Borçlar Hukuku › Başlık 38 / 54
Mal Değişimi ve Bağışlama
8 Hâkimlik
Hızlı özet
Mülkiyeti devir borcu doğuran sözleşmelerin diğer iki tipi mal değişimi ve bağışlamadır. Birincisinde karşı edim bir mal, ikincisinde hiç karşı edim yoktur; satıştan ayrıldıkları nokta budur.
Çerçeve
- Mal Değişiminde Uygulanacak Hükümler
- Bağışlamanın Unsurları ve Türleri
- Koşullu Bağışlama ve Yükleme
- Bağışlamanın Geri Alınması ve Sona Ermesi
Tanımlar ve Şartlar
- Bağışlama sözü verme — ileriye yönelik taahhüt; geçerliliği yazılı şekle, taşınmaz veya taşınmaz üzerindeki ayni hak söz konusuysa resmî şekle bağlıdır (TBK m. 288).
- Elden bağışlama — bağışlayanın bir taşınırını bağışlanana teslim etmesiyle kurulur; ayrı bir şekil aranmaz (TBK m. 289).
- Kazandırma — bağışlayanın malvarlığında azalma, bağışlananın malvarlığında çoğalma.
- Karşılıksızlık — kazandırmanın bir karşı edime bağlanmamış olması.
- Sağlararası olma — ölüme bağlı kazandırmalar miras hukukuna tabidir.
- Anlaşma — bağışlama bir sözleşmedir, tek taraflı beyanla kurulmaz.
Kurallar
- Mal değişim sözleşmesi, taraflardan birinin diğerine bir veya birden çok şeyin zilyetlik ve mülkiyetini, diğerinin de karşı edim olarak başka bir veya birden çok şeyin zilyetlik ve mülkiyetini devretmeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 282).
- Kanun ayrı bir rejim kurmaz: satış sözleşmesine ilişkin hükümler mal değişimine de uygulanır ve taraflardan her biri, vermeyi üstlendiği şey bakımından satıcı, kendisine verilmesi üstlenilen şey bakımından alıcı durumundadır (TBK m. 283).
- Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 285).
- Fiil ehliyetine sahip olan herkes, eşler arasındaki mal rejiminden veya miras hukukundan doğan sınırlamalar saklı kalmak üzere bağışlama yapabilir (TBK m. 286).
- Kabul tarafında ise daha esnek bir kural vardır: fiil ehliyeti bulunmayan kişi ayırt etme gücüne sahipse bağışlamayı kabul edebilir; ancak yasal temsilci kabulü yasaklar veya şeyin geri verilmesini emrederse bağışlama ortadan kalkar (TBK m. 287).
- Bağışlayan, bağışlamayı önerdiği malı diğer mallarından fiilen ayırmış olsa bile, bağışlananın kabulüne kadar öneriyi geri alabilir (TBK m. 293).
- Bağışlama bir koşula bağlanarak yapılabilir; yerine getirilmesi bağışlayanın ölümüne bağlı olan bağışlamada vasiyete ilişkin hükümler uygulanır (TBK m. 290).
- Bağışlayan bağışlamasına yüklemeler koyabilir ve kabul edilmiş yüklemelerin yerine getirilmesini isteyebilir (TBK m. 291).
- Bağışlayan ayrıca, bağışlananın kendisinden önce ölmesi durumunda bağışlama konusunun kendisine dönmesi koşulunu koyabilir; konu taşınmaz veya taşınmaz üzerindeki ayni hak ise bu koşul tapu siciline şerh verilebilir (TBK m. 292).
- Sorumluluk bakımından bağışlayanın konumu hafifletilmiştir: bağışlamadan doğan zarardan ağır kusuruyla sebep olmadıkça sorumlu değildir; ayrıca garanti sözü vermişse onunla sorumlu olur (TBK m. 294).
- Kanun bağışlayana, tamamlanmış bir bağışlamayı bile geri alma yetkisi tanır (TBK m. 295).
