EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 7 / 54

Aşırı Yararlanma

13 Hâkimlik

Hızlı özet

İrade bozukluklarında sakatlık iradenin oluşumunda ya da açıklanmasındaydı. Aşırı yararlanmada irade sağlıklıdır: zarar gören ne yanılmış ne aldatılmıştır, ne istediğini bilerek imzalamıştır.

Çerçeve

  • Aşırı Yararlanmanın Üç Unsuru
  • Zayıflık Hâlleri: Zor Durum, Düşüncesizlik, Deneyimsizlik
  • Seçimlik Haklar: İptal ve Edimler Arası Oransızlığın Giderilmesi
  • Süreler ve Özel Düzenlemelerle İlişki

Tanımlar ve Şartlar

  • Nesnel unsur — edimler arasında açık oransızlık. Ölçü sözleşmenin kurulduğu andaki değerlerdir; sonradan doğan dengesizlik bu hükmün konusu değildir.
  • Öznel unsur — zarar görenin tarafında bir zayıflık hâli bulunmalıdır.
  • Sömürme unsuru — diğer taraf bu zayıflığı bilerek ve ondan yararlanmak amacıyla hareket etmiş olmalıdır.
  • Zor durumda kalma, kişiyi sözleşmeyi yapmaya iten sıkışıklıktır. Ekonomik olabileceği gibi kişisel de olabilir; acil para ihtiyacı, hastalık ya da başka çaresizlik hâlleri bu kapsamdadır. Ölçüt ciddi bir sıkışıklıktır; kişinin mutlak biçimde seçeneksiz kalması ayrıca aranan bir koşul değildir.
  • Düşüncesizlik, kişinin somut olayda gereken dikkati göstermemesi, sonuçlarını tartmadan karar vermesidir. Sürekli bir kişilik özelliği değil, o işleme özgü bir davranıştır.
  • Deneyimsizlik, genel yaşam deneyiminin ya da o işe özgü bilginin eksikliğidir. Hayatında ilk kez taşınmaz alan bir kişinin durumu buna örnektir.
  • Sözleşmeyle bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini isteyebilir.
  • Sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.

Kurallar

  • Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa ve bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmişse aşırı yararlanma vardır (TBK m. 28).
  • Zarar gören, durumun özelliğine göre iki yoldan birini seçer (TBK m. 28):
  • Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir (TBK m. 28).

Sınav Notu

  • Üç unsur birlikte aranır: açık oransızlık, zayıflık hâli, karşı tarafın yararlanma iradesi. Yalnız fiyat dengesizliği yetmez.
  • Zayıflık hâlleri sınırlıdır: zor durum, düşüncesizlik, deneyimsizlik. Biri yeterlidir, üçü birlikte aranmaz.
  • Oransızlık sözleşmenin kurulduğu andaki değerlere göre ölçülür.
  • İki seçimlik hak vardır: iptal ya da oransızlığın giderilmesi. Seçim zarar görene aittir; karşı taraf farkı ödeyerek iptali engelleyemez.
  • Süre: düşüncesizlik ve deneyimsizlikte öğrenmeden, zor durumda durumun kalkmasından bir yıl; her hâlde kurulmadan beş yıl (TBK m. 28). İkisi de hak düşürücüdür.
  • Yaptırım iptal edilebilirliktir, kesin hükümsüzlük değil.
  • Aşırı yararlanma kuruluş anındaki dengesizliktir; aşırı ifa güçlüğü sonradan doğan dengesizliktir. Birincisinde iptal veya denkleştirme, ikincisinde uyarlama vardır.
  • Kanun oransızlık için sayısal bir eşik koymamıştır; ölçüt somut olayda piyasa değerlerinin karşılaştırılmasıdır ve sıradan pazarlık farkı yetmez.
  • Zayıflık hâli ayırt etme gücünü kaldıracak düzeydeyse artık aşırı yararlanma değil, ehliyetsizlik sebebiyle kesin hükümsüzlük gündeme gelir. Dengesizlik ahlaka aykırılık düzeyine ulaşmışsa da sözleşme ayrıca kesin hükümsüz sayılabilir; bu yol süreye bağlı değildir ama ispatı ağırdır.

