EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 13 / 54

Tazminatın Belirlenmesi ve Dava

7 Hâkimlik 2 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Önceki iki başlık sorumluluğun doğup doğmadığını inceledi. Bu başlık bir sonraki soruyu sorar: sorumluluk doğduysa ne kadar ödenecek, hangi kalemler indirilecek ve dava hangi kurallara tabi olacak?

Çerçeve

  • Zararın ve Tazminatın Hesaplanması
  • Tazminatın İndirilmesi Sebepleri
  • Müterafik Kusur ve Zararı Azaltma Yükü
  • Manevi Tazminatın Belirlenmesi
  • Geçici Ödemeler
  • Ceza Hukuku ile İlişki ve Zamanaşımı

Tanımlar ve Şartlar

  • Toptan ödeme — tazminatın tek seferde ve sermaye olarak ödenmesi; uygulamanın kuralı budur.
  • İrat biçiminde ödeme — tazminatın dönemsel olarak ödenmesi. Bu hâlde borçlu güvence göstermekle yükümlüdür, çünkü alacaklının uzun yıllara yayılan alacağı borçlunun ödeme gücüne bağlı kalır.
  • Faizin başlangıcı ikiye ayrılır: çalışma gücü kaybı ile destekten yoksun kalma tazminatlarında kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata haksız fiil tarihinden, bilinemediği döneme ilişkin tazminata karar tarihinden kanuni faiz işler.
  • Ön ödemelerin mahsubu yalnız çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatları için işler, bütün bedensel zarar kalemleri için değil: tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminattan oransal mahsup edilir.
  • Tazminat istemi — zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten on yıl (TBK m. 72).
  • Ceza zamanaşımı — fiil, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilse o süre uygulanır.

Kurallar

  • Zarar gören zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir (TBK m. 52).
  • Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir (TBK m. 56).
  • Kanun burada hâkime alternatif bir yol da açar: hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine başka bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir (TBK m. 58).
  • Gerçek olmayan haberlerin yayılması veya bu tür ilanların yapılması ya da dürüstlük kurallarına aykırı diğer davranışlarda bulunulması yüzünden müşterileri azalan ya da onları kaybetme tehlikesiyle karşılaşan kişi, bu davranışlara son verilmesini ve kusurun varlığı hâlinde zararının giderilmesini isteyebilir (TBK m. 57).
  • Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir (TBK m. 76).
  • Bedensel zararın kapsamı karar verme sırasında tam olarak belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir (TBK m. 75).
  • Kanun bir de savunma imkânı tanır: haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir (TBK m. 72).

Sınav Notu

  • İspat yükü zarar görendedir; miktarı ispat edilemiyorsa hâkim hakkaniyete göre belirler (TBK m. 50). Kolaylık yalnız miktara ilişkindir.
  • Hâkim tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler; irat biçiminde ödemede borçlu güvence göstermelidir (TBK m. 51).
  • TBK m. 55'in üç kuralı: sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesap · rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ve ifa amacı taşımayan ödemeler indirilemez · hesaplanan tazminat miktar esas alınarak hakkaniyetle artırılıp azaltılamaz. Hüküm idari eylem ve işlemlere de uygulanır.
  • 2026 değişikliği: kazancın bilindiği dönemde faiz haksız fiil tarihinden, bilinemediği dönemde karar tarihinden işler; tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel ödeme tarihine göre oransal mahsup edilir.
  • İndirim sebepleri: zarar görenin razı olması, zararın doğmasında veya artmasında etkili olması, yükümlünün durumunu ağırlaştırması. Hâkim indirebilir veya tamamen kaldırabilir (TBK m. 52).
  • Hafif kusur + yoksulluğa düşme + hakkaniyet üçü birlikte gerçekleşirse indirim yapılır; biri eksikse yapılmaz.
  • Müterafik kusur illiyeti kesmez, tazminatı azaltır. Kesme için zarar görenin kusuru, zarar verenin etkisini tamamen ortadan kaldırmalıdır.
  • Zararı azaltma bir külfettir, yükümlülük değil: ihlali karşı tarafa dava hakkı vermez, yalnız zarar görenin tazminatını azaltır.
  • Manevi tazminat: bedensel bütünlük zedelenmesinde zarar görene; ağır bedensel zarar veya ölümde yakınlarına da (TBK m. 56). Bu, yansıma zararın istisnasıdır.
  • Kişilik hakkı zedelenmesinde hâkim para yerine başka giderim biçimi kararlaştırabilir veya ekleyebilir; kınama kararı verip yayımlatabilir (TBK m. 58).
  • Haksız rekabette son verme talebi kusur aramaz, tazminat talebi arar (TBK m. 57).
  • Geçici ödemede üç şart: inandırıcı kanıt, ekonomik durum, istem. Hâkim resen karar veremez; ödemeler mahsup edilir, tazminata hükmedilmezse yasal faiziyle geri alınır (TBK m. 76).
  • Bedensel zararın kapsamı belirlenemiyorsa hâkim kararın kesinleşmesinden iki yıl içinde hükmü değiştirme yetkisini saklı tutabilir; yetki karara yazılmamışsa kullanılamaz (TBK m. 75).
  • Hukuk hâkimi ceza hukukunun sorumluluk hükümleriyle, beraat kararıyla, ceza hâkiminin kusur ve zarar değerlendirmesiyle bağlı değildir (TBK m. 74). Madde yalnız neyle bağlı olmadığını sayar; maddi vakıanın varlığına ilişkin kesin tespitlere bağlılık maddenin lafzından değil, öğretiden gelir.
  • Zamanaşımı: tazminatta iki / on yıl, ceza zamanaşımı daha uzunsa o; rücuda iki / on yıl ve başlangıç tazminatın tamamının ödenmesidir.

