EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 35 / 54

Ayıptan Sorumluluk

6 Hâkimlik 3 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Zapt satılan üzerindeki hukuki çekişmeyi, ayıp ise satılanın kendisindeki eksikliği konu alır. Satıcının ayıptan sorumluluğu iki kaynaktan doğar: bildirdiği niteliklerin bulunmaması ve satılanın beklenen faydayı taşımaması (TBK m. 219).

Çerçeve

  • Ayıp Kavramı ve Türleri
  • Sorumluluğun Koşulları
  • Gözden Geçirme ve Bildirim Külfeti
  • Açık ve Gizli Ayıpta Süreler
  • Ağır Kusur ve Hile Hâlinde Sürelerin Uygulanmaması
  • Alıcının Dört Seçimlik Hakkı
  • Sözleşmeden Dönmenin Sonuçları
  • Bedelden İndirim ve Hesaplanması
  • Ayıptan Sorumlulukta Zamanaşımı

Tanımlar ve Şartlar

  • Maddi ayıp — satılanın fiziki yapısındaki eksiklik; çatlak bir motor bloğu.
  • Hukuki ayıp — satılanın hukuken kullanılmasını engelleyen durum; ruhsatsız yapı.
  • Ekonomik ayıp — satılanın verim veya gelir bakımından beklenen değeri taşımaması.
  • Ayıp — mal teslim edilmiştir ama nitelikleri eksiktir.
  • Eksik ifa — malın bir kısmı hiç teslim edilmemiştir.
  • Aliud ifa — kararlaştırılandan başka bir mal teslim edilmiştir.
  • Açık ayıp olağan gözden geçirmeyle görülebilir; gizli ayıp olağan incelemeyle fark edilemez ve kanun bildirim anını devre değil ayıbın sonradan ortaya çıkmasına bağlar.

Kurallar

  • Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan ayıpların bulunmasından da sorumludur (TBK m. 219).
  • Sorumsuzluk anlaşması bakımından sınır zapttakiyle aynı mantıktadır: satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 221).
  • Hayvan satışında özel bir rejim vardır: satıcı, yazılı olarak üstlenmedikçe veya ağır kusuru olmadıkça ayıptan sorumlu olmaz (TBK m. 220).
  • Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır (TBK m. 223).
  • Hayvan satışında süre kanunda sayıyla verilmiştir: sorumluluk süresi yazılı olarak belirlenmemiş ve ayıp hayvanın gebeliğine ilişkin değilse satıcı, ancak ayıbın devrin yapıldığı veya alıcının devralmada temerrüdünün gerçekleştiği günden başlayarak dokuz gün içinde kendisine bildirilmesi ve hayvanın bilirkişilerce gözden geçirilmesinin aynı süre içinde yetkili makamdan istenmesi hâlinde sorumlu olur (TBK m. 224).
  • Kanun külfeti iki hâlde askıya alır (TBK m. 225): ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.
  • Dönen alıcı, satılanı ondan elde ettiği yararlarla birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür (TBK m. 229).

Karşılaştırma

KonusuAlıcının yoluSüre
Ayıpsatılanın kendisindeki eksiklikdört seçimlik hakiki yıl (TBK m. 231)
Zaptsatılan üzerindeki üçüncü kişi hakkıtam zaptta kendiliğinden sona ermegenel zamanaşımı
Yanılmairadenin oluşumundaki sakatlıkiptalbir yıl (hak düşürücü)