- Bağışlama sözü veren bakımından üç ek sebep vardır (TBK m. 296): elden bağışlamayı geri alma sebeplerinden biri bulunması, mali durumunun sonradan olağanüstü ağırlaşması ya da sözü verdikten sonra yeni aile yükümlülükleri doğması veya bunların önemli ölçüde ağırlaşması.
- Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve onlar sürenin sonuna kadar bu hakkı kullanabilir (TBK m. 297).
Karşılaştırma
| Nasıl kurulur | Şekil | Dayanak | |
|---|---|---|---|
| Elden bağışlama | taşınırın teslimi | aranmaz | TBK m. 289 |
| Bağışlama sözü verme | anlaşma | yazılı | TBK m. 288 |
| Taşınmaz bağışlama sözü | anlaşma | resmî | TBK m. 288 |
| Ölüme bağlı bağışlama | anlaşma | vasiyet hükümleri | TBK m. 290 |
Sınav Notu
- Mal değişiminde satış hükümleri uygulanır; her taraf verdiği şey bakımından satıcı, aldığı şey bakımından alıcıdır (TBK m. 283). Zapt ve ayıp hükümleri de uygun düştüğü ölçüde uygulanır.
- Bağışlama sağlararası ve karşılıksızdır; edinilmemiş haktan feragat ile mirasın reddi bağışlama değildir (TBK m. 285).
- Kabul tarafında ehliyet esnektir: ayırt etme gücü olan fiil ehliyetsizi kabul edebilir, ama yasal temsilci yasaklarsa veya iadeyi emrederse bağışlama ortadan kalkar (TBK m. 287).
- Bağışlama sözü verme yazılı, taşınmaz veya üzerindeki ayni hak söz konusuysa resmî şekle tabidir; elden bağışlama yalnız teslimle kurulur ve şekle bağlı değildir (TBK m. 288, TBK m. 289).
- Bağışlayan, kabule kadar öneriyi geri alabilir; malı ayırmış olması bu yetkiyi kaldırmaz (TBK m. 293).
- Ölüme bağlı bağışlamada vasiyet hükümleri uygulanır (TBK m. 290) — kurumu borçlar hukukundan çıkaran cümle budur.
- Bağışlayan zarardan yalnız ağır kusuruyla sorumludur; garanti sözü vermişse ayrıca sorumlu olur (TBK m. 294).
- Geri almada iade istem tarihindeki zenginleşme ölçüsündedir (TBK m. 295); süre, sebebin öğrenilmesinden bir yıldır ve süre dolmadan ölüm hâlinde hak mirasçılara geçer (TBK m. 297).
- Dönemsel edimli bağışlama, aksi kararlaştırılmadıkça bağışlayanın ölümüyle sona erer (TBK m. 298).
- Mali durumun olağanüstü ağırlaşması yalnız bağışlama sözü veren bakımından geri alma sebebidir; elden bağışlamada işlemez (TBK m. 296).
- Bağışlayan, bağışlananın kendisinden önce ölmesi hâlinde konunun kendisine dönmesi koşulunu koyabilir; taşınmazda bu koşul tapuya şerh verilebilir (TBK m. 292).
Mülkiyeti devir borcu doğuran sözleşmelerin diğer iki tipi mal değişimi ve bağışlamadır. Birincisinde karşı edim bir mal, ikincisinde hiç karşı edim yoktur; satıştan ayrıldıkları nokta budur.
A. Mal Değişiminde Uygulanacak Hükümler
Mal değişim sözleşmesi, taraflardan birinin diğerine bir veya birden çok şeyin zilyetlik ve mülkiyetini, diğerinin de karşı edim olarak başka bir veya birden çok şeyin zilyetlik ve mülkiyetini devretmeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 282).
