EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 16 / 54

İfa Yeri, İspatı ve İfa İkameleri

23 Hâkimlik

Hızlı özet

Önceki başlık ifanın konusunu, kişisini ve zamanını belirledi. Burada üç soru kalır: ifa nerede yapılacak, yapıldığı nasıl ispatlanacak ve borçlanılan edimin yerine başka bir şey sunulabilir mi?

Çerçeve

  • İfa Yerinin Belirlenmesi
  • Götürülecek, Aranacak ve Gönderilecek Borç
  • Makbuz ve Senedin Geri Verilmesi
  • Mahsup Sırası
  • İfa Uğruna ve İfa Yerine Edim
  • Alacaklıya Karşı Üçüncü Kişinin İfası

Tanımlar ve Şartlar

  • Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde;
  • Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde;
  • Diğer bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.
  • Götürülecek borç, borçlunun edimi alacaklının bulunduğu yere götürmesi gereken borçtur. Para borçları kural olarak böyledir.
  • Aranacak borç, alacaklının edimi borçlunun bulunduğu yerden alması gereken borçtur. Para ve parça borcu dışındaki borçların kanuni düzeni budur.
  • Gönderilecek borç, borçlunun edimi bulunduğu yerden alacaklıya göndermekle yükümlü olduğu borçtur; burada ifa yeri borçlunun yeridir, gönderme yalnız bir taşıma yükümlülüğüdür.
  • Faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse, önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılır.
  • Alacaklı anaparanın tamamı için makbuz vermişse, faizlerini de almış olduğu kabul edilir.
  • Borç senedi borçluya geri verilmişse, borç sona ermiş sayılır.
  • Makbuz, ifanın yapıldığını gösteren bir belgedir; borcu sona erdiren ifanın kendisidir, makbuz yalnız ispat aracıdır.
  • İbra, alacaklının alacağından vazgeçtiğini gösteren bir sözleşmedir; ifa olmadan da borcu sona erdirir.
  • Borç senedinin geri verilmesi, kanunun borcun sona erdiğine bağladığı bir karinedir (TBK m. 104).
  • Borçlu ödeme gününde hangi borcu ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir (TBK m. 101).
  • Borçlu bildirimde bulunmazsa, ödeme — kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça — alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.
  • Geçerli bir açıklama yoksa ve makbuzda da açıklık bulunmuyorsa ödeme muaccel borç için yapılmış sayılır; birden çok borç muaccelse ilk olarak takip edilen borç, takip yapılmamışsa vadesi ilk gelen borç için yapılmış olur (TBK m. 102).
  • Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse mahsup orantılı olarak yapılır; hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.

Kurallar

  • Borcu ödeyen borçlu, bir makbuz ve borcun tamamı ödenmişse buna ilişkin borç senedinin geri verilmesini veya iptalini isteyebilir (TBK m. 103).
  • Senedin kaybı hâli de düşünülmüştür: alacaklı borç senedini kaybettiğini iddia ederse, borçlunun istemi üzerine, borcu ödeme sırasında, senedin iptalini ve borcun sona ermiş olduğunu gösteren resmen düzenlenmiş veya usulüne göre onaylanmış bir belge vermek zorundadır (TBK m. 105).
  • Aynı borç içinde mahsup bakımından kural borçluyu korur: borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir ve aksine anlaşma yapılamaz (TBK m. 100).

