EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 20 / 54

Sona Erme Hâlleri

13 Hâkimlik 3 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Borç ilişkisinin doğal sonu ifadır: borçlu edimi yerine getirir, borç sona erer. Ama borç ifa edilmeden de sona erebilir.

Çerçeve

  • İfa Dışındaki Sona Erme Sebepleri
  • İbra ve Şekli
  • Yenileme ve Yenileme Karinesinin Reddi
  • Cari Hesapta Yenileme
  • Birleşme
  • Kusursuz Sonraki İmkânsızlık
  • Fer'î Hakların Akıbeti

Tanımlar ve Şartlar

  • İbraalacaklının alacağından vazgeçmesi (TBK m. 132).
  • Yenileme — mevcut borcun yeni bir borçla sona erdirilmesi (TBK m. 133).
  • Birleşmealacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide toplanması (TBK m. 135).
  • Kusursuz sonraki imkânsızlık — edimin borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsızlaşması (TBK m. 136).
  • Borcun değiştirilmesinde borç aynı kalır, yalnız içeriğinde bir değişiklik yapılır; fer'î haklar düşmez.
  • Alacağın devrinde borç aynıdır, yalnız alacaklı değişir.
  • Borcun üstlenilmesinde borç aynıdır, yalnız borçlu değişir.
  • Yenilemede ise eski borç sona erer ve yerine yeni bir borç geçer; fer'î haklar da onunla birlikte düşer.
  • Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, borcun yenilenmiş olduğu anlamına gelmez.
  • Ancak hesabın kesilmiş ve hesap sonucu diğer tarafça kabul edilmiş olması durumunda borç yenilenmiş olur.
  • Üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut olan hakları birleşmeden etkilenmez. Alacak üzerinde rehin veya intifa hakkı olan kişinin hakkı sürer.
  • Birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa borç varlığını sürdürür. Mirasın reddi bunun tipik hâlidir.
  • Taşınmaz rehni ve kıymetli evraka ilişkin özel hükümler saklıdır. Taşınmaz rehni birleşmeyle değil terkinle sona erer; kıymetli evrakta geriye ciro yoluyla doğan sıfat birleşmesi borcu sona erdirmez.
  • karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür;
  • henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder.
  • sözleşmeyle;
  • ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle;
  • durum ve koşullardan saklı tutulduğunun anlaşılmasıyla.

Kurallar

  • Kural mutlak değildir ve istisnaları sınavda ayrıca sorulur: işlemiş faiz ile ceza koşulu, sözleşmeyle ya da ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuşsa — veya durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılıyorsa — yine istenebilir; taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler de saklıdır (TBK m. 131).
  • Birleşmede ise üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut hakları birleşmeden etkilenmez (TBK m. 135).
  • Şekil bakımından kanun açık ve dikkat çekici bir kural koyar: borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir (TBK m. 132).
  • Kanunun kuralı katıdır: yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi ancak tarafların bu yöndeki açık iradesiyle olur (TBK m. 133).
  • Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç sona erer (TBK m. 136).
  • Ancak bu kısmi imkânsızlık önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer (TBK m. 137).
  • Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur (TBK m. 131).

Karşılaştırma

Nasıl gerçekleşirYerine yeni borç doğar mıDayanak
İbraalacaklı ile borçlunun anlaşmasıdoğmazTBK m. 132
Yenilemeaçık yenileme iradesidoğarTBK m. 133
Birleşmeiki sıfatın aynı kişide toplanmasıdoğmazTBK m. 135
Kusursuz imkânsızlıkborçlunun sorumlu olmadığı sonraki engeldoğmazTBK m. 136

Sınav Notu

  • İfa dışındaki sona erme sebepleri: ibra, yenileme, birleşme, kusursuz sonraki imkânsızlık. Takas ve dönme ayrı yerlerde düzenlenir; zamanaşımı borcu sona erdirmez, eksik borca dönüştürür.
  • İbra bir sözleşmedir, tek taraflı beyan değildir. Borcu doğuran işlem şekle bağlı olsa bile ibra şekle bağlı değildir (TBK m. 132) — şekil şartının amacı borç altına girerken korumaktır.
  • Yenileme ancak açık irade ile olur. Kambiyo taahhüdü, yeni alacak senedi veya yeni kefalet senedi tek başına yenileme sayılmaz (TBK m. 133); kural olarak ifa uğruna edimdir.
  • Yenilemenin ağır sonucu fer'î hakların düşmesidir; kanun bu yüzden açık irade arar.
  • Cari hesapta kayıt yenileme değildir; yenileme hesabın kesilip sonucun kabul edilmesiyle doğar. Kalemlerden birinin güvencesi varsa aksi kararlaştırılmadıkça sona ermez (TBK m. 134).
  • Birleşmede üç sınır: üçüncü kişilerin önceki hakları etkilenmez, birleşme geçmişe etkili olarak kalkarsa borç canlanır, taşınmaz rehni ve kıymetli evrak saklıdır (TBK m. 135).
  • Kusursuz imkânsızlıkta borçlu aldığını geri verir, almadığını isteyemez; hasarın alacaklıya yükletildiği hâller istisnadır (TBK m. 136).
  • Borçlu imkânsızlığı gecikmeksizin bildirmez ve önlem almazsa, borç sona erse bile bu ihmalden sorumludur.
  • Kısmi imkânsızlıkta borçlu yalnız o kısımdan kurtulur; sözleşme o hâlde hiç yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa tamamı sona erer. Alacaklı kısmi ifaya razı olmazsa ya da karşı edim bölünemezse tam imkânsızlık hükümleri uygulanır (TBK m. 137).
  • Asıl borç sona erince rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu da sona erer. İşlemiş faiz ve ceza koşulu sözleşmeyle, ifa anına kadar bildirimle ya da durumun gereğinden saklı tutulabilir (TBK m. 131).
  • İmkânsızlık borcun doğumundan sonra ve kusursuz olarak gerçekleşmelidir; kuruluş anında var olan imkânsızlık bu hükmün değil, konusu imkânsız sözleşmenin kesin hükümsüzlüğünün konusudur (TBK m. 27).
  • İbra, sözleşmenin kapsadığı mevcut borcu tamamen veya kısmen ortadan kaldırır ve ona bağlı fer'î hakları da düşürür (TBK m. 131–132); borcun hiç doğmamış sayılması değildir. Kısmi ibrada borç, ibra edilmeyen kısım bakımından ayakta kalır.

