EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 30 / 54

Alacağın Devri

20 Hâkimlik 2 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Borç ilişkisinde taraf değişikliğinin ilk hâli alacak tarafındadır. Alacağın devri, alacaklının alacağını üçüncü bir kişiye geçirmesidir ve kanunun tanıdığı en serbest taraf değişikliğidir: borçlunun rızası aranmaz.

Çerçeve

  • Devrin Hukuki Niteliği ve Şekli
  • Devri Engelleyen Hâller
  • Devrin Fer'î Haklara Etkisi
  • Borçluya Bildirim ve İyiniyetli İfa
  • Borçlunun Devralana Karşı Savunmaları
  • Ardışık Devir ve Öncelik
  • Devredenin Garanti Sorumluluğu
  • Kanun ve Mahkeme Kararıyla Devir

Tanımlar ve Şartlar

  • Tahsil — alacağın paraya çevrilmesi; faktoring işlemleri bu gruba girer.
  • Teminat — bir borcun güvencesi olarak alacağın devredilmesi.
  • İfa — bir borcu ödemek amacıyla alacağın devredilmesi (TBK m. 192).
  • Kanundan doğan engel — kanunun açıkça devri yasakladığı alacaklar.
  • Sözleşmeden doğan engel — tarafların koyduğu devir yasağı kaydı.
  • İşin niteliğinden doğan engel — alacaklının kişiliğiyle sıkı bağı olan alacaklar; devredilirse alacağın içeriği değişirdi.
  • Sözleşmenin hükümsüzlüğü ve alacağın hiç doğmadığı savunması.
  • İfa, ibra, takas gibi borcu sona erdiren sebepler.
  • Zamanaşımı def'i; devir süreyi kesmez ve yeniden başlatmaz.
  • Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ödemezlik def'i.
  • Alacak bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünü garanti etmiş olur.
  • Alacak karşılıksız devredilmiş ya da kanun gereğince geçmişse devreden, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.

Kurallar

  • Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir (TBK m. 183).
  • Geçerlilik şekle bağlıdır: alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır (TBK m. 184).
  • Sözleşmesel yasağın bir sınırı vardır ve üçüncü kişiyi korur: borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış üçüncü kişiye karşı, devir yasağının kararlaştırıldığı savunmasını ileri süremez (TBK m. 183).
  • Alacağın devriyle, devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer; asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır (TBK m. 189).
  • Bildirimin işlevi borçluyu korumaktır: borçlu, devrin kendisine bildirilmemişse önceki alacaklıya, alacak birkaç kez devredilmişse son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur (TBK m. 186).
  • Bildirimi kim yapabilir sorusunun cevabı da kanundadır: bildirim devreden veya devralan tarafından yapılabilir (TBK m. 186).
  • Alacağın kime ait olduğu çekişmeliyse borçlunun yolu ayrıdır: ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkim tarafından belirlenen yere tevdi ederek borçtan kurtulur (TBK m. 187).
  • Garanti işlediğinde devralanın isteyebilecekleri sayılmıştır (TBK m. 193): ifa ettiği karşı edimin faiziyle geri verilmesi, devrin sebep olduğu giderler, alacağı elde etmek için yapılan sonuçsuz girişimlerin giderleri ve devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe uğranılan diğer zararlar.
  • Alacak borcu ifaya yönelik olarak devredilmiş ve mahsup edilecek miktar belirlenmemişse devralan, borçludan aldığı ya da gereken özeni gösterseydi alabilecek olduğu miktarı kendi alacağına mahsup etmek zorundadır (TBK m. 192).
  • Alacağın devri kanun veya mahkeme kararı gereğince gerçekleşmişse, bu devir özel bir şekle ve önceki alacaklının rızasını açıklamasına gerek olmaksızın üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir (TBK m. 185).
  • Son olarak bazı hakların devrine özgü olarak kanunla konulmuş özel hükümler saklıdır (TBK m. 194); kıymetli evrakın devri bu özel rejimlere tipik örnektir.

Sınav Notu

  • Alacağın devri borçlunun rızasını gerektirmez; üç engel vardır: kanun, sözleşme ve işin niteliği (TBK m. 183). Borcun üstlenilmesiyle arasındaki temel fark budur.
  • Devrin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır; buna karşılık devir sözü verme şekle bağlı değildir (TBK m. 184). Tasarruf işlemi ile borçlandırıcı işlem ayrımı burada sorulur.
  • Sözleşmesel devir yasağı, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenen devralana karşı ileri sürülemez (TBK m. 183) — güvenin korunduğu hâl.
  • Bildirim geçerlilik koşulu değildir. İşlevi borçluyu korumaktır: bildirim yapılmamışsa borçlu önceki alacaklıya iyiniyetle ifa ederek kurtulur (TBK m. 186). İki koşul birliktedir; devri başka yoldan öğrenen borçlu iyiniyetli sayılmaz.
  • Alacak çekişmeliyse borçlu ifadan kaçınıp tevdi ederek kurtulur; çekişmeyi bildiği hâlde ifa ederse sonuçlarından sorumlu olur (TBK m. 187).
  • Savunmalarda ölçüt devri öğrenme anıdır: o ana kadar doğmuş savunmalar devralana karşı da ileri sürülür (TBK m. 188).
  • Takasta istisna: borçlu, devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce ya da onunla aynı anda muaccel olmak koşuluyla takas edebilir (TBK m. 188).
  • Kişiliğe özgü olanlar dışındaki öncelik ve bağlı haklar ile işlemiş faizler devralana geçer (TBK m. 189); devreden senet ve belgeleri teslim ve bilgi vermekle yükümlüdür (TBK m. 190).
  • Garanti karşılıklı devirde vardır: devreden alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünü garanti eder; karşılıksız devirde ikisinden de sorumlu değildir (TBK m. 191).
  • Kanun veya mahkeme kararıyla devirde özel şekil ve önceki alacaklının rızası aranmaz (TBK m. 185); halefiyet hâlleri buraya girer.
  • Devir sözleşmesinin tarafı devreden ile devralandır; borçlu taraf değildir ve rızası aranmaz. Borçluyu koruyan bütün hükümler bu konumdan doğar.
  • Devralanın alacağı, devredenin sahip olduğundan daha güçlü olamaz; devir borçlunun durumunu ağırlaştıramaz.
  • Devredenin alacak senedi ve ispat belgelerini teslim ile bilgi verme yükümlülüğü devrin doğal sonucudur; yerine getirilmemesi devri geçersiz kılmaz (TBK m. 190).
  • Devrin üç işlevi: tahsil, teminat, ifa. Devir işlemi aynıdır, değişen sebep işlemidir; sebep işleminin geçersizliği devri kendiliğinden geçersiz kılmaz.
  • Garanti devir anına ilişkindir: borçlunun sonradan ödeme güçsüzlüğüne düşmesi devredeni sorumlu kılmaz. Hüküm emredici değildir, sözleşmeyle genişletilip kaldırılabilir.
  • Alacağın rehnedilmesi alacağı devretmez, üzerinde sınırlı hak kurar; havale ödeme yetkisi verir, alacağı geçirmez. Ölçüt, alacaklı sıfatının geçip geçmediğidir.

