Borçlar Hukuku › Başlık 47 / 54
Tüketim Ödüncü
3 Hâkimlik 2 HMGS Sorusu
Hızlı özet
Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 386). Uygulamadaki adı karzdır ve kredi ilişkilerinin temelini oluşturur.
Çerçeve
- Tüketim Ödüncünün Unsurları ve Mülkiyetin Geçişi
- Kullanım Ödüncünden Ayrımı
- Ödünç Verme Sözünün Bağlayıcılığı
- Ödünç Alanın Aczi Hâlinde Cayma
- Faiz: Ticari ve Adi Ödünçte Kural
- Faiz Oranının Belirlenmesi
- Bileşik Faiz Yasağı
- Geri Verme Zamanı ve Fesih Bildirimi
- Ödünç Yerine Başka Şey Verilmesi
- Zamanaşımı ve Özel Kanunlarla İlişki
Tanımlar ve Şartlar
- Ticari olmayan tüketim ödüncünde, taraflarca kararlaştırılmış olmadıkça faiz istenemez.
- Ticari tüketim ödüncünde, taraflarca kararlaştırılmamış olsa bile faiz istenebilir.
- Sözleşmesel faiz — ödüncün kullanılmasının karşılığıdır; adi ödünçte kararlaştırılmalıdır.
- Temerrüt faizi — borcun geç ödenmesinin yaptırımıdır; kararlaştırılmasa da işler.
- Adi ödünç — kişiler arasında, kural olarak faizsiz.
- Ticari ödünç — tacirler arasında, kararlaştırılmasa da faizli.
- Banka kredisi — özel mevzuata tabi, TBK tamamlayıcı.
- Tüketici kredisi — tüketicinin korunması hükümleri öncelikli.
Kurallar
- Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 386).
- Sözleşmenin kurulmuş sayılması için teslim de şart değildir: kanun ödünç verme sözünü bağlayıcı saymış ve teslim istemini ayrı bir zamanaşımına bağlamıştır (TBK m. 389).
- Kanun bu karşılıklı istemler için özel ve kısa bir zamanaşımı koyar: ödünç alanın ödünç konusunun teslimine ve ödünç verenin de bu şeyin teslim alınmasına ilişkin istemleri, diğer tarafın bu konuda temerrüde düşmesinden başlayarak altı ayın geçmesiyle zamanaşımına uğrar (TBK m. 389).
- Ödünç veren, teslimden önce ödünç alanın ödeme gücünü yitirdiğini görürse korumasız kalmaz: ödünç alan, sözleşmenin kurulmasından sonra ödeme güçsüzlüğüne düşerse ödünç veren, ödünç konusunun tesliminden kaçınabilir (TBK m. 390).
- Faizin üst sınırı kanunda yazılıdır: sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık akdî faiz, kanuni oranın yüzde elli fazlasını (TBK m. 88); temerrüt faizi ise yüzde yüz fazlasını (TBK m. 120) aşamaz.
- Aşırı yüksek faiz kararlaştırılmışsa sözleşme, edimler arasındaki açık oransızlık ile tarafın zor durumda kalması, düşüncesizliği ya da deneyimsizliğinden yararlanılmış olması koşulları gerçekleştiğinde aşırı yararlanma hükümlerine göre denetlenir (TBK m. 28).
- Geri verme zamanı kararlaştırılmamışsa kanun ödünç alana bir hazırlık süresi tanır: ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir (TBK m. 392).
- Ödünç alana, sözleşmede kararlaştırılan para yerine kıymetli evrak veya ticari mallar verilirse, borcun tutarı bunların teslim zamanı ve yerindeki borsa ya da piyasa değeri üzerinden hesaplanır; aksine yapılan sözleşme geçersizdir (TBK m. 391).
- Tüketim ödüncünden doğan alacaklar için özel zamanaşımı yoktur; genel hükümler uygulanır ve alacak on yıllık süreye tabidir (TBK m. 146).