Borç ilişkisinin doğal sonu ifadır: borçlu edimi yerine getirir, borç sona erer. Ama borç ifa edilmeden de sona erebilir. Bu başlık ifa dışındaki sona erme sebeplerini inceler ve her birinde aynı iki soruyu sorar — borç gerçekten sona eriyor mu, ve ona bağlı fer'î haklar ne oluyor?

A. İfa Dışındaki Sona Erme Sebepleri

Kanunun bu ayırımda düzenlediği sebepler şunlardır:

  • İbraalacaklının alacağından vazgeçmesi (TBK m. 132).
  • Yenileme — mevcut borcun yeni bir borçla sona erdirilmesi (TBK m. 133).
  • Birleşmealacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide toplanması (TBK m. 135).
  • Kusursuz sonraki imkânsızlık — edimin borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsızlaşması (TBK m. 136).

Bu dördünün yanında kanunun başka yerlerinde düzenlenen sona erme sebepleri de vardır: takas, zamanaşımı — ki bu borcu sona erdirmez, eksik borca dönüştürür —, sözleşmeden dönme veya fesih, bozucu koşulun gerçekleşmesi ve tarafların anlaşmasıyla sözleşmenin ortadan kaldırılması.

Sona ermenin zaman bakımından etkisi sebebe göre değişir ve bu ayrım sınavda tuzak olarak kullanılır. İbra, anlaşmanın kapsadığı mevcut borcu, muaccel olmuş olsa bile ortadan kaldırır. Takasta borçlar, beyandan sonra, takas edilebilecekleri an itibarıyla sona ermiş sayılır. Buna karşılık sürekli borç ilişkisinin feshi ileriye etkilidir ve geçmiş dönemleri tasfiye etmez. Tek bir borcun sona ermesi ile sürekli ilişkinin feshi birbirine karıştırılmamalıdır.

Sona erme ile hükümsüzlük de karıştırılmamalıdır. Hükümsüzlükte borç hiç doğmamış ya da baştan geçersiz doğmuştur; sona ermede geçerli olarak doğmuş bir borç sonradan ortadan kalkar. Ayrımın pratik sonucu iadededir: hükümsüzlükte verilenler sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenirken, sona ermede kural olarak iade söz konusu olmaz — borç zaten sona erene kadar geçerli biçimde yaşamıştır.

Dört sebebin ayrıldığı noktalar tek bakışta şöyle görülür:

Nasıl gerçekleşirYerine yeni borç doğar mıDayanak
İbraalacaklı ile borçlunun anlaşmasıdoğmazTBK m. 132
Yenilemeaçık yenileme iradesidoğarTBK m. 133
Birleşmeiki sıfatın aynı kişide toplanmasıdoğmazTBK m. 135
Kusursuz imkânsızlıkborçlunun sorumlu olmadığı sonraki engeldoğmazTBK m. 136

Dördü de fer'î hakları kural olarak düşürür; aralarındaki fark, borcun yerine yeni bir borcun geçip geçmediğindedir. Kural mutlak değildir ve istisnaları sınavda ayrıca sorulur: işlemiş faiz ile ceza koşulu, sözleşmeyle ya da ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuşsa — veya durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılıyorsa — yine istenebilir; taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler de saklıdır (TBK m. 131). Birleşmede ise üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut hakları birleşmeden etkilenmez (TBK m. 135).

B. İbra ve Şekli

İbra, alacaklının alacağından vazgeçtiği ve böylece borcu sona erdirdiği bir sözleşmedir. Tek taraflı bir vazgeçme beyanı değildir; borçlunun da kabulü aranır.

Şekil bakımından kanun açık ve dikkat çekici bir kural koyar: borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir (TBK m. 132).

Kural şekil hukukunun genel mantığından bilinçli bir sapmadır. Sözleşmenin değiştirilmesi aynı şekle tabidir, ama ortadan kaldırılması değildir; çünkü şekil şartının amacı tarafı borç altına girerken korumaktır, borçtan kurtulurken değil. Resmî şekilde yapılmış bir taşınmaz satış vaadinden doğan borç, sözlü bir ibrayla sona erebilir.

