EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 23 / 54

Zamanaşımı Süreleri ve İşleyişi

11 Hâkimlik

Hızlı özet

Zamanaşımı, alacağın belirli bir süre içinde istenmemesi hâlinde borçluya ifadan kaçınma imkânı veren kurumdur. Sık yapılan hata, onu borcu sona erdiren bir sebep saymaktır: zamanaşımı borcu sona erdirmez, onu eksik borca dönüştürür.

Çerçeve

  • On Yıllık Genel Süre
  • Beş Yıllık Süreye Bağlı Alacaklar
  • Haksız Fiil ve Sebepsiz Zenginleşmede Süreler
  • Ceza Zamanaşımının Daha Uzun Olması
  • Zamanaşımının Başlangıcı
  • Sürelerin Kesinliği ve Sözleşmeyle Değiştirilememesi
  • Fer'î Alacaklarda Zamanaşımı
  • Hak Düşürücü Süre ile Ayrımı

Tanımlar ve Şartlar

  • İspat güçlüğünü sınırlamak — yıllar sonra açılan davada delil bulmak imkânsızlaşır.
  • Hukuki güvenliği sağlamak — kişi süresiz biçimde talep tehdidi altında bırakılmaz.
  • Alacaklıyı özenli davranmaya yöneltmek — hakkını uzun süre uyutan alacaklı korunmaz.
  • Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler.
  • Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri.
  • Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar.
  • Bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleriyle ya da ortaklıkla arasındaki; ortaklığın müdür, temsilci ve denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar.
  • Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden ve ticari simsarlık ücreti dışında simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar.
  • Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar.
  • Alacağın muaccel olması bir bildirime bağlıysa, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar. Alacaklı bildirimi geciktirerek süreyi uzatamaz.
  • Ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde, alacağın tamamı için zamanaşımı ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde işlemeye başlar; alacağın tamamı zamanaşımına uğramışsa ifa edilmemiş dönemsel edimler de zamanaşımına uğramış olur (TBK m. 150).

Kurallar

  • Kanun altı bentte topladığı alacaklar için beş yıllık zamanaşımı öngörmüştür (TBK m. 147):
  • Temel kural açıktır: zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar (TBK m. 149).
  • Sürelerin hesabında da kanun net bir kural koyar: süreler hesaplanırken zamanaşımının başladığı gün sayılmaz ve zamanaşımı ancak sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince gerçekleşmiş olur (TBK m. 151).
  • Kanun tek cümlelik ama çok sorulan bir hüküm koyar: bu ayırımda belirlenen zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez (TBK m. 148).
  • Bu hükmü zamanaşımından feragat yasağıyla birlikte okumak gerekir: zamanaşımından önceden feragat edilemez (TBK m. 160).
  • Bu noktada takasla karşıtlık kurulur: takas hakkından önceden feragat edilebilirken (TBK m. 145), zamanaşımından edilemez.
  • Bu ayırımda belirlenen zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez (TBK m. 148); hüküm emredicidir ve aksine kayıt geçersizdir.
  • Yasağın kapsamı maddenin kendi sözleriyle sınırlıdır: TBK m. 148, bu ayırım dışındaki süreler ile hak düşürücü süreler için genel bir değiştirme yasağı koymaz; onlarda kendi düzenlemelerinin emredici olup olmadığına bakılır.

Karşılaştırma

KaynakÖznel süreNesnel süreBaşlangıç
Sözleşmeon yılalacağın muaccel olması
Haksız fiiliki yılon yılzararın ve failin öğrenilmesi / fiil tarihi
Sebepsiz zenginleşmeiki yılon yılgeri isteme hakkının öğrenilmesi / zenginleşme tarihi
ZamanaşımıHak düşürücü süre
Etkisihak sona ermez, eksik borca dönüşürhak tümüyle sona erer
Hâkimresen gözetemezresen gözetir
Niteliğidef'iitiraz
Durma ve kesilmeuygulanıruygulanmaz
Konusukural olarak alacak haklarıkural olarak yenilik doğuran haklar