Karşılaştırma
| Kullanım ödüncü | Tüketim ödüncü | |
|---|---|---|
| Konu | tüketilmeyen şey | para veya tüketilebilen şey |
| Mülkiyet | geçmez | geçer |
| Geri verilen | aynı şey | aynı nitelik ve miktarda şey |
| Karşılık | karşılıksız | faiz kararlaştırılabilir |
| Dayanak | TBK m. 379 | TBK m. 386 |
Sınav Notu
- Tüketim ödüncünde mülkiyet ödünç alana geçer; geri verilen aldığı şeyin kendisi değil, aynı nitelik ve miktarda başka bir şeydir (TBK m. 386).
- Borç bir cins borcudur: şeyin telef olması geri verme borcunu ortadan kaldırmaz, hasar ödünç alandadır.
- Kullanım ödüncünden ayrımın kilidi mülkiyettedir; geçiyorsa tüketim, geçmiyorsa kullanım ödüncüdür.
- Faizde ikili düzen: ticari olmayan ödünçte kararlaştırılmadıkça faiz istenemez, ticari ödünçte kararlaştırılmasa bile istenebilir (TBK m. 387).
- Oran belirlenmemişse ödünç alma zamanında ve yerinde o tür ödünçlerde geçerli oran uygulanır; faiz, aksi kararlaştırılmadıkça yıllık ödenir (TBK m. 388).
- Bileşik faiz yasaktır: faizin anaparaya eklenerek yeniden faiz yürütülmesi kararlaştırılamaz (TBK m. 388). İstisnalar özel kanunlardadır.
- Teslim ve teslim alma istemleri, karşı tarafın temerrüdünden başlayarak altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar (TBK m. 389) — genel süreden ayrılan özel süre budur.
- Ödünç alan sözleşmenin kurulmasından sonra ödeme güçsüzlüğüne düşerse ödünç veren teslimden kaçınabilir; kurulmadan önceki güçsüzlüğü sonradan öğrenmişse de aynı hakka sahiptir (TBK m. 390).
- Para yerine kıymetli evrak veya ticari mal verilirse borç, bunların teslim zamanı ve yerindeki borsa ya da piyasa değeri üzerinden hesaplanır; aksine sözleşme geçersizdir (TBK m. 391).
- Geri verme zamanı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe geri vermekle yükümlü değildir (TBK m. 392). En çok sorulan sayı budur.
- Geri verme yeri: para ödüncünde borç, aksi kararlaştırılmadıkça alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde; tüketilebilen mal ödüncünde cins borcu kuralına göre borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir. Ayrım temerrüdün ne zaman doğduğunu belirler.
- Alacak on yıllık genel zamanaşımına tabidir; yalnız teslim istemleri için altı aylık özel süre vardır.
- Ödünç verenin teslimden kaçınma hakkı bir fesih değil, ödemezlik def'idir; güvence verilirse ya da ödeme gücü geri gelirse teslim borcu canlanır.
- Geri verme nominal değer üzerinden hesaplanır; paranın alım gücündeki ya da malın piyasa değerindeki değişme borcun kapsamını kendiliğinden değiştirmez.
- Tüketim ödüncü şekle bağlı değildir ve teslimle kurulmaz; teslim borcu doğuran bir sözleşmedir.
- Faizin üst sınırı kanunda vardır: akdî faiz kanuni oranın yüzde elli fazlasını (TBK m. 88), temerrüt faizi yüzde yüz fazlasını (TBK m. 120) aşamaz. Bunun ötesinde ahlaka aykırılık ve aşırı yararlanma denetimi de uygulanabilir (TBK m. 28).
Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 386). Uygulamadaki adı karzdır ve kredi ilişkilerinin temelini oluşturur.
A. Tüketim Ödüncünün Unsurları ve Mülkiyetin Geçişi
Üç unsur aranır: konusunun para veya tüketilebilen bir şey olması, konunun devredilmesi ve aynı nitelik ve miktarda geri verilmesi.
Kanunun "devretmeyi" demesi tesadüf değildir: tüketim ödüncünde mülkiyet ödünç alana geçer. Ödünç alan şeyi tüketeceği için başka türlüsü mümkün değildir; geri vereceği, aldığı şeyin kendisi değil aynı nitelikte ve miktarda başka bir şeydir.
