Borçlar Hukuku › Başlık 22 / 54
Takas
13 Hâkimlik
Hızlı özet
İki kişi karşılıklı olarak birbirine borçluysa, iki ayrı ödeme yapmak gereksiz bir dolambaçtır. Takas, bu iki borcun birbirini karşıladığı oranda, tek taraflı bir beyanla sona erdirilmesidir.
Çerçeve
- Takasın Koşulları: Karşılıklılık ve Aynı Cinsten Olma
- Muacceliyet Koşulu ve İstisnaları
- Takas Beyanı ve Geçmişe Etkisi
- Zamanaşımına Uğramış Alacakla Takas
- Alacaklının Rızasına Bağlı Takas Hâlleri
- Takası Yasak Alacaklar
- Takastan Feragat
- Alacağın Devri ve Kefalette Takas
Tanımlar ve Şartlar
- Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir (TBK m. 139). Çekişmelilik muacceliyeti ortadan kaldırmaz; karşı taraf takasa itiraz edip kendi alacağını dava edebilir.
- Borçlunun iflası hâlinde alacaklılar, muaccel olmasalar bile alacaklarını müflise olan borçlarıyla takas edebilirler (TBK m. 142). İflasın amacı alacaklılar arasında eşitlik sağlamaktır ve takas burada alacaklıyı korur.
- Tevdi edilmiş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar.
- Haksız olarak alınmış veya aldatma sonucunda alıkonulmuş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar.
- Nafaka ve işçi ücreti gibi, borçlunun ve ailesinin bakımı için zorunlu olup, özel niteliği gereği doğrudan alacaklıya verilmesi gereken alacaklar.
Kurallar
- Kanunun temel hükmü koşulları tek cümlede toplar: iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir (TBK m. 139).
- Kefalet bakımından da bir yansıma kuralı vardır: asıl borçlunun takası ileri sürme hakkı bulundukça, kefil de alacaklıya ifada bulunmaktan kaçınabilir (TBK m. 140).
- Kanun açıktır: takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir (TBK m. 143).
- Kullanılmamış takas hakkına dayanarak ifadan kaçınma yetkisi yalnız kefile tanınmıştır: asıl borçlunun takası ileri sürme hakkı bulundukça kefil de ifadan kaçınabilir (TBK m. 140).
- Kanun bu tür alacakları takas hakkının doğumundan sonra ancak alacaklının rızasıyla takas edilebilir kılmıştır (TBK m. 144):
- Rızaya bağlı hâllerin yanında, rızayla da aşılamayan bir yasak vardır: üçüncü kişi yararına borçlanan kişi, bu borcu ile sözleşmenin diğer tarafından olan alacağını takas edemez (TBK m. 141).
- Asıl borçlunun takası ileri sürme hakkı bulundukça kefil ifadan kaçınabilir (TBK m. 140); ama kefil, asıl borçlunun takas hakkını onun yerine kullanamaz.
- Borçlu, üçüncü kişiye olan borcunu sözleşmenin diğer tarafından olan alacağıyla takas edemez (TBK m. 141); buna karşılık üçüncü kişiden olan bir alacağı varsa onunla takas yapabilir, çünkü karşılıklılık bu kez gerçekleşir.
Sınav Notu
- Üç koşul: karşılıklılık, edimlerin aynı türden olması, her iki borcun muaccel olması (TBK m. 139). Özdeşlik nitelikte aranır, nicelik farkı engel değildir.
- Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir; iflasta alacaklılar muaccel olmayan alacaklarını da takas edebilir (TBK m. 142).
- Takas kendiliğinden işlemez; beyan şarttır ve bozucu yenilik doğuran haktır. Etkisi geçmişe yürür: borçlar takas edilebilecekleri anda sona erer (TBK m. 143).
- Geçmişe etkinin sonucu: o andan sonrası için temerrüt faizi işlemez.