Borç ilişkisinde taraf değişikliğinin ilk hâli alacak tarafındadır. Alacağın devri, alacaklının alacağını üçüncü bir kişiye geçirmesidir ve kanunun tanıdığı en serbest taraf değişikliğidir: borçlunun rızası aranmaz. Sebep basittir — alacaklının kim olduğu borçlunun yükünü değiştirmez.

A. Devrin Hukuki Niteliği ve Şekli

Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir (TBK m. 183). Devir bir tasarruf işlemidir: alacak, devir anında devralanın malvarlığına geçer.

Geçerlilik şekle bağlıdır: alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır (TBK m. 184). Buna karşılık alacağın devri sözü verme şekle bağlı değildir. Ayrım borçlandırıcı işlem ile tasarruf işlemi arasındadır: devretme taahhüdü sözlü de kurulabilir, devrin kendisi yazılı olmalıdır.

Yazılı şeklin kapsamı da sorulur. Şekil, devir beyanını kapsar: devredilen alacağın belirlenebilir olması ve devredenin imzası aranır. Devralanın imzası geçerlilik koşulu değildir, çünkü devir devredenin tasarrufudur. Devir bedeli ya da devrin sebebi yazılı metinde yer almak zorunda değildir; sebep işlemi ayrı bir işlemdir ve geçersizliği devri kendiliğinden geçersiz kılmaz.

Devrin doğurduğu sonuç tek cümleyle özetlenir: alacak, aynı içerikle ve aynı güvencelerle devralanın malvarlığına geçer. Borçlunun durumu ağırlaşmaz, hafiflemez.

Devrin taraflarını ayırmak da gerekir. Devir sözleşmesi devreden ile devralan arasında kurulur; borçlu bu sözleşmenin tarafı değildir ve rızası aranmaz. Borçlunun konumu üçüncü kişi konumudur: devirden etkilenir ama devri kuran iradeye katılmaz. Kanunun borçluyu koruyan bütün hükümleri (bildirim, iyiniyetli ifa, savunmalar, takas) bu konumdan doğar.

Devrin üç işlevi vardır ve uygulamada üçü de görülür:

  • Tahsil — alacağın paraya çevrilmesi; faktoring işlemleri bu gruba girer.
  • Teminat — bir borcun güvencesi olarak alacağın devredilmesi.
  • İfa — bir borcu ödemek amacıyla alacağın devredilmesi (TBK m. 192).

Üçünde de devir işlemi aynıdır; değişen, devrin dayandığı sebep işlemidir. Sebep işleminin geçersizliğinin devri etkileyip etkilemediği ise öğretide tartışmalıdır: soyutluk görüşünde devir ayakta kalır ve denkleştirme sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yapılır; sebebe bağlılık görüşünde geçersizlik devri de sakatlar.

B. Devri Engelleyen Hâller

Üç engel sayılmıştır (TBK m. 183): kanun, sözleşme ve işin niteliği. Nafaka alacağı ve kişiye sıkı sıkıya bağlı alacaklar niteliği gereği devredilemez; taraflar da sözleşmeye devir yasağı koyabilir.

Engelleri ayırmak gerekir:

  • Kanundan doğan engel — kanunun açıkça devri yasakladığı alacaklar.
  • Sözleşmeden doğan engel — tarafların koyduğu devir yasağı kaydı.
  • İşin niteliğinden doğan engel — alacaklının kişiliğiyle sıkı bağı olan alacaklar; devredilirse alacağın içeriği değişirdi.

Üçüncü engel en çok tartışılanıdır: bir alacak, alacaklı değiştiğinde borçlunun edimi ağırlaşacaksa niteliği gereği devredilemez sayılır. İşçinin kişisel çalışma borcundan doğan bazı alacaklar ile kullanma hakkına bağlı alacaklar bu gruba girer.

Sözleşmesel yasağın etkisi de tartışmalıdır ve kanun bir denge kurar. Yasak, devri kural olarak geçersiz kılar; ama yazılı borç tanımasına güvenen devralana karşı ileri sürülemez. Bu denge, alacağın dolaşımını korurken borçlunun kendi özenine de sonuç bağlar: yasağı senede yazmak borçlunun elindedir.

Sözleşmesel yasağın bir sınırı vardır ve üçüncü kişiyi korur: borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış üçüncü kişiye karşı, devir yasağının kararlaştırıldığı savunmasını ileri süremez (TBK m. 183). Güvenin korunduğu tipik hâldir; yasağı senede yazmayan borçlu sonucuna katlanır.

