Borçlar Hukuku › Başlık 24 / 54
Zamanaşımının Durması, Kesilmesi ve Sonuçları
21 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu
Hızlı özet
Zamanaşımı süresi her zaman kesintisiz işlemez. Kanun iki ayrı müdahale öngörür: sürenin geçici olarak durması ve işlemiş sürenin sıfırlanması.
Çerçeve
- Zamanaşımını Durduran Sebepler
- Borçlunun Fiiliyle Kesilme
- Alacaklının Fiiliyle Kesilme
- Kesilmenin Müteselsil Borçlulara ve Kefile Etkisi
- Yeni Sürenin İşlemeye Başlaması ve Ek Süre
- Def'i Olarak İleri Sürülmesi ve Feragat
Tanımlar ve Şartlar
- Velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları için.
- Vesayet süresince, vesayet altında bulunanların vasiden veya vesayet işlemleri sebebiyle Devletten olan alacakları için.
- Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için.
- Hizmet ilişkisi süresince, ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için.
- Borçlu, alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece.
- Alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece.
- Alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesinde, birleşmenin ileride geçmişe etkili olarak ortadan kalkması durumunda, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçecek sürece.
- faiz ödemişse;
- kısmen ifada bulunmuşsa;
- rehin vermiş veya kefil göstermişse.
- dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa;
- icra takibinde bulunmuşsa;
- iflas masasına başvurmuşsa
- Dava veya def'i yoluyla kesilmişse, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar.
- İcra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işler.
- İflas masasına başvurma sebebiyle kesilmişse, iflasa ilişkin hükümlere göre alacağın yeniden istenmesi imkânının doğumundan itibaren yeniden işler.
- Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur.
- Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı da kesilmiş olur.
- Zamanaşımı kefile karşı kesilince, asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz.
- Zamanaşımını yalnız borçlu ileri sürebilir; hâkim resen inceleyemez.
- İleri sürülmezse alacak hükme bağlanır ve borçlu ödemek zorunda kalır.
- Zamanaşımı dolduktan sonra yapılan ödeme geçerlidir ve geri istenemez; ortada eksik de olsa bir borç vardır.
Kurallar
- Birinci grup borçlunun fiillerinden doğar: borçlu borcu ikrar etmişse zamanaşımı kesilir; kanun ikrarın tipik biçimlerini de sayar (TBK m. 154):
- Aynı tek yönlülük feragatte de görülür: müteselsil borçlulardan birinin zamanaşımından feragat etmiş olması diğerlerine karşı ileri sürülemez; bölünemez borçta da aynı kural geçerlidir ve asıl borçlunun feragati de kefile karşı ileri sürülemez (TBK m. 160).
- Zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir süre işlemeye başlar (TBK m. 156).
- Dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması, düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması sebebiyle reddedilmiş ve o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir (TBK m. 158).
- Bir özel hüküm de rehne ilişkindir: alacağın bir taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış olması, o alacak için zamanaşımının işlemesine engel olmaz; bununla birlikte alacaklının hakkını rehinden alma yetkisi devam eder (TBK m. 159).
- Zamanaşımına uğramış alacağın hâlâ iş görebildiği iki alan vardır: takas — takas edilebileceği anda süre dolmamışsa — ve taşınır rehni — alacaklı rehinden alma yetkisini korur (TBK m. 159).
Sınav Notu
- Durmada işlemiş süre korunur, sebep kalkınca kaldığı yerden devam eder; kesilmede işlemiş süre silinir ve yeni süre baştan başlar. Ayrımın özü budur.
- Durma sebepleri: velayet, vesayet, evlilik, ev hizmetlileri, borçlunun alacak üzerinde intifa hakkı, Türk mahkemelerinde ileri sürememe, geçmişe etkili kalkabilecek birleşme (TBK m. 153).
- Borçlunun kesme fiili ikrardır: faiz ödeme, kısmi ifa, rehin verme, kefil gösterme (TBK m. 154). Sayım örnekleyicidir ve ikrarın açık olması gerekmez.
- Alacaklının kesme fiilleri sınırlıdır: dava veya def'i, icra takibi, iflas masasına başvurma. İhtar zamanaşımını kesmez — temerrüt doğurur ama süreyi kesmez.
- Dava süresince her işlem ve her kararla süre yeniden işlemeye başlar; icra takibinde her takip işlemiyle (TBK m. 157).
- Kesilme müteselsil borçluların hepsine, asıl borçludan kefile yayılır; kefilden asıl borçluya yayılmaz (TBK m. 155). Tek yönlülüğün sebebi fer'îliktir.
- Feragat de tek yönlüdür: müteselsil borçlulardan birinin ve asıl borçlunun feragati kefile karşı ileri sürülemez (TBK m. 160).
