EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 36 / 54

Taşınmaz Satışı ve Satış İlişkisi Doğuran Haklar

13 Hâkimlik

Hızlı özet

Taşınmaz satışı, konusu gereği daha sıkı bir rejime tabidir. Kanun burada hem şekil hem süre bakımından özel kurallar koyar; ayrıca taşınmaz üzerinde ileride satış ilişkisi doğurabilecek hakları — önalım, alım ve geri alım — ayrı bir başlıkta düzenler.

Çerçeve

  • Taşınmaz Satışında Resmî Şekil
  • Taşınmaz Satış Vaadi
  • Önalım Hakkının Kaynağı ve Türleri
  • Önalımın Kullanılması ve Süreler
  • Alım ve Geri Alım Hakları
  • Şerhin Etkisi ve Süresi
  • Yapı Karşılığı Arsa Payı Devrine Kısa Bakış

Tanımlar ve Şartlar

  • Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz.
  • Önalım sözleşmesinin geçerliliği ise yalnız yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.
  • Yüzölçümü eksikliğiaksine sözleşme olmadıkça, satılan sözleşmede yazılı yüzölçümünü kapsamıyorsa satıcı eksiği için tazminat öder (TBK m. 244).
  • Resmî ölçüme dayalı kayıt — satılan, resmî bir ölçüme dayanılarak tapuya yazılmış yüzölçümünü içermiyorsa satıcı, özellikle üstlenmedikçe tazminatla yükümlü olmaz.
  • Sonraki teslim — tescilden sonraki bir zamanda teslim için süre belirlenmişse yarar ve hasar teslimle geçer; bu sözleşme yazılı şekle tabidir (TBK m. 245).
  • Satış mülkiyeti geçirme borcunu doğurur ve tescille sonuçlanır.
  • Satış vaadi ileride satış sözleşmesi yapma borcunu doğurur.
  • Vaat alacaklısının yolu tescile zorlama davasıdır; satışta ise doğrudan tescil istenir.
  • Yasal önalımpaylı mülkiyette paydaşlara kanunen tanınır (TMK m. 732). Devlet İhale Kanunu kapsamındaki ve cebrî artırmayla yapılan satışlarda kullanılamaz (TMK m. 733, 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla değişik).
  • Sözleşmeden doğan önalım — taraflarca kurulur ve yazılı şekle tabidir (TBK m. 237).
  • Hak, sonradan malik olanlara karşı ileri sürülebilir hâle gelir.
  • Hak ayni hakka dönüşmez; niteliği kişisel hak olarak kalır.

Kurallar

  • Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır (TBK m. 237).
  • Taşınmaz satışında iki de yasak vardır (TBK m. 243): koşula bağlı satışta koşul gerçekleşmedikçe tescil yapılamaz ve taşınmaz satışında mülkiyeti saklı tutma koşulu tescil edilemez.
  • Önalım, geri alım ve alım hakları en çok on yıllık süre için kararlaştırılabilir ve kanunlarda belirlenen süreyle tapu siciline şerh edilebilir (TBK m. 238).
  • Aksine anlaşma olmadıkça bu haklar devredilemez, ancak miras yoluyla geçer; devredilebileceği kararlaştırılmışsa devir işlemi, hakkın kurulması için öngörülen şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz (TBK m. 239).
  • Önemli bir ayrım önce yapılmalıdır: TBK m. 241–242 sözleşmeden doğan önalıma ilişkindir; yasal önalımın bildirimi, süresi ve kime karşı kullanılacağı TMK m. 733–734'te düzenlenir.
  • Satıcı veya alıcı, satış sözleşmesinin yapıldığını ve içeriğini önalım hakkı sahibine noter aracılığıyla bildirmek zorundadır (TBK m. 241; yasal önalımda TMK m. 733).
  • Sözleşmeden doğan önalımda hak sahibi, satışın veya ekonomik bakımdan satışa eşdeğer işlemin kendisine bildirildiği tarihten başlayarak üç ay ve her hâlde satışın yapılmasından başlayarak iki yıl içinde hakkını kullanmalıdır (TBK m. 242).
  • Sözleşmeden doğan önalımda bu nokta şerhe bağlıdır: hak şerh edilmiş ve taşınmazın mülkiyeti alıcı adına tescil edilmişse alıcıya, aksi takdirde satıcıya karşı kullanılır (TBK m. 242).
  • Kanun bir de dolanmayı önler: önalım hakkı kullanıldıktan sonra satış sözleşmesi ortadan kaldırılırsa ya da alıcının şahsından kaynaklanan sebeplerle onaylanmazsa, bu durum önalım hakkı sahibine karşı ileri sürülemez (TBK m. 241).

Karşılaştırma

ŞekilNe zaman kullanılırŞerh
Satış vaadiresmîborçlu satmaya yanaşmadığındaedilebilir
Alım hakkıresmîsahibi diledi miedilebilir
Geri alım hakkıresmîsahibi diledi miedilebilir
Önalım hakkıyazılıtaşınmaz satıldığındaedilebilir

