EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 19 / 54

Alacaklı Temerrüdü ve Üçüncü Kişiye Etki

6 Hâkimlik

Hızlı özet

Temerrüt yalnız borçlunun tarafında doğmaz. Borçlu ifaya hazır olduğu hâlde alacaklı ifayı kabul etmezse ilişki kilitlenir; kanun bu kilidi alacaklı temerrüdü ile açar.

Çerçeve

  • Alacaklı Temerrüdünün Koşulları
  • Tevdi, Satma ve Dönme Hakkı
  • Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme
  • Tam ve Eksik Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme

Kurallar

  • Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa temerrüde düşmüş olur (TBK m. 106).
  • Geri alındığı anda alacak, bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür (TBK m. 109).
  • Bir şeyin teslimini gerektirmeyen edimlerde ise borçlu, borçlu temerrüdüne ilişkin hükümlere göre sözleşmeden dönebilir (TBK m. 110).
  • Kanun son olarak benzer bir engeli daha aynı rejime bağlar: borçlunun kusuru olmaksızın, alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple borç, alacaklıya veya temsilcisine ifa edilemezse, borçlu alacaklının temerrüdündeki gibi tevdi ya da dönme hakkını kullanabilir (TBK m. 111).
  • Kanun bunun sonucunu gösterir: üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 128).
  • Tam üçüncü kişi yararına sözleşmede bir de kilitlenme anı vardır: üçüncü kişi veya ona halef olanlar bu hakkı kullanmak istediklerini borçluya bildirdikten sonra, alacaklı borçluyu ibra edemeyeceği gibi, borcun nitelik ve kapsamını da değiştiremez (TBK m. 129).
  • Kanun özel bir uygulama da düzenler: başkasını çalıştıran kişi, çalıştırdığına karşı hukuki sorumluluğunu güvence altına almak üzere sigorta yaptırmışsa, sigortadan doğan haklar doğrudan doğruya çalışana ait olur; ancak çalışana ödenecek sigorta tazminatı, genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilir (TBK m. 130).

Karşılaştırma

Kim ifayı isteyebilirÖrnek
Eksik üçüncü kişi yararına sözleşmeyalnız alacaklı (üçüncü kişiye ifa edilmesini ister)borcun üçüncü kişiye ödenmesi kaydı
Tam üçüncü kişi yararına sözleşmeüçüncü kişi de doğrudan isteyebilirhayat sigortası, ölünceye kadar bakma

Sınav Notu

  • Alacaklı temerrüdünün koşulları: edimin gereği gibi önerilmesi, alacaklının kabulden veya hazırlık fiillerinden kaçınması, bu kaçınmanın haklı sebebi bulunmaması (TBK m. 106). Kusur aranmaz.
  • Alacaklı müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse hepsine karşı düşmüş olur.
  • Teslim edimlerinde borçlu hasar ve giderler alacaklıya ait olmak üzere tevdi ederek kurtulur; tevdi yerini ifa yerindeki hâkim belirler, ticari mallar hâkim kararı olmadan ardiyeye tevdi edilebilir (TBK m. 107).
  • Satma hakkı üç hâlde doğar: tevdiye elverişsizlik, bozulabilirlik, önemli gider. Kural önceden ihtar + hâkim izni + açık artırmadır; borsada kayıtlı, piyasa fiyatı olan veya değeri az şeylerde açık artırma zorunlu değildir ve hâkim ihtarsız izin verebilir (TBK m. 108).
  • Borçlu tevdi edileni geri alabilir; alacaklı kabulü açıklamışsa veya tevdi bir rehni kaldırmışsa alamaz. Geri alınınca alacak yan haklarıyla canlanır (TBK m. 109).
  • Teslim gerektirmeyen edimlerde borçlu sözleşmeden dönebilir (TBK m. 110). Alacaklının kimliğinde duraksama gibi kişisel engellerde de aynı haklar kullanılır (TBK m. 111).
  • Üçüncü kişinin fiilini üstlenen borçlanır, üçüncü kişi borçlanmaz; sorumluluk sonuç sorumluluğudur, çaba ispatı kurtarmaz (TBK m. 128).
  • Eksikte yalnız alacaklı, tamda üçüncü kişi de ifayı isteyebilir. Ölçüt, üçüncü kişiye bağımsız talep hakkı tanınmasıdır.
  • Üçüncü kişi hakkını kullanmak istediğini borçluya bildirdikten sonra alacaklı borçluyu ibra edemez ve borcu değiştiremez (TBK m. 129).
  • İşverenin çalışanı için yaptırdığı sorumluluk sigortasında haklar doğrudan çalışana aittir; ödenen tazminat genel hükümlere göre ödenecekten indirilir (TBK m. 130).

