorsa — hâkimden sözleşmenin sona ermesine karar vermesini isteyebilir. O hâlde elinde kalan kısmı, o zamana kadar elde ettiği yararlarla birlikte (G)'ye geri verir. Tam zaptın kendiliğinden, kısmi zaptın ise mahkeme kararıyla sona erme doğurması, iki kurumun en belirgin farkıdır.

Olayın süre yüzü de sorulabilir. Zapttan sorumlulukta ayıptaki gibi kısa bir özel süre yoktur; genel zamanaşımı uygulanır ve süre zaptın gerçekleştiği andan işler. (F)'nin satıştan iki yıl sonra elinden alınmış olması bu yüzden hak kaybı doğurmaz. Aynı olay ayıptan sorumluluk konusu olsaydı, devirden itibaren iki yıllık süre dolmuş olacağı için sonuç tersine dönerdi (TBK m. 231). İki kurumun süre rejimini karıştırmamak gerekir.

Son olarak (F)'nin ihbar yerine başka bir yol izlemiş olması da düşünülebilir. (F), (H) dava açmadan önce (G)'yi gecikmeksizin uyarmış, uyuşmazlığı dava yoluyla çözmesini aksi hâlde tahkim yoluna başvuracağını bildirmiş ve bundan sonuç alamadığı için tahkime başvurmuş olsaydı, satıcının sorumluluğu ihbar yapılmamış olmasına rağmen devam ederdi (TBK m. 216). Aynı sonuç, (F) mahkeme kararı beklemeksizin (H)'nin hakkını dürüstlük kurallarına uygun olarak tanıyıp tarlayı ona vermiş olsaydı da doğardı. Kanun, alıcıyı her hâlde dava açmaya zorlamamış, dürüst davranan alıcıyı korumuştur.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 5 soru eşleşti, ilk 5 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2022 ADLİ HAKİMLİK (KASIM)
Taşınır satışında satıcının zapttan sorumluluğuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Üçüncü kişinin, en geç sözleşmenin kurulduğu sırada zapt hakkına sahip olması gerekir.
B) Satıcının zapttan sorumlu olabilmesi için satılan şeyin alıcıya teslim edilmiş olması gerekir.
C) Alıcı, sözleşmenin yapıldığı sırada zapt tehlikesini fiilen biliyorsa satıcı ancak üstlendiği takdirde zapttan sorumlu olur.
D) Üçüncü kişinin, satılan şey üzerinde sahip olduğu zapt hakkını alıcıya karşı ileri sürmüş olması gerekir.
E) Satıcının zapttan sorumlu olması için kusurlu olması gerekir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 2 2017 ADLİ HAKİMLİK
Türk borçlar hukukuna göre, satış sözleşmesinde satıcının zapttan sorumluluğuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Alıcı, henüz kendisine teslim edilmemiş malın başkalarının elinde olduğunu iddia ederek satıcının zapttan sorumluluğuna gidemez.
B) Üçüncü kişinin zaptı sağlayacak üstün hakkının en geç sözleşmenin kurulduğu sırada var olması gerekir.
C) Satıcının zapttan sorumlu tutulabilmesi için, üçüncü kişinin zapt girişiminin mutlaka dava yoluyla olması gerekir.
D) Zaptı sağlayacak hak, ayni hak olabileceği gibi tapu siciline şerh verilmiş bir şahsi hak da olabilir.
E) Alıcı, zapta ilişkin davanın bildirimini davaya katılmaya ve savunmaya elverişli bir zamanda yapmışsa alıcının aleyhinde verilen hüküm, onun ağır kusuru yüzünden verildiği ispat edilmedikçe satıcı için de sonuç doğurur.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 3 2008 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
İkinci el otomobil satımıyla uğraşan A, 01.05.2007 tarihinde tekrar satmak amacıyla B'den 15.000 TL'ye bir otomobil satın almıştır. A, daha sonra bu aracı C'ye 18.000 TL'ye satmış, ancak otomobile çalıntı mal olması sebebiyle polis tarafından 15.08.2007 tarihinde el konulması üzerine otomobili C'ye teslim edememiştir. A, B'den satım bedelini ve C'ye malı teslim edememesi sebebiyle uğradığı 3.000 TL zararının tazminini istemektedir. Bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) A'nın söz konusu taleplerinden B'nin sorumlu olabilmesi için A'nın satıcı B'ye karşı durumu öğrendiği 15.08.2007 tarihinden itibaren derhal ihbarda bulunması gerekir.
B) B'nin A'ya karşı sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için A'nın 01.05.2007 tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ihbarda bulunması gerekir.
C) B'nin A'ya karşı sorumlu olabilmesi için A'nın 01.05.2007 tarihinden itibaren en geç 6 ay içerisinde sözleşmeden dönme hakkını kullanması gerekir.
D) B, A'nın taleplerinin tamamından her durumda sorumludur.
E) B, A'nın semenin iadesine ilişkin talebinden kusuru olmasa da sorumludur, ancak 3.000 TL'den kusursuz sorumlu olabilmesi için bu zararın doğrudan zarar olarak nitelendirilmesi gerekir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 4 2008 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Aşağıdakilerden hangisi satıcının zapta karşı sorumluluğu nedeniyle kanundan dolayı sorumlu olmasının şartlarından biri değildir?
A) Satılan malın alıcıya teslim edilmiş olması
B) Satış sözleşmesinin geçerli olması
C) Sözleşmenin kurulmasından sonra satıcının satılan mal üzerinde üçüncü kişi lehine zaptı sağlayacak bir üstün hak kurması
D) Alıcının zapt tehlikesini satış sözleşmesinin kurulduğu anda bilmemesi
E) Üçüncü kişinin üstün hakkını kullanarak satılanı zapt etmiş olması
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 5 2015 ADLİ HAKİMLİK
A, antika vazoyu 5.000 TL karşılığında B'ye satmış ve teslim etmiştir. Birkaç gün sonra B'nin evine giden Z, vazonun aslında kendisine ait olduğunu ve birkaç hafta önce çalındığını söyleyerek vazonun kendisine iadesini istemiş ve vazonun faturasını B'ye göstermiştir. Bunun üzerine B, vazoyu Z'ye vermiştir. Bu olaya göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) A, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe satılanın elinden alınması yüzünden B'nin uğramış olduğu diğer zararları da gidermekle yükümlüdür.
B) Z dava açmadan B vazoyu ona iade ettiği için A'nın zapta karşı sorumluluğuna gidilemez.
C) A'nın zapttan sorumluluğu sözleşme ile kaldırılmışsa B, A'dan herhangi bir talepte bulunamaz ancak bunun için A'nın, Z'nin üstün hakkını B'den bilerek gizlememiş olması gerekir.
D) B, vazoyu elinden alan Z'den işleyemeyeceği giderleri A'dan isteyebilir.
E) Vazo, Z tarafından tamir için A'ya bırakılmış olsaydı A'nın vazoyu B'ye satması hâlinde zapta karşı sorumluluk uygulama alanı bulmazdı.
Cevabı göster
Cevap: B.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 5 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 213
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre satıcının zapttan sorumlu tutulabilmesi için aranan koşullar ve bu sorumluluğun kusura bağlı olup olmadığı birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Üçüncü kişinin dayandığı hak en geç sözleşmenin kurulduğu sırada doğmuş olmalıdır; sonradan doğan hak yetmez
B) Sorumluluk kusursuzdur; satıcının üçüncü kişinin hakkını bilip bilmediği sorumluluğun doğması bakımından tek başına sonucu değiştirmeye yetmez
C) Alıcı sözleşme kurulurken elinden alınma tehlikesini biliyor olsa da satıcı her hâlde sorumlu olmaya devam eder
D) Zapta yol açan hak mülkiyet olabileceği gibi sınırlı ayni hak ya da üstün bir kişisel hak da olabilir
E) Satılanın fiilen ya da hukuken alıcının elinden alınmış olması aranır; yalnız tehlike bulunması yetmez
Cevabı göster
Cevap: C. Kanun alıcının bilmemesini açık bir koşul olarak arar: alıcı elinden alınma tehlikesini sözleşme kurulurken biliyorsa satıcı, bu sorumluluğu ayrıca üstlenmiş olmadıkça sorumlu tutulamaz. C bu koşulu yok saydığı için yanlıştır. Diğer koşullar yerindedir ve sorumluluğun kusursuz niteliği de değişmez; kusur yalnız tazminatın bazı kalemlerinde rol oynar.