İrade bozukluklarında sakatlık iradenin oluşumunda ya da açıklanmasındaydı. Aşırı yararlanmada irade sağlıklıdır: zarar gören ne yanılmış ne aldatılmıştır, ne istediğini bilerek imzalamıştır. Sakatlık koşullardadır — bir taraf zayıf durumdadır, öteki bu zayıflığı kullanmıştır. Kanun bu yüzden aşırı yararlanmayı irade bozukluklarının yanında, ama onlardan ayrı bir hüküm olarak düzenler.

A. Aşırı Yararlanmanın Üç Unsuru

Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa ve bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmişse aşırı yararlanma vardır (TBK m. 28).

Tanım üç unsuru birlikte arar:

  • Nesnel unsur — edimler arasında açık oransızlık. Ölçü sözleşmenin kurulduğu andaki değerlerdir; sonradan doğan dengesizlik bu hükmün konusu değildir.
  • Öznel unsur — zarar görenin tarafında bir zayıflık hâli bulunmalıdır.
  • Sömürme unsuru — diğer taraf bu zayıflığı bilerek ve ondan yararlanmak amacıyla hareket etmiş olmalıdır.

Üçüncü unsur ayrımı belirler. Yalnız fiyat dengesizliği yeterli değildir; taraflardan biri kötü pazarlık yapmış olabilir ve hukuk bunu düzeltmez. Karşı tarafın zayıflığı fark edip bundan yararlanma iradesi bulunmadıkça sözleşme ayakta kalır.

Oransızlığın ne kadar olması gerektiği konusunda kanun sayısal bir eşik koymamıştır. Ölçüt somut olayda edimlerin piyasa değerleri karşılaştırılarak belirlenir ve "açık" sözcüğü, sıradan bir pazarlık farkının yetmeyeceğini gösterir. Değerlendirme yapılırken sözleşmenin tipi de dikkate alınır; talih ve tesadüfe bağlı sözleşmelerde edimler arasındaki dengesizlik işin doğasından gelebilir.

B. Zayıflık Hâlleri: Zor Durum, Düşüncesizlik, Deneyimsizlik

Kanun üç zayıflık hâlini sayar ve bunlar sınırlayıcıdır:

  • Zor durumda kalma, kişiyi sözleşmeyi yapmaya iten sıkışıklıktır. Ekonomik olabileceği gibi kişisel de olabilir; acil para ihtiyacı, hastalık ya da başka çaresizlik hâlleri bu kapsamdadır. Ölçüt ciddi bir sıkışıklıktır; kişinin mutlak biçimde seçeneksiz kalması ayrıca aranan bir koşul değildir.
  • Düşüncesizlik, kişinin somut olayda gereken dikkati göstermemesi, sonuçlarını tartmadan karar vermesidir. Sürekli bir kişilik özelliği değil, o işleme özgü bir davranıştır.
  • Deneyimsizlik, genel yaşam deneyiminin ya da o işe özgü bilginin eksikliğidir. Hayatında ilk kez taşınmaz alan bir kişinin durumu buna örnektir.

Üçü de zarar görenin kendi tarafında aranır ve biri yeterlidir. Zayıflık hâli ayırt etme gücünü kaldıracak düzeydeyse artık aşırı yararlanma değil, ehliyetsizlik sebebiyle kesin hükümsüzlük gündeme gelir.

C. Seçimlik Haklar: İptal ve Edimler Arası Oransızlığın Giderilmesi

Zarar gören, durumun özelliğine göre iki yoldan birini seçer (TBK m. 28):

  • Sözleşmeyle bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini isteyebilir.
  • Sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.

İkinci yol, yürürlükteki kanunun getirdiği yeniliktir; önceki düzenlemede zarar görenin elinde yalnız sözleşmeyi ortadan kaldırma imkânı vardı. Değişikliğin pratik önemi büyüktür: sözleşmeyi sürdürmek isteyen tarafın tek seçeneği artık her şeyi bozmak değildir, dengeyi düzelterek devam edebilir.

Seçim hakkı zarar görene aittir; karşı taraf "ben farkı ödeyeyim, sözleşme devam etsin" diyerek iptali engelleyemez. Kullanılan hak, tek taraflı beyanla sonuç doğuran bir yenilik doğuran haktır ve dava açılması şart değildir.

D. Süreler ve Özel Düzenlemelerle İlişki

Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir (TBK m. 28).