Bunun pratik sonuçları vardır: ödünç alanın alacaklıları şey üzerinde işlem yapabilir, hasar ödünç alana geçer ve şeyin telef olması geri verme borcunu ortadan kaldırmaz — çünkü borç bir cins borcudur ve cins telef olmaz.
Konu bakımından da bir sınır vardır: ödünç konusu tüketilebilen bir şey olmalıdır. Para en tipik örnektir; buğday, akaryakıt, kömür gibi misli şeyler de konu olabilir. Bir tablo ya da bir taşınmaz tüketilebilen şey olmadığı için tüketim ödüncüne konu olmaz; bunlar ancak kullanım ödüncüne ya da kiraya konu olur.
Tüketim ödüncünün kurulması şekle bağlı değildir; sözlü olarak da kurulabilir. Ne var ki ispat bakımından yazılı delil aranır ve uygulamada senet düzenlenir. Sözleşmenin kurulmuş sayılması için teslim de şart değildir: kanun ödünç verme sözünü bağlayıcı saymış ve teslim istemini ayrı bir zamanaşımına bağlamıştır (TBK m. 389). Bu yönüyle tüketim ödüncü, teslimle kurulan bir sözleşme değil, teslim borcu doğuran bir sözleşmedir.
Tüketim ödüncünün tarafları bakımından bir sınır yoktur; gerçek ve tüzel kişiler taraf olabilir. Ne var ki ödünç verme bir meslek olarak yürütülüyorsa bankacılık ve finansal kiralama mevzuatı devreye girer ve izin rejimi uygulanır. Türk Borçlar Kanunu'nun hükümleri bu alanda tamamlayıcıdır; özel mevzuatın öngördüğü koruma kuralları öncelikle uygulanır.
B. Kullanım Ödüncünden Ayrımı
İki kurum adlarındaki benzerliğe rağmen taban tabana zıttır:
| Kullanım ödüncü | Tüketim ödüncü | |
|---|---|---|
| Konu | tüketilmeyen şey | para veya tüketilebilen şey |
| Mülkiyet | geçmez | geçer |
| Geri verilen | aynı şey | aynı nitelik ve miktarda şey |
| Karşılık | karşılıksız | faiz kararlaştırılabilir |
| Dayanak | TBK m. 379 | TBK m. 386 |
Ayrımın kilidi mülkiyettedir: mülkiyet geçiyorsa tüketim ödüncü, geçmiyorsa kullanım ödüncü vardır.
C. Ödünç Verme Sözünün Bağlayıcılığı
Tüketim ödüncü, ödünç verenin teslim borcu doğuran bir sözleşmedir; söz verildiğinde ödünç veren teslimle yükümlüdür.
Kanun bu karşılıklı istemler için özel ve kısa bir zamanaşımı koyar: ödünç alanın ödünç konusunun teslimine ve ödünç verenin de bu şeyin teslim alınmasına ilişkin istemleri, diğer tarafın bu konuda temerrüde düşmesinden başlayarak altı ayın geçmesiyle zamanaşımına uğrar (TBK m. 389).
Altı aylık süre sınavda sayıyla sorulur ve genel zamanaşımından ayrıldığı için dikkat çeker.
Sürenin işleyişi de dikkat ister: süre temerrüde düşme anından başlar, sözleşmenin kurulmasından değil. Ödünç veren teslim etmiyorsa ödünç alan onu temerrüde düşürür ve o andan itibaren altı ay içinde teslim istemini ileri sürmelidir. Aynı kural ters yönde de işler: ödünç alan teslim almıyorsa ödünç verenin istemi de aynı süreye tabidir.
D. Ödünç Alanın Aczi Hâlinde Cayma
Ödünç veren, teslimden önce ödünç alanın ödeme gücünü yitirdiğini görürse korumasız kalmaz: ödünç alan, sözleşmenin kurulmasından sonra ödeme güçsüzlüğüne düşerse ödünç veren, ödünç konusunun tesliminden kaçınabilir (TBK m. 390).
Kanun bir de bilgi anına bağlı ikinci hâl ekler: ödünç veren, ödünç alanın sözleşmenin kurulmasından önce ödeme güçsüzlüğüne düşmüş olduğunu daha sonra öğrenmişse, aynı hakka sahiptir.