C. Devrin Fer'î Haklara Etkisi

Alacağın devriyle, devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer; asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır (TBK m. 189). Rehin, kefalet ve öncelik hakları ayrı bir işleme gerek olmaksızın izler.

Geçişin dışında kalanlar da vardır ve ölçüt kanunda yazılıdır: devredenin kişiliğine özgü haklar geçmez. Yalnız o alacaklıya tanınmış bir öncelik, kişisel bir kullanma yetkisi ya da yalnız onun sıfatına bağlanmış bir hak devralana izlemez.

İşlemiş faizler bakımından kural tersine kurulmuştur: kanun koşul koymaksızın devredilmiş sayılır der (TBK m. 189). Taraflar işlemiş faizi devredende bırakmak istiyorsa bunu açıkça yazmalıdır.

Devredenin yan yükümlülükleri şöyle sıralanır:

  • Alacak senedini teslim etmek.
  • Elinde bulunan ispat belgelerini teslim etmek.
  • Alacağın ileri sürülebilmesi için gerekli bilgileri vermek.

Bu yükümlülükler devrin doğal sonucudur ve ayrıca kararlaştırılmaları gerekmez (TBK m. 190). Yerine getirilmemesi devri geçersiz kılmaz; devralanın devredene karşı bir talep hakkı doğurur.

Devreden ayrıca bir belge ve bilgi verme borcu altındadır: alacak senedi ile elindeki ispatla ilgili diğer belgeleri teslim etmek ve alacağın ileri sürülebilmesi için gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür (TBK m. 190).

D. Borçluya Bildirim ve İyiniyetli İfa

Bildirim devrin geçerlilik koşulu değildir; devir bildirimsiz de geçerlidir. Bildirimin işlevi borçluyu korumaktır: borçlu, devrin kendisine bildirilmemişse önceki alacaklıya, alacak birkaç kez devredilmişse son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur (TBK m. 186).

İki koşul birlikte aranır: bildirimin yapılmamış olması ve borçlunun iyiniyetli olması. Devri başka yoldan öğrenen borçlu iyiniyetli sayılmaz.

Bildirimi kim yapabilir sorusunun cevabı da kanundadır: bildirim devreden veya devralan tarafından yapılabilir (TBK m. 186). Devralanın yaptığı bildirimde borçlunun devri ispat isteme hakkı saklıdır; aksi hâlde gerçek olmayan bir devir bildirimiyle borçlu yanlış kişiye ödeme yapmaya yöneltilebilirdi.

Bildirimin bir başka sonucu savunmalar bakımından doğar ve ölçüt hep aynı andır: borçlunun devri öğrendiği an. O an, hem iyiniyetli ifa korumasının sona erdiği hem de savunmaların dondurulduğu andır.

Bildirimin biçimi serbesttir; yazılı olması geçerlilik koşulu değil ispat kolaylığıdır. Bildirimin ulaşması yeterlidir, borçlunun kabulü aranmaz. Borçlu bildirimden sonra eski alacaklıya ödeme yaparsa borcundan kurtulmaz ve ikinci kez ödemek zorunda kalır; ödediğini eski alacaklıdan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri ister.

Alacağın kime ait olduğu çekişmeliyse borçlunun yolu ayrıdır: ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkim tarafından belirlenen yere tevdi ederek borçtan kurtulur (TBK m. 187). Çekişmeyi bildiği hâlde ifada bulunan borçlu, bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur. Çekişme henüz sonuca bağlanmamış ve borç muaccelse taraflardan her biri borçluyu tevdiye zorlayabilir.

E. Borçlunun Devralana Karşı Savunmaları

Borçlunun durumu devirle ağırlaşmaz. Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir (TBK m. 188). Ölçüt öğrenme anıdır: o ana kadar doğmuş savunmalar korunur, sonradan doğanlar devralana karşı ileri sürülemez.

Takas bakımından kanun ayrı bir kural koyar: borçlu, devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması koşuluyla borcuyla takas edebilir (TBK m. 188). Karşılıklılık koşulunun bilinen istisnası burada somutlaşır.

Savunmaların kapsamı geniş tutulmuştur:

  • Sözleşmenin hükümsüzlüğü ve alacağın hiç doğmadığı savunması.
  • İfa, ibra, takas gibi borcu sona erdiren sebepler.
  • Zamanaşımı def'i; devir süreyi kesmez ve yeniden başlatmaz.
  • Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ödemezlik def'i.

Devir, borçlunun hukuki durumunu değiştirmediği için bu savunmaların hiçbiri devirle kaybolmaz. Kaybolan tek şey, devri öğrendikten sonra devredene karşı kazanılan savunmalardır.

Devir borçlunun durumunu ağırlaştıramayacağı için, devralanın alacağı devredenin sahip olduğundan daha güçlü olamaz. Bu ilke uygulamada kısaca "kimse sahip olduğundan fazlasını devredemez" biçiminde anılır ve alacağın devrinin bütün hükümlerinin arkasındaki ortak düşüncedir.

Devrin borçlu bakımından doğurduğu tek yeni yük, kime ödeyeceğini belirleme külfetidir; kanun bu külfeti de bildirim ve tevdi kurumlarıyla hafifletmiştir. Çekişme hâlinde ifadan kaçınma ve tevdi yolu, borçluyu iki alacaklı arasında kalmaktan kurtarır ve borçtan kesin olarak kurtulmasını sağlar (TBK m. 187).

Devir ile benzer kurumları ayırmak da gerekir. Alacağın rehnedilmesi alacağı devretmez, yalnız üzerinde sınırlı bir hak kurar; halefiyet devri iradeye değil kanuna dayandırır; alacağın havalesi ise ödeme yetkisi verir, alacağı geçirmez. Üçünde de alacaklı sıfatının geçip geçmediğine bakılır.