Sınav Notu

  • Taşınmaz satışı resmî şekle tabidir ve uyulmaması kesin hükümsüzlük doğurur (TBK m. 237).
  • Şekil ayrımı: satış vaadi, alım ve geri alım resmî, önalım sözleşmesi yazılı şekle tabidir. Dördünden ayrılanı bilmek sorunun tamamını çözer.
  • Üç hak da en çok on yıl için kararlaştırılabilir ve tapuya şerh edilebilir (TBK m. 238); aksi kararlaştırılmadıkça devredilemez, ama miras yoluyla geçer (TBK m. 239).
  • Önalım, satış veya ekonomik bakımdan satışa eşdeğer işlemle doğar; mirasın paylaşımı, cebrî artırma ve kamu hizmeti amaçlı edinme hâllerinde kullanılamaz (TBK m. 240).
  • Süreler: bildirimden üç ay; dış süre sözleşmeden doğan önalımda iki yıl (TBK m. 242), yasal önalımda bir yıldır (TMK m. 733). İkisi birlikte işler, önce dolan hakkı düşürür — sınavda sorulan fark budur.
  • Bildirim noter aracılığıyla yapılır ve bu bir zorunluluktur (TBK m. 241); yapılmazsa üç aylık süre işlemeye başlamaz.
  • Sözleşmeden doğan önalımda hak şerhli ve alıcı adına tescil yapılmışsa alıcıya, aksi hâlde satıcıya karşı kullanılır (TBK m. 242); yasal önalımda şerh aranmaz, hak her hâlde alıcıya karşı kullanılır (TMK m. 734).
  • Önalım kullanıldıktan sonra satışın ortadan kaldırılması ya da onaylanmaması hak sahibine karşı ileri sürülemez (TBK m. 241) — dolanma yasağı.
  • Taşınmaz satışında koşul gerçekleşmedikçe tescil yapılamaz ve mülkiyeti saklı tutma koşulu tescil edilemez (TBK m. 243).
  • Alım ve geri alım bir satışa bağlı değildir, sahibi diledi mi kullanır; önalım ancak taşınmaz satıldığında doğar.
  • Taşınmazın yüzölçümü sözleşmede yazılandan eksikse satıcı, aksine sözleşme olmadıkça tazminat öder; resmî ölçüme dayalı tapu kaydındaki yüzölçümü için ise ancak özellikle üstlenmişse sorumlu olur (TBK m. 244).
  • Tescilden sonraki bir teslim için süre kararlaştırılmışsa yarar ve hasar teslimle geçer; bu anlaşma yazılı şekle tabidir (TBK m. 245).
  • Şerh hakkı kuvvetlendirir, kurmaz: süresi dolunca etki biter ama hak kendiliğinden sona ermez.

Taşınmaz satışı, konusu gereği daha sıkı bir rejime tabidir. Kanun burada hem şekil hem süre bakımından özel kurallar koyar; ayrıca taşınmaz üzerinde ileride satış ilişkisi doğurabilecek hakları — önalım, alım ve geri alım — ayrı bir başlıkta düzenler.

A. Taşınmaz Satışında Resmî Şekil

Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır (TBK m. 237). Resmî şekil taşınmazlarda tapu müdürlüğünce yerine getirilir ve bir geçerlilik şeklidir; uyulmaması sözleşmeyi kesin hükümsüz kılar.

Aynı madde şekil rejimini üç hakka daha yayar ve aralarında bir ayrım yapar:

  • Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz.
  • Önalım sözleşmesinin geçerliliği ise yalnız yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

Ayrım sınavda doğrudan sorulur: dördünden yalnız önalım sözleşmesi yazılı şekle tabidir. Sebep, önalımın diğerlerinden farklı olarak taşınmazın devrini doğrudan talep etme yetkisi vermemesi, yalnız bir satış gerçekleştiğinde öncelik sağlamasıdır.

ŞekilNe zaman kullanılırŞerh
Satış vaadiresmîborçlu satmaya yanaşmadığındaedilebilir
Alım hakkıresmîsahibi diledi miedilebilir
Geri alım hakkıresmîsahibi diledi miedilebilir
Önalım hakkıyazılıtaşınmaz satıldığındaedilebilir

Taşınmaz satışında iki de yasak vardır (TBK m. 243): koşula bağlı satışta koşul gerçekleşmedikçe tescil yapılamaz ve taşınmaz satışında mülkiyeti saklı tutma koşulu tescil edilemez.

Resmî şeklin kapsamı da belirlenmelidir: şekil, sözleşmenin esaslı noktalarını kapsar — tarafların kimliği, taşınmazın belirlenmesi ve bedel. Bedelin resmî senette gerçekte kararlaştırılandan düşük gösterilmesi uygulamada sık görülür ve bu, muvazaa sorununu doğurur: görünürdeki bedel üzerinden kurulan işlem muvazaalı, gerçek bedel üzerinden kurulan işlem ise şekil eksikliği sebebiyle geçersiz sayılır.

Taşınmaz satışında iki özel sorumluluk hükmü daha vardır:

  • Yüzölçümü eksikliğiaksine sözleşme olmadıkça, satılan sözleşmede yazılı yüzölçümünü kapsamıyorsa satıcı eksiği için tazminat öder (TBK m. 244).
  • Resmî ölçüme dayalı kayıt — satılan, resmî bir ölçüme dayanılarak tapuya yazılmış yüzölçümünü içermiyorsa satıcı, özellikle üstlenmedikçe tazminatla yükümlü olmaz.
  • Sonraki teslim — tescilden sonraki bir zamanda teslim için süre belirlenmişse yarar ve hasar teslimle geçer; bu sözleşme yazılı şekle tabidir (TBK m. 245).

Ayrıca taşınır satışına ilişkin kurallar, kıyas yoluyla taşınmaz satışında da uygulanır (TBK m. 246); kanun taşınmaz için ayrı ve eksiksiz bir rejim kurmaz, yalnız farklılıkları düzenler.

B. Taşınmaz Satış Vaadi

Satış vaadi, tarafların ileride bir taşınmaz satış sözleşmesi yapma borcu altına girdikleri ön sözleşmedir. Geçerliliği resmî şekle bağlıdır ve uygulamada noterde düzenleme biçiminde yapılır.

