EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 52 / 54

Saklama Sözleşmeleri

1 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 561). Kurumun özü koruma edimidir; kullanma değil, muhafaza borçlanılır.

Çerçeve

  • Genel Saklama Sözleşmesinin Unsurları
  • Saklayanın Kullanma Yasağı
  • Geri Verme Borcu ve Zamanı
  • Saklatanın Masraf ve Tazminat Borcu
  • Mislî Şeylerin Saklanması
  • Ardiyecinin Sorumluluğu ve Senet
  • Konaklama Yeri, Garaj ve Otopark İşletenlerin Sorumluluğu

Tanımlar ve Şartlar

  • Saklama — şey saklatanın yararına korunur; saklayanın kullanma yasağı vardır (TBK m. 563).
  • Kullanım ödüncü — şey ödünç alanın yararına kullandırılır; kullanma bir haktır.
  • Kira — kullandırma bedel karşılığıdır ve kiracının kullanma hakkı asli edimdir.
  • Tüketim ödüncü — mülkiyet geçer, mislen iade edilir, hasar ödünç alandadır.
  • Konaklama işletenlerinde sorumluluk kusursuzdur ve sözleşmeden değil kanundan doğar (TBK m. 576).

Kurallar

  • Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 561).
  • Ücret zorunlu unsur değildir: saklayan, açıkça öngörüldüğü veya durum ve koşullar gerektirdiği takdirde ücret isteyebilir (TBK m. 561).
  • Saklatanın borçları da sayılmıştır: sözleşmenin ifasının zorunlu kıldığı bütün masrafları ödemek ve kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat etmedikçe saklayanın saklamadan doğan zararlarını gidermek (TBK m. 562).
  • Saklayan, saklatanın izni olmadıkça saklananı kullanamaz (TBK m. 563).
  • Meslekî olarak saklama yapanlarda ise ölçü o meslekte beklenen özendir; ardiyeci bakımından kanun bunu açıkça komisyoncu gibi özen diyerek somutlaştırmıştır (TBK m. 572).
  • Saklatan lehine bir serbesti vardır: sözleşmede bir süre belirlenmiş olsa bile saklayan, saklatanın her zaman ileri sürebileceği istemi üzerine saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermekle yükümlüdür (TBK m. 564).
  • Geri verme yeri de belirlenmiştir: saklanan, masrafları ve hasarı saklatana ait olmak üzere, korunması gereken yerde geri verilir (TBK m. 566).
  • Saklayanın alacaklarını güvence altına alan bir hakkı da vardır: işletenler, kendilerine bırakılan ya da konaklama yerlerine, garaj ve otoparklara konulan eşya üzerinde ücretlerini veya saklama giderlerinden doğan alacaklarını güvenceye almak için hapis hakkına sahiptirler (TBK m. 580).
  • Ardiyeci, saklamak üzere ticari mal kabul ettiğini açıkça kamuya bildiren kişidir ve saklatılan malı temsil eden senet çıkarmaya izin verilmesini yetkili makamdan isteyebilir (TBK m. 571).
  • Geri verme bakımından ardiyeci, ticari malları genel saklama sözleşmesindeki gibi geri vermekle yükümlüdür; ancak süresinden önce geri verme yetkisi bulunduğu durumlarda bile kararlaştırılmış sürenin sonuna kadar malları saklamak zorundadır (TBK m. 575).
  • Otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerleri işletenler, konaklayanların getirdikleri eşyanın yok olması, zarara uğraması veya çalınmasından sorumludurlar (TBK m. 576); işletene veya çalışanına kusur yüklenmedikçe bu sorumluluk, konaklayan başına günlük konaklama ücretinin üç katını aşamaz.
  • Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenler de, kendilerine bırakılan veya çalışanlarınca kabul edilen hayvan, taşıt ve eklentilerinin yok olmasından, zarara uğramasından veya çalınmasından aynı biçimde sorumludur (TBK m. 579).

