EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 33 / 54

Yarar ve Hasarın Geçişi

6 Hâkimlik 4 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Satılan sözleşmeden sonra ama devirden önce zarar görürse ya da yok olursa bedeli kim öder? Hasarın geçişi bu soruyu cevaplar ve satış hukukunun en çok sorulan konusudur.

Çerçeve

  • Yarar ve Hasar Kavramları
  • Kural: Devir Anında Geçiş
  • Parça Satışında Hasar
  • Cins Satışında Ayırma Koşulu
  • Gönderme Satışında Hasar
  • Alıcının Temerrüdünün Hasara Etkisi
  • Çifte Satış ve Öncelik

Tanımlar ve Şartlar

  • Edim hasarı — satılan yok olduğunda satıcının yeniden ifa ile yükümlü olup olmadığı sorusu.
  • Bedel hasarı — satılan yok olduğunda alıcının bedeli ödemeye devam edip etmeyeceği sorusu.
  • Kanun — alıcının devralmada temerrüdü gibi kanunun açıkça düzenlediği hâller.
  • Durumun gereği — gönderme satışında taşıyıcıya teslim gibi işin niteliğinden doğan hâller.
  • Sözleşme — tarafların hasarın geçiş anını serbestçe belirlemesi.
  • Sözleşmede hasarın geçişine ilişkin bir kayıt var mı?
  • Alıcı devralmada temerrüde düşmüş mü (TBK m. 208)?
  • Gönderme satışı koşulları gerçekleşmiş mi?
  • Satılan cins ise ayrılmış mı?
  • Hiçbiri yoksa kural işler: taşınırda zilyetliğin devri, taşınmazda tescil.
  • Mal, sözleşmeye özgülenmiş biçimde ayrı tutulmuş mu?
  • Alıcı adına işaretlenmiş ya da etiketlenmiş mi?
  • Taşıyıcıya veya alıcının temsilcisine verilmiş mi?
  • Alıcıya ayırma bildirimi yapılmış mı?

Kurallar

  • Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık hâller dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir (TBK m. 208).
  • Kanun açık bir özel hüküm koyar: taşınır satışlarında, alıcının satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düşmesi durumunda, zilyetliğin devri gerçekleşmişçesine satılanın yarar ve hasarı alıcıya geçer (TBK m. 208).

Sınav Notu

  • Kanunun düzenlediği bedel hasarıdır: hasar alıcıya geçmişse mal teslim edilemese bile alıcı bedeli öder. Yarar ve hasar aynı ana bağlanır.
  • Kural: yarar ve hasar, taşınırda zilyetliğin devrine, taşınmazda tescile kadar satıcıdadır (TBK m. 208). Bu, 2012 öncesi düzenin tersidir ve en sık sorulan noktadır.
  • Parça satışında kural doğrudan uygulanır; devirden önce beklenmedik sebeple yok olma imkânsızlıktır ve satıcı bedeli isteyemez.
  • Cins satışında hasarın geçmesi için ayırma gerekir; ayrılmadan cins borcu telef olmaz ve satıcı yeniden ifa ile yükümlüdür.
  • Gönderme satışında ölçüt taşıyıcıya teslimdir, alıcıya varış değil. Satıcı kendi aracıyla götürüyorsa gönderme satışı yoktur.
  • Alıcının devralmada temerrüdü hasarı geçirir: kanun bunu "zilyetliğin devri gerçekleşmişçesine" diye ifade eder (TBK m. 208).
  • Çifte satışta iki sözleşme de geçerlidir; öncelik tasarruf işlemini tamamlayana aittir — taşınırda zilyetliği devralan, taşınmazda tescili yaptıran. Diğer alıcının hakkı tazminattır.
  • Taşınmazda şerh edilmiş satış vaadi öncelik sırasını değiştirir; şerh hakkı sonraki maliklere karşı ileri sürülebilir kılar.
  • Kanunun "ayrık hâller" dediği istisnalar üç kaynaktan doğar: kanun, durumun gereği, sözleşme. Taraflar hasarı sözleşmeyle serbestçe belirleyebilir.
  • Devirden önceki bozulma hasar ve imkânsızlık konusudur; devir anındaki eksiklik ayıp konusudur. İki kurumun sınırı devir anıdır.
  • Sınırlı cins satışında stokun tamamen yok olması imkânsızlık doğurabilir; sınırsız cinste doğurmaz.
  • Hasar sorusu şu sırayla çözülür: sözleşme kaydıalıcının temerrüdü → gönderme satışı → cinste ayırma → kural (taşınırda devir, taşınmazda tescil).
  • Gönderme satışında satıcının bildirim yükümlülüğü doğar; bildirmemek hasarın geçişini engellemez ama doğan zarardan sorumluluk doğurabilir.
  • Hasar alıcıya geçtikten sonra alıcının yolu taşıyıcıya karşıdır; satıcı taşıma belgelerini ve talep haklarını ona devretmekle yükümlüdür.

