Borçlar Hukuku › Başlık 20 / 54
Sona Erme Hâlleri
13 Hâkimlik 3 HMGS Sorusu
Hızlı özet
Borç ilişkisinin doğal sonu ifadır: borçlu edimi yerine getirir, borç sona erer. Ama borç ifa edilmeden de sona erebilir.
Çerçeve
- İfa Dışındaki Sona Erme Sebepleri
- İbra ve Şekli
- Yenileme ve Yenileme Karinesinin Reddi
- Cari Hesapta Yenileme
- Birleşme
- Kusursuz Sonraki İmkânsızlık
- Fer'î Hakların Akıbeti
Tanımlar ve Şartlar
- İbra — alacaklının alacağından vazgeçmesi (TBK m. 132).
- Yenileme — mevcut borcun yeni bir borçla sona erdirilmesi (TBK m. 133).
- Birleşme — alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide toplanması (TBK m. 135).
- Kusursuz sonraki imkânsızlık — edimin borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsızlaşması (TBK m. 136).
- Borcun değiştirilmesinde borç aynı kalır, yalnız içeriğinde bir değişiklik yapılır; fer'î haklar düşmez.
- Alacağın devrinde borç aynıdır, yalnız alacaklı değişir.
- Borcun üstlenilmesinde borç aynıdır, yalnız borçlu değişir.
- Yenilemede ise eski borç sona erer ve yerine yeni bir borç geçer; fer'î haklar da onunla birlikte düşer.
- Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, borcun yenilenmiş olduğu anlamına gelmez.
- Ancak hesabın kesilmiş ve hesap sonucu diğer tarafça kabul edilmiş olması durumunda borç yenilenmiş olur.
- Üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut olan hakları birleşmeden etkilenmez. Alacak üzerinde rehin veya intifa hakkı olan kişinin hakkı sürer.
- Birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa borç varlığını sürdürür. Mirasın reddi bunun tipik hâlidir.
- Taşınmaz rehni ve kıymetli evraka ilişkin özel hükümler saklıdır. Taşınmaz rehni birleşmeyle değil terkinle sona erer; kıymetli evrakta geriye ciro yoluyla doğan sıfat birleşmesi borcu sona erdirmez.
- karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür;
- henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder.
- sözleşmeyle;
- ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle;
- durum ve koşullardan saklı tutulduğunun anlaşılmasıyla.
Kurallar
- Kural mutlak değildir ve istisnaları sınavda ayrıca sorulur: işlemiş faiz ile ceza koşulu, sözleşmeyle ya da ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuşsa — veya durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılıyorsa — yine istenebilir; taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler de saklıdır (TBK m. 131).
- Birleşmede ise üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut hakları birleşmeden etkilenmez (TBK m. 135).
- Şekil bakımından kanun açık ve dikkat çekici bir kural koyar: borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir (TBK m. 132).
- Kanunun kuralı katıdır: yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi ancak tarafların bu yöndeki açık iradesiyle olur (TBK m. 133).
- Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç sona erer (TBK m. 136).
- Ancak bu kısmi imkânsızlık önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer (TBK m. 137).
- Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur (TBK m. 131).
Karşılaştırma
| Nasıl gerçekleşir | Yerine yeni borç doğar mı | Dayanak | |
|---|---|---|---|
| İbra | alacaklı ile borçlunun anlaşması | doğmaz | TBK m. 132 |
| Yenileme | açık yenileme iradesi | doğar | TBK m. 133 |
| Birleşme | iki sıfatın aynı kişide toplanması | doğmaz | TBK m. 135 |
| Kusursuz imkânsızlık | borçlunun sorumlu olmadığı sonraki engel | doğmaz | TBK m. 136 |
Sınav Notu
- İfa dışındaki sona erme sebepleri: ibra, yenileme, birleşme, kusursuz sonraki imkânsızlık. Takas ve dönme ayrı yerlerde düzenlenir; zamanaşımı borcu sona erdirmez, eksik borca dönüştürür.
