Borçlar Hukuku › Başlık 7 / 54
Aşırı Yararlanma
13 Hâkimlik
Hızlı özet
İrade bozukluklarında sakatlık iradenin oluşumunda ya da açıklanmasındaydı. Aşırı yararlanmada irade sağlıklıdır: zarar gören ne yanılmış ne aldatılmıştır, ne istediğini bilerek imzalamıştır.
Çerçeve
- Aşırı Yararlanmanın Üç Unsuru
- Zayıflık Hâlleri: Zor Durum, Düşüncesizlik, Deneyimsizlik
- Seçimlik Haklar: İptal ve Edimler Arası Oransızlığın Giderilmesi
- Süreler ve Özel Düzenlemelerle İlişki
Tanımlar ve Şartlar
- Nesnel unsur — edimler arasında açık oransızlık. Ölçü sözleşmenin kurulduğu andaki değerlerdir; sonradan doğan dengesizlik bu hükmün konusu değildir.
- Öznel unsur — zarar görenin tarafında bir zayıflık hâli bulunmalıdır.
- Sömürme unsuru — diğer taraf bu zayıflığı bilerek ve ondan yararlanmak amacıyla hareket etmiş olmalıdır.
- Zor durumda kalma, kişiyi sözleşmeyi yapmaya iten sıkışıklıktır. Ekonomik olabileceği gibi kişisel de olabilir; acil para ihtiyacı, hastalık ya da başka çaresizlik hâlleri bu kapsamdadır. Ölçüt ciddi bir sıkışıklıktır; kişinin mutlak biçimde seçeneksiz kalması ayrıca aranan bir koşul değildir.
- Düşüncesizlik, kişinin somut olayda gereken dikkati göstermemesi, sonuçlarını tartmadan karar vermesidir. Sürekli bir kişilik özelliği değil, o işleme özgü bir davranıştır.
- Deneyimsizlik, genel yaşam deneyiminin ya da o işe özgü bilginin eksikliğidir. Hayatında ilk kez taşınmaz alan bir kişinin durumu buna örnektir.
- Sözleşmeyle bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini isteyebilir.
- Sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
Kurallar
- Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa ve bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmişse aşırı yararlanma vardır (TBK m. 28).
- Zarar gören, durumun özelliğine göre iki yoldan birini seçer (TBK m. 28):
- Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir (TBK m. 28).
Sınav Notu
- Üç unsur birlikte aranır: açık oransızlık, zayıflık hâli, karşı tarafın yararlanma iradesi. Yalnız fiyat dengesizliği yetmez.
- Zayıflık hâlleri sınırlıdır: zor durum, düşüncesizlik, deneyimsizlik. Biri yeterlidir, üçü birlikte aranmaz.
- Oransızlık sözleşmenin kurulduğu andaki değerlere göre ölçülür.
- İki seçimlik hak vardır: iptal ya da oransızlığın giderilmesi. Seçim zarar görene aittir; karşı taraf farkı ödeyerek iptali engelleyemez.
- Süre: düşüncesizlik ve deneyimsizlikte öğrenmeden, zor durumda durumun kalkmasından bir yıl; her hâlde kurulmadan beş yıl (TBK m. 28). İkisi de hak düşürücüdür.
- Yaptırım iptal edilebilirliktir, kesin hükümsüzlük değil.
- Aşırı yararlanma kuruluş anındaki dengesizliktir; aşırı ifa güçlüğü sonradan doğan dengesizliktir. Birincisinde iptal veya denkleştirme, ikincisinde uyarlama vardır.
- Kanun oransızlık için sayısal bir eşik koymamıştır; ölçüt somut olayda piyasa değerlerinin karşılaştırılmasıdır ve sıradan pazarlık farkı yetmez.
- Zayıflık hâli ayırt etme gücünü kaldıracak düzeydeyse artık aşırı yararlanma değil, ehliyetsizlik sebebiyle kesin hükümsüzlük gündeme gelir. Dengesizlik ahlaka aykırılık düzeyine ulaşmışsa da sözleşme ayrıca kesin hükümsüz sayılabilir; bu yol süreye bağlı değildir ama ispatı ağırdır.
İrade bozukluklarında sakatlık iradenin oluşumunda ya da açıklanmasındaydı. Aşırı yararlanmada irade sağlıklıdır: zarar gören ne yanılmış ne aldatılmıştır, ne istediğini bilerek imzalamıştır. Sakatlık koşullardadır — bir taraf zayıf durumdadır, öteki bu zayıflığı kullanmıştır. Kanun bu yüzden aşırı yararlanmayı irade bozukluklarının yanında, ama onlardan ayrı bir hüküm olarak düzenler.
