Borçlar Hukuku › Başlık 32 / 54
Satış Sözleşmesinin Kurulması ve Borçlar
4 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu
Hızlı özet
Satış sözleşmesi, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 207). Tanım iki asli edimi karşı karşıya koyar ve borçlar hukukunun en çok uygulanan sözleşme tipini kurar.
Çerçeve
- Satışın Unsurları ve Türleri
- Satıcının Asli Borçları
- Alıcının Asli Borçları
- Satış Bedelinin Belirlenmesi
- Zapt ve Ayıp Dışındaki Yan Yükümlülükler
- Giderlerin Paylaşımı
- Satıcının Temerrüdü ve Alıcının Hakları
- Alıcının Temerrüdü
- Ticari Satışta Özellik Gösteren Noktalar
Tanımlar ve Şartlar
- Unsurlar — satılan (belirli ya da belirlenebilir olmalı), bedel (para olarak kararlaştırılır; başka bir edim kararlaştırılırsa mal değişimi olur) ve bu iki unsurda uyuşan anlaşma.
- Örnek üzerine, beğenme koşullu, taksitle ve artırma yoluyla satışlar kanunun ayrıca düzenlediği türlerdir.
- Satıcının borçları — zilyetliği devretmek (fiilî hâkimiyetin geçirilmesi, TBK m. 210), mülkiyeti geçirmek (taşınırda devir, taşınmazda tescil), zapttan (TBK m. 214 vd.) ve ayıptan (TBK m. 219 vd.) sorumluluk, devre kadar koruma ve aydınlatma.
- İhtarsız faiz — faiz konusunda bir teamül varsa, alıcı maldan ürün ya da diğer verimler elde etme imkânına sahipse ya da belirli günün geçmesiyle temerrüt gerçekleşmişse işler.
- Somut yöntem — alıcı, satış bedeli ile yerine başkasını satın almak için dürüstlük kurallarına uygun olarak ödediği bedel arasındaki farkı ister.
- Soyut yöntem — satılanın borsa kaydı ya da bilinen bir piyasa fiyatı varsa, alıcı yerine başka bir mal almak zorunda kalmadan, kararlaştırılan bedel ile ifa günündeki fiyat arasındaki farkı ister.
- Temerrütte karine — belirli süreli ticari satışta alıcının, ifadan vazgeçip tazminat istediği kabul edilir (TBK m. 212).
- Gözden geçirme — satıcılığı meslek edinmiş kişiler bakımından bilinmesi gereken ayıplar için süre savunması kapanır (TBK m. 225).
- Ayıp bildirimi — ticari işlerde süreler kısa yorumlanır ve basiretli tacir ölçüsüne göre değerlendirilir.
Kurallar
- Satış sözleşmesi, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini devretme, alıcının ise karşılığında bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 207).
- Taşınır satışı, taşınmaz sayılanlar dışında kalan ve diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen şeylerin satışıdır; taşınmazdan ayrıldıktan sonra mülkiyeti devredilecek bütünleyici parçaların satışı da buraya girer (TBK m. 209).
- Satıcı, satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür (TBK m. 210).
- Alıcı, sözleşmede kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmakla yükümlüdür (TBK m. 232).
- Alıcının yan yükümlülükleri: satılanı gözden geçirip ayıpları bildirmek (TBK m. 223), koruma önlemi almak (TBK m. 226), devralma hazırlıklarını yapmak.
- Aksine sözleşme yoksa satılan alıcının zilyetliğine girince satış bedeli muaccel olur (TBK m. 234). Bedel ağırlığa göre hesaplanıyorsa darası indirilir (TBK m. 233).
- Başka yerden gönderilen satılanın ayıplı olduğunu ileri süren alıcı, bulunduğu yerde satıcının temsilcisi yoksa, korunması için gerekli önlemleri geçici olarak almakla yükümlüdür; bunları almaksızın malı geri gönderemez (TBK m. 226).
- Satıcının temerrüdünde kural olarak borçlu temerrüdüne ilişkin genel hükümler uygulanır (TBK m. 212).