Sınav Notu

  • Zamanaşımı borcu sona erdirmez, eksik borca dönüştürür. Ödenen geri istenemez.
  • Genel süre on yıldır ve kuraldır; diğer bütün süreler istisnadır (TBK m. 146).
  • Beş yıllık süre: dönemsel edimler, konaklama ve yeme içme bedelleri, küçük sanat ve perakende alacakları, ortaklık ilişkisinden doğan alacaklar, vekâlet–komisyon–acentalık ve simsarlık, eser sözleşmesi (TBK m. 147).
  • İki dışlama: ticari simsarlık ücreti beş yıla girmez; eser sözleşmesinde yüklenici ağır kusurluysa on yıl uygulanır.
  • Anapara faizi dönemsel edimdir, beş yıla tabidir; temerrüt faizi asıl alacağın süresini izler.
  • Haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede iki / on yıl birlikte işler; hangisi önce dolarsa zamanaşımı gerçekleşir. Sonuç hakkın düşmesi değildir: borçluya def'i doğar ve hâkim süreyi kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK m. 161).
  • Fiil cezayı gerektiriyorsa ve ceza zamanaşımı daha uzunsa o süre uygulanır; failin cezalandırılmış olması şart değildir.
  • Zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla başlar; muacceliyet bildirime bağlıysa bildirimin yapılabileceği günden işler (TBK m. 149).
  • Süre hesabında başladığı gün sayılmaz; son gün de hak kullanılmadan geçmelidir (TBK m. 151).
  • Süreler sözleşmeyle değiştirilemez — ne uzatılabilir ne kısaltılabilir (TBK m. 148). Zamanaşımından önceden feragat de edilemez (TBK m. 160); buna karşılık takastan önceden feragat edilebilir (TBK m. 145).
  • Asıl alacak zamanaşımına uğrayınca fer'î alacaklar da uğrar (TBK m. 152); kural tek yönlüdür, tersi doğru değildir.
  • Zamanaşımı def'idir ve ileri sürülmedikçe hâkim gözetemez (TBK m. 161); hak düşürücü süre itirazdır ve hâkim resen gözetir. Zamanaşımında durma ve kesilme vardır, hak düşürücü sürede yoktur.
  • Hangi sürenin uygulanacağı hakkın niteliğinden çıkar: alacak haklarında zamanaşımı, yenilik doğuran haklarda hak düşürücü süre. İptal hakkının bir yıllık süresi bu yüzden hak düşürücüdür.
  • Süreler emredicidir; sözleşmeye konulan "süre üç yıldır" kaydı geçersizdir. Süre dolduktan sonra def'iden vazgeçmek ise geçerlidir — yasak yalnız önceden yapılana ilişkindir.
  • Def'i, usulün izin verdiği aşamaya kadar ileri sürülmelidir; hak düşürücü süreyi hâkim yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetir.
  • Ceza zamanaşımının uygulanması için failin mahkûm olması aranmaz; hukuk hâkimi fiilin suç oluşturup oluşturmadığını kendisi değerlendirir ve ceza davasının sonucunu beklemek zorunda değildir.

Zamanaşımı, alacağın belirli bir süre içinde istenmemesi hâlinde borçluya ifadan kaçınma imkânı veren kurumdur. Sık yapılan hata, onu borcu sona erdiren bir sebep saymaktır: zamanaşımı borcu sona erdirmez, onu eksik borca dönüştürür. Borç durur, yalnız devlet gücüyle tahsil edilemez hâle gelir.

A. On Yıllık Genel Süre

Kanunun genel kuralı tek cümledir: kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146).

Cümlenin kuruluşu önemlidir. On yıl kural, diğer bütün süreler istisnadır; bir alacak için özel bir süre gösterilmemişse tartışmasız on yıl uygulanır. Sınavda "şu alacağın zamanaşımı kaç yıldır" diye sorulduğunda, önce istisna listesine bakılır, orada yoksa cevap on yıldır.

Genel süre yalnız sözleşmeden doğan alacaklar için değil, kanunun başka süre öngörmediği her alacak için geçerlidir. Borca aykırılıktan doğan tazminat istemi de bu süreye tabidir ve aynı olaydan doğan haksız fiil isteminin iki yıllık süresinden bu yönüyle ayrılır.

Zamanaşımının amacı üç başlıkta toplanır ve süre farklarının gerekçesi buradadır:

  • İspat güçlüğünü sınırlamak — yıllar sonra açılan davada delil bulmak imkânsızlaşır.
  • Hukuki güvenliği sağlamak — kişi süresiz biçimde talep tehdidi altında bırakılmaz.
  • Alacaklıyı özenli davranmaya yöneltmek — hakkını uzun süre uyutan alacaklı korunmaz.

Süre ne kadar kısaysa ispat kaygısı o kadar ağır basar; beş yıllık süreye bağlanan alacakların çoğu, sık tekrarlanan ve belgelenmesi güç günlük işlemlerdir.

B. Beş Yıllık Süreye Bağlı Alacaklar

Kanun altı bentte topladığı alacaklar için beş yıllık zamanaşımı öngörmüştür (TBK m. 147):

  • Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler.
  • Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri.
  • Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar.
  • Bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleriyle ya da ortaklıkla arasındaki; ortaklığın müdür, temsilci ve denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar.
  • Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden ve ticari simsarlık ücreti dışında simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar.
  • Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar.

Son iki bentteki dışlamalar sınavda ölçülür. Ticari simsarlık ücreti beş yıllık süreye girmez, genel on yıllık süreye tabidir. Eser sözleşmesinde yüklenici ağır kusurluysa beş yıl değil on yıl uygulanır — ağır kusurlu yüklenici kısa süreden yararlanamaz.

Birinci bentteki "dönemsel edim" kavramı da geniştir: düzenli aralıklarla yinelenen her edim buraya girer. Anapara faizi dönemsel edim sayıldığı için beş yıla tabidir; temerrüt faizi ise asıl alacağa bağlı olduğundan onun süresini izler.

