Borçlar Hukuku › Başlık 46 / 54
Kullanım Ödüncü
3 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu
Hızlı özet
Kullanım ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir şeyin karşılıksız olarak kullanılmasını ödünç alana bırakmayı ve ödünç alanın da o şeyi kullandıktan sonra geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 379). Kiradan tek farkı belirleyicidir: karşı edim yoktur.
Çerçeve
- Kullanım Ödüncünün Unsurları
- Ödünç Alanın Kullanma Hakkı ve Sınırı
- Giderler ve Sorumluluk
- Geri Verme Zamanı
- Ödünç Verenin Erken Geri İsteme Hâlleri
Tanımlar ve Şartlar
- Kullandırma — belirli bir şeyin kullanımının bırakılması.
- Karşılıksızlık — bir bedel kararlaştırılmamış olması.
- Geri verme — aynı şeyin iade edilecek olması.
- Kira — karşı edim vardır; burada yoktur.
- Tüketim ödüncü — mülkiyet geçer ve aynı nitelikte başka şey verilir; burada aynı şey geri verilir.
- Bağışlama — mülkiyet karşılıksız geçer; burada mülkiyet hiç geçmez.
- Vekâlet — bir iş görülür; burada bir şey kullandırılır.
- Olağan kullanımda — kusuru oranında sorumludur.
- Sözleşmeye aykırı kullanımda — beklenmedik hâllerden de sorumludur (TBK m. 380).
- Birlikte ödünç almada — diğerleriyle müteselsilen sorumludur (TBK m. 382).
- Olağan bakım ve koruma giderleri ödünç alana aittir.
- Ödünç verenin yararına yapmak zorunda kaldığı olağanüstü giderlerin ödenmesini ödünç alan isteyebilir.
- Amacı belirlenmiş kullanmada — kullanma için belirli bir süre öngörülmemişse, ödünç alanın ödünç konusunu sözleşme uyarınca kullanmış olmasıyla ya da kullanabilecek kadar zaman geçmesiyle sözleşme sona erer (TBK m. 383).
- Belirlenmemiş kullanmada — ödünç konusu, kullanım süresi ve hangi amaçla kullanılacağı belirlenmeden verilmişse, ödünç veren onu dilediği zaman geri isteyebilir (TBK m. 384).
- Ölüm — kullanım ödüncü sözleşmesi, ödünç alanın ölmesiyle kendiliğinden sona erer (TBK m. 385).
Kurallar
- Kullanım ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir şeyin karşılıksız olarak kullanılmasını ödünç alana bırakmayı ve ödünç alanın da o şeyi kullandıktan sonra geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 379).
- Ödünç alan, ödünç konusunu ancak sözleşmede kararlaştırılan şekilde, sözleşmede hüküm yoksa niteliğine veya özgülendiği amaca göre kullanabilir (TBK m. 380).
- Kanun tek bir çıkış bırakır: ödünç alan, bu hükümlere uymuş olsaydı bile zararın doğacağını ispat ederse sorumluluktan kurtulur (TBK m. 380).
- Bir şeyi birlikte ödünç alanlar, ondan müteselsilen sorumlu olurlar (TBK m. 382).
- Amacı belirlenmiş kullanmada bile ödünç veren, dört hâlde şeyi erken geri isteyebilir (TBK m. 383): ödünç alan ödünç konusunu sözleşmeye aykırı kullanır, onu bozar ya da kullanmak için başka bir kimseye verirse; bir de önceden bilinmeyen bir durum yüzünden ödünç verenin ivedi gereksinimi ortaya çıkarsa.
Sınav Notu
- Kullanım ödüncünde karşı edim yoktur; kiradan ayrıldığı tek ve belirleyici nokta budur (TBK m. 379).
- Aynı şey geri verilir, bu yüzden mülkiyet geçmez. Tüketim ödüncünde aynı nitelikte başka bir şey geri verilir ve mülkiyet geçer.
- Ödünç alan, konuyu sözleşmede kararlaştırılan şekilde, hüküm yoksa niteliğine veya özgülendiği amaca göre kullanır ve başkasına kullandıramaz (TBK m. 380).
- Aykırı kullanımın yaptırımı ağırdır: ödünç alan beklenmedik hâllerden doğan zararlardan da sorumlu olur; ancak uymuş olsaydı bile zararın doğacağını ispat ederse kurtulur (TBK m. 380).
