EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 49 / 54

Vekâlet Sözleşmesi

8 Hâkimlik

Hızlı özet

Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 502). Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde kanunda düzenlenmemiş iş görme sözleşmelerine de uygulanır; bu yönüyle vekâlet, iş görme sözleşmelerinin genel tipidir.

Çerçeve

  • Vekâletin Unsurları ve Sonuç Taahhüdü Bulunmaması
  • Vekâletin Kapsamı ve Özel Yetki Gerektiren İşler
  • Vekilin Talimata Uyma ve Özen Borcu
  • Hesap Verme ve Edinilenleri Devretme
  • Alt Vekil ve Yetkisiz Devrin Sonucu
  • Vekâlet Verenin Borçları
  • Azil, İstifa ve Uygunsuz Zamanda Sona Erdirme

Tanımlar ve Şartlar

  • Hukuki işlem vekâleti — vekilin, vekâlet veren adına ya da hesabına işlem yapması.
  • Maddi fiil vekâleti — hekimin tedavisi, mimarın denetimi gibi işlem niteliği taşımayan iş görmeler.
  • Genel vekâlet — belirli bir işle sınırlı olmayan, malvarlığının yönetimini kapsayan vekâlet.
  • Özel vekâlet — tek bir iş ya da belirli bir işler grubu için verilen vekâlet.

Kurallar

  • Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 502).
  • Ücret zorunlu unsur değildir: sözleşme veya teamül varsa vekil ücrete hak kazanır (TBK m. 502).
  • Kanun bir de kurulma karinesi getirir: kendisine bir işin görülmesi önerilen kişi, bu işi görme konusunda resmî sıfata sahipse, işin yapılması mesleğinin gereği ise ya da bu gibi işleri kabul edeceğini duyurmuşsa, öneri hemen reddedilmedikçe vekâlet sözleşmesi kurulmuş sayılır (TBK m. 503).
  • Vekâletin kapsamı sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir; vekâlet, üstlenilen işin görülmesi için gerekli hukuki işlemleri yapma yetkisini de kapsar (TBK m. 504).
  • Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür (TBK m. 505).
  • Bunun dışında talimattan ayrılan vekil, bundan doğan zararı karşılamadıkça, işi görmüş olsa bile vekâlet borcunu ifa etmiş sayılmaz (TBK m. 505).
  • Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür; ancak yetki verilmişse, durum zorunlu kılıyorsa ya da teamül mümkün kılıyorsa işi başkasına yaptırabilir (TBK m. 506).
  • Vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür; teslimde geciktiği paranın faizini de öder (TBK m. 508).
  • Edinilen haklar bakımından kanun bir geçiş kuralı koyar: vekilin kendi adına ve vekâlet veren hesabına gördüğü işlerden doğan üçüncü kişilerdeki alacağı, vekâlet verenin vekile karşı bütün borçlarını ifa ettiği anda kendiliğinden vekâlet verene geçer (TBK m. 509).
  • Vekâlet veren, vekâletin gereği gibi ifası için vekilin yaptığı giderleri ve verdiği avansları faiziyle ödemek ve yüklendiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür; vekil, vekâletin ifası sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir (TBK m. 510).
  • Çokluk hâlleri de düzenlenmiştir (TBK m. 511): bir kişiye birlikte vekâlet verenler vekile karşı müteselsilen sorumludur; vekâleti birlikte üstlenenler ifadan müteselsilen sorumludur ve yetkilerini devir hakları olmadıkça vekâlet vereni ancak birlikte yaptıkları fiil ve işlemlerle borç altına sokabilirler.
  • Kendiliğinden sona erme hâlleri de sayılmıştır: sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona erer; taraflardan biri tüzel kişiyse tüzel kişiliğin sona ermesi de aynı sonucu doğurur (TBK m. 513).
  • Kanun üçüncü kişileri ve vekili korur: vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden, vekâlet veren ya da mirasçıları sözleşme devam ediyormuş gibi sorumludur (TBK m. 514).