- Beyandan önce ileri sürülen takas bir def'i, beyandan sonra ileri sürülen bir itirazdır.
- Zamanaşımına uğramış alacak, takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamışsa takas edilebilir (TBK m. 139) — ölçüt zaman noktasıdır.
- Rızaya bağlı üç alacak: tevdi edilmiş eşya, haksız alınmış veya aldatmayla alıkonulmuş eşya, nafaka ve işçi ücreti gibi bakım için zorunlu alacaklar (TBK m. 144). Rıza takas hakkı doğduktan sonra verilir.
- Üçüncü kişi yararına borçlanan, bu borcunu diğer taraftan olan alacağıyla takas edemez (TBK m. 141) — karşılıklılık gerçekleşmez.
- Takastan önceden feragat edilebilir (TBK m. 145); zamanaşımından edilemez (TBK m. 160). En sık karşılaştırılan iki hüküm budur.
- Alacağın devrinde borçlu takas hakkını devralana karşı da kullanır — karşılıklılığın istisnasıdır.
- Kefil, asıl borçlunun takas hakkını kullanamaz; yalnız o hak durdukça ifadan kaçınabilir (TBK m. 140).
- Takas savunmasıyla yalnız karşı tarafın talebi azaltılır; davalının alacağı fazlaysa aşan kısım için karşı dava gerekir. Ölçü hep daha az olan alacaktır.
- Beyan ulaşmasıyla sonuç doğurur, geri alınamaz ve şarta ya da vadeye bağlanamaz; yenilik doğuran hakların ortak özelliği budur. Şekil aranmaz, ispat yükü beyanı yapana aittir.
- Ölçüt incelir: beyanda bulunanın alacağının muaccel olması zorunludur, kendi borcunun ise ifa edilebilir olması yeterli sayılır — borçlu vadeden önce ifada bulunmakta serbesttir.
- İflasta muaccel olmayan alacakların da takas edilebilmesi alacaklıyı masaya karşı korur: amaç, alacaklının kendi borcunu tam ödeyip alacağını masadan oransal almak zorunda kalmasını önlemektir.
İki kişi karşılıklı olarak birbirine borçluysa, iki ayrı ödeme yapmak gereksiz bir dolambaçtır. Takas, bu iki borcun birbirini karşıladığı oranda, tek taraflı bir beyanla sona erdirilmesidir. Borcu sona erdiren bir sebep olmasının yanında alacaklıya bir güvence de sağlar: karşı tarafın ödeme güçsüzlüğüne düşmesi hâlinde alacağını fiilen tahsil etmiş olur.
A. Takasın Koşulları: Karşılıklılık ve Aynı Cinsten Olma
Kanunun temel hükmü koşulları tek cümlede toplar: iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir (TBK m. 139).
Birinci koşul karşılıklılıktır: alacak ve borç aynı iki kişi arasında bulunmalıdır. Bir kişinin borçlu olduğu tarafla alacaklı olduğu tarafın farklı kişiler olması hâlinde koşul gerçekleşmez; borçlu, borçlandığı kişinin bir yakınından olan alacağını hesaba katamaz. Kanun bu koşula bir istisna tanır — alacağın devrinde borçlu, devredene karşı sahip olduğu takas hakkını devralana karşı da kullanabilir.
İkinci koşul edimlerin aynı türden olmasıdır. Para borçları her zaman özdeştir; diğer edimlerde tür ve nitelik aynı olmalıdır. Bir ton buğday borcu bir ton buğday alacağıyla takas edilebilir, ama bir bisiklet borcu bir bilgisayar alacağıyla takas edilemez.
Özdeşlik yalnız nitelik bakımından aranır; nicelik farkı takasa engel değildir. Bir ton buğday borcuna karşılık beş yüz kilo buğday alacağı takas edilebilir; borçlar daha az olan tutarınca sona erer, fark ayakta kalır.