Kanun ayrı bir rejim kurmaz: satış sözleşmesine ilişkin hükümler mal değişimine de uygulanır ve taraflardan her biri, vermeyi üstlendiği şey bakımından satıcı, kendisine verilmesi üstlenilen şey bakımından alıcı durumundadır (TBK m. 283). Zapttan ve ayıptan sorumluluk hükümleri de uygun düştüğü ölçüde uygulanır (TBK m. 284).
Çifte sıfat kuralının pratik sonucu, her tarafın aynı olayda hem satıcı hem alıcı hükümlerinden yararlanmasıdır; ayıp çıktığında her iki taraf da kendi aldığı şey bakımından seçimlik haklarını kullanabilir.
Mal değişimi ile satışı ayıran ölçüt karşı edimdir: karşı edim para ise satış, başka bir şey ise mal değişimi vardır. Karşı edimin bir kısmı para bir kısmı mal ise karma bir sözleşme doğar ve ağırlığa göre hangi hükümlerin uygulanacağı belirlenir. Uygulamada taşıt takaslarında görülen "üste para" düzeni bu karma tipin en yaygın örneğidir.
B. Bağışlamanın Unsurları ve Türleri
Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 285). Henüz edinilmemiş bir haktan feragat etmek veya bir mirası reddetmek bağışlama değildir.
Ehliyet iki yönden düzenlenir. Fiil ehliyetine sahip olan herkes, eşler arasındaki mal rejiminden veya miras hukukundan doğan sınırlamalar saklı kalmak üzere bağışlama yapabilir (TBK m. 286). Kabul tarafında ise daha esnek bir kural vardır: fiil ehliyeti bulunmayan kişi ayırt etme gücüne sahipse bağışlamayı kabul edebilir; ancak yasal temsilci kabulü yasaklar veya şeyin geri verilmesini emrederse bağışlama ortadan kalkar (TBK m. 287).
Kurulma bakımından iki tür ayrılır:
- Bağışlama sözü verme — ileriye yönelik taahhüt; geçerliliği yazılı şekle, taşınmaz veya taşınmaz üzerindeki ayni hak söz konusuysa resmî şekle bağlıdır (TBK m. 288).
- Elden bağışlama — bağışlayanın bir taşınırını bağışlanana teslim etmesiyle kurulur; ayrı bir şekil aranmaz (TBK m. 289).
Bağışlayan, bağışlamayı önerdiği malı diğer mallarından fiilen ayırmış olsa bile, bağışlananın kabulüne kadar öneriyi geri alabilir (TBK m. 293).
Bağışlamanın unsurları şöyle sıralanır:
- Kazandırma — bağışlayanın malvarlığında azalma, bağışlananın malvarlığında çoğalma.
- Karşılıksızlık — kazandırmanın bir karşı edime bağlanmamış olması.
- Sağlararası olma — ölüme bağlı kazandırmalar miras hukukuna tabidir.
- Anlaşma — bağışlama bir sözleşmedir, tek taraflı beyanla kurulmaz.
Dördüncü unsur en çok gözden kaçandır: bağışlama kabul edilmedikçe kurulmaz ve bu yüzden bağışlayan kabule kadar önerisini geri alabilir.
Bağışlamanın kurulma biçimleri ve şekil koşulları tek bakışta şöyledir:
| Nasıl kurulur | Şekil | Dayanak | |
|---|---|---|---|
| Elden bağışlama | taşınırın teslimi | aranmaz | TBK m. 289 |
| Bağışlama sözü verme | anlaşma | yazılı | TBK m. 288 |
| Taşınmaz bağışlama sözü | anlaşma | resmî | TBK m. 288 |
| Ölüme bağlı bağışlama | anlaşma | vasiyet hükümleri | TBK m. 290 |
Bağışlamanın karşılıksızlığı, bağışlanana hiçbir yük yüklenemeyeceği anlamına gelmez. Yükleme, kazandırmanın karşılığı değildir; bağışlanan yüklemeyi yerine getirse bile kazandırmanın değeriyle arasında bir denklik aranmaz. Denklik aranan bir düzen kurulmuşsa ortada bağışlama değil, karma bir sözleşme ya da satış bulunur. Ölçüt, tarafların kazandırmayı bir karşı edime bağlayıp bağlamadığıdır.