Önceki iki başlık sorumluluğun doğup doğmadığını inceledi. Bu başlık bir sonraki soruyu sorar: sorumluluk doğduysa ne kadar ödenecek, hangi kalemler indirilecek ve dava hangi kurallara tabi olacak? Konu uygulamanın en yoğun alanıdır ve kanunun buradaki hükümleri son yıllarda birkaç kez değişmiştir.

A. Zararın ve Tazminatın Hesaplanması

Başlangıç noktası ispat yüküdür: zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır (TBK m. 50). Kanun bu yükü bir noktada hafifletir — uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak miktarı hakkaniyete uygun olarak belirler.

Tazminatın belirlenmesinde hâkimin takdir yetkisi vardır. Hâkim tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler (TBK m. 51). Ödenme biçimi bakımından iki seçenek vardır:

  • Toptan ödeme — tazminatın tek seferde ve sermaye olarak ödenmesi; uygulamanın kuralı budur.
  • İrat biçiminde ödeme — tazminatın dönemsel olarak ödenmesi. Bu hâlde borçlu güvence göstermekle yükümlüdür, çünkü alacaklının uzun yıllara yayılan alacağı borçlunun ödeme gücüne bağlı kalır.

Bedensel zararlar ile destekten yoksun kalma zararlarının hesabı ayrı bir maddeye bağlanmıştır ve bu madde uygulamanın en çok tartışılan hükmüdür. Kurallar şunlardır (TBK m. 55):

  • Bu zararlar, kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır.
  • Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler, zararın belirlenmesinde gözetilemez; zarardan veya tazminattan indirilemez.
  • Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz.
  • Hüküm, her türlü idari eylem ve işlem ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı ölüm ve bedensel zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.

Üçüncü kural özellikle dikkat ister: hâkim hesabın sonucuna bakarak "bu miktar çok yüksek" ya da "çok düşük" diyerek düzeltme yapamaz. Hakkaniyet, hesabın içindeki ölçütlerde işler; hesabın sonucunda değil.

Maddeye 16 Temmuz 2026 tarihli değişiklikle iki fıkra eklenmiş ve uzun süredir tartışılan iki nokta çözülmüştür:

  • Faizin başlangıcı ikiye ayrılmıştır. Çalışma gücü kaybı ile destekten yoksun kalma tazminatlarında, zarar görenin veya destekte bulunanın kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminata haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; kazancının bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
  • İfa amacıyla yapılan ön ödemelerin mahsubu düzenlenmiştir — yalnız çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma zararlarına bağlı tazminatlar için, bütün bedensel zarar kalemleri için değil. Tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.

B. Tazminatın İndirilmesi Sebepleri

Sorumluluk doğduktan sonra tazminat, kanunun saydığı sebeplerle azaltılabilir. Zarar gören zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir (TBK m. 52).