Vaat alacaklısı, borcun ifa edilmemesi hâlinde tescile zorlama davası açabilir. Vaat tapuya şerh edilmişse, hak sonradan malik olan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir; şerh edilmemişse yalnız vaat borçlusuna karşı ileri sürülür ve taşınmaz devredilmişse alacaklının yolu tazminata döner.

Satış vaadi ile satış sözleşmesini ayırmak gerekir:

  • Satış mülkiyeti geçirme borcunu doğurur ve tescille sonuçlanır.
  • Satış vaadi ileride satış sözleşmesi yapma borcunu doğurur.
  • Vaat alacaklısının yolu tescile zorlama davasıdır; satışta ise doğrudan tescil istenir.

Uygulamada vaat, bedelin taksitle ödendiği ya da imar durumunun beklendiği hâllerde tercih edilir. Vaadin tapuya şerhi beş yıl süreyle mümkündür ve süre dolduğunda şerh terkin edilir; hak sözleşme uyarınca sürse bile artık üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

C. Önalım Hakkının Kaynağı ve Türleri

Önalım hakkı, taşınmaz satıldığında hak sahibine öncelikle satın alma yetkisi verir. İki kaynağı vardır:

  • Yasal önalımpaylı mülkiyette paydaşlara kanunen tanınır (TMK m. 732). Devlet İhale Kanunu kapsamındaki ve cebrî artırmayla yapılan satışlarda kullanılamaz (TMK m. 733, 24/12/2025 tarihli 7571 s. Kanunla değişik).
  • Sözleşmeden doğan önalım — taraflarca kurulur ve yazılı şekle tabidir (TBK m. 237).

Hak, taşınmazın satışı ya da ekonomik bakımdan satışa eşdeğer her türlü işlemin yapılması hâlinde kullanılabilir (TBK m. 240). Kanun üç hâli açıkça dışarıda bırakır: taşınmazın mirasın paylaşımında mirasçılardan birine özgülenmesi, cebrî artırma yoluyla satışı ve kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi ve benzeri amaçlarla edinilmesi.

Süre ve devir bakımından ortak kurallar vardır. Önalım, geri alım ve alım hakları en çok on yıllık süre için kararlaştırılabilir ve kanunlarda belirlenen süreyle tapu siciline şerh edilebilir (TBK m. 238). Aksine anlaşma olmadıkça bu haklar devredilemez, ancak miras yoluyla geçer; devredilebileceği kararlaştırılmışsa devir işlemi, hakkın kurulması için öngörülen şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz (TBK m. 239).

D. Önalımın Kullanılması ve Süreler

Önemli bir ayrım önce yapılmalıdır: TBK m. 241–242 sözleşmeden doğan önalıma ilişkindir; yasal önalımın bildirimi, süresi ve kime karşı kullanılacağı TMK m. 733–734'te düzenlenir. İki rejim üç noktada ayrışır: dış süre, şerh koşulu ve kime karşı kullanılacağı.

Satıcı veya alıcı, satış sözleşmesinin yapıldığını ve içeriğini önalım hakkı sahibine noter aracılığıyla bildirmek zorundadır (TBK m. 241; yasal önalımda TMK m. 733). Bildirim bir borçtur ve yapılmaması süreleri işletmez.

Süreler kanunda sayıyla verilmiştir ve iç süre ikisinde de aynı, dış süre farklıdır. Sözleşmeden doğan önalımda hak sahibi, satışın veya ekonomik bakımdan satışa eşdeğer işlemin kendisine bildirildiği tarihten başlayarak üç ay ve her hâlde satışın yapılmasından başlayarak iki yıl içinde hakkını kullanmalıdır (TBK m. 242). Yasal önalımda ise süre, bildirimden üç ay ve her hâlde satıştan bir yıl geçmekle düşer (TMK m. 733). İki süre birlikte işler; hangisi önce dolarsa hak düşer.

Hakkın kime karşı kullanılacağı iki rejimde ayrışır. Sözleşmeden doğan önalımda bu nokta şerhe bağlıdır: hak şerh edilmiş ve taşınmazın mülkiyeti alıcı adına tescil edilmişse alıcıya, aksi takdirde satıcıya karşı kullanılır (TBK m. 242). Yasal önalımda ise şerh aranmaz; hak her hâlde alıcıya karşı dava açılarak kullanılır (TMK m. 734).

Kanun bir de dolanmayı önler: önalım hakkı kullanıldıktan sonra satış sözleşmesi ortadan kaldırılırsa ya da alıcının şahsından kaynaklanan sebeplerle onaylanmazsa, bu durum önalım hakkı sahibine karşı ileri sürülemez (TBK m. 241).

E. Alım ve Geri Alım Hakları

Alım hakkı, sahibine taşınmazı belirlenen bedelle satın alma yetkisi veren yenilik doğuran haktır; kullanıldığında satış ilişkisi kurulur ve malik devretmekle yükümlü olur.

Geri alım hakkı, satıcıya sattığı taşınmazı belirli koşullarla geri alma yetkisi verir. İkisi de resmî şekle tabidir, en çok on yıl için kararlaştırılabilir ve tapuya şerh edilebilir (TBK m. 237, TBK m. 238).

Önalımdan farkları iki noktadadır: alım ve geri alım hakları bir satışın yapılmasına bağlı değildir, sahibi diledi mi kullanır; önalım ise ancak taşınmaz satıldığında doğar. İkincisi, ikisi resmî şekle tabiyken önalım sözleşmesi yazılı şekle tabidir.