Sınav Notu

  • İfa yeri önce tarafların iradesine göre belirlenir. Kanuni düzen: para borcu alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, parça borcu sözleşmenin kurulduğu sırada şeyin bulunduğu yerde, diğerleri borcun doğduğu sırada borçlunun yerleşim yerinde (TBK m. 89).
  • Alacaklı sonradan taşınır ve ifa önemli ölçüde güçleşirse borç önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir.
  • Götürülecek borçta ifa alacaklının yerinde, aranacak borçta borçlunun yerinde yapılır; gönderilecek borçta ifa yeri borçlunun yeridir ve hasar taşıyıcıya teslimle geçer.
  • Borcun tamamı ödenmişse borçlu senedin geri verilmesini veya iptalini isteyebilir; kısmen ödenmişse yalnız makbuz ve senede işleme isteyebilir (TBK m. 103).
  • Üç karine: çekincesiz dönemsel makbuz önceki dönemleri, anapara makbuzu faizleri, senedin geri verilmesi borcun sona erdiğini gösterir (TBK m. 104).
  • Borçlu faiz ve giderlerde gecikmemişse kısmi ödemeyi ana borçtan düşebilir ve aksine anlaşma yapılamaz — emredici hükümdür (TBK m. 100).
  • Mahsup sırası: borçlunun bildirimimakbuzda gösterilen borç (derhâl itiraz yoksa) → muaccel borç → ilk takip edilen → vadesi ilk gelen → vadeler aynıysa orantılı, hiçbiri muaccel değilse güvencesi en az olan (TBK m. 101–102).
  • İfa yerine edimde borç hemen sona erer; ifa uğruna edimde ancak tahsil edildiği ölçüde sona erer. Tereddütte varsayım ifa uğrunadır; kambiyo senedi verilmesi de kural olarak ifa uğrunadır.
  • Üçüncü kişi ödemekle kendiliğinden halef olmaz; halefiyet doğarsa alacağı yan haklarıyla devralır, doğmazsa elinde yalnız kişisel talep kalır (TBK m. 127).
  • İfa masrafları kural olarak borçluya aittir; alacaklının davranışından doğan artış ona yüklenir.
  • Makbuz ispat aracıdır, ibra alacaktan vazgeçme sözleşmesidir, senedin iadesi borcun sona erdiğine dair karinedir — üçü aynı şey değildir.
  • İfa yerine edimde asıl borç sona erdiği için güvenceler de düşer; ifa uğruna edimde güvenceler ayakta kalır. Zamanaşımı da aynı mantıkla işler.

Önceki başlık ifanın konusunu, kişisini ve zamanını belirledi. Burada üç soru kalır: ifa nerede yapılacak, yapıldığı nasıl ispatlanacak ve borçlanılan edimin yerine başka bir şey sunulabilir mi? Üçü de uygulamanın günlük sorunlarıdır ve kanunun ayrıntılı hükümleri vardır.

A. İfa Yerinin Belirlenmesi

Borcun ifa yeri, önce tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa kanunun üçlü düzeni işler (TBK m. 89):

  • Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde;
  • Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde;
  • Diğer bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.

Üç kalemde de zaman noktası ayrı belirlenmiştir ve sınav bunu sorar: para borcunda ödeme zamanı, parça borcunda sözleşmenin kurulduğu an, diğer borçlarda borcun doğduğu an esas alınır.

Kanun bir de denge hükmü getirir: alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklı yerleşim yerini değiştirir ve bu yüzden ifa önemli ölçüde güçleşirse, borç alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir. Alacaklı kendi taşınmasının yükünü borçluya aktaramaz.

B. Götürülecek, Aranacak ve Gönderilecek Borç

İfa yerinin belirlenmesi, borcun türünü de belirler:

  • Götürülecek borç, borçlunun edimi alacaklının bulunduğu yere götürmesi gereken borçtur. Para borçları kural olarak böyledir.
  • Aranacak borç, alacaklının edimi borçlunun bulunduğu yerden alması gereken borçtur. Para ve parça borcu dışındaki borçların kanuni düzeni budur.
  • Gönderilecek borç, borçlunun edimi bulunduğu yerden alacaklıya göndermekle yükümlü olduğu borçtur; burada ifa yeri borçlunun yeridir, gönderme yalnız bir taşıma yükümlülüğüdür.

Üçüncü türün ayrı tutulması önemlidir, çünkü hasarın geçişi ifa yerine bağlıdır: gönderilecek borçta borçlu edimi taşıyıcıya teslim etmekle ifa etmiş sayılır ve yol riski kural olarak alacaklıya geçer.

İfa yerinin pratik sonuçları yalnız bununla sınırlı değildir. Yetkili mahkemenin belirlenmesinde, ifa masraflarının kime ait olacağında ve temerrüdün ne zaman doğduğunda da ifa yeri belirleyicidir.

İfa masrafları kural olarak borçluya aittir; paketleme, tartma, taşıma ve ölçüm giderleri edimi sunmanın parçasıdır. Bunun iki istisnası vardır: taraflar aksini kararlaştırmışsa ve masraf alacaklının davranışından doğmuşsa. Alacaklı yerleşim yerini değiştirdiği için artan taşıma gideri ikinci gruba girer ve ona yüklenir.

C. Makbuz ve Senedin Geri Verilmesi

Borcu ödeyen borçlu, bir makbuz ve borcun tamamı ödenmişse buna ilişkin borç senedinin geri verilmesini veya iptalini isteyebilir (TBK m. 103). Borcun tamamı ödenmemişse ya da borç senedi alacaklıya başkaca haklar da veriyorsa borçlu, ancak makbuz verilmesini ve ödemenin borç senedine işlenmesini isteyebilir.