Sınav Notu

  • Ayıp üç türlüdür — maddi, hukuki, ekonomik; ayrıca bildirilen niteliğin bulunmaması başlı başına ayıptır ve ayrıca değer azalması aranmaz (TBK m. 219).
  • Satıcı, alıcının bildiği ayıplardan sorumlu değildir; yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan ise ancak bunların bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur (TBK m. 222).
  • Ağır kusurlu satıcının sorumsuzluk anlaşması kesin hükümsüzdür (TBK m. 221) ve süresinde bildirilmediği savunmasını yapamaz (TBK m. 225). Aynı yasak satıcılığı meslek edinmiş kişinin bilmesi gereken ayıplar için de geçerlidir.
  • Gözden geçirme ve bildirim bir külfettir: ihmal edilirse alıcı satılanı kabul etmiş sayılır ve bütün hakları düşer (TBK m. 223).
  • Açık ayıp imkân bulunur bulunmaz gözden geçirilip uygun sürede; gizli ayıp ortaya çıkınca hemen bildirilir. Gizli ayıpta süre ortaya çıkma anından işler.
  • Dört seçimlik hak: dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım, ayıpsız benzeriyle değiştirme (TBK m. 227). Seçim alıcınındır; ama hâkim dönmeyi onarıma veya indirime çevirebilir ve satıcı derhâl ayıpsız benzerini vererek ve zararın tamamını gidererek diğer hakları önleyebilir. Değer eksikliği satış bedeline çok yakınsa alıcı yalnız dönme veya ayıpsız benzeriyle değiştirme haklarından birini kullanabilir.
  • Satılanın ayıptan, beklenmedik hâlden veya mücbir sebepten yok olması ya da ağır biçimde zarara uğraması dönmeyi engellemez; alıcı elinde kalanı verir (TBK m. 228). Alıcıya yüklenebilen sebeple yok olma sonucu değiştirir.
  • Birden çok parçada dönme yalnız ayıplı olanlar için kullanılır; ayrılması önemli zarar doğuruyorsa tamamını kapsar (TBK m. 230).
  • Zamanaşımı, satıcı daha uzun bir süre üstlenmedikçe, devirden itibaren iki yıldır ve ayıp sonradan çıksa bile işler; ama iki yıl içinde bildirilen ayıptan doğan def'i hakkı sürenin geçmesiyle düşmez (TBK m. 231). Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurluysa süreden yararlanamaz — kasten gizleme şart değildir.
  • Hayvan satışında satıcı, yazılı üstlenme veya ağır kusur olmadıkça sorumlu değildir; süre belirlenmemişse bildirim ve bilirkişi incelemesi istemi dokuz gün içinde yapılmalıdır (TBK m. 220, TBK m. 224).
  • Aliud ifa (başka bir mal teslimi) ayıp değildir; hiç ifa etmeme hükümleri ve genel zamanaşımı uygulanır. Ayrım sürelerde belirir.
  • İspat yükü paylaşılır: alıcı ayıbı ve süresinde bildirdiğini, satıcı alıcının ayıbı bildiğini ya da gözden geçirmeyi ihmal ettiğini ispatlar.
  • İki yıllık süre zamanaşımıdır, hak düşürücü süre değil: ileri sürülmedikçe hâkim gözetmez, durma ve kesilme uygulanır.
  • Ücretsiz onarım aşırı masraf gerektirmemeli; ayıpsız benzeriyle değiştirme ancak imkân varsa istenebilir — parça satışında çoğu zaman kullanılamaz, cins satışında kullanılabilir.
  • Seçimlik hak beyanla kullanılır ve ulaşmakla tükenir; tazminat seçimlik haklardan biri değildir, onlarla birlikte istenir.

Zapt satılan üzerindeki hukuki çekişmeyi, ayıp ise satılanın kendisindeki eksikliği konu alır. Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan ayıpların bulunmasından da sorumludur (TBK m. 219).

A. Ayıp Kavramı ve Türleri

Kanunun tanımı ayıbı üç gruba ayırır:

  • Maddi ayıp — satılanın fiziki yapısındaki eksiklik; çatlak bir motor bloğu.
  • Hukuki ayıp — satılanın hukuken kullanılmasını engelleyen durum; ruhsatsız yapı.
  • Ekonomik ayıp — satılanın verim veya gelir bakımından beklenen değeri taşımaması.

Ayrıca bildirilen niteliğin bulunmaması başlı başına ayıptır; satıcının o niteliği bildirmiş olması yeterlidir, ayrıca değerin azalmış olması aranmaz. Bu, kanunun iki ayrı sorumluluk sebebini tek maddede toplamasıdır.

Nicelik eksikliği kural olarak ayıp değil eksik ifadır; ancak niteliği etkileyen bir nicelik eksikliği ayıp sayılır.

Ayıbın var olup olmadığı iki ölçüye göre belirlenir. Öznel ölçü, tarafların sözleşmede kararlaştırdığı ya da satıcının bildirdiği niteliklerdir; bu nitelikler yoksa değer düşmesi aranmaksızın ayıp vardır. Nesnel ölçü ise malın o türden bir maldan beklenen olağan nitelikleri taşımasıdır. İkisi birlikte uygulanır: sözleşmede hiçbir nitelik kararlaştırılmamış olsa bile mal, kullanım amacına elverişli olmalıdır.

Reklam ve tanıtımda yapılan açıklamalar da bildirilen nitelik sayılabilir; satıcının o açıklamayı bilmemesi tek başına sorumluluğu kaldırmaz. Ölçüt, açıklamanın alıcının kararını etkileyecek nitelikte olup olmadığıdır.

Ayıp ile eksik ifayı ayırmak da gerekir:

  • Ayıp — mal teslim edilmiştir ama nitelikleri eksiktir.
  • Eksik ifa — malın bir kısmı hiç teslim edilmemiştir.
  • Aliud ifa — kararlaştırılandan başka bir mal teslim edilmiştir.

Üçüncü hâlde ayıp hükümleri değil, hiç ifa etmeme hükümleri uygulanır; çünkü borçlanılan edim yerine getirilmemiştir. Ayrımın sonucu sürelerde belirir: ayıpta iki yıllık özel süre, hiç ifa etmemede genel zamanaşımı uygulanır.

Ayıp ile yanılma arasındaki yarışma da uygulamada sık görülür. Satılanın niteliğinde yanılan alıcı hem yanılma hükümlerine dayanarak sözleşmeyi iptal edebilir hem ayıp hükümlerine dayanarak seçimlik haklarını kullanabilir. İki yolun süreleri farklıdır: yanılmada bir yıllık hak düşürücü süre, ayıpta iki yıllık zamanaşımı işler. Alıcı, koşulları gerçekleşen yollardan hangisi kendisi için elverişliyse ona dayanabilir.

