Borçlar Hukuku › Başlık 19 / 54
Alacaklı Temerrüdü ve Üçüncü Kişiye Etki
6 Hâkimlik
Hızlı özet
Temerrüt yalnız borçlunun tarafında doğmaz. Borçlu ifaya hazır olduğu hâlde alacaklı ifayı kabul etmezse ilişki kilitlenir; kanun bu kilidi alacaklı temerrüdü ile açar.
Çerçeve
- Alacaklı Temerrüdünün Koşulları
- Tevdi, Satma ve Dönme Hakkı
- Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme
- Tam ve Eksik Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme
Kurallar
- Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa temerrüde düşmüş olur (TBK m. 106).
- Geri alındığı anda alacak, bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür (TBK m. 109).
- Bir şeyin teslimini gerektirmeyen edimlerde ise borçlu, borçlu temerrüdüne ilişkin hükümlere göre sözleşmeden dönebilir (TBK m. 110).
- Kanun son olarak benzer bir engeli daha aynı rejime bağlar: borçlunun kusuru olmaksızın, alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple borç, alacaklıya veya temsilcisine ifa edilemezse, borçlu alacaklının temerrüdündeki gibi tevdi ya da dönme hakkını kullanabilir (TBK m. 111).
- Kanun bunun sonucunu gösterir: üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 128).
- Tam üçüncü kişi yararına sözleşmede bir de kilitlenme anı vardır: üçüncü kişi veya ona halef olanlar bu hakkı kullanmak istediklerini borçluya bildirdikten sonra, alacaklı borçluyu ibra edemeyeceği gibi, borcun nitelik ve kapsamını da değiştiremez (TBK m. 129).
- Kanun özel bir uygulama da düzenler: başkasını çalıştıran kişi, çalıştırdığına karşı hukuki sorumluluğunu güvence altına almak üzere sigorta yaptırmışsa, sigortadan doğan haklar doğrudan doğruya çalışana ait olur; ancak çalışana ödenecek sigorta tazminatı, genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilir (TBK m. 130).
Karşılaştırma
| Kim ifayı isteyebilir | Örnek | |
|---|---|---|
| Eksik üçüncü kişi yararına sözleşme | yalnız alacaklı (üçüncü kişiye ifa edilmesini ister) | borcun üçüncü kişiye ödenmesi kaydı |
| Tam üçüncü kişi yararına sözleşme | üçüncü kişi de doğrudan isteyebilir | hayat sigortası, ölünceye kadar bakma |
Sınav Notu
- Alacaklı temerrüdünün koşulları: edimin gereği gibi önerilmesi, alacaklının kabulden veya hazırlık fiillerinden kaçınması, bu kaçınmanın haklı sebebi bulunmaması (TBK m. 106). Kusur aranmaz.
- Alacaklı müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse hepsine karşı düşmüş olur.
- Teslim edimlerinde borçlu hasar ve giderler alacaklıya ait olmak üzere tevdi ederek kurtulur; tevdi yerini ifa yerindeki hâkim belirler, ticari mallar hâkim kararı olmadan ardiyeye tevdi edilebilir (TBK m. 107).
- Satma hakkı üç hâlde doğar: tevdiye elverişsizlik, bozulabilirlik, önemli gider. Kural önceden ihtar + hâkim izni + açık artırmadır; borsada kayıtlı, piyasa fiyatı olan veya değeri az şeylerde açık artırma zorunlu değildir ve hâkim ihtarsız izin verebilir (TBK m. 108).
- Borçlu tevdi edileni geri alabilir; alacaklı kabulü açıklamışsa veya tevdi bir rehni kaldırmışsa alamaz. Geri alınınca alacak yan haklarıyla canlanır (TBK m. 109).
- Teslim gerektirmeyen edimlerde borçlu sözleşmeden dönebilir (TBK m. 110). Alacaklının kimliğinde duraksama gibi kişisel engellerde de aynı haklar kullanılır (TBK m. 111).
- Üçüncü kişinin fiilini üstlenen borçlanır, üçüncü kişi borçlanmaz; sorumluluk sonuç sorumluluğudur, çaba ispatı kurtarmaz (TBK m. 128).
- Eksikte yalnız alacaklı, tamda üçüncü kişi de ifayı isteyebilir. Ölçüt, üçüncü kişiye bağımsız talep hakkı tanınmasıdır.
- Üçüncü kişi hakkını kullanmak istediğini borçluya bildirdikten sonra alacaklı borçluyu ibra edemez ve borcu değiştiremez (TBK m. 129).
- İşverenin çalışanı için yaptırdığı sorumluluk sigortasında haklar doğrudan çalışana aittir; ödenen tazminat genel hükümlere göre ödenecekten indirilir (TBK m. 130).
Temerrüt yalnız borçlunun tarafında doğmaz. Borçlu ifaya hazır olduğu hâlde alacaklı ifayı kabul etmezse ilişki kilitlenir; kanun bu kilidi alacaklı temerrüdü ile açar. Başlığın ikinci yarısı ise borç ilişkisinin taraf olmayan kişilere etkisini inceler: üçüncü kişinin fiilini üstlenme ve üçüncü kişi yararına sözleşme.