Kanun makbuza ve senede güçlü karineler bağlar (TBK m. 104):

  • Faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse, önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılır.
  • Alacaklı anaparanın tamamı için makbuz vermişse, faizlerini de almış olduğu kabul edilir.
  • Borç senedi borçluya geri verilmişse, borç sona ermiş sayılır.

Üç karine de aksi ispatlanabilir niteliktedir, ama ispat yükünü alacaklının üzerine geçirir. Uygulamada kiraya verenin "çekincesiz makbuz" vermesi, geçmiş ayların kira borcunu tartışma dışı bırakır.

Makbuzun yanında borcu sona erdiren başka belgeler de vardır ve karıştırılmamalıdır:

  • Makbuz, ifanın yapıldığını gösteren bir belgedir; borcu sona erdiren ifanın kendisidir, makbuz yalnız ispat aracıdır.
  • İbra, alacaklının alacağından vazgeçtiğini gösteren bir sözleşmedir; ifa olmadan da borcu sona erdirir.
  • Borç senedinin geri verilmesi, kanunun borcun sona erdiğine bağladığı bir karinedir (TBK m. 104).

Üçünün ispat gücü de farklıdır: makbuz o ödemeyi, ibra alacağın tamamını, senedin iadesi ise borcun bütünüyle sona erdiğini gösterir.

Senedin kaybı hâli de düşünülmüştür: alacaklı borç senedini kaybettiğini iddia ederse, borçlunun istemi üzerine, borcu ödeme sırasında, senedin iptalini ve borcun sona ermiş olduğunu gösteren resmen düzenlenmiş veya usulüne göre onaylanmış bir belge vermek zorundadır (TBK m. 105). Kıymetli evrakın iptaline ilişkin hükümler saklıdır.

D. Mahsup Sırası

Borçlunun birden çok borcu varsa ya da ödeme borcun tamamını karşılamıyorsa, ödemenin hangi borca sayılacağı sorunu doğar. Kanun bunu kademeli bir düzenle çözer.

Aynı borç içinde mahsup bakımından kural borçluyu korur: borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir ve aksine anlaşma yapılamaz (TBK m. 100). Bu emredici bir hükümdür. Buna karşılık alacaklı, alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almışsa, borçlu kısmi ödemesini güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup edemez.

Birden çok borç varsa sıra şöyledir:

  • Borçlu ödeme gününde hangi borcu ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir (TBK m. 101).
  • Borçlu bildirimde bulunmazsa, ödeme — kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça — alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.
  • Geçerli bir açıklama yoksa ve makbuzda da açıklık bulunmuyorsa ödeme muaccel borç için yapılmış sayılır; birden çok borç muaccelse ilk olarak takip edilen borç, takip yapılmamışsa vadesi ilk gelen borç için yapılmış olur (TBK m. 102).
  • Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse mahsup orantılı olarak yapılır; hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.

E. İfa Uğruna ve İfa Yerine Edim

Borçlu, borçlandığından başka bir edimi alacaklıya sunabilir; ama sonucu, tarafların bunu hangi anlamda kararlaştırdığına bağlıdır.

İfa yerine edimde alacaklı, borçlanılan edimin yerine başka bir edimi kabul eder ve borç o anda sona erer. Borçlu 100.000 TL yerine bir aracı devreder ve alacaklı bunu borcun yerine kabul ederse, aracın sonradan değersiz çıkması borcu geri getirmez.

İfa uğruna edimde ise alacaklıya, alacağını ondan tahsil etmesi amacıyla bir değer verilir; borç hemen sona ermez, ancak tahsil edilen tutar kadar sona erer. Alacaklıya üçüncü kişiden olan bir alacağın devredilmesi tipik örnektir; tahsil edilemezse asıl borç ayakta kalır.

Ayrım her iki yönde de sınav çıkarır. Tereddüt hâlinde varsayım ifa uğruna edim yönündedir, çünkü alacaklının alacağından vazgeçtiği kolayca kabul edilmez. Kambiyo senedi verilmesi de kural olarak ifa uğruna sayılır: senet verilmekle asıl borç sona ermez, senet tahsil edilince sona erer.

Ayrımın iki pratik sonucu daha vardır. Zamanaşımı bakımından ifa yerine edimde asıl alacak sona erdiği için onun süresi de biter; ifa uğruna edimde asıl alacak yaşadığı sürece süresi işlemeye devam eder. Güvenceler bakımından da aynı mantık işler: ifa yerine edimle asıl borç sona erdiğinden ona bağlı rehin ve kefalet de düşer, ifa uğruna edimde ise ayakta kalır. Alacaklı için ikinci seçenek belirgin biçimde güvenlidir; bu da tereddütte neden ifa uğruna varsayıldığını açıklar.

