Borçlar Hukuku › Başlık 9 / 54
Sözleşmenin Yorumu ve Tamamlanması
2 Hâkimlik
Hızlı özet
Kurulmuş bir sözleşmenin ne anlama geldiği her zaman açık değildir; taraflar bazı noktaları hiç düzenlememiş de olabilir. Bu başlık iki ayrı işlemi inceler: var olan bir beyanın anlamını belirleyen yorum ve hiç düzenlenmemiş bir noktayı dolduran tamamlama.
Çerçeve
- Yorumda Güven İlkesi
- Yanlış Adlandırmanın Etkisi
- Sözleşme Boşluğu ve Tamamlanması
- Yedek Hukuk Kurallarının İşlevi
- Aleyhe Yorum İlkesi
Tanımlar ve Şartlar
- sözleşmede kullanılan sözcükler ve metnin bütünü içindeki yeri;
- tarafların görüşme sırasındaki davranışları ve yazışmaları;
- sözleşmenin kurulmasından sonraki uygulama biçimi, yani tarafların onu fiilen nasıl anladığı;
- işin niteliği, tarafların sıfatı ve ilgili alandaki teamül;
- sözleşmeyle güdülen amaç.
- Bilinçli boşluk, tarafların noktayı gördüğü ama düzenlemeyi sonraya bıraktığı hâldir. Bilinçsiz boşlukta ise nokta hiç akla gelmemiştir.
- Başlangıçtaki boşluk sözleşmenin kurulduğu anda vardır; sonraki boşluk şartların değişmesiyle ortaya çıkar.
- Önce konuya ilişkin emredici hüküm aranır; varsa tartışma biter, o hüküm uygulanır.
- Emredici hüküm yoksa yedek hukuk kuralına bakılır.
- Yedek kural da yoksa hâkim tarafların varsayımsal iradesini araştırır: dürüst ve makul taraflar bu noktayı görselerdi nasıl düzenlerlerdi?
- Bunların hiçbiri sonuç vermiyorsa dürüstlük kuralı ve işin niteliği devreye girer.
Kurallar
- Yorumun çıkış noktası kanunda gösterilmiştir: bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır (TBK m. 19).
- Yorumda tek bir veriye bakılmaz; sözleşmede kullanılan sözcükler ve metnin bütünü içindeki yeri, tarafların görüşme sırasındaki davranışları ve yazışmaları, sözleşmenin kurulmasından sonraki uygulama biçimi, işin niteliği ile ilgili alandaki teamül ve sözleşmeyle güdülen amaç birlikte değerlendirilir. Aralarında sıralama yoktur; uygulamada en güçlü delil çoğu zaman tarafların sözleşmeyi kendi aralarında nasıl uyguladığıdır.
- Kanun bir de sınır koyar: sözleşmelerin şekline ilişkin hükümler saklıdır (TBK m. 2). Esaslı noktalarda uyuşmak, şekle bağlı bir sözleşmede şekil şartını aşmaz.
- Genel işlem koşullarında bu ilke kanun hükmü hâline getirilmiştir: açık ve anlaşılır olmayan veya birden çok anlama gelen koşul, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır (TBK m. 23).
Sınav Notu
- Yorum iki basamaklıdır: önce gerçek ve ortak irade (TBK m. 19), belirlenemiyorsa güven ilkesi — muhatabın dürüstlük kuralına göre vermesi gereken anlam. Ölçüt ne beyan sahibinin iç iradesi ne sözcüklerin sözlük anlamıdır; makul bir muhatabın anlayacağı anlamdır.
- Yanlış adlandırma zarar vermez: taraflar aynı şeyi kastediyorsa koydukları ad sonucu değiştirmez. Nitelendirme hâkimin işidir, taraflar bağlayamaz.
- Yanlış adlandırmada taraflar sözleşmeyi gerçekten ister; muvazaada istemez. Ayıran ölçüt budur.
- Esaslı noktada uyuşma varsa sözleşme kurulur; ikinci derecedeki noktada uyuşmazlığı hâkim çözer (TBK m. 2). Esaslı noktada boşluk doldurulamaz.