A. Alacaklı Temerrüdünün Koşulları
Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa temerrüde düşmüş olur (TBK m. 106).
Koşullar şunlardır: edim gereği gibi önerilmiş olmalı, alacaklı kabulden veya hazırlık fiillerinden kaçınmalı ve bu kaçınmanın haklı bir sebebi bulunmamalıdır. Borçlunun eksik ya da ayıplı bir edim sunması hâlinde alacaklının reddi haklıdır ve temerrüt doğmaz.
Kanun bir de yayılma kuralı getirir: alacaklı müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur.
Alacaklı temerrüdünün doğması için alacaklının kusuru aranmaz; ölçüt kabulden kaçınmanın haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığıdır. Sonuçları da bir tazminat sorumluluğu değil, borçluyu borcundan kurtaracak imkânlardır.
B. Tevdi, Satma ve Dönme Hakkı
Alacaklı temerrüde düştüğünde borçlunun elindeki imkânlar edimin türüne göre değişir.
Bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini ifa yerindeki hâkim belirler; bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir (TBK m. 107).
Tevdiye elverişli olmayan edimler için satma hakkı tanınmıştır. Şeyin niteliği veya işin özelliği tevdiye uygun düşmezse, şey bozulabilir ya da bakımı, korunması veya tevdi edilmesi önemli bir gideri gerektirirse, borçlu alacaklıya önceden ihtarda bulunmak koşuluyla, hâkimin izniyle onu açık artırma yoluyla sattırıp bedelini tevdi edebilir. Şey borsada kayıtlıysa, piyasa fiyatı varsa ya da yapılacak gidere oranla değeri az ise, satışın açık artırmayla yapılması zorunlu değildir ve hâkim önceden ihtar koşulunu aramaksızın satışa izin verebilir (TBK m. 108).
Tevdi edilen şey geri de alınabilir: alacaklı tevdi edileni kabul ettiğini açıklamış veya tevdi bir rehnin ortadan kaldırılması sonucunu doğurmuş olmadıkça borçlu onu geri alabilir. Geri alındığı anda alacak, bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür (TBK m. 109).
Bir şeyin teslimini gerektirmeyen edimlerde ise borçlu, borçlu temerrüdüne ilişkin hükümlere göre sözleşmeden dönebilir (TBK m. 110).
Kanun son olarak benzer bir engeli daha aynı rejime bağlar: borçlunun kusuru olmaksızın, alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple borç, alacaklıya veya temsilcisine ifa edilemezse, borçlu alacaklının temerrüdündeki gibi tevdi ya da dönme hakkını kullanabilir (TBK m. 111).
C. Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme
Nispilik ilkesi gereği kimse üçüncü kişiyi borç altına sokamaz. Ama bir kişi, üçüncü kişinin belirli bir davranışta bulunacağını kendi borcu olarak üstlenebilir.
Kanun bunun sonucunu gösterir: üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 128). Burada borçlu üstlenendir; üçüncü kişi hiçbir borç altına girmez ve ona karşı hiçbir talep doğmaz.
Üstlenenin sorumluluğu bir sonuç sorumluluğudur: üçüncü kişiyi ikna etmek için elinden geleni yaptığını ispat ederek kurtulamaz, çünkü üstlendiği şey çaba değil sonuçtur.
Kanun bir de süre sınırı imkânı tanır: belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.
D. Tam ve Eksik Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme
Bir kişi, sözleşmeye üçüncü kişi yararına bir edim yükümlülüğü koydurmuşsa, edimin üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilir. Üçüncü kişi veya ona halef olanlar da, tarafların amacına veya örf ve âdete uygun düştüğü takdirde edimin ifasını isteyebilirler (TBK m. 129).
Buradan iki tür çıkar:
| Kim ifayı isteyebilir | Örnek | |
|---|---|---|
| Eksik üçüncü kişi yararına sözleşme | yalnız alacaklı (üçüncü kişiye ifa edilmesini ister) | borcun üçüncü kişiye ödenmesi kaydı |
| Tam üçüncü kişi yararına sözleşme | üçüncü kişi de doğrudan isteyebilir | hayat sigortası, ölünceye kadar bakma |
Ayrımın ölçütü, üçüncü kişiye bağımsız bir talep hakkı tanınıp tanınmadığıdır ve bu, tarafların amacına ya da örf ve âdete göre belirlenir.
Tam üçüncü kişi yararına sözleşmede bir de kilitlenme anı vardır: üçüncü kişi veya ona halef olanlar bu hakkı kullanmak istediklerini borçluya bildirdikten sonra, alacaklı borçluyu ibra edemeyeceği gibi, borcun nitelik ve kapsamını da değiştiremez (TBK m. 129). Bildirimden önce alacaklı sözleşmeyi serbestçe değiştirebilir; bildirimden sonra üçüncü kişinin hakkı korunur.
Kanun özel bir uygulama da düzenler: başkasını çalıştıran kişi, çalıştırdığına karşı hukuki sorumluluğunu güvence altına almak üzere sigorta yaptırmışsa, sigortadan doğan haklar doğrudan doğruya çalışana ait olur; ancak çalışana ödenecek sigorta tazminatı, genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilir (TBK m. 130).