- Olağan bakım ve koruma gideri ödünç alana; ödünç verenin yararına yapılan olağanüstü gider ödünç verene aittir (TBK m. 381).
- Birlikte ödünç alanlar müteselsilen sorumludur (TBK m. 382).
- Amacı belirlenmiş kullanmada sözleşme, konu kullanılmakla ya da kullanabilecek kadar zaman geçmesiyle sona erer (TBK m. 383).
- Süre ve amaç hiç belirlenmemişse ödünç veren dilediği zaman geri isteyebilir (TBK m. 384).
- Ödünç veren dört hâlde erken geri isteyebilir: sözleşmeye aykırı kullanma, konuyu bozma, başkasına verme ve önceden bilinmeyen bir durumdan doğan ivedi gereksinim (TBK m. 383).
- Sözleşme, ödünç alanın ölmesiyle kendiliğinden sona erer (TBK m. 385); kurum kişiye duyulan güvene dayanır ve mirasçılara geçmez.
Kullanım ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir şeyin karşılıksız olarak kullanılmasını ödünç alana bırakmayı ve ödünç alanın da o şeyi kullandıktan sonra geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 379). Kiradan tek farkı belirleyicidir: karşı edim yoktur.
A. Kullanım Ödüncünün Unsurları
Üç unsur aranır:
- Kullandırma — belirli bir şeyin kullanımının bırakılması.
- Karşılıksızlık — bir bedel kararlaştırılmamış olması.
- Geri verme — aynı şeyin iade edilecek olması.
Üçüncü unsur kurumu tüketim ödüncünden ayırır: kullanım ödüncünde aynı şey geri verilir, bu yüzden mülkiyet geçmez; tüketim ödüncünde aynı nitelikte başka bir şey geri verilir ve mülkiyet geçer.
Karşılıksızlık, ödünç verenin sorumluluğunu da hafifletir; kanun ona kiraya verene yüklenen elverişli bulundurma borcunu yüklemez.
Kullanım ödüncünü komşu kurumlardan ayıran ölçütler şöyle sıralanır:
- Kira — karşı edim vardır; burada yoktur.
- Tüketim ödüncü — mülkiyet geçer ve aynı nitelikte başka şey verilir; burada aynı şey geri verilir.
- Bağışlama — mülkiyet karşılıksız geçer; burada mülkiyet hiç geçmez.
- Vekâlet — bir iş görülür; burada bir şey kullandırılır.
Ayrımı yapmanın pratik değeri sorumluluk rejimindedir: karşılıksız sözleşmelerde borçlunun sorumluluğu hafifletilir.
Kullanım ödüncünde ödünç verenin borçları da sınırlıdır: şeyi kullanıma bırakmak ve kullanma süresince ödünç alanın kullanımına engel olmamak. Kiradaki gibi bir elverişli bulundurma borcu yoktur; ödünç veren onarım yapmak ya da ayıpları gidermekle yükümlü değildir. Ödünç konusundaki ayıplardan doğan zarardan ancak ağır kusuru varsa sorumlu tutulur; bu, karşılıksız sözleşmelerin ortak çözümüdür.
Kullanım ödüncünün sona ermesi bakımından da üç ayrı ölçüt bulunduğu hatırlanmalıdır: amaç, süre ve ölüm. Amaç belirlenmişse kullanmanın tamamlanmasıyla, süre belirlenmişse sürenin dolmasıyla, ödünç alan ölürse kendiliğinden sona erer. Bu üçlü, kurumun hem geçici hem kişiye bağlı niteliğini gösterir.
Kullanım ödüncünde ödünç alanın sorumluluğu da özetlenebilir:
- Olağan kullanımda — kusuru oranında sorumludur.
- Sözleşmeye aykırı kullanımda — beklenmedik hâllerden de sorumludur (TBK m. 380).
- Birlikte ödünç almada — diğerleriyle müteselsilen sorumludur (TBK m. 382).
Ödünç verenin sorumluluğu ise karşılıksızlık sebebiyle hafifletilmiştir: ödünç konusundaki ayıplardan doğan zarardan ancak ağır kusuru varsa sorumludur. Aynı çözüm bağışlamada da görülür (TBK m. 294); karşılıksız kazandırmalarda borçlunun sorumluluğunun hafifletilmesi, borçlar hukukunun genel bir eğilimidir.