- Yeni süre kural olarak aynı süredir; borç senetle ikrar edilmiş ya da mahkeme veya hakem kararına bağlanmışsa her zaman on yıldır (TBK m. 156).
- Altmış günlük ek süre: ret sebebi yetkisizlik, görevsizlik, düzeltilebilir yanlışlık veya erken açılma olmalı ve süre o arada dolmuş olmalıdır (TBK m. 158). Esastan ret bu süreyi doğurmaz.
- Taşınır rehni zamanaşımının işlemesine engel olmaz; alacaklı yine de rehinden alma yetkisini korur (TBK m. 159).
- Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim gözetemez (TBK m. 161). Süre dolduktan sonra yapılan ödeme geçerlidir, geri istenemez.
- Dava veya icra takibinin sonradan düşmesi, açıldığı anda gerçekleşmiş olan kesilmeyi ortadan kaldırmaz; o ana kadar işlemiş süre silinmiş kalır. Yeni sürenin başlangıcını düşme tarihi değil, kanunun saydığı işlemler belirler: davada tarafların yargılamaya ilişkin her işlemi veya hâkimin her kararı, icra takibinde alacağın takibine ilişkin her işlem süreyi yeniden başlatır (TBK m. 157).
Zamanaşımı süresi her zaman kesintisiz işlemez. Kanun iki ayrı müdahale öngörür: sürenin geçici olarak durması ve işlemiş sürenin sıfırlanması. İkisi sık karıştırılır ve aradaki fark sınavda doğrudan ölçülür.
A. Zamanaşımını Durduran Sebepler
Durma, zamanaşımının hiç işlemeye başlamaması ya da başlamışsa geçici olarak duraklamasıdır. İşlemiş süre korunur; sebep ortadan kalkınca süre kaldığı yerden devam eder.
Kanun durma sebeplerini yedi bentte saymıştır (TBK m. 153):
- Velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları için.
- Vesayet süresince, vesayet altında bulunanların vasiden veya vesayet işlemleri sebebiyle Devletten olan alacakları için.
- Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için.
- Hizmet ilişkisi süresince, ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için.
- Borçlu, alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece.
- Alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece.
- Alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesinde, birleşmenin ileride geçmişe etkili olarak ortadan kalkması durumunda, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçecek sürece.
İlk dört bendin ortak mantığı aynıdır: alacaklı, borçluyla arasındaki ilişki yüzünden alacağını fiilen isteyemeyecek durumdadır. Çocuğun anne babasını, eşin eşini dava etmesi beklenmez; kanun bu dönemde süreyi işletmez.
Sebep ortadan kalktığında zamanaşımı, o günün bitiminde işlemeye başlar veya durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdürür.
Altıncı bent — alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmaması — diğerlerinden farklıdır: burada engel taraflar arasındaki ilişkiden değil, dış bir imkânsızlıktan doğar. Savaş ve olağanüstü hâl gibi, mahkemeye başvuru yolunun fiilen kapandığı durumlar bu kapsamda değerlendirilir. Ölçüt, alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülmesi imkânının bulunmamasıdır; başvurmanın yalnız güç olması yetmez. Borçluya ulaşılamaması tek başına bu bende girmez — dava yolu açık olduğu sürece alacak ileri sürülebilir ve gıyapta yargılama mümkündür.
B. Borçlunun Fiiliyle Kesilme
Kesilme, o ana kadar işlemiş sürenin tümüyle silinmesi ve yeni bir sürenin baştan başlamasıdır. Durmadan farkı budur: durmada süre korunur, kesilmede sıfırlanır.
Kanun kesilme sebeplerini iki grupta toplar. Birinci grup borçlunun fiillerinden doğar: borçlu borcu ikrar etmişse zamanaşımı kesilir; kanun ikrarın tipik biçimlerini de sayar (TBK m. 154):
- faiz ödemişse;
- kısmen ifada bulunmuşsa;
- rehin vermiş veya kefil göstermişse.
Sayım örnekleyicidir; borcun varlığını kabul eden her davranış ikrardır. İkrarın açık olması da gerekmez — kısmi ödeme yapan borçlu, sözle hiçbir şey söylemeden borcu ikrar etmiş olur.
Bu, borçlu için önemli bir tuzaktır: zamanaşımı dolmak üzereyken yapılan küçük bir ödeme, işlemiş bütün süreyi siler ve süreyi baştan başlatır.
C. Alacaklının Fiiliyle Kesilme
İkinci grup alacaklının başvurularından doğar. Alacaklı (TBK m. 154):
- dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa;
- icra takibinde bulunmuşsa;
- iflas masasına başvurmuşsa
zamanaşımı kesilir.
Sayım burada sınırlayıcıdır: alacaklının borçluya ihtar çekmesi, noterden bildirim göndermesi ya da e-posta yazması zamanaşımını kesmez. Kesilme için resmî bir merciye başvurmak gerekir. Bu ayrım sınavda sıkça sorulur — ihtar temerrüt doğurur, ama zamanaşımını kesmez.
