EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 24 / 54

Zamanaşımının Durması, Kesilmesi ve Sonuçları

21 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Zamanaşımı süresi her zaman kesintisiz işlemez. Kanun iki ayrı müdahale öngörür: sürenin geçici olarak durması ve işlemiş sürenin sıfırlanması.

Çerçeve

  • Zamanaşımını Durduran Sebepler
  • Borçlunun Fiiliyle Kesilme
  • Alacaklının Fiiliyle Kesilme
  • Kesilmenin Müteselsil Borçlulara ve Kefile Etkisi
  • Yeni Sürenin İşlemeye Başlaması ve Ek Süre
  • Def'i Olarak İleri Sürülmesi ve Feragat

Tanımlar ve Şartlar

  • Velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları için.
  • Vesayet süresince, vesayet altında bulunanların vasiden veya vesayet işlemleri sebebiyle Devletten olan alacakları için.
  • Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için.
  • Hizmet ilişkisi süresince, ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için.
  • Borçlu, alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece.
  • Alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece.
  • Alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesinde, birleşmenin ileride geçmişe etkili olarak ortadan kalkması durumunda, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçecek sürece.
  • faiz ödemişse;
  • kısmen ifada bulunmuşsa;
  • rehin vermiş veya kefil göstermişse.
  • dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa;
  • icra takibinde bulunmuşsa;
  • iflas masasına başvurmuşsa
  • Dava veya def'i yoluyla kesilmişse, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar.
  • İcra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işler.
  • İflas masasına başvurma sebebiyle kesilmişse, iflasa ilişkin hükümlere göre alacağın yeniden istenmesi imkânının doğumundan itibaren yeniden işler.
  • Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur.
  • Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı da kesilmiş olur.
  • Zamanaşımı kefile karşı kesilince, asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz.
  • Zamanaşımını yalnız borçlu ileri sürebilir; hâkim resen inceleyemez.
  • İleri sürülmezse alacak hükme bağlanır ve borçlu ödemek zorunda kalır.
  • Zamanaşımı dolduktan sonra yapılan ödeme geçerlidir ve geri istenemez; ortada eksik de olsa bir borç vardır.

Kurallar

  • Birinci grup borçlunun fiillerinden doğar: borçlu borcu ikrar etmişse zamanaşımı kesilir; kanun ikrarın tipik biçimlerini de sayar (TBK m. 154):
  • Aynı tek yönlülük feragatte de görülür: müteselsil borçlulardan birinin zamanaşımından feragat etmiş olması diğerlerine karşı ileri sürülemez; bölünemez borçta da aynı kural geçerlidir ve asıl borçlunun feragati de kefile karşı ileri sürülemez (TBK m. 160).
  • Zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir süre işlemeye başlar (TBK m. 156).
  • Dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması, düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması sebebiyle reddedilmiş ve o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir (TBK m. 158).
  • Bir özel hüküm de rehne ilişkindir: alacağın bir taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış olması, o alacak için zamanaşımının işlemesine engel olmaz; bununla birlikte alacaklının hakkını rehinden alma yetkisi devam eder (TBK m. 159).
  • Zamanaşımına uğramış alacağın hâlâ iş görebildiği iki alan vardır: takas — takas edilebileceği anda süre dolmamışsa — ve taşınır rehni — alacaklı rehinden alma yetkisini korur (TBK m. 159).

Sınav Notu

  • Durmada işlemiş süre korunur, sebep kalkınca kaldığı yerden devam eder; kesilmede işlemiş süre silinir ve yeni süre baştan başlar. Ayrımın özü budur.
  • Durma sebepleri: velayet, vesayet, evlilik, ev hizmetlileri, borçlunun alacak üzerinde intifa hakkı, Türk mahkemelerinde ileri sürememe, geçmişe etkili kalkabilecek birleşme (TBK m. 153).
  • Borçlunun kesme fiili ikrardır: faiz ödeme, kısmi ifa, rehin verme, kefil gösterme (TBK m. 154). Sayım örnekleyicidir ve ikrarın açık olması gerekmez.
  • Alacaklının kesme fiilleri sınırlıdır: dava veya def'i, icra takibi, iflas masasına başvurma. İhtar zamanaşımını kesmez — temerrüt doğurur ama süreyi kesmez.
  • Dava süresince her işlem ve her kararla süre yeniden işlemeye başlar; icra takibinde her takip işlemiyle (TBK m. 157).
  • Kesilme müteselsil borçluların hepsine, asıl borçludan kefile yayılır; kefilden asıl borçluya yayılmaz (TBK m. 155). Tek yönlülüğün sebebi fer'îliktir.
  • Feragat de tek yönlüdür: müteselsil borçlulardan birinin ve asıl borçlunun feragati kefile karşı ileri sürülemez (TBK m. 160).
  • Yeni süre kural olarak aynı süredir; borç senetle ikrar edilmiş ya da mahkeme veya hakem kararına bağlanmışsa her zaman on yıldır (TBK m. 156).
  • Altmış günlük ek süre: ret sebebi yetkisizlik, görevsizlik, düzeltilebilir yanlışlık veya erken açılma olmalı ve süre o arada dolmuş olmalıdır (TBK m. 158). Esastan ret bu süreyi doğurmaz.
  • Taşınır rehni zamanaşımının işlemesine engel olmaz; alacaklı yine de rehinden alma yetkisini korur (TBK m. 159).
  • Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim gözetemez (TBK m. 161). Süre dolduktan sonra yapılan ödeme geçerlidir, geri istenemez.
  • Dava veya icra takibinin sonradan düşmesi, açıldığı anda gerçekleşmiş olan kesilmeyi ortadan kaldırmaz; o ana kadar işlemiş süre silinmiş kalır. Yeni sürenin başlangıcını düşme tarihi değil, kanunun saydığı işlemler belirler: davada tarafların yargılamaya ilişkin her işlemi veya hâkimin her kararı, icra takibinde alacağın takibine ilişkin her işlem süreyi yeniden başlatır (TBK m. 157).