Satılan sözleşmeden sonra ama devirden önce zarar görürse ya da yok olursa bedeli kim öder? Hasarın geçişi bu soruyu cevaplar ve satış hukukunun en çok sorulan konusudur. Yarar satılanın getirdiği semere ve gelirleri, hasar ise beklenmedik hâlden doğan zarar riskini anlatır; kanun ikisini birlikte ve aynı ana bağlar.

A. Yarar ve Hasar Kavramları

Hasar iki anlamda kullanılır ve ayrım sonucu belirler:

  • Edim hasarı — satılan yok olduğunda satıcının yeniden ifa ile yükümlü olup olmadığı sorusu.
  • Bedel hasarı — satılan yok olduğunda alıcının bedeli ödemeye devam edip etmeyeceği sorusu.

Kanunun düzenlediği ve sınavda sorulan bedel hasarıdır: hasar alıcıya geçmişse, satılan teslim edilemese bile alıcı bedeli ödemek zorundadır.

Yarar ise ters yönde aynı ana bağlanır: hasarı taşıyan, satılanın ürünlerinden ve gelirlerinden de yararlanır. Kanun bu yüzden ikisini tek cümlede anar.

Ayrımı akılda tutmanın en kolay yolu soruyu doğru kurmaktır:

  • Edim hasarı — "satıcı yeniden ifa etmek zorunda mı?"
  • Bedel hasarı — "alıcı yine de ödemek zorunda mı?"

Parça satışında edim hasarı satıcıda değildir; satılan yok olduğunda borç imkânsızlıkla sona erer. Cins satışında ise edim hasarı satıcıdadır; cins telef olmadığı için satıcı yeniden ifa ile yükümlü kalır. Bedel hasarı ise her iki hâlde de kanunun bağladığı ana göre belirlenir.

B. Kural: Devir Anında Geçiş

Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık hâller dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir (TBK m. 208).

Bu kural 2012 öncesi düzenin tersidir ve ayrım sınavda tam bu noktada ölçülür: eski hukukta hasar kural olarak sözleşmenin kurulmasıyla alıcıya geçerdi; yürürlükteki kanunda hasar devre kadar satıcıdadır.

Kuralın gerekçesi basittir: malı elinde tutan, onu korumaya en elverişli olandır. Risk, malı fiilen hâkimiyetinde bulunduran tarafta kalır.

Kuralın istisnaları kanunda "ayrık hâller" olarak anılır ve üç kaynaktan doğar:

  • Kanun — alıcının devralmada temerrüdü gibi kanunun açıkça düzenlediği hâller.
  • Durumun gereği — gönderme satışında taşıyıcıya teslim gibi işin niteliğinden doğan hâller.
  • Sözleşme — tarafların hasarın geçiş anını serbestçe belirlemesi.

Üçüncü kaynak emredici bir sınıra takılmaz; taraflar hasarı sözleşmenin kurulmasına da bağlayabilir. Uygulamada uluslararası satışlarda kullanılan teslim kayıtları bu serbestinin en yaygın görünümüdür.

Kuralın yönü 2012'de değiştiği için eski ve yeni düzeni karşılaştırmak gerekir. Mülga Borçlar Kanunu'nda yarar ve hasar, kural olarak sözleşmenin kurulduğu anda alıcıya geçerdi ve bu, satıcıyı koruyan bir çözümdü. Yürürlükteki kanun dengeyi tersine çevirmiş, riski malı elinde tutana yüklemiştir. Sınav soruları bu değişikliğin üzerine kurulduğu için, eski kuralın hatırlanması yanlış cevaba değil, doğrusunu ayırt etmeye yarar.

Hasarın geçtiği anın belirlenmesinde izlenecek sıra şudur:

  • Sözleşmede hasarın geçişine ilişkin bir kayıt var mı?
  • Alıcı devralmada temerrüde düşmüş mü (TBK m. 208)?
  • Gönderme satışı koşulları gerçekleşmiş mi?
  • Satılan cins ise ayrılmış mı?
  • Hiçbiri yoksa kural işler: taşınırda zilyetliğin devri, taşınmazda tescil.

Bu sıra, hasarla ilgili hemen her soruyu çözer; sorular çoğunlukla listenin ilk dört basamağından birini olaya gizlemek suretiyle kurulur.

Yarar bakımından da simetri korunur: hasarı taşıyan taraf satılanın ürünlerinden ve gelirlerinden yararlanır. Devirden önce doğan kira gelirleri ya da ürünler bu yüzden satıcıya, devirden sonra doğanlar alıcıya aittir. Taraflar hasarın geçiş anını sözleşmeyle değiştirdiklerinde yararın geçiş anı da onunla birlikte kayar; kanun ikisini tek cümlede andığı için ayrı ayrı kararlaştırılmaları da mümkündür ama böyle bir kayıt açık olmalıdır.

C. Parça Satışında Hasar

Parça satışı, satılanın bireysel olarak belirlendiği satıştır — belirli bir tablo, plakası yazılı bir araç. Burada kural doğrudan uygulanır: hasar zilyetliğin devrine kadar satıcıdadır.