Hükmün iki ayrıntısı sınavda ölçülür. Birincisi, yaptırım yalnız indirim değildir; hâkim tazminatı tamamen de kaldırabilir. İkincisi, bu sonuç hâkimin takdirine bırakılmıştır; kanun "indirir" değil "indirebilir" demektedir.

Kanun ikinci fıkrada sosyal bir denge kurar: zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim tazminatı indirebilir. Üç şart birlikte aranır; kusur ağırsa ya da yükümlü yoksulluğa düşmeyecekse bu indirim yapılamaz.

C. Müterafik Kusur ve Zararı Azaltma Yükü

Müterafik kusur, zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına kendi davranışıyla katkıda bulunmasıdır. Emniyet kemeri takmamak, kask kullanmamak, tehlikeli bir yolculuğa bilerek katılmak bu kapsamdadır.

Burada dikkat edilmesi gereken ayrım şudur: müterafik kusur illiyeti kesmez, tazminatı azaltır. İlliyetin kesilmesi için zarar görenin kusurunun, zarar verenin davranışının etkisini tamamen ortadan kaldıracak ağırlıkta olması gerekir. Bu eşiğe ulaşmayan her katkı indirim sebebidir.

Zararı azaltma yükü ise zarar gördükten sonra işler: zarar gören, kendisinden beklenebilecek makul önlemleri alarak zararın büyümesini engellemekle yüklüdür. Tedaviyi reddeden ya da hasarlı aracı korumasız bırakan zarar gören, bu yüzden büyüyen zararı isteyemez.

Bu bir yükümlülük değil külfettir ve ayrım önemlidir:

  • Yükümlülüğün ihlali karşı tarafa dava hakkı verir; zararı azaltma külfetinin ihlali vermez.
  • Külfetin yaptırımı yalnız kendi hakkının azalmasıdır; zarar gören tazminatın bir kısmını kaybeder.

D. Manevi Tazminatın Belirlenmesi

Manevi tazminat üç ayrı hükümde düzenlenmiştir ve dayanakları farklıdır.

Bedensel bütünlüğün zedelenmesinde hâkim, olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir (TBK m. 56). İkinci fıkra, yansıma zararın tazmin edilmemesi kuralının istisnalarından biridir.

Kişilik hakkının zedelenmesinde zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Kanun burada hâkime alternatif bir yol da açar: hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine başka bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir (TBK m. 58).

Haksız rekabette ise düzen farklıdır. Gerçek olmayan haberlerin yayılması veya bu tür ilanların yapılması ya da dürüstlük kurallarına aykırı diğer davranışlarda bulunulması yüzünden müşterileri azalan ya da onları kaybetme tehlikesiyle karşılaşan kişi, bu davranışlara son verilmesini ve kusurun varlığı hâlinde zararının giderilmesini isteyebilir (TBK m. 57). İki talebin şartları ayrıdır: son verme talebi kusur aramaz, tazminat talebi arar. Ticari işlere ait haksız rekabet hakkında Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklıdır.

E. Geçici Ödemeler

Tazminat davaları uzun sürer; zarar gören ise tedavi ve geçim masraflarını hemen karşılamak zorundadır. Kanun bu boşluğu geçici ödeme kurumuyla doldurur.

Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir (TBK m. 76). Üç unsur birlikte aranır — inandırıcı kanıt, ekonomik ihtiyaç ve zarar görenin istemi; hâkim bu karara kendiliğinden varamaz.

Geçici ödemenin hesabı sonradan kapatılır: yapılan ödemeler hükmedilen tazminata mahsup edilir; tazminata hükmedilmezse hâkim, davacının aldığı geçici ödemeleri yasal faizi ile birlikte geri vermesine karar verir.

Buna yakın bir imkân daha vardır. Bedensel zararın kapsamı karar verme sırasında tam olarak belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir (TBK m. 75). Yetkinin saklı tutulması karara yazılmalıdır; yazılmamışsa sonradan kullanılamaz.

F. Ceza Hukuku ile İlişki ve Zamanaşımı

Aynı fiil hem suç hem haksız fiil olabilir; bu durumda iki yargılama yan yana yürür. Kanun hukuk hâkiminin bağımsızlığını açıkça korur (TBK m. 74):

  • Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı ve ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı değildir.
  • Ceza hâkiminin verdiği beraat kararı da hukuk hâkimini bağlamaz.
  • Ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da bağlamaz.

