EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 15 / 54

İfanın Konusu, Kişisi ve Zamanı

38 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Borç kurulduktan sonra sıra onun yerine getirilmesine gelir. İfa, borçlunun borçlandığı edimi alacaklıya sunması ve böylece borcu sona erdirmesidir.

Çerçeve

  • Parça Borcu ve Cins Borcu
  • Seçimlik Borçlarda İfa
  • Para Borçlarında İfa ve Yabancı Para Kaydı
  • Faiz: Anapara ve Temerrüt Faizi
  • İfayı Kimin Yapabileceği
  • Kısmi İfa ve Alacaklının Reddi
  • İfa Zamanı ve Muacceliyet
  • Vadenin Belirlenmesi ve Erken İfa

Tanımlar ve Şartlar

  • Parça borcunda edim yok olursa borç sona erebilir; cins borcunda "cins yok olmaz" ilkesi gereği borçlu tedarikle yükümlü kalır. Hasarın geçişi ve ayıp rejimi de bu ayrıma göre kurulur.
  • Somutlaşma anı ifa yerine göre değişir: aranacak borçta edim ayrılıp hazır tutulduğunun bildirilmesiyle, götürülecek borçta edimin alacaklıya fiilen sunulmasıyla, gönderilecek borçta taşıyıcıya teslimle.
  • Faiz oranı sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir.
  • Üçüncü kişi iki hâlde alacaklıya halef olur: başkasının borcu için rehnedilen bir şeyi, üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı varken rehinden kurtarmışsa; halef olacağı borçlu tarafından ifadan önce alacaklıya bildirilmişse (TBK m. 127).
  • Gün olarak belirlenmiş sürede sözleşmenin kurulduğu gün sayılmaz; süre son günün dolmasıyla biter.
  • Hafta olarak belirlenmiş süre, son haftanın kurulma gününe ismen uyan gününde dolar.
  • Ay olarak belirlenmiş süre, son ayın kurulma gününe sayıca karşılık gelen gününde dolar; son ayda o gün yoksa ayın son günü dolmuş sayılır. Yarım ay onbeş gündür ve ay ile birlikte belirlenmişse son aya onbeş gün eklenir.

Kurallar

  • Cins borçlarında hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça edimin seçimi borçluya aittir; ancak borçlunun seçeceği edim ortalama nitelikten daha düşük olamaz (TBK m. 86).
  • Seçimlik borçta da aksi anlaşılmadıkça edimlerden birinin seçimi borçluya aittir (TBK m. 87).
  • Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir (TBK m. 99).
  • Sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık faiz oranı anapara faizinde kanuni oranın yüzde elli, temerrüt faizinde yüzde yüz fazlasını aşamaz (TBK m. 88, TBK m. 120); temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemez (TBK m. 121).
  • Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede taraflardan birinin ifada güçsüzlüğe düşmesi — özellikle iflas etmesi ya da hakkındaki haciz işleminin sonuçsuz kalması — sebebiyle diğerinin hakkı tehlikeye düşerse, bu taraf karşı edimin ifası güvence altına alınıncaya kadar kendi ediminin ifasından kaçınabilir; uygun bir sürede istediği güvence verilmezse sözleşmeden dönebilir (TBK m. 98).
  • İfa zamanı veya sürenin son günü kanunlarda tatil olarak kabul edilen bir güne rastlarsa, kendiliğinden bu günü izleyen ve tatil olmayan ilk güne geçer; aksine anlaşma geçerlidir (TBK m. 93).
  • Borç ayrıca alışılmış iş saatlerinde ifa ve kabul edilir (TBK m. 94).
  • Ancak kanun, sözleşme ya da âdet gereği olmadıkça borçlu, erken ifada bulunması sebebiyle indirim yapamaz (TBK m. 96).

Sınav Notu

  • Parça borcunda edim somut, cins borcunda tür ve miktarla belirlidir. Cins borcunda seçim borçlunundur ve seçilen edim ortalama nitelikten düşük olamaz (TBK m. 86). Seçimlik borçta da seçim kural olarak borçlunundur (TBK m. 87); seçim değiştirici yenilik doğuran haktır, kullanılınca geri dönülemez.
  • Para borcu Ülke parasıyla ödenir. Aynen ödeme kaydı yoksa borçlu ödeme günü rayiciyle TL ödeyebilir; temerrüde düşülürse seçim alacaklıya geçer — aynen, vade günü ya da fiilî ödeme günü rayici (TBK m. 99).
  • Faiz tavanları: anapara faizinde kanuni oranın %50 fazlası (TBK m. 88), temerrüt faizinde %100 fazlası (TBK m. 120). En sık karıştırılan iki sayı budur. Akdî faiz kararlaştırılmış, temerrüt faizi kararlaştırılmamış ve akdî faiz kanuni orandan fazlaysa, temerrüt faizi olarak akdî faiz uygulanır.
  • Temerrüt faizine temerrüt faizi yürütülemez (TBK m. 121).
  • Borçlu, alacaklının menfaati bulunmadıkça şahsen ifa etmek zorunda değildir (TBK m. 83); alacaklı üçüncü kişinin ifasını reddederse kendisi temerrüde düşer.
  • Üçüncü kişi ödemeyle kendiliğinden halef olmaz. İki hâl: rehinden kurtarma ve ifadan önce borçlunun bildirimi (TBK m. 127).
  • Alacaklı, borcun tamamı belli ve muaccel ise kısmi ifayı reddedebilir; kabul ederse borçlu ikrar ettiği kısmı ifadan kaçınamaz (TBK m. 84).
  • Bölünemeyen borçta alacaklılardan her biri tamamına ifayı ister; borçlulardan her biri tamamını ifa eder ve ifa eden halef olur (TBK m. 85).
  • İfa zamanı kararlaştırılmamışsa borç doğumu anında muaccel olur (TBK m. 90). Muacceliyetin üç sonucu: talep, temerrüt, zamanaşımının başlaması.
  • Karşılıklı borçta ifa isteyen, daha sonra ifa hakkı yoksa kendi borcunu ifa etmiş veya önermiş olmalıdır; aksi hâlde ödemezlik def'i ileri sürülür (TBK m. 97).
  • İfa güçsüzlüğünde karşı taraf güvence alınıncaya kadar ifadan kaçınabilir, güvence verilmezse sözleşmeden dönebilir (TBK m. 98).
  • Sekiz veya onbeş gün bir veya iki hafta değil, tam sekiz veya onbeş gündür (TBK m. 92). Ayın başı/sonu birinci ve sonuncu gün, ortası onbeşinci gündür (TBK m. 91).
  • Son gün tatile rastlarsa süre kendiliğinden ilk iş gününe geçer; aksine anlaşma geçerlidir (TBK m. 93).
  • Erken ifa kural olarak mümkündür ama borçlu bu sebeple indirim yapamaz (TBK m. 96).
  • Cins borcu somutlaşmayla parça borcu gibi işlemeye başlar; somutlaşma anı ifa yerine göre değişir. Hasarın kime ait olduğunu ise somutlaşma değil, ilişkinin kendi hasar hükmü belirler (satışta TBK m. 208).
  • Para borçlarında nominalizm geçerlidir; alım gücündeki düşüş borcu artırmaz, alacaklının imkânı bu zararı ayrıca talep etmektir.
  • İfanın hukuki niteliği baskın görüşe göre hukuki işlem değil fiildir; bu yüzden ifa edenin fiil ehliyeti aranmaz.