İbra kısmi de olabilir. Ayrıca ibra ile borcun ifa edilmemesi konusunda anlaşma karıştırılmamalıdır: birincisinde borç sona erer, ikincisinde borç durur ama alacaklı geçici olarak talep etmeyeceğini taahhüt eder.

İbranın karşılıksız olması da şart değildir. Alacaklı bir bedel karşılığında alacağından vazgeçebilir; bu, ibranın sözleşme niteliğini değiştirmez. Karşılıksız ibra bağışlama hükümlerine yaklaşsa da kanun onu ayrı bir kurum olarak düzenlemiş ve şekil serbestisi tanımıştır.

İş hukukunda ibraya özel bir rejim uygulanır ve genel kuraldan ayrılır: işçinin işverenden olan alacaklarına ilişkin ibra, kanunun aradığı şekil ve süre koşullarını taşımadıkça geçersiz sayılır. Genel hükümdeki şekil serbestisi burada işlemez; zayıf tarafın korunması amacı öne geçer.

C. Yenileme ve Yenileme Karinesinin Reddi

Yenileme, mevcut bir borcun, yerine geçen yeni bir borçla sona erdirilmesidir. Kanunun kuralı katıdır: yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi ancak tarafların bu yöndeki açık iradesiyle olur (TBK m. 133).

Kanun bu kuralı örnekle de pekiştirir: mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz.

Hükmün mantığı fer'î haklardadır. Yenileme kabul edilirse eski borç sona erer ve ona bağlı rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu da düşer; bu, alacaklı için ağır bir kayıptır. Kanun bu ağır sonucu yalnız tarafların açıkça istemesine bağlar. Uygulamada bir borç için senet verilmesi kural olarak ifa uğruna edim sayılır: asıl borç senet tahsil edilinceye kadar ayakta kalır.

Yenilemenin üç unsuru vardır: geçerli bir eski borç, geçerli bir yeni borç ve ikisi arasında yenileme iradesi. Eski borç geçersizse yenileme de sonuç doğurmaz; yeni borç geçersizse eski borç varlığını sürdürür.

Yenilemeyi benzer kurumlardan ayırmak gerekir:

  • Borcun değiştirilmesinde borç aynı kalır, yalnız içeriğinde bir değişiklik yapılır; fer'î haklar düşmez.
  • Alacağın devrinde borç aynıdır, yalnız alacaklı değişir.
  • Borcun üstlenilmesinde borç aynıdır, yalnız borçlu değişir.
  • Yenilemede ise eski borç sona erer ve yerine yeni bir borç geçer; fer'î haklar da onunla birlikte düşer.

Dört kurumdan yalnız sonuncusu fer'î hakları ortadan kaldırdığı için, uygulamada tereddüt hâlinde yenileme kabul edilmez.

D. Cari Hesapta Yenileme

Cari hesap, karşılıklı alacak ve borçların tek tek istenmeyip bir hesapta toplanması ve dönem sonunda bakiyenin belirlenmesidir. Buradaki yenileme sorusu, hesaba kaydedilen kalemlerin ne zaman eski kimliğini kaybettiğidir.

Kanun iki aşamalı bir çözüm getirir (TBK m. 134):

  • Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, borcun yenilenmiş olduğu anlamına gelmez.
  • Ancak hesabın kesilmiş ve hesap sonucu diğer tarafça kabul edilmiş olması durumunda borç yenilenmiş olur.

Yani kayıt tek başına yetmez; yenileme, hesabın kesilip bakiyenin kabul edilmesiyle doğar. Bu andan sonra tek tek kalemler ortadan kalkar ve yerlerine tek bir bakiye alacağı geçer.

Kanun fer'î haklar bakımından bir istisna koyar: kalemlerden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça, hesabın kesilip sonucun kabul edilmiş olması güvenceyi sona erdirmez. Yenilemenin genel sonucu burada özel olarak yumuşatılmıştır.

Hükmün pratik değeri ticari ilişkilerdedir. Cari hesap, tarafların sürekli alışverişinde her kalemi ayrı ayrı takip etme yükünü kaldırır; ama bu kolaylığın bedeli, dönem sonunda güvencelerin kaybedilmesi olsaydı kurum işlemez hâle gelirdi. Kanun bu yüzden yenilemenin fer'î hakları düşürme sonucunu cari hesapta özel olarak kaldırmıştır.

E. Birleşme

Birleşme, alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide toplanmasıdır; kişinin kendisine borçlu olması düşünülemeyeceği için borç sona erer (TBK m. 135). En sık görülen hâli mirastır: alacaklı ölür ve tek mirasçısı borçludur.

Kanun üç sınır çizer:

  • Üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut olan hakları birleşmeden etkilenmez. Alacak üzerinde rehin veya intifa hakkı olan kişinin hakkı sürer.
  • Birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa borç varlığını sürdürür. Mirasın reddi bunun tipik hâlidir.
  • Taşınmaz rehni ve kıymetli evraka ilişkin özel hükümler saklıdır. Taşınmaz rehni birleşmeyle değil terkinle sona erer; kıymetli evrakta geriye ciro yoluyla doğan sıfat birleşmesi borcu sona erdirmez.