İki süre birlikte işler: biri öznel, öteki nesnel sınırdır. Öznel sürenin başlangıcı zayıflık hâline göre değişir ve sınav bu ayrıntıyı doğrudan sorar — öğrenme ölçütü yalnız düşüncesizlik ve deneyimsizlik için, ortadan kalkma ölçütü yalnız zor durum için geçerlidir. Süreler hak düşürücüdür; dolduğunda sözleşme kesinleşir.

Yaptırımın niteliği de buradan anlaşılır: aşırı yararlanma sözleşmeyi kesin hükümsüz kılmaz, iptal edilebilir hâle getirir. Sözleşme geçerli doğar, süresi içinde iptal edilmezse geçerli kalır.

Aşırı yararlanma, sonradan ortaya çıkan dengesizliği düzenleyen aşırı ifa güçlüğü ile karıştırılmamalıdır. Ölçüt zamandır: aşırı yararlanmada dengesizlik sözleşmenin kurulduğu anda vardır ve bir tarafın zayıflığından yararlanılarak yaratılmıştır; aşırı ifa güçlüğünde sözleşme dengeli kurulmuş, denge sonradan öngörülemeyen olağanüstü bir durumla bozulmuştur. Birincisinin sonucu iptal veya oransızlığın giderilmesi, ikincisinin sonucu sözleşmenin uyarlanması ya da dönme veya fesihtir.

Aşırı yararlanma hükmü, aynı olguyu başka açılardan yakalayan düzenlemelerle de yan yana durur. Edimler arasındaki dengesizlik ahlaka aykırılık düzeyine ulaşmışsa sözleşme ayrıca kesin hükümsüz sayılabilir; bu yol sürelere bağlı olmadığı için zarar gören bakımından daha elverişlidir, ancak ispatı ağırdır. Tüketici işlemlerinde ise tüketici mevzuatının haksız şart ve ayıplı ifa hükümleri devreye girer ve tüketici lehine olan uygulanır.

Örnek olay

(Y), babasının acil ameliyatı için kısa sürede 600.000 TL bulmak zorundadır. Bankadan kredi alamayan (Y), piyasa değeri 3.000.000 TL olan dükkânını, durumu bilen komşusu (Z)'ye 800.000 TL'ye satmıştır. (Z) pazarlık sırasında "başka alıcı bulamazsın, ameliyat yarın" demiş, satış aynı gün tapuda yapılmıştır. Ameliyat başarılı geçmiş, (Y)'nin mali sıkışıklığı üç ay sonra sona ermiştir. (Y), satıştan iki yıl sonra dükkânı geri istemektedir.

Değerlendirme: Üç unsur da gerçekleşmiştir. Edimler arasında açık oransızlık vardır: 3.000.000 TL değerindeki taşınmaz 800.000 TL'ye devredilmiştir ve ölçü sözleşmenin kurulduğu andaki değerdir. (Y) babasının acil ameliyatı sebebiyle zor durumda kalmıştır; seçeneksizliği gerçektir, çünkü krediye erişimi de kapanmıştır. (Z) ise bu durumu bilmekle kalmamış, pazarlıkta açıkça kullanmıştır; sömürme unsuru da vardır (TBK m. 28).

(Y)'nin iki seçeneği bulunur ve seçim ona aittir: sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirip dükkânın kendisine iadesini isteyebilir ya da sözleşmeye bağlı kalıp aradaki oransızlığın giderilmesini, yani bedelin gerçek değere yükseltilmesini talep edebilir. (Z)'nin "farkı öderim" demesi (Y)'nin iptal hakkını ortadan kaldırmaz.

Asıl sorun süredir. Zor durumda kalmada bir yıllık süre, bu durumun ortadan kalktığı tarihten işler; (Y)'nin sıkışıklığı ameliyattan üç ay sonra sona ermiştir. Buna göre bir yıllık süre satıştan yaklaşık üç ay sonra başlamış ve on beş ay dolduğunda sona ermiştir. (Y) iki yıl sonra başvurduğuna göre öznel süre geçmiştir; sözleşmenin kurulmasından beş yıl geçmemiş olması tek başına yetmez, çünkü iki süre birlikte aranır ve hangisi önce dolarsa hak o anda düşer.

Sonuç olarak sözleşme geçerli kalır. Aşırı yararlanmanın yaptırımı iptal edilebilirlik olduğu için süre geçtiğinde sözleşme kesinleşir; kesin hükümsüzlükte olduğu gibi süresiz ileri sürülebilen bir sakatlık söz konusu değildir. (Y) ancak somut olayda ahlaka aykırılık gibi ayrı bir kesin hükümsüzlük sebebi ispatlayabilirse başka bir sonuca ulaşabilir.