Satılan devirden önce beklenmedik bir sebeple yok olursa borç imkânsızlık sebebiyle sona erer ve satıcı bedeli isteyemez; almışsa iade eder. Satılan zarar görmüşse alıcı, ayıp hükümlerine değil, borca aykırılık ve imkânsızlık hükümlerine dayanır.

Ayrımın sınavdaki değeri şudur: devirden önceki bozulma hasar ve imkânsızlık konusudur, devir anındaki eksiklik ise ayıp konusudur. İki kurumun sınırı devir anıdır. Aynı olgu, devirden bir gün önce doğmuşsa hasar, devir anında var olup sonradan fark edilmişse ayıp sayılır.

Parça satışında satılanın kısmen zarar görmesi hâlinde alıcının yolu da belirlenmelidir. Devirden önce ve satıcıya yüklenemeyen bir sebeple doğan kısmi zarar kısmi imkânsızlık hükümlerine tabidir: satıcı imkânsızlaşan kısımdan kurtulur, alıcı kısmi ifaya razı olmazsa ya da karşı edim bölünemezse tam imkânsızlık hükümleri uygulanır. Satıcının sorumlu olduğu bir sebeple doğmuşsa borca aykırılık hükümleri işler ve alıcı tazminat isteyebilir.

D. Cins Satışında Ayırma Koşulu

Cins satışında satılan yalnız türüyle belirlenmiştir — "yüz ton buğday", "on adet aynı model telefon". Cins borcu kural olarak telef olmaz: piyasada o cinsten mal bulunduğu sürece satıcı ifa ile yükümlü kalır.

Hasarın geçebilmesi için satılanın ayrılması, yani cins borcunun parça borcuna dönüşmesi gerekir. Ayırma; malın ambalajlanması, işaretlenmesi, ayrı bir yere konulması ya da taşıyıcıya verilmesiyle gerçekleşir. Ayırmadan önce yok olan mal satıcının riskindedir ve satıcı yeniden ifa ile yükümlüdür.

Ayırmanın gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayda şu göstergelere bakılarak belirlenir:

  • Mal, sözleşmeye özgülenmiş biçimde ayrı tutulmuş mu?
  • Alıcı adına işaretlenmiş ya da etiketlenmiş mi?
  • Taşıyıcıya veya alıcının temsilcisine verilmiş mi?
  • Alıcıya ayırma bildirimi yapılmış mı?

Bunlardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir; kanun ayırma için belirli bir biçim aramaz.

Cins satışında bir de sınırlı cins hâli vardır: satılan belirli bir stoktan seçilecekse — "bu depodaki buğdaydan yüz ton" — ve stok tamamen yok olursa borç imkânsızlıkla sona erebilir. Sınırsız cinste ise piyasada mal bulunduğu sürece imkânsızlıktan söz edilemez. Ayrım sözleşmenin yorumuyla yapılır ve stokun sözleşmede belirtilmiş olması sınırlı cinsin en güçlü göstergesidir.

E. Gönderme Satışında Hasar

Gönderme satışı, satılanın ifa yerinden başka bir yere gönderilmesinin kararlaştırıldığı satıştır. Kanun burada kuralı yumuşatır: satıcı, satılanı alıcının isteği üzerine ifa yerinden başka bir yere gönderirse, yarar ve hasar satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer.

Ölçüt taşıyıcıya teslimdir, alıcıya varış değil. Taşıma sırasındaki beklenmedik zarar bu yüzden alıcıya aittir; alıcının yolu taşıyıcıya karşıdır. Satıcı kendi taşıma aracıyla götürüyorsa gönderme satışı yoktur ve hasar teslime kadar satıcıda kalır.

Gönderme satışının koşulları üçtür: satılanın ifa yerinden başka bir yere gönderilmesi, bunun alıcının isteği üzerine yapılması ve gönderme işinin bağımsız bir taşıyıcıya bırakılması. Satıcı kendi isteğiyle başka yere gönderiyorsa ya da taşıma kendi çalışanınca yapılıyorsa koşullar gerçekleşmez. Taşıyıcının seçiminde satıcı özensiz davranmışsa, hasar alıcıya geçmiş olsa bile satıcının bu özensizlikten doğan sorumluluğu saklı kalır.

Gönderme satışında satıcının bir de bildirim yükümlülüğü doğar: malı taşıyıcıya verdiğini alıcıya bildirmesi, alıcının sigorta yaptırabilmesi ve teslimi karşılayabilmesi bakımından dürüstlük kuralının gereğidir. Bildirimin yapılmaması hasarın geçişini engellemez, ama bundan doğan zararlardan satıcıyı sorumlu kılabilir.

Hasarın geçmiş olması alıcıyı bütünüyle savunmasız bırakmaz. Satılan taşıyıcıya teslim edildikten sonra zarar görmüşse alıcı, taşıma sözleşmesinden doğan haklarını taşıyıcıya karşı kullanır; satıcı da elindeki taşıma belgelerini ve talep haklarını alıcıya devretmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük kanunda ayrıca yazılmasa da dürüstlük kuralının gereğidir ve gönderme satışının doğal sonucudur.

