Borçlar Hukuku › Başlık 13 / 54
Tazminatın Belirlenmesi ve Dava
7 Hâkimlik 2 HMGS Sorusu
Hızlı özet
Önceki iki başlık sorumluluğun doğup doğmadığını inceledi. Bu başlık bir sonraki soruyu sorar: sorumluluk doğduysa ne kadar ödenecek, hangi kalemler indirilecek ve dava hangi kurallara tabi olacak?
Çerçeve
- Zararın ve Tazminatın Hesaplanması
- Tazminatın İndirilmesi Sebepleri
- Müterafik Kusur ve Zararı Azaltma Yükü
- Manevi Tazminatın Belirlenmesi
- Geçici Ödemeler
- Ceza Hukuku ile İlişki ve Zamanaşımı
Tanımlar ve Şartlar
- Toptan ödeme — tazminatın tek seferde ve sermaye olarak ödenmesi; uygulamanın kuralı budur.
- İrat biçiminde ödeme — tazminatın dönemsel olarak ödenmesi. Bu hâlde borçlu güvence göstermekle yükümlüdür, çünkü alacaklının uzun yıllara yayılan alacağı borçlunun ödeme gücüne bağlı kalır.
- Faizin başlangıcı ikiye ayrılır: çalışma gücü kaybı ile destekten yoksun kalma tazminatlarında kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata haksız fiil tarihinden, bilinemediği döneme ilişkin tazminata karar tarihinden kanuni faiz işler.
- Ön ödemelerin mahsubu yalnız çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatları için işler, bütün bedensel zarar kalemleri için değil: tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminattan oransal mahsup edilir.
- Tazminat istemi — zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten on yıl (TBK m. 72).
- Ceza zamanaşımı — fiil, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilse o süre uygulanır.
Kurallar
- Zarar gören zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir (TBK m. 52).
- Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir (TBK m. 56).
- Kanun burada hâkime alternatif bir yol da açar: hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine başka bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir (TBK m. 58).
- Gerçek olmayan haberlerin yayılması veya bu tür ilanların yapılması ya da dürüstlük kurallarına aykırı diğer davranışlarda bulunulması yüzünden müşterileri azalan ya da onları kaybetme tehlikesiyle karşılaşan kişi, bu davranışlara son verilmesini ve kusurun varlığı hâlinde zararının giderilmesini isteyebilir (TBK m. 57).
- Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir (TBK m. 76).
- Bedensel zararın kapsamı karar verme sırasında tam olarak belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir (TBK m. 75).
- Kanun bir de savunma imkânı tanır: haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir (TBK m. 72).
Sınav Notu
- İspat yükü zarar görendedir; miktarı ispat edilemiyorsa hâkim hakkaniyete göre belirler (TBK m. 50). Kolaylık yalnız miktara ilişkindir.
- Hâkim tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler; irat biçiminde ödemede borçlu güvence göstermelidir (TBK m. 51).
- TBK m. 55'in üç kuralı: sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesap · rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ve ifa amacı taşımayan ödemeler indirilemez · hesaplanan tazminat miktar esas alınarak hakkaniyetle artırılıp azaltılamaz. Hüküm idari eylem ve işlemlere de uygulanır.
- 2026 değişikliği: kazancın bilindiği dönemde faiz haksız fiil tarihinden, bilinemediği dönemde karar tarihinden işler; tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel ödeme tarihine göre oransal mahsup edilir.
- İndirim sebepleri: zarar görenin razı olması, zararın doğmasında veya artmasında etkili olması, yükümlünün durumunu ağırlaştırması. Hâkim indirebilir veya tamamen kaldırabilir (TBK m. 52).
- Hafif kusur + yoksulluğa düşme + hakkaniyet üçü birlikte gerçekleşirse indirim yapılır; biri eksikse yapılmaz.
- Müterafik kusur illiyeti kesmez, tazminatı azaltır. Kesme için zarar görenin kusuru, zarar verenin etkisini tamamen ortadan kaldırmalıdır.
- Zararı azaltma bir külfettir, yükümlülük değil: ihlali karşı tarafa dava hakkı vermez, yalnız zarar görenin tazminatını azaltır.
- Manevi tazminat: bedensel bütünlük zedelenmesinde zarar görene; ağır bedensel zarar veya ölümde yakınlarına da (TBK m. 56). Bu, yansıma zararın istisnasıdır.