- Tamamlama sırası: emredici hüküm, yedek hüküm, varsayımsal irade, dürüstlük kuralı. Sıra atlanmaz; uygulanabilir bir yedek hüküm varken hâkim varsayımsal iradeye gidemez, çünkü yedek hüküm zaten kanun koyucunun kurduğu dengeyi taşır.
- Yedek kurallar ikiye ayrılır: tamamlayıcı kural boşluğu doldurur, yorumlayıcı kural belirsiz ifadeye anlam verir.
- Genel işlem koşullarında belirsiz kayıt düzenleyenin aleyhine yorumlanır (TBK m. 23); diğer sözleşmelerde aynı ilke dürüstlük kuralından çıkarılır.
- Aleyhe yorum son çaredir; belirsizlik yorumla giderilebiliyorken bu ilkeye gidilmez.
Kurulmuş bir sözleşmenin ne anlama geldiği her zaman açık değildir; taraflar bazı noktaları hiç düzenlememiş de olabilir. Bu başlık iki ayrı işlemi inceler: var olan bir beyanın anlamını belirleyen yorum ve hiç düzenlenmemiş bir noktayı dolduran tamamlama. İkisi sırayla yapılır — hangi noktanın boş kaldığı ancak yorumdan sonra anlaşılır.
A. Yorumda Güven İlkesi
Yorumun çıkış noktası kanunda gösterilmiştir: bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır (TBK m. 19). Madde yalnız nitelendirmeyi değil, yorumu da kapsar.
Buradan iki basamaklı bir yöntem doğar. Birinci basamakta tarafların gerçek ve ortak iradesi araştırılır; bu irade belirlenebiliyorsa sözcüklerin ne dediğinin önemi yoktur. Belirlenemiyorsa ikinci basamağa geçilir ve güven ilkesi devreye girer: beyan, muhatabın dürüstlük kuralına göre ona vermek zorunda olduğu anlamla hüküm doğurur.
Güven ilkesi, iki uç görüşün arasında kurulmuş bir dengedir. Yalnız beyan sahibinin iç iradesini esas alan anlayış muhatabı korumasız bırakır; yalnız beyanın sözlük anlamını esas alan anlayış ise beyan sahibini en küçük ifade hatasında bağlar. Türk hukuku ikisinin ortasını seçer ve ölçütü makul bir muhatabın anlayacağı anlam olarak belirler.
Yorumda tek bir veriye bakılmaz; şu unsurlar birlikte değerlendirilir:
- sözleşmede kullanılan sözcükler ve metnin bütünü içindeki yeri;
- tarafların görüşme sırasındaki davranışları ve yazışmaları;
- sözleşmenin kurulmasından sonraki uygulama biçimi, yani tarafların onu fiilen nasıl anladığı;
- işin niteliği, tarafların sıfatı ve ilgili alandaki teamül;
- sözleşmeyle güdülen amaç.
Bu unsurlar arasında sıralama yoktur; hangisinin ağır basacağı somut olaya göre değişir. Uygulamada en güçlü delil çoğu zaman tarafların sözleşmeyi kendi aralarında nasıl uyguladığıdır.
B. Yanlış Adlandırmanın Etkisi
Aynı hükümden çıkan ikinci sonuç, yanlış adlandırmanın sonuca etki etmemesidir. Taraflar aynı şeyi kastediyorsa, ona verdikleri ad yanlış olsa bile sözleşme kastedilen içerikle hüküm doğurur. Sözleşmeyi "kira" diye adlandıran ama aslında finansal kiralama kurgusu yapan taraflar, koydukları başlıkla bağlı değildir.
Aynı düşünce nitelendirme için de geçerlidir. Bir sözleşmenin hangi tipe girdiği, tarafların koyduğu başlığa göre değil, doğurduğu hak ve borçlara göre belirlenir. Nitelendirme hâkimin işidir ve taraflar onu bağlayamaz; uygulanacak yedek hükümler bu nitelendirmeye göre seçileceği için sonucu doğrudan etkiler.