Karşılaştırma

BorçlanılanSona erdirmeÜcret
Vekâletözenli çabaher zaman tek taraflızorunlu değil
Esersonuçkanunun saydığı hâllerdezorunlu unsur
Hizmetçalışma (bağımlı)fesih usulüne görezorunlu unsur
Vekâletsiz iş görme— (sözleşme yok)

Sınav Notu

  • Vekil sonucu değil özenli çabayı borçlanır; vekâlet hükümleri, kanunda düzenlenmemiş iş görme sözleşmelerine de uygulanır (TBK m. 502).
  • Ücret zorunlu unsur değildir; sözleşme veya teamül varsa istenir.
  • Susma kabul sayılır: resmî sıfatı olan, işi mesleğinin gereği olan ya da böyle işleri kabul edeceğini duyuran kişi öneriyi hemen reddetmezse vekâlet kurulmuş sayılır (TBK m. 503).
  • Özel yetki gerektiren işler sayılıdır: dava açma, sulh, hakeme başvurma, iflas, iflasın ertelenmesi, konkordato, kambiyo taahhüdü, bağışlama, kefil olma, taşınmazı devretme ve sınırlandırma (TBK m. 504).
  • Talimattan ayrılma yalnız izin alma imkânı yoksa ve bilseydi izin vereceği açıksa serbesttir (TBK m. 505).
  • Vekil işi bizzat görür; yetki, zorunluluk ya da teamül varsa başkasına yaptırabilir (TBK m. 506).
  • Alt vekilde sorumluluk: yetkisiz devirde kendisi yapmış gibi, yetkili devirde yalnız seçme ve talimatta özen (TBK m. 507). Vekâlet veren her iki hâlde alt vekile doğrudan başvurabilir.
  • Vekil hesap verir, aldıklarını devreder, geciktiği paranın faizini öder (TBK m. 508). Kendi adına vekâlet veren hesabına edindiği alacak, vekâlet veren borçlarını ifa edince kendiliğinden ona geçer (TBK m. 509).
  • Vekâlet veren giderleri ve avansları faiziyle öder, vekili borçlarından kurtarır, zararını giderir (TBK m. 510).
  • Azil ve istifa her zaman mümkündür; uygun olmayan zamanda sona erdiren zararı giderir (TBK m. 512). Sona erdirme geçersiz olmaz.
  • Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça ölüm, ehliyet kaybı ve iflas vekâleti kendiliğinden sona erdirir (TBK m. 513); vekilin sona ermeyi öğrenmeden önce yaptığı işler bağlayıcıdır (TBK m. 514).
  • Genel vekâlet malvarlığının yönetimini kapsar ama kanunun özel yetki aradığı işlemleri kendiliğinden kapsamaz; maddi fiil vekâleti ile hukuki işlem vekâleti ayrımı da bu noktada işe yarar (TBK m. 504).

Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 502). Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde kanunda düzenlenmemiş iş görme sözleşmelerine de uygulanır; bu yönüyle vekâlet, iş görme sözleşmelerinin genel tipidir.

A. Vekâletin Unsurları ve Sonuç Taahhüdü Bulunmaması

Vekâletin ayırt edici yanı, vekilin sonucu değil özenli çabayı borçlanmasıdır. Avukat davayı kazanmayı, hekim hastayı iyileştirmeyi taahhüt etmez; ikisi de mesleğin gerektirdiği özeni gösterme borcu altındadır.

Ücret zorunlu unsur değildir: sözleşme veya teamül varsa vekil ücrete hak kazanır (TBK m. 502). Vekâlet ücretsiz de kurulabilir.

Vekâleti komşu tiplerden ayırmak gerekir:

BorçlanılanSona erdirmeÜcret
Vekâletözenli çabaher zaman tek taraflızorunlu değil
Esersonuçkanunun saydığı hâllerdezorunlu unsur
Hizmetçalışma (bağımlı)fesih usulüne görezorunlu unsur
Vekâletsiz iş görme— (sözleşme yok)

Vekâletin en belirgin özelliği her zaman sona erdirilebilmesidir; diğer iş görme sözleşmelerinde böyle bir serbesti yoktur.

Vekâletin konusu bakımından da bir ayrım yapılır ve bu ayrım özel yetki tartışmasının temelini kurar:

  • Hukuki işlem vekâleti — vekilin, vekâlet veren adına ya da hesabına işlem yapması.
  • Maddi fiil vekâleti — hekimin tedavisi, mimarın denetimi gibi işlem niteliği taşımayan iş görmeler.
  • Genel vekâlet — belirli bir işle sınırlı olmayan, malvarlığının yönetimini kapsayan vekâlet.
  • Özel vekâlet — tek bir iş ya da belirli bir işler grubu için verilen vekâlet.

Genel vekâlet, kanunun özel yetki aradığı işlemleri kendiliğinden kapsamaz; malvarlığında ağır ve kalıcı sonuç doğuran işlemler genel yetkinin dışında kalır.

Kanun bir de kurulma karinesi getirir: kendisine bir işin görülmesi önerilen kişi, bu işi görme konusunda resmî sıfata sahipse, işin yapılması mesleğinin gereği ise ya da bu gibi işleri kabul edeceğini duyurmuşsa, öneri hemen reddedilmedikçe vekâlet sözleşmesi kurulmuş sayılır (TBK m. 503). Susmanın kabul sayıldığı ender hâllerden biridir.