Devrin borçluya bildirilmesi uygulamada çoğu zaman devralan tarafından yapılır ve bildirime devir sözleşmesinin bir örneği eklenir. Borçlu, kendisine yapılan bildirimin dayanağını görmek isterse bunu talep edebilir; kanun borçluyu gerçek olmayan bir devir bildirimine karşı korumasız bırakmaz. Bildirim yapılmadığı sürece borçlunun eski alacaklıya yaptığı ifa geçerli sayıldığı için, devralanın kendi menfaati bildirimi bir an önce yapmayı gerektirir.

F. Ardışık Devir ve Öncelik

Aynı alacağın birden çok kez devredilmesi mümkündür ve kural zaman önceliğidir: alacak ilk geçerli devirle devralanın malvarlığına geçtiği için, sonraki devirler hak sahibi olmayan kişinin tasarrufu olur ve hüküm doğurmaz.

Borçlu bakımından ise ölçüt yine bildirimdir: birkaç kez devredilen alacakta borçlu, devir kendisine bildirilmemişse önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifa ederek borcundan kurtulur (TBK m. 186). Borcundan kurtulan borçlunun ifası, gerçek hak sahibi ile ifayı alan arasındaki ilişkiyi ilgilendirir; aralarındaki denkleştirme sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yapılır.

G. Devredenin Garanti Sorumluluğu

Garantinin kapsamı, devrin karşılıklı olup olmamasına göre değişir (TBK m. 191):

  • Alacak bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünü garanti etmiş olur.
  • Alacak karşılıksız devredilmiş ya da kanun gereğince geçmişse devreden, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.

Garanti işlediğinde devralanın isteyebilecekleri sayılmıştır (TBK m. 193): ifa ettiği karşı edimin faiziyle geri verilmesi, devrin sebep olduğu giderler, alacağı elde etmek için yapılan sonuçsuz girişimlerin giderleri ve devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe uğranılan diğer zararlar.

Alacak borcu ifaya yönelik olarak devredilmiş ve mahsup edilecek miktar belirlenmemişse devralan, borçludan aldığı ya da gereken özeni gösterseydi alabilecek olduğu miktarı kendi alacağına mahsup etmek zorundadır (TBK m. 192).

Garantinin kapsamı zaman bakımından da sınırlıdır: devreden, alacağın devir sırasındaki varlığını ve borçlunun o andaki ödeme gücünü garanti eder. Borçlunun sonradan ödeme güçsüzlüğüne düşmesi devredeni sorumlu kılmaz. Taraflar garantiyi sözleşmeyle genişletebilir ya da kaldırabilir; hüküm emredici değildir.

H. Kanun ve Mahkeme Kararıyla Devir

Devir her zaman iradi değildir. Alacağın devri kanun veya mahkeme kararı gereğince gerçekleşmişse, bu devir özel bir şekle ve önceki alacaklının rızasını açıklamasına gerek olmaksızın üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir (TBK m. 185).

Yasal devrin tipik örnekleri halefiyet hâlleridir: müteselsil borçlunun ifası, kefilin ödemesi, sigortacının ödediği tutar oranında halef olması. Bu hâllerde yazılı şekil aranmaz; kanun devri kendisi gerçekleştirir.

Son olarak bazı hakların devrine özgü olarak kanunla konulmuş özel hükümler saklıdır (TBK m. 194); kıymetli evrakın devri bu özel rejimlere tipik örnektir.

Örnek olay

(E), (F)'den olan 500.000 TL'lik alacağını 1 Mart'ta yazılı bir sözleşmeyle (G)'ye devretmiş, ancak (F)'ye hiçbir bildirim yapılmamıştır. (E) aynı alacağı 1 Nisan'da bu kez (H)'ye de devretmiştir. (F), 1 Mayıs'ta borcunu (E)'ye ödemiştir ve devirlerden hiçbirini bilmemektedir. Alacağın doğduğu sözleşmede "bu alacak devredilemez" kaydı vardır; ancak (E), (F)'den devir yasağı içermeyen ayrı bir yazılı borç tanıması almış ve devirde bu belgeyi kullanmıştır. Ayrıca (F)'nin (E)'den olan, 1 Nisan'da muaccel olan 150.000 TL'lik bir alacağı vardır.

Değerlendirme: Önce devir yasağı tartışılır. Sözleşmede devir yasağı bulunduğuna göre kural olarak alacak devredilemez (TBK m. 183). Ne var ki kanun devralanın güvenini korur: borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış üçüncü kişiye karşı, devrin yasaklandığı savunmasını ileri süremez. (F) borç tanımasını yasağı yazmadan verdiğine göre sonucuna katlanır; devir geçerlidir.

İki devir arasında öncelik zamana göre belirlenir. Alacak 1 Mart'taki geçerli devirle (G)'nin malvarlığına geçmiştir; 1 Nisan'da (E) artık hak sahibi olmadığı için (H)'ye yaptığı devir hüküm doğurmaz. Devir yazılı yapıldığına göre şekil koşulu da sağlanmıştır (TBK m. 184).

(F)'nin ödemesi ise onu kurtarır. Borçlu, devrin kendisine bildirilmemiş olması hâlinde önceki alacaklıya iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur (TBK m. 186). Hiçbir bildirim yapılmamış ve (F) devirleri bilmemektedir; iki koşul da gerçekleşmiştir. (G)'nin yolu (F)'ye değil, ödemeyi tahsil eden (E)'ye karşıdır ve aralarındaki denkleştirme sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yapılır. Burada bildirimin geçerlilik değil koruma işlevi görüldüğü açıkça anlaşılır: devir bildirimsiz de geçerlidir, bildirimsizlik yalnız iyiniyetli borçluyu korur.