F. Kusursuz Sonraki İmkânsızlık

Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç sona erer (TBK m. 136). Sorumluluk doğmaz, çünkü borçluya yüklenecek bir davranış yoktur.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde tasfiye düzeni ayrıca gösterilmiştir. İmkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu:

  • karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür;
  • henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder.

Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar bu hükmün dışındadır.

Borçlunun bir de bildirim yükümlülüğü vardır: ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlü olur. Borç sona erse bile bu ihmalden doğan sorumluluk ayrıca doğar.

İmkânsızlığın kime yüklenebileceği bu hükmün eşiğidir ve ispat düzeni borçlu aleyhinedir. Borca aykırılıkta kusur karine hâlinde olduğu için, borcun sona erdiğini ileri süren borçlu imkânsızlığın kendisine yüklenemeyeceğini ispatlamak zorundadır. İspat edemezse borç sona ermez, aynen ifa yerine tazminat borcuna dönüşür.

İmkânsızlık objektif olmalıdır; yalnız borçlu için imkânsızlık, yani sübjektif imkânsızlık borcu sona erdirmez. Para borçlarında imkânsızlık kural olarak düşünülemez: "param yok" savunması borcu sona erdirmez, çünkü para cins borcudur ve cins yok olmaz.

Kısmi imkânsızlıkta borçlu, borcunun yalnız imkânsızlaşan kısmından kurtulur. Ancak bu kısmi imkânsızlık önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer (TBK m. 137). Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı kısmi ifaya razı olursa karşı edim de o oranda ifa edilir; razı olmaz ya da karşı edim bölünemeyen nitelikteyse tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.

G. Fer'î Hakların Akıbeti

Sona erme hâllerinin ortak sonucu, asıl borca bağlı hakların da düşmesidir. Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur (TBK m. 131).

Kural mutlak değildir. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı üç yoldan saklı tutulabilir:

  • sözleşmeyle;
  • ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle;
  • durum ve koşullardan saklı tutulduğunun anlaşılmasıyla.

Bildirim için tanınan sürenin sınırı önemlidir: saklı tutma ifa anına kadar yapılmalıdır; ifadan sonra yapılan bildirim sonuç doğurmaz. Ayrıca taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır.

Fer'î hakların akıbeti bakımından bir noktaya daha dikkat edilir: kural, asıl borcun sona ermesine bağlanmıştır, sona erme sebebinin hangisi olduğuna değil. Borç ifayla, ibrayla, yenilemeyle ya da kusursuz imkânsızlıkla sona ersin, rehin ve kefalet aynı biçimde düşer. Buna karşılık zamanaşımı asıl borcu sona erdirmediği için fer'î hakları bu hükme göre düşürmez; orada ayrı bir hüküm işler ve sonuç yine aynı yöne çıkar (TBK m. 152). Sona erme ile eksik borca dönüşmenin karıştırılmaması gereken yer tam burasıdır: birincisinde borç ortadan kalkar, ikincisinde yalnız dava edilebilirliğini yitirir.

Örnek olay

(A), (B)'ye olan 500.000 TL'lik borcunu güvence altına almak için taşınmazını ipotek ettirmiş, ayrıca (C) kefil olmuştur. Borcun vadesi geldiğinde (A) ödeyememiş, taraflar yeni bir ödeme planı yapmış ve (A) bu plana karşılık (B)'ye bir bono vermiştir; yenileme yapıldığına dair sözleşmede hiçbir kayıt yoktur. Bir süre sonra (B) ölmüş, tek mirasçısı (A) çıkmıştır. Ancak (A) mirası reddetmiştir. Bu arada işlemiş 60.000 TL faiz vardır ve (B) yaşarken "faizi ayrıca isteyeceğim" diye bir bildirimde bulunmamıştır.

Değerlendirme: Bono verilmesi bakımından kanunun kuralı açıktır: mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz (TBK m. 133). Sözleşmede böyle bir kayıt bulunmadığına göre yenileme yoktur; bono ifa uğruna verilmiş sayılır. Sonuç (B) için elverişlidir: asıl 500.000 TL'lik borç ayakta kalır ve ona bağlı ipotek ile kefalet de düşmez. Yenileme kabul edilseydi eski borç sona erer, ipotek ve kefalet de onunla birlikte düşerdi (TBK m. 131) — kanunun neden açık irade aradığı tam burada görülür.

(B)'nin ölümüyle alacaklı ve borçlu sıfatları (A)'da birleşmiştir ve kural olarak borç sona erer (TBK m. 135). Ne var ki (A) mirası reddetmiştir; birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkmış olur ve kanun bu hâli açıkça düzenler: borç varlığını sürdürür. Miras reddedildiğine göre alacak, sonraki mirasçılara geçer ve (A) borçlu olmaya devam eder.

İpotek bakımından ayrıca dikkat edilmelidir. Birleşme gerçekleşmiş olsaydı bile taşınmaz rehni birleşmeyle sona ermezdi; taşınmaz rehni terkinle sona erer ve kanun bu özel hükmü saklı tutmuştur. Kefalet ise asıl borca bağlı olduğu için birleşmeyle düşerdi — ama burada birleşme geçmişe etkili olarak kalktığından bu sonuç da doğmaz.