- İbra bir sözleşmedir, tek taraflı beyan değildir. Borcu doğuran işlem şekle bağlı olsa bile ibra şekle bağlı değildir (TBK m. 132) — şekil şartının amacı borç altına girerken korumaktır.
- Yenileme ancak açık irade ile olur. Kambiyo taahhüdü, yeni alacak senedi veya yeni kefalet senedi tek başına yenileme sayılmaz (TBK m. 133); kural olarak ifa uğruna edimdir.
- Yenilemenin ağır sonucu fer'î hakların düşmesidir; kanun bu yüzden açık irade arar.
- Cari hesapta kayıt yenileme değildir; yenileme hesabın kesilip sonucun kabul edilmesiyle doğar. Kalemlerden birinin güvencesi varsa aksi kararlaştırılmadıkça sona ermez (TBK m. 134).
- Birleşmede üç sınır: üçüncü kişilerin önceki hakları etkilenmez, birleşme geçmişe etkili olarak kalkarsa borç canlanır, taşınmaz rehni ve kıymetli evrak saklıdır (TBK m. 135).
- Kusursuz imkânsızlıkta borçlu aldığını geri verir, almadığını isteyemez; hasarın alacaklıya yükletildiği hâller istisnadır (TBK m. 136).
- Borçlu imkânsızlığı gecikmeksizin bildirmez ve önlem almazsa, borç sona erse bile bu ihmalden sorumludur.
- Kısmi imkânsızlıkta borçlu yalnız o kısımdan kurtulur; sözleşme o hâlde hiç yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa tamamı sona erer. Alacaklı kısmi ifaya razı olmazsa ya da karşı edim bölünemezse tam imkânsızlık hükümleri uygulanır (TBK m. 137).
- Asıl borç sona erince rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu da sona erer. İşlemiş faiz ve ceza koşulu sözleşmeyle, ifa anına kadar bildirimle ya da durumun gereğinden saklı tutulabilir (TBK m. 131).
- İmkânsızlık borcun doğumundan sonra ve kusursuz olarak gerçekleşmelidir; kuruluş anında var olan imkânsızlık bu hükmün değil, konusu imkânsız sözleşmenin kesin hükümsüzlüğünün konusudur (TBK m. 27).
- İbra, sözleşmenin kapsadığı mevcut borcu tamamen veya kısmen ortadan kaldırır ve ona bağlı fer'î hakları da düşürür (TBK m. 131–132); borcun hiç doğmamış sayılması değildir. Kısmi ibrada borç, ibra edilmeyen kısım bakımından ayakta kalır.
Borç ilişkisinin doğal sonu ifadır: borçlu edimi yerine getirir, borç sona erer. Ama borç ifa edilmeden de sona erebilir. Bu başlık ifa dışındaki sona erme sebeplerini inceler ve her birinde aynı iki soruyu sorar — borç gerçekten sona eriyor mu, ve ona bağlı fer'î haklar ne oluyor?
A. İfa Dışındaki Sona Erme Sebepleri
Kanunun bu ayırımda düzenlediği sebepler şunlardır:
- İbra — alacaklının alacağından vazgeçmesi (TBK m. 132).
- Yenileme — mevcut borcun yeni bir borçla sona erdirilmesi (TBK m. 133).
- Birleşme — alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide toplanması (TBK m. 135).
- Kusursuz sonraki imkânsızlık — edimin borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsızlaşması (TBK m. 136).
Bu dördünün yanında kanunun başka yerlerinde düzenlenen sona erme sebepleri de vardır: takas, zamanaşımı — ki bu borcu sona erdirmez, eksik borca dönüştürür —, sözleşmeden dönme veya fesih, bozucu koşulun gerçekleşmesi ve tarafların anlaşmasıyla sözleşmenin ortadan kaldırılması.