(F) devri öğrenmiş olsaydı savunmaları da devreye girerdi. Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir (TBK m. 188). (F)'nin 150.000 TL'lik alacağı 1 Nisan'da muaccel olmuştur; devri o tarihte öğrenmiş olsaydı takas ileri sürebilir ve borcu 350.000 TL'ye inerdi. Öğrenme anında henüz muaccel olmayan bir alacak bakımından ise ek koşul aranır: o alacağın, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması gerekir (TBK m. 188). Olayda devredilen alacağın muacceliyet tarihi verilmediğine göre bu ikinci ihtimalde sonuç kesin söylenemez.

Son olarak devrin kapsamı sorulabilir. Devirle birlikte, devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar ile işlemiş faizler de (G)'ye geçer (TBK m. 189); alacak için bir rehin veya kefalet alınmışsa onlar da izler. (E)'nin bir de yan yükümlülüğü doğar: alacağı ileri sürmeye yarayan senedi ve elindeki ispat belgelerini (G)'ye bırakması, (G) alacağı takip edebilsin diye bildiklerini ona aktarması gerekir (TBK m. 190). Devir bir edim karşılığında yapılmışsa (E), alacağın varlığını ve (F)'nin ödeme gücünü garanti etmiş sayılır; devir bağış niteliğinde olsaydı ikisinden de sorumlu olmazdı (TBK m. 191).

Garantinin zaman sınırı da olayda görünür. (E), alacağın devir sırasındaki varlığını ve (F)'nin o andaki ödeme gücünü garanti etmiştir; (F) sonradan ödeme güçsüzlüğüne düşerse (E) sorumlu olmaz. Garanti işleseydi (G), ifa ettiği karşı edimin faiziyle iadesini, devrin sebep olduğu giderleri, alacağı elde etmek için yaptığı sonuçsuz girişimlerin giderlerini ve (E) kusursuzluğunu ispat etmedikçe diğer zararlarını isteyebilirdi (TBK m. 193).