İşlemiş 60.000 TL faiz bakımından sonuç (B)'nin aleyhinedir. Asıl borç sona erseydi işlemiş faiz de sona erecekti; saklı tutulması için ya sözleşmeye kayıt konulması ya ifa anına kadar bir bildirim yapılması ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğunun anlaşılması gerekirdi (TBK m. 131). Olayda üçü de yoktur. Asıl borç bu olayda ayakta kaldığı için faiz de ayakta kalır; ama borç ifayla sona erseydi, saklı tutma yapılmadığından işlemiş faiz istenemezdi. Bu ayrıntı sınavda tam olarak "ifa anına kadar" ifadesiyle ölçülür.

Olaya bir varsayım daha eklenirse tablo tamamlanır. (B), borcun tamamından vazgeçmek isteyip (A)'ya "bu borcu sana bağışlıyorum" diye yazılı bir bildirim göndermiş, (A) ise buna hiç karşılık vermemiş olsaydı borç sona ermezdi: ibra bir sözleşmedir ve tek taraflı beyanla kurulamaz (TBK m. 132). Buna karşılık (A)'nın kabulü yeterli olurdu ve kabul için yazılı biçim aranmazdı; borcu doğuran işlem şekle bağlı olsa bile ibra şekle bağlı değildir. Şekil şartının amacı kişiyi borç altına girerken düşünmeye zorlamaktır; borçtan kurtulurken aynı koruma gerekmez. İbra gerçekleşseydi ipotek ile kefalet de asıl borçla birlikte düşerdi.

Olayın sınav değeri, aynı sonuca götüren iki ayrı yolun birbirinden ayrılmasındadır. Yenileme de ibra da borcu sona erdirir ve ikisinde de fer'î haklar düşer; ama yenilemede yerine geçen yeni bir borç doğar, ibrada hiçbir borç kalmaz. Sorunun hangi yolu sorduğu çoğu zaman tek bir cümleden anlaşılır.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2024 HMGS
Aşağıdakilerden hangisi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda takas hakkının doğumundan sonra ancak alacaklının rızasına bağlı olarak takas edilebilecek alacaklar arasında sayılmamıştır?
A) Nafaka alacakları
B) İşçi ücret alacakları
C) Tevdi edilmiş eşyanın bedeline ilişkin alacaklar
D) Manevi tazminat alacakları
E) Haksız olarak alınmış eşyanın bedeline ilişkin alacaklar
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 2 2025 HMGS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre takas ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.
B) Alacaklardan biri çekişmeli olduğu takdirde takas ileri sürülemez.
C) Üçüncü kişi yararına borçlanan kişi, bu borcuyla sözleşmenin diğer tarafından olan alacağını takas edemez.
D) Alacaklılar, borçlunun iflası hâlinde alacakları muaccel olmasa bile müflise olan borçları ile alacaklarını takas edebilir.
E) Asıl borçlunun takas ileri sürme hakkı bulundukça kefili de alacaklıya ifada bulunmaktan kaçınabilir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 3 2026 HMGS
A, B'den 100.000 TL alacaklıdır. Alacağın vadesi 01.09.2026'dır.B, A'dan 80.000 TL alacaklıdır. Alacağın vadesi 22.09.2026'dır.A, karşılıklı borçlarını alacakları tutarında takas etmeyi düşünmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre bu olayla ilgiliI.A, 24.09.2026 tarihinde kural olarak B'ye karşı takas ileri sürebilir.II.A'nın takas talebi neticesinde her iki alacak hakkı da tamamen sona erer.III.A'nın takas beyanı ancak B'nin kabulü neticesinde hüküm ve sonuçlarını doğurur.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) I ve III
E) II ve III
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 4 2025 KPSS
Borcun yenilenmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Mevcut borç için yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz.
B) Zamanaşımına uğramış borç yenilemeye konu olabilir.
C) Yenileme sonucunda doğan yeni borç 5 yıllık zamanaşımına tabi olur.
D) Eski borca bağlı rehin hakkı yenilemeyle birlikte sona erer.
E) Hukuka ve ahlaka aykırı işlemlerden doğan borçlar yenilemeye konu olmaz.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 5 2023 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
Aşağıdakilerden hangisi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda borcu sona erdiren sebepler arasında açıkça sayılmamıştır?
A) Yenileme
B) İbra
C) Takas
D) Bozma
E) Alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 6 2023 SAYIŞTAY
İbra ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Mal varlığına etkisi bakımından tasarruf işlemidir.
B) Borcun kısmen ortadan kaldırılması da ibra sayılır.
C) Taraf sayısı bakımından tek taraflı hukuki işlemdir.
D) Dar anlamda borcu sona erdiren bir nedendir.
E) Kural olarak herhangi bir geçerlilik şekline tabi değildir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 7 2020 KPSS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda, borcu sona erdiren aşağıdaki nedenlerin hangisi yer almaz?
A) İkale
B) Sonraki ifa imkânsızlığı
C) Alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi
D) Borcun yenilenmesi
E) Takas
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 8 2019 KPSS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi borcu sona erdiren nedenler arasında yer almaz?
A) Takas
B) İbra
C) Yenileme
D) Alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi
E) Halefiyet
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 9 Çıkmış soru
Türk borçlar hukukuna göre tarafların, aralarında anlaşarak mevcut bir borcu kısmen veya tamamen ortadan kaldırmaları suretiyle borçlunun borçtan kurtarılmasına ne ad verilir?
A) Yenileme
B) Af
C) İbra
D) Halefiyet
E) Geri alma
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 10 2010 İDARİ HAKİMLİK
Eski borcun ortadan kaldırılarak taraflar arasında yeni bir borcun meydana getirilmesi haline ne ad verilir?
A) İbra
B) Yenileme (tecdit)
C) Alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi
D) İfa
E) Takas
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 11 2020 ADLİ HAKİMLİK
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi tarafların açık yenileme iradeleri olmasa dahi doğrudan yenileme sonucunu doğurur?
A) Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba kaydedilmesi
B) Mevcut bir borç için yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi
C) Mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması
D) Mevcut bir borç için yeni bir alacak senedi düzenlenmesi
E) Kesilen cari hesabın sonucunun diğer tarafça kabul edilmesi
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 12 2019 ADLİ HAKİMLİK
Türk borçlar hukukuna göre ibra ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) İbra sözleşmesi, borcu doğuran sözleşme şekle tabi olsa bile kural olarak şekle bağlı olmaksızın yapılabilir.
B) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda borcu sona erdiren hâllerden biri olarak düzenlenmiştir.
C) İbra sözleşmesi sadece asıl borcu sona erdirdiğinden aksi sözleşmede belirtilmedikçe ferî borçlar devam eder.
D) İbra alacaklının tek taraflı irade açıklaması ile oluşmaz, mutlaka borçlunun da uygun irade açıklaması gerekir.
E) Kefilin ibra edilmesi, asıl borçlunun borcunu sona erdirmez.
Cevabı göster
Cevap: C.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 9 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 123
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, borcu doğuran işlem şekle bağlı olsa dahi ibranın hukuki niteliğine, şekline ve fer'î haklar üzerindeki etkisine ilişkin aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) İbra bir sözleşmedir; alacaklının tek taraflı vazgeçme beyanı borcu kendiliğinden sona erdirmeye yetmez.
B) Borcu doğuran işlem şekle bağlı olsa bile ibra, şekle bağlı olmaksızın yapılabilir ve borcu ortadan kaldırır.
C) İbra ancak borcun tamamı için yapılabilir; kısmi ibra kanunda öngörülmediği için hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.
D) İbranın karşılıksız yapılması şart değildir; alacaklı bir bedel karşılığında da alacağından vazgeçmeyi kabul etmiş olabilir.
E) İbra ile borç sona erdiğinden ona bağlı rehin, kefalet ve ceza koşulu da kural olarak düşer.
Cevabı göster
Cevap: C. Kanun ibranın borcu tamamen veya kısmen ortadan kaldırabileceğini açıkça söyler; kısmi ibra hem mümkündür hem de sonuç doğurur, yalnız ibra edilmeyen kısım bakımından borç ayakta kalır. C bu imkânı yok saydığı için yanlıştır. Şekil bakımından kural dikkat çekicidir: borcu doğuran işlem şekle bağlı olsa bile ibra şekle bağlı değildir, çünkü şekil şartının amacı kişiyi borç altına girerken korumaktır, borçtan kurtulurken değil.