İki hâlin ortak noktası, ödünç verenin geri alamayacağı bir parayı vermeye zorlanmamasıdır.
E. Faiz: Ticari ve Adi Ödünçte Kural
Faiz bakımından kanun ikili bir düzen kurar (TBK m. 387):
- Ticari olmayan tüketim ödüncünde, taraflarca kararlaştırılmış olmadıkça faiz istenemez.
- Ticari tüketim ödüncünde, taraflarca kararlaştırılmamış olsa bile faiz istenebilir.
Ayrım sınavda doğrudan sorulur ve mantığı açıktır: ticari hayatta paranın bir bedeli olduğu varsayılır, adi ilişkilerde ise ödüncün karşılıksız olduğu karinesi işler.
Sözleşmesel faiz ile temerrüt faizini ayırmak da gerekir:
- Sözleşmesel faiz — ödüncün kullanılmasının karşılığıdır; adi ödünçte kararlaştırılmalıdır.
- Temerrüt faizi — borcun geç ödenmesinin yaptırımıdır; kararlaştırılmasa da işler.
Adi bir ödünçte faiz kararlaştırılmamış olsa bile ödünç alan temerrüde düştüğünde temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür. İki kalemin karıştırılması sınavda sık görülen hatadır.
Faizin üst sınırı kanunda yazılıdır: sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık akdî faiz, kanuni oranın yüzde elli fazlasını (TBK m. 88); temerrüt faizi ise yüzde yüz fazlasını (TBK m. 120) aşamaz. Bu tavanların ötesinde sınır, ahlaka aykırılık ve aşırı yararlanma hükümleriyle çizilir. Aşırı yüksek faiz kararlaştırılmışsa sözleşme, edimler arasındaki açık oransızlık ile tarafın zor durumda kalması, düşüncesizliği ya da deneyimsizliğinden yararlanılmış olması koşulları gerçekleştiğinde aşırı yararlanma hükümlerine göre denetlenir (TBK m. 28).
Faize ilişkin kuralları toplu görmek yararlıdır:
- Adi ödünçte faiz kararlaştırılmalıdır; kararlaştırılmamışsa istenemez.
- Ticari ödünçte faiz kararlaştırılmasa da istenebilir.
- Oran belirlenmemişse ödünç alma zamanı ve yerindeki oran uygulanır.
- Faiz, aksi kararlaştırılmadıkça yıllık ödenir.
- Bileşik faiz kararlaştırılamaz.
Beş kuralın beşi de iki maddede (TBK m. 387 ve TBK m. 388) toplanmıştır ve sınavda çoğu zaman birlikte sorulur.
Ödünç verenin teslimden kaçınma hakkı da bir fesih değil, bir ödemezlik def'idir: ödünç veren sözleşmeyi sona erdirmez, yalnız ifadan kaçınır. Ödünç alan güvence verir ya da ödeme gücünü yeniden kazanırsa teslim borcu canlanır. Bu ayrım, hükmün nasıl işlediğini anlamak bakımından önemlidir.
Tüketim ödüncünde geri verme borcunun konusu da açıkça belirlenmiştir: ödünç alan aynı nitelik ve miktarda şeyi geri verir. Para ödüncünde bu, kural olarak nominal değer üzerinden hesaplanır; paranın alım gücünün değişmesi borcun miktarını kendiliğinden değiştirmez. Taraflar bunun aksini kararlaştırabilir ya da faizle dengeyi kurabilir; olağanüstü koşullarda uyarlama yolu da açıktır.
Tüketilebilen şeylerde ise geri verme, aynı nitelik ve miktarda mal ile yapılır. Yüz ton buğday ödünç alan kişi, aynı taneleri değil aynı cins ve nitelikte yüz ton buğday geri verir; malın piyasa değerindeki değişme de kural olarak borcun kapsamını değiştirmez. Taraflar değer ölçütünü sözleşmeyle belirleyebilir.
Son olarak tüketim ödüncünde geri verme yeri de belirlenmelidir: para borcu olduğu için borç, aksi kararlaştırılmadıkça alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Tüketilebilen mal ödüncünde ise ifa yeri, cins borcu kuralına göre borçlunun yerleşim yeridir. Ayrım, temerrüdün ne zaman doğduğunu belirlediği için sonuç doğurur.
