Borçlar Hukuku › Başlık 27 / 54
Koşullar
7 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu
Hızlı özet
Taraflar bir sözleşmenin hüküm doğurmasını ya da hükümlerini yitirmesini, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bağlayabilir. Koşul budur ve sözleşme özgürlüğünün doğal bir uzantısıdır.
Çerçeve
- Geciktirici Koşul ve Hükümleri
- Bozucu Koşul ve Hükümleri
- Askı Döneminde Tarafların Durumu
- Koşulun Gerçekleşmesine Engel Olma
- Geçersiz ve Ahlaka Aykırı Koşullar
- Koşul ile Vade ve Yükleme Ayrımı
Tanımlar ve Şartlar
- Kuruluş — sözleşme geçerli olarak kurulmuştur, taraflar bağlıdır.
- Askı — hükümler doğmamıştır; beklenen hak korunur (TBK m. 171).
- Gerçekleşme — hükümler o andan başlayarak doğar (TBK m. 170).
- Gerçekleşmeme — sözleşme hiç hüküm doğurmadan ortadan kalkar.
- İradi koşul gerçekleşmesi taraflardan birinin iradesine bağlı olan koşuldur.
- Tesadüfi koşul tarafların iradesi dışındaki bir olguya bağlıdır.
- Karma koşul ikisini birlikte taşır; sınavda en sık sorulan tür budur.
- Borçlu, borcun gereği gibi ifasını engelleyecek her türlü davranıştan kaçınmakla yükümlüdür.
- Koşula bağlı hakkı tehlikeye düşürülen alacaklı, koşula bağlı olmayan alacaklıların başvurabileceği koruma önlemlerini alabilir.
- Koşulun gerçekleşmesinden önce yapılan tasarruflar, koşulun hükümlerini zedelediği oranda geçersiz olur.
- Koşula bağlı alacaklı henüz alacak hakkına sahip değildir; beklenen hakkı vardır ve korunur.
- Borçlu sözleşmeyle bağlıdır; tek taraflı olarak dönemez ve ifayı engelleyecek davranıştan kaçınır.
- Üçüncü kişiler bakımından askı dönemi tasarrufları, koşulun hükümlerini zedelediği oranda geçersizdir.
- Semereler koşul gerçekleşirse elde tutanda kalır, gerçekleşmezse iade edilir (TBK m. 172).
- Taraflardan biri koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır.
- Taraflardan biri koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kurallarına aykırı biçimde sağlarsa, koşul gerçekleşmemiş sayılır.
- Vade — olgu kesin, borç doğmuş, yalnız ifa ertelenmiş.
- Geciktirici koşul — olgu belirsiz, sözleşme kurulmuş, hüküm doğmamış.
- Yükleme — kazandırma derhâl hüküm doğurmuş, yerine getirilmezse iade istenir.
Kurallar
- Bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi belirsiz bir olguya bırakılmışsa sözleşme geciktirici koşula bağlanmıştır (TBK m. 170).
- Bozucu koşulda yön terstir: sözleşme kurulduğu andan itibaren hüküm doğurur, ama sona ermesi belirsiz bir olguya bırakılmıştır (TBK m. 173).
- Tarafların gerçek ve ortak iradesi esas alınır (TBK m. 19); metin açık değilse edimin hemen ifa edilip edilmediğine, semerelerin kime bırakıldığına ve riski kimin taşıdığına bakılır.
- Koşul, taraflardan birinin bizzat yerine getirmesi gerekli bir davranış değilse, o tarafın ölümü hâlinde mirasçısı onun yerine geçebilir (TBK m. 174).
- Bir koşul, hukuka veya ahlaka aykırı bir yapma ya da yapmama fiilini sağlamak amacıyla konulmuşsa, bu koşula bağlı hukuki işlem kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 176).
Sınav Notu
- Koşulun belirleyici unsuru olgunun belirsizliğidir. Gerçekleşmesi kesin olan olgu vadedir; baştan imkânsız olgu geciktirici koşulsa işlemi etkisiz bırakır, bozucu koşulsa yazılmamış sayılır.
- Geciktirici koşulda sözleşme kurulmuştur ama hüküm doğurmaz; aksi kararlaştırılmamışsa koşulun gerçekleştiği andan başlayarak hüküm ifade eder (TBK m. 170). Kural ileriye etkidir, geçmişe etki taraf iradesiyle kararlaştırılabilir.