Ayıp ile aldatma arasındaki ilişki de aynı mantıkla kurulur. Satıcı ayıbı bilerek gizlemişse ortada hem ağır kusurlu bir ayıp hem aldatma vardır; alıcı dilerse ayıp hükümlerine, dilerse aldatma sebebiyle iptale dayanabilir. Aldatmada süre, aldatmanın öğrenilmesinden itibaren bir yıldır ve satıcı ayıbı gizlediği için ayıptaki iki yıllık süreden zaten yararlanamaz.

B. Sorumluluğun Koşulları

Sorumluluk için üç koşul aranır: ayıp devir anında var olmalı, alıcı ayıbı bilmemeli, ve alıcı gözden geçirme ve bildirim külfetini yerine getirmelidir.

İkinci koşul kanunda ayrıntılıdır (TBK m. 222). Satıcı, sözleşmenin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur.

Sorumsuzluk anlaşması bakımından sınır zapttakiyle aynı mantıktadır: satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 221).

Hayvan satışında özel bir rejim vardır: satıcı, yazılı olarak üstlenmedikçe veya ağır kusuru olmadıkça ayıptan sorumlu olmaz (TBK m. 220).

C. Gözden Geçirme ve Bildirim Külfeti

Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır (TBK m. 223).

Yaptırım ağırdır: alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ayıptan doğan bütün hakları düşer.

Bu bir külfettir, borç değildir: satıcı alıcıdan gözden geçirmesini isteyemez, ama alıcı yapmazsa hakkını yitirir. Bildirimin şekli serbesttir; ispat kolaylığı için yazılı yapılması yerleşmiş uygulamadır.

Gözden geçirmenin kapsamı da işin niteliğine göre değişir. Alıcıdan uzmanlık gerektiren bir inceleme yapması beklenmez; aranan, işlerin olağan akışına göre yapılabilecek bir incelemedir. Bir aracın motorunu sökmek, bir makinenin iç devresini test etmek olağan gözden geçirmenin kapsamında değildir ve böyle bir incelemeyle bulunabilecek kusurlar gizli ayıp sayılır.

Bildirim süresi için kanun sayı vermez; "uygun süre" ölçüsü malın niteliğine, tarafların sıfatına ve ayıbın türüne göre belirlenir. Ticari işlerde bu süre gün hesabıyla, tüketici işlemlerinde daha geniş yorumlanır.

İspat yükü de paylaşılır: alıcı ayıbın varlığını ve bildirimi süresinde yaptığını, satıcı ise alıcının ayıbı bildiğini ya da gözden geçirmeyi ihmal ettiğini ispatlar. Ayıbın devir anında var olup olmadığı tartışmalıysa bu da alıcı tarafından ispatlanır; gizli ayıplarda bilirkişi incelemesi bu yüzden belirleyici olur.

Hayvan satışında süre kanunda sayıyla verilmiştir: sorumluluk süresi yazılı olarak belirlenmemiş ve ayıp hayvanın gebeliğine ilişkin değilse satıcı, ancak ayıbın devrin yapıldığı veya alıcının devralmada temerrüdünün gerçekleştiği günden başlayarak dokuz gün içinde kendisine bildirilmesi ve hayvanın bilirkişilerce gözden geçirilmesinin aynı süre içinde yetkili makamdan istenmesi hâlinde sorumlu olur (TBK m. 224).

D. Açık ve Gizli Ayıpta Süreler

Ayıbın türü bildirim anını belirler:

  • Açık ayıp — olağan bir gözden geçirmeyle görülebilen ayıp; imkân bulunur bulunmaz gözden geçirilir ve uygun sürede bildirilir.
  • Gizli ayıp — alıcının olağan incelemesiyle fark edilemeyecek ayıp; kanun bildirim anını devre değil, ayıbın sonradan ortaya çıkmasına bağlar ve o anda hemen bildirilmesini ister.

Gizli ayıpta süre ayıbın ortaya çıktığı andan işlemeye başlar; devir tarihinden değil. "Hemen" ölçüsü dürüstlük kuralına göre belirlenir ve ticari işlerde daha kısa yorumlanır.

E. Ağır Kusur ve Hile Hâlinde Sürelerin Uygulanmaması

Kanun külfeti iki hâlde askıya alır (TBK m. 225): ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da geçerlidir.

İkinci cümle uygulamada çok iş görür: profesyonel satıcı, mesleği gereği bilmesi gereken bir ayıpta "bana zamanında bildirmedin" savunmasını yapamaz.

F. Alıcının Dört Seçimlik Hakkı

Satıcının sorumlu olduğu hâllerde alıcı, seçimlik haklardan birini kullanabilir (TBK m. 227):

  • Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
  • Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
  • Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
  • İmkân varsa, satılanın ayıpsız benzeriyle değiştirilmesini isteme.