Yanlış adlandırmayı muvazaadan ayıran nokta kasıttır: yanlış adlandırmada taraflar gerçekten o sözleşmeyi istemekte, yalnız adını yanlış koymaktadır; muvazaada ise gösterilen işlemin sonuçları hiç istenmemektedir.
C. Sözleşme Boşluğu ve Tamamlanması
Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile sözleşme kurulmuş sayılır; ikinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar. Kanun bir de sınır koyar: sözleşmelerin şekline ilişkin hükümler saklıdır (TBK m. 2). Esaslı noktalarda uyuşmak, şekle bağlı bir sözleşmede şekil şartını aşmaz.
Sözleşme boşluğu, tarafların düzenlemesi gereken ama düzenlemedikleri bir noktanın bulunmasıdır. İki ölçüte göre ayrılır:
- Bilinçli boşluk, tarafların noktayı gördüğü ama düzenlemeyi sonraya bıraktığı hâldir. Bilinçsiz boşlukta ise nokta hiç akla gelmemiştir.
- Başlangıçtaki boşluk sözleşmenin kurulduğu anda vardır; sonraki boşluk şartların değişmesiyle ortaya çıkar.
Ayrım tamamlamanın yönünü etkiler: bilinçli boşlukta tarafların iradesi zaten "sonra kararlaştıralım" yönündedir ve hâkim bu iradeyi gözetir; bilinçsiz boşlukta ise doğrudan varsayımsal irade araştırılır. Boşluğu kısmi hükümsüzlükten ayırmak da gerekir: orada bir hüküm vardır ama geçersizdir, burada hiç hüküm yoktur.
Tamamlama belirli bir sırayla yapılır ve sıranın atlanması yanlış sonuç verir:
- Önce konuya ilişkin emredici hüküm aranır; varsa tartışma biter, o hüküm uygulanır.
- Emredici hüküm yoksa yedek hukuk kuralına bakılır.
- Yedek kural da yoksa hâkim tarafların varsayımsal iradesini araştırır: dürüst ve makul taraflar bu noktayı görselerdi nasıl düzenlerlerdi?
- Bunların hiçbiri sonuç vermiyorsa dürüstlük kuralı ve işin niteliği devreye girer.
Hâkimin tamamlaması, tarafların yapmadığı bir sözleşmeyi kurmak anlamına gelmez; boşluk yalnız ikinci derecedeki noktalarda doldurulabilir. Esaslı noktada anlaşma yoksa ortada tamamlanacak bir sözleşme de yoktur.
D. Yedek Hukuk Kurallarının İşlevi
Yedek hukuk kuralları, tarafların aksini kararlaştırabileceği ve kararlaştırmadıkları sürece uygulanan kurallardır. Kanunun özel borç ilişkilerine ayrılan bölümü büyük ölçüde bu kurallardan oluşur ve işlevleri sözleşmeyi tamamlamaktır.
İki türü ayrılır. Tamamlayıcı kurallar sözleşmede hiç düzenlenmemiş bir noktayı doldurur; satışta ayıp bildirimine, giderlerin paylaşımına veya ifa yerine ilişkin hükümler böyledir. Yorumlayıcı kurallar ise sözleşmede kullanılan ama anlamı belirsiz kalan bir ifadeye anlam verir; bunlar kanunu değil, tarafların sözünü yorumlar.
Yedek kuralın varlığı hâkimin takdirini kapatır: uygulanabilir bir yedek hüküm varken hâkim doğrudan varsayımsal iradeye gidemez. Kural bu sırayı korur, çünkü yedek hükümler zaten kanun koyucunun bulduğu dengeyi taşır.
E. Aleyhe Yorum İlkesi
Sözleşmede kalan belirsizliğin riskini kim taşır? Yerleşik ilke, belirsiz kaydın onu kaleme alan tarafın aleyhine yorumlanmasıdır. Gerekçesi basittir: belirsizliği önleme imkânı metni hazırlayanın elindedir.
Genel işlem koşullarında bu ilke kanun hükmü hâline getirilmiştir: açık ve anlaşılır olmayan veya birden çok anlama gelen koşul, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır (TBK m. 23). Genel işlem koşulu bulunmayan sözleşmelerde ise ilke kanunda yazılı değildir, ama dürüstlük kuralının bir görünümü olarak uygulanır.