- Bozucu koşulda sözleşme baştan hüküm doğurur, koşul gerçekleşince hükümleri ortadan kalkar; aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça sona erme geçmişe etkili olmaz (TBK m. 173).
- Askı döneminde borçlu ifayı engelleyecek davranıştan kaçınır, alacaklı koruma önlemi alabilir ve bu dönemde yapılan tasarruflar koşulun hükümlerini zedelediği oranda geçersizdir (TBK m. 171). Geçersizlik tam değil, orantılıdır.
- Ara dönemin yararları: koşul gerçekleşirse şeyi elinde tutan alacaklıda kalır, gerçekleşmezse geri verilir (TBK m. 172).
- Koşul bizzat yerine getirilmesi gerekli bir davranış değilse, ölüm hâlinde mirasçı yerine geçebilir (TBK m. 174).
- Dürüstlüğe aykırı engelleme koşulu gerçekleşmiş, dürüstlüğe aykırı sağlama ise gerçekleşmemiş sayar (TBK m. 175). Yaptırım tazminat değil, varsayımdır ve iki yönlüdür.
- Hukuka veya ahlaka aykırı bir fiili sağlamak amacıyla konulan koşulda geçersiz olan koşul değil, işlemin tamamıdır (TBK m. 176) — kesin hükümsüzlük.
- Yükleme ile koşul ayrımı: yüklemede kazandırma derhâl hüküm doğurur ve yerine getirilmezse iade istenir; koşulda kazandırmanın kendisi askıdadır.
- Aynı olgu, sözleşmedeki yerine göre geciktirici ya da bozucu koşul olabilir; ayıran soru, belirsiz olguya bağlananın sözleşmenin doğması mı sona ermesi mi olduğudur.
- İmkânsız koşul: geciktiriciyse işlem etkisiz kalır, bozucuysa yazılmamış sayılır ve işlem koşulsuz hüküm doğurur.
Taraflar bir sözleşmenin hüküm doğurmasını ya da hükümlerini yitirmesini, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bağlayabilir. Koşul budur ve sözleşme özgürlüğünün doğal bir uzantısıdır. Belirleyici unsur olgunun belirsizliğidir: gerçekleşeceği kesin olan bir olgu koşul değil vadedir, gerçekleşmesi baştan imkânsız bir olgu geciktirici koşul olarak konulmuşsa işlemi etkisiz bırakır, bozucu koşul olarak konulmuşsa yazılmamış sayılır ve işlem koşulsuz hüküm doğurur.
A. Geciktirici Koşul ve Hükümleri
Bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi belirsiz bir olguya bırakılmışsa sözleşme geciktirici koşula bağlanmıştır (TBK m. 170). Sözleşme kurulmuştur ve geçerlidir; ertelenen, hükümlerini doğurmasıdır.
Aksi kararlaştırılmamışsa geciktirici koşula bağlı sözleşme ancak koşulun gerçekleştiği andan başlayarak hüküm ifade eder. Kanunun kabul ettiği ilke geçmişe etki değil, ileriye etkidir; taraflar isterlerse sözleşmeyle geçmişe etkiyi kararlaştırabilirler. Sınavda en çok ölçülen ayrıntı bu "aksi kararlaştırılmamışsa" kaydıdır: kural ileriye etki, istisna taraf iradesidir.
Koşul gerçekleşmezse sözleşme hiç hüküm doğurmadan ortadan kalkar; gerçekleşmeyeceği kesinleştiği anda taraflar bağlılıktan kurtulur.
Geciktirici koşulun üç aşaması ayrı ayrı sonuç doğurur:
- Kuruluş — sözleşme geçerli olarak kurulmuştur, taraflar bağlıdır.
- Askı — hükümler doğmamıştır; beklenen hak korunur (TBK m. 171).
- Gerçekleşme — hükümler o andan başlayarak doğar (TBK m. 170).
- Gerçekleşmeme — sözleşme hiç hüküm doğurmadan ortadan kalkar.
B. Bozucu Koşul ve Hükümleri
Bozucu koşulda yön terstir: sözleşme kurulduğu andan itibaren hüküm doğurur, ama sona ermesi belirsiz bir olguya bırakılmıştır (TBK m. 173). Koşul gerçekleştiği anda sözleşmenin hükümleri ortadan kalkar.