F. Alacaklıya Karşı Üçüncü Kişinin İfası

Üçüncü kişinin ifasının kural olarak geçerli olduğu önceki başlıkta görüldü (TBK m. 83). Burada eklenmesi gereken, bu ifanın üçüncü kişi ile borçlu arasındaki ilişkiye etkisidir.

Üçüncü kişi ödemekle alacaklının haklarına kendiliğinden halef olmaz; halefiyet yalnız kanunun saydığı iki hâlde doğar (TBK m. 127). Halefiyet doğduğunda üçüncü kişi, alacağı bütün yan haklarıyla — rehin, kefalet, faiz, öncelik — birlikte devralır. Doğmadığında ise elinde yalnız borçluya karşı kişisel bir talep kalır ve bu talep, aralarındaki ilişkiye göre vekâletsiz iş görme ya da sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanır.

Fark pratikte büyüktür: halef olan üçüncü kişi güvenceli bir alacak elde ederken, halef olmayan üçüncü kişi teminatsız bir alacaklı konumunda kalır. Bu yüzden başkasının borcunu ödeyecek kişi, ödemeden önce borçludan alacaklıya bildirim yapılmasını istemelidir.

Örnek olay

(D), (E)'ye üç ayrı borç altındadır: ocak ayında muaccel olmuş 30.000 TL'lik bir borç, mart ayında muaccel olmuş ve kefaletle güvence altına alınmış 50.000 TL'lik bir borç, bir de henüz vadesi gelmemiş 20.000 TL'lik bir borç. (D), hangi borca sayılacağını söylemeden (E)'ye 30.000 TL ödemiş, (E) de makbuzda "mart ayı borcuna mahsuben" yazmıştır; (D) makbuzu alırken itiraz etmemiştir. Ayrıca (D) kira borcunu her ay ödemekte olup (E) son ödemede çekince koymadan makbuz vermiştir. Bir başka ilişkide (D), (E)'ye olan 40.000 TL'lik borcuna karşılık üçüncü kişideki 40.000 TL'lik alacağını devretmiş, taraflar bunun ne anlama geldiğini yazmamıştır; devredilen alacak tahsil edilememiştir.

Değerlendirme: Mahsupta kanun kademeli bir sıra izler. (D) ödeme gününde hangi borcu ödediğini bildirmemiştir; bu durumda ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır (TBK m. 101). (D) itiraz etmediğine göre ödeme mart ayı borcuna mahsup edilmiştir. Sıranın alt basamakları — muaccel borç, ilk takip edilen, vadesi ilk gelen — burada hiç işlemez, çünkü üst basamak sonuç vermiştir.

Bu sonucun (D) aleyhine olduğuna dikkat edilmelidir: kefaletle güvence altına alınmış borç ödenmiş, güvencesiz ocak borcu ayakta kalmıştır. (D) ödeme anında bildirimde bulunsaydı seçim onun olurdu; bildirim hakkını kullanmamanın bedeli budur.

Kira bakımından karine işler: dönemsel edimlerden biri için alacaklı çekince belirtmeksizin makbuz verdiğine göre önceki dönemlere ait kiralar da ifa edilmiş sayılır (TBK m. 104). (E) geçmiş ayların ödenmediğini ileri sürerse ispat yükü ona düşer.

Devredilen alacak bakımından sorun, bunun ifa yerine mi ifa uğruna mı edim olduğudur. Taraflar bunu yazmamıştır ve tereddüt hâlinde varsayım ifa uğruna edim yönündedir; alacaklının alacağından vazgeçtiği kolayca kabul edilmez. Sonuç olarak (D)'nin 40.000 TL'lik borcu devirle sona ermemiştir; devredilen alacak tahsil edilemediğine göre asıl borç ayakta kalır. Taraflar sözleşmeye "bu devir borcun yerine geçer" yazsalardı sonuç tersine döner, tahsil edilememe riski (E)'de kalırdı.

Güvenceler bakımından da fark büyüktür. Devir ifa yerine edim sayılsaydı 40.000 TL'lik asıl borç sona erer, ona bağlı rehin ve kefalet de düşerdi. İfa uğruna edim sayıldığına göre asıl borç ve güvenceleri ayakta kalır; (E) devredilen alacağı tahsil edemediğinde güvencelere başvurabilir. Zamanaşımı da asıl alacak üzerinden işlemeye devam eder.