Kullanım ödüncünde geri verme borcunun kapsamı da kiradakine benzer: ödünç alan şeyi aldığı durumda geri verir ve sözleşmeye uygun kullanmadan doğan olağan eskimeden sorumlu olmaz. Aykırı kullanımdan doğan bozulma ise ona aittir ve bu, beklenmedik hâl sorumluluğuyla birlikte ağır bir yük oluşturur.
B. Ödünç Alanın Kullanma Hakkı ve Sınırı
Ödünç alan, ödünç konusunu ancak sözleşmede kararlaştırılan şekilde, sözleşmede hüküm yoksa niteliğine veya özgülendiği amaca göre kullanabilir (TBK m. 380).
İki yasak açıkça konulmuştur: ödünç alan ödünç konusunu başkasına kullandıramaz ve kararlaştırılan kullanım biçimini aşamaz.
Yaptırım ağırdır: bu hükümlere aykırı davranan ödünç alan, beklenmedik hâllerden doğan zararlardan da sorumlu olur. Yani kusuru olmasa bile, sözleşmeye aykırı kullanım sırasında doğan tesadüfi zarar ona yüklenir. Kanun tek bir çıkış bırakır: ödünç alan, bu hükümlere uymuş olsaydı bile zararın doğacağını ispat ederse sorumluluktan kurtulur (TBK m. 380).
Bir şeyi birlikte ödünç alanlar, ondan müteselsilen sorumlu olurlar (TBK m. 382).
C. Giderler ve Sorumluluk
Gider paylaşımı sözleşmenin karşılıksız niteliğini yansıtır (TBK m. 381):
- Olağan bakım ve koruma giderleri ödünç alana aittir.
- Ödünç verenin yararına yapmak zorunda kaldığı olağanüstü giderlerin ödenmesini ödünç alan isteyebilir.
Ayrım, kimin yararına yapıldığına göre kurulur: kullanmanın doğal gideri kullanana, şeyin korunmasına yönelik olağanüstü gider malike aittir.
D. Geri Verme Zamanı
Kanun üç ayrı hâl düzenler:
- Amacı belirlenmiş kullanmada — kullanma için belirli bir süre öngörülmemişse, ödünç alanın ödünç konusunu sözleşme uyarınca kullanmış olmasıyla ya da kullanabilecek kadar zaman geçmesiyle sözleşme sona erer (TBK m. 383).
- Belirlenmemiş kullanmada — ödünç konusu, kullanım süresi ve hangi amaçla kullanılacağı belirlenmeden verilmişse, ödünç veren onu dilediği zaman geri isteyebilir (TBK m. 384).
- Ölüm — kullanım ödüncü sözleşmesi, ödünç alanın ölmesiyle kendiliğinden sona erer (TBK m. 385).
Üçüncü hüküm kurumun kişiye bağlılığını gösterir: ödünç, belirli bir kişiye duyulan güvene dayanır ve mirasçılara geçmez.
E. Ödünç Verenin Erken Geri İsteme Hâlleri
Amacı belirlenmiş kullanmada bile ödünç veren, dört hâlde şeyi erken geri isteyebilir (TBK m. 383): ödünç alan ödünç konusunu sözleşmeye aykırı kullanır, onu bozar ya da kullanmak için başka bir kimseye verirse; bir de önceden bilinmeyen bir durum yüzünden ödünç verenin ivedi gereksinimi ortaya çıkarsa.
İlk üç hâl, ödünç alanın kullanma hakkının sınırlarını çizen hükmün (TBK m. 380) yaptırım tarafıdır; dördüncüsü ise ödünç verenin kendi durumundaki değişiklikten doğar. Sözleşmeye aykırı kullanım hem erken geri isteme hakkı doğurur hem beklenmedik hâl sorumluluğunu ödünç alana yükler.
Ödünç verenin ivedi gereksinimi ayrı bir kural değil, yukarıdaki dört hâlden biridir: önceden bilinmeyen bir durum yüzünden böyle bir gereksinim doğarsa ödünç veren şeyi erken geri isteyebilir (TBK m. 383).