F. Şerhin Etkisi ve Süresi

Şerh, kişisel bir hakkı sonradan malik olanlara karşı ileri sürülebilir kılar; hakkı ayni hakka dönüştürmez, ona kuvvetlendirilmiş nisbî bir etki kazandırır.

Şerhin süresi de sınırlıdır: haklar en çok on yıllık süre için kararlaştırılabilir ve kanunlarda belirlenen süreyle şerh edilebilir (TBK m. 238). Süre dolduğunda şerh etkisini yitirir; hak sözleşme uyarınca devam etse bile artık yalnız taraflar arasında ileri sürülebilir.

Şerhin etkisini üç maddede toplamak mümkündür:

  • Hak, sonradan malik olanlara karşı ileri sürülebilir hâle gelir.
  • Hak ayni hakka dönüşmez; niteliği kişisel hak olarak kalır.
  • Şerhin süresi dolduğunda etki biter, hak kendiliğinden sona ermez.

Bu ayrım sınavda sık sorulur: şerh hakkı kuvvetlendirir, kurmaz. Şerhli bir önalım hakkı da ancak süresinde ve usulünce kullanılırsa sonuç doğurur. Şerh, kaçırılan bir süreyi geri getirmez.

G. Yapı Karşılığı Arsa Payı Devrine Kısa Bakış

Uygulamada çok görülen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, arsa sahibinin arsanın belirli paylarını devretmeyi, yüklenicinin ise karşılığında yapı meydana getirmeyi üstlendiği karma bir sözleşmedir: satış ile eser sözleşmesinin unsurlarını birlikte taşır.

Taşınmaz payının devri söz konusu olduğu için sözleşme resmî şekle tabidir. Yüklenicinin payı talep edebilmesi kural olarak edimini yerine getirmesine bağlıdır; kısmi ifa hâlinde payın oranlı devri gündeme gelir. Sözleşmenin ayıptan sorumluluk yönü eser sözleşmesi, mülkiyetin geçişi yönü ise taşınmaz satışı hükümlerine göre çözülür.

Uygulamada en çok tartışılan nokta, yüklenicinin payı ne zaman isteyebileceğidir. Arsa sahibi, edimini yerine getirmeyen yükleniciye karşı ödemezlik def'i ileri sürebilir; yüklenici inşaatı tamamlamadan tapu devri isteyemez. Sözleşmede pay devrinin aşamalara bağlandığı hâllerde her aşamanın tamamlanması ayrı bir devir borcunu muaccel kılar. Yüklenicinin kendi alacağını üçüncü kişilere devretmesi de mümkündür; devralan, yüklenicinin hukuki durumundan daha güçlü bir konum elde edemez.

Arsa payı karşılığı inşaatta tarafların temerrüdü de ayrı sonuçlar doğurur: arsa sahibi payı devretmezse yüklenici tescile zorlama davası açar, yüklenici inşaatı tamamlamazsa arsa sahibi sözleşmeden dönebilir ya da eksik işi başkasına yaptırıp giderini isteyebilir. Dönmenin geçmişe etkili olup olmayacağı, inşaatın gelmiş olduğu aşamaya göre belirlenir; ileri aşamadaki bir yapıda tasfiye kural olarak ileriye etkili yapılır. Uygulamada bu ayrım, yükleniciden bağımsız bölüm satın almış üçüncü kişilerin durumunu da doğrudan etkiler. Sözleşme geçmişe etkili olarak tasfiye edilirse bu kişilerin kazandığı haklar da sarsılacağı için, mahkemeler tasfiyenin yönünü belirlerken tamamlanma oranını ve üçüncü kişilerin iyiniyetini birlikte değerlendirir. Bu yüzden arsa payı karşılığı inşaatta dönme, satış sözleşmelerindeki dönmeden daha ölçülü uygulanan bir yoldur.

Örnek olay

(A) ile (B), bir taşınmaza paylı malik olup her biri yarı paya sahiptir. (A), payını 1 Şubat'ta (C)'ye satmış ve tapuda tescil yapılmıştır. Satış (B)'ye hiçbir biçimde bildirilmemiştir; (B) satışı komşusundan 1 Ağustos'ta duymuş ve 1 Kasım'da dava açmıştır. Ayrı bir taşınmazda (B), (D) ile yazılı bir önalım sözleşmesi yapmış ve hakkını tapuya şerh ettirmiştir; (D) taşınmazı 1 Mart'ta (E)'ye satmış ve tescil yapılmıştır. (B) bu satışı noter bildirimiyle 10 Mart'ta öğrenmiş, 20 Haziran'da hakkını kullanmıştır. Bir de (B), (F) ile bir taşınmaz satış vaadi yapmış; sözleşme yalnız adi yazılı biçimde düzenlenmiştir.

Değerlendirme: İlk taşınmazda yasal önalım vardır: paylı mülkiyette paydaşlara kanunen tanınan hak söz konusudur (TMK m. 732). (A) payını üçüncü kişi (C)'ye sattığına göre (B)'nin önalım hakkı doğmuştur.

Süreler kritik noktadır. Yasal önalımda hak sahibi, satışın kendisine bildirildiği tarihten üç ay ve her hâlde satıştan bir yıl içinde hakkını kullanmalıdır (TMK m. 733). Dış süre burada sözleşmeden doğan önalımdan (TBK m. 242, iki yıl) kısadır. Bildirim noter aracılığıyla yapılması gereken bir zorunluluktur (TMK m. 733); olayda hiç bildirim yapılmadığına göre üç aylık süre hiç işlemeye başlamamıştır. (B)'nin satışı komşusundan duymuş olması bildirim yerine geçmez. Geriye yalnız bir yıllık süre kalır ve o da 1 Şubat'tan itibaren işler; 1 Kasım'da açılan dava süresindedir. Sözleşmeden doğan bir önalım olsaydı dış süre iki yıl olur, sonuç yine değişmezdi — ama tarih bir yılı aşsaydı iki rejim farklı sonuç verirdi.