Şık analizi

A) Hakkın sözleşme anında var olması zaptın temel koşuludur.
B) Zapttan sorumluluk kusursuz sorumluluktur.
D) Zapta elverişli hakların kapsamını doğru veriyor.
E) Tehlike yetmez; elden alınma gerçekleşmiş olmalıdır.
Soru 214
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre (D), (E)'den bir tarla satın almış ve tapuda tescil yapılmıştır. Sözleşmeye "satıcı zapttan sorumlu tutulamaz" kaydı konulmuştur. Satıştan sonra (F), tarlanın maliki olduğunu ileri sürerek açtığı davayı kazanmış ve tarla (D)'nin elinden çıkmıştır; (F)'nin mülkiyet hakkı satıştan önce doğmuştur. (E) satış sırasında (F)'nin iddiasını bildiği hâlde (D)'ye hiç söylememiştir. Bu olayda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Sorumsuzluk kaydı geçerli olduğu için talepte bulunamaz
B) Kayıt hükümsüzdür ve sözleşme kendiliğinden sona ermiştir
C) Kısmi zapt bulunduğu için yalnız tazminat isteyebilir
D) Satıcı kusursuz olduğu için hiç sorumlu değildir
E) Sözleşmenin sona ermesi için ayrı dönme beyanı gerekir
Cevabı göster
Cevap: B. Satıcı üçüncü kişinin hakkını gizlemişse, sorumluluğu kaldıran ya da sınırlayan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. (E) iddiayı bildiği hâlde söylemediğine göre kayıt sonuç doğurmaz. Satılanın tamamı elden çıktığı için ortada tam zapt vardır ve kanun sonucu doğrudan bağlar: sözleşme kendiliğinden sona ermiş sayılır, ayrıca bir dönme beyanı gerekmez.