Alacaklının başvurusuyla kesilen zamanaşımının yeniden işlemeye başlaması da özel kurala bağlanmıştır (TBK m. 157):
- Dava veya def'i yoluyla kesilmişse, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar.
- İcra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işler.
- İflas masasına başvurma sebebiyle kesilmişse, iflasa ilişkin hükümlere göre alacağın yeniden istenmesi imkânının doğumundan itibaren yeniden işler.
Yani dava açmak süreyi bir kez kesip dondurmaz; dava sürdükçe her işlemle yeniden kesilerek işler.
D. Kesilmenin Müteselsil Borçlulara ve Kefile Etkisi
Kesilmenin üçüncü kişilere yayılması kanunda ayrıntılı düzenlenmiştir ve üç cümlenin yönü birbirinden farklıdır (TBK m. 155):
- Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur.
- Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı da kesilmiş olur.
- Zamanaşımı kefile karşı kesilince, asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz.
Üçüncü cümle ayrımın kilididir ve tek yönlülüğün sebebi fer'îliktir: kefalet asıl borca bağlıdır, asıl borç kefalete bağlı değildir. Asıl borçtaki gelişme kefile yansır, kefildeki gelişme asıl borca yansımaz.
Aynı tek yönlülük feragatte de görülür: müteselsil borçlulardan birinin zamanaşımından feragat etmiş olması diğerlerine karşı ileri sürülemez; bölünemez borçta da aynı kural geçerlidir ve asıl borçlunun feragati de kefile karşı ileri sürülemez (TBK m. 160).
E. Yeni Sürenin İşlemeye Başlaması ve Ek Süre
Zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir süre işlemeye başlar (TBK m. 156). Kural olarak yeni süre, kesilen sürenin aynısıdır: beş yıllık bir alacakta kesilme sonrası yine beş yıl işler.
Kanun bu kurala önemli bir istisna getirir: borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmışsa, yeni süre her zaman on yıldır. Kısa süreye tabi bir alacak, senede bağlanınca ya da hükme bağlanınca on yıllık süreye geçer.
Kanun bir de kurtarıcı süre tanır. Dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması, düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması sebebiyle reddedilmiş ve o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir (TBK m. 158).
Ek sürenin üç şartı vardır ve hepsi birlikte aranır: ret sebebi kanunun saydıklarından biri olmalı, süre o arada dolmuş olmalı ve hak altmış gün içinde kullanılmalıdır. Esastan verilen bir ret kararı bu süreyi doğurmaz.
Bir özel hüküm de rehne ilişkindir: alacağın bir taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış olması, o alacak için zamanaşımının işlemesine engel olmaz; bununla birlikte alacaklının hakkını rehinden alma yetkisi devam eder (TBK m. 159). Alacak zamanaşımına uğrasa bile alacaklı rehni paraya çevirebilir; rehnin karşılamadığı kısım ise eksik borç olarak kalır.
F. Def'i Olarak İleri Sürülmesi ve Feragat
Kanunun son hükmü zamanaşımının usul yönünü belirler: zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK m. 161).
Bu tek cümle, zamanaşımının def'i niteliğini ortaya koyar ve bütün sonuçlarını belirler:
- Zamanaşımını yalnız borçlu ileri sürebilir; hâkim resen inceleyemez.
- İleri sürülmezse alacak hükme bağlanır ve borçlu ödemek zorunda kalır.
- Zamanaşımı dolduktan sonra yapılan ödeme geçerlidir ve geri istenemez; ortada eksik de olsa bir borç vardır.
Feragat bakımından ise zaman noktası belirleyicidir. Zamanaşımından önceden feragat edilemez (TBK m. 160); süre dolmadan yapılan feragat beyanı sonuç doğurmaz. Buna karşılık süre dolduktan sonra borçlunun def'iyi ileri sürmemesi ya da açıkça vazgeçmesi geçerlidir.
Feragatin kişisel etkisi de sınırlıdır ve yukarıda görülen tek yönlülük burada da işler: müteselsil borçlulardan birinin feragati diğerlerine, asıl borçlunun feragati kefile karşı ileri sürülemez.
Son olarak zamanaşımının usulî görünümüne dikkat edilmelidir. Def'i, yargılamanın belirli bir aşamasına kadar ileri sürülebilir; usul hukuku bunun için bir sınır çizer ve bu sınırdan sonra ileri sürülen def'i dikkate alınmaz. Bu yüzden zamanaşımı, maddi hukukta borçluya tanınmış bir hak olmakla birlikte, kullanılması usul kurallarına bağlıdır.