Seçim hakkı alıcınındır ve satıcı ona bir seçenek dayatamaz. Ne var ki kanun hâkime bir denge yetkisi tanır: alıcı sözleşmeden dönmeyi seçmiş olsa bile hâkim, durum bunu haklı göstermiyorsa bedelin indirilmesine karar verebilir. Satıcı ayrıca alıcıya derhâl ayıpsız benzerini vererek ve uğradığı zararı gidererek diğer seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Bir sınır daha vardır: satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakınsa alıcı dört haktan dilediğini değil, yalnız dönme ya da ayıpsız benzeriyle değiştirme haklarından birini kullanabilir (TBK m. 227).

G. Sözleşmeden Dönmenin Sonuçları

Dönen alıcı, satılanı ondan elde ettiği yararlarla birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür (TBK m. 229). Buna karşılık alıcı, ödediği satış bedelinin faiziyle geri verilmesini, satılanın tamamen zaptındaki gibi yargılama giderleri ile satılan için yaptığı giderleri ve ayıplı maldan doğan doğrudan zararlarını isteyebilir; satıcı kusursuzluğunu ispat etmedikçe diğer zararları da gidermekle yükümlüdür.

Kanun dönme hakkını korumak için özel bir hüküm koyar: satılanın ayıptan, beklenmedik hâlden veya mücbir sebepten yok olması ya da ağır biçimde zarara uğraması, alıcının dönme hakkını kullanmasını engellemez; alıcı elinde ne kalmışsa onu geri verir (TBK m. 228). Satılan alıcıya yüklenebilen bir sebeple yok olmuşsa sonuç değişir.

Birden çok mal veya parçadan oluşan mal birlikte satılmışsa, dönme hakkı yalnız ayıplı çıkanlar için kullanılır; ancak önemli bir zarar vermeksizin ayıplı parçanın diğerinden ayrılmasına imkân yoksa dönme satılanın tamamını kapsar (TBK m. 230).

H. Bedelden İndirim ve Hesaplanması

İndirim, satılanın ayıplı ve ayıpsız değerleri arasındaki oranın satış bedeline yansıtılmasıyla bulunur. Uygulamada bu, nispi yöntem olarak anılır: bedel, ayıplı değerin ayıpsız değere oranında düşürülür.

Yöntemin sonucu, tarafların kararlaştırdığı bedel ile piyasa değeri arasındaki dengeyi korumaktır; ucuza alınmış bir malda indirim de oransal olarak küçük kalır. İndirim talebi satılanın alıkonulmasını gerektirir; alıcı hem malı iade edip hem indirim isteyemez.

Onarım ve değiştirme haklarının da kendi sınırları vardır. Ücretsiz onarım, ancak aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde istenebilir; masrafın aşırılığı, malın değeriyle onarım bedelinin karşılaştırılmasıyla belirlenir. Ayıpsız benzeriyle değiştirme ise ancak imkân varsa istenebilir; parça satışında satılan bireysel olarak belirlendiği için bu hak çoğu zaman kullanılamaz, cins satışında ise kural olarak kullanılabilir.

Seçimlik hak kullanıldıktan sonra dönülemez; beyan karşı tarafa ulaşmakla sonucunu doğurur. Bu yüzden alıcının hangi hakkı seçeceğini önceden değerlendirmesi gerekir.

Seçimlik haklara ek olarak alıcı, koşulları varsa tazminat da isteyebilir; tazminat seçimlik haklardan biri değildir, onlarla birlikte istenir. Ayıptan doğan doğrudan zararlar kusur aranmaksızın, diğer zararlar ise satıcı kusursuzluğunu ispat etmedikçe giderilir (TBK m. 229).

Dönme hâlinde iadenin kapsamı da belirlenmelidir: alıcı satılanı elde ettiği yararlarla birlikte geri verir, satıcı ise bedeli faiziyle iade eder. Karşılıklı iade borçları aynı anda ifa edilir ve taraflar birbirine karşı ödemezlik def'i ileri sürebilir. Satılan bu arada değer kaybetmişse, kaybın kime ait olacağı kaybın sebebine göre belirlenir: ayıptan ya da beklenmedik hâlden doğan kayıp satıcıya, alıcıya yüklenebilen kayıp alıcıya aittir (TBK m. 228).

I. Ayıptan Sorumlulukta Zamanaşımı

Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TBK m. 231).

İki önemli ayrıntı vardır. Birincisi, alıcının devirden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı bu sürenin geçmesiyle ortadan kalkmaz: alıcı dava açamasa bile ayıp savunmasını bedel istendiğinde ileri sürebilir. İkincisi, satıcı ayıbı ağır kusuruyla gizlemişse iki yıllık süreden yararlanamaz.

Taşınmaz yapılar bakımından süre beş yıldır ve ağır kusur hâlinde yine sınırsızdır.

Sürenin başlangıcı devir anıdır ve ayıbın ne zaman ortaya çıktığı bu başlangıcı değiştirmez; kanun "ayıp daha sonra ortaya çıksa bile" diyerek bunu açıkça söyler. Satıcı daha uzun bir süre üstlenmişse o süre uygulanır; garanti belgeleriyle verilen taahhütler bu kapsamdadır. Süre zamanaşımı süresidir, hak düşürücü süre değildir: ileri sürülmedikçe hâkim kendiliğinden gözetmez ve durma ile kesilme hükümleri uygulanır.