C. Haksız Fiil ve Sebepsiz Zenginleşmede Süreler

Borcun her kaynağı için süre ayrı belirlenmiştir ve üçü bir arada okunmalıdır:

KaynakÖznel süreNesnel süreBaşlangıç
Sözleşmeon yılalacağın muaccel olması
Haksız fiiliki yılon yılzararın ve failin öğrenilmesi / fiil tarihi
Sebepsiz zenginleşmeiki yılon yılgeri isteme hakkının öğrenilmesi / zenginleşme tarihi

Haksız fiilde iki süre birlikte işler ve hangisi önce dolarsa zamanaşımı o anda gerçekleşir. Sonuç hakkın düşmesi değildir: borçlu def'iyi ileri sürerek ifadan kaçınabilir, hâkim süreyi kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK m. 161). Sebepsiz zenginleşmede de aynı yapı vardır; yalnız başlangıç noktaları farklıdır.

Aynı olay hem sözleşmeye aykırılık hem haksız fiil oluşturuyorsa alacaklı dilediğine dayanabilir ve süre bakımından sözleşmeye dayanmak genellikle elverişlidir; iki yıl yerine on yıl işler.

D. Ceza Zamanaşımının Daha Uzun Olması

Haksız fiil aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa özel bir kural devreye girer: tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.

Kuralın işlemesi için iki şart aranır. Fiilin cezayı gerektiren bir fiil olması gerekir; failin fiilen cezalandırılmış olması ya da hakkında dava açılmış olması şart değildir. Ayrıca ceza zamanaşımı, hukuk davasındaki süreden daha uzun olmalıdır; kısa olması hâlinde genel süreler uygulanır.

Uzun ceza zamanaşımı yalnız zarar görene karşı değil, sorumluların hepsine karşı işler. Bu kural, uygulamada zarar görene yıllar sonra dava açma imkânı verdiği için önemli bir korumadır.

Uygulamada üç nokta tartışılır. Birincisi, fiilin suç oluşturup oluşturmadığını hukuk hâkimi kendisi değerlendirir; ceza davasının sonucunu beklemek zorunda değildir. İkincisi, ceza zamanaşımı dava zamanaşımıdır; ceza davası açılmış olsun olmasın işler. Üçüncüsü, uzun süre yalnız tazminat istemi için geçerlidir; rücu isteminin süresi kendi kuralına tabidir.

E. Zamanaşımının Başlangıcı

Temel kural açıktır: zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar (TBK m. 149). Alacaklının alacağını bilip bilmemesi kural olarak önemli değildir; ölçüt nesneldir.

Kanun iki özel başlangıç düzenler:

  • Alacağın muaccel olması bir bildirime bağlıysa, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar. Alacaklı bildirimi geciktirerek süreyi uzatamaz.
  • Ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde, alacağın tamamı için zamanaşımı ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde işlemeye başlar; alacağın tamamı zamanaşımına uğramışsa ifa edilmemiş dönemsel edimler de zamanaşımına uğramış olur (TBK m. 150).

Sürelerin hesabında da kanun net bir kural koyar: süreler hesaplanırken zamanaşımının başladığı gün sayılmaz ve zamanaşımı ancak sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince gerçekleşmiş olur (TBK m. 151). Hesaplamada ayrıca borçların ifasındaki sürelerin hesaplanmasına ilişkin hükümler uygulanır; son günün tatile rastlaması hâlinde süre ilk iş gününe geçer.

F. Sürelerin Kesinliği ve Sözleşmeyle Değiştirilememesi

Kanun tek cümlelik ama çok sorulan bir hüküm koyar: bu ayırımda belirlenen zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez (TBK m. 148).

Yasak her iki yöne de işler: taraflar süreyi ne uzatabilir ne kısaltabilir. Hükmün emredici olmasının sebebi, zamanaşımı düzeninin yalnız tarafların menfaatine değil, ispat güçlüğünü ve belirsizliği sınırlayan bir kamu yararına dayanmasıdır.

Bu hükmü zamanaşımından feragat yasağıyla birlikte okumak gerekir: zamanaşımından önceden feragat edilemez (TBK m. 160). İki hüküm aynı amaca hizmet eder — borçlunun sözleşme kurulurken bu korumadan vazgeçirilmesi önlenir. Buna karşılık süre dolduktan sonra borçlunun zamanaşımını ileri sürmemesi ya da borcu ödemesi geçerlidir; ödenen geri istenemez.

Bu noktada takasla karşıtlık kurulur: takas hakkından önceden feragat edilebilirken (TBK m. 145), zamanaşımından edilemez. Ayrım, ikisinin koruduğu menfaatin farklı olmasından doğar.

G. Fer'î Alacaklarda Zamanaşımı

Kanun bağlı alacaklar için tek yönlü bir kural koyar: asıl alacak zamanaşımına uğrayınca, ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğramış olur (TBK m. 152).

Kuralın yönü önemlidir. Asıldan fer'îye doğru işler; tersi doğru değildir. İşlemiş faiz alacağı kendi süresi içinde zamanaşımına uğramış olsa bile asıl alacak ayakta kalabilir.