Olayın sınav değeri sürenin başlangıcındadır. (Y) zor durumda kalmasaydı da düşüncesizlik veya deneyimsizlikle hareket etmiş olsaydı, bir yıllık süre satış tarihinden değil, bu durumu öğrendiği tarihten işleyecekti; zayıflık hâlinin hangisi olduğu doğrudan süreyi değiştirir. Beş yıllık nesnel süre ise her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten işler ve öznel sürenin ne zaman başladığından etkilenmez.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 Çıkmış soru
Zor durumda kalan A, mülkiyeti kendisine ait bir taşınmazını satmak durumunda kalır. A'nın içinde bulunduğu durumu bilen ve A'nın bu durumundan faydalanma kastıyla hareket eden B, A'nın 10 milyon lira değerindeki taşınmazını 1 milyon liraya satın alma önerisinde bulunur. A, B'nin bu önerisini kabul eder ve taşınmaz tapuda B adına tescil edilir. A, satış sözleşmesindeki edimler arası oransızlığın kendisinin zor durumundan faydalanılması kastıyla yapıldığını ve bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını B'ye bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebileceğini öğrenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre A'nın belirtilen hakları kullanabileceği bir yıllık süre kural olarak hangi andan itibaren işlemeye başlar?
A) Taşınmaz satış sözleşmesi görüşmelerinin başladığı
B) Taşınmazın tapuda B adına tescil edildiği
C) A'nın zor durumunun ortadan kalktığı
D) Satış bedelinin A'ya ödendiği
E) Taşınmaz satış sözleşmesinin kurulduğu
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 2 2020 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Türk borçlar hukukunda edim ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Genel ahlaka uygun olmalıdır.
B) Ekonomik bir değer taşımalıdır.
C) İmkânsız olmamalıdır.
D) Belirli veya belirlenebilir olmalıdır.
E) Emredici hukuka aykırı olmamalıdır.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 3 Çıkmış soru
Aşağıdakilerden hangisi hukuki işlem değildir?
A) Temerrütte bulunan borçluya ek süre tayini
B) Takas beyanı
C) Sözleşmenin feshi
D) Şirket yönetim kurulu kararı
E) İlan suretiyle vaat
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 4 2006 İDARİ HAKİMLİK
A, antika vazosunu satıp yerine ihtiyacı olan tabak takımını almak istemektedir. Antikadan hiç anlamayan A, antikaya meraklı olduğunu bildiği komşusu B'ye vazoyu satın almasını teklif eder. B, gerçekte 600 TL'ye satılabileceğini bildiği halde bu konuda deneyimsiz olan A'ya vazo için 200 TL verebileceğini söyler. A, vazonun değerini bulduğunu düşünerek kabul eder. Bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Gerçek durumu öğrenen A, yanıldığını ileri sürerek sözleşmeyi iptal edebilir.
B) A, aldatmaya dayanarak sözleşmeyi iptal edebilir.
C) Bir satış sözleşmesinde, alıcının öneride bulunması gerektiğinden, bu sözleşme batıldır.
D) Bu sözleşme, aşırı yararlanma nedeniyle iptal edilebilir.
E) Esaslı noktalarında taraflar uyuşmamış olduğundan bu sözleşme yok hükmündedir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 5 Çıkmış soru
A, miras bırakanı B'nin kütüphanesinde bulduğu el yazması kitabı, kıymetini bilmediği için C'ye çok düşük bir bedelle satmıştır. Bu olaya göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) A, B'ye karşı sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren en geç bir yıl içinde istihkak davası açabilir.
B) A, B'ye karşı kural olarak her zaman istihkak davası açabilir.
C) A, yanıldığını öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde sözleşmeyi iptal ettiğini bildirerek kitabın iadesini isteyebilir.
D) A, deneyimsizliğini öğrendiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde, sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmek suretiyle kitabın normal fiyatının kendisine ödenmesini veya kitabın geri verilmesini isteyebilir.
E) A, aradaki fark için B aleyhine sadece sebepsiz zenginleşme davası açabilir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 6 2012 İDARİ HAKİMLİK
Karlı ve soğuk bir gecede trenden inen A, gardan dışarı çıkmakta biraz gecikince gar önünde bekleyen taksilerin biri haricinde hepsi gider. Geldiği şehri ilk kez ziyaret eden ve bir an önce bir otele gitmek isteyen A, kalan taksiye yönelir, ancak taksici onu 350 TL'ye gideceği yere götürebileceğini söyler. Çaresiz durumda kalan A, bu öneriyi kabul eder ve sözleşme kurulur. Buna göre, bu olayın hukuki nitelendirmesi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yanılma
B) Aşırı yararlanma
C) Aldatma
D) Korkutma
E) Mutlak muvazaa
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 7 2014 İDARİ HAKİMLİK