Burada da bir varsayım kuralı vardır ve geciktirici koşuldakiyle simetriktir: aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça sona erme geçmişe etkili olmaz. Yani koşul gerçekleşene kadar doğmuş haklar ve yapılmış ifalar ayakta kalır; tasfiye yalnız ileriye doğrudur.
Bozucu koşul gerçekleşmezse sözleşme koşulsuz bir sözleşme gibi varlığını sürdürür.
İki koşul türünü ayıran soru tektir: belirsiz olguya bağlanan şey sözleşmenin doğması mı, sona ermesi mi? Aynı olgu sözleşmedeki yerine göre ikisinden biri olabilir. "Kredi çıkarsa satış hüküm doğurur" geciktirici, "kredi çıkmazsa satış sona erer" bozucu koşuldur; ekonomik sonuç yakın olsa da askı dönemindeki hukuki durum bambaşkadır. Birincisinde alıcı henüz hak sahibi değildir, ikincisinde hak sahibidir ve hakkını yitirme riski taşır.
Ayrımın sözleşme metninden okunamadığı durumlarda yorum kuralları devreye girer. Tarafların gerçek ve ortak iradesi esas alınır (TBK m. 19); metin açık değilse edimin hemen ifa edilip edilmediğine, semerelerin kime bırakıldığına ve riski kimin taşıdığına bakılır. Edim derhâl yerine getirilmiş ve semereler karşı tarafa bırakılmışsa bozucu koşul, ifa beklemeye alınmışsa geciktirici koşul bulunduğu sonucuna varılır.
Koşulun tarafı bakımından da bir ayrım yapılır:
- İradi koşul gerçekleşmesi taraflardan birinin iradesine bağlı olan koşuldur.
- Tesadüfi koşul tarafların iradesi dışındaki bir olguya bağlıdır.
- Karma koşul ikisini birlikte taşır; sınavda en sık sorulan tür budur.
C. Askı Döneminde Tarafların Durumu
Koşulun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belli olmadığı döneme askı dönemi denir. Kanun bu dönemde üç kural koyar (TBK m. 171):
- Borçlu, borcun gereği gibi ifasını engelleyecek her türlü davranıştan kaçınmakla yükümlüdür.
- Koşula bağlı hakkı tehlikeye düşürülen alacaklı, koşula bağlı olmayan alacaklıların başvurabileceği koruma önlemlerini alabilir.
- Koşulun gerçekleşmesinden önce yapılan tasarruflar, koşulun hükümlerini zedelediği oranda geçersiz olur.
Üçüncü kural askı döneminin asıl güvencesidir. Koşula bağlı alacaklı henüz hak sahibi değildir, ama beklenen hakkı korunur: borçlunun bu arada yaptığı devir, rehin ya da ayni hak kurma işlemi, koşul gerçekleştiğinde alacaklının hakkını zedelediği ölçüde hüküm doğurmaz. Geçersizlik tam değil, zedeleme oranındadır.
Askı döneminde elde edilen yararlar ayrıca düzenlenir (TBK m. 172). Borcun konusunu oluşturan şey kendisine verilmiş olan alacaklı, koşul gerçekleşirse o ana kadar elde ettiği yararların sahibi olur; koşul gerçekleşmezse elde ettiği yararları geri vermekle yükümlüdür. Kural, ileriye etki ilkesinin doğal sonucudur: koşul gerçekleştiğinde hak baştan doğmuş sayılmasa da, ara dönemin semereleri elinde kalana bırakılır.
Koşulun kişiye bağlı olup olmaması da sonucu değiştirir. Koşul, taraflardan birinin bizzat yerine getirmesi gerekli bir davranış değilse, o tarafın ölümü hâlinde mirasçısı onun yerine geçebilir (TBK m. 174). Kişiye sıkı sıkıya bağlı davranışlarda ise devir mümkün değildir ve koşul gerçekleşmemiş sayılır.
Askı döneminde tarafların hukuki durumu şöyle özetlenir:
- Koşula bağlı alacaklı henüz alacak hakkına sahip değildir; beklenen hakkı vardır ve korunur.
- Borçlu sözleşmeyle bağlıdır; tek taraflı olarak dönemez ve ifayı engelleyecek davranıştan kaçınır.
- Üçüncü kişiler bakımından askı dönemi tasarrufları, koşulun hükümlerini zedelediği oranda geçersizdir.
- Semereler koşul gerçekleşirse elde tutanda kalır, gerçekleşmezse iade edilir (TBK m. 172).