Uygulamada bu, alacaklı için bir tuzak oluşturur: asıl alacağını takip etmeyi geciktiren alacaklı, yıllarca biriken faiz alacağını da tek seferde kaybeder. Fer'î alacakların kendi süreleri de ayrıca işler; anapara faizi dönemsel edim olarak beş yıllık süreye tabidir ve asıl alacak on yıllık süreye tabi olsa bile beş yılı aşan faiz ayrıca zamanaşımına uğrar.

H. Hak Düşürücü Süre ile Ayrımı

Zamanaşımı ile hak düşürücü süre sürekli karıştırılır; ayrım sınavın klasik konularındandır.

ZamanaşımıHak düşürücü süre
Etkisihak sona ermez, eksik borca dönüşürhak tümüyle sona erer
Hâkimresen gözetemezresen gözetir
Niteliğidef'iitiraz
Durma ve kesilmeuygulanıruygulanmaz
Konusukural olarak alacak haklarıkural olarak yenilik doğuran haklar

Beş satır da tek bir farktan türer: zamanaşımı hakkı değil, onun dava edilebilirliğini etkiler; hak düşürücü süre ise hakkın kendisini ortadan kaldırır.

Ayrımın pratik sonucu da açıktır: zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK m. 161). Borçlu def'iyi ileri sürmezse mahkeme alacağı hükme bağlar. Hak düşürücü sürede ise taraflar hiç söz etmese bile hâkim süreyi kendiliğinden inceler ve süre dolmuşsa talebi reddeder.

Ayrımın nerede uygulanacağı da öğrenilmelidir. Alacak haklarına kural olarak zamanaşımı, yenilik doğuran haklara ise hak düşürücü süre uygulanır. Yanılma veya aldatma sebebiyle iptal hakkının bir yıllık süresi, ayıptan doğan seçimlik hakların süreleri ve önalım hakkının süreleri bu yüzden hak düşürücüdür; buna karşılık tazminat ve ücret alacakları zamanaşımına tabidir. Bir sürenin hangisi olduğu kanun metninde çoğu zaman yazmaz; hâkim, sürenin bağlandığı hakkın niteliğine bakarak belirler.

İkinci ayrım noktası sürelerin taraflarca değiştirilip değiştirilemeyeceğidir. Bu ayırımda belirlenen zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez (TBK m. 148); hüküm emredicidir ve aksine kayıt geçersizdir. Yasağın kapsamı maddenin kendi sözleriyle sınırlıdır: TBK m. 148, bu ayırım dışındaki süreler ile hak düşürücü süreler için genel bir değiştirme yasağı koymaz; onlarda kendi düzenlemelerinin emredici olup olmadığına bakılır. Bir sözleşmeye konulan "taraflar zamanaşımı süresini üç yıl olarak kararlaştırmıştır" kaydı bu nedenle hiçbir sonuç doğurmaz; süre kanunda yazılı süredir. Buna karşılık borçlunun, süre dolduktan sonra def'iyi ileri sürmekten vazgeçmesi geçerlidir; yasak yalnız önceden yapılan işlemlere ilişkindir.

Son fark davanın seyrinde görünür. Zamanaşımı def'i usul hukukunun izin verdiği aşamaya kadar ileri sürülmelidir; daha sonra ileri sürülmesi karşı tarafın muvafakatine bağlıdır. Hak düşürücü sürede böyle bir sınır yoktur: hâkim süreyi yargılamanın her aşamasında, kanun yolu incelemesinde de kendiliğinden dikkate alır.

Örnek olay

(P), bir müteahhide dükkânının cephesini yenilettirmiş, iş 10 Ocak 2019'da teslim edilmiş ve 40.000 TL'lik bakiye ücret aynı gün muaccel olmuştur. Müteahhit bu alacağı hiç istememiştir. Ayrıca (P), aynı dükkânı 2018'den beri (R)'ye kiraya vermektedir; (R) 2019 ve 2020 yıllarına ait toplam 90.000 TL kirayı ödememiştir. (P)'nin bir de 2020 yılında uğradığı bir trafik kazasından doğan tazminat alacağı vardır; kazayı yapan sürücü kaçmış, kimliği ancak 2024'te belirlenmiştir ve fiil taksirle yaralama suçunu oluşturmaktadır. 2025 yılında üç alacak için de dava açılmıştır: müteahhit bakiye ücret için (P)'ye, (P) ise kiralar için (R)'ye ve tazminat için sürücüye karşı. Davalıların hiçbiri zamanaşımı def'i ileri sürmemiştir.

Değerlendirme: Üç alacağın üçü de farklı rejime tabidir ve tek tek incelenir.