Zamanaşımı süresi her zaman kesintisiz işlemez. Kanun iki ayrı müdahale öngörür: sürenin geçici olarak durması ve işlemiş sürenin sıfırlanması. İkisi sık karıştırılır ve aradaki fark sınavda doğrudan ölçülür.

A. Zamanaşımını Durduran Sebepler

Durma, zamanaşımının hiç işlemeye başlamaması ya da başlamışsa geçici olarak duraklamasıdır. İşlemiş süre korunur; sebep ortadan kalkınca süre kaldığı yerden devam eder.

Kanun durma sebeplerini yedi bentte saymıştır (TBK m. 153):

  • Velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları için.
  • Vesayet süresince, vesayet altında bulunanların vasiden veya vesayet işlemleri sebebiyle Devletten olan alacakları için.
  • Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için.
  • Hizmet ilişkisi süresince, ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için.
  • Borçlu, alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece.
  • Alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece.
  • Alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesinde, birleşmenin ileride geçmişe etkili olarak ortadan kalkması durumunda, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçecek sürece.

İlk dört bendin ortak mantığı aynıdır: alacaklı, borçluyla arasındaki ilişki yüzünden alacağını fiilen isteyemeyecek durumdadır. Çocuğun anne babasını, eşin eşini dava etmesi beklenmez; kanun bu dönemde süreyi işletmez.

Sebep ortadan kalktığında zamanaşımı, o günün bitiminde işlemeye başlar veya durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdürür.

Altıncı bent — alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmaması — diğerlerinden farklıdır: burada engel taraflar arasındaki ilişkiden değil, dış bir imkânsızlıktan doğar. Savaş ve olağanüstü hâl gibi, mahkemeye başvuru yolunun fiilen kapandığı durumlar bu kapsamda değerlendirilir. Ölçüt, alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülmesi imkânının bulunmamasıdır; başvurmanın yalnız güç olması yetmez. Borçluya ulaşılamaması tek başına bu bende girmez — dava yolu açık olduğu sürece alacak ileri sürülebilir ve gıyapta yargılama mümkündür.

B. Borçlunun Fiiliyle Kesilme

Kesilme, o ana kadar işlemiş sürenin tümüyle silinmesi ve yeni bir sürenin baştan başlamasıdır. Durmadan farkı budur: durmada süre korunur, kesilmede sıfırlanır.

Kanun kesilme sebeplerini iki grupta toplar. Birinci grup borçlunun fiillerinden doğar: borçlu borcu ikrar etmişse zamanaşımı kesilir; kanun ikrarın tipik biçimlerini de sayar (TBK m. 154):

  • faiz ödemişse;
  • kısmen ifada bulunmuşsa;
  • rehin vermiş veya kefil göstermişse.

Sayım örnekleyicidir; borcun varlığını kabul eden her davranış ikrardır. İkrarın açık olması da gerekmez — kısmi ödeme yapan borçlu, sözle hiçbir şey söylemeden borcu ikrar etmiş olur.

Bu, borçlu için önemli bir tuzaktır: zamanaşımı dolmak üzereyken yapılan küçük bir ödeme, işlemiş bütün süreyi siler ve süreyi baştan başlatır.

C. Alacaklının Fiiliyle Kesilme

İkinci grup alacaklının başvurularından doğar. Alacaklı (TBK m. 154):

  • dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa;
  • icra takibinde bulunmuşsa;
  • iflas masasına başvurmuşsa

zamanaşımı kesilir.

Sayım burada sınırlayıcıdır: alacaklının borçluya ihtar çekmesi, noterden bildirim göndermesi ya da e-posta yazması zamanaşımını kesmez. Kesilme için resmî bir merciye başvurmak gerekir. Bu ayrım sınavda sıkça sorulur — ihtar temerrüt doğurur, ama zamanaşımını kesmez.