Borç kurulduktan sonra sıra onun yerine getirilmesine gelir. İfa, borçlunun borçlandığı edimi alacaklıya sunması ve böylece borcu sona erdirmesidir. Bu başlık ifanın üç temel sorusunu yanıtlar: ne ifa edilecek, kim ifa edecek, ne zaman ifa edilecek. İfa yeri ise bir sonraki başlığın konusudur.

İfanın hukuki niteliği öğretide tartışılmıştır. Baskın görüş onu bir hukuki işlem değil, borcu sona erdiren bir fiil sayar: borçlunun ifa iradesi aranmaz, edimin borca uygun biçimde alacaklıya ulaşması yeterlidir. Tartışmanın pratik sonucu ehliyettedir — ifayı bir hukuki işlem saymak, ifa edenin fiil ehliyetini aramayı gerektirirdi.

A. Parça Borcu ve Cins Borcu

Edimin nasıl belirlendiği, ifanın bütün rejimini etkiler. Parça borcunda edim somut olarak belirlenmiştir: şu plakalı araç, şu ada ve parseldeki taşınmaz. Cins borcunda ise edim yalnız türü ve miktarıyla gösterilmiştir: yüz ton buğday, on adet şu model yazıcı.

Ayrımın üç pratik sonucu vardır:

  • Parça borcunda edim yok olursa borç sona erebilir; cins borcunda ise "cins yok olmaz" ilkesi gereği borçlu kural olarak tedarik etmekle yükümlü kalır.
  • Parça borcunda seçim yapılacak bir şey yoktur; cins borcunda seçim yapılması gerekir.
  • Hasarın geçişi ve ayıp rejimi de bu ayrıma göre kurulur.

Cins borçlarında hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça edimin seçimi borçluya aittir; ancak borçlunun seçeceği edim ortalama nitelikten daha düşük olamaz (TBK m. 86). Bu son cümle borçlunun seçim serbestisinin sınırıdır — borçlu en kötüsünü vermekte serbest değildir.

Cins borcu ile sınırlı cins borcu da ayrılır: edim belirli bir stoktan veya belirli bir partiden seçilecekse, o stok tükendiğinde borç cins borcunun aksine imkânsızlaşabilir.

Cins borcu, seçim yapılıp edim ayrılmasıyla somutlaşır ve o andan sonra parça borcu gibi işlemeye başlar. Somutlaşmanın ne zaman gerçekleştiği ifa yerine bağlıdır:

  • Aranacak borçta edim ayrılıp alacaklıya hazır tutulduğunun bildirilmesiyle;
  • Götürülecek borçta edimin alacaklıya fiilen sunulmasıyla;
  • Gönderilecek borçta edimin taşıyıcıya teslim edilmesiyle.

Somutlaşmayla çeşit borcunun konusu belirli hâle gelir. Hasarın bu anda alacaklıya geçip geçmediği ise ilişkinin kendi hasar hükümlerine göre belirlenir; somutlaşma bütün borç ilişkileri için bağımsız bir hasar geçiş anı değildir (satışta ölçüt zilyetliğin devridir, TBK m. 208).

B. Seçimlik Borçlarda İfa

Seçimlik borçta birden çok edim vardır ve bunlardan yalnız biri ifa edilecektir. Cins borcundan farkı, edimlerin birbirinden nitelikçe farklı olmasıdır: "ya şu tabloyu ya şu heykeli vereceğim" bir seçimlik borçtur.

Kural cins borcundakiyle aynıdır: hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça edimlerden birinin seçimi borçluya aittir (TBK m. 87). Seçim hakkı sözleşmeyle alacaklıya ya da üçüncü bir kişiye de bırakılabilir.

Seçim, tek taraflı ve varması gerekli bir beyanla kullanılır ve değiştirici yenilik doğuran bir haktır: kullanıldığı anda seçimlik borç, seçilen edim üzerinde bir basit borca dönüşür ve geriye dönülemez.

Edimlerden biri sonradan imkânsızlaşırsa seçim hakkı sahibi kimse sonuç ona göre belirlenir: seçim borçluda ise borç kural olarak kalan edim üzerinde devam eder, imkânsızlık alacaklının kusurundan doğmuşsa borçlu borcundan kurtulabilir.

C. Para Borçlarında İfa ve Yabancı Para Kaydı

Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir (TBK m. 99). Kanun buna iki istisna rejimi bağlar ve bu rejim sınavda doğrudan ölçülür:

  • Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme kararlaştırılmış ve sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmuyorsa, borç ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Seçim hakkı borçlunundur.
  • Aynı kayıt yokken borç ödeme gününde ödenmezse alacaklı seçer: alacağının aynen ödenmesini ya da vade veya fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla ödenmesini isteyebilir.