B. Vekâletin Kapsamı ve Özel Yetki Gerektiren İşler

Vekâletin kapsamı sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir; vekâlet, üstlenilen işin görülmesi için gerekli hukuki işlemleri yapma yetkisini de kapsar (TBK m. 504).

Bazı işlemler için ise özel yetki aranır: vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, konkordato ve benzeri işlemleri yapamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hakla sınırlandıramaz.

Ortak özellikleri, vekâlet verenin malvarlığında ağır ve kalıcı sonuç doğurmalarıdır; kanun bu işlemleri genel yetkinin dışında tutar.

Vekâletin kapsamı ile temsil yetkisi de karıştırılmamalıdır. Vekâlet bir sözleşmedir ve iç ilişkiyi kurar; temsil yetkisi ise tek taraflı bir işlemle verilir ve dış ilişkide sonuç doğurur. Uygulamada ikisi birlikte verilir ("vekâletname"), ama hukuken ayrıdır: vekâlet sona erdiğinde temsil yetkisi de kural olarak sona erer, ancak üçüncü kişilerin iyiniyeti ayrıca korunur.

C. Vekilin Talimata Uyma ve Özen Borcu

Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür (TBK m. 505). Talimattan ayrılma yalnız bir hâlde serbesttir: vekâlet verenden izin alma imkânı bulunmadığında ve durumu bilseydi onun da izin vereceği açık olan hâllerde. Bunun dışında talimattan ayrılan vekil, bundan doğan zararı karşılamadıkça, işi görmüş olsa bile vekâlet borcunu ifa etmiş sayılmaz (TBK m. 505).

Talimat ile öneri arasındaki fark da sonuç doğurur: bağlayıcı olan yalnız açık talimattır. Vekâlet verenin genel nitelikteki istekleri vekili bağlamaz; vekil, mesleğinin gerektirdiği özeni gösterirken kendi teknik değerlendirmesini yapar. Talimat hukuka veya ahlaka aykırıysa vekil ona uymakla yükümlü değildir, hatta uymamalıdır.

Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür; ancak yetki verilmişse, durum zorunlu kılıyorsa ya da teamül mümkün kılıyorsa işi başkasına yaptırabilir (TBK m. 506). Ayrıca vekil, işi vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür; özen borcunun belirlenmesinde benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.

D. Hesap Verme ve Edinilenleri Devretme

Vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür; teslimde geciktiği paranın faizini de öder (TBK m. 508).

Edinilen haklar bakımından kanun bir geçiş kuralı koyar: vekilin kendi adına ve vekâlet veren hesabına gördüğü işlerden doğan üçüncü kişilerdeki alacağı, vekâlet verenin vekile karşı bütün borçlarını ifa ettiği anda kendiliğinden vekâlet verene geçer (TBK m. 509). Vekilin iflası hâlinde vekâlet veren, bu alacağın kendisine geçmiş olduğunu iflas masasına karşı ileri sürebilir.

Hesap verme borcunun zamanı ayrıca tartışılır: kanun borcu vekâlet verenin istemine bağlamışsa da, işin niteliği gerektiriyorsa vekil istem beklemeden bilgi vermekle yükümlüdür; bunu sadakat borcu gerektirir. Aldıklarını devretme borcu yalnız vekâlet veren hesabına edinilenleri değil, işin görülmesi sırasında üçüncü kişilerden sağlanan menfaatleri de kapsar. Faizin doğması için ayrıca temerrüt aranmaz; kanun, teslimde geciktiği paranın faizini doğrudan vekile yükler (TBK m. 508).

E. Alt Vekil ve Yetkisiz Devrin Sonucu

Vekil işi başkasına gördürdüğünde sorumluluğu yetkiye göre değişir (TBK m. 507):

  • Yetkisiz devirde, alt vekilin fiilinden kendisi yapmış gibi sorumludur.
  • Yetkili devirde yalnız seçmede ve talimat vermede gerekli özeni göstermekle yükümlüdür.

Her iki durumda da vekâlet veren, vekilin kendi yerine koyduğu kişiye karşı sahip olduğu hakları doğrudan doğruya ileri sürebilir.

F. Vekâlet Verenin Borçları

Vekâlet veren, vekâletin gereği gibi ifası için vekilin yaptığı giderleri ve verdiği avansları faiziyle ödemek ve yüklendiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür; vekil, vekâletin ifası sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir (TBK m. 510). Vekâlet veren, zararın doğmasında kendi kusurunun bulunmadığını ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir.