F. Alıcının Temerrüdünün Hasara Etkisi

Kanun açık bir özel hüküm koyar: taşınır satışlarında, alıcının satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düşmesi durumunda, zilyetliğin devri gerçekleşmişçesine satılanın yarar ve hasarı alıcıya geçer (TBK m. 208).

Hüküm alacaklı temerrüdünün satıştaki görünümüdür ve mantığı açıktır: malı zamanında almayan alıcı, bu gecikmeden doğan riski satıcıya yükleyemez. Temerrüt için satıcının usulüne uygun bir ifa önerisinde bulunmuş olması gerekir.

G. Çifte Satış ve Öncelik

Aynı mal iki ayrı kişiye satılırsa her iki satış sözleşmesi de geçerlidir; satış bir borçlandırıcı işlem olduğu için satıcının malik olması ya da malın tek kişiye satılmış olması geçerlilik koşulu değildir.

Öncelik, sözleşmenin tarihine değil tasarruf işleminin tamamlanmasına bağlanır: taşınırda zilyetliği devralan, taşınmazda tescili yaptıran malik olur. Diğer alıcının satıcıya karşı borca aykırılık hükümlerine dayanan tazminat hakkı doğar.

Taşınmazda şerh edilmiş bir satış vaadi varsa durum değişir: şerh, hakkı sonradan malik olanlara karşı ileri sürülebilir kılar ve öncelik şerhi verene geçer.

Örnek olay

(C), galerici (D)'den plakası sözleşmede yazılı belirli bir otomobili 900.000 TL'ye satın almıştır; teslim bir hafta sonra yapılacaktır. Aynı gün (C), (D)'den ayrıca "aynı model, aynı renk on adet lastik" sipariş etmiştir. Teslimden önceki gece galeride çıkan ve (D)'ye yüklenemeyen bir yangında hem otomobil hem depodaki bütün lastikler yanmıştır. Ayrı bir olayda (D), (C)'nin isteği üzerine bir başka aracı kargo firmasıyla (C)'nin şehrine göndermiş, araç taşıma sırasında hasar görmüştür. Bir de (D), (C)'ye sattığı bir minibüsü aynı gün (E)'ye de satmış ve zilyetliği (E)'ye devretmiştir.

Değerlendirme: Otomobil parça satışıdır: satılan plakasıyla bireysel olarak belirlenmiştir. Yarar ve hasar taşınır satışında zilyetliğin devrine kadar satıcıya aittir (TBK m. 208); teslim henüz yapılmadığına göre hasar (D)'dedir. Yangın (D)'ye yüklenemediği için borç kusursuz imkânsızlıkla sona erer; (D) bedeli isteyemez, almışsa iade eder. Bu sonuç 2012 öncesi hukukun tersidir — eski düzende hasar sözleşmeyle birlikte alıcıya geçerdi ve (C) bedeli ödemek zorunda kalırdı.

Lastikler bakımından sonuç farklı gerekçeyle aynı yöne çıkar. "Aynı model, aynı renk on adet lastik" bir cins satışıdır ve cins borcu kural olarak telef olmaz. Lastikler ayrılmadığına — ambalajlanmadığına, işaretlenmediğine, ayrı bir yere konulmadığına — göre hasar geçmemiştir; (D) piyasadan temin edip yeniden ifa ile yükümlüdür. On lastik sözleşmeye özgülenerek ayrı bir palete konulmuş ve (C) adına işaretlenmiş olsaydı cins borcu parça borcuna dönüşür, (D) artık piyasadan temin etmekle yükümlü olmazdı. Hasar yine de kendiliğinden geçmezdi: taşınır satışında ölçüt zilyetliğin devridir (TBK m. 208) ve ayırma bu maddede bağımsız bir geçiş anı değildir. Hasarın (C)'ye geçmesi için ya zilyetliğin devredilmiş olması ya da (C)'nin devralmada temerrüde düşmüş olması gerekirdi.

Kargoyla gönderilen araçta gönderme satışı vardır. Satıcı, satılanı alıcının isteği üzerine ifa yerinden başka bir yere gönderdiğine göre yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçmiştir. Taşıma sırasındaki hasar (C)'ye aittir ve (C)'nin yolu kargo firmasına karşıdır. (D) aracı kendi çekicisiyle götürüyor olsaydı gönderme satışı bulunmaz, hasar teslime kadar (D)'de kalırdı.

Minibüste ise çifte satış vardır. İki satış sözleşmesi de geçerlidir; satış borçlandırıcı işlem olduğu için aynı malın iki kez satılması geçerliliği etkilemez. Öncelik tasarruf işlemini tamamlayana aittir: taşınırda zilyetliği devralan malik olur, dolayısıyla minibüsün maliki (E)'dir. (C)'nin (D)'ye karşı hakkı aynen ifa değil tazminattır; (D) ifa imkânsızlığına kendi fiiliyle yol açtığı için sorumluluğu doğar.