- Kişilik hakkı zedelenmesinde hâkim para yerine başka giderim biçimi kararlaştırabilir veya ekleyebilir; kınama kararı verip yayımlatabilir (TBK m. 58).
- Haksız rekabette son verme talebi kusur aramaz, tazminat talebi arar (TBK m. 57).
- Geçici ödemede üç şart: inandırıcı kanıt, ekonomik durum, istem. Hâkim resen karar veremez; ödemeler mahsup edilir, tazminata hükmedilmezse yasal faiziyle geri alınır (TBK m. 76).
- Bedensel zararın kapsamı belirlenemiyorsa hâkim kararın kesinleşmesinden iki yıl içinde hükmü değiştirme yetkisini saklı tutabilir; yetki karara yazılmamışsa kullanılamaz (TBK m. 75).
- Hukuk hâkimi ceza hukukunun sorumluluk hükümleriyle, beraat kararıyla, ceza hâkiminin kusur ve zarar değerlendirmesiyle bağlı değildir (TBK m. 74). Madde yalnız neyle bağlı olmadığını sayar; maddi vakıanın varlığına ilişkin kesin tespitlere bağlılık maddenin lafzından değil, öğretiden gelir.
- Zamanaşımı: tazminatta iki / on yıl, ceza zamanaşımı daha uzunsa o; rücuda iki / on yıl ve başlangıç tazminatın tamamının ödenmesidir.
Önceki iki başlık sorumluluğun doğup doğmadığını inceledi. Bu başlık bir sonraki soruyu sorar: sorumluluk doğduysa ne kadar ödenecek, hangi kalemler indirilecek ve dava hangi kurallara tabi olacak? Konu uygulamanın en yoğun alanıdır ve kanunun buradaki hükümleri son yıllarda birkaç kez değişmiştir.
A. Zararın ve Tazminatın Hesaplanması
Başlangıç noktası ispat yüküdür: zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır (TBK m. 50). Kanun bu yükü bir noktada hafifletir — uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak miktarı hakkaniyete uygun olarak belirler.
Tazminatın belirlenmesinde hâkimin takdir yetkisi vardır. Hâkim tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler (TBK m. 51). Ödenme biçimi bakımından iki seçenek vardır:
- Toptan ödeme — tazminatın tek seferde ve sermaye olarak ödenmesi; uygulamanın kuralı budur.
- İrat biçiminde ödeme — tazminatın dönemsel olarak ödenmesi. Bu hâlde borçlu güvence göstermekle yükümlüdür, çünkü alacaklının uzun yıllara yayılan alacağı borçlunun ödeme gücüne bağlı kalır.
Bedensel zararlar ile destekten yoksun kalma zararlarının hesabı ayrı bir maddeye bağlanmıştır ve bu madde uygulamanın en çok tartışılan hükmüdür. Kurallar şunlardır (TBK m. 55):
- Bu zararlar, kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır.
- Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler, zararın belirlenmesinde gözetilemez; zarardan veya tazminattan indirilemez.
- Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz.
- Hüküm, her türlü idari eylem ve işlem ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı ölüm ve bedensel zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.
Üçüncü kural özellikle dikkat ister: hâkim hesabın sonucuna bakarak "bu miktar çok yüksek" ya da "çok düşük" diyerek düzeltme yapamaz. Hakkaniyet, hesabın içindeki ölçütlerde işler; hesabın sonucunda değil.
Maddeye 16 Temmuz 2026 tarihli değişiklikle iki fıkra eklenmiş ve uzun süredir tartışılan iki nokta çözülmüştür:
- Faizin başlangıcı ikiye ayrılmıştır. Çalışma gücü kaybı ile destekten yoksun kalma tazminatlarında, zarar görenin veya destekte bulunanın kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminata haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; kazancının bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
- İfa amacıyla yapılan ön ödemelerin mahsubu düzenlenmiştir — yalnız çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma zararlarına bağlı tazminatlar için, bütün bedensel zarar kalemleri için değil. Tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.
B. Tazminatın İndirilmesi Sebepleri
Sorumluluk doğduktan sonra tazminat, kanunun saydığı sebeplerle azaltılabilir. Zarar gören zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir (TBK m. 52).
Hükmün iki ayrıntısı sınavda ölçülür. Birincisi, yaptırım yalnız indirim değildir; hâkim tazminatı tamamen de kaldırabilir. İkincisi, bu sonuç hâkimin takdirine bırakılmıştır; kanun "indirir" değil "indirebilir" demektedir.