Alacaklının başvurusuyla kesilen zamanaşımının yeniden işlemeye başlaması da özel kurala bağlanmıştır (TBK m. 157):

  • Dava veya def'i yoluyla kesilmişse, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar.
  • İcra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işler.
  • İflas masasına başvurma sebebiyle kesilmişse, iflasa ilişkin hükümlere göre alacağın yeniden istenmesi imkânının doğumundan itibaren yeniden işler.

Yani dava açmak süreyi bir kez kesip dondurmaz; dava sürdükçe her işlemle yeniden kesilerek işler.

D. Kesilmenin Müteselsil Borçlulara ve Kefile Etkisi

Kesilmenin üçüncü kişilere yayılması kanunda ayrıntılı düzenlenmiştir ve üç cümlenin yönü birbirinden farklıdır (TBK m. 155):

  • Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur.
  • Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı da kesilmiş olur.
  • Zamanaşımı kefile karşı kesilince, asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz.

Üçüncü cümle ayrımın kilididir ve tek yönlülüğün sebebi fer'îliktir: kefalet asıl borca bağlıdır, asıl borç kefalete bağlı değildir. Asıl borçtaki gelişme kefile yansır, kefildeki gelişme asıl borca yansımaz.

Aynı tek yönlülük feragatte de görülür: müteselsil borçlulardan birinin zamanaşımından feragat etmiş olması diğerlerine karşı ileri sürülemez; bölünemez borçta da aynı kural geçerlidir ve asıl borçlunun feragati de kefile karşı ileri sürülemez (TBK m. 160).

E. Yeni Sürenin İşlemeye Başlaması ve Ek Süre

Zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir süre işlemeye başlar (TBK m. 156). Kural olarak yeni süre, kesilen sürenin aynısıdır: beş yıllık bir alacakta kesilme sonrası yine beş yıl işler.

Kanun bu kurala önemli bir istisna getirir: borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmışsa, yeni süre her zaman on yıldır. Kısa süreye tabi bir alacak, senede bağlanınca ya da hükme bağlanınca on yıllık süreye geçer.

Kanun bir de kurtarıcı süre tanır. Dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması, düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması sebebiyle reddedilmiş ve o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir (TBK m. 158).

Ek sürenin üç şartı vardır ve hepsi birlikte aranır: ret sebebi kanunun saydıklarından biri olmalı, süre o arada dolmuş olmalı ve hak altmış gün içinde kullanılmalıdır. Esastan verilen bir ret kararı bu süreyi doğurmaz.

Bir özel hüküm de rehne ilişkindir: alacağın bir taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış olması, o alacak için zamanaşımının işlemesine engel olmaz; bununla birlikte alacaklının hakkını rehinden alma yetkisi devam eder (TBK m. 159). Alacak zamanaşımına uğrasa bile alacaklı rehni paraya çevirebilir; rehnin karşılamadığı kısım ise eksik borç olarak kalır.

F. Def'i Olarak İleri Sürülmesi ve Feragat

Kanunun son hükmü zamanaşımının usul yönünü belirler: zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK m. 161).

Bu tek cümle, zamanaşımının def'i niteliğini ortaya koyar ve bütün sonuçlarını belirler:

  • Zamanaşımını yalnız borçlu ileri sürebilir; hâkim resen inceleyemez.
  • İleri sürülmezse alacak hükme bağlanır ve borçlu ödemek zorunda kalır.
  • Zamanaşımı dolduktan sonra yapılan ödeme geçerlidir ve geri istenemez; ortada eksik de olsa bir borç vardır.

Feragat bakımından ise zaman noktası belirleyicidir. Zamanaşımından önceden feragat edilemez (TBK m. 160); süre dolmadan yapılan feragat beyanı sonuç doğurmaz. Buna karşılık süre dolduktan sonra borçlunun def'iyi ileri sürmemesi ya da açıkça vazgeçmesi geçerlidir.

Feragatin kişisel etkisi de sınırlıdır ve yukarıda görülen tek yönlülük burada da işler: müteselsil borçlulardan birinin feragati diğerlerine, asıl borçlunun feragati kefile karşı ileri sürülemez.

Son olarak zamanaşımının usulî görünümüne dikkat edilmelidir. Def'i, yargılamanın belirli bir aşamasına kadar ileri sürülebilir; usul hukuku bunun için bir sınır çizer ve bu sınırdan sonra ileri sürülen def'i dikkate alınmaz. Bu yüzden zamanaşımı, maddi hukukta borçluya tanınmış bir hak olmakla birlikte, kullanılması usul kurallarına bağlıdır.