Müteahhidin ücret alacağı eser sözleşmesinden doğmaktadır ve kural olarak beş yıllık süreye tabidir (TBK m. 147). Süre alacağın muaccel olduğu 10 Ocak 2019'da işlemeye başlamış, başladığı gün sayılmadan 10 Ocak 2024'ün bitiminde dolmuştur. Maddedeki ağır kusur istisnası burada işlemez ve tuzak tam buradadır: istisna, yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla ihlal etmesinden doğan alacaklara ilişkindir, yani iş sahibinin yükleniciye yönelttiği taleplere. Yüklenicinin kendi ücret alacağının süresini on yıla çıkarmaz; aksi hâlde kusurlu yüklenici kusuruyla süre kazanırdı.

Kira alacağı dönemsel edimdir ve yine beş yıllık süreye tabidir. Her ayın kirası kendi muacceliyet tarihinden itibaren ayrı ayrı zamanaşımına uğrar; 2019 yılı kiraları 2024'te, 2020 yılı kiraları 2025'te dolar. Dava 2025'te açıldığına göre 2019 kiraları zamanaşımına uğramıştır; 2020 kiralarının hangilerinin ayakta kaldığı davanın gün ve ayına göre belirlenir, çünkü her ayın kirası kendi tarihinden itibaren ayrı işler. Ayrıca asıl alacak zamanaşımına uğradığında ona bağlı faiz alacağı da uğrar (TBK m. 152).

Tazminat alacağında ise iki süre birlikte işler: zararın ve failin öğrenilmesinden iki yıl, her hâlde fiil tarihinden on yıl. Failin kimliği 2024'te belirlendiğine göre iki yıllık öznel süre o tarihte başlamış ve 2025'te dava açıldığında dolmamıştır. Kaldı ki fiil taksirle yaralama suçunu oluşturmaktadır; ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı daha uzunsa o süre uygulanır ve bu, (P) lehine ek bir güvence sağlar. Hukuk hâkimi fiilin suç oluşturup oluşturmadığını kendisi değerlendirir; ceza davasının sonucunu beklemek zorunda değildir.

Olayın asıl sürprizi sonda gelir. Davalıların hiçbiri zamanaşımı def'ini ileri sürmemiştir. Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK m. 161). Bu yüzden zamanaşımına uğramış olan müteahhit alacağı ile 2019 yılı kiraları da hükme bağlanır; mahkeme süreyi resen inceleyemez.

Sonuç, zamanaşımı ile hak düşürücü süre arasındaki farkı somutlaştırır. Söz konusu olan bir hak düşürücü süre olsaydı hâkim onu taraflar hiç söz etmese bile inceler ve talebi reddederdi. Zamanaşımı bir def'idir; kullanılmazsa yok hükmündedir. Davalılar süre dolduktan sonra ödeme de yapsalardı, bu ödeme geçerli olur ve geri istenemezdi — ortada eksik de olsa bir borç vardır.

İkinci örnek olay

(V), 2020 yılında bir bankadan kredi kullanmış ve borcunu ödememiştir. Banka 2021'de icra takibi başlatmış, takip 2022'de düşmüştür. (V) 2023 yılında bankaya kısmi bir ödeme yapmış, dekonta hiçbir açıklama yazdırmamıştır. Ayrı bir ilişkide (V), 2021 yılında bir hastanede yanlış tedaviden zarar görmüş, zararının kapsamını ve sorumlu hekimi ancak 2024 sonunda öğrenmiştir; fiil taksirle yaralama suçunu oluşturmaktadır ve (V) hekime karşı 2026'da dava açmıştır. (V)'nin bir de bir otelde konaklamadan doğan 2020 tarihli ödenmemiş borcu vardır; otel 2026'da dava açmıştır.

Değerlendirme: Kredi borcu genel süreye tabidir: kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Süre 2020'de işlemeye başlamıştır. 2021'deki icra takibi zamanaşımını kesmiştir ve takibin sonradan düşmüş olması kesilmeyi ortadan kaldırmaz. 2023'teki kısmi ödeme ise bir ikrardır ve süreyi yeniden keser (TBK m. 154); dekonta açıklama yazılmamış olması sonucu değiştirmez, çünkü ikrarın açık olması aranmaz. Kesilmeyle o ana kadar işlemiş süre silinir ve yeni on yıllık süre 2023'te başlar; borç senetle ikrar edilmiş ya da hükme bağlanmış olsaydı yeni süre yine on yıl olurdu (TBK m. 156). Banka alacağı bu hâliyle dava edilebilir durumdadır.

Hekime karşı açılan davada iki süre birlikte işler: zararın ve failin öğrenilmesinden iki yıl, her hâlde fiil tarihinden on yıl. Öğrenme 2024 sonunda gerçekleştiğine göre öznel süre 2026 sonunda dolacaktır ve dava süresinde açılmıştır; nesnel süre de 2031'e kadar işler. Ayrıca fiil taksirle yaralama suçunu oluşturduğundan ceza kanunlarının öngördüğü daha uzun süre uygulanabilir ve bu, davacı lehine ek bir güvence sağlar.