Bağımsızlığın sınırı, ceza mahkemesinin maddi olayın varlığına ilişkin kesinleşmiş tespitleridir; hukuk hâkimi fiilin gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda bu tespitlerle bağlıdır, değerlendirme konularında değil.

Zamanaşımı bakımından ise üç süre bir arada okunur:

  • Tazminat istemi — zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten on yıl (TBK m. 72).
  • Ceza zamanaşımı — fiil, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilse o süre uygulanır.
  • Rücu istemi — tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlunun öğrenildiği tarihten iki yıl, her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten on yıl (TBK m. 73).

Kanun bir de savunma imkânı tanır: haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir (TBK m. 72).

Örnek olay

(S), kırmızı ışıkta geçen (T)'nin aracının çarpması sonucu ağır yaralanmış, iki yıl çalışamamış ve kalıcı olarak çalışma gücünün yüzde kırkını yitirmiştir. (S) kaza sırasında emniyet kemeri takmamıştır ve bilirkişi, kemer takılsaydı yaralanmanın belirgin biçimde hafif olacağını belirlemiştir. (T)'nin sigortacısı, dava açılmadan önce (S)'ye 150.000 TL ödemiş, ödeme belgesine "ifa amacıyla" yazılmıştır. (S) ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumundan sürekli iş göremezlik geliri almaktadır. Yargılama sırasında (T) ceza mahkemesinde delil yetersizliğinden beraat etmiştir. (S), tedavi masraflarını karşılayamadığı için dava sırasında geçici ödeme talebinde bulunmuştur.

Değerlendirme: Emniyet kemeri takmamak bir müterafik kusurtur. Buradaki ilk soru illiyetin kesilip kesilmediğidir: kazanın sebebi kırmızı ışıkta geçmek olduğuna göre (S)'nin kusuru, (T)'nin davranışının etkisini tamamen ortadan kaldırmaz. İlliyet kesilmez; hâkim zararın artmasına katkı oranında tazminattan indirim yapar (TBK m. 52). İndirim zararın tamamına değil, kemer takılsaydı doğmayacak olan kısmına yöneliktir.

Sosyal güvenlik geliri bakımından kural nettir. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri, zararın belirlenmesinde gözetilemez ve tazminattan indirilemez (TBK m. 55). Kurumun rücu edebildiği kısım zaten mükerrer ödemeyi önler; rücu edilemeyen kısım ise (S)'nin tazminatını azaltmaz.

Sigortacının ödediği 150.000 TL farklı bir rejime tabidir; bu ödeme ifa amacı taşımaktadır. 2026 değişikliğiyle eklenen kurala göre, tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Ödemenin nominal tutarı karar tarihindeki tazminattan doğrudan düşülmez; mahsup, ödeme tarihindeki tazminata oranlanarak yapılır.

Faiz başlangıcı da aynı değişiklikle ikiye ayrılmıştır. (S)'nin kazancının bilindiği döneme — çalıştığı ve geliri belgelenen döneme — ilişkin hesaplanan tazminata kaza tarihinden; kazancının bilinemediği ileriki döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.

(T)'nin ceza mahkemesindeki beraatı hukuk davasını bağlamaz. Hukuk hâkimi, zarar verenin kusurunun olup olmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve beraat kararıyla bağlı değildir (TBK m. 74). Beraat delil yetersizliğinden verildiğine göre, maddi olayın hiç gerçekleşmediğine dair kesinleşmiş bir tespit de yoktur; hukuk hâkimi kusuru kendi ölçütleriyle değerlendirir.

Geçici ödeme talebi için üç şart aranır: (S) iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunmalı, ekonomik durumu gerektirmeli ve talep kendisinden gelmelidir (TBK m. 76). Üçü de olayda gerçekleşmiştir. Hükmedilecek geçici ödemeler sonradan tazminata mahsup edilir; dava reddedilirse (S) aldıklarını yasal faiziyle geri verir.