Zamanaşımına uğramış alacağın hâlâ iş görebildiği iki alan vardır: takas — takas edilebileceği anda süre dolmamışsa — ve taşınır rehni — alacaklı rehinden alma yetkisini korur (TBK m. 159). İkisi de zamanaşımının borcu sona erdirmediğini, yalnız dava edilebilirliğini kaldırdığını gösterir.

Örnek olay

(L), (M)'ye 2019 yılında bir eser sözleşmesinden doğan 200.000 TL alacaklı olmuştur; alacak 1 Mart 2019'da muaccel olmuştur. (M) 1 Haziran 2021'de alacağın 20.000 TL'lik kısmını ödemiş, başka bir açıklama yapmamıştır. (L) 1 Şubat 2024'te dava açmış, ancak dava yetkisizlik sebebiyle 1 Temmuz 2024'te reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Borca (N) kefil olmuştur ve (M), zamanaşımından feragat ettiğini 2020 yılında yazılı olarak bildirmiştir. Ayrı olarak (L)'nin (M)'den bir de kira alacağı vardır ve (M), (L)'nin kızıdır; ikisi arasında velayet ilişkisi 2022'de sona ermiştir.

Değerlendirme: Eser sözleşmesinden doğan alacak kural olarak beş yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 147). Yüklenicinin ağır kusuru söz konusu değilse süre beş yıldır ve 1 Mart 2019'dan itibaren işlemeye başlamıştır; başladığı gün sayılmaz (TBK m. 151).

1 Haziran 2021'deki kısmi ödeme bir ikrardır ve zamanaşımını keser (TBK m. 154). İkrarın açık olması gerekmez; ödeme tek başına yeterlidir. Kesilmeyle o ana kadar işlemiş iki yıl üç ay silinir ve yeni bir beş yıllık süre 1 Haziran 2021'de başlar. Borç senetle ikrar edilmiş ya da hükme bağlanmış olsaydı yeni süre on yıl olurdu (TBK m. 156); olayda böyle bir durum yoktur.

Başka bir kesilme olmasaydı bu süre 1 Haziran 2026'da dolacaktı. (L) 1 Şubat 2024'te dava açmış, bu da zamanaşımını yeniden kesmiştir; kesilmenin etkisi korunduğu ölçüde yeni süre artık 2021'den değil, yargılamadaki son işlem veya karardan sonra hesaplanır (TBK m. 157). Dava yetkisizlikten reddedildiğine göre altmış günlük ek süre hükmü gündeme gelir; ama bu hüküm yalnız zamanaşımı o arada dolmuşsa işler (TBK m. 158). Hangi hesap tutulursa tutulsun süre 1 Temmuz 2024'te dolmuş değildir — 2021'den işleyen süre bile ancak 2026'da dolacaktı. (L)'nin ek süreye ihtiyacı yoktur, yeniden dava açabilir.

(M)'nin 2020'deki feragati geçersizdir: zamanaşımından önceden feragat edilemez (TBK m. 160). Süre dolmadan yapılan bu beyan sonuç doğurmaz. Süre dolduktan sonra (M) def'iyi ileri sürmezse ya da açıkça vazgeçerse o beyan geçerli olurdu.

Kefil (N) bakımından yayılma kuralları işler. Kısmi ödeme ve dava asıl borçlu (M)'ye karşı zamanaşımını kestiğine göre, kesilme kefile karşı da gerçekleşmiştir (TBK m. 155). Tersi doğru olmazdı: (N)'ye karşı yapılacak bir kesme işlemi (M)'ye yansımazdı. (M)'nin feragati de geçerli olsaydı bile kefile karşı ileri sürülemezdi.

Kira alacağı bakımından ise durma kuralı devreye girer. Kira bedeli dönemsel edimdir ve beş yıllık süreye tabidir; ancak (M), (L)'nin çocuğudur ve velayet süresince çocukların ana ve babalarından olan alacakları için zamanaşımı durur (TBK m. 153). Burada alacaklı (L) olduğuna göre hüküm doğrudan uygulanmaz — bent, çocuğun ana babasından olan alacağını korur. (L)'nin çocuğundan olan alacağı bakımından durma sebebi bulunmaz ve süre olağan biçimde işler. Bu ince ayrım, durma bentlerinin hangi tarafı koruduğunun dikkatle okunması gerektiğini gösterir.