Sınav Notu

  • Saklamada borçlanılan korumadır; konusu taşınırdır ve ücret zorunlu unsur değildir (TBK m. 561).
  • Saklatan, zorunlu masrafları öder ve kendi kusuru olmadığını ispat etmedikçe saklayanın zararını giderir (TBK m. 562) — ispat yükü saklatandadır.
  • Kullanma yasağı: izin olmadıkça saklanan kullanılamaz; aykırılıkta kullanım bedeli ve beklenmedik hâl sorumluluğu doğar (TBK m. 563).
  • Saklatan her zaman geri isteyebilir, süre kararlaştırılmış olsa bile (TBK m. 564); saklayan süreden önce geri veremez (TBK m. 565). Asimetri kasıtlıdır.
  • Saklayanın erken geri verebilmesi yalnız öngörülemeyen durumlarda, saklanan tehlikeli ya da kendisi için zararlı hâle gelirse mümkündür.
  • Üçüncü kişinin ayni hak iddiası tek başına yetmez; haciz veya istihkak davası gerekir (TBK m. 568). Hukuki durumu çekişmeli veya belirsiz şeyi alan güvenilir kişi, saklatanların tamamının rızası ya da hâkim kararı olmadıkça şeyi hiçbirine veremez (TBK m. 569).
  • Mislî saklamada, mislen iade açıkça veya örtülü kararlaştırılmışsa mülkiyet, yarar ve hasar saklayana geçer; paranın mühürsüz ve açık bırakılması örtülü anlaşma sayılır (TBK m. 570).
  • Ardiyeci malları komisyoncu gibi özenle saklar, önlem gerektiren değişikliği saklatana bildirir, inceleme ve örnek almaya alışılmış iş zamanlarında, koruma önlemlerine her zaman izin verir (TBK m. 572); açıkça yetkili kılınmadıkça aynı tür mislî şeyleri karıştıramaz (TBK m. 573).
  • Ardiye ücreti her üç ayda bir ve geri verme sırasında ödenir; bakım, taşıma ve gümrük gibi diğer giderler hemen istenir (TBK m. 574).
  • Konaklama işletenleri kusursuz sorumludur (TBK m. 576); kurtuluş yalnız konaklayan ve çevresi, mücbir sebep ya da eşyanın niteliği ispatıyla mümkündür. Kusur yoksa sorumluluk günlük konaklama ücretinin üç katıyla sınırlıdır.
  • Kıymetli eşya, önemli miktarda para veya kıymetli evrak saklamaya bırakılmamışsa sorumluluk kusura bağlanır; işleten bunları almış ya da almaktan kaçınmışsa tam değerden sorumlu olur (TBK m. 577).
  • Konaklayan zararı öğrenir öğrenmez bildirmezse istem hakkını kaybeder; işletenin ilanla sorumsuzluk açıklaması sonuç doğurmaz (TBK m. 578).
  • Garaj ve otopark işletenleri de aynı rejime tabidir (TBK m. 579); kusur yoksa sorumluluk günlük saklama ücretinin on katıyla sınırlıdır. İşletenlerin ücret ve saklama gideri alacakları için hapis hakkı vardır (TBK m. 580).
  • Saklanan bütün çoğalmalarıyla ve korunması gereken yerde iade edilir; masraf ve hasar saklatana aittir (TBK m. 566). Birlikte saklayanlar müteselsilen sorumludur (TBK m. 567).

Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 561). Kurumun özü koruma edimidir; kullanma değil, muhafaza borçlanılır.

A. Genel Saklama Sözleşmesinin Unsurları

İki unsur aranır: konunun taşınır olması ve koruma borcunun üstlenilmesi. Şeyin saklayana bırakılması kurucu unsur değil, sözleşmenin ifasıdır.

Ücret zorunlu unsur değildir: saklayan, açıkça öngörüldüğü veya durum ve koşullar gerektirdiği takdirde ücret isteyebilir (TBK m. 561). Meslekî olarak saklama yapan kişinin ücret istemesi durumun gereğidir.

Saklamayı komşu kurumlardan ayıran ölçüt, kimin yararına yapıldığıdır: saklamada şey saklatanın yararına korunur; kullanım ödüncünde ödünç alanın yararına kullandırılır; kirada yine kullandırılır ama bedel karşılığında. Bu yüzden saklayanın kullanma yasağı vardır, ödünç alanın ise kullanma hakkı.

Saklatanın borçları da sayılmıştır: sözleşmenin ifasının zorunlu kıldığı bütün masrafları ödemek ve kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat etmedikçe saklayanın saklamadan doğan zararlarını gidermek (TBK m. 562). İkinci borçta ispat yükü saklatandadır.