Otel alacağı ise beş yıllık süreye tabidir; konaklama ile yeme içme bedelleri kanunda açıkça sayılmıştır (TBK m. 147). 2020'de muaccel olan alacak 2025'te zamanaşımına uğramıştır ve 2026'da açılan dava geç kalmıştır. Ne var ki bu sonuç ancak (V) def'iyi ileri sürerse doğar; ileri sürmezse mahkeme alacağı hükme bağlar (TBK m. 161). Üç alacak yan yana konulduğunda görülen şudur: süreyi belirleyen alacağın kaynağı, sürenin akıbetini belirleyen ise arada yapılan işlemlerdir.

Olaya iki küçük değişiklik eklenirse ayrımlar iyice belirginleşir. Banka 2021'de takip yerine yalnız noter ihtarı göndermiş olsaydı zamanaşımı kesilmezdi; ihtar borçluyu temerrüde düşürür ama süreyi kesmez. Otel alacağı bakımından ise (V) 2026'da borcun bir kısmını ödemiş olsaydı, süre dolduktan sonra yapılan bu ödemeyi geri isteyemezdi; zamanaşımı borcu sona erdirmez, eksik borca dönüştürür ve eksik borcun ifası geçerli bir ifadır. Aynı ödeme süre dolmadan yapılsaydı ikrar sayılır ve süreyi keserdi; ödemenin tarihi bu yüzden iki bambaşka sonuç doğurur.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 11 soru eşleşti, ilk 11 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2024 KPSS
Aşağıdaki alacaklardan hangisi kural olarak 5 yıllık zamanaşımına tabi değildir?
A) Mert'in, Ferdi'ye aylık olarak ödeyeceği kira bedeli
B) Terzi Cengiz'in, Hakan için takım elbise dikmesinden doğan alacağı
C) Samet'in, Kenan'a ait pansiyonda kalmasından doğan konaklama bedeli
D) Avukat Abdülkefir'in, müvekkili Merih'ten olan vekâlet ücreti alacağı
E) Orkun'un, Arda'nın kendisine karşı işlediği haksız fiilden doğan tazminat alacağı
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 2 2022 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (KASIM)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşağıdaki alacaklardan hangisi için beş yıllık zamanaşımı uygulanmaz?
A) Aylık olarak ödenen kira bedeli
B) Lokantadaki yeme içme bedeli
C) Küçük çapta perakende satışlardan doğan alacak
D) Avukatlık ücret sözleşmesinde vekilin ücret alacağı
E) Ticari simsarlık ücreti alacağı
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 3 Çıkmış soru
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre kira ve anapara faizi alacaklarında kural olarak kaç yıllık zamanaşımı uygulanır?
A) 1
B) 2
C) 5
D) 10
E) 20
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 4 2021 İDARİ HAKİMLİK
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Alacağın tamamı zamanaşımına uğramışsa ifa edilmemiş dönemsel edimler de zamanaşımına uğramış olur.
B) Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında eser sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir.
C) Alacağın muaccel olmasının bir bildirime tabi olduğu hallerde zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.
D) Asıl alacağın zamanaşımına uğraması ona bağlı faiz alacağının da zamanaşımına uğradığı anlamına gelmez.
E) Zamanaşımı süreleri hesaplanırken zamanaşımının başladığı gün sayılmaz.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 5 Çıkmış soru
Mahkemenin yetkili veya görevli olmaması nedeniyle reddedilen bir davada, o arada zamanaşımı süresinin dolması halinde davacının haklarını kullanabilmesi için ek süresi bulunmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre bu ek süre kaç gündür?
A) 15
B) 30
C) 45
D) 60
E) 90
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 6 2007 ADLİ HAKİMLİK
Aşağıdakilerden hangisi zamanaşımı süresine tabidir?
A) Ayıp ihbarı
B) İrade bozukluğuna dayanarak hukuki işlemin iptali
C) Borçlunun temerrüdü nedeniyle sözleşmeden dönme
D) Aşırı yararlanma nedeniyle sözleşmenin iptali halinde daha önce sözleşme gereğince ödenmiş paranın iadesi talebi
E) Batıl bir hukuki işleme dayanarak mülkiyeti geçirilmiş taşınmazın geri verilmesi talebi
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 7 Çıkmış soru
Sözleşmelerden doğan borçlarda zamanaşımı süresi kural olarak kaç yıldır?
A) 10
B) 5
C) 3
D) 2
E) 1
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 8 2011 İDARİ HAKİMLİK
Zamanaşımına uğramış borçlar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Zamanaşımına uğramış borçlar, eksik borç niteliğini taşır.
B) Alacaklı, Devletin yetkili organlarına başvurarak borcun ifasını talep ettiğinde borçlu zamanaşımı savunmasında bulunabilir.
C) Zamanaşımına uğramış borca karşılık borçlunun zamanaşımı savunmasında bulunması durumunda mahkeme veya icra organları bu durumu tespit ederlerse borçlunun sorumluluğuna ilişkin herhangi bir işlem yapılamaz.
D) Zamanaşımına uğramış olan bir borcu ifa eden borçlu, daha sonra sebepsiz zenginleşmeye dayanarak verdiğini geri alabilir.
E) Zamanaşımına uğramış borç dava edilebilir ancak zamanaşımı defi hâlinde dava reddedilir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 9 2016 SAYIŞTAY
Türk borçlar hukukunda fesihle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Kural olarak sürekli edimli sözleşme ilişkilerini sona erdiren bir müessesedir.
B) Sözleşme ilişkilerini geleceğe etkili olarak sona erdirir.
C) Sözleşmeden ya da kanundan kaynaklanabilir.
D) Fesih hakkı, yenilik doğuran hak niteliğindedir.
E) Fesih hakkı, kullanıldıktan sonra geri alınabilir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 10 Çıkmış soru
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, kanunda aksi bir hüküm bulunmadıkça her alacak kaç yıllık zamanaşımına tabidir?
A) 1
B) 2
C) 5
D) 10
E) 20
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 11 2014 KPSS
Aşağıdakilerden hangisi zamanaşımı süresine tabi değildir?
A) Sözleşmeden doğan alacak hakkı
B) Haksız fiilden doğan alacak hakkı
C) İrade sakatlığı nedeniyle sözleşmeyi iptal hakkı
D) Sebepsiz zenginleşmeden doğan alacak hakkı
E) Aile hukuku ilişkilerinden doğan nafaka alacağı
Cevabı göster
Cevap: C.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 6 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 143
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, aksine bir hüküm bulunmadıkça beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu kanunda tek tek sayılan alacaklardan biri aşağıda verilenlerden hangisi değildir?
A) Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer bütün dönemsel edimler
B) Otel ve pansiyon gibi yerlerdeki konaklama ile lokantadaki yeme içme bedelleri
C) Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden doğan her türlü alacak kalemi
D) Ticari simsarlık ücretinden doğan ve simsara ödenmesi gereken bütün alacaklar
E) Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar
Cevabı göster
Cevap: D. Kanun simsarlık sözleşmesinden doğan alacakları beş yıllık süreye bağlarken ticari simsarlık ücretini açıkça dışarıda bırakmıştır; o alacak genel on yıllık süreye tabidir. D bu yüzden listeye girmez. Diğer dört şık kanunun beş yıllık süre için saydığı bentlerdendir.