Karşılaştırma
| Karşı edim | Mülkiyet ne zaman geçer | Şekil | |
|---|---|---|---|
| Taşınır satışı | para | zilyetliğin devri | serbest |
| Taşınmaz satışı | para | tescil | resmî şekil |
| Mal değişimi | başka bir mal | konusuna göre | konusuna göre |
| Bağışlama | yok | teslim veya tescil | taşınmazda resmî şekil |
Sınav Notu
- Satıcı zilyetlik ve mülkiyeti devreder, alıcı bedel öder (TBK m. 207); bedel yerine başka bir edim kararlaştırılırsa mal değişimi olur.
- Taraflar borçlarını aynı anda ifa eder; belirlenebilir bedel kararlaştırılmış sayılır ve alıcı bedeli belirtmeksizin malı alacağını kesin bildirmişse ifa yeri ve zamanındaki ortalama piyasa fiyatı uygulanır (TBK m. 207, TBK m. 233).
- Bütünleyici parça satışının taşınır sayıldığı örnekler: ürünler, yapı yıkıntıları, taş ocağından çıkarılacak taşlar (TBK m. 209).
- Giderler: ölçme ve tartma satıcıya, devralma ve taşıma alıcıya (TBK m. 211). "Gidersiz devir" taşıma giderini satıcıya yükler; "liman ve gümrük giderleri olmaksızın devir" dış satım, transit ve dış alım vergilerini yükler, taşımayı değil; devir sırasında zaten ödenmiş tüketim vergileri satıcıya yüklenmez.
- Bedel, aksi kararlaştırılmadıkça satılan alıcının zilyetliğine girince muaccel olur (TBK m. 234); teamül, verim elde etme imkânı veya belirli günün geçmesi hâlinde ihtarsız faiz işler.
- Alıcının borcu yalnız ödemek değil, devralmaktır; aksine âdet veya anlaşma yoksa satılan hemen devralınır (TBK m. 232).
- Belirli süreli ticari satışta satıcı temerrüde düşerse alıcının ifadan vazgeçip tazminat istediği kabul edilir; ifayı isteyecekse sürenin bitiminde hemen bildirmelidir (TBK m. 212).
- Zarar hesabında somut ve soyut yöntem (TBK m. 213, TBK m. 236).
- Bedel ödenmeden devredilmeyecek satışta alıcı temerrüde düşerse satıcı herhangi bir işlem gerekmeksizin dönebilir; ama durumu gecikmeksizin bildirmek zorundadır (TBK m. 235). Zilyetlik önceden devredilmişse bu kolaylık yoktur.
- Satış bir borçlandırıcı işlemdir: satıcının malik olmaması sözleşmeyi geçersiz kılmaz.
- Taşınmaz satışı resmî şekle tabidir, mülkiyet tescille geçer; taşınır satışı şekle bağlı değildir, mülkiyet zilyetliğin devriyle geçer.
- Aynı anda ifa kuralının sonucu ödemezlik def'idir; peşin ödeme kararlaştırılmışsa def'i satıcıya geçer (TBK m. 207).
- Mülkiyeti saklı tutma kaydı taşınırlarda ancak noterde düzenlenip sicile işlendiğinde geçerlidir.
- Satıcının temerrüdünde alıcının üç yolu: aynen ifa + gecikme tazminatı, ifadan vazgeçip müspet zarar, dönme + menfi zarar. Ticari satıştaki karine ikincisini seçilmiş sayar.
- Bedelin belirlenmesinde sıra: sözleşme → belirlenebilirlik → ortalama piyasa fiyatı (TBK m. 233). Hiçbiri sonuç vermezse esaslı noktada anlaşma yoktur.
- İfa yeri parça borcunda satılanın bulunduğu yer, cins borcunda borçlunun yerleşim yeridir; bu, taşıma gideri ile gönderme satışını da etkiler.
Satış sözleşmesi, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 207). Tanım iki asli edimi karşı karşıya koyar ve borçlar hukukunun en çok uygulanan sözleşme tipini kurar.
A. Satışın Unsurları ve Türleri
Sözleşmenin kurulması için üç unsurda anlaşma yeterlidir:
- Satılan — mülkiyeti devredilecek şey belirli ya da belirlenebilir olmalıdır.
- Bedel — para olarak kararlaştırılır; başka bir edim kararlaştırılırsa ortada mal değişimi bulunur.
- Anlaşma — tarafların bu iki unsurda uyuşan iradesi.