Saklama rızai bir sözleşmedir; şeyin teslimi kurucu unsur değil, ifa fiilidir. Kurumu komşularından ayıran ölçüt ise kimin yararına hareket edildiğidir:

  • Saklama — şey saklatanın yararına korunur; saklayanın kullanma yasağı vardır (TBK m. 563).
  • Kullanım ödüncü — şey ödünç alanın yararına kullandırılır; kullanma bir haktır.
  • Kira — kullandırma bedel karşılığıdır ve kiracının kullanma hakkı asli edimdir.
  • Tüketim ödüncü — mülkiyet geçer, mislen iade edilir, hasar ödünç alandadır.

Dördüncü satır, mislî saklamanın neden tüketim ödüncüne yaklaştığını da açıklar.

B. Saklayanın Kullanma Yasağı

Saklayan, saklatanın izni olmadıkça saklananı kullanamaz (TBK m. 563). Yasak, kurumun amacından doğar: şey korunmak üzere bırakılmıştır, yararlanılmak üzere değil.

Yaptırım ağırdır ve iki katmanlıdır: yasağa aykırı davranan saklayan, saklatana uygun bir kullanım bedeli ödemekle yükümlü olduğu gibi, kullanmamış olsaydı bile bu zararın doğacağını ispat etmedikçe, beklenmedik hâlden doğacak zarardan da sorumlu olur.

Bu düzen kullanım ödüncündeki çözümle aynıdır: sözleşmeye aykırı kullanım, beklenmedik hâl sorumluluğunu aykırı davranana yükler.

Saklayanın özen borcunun ölçüsü de belirlenmelidir: ücret kararlaştırılmışsa özen borcu ağırlaşır, karşılıksız saklamada hafifler. Meslekî olarak saklama yapanlarda ise ölçü o meslekte beklenen özendir; ardiyeci bakımından kanun bunu açıkça komisyoncu gibi özen diyerek somutlaştırmıştır (TBK m. 572).

C. Geri Verme Borcu ve Zamanı

Saklatan lehine bir serbesti vardır: sözleşmede bir süre belirlenmiş olsa bile saklayan, saklatanın her zaman ileri sürebileceği istemi üzerine saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermekle yükümlüdür (TBK m. 564). Ancak saklatan, saklayanın belirlenen süreyi dikkate alarak yaptığı giderleri ödemekle yükümlüdür.

Saklayan bakımından ise durum terstir: belirlenmiş sürenin sona ermesinden önce saklananı geri veremez (TBK m. 565). Tek istisna, öngörülemeyen durumlar dolayısıyla sözleşmenin devamının saklanan için tehlikeli veya kendisi için zararlı olmasıdır.

Geri verme yeri de belirlenmiştir: saklanan, masrafları ve hasarı saklatana ait olmak üzere, korunması gereken yerde geri verilir (TBK m. 566).

Bir şeyi birlikte saklamak üzere alanlar müteselsilen sorumlu olurlar (TBK m. 567).

Üçüncü kişi saklanan üzerinde ayni hak iddiasında bulunsa bile, saklanan haczedilmedikçe veya saklayana karşı istihkak davası açılmadıkça saklayan onu saklatana geri vermekle yükümlüdür (TBK m. 568). Haciz konulması veya dava açılması hâlinde saklayan durumu saklatana bildirir ve geri vermeyi erteler.

Güvenilir kişiye bırakma ayrıca düzenlenmiştir: birden çok kişi, haklarını korumak üzere hukuki durumu çekişmeli veya belirsiz olan şeyi bir güvenilir kişiye bırakırlarsa, bu kişi saklatanların tamamının rızası veya hâkimin kararı olmadıkça onu hiçbirine geri veremez (TBK m. 569).

Geri verme borcunun kapsamı geniştir: saklanan bütün çoğalmalarıyla iade edilir; hayvanın yavrusu, hisse senedinin temettüsü ve alacağın faizi bu kapsamdadır. Buna karşılık borç bir götürülecek borç değildir; şey, masrafı ve hasarı saklatana ait olmak üzere korunması gereken yerde verilir (TBK m. 566). Birden çok saklayanın müteselsil sorumluluğu ise saklatanı korur: zararın hangisinden doğduğunu ispat etmek zorunda kalmadan her birine tümü için başvurabilir (TBK m. 567).