Özetle, sözleşmede "aynen ödenecektir" kaydı varsa borçlu yabancı parayı aynen ödemek zorundadır; kayıt yoksa borçlunun Türk lirasıyla ödeme seçeneği doğar, temerrüde düşülürse seçim alacaklıya geçer.

D. Faiz: Anapara ve Temerrüt Faizi

Faiz, para alacağının kullanılmasının karşılığıdır ve iki ana türü vardır. Anapara faizi borcun vadesine kadar işleyen, paranın kullandırılmasının karşılığı olan faizdir. Temerrüt faizi ise vadede ödenmemesi üzerine işleyen, gecikmenin karşılığı olan faizdir.

Anapara faizi bakımından kanun iki kural koyar (TBK m. 88):

  • Uygulanacak yıllık faiz oranı sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.
  • Sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, kanuni oranın yüzde elli fazlasını aşamaz.

Temerrüt faizinde ise tavan daha yüksektir: sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, kanuni oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz (TBK m. 120). Sınav bu iki oranı yan yana koyarak sorar — anapara faizinde %50, temerrüt faizinde %100 fazlası.

Kanun bir de boşluk doldurucu kural getirir: akdî faiz oranı kararlaştırılmış ama temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı kanuni orandan fazlaysa, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.

Faizin faizi konusunda da açık bir yasak vardır: temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemez (TBK m. 121).

Para borçlarında bir de nominalizm ilkesi işler: borçlu, borçlandığı miktarı nominal olarak öder ve paranın alım gücündeki düşüş kural olarak borcu artırmaz. İlkenin karşı ağırlığı faiz ve temerrüt faizidir; enflasyonun faizi aştığı dönemlerde alacaklının elindeki asıl imkân aşkın zarar talebidir.

E. İfayı Kimin Yapabileceği

Kural, borcun bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinin zorunlu olmamasıdır: borcun bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlu, borcunu şahsen ifa etmekle yükümlü değildir (TBK m. 83). Bir tablo yapma borcunda alacaklının menfaati vardır; bir para borcunda yoktur.

Bunun sonucu, üçüncü kişinin ifasının kural olarak geçerli olmasıdır. Alacaklı, menfaati bulunmadığı hâllerde üçüncü kişinin ifasını reddedemez; reddederse alacaklı temerrüdüne düşer.

Üçüncü kişi ödediğinde alacaklının haklarına kendiliğinden halef olmaz. Kanun halefiyeti iki hâle bağlamıştır (TBK m. 127):

  • Üçüncü kişi, başkasının borcu için rehnedilen bir şeyi rehinden kurtarmışsa ve o şey üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı varsa.
  • Üçüncü kişinin alacaklıya halef olacağı, borçlu tarafından ifadan önce alacaklıya bildirilmişse.

Diğer halefiyet hâllerine ilişkin kanun hükümleri saklıdır. Bu iki hâl dışında ödeme yapan üçüncü kişi, borçluya karşı ancak vekâletsiz iş görme veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanabilir.

F. Kısmi İfa ve Alacaklının Reddi

Borcun tamamı belli ve muaccel ise alacaklı kısmen ifayı reddedebilir (TBK m. 84). Hüküm alacaklıyı korur: alacaklı borcun parça parça ödenmesine katlanmak zorunda değildir.

İki şart birlikte aranır. Borcun tamamı belli olmalı ve muaccel olmalıdır. Miktarı çekişmeli bir alacakta ya da henüz muaccel olmamış bir borçta alacaklının bu ret hakkı yoktur.

Kanun ikinci fıkrada bir denge kurar: alacaklı kısmen ifayı kabul ederse borçlu, borcun kendisi tarafından ikrar olunan kısmını ifadan kaçınamaz. Yani borçlu "hepsini kabul etmiyorsan hiçbirini vermem" diyemez.

Bölünemeyen borçlarda düzen farklıdır (TBK m. 85). Birden çok alacaklı varsa her biri borcun alacaklıların tamamına ifasını isteyebilir ve borçlu edimini hepsine birden ifa etmek zorundadır. Birden çok borçlu varsa her biri borcun tamamını ifa etmekle yükümlüdür; ifada bulunan borçlu, durumun gereğinden aksi anlaşılmadıkça alacaklıya halef olur ve diğerlerinden payları oranında alacağını isteyebilir.

G. İfa Zamanı ve Muacceliyet

Muacceliyet, alacaklının edimi talep edebileceği anın gelmesidir. Kural açıktır: ifa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur (TBK m. 90).

Muacceliyeti ifa edilebilirlikten ayırmak gerekir: muacceliyet alacaklının isteyebileceği anı, ifa edilebilirlik borçlunun ifa edebileceği anı gösterir. İkisi çoğu zaman çakışır ama erken ifada ayrışır.

Muacceliyetin üç sonucu vardır ve üçü de sınavda ölçülür: alacaklı ifayı talep edebilir, borçlu ihtarla temerrüde düşürülebilir ve zamanaşımı işlemeye başlar.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ifa sırası da düzenlenmiştir. İfa isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir (TBK m. 97). Bu şartı yerine getirmeden talepte bulunan tarafa karşı ödemezlik def'i ileri sürülür.

Kanun bir de güvence hükmü getirir. Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede taraflardan birinin ifada güçsüzlüğe düşmesi — özellikle iflas etmesi ya da hakkındaki haciz işleminin sonuçsuz kalması — sebebiyle diğerinin hakkı tehlikeye düşerse, bu taraf karşı edimin ifası güvence altına alınıncaya kadar kendi ediminin ifasından kaçınabilir; uygun bir sürede istediği güvence verilmezse sözleşmeden dönebilir (TBK m. 98).

H. Vadenin Belirlenmesi ve Erken İfa

Sürelerin nasıl hesaplanacağı ayrıntılı biçimde gösterilmiştir. Aya ilişkin sürelerde, ayın başlangıcı veya sonu belirlenmişse bundan ayın birinci ve sonuncu günü; ayın ortası belirlenmişse ayın onbeşinci günü anlaşılır. Gün belirtilmeksizin yalnız ay belirlenmişse bundan o ayın son günü anlaşılır (TBK m. 91).