Bedelin rakamla yazılmış olması şart değildir: durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir (TBK m. 207). Alıcı bedeli belirtmeksizin malı alacağını kesin olarak bildirmişse satış, ifa yeri ve zamanındaki ortalama piyasa fiyatı üzerinden yapılmış sayılır (TBK m. 233).
Kanun satışı konusuna göre ayırır. Taşınır satışı, Türk Medenî Kanunu uyarınca taşınmaz sayılanlar dışında kalan ve diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen şeylerin satışıdır; ürünler, bir yapının yıkıntıları ve taş ocağından çıkarılacak taşlar gibi taşınmazdan ayrıldıktan sonra mülkiyeti devredilecek bütünleyici parçaların satışı da taşınır satışıdır (TBK m. 209). Ayrım şekil ve hasar kurallarını doğrudan değiştirdiği için sınavda ilk belirlenecek noktadır.
Satışın türlerini ayırmak da gerekir, çünkü her birinin kendi hükümleri vardır:
- Taşınır satışı — şekle bağlı değildir, mülkiyet zilyetliğin devriyle geçer.
- Taşınmaz satışı — resmî şekilde yapılmalıdır, mülkiyet tescille geçer.
- Örnek üzerine, beğenme koşullu, taksitle ve artırma yoluyla satışlar — kanunun ayrıca düzenlediği türlerdir.
Satış ile benzer sözleşmeleri ayıran ölçüt de karşı edimdir: karşı edim para ise satış, başka bir mal ise mal değişimi, karşılıksız ise bağışlama vardır. Karşı edim bir işin görülmesiyse eser ya da hizmet sözleşmesi gündeme gelir.
| Karşı edim | Mülkiyet ne zaman geçer | Şekil | |
|---|---|---|---|
| Taşınır satışı | para | zilyetliğin devri | serbest |
| Taşınmaz satışı | para | tescil | resmî şekil |
| Mal değişimi | başka bir mal | konusuna göre | konusuna göre |
| Bağışlama | yok | teslim veya tescil | taşınmazda resmî şekil |
B. Satıcının Asli Borçları
Satıcı, satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür (TBK m. 210). Borç iki parçalıdır ve ikisi birlikte aranır: zilyetliğin devri fiilî, mülkiyetin geçirilmesi hukuki sonucu sağlar.
Taşınırda mülkiyet zilyetliğin devriyle, taşınmazda tapu siciline tescille geçer. Satıcının borcu bu sonucu sağlamaya yöneliktir; satılanı teslim etmek tek başına yeterli değildir.
Satıcının borçları şöyle sıralanır:
- Zilyetliği devretmek — fiilî hâkimiyetin geçirilmesi (TBK m. 210).
- Mülkiyeti geçirmek — taşınırda devir, taşınmazda tescil.
- Zapttan sorumluluk — çekişmesiz hukuki konum sağlamak (TBK m. 214 vd.).
- Ayıptan sorumluluk — satılanın nitelikli olmasını sağlamak (TBK m. 219 vd.).
- Koruma ve aydınlatma — devre kadar özen, belge ve bilgi verme.
Satıcı satılanın maliki olmasa da satış geçerlidir; satış bir borçlandırıcı işlemdir ve malik olmayanın satışı yalnız ifayı imkânsızlaştırabilir, sözleşmeyi geçersiz kılmaz.
Satıcının iki de kanuni güvence borcu vardır ve ayrı başlıklarda incelenir: zapttan sorumluluk (TBK m. 214 vd.) ve ayıptan sorumluluk (TBK m. 219 vd.).
C. Alıcının Asli Borçları
Alıcı, sözleşmede kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmakla yükümlüdür (TBK m. 232). Aksine yerel âdet veya anlaşma yoksa satılanın hemen devralınması gereklidir.
Devralma borcu bir yan yükümlülük değil, asli borçtur; alıcının devralmaktan kaçınması temerrüt doğurur ve hasarın geçişini de etkiler.
Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür (TBK m. 207). Bu, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerdeki ödemezlik def'inin satıştaki görünümüdür.
