Borçlar Hukuku › Başlık 16 / 54
İfa Yeri, İspatı ve İfa İkameleri
23 Hâkimlik
Hızlı özet
Önceki başlık ifanın konusunu, kişisini ve zamanını belirledi. Burada üç soru kalır: ifa nerede yapılacak, yapıldığı nasıl ispatlanacak ve borçlanılan edimin yerine başka bir şey sunulabilir mi?
Çerçeve
- İfa Yerinin Belirlenmesi
- Götürülecek, Aranacak ve Gönderilecek Borç
- Makbuz ve Senedin Geri Verilmesi
- Mahsup Sırası
- İfa Uğruna ve İfa Yerine Edim
- Alacaklıya Karşı Üçüncü Kişinin İfası
Tanımlar ve Şartlar
- Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde;
- Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde;
- Diğer bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.
- Götürülecek borç, borçlunun edimi alacaklının bulunduğu yere götürmesi gereken borçtur. Para borçları kural olarak böyledir.
- Aranacak borç, alacaklının edimi borçlunun bulunduğu yerden alması gereken borçtur. Para ve parça borcu dışındaki borçların kanuni düzeni budur.
- Gönderilecek borç, borçlunun edimi bulunduğu yerden alacaklıya göndermekle yükümlü olduğu borçtur; burada ifa yeri borçlunun yeridir, gönderme yalnız bir taşıma yükümlülüğüdür.
- Faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse, önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılır.
- Alacaklı anaparanın tamamı için makbuz vermişse, faizlerini de almış olduğu kabul edilir.
- Borç senedi borçluya geri verilmişse, borç sona ermiş sayılır.
- Makbuz, ifanın yapıldığını gösteren bir belgedir; borcu sona erdiren ifanın kendisidir, makbuz yalnız ispat aracıdır.
- İbra, alacaklının alacağından vazgeçtiğini gösteren bir sözleşmedir; ifa olmadan da borcu sona erdirir.
- Borç senedinin geri verilmesi, kanunun borcun sona erdiğine bağladığı bir karinedir (TBK m. 104).
- Borçlu ödeme gününde hangi borcu ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir (TBK m. 101).
- Borçlu bildirimde bulunmazsa, ödeme — kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça — alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.
- Geçerli bir açıklama yoksa ve makbuzda da açıklık bulunmuyorsa ödeme muaccel borç için yapılmış sayılır; birden çok borç muaccelse ilk olarak takip edilen borç, takip yapılmamışsa vadesi ilk gelen borç için yapılmış olur (TBK m. 102).
- Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse mahsup orantılı olarak yapılır; hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.
Kurallar
- Borcu ödeyen borçlu, bir makbuz ve borcun tamamı ödenmişse buna ilişkin borç senedinin geri verilmesini veya iptalini isteyebilir (TBK m. 103).
- Senedin kaybı hâli de düşünülmüştür: alacaklı borç senedini kaybettiğini iddia ederse, borçlunun istemi üzerine, borcu ödeme sırasında, senedin iptalini ve borcun sona ermiş olduğunu gösteren resmen düzenlenmiş veya usulüne göre onaylanmış bir belge vermek zorundadır (TBK m. 105).
- Aynı borç içinde mahsup bakımından kural borçluyu korur: borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir ve aksine anlaşma yapılamaz (TBK m. 100).
Sınav Notu
- İfa yeri önce tarafların iradesine göre belirlenir. Kanuni düzen: para borcu alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, parça borcu sözleşmenin kurulduğu sırada şeyin bulunduğu yerde, diğerleri borcun doğduğu sırada borçlunun yerleşim yerinde (TBK m. 89).
- Alacaklı sonradan taşınır ve ifa önemli ölçüde güçleşirse borç önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir.
- Götürülecek borçta ifa alacaklının yerinde, aranacak borçta borçlunun yerinde yapılır; gönderilecek borçta ifa yeri borçlunun yeridir ve hasar taşıyıcıya teslimle geçer.
- Borcun tamamı ödenmişse borçlu senedin geri verilmesini veya iptalini isteyebilir; kısmen ödenmişse yalnız makbuz ve senede işleme isteyebilir (TBK m. 103).
- Üç karine: çekincesiz dönemsel makbuz önceki dönemleri, anapara makbuzu faizleri, senedin geri verilmesi borcun sona erdiğini gösterir (TBK m. 104).
- Borçlu faiz ve giderlerde gecikmemişse kısmi ödemeyi ana borçtan düşebilir ve aksine anlaşma yapılamaz — emredici hükümdür (TBK m. 100).
- Mahsup sırası: borçlunun bildirimi → makbuzda gösterilen borç (derhâl itiraz yoksa) → muaccel borç → ilk takip edilen → vadesi ilk gelen → vadeler aynıysa orantılı, hiçbiri muaccel değilse güvencesi en az olan (TBK m. 101–102).