D. Koşulun Gerçekleşmesine Engel Olma
Koşul taraflardan birinin lehine, diğerinin aleyhine sonuç doğurduğu için dürüstlük kuralının denetimi burada ağırlaşır. Kanun iki yönlü ve simetrik bir yaptırım koyar (TBK m. 175):
- Taraflardan biri koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır.
- Taraflardan biri koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kurallarına aykırı biçimde sağlarsa, koşul gerçekleşmemiş sayılır.
Yaptırım bir tazminat değil, bir varsayımdır: hukuk, engellenen sonucu gerçekleşmiş, hileyle sağlanan sonucu gerçekleşmemiş kabul eder. Aykırılığın ölçüsü dürüstlük kuralıdır; tarafın kendi menfaatini gözeten olağan davranışları bu kapsama girmez. Kasten hareket etmek şart değildir, ağır özensizlik de yeterli olabilir.
Hükmün uygulanması için üç unsur birlikte aranır: koşulun gerçekleşmesini etkileyen bir davranış, bu davranışın dürüstlük kuralına aykırılığı ve davranış ile sonuç arasındaki nedensellik. Koşulun gerçekleşmesi zaten mümkün değilken yapılan bir davranış sonucu değiştirmez.
E. Geçersiz ve Ahlaka Aykırı Koşullar
Koşul serbestisinin sınırı içerikte çizilir. Bir koşul, hukuka veya ahlaka aykırı bir yapma ya da yapmama fiilini sağlamak amacıyla konulmuşsa, bu koşula bağlı hukuki işlem kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 176).
Yaptırımın ağırlığı dikkat çekicidir: geçersiz olan yalnız koşul değil, işlemin tamamıdır. Sebep, tarafın iradesinin hukuka aykırı sonuca yönelmiş olmasıdır; koşulu ayıklayıp işlemi ayakta tutmak, o iradeye hukuki koruma sağlamak olurdu. "Şu kişiye zarar verirsen sana ödeme yapacağım" biçimindeki bir taahhüt bu yüzden bütünüyle hükümsüzdür.
Bunun yanında imkânsız koşullar da sonuç doğurmaz: gerçekleşmesi baştan imkânsız bir geciktirici koşul işlemi etkisiz bırakır, imkânsız bir bozucu koşul ise yazılmamış sayılır ve işlem koşulsuz hüküm doğurur.
Ahlaka aykırılığın ölçüsü, kesin hükümsüzlükte olduğu gibi tarafların kendi anlayışı değil toplumun genel anlayışıdır. Koşulun konusunu oluşturan fiil suç teşkil etmese de ahlaka aykırı sayılabilir; kanun iki ölçütü yan yana anarak hukuka aykırılığı aşan bir denetim alanı bırakmıştır.
F. Koşul ile Vade ve Yükleme Ayrımı
Koşul en çok iki kurumla karıştırılır ve ayrımın ölçütü her ikisinde de nettir.
Vade, gerçekleşeceği kesin olan bir olguya bağlıdır; yalnız zamanı belirsiz olabilir. Kişinin ölümü vadedir, belirli bir sınavı kazanması koşuldur. Ayrımın sonucu doğrudandır: vadede borç doğmuştur ve yalnız ifası ertelenmiştir; geciktirici koşulda ise sözleşme henüz hüküm doğurmamıştır.
Yükleme ise bağışlama gibi karşılıksız kazandırmalarda kazandırılana yüklenen bir edimdir. Yüklemede kazandırma derhâl hüküm doğurur ve yükleme yerine getirilmezse kazandıran, kazandırmanın iadesini isteyebilir. Koşulda ise kazandırmanın kendisi askıdadır. Ayırt edici soru şudur: taraf, edimin önce gerçekleşmesini mi istiyor, yoksa kazandırmayı yapıp sonra bir yük mü yüklüyor?
Üç kurumun karşılaştırması sınavda doğrudan sorulur:
- Vade — olgu kesin, borç doğmuş, yalnız ifa ertelenmiş.
- Geciktirici koşul — olgu belirsiz, sözleşme kurulmuş, hüküm doğmamış.
- Yükleme — kazandırma derhâl hüküm doğurmuş, yerine getirilmezse iade istenir.
Ayrımın pratik değeri iflas, haciz ve mirasla ilgili durumlarda ortaya çıkar: vadeye bağlı alacak malvarlığında bir alacak olarak yer alırken, geciktirici koşula bağlı alacak yalnız beklenen hak olarak görünür.