Alıcının yan yükümlülükleri de vardır: satılanı gözden geçirmek ve ayıpları bildirmek (TBK m. 223), gönderilen satılan bakımından koruma önlemi almak (TBK m. 226) ve devralma için gereken hazırlıkları yapmak. Bunlar borç değil külfettir; satıcı bunların yerine getirilmesini dava edemez, ama alıcı yapmazsa hak kaybına uğrar.
Aynı anda ifa kuralının pratik sonucu, tarafların birbirine karşı ödemezlik def'i ileri sürebilmesidir. Bedeli ödemeye hazır olduğunu göstermeyen alıcı satılanın devrini isteyemez; satılanı devretmeye hazır olduğunu göstermeyen satıcı da bedeli isteyemez. Taraflardan biri vadeye bağlanmış bir edim üstlenmişse bu denge bozulur ve önce ifa etmesi gereken taraf def'iden yararlanamaz. Sözleşmede peşin ödeme kararlaştırılmışsa alıcı, satılanı almadan ödemek zorundadır ve ödemezlik def'i satıcıya geçer.
Satışın tarafları da belirlenmelidir. Satıcı ile alıcının fiil ehliyetine sahip olmaları gerekir; sınırlı ehliyetsizin yaptığı satış yasal temsilcinin onayına bağlıdır. Temsilci aracılığıyla yapılan satışta ise sonuç doğrudan temsil olunanın malvarlığında doğar ve temsilcinin sıfatı sözleşmeye taraf olmasını sağlamaz. Bu ayrım, ayıp ve zapt taleplerinin kime yöneltileceğini de belirler: talepler temsilciye değil, satıcı sıfatını taşıyan kişiye yöneltilir.
Satılanın sözleşme kurulurken var olması da şart değildir. İleride meydana gelecek bir şeyin satışı geçerlidir; ürünü henüz oluşmamış bir bahçenin mahsulü satılabilir. Böyle bir satışta satıcının borcu, şey meydana geldiğinde mülkiyeti geçirmektir; şey hiç meydana gelmezse imkânsızlık hükümleri uygulanır. Başkasına ait bir şeyin satışı da aynı mantıkla geçerlidir ve satıcı, mülkiyeti edinip alıcıya geçirmekle yükümlü olur.
Satıcının borcunun ifa yeri de sonuçları belirler. Aksi kararlaştırılmamışsa parça borcunda ifa yeri sözleşme kurulduğu sırada satılanın bulunduğu yer, cins borcunda ise borçlunun yerleşim yeridir. İfa yeri hem taşıma giderinin kime ait olduğunu hem gönderme satışının varlığını belirlediği için hasar tartışmasına doğrudan bağlanır.
İfa zamanı da benzer biçimde belirlenir: sözleşmede kararlaştırılmışsa o an, kararlaştırılmamışsa borç derhâl muaccel olur ve alacaklı istediği anda ifayı isteyebilir. Satışta bu kural, bedelin muacceliyetine ilişkin özel hükümle birlikte okunur: aksi kararlaştırılmadıkça bedel, satılan alıcının zilyetliğine girince muaccel olur (TBK m. 234). Yani satıcı önce ifa etmedikçe bedeli isteyemez; sözleşmede peşin ödeme kararlaştırılmışsa bu sıra tersine döner.
D. Satış Bedelinin Belirlenmesi
Bedelin muaccel olma anı ayrıca düzenlenmiştir: aksine sözleşme yoksa satılan alıcının zilyetliğine girince satış bedeli muaccel olur (TBK m. 234).
Faiz bakımından üç hâl sayılır; bunlardan biri gerçekleşirse ayrıca ihtara gerek olmaksızın satış bedeline faiz istenebilir:
- Faiz istenebileceği konusunda bir teamül varsa.
- Alıcı maldan ürün ya da diğer verimler elde etme imkânına sahipse.
- Belirli günün geçmesiyle temerrüt gerçekleşmişse.
Bedel satılanın ağırlığına göre hesaplanıyorsa darası indirilir (TBK m. 233). Bazı ticari malların satışında daralı ağırlıktan miktar olarak ya da yüzde hesabıyla indirim yapılmasına veya bedelin doğrudan daralı ağırlık üzerinden belirlenmesine ilişkin ticari teamüller saklıdır.