Temerrüt yalnız borçlunun tarafında doğmaz. Borçlu ifaya hazır olduğu hâlde alacaklı ifayı kabul etmezse ilişki kilitlenir; kanun bu kilidi alacaklı temerrüdü ile açar. Başlığın ikinci yarısı ise borç ilişkisinin taraf olmayan kişilere etkisini inceler: üçüncü kişinin fiilini üstlenme ve üçüncü kişi yararına sözleşme.

A. Alacaklı Temerrüdünün Koşulları

Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa temerrüde düşmüş olur (TBK m. 106).

Koşullar şunlardır: edim gereği gibi önerilmiş olmalı, alacaklı kabulden veya hazırlık fiillerinden kaçınmalı ve bu kaçınmanın haklı bir sebebi bulunmamalıdır. Borçlunun eksik ya da ayıplı bir edim sunması hâlinde alacaklının reddi haklıdır ve temerrüt doğmaz.

Kanun bir de yayılma kuralı getirir: alacaklı müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur.

Alacaklı temerrüdünün doğması için alacaklının kusuru aranmaz; ölçüt kabulden kaçınmanın haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığıdır. Sonuçları da bir tazminat sorumluluğu değil, borçluyu borcundan kurtaracak imkânlardır.

B. Tevdi, Satma ve Dönme Hakkı

Alacaklı temerrüde düştüğünde borçlunun elindeki imkânlar edimin türüne göre değişir.

Bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini ifa yerindeki hâkim belirler; bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir (TBK m. 107).

Tevdiye elverişli olmayan edimler için satma hakkı tanınmıştır. Şeyin niteliği veya işin özelliği tevdiye uygun düşmezse, şey bozulabilir ya da bakımı, korunması veya tevdi edilmesi önemli bir gideri gerektirirse, borçlu alacaklıya önceden ihtarda bulunmak koşuluyla, hâkimin izniyle onu açık artırma yoluyla sattırıp bedelini tevdi edebilir. Şey borsada kayıtlıysa, piyasa fiyatı varsa ya da yapılacak gidere oranla değeri az ise, satışın açık artırmayla yapılması zorunlu değildir ve hâkim önceden ihtar koşulunu aramaksızın satışa izin verebilir (TBK m. 108).

Tevdi edilen şey geri de alınabilir: alacaklı tevdi edileni kabul ettiğini açıklamış veya tevdi bir rehnin ortadan kaldırılması sonucunu doğurmuş olmadıkça borçlu onu geri alabilir. Geri alındığı anda alacak, bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür (TBK m. 109).

Bir şeyin teslimini gerektirmeyen edimlerde ise borçlu, borçlu temerrüdüne ilişkin hükümlere göre sözleşmeden dönebilir (TBK m. 110).

Kanun son olarak benzer bir engeli daha aynı rejime bağlar: borçlunun kusuru olmaksızın, alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple borç, alacaklıya veya temsilcisine ifa edilemezse, borçlu alacaklının temerrüdündeki gibi tevdi ya da dönme hakkını kullanabilir (TBK m. 111).

C. Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme

Nispilik ilkesi gereği kimse üçüncü kişiyi borç altına sokamaz. Ama bir kişi, üçüncü kişinin belirli bir davranışta bulunacağını kendi borcu olarak üstlenebilir.

Kanun bunun sonucunu gösterir: üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 128). Burada borçlu üstlenendir; üçüncü kişi hiçbir borç altına girmez ve ona karşı hiçbir talep doğmaz.

Üstlenenin sorumluluğu bir sonuç sorumluluğudur: üçüncü kişiyi ikna etmek için elinden geleni yaptığını ispat ederek kurtulamaz, çünkü üstlendiği şey çaba değil sonuçtur.

Kanun bir de süre sınırı imkânı tanır: belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.

D. Tam ve Eksik Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme

Bir kişi, sözleşmeye üçüncü kişi yararına bir edim yükümlülüğü koydurmuşsa, edimin üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilir. Üçüncü kişi veya ona halef olanlar da, tarafların amacına veya örf ve âdete uygun düştüğü takdirde edimin ifasını isteyebilirler (TBK m. 129).