Şık analizi

A) Gizleme kaydı kesin hükümsüz kılar.
C) Satılanın tamamı elden çıktığı için kısmi zapt yoktur.
D) Zapttan sorumluluk kusursuzdur; kusursuzluk kurtarmaz.
E) Tam zaptta sona erme kendiliğinden gerçekleşir.
Soru 215
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre zapt davasının satıcıya bildirilmesinin ispat yükü bakımından doğurduğu sonuç, bu bildirimin hiç yapılmamış olmasının satıcıya sağladığı savunma imkânları ve bildirim olmaksızın da sorumluluğun sürdüğü hâllerle ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Bildirim savunmaya elverişli zamanda yapılmışsa alıcı aleyhine verilen karar satıcıyı da bağlar
B) Satıcı ancak kararın alıcının ağır kusuru yüzünden verildiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir
C) Bildirim yapılmamışsa alıcı, bildirmekle kaçınılabilecek giderleri satıcıdan isteme hakkını yitirir
D) Davanın hiç bildirilmemiş olması satıcının sorumluluğunu kendiliğinden ve bütünüyle ortadan kaldırır
E) Üçüncü kişinin hakkını dürüstlüğe uygun olarak tanıyıp satılanı veren alıcı bakımından sorumluluk sürer
Cevabı göster
Cevap: D. İhbarın yapılmaması sorumluluğu kendiliğinden düşürmez; etkisi daha sınırlıdır. Satıcı bu durumda hakkın gerçekte üçüncü kişiye ait olmadığını ve davanın kötü yönetildiğini ileri sürebilir, alıcı da bildirmekle kaçınılabilecek giderleri isteyemez. D, sonucu bütünüyle ortadan kaldırdığı için yanlıştır. Kanun ayrıca iki hâlde ihbar olmaksızın da sorumluluğun sürdüğünü açıkça söyler.

Şık analizi

A) İhbarın asıl sonucu ispat yükünün kayması ve kararın satıcıyı bağlamasıdır.
B) Satıcının kurtuluş yolu ağır kusur ispatıdır.
C) İhbarla kaçınılabilecek giderler istenemez.
E) Dürüst davranan alıcıyı koruyan hâllerden biridir.
Soru 216
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre satılanın tamamının alıcının elinden alınması hâlinde sözleşmenin akıbeti hangisidir?
A) Kendiliğinden sona ermiş sayılır
B) Dönme beyanıyla sona erer
C) Hâkim kararıyla sona erer
D) Ayakta kalır, yalnız tazminat doğar
E) Baştan geçersiz sayılır
Cevabı göster
Cevap: A. Tam zaptta kanun sonucu doğrudan bağlar: satış sözleşmesi kendiliğinden sona ermiş sayılır ve alıcının ayrıca bir dönme beyanında bulunmasına gerek kalmaz. Kısmi zaptta ise sonuç farklıdır; orada kural tazminattır ve sözleşmenin sona ermesi ancak hâkim kararıyla, alıcının bu durumu bilseydi satın almayacağı anlaşılıyorsa mümkün olur.

Şık analizi

B) Dönme beyanı tam zaptta aranmaz.
C) Hâkim kararı kısmi zaptta gündeme gelir.
D) Tazminat kısmi zaptın kuralıdır.
E) Sözleşme baştan geçersiz değil, sonradan sona ermiştir.
Soru 217
Zapttan sorumlulukta satıcının kusuru gerekmez; bu sorumluluk türü nasıl adlandırılır?
A) Kusurlu
B) Müteselsil
C) Fer'î
D) Sınırlı
E) Kusursuz
Cevabı göster
Cevap: E. Zapttan sorumluluk bir kusursuz sorumluluktur: satıcının üçüncü kişinin hakkını bilmesi ya da bilebilecek durumda olması aranmaz, sorumluluk hakkın varlığına bağlanmıştır. Kusur yalnız tek bir noktada rol oynar: tam zaptta alıcının diğer zararları bakımından satıcı, kusursuzluğunu ispat ederek kurtulabilir.

Şık analizi

A) Kusur aranmadığı için kusurlu sorumluluk değildir.
B) Müteselsillik birden çok borçlunun sorumluluk biçimidir.
C) Fer'îlik asıl borca bağlılığı anlatır, kusuru değil.
D) Sorumluluğun kapsamı kanunda sınırlandırılmış değildir.

← Yarar ve Hasarın GeçişiAyıptan Sorumluluk →