Çokluk hâlleri de düzenlenmiştir (TBK m. 511): bir kişiye birlikte vekâlet verenler vekile karşı müteselsilen sorumludur; vekâleti birlikte üstlenenler ifadan müteselsilen sorumludur ve yetkilerini devir hakları olmadıkça vekâlet vereni ancak birlikte yaptıkları fiil ve işlemlerle borç altına sokabilirler.

Vekâlet verenin borçları bu yönüyle üç başlıkta toplanır:

  • Gider ve avansları faiziyle ödemek — vekâletin gereği gibi ifası için yapılmış olmaları koşuluyla.
  • Vekili yüklendiği borçlardan kurtarmak — ifa amacıyla üstlenilmiş borçlar bakımından.
  • Zararını gidermek — vekâletin ifası sebebiyle uğranan zarar için, kurtuluş kanıtı saklı kalmak üzere.

Üçüncüsü kusursuz sorumluluğa yaklaşır: vekâlet veren ancak kendi kusurunun bulunmadığını ispat ederek kurtulur (TBK m. 510). Ücret bu listede yoktur; ücret ancak sözleşme veya teamül varsa borçlanılır.

G. Azil, İstifa ve Uygunsuz Zamanda Sona Erdirme

Vekâletin en belirgin özelliği sona ermedeki serbestidir: vekâlet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir (TBK m. 512). Vekâlet verenin bu hakkına azil, vekilinkine istifa denir.

Serbestinin tek sınırı zamanlamadadır: uygun olmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren taraf, diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Sona erdirme geçersiz olmaz; yalnız tazminat borcu doğar.

Kendiliğinden sona erme hâlleri de sayılmıştır: sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona erer; taraflardan biri tüzel kişiyse tüzel kişiliğin sona ermesi de aynı sonucu doğurur (TBK m. 513).

Kanun üçüncü kişileri ve vekili korur: vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden, vekâlet veren ya da mirasçıları sözleşme devam ediyormuş gibi sorumludur (TBK m. 514).

Örnek olay

(C), taşınmazının satışı ve buna ilişkin işlerin yürütülmesi için (D)'ye noterde vekâletname vermiştir; vekâletnamede taşınmazın satışına ilişkin açık yetki vardır, sulh olma ve kefil olmaya ilişkin hiçbir kayıt yoktur. (D) taşınmazı satmış, ayrıca (C) adına bir davadan sulh olmuş ve (C)'nin bir tanıdığına kefil olmuştur. (D), satıştan elde ettiği parayı üç ay boyunca kendi hesabında tutmuştur. (D) ayrıca işin bir kısmını, vekâletnamede buna izin verilmediği hâlde (E)'ye gördürmüş ve (E)'nin ihmali yüzünden (C) zarara uğramıştır. (C) durumu öğrenince (D)'yi azletmiş; (D), sözleşmeyi sona erdirmenin haksız olduğunu ileri sürmektedir. Azilden bir gün sonra, henüz durumdan haberi olmayan (D) (C) adına bir işlem yapmıştır.

Değerlendirme: Önce yetkinin kapsamı belirlenir. Vekâlet, üstlenilen işin görülmesi için gerekli hukuki işlemleri yapma yetkisini kapsar (TBK m. 504); taşınmazın satışı için ise özel yetki gerekir. Vekâletname taşınmazın satışı için verildiğine ve bu iş açıkça gösterildiğine göre satış bakımından yetki vardır.

Buna karşılık sulh olma ve kefil olma kanunun özel yetki aradığı işlemlerdendir (TBK m. 504). Vekâletnamede bunlara ilişkin bir kayıt bulunmadığına göre (D) bu işlemleri yapmaya yetkili değildir; yetkisiz temsil hükümleri işler ve işlemler (C)'yi ancak onaylaması hâlinde bağlar. Bu üç işlemin aynı vekâletnameyle yapılmış olması sonucu değiştirmez; kanun her biri için ayrı ve açık yetki arar.

Paranın üç ay bekletilmesi bakımından sonuç nettir: vekil, vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle ve teslimde geciktiği paranın faizini ödemekle yükümlüdür (TBK m. 508). (D) üç aylık faizden sorumludur; ayrıca (C)'nin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek zorundadır.