D. Saklatanın Masraf ve Tazminat Borcu

Saklatanın iki borcu yukarıda anıldı: zorunlu masrafları ödemek ve saklayanın zararını gidermek. İkincisinde kurtuluş kanıtı saklatana aittir; kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur (TBK m. 562).

Saklayanın alacaklarını güvence altına alan bir hakkı da vardır: işletenler, kendilerine bırakılan ya da konaklama yerlerine, garaj ve otoparklara konulan eşya üzerinde ücretlerini veya saklama giderlerinden doğan alacaklarını güvenceye almak için hapis hakkına sahiptirler (TBK m. 580).

E. Mislî Şeylerin Saklanması

Kanun, saklamanın bir de mülkiyet geçiren türünü düzenler. Saklayanın kendisine bırakılan parayı aynen geri vermek zorunda olmaksızın mislen geri vermesi açıkça veya örtülü olarak kararlaştırılmışsa, o paranın yararı ve hasarı kendisine ait olur (TBK m. 570). Paranın mühürsüz ve açık olarak bırakılmış olması, örtülü anlaşma sayılır.

Bu tür saklama, tüketim ödüncüne yaklaşır: mülkiyet saklayana geçer ve hasar ona ait olur. Aradaki fark amaçtadır — tüketim ödüncünde amaç ödünç alanın yararlanması, mislî saklamada ise saklatanın korunmasıdır.

Mislî saklamanın tüketim ödüncünden ayrıldığı ikinci nokta sona ermededir: saklatan şeyi her zaman geri isteyebilirken (TBK m. 564), tüketim ödüncünde iade zamanı sözleşmeye ve kanunun tamamlayıcı kuralına tabidir. Bankaya yatırılan mevduat bu tartışmanın klasik örneğidir; hangi hükmün uygulanacağı tarafların iradesine ve hesabın türüne göre belirlenir.

F. Ardiyecinin Sorumluluğu ve Senet

Ardiyeci, saklamak üzere ticari mal kabul ettiğini açıkça kamuya bildiren kişidir ve saklatılan malı temsil eden senet çıkarmaya izin verilmesini yetkili makamdan isteyebilir (TBK m. 571).

Ardiyecinin borçları özel olarak ağırlaştırılmıştır (TBK m. 572): kendisine bırakılan malları bir komisyoncu gibi özenle saklamak ve mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik olursa durumu imkân ölçüsünde saklatana bildirmek. Ayrıca saklatana, malların durumunu incelemesi ve örnek alması için alışılmış iş zamanlarında, gerekli koruma önlemlerini alabilmesi için ise her zaman izin vermekle yükümlüdür.

Senedin işlevi de bilinmelidir: ardiyeci, saklatılan malı temsil eden bir senet çıkarmak için yetkili makamdan izin ister. Senet malı temsil ettiği için mal, fiziken ardiyecide dururken senedin devriyle el değiştirebilir; ticari hayatta ardiyeciliğin değeri buradadır. Senet çıkarılmış olması ardiyecinin özen borcunu hafifletmez — komisyoncu gibi özen ölçüsü senetten bağımsız olarak sürer (TBK m. 571–572).

Karıştırma yasağı vardır: ardiyeci açıkça yetkili kılınmadıkça aynı tür ve nitelikteki mislî şeyleri birbirine karıştıramaz (TBK m. 573). Yetkiye dayanarak karıştırılan şeyler üzerinde saklatanlardan her biri hakkıyla orantılı bir pay isteyebilir.

Ücret ve giderler de düzenlenmiştir (TBK m. 574): ardiyeci, kararlaştırılmış veya alışılmış ardiye ücretini ve saklamadan doğmayan bakım, taşıma ve gümrük gibi bütün giderlerini isteyebilir. Giderler hemen, ardiye ücreti ise her üç ayda bir ve her hâlde malların tümünün veya bir bölümünün geri verilmesi sırasında ödenir.

Geri verme bakımından ardiyeci, ticari malları genel saklama sözleşmesindeki gibi geri vermekle yükümlüdür; ancak süresinden önce geri verme yetkisi bulunduğu durumlarda bile kararlaştırılmış sürenin sonuna kadar malları saklamak zorundadır (TBK m. 575).