Takasın işlevi yalnız ödeme kolaylığı değildir; aynı zamanda bir güvence işlevi görür. Karşı taraf iflas etse ya da ödeme güçsüzlüğüne düşse bile, takas beyanında bulunan alacaklı alacağını fiilen tahsil etmiş olur. Bu yüzden takas, teminatsız alacaklı için elindeki en güçlü korumalardan biridir ve kanun onu kolay kullanılır biçimde düzenlemiştir.
B. Muacceliyet Koşulu ve İstisnaları
Üçüncü koşul, her iki borcun da muaccel olmasıdır. Muaccel olmayan bir borç için takas beyanında bulunulamaz; alacaklı henüz talep edemeyeceği bir alacağı ödeme aracı olarak kullanamaz.
Kanun bu koşulu iki noktada yumuşatır:
- Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir (TBK m. 139). Çekişmelilik muacceliyeti ortadan kaldırmaz; karşı taraf takasa itiraz edip kendi alacağını dava edebilir.
- Borçlunun iflası hâlinde alacaklılar, muaccel olmasalar bile alacaklarını müflise olan borçlarıyla takas edebilirler (TBK m. 142). İflasın amacı alacaklılar arasında eşitlik sağlamaktır ve takas burada alacaklıyı korur.
Kefalet bakımından da bir yansıma kuralı vardır: asıl borçlunun takası ileri sürme hakkı bulundukça, kefil de alacaklıya ifada bulunmaktan kaçınabilir (TBK m. 140). Kefil asıl borçlunun takas hakkını onun yerine kullanamaz, ama o hak durdukça kendisi ödemekten kaçınabilir.
Muacceliyet koşulu yalnız takas edilmek istenen alacak bakımından katı uygulanır. Beyanda bulunan kişi kendi borcu henüz muaccel olmasa bile onu erken ifa edebileceğinden, uygulamada aranan asıl koşul beyanda bulunanın alacağının muaccel olmasıdır. Kanunun "her iki borç muaccel ise" ifadesi bu yönde okunur; çünkü erken ifa kural olarak borçlunun hakkıdır (TBK m. 96) ve kendi borcunu erken kapatmasında bir sakınca yoktur. Bu serbesti sınırsız değildir: sözleşmenin hükümlerinden veya özelliğinden ya da durumun gereğinden tarafların aksini kastettikleri anlaşılıyorsa borçlu erken ifa edemez; o hâlde kendi borcu muaccel olmadan takas da yapamaz. Bu hakkın bir sınırı vardır: sözleşmenin hükümlerinden, özelliğinden ya da durumun gereğinden tarafların aksini kastettikleri anlaşılıyorsa erken ifa serbestisi yoktur ve henüz muaccel olmayan borç bu gerekçeyle takas edilemez.
C. Takas Beyanı ve Geçmişe Etkisi
Takas, koşulları gerçekleştiğinde kendiliğinden işlemez. Kanun açıktır: takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir (TBK m. 143). Beyan varması gerekli, tek taraflı ve şekle bağlı olmayan bir irade açıklamasıdır; hukuki niteliği bozucu yenilik doğuran haktır.
Beyanın etkisi ise geçmişe yürür: her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer. Yani sona erme anı beyanın yapıldığı gün değil, koşulların ilk kez birlikte gerçekleştiği gündür.
Geçmişe etkinin pratik sonucu faiz ve temerrütte görülür: borçlar takas edilebilir hâle geldikleri andan itibaren sona ermiş sayıldığı için, o andan sonrası için temerrüt faizi işlemez ve temerrüdün sonuçları doğmaz.