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2025 HMGS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre alacağın devriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Alacağın devri sözü vermenin geçerliliği yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.
B) Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri süremez.
C) Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri sürebilir.
D) Alacak, bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olmaz.
E) Alacağın devriyle devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 2 2025 HMGS
Kanun, sözleşme veya işin niteliği alacağın devrine engel olmayan bir borçla ilgili gerçekleşen işlemler aşağıda verilmiştir: A, B'den olan 200.000 liralık alacağını yazılı olarak C'ye devretmiştir. C de bu 200.000 liralık alacağını yazılı olarak D'ye devretmiştir. B, C'ye yapılan devirden haberdar olup D'ye yapılan devir kendisine bildirilmeden önce iyi niyetle C'ye ifada bulunmuştur. C, 200.000 liranın yanında işlemiş faizlerin de devredildiğini ileri sürmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) B'nin borçtan kurtulması için D'ye ifada bulunması gerekir.
B) B, devri öğrendiği sırada, A'ya karşı sahip olduğu savunmaları C'ye karşı ileri sürebilir.
C) A'nın kişiliğine özgü öncelik hakları, devirle beraber C'ye geçmiştir.
D) A, alacağını B'nin yazılı rızasını almadan devrettiği için yapılan devir işlemi geçersizdir.
E) C, işlemiş yasal faizlerin dışında sadece 200.000 lira tutarındaki asıl alacağın kendisine devredilmesi hakkına sahiptir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 3 2013 İDARİ HAKİMLİK
Selim, borçları sebebiyle uzun süredir çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Şans oyunundan eline bir miktar para geçer ve bu parayla mevcut borçlarını ödemek yerine bir otomobil alır. Daha sonra bu otomobili, alacaklılarından Gökhan'a, borcunu ödedikten sonra kendisine tekrar devretmesi kaydıyla temlik eder. Selim, bu devirden 3 ay sonra Gökhan'a olan borcunu öder. Bu olayda Selim ile Gökhan arasında gerçekleşen işlemin hukuki niteliği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Nispi (nitelikli) muvazaa
B) Mutlak (adi) muvazaa
C) Kanuna karşı hile
D) İnançlı temlik (işlem)
E) Yanılma
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 4 2019 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, imza ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) İmzanın kural olarak el yazısıyla atılması zorunludur.
B) Görme engellilerin imzalarını kural olarak el yazısı dışında bir araçla atmaları zorunludur.
C) Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur.
D) Güvenli elektronik imza, el yazısıyla atılmış imzanın bütün hukuki sonuçlarını doğurur.
E) İmza atamayanlar, kambiyo senetlerine ilişkin hükümler saklı kalmak üzere; imza yerine usulüne göre onaylanmış olması koşuluyla parmak izi, elle yapılmış bir işaret veya mühür kullanabilirler.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 5 2016 SAYIŞTAY
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, imzaya ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) İmzanın, sadece borç altına giren tarafça ve kural olarak el yazısıyla atılması yeterlidir.
B) Güvenli elektronik imza ancak örf ve âdetçe kabul edilen hâllerde el yazısıyla atılmış imzanın hukuki sonuçlarını doğurur.
C) Çok sayıda çıkarılan evrakın hazırlanmasında imzanın el yazısı dışında bir araçla atılması mümkün değildir.
D) Görme engellilerin imzalarında şahit bulunması zorunludur.
E) İmza atamayanların imza yerine parmak izi kullanmaları zorunludur.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 6 2022 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ (ARALIK)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre alacağın devri sözü verme ile alacağın devrinin geçerlilik şekline ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Her ikisi de herhangi bir şekil şartına bağlı değildir.
B) Alacağın devri sözü verme şekle bağlı değilken alacağın devrinin, yazılı şekilde yapılmış olması gerekir.
C) Her ikisinin de yazılı şekilde yapılmış olmaları gerekir.
D) Alacağın devri sözü verme şekle bağlı değilken alacağın devrinin, alacağın dayanağını oluşturan sözleşme hangi şekilde yapılmışsa o şekilde yapılmış olması gerekir.
E) Her ikisinin de alacağın dayanağını oluşturan sözleşme hangi şekilde yapılmışsa o şekilde yapılmış olması gerekir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 7 2021 İDARİ HAKİMLİK
Türk borçlar hukukuna göre alacağın devriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Alacağın devri için muaccel bir alacak olması zorunlu değildir.
B) Kural olarak hâlihazırdaki alacaklı ve üçüncü kişi arasında yazılı devir sözleşmesiyle yapılır.
C) Alacağın devrinin geçerliliği, devreden tarafın alacak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmasını gerektirir.
D) Borçlunun izni bulunmaksızın yapılan alacağın devri sözleşmesi kural olarak geçersizdir.
E) Devirden sonra gerçekleşen temerrüt faizleri de alacağı devralana geçer
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 8 2019 İDARİ HAKİMLİK
Türk borçlar hukukuna göre, üçüncü kişi yararına sözleşme ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Üçüncü kişiye yazılı olarak bildirilmesiyle geçerlilik kazanır.
B) Vaad ettiren ve vaad edenin fiil ehliyetine sahip olması gerekir.
C) Üçüncü kişi, bu sözleşmenin tarafı değildir.
D) Üçüncü kişi, örf ve âdete uygun düştüğü takdirde edimin ifasını isteyebilir.
E) Üçüncü kişi bir tüzel kişi de olabilir.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 9 2021 KPSS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre sözleşmenin devriyle ilgili,I.Sözleşmenin devri anlaşması, sözleşmeyi devralan ile devreden tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla hüküm ve sonuçlarını doğurur.II.Devredenin, devre konu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatıyla birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçirir.III.Geçerliliği, kural olarak resmi yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.ifadelerinden hangileri yanlıştır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve III
E) II ve III
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 10 2006 İDARİ HAKİMLİK
Alacağın devri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Borçlu, devir kendisine bildirildikten sonra dahi, devredilen alacağın dayandığı sözleşmeyi eski alacaklının hilesini ileri sürerek iptal edebilir.
B) Alacaklı borçlunun rızası olmadan alacağını bir başkasına devredebilir.
C) Alacak devredildikten sonra, eski alacaklıya ödemede bulunan borçlu, eğer henüz devri öğrenmemişse borcundan kurtulmuş olur.
D) Alacağın devri sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.
E) Devredilen alacak muvazaalı ise, bunu yazılı bir borç senedine dayanarak devralan üçüncü kişi iyi niyetli de olsa, ona karşı devrin geçersizliği ileri sürülebilir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 11 2006 ADLİ HAKİMLİK
Alacağın devri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Alacağın devrinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması yeterlidir.
B) Alacağını ivazsız devreden, devralana karşı borçlunun ödeme gücünü garanti etmiş sayılmaz.
C) Alacağın devrinin geçerli olması için borçlunun rızasının alınmasına gerek yoktur.
D) Alacağın devri bir tasarruf işlemi olduğundan, bir kimse alacağını bir kez devrettikten sonra aynı alacak üzerinde tekrar tasarruf edemez.
E) Alacağın devredilmesiyle borç ilişkisinin tarafları değişmiş olur.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 12 2008 ADLİ HAKİMLİK
Alacağın devriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Alacağın devri taraflar arasında borçlandırıcı bir işlem kurar.
B) Alacağın devri taraflar arasında eşyaya bağlı borç ilişkisi kurar.
C) Alacağın devri üçüncü kişi lehine bir hak doğurur.
D) Alacağın devri taraflar arasında tasarrufi bir işlem kurar.
E) Alacağın devrinin geçerlilik şartı resmi şekle tabidir.
Cevabı göster
Cevap: D.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 10 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 184
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre alacağın devrinde borçlunun konumu ve devri engelleyen hâllerle ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Alacaklı, kanun, sözleşme veya işin niteliği engel oluşturmadıkça alacağını borçlunun rızasını almaksızın üçüncü kişiye devredebilir
B) Taraflarca kararlaştırılan devir yasağı, devralan üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın her durumda ileri sürülebilir
C) Alacaklının kişiliğine sıkı biçimde bağlı olan alacaklar, devredildiğinde içerikleri değişeceği için niteliği gereği devre elverişli sayılmaz
D) Devir sözleşmesi devreden ile devralan arasında kurulur; borçlu bu sözleşmenin tarafı olmadığı gibi kurucu iradeye de katılmaz
E) Nafaka alacağı gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı alacaklar bakımından devir imkânı kanunun kendisi tarafından kapatılmış olabilir
Cevabı göster
Cevap: B. Sözleşmeden doğan devir yasağının bir sınırı vardır: borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış üçüncü kişiye karşı bu yasağı ileri süremez. B, yasağı her durumda işler saydığı için yanlıştır. Kanun burada alacağın dolaşımı ile borçlunun korunması arasında denge kurmuş, yasağı senede yazma külfetini borçluya bırakmıştır.

Şık analizi

A) Kural budur: rıza aranmaz, üç engel dışında devir serbesttir.
C) İşin niteliğinden doğan engelin ölçütü tam olarak budur.
D) Borçlu üçüncü kişi konumundadır; koruyucu hükümler bu konumdan doğar.
E) Kanundan doğan engelin tipik örneğidir.
Soru 185
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre alacağın devrinde aranan şekil koşulunun kapsamı ile tasarruf işlemi ve borçlandırıcı işlem arasındaki ayrım birlikte ele alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Devrin kendisi de devretme taahhüdü de ancak yazılı biçimde yapıldıkları takdirde taraflar arasında hukuki sonuç doğurabilir
B) Devir beyanının geçerli sayılabilmesi için devredenin ve devralanın imzalarının birlikte bulunması aranır; imzalardan birinin eksikliği devri sakatlar
C) Devrin geçerliliği yazılı biçime bağlıyken devretme taahhüdü herhangi bir biçime bağlı olmaksızın sözlü olarak da kurulabilir
D) Devir bedelinin ve devrin dayandığı sebep işleminin yazılı metinde açıkça gösterilmiş olması geçerlilik koşulu olarak aranır
E) Alacağın kaynaklandığı sözleşme hangi biçimde kurulmuşsa devir işleminin de aynı biçimde yapılması geçerlilik için zorunludur
Cevabı göster
Cevap: C. Ayrım tasarruf işlemi ile borçlandırıcı işlem arasındadır. Tasarruf niteliğindeki devrin geçerliliği yazılı biçime bağlıdır; devretmeyi taahhüt eden borçlandırıcı işlem ise biçime bağlı değildir ve sözlü de kurulabilir. C bu ikiliği doğru veren tek şıktır.