G. Konaklama Yeri, Garaj ve Otopark İşletenlerin Sorumluluğu

Kanun, belirli işletmecilere kusursuz sorumluluk yükler. Otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerleri işletenler, konaklayanların getirdikleri eşyanın yok olması, zarara uğraması veya çalınmasından sorumludurlar (TBK m. 576); işletene veya çalışanına kusur yüklenmedikçe bu sorumluluk, konaklayan başına günlük konaklama ücretinin üç katını aşamaz.

Kurtuluş imkânı dardır: işletenler, zararın bizzat konaklayana veya onu ziyarete gelen ya da beraberinde ve hizmetinde bulunan kişilere ya da mücbir sebebe veya eşyanın niteliğine bağlanabileceğini ispat ederlerse sorumluluktan kurtulurlar.

Kıymetli eşya, önemli miktarda para veya kıymetli evrak işletene saklanması için bırakılmamışsa, işleten ancak kendisinin veya çalışanlarının kusuru hâlinde sorumlu olur; bunları saklamak üzere almış ya da almaktan kaçınmışsa eşyanın tam değerinden sorumlu olur (TBK m. 577).

Konaklayanın da bir külfeti vardır: zararını öğrenir öğrenmez işletene bildirmezse istem hakkını kaybeder (TBK m. 578). İşleten, böyle bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğu kanunda gösterilmeyen bir koşula bağladığını herhangi bir yolla ilan etse bile sorumluluktan kurtulamaz.

Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenler de, kendilerine bırakılan veya çalışanlarınca kabul edilen hayvan, taşıt ve eklentilerinin yok olmasından, zarara uğramasından veya çalınmasından aynı biçimde sorumludur (TBK m. 579).

İşleten sorumluluğunun sınavda ayrılması gereken yanları şunlardır:

  • Sorumluluk kusursuzdur ve sözleşmeden değil kanundan doğar (TBK m. 576).
  • Kurtuluş sebepleri sayılıdır: konaklayan ve çevresi, mücbir sebep, eşyanın niteliği.
  • Kıymetli eşyada rejim ayrılır; saklamaya bırakılmadıysa sorumluluk kusura bağlanır (TBK m. 577).
  • Bildirim külfeti konaklayandadır ve gecikme istem hakkını düşürür (TBK m. 578).

Sorumsuzluk ilanının sonuç doğurmaması, hükmün emredici niteliğinden gelir.

Örnek olay

(L), yurt dışına çıkarken değerli tablosunu komşusu (M)'ye altı aylığına saklaması için bırakmış; ücret konuşulmamıştır. (M) tabloyu evinin salonuna asmış ve misafirlerine göstermiştir. Üçüncü ayda evde çıkan ve kimseye yüklenemeyen bir yangında tablo yanmıştır. (L) ayrıca üç ay sonra dönüp tabloyu istemiş, (M) "altı ay kararlaştırdık" diyerek vermeyi reddetmişti. Ayrı bir olayda (L), bir otelde kalırken çantasındaki 500.000 TL'lik pırlanta yüzüğü resepsiyona bırakmamış ve yüzük odadan çalınmıştır; (L) durumu iki hafta sonra otele bildirmiştir. Otelin girişinde "eşyalardan sorumlu değiliz" yazılı bir levha asılıdır. (L)'nin aracı da otelin otoparkında zarar görmüştür.

Değerlendirme: Tablo bakımından ilişki bir saklama sözleşmesidir: bir taşınırın güvenli bir yerde korunması üstlenilmiştir (TBK m. 561). Ücret konuşulmamış olması sözleşmeyi geçersiz kılmaz; ücret zorunlu unsur değildir.

(M)'nin tabloyu asıp göstermesi kullanma yasağının ihlalidir: saklayan, saklatanın izni olmadıkça saklananı kullanamaz (TBK m. 563). Yaptırım iki katmanlıdır. Birincisi, (M) uygun bir kullanım bedeli ödemekle yükümlüdür. İkincisi ve asıl ağır olanı beklenmedik hâl sorumluluğudur: saklayan şeyi hiç kullanmasaydı da aynı zararın doğacağını ortaya koyamadığı sürece bu zarardan da sorumlu tutulur.

Yangın tam bu ikinci sonucun alanıdır. Zarar kimseye yüklenemeyen bir sebepten doğmuştur; (M) kural olarak sorumlu olmazdı. Ne var ki yasağı ihlal ettiği için beklenmedik hâl sorumluluğu ona geçer. Kurtulmasının tek yolu, tablo duvara asılmamış olsaydı da yangında yanacağını ispat etmektir — yangın evin tamamını sardıysa bu ispat mümkün olabilir; kanun bu kapıyı açık bırakmıştır.