Takibin akıbetine ilişkin bir varsayım eklenirse ayrım tamamlanır: (L) dava yerine 2024'te icra takibi başlatmış ve takip sonradan düşmüş olsaydı, düşme kesilmeyi geri almazdı; süre takip tarihinde kesilmiş sayılır ve yeni beş yıllık süre o tarihten işlemeye başlardı.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2025 HMGS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre zaman aşımının kesilmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Alacaklı icra takibinde bulunduğunda takibe ilişkin her işlemden itibaren zaman aşımı kesilip yeniden işlemeye başlar.
B) Alacaklı, dava veya defi yoluyla mahkemeye başvurmuşsa dava sırasında tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden itibaren zaman aşımı kesilip yeniden işlemeye başlar.
C) Zaman aşımı, kefile karşı kesilince asıl borçluya karşı da kesilmiş olur.
D) Borçlunun, borcunu bir senetle ikrar etmesi üzerine zaman aşımını kesen bu ikrardan itibaren işleyecek yeni süre her zaman on yıldır.
E) Zaman aşımı, bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince diğerlerine karşı da kesilmiş olur.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 2 2025 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânı bulunmadığı sürece alacağa ilişkin zamanaşımı süresi kural olarak kesilir.
B) Alacağın bir taşınır rehiniyle güvenceye bağlanmış olması, bu alacak için zamanaşımının işlemesine engel olmaz; bununla birlikte alacaklının hakkını rehinden alma yetkisi devam eder.
C) Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.
D) Zamanaşımını durduran sebeplerin ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımı işlemeye başlar veya durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdürür.
E) Alacağın tamamı zamanaşımına uğramışsa ifa edilmemiş dönemsel edimler de zamanaşımına uğramış olur.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 3 Çıkmış soru
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre dava veya defi, mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa alacaklı, kural olarak kaç günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir?
A) 7
B) 10
C) 15
D) 30
E) 60
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 4 Çıkmış soru
Burak'tan 12.000 TL'lik alacağı 04.11.2021 tarihinde muaccel olan ve bu alacağın ifasını sağlamak için Burak'a karşı 18.01.2022 tarihinde açmış olduğu davayı kazanan Aylin, aynı alacağın tahsili için 20.02.2024 tarihinde Burak aleyhine icra takibi başlatır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre Aylin'in alacağına ilişkin zamanaşımıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) 18.01.2022 tarihinde kesilmiş, 20.02.2024 tarihinde ise durmuştur.
B) 18.01.2022 tarihinde durmuş, 20.02.2024 tarihinde ise kesilmiştir.
C) Hem 18.01.2022 tarihinde hem de 20.02.2024 tarihinde durmuştur.
D) Hem 18.01.2022 tarihinde hem de 20.02.2024 tarihinde kesilmiştir.
E) Her iki tarih açısından da yapılan işlemlerin zamanaşımına bir etkisi yoktur.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 5 2025 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımından feragatle ilgiliI.Müteselsil borçlulardan birinin feragat etmiş olması diğer borçlulara karşı ileri sürülebilir.II.Asıl borçlunun feragati kefile karşı ileri sürülebilir.III.Bölünemez bir borcun borçlularından birinin feragat etmiş olması diğerlerine karşı ileri sürülemez. ifadelerinden kural olarak hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 6 2024 SAYIŞTAY
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Kira bedeli ve ücret gibi diğer dönemsel edimler için Kanun'da belirlenen zamanaşımı süresi kesin nitelikte olup sözleşmeyle değiştirilemez.
B) Müteselsil borçlulardan birinin zamanaşımından feragat etmiş olması diğerlerine karşı ileri sürülemez.
C) Bölünemez bir borcun borçlularından birinin zamanaşımından feragat etmiş olması diğerlerine karşı ileri sürülemez.
D) Asıl borçlunun zamanaşımından feragat etmiş olması kefile karşı ileri sürülemez.
E) Asıl alacak zamanaşımına uğradığı taktirde ona bağlı faiz ve diğer alacaklar zamanaşımına uğramaz.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 7 2024 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
Zamanaşımından feragat ile ilgili,I.Müteselsil borçlulardan birinin zamanaşımından feragat etmiş olması, diğerlerine karşı da ileri sürülebilir.II.Asıl borçlunun zamanaşımından feragati kefile karşı ileri sürülemez.III.Zamanaşımından önceden feragat edilebilir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) II ve III
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 8 2022 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ (ARALIK)
Aşağıdakilerden hangisi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda, zamanaşımının işlemeye başlamayacağı yahut başlamışsa duracağı hâller arasında sayılmamıştır?
A) Eşlerin birbirlerinden olan alacakları için evlilik süresince
B) Alacaklının defi yoluyla mahkemeye başvurması üzerine yargılama süresince
C) Alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülmesi imkânının bulunmadığı sürece
D) Ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için hizmet ilişkisi devam ettiği sürece
E) Borçlunun alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 9 2021 KPSS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi zamanaşımını kesen sebeplerden değildir?
A) Borçlunun borcunu ikrar etmesi
B) Alacaklının noterden ihtarname göndermesi
C) Borçlunun rehin vermesi
D) Alacaklının dava yoluyla mahkemeye başvurması
E) Alacaklının icra takibinde bulunması
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 10 2024 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımından feragatla ilgili,I.Asıl borçlunun feragati kefile karşı ileri sürülemez.II.Bölünemez bir borcun borçlularından birinin feragati, diğerlerine karşı ileri sürülemez.III.Müteselsil borçlulardan birinin feragati, diğerlerine karşı ileri sürülemez.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 11 2008 İDARİ HAKİMLİK
A Bankası, müşterilerinden B'ye 01.02.1992 tarihinde 2 yıl sonra ödemesi kaydıyla kredi vermiştir. Krediyi alan B yurt dışına çıkmış ve 2 yıl süreyle yurda dönmemiştir. A Bankası bütün çabalarına rağmen B'ye ulaşamamış ve süresi dolan kredisini geri alamamıştır. Bunun üzerine çaresiz kalan Banka 15.02.2004 tarihinde B aleyhine ilamsız takip yoluyla icraya başvurmuştur. B'nin avukatı bu takibe karşı borcun 01.02.2004 tarihinde zamanaşımına uğradığı definde bulunmuştur. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) B'nin borcu 2002 yılında zamanaşımına uğradığı için avukatın defi dermeyanı haklıdır.
B) B'nin borcu 01.02.2004 tarihinde zamanaşımına uğradığı için avukatın defi dermeyanı haklıdır.
C) B aleyhine süresinde yapılmış olan icra takibi nedeniyle borç zamanaşımına uğramamıştır.
D) B yurt dışına kaçtığından Türkiye'de aleyhine takip yapılamadığı için hiçbir zaman borcu zamanaşımına uğramaz.
E) Banka alacakları zamanaşımına uğramadığı için avukatın yaptığı defi dermeyanı haksızdır.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 12 2017 ADLİ HAKİMLİK
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımının kesilmesiyle ilgili,I.Zamanaşımı, kesilmeye yol açan nedenin ortadan kalktığı tarihten itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder.II.Zamanaşımı, müteselsil borçlulardan birine karşı kesilince diğerlerine karşı kesilmiş olmaz.III.Zamanaşımı dava yoluyla kesilmişse dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden sonra yeniden işlemeye başlar.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) I ve III
E) II ve III
Cevabı göster
Cevap: B.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 8 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 149
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımının durması ile kesilmesi arasındaki farka ve her ikisinin işlemiş süre üzerindeki etkisine ilişkin aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Durmada işlemiş süre korunur; durma sebebi ortadan kalkınca süre kaldığı yerden işlemeye devam etmektedir.
B) Kesilmede de işlemiş süre korunur; kesilme yalnız sürenin geçici olarak duraklamasına yol açmaktadır.
C) Kesilmede o ana kadar işlemiş süre tümüyle silinir ve yeni bir süre baştan işlemeye başlar.
D) Durma sebebi ortadan kalktığında zamanaşımı o günün bitiminde işlemeye başlar veya durmadan önceki işlemesini sürdürür.
E) Kısmi ödeme bir ikrardır ve işlemiş bütün süreyi silerek yeni sürenin baştan başlamasına yol açar.
Cevabı göster
Cevap: B. İki kurumun tek farkı işlemiş sürenin akıbetidir. Durmada süre korunur ve sebep kalkınca kaldığı yerden devam eder; kesilmede o ana kadar işlemiş süre tümüyle silinir ve yeni bir süre baştan başlar. B, kesilmeye durmanın sonucunu yüklediği için yanlıştır.