Ayıptan sorumluluk ile diğer kurumların sınırı da ayrıca çizilir:

KonusuAlıcının yoluSüre
Ayıpsatılanın kendisindeki eksiklikdört seçimlik hakiki yıl (TBK m. 231)
Zaptsatılan üzerindeki üçüncü kişi hakkıtam zaptta kendiliğinden sona ermegenel zamanaşımı
Yanılmairadenin oluşumundaki sakatlıkiptalbir yıl (hak düşürücü)

Alıcı, satılanın niteliğinde yanılmışsa ayıp hükümleri ile yanılma hükümleri yarışır; baskın görüş alıcının dilediğine dayanabileceği yönündedir.

Örnek olay

(K), oto galerici (L)'den ikinci el bir araç satın almış ve aracı 1 Mart'ta teslim almıştır. Aracın motorunda, olağan bir gözden geçirmeyle görülemeyecek bir arıza vardır ve bu arıza 1 Eylül'de ortaya çıkmıştır. (K) durumu 3 Eylül'de (L)'ye yazılı olarak bildirmiştir. Aracın kaportasında ise teslim anında gözle görülebilen bir çizik bulunmaktadır; (K) bunu hiç bildirmemiştir. Sözleşmede "satıcı her türlü ayıptan sorumlu değildir" kaydı vardır. (L), aracın motorunun daha önce değiştirildiğini ve arızayı bildiğini kabul etmektedir. (K), motor arızası ortaya çıktıktan sonra aracı bir kaza sonucu ağır hasara uğratmıştır. Ayrıca (K) 2 Mart'ta aynı galeriden bir de at satın almış, atın sakatlığını 20 Mart'ta bildirmiştir.

Değerlendirme: Kaportadaki çizik açık ayıptır: olağan bir gözden geçirmeyle görülebilir. Alıcı, satılanı imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve ayıbı uygun bir süre içinde bildirmek zorundadır; ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır (TBK m. 223). (K) hiç bildirmediğine göre çizik bakımından bütün hakları düşmüştür. Kaldı ki kanun, alıcının yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan satıcıyı ancak ayrıca üstlenmişse sorumlu tutar (TBK m. 222).

Motor arızası ise gizli ayıptır. Gizli ayıpta süre devir tarihinden değil, ayıbın ortaya çıktığı andan işler ve bildirim hemen yapılmalıdır. Ayıp 1 Eylül'de ortaya çıkmış, 3 Eylül'de bildirilmiştir; bu süre "hemen" ölçüsünü karşılar. Zamanaşımı bakımından da sorun yoktur: dava, devirden başlayarak iki yıl içinde açılabilir (TBK m. 231).

Sorumsuzluk kaydı burada işlemez. (L) motorun değiştiğini ve arızayı bildiğini kabul etmektedir; bu, devir sırasında ağır kusur demektir ve kanun böyle bir satıcının sorumluluğunu daraltan anlaşmaya hiç geçerlilik tanımaz (TBK m. 221). Aynı sebeple (L), bildirimin süresinde yapılmadığını da ileri süremezdi (TBK m. 225). Kaldı ki (L) satıcılığı meslek edinmiş bir kişidir; bilmesi gereken ayıplar bakımından süre savunması ona zaten kapalıdır.

(K) dört seçimlik haktan birini kullanabilir (TBK m. 227): dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım ya da ayıpsız benzeriyle değiştirme. Seçim (K)'nındır; ancak (L), derhâl ayıpsız bir benzerini vererek ve zararını gidererek diğer hakların kullanılmasını önleyebilir. İkinci el bir araçta ayıpsız benzerinin bulunması çoğu zaman mümkün olmadığı için bu imkân uygulamada sınırlı kalır. Hâkim de, dönme durum bakımından haklı görünmüyorsa satılanın onarılmasına veya bedelden indirime karar verebilir.

Aracın kaza sonucu ağır hasara uğraması kritik ayrıntıdır. Kanun, satılanın ayıptan, beklenmedik hâlden veya mücbir sebepten yok olması ya da ağır zarara uğraması hâlinde dönme hakkının kullanılmasını engellemez (TBK m. 228). Ne var ki buradaki hasar alıcıya yüklenebilen bir sebepten — (K)'nın kendi kazasından — doğmuştur; bu hâlde dönme hakkı kullanılamaz ve (K)'nın yolu yalnız bedelden indirimle sınırlı kalır (TBK m. 228). Hasar bir sel sebebiyle doğsaydı (K) yine dönebilir, elinde ne kalmışsa onu iade ederdi.

