Borçlar Hukuku › Başlık 29 / 54
Ceza Koşulu
9 Hâkimlik
Hızlı özet
Ceza koşulu, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâli için önceden kararlaştırılan bir edimdir. İşlevi ikilidir: borçluyu ifaya zorlar ve alacaklıyı zararını ispat külfetinden kurtarır.
Çerçeve
- Ceza Koşulunun İşlevi ve Fer'îliği
- Seçimlik Ceza Koşulu
- İfaya Eklenen Ceza Koşulu
- Dönme Cezası
- Asıl Borcun Geçersizliğinin Etkisi
- Cezanın Miktarı ve Aşkın Zarar
- Hâkimin Cezayı İndirmesi
- Tacirlerde İndirim Yasağı ve Sınırı
Tanımlar ve Şartlar
- Geçerli bir asıl borç bulunmalıdır; ceza ona bağlıdır.
- Taraflar borca aykırılık hâli için bir edim kararlaştırmış olmalıdır.
- Edim para olmak zorunda değildir; her türlü edim ceza koşuluna konu olabilir.
- Ceza, sözleşmeyle ya da sonradan yapılacak bir anlaşmayla kararlaştırılabilir.
- İfa seçilirse asıl borç ayakta kalır; ceza istenemez ama gecikmeden doğan zarar genel hükümlere göre talep edilebilir.
- Ceza seçilirse asıl borç sona erer; ceza tutarını aşan zarar için borçlunun kusuru ispatlanmalıdır.
- Seçim beyanla kullanılır ve geri alınamaz; dava açmak da seçim sayılır. Seçim, karşı tarafa ulaşan bir beyanla kullanılır ve kullanıldıktan sonra geri alınamaz.
- Zamanında ifa etmeme — gecikme cezası; uygulamada en sık görülen tiptir.
- Kararlaştırılan yerde ifa etmeme — ifa yerine aykırılık cezası.
- Ceza tutarına kadar: zarar da kusur da aranmaz.
- Ceza tutarını aşan kısımda: zarar ve borçlunun kusuru ispat edilmelidir.
- Alacaklı cezayı isterken yalnız borca aykırılığı gösterir.
- Aşkın zararı isterken hem zararın miktarını hem borçlunun kusurunu ispatlar.
- Borçlu, borca aykırılıkta kusuru bulunmadığını ispat ederek cezadan kurtulabilir; bu genel ilke ceza koşulunda da geçerlidir.
- Borçlunun ekonomik durumu ve cezanın onu getireceği yük.
- Asıl borcun değeri ile ceza arasındaki oran.
- Borca aykırılıkta borçlunun kusurunun ağırlığı.
- Alacaklının cezadaki korunmaya değer menfaati.
- Tarafların sıfatı ve sözleşmenin kurulduğu koşullar.
Kurallar
- Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez (TBK m. 182).
- Taraflar cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler (TBK m. 182).
- Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir (TBK m. 179).
- Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir (TBK m. 179).
- Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır (TBK m. 179).
- Buna karşılık borç zamanaşımına uğradığında ceza koşulu da uğrar; fer'î alacaklar asıl alacakla birlikte zamanaşımına tabi olur (TBK m. 152).
- Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifası gerekir (TBK m. 180).
- Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez (TBK m. 180).
Karşılaştırma
| Ceza neye bağlanmış | Kim seçer | Sonuç | |
|---|---|---|---|
| Seçimlik | hiç veya gereği gibi ifa etmeme | alacaklı | ya borç ya ceza |
| İfaya eklenen | zaman veya yerde ifa etmeme | seçim yok | borç ve ceza |
| Dönme cezası | sözleşmeden çıkma | borçlu | ceza ödenir, sözleşme sona erer |
Sınav Notu
- Para borçlarında ceza koşulu ile temerrüt faizi birbirinin yerine geçmez; aksi kararlaştırılmadıkça alacaklı ikisini birlikte isteyebilir.
- Ceza koşulu fer'îdir ama bağ tek yönlüdür: asıl borç geçersizse ceza istenemez, cezanın geçersizliği ise asıl borcu etkilemez (TBK m. 182).
- Üç tip ayrılır: seçimlik ceza koşulunda alacaklı ya borcu ya cezayı ister; ifaya eklenen cezada (zaman veya yerde ifa etmeme) ikisini birlikte ister; dönme cezasında borçlu cezayı ödeyerek sözleşmeden kurtulur ve bunu ispat yükü borçludadır (TBK m. 179).