Alt vekil bakımından yetkisizlik ağır sonuç doğurur. Vekil, yetkisi dışına çıkarak işi başkasına gördürdüğünde, onun fiilinden kendisi yapmış gibi sorumludur (TBK m. 507). (D), (E)'nin ihmalinden doğan zarardan tam olarak sorumludur; yetkili olsaydı yalnız seçmede ve talimat vermede özen göstermekle yükümlü olurdu. Ayrıca (C), (E)'ye karşı doğrudan doğruya da talepte bulunabilir.

Azil bakımından (D)'nin itirazı yersizdir. Sona erdirme yetkisi iki taraf için de serbesttir ve tek yanlı bir irade açıklamasıyla kullanılır (TBK m. 512); azil için gerekçe aranmaz, haksızlık iddiası da azli geçersiz kılmaz. Tartışılabilecek tek nokta zamanlamadır: uygun olmayan bir zamanda sona erdiren taraf diğerinin zararını giderir. Burada azil, (D)'nin kendi aykırılıkları üzerine yapıldığına göre uygunsuz zaman iddiası güç savunulur.

Azilden bir gün sonraki işlem ise (C)'yi bağlar. Vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden vekâlet veren sorumludur (TBK m. 514). (D) azli henüz bilmediğine göre işlem geçerlidir; (C)'nin yolu, varsa zararı için (D)'ye rücu etmek değil, azli zamanında bildirmemiş olmanın sonucuna katlanmaktır.

Olay bir de vekâletin kendiliğinden sona erdiği hâllerle sınanabilir. (C) azil yerine ölmüş olsaydı, sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet kendiliğinden sona ererdi (TBK m. 513); aynı sonuç ehliyetin kaybedilmesi ve iflasta da doğardı. Ne var ki (D), sona ermeyi öğrenmeden önce yaptığı işlerden dolayı mirasçıları bağlamaya devam ederdi (TBK m. 514).

(D)'nin ücret talebi de ayrı değerlendirilir: vekâlette ücret zorunlu unsur değildir, ancak sözleşme veya teamül varsa istenir (TBK m. 502). Noterde verilen vekâletname bir meslek mensubuna verilmişse teamül ücret yönündedir. Ayrıca (C), vekâletin gereği gibi ifası için (D)'nin yaptığı giderleri ve avansları faiziyle ödemek ve onu yüklendiği borçlardan kurtarmakla yükümlüdür (TBK m. 510) — bu borç, azilden sonra da yapılmış işler bakımından devam eder.