Şık analizi

A) Durmanın tanımı budur; işlemiş süre silinmez, yalnız duraklar.
C) Kesilmenin tanımı da budur; süre sıfırlanır ve yeniden başlar.
D) Kanun, durma sebebi kalktığında sürenin o günün bitiminde başlayacağını ya da süreceğini öngörür.
E) Kısmi ödeme ikrar sayılır ve kesme sonucunu doğurur; bu, borçlu için tipik bir tuzaktır.
Soru 150
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda tek tek sayılan ve zamanaşımının işlemesini durduran hâllerden biri, alacaklı ile borçlu arasındaki ilişki bakımından aşağıda verilenlerden hangisi olarak sayılmamıştır?
A) Velayet devam ettiği sürece çocukların ana ve babalarından olan alacakları bakımından
B) Evlilik devam ettiği sürece eşlerden her birinin diğerinden olan alacakları bakımından
C) Hizmet ilişkisi devam ettiği sürece ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları bakımından
D) Borçlunun söz konusu alacak üzerinde intifa hakkına sahip bulunduğu süre bakımından
E) Alacaklının borçluya ulaşamaması ve onun adresini bir türlü öğrenememiş olması bakımından
Cevabı göster
Cevap: E. Borçluya ulaşılamaması kanunun saydığı durma sebeplerinden değildir. Kanunun ilgili bendi, alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmamasını arar; dava yolu açık olduğu sürece alacak ileri sürülebilir ve gıyapta yargılama mümkündür. Adres bilinmemesi başvuruyu güçleştirir ama imkânsız kılmaz.

