EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 40 / 54

Kiralananın Ayıpları ve Kullanımın Kısıtlanması

1 Hâkimlik

Hızlı özet

Kiraya verenin kullanıma elverişli bulundurma borcu sürekli olduğu için, kiradaki ayıp rejimi de satıştakinden farklıdır: ayıp yalnız teslim anında değil, sözleşme süresince doğabilir ve her doğuşunda kiracıya hak verir.

Çerçeve

  • Teslim Anındaki Ayıplar
  • Sonradan Doğan Ayıplar
  • Kiracının Seçimlik Hakları
  • Ayıbın Giderilmesini İsteme ve Bedelden İndirim
  • Üçüncü Kişinin Üstün Hak İddiası
  • Ayıptan Sorumluluğu Sınırlayan Anlaşmalar

Tanımlar ve Şartlar

  • Önemli ayıplarla teslim — kiracı, borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlere ya da kiraya verenin sonradan ayıplı duruma gelmeden doğan sorumluluğuna ilişkin hükümlere başvurabilir.
  • Önemli olmayan ayıplarla teslim — kiracı yalnız sonradan ortaya çıkan ayıplara ilişkin haklarını kullanabilir.
  • Önce bildirim yapılır (TBK m. 318); bildirmeyen kiracı bundan doğan zarardan sorumlu olur. Bedel indiriminin başlangıcı ise bildirimin kendisi değil, kiraya verenin ayıbı öğrendiği andır — öğrenme başka yoldan da gerçekleşebilir.
  • Sonra uygun süre verilerek giderilme istenir (TBK m. 306).
  • Süre sonuçsuz kalırsa kendi hesabına giderme ya da ayıpsız benzeriyle değiştirme devreye girer.
  • Ayıp, kullanıma elverişliliği ortadan kaldırıyor ya da önemli ölçüde engelliyor ve verilen sürede giderilmiyorsa fesih mümkündür (TBK m. 306).
  • Kiralanan el değiştirirse yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur (TBK m. 310); kamulaştırma hükümleri saklıdır.
  • Üçüncü kişi kiralanan üzerinde kiracının hakkını etkileyen bir ayni hak sahibi olursa, el değiştirme hükümleri kıyasen uygulanır (TBK m. 311).

Kurallar

  • Kiralanan sonradan ayıplı duruma gelirse kiracının üç istemi vardır (TBK m. 305): ayıpların giderilmesi, kira bedelinden ayıpla orantılı indirim ve zararının giderilmesi.
  • Aynı şekilde kiracının olağan bakım kapsamındaki eksiklikler de ayıp sayılmaz; bu sonuç, kiracının olağan kullanım için gerekli temizlik ve bakım giderlerini üstlenme borcundan (TBK m. 317) çıkarılan bir yorumdur, maddenin doğrudan hükmü değildir.
  • Kiracı, ayıbın uygun bir sürede giderilmesini isteyebilir; bu sürede ayıp giderilmezse kiracı (TBK m. 306):
  • Tazminat üçüncü ve bağımsız bir kalemdir; kanun açıkça diğer hakları engellemediğini söyler (TBK m. 305).
  • İndirim hakkının zaman sınırı açıkça çizilmiştir: kiracı, kullanımı etkileyen ayıpların varlığı hâlinde, bu ayıpların kiraya veren tarafından öğrenilmesinden ayıbın giderilmesine kadar geçen süre için, bedelden ayıpla orantılı indirim isteyebilir (TBK m. 307).
  • Zarar bakımından sorumluluk kusura bağlıdır ama ispat yükü terstir: kiraya veren, kusuru olmadığını ispat etmedikçe kiralananın ayıplı olmasından doğan zararları kiracıya ödemekle yükümlüdür (TBK m. 308).
  • Bir üçüncü kişi kiralananda kiracının hakkıyla bağdaşmayan bir hak ileri sürerse kiraya veren, kiracının bildirimi üzerine davayı üstlenmek ve kiracının uğradığı her türlü zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 309).
  • Kiracıyı güçlendiren bir imkân da vardır: taşınmaz kiralarında sözleşmeyle kiracılık hakkının tapu siciline şerhi kararlaştırılabilir (TBK m. 312).
  • Kanun zaten yeni maliki sözleşmenin tarafı saydığı için (TBK m. 310) şerhin pratik değeri sınırlı görünür; ancak şerh, kiralananın cebrî icra yoluyla satılması ya da üzerinde sınırlı ayni hak kurulması gibi hâllerde kiracıyı korumaya devam eder.
  • Kiraya verenin ayıptan sorumluluğu kural olarak sözleşmeyle sınırlanabilir; ancak konut ve çatılı iş yeri kiralarında kullanıma elverişli bulundurma borcu kiracı aleyhine değiştirilemediği için (TBK m. 301) bu alanda sınırlama imkânı büyük ölçüde kapanır.
  • Ayrıca konut ve çatılı iş yeri kiralarında kiracı aleyhine düzenleme yasağı genel bir kural olarak konulmuştur: kira bedelinin belirlenmesi dışında kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz (TBK m. 343).