Sona ermenin zaman bakımından etkisi sebebe göre değişir ve bu ayrım sınavda tuzak olarak kullanılır. İbra, anlaşmanın kapsadığı mevcut borcu, muaccel olmuş olsa bile ortadan kaldırır. Takasta borçlar, beyandan sonra, takas edilebilecekleri an itibarıyla sona ermiş sayılır. Buna karşılık sürekli borç ilişkisinin feshi ileriye etkilidir ve geçmiş dönemleri tasfiye etmez. Tek bir borcun sona ermesi ile sürekli ilişkinin feshi birbirine karıştırılmamalıdır.
Sona erme ile hükümsüzlük de karıştırılmamalıdır. Hükümsüzlükte borç hiç doğmamış ya da baştan geçersiz doğmuştur; sona ermede geçerli olarak doğmuş bir borç sonradan ortadan kalkar. Ayrımın pratik sonucu iadededir: hükümsüzlükte verilenler sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenirken, sona ermede kural olarak iade söz konusu olmaz — borç zaten sona erene kadar geçerli biçimde yaşamıştır.
Dört sebebin ayrıldığı noktalar tek bakışta şöyle görülür:
| Nasıl gerçekleşir | Yerine yeni borç doğar mı | Dayanak | |
|---|---|---|---|
| İbra | alacaklı ile borçlunun anlaşması | doğmaz | TBK m. 132 |
| Yenileme | açık yenileme iradesi | doğar | TBK m. 133 |
| Birleşme | iki sıfatın aynı kişide toplanması | doğmaz | TBK m. 135 |
| Kusursuz imkânsızlık | borçlunun sorumlu olmadığı sonraki engel | doğmaz | TBK m. 136 |
Dördü de fer'î hakları kural olarak düşürür; aralarındaki fark, borcun yerine yeni bir borcun geçip geçmediğindedir. Kural mutlak değildir ve istisnaları sınavda ayrıca sorulur: işlemiş faiz ile ceza koşulu, sözleşmeyle ya da ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuşsa — veya durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılıyorsa — yine istenebilir; taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler de saklıdır (TBK m. 131). Birleşmede ise üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut hakları birleşmeden etkilenmez (TBK m. 135).
B. İbra ve Şekli
İbra, alacaklının alacağından vazgeçtiği ve böylece borcu sona erdirdiği bir sözleşmedir. Tek taraflı bir vazgeçme beyanı değildir; borçlunun da kabulü aranır.
Şekil bakımından kanun açık ve dikkat çekici bir kural koyar: borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir (TBK m. 132).
Kural şekil hukukunun genel mantığından bilinçli bir sapmadır. Sözleşmenin değiştirilmesi aynı şekle tabidir, ama ortadan kaldırılması değildir; çünkü şekil şartının amacı tarafı borç altına girerken korumaktır, borçtan kurtulurken değil. Resmî şekilde yapılmış bir taşınmaz satış vaadinden doğan borç, sözlü bir ibrayla sona erebilir.
İbra kısmi de olabilir. Ayrıca ibra ile borcun ifa edilmemesi konusunda anlaşma karıştırılmamalıdır: birincisinde borç sona erer, ikincisinde borç durur ama alacaklı geçici olarak talep etmeyeceğini taahhüt eder.
İbranın karşılıksız olması da şart değildir. Alacaklı bir bedel karşılığında alacağından vazgeçebilir; bu, ibranın sözleşme niteliğini değiştirmez. Karşılıksız ibra bağışlama hükümlerine yaklaşsa da kanun onu ayrı bir kurum olarak düzenlemiş ve şekil serbestisi tanımıştır.
İş hukukunda ibraya özel bir rejim uygulanır ve genel kuraldan ayrılır: işçinin işverenden olan alacaklarına ilişkin ibra, kanunun aradığı şekil ve süre koşullarını taşımadıkça geçersiz sayılır. Genel hükümdeki şekil serbestisi burada işlemez; zayıf tarafın korunması amacı öne geçer.