Örnek olay
(T), yeğeni (U)'ya "üniversiteyi kazanırsan sana 200.000 TL bağışlayacağım" demiş, (U) de kabul etmiştir. Aynı dönemde (T), sahibi olduğu bir dükkânı (V)'ye satmış ve sözleşmeye "alıcı iki yıl içinde bu dükkânda alkollü içki satarsa sözleşme sona erer" kaydını koymuştur. (U) sınava hazırlanırken (T), yeğeninin sınav başvurusunu gizlice iptal ettirmiştir. (V) ise dükkânı devraldıktan sonra bir yıl boyunca işletmiş ve bu süreden 300.000 TL gelir elde etmiştir; ikinci yılda dükkânda alkollü içki satmaya başlamıştır. (T) ayrıca komşusu (Y) ile "rakip dükkânın camını kırarsan sana 50.000 TL ödeyeceğim" diye anlaşmıştır.
Değerlendirme: (U) ile yapılan bağışlama geciktirici koşula bağlıdır: sözleşmenin hüküm ifade etmesi, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılmıştır (TBK m. 170). Üniversiteyi kazanmak belirsiz bir olgudur ve bu yüzden vade değil koşuldur; olgu kesin olsaydı — diyelim "on sekiz yaşını doldurunca" denseydi — ortada vade bulunurdu ve borç baştan doğmuş olurdu.
(T)'nin başvuruyu iptal ettirmesi sonucu tersine çevirir. Taraflardan biri koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa koşul gerçekleşmiş sayılır (TBK m. 175). (U) sınava giremediği hâlde koşul gerçekleşmiş kabul edilir ve bağışlama borcu doğar. Yaptırım bir tazminat değil varsayımdır: (U)'nun zarar ispat etmesi gerekmez. Kural ters yönde de işler; (U) sonucu hileyle sağlasaydı koşul gerçekleşmemiş sayılırdı.
(V) ile yapılan satış ise bozucu koşula bağlıdır: sözleşme kurulduğu anda hüküm doğurmuş, sona ermesi belirsiz bir olguya bırakılmıştır (TBK m. 173). İkinci yılda alkollü içki satılmasıyla koşul gerçekleşmiş ve sözleşmenin hükümleri o andan itibaren ortadan kalkmıştır.
Bir yıllık işletme geliri bu noktada belirleyicidir. Aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça bozucu koşulda sona erme geçmişe etkili olmaz (TBK m. 173); ayrıca borcun konusunu oluşturan şey kendisine verilmiş olan taraf, ara dönemde elde ettiği yararların sahibi olur (TBK m. 172). (V) 300.000 TL'lik geliri iade etmez. Sözleşmeye "sona erme geçmişe etkilidir" kaydı konulmuş olsaydı sonuç değişir ve tasfiye baştan yapılırdı.
(Y) ile yapılan anlaşma bakımından sonuç en ağırıdır. Koşul, hukuka aykırı bir yapma fiilini sağlamak amacıyla konulmuştur; bu koşula bağlı hukuki işlem kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 176). Geçersiz olan yalnız koşul değil, ödeme taahhüdünün tamamıdır; koşulu ayıklayıp taahhüdü ayakta tutmak mümkün değildir. (Y) camı kırsa bile 50.000 TL'yi isteyemez.
Olaya son bir varsayım eklenirse askı döneminin güvencesi görünür. (T), (U)'ya bağışlayacağı parayı sınav sonuçlanmadan önce üçüncü bir kişiye devretmiş olsaydı, bu tasarruf koşulun hükümlerini zedelediği oranda geçersiz olurdu (TBK m. 171). (U) henüz hak sahibi olmasa da beklenen hakkı korunur; kanunun askı dönemine tanıdığı koruma tam olarak budur. (T) bu arada ölseydi ve koşul bizzat onun yerine getirmesi gereken bir davranışa bağlı olmasaydı, mirasçısı onun yerine geçerdi (TBK m. 174).
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 8 soru eşleşti, ilk 8 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2026 HMGS
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2025 İYÖS
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2023 ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2007 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2016 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2012 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2009 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2008 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 6 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.
Soru 167
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 168
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 169
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 170
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 171
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 172
Cevabı göster
Şık analizi
← Müteselsil Alacaklılık ve BölünemeBağlanma Parası ve Cayma Parası →