At bakımından ise özel rejim işler. Hayvan satışında satıcı, yazılı olarak üstlenmedikçe veya ağır kusuru olmadıkça ayıptan sorumlu değildir (TBK m. 220). Sözleşmede yazılı bir üstlenme bulunmadığına ve (L)'nin sakatlığı bildiği ileri sürülmediğine göre sorumluluk doğmaz. Kaldı ki süre de kaçırılmıştır: sorumluluk süresi yazılı belirlenmemiş ve ayıp gebeliğe ilişkin değilse, ayıbın devirden başlayarak dokuz gün içinde bildirilmesi ve hayvanın bilirkişilerce gözden geçirilmesinin aynı süre içinde yetkili makamdan istenmesi gerekir (TBK m. 224). 2 Mart'ta devralınan hayvan için 20 Mart'taki bildirim geç kalmıştır ve bilirkişi incelemesi de istenmemiştir.

Olayın zamanaşımı yüzü de tamamlanmalıdır. Motor arızası bakımından dava, satılanın devrinden başlayarak iki yıl içinde açılmalıdır (TBK m. 231); ayıbın 1 Eylül'de ortaya çıkmış olması bu başlangıcı değiştirmez, çünkü kanun "ayıp daha sonra ortaya çıksa bile" demektedir. (K) süreyi kaçırsaydı bile bir imkânı kalırdı: iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı sürenin geçmesiyle ortadan kalkmaz; (L) kalan bedeli istediğinde (K) ayıp savunmasını ileri sürebilirdi. Kaldı ki (L) ayıbı ağır kusuruyla gizlediği için iki yıllık süreden zaten yararlanamazdı.

Aracın satıcısı bir galerici değil de sıradan bir kişi olsaydı ve arızayı gerçekten bilmeseydi, sorumsuzluk kaydı geçerli olur ve (K)'nın hiçbir talebi kabul edilmezdi. Sonucu belirleyen, kaydın kendisi değil satıcının ağır kusurlu olup olmadığıdır.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 9 soru eşleşti, ilk 9 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2025 HMGS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre taşınır satış sözleşmesinde ayıptan sorumlulukla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumludur.
B) Satıcı, kullanım amacı bakımından satılanın değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran ayıplardan sorumludur.
C) Hayvan satışında satıcı, yazılı olarak üstlenmedikçe veya ağır kusuru olmadıkça ayıptan sorumlu olmaz.
D) Satıcı, satılandaki ayıbın varlığını bilmediği takdirde ayıptan sorumlu olmaz.
E) Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurluysa ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 2 2026 HMGS
I.Sözleşmeyi feshetmekII.Ayıpların giderilmesini istemekIII.Zararının giderilmesini istemekIV.Kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını istemek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre kiralanan sonradan ayıplı duruma gelirse ve ayıp önemli değilse kiracı, yukarıdaki seçimlik haklarından hangilerini bir arada kullanabilir?
A) I ve II
B) I ve III
C) I ve IV
D) II ve III
E) II ve IV
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 3 2024 HMGS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre yüklenicinin taşınmaz yapılarda ağır kusuru varsa eserin niteliğine bakılmaksızın bu sebeple iş sahibi tarafından açılacak davalar kural olarak kaç yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar?
A) 2
B) 5
C) 10
D) 15
E) 20
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 4 2025 ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre taşınır satışında satıcının ayıba karşı sorumluluğuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Satıcı, alıcıya karşı alıcının satılandan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından sorumludur.
B) Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulabilir.
C) Hayvan satışında satıcı, yazılı olarak üstlenmedikçe veya ağır kusuru olmadıkça ayıptan sorumlu olmaz.
D) Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurluysa ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
E) Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 5 2025 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre satış sözleşmesinde satıcının, satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcının kullanabileceği seçimlik haklarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
B) Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
C) Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
D) Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.
E) Alıcı, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteyebilir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 6 2023 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda aşağıdakilerden hangisi taşınır satış sözleşmelerinde satılan malın ayıplı olması durumunda alıcının sahip olduğu seçimlik haklar arasında sayılmamıştır?
A) Sözleşmeden dönme
B) Ayıplı malın ayıpsız benzerleriyle değiştirilmesi
C) Ayıp oranında satış bedelinde indirim
D) Aynen ifadan vazgeçerek olumlu zararın tazmini
E) Satılanın ücretsiz onarılması
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 7 Çıkmış soru
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre taşınmaz satışında, satıcının ağır kusuru hariç olmak üzere, yapının ayıplı olmasından kaynaklanan davalar mülkiyetin geçmesinden başlayarak kaç yıllık zamanaşımına tabidir?
A) 10
B) 2
C) 3
D) 5
E) 20
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 8 2008 ADLİ HAKİMLİK
Satış sözleşmesinde satış konusu malın tamamen zapt edilmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Satış sözleşmesi batıldır.
B) Alıcı hata veya hile nedeniyle sözleşmeyi iptal etme hakkı kazanır.
C) Satış sözleşmesi kendiliğinden sona erer.
D) Alıcı sözleşmeden dönme hakkına sahip olur.
E) Alıcı kendisine aynı cins mal teslim edilmesini talep etme hakkı kazanır.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 9 2008 ADLİ HAKİMLİK
Borçlar Kanunu'na göre, satıcının ayıplı mal teslim etmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Mevcut şartların dönme hakkını haklı göstermediği durumlarda hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
B) Alıcı, teslim edilen ayıplı mal kendi kusuruyla telef olmuş olsa bile, bedelini ödeyerek sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.
C) Ayıp sebebiyle satış konusu malın değerindeki eksiklik, satış bedeline eşit ise alıcı, sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.
D) Satış konusu malın bir kaza veya ayıp nedeniyle telef olması veya hasara uğraması, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasına engel teşkil etmez.
E) Sözleşmeden dönme hakkını kullanan alıcı, satıcının herhangi bir kusuru bulunmasa dahi ayıplı mal teslim edilmesi nedeniyle uğradığı doğrudan doğruya zararların tazminini talep edebilir.
Cevabı göster
Cevap: B.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 7 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 218
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre ayıp kavramı ve satıcının hangi eksikliklerden sorumlu olduğuyla ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Satıcının bildirdiği bir niteliğin satılanda bulunmaması, ancak değerde önemli bir azalma da varsa ayıp sayılır
B) Satılanın hukuken kullanılmasını engelleyen bir durum, malın fiziki yapısı sağlam olsa bile hukuki ayıp oluşturur
C) Nicelik eksikliği kural olarak eksik ifa sayılır; ancak niteliği etkileyen bir nicelik eksikliği ayıp oluşturur
D) Kararlaştırılandan başka bir mal teslim edilmişse ayıp hükümleri değil, hiç ifa etmeme hükümleri uygulanır ve genel zamanaşımı işler
E) Sözleşmede hiçbir nitelik kararlaştırılmamış olsa bile satılan, kullanım amacına elverişli olmak zorundadır; nesnel ölçü budur
Cevabı göster
Cevap: A. Kanun iki ayrı sorumluluk sebebini tek maddede toplar: satıcı hem bildirdiği niteliklerin bulunmamasından hem de kullanım amacı bakımından değeri ortadan kaldıran ya da önemli ölçüde azaltan ayıplardan sorumludur. Bildirilen niteliğin bulunmaması başlı başına ayıptır; ayrıca değer azalması aranmaz. A bu iki sebebi birbirine bağladığı için yanlıştır.