Şık analizi

A) İbra bir sözleşmedir; borçlunun da kabulü aranır, tek taraflı vazgeçme beyanı yetmez.
B) Şekle bağlı bir işlemden doğan borç bile şekilsiz bir ibrayla sona erebilir; kural kanunda açıkça yazılıdır.
D) İbra karşılıksız olmak zorunda değildir; bedel karşılığı vazgeçme de ibranın sözleşme niteliğini değiştirmez.
E) Asıl borç sona erince ona bağlı rehin, kefalet ve ceza koşulu da kural olarak düşer.
Soru 124
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre mevcut bir borcun yeni bir borçla sona erdirilmesine, yani yenilemeye ilişkin olarak:I.Yenileme ancak tarafların bu yöndeki açık iradesiyle gerçekleşir; örtülü bir iradeden çıkarılması mümkün değildir.II.Borçlunun eski borç için senet imzalaması, taraflar ayrıca bir şey kararlaştırmasa da yenileme sonucunu doğurur.III.Yenileme gerçekleşirse eski borca bağlı rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu da eski borçla birlikte düşer.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: D. Kanun yenilemeyi yalnız açık iradeye bağlar ve bunu örnekle pekiştirir: kambiyo taahhüdünde bulunulması, yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi tek başına yenileme sayılmaz. II bu kuralı tersine çevirdiği için yanlıştır. Hükmün mantığı fer'î haklardadır: yenileme kabul edilirse eski borç sona erer ve rehin, kefalet, faiz ile ceza koşulu da düşer. Kanun bu ağır sonucu tarafların açıkça istemesine bağlamıştır.