Son olarak (D), 30.000 TL'lik ödemeyi yaparken faiz ve giderlerde gecikmemişse bu ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir ve buna aykırı bir anlaşma yapılamaz (TBK m. 100). Kural emredicidir ve mahsup sırasının üstünde yer alır: alacaklı makbuza "önce işlemiş faize mahsup edilmiştir" diye yazdırsa bile, borçlu faiz ve giderlerde gecikmemişse ödemesini ana borçtan düşme hakkını kaybetmez.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2025 ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre konusu para olan borçların ifasında mahsup ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Alacaklı, alacağın bir kısmı için bir güvence almışsa borçlu, kısmen yaptığı ödemeyi güvence altına alınan kısma mahsup etme hakkına sahiptir.
B) Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemişse kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir.
C) Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini bildirmemişse yapılan ödeme, kendisi tarafından derhal itiraz edilmiş olmadıkça alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.
D) Birden çok borç muaccelse ve kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödemenin borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir.
E) Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmisse kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda mahsup orantılı olarak yapılır.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 2 2025 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre konusu para olan borçların ifasında borçluya makbuz ve senetlerin geri verilmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Borcu ödeyen borçlu, bir makbuz ve borcun tamamı ödenmişse buna ilişkin borç senedinin geri verilmesini isteyebilir.
B) Alacaklı anaparanın tamamı için makbuz vermişse faizlerini de almış kabul edilir.
C) Borç senedi alacaklıya başkaca haklar da vermekte ise borçlu, ancak makbuz verilmesini ve ödemenin borç senedine işlenmesini isteyebilir.
D) Alacaklı, borç senedini kaybettiğini iddia ederse borçlunun istemi üzerine borcu ödeme sırasında kural olarak kendisine borç senedinin iptalini ve borcun sona ermiş olduğunu gösteren resmen düzenlenmiş veya usulüne göre onaylanmış bir belge vermek zorundadır.
E) Faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse kural olarak önceki dönemlere ait edimler ifa edilmiş sayılmaz.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 3 2011 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (ORİJİNAL GÜNCELLENMİŞ SORU)
Resmî şekle tabi aşağıdaki işlemlerden hangisinin sadece noter tarafından gerçekleştirilmesi mümkündür?
A) Taşınmaz satış vaadi
B) Taşınmaz bağışlama sözleşmesi
C) Taşınmaz satış sözleşmesi
D) Taşınmaz üzerinde ipotek tesisine ilişkin sözleşme
E) Taşınmaz üzerinde geçit irtifakı tesisine ilişkin sözleşme
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 4 2025 KPSS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre kısmen ödemede mahsup ile ilgili,I.Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemişse kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir.II.Alacaklı alacağın bir kısmı için rehin almışsa borçlu, kısmen yaptığı ödemeyi güvence altına alınan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir.III.Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet almışsa borçlu, kısmen yaptığı ödemeyi güvence altına alınan kısma mahsup etme hakkına sahiptir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 5 2021 KPSS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda vadesi gelmemiş birden çok borcu bulunan borçlunun yaptığı ödeme, hangi borç için yapılmış sayılır?
A) Güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.
B) Vadesi ilk önce gelecek borç için yapılmış sayılır.
C) Miktarı en fazla olan borç için yapılmış sayılır.
D) Faizi en yüksek olan borç için yapılmış sayılır.
E) Tüm borçlara orantılı olarak mahsup yapılır.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 6 2020 İDARİ HAKİMLİK
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre makbuz ve senetlerin geri verilmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Borç senedi borçluya geri verilmişse borç sona ermiş sayılır.
B) Alacaklı, anaparanın tamamı için makbuz vermişse anaparanın işlemiş faizlerini saklı tutmuş olduğu kabul edilir.
C) Faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılır.
D) Borcun tamamını ödeyen borçlu, borç senedi alacaklıya başkaca haklar vermiyorsa buna ilişkin borç senedinin geri verilmesini veya iptalini isteyebilir.