Bedelin belirlenmesinde sıra şöyledir: önce sözleşme, sonra belirlenebilirlik ölçütü, sonra kanunun koyduğu ortalama piyasa fiyatı kuralı. Hiçbiri sonuç vermiyorsa esaslı noktada anlaşma bulunmadığı için sözleşme kurulmamış sayılır.
E. Zapt ve Ayıp Dışındaki Yan Yükümlülükler
Satıcı, satılanı koruma ve devre kadar özenle saklama, alıcıyı satılan hakkında aydınlatma ve ona gerekli belgeleri verme yükümlülükleri altındadır. Bu yükümlülükler sözleşmenin niteliğinden ve dürüstlük kuralından doğar; ayrıca kararlaştırılmaları gerekmez.
Aydınlatma yükümlülüğünün kapsamı satılanın niteliğine göre değişir. Karmaşık ya da tehlikeli bir malda satıcının kullanma ve bakım bilgisi vermesi beklenir; sıradan bir tüketim malında böyle bir yükümlülük doğmaz. Ölçüt, alıcının sözleşmeyle güttüğü amacın satıcı tarafından bilinebilir olmasıdır.
Başka yerden gönderilen satılan bakımından kanun alıcıya da bir yükümlülük yükler: ayıplı olduğunu ileri süren alıcı, bulunduğu yerde satıcının temsilcisi yoksa, satılanın korunması için gerekli önlemleri geçici olarak almakla yükümlüdür ve bu önlemleri almaksızın onu satıcıya geri gönderemez (TBK m. 226).
F. Giderlerin Paylaşımı
Aksine sözleşme veya âdet yoksa paylaşım şöyledir (TBK m. 211):
- Ölçme ve tartma gibi devir giderleri satıcıya aittir.
- Satılanı devralmak üzere yapılan giderler alıcıya aittir.
- Satılanın ifa yerinden başka yere taşınması gerekiyorsa taşıma giderleri alıcıya aittir.
İki özel kayıt daha vardır: gidersiz devir kararlaştırılmışsa satıcı taşıma giderlerini üstlenmiş sayılır; liman ve gümrük giderleri olmaksızın devir kararlaştırılmışsa satıcı, dış satım, transit ve dış alım için alınan vergi ve resimleri üstlenmiş sayılır, taşıma giderlerini değil.
G. Satıcının Temerrüdü ve Alıcının Hakları
Satıcının temerrüdünde kural olarak borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümler uygulanır (TBK m. 212). Alıcı aynen ifayı, gecikme tazminatını isteyebilir; koşulları varsa sözleşmeden dönebilir.
Ticari satışta kanun bir karine kurar. Zilyetliğin devri için belirli bir süre konulmuş ticari satışlarda satıcı temerrüde düşerse, alıcının devir isteminden vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini istediği kabul edilir. Alıcı satılanın devredilmesini isteme niyetindeyse, belirlenen sürenin bitiminde bunu satıcıya hemen bildirmek zorundadır.
Karinenin üç koşulu birlikte aranır: satışın ticari olması, zilyetliğin devri için belirli bir sürenin konulmuş olması ve satıcının temerrüde düşmesi. Koşulların hepsi kanun metninden okunur ve hiçbiri yorumla genişletilmez.
Ticari satışlarda alıcıya tanınan kolaylık, satıcı bakımından bir yük doğurur: satıcı, sürenin geçmesiyle birlikte artık ifayı dayatamaz ve tazminat sorumluluğuyla karşılaşır. Kanunun burada aradığı denge, ticari hayatta belirsizliğin uzamasını önlemektir; belirli süreli bir ticari satışta taraflar, sürenin geçmesinden sonra ilişkinin nasıl devam edeceğini tahmin edebilmelidir. Üçünden biri eksikse genel hükümler uygulanır ve alıcı aynen ifayı isteme hakkını kendiliğinden yitirmez.
Alıcının genel hükümlere dayandığı hâllerde seçenekleri de bilinmelidir: aynen ifa ile birlikte gecikme tazminatı, ifadan vazgeçip müspet zararın giderilmesi ya da sözleşmeden dönüp menfi zararın giderilmesi. Ticari satıştaki karine, bu üç yoldan ikincisinin kendiliğinden seçilmiş sayılması anlamına gelir; amaç ticari hayatta belirsizliği hızla gidermektir.