Karşılaştırma

Satışta ayıpKirada ayıp
Ne zaman doğardevir anındasüresince her an
Hakların kaynağıdört seçimlik hakgiderme, indirim, tazminat, fesih
Kendi hesabına gidermeyokvar (TBK m. 306)
Süredevirden iki yılsözleşme süresince

Sınav Notu

  • Kirada ayıp yalnız teslim anında değil süreklilik gösteren bir sorumluluktur; kiraya veren kiralananı süresince elverişli bulundurmakla yükümlüdür.
  • Teslimdeki önemli ayıpta kiracı temerrüt hükümlerine de başvurabilir; önemli olmayan ayıpta yalnız sonradan doğan ayıp hükümleri işler (TBK m. 304).
  • Sonradan doğan ayıpta üç hak: giderilme, orantılı indirim, zararın giderilmesi; ayıp önemliyse ayrıca fesih (TBK m. 305). Tazminat diğerlerini engellemez.
  • Kiracı, uygun sürede giderilmeyen ayıbı kiraya veren hesabına gidertip alacağını kira bedelinden indirebilir ya da ayıpsız benzeriyle değiştirme isteyebilir (TBK m. 306). Bu yetki satışta yoktur.
  • İndirim, ayıbın kiraya veren tarafından öğrenilmesinden giderilmesine kadar geçen süre için istenir (TBK m. 307); bu yüzden bildirim hakkın başlangıcını belirler.
  • Zararda ispat yükü terstir: kiraya veren kusursuzluğunu ispat etmedikçe sorumludur (TBK m. 308).
  • Üçüncü kişi üstün hak iddia ederse kiraya veren, kiracının bildirimi üzerine davayı üstlenir ve her türlü zararı giderir (TBK m. 309).
  • Kiralanan el değiştirirse yeni malik sözleşmenin tarafı olur (TBK m. 310) — "satım kirayı bozmaz" kuralının yürürlükteki hâli budur.
  • Taşınmaz kiralarında kiracılık hakkı tapuya şerh edilebilir (TBK m. 312); şerh, hakkı sonraki maliklere karşı güçlendirir.
  • Konut ve çatılı iş yeri kiralarında kira bedelinin belirlenmesi dışında kiracı aleyhine düzenleme yapılamaz (TBK m. 343).
  • Kiracının kendi kusuruyla doğurduğu bozulma ve olağan bakım eksiklikleri ayıp değildir; ayıp, kiraya verenin elverişli bulundurma borcunun ihlalidir.
  • Üçüncü kişinin hakkı sözleşmeden önce doğmuşsa zapt (TBK m. 309), sonra doğmuşsa el değiştirme hükümleri kıyasen uygulanır (TBK m. 311). Ölçüt hakkın doğum anıdır.
  • Kirada giderme ile tazminat birlikte istenebilir; satışta seçimlik haklardan yalnız biri seçilir. Kurumu ayıran en pratik fark budur.

Kiraya verenin kullanıma elverişli bulundurma borcu sürekli olduğu için, kiradaki ayıp rejimi de satıştakinden farklıdır: ayıp yalnız teslim anında değil, sözleşme süresince doğabilir ve her doğuşunda kiracıya hak verir.