E) Borcun tamamı ödenmemişse borçlu ancak makbuz verilmesini ve ödemenin borç senedine işlenmesini isteyebilir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 7 2019 İDARİ HAKİMLİK
Türk borçlar hukukuna göre, taraflarca ayrıca anlaşılmamış olmasına rağmen sözleşmeyle kararlaştırılan şeyden başka bir şeyin ifa olarak teslim edilmiş olması hâlinde aşağıdakilerden hangisi söz konusu olur?
A) Alacaklı temerrüdü
B) İfa uğruna eda
C) Aliud
D) Seçimlik yetki
E) İfa yerini tutan eda
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 8 2014 İDARİ HAKİMLİK
Türk borçlar hukukuna göre halefiyetle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Halefiyette alacaklı ifa suretiyle tatmin edilmekle birlikte alacak ortadan kalkmaz.
B) Üçüncü kişinin borçlu yerine ifada bulunduğu her olayda alacaklıyla kendisi arasında halefiyet ilişkisi doğmaz.
C) Rücu hakkı olan müteselsil borçlulardan biri, alacaklıyı tatmin ettiği ölçüde alacaklının hakları kendisine geçer.
D) Üçüncü kişinin halefiyet yoluyla alacaklı olabilmesi için, borçlanılan edimin tamamını ifa etmesi gerekir.
E) İfada bulunan üçüncü kişi, alacaklının elindeki alacağı garanti eden teminatlardan halefiyet gereği yararlanır.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 9 2006 İDARİ HAKİMLİK
Aşağıdakilerden hangisinde, borcu ödeyen kişi alacaklının haklarına halef olmaz?
A) Borcun, kefil tarafından ödenmesinde
B) Borcun, borçluyu borçtan kurtarmayı taahhüt etmiş olan kişi tarafından ödenmesinde
C) Borcun, müteselsil borçlu tarafından ödenmesinde
D) Borcun, başkasının borcu için taşınmazı rehnedilmiş olan malik tarafından ödenmesinde
E) Borcun, başkasının borcu için taşınır malı rehnedilmiş malik tarafından ödenmesinde
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 10 2008 İDARİ HAKİMLİK
B, A'nın arabasına ağır kusuru hareketle zarar vermiştir. A, bu zararını kendi sigorta şirketi C'ye başvurmak suretiyle kasko sigortası sözleşmesi gereğince tahsil etmiştir. C Sigorta Şirketi ödediği tazminatın tahsili için B'ye rücu etmiştir. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) A, zararın öden bütün talep etmez, ondan tahsil edemezse sigorta şirketi olan C'ye başvurmakta, bu nedenle C, B'ye rücu edemez.
B) Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince sigorta şirketi ile A arasında akdedildiğinden C, B'ye rücu edemez.
C) C Sigorta Şirketi, zararı ancak yarısı için B'ye rücu edebilir, zararın diğer yarısını kendisi karşılamak durumundadır.
D) C Sigorta Şirketi, A'nın zararını tazmin etmeden önce B'ye ihbarda bulunmalı ve onun zararı tazmin etme imkânına fırsat tanımalıdır. Bunu yapmadığı için ona rücu edemez.
E) C Sigorta Şirketi'nin B'ye rücu etmesi haklıdır.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 11 2011 ADLİ HAKİMLİK
Tanınmış bir ressamın orijinal tablosunun yerine, aynı tablonun kopyasının teslim edilmiş olması durumunda aşağıdakilerden hangisi vardır?
A) Temerrüt
B) Aliud
C) İmkânsızlık
D) Hukuki ayıp
E) Eksik ifa
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 12 2010 ADLİ HAKİMLİK
Para borcunu ifa edemeyen borçlu B'nin, para borcu yerine alacaklı A'ya, A'nın da kabul etmesiyle değerli İran halısını vermesi hâline ne ad verilir?
A) Kısmi ifa
B) Seçimlik borç
C) Müteselsil borç
D) İfa amacıyla edim
E) Seçimlik yetki
Cevabı göster
Cevap: D.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 6 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 100
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, tarafların ifa yerine ilişkin açık veya örtülü bir anlaşması bulunmadığında kanunun üçlü düzeni işler. Buna göre:I.Para borçları, sözleşmenin kurulduğu andaki alacaklı yerleşim yeri esas alınarak ifa edilir.II.Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde ifa edilir.III.Para ve parça borcu dışındaki bütün borçlar, ifa zamanında alacaklının bulunduğu yerde ifa edilir.ifadelerinden hangileri yanlıştır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: D. Kanunun üçlü düzeninde her kalem için zaman noktası ayrı belirlenmiştir. Para borcunda ölçüt sözleşmenin kurulduğu an değil, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeridir; I bu yüzden yanlıştır. Parça borcunda gerçekten sözleşmenin kurulduğu sırada şeyin bulunduğu yer esas alınır ve II doğrudur. Diğer bütün borçlar ise alacaklının değil, borcun doğduğu sırada borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir; III de yanlıştır.