Zararın hesabında iki özel yöntem tanınmıştır (TBK m. 213):
- Somut yöntem — alıcı, satış bedeli ile yerine başkasını satın almak için dürüstlük kurallarına uygun olarak ödediği bedel arasındaki farkı ister.
- Soyut yöntem — satılanın borsa kaydı ya da bilinen bir piyasa fiyatı varsa, alıcı yerine başka bir mal almak zorunda kalmadan, kararlaştırılan bedel ile ifa günündeki fiyat arasındaki farkı ister.
H. Alıcının Temerrüdü
Alıcının bedeli ödemede temerrüde düşmesi hâlinde satıcının hakları ikiye ayrılır. Satılanın ancak bedel ödendikten sonra veya ödenme anında devredilmesi gereken durumlarda alıcı temerrüde düşerse satıcı, herhangi bir işlem gerekmeksizin satıştan dönebilir; bu hakkını kullanmak isteyen satıcı durumu gecikmeksizin alıcıya bildirmek zorundadır (TBK m. 235).
Satılanın zilyetliği bedel ödenmeden alıcıya devredilmişse satıcı kendiliğinden dönemez; genel hükümlere göre süre vermek ve dönme iradesini açıklamak durumundadır.
Satıcının elindeki diğer imkânlar da sıralanır: bedelin aynen ödenmesini dava etmek, gecikme faizi istemek ve koşulları varsa hapis hakkına dayanmak. Mülkiyeti saklı tutma kaydı kararlaştırılmışsa satıcı, mülkiyeti kendisinde tuttuğu için alıcının temerrüdünde çok daha güçlü bir konumda olur; bu kayıt taşınırlarda noterde düzenlenip sicile işlendiği takdirde geçerlidir.
Zarar hesabında alıcının temerrüdü için de somut ve soyut yöntem tanınır (TBK m. 236): satıcı, bedel ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farkı; satılan borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardansa yeniden satış yapmaksızın sözleşme bedeli ile ifa günündeki piyasa fiyatı arasındaki farkı isteyebilir.
I. Ticari Satışta Özellik Gösteren Noktalar
Ticari satış genel hükümlerden üç noktada ayrılır ve üçü de kanunda görünür:
- Temerrütte karine — belirli süreli ticari satışta alıcının, ifadan vazgeçip tazminat istediği kabul edilir (TBK m. 212).
- Gözden geçirme — satıcılığı meslek edinmiş kişiler bakımından bilinmesi gereken ayıplar için süre savunması kapanır (TBK m. 225).
- Ayıp bildirimi — ticari işlerde süreler kısa yorumlanır ve basiretli tacir ölçüsüne göre değerlendirilir.
Örnek olay
(A), tacir olan (B)'den fabrikası için özel bir makine satın almıştır; sözleşmede "makine en geç 1 Mart'ta teslim edilecektir" yazılıdır ve bedel 800.000 TL olarak kararlaştırılmıştır. (B) makineyi 1 Mart'ta teslim etmemiştir. (A) hiçbir bildirimde bulunmamış, 15 Mart'ta piyasadan benzer bir makineyi 950.000 TL'ye satın almıştır. Sözleşmede giderlere ilişkin tek kayıt "gidersiz devir" ifadesidir. Ayrı bir ilişkide (A), (B)'den bir parti hammadde almış; sözleşmede bedelin ödenmesinden önce teslim yapılmayacağı kararlaştırılmıştır. (A) bedeli ödememiş, (B) de hiçbir bildirim yapmadan malı başkasına satmıştır.
Değerlendirme: Makine satışında önce sözleşmenin niteliği belirlenir: taraflardan (B) tacirdir ve zilyetliğin devri için belirli bir süre konulmuştur. Bu, kanunun özel karine kurduğu hâldir — satıcı temerrüde düşerse alıcının devir isteminden vazgeçerek tazminat istediği kabul edilir (TBK m. 212). (A) hiçbir bildirimde bulunmadığına göre karine işler ve (A) artık aynen ifayı isteyemez; yalnız tazminat isteyebilir. (A) makineyi yine de istiyor olsaydı, sürenin bitiminde hemen bunu (B)'ye bildirmesi gerekirdi.