Hakkın kime karşı kullanılacağı da belirlenmelidir. Yasal önalımda şerh koşulu aranmaz; hak, payı devralan üçüncü kişiye karşı dava açılarak kullanılır (TMK m. 734), bu yüzden dava (C)'ye yöneltilir. Aynı sonuç sözleşmeden doğan önalımda şerh yoksa doğmazdı: orada dava satıcıya yöneltilirdi.

İkinci taşınmazda sözleşmeden doğan önalım vardır ve sözleşme yazılı şekilde yapıldığına göre geçerlidir; kanun önalım sözleşmesi için resmî şekil aramaz (TBK m. 237). Bu, dört hak arasından yalnız önalımın ayrıldığı noktadır — sözleşme satış vaadi olsaydı adi yazılı biçim yetmez, resmî şekil aranırdı.

Burada bildirim usulüne uygun yapılmıştır. (B) 10 Mart'ta öğrendiğine göre üç aylık süre 10 Haziran'da dolmuştur; 20 Haziran'daki kullanma geç kalmıştır ve hak düşmüştür. İki yıllık süre henüz dolmamış olsa bile sonuç değişmez: iki süre birlikte işler ve hangisi önce dolarsa hak düşer. Hak şerh edilmiş ve mülkiyet (E) adına tescil edilmiş olduğu için, süresinde kullanılsaydı alıcı (E)'ye karşı kullanılacaktı (TBK m. 242).