Son olarak bir varsayım: olayda çalışma gücü kaybı kalıcı ve oranı belirli olduğu için aşağıdaki hüküm burada işlemez, ama sınavda yanına konulur. Bedensel zararın kapsamı karar sırasında tam belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir (TBK m. 75). Bu yetki karara açıkça yazılmalıdır; yazılmazsa sonradan kullanılamaz ve (S) değişen durumunu ileri süremez.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 9 soru eşleşti, ilk 9 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2025 HMGS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre haksız fiilden doğan borç ilişkilerinde sorumlulukla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren kişi sebep olduğu zararı gidermekle yükümlüdür.
B) Hâkim, uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemediğinde zarar görenin alması gerektiği önlemleri de göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.
C) Hâkim, zarara ağır kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsünün tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olması hâlinde tazminatı resen indirir.
D) Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse borçlu, güvence göstermekle yükümlü olur.
E) Zararı ve zarar verenin kusurunu ispat yükü kural olarak zarar görene aittir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 2 2025 HMGS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre haksız fiil sorumluluğundan doğan tazminat davalarında, davalının zarar görene yapacağı geçici ödemelerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Zarar görenin, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunması gerekir.
B) Zarar görenin ekonomik durumunun geçici ödeme yapılmasını haklı göstermesi gerekir.
C) Hâkim, zarar görene geçici ödeme yapılmasına resen karar verebilir.
D) Hâkim, tazminata hükmedilmezse davacının aldığı geçici ödemelerin yasal faiziyle birlikte geri verilmesine karar verir.
E) Davalının yapmış olduğu geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 3 2025 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
I.Kazanç kaybıII.Tedavi giderleriIII.Çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göreyukarıdakilerden hangileri haksız fiillerden doğan borç ilişkilerinde bedensel zararlar kapsamında sayılmıştır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 4 2024 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre bedensel zararların özellikle içerdiği hususlar arasında aşağıdakilerden hangisi sayılmamıştır?
A) Kazanç kaybı
B) Destekten yoksun kalan kişilerin bu nedenle uğradığı kayıplar
C) Tedavi giderleri
D) Çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan kayıplar
E) Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 5 2025 İYÖS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre geçici ödemelerle ilgili,I.Hâkim resen geçici ödeme yapılmasına karar veremez.II.Sadece haksız fiilden kaynaklı maddi tazminat davalarında hükmedilebilir.III.Dava sonucunda tazminata hükmedilmezse hâkim, zarar görenin aldığı geçici ödemelerin yasal faiziyle birlikte geri verilmesine karar verir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 6 2020 KPSS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, aşağıdakilerin hangisi hukuka aykırılığı kaldıran hâllerden biri değildir?
A) Kanunun verdiği yetkinin kullanılması
B) Zarar görenin kusuru
C) Haklı savunma
D) Zorunluluk hâli
E) Zarar görenin rızası
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 7 2018 ADLİ HAKİMLİK
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, haksız fiil sorumluluğundan doğan tazminat davalarında davalının zarar görene yapacağı geçici ödemelere ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Zarar görenin, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunması gerekir.
B) Hâkim, zarar görene geçici ödeme yapılmasına re'sen de karar verebilir.
C) Davacının davasının haklılığına karar verilirse davalı tarafından yapılan geçici ödeme, hükmedilen tazminattan mahsup edilir.
D) Zarar görenin ekonomik durumunun geçici ödeme yapılmasını haklı göstermesi gerekir.
E) Davacının davasının haklı olmadığına karar verildiği takdirde hâkim, geçici ödemenin yasal faiziyle davalıya iade edilmesine karar verir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 8 2012 AVUKATLAR İÇİN İDARİ HAKİMLİK
Türk Borçlar Kanunu ile getirilen geçici ödemelerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Geçici ödemelere ilişkin hüküm sadece haksız fiil davalarında değil, sözleşmeye dayanan tazminat davalarında da uygulanabilir.
B) Hâkim, hükmedeceği tazminatı aşan geçici ödemeye karar veremez.
C) Hâkim ancak istem üzerine, davalının zarar gören davacıya geçici ödeme yapmasına karar verebilir.
D) Geçici ödemeye hükmedilmesi için zarar gören davacının ekonomik durumunun geçici ödemeyi gerektirmesi gerekir.
E) Geçici ödemeye hükmedilmesi için zarar gören davacının davayı açarken veya bunu takiben mahkemeye haklılığını gösteren, kesin delil niteliğini taşıyan kanıtlar sunmuş olması gerekir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 9 2012 SAYIŞTAY
Borçlar hukukuna göre, geçici ödemelere ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Geçici ödemeler eski Borçlar Kanunu'nda olmayıp Türk Borçlar Kanunu ile getirilen yeni bir düzenlemedir.
B) Türk Borçlar Kanunu ile geçici ödemelere ilişkin getirilen hüküm sadece haksız fiil sorumluluğu ile ilgili olmayıp sözleşmeye aykırılık nedeniyle doğacak tazminat davaları için de uygulanabilecektir.
C) Hâkimin, geçici ödemeye karar verebilmesi için iddianın haklılığını gerçeğe yakın gösteren kanıtların sunulmuş olması gerekir.
D) Dava sonunda tazminata hükmedildiği takdirde davalının yaptığı geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir.
E) Hâkim, geçici ödemeye kendiliğinden karar verebilir, zarar görenin talepte bulunmasına gerek yoktur.
Cevabı göster
Cevap: E.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 5 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 81
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre haksız fiilden doğan zararın ve tazminatın hesaplanmasına ilişkin olarak:I.Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.II.Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bedensel zararın belirlenmesinde gözetilmez ve tazminattan indirilmez.III.Hesaplanan tazminat, miktarı çok yüksek bulunduğu takdirde hâkim tarafından hakkaniyet düşüncesiyle azaltılabilir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Kanun ispat yükünü zarar görene bırakır, ancak miktar tam olarak ispat edilemiyorsa hâkime hakkaniyete göre belirleme yetkisi tanır; I bu yüzden doğrudur. Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemelerin indirilemeyeceği de kanunda açıkça yazılıdır ve II doğrudur. III ise kanunun tersini söyler: hesaplanan tazminat miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle ne artırılabilir ne azaltılabilir. Hakkaniyet hesabın içindeki ölçütlerde işler, hesabın sonucunda değil. Doğru ifadeler I ve II'dir.