Üçüncü aydaki geri verme talebi bakımından (M) haksızdır. Sözleşmede bir süre belirlenmiş olsa bile saklayan, saklatanın her zaman ileri sürebileceği istemi üzerine saklananı geri vermekle yükümlüdür (TBK m. 564). (M) yalnız belirlenen süreyi dikkate alarak yaptığı giderleri isteyebilirdi. Asimetri kasıtlıdır: saklatan her zaman isteyebilir, saklayan ise süreden önce geri veremez (TBK m. 565).

Yüzük bakımından iki hüküm birlikte işler. Otel işletenleri konaklayanların getirdiği eşyadan kusursuz sorumludur (TBK m. 576); ancak kıymetli eşya veya önemli miktarda para işletene saklanması için bırakılmamışsa, işleten ancak kendisinin veya çalışanlarının kusuru hâlinde sorumlu olur (TBK m. 577). (L) yüzüğü resepsiyona bırakmadığına göre sorumluluk kusura bağlanır ve (L), otelin ya da çalışanlarının kusurunu ispat etmek zorundadır.

Bildirim külfeti ise talebi bütünüyle düşürür: konaklayan, zararını öğrenir öğrenmez işletene bildirmezse istem hakkını kaybeder (TBK m. 578). İki haftalık gecikme bu ölçüyü karşılamaz.

Girişteki levha ise hiçbir sonuç doğurmaz. İşleten, böyle bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğu kanunda gösterilmeyen bir koşula bağladığını herhangi bir yolla ilan etse bile sorumluluktan kurtulamaz (TBK m. 578). Hüküm emredicidir.

Araç bakımından ise garaj ve otopark işletenlerinin sorumluluğu işler: kendilerine bırakılan veya çalışanlarınca kabul edilen taşıtların zarara uğramasından aynı biçimde sorumludurlar (TBK m. 579); işletene veya çalışanına kusur yüklenmedikçe bu sorumluluk, saklanan başına günlük saklama ücretinin on katını aşamaz. Burada kıymetli eşya istisnası uygulanmaz; sorumluluk kusursuzdur ve kurtuluş yalnız kanunun saydığı sebeplerin ispatıyla mümkündür. Otelin, aracın otoparkta saklanmasından doğan ücret ve saklama gideri alacağı için araç üzerinde hapis hakkı bulunduğu da unutulmamalıdır (TBK m. 580).

Olay iki varsayımla tamamlanabilir. (L) tablo yerine mühürsüz ve açık biçimde bir miktar para bırakmış olsaydı, bu örtülü anlaşma sayılır ve saklama mislî hâle gelirdi; paranın yararı ve hasarı saklayana ait olacağından yangın rizikosu baştan (M)'ye düşer, kullanma yasağı tartışmasına hiç gelinmezdi (TBK m. 570). İkinci varsayımda tablo, (L) ile kardeşi arasında mülkiyeti çekişmeli olduğu için (M)'ye bırakılmış olsaydı, (M) artık sıradan bir saklayan değil güvenilir kişi olurdu ve tabloyu saklatanların tamamının rızası ya da hâkim kararı olmadıkça hiçbirine veremezdi (TBK m. 569). Üçüncü bir kişi tablo üzerinde ayni hak iddia etseydi bu tek başına yetmezdi; (M)'nin geri vermeyi erteleyebilmesi için tablonun haczedilmesi ya da kendisine karşı istihkak davası açılması gerekirdi (TBK m. 568).