Kanun ikinci fıkrada sosyal bir denge kurar: zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim tazminatı indirebilir. Üç şart birlikte aranır; kusur ağırsa ya da yükümlü yoksulluğa düşmeyecekse bu indirim yapılamaz.
C. Müterafik Kusur ve Zararı Azaltma Yükü
Müterafik kusur, zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına kendi davranışıyla katkıda bulunmasıdır. Emniyet kemeri takmamak, kask kullanmamak, tehlikeli bir yolculuğa bilerek katılmak bu kapsamdadır.
Burada dikkat edilmesi gereken ayrım şudur: müterafik kusur illiyeti kesmez, tazminatı azaltır. İlliyetin kesilmesi için zarar görenin kusurunun, zarar verenin davranışının etkisini tamamen ortadan kaldıracak ağırlıkta olması gerekir. Bu eşiğe ulaşmayan her katkı indirim sebebidir.
Zararı azaltma yükü ise zarar gördükten sonra işler: zarar gören, kendisinden beklenebilecek makul önlemleri alarak zararın büyümesini engellemekle yüklüdür. Tedaviyi reddeden ya da hasarlı aracı korumasız bırakan zarar gören, bu yüzden büyüyen zararı isteyemez.
Bu bir yükümlülük değil külfettir ve ayrım önemlidir:
- Yükümlülüğün ihlali karşı tarafa dava hakkı verir; zararı azaltma külfetinin ihlali vermez.
- Külfetin yaptırımı yalnız kendi hakkının azalmasıdır; zarar gören tazminatın bir kısmını kaybeder.
D. Manevi Tazminatın Belirlenmesi
Manevi tazminat üç ayrı hükümde düzenlenmiştir ve dayanakları farklıdır.
Bedensel bütünlüğün zedelenmesinde hâkim, olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir (TBK m. 56). İkinci fıkra, yansıma zararın tazmin edilmemesi kuralının istisnalarından biridir.
Kişilik hakkının zedelenmesinde zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Kanun burada hâkime alternatif bir yol da açar: hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine başka bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir (TBK m. 58).
Haksız rekabette ise düzen farklıdır. Gerçek olmayan haberlerin yayılması veya bu tür ilanların yapılması ya da dürüstlük kurallarına aykırı diğer davranışlarda bulunulması yüzünden müşterileri azalan ya da onları kaybetme tehlikesiyle karşılaşan kişi, bu davranışlara son verilmesini ve kusurun varlığı hâlinde zararının giderilmesini isteyebilir (TBK m. 57). İki talebin şartları ayrıdır: son verme talebi kusur aramaz, tazminat talebi arar. Ticari işlere ait haksız rekabet hakkında Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklıdır.
E. Geçici Ödemeler
Tazminat davaları uzun sürer; zarar gören ise tedavi ve geçim masraflarını hemen karşılamak zorundadır. Kanun bu boşluğu geçici ödeme kurumuyla doldurur.
Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir (TBK m. 76). Üç unsur birlikte aranır — inandırıcı kanıt, ekonomik ihtiyaç ve zarar görenin istemi; hâkim bu karara kendiliğinden varamaz.
Geçici ödemenin hesabı sonradan kapatılır: yapılan ödemeler hükmedilen tazminata mahsup edilir; tazminata hükmedilmezse hâkim, davacının aldığı geçici ödemeleri yasal faizi ile birlikte geri vermesine karar verir.
Buna yakın bir imkân daha vardır. Bedensel zararın kapsamı karar verme sırasında tam olarak belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir (TBK m. 75). Yetkinin saklı tutulması karara yazılmalıdır; yazılmamışsa sonradan kullanılamaz.
F. Ceza Hukuku ile İlişki ve Zamanaşımı
Aynı fiil hem suç hem haksız fiil olabilir; bu durumda iki yargılama yan yana yürür. Kanun hukuk hâkiminin bağımsızlığını açıkça korur (TBK m. 74):
- Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı ve ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı değildir.
- Ceza hâkiminin verdiği beraat kararı da hukuk hâkimini bağlamaz.
- Ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da bağlamaz.
Bağımsızlığın sınırı, ceza mahkemesinin maddi olayın varlığına ilişkin kesinleşmiş tespitleridir; hukuk hâkimi fiilin gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda bu tespitlerle bağlıdır, değerlendirme konularında değil.