Milin ölümü üzerine şirketin başına, on sekiz yaşını henüz dolduran oğlu A geçmiştir. Ticaret hayatına pek ilgi duymayan A, şirket hisselerinin %30'unu rayiç bedelinin yarı fiyatına B'ye satıp devretmiştir. A, hisse satışından zarar ettiğini şirketin avukatı K aracılığıyla öğrenmiştir. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) A, satış işlemini yaptığı sırada B tarafından aldatıldığını ispat ederek sözleşmeyi iptal edebilir.
B) A, yapılan satış işleminin gerçek arzusunu yansıtmadığını, bu nedenle sözleşmenin kesin hükümsüz olduğunu iddia edebilir.
C) A, tecrübesizliğinden yararlanılarak şirket hisselerinin B tarafından rayiç bedelinin çok altında alındığını ispatlamak suretiyle sözleşmeyi aşırı yararlanma sebebiyle iptal edebilir.
D) Hisse satışı, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanıyla gerçekleştiğinden yapılan sözleşmenin iptali istenemez.
E) A, sözleşmeyi yaptığı sırada miktarda yanıldığını ileri sürerek sözleşmeyi iptal edebilir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 8 2009 ADLİ HAKİMLİK
A, yalnız yaşamakta olan ve tek oğlu yurt dışında çalışan yaşlı bir kadındır. Yıllar önce ölen eşinin ailesinden miras kalan bir arsası vardır ve arsayı satarak evlenecek olan oğluna hediye almayı, düğün yapmada yardımcı olmayı planlamaktadır. Kent merkezinden oldukça uzakta olduğunu düşündüğü ve belki 20 yıldır hiç görmediği arsayı satması için komşusu K'den yardım ister. Ancak arsa kentin gelişme alanı içinde kaldığı ve çok yakında imar geçeceği için büyük değer kazanmıştır. Bu durumu anlayan K, A'ya yardımcı oluyormuş gibi gerçek değerinin yirmide bir bedeli ile arsayı kendisi satın alır. Bu olayda aşağıdaki hukuki kurumlardan hangisi vardır?
A) Yanılma
B) Aşırı yararlanma
C) Korkutma
D) Kanuna karşı hile
E) İnançlı işlem
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 9 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
A, B'nin taşınmazını 250.000 TL'den alır, ancak tapuda yapılan sözleşme ve tescil işlemleri sırasında satış bedeli olarak 100.000 TL gösterilir. Bu olay ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Bu olayda mutlak muvazaa vardır.
B) Bu olayda muvazaanın olabilmesi için, A ile B'nin muvazaa konusunda anlaşmış olmalarına gerek yoktur.
C) Bu olayda, bedelde muvazaa şeklinde ortaya çıkan kısmi muvazaa vardır.
D) Bu olayda sözleşmenin niteliğini değiştiren muvazaa vardır.
E) Bu olayda aşırı yararlanma vardır.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 10 2013 SAYIŞTAY
Aşırı yararlanma hâlinde sözleşmenin hükümsüzlüğünü ileri sürme hakkını kullanmak için öngörülen süreler ne kadardır?
A) 1-5 yıl
B) 1-10 yıl
C) 2-5 yıl
D) 2-10 yıl
E) 2-20 yıl
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 11 Çıkmış soru
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşırı yararlanma dolayısıyla zarar gören taraf, sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini; her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak en fazla kaç yıl içinde talep edebilir?
A) 1
B) 2
C) 3
D) 5
E) 10
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 12 2012 KPSS
Aşırı yararlanma sonucunda sömürülen kişiye (zarar gören kişiye) Türk Borçlar Kanunu ile tanınmış haklar bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Sömürülen kişi sözleşmeyi, sözleşmenin kurulmasından itibaren 1 yıl içinde iptal edebilir.
B) Sömürülen kişinin sözleşme ile bağlı olmaması Türk Borçlar Kanunu'na göre mümkün olmayıp sadece oransızlığın giderilmesini talep hakkı vardır.
C) Sömürülen kişi, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirebilir ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
D) Sömürülen kişi, sözleşme ile bağlı olmadığını aşırı yararlanmanın sebebi ne olursa olsun sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yıl içinde ileri sürmelidir.
E) Oransızlığın giderilmesini talep etmede, sömürülen kişiye Türk Borçlar Kanunu ile tanınan kısa süre 2 yıldır.
Cevabı göster
Cevap: C.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 5 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 44
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi aşırı yararlanmada aranan unsurlardan biri değildir?
A) Karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlığın bulunması
B) Zarar görenin tarafında bir zayıflık hâlinin bulunması
C) Karşı tarafın bu zayıflıktan yararlanma iradesiyle hareket etmesi
D) Oransızlığın kanunda gösterilen sayısal eşiği aşmış olması
E) Oransızlığın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut bulunması
Cevabı göster
Cevap: D. Aşırı yararlanma üç unsuru birlikte arar: açık oransızlık, zarar görenin tarafındaki zayıflık hâli ve karşı tarafın bu zayıflıktan yararlanma iradesi. Oransızlık sözleşmenin kurulduğu andaki değerlere göre ölçülür. Kanun oransızlık için sayısal bir eşik koymamıştır; ölçüt somut olayda piyasa değerlerinin karşılaştırılmasıdır ve "açık" sözcüğü sıradan pazarlık farkının yetmeyeceğini gösterir.