- İfaya eklenen cezada alacaklı hakkını iki hâlde yitirir: açık feragat ya da çekincesiz kabul. Gecikmeli ifayı kayıtsız teslim almak cezayı düşürür.
- Alacaklı hiç zarara uğramasa bile ceza istenir; zarar cezayı aşıyorsa aşan kısım için borçlunun kusuru ispat edilmelidir (TBK m. 180). İki katmanlı rejim budur.
- Asıl borç borçlunun sorumlu olmadığı bir sebeple imkânsızlaşırsa ceza istenemez; sorumlu olduğu bir sebeple imkânsızlaşırsa istenir.
- Hâkim aşırı cezayı resen indirir, borçlunun talebi gerekmez; ama kaldıramaz, yalnız indirir (TBK m. 182).
- Tacir, ticari işletmesiyle ilgili cezanın indirilmesini isteyemez; sınır, cezanın tacirin ekonomik mahvına yol açması veya ahlaka aykırılık düzeyine ulaşmasıdır.
- Ceza koşuluna ilişkin hükümler, dönmede ifa edilenin alacaklıya kalacağını öngören sözleşmelere de uygulanır; taksitle satış hükümleri saklıdır (TBK m. 181).
- Ceza koşulu ile götürü tazminat ayrılır: götürü tazminatta aşan zarar istenemez, ceza koşulunda kusur ispatıyla istenebilir.
- Ceza koşulunun ayrı bir zamanaşımı süresi yoktur; asıl alacak zamanaşımına uğrarsa fer'î alacak olarak o da uğrar (TBK m. 152).
- Cezayı ödemiş olan borçlu kural olarak indirim isteyemez; ödeme borcun kabulü sayılır.
- Seçimlik cezada alacaklı cezayı tahsil ettikten sonra ifayı isteyemez; seçim tek defalıktır ve beyanın ulaşmasıyla tükenir.
- Borç üçüncü kişi tarafından ifa edilse bile asıl borç sona erdiği için ceza koşulu da düşer.
Ceza koşulu, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâli için önceden kararlaştırılan bir edimdir. İşlevi ikilidir: borçluyu ifaya zorlar ve alacaklıyı zararını ispat külfetinden kurtarır. İkinci işlev kurumun asıl değeridir: alacaklının bir zarara uğramış olması aranmaz, ceza borca aykırılığın kendisine bağlanmıştır.
A. Ceza Koşulunun İşlevi ve Fer'îliği
Ceza koşulu fer'î bir borçtur: asıl borca bağlıdır ve onun kaderini izler. Asıl borç geçerli değilse ceza da istenemez; asıl borç sona erdiğinde ceza da sona erer.
Fer'îlik tek yönlü işler ve bu ayrıntı sınavda ölçülür. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez (TBK m. 182). Yani asıldan fer'îye giden bağ kuvvetli, fer'îden asıla giden bağ yoktur.
Ceza koşulu bir tazminat değildir; borçlunun kusuru ve alacaklının zararı kural olarak aranmaz.
Kurumun iki işlevi birbirinden ayrılmalıdır. Baskı işlevi borçluyu ifaya yöneltir ve sözleşmenin kendiliğinden uygulanmasını sağlar; tazmin işlevi ise alacaklıyı zararını ispat külfetinden kurtarır. Kanun ikisini birlikte tanır, ama aralarında sıra kurmaz. Bu yüzden ceza koşulu ne saf bir ceza ne de saf bir tazminattır; kendine özgü bir kurumdur ve hükümleri de bu ikiliğe göre okunur. Taraflar cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler (TBK m. 182).
Ceza koşulunun unsurları şöyle sıralanır:
- Geçerli bir asıl borç bulunmalıdır; ceza ona bağlıdır.
- Taraflar borca aykırılık hâli için bir edim kararlaştırmış olmalıdır.
- Edim para olmak zorunda değildir; her türlü edim ceza koşuluna konu olabilir.
- Ceza, sözleşmeyle ya da sonradan yapılacak bir anlaşmayla kararlaştırılabilir.
Ceza koşulu ile götürü tazminat da birbirine yakındır ama ayrımın sonucu vardır: götürü tazminatta taraflar zararın miktarını önceden belirler ve aşan zarar istenemez; ceza koşulunda ise ceza zarardan bağımsızdır ve aşan zarar kusur ispatıyla istenebilir.