C. Yenileme ve Yenileme Karinesinin Reddi
Yenileme, mevcut bir borcun, yerine geçen yeni bir borçla sona erdirilmesidir. Kanunun kuralı katıdır: yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi ancak tarafların bu yöndeki açık iradesiyle olur (TBK m. 133).
Kanun bu kuralı örnekle de pekiştirir: mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz.
Hükmün mantığı fer'î haklardadır. Yenileme kabul edilirse eski borç sona erer ve ona bağlı rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu da düşer; bu, alacaklı için ağır bir kayıptır. Kanun bu ağır sonucu yalnız tarafların açıkça istemesine bağlar. Uygulamada bir borç için senet verilmesi kural olarak ifa uğruna edim sayılır: asıl borç senet tahsil edilinceye kadar ayakta kalır.
Yenilemenin üç unsuru vardır: geçerli bir eski borç, geçerli bir yeni borç ve ikisi arasında yenileme iradesi. Eski borç geçersizse yenileme de sonuç doğurmaz; yeni borç geçersizse eski borç varlığını sürdürür.
Yenilemeyi benzer kurumlardan ayırmak gerekir:
- Borcun değiştirilmesinde borç aynı kalır, yalnız içeriğinde bir değişiklik yapılır; fer'î haklar düşmez.
- Alacağın devrinde borç aynıdır, yalnız alacaklı değişir.
- Borcun üstlenilmesinde borç aynıdır, yalnız borçlu değişir.
- Yenilemede ise eski borç sona erer ve yerine yeni bir borç geçer; fer'î haklar da onunla birlikte düşer.
Dört kurumdan yalnız sonuncusu fer'î hakları ortadan kaldırdığı için, uygulamada tereddüt hâlinde yenileme kabul edilmez.
D. Cari Hesapta Yenileme
Cari hesap, karşılıklı alacak ve borçların tek tek istenmeyip bir hesapta toplanması ve dönem sonunda bakiyenin belirlenmesidir. Buradaki yenileme sorusu, hesaba kaydedilen kalemlerin ne zaman eski kimliğini kaybettiğidir.
Kanun iki aşamalı bir çözüm getirir (TBK m. 134):
- Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, borcun yenilenmiş olduğu anlamına gelmez.
- Ancak hesabın kesilmiş ve hesap sonucu diğer tarafça kabul edilmiş olması durumunda borç yenilenmiş olur.
Yani kayıt tek başına yetmez; yenileme, hesabın kesilip bakiyenin kabul edilmesiyle doğar. Bu andan sonra tek tek kalemler ortadan kalkar ve yerlerine tek bir bakiye alacağı geçer.
Kanun fer'î haklar bakımından bir istisna koyar: kalemlerden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça, hesabın kesilip sonucun kabul edilmiş olması güvenceyi sona erdirmez. Yenilemenin genel sonucu burada özel olarak yumuşatılmıştır.
Hükmün pratik değeri ticari ilişkilerdedir. Cari hesap, tarafların sürekli alışverişinde her kalemi ayrı ayrı takip etme yükünü kaldırır; ama bu kolaylığın bedeli, dönem sonunda güvencelerin kaybedilmesi olsaydı kurum işlemez hâle gelirdi. Kanun bu yüzden yenilemenin fer'î hakları düşürme sonucunu cari hesapta özel olarak kaldırmıştır.
E. Birleşme
Birleşme, alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide toplanmasıdır; kişinin kendisine borçlu olması düşünülemeyeceği için borç sona erer (TBK m. 135). En sık görülen hâli mirastır: alacaklı ölür ve tek mirasçısı borçludur.
Kanun üç sınır çizer:
- Üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut olan hakları birleşmeden etkilenmez. Alacak üzerinde rehin veya intifa hakkı olan kişinin hakkı sürer.
- Birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa borç varlığını sürdürür. Mirasın reddi bunun tipik hâlidir.