Buradan iki tür çıkar:

Kim ifayı isteyebilirÖrnek
Eksik üçüncü kişi yararına sözleşmeyalnız alacaklı (üçüncü kişiye ifa edilmesini ister)borcun üçüncü kişiye ödenmesi kaydı
Tam üçüncü kişi yararına sözleşmeüçüncü kişi de doğrudan isteyebilirhayat sigortası, ölünceye kadar bakma

Ayrımın ölçütü, üçüncü kişiye bağımsız bir talep hakkı tanınıp tanınmadığıdır ve bu, tarafların amacına ya da örf ve âdete göre belirlenir.

Tam üçüncü kişi yararına sözleşmede bir de kilitlenme anı vardır: üçüncü kişi veya ona halef olanlar bu hakkı kullanmak istediklerini borçluya bildirdikten sonra, alacaklı borçluyu ibra edemeyeceği gibi, borcun nitelik ve kapsamını da değiştiremez (TBK m. 129). Bildirimden önce alacaklı sözleşmeyi serbestçe değiştirebilir; bildirimden sonra üçüncü kişinin hakkı korunur.

Kanun özel bir uygulama da düzenler: başkasını çalıştıran kişi, çalıştırdığına karşı hukuki sorumluluğunu güvence altına almak üzere sigorta yaptırmışsa, sigortadan doğan haklar doğrudan doğruya çalışana ait olur; ancak çalışana ödenecek sigorta tazminatı, genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilir (TBK m. 130).

Örnek olay

(L), (M)'ye özel üretim bir mermer tezgâh yapmayı üstlenmiştir. Tezgâh hazır olduğunda (L) teslim için gitmiş, (M) "şu an yerim hazır değil, iki ay sonra gel" diyerek teslimi kabul etmemiştir. Tezgâhın atölyede saklanması aylık önemli bir depolama gideri gerektirmektedir. (L) ayrıca (M)'ye, kardeşi (N)'nin de aynı ölçüde ikinci bir tezgâh sipariş edeceğini taahhüt etmiş, ama (N) sipariş vermemiştir. Sözleşmede ayrıca tezgâh bedelinin, (L)'nin borçlu olduğu (P)'ye ödenmesi kararlaştırılmış ve bunun (P)'ye bir talep hakkı vereceği yazılmıştır; (P) bu hakkı kullanmak istediğini (M)'ye bildirdikten sonra (L), (M)'yi ibra etmeye kalkışmıştır.

Değerlendirme: (M) alacaklı temerrüdüne düşmüştür: edim gereği gibi önerilmiş, (M) kabulden kaçınmış ve kaçınmasının haklı bir sebebi bulunmamıştır — kendi yerinin hazır olmaması haklı sebep sayılmaz (TBK m. 106). (M)'nin kusurlu olup olmadığı da aranmaz.

(L)'nin elindeki ilk imkân tevdidir: hasar ve giderler (M)'ye ait olmak üzere tezgâhı tevdi ederek borcundan kurtulabilir ve tevdi yerini ifa yerindeki hâkim belirler (TBK m. 107). Ne var ki tezgâhın saklanması önemli bir gideri gerektirmektedir; bu, satma hakkının koşullarından biridir. (L), (M)'ye önceden ihtarda bulunmak koşuluyla hâkimin izniyle tezgâhı açık artırmayla sattırıp bedelini tevdi edebilir (TBK m. 108). Tezgâh özel üretim olduğuna ve borsada kayıtlı ya da piyasa fiyatı olan bir mal sayılmayacağına göre, ihtar ve açık artırma koşullarından muafiyet burada işlemez.

(N)'nin sipariş vermemesi bakımından sorumluluk (L)'dedir. Üçüncü kişinin fiilini üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 128). (N) hiçbir borç altına girmemiştir ve ona karşı talep doğmaz. (L)'nin "kardeşimi ikna etmek için elimden geleni yaptım" savunması da sonucu değiştirmez; üstlenilen çaba değil sonuçtur.