Şık analizi

A) Yalnız I'i yanlış sayar; III de ifa yerini borçludan alacaklıya kaydırdığı için yanlıştır.
B) II'yi yanlış sayar; oysa parça borcunda zaman noktası gerçekten sözleşmenin kurulduğu andır.
C) II'yi yanlışlar arasına katar; bu ifade kanunun düzeniyle örtüşmektedir.
E) Üç ifadeyi de yanlış sayar; II doğru olduğu için bu birleşim olamaz.
Soru 101
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, borcunu ödeyen borçlu bakımından makbuz istemeye, borç senedinin geri verilmesine ve bunlara bağlanan karinelere ilişkin aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Borcun tamamı ödenmiş ise borçlu, makbuzun yanında borç senedinin geri verilmesini veya iptalini de isteyebilir.
B) Borç kısmen ödenmişse borçlu yine de borç senedinin kendisine geri verilmesini isteyebilir ve ödemenin senede işlenmesiyle yetinmez.
C) Dönemsel edimlerden biri için çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılır.
D) Alacaklı anaparanın tamamı için makbuz vermişse, faizlerini de almış olduğu kabul edilir ve aksini ispat ona düşer.
E) Alacaklı borç senedini kaybettiğini ileri sürerse, ödeme sırasında senedin iptalini ve borcun sona erdiğini gösteren belge vermelidir.
Cevabı göster
Cevap: B. Senedin geri verilmesini isteme hakkı borcun tamamının ödenmiş olmasına bağlıdır. Borç kısmen ödenmişse ya da senet alacaklıya başkaca haklar da veriyorsa borçlu yalnız makbuz verilmesini ve ödemenin borç senedine işlenmesini isteyebilir. B bu ayrımı ortadan kaldırdığı için yanlıştır; kısmi ödemede borçlunun eline senet geçmez.

Şık analizi

A) Borcun tamamı ödendiğinde senedin geri verilmesi veya iptali istenebilir; hüküm bu hâlde borçluyu korur.
C) Çekincesiz dönemsel makbuz, önceki dönemlerin de ödendiğine dair karine doğurur; uygulamada kirada sık görülür.
D) Anaparanın tamamı için verilen makbuz faizlerin de alındığını gösterir; bu da aksi ispatlanabilir bir karinedir.
E) Senedin kaybı hâlinde alacaklı, iptali ve borcun sona erdiğini gösteren resmî bir belge vermekle yükümlüdür.
Soru 102
Alacaklının alacağından vazgeçtiğini gösteren sözleşme aşağıdakilerden hangisidir?
A) İbra
B) Makbuz
C) Takas
D) Yenileme
E) Havale
Cevabı göster
Cevap: A. İbra, alacaklının alacağından vazgeçtiğini gösteren bir sözleşmedir ve ifa olmadan da borcu sona erdirir. Makbuz ise borcu sona erdirmez; borcu sona erdiren ifanın kendisidir, makbuz yalnız onun ispat aracıdır. Borç senedinin geri verilmesi de ayrı bir kurumdur: kanunun borcun sona erdiğine bağladığı bir karinedir.

Şık analizi

B) Makbuz bir ispat aracıdır; borcu sona erdiren ifadır, makbuzun kendisi değildir.
C) Takas karşılıklı iki alacağın sona ermesini sağlar; tek taraflı bir vazgeçme değildir.
D) Yenileme eski borcun yerine yeni bir borç kurar; alacaktan vazgeçme anlamına gelmez.
E) Havale bir ödeme aracıdır; alacaklının alacağından vazgeçmesini ifade etmez.
Soru 103
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre (M), (N)'ye ocak ayında muaccel olmuş güvencesiz bir borç ile mart ayında muaccel olmuş ve kefaletle güvence altına alınmış bir borç altındadır. (M), hangi borcu ödediğini bildirmeden bir ödeme yapmış, (N) makbuzda mart ayı borcunu göstermiş, (M) ise itiraz etmemiştir. Buna göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Borçlu ödeme gününde hangi borcu ödemek istediğini alacaklıya bildirebilirdi; bu hakkı kullanmamanın sonucuna kendisi katlanır.
B) Borçlu derhâl itiraz etmediği için ödeme, alacaklının makbuzda gösterdiği mart ayı borcu için yapılmış sayılır.
C) Sonuç borçlunun aleyhinedir; kefaletle güvence altına alınmış borç ödenmiş, güvencesiz ocak borcu ise ayakta kalmıştır.
D) Borçlu faiz ve giderlerde gecikmemiş ise kısmi ödemesini ana borçtan düşebilir ve buna aykırı anlaşma yapılamaz.
E) Borçlu bildirimde bulunmadığı için ödeme, makbuza bakılmaksızın vadesi ilk gelen ocak ayı borcuna mahsup edilir.
Cevabı göster
Cevap: E. Mahsup sırası kademelidir ve üst basamak sonuç verdiğinde alt basamaklara hiç inilmez. Borçlu bildirimde bulunmamıştır; bu durumda ödeme, borçlu derhâl itiraz etmiş olmadıkça alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. (M) itiraz etmediğine göre ödeme mart ayı borcuna mahsup edilmiştir. "Vadesi ilk gelen borç" ölçütü ise ancak makbuzda da açıklık bulunmadığında devreye girer; E bu sırayı atladığı için yanlıştır.