- Taşınmaz rehni ve kıymetli evraka ilişkin özel hükümler saklıdır. Taşınmaz rehni birleşmeyle değil terkinle sona erer; kıymetli evrakta geriye ciro yoluyla doğan sıfat birleşmesi borcu sona erdirmez.
F. Kusursuz Sonraki İmkânsızlık
Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç sona erer (TBK m. 136). Sorumluluk doğmaz, çünkü borçluya yüklenecek bir davranış yoktur.
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde tasfiye düzeni ayrıca gösterilmiştir. İmkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu:
- karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür;
- henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder.
Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar bu hükmün dışındadır.
Borçlunun bir de bildirim yükümlülüğü vardır: ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlü olur. Borç sona erse bile bu ihmalden doğan sorumluluk ayrıca doğar.
İmkânsızlığın kime yüklenebileceği bu hükmün eşiğidir ve ispat düzeni borçlu aleyhinedir. Borca aykırılıkta kusur karine hâlinde olduğu için, borcun sona erdiğini ileri süren borçlu imkânsızlığın kendisine yüklenemeyeceğini ispatlamak zorundadır. İspat edemezse borç sona ermez, aynen ifa yerine tazminat borcuna dönüşür.
İmkânsızlık objektif olmalıdır; yalnız borçlu için imkânsızlık, yani sübjektif imkânsızlık borcu sona erdirmez. Para borçlarında imkânsızlık kural olarak düşünülemez: "param yok" savunması borcu sona erdirmez, çünkü para cins borcudur ve cins yok olmaz.
Kısmi imkânsızlıkta borçlu, borcunun yalnız imkânsızlaşan kısmından kurtulur. Ancak bu kısmi imkânsızlık önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer (TBK m. 137). Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı kısmi ifaya razı olursa karşı edim de o oranda ifa edilir; razı olmaz ya da karşı edim bölünemeyen nitelikteyse tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.
G. Fer'î Hakların Akıbeti
Sona erme hâllerinin ortak sonucu, asıl borca bağlı hakların da düşmesidir. Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur (TBK m. 131).
Kural mutlak değildir. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı üç yoldan saklı tutulabilir:
- sözleşmeyle;
- ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle;
- durum ve koşullardan saklı tutulduğunun anlaşılmasıyla.
Bildirim için tanınan sürenin sınırı önemlidir: saklı tutma ifa anına kadar yapılmalıdır; ifadan sonra yapılan bildirim sonuç doğurmaz. Ayrıca taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır.
Fer'î hakların akıbeti bakımından bir noktaya daha dikkat edilir: kural, asıl borcun sona ermesine bağlanmıştır, sona erme sebebinin hangisi olduğuna değil. Borç ifayla, ibrayla, yenilemeyle ya da kusursuz imkânsızlıkla sona ersin, rehin ve kefalet aynı biçimde düşer. Buna karşılık zamanaşımı asıl borcu sona erdirmediği için fer'î hakları bu hükme göre düşürmez; orada ayrı bir hüküm işler ve sonuç yine aynı yöne çıkar (TBK m. 152). Sona erme ile eksik borca dönüşmenin karıştırılmaması gereken yer tam burasıdır: birincisinde borç ortadan kalkar, ikincisinde yalnız dava edilebilirliğini yitirir.
Örnek olay
(A), (B)'ye olan 500.000 TL'lik borcunu güvence altına almak için taşınmazını ipotek ettirmiş, ayrıca (C) kefil olmuştur. Borcun vadesi geldiğinde (A) ödeyememiş, taraflar yeni bir ödeme planı yapmış ve (A) bu plana karşılık (B)'ye bir bono vermiştir; yenileme yapıldığına dair sözleşmede hiçbir kayıt yoktur. Bir süre sonra (B) ölmüş, tek mirasçısı (A) çıkmıştır. Ancak (A) mirası reddetmiştir. Bu arada işlemiş 60.000 TL faiz vardır ve (B) yaşarken "faizi ayrıca isteyeceğim" diye bir bildirimde bulunmamıştır.