Olay bir de alıcı temerrüdü eklenerek sorulabilir. (D) otomobili teslim için usulüne uygun öneride bulunmuş, (C) ise haklı bir sebep olmaksızın devralmaktan kaçınmış olsaydı, yarar ve hasar zilyetliğin devri gerçekleşmişçesine (C)'ye geçerdi (TBK m. 208). O hâlde yangında yanan otomobilin bedelini (C) ödemek zorunda kalırdı. Tek bir olgunun — devralmada temerrüdün — sonucu tersine çevirmesi, bu konunun neden üç ayrı HMGS sorusuna konu olduğunu gösterir.

Minibüs bir taşınmaz olsaydı öncelik başka türlü belirlenirdi. Taşınmazda mülkiyet tescille geçtiği için malik, tapuda adına tescil yaptıran olurdu; sözleşmenin tarihi tek başına üstünlük sağlamazdı. (C) lehine tapuya şerh edilmiş bir satış vaadi bulunsaydı sıra değişir, şerh hakkı sonradan malik olanlara karşı ileri sürülebilir kıldığı için öncelik (C)'ye geçerdi. Aynı şekilde taşınmazda yarar ve hasarın geçiş anı zilyetliğin devri değil tescil olurdu; anahtar teslim edilmiş olsa bile tescil yapılmadıkça hasar satıcıda kalırdı.