Takasın hukuki niteliği bir ayrım daha gerektirir. Takas koşullarının bulunması borcu kendiliğinden sona erdirmez; borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesi gerekir ve bu beyan yargılama sırasında da yapılabilir ve beyanı da içinde taşır. Bu yüzden "takas def'i" denilen şey, kullanılmamış bir takas olanağına dayanarak ödemeden kaçınma yetkisi değil, beyanı da içinde taşıyan bir savunmadır. Beyanla gerçekleşen sona ermenin sonradan ileri sürülmesi ise bir itirazdır. Kullanılmamış takas hakkına dayanarak ifadan kaçınma yetkisi yalnız kefile tanınmıştır: asıl borçlunun takası ileri sürme hakkı bulundukça kefil de ifadan kaçınabilir (TBK m. 140). Cari hesapla ilgili ticarete ilişkin özel teamüller ise saklıdır.
D. Zamanaşımına Uğramış Alacakla Takas
Zamanaşımına uğramış alacak eksik borca dönüşür ve dava yoluyla istenemez. Peki takas yoluyla kullanılabilir mi?
Kanun dengeli bir çözüm getirir: zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir (TBK m. 139).
Ölçüt zaman noktasıdır. İki alacak karşılıklı ve muaccel hâle geldiği anda, takas edilmek istenen alacak henüz zamanaşımına uğramamışsa, sonradan zamanaşımına uğramış olması takası engellemez. Buna karşılık o an geldiğinde alacak zaten zamanaşımına uğramışsa takas ileri sürülemez.
Çözümün mantığı, takasın geçmişe etkili olmasıyla tutarlıdır: borçlar zaten takas edilebilir hâle geldikleri anda sona ermiş sayılır, dolayısıyla o anda ayakta olan bir alacak sonradan eskimiş sayılmaz.
Kural, zamanaşımının eksik borç doğurması fikriyle de uyumludur. Zamanaşımına uğramış borç sona ermez; ödenirse geri istenemez. Takas da bir ödeme biçimi olduğuna göre, takas hakkının doğduğu anda ayakta olan bir alacağın sonradan eskimesi onu kullanılamaz kılmamalıdır.
Tersine bir hâl de düşünülebilir: borçlu zamanaşımına uğramış bir alacağı takas etmek isterse aynı kural işler; ölçüt alacağın kime ait olduğu değil, takas hakkının doğduğu andaki durumdur.
E. Alacaklının Rızasına Bağlı Takas Hâlleri
Bazı alacaklar, niteliği gereği alacaklının eline fiilen geçmelidir; takas bu alacakları kâğıt üzerinde kapatıp alacaklıyı parasız bırakır. Kanun bu tür alacakları takas hakkının doğumundan sonra ancak alacaklının rızasıyla takas edilebilir kılmıştır (TBK m. 144):
- Tevdi edilmiş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar.
- Haksız olarak alınmış veya aldatma sonucunda alıkonulmuş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar.
- Nafaka ve işçi ücreti gibi, borçlunun ve ailesinin bakımı için zorunlu olup, özel niteliği gereği doğrudan alacaklıya verilmesi gereken alacaklar.
Üç bendin ortak mantığı ayrıdır ama sonucu aynıdır. İlk ikisinde korunan, eşyayı emanet eden ya da elinden haksızca alınan kişidir; borçlunun kendi alacağını öne sürerek iadeyi engellemesi hukuka güveni sarsar. Üçüncüsünde korunan, geçimi o alacağa bağlı olan kişidir.
Kanunun "takas haklarının doğumundan sonra" ifadesine dikkat edilmelidir: rıza, takas hakkı doğduktan sonra verilebilir; önceden verilen bir rıza bu korumayı işlevsiz kılacağı için sonuç doğurmaz.
F. Takası Yasak Alacaklar
Rızaya bağlı hâllerin yanında, rızayla da aşılamayan bir yasak vardır: üçüncü kişi yararına borçlanan kişi, bu borcu ile sözleşmenin diğer tarafından olan alacağını takas edemez (TBK m. 141).