Sözleşmenin kurulmasından başlayan süreler için kurallar şunlardır (TBK m. 92):

  • Gün olarak belirlenmiş sürede sözleşmenin kurulduğu gün sayılmaz; süre son günün dolmasıyla biter. Sekiz veya onbeş gün olarak belirlenmiş süre, bir veya iki haftayı değil tam sekiz veya onbeş günü ifade eder.
  • Hafta olarak belirlenmiş süre, son haftanın sözleşmenin kurulduğu güne ismen uyan gününde dolar.
  • Ay veya birden çok ayı içeren bir zaman olarak belirlenmiş süre, son ayın sözleşmenin kurulduğu güne sayıca karşılık gelen gününde dolar; son ayda o gün yoksa süre ayın son günü dolmuş sayılır.
  • Yarım ay onbeş günlük süredir; ay ve yarım ay olarak belirlenen sürede son aya onbeş gün eklenir.

İki yardımcı kural daha vardır. İfa zamanı veya sürenin son günü kanunlarda tatil olarak kabul edilen bir güne rastlarsa, kendiliğinden bu günü izleyen ve tatil olmayan ilk güne geçer; aksine anlaşma geçerlidir (TBK m. 93). Borç ayrıca alışılmış iş saatlerinde ifa ve kabul edilir (TBK m. 94). Süre uzatılmışsa yeni süre, aksi kararlaştırılmadıkça önceki sürenin sona ermesini izleyen birinci günden başlar (TBK m. 95).

Erken ifa kural olarak mümkündür: sözleşmenin hükümlerinden, özelliğinden ya da durumun gereğinden tarafların aksini kastettikleri anlaşılmadıkça borçlu, edimini sürenin sona ermesinden önce ifa edebilir. Ancak kanun, sözleşme ya da âdet gereği olmadıkça borçlu, erken ifada bulunması sebebiyle indirim yapamaz (TBK m. 96). Erken ödeyen borçlu, erken ödediği için iskonto isteyemez.

Örnek olay

(A) ile (B) arasında 1 Mart tarihinde bir sözleşme kurulmuş, (A)'nın (B)'ye "deposundaki iki numaralı partiden yüz ton birinci kalite buğday" teslim etmesi kararlaştırılmıştır. Bedel 50.000 avro olarak belirlenmiş, sözleşmede ödemenin nasıl yapılacağına dair başka bir kayıt yoktur. Teslim için "sözleşmeden itibaren onbeş gün" süre konulmuştur. (A) buğdayı sekizinci gün getirmiş ve "erken teslim ettim, bedelden yüzde iki indirim istiyorum" demiştir. (B) ise yalnız elli tonu kabul edip kalanını sonra almak istemektedir. Ayrıca (A)'nın kardeşi (C), (A) adına buğdayın bir kısmını teslim etmeye gelmiştir. Vade günü 16 Mart bir resmî tatile rastlamaktadır.

Değerlendirme: Edimin belirlenme biçimi sınırlı cins borcudur: buğday tür ve miktarla gösterilmiş ama belirli bir partiyle sınırlandırılmıştır. Seçim (A)'ya aittir ve seçeceği buğday ortalama nitelikten düşük olamaz (TBK m. 86); sözleşmede "birinci kalite" dendiğine göre ölçü zaten sözleşmeyle yükseltilmiştir.

Süre hesabı kanunun kurallarına göre yapılır. "Onbeş gün" iki hafta değil tam onbeş gündür ve sözleşmenin kurulduğu 1 Mart sayılmaz (TBK m. 92); süre 16 Mart günü dolar. Bu gün resmî tatile rastladığına göre ifa zamanı kendiliğinden izleyen ilk iş gününe geçer (TBK m. 93). Taraflar aksini kararlaştırabilirdi, ama kararlaştırmamışlardır.

(A)'nın sekizinci günde teslim etmesi geçerli bir erken ifadır; sözleşmeden aksi anlaşılmamaktadır. Ne var ki erken ifa (A)'ya bir indirim hakkı vermez: kanun, sözleşme ya da âdet gereği olmadıkça borçlunun erken ifa sebebiyle indirim yapamayacağını açıkça söyler (TBK m. 96). İndirim talebi reddedilir.

(B)'nin yalnız elli tonu kabul etmek istemesi kısmi ifa sorunudur, ama burada roller terstir: kısmi ifayı reddetme hakkı alacaklıya aittir, kısmi ifayı dayatma hakkı yoktur. Borcun tamamı belli ve muaccel olduğuna göre (B) ya tamamını kabul eder ya da reddeder; parça parça teslim alma hakkı, (A) buna razı olmadıkça doğmaz (TBK m. 84).

(C)'nin teslimi bakımından ölçüt, alacaklının bizzat ifada menfaati bulunup bulunmadığıdır (TBK m. 83). Buğday teslimi kişisel nitelik taşımayan bir edimdir; (B)'nin (A)'nın kendi eliyle teslim etmesinde korunmaya değer bir menfaati yoktur. Bu yüzden (B), (C)'nin ifasını reddedemez; reddederse alacaklı temerrüdüne düşer.

Bedel bakımından sözleşmede aynen ödeme kaydı yoktur. Bu durumda (B), 50.000 avroyu aynen ödeyebileceği gibi ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk lirasıyla da ödeyebilir; seçim borçlu olarak ona aittir (TBK m. 99). Ancak (B) ödeme gününde ödemezse seçim alacaklıya geçer: (A) alacağının aynen ya da vade veya fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk lirasıyla ödenmesini isteyebilir. Kur arttıysa bu seçim hakkı (A) için önemli bir koruma sağlar.

Olayın bir ayrıntısı daha vardır. Buğday sınırlı cins borcu olduğuna göre, (A) partiden yüz tonu ayırıp (B)'ye hazır tuttuğunu bildirdiği anda edim somutlaşır ve o andan sonra parça borcu gibi işlemeye başlar. Somutlaşmadan sonra buğdayın kusursuz yok olması riski kural olarak (B)'ye geçer; somutlaşmadan önce ise (A) tedarik yükümlülüğünü sürdürür. Teslimin hangi tarihte önerildiği bu yüzden yalnız erken ifa bakımından değil, hasar bakımından da önemlidir.