Şık analizi

A) Velayet süresince çocuğun ana babasından olan alacağı için süre durur; çocuğun dava açması beklenmez.
B) Evlilik süresince eşlerin birbirinden olan alacakları da aynı gerekçeyle durma kapsamındadır.
C) Ev hizmetlilerinin çalıştıranlardan olan alacakları kanunda ayrıca sayılmıştır.
D) Borçlunun alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu süre de durma sebeplerindendir.
Soru 151
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımını kesen fiillere ve bu fiillerin kimin tarafından yapıldığına ilişkin olarak:I.Borçlunun faiz ödemesi, kısmen ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi ikrar sayılır ve süreyi keser.II.Alacaklının borçluya noterden ihtar göndermesi de zamanaşımını kesen fiiller arasında sayılmıştır.III.Alacaklı bakımından kesme fiilleri sınırlıdır: dava veya def'i, icra takibi ve iflas masasına başvurma.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: D. Borçlu bakımından sayım örnekleyicidir: borcun varlığını kabul eden her davranış ikrardır ve süreyi keser. Alacaklı bakımından ise sayım sınırlayıcıdır — yalnız dava veya def'i, icra takibi ve iflas masasına başvurma süreyi keser. İhtar ya da noter bildirimi borçluyu temerrüde düşürür ama zamanaşımını kesmez; II bu yüzden yanlıştır.

Şık analizi

A) Yalnız I'i doğru sayar; alacaklının kesme fiillerinin sınırlı sayıda olması da doğrudur.
B) Yalnız II'yi doğru sayar; oysa ihtarın kesme etkisi bulunmamaktadır.
C) II'yi doğru sayar; ihtar resmî bir merciye başvuru niteliği taşımaz.
E) Üç ifadeyi de doğru sayar; II yanlış olduğu için bu birleşim olamaz.
Soru 152
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımının kesilmesinin müteselsil borçlulara ve kefile yayılması üç ayrı cümleyle düzenlenmiştir; cümlelerin yönü birbirinden farklıdır ve aynı tek yönlülük zamanaşımından feragatte de görülür. Tek yönlülüğün sebebi kefaletin asıl borca bağlı olması, yani fer'îliğidir. Bu düzenle ilgili aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Zamanaşımı kefile karşı kesildiğinde asıl borçlu bakımından da sonuç doğurur; kural iki yönlü olarak işler.
B) Zamanaşımı, müteselsil borçlulardan yalnız birine karşı kesilse bile diğerlerinin hepsine karşı kesilmiş kabul edilir.
C) Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince kefile karşı da kesilmiş olur; yön her zaman asıldan fer'îyedir.
D) Müteselsil borçlulardan birinin zamanaşımından feragat etmiş olması diğer borçluların hiçbirine karşı ileri sürülemez.
E) Asıl borçlunun zamanaşımından feragat etmiş olması da kefile karşı hiçbir biçimde ileri sürülemez.
Cevabı göster
Cevap: A. Kefile ilişkin kural tek yönlüdür: zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince kefile karşı da kesilmiş olur, ama kefile karşı kesilince asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz. Sebebi fer'îliktir — kefalet asıl borca bağlıdır, asıl borç kefalete bağlı değildir. A bu yönü tersine çevirip kuralı iki yönlü gösterdiği için yanlıştır.

Şık analizi

B) Müteselsil borçlularda kesilme hepsine yayılır; kanun bunu açıkça öngörmüştür.
C) Asıldan fer'îye doğru yayılma kefalette kabul edilen yöndür.
D) Feragat kişiseldir; bir borçlunun feragati diğerlerinin durumunu ağırlaştırmaz.
E) Asıl borçlunun feragati de kefile karşı ileri sürülemez; aynı tek yönlülük burada da işler.
Soru 153
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımı kesildiğinde yeni bir süre işlemeye başlar ve bu süre kural olarak kesilen sürenin aynısıdır. Ancak borç bir senetle ikrar edilmiş ya da bir mahkeme veya hakem kararına bağlanmışsa yeni süre kaç yıl olur?
A) 1
B) 5
C) 10
D) 15
E) 20
Cevabı göster
Cevap: C. Kesilmeden sonra işleyecek yeni süre kural olarak kesilenin aynısıdır; beş yıllık bir alacakta yine beş yıl işler. Kanun buna tek bir istisna getirir: borç senetle ikrar edilmiş ya da mahkeme veya hakem kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman on yıldır. Kısa süreye tabi bir alacak, senede ya da hükme bağlanınca on yıla geçer.