Lastikler üzerinden bir varsayım daha kurulabilir. (D), on lastiği ayırıp (C) adına işaretledikten sonra (C)'ye haber vermiş, (C) ise gelip almakta gecikmiş olsaydı iki kural üst üste işlerdi: ayırma ile cins borcu parça borcuna dönüşür, devralmada temerrüt ile de hasar zilyetliğin devri gerçekleşmişçesine (C)'ye geçerdi (TBK m. 208). Yangında yanan lastiklerin bedelini (C) öderdi ve (D)'nin yeniden ifa borcu doğmazdı. Buna karşılık (D) hiç ayırma yapmadan yalnız "hazır, gel al" demiş olsaydı, cins borcu telef olmayacağı için (D) yeniden ifa ile yükümlü kalırdı. Ayırma ile temerrüdün birlikte sorulduğu hâllerde sıra önemlidir: önce ayırma, sonra temerrüt.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 10 soru eşleşti, ilk 10 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2024 HMGS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre satıcının, alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere göndermesi hâlinde yarar ve hasar kural olarak hangi anda alıcıya geçer?
A) Satış sözleşmesinin kurulduğu
B) Satılanın alıcıya teslim edildiği
C) Satılanın, satıcı ile ilgisi olmayan bağımsız taşıyıcıya teslim edildiği
D) Alıcının kabul beyanının satıcıya ulaştığı
E) Satıcının önerisinin alıcıya ulaştığı
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 2 2025 HMGS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre satış sözleşmesindeki bir malın yarar ve hasarının taraflara geçişiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Satılanın yarar ve hasarı, taşınır satışlarında kural olarak zilyetliğin devri anına kadar satıcıya aittir.
B) Satılanın yarar ve hasarı, taşınmaz satışlarında kural olarak tescil anına kadar satıcıya aittir.
C) Satıcı, alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere gönderirse yarar ve hasar; kural olarak satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer.
D) Taraflar, sözleşmede satılan şeyin yarar ve hasarının alıcıya veya satıcıya ait olacağı anı önceden açık veya örtülü olarak kararlaştırabilir.
E) Taşınır satışlarında alıcının satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düşmesi durumunda yarar ve hasar, kural olarak satıcıda kalmaya devam eder.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 3 2026 HMGS
Mobilya satıcısı A, el yapımı bir vitrin takımını 20.04.2026 tarihinde B'ye satar. B, satış bedeli olan 500.000 TL'yi satın aldığı tarihte peşin olarak öder. Taraflar, vitrin takımının 24.04.2026 tarihinde B'ye teslim edilmesi konusunda anlaşır. 22.04.2026 tarihinde mobilya dükkanına gelen ve A ile B arasında yapılan sözleşmeden haberdar olmayan iyi niyetli C, aynı vitrin takımını 550.000 TL'ye satın alır ve aynı gün vitrin takımı C'ye teslim edilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) A'nın B'ye olan borcu, ifanın imkânsızlaşması sebebiyle sona ermiştir.
B) A, vitrin takımının iadesini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre C'den talep edebilir.
C) B, C'nin A'ya ödediği 550.000 TL'lik satış bedelini ödemeye hazır olduğunu bildirdiği takdirde C, vitrin takımını geri vermek zorundadır.
D) B, A'dan sözleşmeye aykırılık hükümlerine göre tazminat isteme hakkına sahiptir.
E) A ile C arasında yapılan satış sözleşmesi geçerli değildir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 4 2026 HMGS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık hâller dışında satılanın yarar ve hasarı, taşınır satışlarında kural olarak hangi ana kadar satıcıya aittir?
A) Sözleşmenin kurulması
B) Satış bedelinin satıcıya ödenmesi
C) Alıcının, satılanı gözden geçirmesi
D) Satılanın zilyetliğinin alıcıya devri
E) Alıcının, satılanda ayıp bulunmadığını satıcıya bildirmesi
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 5 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Yapımcı ile tek satıcı arasında gerçekleştirilen tek satıcılık sözleşmesinin hukuki niteliği bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Çifte tipli karma sözleşme
B) Kendisine özgü yapısı olan (sui generis) sözleşme
C) Kombine sözleşme
D) Bileşik sözleşme
E) Sonuçları talih ve tesadüfe bağlı sözleşme
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 6 2012 ADLİ HAKİMLİK
Türk Borçlar Kanunu'na göre havalenin hukuki niteliği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Hukuki işlem
B) Karar
C) Sözleşme
D) Hukuki fiil
E) Haksız fiil
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 7 2009 ADLİ HAKİMLİK
Satış sözleşmesinde hasarın geçmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Hasarın geçmesinden kasıt, sözleşmenin kurulması ile ifası anı arasında geçen süre boyunca satılanın hasara uğramasından dolayı sorumlu olmaktır.
B) Ortaya çıkan zarara hangi taraf katlanıyorsa hasar ona geçmiş demektir.
C) Parça satımında hasar, sözleşme kurulduğu andan itibaren alıcıya geçer.
D) Satıcı alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere gönderirse, yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer.
E) Taşınır satışlarında, alıcının satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düşmesi durumunda zilyetliğin devri gerçekleşmişçesine satılanın yarar ve hasarı alıcıya geçer.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 8 2008 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Bursa'da harası bulunan A, İstanbul'da bulunan K'den Venüs isimli yarış atını satın almıştır. Atı Bursa'ya göndermeyi üstlenmiş olan K, özel bir taşıma şirketiyle anlaşma yapmış ve at 01.07.2007 tarihinde özel şirketin aracına bindirilmiştir. Ancak, yolda aracın kaza yapması sonucunda at bundan sonra yarışlara katılamayacak şekilde yaralanmıştır. Bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Yarar ve hasar alıcı A'ya henüz geçmediğinden A, satış bedelini ödemekle yükümlü değildir.
B) Satılanın başka bir yere gönderilmesi halinde yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edilmesi ile alıcıya geçtiğinden A, satış bedelini ödemekle yükümlüdür.
C) Burada borçlunun sorumlu olmadığı sonraki imkânsızlık söz konusu olup A, semeni ödemekle yükümlü değildir. Daha önce ödemişse geri isteyebilir.
D) At henüz teslim edilmeden kazaya uğradığından, bu satış sözleşmesi başlangıçtaki imkânsızlık nedeniyle geçersizdir.
E) Burada kısmi ifa söz konusu olup A, sözleşmeyi iptal edebilir.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 9 2011 ADLİ HAKİMLİK
Satış sözleşmesinde yarar ve hasarın geçmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Satılanın yarar ve hasarı kural olarak; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir.
B) Satılanın tescilden sonraki bir zamanda alıcı tarafından teslim alınması için sözleşmeyle bir süre belirlenmişse, onun yarar ve hasarı, alıcıya teslimle geçer.
C) Yarar ve hasarın geçişine ilişkin satış sözleşmesindeki özel hüküm emredici olup aksi, satış sözleşmesinde kararlaştırılamaz.
D) Satış sözleşmesinde yarar ve hasarın alıcıya geçişi, genel hükümlerden bağımsız olarak kanunda özel olarak düzenlenmiştir.
E) Satış sözleşmesinin kurulduğu an ile edimin ifa edileceği an arasında satılanda özel bir çaba gerektirmeksizin kendiliğinden oluşan fazlalıklar yarar olarak değerlendirilir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 10 2012 ADLİ HAKİMLİK
Türk Borçlar Kanunu'na göre, satılanın yarar ve hasarının geçişi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi kural olarak doğrudur?
A) Satılanın yarar ve hasarı, satış sözleşmesinin kurulması ile birlikte alıcıya geçer.
B) Satılanın yarar ve hasarı, satış sözleşmesinin hükümlerini doğurmaya başlamasıyla birlikte alıcıya geçer.
C) Satılanın yarar ve hasarı, taşınır ve taşınmaz satışlarında zilyetliğin devri ile alıcıya geçer.
D) Satılanın yarar ve hasarı, taşınır satışlarında zilyetliğin devri ile, taşınmaz satışlarında ise sözleşme kurulduğunda alıcıya geçer.
E) Satılanın yarar ve hasarı, taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anında alıcıya geçer.
Cevabı göster
Cevap: E.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 7 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 206
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre yarar ve hasarın geçiş anına ilişkin kural ve ayrık hâllerle ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Ayrık hâller dışında hasar, taşınır satışında zilyetliğin devri gerçekleşene kadar satıcının üzerinde kalmaya devam eder
B) Taşınmaz satışında ölçüt tescildir; tescil gerçekleşene kadar riski taşıyan taraf satıcıdır ve alıcı bu riski üstlenmiş sayılmaz
C) Hasarın geçişine ilişkin kural emredici nitelik taşıdığı için taraflar bu geçiş anını sözleşmeyle kendileri belirleyemezler
D) Kuralın gerekçesi riski malı fiilen elinde tutan tarafa yüklemektir; korumaya en elverişli olan taraf riski taşır
E) Ayrık hâller kanundan, durumun gereğinden ya da sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğabilir ve kural o zaman uygulanmaz
Cevabı göster
Cevap: C. Kanun kuralı koyarken ayrık hâller arasında "sözleşmede öngörülen özel koşulları" da saymıştır; yani hüküm emredici değildir ve taraflar geçiş anını serbestçe belirleyebilir. Uluslararası satışlarda kullanılan teslim kayıtları bu serbestinin en yaygın görünümüdür. C bu yüzden yanlıştır. Kuralın kendisi ise nettir: risk, malı elinde tutan ve onu korumaya en elverişli olan taraftadır.