Tüketim ödüncünün uygulamadaki görünümlerini ayırmak da yararlıdır:
- Adi ödünç — kişiler arasında, kural olarak faizsiz.
- Ticari ödünç — tacirler arasında, kararlaştırılmasa da faizli.
- Banka kredisi — özel mevzuata tabi, TBK tamamlayıcı.
- Tüketici kredisi — tüketicinin korunması hükümleri öncelikli.
F. Faiz Oranının Belirlenmesi
Oran belirlenmemişse kural şudur: ödünç alma zamanında ve yerinde o tür ödünçlerde geçerli olan faiz oranı uygulanır (TBK m. 388). Ölçüt hem zaman hem yer hem ödünç türü bakımından somutlaştırılmıştır.
Ödeme dönemi de düzenlenmiştir: sözleşmede aksine hüküm yoksa belirlenen faiz yıllık olarak ödenir.
G. Bileşik Faiz Yasağı
Kanun açık bir yasak koyar: faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesi kararlaştırılamaz (TBK m. 388). Bileşik faiz yasağının tüketim ödüncündeki görünümü budur.
Yasağın istisnaları özel kanunlarda yer alır; ticari hayatta cari hesap ve bankacılık işlemleri bakımından ayrı düzenlemeler bulunur. Genel kural olarak adi ödünçte bileşik faiz kararlaştırılamaz.
H. Geri Verme Zamanı ve Fesih Bildirimi
Geri verme zamanı kararlaştırılmamışsa kanun ödünç alana bir hazırlık süresi tanır: ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir (TBK m. 392).
Altı haftalık süre, tüketim ödüncünün en çok sorulan sayısıdır. Süre ilk istemden işler; istem şekle bağlı değildir.
Geri verme zamanı bakımından dört hâl ayrılır:
- Belirli bir gün kararlaştırılmışsa borç o gün muaccel olur.
- Bildirim süresi kararlaştırılmışsa süre bildirimle işler.
- İstem anında muaccel olacağı kararlaştırılmışsa istem yeterlidir.
- Hiçbiri kararlaştırılmamışsa ilk istemden altı hafta beklenir.
Dördüncü hâl kanunun tamamlayıcı kuralıdır ve ödünç alana hazırlık süresi tanır.
I. Ödünç Yerine Başka Şey Verilmesi
Ödünç alana, sözleşmede kararlaştırılan para yerine kıymetli evrak veya ticari mallar verilirse, borcun tutarı bunların teslim zamanı ve yerindeki borsa ya da piyasa değeri üzerinden hesaplanır; aksine yapılan sözleşme geçersizdir (TBK m. 391).
Hükmün amacı, ödünç alanın nominal değeri yüksek ama gerçek değeri düşük bir şeyle borçlandırılmasını önlemektir. Son cümlesi emredicidir: taraflar bu hesaplamanın aksini kararlaştıramaz.
J. Zamanaşımı ve Özel Kanunlarla İlişki
Tüketim ödüncünden doğan alacaklar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir; genel hükümler uygulanır ve alacak on yıllık süreye tabidir (TBK m. 146). Yalnız teslim ve teslim alma istemleri için altı aylık özel süre vardır (TBK m. 389).
Tüketim ödüncünün uygulamadaki asıl görünümü banka kredisidir ve bu alan büyük ölçüde özel mevzuatla düzenlenir; tüketici kredileri bakımından tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler, ticari krediler bakımından bankacılık mevzuatı öncelikle uygulanır. Türk Borçlar Kanunu'nun hükümleri bu alanlarda tamamlayıcı niteliktedir.