Bağışlamanın miras hukukuyla ilişkisi de akılda tutulmalıdır. Sağlararası yapılan bağışlamalar, bağışlayanın ölümünde saklı payların hesabında dikkate alınabilir ve koşulları varsa tenkise tabi olur. Bu, bağışlamayı geçersiz kılmaz; yalnız mirasçıların saklı payını korumaya yönelik bir denkleştirme sağlar.
C. Koşullu Bağışlama ve Yükleme
Bağışlama bir koşula bağlanarak yapılabilir; yerine getirilmesi bağışlayanın ölümüne bağlı olan bağışlamada vasiyete ilişkin hükümler uygulanır (TBK m. 290). Bu ikinci cümle önemlidir: ölüme bağlı kazandırma artık borçlar hukukunun değil miras hukukunun rejimine girer.
Bağışlayan bağışlamasına yüklemeler koyabilir ve kabul edilmiş yüklemelerin yerine getirilmesini isteyebilir (TBK m. 291). Kamu yararına konulmuş bir yüklemenin yerine getirilmesini isteme yetkisi, bağışlayanın ölümünden sonra ilgili kamu kurumuna geçer.
Bağışlayan ayrıca, bağışlananın kendisinden önce ölmesi durumunda bağışlama konusunun kendisine dönmesi koşulunu koyabilir; konu taşınmaz veya taşınmaz üzerindeki ayni hak ise bu koşul tapu siciline şerh verilebilir (TBK m. 292).
Sorumluluk bakımından bağışlayanın konumu hafifletilmiştir: bağışlamadan doğan zarardan ağır kusuruyla sebep olmadıkça sorumlu değildir; ayrıca garanti sözü vermişse onunla sorumlu olur (TBK m. 294).
D. Bağışlamanın Geri Alınması ve Sona Ermesi
Kanun bağışlayana, tamamlanmış bir bağışlamayı bile geri alma yetkisi tanır (TBK m. 295). Bağışlayan, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde iadesini isteyebilir. Sebepler üç başlıkta toplanır: bağışlanan, bağışlayana ya da yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse; bağışlayana veya ailesinden birine karşı kanunun yüklediği bir ödevi önemli ölçüde çiğnemişse; yüklemeli bağışlamada yüklemeyi haklı bir sebep olmaksızın yerine getirmemişse. İkinci sebepteki ödev yalnız aile hukukundan doğanlarla sınırlı değildir.
Bağışlama sözü veren bakımından üç ek sebep vardır (TBK m. 296): elden bağışlamayı geri alma sebeplerinden biri bulunması, mali durumunun sonradan olağanüstü ağırlaşması ya da sözü verdikten sonra yeni aile yükümlülükleri doğması veya bunların önemli ölçüde ağırlaşması.
Süre kısadır: bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir. Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve onlar sürenin sonuna kadar bu hakkı kullanabilir (TBK m. 297).
Son olarak, aksi kararlaştırılmamışsa dönemsel edimleri içeren bağışlama, bağışlayanın ölümüyle sona erer (TBK m. 298).
Örnek olay
(K), yeğeni (L)'ye bir tabloyu elden teslim ederek bağışlamış; ayrıca (L)'ye her ay 5.000 TL ödemeyi yazılı olarak taahhüt etmiştir. Bir de sahibi olduğu daireyi (L)'ye bağışlamayı sözlü olarak vaat etmiştir. Bir yıl sonra (L), (K)'ya karşı ağır bir suç işlemiş; (K) bunu 1 Mart'ta öğrenmiş ve 1 Kasım'da bağışlamaları geri almak istemiştir. (K) bu arada ölmüş, mirasçıları hakkı kullanmak istemektedir. Ayrı bir ilişkide (K), (M) ile arabasını (M)'nin motosikletiyle değişmiş; motosiklette gizli bir ayıp çıkmıştır.