A. Teslim Anındaki Ayıplar

Kanun teslim anındaki ayıpları ağırlığına göre ikiye ayırır (TBK m. 304):

  • Önemli ayıplarla teslim — kiracı, borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlere ya da kiraya verenin sonradan ayıplı duruma gelmeden doğan sorumluluğuna ilişkin hükümlere başvurabilir.
  • Önemli olmayan ayıplarla teslim — kiracı yalnız sonradan ortaya çıkan ayıplara ilişkin haklarını kullanabilir.

Ayrımın pratik değeri, önemli ayıpta kiracıya temerrüt hükümlerine dayanma imkânının açılmasıdır; bu, sözleşmeden dönme dâhil daha geniş bir yelpazedir.

Kirada ayıp, satıştaki ayıpla aynı ölçütlere göre belirlenir ama sonuçları farklıdır:

Satışta ayıpKirada ayıp
Ne zaman doğardevir anındasüresince her an
Hakların kaynağıdört seçimlik hakgiderme, indirim, tazminat, fesih
Kendi hesabına gidermeyokvar (TBK m. 306)
Süredevirden iki yılsözleşme süresince

B. Sonradan Doğan Ayıplar

Kiralanan sonradan ayıplı duruma gelirse kiracının üç istemi vardır (TBK m. 305): ayıpların giderilmesi, kira bedelinden ayıpla orantılı indirim ve zararının giderilmesi. İlk ikisi seçimlik haktır, biri seçilir; tazminat ise bağımsızdır — kanun açıkça ekler: zararın giderilmesi istemi diğer seçimlik hakların kullanılmasını önlemez.

Ayıp önemliyse kiracının elinde ek bir yol daha vardır: sözleşmeyi feshetme. Önemlilik ölçütü, ayıbın kararlaştırılan kullanımı engelleyip engellemediğine göre belirlenir.

Ayıbın kimden kaynaklandığı da sonucu değiştirir. Kiracının kendi kusuruyla doğurduğu bozulmalar ayıp sayılmaz; bunlar kiracının özen borcuna aykırılığıdır ve gideri kiracıya aittir. Aynı şekilde kiracının olağan bakım kapsamındaki eksiklikler de ayıp sayılmaz; bu sonuç, kiracının olağan kullanım için gerekli temizlik ve bakım giderlerini üstlenme borcundan (TBK m. 317) çıkarılan bir yorumdur, maddenin doğrudan hükmü değildir. Ayıp, kiraya verenin elverişli bulundurma borcunun ihlalidir.

Ayıbın türleri satıştakiyle aynıdır — maddi, hukuki, ekonomik — ama kirada bir dördüncü görünüm daha vardır: kullanımı kısıtlayan dış etkenler. Komşu taşınmazdaki uzun süreli bir inşaat, kiralanana giden yolun kapanması ya da ruhsatın iptali, kiralananın kendisinde bir bozulma olmasa bile kullanımı etkiler. Bunların ayıp sayılıp sayılmayacağı, kiraya verenin elverişli bulundurma borcunun kapsamına göre belirlenir; kiraya verenin etki alanı dışındaki genel çevre koşulları kural olarak ayıp sayılmaz.

Ayıbın giderilmesi mümkün olmayan hâllerde de kiracı korumasız kalmaz. Kullanım tamamen imkânsızlaşmışsa sözleşme imkânsızlık sebebiyle sona erebilir; kısmen imkânsızlaşmışsa kiracı orantılı indirim isteyebilir. Kiraya verenin sorumlu olduğu bir sebeple imkânsızlaşma hâlinde ayrıca tazminat gündeme gelir.

Kiracının ayıp sebebiyle fesih hakkı, sürekli borç ilişkisinin doğal sonucudur ve ileriye etkilidir; fesihten sonraki dönem için kira bedeli istenemez, geçmiş dönem ise ayakta kalır. Bu nokta satıştaki dönmeden ayrılır: satışta dönme, kural olarak alınan ve verilenin karşılıklı iadesini gerektirir.

C. Kiracının Seçimlik Hakları

Kiracının hakları satıştakiyle benzeşir ama aynı değildir. Ortak olan indirim ve tazminat, farklı olan ise ayıbı kiraya veren hesabına giderme yetkisidir.