Örnek olay
(K), yazlık evini tatil boyunca kullanması için arkadaşı (L)'ye karşılıksız olarak bırakmış; süre ya da amaç konusunda başka bir şey konuşulmamıştır. (L) evi bir ay kullandıktan sonra, kendisi şehre dönerken evi tanımadığı bir aileye tatil için vermiştir. Bu sırada evde çıkan ve kimseye yüklenemeyen bir yangın 300.000 TL zarar doğurmuştur. (L) ayrıca evin çatısında zorunlu hâle gelen bir onarımı 50.000 TL'ye yaptırmış ve bu tutarı (K)'dan istemektedir; evin rutin temizlik ve bahçe bakımı için de 8.000 TL harcamıştır. (L) tatil dönüşü ölmüştür; mirasçıları evi bir ay daha kullanmak istemektedir.
Değerlendirme: İlişki bir kullanım ödüncüdür: bir şeyin karşılıksız olarak kullanılması bırakılmış ve aynı şeyin geri verilmesi üstlenilmiştir (TBK m. 379). Karşı edim kararlaştırılsaydı ortada kira bulunurdu; ayrım tek bir olguya bağlıdır.
(L)'nin evi başkasına vermesi açık bir aykırılıktır: ödünç alan ödünç konusunu başkasına kullandıramaz (TBK m. 380). Bunun iki sonucu doğar. Birincisi, (K) şeyi erken geri isteyebilir; kanun, ödünç alanın konuyu kullanmak için başka bir kimseye vermesini erken geri isteme sebebi sayar (TBK m. 383). İkincisi ve daha ağırı, aykırı davranan ödünç alan beklenmedik hâllerden doğan zararlardan da sorumlu olur.
Yangın bu ikinci sonucun tam uygulama alanıdır. Zarar kimseye yüklenemeyen bir sebepten doğmuştur; olağan hâlde (L) bundan sorumlu olmazdı. Ne var ki evi başkasına kullandırarak sözleşmeye aykırı davrandığı için beklenmedik hâl sorumluluğu ona geçer ve 300.000 TL'lik zarardan sorumlu olur. (L) ancak evi kimseye kullandırmamış olsaydı bile yangının çıkacağını ispat ederse kurtulabilirdi (TBK m. 380); olayda böyle bir ispat yoktur. Bu, kullanım ödüncünün en sert hükmüdür ve sınavda tam bu kurguyla sorulur.
Giderlerde ayrım kanunda yazılıdır (TBK m. 381). Rutin temizlik ve bahçe bakımı olağan bakım ve koruma gideridir ve ödünç alana aittir; (L) 8.000 TL'yi isteyemez. Çatı onarımı ise ödünç verenin yararına yapılmak zorunda kalınan olağanüstü giderdir; (L) 50.000 TL'yi (K)'dan isteyebilir. Ölçüt harcamanın büyüklüğü değil, kimin yararına ve zorunlu olarak yapıldığıdır.
Geri verme zamanı bakımından ölçüt amacın belirlenip belirlenmediğidir. Olayda ev tatil boyunca kullanılmak üzere bırakıldığına göre amaç bellidir; süre öngörülmemiş olsa bile sözleşme, ödünç alan şeyi sözleşme uyarınca kullanmış olmasıyla ya da kullanabilecek kadar zaman geçmesiyle sona erer (TBK m. 383). Süre ve amacın ikisi de hiç belirlenmemiş olsaydı, ödünç veren şeyi dilediği zaman geri isteyebilirdi (TBK m. 384) — olay o hâlde değildir. (L)'nin aykırı davranışı ise (K)'ya erken geri isteme hakkını ayrıca verir.
Mirasçıların talebi ise dayanaksızdır. Kullanım ödüncü sözleşmesi ödünç alanın ölmesiyle kendiliğinden sona erer (TBK m. 385). Sözleşme kişiye duyulan güvene dayandığı için mirasçılara geçmez; evin derhâl geri verilmesi gerekir. Aynı olay bir kira sözleşmesi olsaydı sonuç değişirdi: orada mirasçılar sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak en yakın fesih dönemi sonu için feshedebilir, o zamana kadar ilişki sürerdi (TBK m. 333).
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 4 soru eşleşti, ilk 4 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2025 HMGS
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2009 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2011 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2011 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 7 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.