Şık analizi

A) II'yi dışarıda bırakır; oysa rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin tazminattan indirilemeyeceği kanunda açık bir kuraldır.
B) I'i dışarıda bırakır; miktarı ispat edilemeyen zararda hâkimin hakkaniyete göre belirleme yapması kanunun kendi getirdiği kolaylıktır.
D) III'ü doğru sayar; hâkim hesabın sonucuna bakarak tazminatı azaltamaz, bu yol kanunla kapatılmıştır.
E) Üç ifadeyi de doğru sayar; III kanunun açık hükmüne aykırı olduğu için bu birleşim olamaz.
Soru 82
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre haksız fiil sorumluluğunda hâkimin tazminatı indirmesine ya da tamamen kaldırmasına imkân veren, kanunda düzenlenen sebeplerle ilgili aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Zarara ağır kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olursa hâkim hakkaniyet gereği tazminatı indirebilir.
B) Zarar görenin zararı doğuran fiile razı olmuş olması hâlinde hâkim, tazminatı indirebileceği gibi tamamen de kaldırabilir.
C) Zararın doğumuna ya da büyümesine zarar görenin kendi davranışıyla katkıda bulunması da kanunda indirim sebebi olarak yer alır.
D) Zarar görenin tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış olması da hâkimin tazminatı indirmesini haklı kılan sebeplerden biridir.
E) Kanun, bu sebeplerin bulunduğu hâllerde hâkime indirim yapma zorunluluğu değil, olayın özelliklerine göre kullanılacak bir takdir yetkisi tanımıştır.
Cevabı göster
Cevap: A. Yoksulluğa düşme sebebiyle indirim, kanunun aradığı üç şart birlikte gerçekleştiğinde yapılabilir: tazminat yükümlüsünün kusuru hafif olmalı, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olmalı ve hakkaniyet de indirimi gerektirmelidir. A şıkkı bu üç şarttan ilkini tersine çevirip ağır kusurdan söz ettiği için yanlıştır; kusur ağırsa yükümlü yoksulluğa düşecek olsa bile bu indirim yapılamaz.