Şık analizi

B) Hukuki ayıbın tanımıdır; ruhsatsız yapı tipik örnektir.
C) Nicelik ile nitelik arasındaki sınırı doğru çiziyor.
D) Aliud ifada ayıp hükümleri uygulanmaz.
E) Nesnel ölçü, öznel ölçünün yanında her hâlde işler.
Soru 219
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi ayıplı maldan doğan seçimlik haklardan biri değildir?
A) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönmeyi seçme hakkı
B) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim yapılmasını isteme hakkı
C) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde satılanın ücretsiz olarak onarılmasını isteme hakkı
D) Satıcının malvarlığı üzerinde kanuni bir rehin kurulmasını mahkemeden isteme hakkı
E) İmkân bulunduğu takdirde satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme hakkı
Cevabı göster
Cevap: D. Kanun alıcıya dört seçimlik hak tanır: dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım ve ayıpsız benzeriyle değiştirme. Ayıplı mal alıcıya satıcının malvarlığı üzerinde kanuni bir rehin hakkı vermez; D bu yüzden seçimlik haklardan biri değildir. Alıcı bu dört haktan yalnız birini kullanır; tazminat ise seçimlik hak değildir, onlarla birlikte istenir.

Şık analizi

A) Birinci seçimlik haktır.
B) İkinci seçimlik haktır ve malın alıkonulmasını gerektirir.
C) Üçüncü haktır; sınırı masrafın aşırı olmamasıdır.
E) Dördüncü haktır; sınırı imkânın bulunmasıdır.
Soru 220
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre alıcının gözden geçirme ve bildirim külfeti ile satıcının ağır kusurunun bu külfete etkisi birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Alıcı gözden geçirmeyi veya bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır ve ayıptan doğan hakları düşer
B) Ağır kusurlu satıcı bile ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulabilir
C) Satıcılığı meslek edinmiş kişinin bilmesi gereken ayıplar bakımından da süre savunması aynı şekilde kapalı kalır
D) Gözden geçirme bir borç değil külfettir; satıcı alıcıdan bunu yerine getirmesini dava yoluyla isteyemez ama alıcı hakkını yitirir
E) Alıcıdan uzmanlık gerektiren bir inceleme yapması beklenmez; ancak böyle bir incelemeyle bulunabilecek kusurlar gizli ayıp sayılır
Cevabı göster
Cevap: B. Kanun külfeti iki hâlde askıya alır: ağır kusurlu satıcı ve satıcılığı meslek edinmiş kişinin bilmesi gereken ayıplar. Bu hâllerde satıcı, ayıbın süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. B tam tersini söylediği için yanlıştır. Hükmün pratik değeri büyüktür: profesyonel satıcı "bana zamanında bildirmedin" savunmasını yapamaz.