Yasağın sebebi karşılıklılık koşulunun özüdür. Üçüncü kişi yararına sözleşmede borçlu, edimi üçüncü kişiye borçlanmıştır; alacağı ise sözleşmenin diğer tarafındandır. Karşılıklılık gerçekleşmediği için takas da mümkün değildir. Bu, bir yasaktan çok koşulun kendisinin sonucu olarak okunmalıdır.
Bunların dışında haczedilemeyen alacaklar da kural olarak takasa elverişli değildir; icra hukukunun koruduğu asgari geçim kaynağı, takas yoluyla dolanılamaz. Tarafların sözleşmeyle takası yasaklaması da mümkündür ve bu kayıt geçerlidir.
G. Takastan Feragat
Kanun burada beklenenin tersi bir kural koyar: borçlu, takas hakkından önceden de feragat edebilir (TBK m. 145).
Zamanaşımından önceden feragat edilemezken takastan edilebilmesinin sebebi, korunan menfaatlerin farklı olmasıdır. Zamanaşımı düzeni kamu yararına dayanır; takas ise yalnız tarafların ödeme kolaylığına ilişkindir ve bundan vazgeçmek kimseyi zarara sokmaz.
Feragat açık olabileceği gibi örtülü de olabilir; sözleşmeye konulan "takas yapılamaz" kaydı tipik örnektir. Feragat yalnız feragat edeni bağlar ve karşı tarafın takas hakkını etkilemez.
H. Alacağın Devri ve Kefalette Takas
Takasın üçüncü kişilerle ilişkisi iki noktada karşımıza çıkar ve ikisi de sınavda ölçülür.
Alacağın devrinde borçlu, devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir; buna takas hakkı da dâhildir. Karşılıklılık koşulunun istisnası budur: alacak el değiştirse de borçlunun eski alacaklıdan olan alacağıyla takas imkânı korunur.
Kefalette ise düzen tek yönlüdür. Asıl borçlunun takası ileri sürme hakkı bulundukça kefil ifadan kaçınabilir (TBK m. 140); ama kefil, asıl borçlunun takas hakkını onun yerine kullanamaz. Takas beyanı asıl borçlunun hakkıdır ve yalnız o kullanabilir; kefile tanınan yalnız bir ödemezlik imkânıdır.
Aynı mantık müteselsil borçlulukta da işler: borçlulardan birinin alacaklıdan olan alacağı, diğer borçlular tarafından takas beyanına konu edilemez.
Alacağın devri bakımından bir zaman sınırı vardır ve sınavda ölçülür. Borçlu, devri öğrendiği anda devredene karşı sahip olduğu takas hakkını devralana karşı da kullanabilir; devri öğrendikten sonra devredenden kazandığı yeni bir alacakla takas yapamaz. Ölçüt, takas hakkının devir bildiriminden önce doğmuş olmasıdır.
Üçüncü kişi yararına sözleşmede de benzer bir sınır vardır. Borçlu, üçüncü kişiye olan borcunu sözleşmenin diğer tarafından olan alacağıyla takas edemez (TBK m. 141); buna karşılık üçüncü kişiden olan bir alacağı varsa onunla takas yapabilir, çünkü karşılıklılık bu kez gerçekleşir.
Takasın usul hukukundaki görünümü de ayrıca ölçülür. Davalı, davacının alacağına karşı takas ileri sürdüğünde bunu bir savunma olarak yapar; mahkeme koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini inceler ve gerçekleşmişse davayı o oranda reddeder. Davalının alacağı davacınınkinden fazlaysa, aşan kısım için ayrıca karşı dava açması gerekir; takas savunmasıyla alacağa hükmedilemez, yalnız karşı tarafın talebi azaltılabilir. Takasın ölçüsü bu yüzden hep daha az olan alacaktır.