Değerlendirme: Tablo bakımından elden bağışlama vardır: bağışlayanın bir taşınırını bağışlanana teslim etmesiyle kurulur ve ayrı bir şekil aranmaz (TBK m. 289). Bağışlama tamamlanmıştır.
Aylık ödeme taahhüdü bir bağışlama sözü vermedir ve geçerliliği yazılı şekle bağlıdır (TBK m. 288); yazılı yapıldığına göre geçerlidir. Ayrıca dönemsel edim içerdiği için, aksi kararlaştırılmamışsa bağışlayanın ölümüyle sona erer (TBK m. 298). (K) öldüğüne göre mirasçılar bu ödemeyi sürdürmekle yükümlü değildir.
Daire bakımından ise sonuç kesindir. Bir taşınmazın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği resmî şekle bağlıdır (TBK m. 288); sözlü vaat kesin hükümsüzdür ve (L) hiçbir talepte bulunamaz. Tablo için şekil aranmamasıyla daire için resmî şekil aranması arasındaki fark, kurumun elden bağışlama ile sözü verme ayrımından doğar.
Geri alma bakımından sebep gerçekleşmiştir: bağışlananın bağışlayana karşı ağır bir suç işlemesi kanunda sayılan geri alma sebeplerindendir (TBK m. 295). İade, (L)'nin istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde yapılır; tabloyu elden çıkarmış ve karşılığını tüketmişse iade borcu o ölçüde daralır.
Süre de tutmaktadır. Bağışlayan, sebebi öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde geri alabilir (TBK m. 297); (K) 1 Mart'ta öğrenmiş, 1 Kasım'da hakkını kullanmak istemiştir ve süre dolmamıştır. (K) bir yıl dolmadan öldüğüne göre geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve onlar sürenin sonuna — yani ertesi yılın 1 Mart'ına — kadar bu hakkı kullanabilir. Süre dolduktan sonra ölüm gerçekleşseydi mirasçılara geçecek bir hak kalmazdı.
Bir varsayım daha eklenirse rejim tamamlanır. (K), aylık ödeme taahhüdünü henüz yerine getirmemişken mali durumu olağanüstü ağırlaşsaydı, bağışlama sözünü geri alabilir ve ifadan kaçınabilirdi (TBK m. 296); bu sebep yalnız sözü veren bakımından tanınmıştır, elden bağışlamada işlemez. Aynı şekilde (K) tabloyu bağışlarken "(L) benden önce ölürse tablo bana döner" koşulunu koymuş olsaydı bu geçerli olurdu; konu taşınmaz olsaydı dönme koşulu tapuya şerh de verilebilirdi (TBK m. 292).
Araba ile motosikletin değişiminde mal değişim sözleşmesi vardır (TBK m. 282). Kanun ayrı bir rejim kurmaz: satış hükümleri uygulanır ve taraflardan her biri verdiği şey bakımından satıcı, aldığı şey bakımından alıcı sayılır (TBK m. 283). Motosiklette gizli ayıp çıktığına göre (K), alıcı sıfatıyla ayıptan sorumluluk hükümlerine dayanır ve dört seçimlik haktan birini kullanabilir; ayıbı ortaya çıkınca hemen bildirmesi ve devirden itibaren iki yıllık süreye uyması gerekir. Aynı olayda arabada da bir ayıp çıksaydı, bu kez (M) alıcı sıfatıyla aynı hakları kullanırdı — çifte sıfatın pratik anlamı budur.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 8 soru eşleşti, ilk 8 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 Çıkmış soru
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2024 İYÖS
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2020 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2011 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2009 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2025 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2014 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2012 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 5 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.