Şık analizi

A) Bir yıllık bir yeni süre kanunda öngörülmemiştir.
B) Beş yıl kesilen sürenin aynısı olduğu hâllerde işler; senede bağlanma bunu değiştirir.
D) On beş yıllık bir zamanaşımı süresi kanunda bulunmamaktadır.
E) Yirmi yıl da kanunun öngördüğü süreler arasında yer almaz.
Soru 154
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre dava veya def'i belirli sebeplerle reddedilmiş ve o arada zamanaşımı ya da hak düşürücü süre dolmuşsa alacaklıya altmış günlük bir ek süre tanınmıştır. Bu üç şart birlikte aranır ve hiçbiri tek başına yeterli değildir. Bu ek sürenin şartlarına ve kapsamına ilişkin aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Ret sebebi mahkemenin yetkili ya da görevli olmaması hâli olabilir
B) Davanın esastan reddedilmiş olması da bu ek süreyi aynen doğurur
C) Düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılmış olması da ret sebepleri arasında sayılmıştır
D) Davanın vaktinden önce açılmış olması da kanunun saydığı ret sebeplerindendir
E) Hakkın altmış günlük süre içinde kullanılmış olması da şartlardan biridir
Cevabı göster
Cevap: B. Ek süre yalnız kanunun saydığı usule ilişkin ret sebeplerinde doğar: yetkisizlik, görevsizlik, düzeltilebilecek bir yanlışlık ve davanın vaktinden önce açılmış olması. Esastan verilen ret bu süreyi doğurmaz; orada hak zaten yargılanmış ve reddedilmiştir. B bu yüzden yanlıştır.

Şık analizi

A) Yetkisizlik ve görevsizlik kanunun ilk saydığı ret sebepleridir.
C) Düzeltilebilecek bir yanlışlık da usule ilişkin ret sebepleri arasındadır.
D) Davanın vaktinden önce açılmış olması dördüncü sebeptir.
E) Üç şart birlikte aranır ve hakkın altmış gün içinde kullanılması bunlardan biridir.
Soru 155
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre (L)'nin (M)'den olan beş yıllık zamanaşımına tabi alacağı 1 Mart 2019'da muaccel olmuştur. (M) 1 Haziran 2021'de borcun bir bölümünü ödemiş, ödeme sırasında hiçbir açıklama yapmamıştır. (M) ayrıca 2020 yılında zamanaşımından feragat ettiğini yazılı olarak bildirmiştir. Borca (N) kefil olmuştur. Borç herhangi bir senede bağlanmamış ve hükme de bağlanmamıştır. Buna göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) 2020 yılında yapılan feragat beyanı geçerli sayılır
B) Açıklama yapılmadan ödenen kısım zamanaşımını hiç kesmez
C) Kesilmeden sonra işleyecek yeni süre on yıldır
D) Kesilme kefil olan (N) bakımından sonuç doğurmaz
E) Açıklamasız kısmi ödeme ikrardır ve süreyi keser
Cevabı göster
Cevap: E. Kısmi ödeme bir ikrardır ve zamanaşımını keser; ikrarın açık olması aranmaz, ödemenin kendisi yeterlidir. 1 Haziran 2021'e kadar işlemiş iki yıl üç ay silinir ve yeni bir beş yıllık süre o tarihte başlar — borç senede ya da hükme bağlanmadığı için on yıl işlemez. Kesilme asıl borçluya karşı gerçekleştiğine göre kefil (N)'ye karşı da gerçekleşir. 2020'deki feragat ise süre dolmadan yapıldığı için geçersizdir.

Şık analizi

A) Zamanaşımından önceden feragat edilemez; süre dolmadan yapılan beyan sonuç doğurmaz.
B) Kısmi ödeme ikrar sayıldığı için süreyi keser; açıklama yapılmaması bunu değiştirmez.
C) Yeni süre ancak borç senetle ikrar edilmiş ya da hükme bağlanmışsa on yıl olur; burada değildir.
D) Asıl borçluya karşı gerçekleşen kesilme kefile de yayılır; yön asıldan fer'îyedir.
Soru 156
6098 sayılı Kanun'a göre zamanaşımı yargılamada hangi biçimde ileri sürülür?
A) Hâkim tarafından resen
B) Bilirkişi raporuyla
C) İtiraz olarak
D) Def'i olarak
E) Karşı dava olarak
Cevabı göster
Cevap: D. Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz; bu tek cümle onun def'i niteliğini ortaya koyar. Sonuçları da buradan çıkar: yalnız borçlu ileri sürebilir, ileri sürülmezse alacak hükme bağlanır ve süre dolduktan sonra yapılan ödeme geçerli olup geri istenemez.

Şık analizi

A) Hâkimin resen gözetmesi hak düşürücü sürelere özgüdür; zamanaşımında böyle bir yetki yoktur.
B) Bilirkişi incelemesi teknik konular içindir; zamanaşımı hukuki bir savunmadır.
C) İtiraz hakkın doğumuna engel olan vakıaların ileri sürülmesidir ve hâkim onu resen inceler.
E) Karşı dava ayrı bir talep içindir; zamanaşımı yalnız savunma olarak ileri sürülür.

← Zamanaşımı Süreleri ve İşleyişiMüteselsil Borçluluk →