İlkenin sırası önemlidir: aleyhe yorum son çaredir. Önce gerçek ve ortak irade araştırılır, sonra güven ilkesiyle makul anlam belirlenir; belirsizlik bunlardan sonra da sürüyorsa aleyhe yorum devreye girer. Belirsizlik giderilebiliyorken doğrudan bu ilkeye gitmek yöntem hatasıdır.
Örnek olay
(E) ile (F), (E)'nin deposunu (F)'ye bırakmasına ilişkin bir sözleşme imzalamışlardır. Metnin başlığı "Saklama Sözleşmesi"dir, ama içeriğinde (F)'nin depoyu kendi ticari faaliyetinde kullanacağı, karşılığında aylık bir bedel ödeyeceği ve bakım giderlerini üstleneceği yazılıdır. Sözleşmede ödemenin nereye yapılacağı düzenlenmemiştir. Ayrıca metinde "yıllık artış, ilgili endekse göre yapılır" kaydı vardır; sözleşmeyi (E) hazırlamıştır ve hangi endeksin kastedildiği yazılı değildir. Uyuşmazlıkta (E), kendisine daha yüksek artış sağlayan endeksi ileri sürmektedir.
Değerlendirme: Önce nitelendirme yapılır ve bunu tarafların koyduğu başlık değil, sözleşmenin doğurduğu hak ve borçlar belirler. Bir şeyin kullanılmasının belirli bir bedel karşılığında bırakılması kira sözleşmesinin tanımına girer; saklamada ise amaç eşyanın muhafazasıdır ve saklayan onu kullanamaz. Metnin başlığı "saklama" olsa da ilişki kira sözleşmesidir. Nitelendirme hâkimin işidir ve taraflar onu bağlamaz (TBK m. 19); sonucu doğrudur, çünkü uygulanacak yedek hükümler buna göre seçilecektir.
Endeks kaydı ise bir boşluk değil, bir belirsizliktir; bu yüzden tamamlama değil yorum yapılır. Önce tarafların gerçek ve ortak iradesi araştırılır: görüşme yazışmaları, önceki dönem uygulamaları veya sektördeki yerleşik kullanım belirli bir endeksi işaret ediyorsa tartışma orada biter. Bu yolla sonuca ulaşılamazsa güven ilkesi uygulanır ve makul bir muhatabın o kayda vereceği anlam esas alınır.
Ödeme yeri bakımından bir sözleşme boşluğu vardır. Tamamlama sırası izlenir: konuya ilişkin bir emredici hüküm bulunmadığına göre yedek hükme bakılır ve kanunun ifa yerine ilişkin düzenlemesi bu boşluğu doldurur. Uygulanabilir bir yedek hüküm bulunduğu için hâkim tarafların varsayımsal iradesini araştırmaya geçmez; sıra atlanmaz.
Belirsizlik bundan sonra da sürüyorsa son çare aleyhe yorumdur. Metni (E) hazırladığına göre belirsiz kayıt onun aleyhine, (F)'nin lehine yorumlanır; (E)'nin kendisine en yüksek artışı sağlayan endeksi seçme talebi bu ilkeye takılır. Sözleşmede genel işlem koşulu varsa bu sonuç doğrudan kanundan çıkar (TBK m. 23); yoksa aynı ilke dürüstlük kuralına dayandırılır.
Olayda üç ayrı işlem arka arkaya yapılmıştır ve sırası karıştırılmamalıdır: önce yorum (beyanlar ne anlama gelir), sonra nitelendirme (bulunan içerik hukuken hangi sözleşmedir), en sonda tamamlama (hiç düzenlenmemiş nokta nasıl doldurulur). Sıra bu yöndedir, çünkü bir sözleşmenin türü ancak yorumla belirlenen gerçek içeriğine göre saptanır (TBK m. 19); yorum yapılmadan hangi noktanın gerçekten boş kaldığı da bilinemez.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 2 soru eşleşti, ilk 2 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2009 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2012 SAYIŞTAY
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 3 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.