(P) bakımından ortada tam üçüncü kişi yararına sözleşme vardır: sözleşme (P)'ye açıkça bağımsız bir talep hakkı tanımıştır. Rolleri doğru yerleştirmek gerekir: bedeli ödeyecek olan borçlu (M), bedelin alacaklısı (L), lehtar ise (P)'dir. (P) hakkını kullanmak istediğini borçlu (M)'ye bildirdiğine göre kilit kapanmıştır; artık alacaklı (L), borçlu (M)'yi ibra edemez ve borcun nitelik ve kapsamını da değiştiremez (TBK m. 129). (L)'nin ibra girişimi (P)'ye karşı sonuç doğurmaz. Sözleşme (P)'ye yalnız "bedel ona ödensin" demekle yetinseydi ortada eksik üçüncü kişi yararına sözleşme bulunur, ifayı yalnız (L) isteyebilir ve ibra geçerli olurdu.

(L)'nin tevdi ile satma arasındaki seçimi serbest değildir. Tevdi asıl yoldur; satma, tevdinin elverişsiz olduğu ya da önemli gider gerektirdiği hâllerde açılan ikinci yoldur. (L) doğrudan satışa gitmeden önce koşulların gerçekleştiğini göstermek zorundadır, çünkü satış alacaklının mülkiyet beklentisini kesin olarak sona erdirir.

Tevdi yapıldıktan sonra (M) fikir değiştirip tezgâhı isteseydi: (L), (M) tevdi edileni kabul ettiğini açıklamadıkça tevdi edilen şeyi geri alabilir ve geri aldığı anda alacak bütün yan haklarıyla canlanır (TBK m. 109). Usulüne uygun tevdi borçluyu borcundan kurtarır; geri alma imkânı bu sonucu ortadan kaldırmaz, yalnız geri alındığı anda alacağı yeniden ayağa kaldırır.

Edimin türü de sonucu değiştirir. Tezgâh bir şeyin teslimine ilişkin edim olduğu için tevdi ve satma yolları açıktır. (L) bir hizmet borçlanmış olsaydı — örneğin montaj yapmayı — teslim gerektirmeyen edimlerde tek yol sözleşmeden dönmedir ve bu, borçlu temerrüdüne ilişkin hükümlere göre kullanılır (TBK m. 110).