(B) teslimi kabul etmeyip "onbeşinci günü bekleyeceğim" deseydi ne olurdu? Erken ifa kural olarak borçlunun hakkıdır (TBK m. 96). Sözleşmenin hükümlerinden, ilişkinin özelliğinden ya da durumun gereğinden vadenin alacaklı yararına konulduğu anlaşılmadıkça (B), gereği gibi sunulan ifayı yalnız vade dolmadı diye reddedemez; reddi onu alacaklı temerrüdüne düşürür. Vadenin alacaklı yararına olduğu anlaşılıyorsa sonuç değişir ve ret haklı olur.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2025 HMGS
Yerleşim yeri Nevşehir olan Özlem, yerleşim yeri Tokat olan Defne'nin uzun zamandır aradığı el yazması eseri gezme amacıyla gittiği Balıkesir'de bulur ve satın alır. Özlem, eseri Ankara'ya ailesinin yanına getirip burada bırakır. Özlem ile Defne, bir hafta sürecek bir iş için İstanbul'da bir araya geldiklerinde satış sözleşmesi kurulur. Taraflar, kararlaştırılan bedelin Özlem'in banka hesabına yatırıldığı günden itibaren bir ay içinde eserin teslim edileceği konusunda anlaşır. Fakat eserin ifa yeri hakkında herhangi bir anlaşma da yapılmaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre Özlem ile Defne'nin ifa yeri hakkında anlaşmazlık yaşaması hâlinde el yazması eserin ifa yeri kural olarak aşağıdakilerden hangisidir?
A) Nevşehir
B) Tokat
C) Balıkesir
D) Ankara
E) İstanbul
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 2 2025 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre borçların ifasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Alacaklı kısmen ifayı kabul ederse borçlu, borcun kendisi tarafından ikrar olunan kısmını ifadan kaçınamaz.
B) Seçimlik borçlarda, hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça edimlerden birinin seçimi kural olarak borçluya aittir.
C) Çeşit borçlarında hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça edimin seçimi kural olarak alacaklıya aittir.
D) Bölünemeyen bir borcun birden çok alacaklısı varsa alacaklılardan her biri, borcun alacaklıların tamamına ifasını isteyebilir ve borçlu, edimini alacaklıların hepsine birden ifa etmek zorundadır.
E) Bölünemeyen borcun birden çok borçlusu varsa borçlulardan her biri, borcun tamamını ifa etmekle yükümlüdür.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 3 2025 KPSS
Bir borcun cins borcu veya parça borcu olması aşağıdakilerin hangisi açısından herhangi bir fark doğurmaz?
A) İfa yeri
B) İfa imkansızlığı
C) Edimin seçimi ve niteliği
D) İfa zamanı
E) Borcun ferden belirlenmesi
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 4 2024 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
I.Aşkın zararII.Temerrüt faiziIII.Gecikme tazminatı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre kusursuz borçlunun para borcunu vadesinde ödememesi hâlinde alacaklı, borçludan kural olarakyukarıdakilerden hangilerini talep edebilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) II ve III
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 5 2024 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre ifa zamanıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Kanun veya sözleşme ya da âdet gereği olmadıkça alacaklı, borçlunun erken ifada bulunması sebebiyle indirim yapmak zorundadır.
B) Sözleşmenin hükümlerinden veya özelliğinden ya da durumun gereğinden tarafların aksini kastettikleri anlaşılmadıkça borçlu, edimini sürenin sona ermesinden önce ifa edebilir.
C) Borç, alışılmış iş saatlerinde ifa edilir.
D) Borcun ifası için gün belirtilmeksizin sadece ay belirlenmişse bundan o ayın son günü anlaşılır.
E) İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 6 Çıkmış soru
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre ifanın konusuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Çeşit borçlarında hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça edimin seçimi alacaklıya aittir.
B) Çeşit borçlarında borçlunun seçeceği edim, ortalama nitelikten daha düşük olabilir.
C) Seçimlik borçlarda, hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça edimlerden birinin seçimi borçluya aittir.
D) Bölünemeyen bir borcun birden çok borçlusu varsa borçlulardan her biri borcun tamamını ifa etmekle yükümlü değildir.
E) Bölünemeyen bir borcun birden çok alacaklısı varsa alacaklılardan her biri, borcun alacaklıların tamamına ifasını isteyemez.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 7 2023 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
"Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir." 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun bu hükmü aşağıdakilerden hangisinin örneğini oluşturur?
A) İfa yerine geçen edim
B) Seçimlik yetki
C) İfa amacıyla yapılan edim
D) Borcun yenilenmesi
E) Kısmi ifa
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 8 2023 KPSS
Buse ile Poyraz arasında yapılan sözleşmede Buse'nin borcunun ifa tarihi, 2023 yılının Haziran ayı olarak belirleniyor. İfa tarihiyle ilgili başkaca bir düzenlemeye yer verilmiyor. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre Buse'nin borcunun ifa tarihi aşağıdakilerden hangisidir?
A) 1 Haziran 2023
B) 15 Haziran 2023
C) 30 Haziran 2023
D) Haziran ayı içinde Buse'nin belirleyeceği bir gün
E) Haziran ayı içinde Poyraz'ın belirleyeceği bir gün
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 9 Çıkmış soru
Umay, kendisine ait depoda bulunan ve 2022 yılında toplanan 10 ton limonun 1 tonunu Mustafa'ya vermeyi borçlanıyor. Bu borcun niteliği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Seçimlik borç
B) Sınırlı çeşit borcu
C) Parça borcu
D) Kısmi ifa içeren borç
E) İfa ikamesi içeren borç
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 10 2023 SAYIŞTAY
Taraflar arasında yapılan satış sözleşmesi uyarınca Ayyüce, kendisinin yapmış olduğu "Çanakkale Destanı" isimli yağlı boya tablosunu Batuhan'a teslim edecektir. Batuhan da bunun karşılığında Ayyüce'ye 45.000 TL ödeyecektir. Sözleşmede ifa yerine ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmadığı varsayımında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre Batuhan'ın 45.000 TL'yi ödeme borcunun ifa yeri aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ödeme zamanında Ayyüce'nin belirleyeceği yer
B) Batuhan'ın ödeme zamanındaki yerleşim yeri
C) Ayyüce'nin ödeme zamanındaki yerleşim yeri
D) Batuhan'ın sözleşme kurulduğu sıradaki yerleşim yeri
E) Ayyüce'nin sözleşme kurulduğu sıradaki yerleşim yeri
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 11 Çıkmış soru
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre ticari olmayan işlerde yıllık akdi temerrüt faizi oranı, yasal olarak belirlenen yıllık temerrüt faizi oranının yüzde kaç fazlasını aşamaz?
A) 25
B) 50
C) 100
D) 150
E) 200
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 12 2022 KPSS
Yerleşim yeri Adana olan Arda ile yerleşim yeri Kahramanmaraş olan Kağan; Hatay'da yaptıkları sözleşmeyle Kağan'ın Gaziantep'te ürettiği Antep fıstıklarından 500 kilosunun, Arda'nın Osmaniye'de gerçekleşecek düğün merasimine katılan misafirlere ikram edilecek tatlının yapımında kullanılmak üzere, 100.000 TL karşılığında satışı konusunda anlaşıyorlar. Sözleşmeye, Antep fıstığının ifa yeriyle ilgili herhangi bir hüküm koymuyorlar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre sözleşme konusu Antep fıstığının ifa yeri kural olarak aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kahramanmaraş
B) Gaziantep
C) Hatay
D) Adana
E) Osmaniye
Cevabı göster
Cevap: A.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 9 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 91
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, hukuki ilişkiden aksi anlaşılmadıkça cins borcunda edimin belirlenmesine ve bu borcun parça borcundan ayrılan yönlerine ilişkin aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Cins borcunda edim yalnız türü ve miktarıyla gösterilir; parça borcunda ise edim somut olarak belirlenmiştir.
B) Parça borcunda edim yok olursa borç sona erebilirken, cins borcunda borçlu kural olarak tedarik yükümlülüğünü sürdürür.
C) Edim belirli bir stoktan seçilecekse sınırlı cins borcu söz konusudur ve o stok tükendiğinde borç imkânsızlaşabilir.
D) Cins borcunda edimin seçimi borçluya ait olduğundan borçlu, elindeki en düşük nitelikli edimi de seçmekte serbesttir.
E) Cins borcu, seçim yapılıp edim ayrıldığında somutlaşır ve o andan sonra parça borcu gibi işlemeye başlar.
Cevabı göster
Cevap: D. Cins borcunda seçim gerçekten de kural olarak borçluya aittir, ama bu serbesti sınırsız değildir. Kanun borçlunun seçeceği edimin ortalama nitelikten daha düşük olamayacağını açıkça söyler. Borçlu elindeki en kötüsünü vermekte serbest değildir; seçim hakkı, ortalama niteliğin altına inmeme yükümlülüğüyle sınırlanmıştır. D bu sınırı yok saydığı için yanlıştır.