Şık analizi

A) Dönemsel edimler ilk benttir; kira, anapara faizi ve ücret bu kavramın içindedir.
B) Konaklama ile yeme içme bedelleri kanunda ayrı bir bent olarak sayılmıştır.
C) Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden doğan alacaklar beş yıllık süreye tabidir.
E) Küçük sanat işleri ve küçük çapta perakende satışlar da kanunda sayılan bentlerdendir.
Soru 144
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre eser sözleşmesinden doğan alacaklar kural olarak beş yıllık zamanaşımına tabidir; kanun bu kurala yüklenicinin ağır kusuru bakımından bir istisna getirmiştir. İstisna uygulandığında süre on yıla çıkar ve kısa süreden yararlanma imkânı ortadan kalkar. İstisnanın kapsamına ve kimin alacağına uygulanacağına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) İstisna, yüklenicinin ağır kusuruyla ihlalinden doğan ve iş sahibine ait bulunan alacaklara uygulanan bir kuraldır.
B) İstisna yüklenicinin kendi ücret alacağına da uygulanır ve o alacak da on yıllık süreye tabi olur.
C) İstisna yalnız yüklenicinin hafif kusurla ihlal ettiği hâllerde işler ve süreyi beş yılda tutmaktadır.
D) İstisna eser sözleşmesinden doğan alacakları bütünüyle zamanaşımı dışında bırakır ve bu alacaklar hiç eskimez hâle gelir.
E) İstisnanın uygulanabilmesi için yüklenicinin ayrıca cezai bir sorumluluğunun da doğmuş bulunması gerekir.
Cevabı göster
Cevap: A. İstisna, yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla ihlal etmesinden doğan alacaklara, yani iş sahibinin yükleniciye yönelttiği taleplere ilişkindir. Yüklenicinin kendi ücret alacağının süresini on yıla çıkarmaz; aksi hâlde kusurlu yüklenici kendi kusuru sayesinde daha uzun süre kazanırdı. Sınavda en sık yapılan hata, istisnayı alacağın sahibine bakmadan uygulamaktır.

Şık analizi

B) Yüklenicinin ücret alacağı beş yıllık süreye tabidir; ağır kusur onu uzatmaz.
C) İstisna hafif kusura değil ağır kusura bağlanmıştır ve süreyi beş yılda tutmaz, on yıla çıkarır.
D) İstisna alacağı zamanaşımı dışına çıkarmaz; yalnız uygulanacak süreyi değiştirir.
E) Cezai sorumluluk aranmaz; ölçüt yüklenicinin ağır kusuruyla ihlalde bulunmasıdır.
Soru 145
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun düzenlediği zamanaşımı ile hak düşürücü süre arasındaki farklara ilişkin olarak:I.Zamanaşımı hakkı sona erdirmez, onu eksik borca dönüştürür; hak düşürücü sürede hak tümüyle sona erer.II.Zamanaşımı def'idir ve ileri sürülmedikçe hâkim gözetemez; hak düşürücü süreyi hâkim kendiliğinden inceler.III.Durma ve kesilme kuralları her iki sürede de aynı biçimde uygulanır.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Bütün farklar tek bir ayrımdan türer: zamanaşımı hakkı değil, onun dava edilebilirliğini etkiler; hak düşürücü süre ise hakkın kendisini ortadan kaldırır. Buradan I ve II doğrudur. Durma ve kesilme ise yalnız zamanaşımına özgüdür; hak düşürücü sürede uygulanmaz, bu yüzden III yanlıştır.