İspat yükü de beyanı yapana aittir. Takas ileri süren taraf hem alacağının varlığını hem koşulların gerçekleştiği anı ispatlamak zorundadır; geçmişe etkinin bağlandığı tarih yalnız faiz bakımından değil ispat bakımından da önem taşır. Alacağın çekişmeli olması takasa engel değilse de çekişme ispat yükünü ağırlaştırır ve mahkeme takası ancak alacağı tespit ettikten sonra dikkate alabilir.
Beyanın niteliği de sonucu belirler. Takas beyanı, ulaşmasıyla sonuç doğuran tek taraflı bir irade açıklamasıdır; karşı tarafın kabulüne ihtiyaç göstermez ve geri alınamaz. Şekle bağlı değildir, sözlü olarak da yapılabilir; ancak ispat kolaylığı için yazılı yapılması yerleşmiş uygulamadır. Beyana şart veya vade bağlanamaz, çünkü yenilik doğuran haklarda karşı tarafın hukuki durumunun askıda bırakılmaması esastır.
Örnek olay
(F), (G)'ye satış sözleşmesinden doğan 120.000 TL borçludur; borç 1 Mart'ta muaccel olmuştur. (G) ise (F)'ye ödünç sözleşmesinden doğan 80.000 TL borçludur ve bu borç 10 Mart'ta muaccel olmuştur. Bu arada (G), (F)'den olan 120.000 TL'lik alacağını 1 Haziran'da (H)'ye devretmiştir. (F), 1 Ağustos'ta (H)'ye takas beyanında bulunmuştur. Ayrı bir ilişkide (G), (F)'nin evinde çalışan (K)'ye üç aylık ücret borçludur ve bu borcunu (K)'den olan kira alacağıyla takas etmek istemektedir. Sözleşmelerin hiçbirinde takasa ilişkin kayıt yoktur.
Değerlendirme: Takasın üç koşulu 10 Mart'ta birlikte gerçekleşmiştir: alacak ve borç aynı iki kişi arasındadır, ikisi de para borcudur ve ikisi de o tarihte muaccel hâle gelmiştir. Nicelik farkı engel değildir; borçlar daha az olan tutarınca, yani 80.000 TL oranında sona erer ve (F)'nin 40.000 TL'lik borcu ayakta kalır.
Beyan 1 Ağustos'ta yapılmış olsa da sona erme anı o gün değildir. Takas, borçların takas edilebilecekleri anda daha az olan tutarınca sona erer (TBK m. 143); bu an 10 Marttır. Sonucu faizdedir: 10 Mart'tan sonrası için 80.000 TL'lik kısma temerrüt faizi işlemez, alacaklı bu dönem için faiz isteyemez.
Alacağın (H)'ye devredilmiş olması (F)'nin takas hakkını ortadan kaldırmaz. Karşılıklılık koşulunun istisnası tam burada işler: borçlu, devredene karşı sahip olduğu takas hakkını devralana karşı da kullanabilir. Kaldı ki takas koşulları 10 Mart'ta, yani devirden önce gerçekleşmiştir; (H) alacağı bu yükle birlikte devralmıştır.
Beyanın muhatabı ayrıca denetlenmelidir. Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir (TBK m. 143); 1 Haziran'daki devirden sonra o alacağın alacaklısı (H)'dir. Beyan (G)'ye yöneltilseydi, (G) bunu (H) adına kabule yetkili olmadıkça sonuç doğurmazdı. Korunan takas hakkı ile hakkın doğru kişiye karşı kullanılması ayrı sorulardır; geçmişe etki, bildirim koşulunun yerini tutmaz.
(K)'nin ücreti bakımından sonuç farklıdır. İşçi ücreti, borçlunun ve ailesinin bakımı için zorunlu olan ve özel niteliği gereği doğrudan alacaklıya verilmesi gereken alacaklardandır; bu alacaklar takas hakkının doğumundan sonra ancak alacaklının rızasıyla takas edilebilir (TBK m. 144). (G) tek taraflı beyanla takas yapamaz; (K) rıza gösterirse takas mümkün olur. (K)'nin sözleşme kurulurken önceden verdiği bir rıza da işe yaramazdı, çünkü kanun rızayı takas hakkı doğduktan sonraya bağlamıştır.