B. Seçimlik Ceza Koşulu
Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir (TBK m. 179). Kanunun kurduğu asıl tip budur ve adı seçimlik ceza koşuludur.
Seçim hakkı alacaklıdadır ve tek defalıktır: alacaklı ikisini birlikte isteyemez. Cezayı seçtiğinde asıl borç son bulur; ifayı seçtiğinde cezayı isteyemez.
Seçim hakkının kullanılmasında iki nokta ölçülür: hakkın kime ait olduğu ve ne zaman tükendiği. Hak alacaklıya aittir ve borçlu, alacaklıyı ifaya ya da cezaya zorlayamaz. Hak, seçim beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla tükenir; o andan sonra alacaklı diğer imkâna dönemez. Alacaklı ifayı dava ettiyse seçimini kullanmış sayılır.
Seçimlik cezada alacaklının dikkat etmesi gereken bir tuzak vardır: cezayı isteyip tahsil ettikten sonra asıl borcun ifasını da istemek mümkün değildir. Bu yüzden uygulamada alacaklı, borcun hâlâ ifa edilebilir olup olmadığını değerlendirmeden cezaya yönelmez. İfa hâlâ mümkün ve alacaklının menfaatine uygunsa ifayı seçmek, ceza tutarı düşükse cezayı seçmek akılcıdır.
Seçimin sonuçları şöyle ayrılır:
- İfa seçilirse asıl borç ayakta kalır; ceza istenemez ama gecikmeden doğan zarar genel hükümlere göre talep edilebilir.
- Ceza seçilirse asıl borç sona erer; ceza tutarını aşan zarar için borçlunun kusuru ispatlanmalıdır.
- Seçim beyanla kullanılır ve geri alınamaz; dava açmak da seçim sayılır. Seçim, karşı tarafa ulaşan bir beyanla kullanılır ve kullanıldıktan sonra geri alınamaz.
Kanunun kurduğu tipin bir de sözleşmeyle değiştirilebilir yanı vardır: hüküm "aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça" kaydını taşır. Taraflar cezanın ifaya ekleneceğini kararlaştırabilir; o hâlde seçimlik tip değil, ifaya eklenen tip uygulanır. Bu yüzden tipin belirlenmesinde önce sözleşme metnine, sonra kanunun varsayımına bakılır.
C. İfaya Eklenen Ceza Koşulu
Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir (TBK m. 179). Koşul cümlenin ortasındadır ve hak kaybının tek sebebidir. Burada seçim yoktur; ceza ifaya eklenir.
Kanun alacaklıya iki hâlde bu hakkı kaybettirir: hakkından açıkça feragat etmişse ya da ifayı çekincesiz olarak kabul etmişse. İkinci hâl uygulamada en çok hak kaybettiren noktadır — gecikmeli ifayı kayıtsız teslim alan alacaklı, gecikme cezasını isteyemez hâle gelir. Alacaklının yapması gereken, teslim sırasında cezaya ilişkin haklarının saklı olduğunu bildirmektir.
Çekincenin biçimi serbesttir; teslim tutanağına düşülen bir satır, faturaya konulan bir kayıt ya da ayrı bir ihtar yeterlidir. Aranan şey, alacaklının cezaya ilişkin hakkını kullanmaktan vazgeçmediğini karşı tarafın anlayabileceği biçimde ortaya koymasıdır. Çekince ifadan sonra yapılırsa geç kalınmış olur; kanun ölçüyü kabul anına bağlamıştır.
İfaya eklenen cezanın iki tipik konusu vardır ve kanun ikisini birlikte sayar:
- Zamanında ifa etmeme — gecikme cezası; uygulamada en sık görülen tiptir.
- Kararlaştırılan yerde ifa etmeme — ifa yerine aykırılık cezası.
İkisinde de asıl borç ayakta kaldığı için alacaklı hem ifayı hem cezayı ister. İfanın sonradan kabul edilmiş olması şart değildir: ifa henüz hiç yapılmamışken de alacaklı asıl borçla birlikte cezayı isteyebilir. Cezayı kaybettiren iki hâl bellidir — hakkından açıkça feragat etmek ya da ifayı çekincesiz kabul etmek (TBK m. 179).