Değerlendirme: Bono verilmesi bakımından kanunun kuralı açıktır: mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz (TBK m. 133). Sözleşmede böyle bir kayıt bulunmadığına göre yenileme yoktur; bono ifa uğruna verilmiş sayılır. Sonuç (B) için elverişlidir: asıl 500.000 TL'lik borç ayakta kalır ve ona bağlı ipotek ile kefalet de düşmez. Yenileme kabul edilseydi eski borç sona erer, ipotek ve kefalet de onunla birlikte düşerdi (TBK m. 131) — kanunun neden açık irade aradığı tam burada görülür.
(B)'nin ölümüyle alacaklı ve borçlu sıfatları (A)'da birleşmiştir ve kural olarak borç sona erer (TBK m. 135). Ne var ki (A) mirası reddetmiştir; birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkmış olur ve kanun bu hâli açıkça düzenler: borç varlığını sürdürür. Miras reddedildiğine göre alacak, sonraki mirasçılara geçer ve (A) borçlu olmaya devam eder.
İpotek bakımından ayrıca dikkat edilmelidir. Birleşme gerçekleşmiş olsaydı bile taşınmaz rehni birleşmeyle sona ermezdi; taşınmaz rehni terkinle sona erer ve kanun bu özel hükmü saklı tutmuştur. Kefalet ise asıl borca bağlı olduğu için birleşmeyle düşerdi — ama burada birleşme geçmişe etkili olarak kalktığından bu sonuç da doğmaz.
İşlemiş 60.000 TL faiz bakımından sonuç (B)'nin aleyhinedir. Asıl borç sona erseydi işlemiş faiz de sona erecekti; saklı tutulması için ya sözleşmeye kayıt konulması ya ifa anına kadar bir bildirim yapılması ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğunun anlaşılması gerekirdi (TBK m. 131). Olayda üçü de yoktur. Asıl borç bu olayda ayakta kaldığı için faiz de ayakta kalır; ama borç ifayla sona erseydi, saklı tutma yapılmadığından işlemiş faiz istenemezdi. Bu ayrıntı sınavda tam olarak "ifa anına kadar" ifadesiyle ölçülür.
Olaya bir varsayım daha eklenirse tablo tamamlanır. (B), borcun tamamından vazgeçmek isteyip (A)'ya "bu borcu sana bağışlıyorum" diye yazılı bir bildirim göndermiş, (A) ise buna hiç karşılık vermemiş olsaydı borç sona ermezdi: ibra bir sözleşmedir ve tek taraflı beyanla kurulamaz (TBK m. 132). Buna karşılık (A)'nın kabulü yeterli olurdu ve kabul için yazılı biçim aranmazdı; borcu doğuran işlem şekle bağlı olsa bile ibra şekle bağlı değildir. Şekil şartının amacı kişiyi borç altına girerken düşünmeye zorlamaktır; borçtan kurtulurken aynı koruma gerekmez. İbra gerçekleşseydi ipotek ile kefalet de asıl borçla birlikte düşerdi.
Olayın sınav değeri, aynı sonuca götüren iki ayrı yolun birbirinden ayrılmasındadır. Yenileme de ibra da borcu sona erdirir ve ikisinde de fer'î haklar düşer; ama yenilemede yerine geçen yeni bir borç doğar, ibrada hiçbir borç kalmaz. Sorunun hangi yolu sorduğu çoğu zaman tek bir cümleden anlaşılır.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2024 HMGS
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2025 HMGS
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2026 HMGS
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2025 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2023 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2023 SAYIŞTAY
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2020 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2019 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 Çıkmış soru
Cevabı göster
Çıkmış soru 10 2010 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 11 2020 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 12 2019 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 9 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.
Soru 123
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 124
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 125
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 126
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 127
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 128
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 129
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 130
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 131
Cevabı göster
Şık analizi
← Alacaklı Temerrüdü ve Üçüncü KişiyAşırı İfa Güçlüğü ve Uyarlama →