Tazminatın hesabı ikinci sorudur. (A) gerçekten ikame bir alım yapmış ve 950.000 TL ödemiştir; somut yöntemle sözleşme bedeli ile ikame bedel arasındaki 150.000 TL farkı isteyebilir (TBK m. 213). Kanunun aradığı ölçü, ikame alımın dürüstlük kurallarına uygun olmasıdır; fahiş bir bedelle yapılan alım bu ölçüyü karşılamaz. Makine borsada kayıtlı ya da piyasa fiyatı bulunan mallardan olsaydı (A), hiç alım yapmadan da soyut yöntemle sözleşme bedeli ile ifa günündeki piyasa fiyatı farkını isteyebilirdi. Özel üretim bir makinede bu yöntem işlemez.
Giderler bakımından "gidersiz devir" kaydı sonucu değiştirir. Kural olarak taşıma gideri alıcıya aittir; ancak gidersiz devir kararlaştırılmışsa satıcı taşıma giderlerini üstlenmiş sayılır (TBK m. 211). Kayıt "liman ve gümrük giderleri olmaksızın devir" biçiminde olsaydı sonuç farklı olurdu: o kayıt satıcıya dış satım, transit ve dış alım vergi ve resimlerini yükler, taşıma giderini değil. İki kaydın karıştırılması sınavda sık rastlanan hatadır.
Hammadde satışında ise alıcının temerrüdü rejimi işler. Satılanın ancak bedel ödendikten sonra devredilmesi kararlaştırıldığına göre, (A) temerrüde düştüğünde (B) herhangi bir işlem gerekmeksizin satıştan dönebilir (TBK m. 235). Ne var ki kanun bu kolaylığı bir yükümlülükle dengeler: bu hakkını kullanmak isteyen satıcı, durumu gecikmeksizin alıcıya bildirmek zorundadır. (B) hiçbir bildirim yapmadığına göre dönme usulüne uymamıştır ve (A)'ya karşı sorumluluğu doğabilir.
Zilyetlik bedel ödenmeden (A)'ya devredilmiş olsaydı (B), dönme hakkını kullanarak satılanı geri alabilmek için bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmuş olmasına ihtiyaç duyardı; böyle bir kayıt yoksa satıştan dönerek malı geri alamazdı (TBK m. 235). Zarar hesabında ise (B), bedel ile malı başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farkı isteyebilirdi (TBK m. 236); hammadde piyasa fiyatı bulunan bir malsa yeniden satış yapmadan da soyut yöntemle hesap yapabilirdi.
Olaya son bir varsayım eklenirse ticari satıştaki karinenin sınırı görünür. Sözleşmede teslim için belirli bir tarih konulmamış olsaydı karine hiç işlemez, (A) genel hükümlere göre aynen ifayı isteyebilir ve gecikme tazminatı talep edebilirdi. Aynı şekilde (B) tacir olmasaydı, yani satış ticari nitelik taşımasaydı, yine genel hükümler uygulanırdı. Karinenin üç koşulundan birinin eksikliği cevabı bütünüyle değiştirir; sınavda verilen "belirli süre" ve "tacir" ifadeleri bu yüzden tesadüfi değildir.
Bedel bakımından da bir ayrıntı vardır. Makinenin bedeli sözleşmede yazılı olduğuna göre sorun çıkmaz; ancak (A) bedeli hiç belirtmeden "bu makineyi alıyorum" deseydi satış, ifa yeri ve zamanındaki ortalama piyasa fiyatı üzerinden yapılmış sayılırdı (TBK m. 233). Kanun bedeli esaslı nokta saymakla birlikte, belirlenebilir olduğu sürece sözleşmenin kurulmasına engel görmez. Aynı mantık faizde de görünür: bedel muaccel olduktan sonra (B), teamül varsa ya da belirli günün geçmesiyle temerrüt gerçekleşmişse ihtara gerek olmaksızın faiz isteyebilirdi (TBK m. 234).
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 5 soru eşleşti, ilk 5 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2024 HMGS
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2010 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2008 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 Çıkmış soru
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 6 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.
Soru 200
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 201
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 202
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 203
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 204
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 205
Cevabı göster
Şık analizi
← Borcun Üstlenilmesi ve SözleşmeninYarar ve Hasarın Geçişi →