Olaya iki ek soru bağlanabilir. Birincisi yetkinin türüyle ilgilidir: (C) yalnız "genel vekâletname" vermiş olsaydı bile, kanunun özel yetki aradığı işlemler bu vekâletnameye kendiliğinden dâhil olmazdı (TBK m. 504); genel vekâlet malvarlığının yönetimini kapsar, ama malvarlığında ağır ve kalıcı sonuç doğuran işlemleri kapsamaz. İkincisi talimatla ilgilidir: (C), taşınmazın belirli bir bedelin altında satılmamasını açıkça bildirmiş olsaydı, (D) bu talimattan ancak izin alma imkânı bulunmadığında ve (C) bilseydi izin vereceği açıksa ayrılabilirdi (TBK m. 505). Bunun dışında talimattan ayrılan vekil, işi talimata uygun görmüş olsaydı doğacak sonucu kendisi üstlenir; piyasanın düşmesi gibi genel gerekçeler onu kurtarmaz.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 8 soru eşleşti, ilk 8 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2011 İDARİ HAKİMLİK
Avukat A, mesleğini icra ederken yaptığı bazı fiiller sebebiyle, bağlı olduğu baro tarafından 2 yıllığına meslekten men edilmiştir. Yaptığına pişman olan A, geçimini temin için çalışmak zorunda kaldığından, B'nin, D'den olan ve bir türlü alamadığı alacağını tahsil etmek ister. Ancak avukat olarak bu işlemi yapamayacağı için B, alacağı, A'ya temlik eder ve A yapılan bu temlik gereğince tahsilat işlerine girişir. Bu olaya göre, A ile B arasında gerçekleştirilen hukuki işlem bakımından aşağıdaki hukuki nitelemelerden hangisi doğrudur?
A) Namı müstear
B) Mutlak muvazaa
C) Aşırı yararlanma
D) Zihni kayıt
E) Kanuna karşı hile
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 2 2022 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (KASIM)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda aşağıdakilerden hangisi vekilin özel olarak yetkili kılınmasını gerektiren işlemler arasında sayılmamıştır?
A) Taşınmazı bir ayni hak ile sınırlandırma
B) Kambiyo taahhüdünde bulunma
C) Bağışlama yapma
D) Hakeme başvurma
E) Taşınmazı kiraya verme
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 3 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Aşağıda yer alan sözleşme konularından hangisini içermesi hâlinde A ile B arasında yapılan sözleşme, bir eser sözleşmesi niteliği taşımayacaktır?
A) A'nın B'ye bir ev inşa etmesi
B) A'nın B'ye bir pantolon dikmesi
C) A'nın kalp hastası B'yi tedavi etmesi
D) A'nın B için bir reklam kampanyası planlaması
E) A'nın B'ye ait yarış atını eğitmesi
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 4 2016 ADLİ HAKİMLİK
Aşağıdakilerden hangisinde eser sözleşmesi söz konusudur?
A) Öğretmenin özel ders vermesi
B) Hekimin hastayı muayene etmesi
C) Mimarın yapıyı kontrol etmesi
D) Avukatın duruşmaya girmesi
E) Kuaförün saç boyaması
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 5 2009 ADLİ HAKİMLİK
Vekâlet sözleşmesinin hukuki işlemlere ilişkin olması durumunda, vekilin temsil yetkisinin bulunduğu hususunda yasal bir karine olmakla birlikte bazı hukuki işlemlerin vekil tarafından yapılabilmesi vekilin bu işleme ilişkin özel temsil yetkisinin bulunmasına bağlıdır. Buna göre, vekil aşağıdaki hukuki işlemlerden hangisini özel temsil yetkisi bulunmasa bile vekâlet sözleşmesi kapsamında yapabilir?
A) Kambiyo taahhüdünde bulunmak
B) Müvekkil adına bağışlamayı kabul etmek
C) Taşınmazlarını devretmek
D) Hakeme başvurmak
E) Hâkimi reddetmek
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 6 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Aşağıdakilerden hangisi, vekâlet sözleşmesinde vekilin sadakat borcu kapsamına giren bir borç olarak değerlendirilemez?
A) Vekilin bilgilendirme borcu
B) Vekâlet konusu işi görme borcu
C) Menfaat çatışmalarını derhâl vekâlet verene haber verme borcu
D) Vekâlet verenin yararına hareket etme borcu
E) Vekâlet verene vekâlet sözleşmesi konusu işin görülmesiyle ilgili tavsiyelerde bulunma borcu
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 7 2015 ADLİ HAKİMLİK
Vekâlet sözleşmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Vekil, borcunu gereği gibi özenle ifa etmişse istenilen sonuca ulaşamasa da borcu sona erer.
B) Vekil, genel yetki kapsamında hakeme başvurabilir.
C) Vekil, vekâlet verenin talimatından ayrılırsa bundan doğan zararı karşılamadıkça vekâlet borcunu ifa etmiş sayılmaz.
D) Durumun zorunlu kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
E) Vekil ve vekâlet veren, sözleşmeyi her zaman tek taraflı olarak sona erdirebilir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 8 2014 ADLİ HAKİMLİK
A, mal varlığını yönetmek üzere finans alanında uzman B ile bir varlık yönetimi sözleşmesi yapmıştır. Bu sözleşmeyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) B, borcunu özenle ifa yükümlülüğü altındadır; bu özenin ölçütü, sübjektif olarak değerlendirilir.
B) B'nin ayıptan sorumluluğundan bahsedilemez.
C) B, aynı alanda uzman, basiretli bir kişinin göstermesi gereken özeni göstermekle yükümlüdür.
D) B, kural olarak borcunu bizzat ifa etmek zorundadır.
E) B'nin sır saklama yükümlülüğü söz konusudur, buna aykırı davranırsa A'ya tazminat ödemekle yükümlü tutulabilir.
Cevabı göster
Cevap: A.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 7 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 314
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre vekâlet sözleşmesinin unsurları ve komşu tiplerden ayrılmasıyla ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Vekil sonucu değil özenli çabayı borçlanır; avukat davayı kazanmayı taahhüt etmiş sayılmaz, yalnız özen borcu altındadır
B) Ücret zorunlu bir unsur değildir; sözleşme veya teamül bulunuyorsa vekil ücrete hak kazanmış olur
C) Vekâlet de eser sözleşmesi gibi ancak kanunun saydığı hâllerde sona erdirilebilen bağlayıcı bir sözleşmedir
D) Hizmet sözleşmesinden ayrılır çünkü işçi işverene bağımlıdır, vekil ise işini bağımsız olarak yürütmektedir
E) Vekâlet hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde kanunda düzenlenmemiş iş görme sözleşmelerine de uygulanır
Cevabı göster
Cevap: C. Vekâletin en belirgin özelliği her zaman tek taraflı olarak sona erdirilebilmesidir; diğer iş görme sözleşmelerinde böyle bir serbesti yoktur. C bu özelliği sildiği için yanlıştır. Kurumun ikinci ayırt edici yanı ise sonuç taahhüdünün bulunmamasıdır: hekim iyileştirmeyi, avukat kazanmayı değil, mesleğin gerektirdiği özeni borçlanır.