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 2 soru eşleşti, ilk 2 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2026 HMGS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre genel saklama sözleşmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Saklayan, açıkça öngörüldüğü takdirde ücret isteyebilir.
B) Saklatan, sözleşmenin ifasının zorunlu kıldığı bütün masrafları ödemekle yükümlüdür.
C) Saklayan, saklatanın izni olmadıkça saklananı kullanamaz.
D) Bir şeyi birlikte saklamak üzere alanlar, müteselsilen sorumlu olur.
E) Birden çok kişi bir şeyi saklanmak üzere verirse saklayan, saklananı onlardan birine geri vermekle kural olarak sorumluluktan kurtulur.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 2 2006 ADLİ HAKİMLİK
Genel saklama (vedia) sözleşmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Şekle tabi olmayan bir sözleşmedir.
B) Saklayan, saklananı kullanma yetkisine sahiptir.
C) Taşınmazlar, genel saklama sözleşmesine konu olamazlar.
D) Eksik iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.
E) Saklayan, saklananın fert, dolaysız zilyedidir.
Cevabı göster
Cevap: B.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 6 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 329
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre saklama sözleşmesinin unsurları ve komşu kurumlardan ayrılmasıyla ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Şeyin saklayana bırakılması sözleşmenin kurucu unsurudur; teslim gerçekleşmedikçe saklama hiç kurulmuş olmaz
B) Konunun taşınır olması ve koruma borcunun üstlenilmesi, bu sözleşmenin aranan iki unsurunu oluşturur
C) Ücret zorunlu bir unsur değildir; açıkça öngörülmüşse ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa istenebilir
D) Saklamada şey saklatanın yararına korunur; kullanım ödüncünde ise ödünç alanın yararına kullandırılmış olur
E) Saklayanın kullanma yasağı vardır; ödünç alanın ise kullanma yetkisi bir hak olarak tanınmış bulunmaktadır
Cevabı göster
Cevap: A. Saklama rızai bir sözleşmedir: şeyin saklayana bırakılması kurucu unsur değil, sözleşmenin ifasıdır. A bu yüzden yanlıştır. Kurumun aranan iki unsuru konunun taşınır olması ve koruma borcunun üstlenilmesidir; teslim bunların dışındadır ve sözleşme teslimden önce de kurulmuş sayılır.

Şık analizi

B) İki unsur doğru verilmiştir.
C) Ücret zorunlu değildir, koşula bağlıdır.
D) Ayrımın ölçütü kimin yararına hareket edildiğidir.
E) Kullanma, saklamada yasak, ödünçte haktır.
Soru 330
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre saklama sözleşmesinde tarafların kanunda gösterilen borçları ve ispat yükünün kimde olduğu birlikte düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi saklatanın borçlarından biri değildir?
A) Sözleşmenin ifasının zorunlu kıldığı bütün masrafları saklayana eksiksiz biçimde ödemekle yükümlü olmak
B) Saklananı korumak ve onu güvenli bir yerde muhafaza altına alma borcunu üstlenmek
C) Saklayanın saklamadan doğan zararlarını kural olarak gidermekle yükümlü bulunmak
D) Zararın kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat etme yükünü üzerinde taşımak
E) Belirlenen süre dikkate alınarak yapılmış giderleri erken istem hâlinde ödemek
Cevabı göster
Cevap: B. Saklananı koruma borcu saklayana aittir; kurumun özü zaten budur. B bu yüzden saklatanın borcu değildir. Saklatanın borçları kanunda ayrıca sayılmıştır: ifanın zorunlu kıldığı masrafları ödemek ve kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat etmedikçe saklayanın saklamadan doğan zararlarını gidermek. İkinci borçta ispat yükü saklatandadır.

Şık analizi

A) Masrafları ödemek saklatanın borcudur.
C) Zararı giderme borcu da saklatana aittir.
D) İspat yükü saklatanın üzerindedir.
E) Erken istemde süreye göre yapılan giderler ödenir.
Soru 331
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre saklayanın, saklatanın izni olmaksızın saklananı kullanması hâlinde doğacak yaptırımın kapsamı, bu yaptırımın iki katmanlı yapısı, saklayanın hangi ispatla sorumluluktan kurtulabileceği ve bu düzenin kullanım ödüncündeki çözümle benzerliği ile saklayanın özen borcunun ücretli ve karşılıksız saklamada nasıl değiştiği birlikte düşünüldüğünde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Sadece uygun bir kullanım bedeli
B) Hiçbir yaptırım uygulanmamış olur
C) Bedel ve beklenmedik hâl sorumluluğu
D) Sözleşme kendiliğinden sona ermiş olur
E) Saklatan tazminat isteyemez
Cevabı göster
Cevap: C. Yaptırım iki katmanlıdır: yasağa aykırı davranan saklayan, saklatana uygun bir kullanım bedeli ödemekle yükümlü olduğu gibi, kullanmamış olsaydı bile zararın doğacağını ispat etmedikçe beklenmedik hâlden doğacak zarardan da sorumlu olur. Düzen, kullanım ödüncündeki çözümle aynıdır: sözleşmeye aykırı kullanım, beklenmedik hâl sorumluluğunu aykırı davranana yükler.