Şık analizi

A) Ödeme gününde hangi borcun ödendiğini bildirmek borçlunun hakkıdır; kullanmazsa seçim alacaklıya kalır.
B) Derhâl itiraz edilmediğinde makbuzda gösterilen borç esas alınır; kanunun ikinci basamağı budur.
C) Güvenceli borcun ödenmesi borçlunun aleyhinedir, çünkü teminatsız borç ayakta kalır ve kefil kurtulur.
D) Faiz ve giderlerde gecikmemiş borçlunun kısmi ödemeyi ana borçtan düşme hakkı emredicidir, anlaşmayla kaldırılamaz.
Soru 104
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre borçlunun edimi bulunduğu yerden alacaklıya göndermekle yükümlü olduğu, ifa yerinin ise borçlunun bulunduğu yer sayıldığı borç türü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Götürülecek
B) Aranacak
C) Gönderilecek
D) Bölünemeyen
E) Seçimlik
Cevabı göster
Cevap: C. Gönderilecek borçta borçlu edimi bulunduğu yerden alacaklıya göndermekle yükümlüdür, ama ifa yeri borçlunun yeridir; gönderme yalnız bir taşıma yükümlülüğüdür. Ayrımın pratik sonucu hasardadır: borçlu edimi taşıyıcıya teslim etmekle ifa etmiş sayılır ve yol riski kural olarak alacaklıya geçer.

Şık analizi

A) Götürülecek borçta ifa yeri alacaklının bulunduğu yerdir; para borçları kural olarak böyledir.
B) Aranacak borçta alacaklı edimi borçlunun bulunduğu yerden alır; gönderme yükümlülüğü yoktur.
D) Bölünemeyen borç edimin niteliğiyle ilgilidir; ifa yerini belirleyen bir tür değildir.
E) Seçimlik borçta birden çok edimden biri ifa edilir; bu ayrım da ifa yeriyle ilgili değildir.
Soru 105
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun uygulandığı bir borç ilişkisinde, borçlanılandan başka bir edimin alacaklıya sunulması ve tarafların bunu hangi anlamda kararlaştırdığının yazılmamış olması hâlinde aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Tereddüt hâlinde varsayım ifa yerine edim yönündedir ve asıl borç, edimin sunulduğu anda sona erer.
B) Tereddüt hâlinde ifa uğruna edim varsayılır; asıl borç hemen sona ermez, ancak tahsil edildiği ölçüde sona erer.
C) İfa uğruna edimde asıl borç sona erdiği için ona bağlı rehin ve kefalet gibi güvenceler de düşer.
D) Kambiyo senedi verilmesi kural olarak ifa yerine edim sayılır ve senedin verilmesiyle asıl borç sona erer.
E) İfa uğruna edimde asıl alacak sona erdiğinden, ona ilişkin zamanaşımı süresi de artık işlemeyi durdurur.
Cevabı göster
Cevap: B. Tereddüt hâlinde varsayım ifa uğruna edim yönündedir, çünkü alacaklının alacağından vazgeçtiği kolayca kabul edilmez. Bu varsayımda asıl borç hemen sona ermez; alacaklıya verilen değer tahsil edildiği ölçüde sona erer, tahsil edilemezse asıl borç ayakta kalır. B bu düzeni doğru aktarır.

Şık analizi

A) Varsayımı ters çevirir; alacaklının alacağından vazgeçtiği sonucuna tereddüt hâlinde varılmaz.
C) Güvencelerin düşmesi ifa yerine edimin sonucudur; ifa uğruna edimde asıl borç yaşadığı için güvenceler ayakta kalır.
D) Kambiyo senedi verilmesi kural olarak ifa uğruna sayılır; senet tahsil edilmeden asıl borç sona ermez.
E) İfa uğruna edimde asıl alacak sona ermediği için zamanaşımı da işlemeye devam eder.

← İfanın Konusu, Kişisi ve ZamanıBorca Aykırılık ve Tazminat →