Şık analizi

A) Yalnız I'i doğru sayar; fer'î hakların yenilemeyle birlikte düşmesi de kanunun açık sonucudur.
B) Yalnız II'yi doğru sayar; oysa senet düzenlenmesi açık irade olmadıkça yenileme doğurmaz.
C) II'yi doğru sayar; bu ifade kanunun aradığı açık irade koşulunu atlamaktadır.
E) Üç ifadeyi de doğru sayar; II yanlış olduğu için bu birleşim olamaz.
Soru 125
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun borçların sona ermesine ilişkin ayırımında düzenlenen sebepler ve bunların doğurduğu sonuçlar bakımından, aşağıdakilerden hangisi borcu sona erdiren hâllerden biri değildir?
A) Alacaklı ile borçlunun anlaşarak alacaktan geçerli biçimde vazgeçmesi
B) Mevcut borcun açık yenileme iradesiyle yeni bir borç kurularak ortadan kaldırılması
C) Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide tam olarak toplanması
D) Edimin borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple büsbütün imkânsızlaşması
E) Alacağın zamanaşımına uğraması ve borçlunun def'i ileri sürmüş olması
Cevabı göster
Cevap: E. Zamanaşımı borcu sona erdirmez; onu eksik borca dönüştürür. Borç varlığını sürdürür, yalnız dava edilebilirliğini yitirir — nitekim zamanaşımına uğramış bir borcun ifası sebepsiz sayılmaz ve ödenen geri istenemez. Diğer dört şık ise kanunun sona erme olarak düzenlediği ibra, yenileme, birleşme ve kusursuz sonraki imkânsızlık hâlleridir.

Şık analizi

A) İbra, alacaklı ile borçlunun anlaşmasıyla borcu sona erdiren bir sözleşmedir.
B) Yenilemede eski borç sona erer ve yerine yeni bir borç geçer.
C) Birleşmede kişinin kendisine borçlu olması düşünülemeyeceği için borç sona erer.
D) Kusursuz sonraki imkânsızlıkta borç sona erer ve borçlu ifadan kurtulur.
Soru 126
6098 sayılı Kanun'a göre mevcut borcun yerine yeni bir borç konulmasına ne ad verilir?
A) Yenileme
B) İbra
C) Birleşme
D) Takas
E) Devir
Cevabı göster
Cevap: A. Yenileme, mevcut bir borcun yerine geçen yeni bir borçla sona erdirilmesidir ve üç unsuru vardır: geçerli bir eski borç, geçerli bir yeni borç ve ikisi arasında açık yenileme iradesi. Eski borç geçersizse yenileme sonuç doğurmaz; yeni borç geçersizse eski borç varlığını sürdürür.

Şık analizi

B) İbrada alacaklı alacağından vazgeçer ve yerine yeni bir borç doğmaz.
C) Birleşmede alacaklı ve borçlu sıfatları aynı kişide toplanır; yeni borç kurulmaz.
D) Takasta karşılıklı iki alacak kesiştikleri ölçüde sona erer; yerlerine yeni borç geçmez.
E) Devirde borç aynı kalır, yalnız alacaklı ya da borçlu değişir.
Soru 127
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre karşılıklı alacak ve borçların bir cari hesaba kaydedildiği ilişkilerde, tarafların bu konuda ayrıca bir anlaşma yapmadığı varsayımıyla yenilemenin ne zaman gerçekleşeceğine ve kalemlerin güvencelerine ilişkin aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba yalnızca kaydedilmiş olması, borcun yenilenmiş olduğu sonucunu tek başına doğurmaz.
B) Hesaba kayıt yapıldığı anda borç yenilenmiş sayılır; hesabın kesilmesi ayrıca aranan bir koşul olarak öngörülmemiştir.
C) Yenileme, hesabın kesilmiş ve hesap sonucunun diğer tarafça kabul edilmiş olması hâlinde gerçekleşmiş sayılmaktadır.
D) Yenilemeden sonra tek tek kalemler ortadan kalkar ve yerlerine tek bir bakiye alacağı geçmiş olur.
E) Kalemlerden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça hesabın kesilip sonucun kabul edilmesi bu güvenceyi sona erdirmez.
Cevabı göster
Cevap: B. Cari hesapta yenileme iki aşamalıdır ve kayıt tek başına yetmez. Kalemlerin hesaba geçirilmiş olması borcun yenilendiği anlamına gelmez; yenileme ancak hesabın kesilmesi ve sonucun diğer tarafça kabul edilmesiyle doğar. B bu ikinci aşamayı sildiği için yanlıştır. Kanun ayrıca güvenceler bakımından yenilemenin genel sonucunu özel olarak yumuşatmış, kalemlerden birinin güvencesini ayakta bırakmıştır.

Şık analizi

A) Kayıt tek başına yenileme doğurmaz; kanun bunu açıkça belirtmiştir.
C) Yenilemeyi doğuran an, hesabın kesilip sonucun karşı tarafça kabul edildiği andır.
D) Yenilemeden sonra kalemler kimliğini yitirir ve yerlerine tek bir bakiye alacağı geçer.
E) Güvence, aksi kararlaştırılmadıkça hesabın kesilmesiyle sona ermez; bu özel bir istisnadır.
Soru 128
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesi hâlinde ortaya çıkan sonuçlarla ve bu kuralın sınırlarıyla ilgili aşağıda verilen ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Birleşme her hâlde kesindir ve sonradan ortadan kalksa bile borç canlanmaz
B) Alacak üzerinde üçüncü kişilerin önceden kurulmuş hakları birleşmeyle birlikte sona erer
C) Taşınmaz rehni de birleşmeyle kendiliğinden sona erer, ayrıca bir terkin aranmaz
D) Birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa borç varlığını sürdürmeye devam eder
E) Birleşme yalnız miras yoluyla gerçekleşebilir, başka bir yolla meydana gelmesi mümkün değildir
Cevabı göster
Cevap: D. Kanun birleşmeye üç sınır çizer ve bunlardan biri, birleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkması hâlinde borcun varlığını sürdürmesidir. Tipik örneği mirasın reddidir: alacaklı ölür, tek mirasçı borçludur, ama mirasın reddiyle birleşme baştan hiç gerçekleşmemiş gibi olur ve borç ayakta kalır. D bu kuralı doğru aktarır.