Kiracı, ayıbın uygun bir sürede giderilmesini isteyebilir; bu sürede ayıp giderilmezse kiracı (TBK m. 306):

  • Ayıbı kiraya veren hesabına gidertebilir ve bundan doğan alacağını kira bedelinden indirebilir.
  • Ya da kiralananın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteyebilir.

Bu yetki kirayı satıştan ayırır: satışta alıcı, satıcı hesabına onarım yaptırma hakkına kural olarak sahip değildir.

Kiracının hakları arasında bir sıra da vardır:

  • Önce bildirim yapılır (TBK m. 318); bildirmeyen kiracı bundan doğan zarardan sorumlu olur. Bedel indiriminin başlangıcı ise bildirimin kendisi değil, kiraya verenin ayıbı öğrendiği andır — öğrenme başka yoldan da gerçekleşebilir.
  • Sonra uygun süre verilerek giderilme istenir (TBK m. 306).
  • Süre sonuçsuz kalırsa kendi hesabına giderme ya da ayıpsız benzeriyle değiştirme devreye girer.
  • Ayıp, kullanıma elverişliliği ortadan kaldırıyor ya da önemli ölçüde engelliyor ve verilen sürede giderilmiyorsa fesih mümkündür (TBK m. 306).

Sıraya uymayan kiracı hak kaybetmez ama ispat yükü ağırlaşır; özellikle kendi hesabına giderme yetkisi, önce süre verilmiş olmasını gerektirir.

Ayıbın giderilmesi istemi, kiraya verenin borcunun aynen ifasıdır; bu yüzden kiracı bunu her zaman isteyebilir ve ayrıca bir zarar ispat etmesi gerekmez. İndirim ise bir denkleştirmedir: kiracı eksik kullandığı için eksik öder. Tazminat üçüncü ve bağımsız bir kalemdir; kanun açıkça diğer hakları engellemediğini söyler (TBK m. 305).

Tazminatın seçimlik haklarla birlikte istenebilmesi kirayı satıştan ayıran bir başka noktadır: satışta seçimlik haklardan biri seçilir, kirada ise giderme ile tazminat yan yana istenebilir.

İndirimin hesabı da ayrıca sorulur. Ölçü, ayıplı ve ayıpsız kullanım değerleri arasındaki orandır; kiracı, kullanabildiği ölçüde öder. Depoyu kullanamayan ama dükkânın kalanını kullanabilen kiracı için indirim, deponun toplam kullanım değerine oranıyla belirlenir. İndirim ayıbın giderildiği anda sona erer; bu yüzden giderme tarihinin tespiti indirim talebinin sınırını çizer.

D. Ayıbın Giderilmesini İsteme ve Bedelden İndirim

İndirim hakkının zaman sınırı açıkça çizilmiştir: kiracı, kullanımı etkileyen ayıpların varlığı hâlinde, bu ayıpların kiraya veren tarafından öğrenilmesinden ayıbın giderilmesine kadar geçen süre için, bedelden ayıpla orantılı indirim isteyebilir (TBK m. 307).

Başlangıç anı kiraya verenin öğrenmesidir; bu yüzden kiracının bildirim yükümlülüğü (TBK m. 318) yalnız bir külfet değil, kendi hakkının başlangıcını belirleyen bir işlemdir. Bildirmeyen kiracı hem doğan zarardan sorumlu olur hem indirim süresini geç başlatır.

Zarar bakımından sorumluluk kusura bağlıdır ama ispat yükü terstir: kiraya veren, kusuru olmadığını ispat etmedikçe kiralananın ayıplı olmasından doğan zararları kiracıya ödemekle yükümlüdür (TBK m. 308).

E. Üçüncü Kişinin Üstün Hak İddiası

Kirada zapt da düzenlenmiştir. Bir üçüncü kişi kiralananda kiracının hakkıyla bağdaşmayan bir hak ileri sürerse kiraya veren, kiracının bildirimi üzerine davayı üstlenmek ve kiracının uğradığı her türlü zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 309).

Sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan hak sahiplikleri ayrı düzenlenir:

  • Kiralanan el değiştirirse yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur (TBK m. 310); kamulaştırma hükümleri saklıdır.
  • Üçüncü kişi kiralanan üzerinde kiracının hakkını etkileyen bir ayni hak sahibi olursa, el değiştirme hükümleri kıyasen uygulanır (TBK m. 311).

Kiracıyı güçlendiren bir imkân da vardır: taşınmaz kiralarında sözleşmeyle kiracılık hakkının tapu siciline şerhi kararlaştırılabilir (TBK m. 312).

Şerhin sonucu, kiracılık hakkının sonradan malik olanlara karşı ileri sürülebilmesidir. Kanun zaten yeni maliki sözleşmenin tarafı saydığı için (TBK m. 310) şerhin pratik değeri sınırlı görünür; ancak şerh, kiralananın cebrî icra yoluyla satılması ya da üzerinde sınırlı ayni hak kurulması gibi hâllerde kiracıyı korumaya devam eder.

Üçüncü kişinin hakkı sözleşmenin kurulmasından önce doğmuşsa rejim zapt hükümlerine tabidir (TBK m. 309); sonra doğmuşsa el değiştirme hükümleri kıyasen uygulanır (TBK m. 311). İki hâli ayıran ölçüt, hakkın doğum anıdır — satıştaki zapt rejimiyle aynı mantık burada da işler.

F. Ayıptan Sorumluluğu Sınırlayan Anlaşmalar

Kiraya verenin ayıptan sorumluluğu kural olarak sözleşmeyle sınırlanabilir; ancak konut ve çatılı iş yeri kiralarında kullanıma elverişli bulundurma borcu kiracı aleyhine değiştirilemediği için (TBK m. 301) bu alanda sınırlama imkânı büyük ölçüde kapanır.

Ayrıca konut ve çatılı iş yeri kiralarında kiracı aleyhine düzenleme yasağı genel bir kural olarak konulmuştur: kira bedelinin belirlenmesi dışında kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz (TBK m. 343). Sorumsuzluk kayıtları bu yasağın kapsamına girdiği ölçüde geçersizdir.

Örnek olay

(C), (D)'den bir dükkân kiralamıştır. Teslimden dört ay sonra çatı akmaya başlamış, dükkânın deposu kullanılamaz hâle gelmiştir. (C) durumu 1 Mart'ta (D)'ye yazılı olarak bildirmiş, uygun bir süre vermiş; (D) hiçbir şey yapmamıştır. (C) 1 Haziran'da çatıyı kendisi 60.000 TL'ye onartmıştır. Bu arada dükkânın elektrik tesisatındaki bir arıza yüzünden (C)'nin bilgisayarları yanmış, 40.000 TL zarar doğmuştur; arızanın kimden kaynaklandığı belli değildir. Ayrıca (D) dükkânı 1 Nisan'da (E)'ye satmış ve tapuda tescil yapılmıştır; (E), (C)'den dükkânı boşaltmasını istemektedir. Sözleşmede "kiraya veren kiralananın ayıplarından sorumlu değildir" kaydı vardır.

Değerlendirme: Çatı akıntısı sonradan doğan bir ayıptır. Kiracı bu hâlde ayıbın giderilmesini, bedelden orantılı indirimi ya da zararının giderilmesini isteyebilir (TBK m. 305). (C) önce giderilmeyi istemiş ve uygun bir süre vermiştir.

Süre sonuçsuz kalınca (C)'nin elindeki yetki devreye girer: ayıp uygun sürede giderilmezse kiracı, ayıbı kiraya veren hesabına gidertebilir ve bundan doğan alacağını kira bedelinden indirebilir (TBK m. 306). (C)'nin ödediği 60.000 TL, kira bedelinden mahsup edilir. Bu yetki kirayı satıştan ayırır; satışta alıcının satıcı hesabına onarım yaptırma hakkı kural olarak yoktur.

İndirim bakımından süre 1 Mart'tan başlar. Kiracı, ayıbın kiraya veren tarafından öğrenilmesinden giderilmesine kadar geçen süre için orantılı indirim isteyebilir (TBK m. 307); yazılı bildirim 1 Mart'ta yapıldığına göre indirim 1 Mart – 1 Haziran arasını kapsar. (C) bildirimi hiç yapmasaydı hem doğan zarardan sorumlu olur hem indirim süresini başlatamazdı (TBK m. 318).