Şık analizi

A) Yalnız I'i doğru sayar; hâkimin resen gözetip gözetemeyeceği de iki kurumu ayıran temel farktır.
B) Yalnız II'yi doğru sayar; oysa hakkın sona erip ermemesi farkların çıkış noktasıdır.
D) III'ü doğru sayar; durma ve kesilme hak düşürücü sürede işlemez.
E) Üç ifadeyi de doğru sayar; III yanlış olduğu için bu birleşim olamaz.
Soru 146
6098 sayılı Kanun'a göre aksine hüküm yoksa her alacak kaç yıllık zamanaşımına tabidir?
A) 2
B) 3
C) 5
D) 10
E) 15
Cevabı göster
Cevap: D. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Cümlenin kuruluşu belirleyicidir: on yıl kural, diğer bütün süreler istisnadır. Bir alacağın süresi sorulduğunda önce istisna listesine bakılır; orada yoksa cevap tartışmasız on yıldır.

Şık analizi

A) İki yıl haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede öznel süredir, genel süre değildir.
B) Üç yıllık bir genel zamanaşımı süresi kanunda öngörülmemiştir.
C) Beş yıl kanunun tek tek saydığı alacaklar için geçerli olan istisnai süredir.
E) On beş yıllık bir zamanaşımı süresi kanunda bulunmamaktadır.
Soru 147
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre otel ve pansiyon gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri kaç yıllık zamanaşımına tabidir?
A) 1
B) 2
C) 5
D) 10
E) 15
Cevabı göster
Cevap: C. Konaklama ve yeme içme bedelleri, kanunun beş yıllık süre için saydığı bentlerden birinde açıkça yer alır. Kısa sürenin gerekçesi ispat kaygısıdır: bu alacaklar sık tekrarlanan, küçük tutarlı ve belgelenmesi güç günlük işlemlerden doğar; yıllar sonra ispatları neredeyse imkânsız hâle gelir.

Şık analizi

A) Bir yıllık süre bu alacaklar için öngörülmemiştir.
B) İki yıl haksız fiilin öznel süresidir; sözleşmeden doğan konaklama bedeliyle ilgisi yoktur.
D) On yıl genel süredir ve ancak özel bir süre gösterilmemişse uygulanır.
E) On beş yıllık bir süre kanunda yer almamaktadır.
Soru 148
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilip değiştirilemeyeceğine, zamanaşımından feragate, süre dolduktan sonra yapılan işlemlere ve bu düzenin dayandığı kamu yararı düşüncesine ilişkin, bu ayırımda yer alan süreler bakımından aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Taraflar zamanaşımı süresini sözleşmeyle uzatabilir ancak kısaltamazlar; kanundaki yasak yalnız süreyi kısaltan kayıtlara ilişkin sayılır.
B) Zamanaşımından önceden feragat edilemez; bu yasak borçluyu sözleşme kurulurken vazgeçirilmekten korumak amacını taşır.
C) Süre dolduktan sonra borçlunun zamanaşımını ileri sürmemesi geçerlidir; yasak yalnız önceden yapılan işlemlere ilişkindir.
D) Süre dolduktan sonra borç ödenirse ödenen geri istenemez; ortada eksik de olsa bir borç vardır.
E) Takas hakkından önceden feragat edilebilirken zamanaşımından edilememesi, korunan menfaatlerin birbirinden farklı olmasında yatar.
Cevabı göster
Cevap: A. Yasak her iki yöne de işler: taraflar bu ayırımda belirlenen zamanaşımı sürelerini ne uzatabilir ne kısaltabilir. Hükmün emredici olmasının sebebi, zamanaşımı düzeninin yalnız tarafların menfaatine değil, ispat güçlüğünü ve belirsizliği sınırlayan bir kamu yararına dayanmasıdır. A, yasağı tek yöne indirgediği için yanlıştır.

Şık analizi

B) Önceden feragat yasağı, borçlunun sözleşme kurulurken bu korumadan vazgeçirilmesini önler.
C) Süre dolduktan sonra def'iyi ileri sürmemek borçlunun tercihidir ve geçerlidir.
D) Zamanaşımına uğramış borç eksik borç olarak yaşar; ifası geçerli bir ifadır.
E) Takas ödeme kolaylığına, zamanaşımı kamu yararına dayandığı için feragat rejimleri ayrışır.

← TakasZamanaşımının Durması, Kesilmesi v →