Şık analizi

A) Taahhüt biçime bağlı olmadığı için yanlıştır.
B) Devir devredenin tasarrufudur; devralanın imzası geçerlilik koşulu değildir.
D) Bedel ve sebep yazılı metinde yer almak zorunda değildir.
E) Şekil, alacağın kaynaklandığı sözleşmenin biçimine bağlı değildir.
Soru 186
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre alacağın devrinin borçluya bildirilmesi ve bildirimin doğurduğu sonuçlarla ilgili olarak:I.Bildirim, devrin geçerli sayılabilmesi için aranan bir koşuldur.II.Bildirimi devreden de devralan da yapabilir.III.Devri başka bir yoldan öğrenmiş olan borçlu, önceki alacaklıya yaptığı ödemeyle borcundan kurtulamaz.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) II ve III
Cevabı göster
Cevap: E. Bildirim bir geçerlilik koşulu değildir; devir bildirimsiz de geçerlidir ve bildirimin işlevi yalnız borçluyu korumaktır (I yanlış). Bildirimi devreden de devralan da yapabilir (II doğru). Koruma iki koşulu birlikte arar: bildirimin yapılmamış olması ve borçlunun iyiniyetli olması; devri başka yoldan öğrenen borçlu iyiniyetli sayılmaz ve ödemesi onu kurtarmaz (III doğru).

Şık analizi

A) Bildirim geçerlilik koşulu değildir.
B) III de doğrudur; iyiniyet ayrı bir koşuldur.
C) Yanlış olan I öncülünü içerir.
D) Aynı şekilde I öncülünü taşıdığı için elenir.
Soru 187
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre borçlunun devralana karşı ileri sürebileceği savunmalarla ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Ölçüt, borçlunun devri öğrendiği andır; o ana kadar doğmuş bulunan savunmalar devralana karşı da ileri sürülebilir
B) Zamanaşımı def'i devirden etkilenmez; devir işlemi işlemekte olan süreyi ne keser ne de yeniden başlatır
C) Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu, ödemezlik def'ini devrin ardından devralana karşı da kullanmaya devam edebilir
D) Borçlu, devri öğrendiği anda henüz muaccel olmamış olan alacağını hiçbir ek koşula bağlı olmaksızın takas edebilir
E) Devri öğrendikten sonra devredene karşı kazanılan savunmalar devralana karşı ileri sürülemez; kaybolan tek grup budur
Cevabı göster
Cevap: D. Takasta kanun ek bir koşul arar: devri öğrendiği anda henüz muaccel olmayan alacak, ancak devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olmak kaydıyla takasa konulabilir. D bu koşulu yok saydığı için yanlıştır. Karşılıklılık ilkesinin bilinen istisnası tam olarak burada ve bu sınırla tanınmıştır.

Şık analizi

A) Savunmaların ölçütü öğrenme anıdır.
B) Devir borçlunun durumunu ağırlaştırmaz; süre işlemeye devam eder.
C) Ödemezlik def'i devirden etkilenmeyen savunmalardandır.
E) Kaybolan tek grup, öğrenmeden sonra kazanılan savunmalardır.
Soru 188
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi alacağın devriyle devralana geçen unsurlardan biri değildir?
A) Devredenin sıfatına tanınmış olan ve yalnız onun kişiliğine özgü sayılan öncelik hakkı
B) Devredilen alacağın güvencesi olarak kurulmuş bulunan rehin hakkı
C) Asıl alacakla birlikte doğmuş bulunan ve devir anına kadar işlemiş olan faizler
D) Alacağın ödenmesini güvence altına almak üzere verilmiş bulunan kefaletten doğan hak
E) Devredenin kişiliğine özgü sayılmayan ve alacağa bağlı bulunan diğer haklar
Cevabı göster
Cevap: A. Geçişin sınırı kanunda yazılıdır: devredenin kişiliğine özgü olan haklar devralana geçmez. A tam olarak bu istisnayı tarif ettiği için geçen unsurlardan değildir. Öncelik hakları, bağlı haklar ve işlemiş faizler ise ayrı bir işleme gerek olmaksızın alacağı izler.

Şık analizi

B) Rehin, bağlı hak olarak kendiliğinden geçer.
C) İşlemiş faizler devredilmiş sayılır; aksi açıkça yazılmalıdır.
D) Kefalet de alacağı izleyen güvencelerdendir.
E) Kişiliğe özgü olmayan bağlı hakların tamamı geçer.
Soru 189
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre alacağın bir edim karşılığında devredilmesi hâlinde devredenin üstlendiği garantinin konusu, bu garantinin hangi ana ilişkin olduğu ve tarafların bunu sözleşmeyle genişletip genişletemeyeceği veya kaldırıp kaldıramayacağı birlikte düşünüldüğünde aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Devreden, devir sırasındaki alacağın varlığını garanti eder
B) Borçlunun devir anındaki ödeme gücü de garanti kapsamındadır
C) Borçlunun sonradan ödeme güçsüzlüğüne düşmesi devredeni sorumlu kılmaz
D) Garanti işlerse devralan, sonuçsuz kalan takip girişimlerinin giderlerini isteyebilir
E) Garantiye ilişkin hüküm emredicidir, aksi kararlaştırılamaz
Cevabı göster
Cevap: E. Garanti hükmü emredici değildir; taraflar onu sözleşmeyle genişletebilir ya da tümüyle kaldırabilir. E bu yüzden söylenemez. Garantinin konusu alacağın varlığı ile borçlunun ödeme gücüdür ve ölçü anı devir anıdır; sonraki ödeme güçsüzlüğü devredeni sorumlu kılmaz.