(F) ile yapılan satış vaadi ise kesin hükümsüzdür. Taşınmaz satışı vaadi resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz (TBK m. 237); adi yazılı biçim yeterli değildir. (F) tescile zorlama davası açamaz. Vaat resmî şekilde yapılmış ve tapuya şerh edilmiş olsaydı, (B) taşınmazı bu arada bir başkasına devretse bile (F) hakkını yeni malike karşı ileri sürebilirdi; şerhin kişisel hakka kazandırdığı kuvvetlendirilmiş etki tam olarak budur.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2024 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre ön alım hakkı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) En çok 10 yıllık süre için kararlaştırılabilir.
B) Taşınmazın satışı ya da ekonomik bakımdan satışa eş değer her türlü işlemin yapılması hâllerinde kullanılabilir.
C) Taşınmazın, cebri artırma yoluyla satışı hâlinde kullanılamaz.
D) Ön alım hakkı kullanıldıktan sonra satış sözleşmesi ortadan kaldırılırsa bu durum ön alım hakkı sahibine karşı ileri sürülemez.
E) Aksine anlaşma olmadıkça sözleşmeden doğan ön alım hakkı miras yoluyla geçmez.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 2 2023 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
Buse, borçlu olduğu Ahsen'den mal kaçırmak için altınlarını arkadaşı Elif'e satmış gibi işlem yapar. Buse ile Elif arasında gerçekleşen arzu edilen bir işlem bulunmamaktadır. Bu olaydaki irade ile irade açıklaması arasındaki uyumsuzluğun hukuki niteliği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mutlak muvazaa
B) Nispi muvazaa
C) Zihni muvazaa
D) Yanılma
E) Latife beyanı
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 3 2012 AVUKATLAR İÇİN İDARİ HAKİMLİK
A ile B'nin gerçek niyetleri A'nın taşınmazdaki payını B'ye satmak olduğu hâlde, paydaş C'nin ön alım hakkını kullanmasını önlemek için tapuya gitmişler ve yetkili memur önünde A, taşınmazdaki payını B'ye bağışlamıştır. Bu olaya göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Nispi muvazaa vardır.
B) Satış sözleşmesi gizli işlem niteliğindedir.
C) Mutlak (adi) muvazaa vardır.
D) Bağışlama sözleşmesi görünürdeki işlem niteliğindedir.
E) Sözleşmenin niteliğini değiştiren muvazaa vardır.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 4 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
I.Kefalet sözleşmesiII.Borcun üstlenilmesi sözleşmesiIII.Ön alım sözleşmesiIV.Alım sözleşmesiV.Taşınmaz satış vaadi Yukarıdaki sözleşmelerden hangilerinin geçerliliği, resmî şekilde düzenlenmelerine bağlıdır?
A) Yalnız V
B) II ve V
C) III ve IV
D) IV ve V
E) III, IV ve V
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 5 Çıkmış soru
Aşağıdaki hukuki işlemlerden hangisi bakımından kanunda öngörülen geçerlilik şekli, adi yazılı şekildir?
A) Motorlu taşıt araçlarına ait satış sözleşmesi
B) Ön alım sözleşmesi
C) Taşınmaz satış vaadi
D) Taşınmaz satış sözleşmesi
E) Miras sözleşmesi
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 6 2016 ADLİ HAKİMLİK
Aşağıdakilerden hangisi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş iş görme borcu doğuran sözleşmelerden biri değildir?
A) Hizmet sözleşmesi
B) Vekâlet sözleşmesi
C) Simsarlık sözleşmesi
D) Komisyon sözleşmesi
E) Satış için bırakma sözleşmesi
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 7 2011 ADLİ HAKİMLİK
Arsa payı karşılığı kat yapımı sözleşmesinin hukuki niteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Kombine sözleşme niteliğini taşır.
B) Kendine özgü yapısı olan bir sözleşmedir.
C) Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş isimli bir sözleşmedir.
D) Satış ve eser sözleşmelerinden oluşan çifte tipli isimsiz karma bir sözleşmedir.
E) Birleşik sözleşmedir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 8 2011 ADLİ HAKİMLİK
A, Ankara Temelli'de bulunan arsası üzerinde bir bina yaptırmak ve yapılacak bu binanın en az yarı dairesine sahip olmak istemektedir. Bu fikrini müteahhit M ile paylaşır ve M arsa üzerine 20 daireli ve 2 dükkanlı bir bina yapıp 10 daireyi A'ya vereceğini söyleyince bir sözleşme yapma konusunda anlaşırlar. Taraflar arasında yapılacak bu sözleşme ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Taraflar arasında yapılacak sözleşme, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesidir.
B) Bu sözleşme ile arsa sahibi, kendisine verilecek bağımsız bölümlere isabet eden kısım hariç, diğer arsa paylarını müteahhit M'ye devretme borcu altına girer.
C) Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, eksik iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.
D) Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, karma sözleşme niteliğini taşır.
E) Geçerli olması için A ve M'nin, bu sözleşmeyi resmî şekilde yapmaları gerekir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 9 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ne tür bir sözleşme olarak nitelenebilir?
A) Birleşik sözleşme
B) Ortaklık sözleşmesi
C) Çifte tipli karma sözleşme
D) Kendisine özgü yapısı olan sözleşme
E) Kombine sözleşme
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 10 2010 ADLİ HAKİMLİK
Aşağıdakilerden hangisi kendine özgü yapısı olan sözleşmelerden biri değildir?
A) Arsa payı karşılığı kat yapımı sözleşmesi
B) Tek satıcılık sözleşmesi
C) Garanti sözleşmesi
D) Sulh sözleşmesi
E) Satış için bırakma sözleşmesi
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 11 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
A ile B noterde düzenledikleri bir sözleşme ile A'ya tek taraflı irade açıklaması ile B'ye ait bir taşınmazın alıcısı olabilme yetkisini verirler. Buna göre A ile B arasında aşağıdaki sözleşmelerden hangisi akdedilmiştir?
A) Taşınmaz satış sözleşmesi
B) Taşınmaz bağışlama vaadi
C) Ön alım sözleşmesi
D) Alım sözleşmesi
E) Geri alım sözleşmesi
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 12 2024 KPSS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, taşınmaz satışı ve satış ilişkisi doğuran haklarla ilgili,I.Taşınmaz satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için resmî şekilde yapılmış olması gereklidir.II.Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerli olabilmesi için resmî şekilde yapılmış olması gereklidir.III.Ön alım sözleşmesinin geçerli olabilmesi için resmî şekilde yapılmış olması gereklidir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) I ve II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: B.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 10 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 225
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre taşınmazla ilgili sözleşmelerde aranan şekil bakımından aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Önalım sözleşmesinin geçerliliği de tıpkı diğer üç hak gibi resmî şekilde düzenlenmiş olması koşuluna bağlanmıştır
B) Taşınmaz satışının geçerliliği tapu müdürlüğünce yerine getirilen resmî şekle bağlıdır ve uyulmaması sözleşmeyi kesin hükümsüz kılar
C) Taşınmaz satışı vaadi resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz; uygulamada bu, noterde düzenleme biçiminde yerine getirilir
D) Geri alım ve alım sözleşmeleri de resmî şekilde düzenlenmedikçe taraflar arasında geçerli sayılmaz; şekil burada da geçerlilik koşuludur
E) Önalımın şekli daha hafiftir çünkü taşınmazın devrini doğrudan istemeye değil, satış olunca öncelik sağlamaya yarar
Cevabı göster
Cevap: A. Kanun dört sözleşmeyi birlikte sayar ama şekli ikiye ayırır: taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri resmî şekle tabidir; önalım sözleşmesinin geçerliliği ise yalnız yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. A bu ayrımı sildiği için yanlıştır. Sebep de bellidir: önalım, taşınmazın devrini doğrudan istemeye yetki vermez, yalnız bir satış gerçekleştiğinde öncelik sağlar.

Şık analizi

B) Resmî şekil geçerlilik şeklidir; yaptırımı kesin hükümsüzlüktür.
C) Satış vaadi resmî şekle tabidir.
D) Alım ve geri alım da aynı gruptadır.
E) Ayrımın gerekçesini doğru veriyor.
Soru 226
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi önalım hakkının kullanılamayacağı, kanunda açıkça sayılan hâllerden biri değildir?
A) Taşınmazın mirasın paylaşımında mirasçılardan birine özgülenmesi yoluyla el değiştirmesi
B) Taşınmazın ekonomik bakımdan satışa eşdeğer sayılan bir işlemle üçüncü kişiye geçmesi
C) Taşınmazın cebrî artırma yoluyla satılması ve mülkiyetin bu yolla el değiştirmesi
D) Taşınmazın kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi ve benzeri amaçlarla edinilmiş olması
E) Yasal önalımda Devlet İhale Kanunu kapsamında gerçekleştirilen bir satışın bulunması
Cevabı göster
Cevap: B. Kanun önalımın kullanılamayacağı hâlleri sayarak belirler: mirasın paylaşımında özgüleme, cebrî artırmayla satış ve kamu hizmetlerinin görülmesi ve benzeri amaçlarla edinme. Ekonomik bakımdan satışa eşdeğer işlem ise bunun tam tersidir: hak bu hâlde kullanılabilir, çünkü kanun önalımı satışla sınırlamayıp ona denk işlemleri de kapsama almıştır. B bu yüzden doğru cevaptır.