Ceza koşulunun ifa yerine geçmediği bu tipte açıkça görülür: alacaklı cezayı alsa bile asıl borç ayakta kalır ve ifa istenmeye devam edilir. Seçimlik tipte ise cezanın alınması asıl borcu sona erdirir. İki tip arasındaki bu tek fark, sınavda çoğu zaman "ayrıca ifayı da isteyebilir mi" sorusuyla ölçülür.
Gecikme cezasının hesabında da iki nokta ölçülür: cezanın birim ölçüsü (gün, hafta, ay) ve toplam için bir tavan kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı. Tavan konulmamışsa ceza asıl borcun değerini aşabilir; bu, hâkimin indirim yetkisinin en sık işlediği hâldir.
Ceza koşulu ile temerrüt faizi de birbirinin yerine geçmez. Para borçlarında gecikme için kararlaştırılan ceza, temerrüt faizinin yerini almaz; alacaklı sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa ikisini birlikte isteyebilir. Bu ayrıntı, gecikme cezası ile faiz arasındaki farkın sorulduğu sorularda belirleyici olur.
D. Dönme Cezası
Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır (TBK m. 179). Bu üçüncü tipe dönme cezası denir ve seçim hakkı bu kez borçludadır.
Ayrımın sonucu belirleyicidir: seçimlik ceza koşulunda alacaklı cezayı isteyerek borçluyu ifadan kurtarır; dönme cezasında borçlu cezayı ödeyerek kendisini sözleşmeden kurtarır. Kanun bunu bir karine olarak değil, ispatı borçluya ait bir istisna olarak düzenler.
Üç tipi ayıran ölçütler tek tabloda toplanır:
| Ceza neye bağlanmış | Kim seçer | Sonuç | |
|---|---|---|---|
| Seçimlik | hiç veya gereği gibi ifa etmeme | alacaklı | ya borç ya ceza |
| İfaya eklenen | zaman veya yerde ifa etmeme | seçim yok | borç ve ceza |
| Dönme cezası | sözleşmeden çıkma | borçlu | ceza ödenir, sözleşme sona erer |
Sınavda tipi belirleyen şey çoğu zaman tek bir ifadedir: "geç teslim ederse" ifaya eklenen, "teslim etmezse" seçimlik, "cezayı ödeyerek sözleşmeden dönebilir" dönme cezasıdır.
Ceza koşuluna ilişkin hükümler, dönme durumunda ifa edilmiş olan kısmın alacaklıya kalacağını öngören sözleşmelere de uygulanır; taksitle satışa ilişkin hükümler saklıdır (TBK m. 181).
E. Asıl Borcun Geçersizliğinin Etkisi
Kanun iki hâli ayırır (TBK m. 182). Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise ya da aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez.
Buna karşılık asıl borç borçlunun sorumlu olduğu bir sebeple imkânsızlaşmışsa ceza istenebilir; kurumun varlık sebebi tam olarak bu hâldir.
Fer'îliğin sınırı da burada çizilir: ceza koşulunun geçersizliği asıl borcu etkilemez. Aşırı yüksek olduğu için kısmen indirilen bir ceza da asıl borcu sarsmaz.
Asıl borcun sona ermesi bakımından da aynı fer'îlik işler: borç ifayla, ibrayla veya birleşmeyle sona ererse ceza koşulu da sona erer. Buna karşılık borç zamanaşımına uğradığında ceza koşulu da uğrar; fer'î alacaklar asıl alacakla birlikte zamanaşımına tabi olur (TBK m. 152). Ceza koşulunun kendi başına ayrı bir zamanaşımı süresi yoktur.
Asıl borcun kim tarafından ifa edileceği de sonucu etkilemez: borç üçüncü kişi tarafından ifa edilse bile borç sona erdiği için ceza koşulu da düşer. Buna karşılık borç kısmen ifa edilmişse ceza koşulunun akıbeti sözleşmenin yorumuna bağlıdır; taraflar kısmi ifada cezanın oranlı olarak isteneceğini kararlaştırmış olabilir.
F. Cezanın Miktarı ve Aşkın Zarar
Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifası gerekir (TBK m. 180). Bu cümle kurumun özüdür: ceza koşulu zararın yerine geçmez, ondan bağımsızdır.
Zarar cezayı aşarsa denge tersine döner. Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez (TBK m. 180). Aşkın zarar rejimi böylece iki katmanlıdır:
- Ceza tutarına kadar: zarar da kusur da aranmaz.