Zamanaşımı bakımından ise üç süre bir arada okunur:
- Tazminat istemi — zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten on yıl (TBK m. 72).
- Ceza zamanaşımı — fiil, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilse o süre uygulanır.
- Rücu istemi — tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlunun öğrenildiği tarihten iki yıl, her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten on yıl (TBK m. 73).
Kanun bir de savunma imkânı tanır: haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir (TBK m. 72).
Örnek olay
(S), kırmızı ışıkta geçen (T)'nin aracının çarpması sonucu ağır yaralanmış, iki yıl çalışamamış ve kalıcı olarak çalışma gücünün yüzde kırkını yitirmiştir. (S) kaza sırasında emniyet kemeri takmamıştır ve bilirkişi, kemer takılsaydı yaralanmanın belirgin biçimde hafif olacağını belirlemiştir. (T)'nin sigortacısı, dava açılmadan önce (S)'ye 150.000 TL ödemiş, ödeme belgesine "ifa amacıyla" yazılmıştır. (S) ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumundan sürekli iş göremezlik geliri almaktadır. Yargılama sırasında (T) ceza mahkemesinde delil yetersizliğinden beraat etmiştir. (S), tedavi masraflarını karşılayamadığı için dava sırasında geçici ödeme talebinde bulunmuştur.
Değerlendirme: Emniyet kemeri takmamak bir müterafik kusurtur. Buradaki ilk soru illiyetin kesilip kesilmediğidir: kazanın sebebi kırmızı ışıkta geçmek olduğuna göre (S)'nin kusuru, (T)'nin davranışının etkisini tamamen ortadan kaldırmaz. İlliyet kesilmez; hâkim zararın artmasına katkı oranında tazminattan indirim yapar (TBK m. 52). İndirim zararın tamamına değil, kemer takılsaydı doğmayacak olan kısmına yöneliktir.
Sosyal güvenlik geliri bakımından kural nettir. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri, zararın belirlenmesinde gözetilemez ve tazminattan indirilemez (TBK m. 55). Kurumun rücu edebildiği kısım zaten mükerrer ödemeyi önler; rücu edilemeyen kısım ise (S)'nin tazminatını azaltmaz.
Sigortacının ödediği 150.000 TL farklı bir rejime tabidir; bu ödeme ifa amacı taşımaktadır. 2026 değişikliğiyle eklenen kurala göre, tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Ödemenin nominal tutarı karar tarihindeki tazminattan doğrudan düşülmez; mahsup, ödeme tarihindeki tazminata oranlanarak yapılır.
Faiz başlangıcı da aynı değişiklikle ikiye ayrılmıştır. (S)'nin kazancının bilindiği döneme — çalıştığı ve geliri belgelenen döneme — ilişkin hesaplanan tazminata kaza tarihinden; kazancının bilinemediği ileriki döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
(T)'nin ceza mahkemesindeki beraatı hukuk davasını bağlamaz. Hukuk hâkimi, zarar verenin kusurunun olup olmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve beraat kararıyla bağlı değildir (TBK m. 74). Beraat delil yetersizliğinden verildiğine göre, maddi olayın hiç gerçekleşmediğine dair kesinleşmiş bir tespit de yoktur; hukuk hâkimi kusuru kendi ölçütleriyle değerlendirir.
Geçici ödeme talebi için üç şart aranır: (S) iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunmalı, ekonomik durumu gerektirmeli ve talep kendisinden gelmelidir (TBK m. 76). Üçü de olayda gerçekleşmiştir. Hükmedilecek geçici ödemeler sonradan tazminata mahsup edilir; dava reddedilirse (S) aldıklarını yasal faiziyle geri verir.
Son olarak bir varsayım: olayda çalışma gücü kaybı kalıcı ve oranı belirli olduğu için aşağıdaki hüküm burada işlemez, ama sınavda yanına konulur. Bedensel zararın kapsamı karar sırasında tam belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir (TBK m. 75). Bu yetki karara açıkça yazılmalıdır; yazılmazsa sonradan kullanılamaz ve (S) değişen durumunu ileri süremez.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 9 soru eşleşti, ilk 9 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2025 HMGS
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2025 HMGS
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2025 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2024 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2025 İYÖS
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2020 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2018 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2012 AVUKATLAR İÇİN İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 2012 SAYIŞTAY
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 5 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.