Şık analizi

A) Açık oransızlık kurumun nesnel unsurudur; aranan cevap değildir.
B) Zayıflık hâli öznel unsurdur ve zarar görenin kendi tarafında aranır.
C) Yararlanma iradesi, kötü pazarlığı aşırı yararlanmadan ayıran unsurdur.
E) Ölçünün kuruluş anındaki değerler olması kurumun açık bir kuralıdır.
Soru 45
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşırı yararlanmada aranan zayıflık hâlleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Zor durumda kalma ekonomik nitelikte olabileceği gibi kişisel nitelikte de olabilir.
B) Düşüncesizlik, sürekli bir kişilik özelliği değil o işleme özgü bir davranıştır.
C) Deneyimsizlik, genel yaşam deneyiminin ya da o işe özgü bilginin eksikliğidir.
D) Üç zayıflık hâlinin sözleşmenin kurulduğu anda birlikte gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
E) Zayıflık hâli ayırt etme gücünü kaldırıyorsa ehliyetsizlik hükümleri gündeme gelmektedir.
Cevabı göster
Cevap: D. Kanun üç zayıflık hâlini sınırlayıcı biçimde sayar, ancak bunların birlikte gerçekleşmesini aramaz; biri yeterlidir. Bu yüzden D yanlıştır. Zayıflık hâli ayırt etme gücünü kaldıracak düzeye ulaşırsa artık aşırı yararlanma değil, ehliyetsizlik sebebiyle kesin hükümsüzlük söz konusu olur.

Şık analizi

A) Acil para ihtiyacı, hastalık gibi hâller zor durumun kapsamındadır; ifade doğrudur.
B) Düşüncesizlik o işleme özgü bir dikkatsizliktir, kalıcı bir nitelik değildir.
C) Deneyimsizlik, ilk kez taşınmaz alan kişinin durumu gibi hâlleri kapsar.
E) Ayırt etme gücü kalkmışsa sakatlık artık koşullarda değil ehliyettedir.
Soru 46
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşırı yararlanmada zarar görenin seçimlik haklarıyla ilgili olarak:I.Zarar gören sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirip ediminin iadesini isteyebilir.II.Zarar gören sözleşmeye bağlı kalarak oransızlığın giderilmesini talep edebilir.III.Karşı taraf aradaki farkı ödemeyi önererek iptal hakkını ortadan kaldırabilir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Zarar gören durumun özelliğine göre iki yoldan birini seçer: sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirip ediminin geri verilmesini istemek ya da sözleşmeye bağlı kalıp oransızlığın giderilmesini talep etmek. Seçim hakkı zarar görene aittir; karşı taraf farkı ödemeyi önererek iptali engelleyemez. Bu yüzden I ve II doğru, III yanlıştır.