Bir varsayım daha eklenirse tablo tamamlanır. (F) sözleşmeye "takas hakkımdan feragat ediyorum" kaydı koymuş olsaydı bu kayıt geçerli olurdu; kanun takastan önceden feragate açıkça izin verir (TBK m. 145). Aynı sözleşmeye "zamanaşımından feragat ediyorum" kaydı konulsaydı o kayıt geçersiz olurdu (TBK m. 160). İki hüküm sınavda tam bu karşıtlıkla sorulur.
İkinci örnek olay
(S) ile (T) arasında iki ayrı ilişki vardır. (S), (T)'den olan 60.000 TL'lik alacağını 2016 yılında kazanmış, alacak aynı yıl muaccel olmuştur ve on yıllık süreye tabidir. (T) ise (S)'ye 2018'de doğan ve aynı yıl muaccel olan 60.000 TL'lik bir alacak sahibidir. (S) arada hiçbir işlem yapmamış, 2027 yılında (T) kendisinden 60.000 TL'yi istediğinde takas beyanında bulunmuştur. Ayrıca (S), üçüncü kişi (U) yararına (T) ile bir sözleşme kurmuş ve (U)'ya 30.000 TL ödemeyi borçlanmıştır; bu borcunu da (T)'den olan alacağıyla takas etmek istemektedir.
Değerlendirme: (S)'nin alacağı beyan tarihinde zamanaşımına uğramıştır; 2016'da muaccel olan alacağın on yıllık süresi 2026'da dolmuştur. Buna rağmen takas mümkündür. Kanun, zamanaşımına uğramış bir alacağın, takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla takas edilebileceğini kabul eder (TBK m. 139). Burada aranan an 2018'dir: iki alacak o yıl karşılıklı ve muaccel hâle gelmiştir ve o tarihte (S)'nin alacağı diriydi. Beyanın 2027'de yapılmış olması sonucu değiştirmez, çünkü takasın etkisi koşulların gerçekleştiği ana yürür ve borçlar o an itibarıyla sona ermiş sayılır. Sonuç faizde de görünür: 2018'den sonrası için iki alacağa da temerrüt faizi işlemez.
(U) yararına borçlanılan 30.000 TL bakımından sonuç terstir. Üçüncü kişi yararına borçlanan, bu borcunu sözleşmenin diğer tarafından olan alacağıyla takas edemez (TBK m. 141). Sebep bir yasaktan çok karşılıklılık koşulunun kendisidir: edim (U)'ya borçlanılmıştır, alacak ise (T)'dendir ve alacaklı ile borçlu sıfatları aynı iki kişide birleşmez. (S)'nin (U)'dan ayrı bir alacağı bulunsaydı onunla takas yapabilirdi; orada karşılıklılık gerçekleşirdi.
Olay son olarak beyanın niteliğini de gösterir. (S) 2027'de takas beyanında bulunduktan sonra bundan dönmek isteseydi bunu yapamazdı; beyan ulaştığı anda sonucunu doğurmuş ve borçlar sona ermiştir. (T) ise beyanı kabul etmek zorunda değildir, çünkü kabule bağlı bir işlem söz konusu değildir; ona düşen, koşulların gerçekleşmediğini ileri sürmekse bunu yargılamada ispat etmektir.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2024 ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2024 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2024 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2006 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2019 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2020 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2014 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2020 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 2018 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 10 2021 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 11 2014 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
Cevabı göster
Çıkmış soru 12 2017 KPSS
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 6 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.
Soru 137
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 138
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 139
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 140
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 141
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 142
Cevabı göster
Şık analizi
← Aşırı İfa Güçlüğü ve UyarlamaZamanaşımı Süreleri ve İşleyişi →