- Ceza tutarını aşan kısımda: zarar ve borçlunun kusuru ispat edilmelidir.
Bu iki katmanın ispat bakımından anlamı şudur:
- Alacaklı cezayı isterken yalnız borca aykırılığı gösterir.
- Aşkın zararı isterken hem zararın miktarını hem borçlunun kusurunu ispatlar.
- Borçlu, borca aykırılıkta kusuru bulunmadığını ispat ederek cezadan kurtulabilir; bu genel ilke ceza koşulunda da geçerlidir.
G. Hâkimin Cezayı İndirmesi
Taraflar cezanın miktarını serbestçe belirlese de bu serbesti denetimsiz değildir: hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir (TBK m. 182).
Hükmün iki özelliği sınavda ölçülür. Birincisi, indirim resen yapılır; borçlunun talebi aranmaz. İkincisi, hâkim cezayı kaldıramaz, yalnız indirir; aşırılığın giderilmesi yeterlidir. Aşırılık ölçülürken borçlunun ekonomik durumu, borcun niteliği, alacaklının menfaati ve tarafların sıfatı birlikte değerlendirilir.
İndirim ölçütleri uygulamada şu başlıklarda toplanır:
- Borçlunun ekonomik durumu ve cezanın onu getireceği yük.
- Asıl borcun değeri ile ceza arasındaki oran.
- Borca aykırılıkta borçlunun kusurunun ağırlığı.
- Alacaklının cezadaki korunmaya değer menfaati.
- Tarafların sıfatı ve sözleşmenin kurulduğu koşullar.
İndirim yapılmış olması cezayı geçersiz kılmaz; borçlu indirilmiş tutarı ödemekle yükümlüdür. Ceza koşulunu ödemiş olan borçlu ise kural olarak indirim isteyemez, çünkü ödeme borcu kabul anlamına gelir.
H. Tacirlerde İndirim Yasağı ve Sınırı
Ticari hükümler bu alanda özel bir düzen kurar: tacir sıfatını taşıyan borçlu, ticari işletmesiyle ilgili olarak kararlaştırdığı cezanın indirilmesini isteyemez. Gerekçe, tacirin basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğüdür.
Yasak mutlak değildir. Ceza, tacirin ekonomik olarak mahvına yol açacak ölçüde ağırsa ya da ahlaka aykırılık düzeyine ulaşmışsa, genel hükümler üzerinden denetim yine mümkün olur. Tacir sıfatı indirimi kural olarak kapatır; hukuka ve ahlaka aykırılık denetimini kapatmaz.
Yasağın uygulanması için iki koşul birlikte aranır: borçlunun tacir olması ve cezanın ticari işletmesiyle ilgili bir borçtan doğması. Tacirin kişisel bir borcu için kararlaştırdığı cezada indirim yolu açıktır. Karşı tarafın tacir olup olmaması ise sonucu değiştirmez; ölçüt borçlunun sıfatıdır.
Yasağın dayanağı Türk Ticaret Kanunu'ndadır ve gerekçesi tacirin basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğüdür: ticari hayatta kararlaştırılan cezaya sonradan itiraz edilememesi, sözleşmelere duyulan güveni korur. Buna karşılık tacir, cezanın asıl borcun geçersizliği ya da borçlunun sorumlu olmadığı imkânsızlık sebebiyle istenemeyeceğini her zaman ileri sürebilir; kapanan yol yalnız miktara yönelik indirim talebidir.
Örnek olay
(C) ile (D) arasında bir inşaat sözleşmesi kurulmuş, teslim tarihi 1 Mart olarak belirlenmiştir. Sözleşmede "yüklenici teslimi geciktirirse her gecikme günü için 10.000 TL ceza öder" kaydı vardır. (D) işi 1 Nisan'da teslim etmiş, (C) teslim tutanağını hiçbir kayıt koymadan imzalamıştır. Gecikme yüzünden (C)'nin uğradığı gerçek zarar 600.000 TL'dir. (D) tacirdir ve iş ticari işletmesiyle ilgilidir. Ayrı bir ilişkide (C), (D) ile bir danışmanlık sözleşmesi yapmış ve "sözleşme hiç ifa edilmezse 500.000 TL ceza ödenir" kaydı konulmuştur; sonradan bu danışmanlık sözleşmesinin konusunun baştan imkânsız olduğu anlaşılmıştır.