A. Aşırı Yararlanmanın Üç Unsuru
Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa ve bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmişse aşırı yararlanma vardır (TBK m. 28).
Tanım üç unsuru birlikte arar:
- Nesnel unsur — edimler arasında açık oransızlık. Ölçü sözleşmenin kurulduğu andaki değerlerdir; sonradan doğan dengesizlik bu hükmün konusu değildir.
- Öznel unsur — zarar görenin tarafında bir zayıflık hâli bulunmalıdır.
- Sömürme unsuru — diğer taraf bu zayıflığı bilerek ve ondan yararlanmak amacıyla hareket etmiş olmalıdır.
Üçüncü unsur ayrımı belirler. Yalnız fiyat dengesizliği yeterli değildir; taraflardan biri kötü pazarlık yapmış olabilir ve hukuk bunu düzeltmez. Karşı tarafın zayıflığı fark edip bundan yararlanma iradesi bulunmadıkça sözleşme ayakta kalır.
Oransızlığın ne kadar olması gerektiği konusunda kanun sayısal bir eşik koymamıştır. Ölçüt somut olayda edimlerin piyasa değerleri karşılaştırılarak belirlenir ve "açık" sözcüğü, sıradan bir pazarlık farkının yetmeyeceğini gösterir. Değerlendirme yapılırken sözleşmenin tipi de dikkate alınır; talih ve tesadüfe bağlı sözleşmelerde edimler arasındaki dengesizlik işin doğasından gelebilir.
B. Zayıflık Hâlleri: Zor Durum, Düşüncesizlik, Deneyimsizlik
Kanun üç zayıflık hâlini sayar ve bunlar sınırlayıcıdır:
- Zor durumda kalma, kişiyi sözleşmeyi yapmaya iten sıkışıklıktır. Ekonomik olabileceği gibi kişisel de olabilir; acil para ihtiyacı, hastalık ya da başka çaresizlik hâlleri bu kapsamdadır. Ölçüt ciddi bir sıkışıklıktır; kişinin mutlak biçimde seçeneksiz kalması ayrıca aranan bir koşul değildir.
- Düşüncesizlik, kişinin somut olayda gereken dikkati göstermemesi, sonuçlarını tartmadan karar vermesidir. Sürekli bir kişilik özelliği değil, o işleme özgü bir davranıştır.
- Deneyimsizlik, genel yaşam deneyiminin ya da o işe özgü bilginin eksikliğidir. Hayatında ilk kez taşınmaz alan bir kişinin durumu buna örnektir.
Üçü de zarar görenin kendi tarafında aranır ve biri yeterlidir. Zayıflık hâli ayırt etme gücünü kaldıracak düzeydeyse artık aşırı yararlanma değil, ehliyetsizlik sebebiyle kesin hükümsüzlük gündeme gelir.
C. Seçimlik Haklar: İptal ve Edimler Arası Oransızlığın Giderilmesi
Zarar gören, durumun özelliğine göre iki yoldan birini seçer (TBK m. 28):
- Sözleşmeyle bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini isteyebilir.
- Sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
İkinci yol, yürürlükteki kanunun getirdiği yeniliktir; önceki düzenlemede zarar görenin elinde yalnız sözleşmeyi ortadan kaldırma imkânı vardı. Değişikliğin pratik önemi büyüktür: sözleşmeyi sürdürmek isteyen tarafın tek seçeneği artık her şeyi bozmak değildir, dengeyi düzelterek devam edebilir.
Seçim hakkı zarar görene aittir; karşı taraf "ben farkı ödeyeyim, sözleşme devam etsin" diyerek iptali engelleyemez. Kullanılan hak, tek taraflı beyanla sonuç doğuran bir yenilik doğuran haktır ve dava açılması şart değildir.
D. Süreler ve Özel Düzenlemelerle İlişki
Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir (TBK m. 28).
İki süre birlikte işler: biri öznel, öteki nesnel sınırdır. Öznel sürenin başlangıcı zayıflık hâline göre değişir ve sınav bu ayrıntıyı doğrudan sorar — öğrenme ölçütü yalnız düşüncesizlik ve deneyimsizlik için, ortadan kalkma ölçütü yalnız zor durum için geçerlidir. Süreler hak düşürücüdür; dolduğunda sözleşme kesinleşir.
Yaptırımın niteliği de buradan anlaşılır: aşırı yararlanma sözleşmeyi kesin hükümsüz kılmaz, iptal edilebilir hâle getirir. Sözleşme geçerli doğar, süresi içinde iptal edilmezse geçerli kalır.