Şık analizi

A) Cins borcunda edim tür ve miktarla, parça borcunda ise somut olarak gösterilir; ayrımın çıkış noktası budur.
B) Parça borcunda edimin yok olması borcu sona erdirebilir; cins borcunda "cins yok olmaz" ilkesi tedarik yükümlülüğünü sürdürür.
C) Edim belirli bir stoktan seçilecekse sınırlı cins borcu vardır ve stok tükenince imkânsızlık gündeme gelebilir.
E) Seçim yapılıp edim ayrıldığında cins borcu somutlaşır ve bundan sonra parça borcu gibi işlem görür.
Soru 92
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun düzenlediği ifa rejiminde cins borcunun somutlaşmasına ilişkin olarak:I.Aranacak borçta somutlaşma, borçlunun edimi ayırıp alacaklıya hazır tuttuğunu ona bildirmesiyle gerçekleşir ve borç o andan sonra parça borcu gibi işler.II.Gönderilecek borçta somutlaşma, edimin taşıyıcıya değil doğrudan alacaklının kendisine teslim edilmesiyle gerçekleşir.III.Hasarın alacaklıya geçip geçmediği somutlaşmayla değil, ilişkinin kendi hasar hükmüyle belirlenir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: D. Somutlaşma anı ifa yerine göre değişir: aranacak borçta edimin ayrılıp hazır tutulduğunun bildirilmesiyle, götürülecek borçta edimin alacaklıya fiilen sunulmasıyla, gönderilecek borçta ise taşıyıcıya teslimle gerçekleşir. II bu son hâli tersine çevirdiği için yanlıştır. III doğrudur: somutlaşma konuyu belirli hâle getirir ama bütün borç ilişkileri için bağımsız bir hasar geçiş anı değildir; hasarı ilişkinin kendi hükmü belirler. Doğru ifadeler I ve III'tür.

Şık analizi

A) Yalnız I'i doğru sayar; oysa hasarın somutlaşmaya değil ilişkinin kendi hükmüne bağlı olması da doğru bir tespittir.
B) Yalnız II'yi doğru sayar; gönderilecek borçta taşıyıcıya teslim somutlaşma için yeterlidir, alacaklıya ulaşması aranmaz.
C) II'yi doğru sayar; bu ifade gönderilecek borcun somutlaşma anını yanlış gösterir.
E) Üç ifadeyi de doğru sayar; II yanlış olduğu için bu birleşim olamaz.
Soru 93
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, taraflarca sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık anapara faizi oranı, aynı dönemde geçerli olan kanuni faiz oranının en çok yüzde kaç fazlası olabilir?
A) 25
B) 50
C) 75
D) 100
E) 200
Cevabı göster
Cevap: B. Anapara faizinde sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık oran, kanuni oranın yüzde elli fazlasını aşamaz. Temerrüt faizinde tavan daha yüksektir ve kanuni oranın yüzde yüz fazlasıdır. Sınavda en sık karıştırılan iki sayı budur: anapara faizinde yüzde elli, temerrüt faizinde yüzde yüz fazlası.