Şık analizi

A) Bu seçenek, sözleşmeyi sürdürerek dengeyi düzeltme yolunu gözden kaçırır.
B) Bu seçenek seçim hakkını karşı tarafa vererek kurumun amacını tersine çevirir.
D) Bu seçenek doğru olan I'i dışarıda bırakıp yanlış olan III'ü içeri alır.
E) Bu seçenek seçim hakkının yalnız zarar görene ait olduğunu hiç dikkate almaz.
Soru 47
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, (Y) yakınının acil ameliyatı için para bulmak zorunda kalmış ve piyasa değeri çok üstünde olan dükkânını durumu bilen komşusuna düşük bedelle satmıştır. (Y)'nin mali sıkışıklığı satıştan üç ay sonra sona ermiş, kendisi ise satıştan iki yıl sonra dükkânı geri istemiştir. Buna göre bu olayda aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Bu olayda beş yıllık nesnel süre henüz dolmadığı için (Y)'nin talebi süresinde yapılmış sayılmalıdır.
B) Bir yıllık öznel süre zor durumun ortadan kalkmasından işlemeye başlar ve dolduğu için sözleşme kesinleşir.
C) Bir yıllık süre satış tarihinden itibaren işlemeye başlar ve (Y) bu sebeple hakkını kaybetmiş olur.
D) Aşırı yararlanma kesin hükümsüzlük doğurduğu için bu olayda herhangi bir hak düşürücü süre işlememektedir.
E) (Y) bu olayda yalnızca oransızlığın giderilmesini isteyebilir; iptal yoluna ise kanunen hiçbir biçimde başvuramaz.
Cevabı göster
Cevap: B. Zor durumda kalmada bir yıllık öznel süre, bu durumun ortadan kalktığı tarihten işler. Sıkışıklık satıştan üç ay sonra bittiğine göre süre o tarihte başlamış ve on beş ay dolduğunda sona ermiştir. İki süre birlikte aranır ve hangisi önce dolarsa hak o anda düşer; beş yıllık nesnel sürenin dolmamış olması tek başına yetmez. Yaptırım iptal edilebilirlik olduğu için sözleşme kesinleşir.

Şık analizi

A) İki süre birlikte işler; nesnel sürenin dolmamış olması öznel sürenin geçmesini telafi etmez.
C) Süre satış tarihinden değil, zor durumun ortadan kalktığı tarihten başlamaktadır.
D) Aşırı yararlanmanın yaptırımı kesin hükümsüzlük değil, iptal edilebilirliktir.
E) Seçim zarar görene aittir ve iki yol da açıktır; süre geçmemiş olsaydı ikisini de kullanabilirdi.
Soru 48
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşırı yararlanma ile aşırı ifa güçlüğü arasındaki farkla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Aşırı yararlanmada dengesizlik sözleşmenin kurulduğu anda mevcuttur.
B) Aşırı ifa güçlüğünde denge sonradan öngörülemeyen bir durumla bozulur.
C) Aşırı yararlanmanın sonucu iptal veya oransızlığın giderilmesidir.
D) Aşırı ifa güçlüğünün sonucu kural olarak sözleşmenin uyarlanmasıdır.
E) Aşırı ifa güçlüğü de bir tarafın zayıflığından yararlanılmasını gerektirir.
Cevabı göster
Cevap: E. İki kurumu ayıran ölçüt zamandır. Aşırı yararlanmada dengesizlik sözleşmenin kurulduğu anda vardır ve bir tarafın zayıflığından yararlanılarak yaratılmıştır; aşırı ifa güçlüğünde ise sözleşme dengeli kurulmuş, denge sonradan öngörülemeyen olağanüstü bir durumla bozulmuştur. Zayıflıktan yararlanma unsuru aşırı ifa güçlüğünde aranmaz; bu yüzden E yanlıştır.

Şık analizi

A) Kuruluş anındaki dengesizlik aşırı yararlanmanın tanımında yer alır; ifade doğrudur.
B) Sonradan doğan olağanüstü durum aşırı ifa güçlüğünün varlık sebebidir; ifade doğrudur.
C) İptal ve oransızlığın giderilmesi kanunda sayılan iki seçimlik haktır; ifade doğrudur.
D) Aşırı ifa güçlüğünde öncelikli sonuç uyarlamadır; ifade doğrudur.

← İrade BozukluklarıTemsil →