Örnek olay
(M), komşusu (N)'ye 200.000 TL ödünç vermiştir; taraflar tacir değildir, sözleşmede faize ilişkin hiçbir kayıt yoktur ve geri verme zamanı da kararlaştırılmamıştır. (M) bir yıl sonra parayı istemiş, (N) "hazır değilim" demiş; (M) ertesi gün icra takibi başlatmıştır. Ayrı bir ilişkide (M), tacir olan (P)'ye işletmesi için 500.000 TL ödünç vermiş, faiz konuşulmamıştır. (P) ile yapılan sözleşmede ayrıca "faiz her yıl anaparaya eklenir ve birlikte yeniden faiz yürütülür" kaydı vardır. (M) üçüncü bir kişiye, (R)'ye ödünç vermeyi taahhüt etmiş; ancak (R)'nin sözleşmeden bir hafta önce ödeme güçsüzlüğüne düştüğünü sonradan öğrenmiştir. Son olarak (M), (N)'ye para yerine nominal değeri 200.000 TL olan bir senet vermiş, senedin piyasa değeri 150.000 TL'dir ve sözleşmede "borç 200.000 TL olarak hesaplanır" yazılıdır.
Değerlendirme: (N) ile ilişki bir tüketim ödüncüdür: bir miktar para devredilmiş ve aynı nitelik ve miktarda geri verilmesi üstlenilmiştir (TBK m. 386). Paranın mülkiyeti (N)'ye geçmiştir; (N)'nin parayı kaybetmesi ya da harcaması geri verme borcunu ortadan kaldırmaz, çünkü borç bir cins borcudur.
Faiz bakımından sonuç (M) aleyhinedir. Ticari olmayan tüketim ödüncünde taraflarca kararlaştırılmış olmadıkça faiz istenemez (TBK m. 387). Taraflar tacir olmadığına ve faiz konuşulmadığına göre (M) faiz isteyemez; yalnız (N) temerrüde düştükten sonra temerrüt faizi talep edebilir — bu, sözleşmesel faizden ayrı bir kalemdir.
İcra takibinin zamanlaması ise hatalıdır. Geri verme konusunda belirli bir gün, bildirim süresi ya da istem anında muaccel olacağı kararlaştırılmadığına göre (N), ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir (TBK m. 392). (M) istemden bir gün sonra takip başlattığına göre borç henüz muaccel değildir; takip erkendir. Altı haftalık süre dolmadan (N) temerrüde de düşmez.
(P) ile ilişkide iki nokta ayrılır. Sözleşme ticari bir tüketim ödüncü olduğuna göre, faiz kararlaştırılmamış olsa bile istenebilir (TBK m. 387); oran belirlenmediği için ödünç alma zamanında ve yerinde o tür ödünçlerde geçerli olan oran uygulanır ve faiz, aksi kararlaştırılmadıkça yıllık ödenir (TBK m. 388). İki kişi arasındaki aynı ilişki adi nitelikte olsaydı faiz hiç istenemezdi; ayrım yalnız ticari olup olmamaya bağlıdır.
Bileşik faiz kaydı ise geçersizdir: faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesi kararlaştırılamaz (TBK m. 388). Kayıt yalnız bu yönüyle düşer; sözleşmenin kalanı ve olağan faiz borcu ayakta kalır.
(R) bakımından (M) korunmuştur. Ödünç veren, ödünç alanın sözleşmenin kurulmasından önce ödeme güçsüzlüğüne düşmüş olduğunu daha sonra öğrenmişse, ödünç konusunun tesliminden kaçınabilir (TBK m. 390). Güçsüzlük sözleşmeden sonra doğsaydı da aynı hak doğardı; kanun iki hâli birlikte düzenler. (M) teslimden kaçınırken sözleşmeyi feshetmiş olmaz, yalnız ifadan kaçınır.
Senet bakımından son sonuç emredici hükümle belirlenir. Ödünç alana, kararlaştırılan para yerine kıymetli evrak verilmişse borcun tutarı, bunun teslim zamanı ve yerindeki borsa ya da piyasa değeri üzerinden hesaplanır ve aksine yapılan sözleşme geçersizdir (TBK m. 391). (N)'nin borcu 200.000 TL değil 150.000 TL'dir; sözleşmedeki aksine kayıt hüküm doğurmaz. Hükmün amacı, ödünç alanın nominal değeri yüksek ama gerçek değeri düşük bir şeyle borçlandırılmasını önlemektir.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 5 soru eşleşti, ilk 5 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2025 HMGS
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2025 HMGS
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2024 ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2006 SAYIŞTAY
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2018 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 8 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.