Şık analizi

A) Kullanım bedeli yaptırımın yalnız birinci katmanıdır.
B) Kanun açık bir yaptırım öngörmüştür.
D) Kullanma yasağının ihlali sona erme sonucu doğurmaz.
E) Saklatanın talep hakkı kanunda tanınmıştır.
Soru 332
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre (S), (T)'ye ait bir tabloyu saklamak üzere teslim almıştır. Bir süre sonra (U), tablonun gerçekte kendisine ait olduğunu ileri sürmüş; ancak tablo üzerine herhangi bir haciz konulmamış ve (S)'ye karşı bir istihkak davası da açılmamıştır. (T) tablonun kendisine geri verilmesini istemektedir. Taraflar arasında saklama süresine ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. Bu olayda (S)'nin durumu bakımından aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Tabloyu iddia sahibi üçüncü kişiye derhâl teslim etmek zorundadır
B) Geri vermeyi mahkeme kararı çıkana kadar erteler
C) Tabloyu saklatana geri vermekle yükümlü olmaya devam eder
D) Tabloyu hâkimin belirleyeceği yere tevdi etmek zorundadır
E) Saklama sözleşmesi çekişme yüzünden kendiliğinden sona erer
Cevabı göster
Cevap: C. Kanun saklayanın konumunu açık bir ölçüte bağlar: üçüncü kişi saklanan üzerinde ayni hak iddiasında bulunsa bile, saklanan haczedilmedikçe veya saklayana karşı istihkak davası açılmadıkça saklayan onu saklatana geri vermekle yükümlüdür. Olayda ne haciz ne dava bulunduğuna göre (S), (T)'ye geri vermek zorundadır. Haciz konulur ya da dava açılırsa durum değişir: (S) bunu (T)'ye bildirir ve geri vermeyi erteler.

Şık analizi

A) Üçüncü kişinin iddiası tek başına teslim yükümlülüğü doğurmaz.
B) Erteleme ancak haciz veya dava hâlinde gündeme gelir.
D) Tevdi yolu bu hüküm için öngörülmemiştir.
E) Çekişme sözleşmeyi sona erdirmez.
Soru 333
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre saklananın geri verilme zamanı ve tarafların bu konudaki serbestisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Saklatan her zaman isteyebilir
B) Çoğalmalar da saklananla birlikte verilir
C) Saklayan süreden önce veremez
D) Saklayan süreden önce serbestçe verebilir
E) Tehlike varsa erken verilebilir
Cevabı göster
Cevap: D. Serbesti tek yönlüdür. Sözleşmede bir süre belirlenmiş olsa bile saklatan, saklananı her zaman geri isteyebilir; buna karşılık saklayan, belirlenen sürenin sona ermesinden önce saklananı geri veremez. Tek istisna, öngörülemeyen durumlar dolayısıyla sözleşmenin devamının saklanan için tehlikeli ya da kendisi için zararlı olmasıdır. D bu tek yönlülüğü sildiği için yanlıştır.

Şık analizi

A) Saklatanın istem hakkı süreden bağımsızdır.
B) Saklanan bütün çoğalmalarıyla birlikte verilir.
C) Saklayan için süre bağlayıcıdır.
E) Tehlike hâli tek istisnadır.
Soru 334
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre saklama sözleşmesinin konusu hangisidir?
A) Taşınmaz
B) Alacak
C) Hak
D) Para
E) Taşınır
Cevabı göster
Cevap: E. Saklama sözleşmesinin konusu bir taşınırdır: saklayan, saklatanın kendisine bıraktığı taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlenir. Kurumun özü koruma edimidir; kullanma değil muhafaza borçlanılır. Bu yüzden saklayanın kullanma yasağı vardır ve yasağa aykırılık iki katmanlı bir sorumluluk doğurur.

Şık analizi

A) Taşınmazlar bu sözleşmenin konusu değildir.
B) Alacak saklama konusu olarak sayılmamıştır.
C) Hakların saklanması ayrı bir düzenleme gerektirir.
D) Para saklanabilir ama konu genel olarak taşınır diye belirlenmiştir.

← Hizmet SözleşmesiKefalet Sözleşmesinin Kurulması →