- İfa yerine edimde borç hemen sona erer; ifa uğruna edimde ancak tahsil edildiği ölçüde sona erer. Tereddütte varsayım ifa uğrunadır; kambiyo senedi verilmesi de kural olarak ifa uğrunadır.
- Üçüncü kişi ödemekle kendiliğinden halef olmaz; halefiyet doğarsa alacağı yan haklarıyla devralır, doğmazsa elinde yalnız kişisel talep kalır (TBK m. 127).
- İfa masrafları kural olarak borçluya aittir; alacaklının davranışından doğan artış ona yüklenir.
- Makbuz ispat aracıdır, ibra alacaktan vazgeçme sözleşmesidir, senedin iadesi borcun sona erdiğine dair karinedir — üçü aynı şey değildir.
- İfa yerine edimde asıl borç sona erdiği için güvenceler de düşer; ifa uğruna edimde güvenceler ayakta kalır. Zamanaşımı da aynı mantıkla işler.
Önceki başlık ifanın konusunu, kişisini ve zamanını belirledi. Burada üç soru kalır: ifa nerede yapılacak, yapıldığı nasıl ispatlanacak ve borçlanılan edimin yerine başka bir şey sunulabilir mi? Üçü de uygulamanın günlük sorunlarıdır ve kanunun ayrıntılı hükümleri vardır.
A. İfa Yerinin Belirlenmesi
Borcun ifa yeri, önce tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa kanunun üçlü düzeni işler (TBK m. 89):
- Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde;
- Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde;
- Diğer bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.
Üç kalemde de zaman noktası ayrı belirlenmiştir ve sınav bunu sorar: para borcunda ödeme zamanı, parça borcunda sözleşmenin kurulduğu an, diğer borçlarda borcun doğduğu an esas alınır.
Kanun bir de denge hükmü getirir: alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklı yerleşim yerini değiştirir ve bu yüzden ifa önemli ölçüde güçleşirse, borç alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir. Alacaklı kendi taşınmasının yükünü borçluya aktaramaz.
B. Götürülecek, Aranacak ve Gönderilecek Borç
İfa yerinin belirlenmesi, borcun türünü de belirler:
- Götürülecek borç, borçlunun edimi alacaklının bulunduğu yere götürmesi gereken borçtur. Para borçları kural olarak böyledir.
- Aranacak borç, alacaklının edimi borçlunun bulunduğu yerden alması gereken borçtur. Para ve parça borcu dışındaki borçların kanuni düzeni budur.
- Gönderilecek borç, borçlunun edimi bulunduğu yerden alacaklıya göndermekle yükümlü olduğu borçtur; burada ifa yeri borçlunun yeridir, gönderme yalnız bir taşıma yükümlülüğüdür.
Üçüncü türün ayrı tutulması önemlidir, çünkü hasarın geçişi ifa yerine bağlıdır: gönderilecek borçta borçlu edimi taşıyıcıya teslim etmekle ifa etmiş sayılır ve yol riski kural olarak alacaklıya geçer.
İfa yerinin pratik sonuçları yalnız bununla sınırlı değildir. Yetkili mahkemenin belirlenmesinde, ifa masraflarının kime ait olacağında ve temerrüdün ne zaman doğduğunda da ifa yeri belirleyicidir.
İfa masrafları kural olarak borçluya aittir; paketleme, tartma, taşıma ve ölçüm giderleri edimi sunmanın parçasıdır. Bunun iki istisnası vardır: taraflar aksini kararlaştırmışsa ve masraf alacaklının davranışından doğmuşsa. Alacaklı yerleşim yerini değiştirdiği için artan taşıma gideri ikinci gruba girer ve ona yüklenir.
C. Makbuz ve Senedin Geri Verilmesi
Borcu ödeyen borçlu, bir makbuz ve borcun tamamı ödenmişse buna ilişkin borç senedinin geri verilmesini veya iptalini isteyebilir (TBK m. 103). Borcun tamamı ödenmemişse ya da borç senedi alacaklıya başkaca haklar da veriyorsa borçlu, ancak makbuz verilmesini ve ödemenin borç senedine işlenmesini isteyebilir.
Kanun makbuza ve senede güçlü karineler bağlar (TBK m. 104):
- Faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse, önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılır.
- Alacaklı anaparanın tamamı için makbuz vermişse, faizlerini de almış olduğu kabul edilir.
- Borç senedi borçluya geri verilmişse, borç sona ermiş sayılır.
Üç karine de aksi ispatlanabilir niteliktedir, ama ispat yükünü alacaklının üzerine geçirir. Uygulamada kiraya verenin "çekincesiz makbuz" vermesi, geçmiş ayların kira borcunu tartışma dışı bırakır.