Şık analizi

A) Külfetin yaptırımı budur ve ağırdır.
C) İkinci askıya alma hâlidir.
D) Külfet ile borç arasındaki farkı doğru veriyor.
E) Gizli ayıp tanımının ölçütüdür.
Soru 221
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre ayıplı satılanın yok olması veya zarara uğramasının dönme hakkına etkisiyle ilgili olarak:I.Satılanın beklenmedik hâlden veya mücbir sebepten yok olması alıcının dönme hakkını engellemez.II.Alıcıya yüklenebilen bir sebeple yok olma da dönme hakkını etkilemez.III.Dönme hakkını kullanan alıcı, satılandan elde ettiği yararlarla birlikte elinde kalanı geri verir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I ve III
Cevabı göster
Cevap: E. Kanun dönme hakkını korumak için özel bir hüküm koyar: satılanın ayıptan, beklenmedik hâlden veya mücbir sebepten yok olması ya da ağır biçimde zarara uğraması dönmeyi engellemez ve alıcı elinde ne kalmışsa onu verir (I ve III doğru). Sebep alıcıya yüklenebiliyorsa sonuç değişir; o hâlde dönme yolu kapanır ve alıcının elinde kural olarak bedelden indirim kalır, bu yüzden II yanlıştır.

Şık analizi

A) III de doğrudur; iade elde kalanla sınırlıdır.
B) II tek yanlış öncüldür.
C) Yanlış olan II öncülünü taşır.
D) Aynı şekilde II'yi içerdiği için elenir.
Soru 222
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre hayvan satışında sorumluluk süresi yazılı olarak belirlenmemiş ve ayıp gebeliğe ilişkin değilse, ayıbın satıcıya kaç gün içinde bildirilmesi gerekir?
A) Beş gün
B) Yedi gün
C) Dokuz gün
D) On beş gün
E) Otuz gün
Cevabı göster
Cevap: C. Hayvan satışında kanun süreyi sayıyla verir: ayıbın, devrin yapıldığı veya alıcının devralmada temerrüdünün gerçekleştiği günden başlayarak dokuz gün içinde satıcıya bildirilmesi gerekir. Süre tek başına yetmez; aynı süre içinde hayvanın bilirkişilerce gözden geçirilmesinin yetkili makamdan istenmiş olması da aranır. İki koşul birlikte gerçekleşmezse sorumluluk doğmaz.

Şık analizi

A) Beş gün kanunda öngörülmemiştir.
B) Yedi gün başka kurumlara ait bir süredir.
D) On beş gün bu rejimde yer almaz.
E) Otuz gün hayvan satışı için fazla uzundur ve kanunda yoktur.
Soru 223
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre alıcının ayıplı maldan doğan seçimlik haklarından hangisini kullanacağına kimin karar verdiği, bu seçimin beyanla kullanıldıktan sonra geri alınıp alınamayacağı, hâkimin yapılan seçimi değiştirip değiştiremeyeceği, satıcının hangi davranışla diğer hakların kullanılmasını önleyebileceği, değer eksikliğinin satış bedeline çok yakın olması hâlinde alıcının elinde hangi hakların kaldığı ve tazminatın bu haklarla ilişkisi birlikte düşünüldüğünde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Seçim hakkı satıcıya aittir
B) Hâkim yapılan seçimi hiç değiştiremez
C) Satıcı ayıpsız benzerini vererek hiçbir hakkı önleyemez
D) Seçim alıcınındır, hâkim dönmeyi indirime çevirebilir
E) Tazminat dört seçimlik haktan biri sayılır
Cevabı göster
Cevap: D. Seçim hakkı alıcınındır ve satıcı ona bir seçenek dayatamaz; beyan karşı tarafa ulaşmakla tükenir ve geri alınamaz. Kanun buna karşı iki denge kurar: hâkim, dönme durum bakımından haklı görünmüyorsa bedelin indirilmesine karar verebilir; satıcı da derhâl ayıpsız benzerini verip zararı gidererek diğer hakların kullanılmasını önleyebilir. Tazminat seçimlik haklardan biri değildir, onlarla birlikte istenir.

Şık analizi

A) Seçim alıcınındır, satıcının değil.
B) Hâkimin denge yetkisi kanunda açıkça tanınmıştır.
C) Satıcı bu yolla diğer hakları önleyebilir.
E) Tazminat seçimlik hak değildir; onlarla birlikte istenir.
Soru 224
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre alıcının satılanı gözden geçirmesi hukuken nedir?
A) Külfet
B) Borç
C) Def'i
D) İtiraz
E) Yetki
Cevabı göster
Cevap: A. Gözden geçirme ve bildirim bir külfettir, borç değildir. Aradaki fark sonuçta görünür: satıcı alıcıdan gözden geçirmesini dava yoluyla isteyemez, ama alıcı bunu ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır ve ayıptan doğan bütün haklarını yitirir. Külfet, yerine getirilmediğinde karşı tarafa talep hakkı değil, kişinin kendisine hak kaybı doğuran yükümlülüktür.

Şık analizi

B) Borç olsaydı satıcı dava yoluyla isteyebilirdi.
C) Def'i, talebe karşı ileri sürülen savunmadır.
D) İtiraz hakkın doğmadığını ileri sürmektir.
E) Yetki, hukuki işlem yapma gücünü anlatır.

← Zapttan SorumlulukTaşınmaz Satışı ve Satış İlişkisi →