Değerlendirme: İnşaat sözleşmesindeki ceza, borcun belirlenen zamanda ifa edilmemesi için kararlaştırılmıştır; bu, ifaya eklenen ceza koşuludur. Alacaklı kural olarak asıl borçla birlikte cezayı da isteyebilir (TBK m. 179) ve 1 Mart ile 1 Nisan arasında otuz bir gün geçtiğine göre 310.000 TL ceza doğmuştur.
Ne var ki (C) hakkını yitirmiştir. Kanun, alacaklının hakkından açıkça feragat etmiş ya da ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmasını hak kaybı sebebi sayar (TBK m. 179). (C) teslim tutanağını hiçbir kayıt koymadan imzaladığına göre gecikmeli ifayı çekincesiz kabul etmiştir; gecikme cezasını artık isteyemez. Tutanağa "gecikme cezasına ilişkin haklarım saklıdır" kaydı konulsaydı hak korunurdu. Uygulamada en çok hak kaybettiren nokta budur ve sınavda tek bir kelimeyle verilir.
Cezanın istenebildiği varsayılırsa aşkın zarar rejimi işlerdi. Alacaklı hiç zarara uğramasa bile ceza istenebilirdi; buna karşılık gerçek zarar 600.000 TL olduğuna göre cezayı aşan 290.000 TL için (C), borçlunun kusurunu ispat etmedikçe talepte bulunamazdı (TBK m. 180). İki katmanlı rejimin pratik anlamı budur: ilk katmanda ispat yükü yok, ikinci katmanda tam.
İndirim bakımından (D)'nin sıfatı belirleyicidir. Hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kural olarak resen indirir (TBK m. 182); ama (D) tacirdir ve ceza ticari işletmesiyle ilgilidir, bu yüzden indirim isteyemez. Sınır yine de vardır: ceza (D)'nin ekonomik olarak mahvına yol açacak ölçüde ağırsa denetim genel hükümler üzerinden yapılabilir. (D) tacir olmasaydı indirim doğrudan gündeme gelir ve hâkim bunu (D)'nin talebi olmaksızın uygulardı.
Danışmanlık sözleşmesinde sonuç farklıdır. Asıl borcun konusu baştan imkânsız olduğuna göre asıl borç geçersizdir; asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse cezanın ifası istenemez (TBK m. 182). Ceza koşulunun fer'îliği burada işler. Olay tersine kurulsaydı — ceza koşulu geçersiz, asıl borç geçerli olsaydı — bu kez asıl borç ayakta kalır ve (C) genel hükümlere göre tazminat isteyebilirdi; fer'îden asıla giden bir bağ yoktur.
Sözleşme metni biraz değiştirilseydi tip de değişirdi ve bu, olayın asıl sınav değeridir. Kayıt "yüklenici işi hiç teslim etmezse 300.000 TL ceza öder" biçiminde yazılsaydı ortada seçimlik ceza koşulu bulunur ve (C) ya teslimi ya cezayı isteyebilirdi, ikisini birlikte değil. "Yüklenici 300.000 TL ödeyerek sözleşmeden dönebilir" yazsaydı dönme cezası olurdu ve seçim hakkı bu kez (D)'de bulunurdu; kanun bu hâli bir karine saymadığı için (D) bunu ispat etmek zorunda kalırdı. Olaydaki kayıt gecikmeye bağlandığına göre tip ifaya eklenen ceza koşuludur.
Bir varsayım daha eklenirse fer'îliğin sınırı görünür. İnşaat sözleşmesindeki ceza kaydı, tutarı aşırı bulunduğu için kısmen indirilseydi bu indirim asıl borcu hiç etkilemezdi. Kanunun söylediği, ceza koşulunun geçersiz olması ya da borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsızlaşması hâlinde asıl borcun etkilenmeyeceğidir (TBK m. 182); hâkimin indirim kararının da asıl borcu etkilemeyeceği aynı mantığın öğretideki uzantısıdır. (D) yine teslimle yükümlü kalırdı.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 9 soru eşleşti, ilk 9 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2024 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2023 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2022 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (KASIM)
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2012 AVUKATLAR İÇİN İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2018 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2009 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2014 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2018 SAYIŞTAY
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 2018 KPSS
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 6 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.