Makbuzun yanında borcu sona erdiren başka belgeler de vardır ve karıştırılmamalıdır:
- Makbuz, ifanın yapıldığını gösteren bir belgedir; borcu sona erdiren ifanın kendisidir, makbuz yalnız ispat aracıdır.
- İbra, alacaklının alacağından vazgeçtiğini gösteren bir sözleşmedir; ifa olmadan da borcu sona erdirir.
- Borç senedinin geri verilmesi, kanunun borcun sona erdiğine bağladığı bir karinedir (TBK m. 104).
Üçünün ispat gücü de farklıdır: makbuz o ödemeyi, ibra alacağın tamamını, senedin iadesi ise borcun bütünüyle sona erdiğini gösterir.
Senedin kaybı hâli de düşünülmüştür: alacaklı borç senedini kaybettiğini iddia ederse, borçlunun istemi üzerine, borcu ödeme sırasında, senedin iptalini ve borcun sona ermiş olduğunu gösteren resmen düzenlenmiş veya usulüne göre onaylanmış bir belge vermek zorundadır (TBK m. 105). Kıymetli evrakın iptaline ilişkin hükümler saklıdır.
D. Mahsup Sırası
Borçlunun birden çok borcu varsa ya da ödeme borcun tamamını karşılamıyorsa, ödemenin hangi borca sayılacağı sorunu doğar. Kanun bunu kademeli bir düzenle çözer.
Aynı borç içinde mahsup bakımından kural borçluyu korur: borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir ve aksine anlaşma yapılamaz (TBK m. 100). Bu emredici bir hükümdür. Buna karşılık alacaklı, alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almışsa, borçlu kısmi ödemesini güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup edemez.
Birden çok borç varsa sıra şöyledir:
- Borçlu ödeme gününde hangi borcu ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir (TBK m. 101).
- Borçlu bildirimde bulunmazsa, ödeme — kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça — alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.
- Geçerli bir açıklama yoksa ve makbuzda da açıklık bulunmuyorsa ödeme muaccel borç için yapılmış sayılır; birden çok borç muaccelse ilk olarak takip edilen borç, takip yapılmamışsa vadesi ilk gelen borç için yapılmış olur (TBK m. 102).
- Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse mahsup orantılı olarak yapılır; hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.
E. İfa Uğruna ve İfa Yerine Edim
Borçlu, borçlandığından başka bir edimi alacaklıya sunabilir; ama sonucu, tarafların bunu hangi anlamda kararlaştırdığına bağlıdır.
İfa yerine edimde alacaklı, borçlanılan edimin yerine başka bir edimi kabul eder ve borç o anda sona erer. Borçlu 100.000 TL yerine bir aracı devreder ve alacaklı bunu borcun yerine kabul ederse, aracın sonradan değersiz çıkması borcu geri getirmez.
İfa uğruna edimde ise alacaklıya, alacağını ondan tahsil etmesi amacıyla bir değer verilir; borç hemen sona ermez, ancak tahsil edilen tutar kadar sona erer. Alacaklıya üçüncü kişiden olan bir alacağın devredilmesi tipik örnektir; tahsil edilemezse asıl borç ayakta kalır.
Ayrım her iki yönde de sınav çıkarır. Tereddüt hâlinde varsayım ifa uğruna edim yönündedir, çünkü alacaklının alacağından vazgeçtiği kolayca kabul edilmez. Kambiyo senedi verilmesi de kural olarak ifa uğruna sayılır: senet verilmekle asıl borç sona ermez, senet tahsil edilince sona erer.
Ayrımın iki pratik sonucu daha vardır. Zamanaşımı bakımından ifa yerine edimde asıl alacak sona erdiği için onun süresi de biter; ifa uğruna edimde asıl alacak yaşadığı sürece süresi işlemeye devam eder. Güvenceler bakımından da aynı mantık işler: ifa yerine edimle asıl borç sona erdiğinden ona bağlı rehin ve kefalet de düşer, ifa uğruna edimde ise ayakta kalır. Alacaklı için ikinci seçenek belirgin biçimde güvenlidir; bu da tereddütte neden ifa uğruna varsayıldığını açıklar.
F. Alacaklıya Karşı Üçüncü Kişinin İfası
Üçüncü kişinin ifasının kural olarak geçerli olduğu önceki başlıkta görüldü (TBK m. 83). Burada eklenmesi gereken, bu ifanın üçüncü kişi ile borçlu arasındaki ilişkiye etkisidir.