Şık analizi

A) Taşınırda ölçüt zilyetliğin devridir.
B) Taşınmazda ölçüt tescildir; ikisi tek hükümde sayılmıştır.
D) Kuralın 2012'de tersine çevrilmesinin gerekçesi budur.
E) Ayrık hâllerin üç kaynağını doğru veriyor.
Soru 207
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre (T), İzmir'deki deposunda bulunan özel bir jeneratörü (U)'ya satmış, (U) cihazın Ankara'daki fabrikasına gönderilmesini istemiştir. (T), aralarında hiçbir bağ bulunmayan bağımsız bir nakliye şirketiyle anlaşmış ve jeneratörü 5 Mayıs'ta bu şirkete teslim etmiştir. Araç yolda beklenmedik bir kazaya uğramış ve jeneratör kullanılamaz hâle gelmiştir. Sözleşmede hasarın geçişine ilişkin özel bir kayıt bulunmamaktadır. Bu olayda tarafların durumu bakımından aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Hasar hâlâ satıcıda olduğu için alıcı bedeli ödemez
B) Sözleşme sonraki imkânsızlık sebebiyle tümüyle sona ermiştir
C) Alıcı bedeli öder ama zararını satıcıdan isteyebilir
D) Hasar taşıyıcıya teslimle geçtiği için alıcı bedeli öder
E) Satıcı jeneratörü yeniden temin etmekle yükümlü kalır
Cevabı göster
Cevap: D. Gönderme satışının üç koşulu da gerçekleşmiştir: satılan ifa yerinden başka bir yere gönderilmiş, bu alıcının isteği üzerine yapılmış ve taşıma bağımsız bir taşıyıcıya bırakılmıştır. Böyle bir satışta yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer; ölçüt alıcıya varış değildir. Jeneratör teslimden sonra zarar gördüğüne göre riski (U) taşır ve bedeli öder; yolu satıcıya değil taşıyıcıya karşıdır.

Şık analizi

A) Taşıyıcıya teslimle hasar alıcıya geçmiştir.
B) Hasar alıcıda olduğu için bedel borcu ayakta kalır.
C) Satıcının kusuru gösterilmedikçe ona başvurulamaz; muhatap taşıyıcıdır.
E) Özel üretim bir cihazda yeniden ifa yükümlülüğü doğmaz.
Soru 208
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre yalnız türüyle belirlenmiş malın satışında hasarın alıcıya geçebilmesi için aranan koşul ve bu koşulun hangi davranışlarla gerçekleştiği bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Malın ayrılması gerekir; ambalajlama, işaretleme ya da taşıyıcıya verme bunu sağlar
B) Hasar sözleşmenin kurulmasıyla geçer; cins satışında ayırma aranmaz ve kural farklı işler
C) Ayırmanın geçerli sayılabilmesi için kanun yazılı bir bildirim biçimi öngörmüş bulunmaktadır
D) Ayrılmadan önce yok olan malın riski alıcıya aittir ve satıcı yeniden ifadan kurtulur
E) Cins borcu telef olabileceği için satıcı ayırma yapılmasa da ifa yükünden kurtulmuş olur
Cevabı göster
Cevap: A. Cins borcu kural olarak telef olmaz: piyasada o cinsten mal bulundukça satıcı ifa ile yükümlü kalır. Hasarın geçebilmesi için cins borcunun parça borcuna dönüşmesi, yani satılanın ayrılması gerekir. Ayırma; ambalajlama, alıcı adına işaretleme, ayrı bir yere koyma ya da taşıyıcıya verme ile gerçekleşir ve kanun bunun için belirli bir biçim aramaz.

Şık analizi

B) Hasar kurulmayla değil, ayırmadan sonra devirle geçer.
C) Ayırma için kanunda bir şekil koşulu yoktur.
D) Ayrılmadan önceki risk satıcıdadır.
E) Cins borcu telef olmaz; satıcı yeniden ifa ile yükümlü kalır.
Soru 209
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre hasarın geçişini etkileyen özel durumlarla ilgili olarak:I.Taşınır satışında alıcı satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düşerse hasar, devir gerçekleşmiş gibi ona geçer.II.Parça satışında satılan devirden önce beklenmedik bir sebeple yok olursa satıcı bedeli isteyebilir.III.Taraflar hasarın geçiş anını sözleşmeyle serbestçe belirleyebilir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) I ve III
C) Yalnız II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: B. Devralmada temerrüt, alacaklı temerrüdünün satıştaki görünümüdür: malı zamanında almayan alıcı gecikmeden doğan riski satıcıya yükleyemez (I doğru). Parça satışında satılan devirden önce beklenmedik sebeple yok olursa borç imkânsızlıkla sona erer ve satıcı bedeli isteyemez, almışsa iade eder; II bu yüzden yanlıştır. Hüküm emredici olmadığı için taraflar geçiş anını serbestçe kararlaştırabilir (III doğru).