Şık analizi

B) Zarar görenin fiile razı olması kanunda sayılan indirim sebeplerindendir ve hâkim tazminatı tamamen de kaldırabilir.
C) Zararın büyümesine zarar görenin kendi davranışıyla katkıda bulunması, kanunun saydığı indirim sebeplerindendir.
D) Zarar görenin tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırması da aynı maddede sayılan indirim sebeplerinden biridir.
E) Kanun "indirebilir" diyerek hâkime takdir yetkisi tanır; indirim bu sebeplerin varlığında kendiliğinden gerçekleşmez.
Soru 83
Zarar görenin zararı azaltmak için makul önlemleri alması, hukuki niteliği bakımından aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yükümlülük
B) Külfet
C) Borç
D) Def'i
E) Koşul
Cevabı göster
Cevap: B. Zarar gören, zarar doğduktan sonra kendisinden beklenebilecek makul önlemleri alarak zararın büyümesini engellemekle yüklüdür. Bu bir külfettir: ihlal edildiğinde karşı tarafa dava hakkı doğmaz, yaptırımı yalnız zarar görenin kendi hakkının azalmasıdır. Tedaviyi reddeden ya da hasarlı aracı korumasız bırakan zarar gören, bu yüzden büyüyen zararı isteyemez; ama zarar veren ondan önlem almasını dava yoluyla talep edemez.

Şık analizi

A) Yükümlülüğün ihlali karşı tarafa dava hakkı verir; zararı azaltma külfetinde böyle bir dava hakkı doğmaz.
C) Borçta alacaklı edimin yerine getirilmesini isteyebilir; zarar veren, zarar görenden önlem almasını isteyemez.
D) Def'i, borcu ödemekten kaçınma yetkisidir ve zararın büyümesini engelleme davranışıyla ilgisi yoktur.
E) Koşul, bir hukuki sonucun gelecekteki belirsiz bir olaya bağlanmasıdır; burada böyle bir bağlama yoktur.
Soru 84
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, bedensel zararın kapsamı karar verme sırasında tam olarak belirlenemiyorsa hâkimin tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabileceği süre, hangi tarihten başlayarak ne kadardır?
A) Karar tarihinden bir yıl
B) Dava tarihinden iki yıl
C) Karar tarihinden iki yıl
D) Kesinleşmeden başlayarak beş yıl
E) Kesinleşmeden başlayarak iki yıl
Cevabı göster
Cevap: E. Bedensel zararın kapsamı karar verme sırasında tam olarak belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir. Başlangıç anı kararın verildiği tarih değil kesinleştiği tarihtir. Ayrıca bu yetkinin karara açıkça yazılması gerekir; yazılmamışsa süre içinde bile olsa sonradan kullanılamaz.

Şık analizi

A) Hem başlangıç anını hem süreyi yanlış verir; süre karar tarihinden değil kesinleşmeden işler ve bir yıl değildir.
B) Sürenin dava tarihinden işlemeye başlaması kanunda öngörülmemiştir; dava tarihi bu yetkiyle ilgisizdir.
C) Süreyi doğru verir ama başlangıcı yanlış alır; kanun kesinleşme tarihini esas alır.
D) Başlangıcı doğru verir ama süreyi beş yıla çıkarır; kanundaki süre iki yıldır.
Soru 85
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre haksız fiilden doğan tazminat davalarında yargılamaya ve zamanaşımına ilişkin olarak:I.Hukuk hâkimi, zarar verenin kusurunun bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hâkiminin verdiği beraat kararıyla bağlıdır.II.Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.III.Tazminat istemi zamanaşımına uğramışsa, haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından doğmuş olan borcun ifasından da artık kaçınılamaz.ifadelerinden hangileri yanlıştır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) II ve III
Cevabı göster
Cevap: D. Kanun hukuk hâkiminin bağımsızlığını açıkça korur; hâkim kusur ve ayırt etme gücü konusunda ceza hukukunun sorumluluk hükümleriyle de ceza hâkiminin beraat kararıyla da bağlı değildir, bu yüzden I yanlıştır. Rücu isteminin iki yıllık süresi ise kanunda aynen böyle düzenlenmiştir ve II doğrudur. III de yanlıştır: zarar gören, tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile haksız fiil dolayısıyla kendisine düşen borcu ifadan her zaman kaçınabilir. Yanlış ifadeler I ve III'tür.

Şık analizi

A) Yalnız I'i yanlış sayar; III de kanunun tanıdığı sürekli ifadan kaçınma imkânını ortadan kaldırdığı için yanlıştır.
B) II'yi yanlış sayar; oysa rücu isteminde iki yıllık süre kanunun kendi verdiği süredir.
C) II'yi yanlışlar arasına katar; bu ifade kanun metniyle birebir örtüşmektedir.
E) I'i doğru sayar; hukuk hâkiminin beraat kararıyla bağlı olmadığı kanunda açıkça yazılıdır.

← Kusursuz Sorumluluk HâlleriSebepsiz Zenginleşme →