Üçüncü kişi ödemekle alacaklının haklarına kendiliğinden halef olmaz; halefiyet yalnız kanunun saydığı iki hâlde doğar (TBK m. 127). Halefiyet doğduğunda üçüncü kişi, alacağı bütün yan haklarıyla — rehin, kefalet, faiz, öncelik — birlikte devralır. Doğmadığında ise elinde yalnız borçluya karşı kişisel bir talep kalır ve bu talep, aralarındaki ilişkiye göre vekâletsiz iş görme ya da sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanır.
Fark pratikte büyüktür: halef olan üçüncü kişi güvenceli bir alacak elde ederken, halef olmayan üçüncü kişi teminatsız bir alacaklı konumunda kalır. Bu yüzden başkasının borcunu ödeyecek kişi, ödemeden önce borçludan alacaklıya bildirim yapılmasını istemelidir.
Örnek olay
(D), (E)'ye üç ayrı borç altındadır: ocak ayında muaccel olmuş 30.000 TL'lik bir borç, mart ayında muaccel olmuş ve kefaletle güvence altına alınmış 50.000 TL'lik bir borç, bir de henüz vadesi gelmemiş 20.000 TL'lik bir borç. (D), hangi borca sayılacağını söylemeden (E)'ye 30.000 TL ödemiş, (E) de makbuzda "mart ayı borcuna mahsuben" yazmıştır; (D) makbuzu alırken itiraz etmemiştir. Ayrıca (D) kira borcunu her ay ödemekte olup (E) son ödemede çekince koymadan makbuz vermiştir. Bir başka ilişkide (D), (E)'ye olan 40.000 TL'lik borcuna karşılık üçüncü kişideki 40.000 TL'lik alacağını devretmiş, taraflar bunun ne anlama geldiğini yazmamıştır; devredilen alacak tahsil edilememiştir.
Değerlendirme: Mahsupta kanun kademeli bir sıra izler. (D) ödeme gününde hangi borcu ödediğini bildirmemiştir; bu durumda ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır (TBK m. 101). (D) itiraz etmediğine göre ödeme mart ayı borcuna mahsup edilmiştir. Sıranın alt basamakları — muaccel borç, ilk takip edilen, vadesi ilk gelen — burada hiç işlemez, çünkü üst basamak sonuç vermiştir.
Bu sonucun (D) aleyhine olduğuna dikkat edilmelidir: kefaletle güvence altına alınmış borç ödenmiş, güvencesiz ocak borcu ayakta kalmıştır. (D) ödeme anında bildirimde bulunsaydı seçim onun olurdu; bildirim hakkını kullanmamanın bedeli budur.
Kira bakımından karine işler: dönemsel edimlerden biri için alacaklı çekince belirtmeksizin makbuz verdiğine göre önceki dönemlere ait kiralar da ifa edilmiş sayılır (TBK m. 104). (E) geçmiş ayların ödenmediğini ileri sürerse ispat yükü ona düşer.
Devredilen alacak bakımından sorun, bunun ifa yerine mi ifa uğruna mı edim olduğudur. Taraflar bunu yazmamıştır ve tereddüt hâlinde varsayım ifa uğruna edim yönündedir; alacaklının alacağından vazgeçtiği kolayca kabul edilmez. Sonuç olarak (D)'nin 40.000 TL'lik borcu devirle sona ermemiştir; devredilen alacak tahsil edilemediğine göre asıl borç ayakta kalır. Taraflar sözleşmeye "bu devir borcun yerine geçer" yazsalardı sonuç tersine döner, tahsil edilememe riski (E)'de kalırdı.
Güvenceler bakımından da fark büyüktür. Devir ifa yerine edim sayılsaydı 40.000 TL'lik asıl borç sona erer, ona bağlı rehin ve kefalet de düşerdi. İfa uğruna edim sayıldığına göre asıl borç ve güvenceleri ayakta kalır; (E) devredilen alacağı tahsil edemediğinde güvencelere başvurabilir. Zamanaşımı da asıl alacak üzerinden işlemeye devam eder.
Son olarak (D), 30.000 TL'lik ödemeyi yaparken faiz ve giderlerde gecikmemişse bu ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir ve buna aykırı bir anlaşma yapılamaz (TBK m. 100). Kural emredicidir ve mahsup sırasının üstünde yer alır: alacaklı makbuza "önce işlemiş faize mahsup edilmiştir" diye yazdırsa bile, borçlu faiz ve giderlerde gecikmemişse ödemesini ana borçtan düşme hakkını kaybetmez.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2025 ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2025 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2011 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (ORİJİNAL GÜNCELLENMİŞ SORU)
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2025 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2021 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2020 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2019 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2014 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 2006 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 10 2008 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 11 2011 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 12 2010 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 6 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.
Soru 100
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 101
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 102
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 103
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 104
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 105
Cevabı göster
Şık analizi
← İfanın Konusu, Kişisi ve ZamanıBorca Aykırılık ve Tazminat →