Şık analizi

A) Karşılıklı devirde alacağın varlığı garanti edilir.
B) Ödeme gücü de aynı garantinin konusudur.
C) Garantinin zaman sınırı devir anıdır.
D) Sonuçsuz girişimlerin giderleri kanunda sayılan kalemlerdendir.
Soru 190
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre (M), (N)'den olan alacağını 1 Şubat'ta yazılı bir sözleşmeyle (P)'ye devretmiş, aynı alacağı 1 Mart'ta bu kez (R)'ye de devretmiştir. Devirlerin hiçbiri (N)'ye bildirilmemiş, (N) 1 Nisan'da borcunu (M)'ye ödemiş ve devirlerden haberi olmamıştır. Alacağın doğduğu sözleşmede devir yasağı bulunmamakta, (M) ile (P) arasındaki devir bir edim karşılığında yapılmış bulunmaktadır. Bu olayda tarafların durumu bakımından aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) İkinci devir geçerlidir ve alacak (R)'ye geçmiştir
B) (N) borcundan kurtulmuş, (P) ise (M)'ye başvurabilir
C) (N) ödemeyi ikinci kez (P)'ye yapmak zorundadır
D) Bildirim yapılmadığı için her iki devir de geçersizdir
E) (P) ile (R) alacağı aralarında paylaşır
Cevabı göster
Cevap: B. Ardışık devirde kural zaman önceliğidir: alacak 1 Şubat'taki geçerli devirle (P)'nin malvarlığına geçtiğine göre (M) artık hak sahibi değildir ve ikinci devir hüküm doğurmaz. Borçlu bakımından ölçüt ise bildirimdir: devir kendisine bildirilmediğine ve devirleri bilmediğine göre (N), önceki alacaklıya iyiniyetle ifa ederek borcundan kurtulur. (P)'nin yolu (N)'ye değil, tahsil eden (M)'ye karşıdır; aralarındaki denkleştirme sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yapılır.

Şık analizi

A) Hak sahibi olmayanın tasarrufu hüküm doğurmaz.
C) İyiniyetli ifa borçluyu kurtarır; ikinci kez ödeme gerekmez.
D) Bildirim geçerlilik koşulu değildir.
E) Alacak bölünmez; ilk geçerli devirle tek kişiye geçmiştir.
Soru 191
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre tarafların sözleşmeye koyduğu devir yasağının kural olarak doğurduğu sonuç, yasağın korumayı amaçladığı menfaat ve bu yasağın, devir yasağına yer vermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış bulunan üçüncü kişiye karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Devir kural olarak geçersizdir
B) Yasağı senede yazmak borçluya düşer
C) Yasak iyiniyetli devralana ileri sürülür
D) Amaç alacağın dolaşımını korumaktır
E) Borçlu özensizliğinin sonucuna katlanır
Cevabı göster
Cevap: C. Sözleşmesel yasak devri kural olarak geçersiz kılar; ama kanun burada güveni korur: devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına dayanan devralana karşı yasak ileri sürülemez. C bu sınırı tersine çevirdiği için yanlıştır. Yasağı senede yazmak borçlunun elindedir, yazmayan sonucuna katlanır.

Şık analizi

A) Yasağın kural olarak doğurduğu sonuç budur.
B) Külfet borçludadır; denge buradan kurulur.
D) Hükmün amacı alacağın dolaşımını ayakta tutmaktır.
E) Özensizliğin sonucu borçluya yüklenmiştir.
Soru 192
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre çekişmeli alacakta borçlunun başvurabileceği yol nedir?
A) Tevdi
B) İbra
C) Havale
D) Yenileme
E) Takas
Cevabı göster
Cevap: A. Alacağın kime ait olduğu çekişmeliyse borçlu ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkim tarafından belirlenen yere tevdi ederek borcundan kurtulur. Çekişmeyi bildiği hâlde ifada bulunursa bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur. Çekişme henüz sonuca bağlanmamış ve borç muaccelse, taraflardan her biri borçluyu tevdiye zorlayabilir; bu yol borçluyu iki alacaklı arasında kalmaktan kurtarır.

Şık analizi

B) İbra, alacaklının borçluyu borçtan kurtarmasıdır.
C) Havale ödeme yetkisi verir, alacağı geçirmez.
D) Yenileme eski borcun yerine yeni borç kurar.
E) Takas karşılıklı iki alacağı sona erdirir.
Soru 193
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre kanun gereği gerçekleşen devrin tipik görünümü hangisidir?
A) Faktoring
B) Havale
C) Rehin
D) Muvazaa
E) Halefiyet
Cevabı göster
Cevap: E. Kanun gereğince gerçekleşen devrin tipik örnekleri halefiyet hâlleridir: kefilin ödemesi, müteselsil borçlunun ifası, sigortacının ödediği tutar oranında halef olması. Bu hâllerde devri kanunun kendisi gerçekleştirdiği için yazılı şekil aranmaz, önceki alacaklının rızasını açıklaması da gerekmez; devir özel bir biçime bağlı olmaksızın üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.

Şık analizi

A) Faktoring iradi devrin tahsil amaçlı bir görünümüdür.
B) Havale alacağı geçirmez, ödeme yetkisi verir.
C) Rehin alacak üzerinde sınırlı bir hak kurar.
D) Muvazaa devir sebebiyle ilgisiz bir geçersizlik hâlidir.

← Ceza KoşuluBorcun Üstlenilmesi ve Sözleşmenin →