Şık analizi

A) III de doğrudur; sözleşme serbestisi kanunda açıkça saklı tutulmuştur.
C) II tek yanlış öncüldür.
D) Yanlış olan II öncülünü taşır.
E) Üçünü birden doğru saymak imkânsızlık sonucunu yok saymak olurdu.
Soru 210
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aynı malın birbirinden habersiz iki ayrı alıcıya satılması hâlinde iki sözleşmenin de geçerli olup olmadığı, malikliğin hangi ana göre belirleneceği ve mülkiyeti kazanamayan alıcının satıcıya karşı haklarıyla ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Her iki satış sözleşmesi de geçerlidir; satış borçlandırıcı işlem olduğu için sonuç değişmez
B) Taşınırda mülkiyeti, zilyetliği önce devralan alıcı kazanır; sözleşme tarihi belirleyici değildir
C) Taşınmazda öncelik tescilin gerçekleşmesine değil, sözleşmenin yapıldığı tarihe göre belirlenir
D) Mülkiyeti kazanamayan alıcı, satıcıya karşı borca aykırılık hükümlerine dayanarak tazminat isteyebilir
E) Taşınmazda şerh edilmiş bir satış vaadi varsa öncelik, şerhi verdiren alıcıya geçer
Cevabı göster
Cevap: C. Öncelik sözleşmenin tarihine değil, tasarruf işleminin tamamlanmasına bağlanır: taşınırda zilyetliği devralan, taşınmazda tescili yaptıran malik olur. C bu ölçütü tersine çevirdiği için yanlıştır. Satış bir borçlandırıcı işlem olduğundan iki sözleşme de geçerli kalır; mülkiyeti kazanamayan alıcının yolu satıcıya karşı tazminattır.

Şık analizi

A) Satışın borçlandırıcı niteliği iki sözleşmeyi de ayakta tutar.
B) Taşınırda ölçüt zilyetliğin devridir.
D) Diğer alıcının elinde kalan yol budur.
E) Şerh, hakkı sonraki maliklere karşı ileri sürülebilir kılar.
Soru 211
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi, hasarın taşıyıcıya teslim anında geçmesini sağlayan gönderme satışının koşullarından biri değildir?
A) Satılanın ifa yerinden başka bir yere gönderilmesi
B) Göndermenin alıcının isteği üzerine yapılmış olması
C) Taşımanın bağımsız bir taşıyıcıya bırakılmış olması
D) Satılanın alıcının yerleşim yerine ulaşmış olması
E) Taşıma işinin satıcının kendi çalışanınca yapılmamış olması
Cevabı göster
Cevap: D. Gönderme satışının üç koşulu vardır: satılanın ifa yerinden başka bir yere gönderilmesi, bunun alıcının isteği üzerine yapılması ve gönderme işinin bağımsız bir taşıyıcıya bırakılması. Hasar taşıyıcıya teslimle geçtiğine göre malın alıcıya ulaşmış olması aranmaz; D bu yüzden koşullardan biri değildir. Satıcı kendi aracıyla götürüyorsa gönderme satışı hiç kurulmaz.

Şık analizi

A) Birinci koşuldur.
B) İkinci koşuldur; satıcının kendi isteğiyle göndermesi yetmez.
C) Üçüncü koşuldur.
E) Üçüncü koşulun olumsuz ifadesidir; satıcının çalışanı bağımsız taşıyıcı sayılmaz.
Soru 212
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre satılanın getirdiği semere ve gelirleri anlatan kavram hangisidir?
A) Hasar
B) Ayıp
C) Zapt
D) Dara
E) Yarar
Cevabı göster
Cevap: E. Yarar, satılanın getirdiği semere ve gelirleri anlatır; hasar ise beklenmedik hâlden doğan zarar riskidir. Kanun ikisini tek cümlede ve aynı ana bağlar: riski taşıyan taraf, satılanın ürünlerinden ve gelirlerinden de yararlanır. Bu yüzden devirden önce doğan kira gelirleri satıcıya, devirden sonra doğanlar alıcıya aittir.

Şık analizi

A) Hasar, yararın karşıtı olan zarar riskidir.
B) Ayıp, satılanda bulunması gereken niteliğin eksikliğidir.
C) Zapt, üçüncü kişinin üstün hakkı sebebiyle satılanın elden çıkmasıdır.
D) Dara, ağırlığa göre satışta indirilen ambalaj ağırlığıdır.

← Satış Sözleşmesinin Kurulması ve BZapttan Sorumluluk →