Örnek olay
(L), (M)'ye özel üretim bir mermer tezgâh yapmayı üstlenmiştir. Tezgâh hazır olduğunda (L) teslim için gitmiş, (M) "şu an yerim hazır değil, iki ay sonra gel" diyerek teslimi kabul etmemiştir. Tezgâhın atölyede saklanması aylık önemli bir depolama gideri gerektirmektedir. (L) ayrıca (M)'ye, kardeşi (N)'nin de aynı ölçüde ikinci bir tezgâh sipariş edeceğini taahhüt etmiş, ama (N) sipariş vermemiştir. Sözleşmede ayrıca tezgâh bedelinin, (L)'nin borçlu olduğu (P)'ye ödenmesi kararlaştırılmış ve bunun (P)'ye bir talep hakkı vereceği yazılmıştır; (P) bu hakkı kullanmak istediğini (M)'ye bildirdikten sonra (L), (M)'yi ibra etmeye kalkışmıştır.
Değerlendirme: (M) alacaklı temerrüdüne düşmüştür: edim gereği gibi önerilmiş, (M) kabulden kaçınmış ve kaçınmasının haklı bir sebebi bulunmamıştır — kendi yerinin hazır olmaması haklı sebep sayılmaz (TBK m. 106). (M)'nin kusurlu olup olmadığı da aranmaz.
(L)'nin elindeki ilk imkân tevdidir: hasar ve giderler (M)'ye ait olmak üzere tezgâhı tevdi ederek borcundan kurtulabilir ve tevdi yerini ifa yerindeki hâkim belirler (TBK m. 107). Ne var ki tezgâhın saklanması önemli bir gideri gerektirmektedir; bu, satma hakkının koşullarından biridir. (L), (M)'ye önceden ihtarda bulunmak koşuluyla hâkimin izniyle tezgâhı açık artırmayla sattırıp bedelini tevdi edebilir (TBK m. 108). Tezgâh özel üretim olduğuna ve borsada kayıtlı ya da piyasa fiyatı olan bir mal sayılmayacağına göre, ihtar ve açık artırma koşullarından muafiyet burada işlemez.
(N)'nin sipariş vermemesi bakımından sorumluluk (L)'dedir. Üçüncü kişinin fiilini üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 128). (N) hiçbir borç altına girmemiştir ve ona karşı talep doğmaz. (L)'nin "kardeşimi ikna etmek için elimden geleni yaptım" savunması da sonucu değiştirmez; üstlenilen çaba değil sonuçtur.
(P) bakımından ortada tam üçüncü kişi yararına sözleşme vardır: sözleşme (P)'ye açıkça bağımsız bir talep hakkı tanımıştır. Rolleri doğru yerleştirmek gerekir: bedeli ödeyecek olan borçlu (M), bedelin alacaklısı (L), lehtar ise (P)'dir. (P) hakkını kullanmak istediğini borçlu (M)'ye bildirdiğine göre kilit kapanmıştır; artık alacaklı (L), borçlu (M)'yi ibra edemez ve borcun nitelik ve kapsamını da değiştiremez (TBK m. 129). (L)'nin ibra girişimi (P)'ye karşı sonuç doğurmaz. Sözleşme (P)'ye yalnız "bedel ona ödensin" demekle yetinseydi ortada eksik üçüncü kişi yararına sözleşme bulunur, ifayı yalnız (L) isteyebilir ve ibra geçerli olurdu.
(L)'nin tevdi ile satma arasındaki seçimi serbest değildir. Tevdi asıl yoldur; satma, tevdinin elverişsiz olduğu ya da önemli gider gerektirdiği hâllerde açılan ikinci yoldur. (L) doğrudan satışa gitmeden önce koşulların gerçekleştiğini göstermek zorundadır, çünkü satış alacaklının mülkiyet beklentisini kesin olarak sona erdirir.
Tevdi yapıldıktan sonra (M) fikir değiştirip tezgâhı isteseydi: (L), (M) tevdi edileni kabul ettiğini açıklamadıkça tevdi edilen şeyi geri alabilir ve geri aldığı anda alacak bütün yan haklarıyla canlanır (TBK m. 109). Usulüne uygun tevdi borçluyu borcundan kurtarır; geri alma imkânı bu sonucu ortadan kaldırmaz, yalnız geri alındığı anda alacağı yeniden ayağa kaldırır.
Edimin türü de sonucu değiştirir. Tezgâh bir şeyin teslimine ilişkin edim olduğu için tevdi ve satma yolları açıktır. (L) bir hizmet borçlanmış olsaydı — örneğin montaj yapmayı — teslim gerektirmeyen edimlerde tek yol sözleşmeden dönmedir ve bu, borçlu temerrüdüne ilişkin hükümlere göre kullanılır (TBK m. 110).
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 6 soru eşleşti, ilk 6 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2024 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 Çıkmış soru
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2022 ADLİ HAKİMLİK (KASIM)
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2010 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2022 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2015 KPSS
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 4 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.