Şık analizi

A) Birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkabilir; mirasın reddi bunun en bilinen hâlidir.
B) Üçüncü kişilerin alacak üzerindeki önceki hakları birleşmeden etkilenmez; rehin veya intifa sürer.
C) Taşınmaz rehni birleşmeyle değil terkinle sona erer; kanun bu özel hükmü saklı tutmuştur.
E) Miras en sık görülen hâldir ama tek yol değildir; sıfatlar başka yollarla da birleşebilir.
Soru 129
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre (R), (S)'ye özel üretim bir makine yapmayı üstlenmiş, bedelin yarısını peşin almıştır. Üretim sürerken (R)'nin atölyesi, kendisine hiçbir biçimde yüklenemeyecek bir doğal afetle yıkılmış ve makine yapılamaz hâle gelmiştir. (R) durumu (S)'ye üç ay boyunca bildirmemiş, (S) bu süre içinde makineyi bekleyerek başka bir tedarikçiye yönelmemiş ve bu yüzden zararı büyümüştür. Buna göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) (R) bildirim yapmadığından doğan zarardan sorumlu tutulamaz
B) (R)'nin borcu kusursuz imkânsızlık sebebiyle sona ermiştir
C) (R), peşin aldığı bedeli (S)'ye geri vermekle yükümlüdür
D) (R), henüz ödenmemiş bakiye bedeli isteme hakkını kaybeder
E) İmkânsızlığın kendisine yüklenemeyeceğini (R) ispat etmek zorundadır
Cevabı göster
Cevap: A. Borç kusursuz imkânsızlık sebebiyle sona erse bile borçlunun bildirim yükümlülüğü ayrıca vardır: ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlü olur. (R) üç ay susmuş ve (S)'nin zararı bu yüzden büyümüştür; A bu sorumluluğu yok saydığı için yanlıştır.

Şık analizi

B) Edim borçluya yüklenemeyecek bir sebeple imkânsızlaştığına göre borç sona ermiştir.
C) İmkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, aldığı edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri verir.
D) Borçtan kurtulan borçlu, kendisine henüz ifa edilmemiş edimi isteme hakkını yitirir.
E) Kusur karine hâlinde olduğu için imkânsızlığın kendisine yüklenemeyeceğini borçlu ispatlar.
Soru 130
Rehin, kefalet ve faiz gibi asıl borca bağlı haklara ne ad verilir?
A) Aslî
B) Şahsî
C) Aynî
D) Nispî
E) Fer'î
Cevabı göster
Cevap: E. Asıl borca bağlı olan ve onun kaderini izleyen haklara fer'î haklar denir. Asıl borç ifa ya da başka bir sebeple sona erdiğinde rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi bu haklar da sona erer. Kural, sona erme sebebinin hangisi olduğuna değil, asıl borcun sona ermiş olmasına bağlanmıştır.

Şık analizi

A) Aslî hak, başka bir hakka bağlı olmadan tek başına var olan haktır; rehin ve kefalet böyle değildir.
B) Şahsî hak, belirli bir kişiye karşı ileri sürülen haktır; buradaki ayrım bağlılıkla ilgilidir.
C) Aynî hak eşya üzerinde herkese karşı ileri sürülür; kefalet ve faiz bu tanıma girmez.
D) Nispî hak yalnız taraflar arasında sonuç doğurur; sorulan nitelik bu değildir.
Soru 131
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre asıl borç sona erdiğinde ona bağlı fer'î haklar da kural olarak sona erer; ancak işlemiş faiz ile ceza koşulunun ifasını isteme hakkı, kanunun gösterdiği yollarla ve sınırlı bir zaman dilimi içinde saklı tutulabilir. Bu saklı tutmanın en geç hangi ana kadar yapılabileceği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Borcun doğduğu ana kadar
B) İfa anına kadar
C) Dava açılıncaya kadar
D) Zamanaşımı dolana kadar
E) Karar kesinleşinceye kadar
Cevabı göster
Cevap: B. İşlemiş faiz ile ceza koşulunun ifasını isteme hakkı üç yoldan saklı tutulabilir: sözleşmeyle, ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğunun anlaşılmasıyla. Bildirim yolunun sınırı ifa anıdır; ifadan sonra yapılan bildirim sonuç doğurmaz, çünkü asıl borç sona ermiş ve fer'î haklar onunla birlikte düşmüştür.

Şık analizi

A) Borcun doğduğu an saklı tutma için bir sınır değildir; sözleşmeyle saklı tutma zaten o anda yapılır.
C) Dava açılması kanunun öngördüğü bir sınır değildir; o aşamada fer'î haklar çoktan düşmüş olur.
D) Zamanaşımı süresi ayrı bir kurumdur ve saklı tutmanın son anını belirlemez.
E) Kararın kesinleşmesi yargılamaya ilişkindir; kanun bildirimi ifa anıyla sınırlamıştır.

← Alacaklı Temerrüdü ve Üçüncü KişiyAşırı İfa Güçlüğü ve Uyarlama →