Bilgisayar zararında ispat yükü belirleyicidir. Kiraya veren, kusuru olmadığını ispat etmedikçe kiralananın ayıplı olmasından doğan zararları ödemekle yükümlüdür (TBK m. 308). Arızanın kaynağı belirsiz olduğuna göre yük (D)'dedir; kusursuzluğunu ispat edemezse 40.000 TL'yi öder.

Sorumsuzluk kaydı ise bu olayda büyük ölçüde işlemez. Dükkân çatılı bir iş yeri olduğuna göre kullanıma elverişli bulundurma borcu kiracı aleyhine değiştirilemez (TBK m. 301) ve konut ile çatılı iş yeri kiralarında kira bedelinin belirlenmesi dışında kiracı aleyhine düzenleme yapılamaz (TBK m. 343). Kayıt, bu yasakların kapsamına girdiği ölçüde geçersizdir.

Satış bakımından (E)'nin talebi dayanaksızdır. Sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur (TBK m. 310). (E) satın almakla kiraya veren sıfatını kazanmıştır; kira ilişkisi devam eder ve (C) boşaltmak zorunda değildir. (E)'nin elindeki tek yol, konut ve çatılı iş yeri kiralarında yeni malike tanınan gereksinim sebebiyle tahliye yoludur ve o da kendi koşullarına bağlıdır. Kiracılık hakkı tapuya şerh edilmiş olsaydı (C)'nin konumu daha da güçlü olurdu (TBK m. 312).

Bir varsayım daha kurulabilir. Çatı akıntısı (C)'nin kendi kusurundan — deponun üstüne koyduğu ağır yükten — kaynaklansaydı ortada ayıp bulunmazdı; kiracının kendi kusuruyla doğurduğu bozulmalar kiraya verenin elverişli bulundurma borcunun ihlali sayılmaz ve gideri kiracıya ait olur. Aynı şekilde çatının yıllık olağan bakımı kapsamındaki küçük bir onarım da ayıp değil, kiracının bakım gideri olarak değerlendirilirdi (TBK m. 317). Ayıbın kimden kaynaklandığı, bütün sonuçları belirleyen ilk sorudur.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 1 soru eşleşti, ilk 1 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2009 ADLİ HAKİMLİK
818 sayılı Borçlar Kanunu'nda bulunmamakla birlikte, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile satıcının ayıba karşı sorumluluğu bakımından alıcı için getirilen seçimlik hak aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sözleşmeden dönme
B) Ayıplı malın ücretsiz tamiri
C) Satış bedelinin indirilmesi
D) Ayıplı mala ek olarak ikinci bir malın verilmesi
E) Satılan şeyin ayıpsız misli ile değiştirilmesi
Cevabı göster
Cevap: B.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 4 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 252
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre kiralanandaki ayıpların doğduğu ana göre ayrılmasıyla ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Kiralanan önemli ayıplarla teslim edilmişse kiracı borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlere başvurabilir ve bu yol sözleşmeden dönmeyi de kapsar
B) Kirada ayıp yalnız teslim anında doğabilir; sözleşme süresince ortaya çıkan bozulmalar hiçbir biçimde ayıp sayılmaz
C) Önemli olmayan ayıplarla teslimde kiracı yalnız sonradan ortaya çıkan ayıplara ilişkin haklarını kullanabilmektedir
D) Kiracının kendi kusuruyla doğurduğu bozulmalar ayıp değil, özen borcuna aykırılık sayılır ve gideri ona aittir
E) Kiraya verenin etki alanı dışındaki genel çevre koşulları kural olarak kiralananın bir ayıbı sayılmamaktadır
Cevabı göster
Cevap: B. Kiradaki ayıp rejimi satıştakinden tam bu noktada ayrılır. Kiraya verenin kullanıma elverişli bulundurma borcu sürekli olduğu için ayıp yalnız teslim anında değil, sözleşme süresince de doğabilir ve her doğuşunda kiracıya hak verir. B bu yüzden yanlıştır. Satışta ayıp devir anına bağlanır ve iki yıllık süreye tabidir; kirada ise ilişki sürdükçe yeniden doğabilir.