Şık analizi

A) Kanunda sayılan birinci istisnadır.
C) Cebrî artırma hem TBK'da hem TMK'da dışarıda bırakılmıştır.
D) Kamu amaçlı edinme üçüncü istisnadır.
E) Yasal önalımda Devlet İhale Kanunu kapsamındaki satışlar dışarıdadır.
Soru 227
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre önalım, alım ve geri alım haklarının süresi ve devri ile ilgili olarak:I.Bu haklar en çok on yıllık süre için kararlaştırılabilir.II.Aksine anlaşma olmadıkça bu haklar devredilebilir ama miras yoluyla geçmez.III.Devredilebileceği kararlaştırılmışsa devir işlemi, hakkın kurulması için öngörülen şekle uyularak yapılmalıdır.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Kanun üç hakkı süre ve devir bakımından birlikte düzenler: en çok on yıllık süre için kararlaştırılabilirler (I doğru) ve devredilebilecekleri kararlaştırılmışsa devir, hakkın kurulması için öngörülen şekle uygun yapılmalıdır (III doğru). II ise kuralı ters çevirir: aksine anlaşma olmadıkça bu haklar devredilemez, buna karşılık miras yoluyla geçer.

Şık analizi

A) III de doğrudur; devrin şekli hakkın kuruluş şekline bağlıdır.
B) II tek yanlış öncüldür ve iki yönden yanlıştır.
D) Yanlış olan II öncülünü taşır.
E) Üçünü birden doğru saymak devir yasağını yok saymak olurdu.
Soru 228
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre (M) ile (N), (M)'nin taşınmazı üzerinde yazılı bir sözleşmeyle (N) lehine önalım hakkı kurmuş ve bu hak tapuya şerh edilmiştir. (M) taşınmazı daha sonra (P)'ye satmış ve taşınmaz (P) adına tescil edilmiştir. Satış, (N)'ye noter aracılığıyla bildirilmiştir. Taraflar arasında sürelere ilişkin ayrı bir kayıt yoktur. Bu olayda (N)'nin hakkını kime karşı ve hangi süre içinde kullanacağı bakımından aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Satıcıya karşı, bildirimden itibaren bir yıl içinde
B) Alıcıya karşı, satıştan itibaren bir yıl içinde
C) Satıcıya karşı, bildirimden itibaren üç ay içinde
D) Alıcıya karşı, bildirimden itibaren üç ay içinde
E) Alıcıya karşı, süre sınırı olmaksızın her zaman
Cevabı göster
Cevap: D. Sözleşmeden doğan önalımda hakkın kime karşı kullanılacağı şerhe bağlıdır: hak şerh edilmiş ve taşınmaz alıcı adına tescil edilmişse alıcıya, aksi hâlde satıcıya karşı kullanılır. Olayda iki koşul da gerçekleştiğine göre muhatap (P)'dir. Süre bakımından iç süre bildirimden üç aydır; dış süre ise satıştan başlayarak iki yıldır ve olayda bildirim yapıldığı için işleyen süre üç aylık olandır.

Şık analizi

A) Hem muhatap hem süre yanlıştır; bir yıl yasal önalımın dış süresidir.
B) Muhatap doğru ama süre yasal önalıma aittir.
C) Süre doğru, muhatap yanlıştır; şerh ve tescil birlikte gerçekleşmiştir.
E) Önalım süresiz kullanılabilen bir hak değildir.
Soru 229
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'na göre yasal önalım hakkı, satışın hak sahibine noter aracılığıyla bildirilmemiş olması hâlinde, her hâlde satışın yapıldığı tarihten başlayarak kaç yıl geçmekle düşer?
A) Altı ay
B) İki yıl
C) Üç yıl
D) Beş yıl
E) Bir yıl
Cevabı göster
Cevap: E. İki önalım rejimi dış sürede ayrışır. Sözleşmeden doğan önalımda hak, bildirimden üç ay ve her hâlde satıştan başlayarak iki yıl içinde kullanılmalıdır; yasal önalımda ise dış süre bir yıldır. İki süre birlikte işler ve hangisi önce dolarsa hak düşer. Bildirim yapılmamışsa iç süre hiç işlemeye başlamaz, ama dış süre işlemeye devam eder.

Şık analizi

A) Altı aylık bir süre bu rejimde yer almaz.
B) İki yıl, sözleşmeden doğan önalımın dış süresidir.
C) Üç yıl kanunda öngörülmemiştir.
D) Beş yıl, satış vaadinin şerh süresidir.
Soru 230
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre taşınmaz satış vaadinin niteliği, alacaklının elindeki dava yolu ve tapuya şerhin bu hakka kazandırdığı etki birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Şerh, satış vaadinden doğan kişisel hakkı ayni hakka dönüştürür ve hak sahibine doğrudan malikliği sağlar
B) Satış vaadi ileride satış sözleşmesi yapma borcu doğuran bir ön sözleşmedir ve resmî şekle tabidir
C) Vaat alacaklısının elindeki yol tescile zorlama davasıdır; satış sözleşmesinde ise doğrudan tescil istenebilir ve ayrı bir dava gerekmez
D) Vaat şerh edilmemişse hak yalnız vaat borçlusuna karşı ileri sürülür ve devir hâlinde tazminata dönüşür
E) Vaadin tapuya şerhi beş yıl süreyle mümkündür ve süre dolunca şerh terkin edilerek etkisini yitirir
Cevabı göster
Cevap: A. Şerh, kişisel hakkı ayni hakka dönüştürmez; ona yalnızca kuvvetlendirilmiş nisbî bir etki kazandırır, yani hak sonradan malik olanlara karşı da ileri sürülebilir hâle gelir. Malikliği sağlayan şerh değil, tescildir. A bu iki sonucu birbirine karıştırdığı için yanlıştır. Şerhin süresi dolduğunda da hak kendiliğinden sona ermez, yalnız üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez hâle gelir.