Aşırı yararlanma, sonradan ortaya çıkan dengesizliği düzenleyen aşırı ifa güçlüğü ile karıştırılmamalıdır. Ölçüt zamandır: aşırı yararlanmada dengesizlik sözleşmenin kurulduğu anda vardır ve bir tarafın zayıflığından yararlanılarak yaratılmıştır; aşırı ifa güçlüğünde sözleşme dengeli kurulmuş, denge sonradan öngörülemeyen olağanüstü bir durumla bozulmuştur. Birincisinin sonucu iptal veya oransızlığın giderilmesi, ikincisinin sonucu sözleşmenin uyarlanması ya da dönme veya fesihtir.
Aşırı yararlanma hükmü, aynı olguyu başka açılardan yakalayan düzenlemelerle de yan yana durur. Edimler arasındaki dengesizlik ahlaka aykırılık düzeyine ulaşmışsa sözleşme ayrıca kesin hükümsüz sayılabilir; bu yol sürelere bağlı olmadığı için zarar gören bakımından daha elverişlidir, ancak ispatı ağırdır. Tüketici işlemlerinde ise tüketici mevzuatının haksız şart ve ayıplı ifa hükümleri devreye girer ve tüketici lehine olan uygulanır.
Örnek olay
(Y), babasının acil ameliyatı için kısa sürede 600.000 TL bulmak zorundadır. Bankadan kredi alamayan (Y), piyasa değeri 3.000.000 TL olan dükkânını, durumu bilen komşusu (Z)'ye 800.000 TL'ye satmıştır. (Z) pazarlık sırasında "başka alıcı bulamazsın, ameliyat yarın" demiş, satış aynı gün tapuda yapılmıştır. Ameliyat başarılı geçmiş, (Y)'nin mali sıkışıklığı üç ay sonra sona ermiştir. (Y), satıştan iki yıl sonra dükkânı geri istemektedir.
Değerlendirme: Üç unsur da gerçekleşmiştir. Edimler arasında açık oransızlık vardır: 3.000.000 TL değerindeki taşınmaz 800.000 TL'ye devredilmiştir ve ölçü sözleşmenin kurulduğu andaki değerdir. (Y) babasının acil ameliyatı sebebiyle zor durumda kalmıştır; seçeneksizliği gerçektir, çünkü krediye erişimi de kapanmıştır. (Z) ise bu durumu bilmekle kalmamış, pazarlıkta açıkça kullanmıştır; sömürme unsuru da vardır (TBK m. 28).
(Y)'nin iki seçeneği bulunur ve seçim ona aittir: sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirip dükkânın kendisine iadesini isteyebilir ya da sözleşmeye bağlı kalıp aradaki oransızlığın giderilmesini, yani bedelin gerçek değere yükseltilmesini talep edebilir. (Z)'nin "farkı öderim" demesi (Y)'nin iptal hakkını ortadan kaldırmaz.
Asıl sorun süredir. Zor durumda kalmada bir yıllık süre, bu durumun ortadan kalktığı tarihten işler; (Y)'nin sıkışıklığı ameliyattan üç ay sonra sona ermiştir. Buna göre bir yıllık süre satıştan yaklaşık üç ay sonra başlamış ve on beş ay dolduğunda sona ermiştir. (Y) iki yıl sonra başvurduğuna göre öznel süre geçmiştir; sözleşmenin kurulmasından beş yıl geçmemiş olması tek başına yetmez, çünkü iki süre birlikte aranır ve hangisi önce dolarsa hak o anda düşer.
Sonuç olarak sözleşme geçerli kalır. Aşırı yararlanmanın yaptırımı iptal edilebilirlik olduğu için süre geçtiğinde sözleşme kesinleşir; kesin hükümsüzlükte olduğu gibi süresiz ileri sürülebilen bir sakatlık söz konusu değildir. (Y) ancak somut olayda ahlaka aykırılık gibi ayrı bir kesin hükümsüzlük sebebi ispatlayabilirse başka bir sonuca ulaşabilir.
Olayın sınav değeri sürenin başlangıcındadır. (Y) zor durumda kalmasaydı da düşüncesizlik veya deneyimsizlikle hareket etmiş olsaydı, bir yıllık süre satış tarihinden değil, bu durumu öğrendiği tarihten işleyecekti; zayıflık hâlinin hangisi olduğu doğrudan süreyi değiştirir. Beş yıllık nesnel süre ise her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten işler ve öznel sürenin ne zaman başladığından etkilenmez.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 Çıkmış soru
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2020 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 Çıkmış soru
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2006 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 Çıkmış soru
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2012 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2014 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2009 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 10 2013 SAYIŞTAY
Cevabı göster
Çıkmış soru 11 Çıkmış soru
Cevabı göster
Çıkmış soru 12 2012 KPSS
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 5 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.