Şık analizi

A) Önemli ayıpta temerrüt hükümlerine dayanma yolu açılır.
C) Önemli olmayan ayıpta yelpaze dardır.
D) Kiracının kusuru ayıp değil, özen borcuna aykırılıktır.
E) Elverişli bulundurma borcunun kapsamı dışındaki koşullar ayıp sayılmaz.
Soru 253
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre kiralanan sonradan ayıplı duruma geldiğinde kiracının elindeki yollar ve bunların hangi koşulla açıldığı düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi bu yollardan biri değildir?
A) Ayıbın kiraya veren tarafından uygun bir sürede giderilmesini talep etme yolu
B) Kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını talep etme yolu
C) Ödenmiş bütün kira bedellerinin geçmişe etkili biçimde iade edilmesini talep etme
D) Ayıp önemliyse sözleşmeyi ileriye etkili olacak biçimde feshetme imkânı
E) Ayıptan doğan zararın giderilmesini diğer seçimlik haklarla birlikte talep etme
Cevabı göster
Cevap: C. Kiracının üç istemi vardır — ayıbın giderilmesi, orantılı indirim ve zararın giderilmesi — ayıp önemliyse buna fesih eklenir. Kira sürekli bir borç ilişkisi olduğu için sona erme ileriye etkilidir: fesihten sonraki dönem için bedel istenemez ama geçmiş dönem ayakta kalır. C, satıştaki dönmenin geçmişe etkili iadesini kiraya taşıdığı için bu yollardan biri değildir.

Şık analizi

A) Giderilme istemi birinci yoldur.
B) Orantılı indirim ikinci yoldur.
D) Fesih, ayıbın önemli olması koşuluyla açılır.
E) Tazminat bağımsızdır; diğer hakların kullanılmasını önlemez.
Soru 254
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre kiracının ayıp karşısındaki yetkileri, bildirim yükü ve indirimin başlangıcıyla ilgili olarak:I.Uygun bir sürede giderilmeyen ayıbı kiracı kiraya veren hesabına gidertebilir.II.Kiracı bu alacağını kira bedelinden indirebilir.III.Bedel indiriminin başlangıcı, kiracının kiraya verene bildirim yaptığı andır.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve III
D) I ve II
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: D. Kirayı satıştan ayıran yetki budur: uygun sürede giderilmeyen ayıbı kiracı kiraya veren hesabına gidertebilir ve bundan doğan alacağını kira bedelinden indirebilir (I ve II doğru). III ise başlangıcı yanlış ana bağlar: indirim, kiracının bildirim yaptığı andan değil, kiraya verenin ayıbı öğrendiği andan işler; öğrenme başka bir yoldan da gerçekleşebilir.

Şık analizi

A) II de doğrudur; alacağın kira bedelinden indirilmesi kanunda yazılıdır.
B) I ve II doğru olduğu için tek öncül yeterli değildir.
C) Yanlış olan III öncülünü taşır.
E) Üçünü birden doğru saymak öğrenme ölçütünü silmek olurdu.
Soru 255
Kiracının ayıplı kiralananda kira bedelinin azaltılmasını istemesine ne denir?
A) Fesih
B) Tazminat
C) Takas
D) Mahsup
E) İndirim
Cevabı göster
Cevap: E. Kiralanan ayıplı duruma geldiğinde kiracının seçimlik haklarından biri, kira bedelinden ayıpla orantılı indirim istemektir. İndirim ayıbın ağırlığına göre belirlenir ve kiraya verenin ayıbı öğrendiği andan başlar. Seçimlik olan, giderilme istemi ile indirim arasındaki tercihtir; tazminat ise bağımsızdır ve indirimle birlikte de istenebilir.

Şık analizi

A) Fesih ancak ayıp önemliyse gündeme gelir ve ilişkiyi sona erdirir.
B) Tazminat zararın karşılığıdır, bedelin azaltılması değildir.
C) Takas karşılıklı iki alacağın sona erdirilmesidir.
D) Mahsup, bir alacağın başka bir borçtan düşülmesini anlatır.

← Kira Sözleşmesinin Kurulması ve TaKira İlişkisinin Devri ve Alt Kira →