Şık analizi

A) Yüzde yirmi beş, kanunun faiz tavanları için öngördüğü oranlar arasında bulunmaz.
C) Yüzde yetmiş beş kanunda yer almayan bir orandır; iki tavanın hiçbiri bu değeri kullanmaz.
D) Yüzde yüz fazlası doğru bir tavandır ama anapara faizinin değil, temerrüt faizinin tavanıdır.
E) Yüzde iki yüz fazlası kanunun izin verdiği sınırların çok üzerindedir ve hiçbir faiz türü için geçerli değildir.
Soru 94
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, (D) ile (E) arasında kurulan sözleşmede bedel 40.000 avro olarak kararlaştırılmış, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen herhangi bir ifade yer almamıştır. Borcun vadesi 1 Nisan olmasına rağmen (E) bu tarihte ödeme yapmamış, ödemeyi ancak 1 Ağustos günü gerçekleştirebilmiştir. (D), vade gününden bu yana kurun belirgin biçimde yükseldiğini ileri sürmektedir. Buna göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Sözleşmede aynen ödeme kaydı bulunmadığı için (E), vade gününe kadar borcunu ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk lirasıyla da ödeyebilirdi.
B) (E) vade gününde ödeme yapmadığından, hangi para birimiyle ödeneceğine ilişkin seçim hakkı artık alacaklı (D)'ye geçmiştir.
C) (D), alacağının aynen avro olarak ödenmesini isteyebileceği gibi vade günündeki rayiç üzerinden Türk lirasıyla ödenmesini de isteyebilir.
D) (D) fiilî ödeme günü olan 1 Ağustos tarihindeki rayiç üzerinden Türk lirasıyla ödeme de isteyebilir.
E) Temerrüde rağmen seçim hakkı borçluda kaldığından (E), ödeme gününü kendisi için en elverişli kur üzerinden belirleyebilir.
Cevabı göster
Cevap: E. Sözleşmede aynen ödeme kaydı yoksa borçlu, yabancı parayı aynen ödeyebileceği gibi ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödeyebilir; seçim onundur. Ancak bu seçim hakkı vade gününe kadardır. Borç ödeme gününde ödenmezse seçim alacaklıya geçer: alacaklı aynen ödemeyi ya da vade günü veya fiilî ödeme günü rayici üzerinden Ülke parasıyla ödemeyi isteyebilir. E, temerrütten sonra da seçimin borçluda kaldığını söylediği için yanlıştır.

Şık analizi

A) Aynen ödeme kaydı bulunmayan sözleşmede borçlu, vade gelene kadar ödeme günü rayiciyle Türk lirası ödeme seçeneğine sahiptir.
B) Vade gününde ödeme yapılmaması seçim hakkını alacaklıya geçirir; bu, kanunun temerrüde bağladığı sonuçtur.
C) Alacaklı seçim hakkını kullanırken aynen ödemeyi de vade günü rayicini de tercih edebilir.
D) Fiilî ödeme günündeki rayiç, alacaklının seçebileceği üçüncü ölçüttür ve kur yükselmişse ona en elverişli olanıdır.
Soru 95
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre borcun üçüncü bir kişi tarafından ifa edilmesine ve bu kişinin alacaklıya halef olmasına ilişkin aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Borcun bizzat borçlu tarafından ifasında alacaklının menfaati yoksa borçlu, borcunu şahsen ifa etmek zorunda değildir.
B) Alacaklının bizzat ifada menfaati bulunmayan bir borçta üçüncü kişinin ifasını reddeden alacaklı, kendisi temerrüde düşer.
C) Borcu ödeyen üçüncü kişi, ödemeyi yapmakla birlikte alacaklının haklarına kendiliğinden ve her hâlde halef olur.
D) Başkasının borcu için rehnedilen şeyi rehinden kurtaran ve o şeyde ayni hakkı bulunan üçüncü kişi halef olur.
E) Üçüncü kişinin alacaklıya halef olacağının, ifadan önce borçlu tarafından alacaklıya bildirilmiş olması hâlinde halefiyet gerçekleşir.
Cevabı göster
Cevap: C. Üçüncü kişinin ifası kural olarak geçerlidir, ancak ödeme tek başına halefiyet doğurmaz. Kanun halefiyeti iki hâle bağlamıştır: üçüncü kişinin başkasının borcu için rehnedilen şeyi rehinden kurtarması ve o şey üzerinde bir ayni hakkının bulunması ya da halef olacağının ifadan önce borçlu tarafından alacaklıya bildirilmiş olması. Bu iki hâlin dışında ödeme yapan üçüncü kişi ancak vekâletsiz iş görme veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanabilir. C bu yüzden yanlıştır.

Şık analizi

A) Alacaklının bizzat ifada menfaati yoksa borçlunun şahsen ifa yükümlülüğü doğmaz; kural budur.
B) Menfaati bulunmayan alacaklı üçüncü kişinin ifasını reddederse kendisi alacaklı temerrüdüne düşer.
D) Rehinden kurtarma, kanunun halefiyete bağladığı iki hâlden biridir ve ayni hak koşulunu taşır.
E) Borçlunun ifadan önce yaptığı bildirim, halefiyetin gerçekleştiği ikinci hâldir.
Soru 96
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kısmi ifanın reddine ve bölünemeyen borçlarda ifanın nasıl gerçekleşeceğine ilişkin aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Alacaklı, borcun tamamı belli ve muaccel ise kısmen ifayı reddedebilir ve parça parça ödemeye katlanmak zorunda değildir.
B) Miktarı çekişmeli ya da henüz muaccel olmamış bir alacakta alacaklının kısmi ifayı reddetme hakkı bulunmaz.
C) Bölünemeyen borçta birden çok alacaklı bulunuyorsa her biri, borcun alacaklıların tamamına ifa edilmesini isteyebilir.
D) Alacaklı kısmi ifayı kabul ederse borçlu, borcun kendisi tarafından ikrar olunan kısmını ifa etmekten kaçınabilir.
E) Bölünemeyen borçta ifada bulunan borçlu, durumun gereğinden aksi anlaşılmadıkça alacaklıya halef olur ve diğerlerine rücu eder.
Cevabı göster
Cevap: D. Kısmi ifayı reddetme hakkı alacaklıya tanınmıştır, ama kanun ikinci fıkrada bir denge kurar: alacaklı kısmi ifayı kabul ederse borçlu, borcun kendisinin ikrar ettiği kısmını ifadan kaçınamaz. Yani borçlu "hepsini kabul etmiyorsan hiçbirini vermem" diyemez. D bu kuralı tersine çevirdiği için yanlıştır.