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 6 soru eşleşti, ilk 6 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2024 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre alacaklı temerrüdüne ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde alacaklının temerrüde düşmesi durumunda tevdi yerini, borç ilişkisi ticari nitelikte bir ilişki değilse ifa yerindeki hâkim belirler.
B) Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur.
C) Borcun konusu, bir şeyin teslimini gerektirmiyorsa alacaklının temerrüdü hâlinde borçlu, borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlere göre sözleşmeden dönebilir.
D) Bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasarı kendisine ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir.
E) Alacaklı, tevdi edilen şeyi kabul ettiğini açıklamış veya tevdi bir rehnin ortadan kaldırılması sonucunu doğurmuş olmadıkça borçlu, tevdi edilen şeyi geri alabilir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 2 Çıkmış soru
A) A, maliki olduğu arabanın 800.000 TL'ye satılması koşuluyla arabayı B'ye tevdi etmeyi B) B ise 1 yıl içinde arabayı kendi şahsına ve hesabına satmayı ve parasını A'ya ödemeyi ya da arabayı satamadığı durumda da arabayı A'ya aynen iade etmeyi üstlendiği bir sözleşme imzalanır. Türk borçlar hukukuna göre A ile B arasında yapılan sözleşmenin türü aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilir?
A) Vekâlet
B) Satış için bırakma
C) Pazarlamacılık
D) Komisyonculuk
E) Simsarlık
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 3 2022 ADLİ HAKİMLİK (KASIM)
Taraflar arasında 29 Temmuz 2020 tarihinde yapılan sözleşme uyarınca Ali, Ayşe'ye "Mucize" isimli bir yarış atını satma borcu altına giriyor. Sözleşmede Ayşe'nin, satış bedeli olan 180.000 TL'yi üç ay sonra ödeyeceği kararlaştırılıyor. Buna göre Ayşe'nin 180.000 TL'yi ödemesi gereken son tarih aşağıdakilerden hangisidir?
A) 28 Ekim 2020 Çarşamba
B) 29 Ekim 2020 Perşembe
C) 30 Ekim 2020 Cuma
D) 31 Ekim 2020 Cumartesi
E) 1 Kasım 2020 Pazar
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 4 2010 İDARİ HAKİMLİK
Aşağıdakilerden hangisi alacaklının temerrüde düşmesi hâlinde doğan genel sonuçlardan birini içermez?
A) Borçlunun sorumluluğunun hafiflemesi
B) Teslim edilecek malları saklamak amacıyla depo tutan borçlunun, deponun kira bedelini alacaklıdan isteyebilmesi
C) Temerrüt sebebiyle doğan masrafları borçlunun alacaklıdan isteyebilmesi
D) Hasarın borçluya geçmesi
E) Alacaklının ödemezlik defi ileri sürememesi
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 5 2022 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre alacaklının temerrüde düşmesi halinde borçlunun tevdi hakkıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Borç konusunun tevdi edilmesiyle birlikte hasar alacaklıya geçer.
B) Tevdi yeri, alacaklının yerleşim yerindeki hâkim tarafından belirlenir.
C) Tevdi bir rehnin ortadan kaldırılması sonucunu doğurmuşsa borçlu, tevdi edilen şeyi geri alamaz.
D) Tevdi edilen şey geri alındığı anda alacak, bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür.
E) Alacaklı tevdi edilen şeyi kabul ettiğini açıklamışsa borçlu artık tevdi konusunu geri alamaz.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 6 2015 KPSS
Alacaklının temerrüdüyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Alacaklının temerrüdü hâlinde borcun konusu şeyi muhafaza eden borçlu, bu masrafları alacaklıdan talep edebilir.
B) Borçlu, verme borçlarında malı tevdi ederek borcundan kurtulabilir.
C) Alacaklının müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşmesi, diğerlerine karşı da temerrüde düşmesine neden olmaz.
D) Borçlu bozulabilecek bir malı, hâkimin izniyle sattırıp satış bedelini tevdi ederek borcundan kurtulabilir.
E) Borçlu, alacaklının yapma borçlarında temerrüde düşmesi hâlinde sözleşmeden dönebilir.
Cevabı göster
Cevap: C.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 4 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 119
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre alacaklı temerrüdünün koşullarına ve bu temerrüdün müteselsil borçlular bakımından doğurduğu sonuca ilişkin aşağıda verilen ifadelerden hangisi kural olarak yanlıştır?
A) Yapma veya verme edimi gereği gibi önerilen alacaklı, haklı sebep olmaksızın kabulden kaçınırsa temerrüde düşer.
B) Borçlunun ifa edebilmesi için alacaklı tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerinden kaçınmak da temerrüde yol açar.
C) Alacaklı temerrüdünün doğabilmesi için, alacaklının kabulden kaçınmakta kusurlu olduğunun ayrıca ve açıkça ispatlanması gerekir.
D) Borçlunun eksik ya da ayıplı bir edim sunması hâlinde alacaklının reddi haklıdır ve temerrüt doğmaz.
E) Alacaklı, müteselsil borçlulardan yalnız birine karşı temerrüde düşse bile diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur.
Cevabı göster
Cevap: C. Alacaklı temerrüdünde de kusur aranmaz. Ölçüt, kabulden veya hazırlık fiillerinden kaçınmanın haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığıdır; alacaklının kusurlu olup olmadığı sorulmaz. C, kusuru bir kuruluş şartı hâline getirdiği için yanlıştır. Zaten kurumun sonuçları da bir tazminat sorumluluğu değil, borçluyu borcundan kurtaracak imkânlardır.

Şık analizi

A) Edim gereği gibi önerilmiş ve alacaklı haklı sebep olmaksızın kabulden kaçınmışsa temerrüt doğar.
B) Kaçınma yalnız kabulde değil, alacaklıya düşen hazırlık fiillerinde de gerçekleşebilir.
D) Eksik veya ayıplı edim gereği gibi önerilmiş sayılmaz; alacaklının reddi haklı olur ve temerrüt doğmaz.
E) Kanun temerrüdün müteselsil borçluların tamamına yayılacağını açıkça öngörmüştür.
Soru 120
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre alacaklı temerrüdünde borçlunun tevdi ve satma haklarına ilişkin olarak:I.Bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir.II.Tevdi yerini borçlu kendisi seçer ve ticari mallar dâhil her tür eşya için hâkim kararı aranmaz.III.Şeyin bozulabilir olması ya da korunmasının önemli bir gideri gerektirmesi, borçluya satma hakkı veren hâllerdendir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: D. Tevdi yerini borçlu değil, ifa yerindeki hâkim belirler; hâkim kararı olmadan tevdi yalnız ticari mallar için ve ardiyeye yapılabilir. II bu düzeni tersine çevirip muafiyeti bütün eşyaya yaydığı için yanlıştır. Teslim edimlerinde hasar ve giderler alacaklıya ait olmak üzere tevdi ile kurtulma doğrudur; bozulabilirlik ve önemli gider de satma hakkının koşullarındandır.