Zamanaşımına uğramış alacağın hâlâ iş görebildiği iki alan vardır: takas — takas edilebileceği anda süre dolmamışsa — ve taşınır rehni — alacaklı rehinden alma yetkisini korur (TBK m. 159). İkisi de zamanaşımının borcu sona erdirmediğini, yalnız dava edilebilirliğini kaldırdığını gösterir.
Örnek olay
(L), (M)'ye 2019 yılında bir eser sözleşmesinden doğan 200.000 TL alacaklı olmuştur; alacak 1 Mart 2019'da muaccel olmuştur. (M) 1 Haziran 2021'de alacağın 20.000 TL'lik kısmını ödemiş, başka bir açıklama yapmamıştır. (L) 1 Şubat 2024'te dava açmış, ancak dava yetkisizlik sebebiyle 1 Temmuz 2024'te reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Borca (N) kefil olmuştur ve (M), zamanaşımından feragat ettiğini 2020 yılında yazılı olarak bildirmiştir. Ayrı olarak (L)'nin (M)'den bir de kira alacağı vardır ve (M), (L)'nin kızıdır; ikisi arasında velayet ilişkisi 2022'de sona ermiştir.
Değerlendirme: Eser sözleşmesinden doğan alacak kural olarak beş yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 147). Yüklenicinin ağır kusuru söz konusu değilse süre beş yıldır ve 1 Mart 2019'dan itibaren işlemeye başlamıştır; başladığı gün sayılmaz (TBK m. 151).
1 Haziran 2021'deki kısmi ödeme bir ikrardır ve zamanaşımını keser (TBK m. 154). İkrarın açık olması gerekmez; ödeme tek başına yeterlidir. Kesilmeyle o ana kadar işlemiş iki yıl üç ay silinir ve yeni bir beş yıllık süre 1 Haziran 2021'de başlar. Borç senetle ikrar edilmiş ya da hükme bağlanmış olsaydı yeni süre on yıl olurdu (TBK m. 156); olayda böyle bir durum yoktur.
Başka bir kesilme olmasaydı bu süre 1 Haziran 2026'da dolacaktı. (L) 1 Şubat 2024'te dava açmış, bu da zamanaşımını yeniden kesmiştir; kesilmenin etkisi korunduğu ölçüde yeni süre artık 2021'den değil, yargılamadaki son işlem veya karardan sonra hesaplanır (TBK m. 157). Dava yetkisizlikten reddedildiğine göre altmış günlük ek süre hükmü gündeme gelir; ama bu hüküm yalnız zamanaşımı o arada dolmuşsa işler (TBK m. 158). Hangi hesap tutulursa tutulsun süre 1 Temmuz 2024'te dolmuş değildir — 2021'den işleyen süre bile ancak 2026'da dolacaktı. (L)'nin ek süreye ihtiyacı yoktur, yeniden dava açabilir.
(M)'nin 2020'deki feragati geçersizdir: zamanaşımından önceden feragat edilemez (TBK m. 160). Süre dolmadan yapılan bu beyan sonuç doğurmaz. Süre dolduktan sonra (M) def'iyi ileri sürmezse ya da açıkça vazgeçerse o beyan geçerli olurdu.
Kefil (N) bakımından yayılma kuralları işler. Kısmi ödeme ve dava asıl borçlu (M)'ye karşı zamanaşımını kestiğine göre, kesilme kefile karşı da gerçekleşmiştir (TBK m. 155). Tersi doğru olmazdı: (N)'ye karşı yapılacak bir kesme işlemi (M)'ye yansımazdı. (M)'nin feragati de geçerli olsaydı bile kefile karşı ileri sürülemezdi.
Kira alacağı bakımından ise durma kuralı devreye girer. Kira bedeli dönemsel edimdir ve beş yıllık süreye tabidir; ancak (M), (L)'nin çocuğudur ve velayet süresince çocukların ana ve babalarından olan alacakları için zamanaşımı durur (TBK m. 153). Burada alacaklı (L) olduğuna göre hüküm doğrudan uygulanmaz — bent, çocuğun ana babasından olan alacağını korur. (L)'nin çocuğundan olan alacağı bakımından durma sebebi bulunmaz ve süre olağan biçimde işler. Bu ince ayrım, durma bentlerinin hangi tarafı koruduğunun dikkatle okunması gerektiğini gösterir.
Takibin akıbetine ilişkin bir varsayım eklenirse ayrım tamamlanır: (L) dava yerine 2024'te icra takibi başlatmış ve takip sonradan düşmüş olsaydı, düşme kesilmeyi geri almazdı; süre takip tarihinde kesilmiş sayılır ve yeni beş yıllık süre o tarihten işlemeye başlardı.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2025 HMGS
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2025 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 Çıkmış soru
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 Çıkmış soru
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2025 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2024 SAYIŞTAY
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2024 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2022 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 2021 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 10 2024 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
Cevabı göster
Çıkmış soru 11 2008 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 12 2017 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 8 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.