Şık analizi

A) Borcun tamamı belli ve muaccel olduğunda alacaklı kısmi ifayı reddedebilir; hüküm onu korumak için konulmuştur.
B) Ret hakkı için iki şart birlikte aranır; miktar çekişmeliyse ya da borç muaccel değilse bu hak doğmaz.
C) Bölünemeyen borçta alacaklılardan her biri edimin alacaklıların tamamına ifasını isteyebilir.
E) İfada bulunan borçlu alacaklıya halef olur ve diğer borçlulardan payları oranında isteyebilir.
Soru 97
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre 1 Mart günü kurulan bir sözleşmede, borcun ifası için sözleşmenin kurulmasından başlayarak onbeş gün süre kararlaştırılmıştır. Kanun, gün olarak belirlenen sürede sözleşmenin kurulduğu günün sayılmayacağını ve onbeş gün ifadesinin iki haftayı değil tam onbeş günü gösterdiğini öngörmektedir. Taraflar sürenin hesabına ilişkin başka bir kural kararlaştırmamış, ifa gününün tatile rastlaması hâline de değinmemişlerdir. Buna göre bu sürenin son günü kaç Mart'tır?
A) 14
B) 15
C) 16
D) 17
E) 18
Cevabı göster
Cevap: C. Gün olarak belirlenmiş sürede sözleşmenin kurulduğu gün hesaba katılmaz ve süre son günün dolmasıyla biter. Sekiz veya onbeş gün olarak belirlenmiş süre bir veya iki haftayı değil tam sekiz veya onbeş günü ifade eder. Sayım 2 Mart'tan başlar ve onbeşinci gün 16 Mart'a gelir; süre bu gün dolar.

Şık analizi

A) 14 Mart, sayımı 1 Mart'tan başlatıp onbeşinci günü yanlış yere taşıyan bir hesabın sonucudur.
B) 15 Mart, onbeş günü iki haftaya indirip bir gün ekleyen hesaba karşılık gelir; kanun bu sayımı kabul etmez.
D) 17 Mart, sözleşmenin kurulduğu günü de sayan hatalı hesabın sonucudur.
E) 18 Mart, hem başlangıç gününü sayan hem de fazladan gün ekleyen bir hesaptan çıkar.
Soru 98
İfanın hukuki niteliği öğretideki baskın görüşe göre aşağıdakilerden hangisidir?
A) Fiil
B) İşlem
C) Sözleşme
D) Tasarruf
E) Beyan
Cevabı göster
Cevap: A. Baskın görüş ifayı bir hukuki işlem değil, borcu sona erdiren bir fiil sayar. Bu görüşe göre borçlunun ayrıca bir ifa iradesi aranmaz; edimin borca uygun biçimde alacaklıya ulaşması yeterlidir. Tartışmanın pratik sonucu ehliyette görülür: ifayı hukuki işlem saymak, ifa edenin fiil ehliyetini aramayı gerektirirdi.

Şık analizi

B) İfayı hukuki işlem saymak, ifa edende fiil ehliyeti aramayı gerektirirdi; baskın görüş bunu kabul etmez.
C) Sözleşme iki taraflı bir hukuki işlemdir; ifa için alacaklının ayrıca bir irade açıklaması aranmaz.
D) Tasarruf işlemi bir hakkı doğrudan etkileyen işlemdir; ifa bu kategoriyle açıklanmaz.
E) Beyan bir irade açıklamasıdır; baskın görüşe göre ifada böyle bir açıklamaya gerek yoktur.
Soru 99
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ifa sırası ve ifa güçsüzlüğü birlikte düzenlenmiştir; ifa isteminde bulunan tarafın kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması aranırken, karşı tarafın ifada güçsüzlüğe düşmesi hâlinde diğer tarafa ayrı bir imkân tanınmıştır. Kanun ayrıca borcun muaccel olma anını da kural olarak doğum anına bağlamıştır. Bu iki kuralla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) İfa isteminde bulunan taraf, daha sonra ifa etme hakkı olsa bile kendi borcunu mutlaka önceden ifa etmelidir.
B) Kendi borcunu ifa etmeden talepte bulunan tarafa karşı ödemezlik def'i ileri sürülebilir ve talep bu def'iyle karşılanır.
C) İfada güçsüzlüğe düşen tarafın karşısındaki taraf, güvence istemeksizin ve süre vermeksizin doğrudan sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.
D) İfa zamanı kararlaştırılmamış bir borç, ancak alacaklının ihtarda bulunmasıyla muaccel hâle gelir ve önce talep edilemez.
E) İfada güçsüzlük yalnız iflas hâlinde söz konusu olur; haciz işleminin sonuçsuz kalması bu kapsamda değerlendirilmez.
Cevabı göster
Cevap: B. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede ifa isteyen taraf, daha sonra ifa etme hakkı yoksa kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olmalıdır. Bu şartı yerine getirmeden talepte bulunan tarafa karşı ödemezlik def'i ileri sürülür ve talep bu def'iyle karşılanır. B bu düzeni doğru aktarır; diğer şıklar ya bir istisnayı yok sayar ya da kanunun aradığı ara aşamayı atlar.

Şık analizi

A) Sözleşmenin koşullarına göre daha sonra ifa etme hakkı bulunan taraf önce ifa etmek zorunda değildir; kanun bu istisnayı açıkça tanır.
C) İfa güçsüzlüğünde önce güvence istenir ve ifadan kaçınılır; sözleşmeden dönme ancak uygun sürede güvence verilmezse gündeme gelir.
D) İfa zamanı kararlaştırılmamışsa borç doğumu anında muaccel olur; muacceliyet için ihtar aranmaz.
E) Kanun ifa güçsüzlüğünü iflasla sınırlamaz; haciz işleminin sonuçsuz kalması da açıkça sayılan hâllerdendir.

← Sebepsiz Zenginleşmeİfa Yeri, İspatı ve İfa İkameleri →