Şık analizi

A) Yalnız I'i doğru sayar; satma hakkının koşulları da kanunda aynen bu biçimde sayılmıştır.
B) Yalnız II'yi doğru sayar; oysa tevdi yerini belirleme yetkisi hâkimdedir.
C) II'yi doğru sayar; hâkim kararı olmadan tevdi muafiyeti yalnız ticari mallara tanınmıştır.
E) Üç ifadeyi de doğru sayar; II yanlış olduğu için bu birleşim olamaz.
Soru 121
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre bir sözleşmede bedelin üçüncü kişiye ödenmesi kararlaştırılmış ve bu kaydın üçüncü kişiye bağımsız bir talep hakkı vereceği açıkça yazılmıştır. Üçüncü kişi bu hakkı kullanmak istediğini borçluya bildirmiştir. Alacaklı ise bu bildirimden sonra borçluyu ibra etmeye ve borcun kapsamını değiştirmeye kalkışmıştır. Buna göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Bu sözleşme tam üçüncü kişi yararına sözleşmedir ve üçüncü kişi ifayı doğrudan isteyebilir.
B) Bildirimden sonra alacaklı borçluyu ibra edemez; ibra girişimi üçüncü kişiye karşı sonuç doğurmaz.
C) Bildirimden sonra alacaklı borcun nitelik ve kapsamını da tek başına değiştirme yetkisini yitirir.
D) Sözleşme yalnız bedelin üçüncü kişiye ödenmesini öngörseydi ortada eksik üçüncü kişi yararına sözleşme bulunurdu.
E) Üçüncü kişinin bildirimi yalnız alacaklıyı bağlar; borçluya karşı bildirimin hiçbir hukuki etkisi bulunmaz.
Cevabı göster
Cevap: E. Kanun bildirimin borçluya yapılmasını öngörür ve kilidi o an kapatır: üçüncü kişi hakkını kullanmak istediğini borçluya bildirdikten sonra alacaklı, borçluyu ibra edemeyeceği gibi borcun nitelik ve kapsamını da değiştiremez. E, bildirimin muhatabını ve etkisini birlikte yanlış gösterdiği için yanlıştır.

Şık analizi

A) Üçüncü kişiye bağımsız talep hakkı tanındığına göre sözleşme tam üçüncü kişi yararına sözleşmedir.
B) Bildirimden sonra ibra yetkisi düşer; üçüncü kişinin kazanılmış hakkı bu yolla korunur.
C) Aynı an itibarıyla borcun nitelik ve kapsamını değiştirme yetkisi de sona erer.
D) Bağımsız talep hakkı tanınmasaydı ifayı yalnız alacaklı isteyebilir, sözleşme eksik türde kalırdı.
Soru 122
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre üçüncü kişinin fiilini kendi borcu olarak başkasına karşı üstlenen kişinin sorumluluğu, hukuki niteliği bakımından ne tür bir sorumluluktur?
A) Sonuç
B) Özen
C) Kusursuz
D) Müteselsil
E) Kefalet
Cevabı göster
Cevap: A. Üstlenen, üçüncü kişinin belirli bir davranışta bulunacağını kendi borcu olarak taahhüt eder ve bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlü olur. Üstlendiği şey çaba değil sonuçtur; bu yüzden üçüncü kişiyi ikna etmek için elinden geleni yaptığını ispat ederek kurtulamaz. Üçüncü kişi ise hiçbir borç altına girmez.

Şık analizi

B) Özen sorumluluğunda taahhüt edilen sonuç değil, sonuca yönelik özenli çabadır; üstlenmede durum tersidir.
C) Kusursuz sorumluluk belirli kanuni hâllere bağlanmıştır; buradaki sorumluluk sözleşmeyle üstlenilmiştir.
D) Müteselsil sorumlulukta birden çok kişi aynı borçtan sorumludur; üçüncü kişi burada hiç borçlanmaz.
E) Kefalette asıl borçlunun bir borcu vardır ve kefil ona bağlıdır; üstlenmede üçüncü kişinin borcu yoktur.

← Borçlu TemerrüdüSona Erme Hâlleri →