Şık analizi

B) Satış vaadi bir ön sözleşmedir ve resmî şekle tabidir.
C) İki kurumun dava yolu farkını doğru veriyor.
D) Şerh edilmemiş vaat yalnız taraflar arasında sonuç doğurur.
E) Şerh süresi beş yıldır ve süre dolunca etki biter.
Soru 231
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre alım ve geri alım haklarını önalım hakkından ayıran temel nokta hangisidir?
A) Sadece alım hakkı tapuya şerh edilebilir
B) Önalım ancak bir satış yapılınca kullanılabilir
C) Alım hakkı miras yoluyla hiç geçmez
D) Geri alım hakkı süresiz olarak kararlaştırılabilir
E) Önalım hakkı resmî şekilde kurulmak zorundadır
Cevabı göster
Cevap: B. Alım ve geri alım hakları bir satışın yapılmasına bağlı değildir; sahibi diledi mi kullanır. Önalım ise ancak taşınmaz satıldığında doğar ve o satışta öncelik sağlar. İkinci fark şekildedir: alım ve geri alım resmî şekle, önalım sözleşmesi ise yazılı şekle tabidir. Bu iki fark dışında üç hak süre, şerh ve devir bakımından aynı rejime tabidir.

Şık analizi

A) Üçü de tapuya şerh edilebilir.
C) Aksine anlaşma olmasa bile bu haklar miras yoluyla geçer.
D) Süre en çok on yıldır; süresiz kararlaştırılamaz.
E) Önalım sözleşmesi yazılı şekle tabidir.
Soru 232
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre (R), (S)'den resmî senetle bir arsa satın almış, senette arsanın yüzölçümü 1.000 metrekare olarak yazılmıştır. Arsanın gerçek yüzölçümü 900 metrekaredir ve senetteki rakam resmî bir ölçüme dayanmamaktadır. Sözleşmede aksine bir kayıt yoktur. Bu olayda aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Satıcı hiçbir tazminatla yükümlü değildir çünkü resmî senet esas alınır
B) Alıcı yalnız sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir, tazminat isteme yolu kapalıdır
C) Aksine sözleşme bulunmadığı için satıcı eksik yüzölçümü için tazminat öder
D) Satıcı ancak bu eksikliği özellikle üstlenmiş olsaydı tazminatla yükümlü tutulabilirdi
E) Yüzölçümü farkı ayıp sayılır ve iki yıllık süreye tabi olur
Cevabı göster
Cevap: C. Kanun yüzölçümü eksikliğinde iki hâli ayırır. Satılan, sözleşmede yazılı yüzölçümünü kapsamıyorsa satıcı, aksine sözleşme olmadıkça eksik için tazminat öder. Buna karşılık eksiklik resmî bir ölçüme dayanılarak tapuya yazılmış yüzölçümüne ilişkinse satıcı ancak özellikle üstlenmişse sorumlu olur. Olayda rakam resmî ölçüme dayanmadığına ve aksine kayıt bulunmadığına göre birinci hâl işler.

Şık analizi

A) Resmî senet, kanunun tazminat kuralını ortadan kaldırmaz.
B) Kanunun öngördüğü sonuç tazminattır, dönme değildir.
D) Özel üstlenme, yalnız resmî ölçüme dayalı kayıtta aranır.
E) Yüzölçümü eksikliği için kanun ayrı bir hüküm koymuştur.
Soru 233
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'na göre yasal önalımın tanındığı mülkiyet türü hangisidir?
A) Tek
B) Elbirliği
C) Kat
D) Paylı
E) Devre
Cevabı göster
Cevap: D. Yasal önalım hakkı paylı mülkiyette paydaşlara kanunen tanınır; bir paydaş payını üçüncü kişiye sattığında diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilir. Hakkın amacı, paylı mülkiyet ilişkisine dışarıdan istenmeyen bir kişinin girmesini önlemektir. Sözleşmeden doğan önalım ise mülkiyet türünden bağımsızdır ve taraflarca yazılı şekilde kurulur.

Şık analizi

A) Tek kişinin mülkiyetinde paydaş bulunmadığı için önalım doğmaz.
B) Elbirliği mülkiyetinde paylar belirli olmadığından yasal önalım işlemez.
C) Kat mülkiyeti bağımsız bölüm mülkiyetidir.
E) Devre mülk, kullanım zamanına bağlı ayrı bir düzendir.
Soru 234
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre taşınmaz satış vaadinin geçerlilik şekli hangisidir?
A) Yazılı
B) Sözlü
C) Adi
D) Serbest
E) Resmî
Cevabı göster
Cevap: E. Taşınmaz satışı vaadi, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz; uygulamada bu, noterde düzenleme biçiminde yerine getirilir. Aynı şekil geri alım ve alım sözleşmeleri için de aranır. Dört sözleşmeden yalnız önalım sözleşmesi yazılı şekle tabidir; bu ayrım kanunun aynı maddesinde yapılmıştır ve sınavda doğrudan ölçülür.

Şık analizi

A) Yazılı şekil önalım sözleşmesine aittir.
B) Sözlü kuruluş taşınmaz işlemlerinde hiç kabul edilmez.
C) Adi yazılı şekil de burada yeterli değildir.
D) Şekil serbestisi taşınmaz satışı ve vaadinde uygulanmaz.

← Ayıptan SorumlulukBazı Satış Türleri →