Şık analizi

A) Sonuç değil özenli çaba borçlanılır.
B) Ücret zorunlu unsur değildir.
D) Bağımlılık ölçütü hizmet sözleşmesine aittir.
E) Vekâlet, iş görme sözleşmelerinin genel tipidir.
Soru 315
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre vekilin özel olarak yetkilendirilmedikçe yapamayacağı işlemler kanunda tek tek sayıldığına göre, aşağıdakilerden hangisi bu özel yetki gerektiren işlemlerden biri değildir?
A) Üstlenilen işin görülmesi için gerekli olan olağan hukuki işlemleri yapmak
B) Vekâlet veren adına dava açmak ve açılmış bir davada sulh olmak
C) Vekâlet veren adına kambiyo taahhüdünde bulunmak ya da onun için kefil olmak
D) Vekâlet verene ait bir taşınmazı devretmek veya onu bir hakla sınırlandırmak
E) İflas, konkordato ve benzeri işlemleri vekâlet veren adına yürütmeye girişmek
Cevabı göster
Cevap: A. Vekâlet, kapsamı açıkça gösterilmemişse işin niteliğine göre belirlenir ve üstlenilen işin görülmesi için gerekli hukuki işlemleri yapma yetkisini zaten kapsar; bunun için özel yetkiye gerek yoktur. A bu yüzden doğru cevaptır. Özel yetki aranan işlemlerin ortak yanı, vekâlet verenin malvarlığında ağır ve kalıcı sonuç doğurmalarıdır.

Şık analizi

B) Dava açmak ve sulh olmak özel yetki ister.
C) Kambiyo taahhüdü ve kefalet de sayılanlardandır.
D) Taşınmazın devri ve sınırlandırılması özel yetkiye bağlıdır.
E) İflas ve konkordato işlemleri de bu gruptadır.
Soru 316
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre vekilin talimata uyma ve borcu bizzat ifa etme yükümlülükleriyle ilgili olarak:I.Vekil, izin alma imkânı bulunmadığında ve durumu bilseydi izin vereceği açıksa talimattan ayrılabilir.II.Talimattan ayrılan vekil, zararı karşılamadıkça işi görmüş olsa bile borcunu ifa etmiş sayılmaz.III.Vekil borcunu her hâlde bizzat ifa etmek zorundadır.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve III
D) II ve III
E) I ve II
Cevabı göster
Cevap: E. Talimattan ayrılma yalnız tek bir hâlde serbesttir: izin alma imkânı bulunmadığında ve vekâlet veren durumu bilseydi izin vereceği açık olduğunda (I doğru). Bunun dışında ayrılan vekil, doğan zararı karşılamadıkça işi görmüş olsa bile borcunu ifa etmiş sayılmaz (II doğru). III ise kuralı mutlaklaştırır: vekil, yetki verilmişse, durum zorunlu kılıyorsa ya da teamül mümkün kılıyorsa işi başkasına yaptırabilir.

Şık analizi

A) II de doğrudur; zararı karşılamadan ifa tamamlanmış sayılmaz.
B) III tek yanlış öncüldür.
C) Yanlış olan III öncülünü taşır.
D) Aynı şekilde III'ü içerdiği için elenir.
Soru 317
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre serbest muhasebeci (T), bu işleri kabul edeceğini kendi tabelasında ve ilanlarında duyurmuştur. (U), kendisine bir vergi beyannamesi hazırlatmak üzere yazılı öneride bulunmuş, (T) bu öneriyi almasına rağmen hiçbir cevap vermemiş ve (U)'nun önerisini hemen reddetmemiştir. Taraflar arasında daha önce kurulmuş başka bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Bu olayda taraflar arasındaki ilişki bakımından aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Vekâlet kurulmamıştır çünkü ortada açık bir kabul beyanı yoktur
B) Öneri hemen reddedilmediği için vekâlet ilişkisi kurulmuş sayılır
C) Susma kabul sayılmaz, bu yüzden taraflar arasında ilişki doğmaz
D) Ancak yazılı bir kabul beyanıyla vekâlet ilişkisi kurulmuş olabilir
E) Vekâlet ancak ücret kararlaştırılmışsa kurulmuş sayılabilen bir ilişkidir
Cevabı göster
Cevap: B. Kanun burada bir kurulma karinesi getirir: kendisine bir işin görülmesi önerilen kişi, bu işi görme konusunda resmî sıfata sahipse, iş mesleğinin gereği ise ya da bu gibi işleri kabul edeceğini duyurmuşsa, öneri hemen reddedilmedikçe vekâlet sözleşmesi kurulmuş sayılır. (T) hem mesleği gereği hem de duyurusu sebebiyle bu kapsamdadır; susma burada kabul sonucunu doğurur.

Şık analizi

A) Kanun bu hâlde açık kabul aramaz.
C) Susmanın kabul sayıldığı ender hâllerden biridir.
D) Yazılı kabul bir geçerlilik koşulu değildir.
E) Ücret vekâletin zorunlu unsuru değildir.
Soru 318
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre vekilin hesap verme borcu, vekâletle ilişkili olarak aldıklarını devretme yükümlülüğü ve kendi adına vekâlet veren hesabına edindiği alacakların kime geçtiği, vekilin iflası hâlindeki sonuç da gözetilerek birlikte düşünüldüğünde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Hesap verme borcu ancak vekâlet sona erdiğinde ve kendiliğinden doğmuş olan bir borçtur
B) Vekil aldıklarını yalnız talep edilirse ve ancak dava yoluyla vermekle yükümlü tutulabilir
C) Üçüncü kişilerdeki alacak, borçların ifa edildiği anda kendiliğinden vekâlet verene geçmiş olur
D) Teslimde geciken vekil, gecikme faizinden hiçbir hâlde sorumlu tutulamayacak bir duruma gelir
E) Vekilin iflasında vekâlet veren, alacağı iflas masasına karşı hiçbir biçimde ileri süremez
Cevabı göster
Cevap: C. Kanun edinilen haklar için bir geçiş kuralı koyar: vekilin kendi adına ve vekâlet veren hesabına gördüğü işlerden doğan üçüncü kişilerdeki alacağı, vekâlet verenin vekile karşı bütün borçlarını ifa ettiği anda kendiliğinden ona geçer. Kuralın pratik değeri iflasta görünür: vekâlet veren bu alacağın kendisine geçmiş olduğunu iflas masasına karşı ileri sürebilir.

Şık analizi

A) Hesap verme borcu vekâlet verenin istemi üzerine de doğar.
B) Aldıklarını verme borcu dava koşuluna bağlı değildir.
D) Teslimde geciken vekil faizden sorumludur.
E) Alacak kendiliğinden geçtiği için masaya karşı ileri sürülebilir.
Soru 319
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre vekâlet ile temsil yetkisi arasındaki ilişki bakımından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Vekâlet bir sözleşmedir
B) Temsil tek taraflı işlemdir
C) Vekâlet iç ilişkiyi kurar
D) İkisi hukuken aynı kurumdur
E) Temsil dış ilişkide sonuç doğurur
Cevabı göster
Cevap: D. İki kurum uygulamada birlikte verilir ("vekâletname") ama hukuken ayrıdır. Vekâlet bir sözleşmedir ve taraflar arasındaki iç ilişkiyi kurar; temsil yetkisi ise tek taraflı bir işlemle verilir ve dış ilişkide sonuç doğurur. D bu ayrımı sildiği için yanlıştır. Vekâlet sona erdiğinde temsil yetkisi de kural olarak sona erer, ancak üçüncü kişilerin iyiniyeti ayrıca korunur.

Şık analizi

A) Vekâlet iki taraflı bir sözleşmedir.
B) Temsil yetkisi tek taraflı işlemle verilir.
C) Vekâletin alanı iç ilişkidir.
E) Temsilin alanı dış ilişkidir.
Soru 320
Vekilin borçlandığı edim hangisidir?
A) Sonuç
B) Teslim
C) Bedel
D) Eser
E) Özen
Cevabı göster
Cevap: E. Vekâletin ayırt edici yanı, vekilin sonucu değil özenli çabayı borçlanmasıdır. Hekim hastayı iyileştirmeyi, avukat davayı kazanmayı taahhüt etmez; ikisi de mesleğin gerektirdiği özeni gösterme borcu altındadır. Eser sözleşmesinde ise yüklenici sonucu borçlanır; iki kurumu ayıran asıl ölçüt budur.

Şık analizi

A) Sonuç taahhüdü eser sözleşmesine aittir.
B) Teslim borcu satış ve eserde gündeme gelir.
C) Bedel vekilin değil vekâlet verenin borcudur.
D) Eser meydana getirme yüklenicinin borcudur.

← Eser SözleşmesiSimsarlık ve Vekâletsiz İş Görme →