EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 53 / 54

Kefalet Sözleşmesinin Kurulması

6 Hâkimlik

Hızlı özet

Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 581). Kanun kefaleti, borcu ödememenin riskini alacaklıdan alıp üçüncü bir kişinin malvarlığına aktaran bir güvence kurumu olarak düzenler ve bu kişiyi ağır biçimde korur.

Çerçeve

  • Kefaletin Unsurları ve Fer'îliği
  • Geçerlilik Şekli ve El Yazısıyla Yazılacak Unsurlar
  • Eşin Rızası ve Aranmayacağı Hâller
  • Kefalet Ehliyeti
  • Asıl Borcun Geçerliliğine Bağlılık
  • Gelecekteki ve Şarta Bağlı Borca Kefalet

Tanımlar ve Şartlar

  • Geçerli bir asıl borç — kefaletin güvence verdiği borç ilişkisi.
  • Kişisel güvence — kefil bütün malvarlığıyla sorumlu olur, belirli bir mal değil.
  • Alacaklı ile kefil arasında sözleşme — borçlunun rızası ve hatta bilgisi aranmaz.
  • Kefilin sorumlu olacağı miktarın artması.
  • Adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesi.
  • Kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalması.

Kurallar

  • Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 581).
  • Kanun bu nedenle bir kaçış yasağı getirmiştir: kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır (TBK m. 603).
  • Kefalet yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz (TBK m. 583).
  • Evli bir kişi, ancak diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olabilir (TBK m. 584).
  • Ehliyet kuralının kapsamı da TBK m. 603 ile genişler: şekil, ehliyet ve eşin rızası hükümleri, gerçek kişilerce başka ad altında verilen kişisel güvencelere de uygulanır.
  • Kefalet, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir (TBK m. 582).
  • Kanun bir de genel bir koruma kuralı koyar: kanundan aksi anlaşılmadıkça kefil, bu bölümde kendisine tanınan haklardan önceden feragat edemez (TBK m. 582/3).
  • Kefalet yalnız mevcut borçlar için kurulmaz: gelecekte doğacak ya da koşula bağlı bir borç için de, bu borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kefalet sözleşmesi kurulabilir (TBK m. 582).
  • Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki malî durumu sözleşmenin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa ya da kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman sözleşmeden dönebilir (TBK m. 599).

Sınav Notu

  • Kefalet, kefil ile alacaklı arasında kurulur; borçlunun rızası aranmaz. Kefil kişisel olarak, bütün malvarlığıyla sorumludur (TBK m. 581).
  • Fer'îlik: kefalet borcu asıl borçla doğar, onun kapsamıyla sınırlıdır, onunla sona erer. Garanti sözleşmesinde taahhüt bağımsızdır, rehinde güvence aynidir.
  • Şekil geçerlilik koşuludur: yazılı şekil + azamî miktar + kefalet tarihi (TBK m. 583). Üç unsur kefilin el yazısıyla yazılır: azamî miktar, tarih ve varsa müteselsil kefil sıfatı.
  • El yazısı eksikliğinin sonucu neyin eksik olduğuna bağlıdır: azamî miktar veya kefalet tarihi kefilin el yazısıyla yazılmamışsa kefalet geçersizdir; yalnız müteselsil sıfatı el yazısıyla belirtilmemişse müteselsil kefalet kurulmaz, diğer koşullar varsa kefil adi kefil kalır (TBK m. 583). Sorumluluğu artıran sonraki değişiklikler aynı şekle tabidir, azaltan değişiklikler değildir.
  • Eşin rızası yazılı olmalı ve en geç kurulma anında verilmelidir; sonradan icazet geçersizliği gidermez (TBK m. 584).
  • Rıza gerektiren sonraki değişiklikler üçtür: miktarın artması, adiden müteselsile dönüşme, güvencelerin önemli ölçüde azalması.
  • Rıza aranmayan hâller: ayrılık kararı veya ayrı yaşama hakkı; ticari işletme sahibi, şirket ortağı veya yöneticisi, kayıtlı esnaf ve sanatkâr, faiz destekli krediler ve kooperatif kredileri (2013, 6455 sayılı Kanun). Ticari istisnalar yalnız kefilin sıfatına bağlı değildir: kefaletin işletme ya da şirketle ilgili, esnaf ve sanatkârda ise meslekî faaliyetle ilgili olması da aranır (TBK m. 584).
  • Vesayet altındaki kişi adına kefil olunamaz (TMK m. 449); yasak mutlaktır. Şekil, ehliyet ve eşin rızası hükümleri başka ad altındaki kişisel güvencelere de uygulanır (TBK m. 603).
  • Kefalet mevcut ve geçerli borç için yapılır. Kuralın iki istisnası da kefilin bilerek risk üstlenmesine dayanır: yanılma veya ehliyetsizlik sebebiyle borçlunun sorumlu olmadığı bir borca, eksikliği bilerek güvence veren kefil sorumlu olur; aynı kural zamanaşımına uğramış borca kefil olan kişi hakkında da uygulanır (TBK m. 582). Kefil, kendisine tanınan haklardan önceden feragat edemez.
  • Gelecekteki ve koşula bağlı borca kefalet mümkündür; borçlunun malî durumu önemli ölçüde bozulursa kefil, borç doğmadığı sürece yazılı bildirimle dönebilir ve alacaklının güven zararını öder (TBK m. 599).

Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 581). Kanun kefaleti, borcu ödememenin riskini alacaklıdan alıp üçüncü bir kişinin malvarlığına aktaran bir güvence kurumu olarak düzenler ve bu kişiyi ağır biçimde korur.

A. Kefaletin Unsurları ve Fer'îliği

Üç unsur aranır:

  • Geçerli bir asıl borç — kefaletin güvence verdiği borç ilişkisi.
  • Kişisel güvence — kefil bütün malvarlığıyla sorumlu olur, belirli bir mal değil.
  • Alacaklı ile kefil arasında sözleşme — borçlunun rızası ve hatta bilgisi aranmaz.

Üçüncü unsur çok gözden kaçar: kefalet, kefil ile alacaklı arasında kurulur. Borçlunun kefaletten haberi olmaması sözleşmeyi etkilemez; kefil ile borçlu arasındaki iç ilişki ayrı bir hukuki ilişkidir ve çoğu zaman vekâlet ya da vekâletsiz iş görmedir.

Kefaletin temel özelliği fer'îliğidir: kefalet borcu asıl borca bağlıdır, onunla doğar, onun kapsamıyla sınırlı kalır ve onunla sona erer. Bu yüzden asıl borç hangi sebeple olursa olsun sona erdiğinde kefil de borcundan kurtulur (TBK m. 598).

Fer'îlik, kefaleti komşu kurumlardan ayıran ölçüttür. Garanti sözleşmesinde garanti veren, bir başkasının borcuna değil kendi bağımsız taahhüdüne dayanır; asıl borcun geçersizliği onu kurtarmaz. Rehinde ise güvence kişisel değil aynidir: alacaklı belirli bir mal üzerinden alacağını alır. Borca katılmada katılan, asıl borçlunun yanında kendi borcu olarak aynı borcu üstlenir.

Fer'îliğin üç ayrı görünümü vardır ve üçü de sınavda ayrı ayrı sorulur: kefalet borcu asıl borçtan önce doğmaz, asıl borcun kapsamını aşamaz ve asıl borç sona erince kendiliğinden düşer. İkinci görünüm bir sınır da koyar: taraflar kefalet borcunu asıl borçtan ağırlaştıramaz, ama kefil lehine hafifletebilirler.

Ayrımın pratik önemi şekil kuralındadır: kefalet ağır şekil koşullarına bağlıyken garanti sözleşmesi şekle bağlı değildir. Kanun bu nedenle bir kaçış yasağı getirmiştir: kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır (TBK m. 603). Sözleşmeye "garanti" adını koymak, gerçek kişinin korumasını ortadan kaldırmaz.

B. Geçerlilik Şekli ve El Yazısıyla Yazılacak Unsurlar

Kefalet yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz (TBK m. 583). Şekil bir ispat kuralı değil, geçerlilik koşuludur; eksikliği kesin hükümsüzlük doğurur.

Kanun bununla yetinmez ve bazı unsurların kefilin kendi el yazısıyla yazılmasını arar:

  • Sorumlu olduğu azamî miktar.
  • Kefalet tarihi.
  • Müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla ya da bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiği.

El yazısı koşulunun amacı uyarıdır: kefilin ne kadarlık bir yükün altına girdiğini eliyle yazarak fark etmesi istenir. Üçüncü satır özellikle önemlidir — el yazısıyla yazılmamışsa kefalet geçersiz olmaz, ama müteselsil kefalet sayılmaz; kefil adi kefil olarak kalır ve tartışma def'inden yararlanır.

Şekil kuralı iki noktaya daha uzanır. Birincisi, kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ile kefil olma vaadi de aynı şekle bağlıdır; vekâletname de bu koşulları taşımalıdır. İkincisi, kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz. Sorumluluğu azaltan değişiklikler ise şekle tabi değildir; koruma tek yönlüdür.

Taraflar yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı da kararlaştırabilirler.

C. Eşin Rızası ve Aranmayacağı Hâller

Evli bir kişi, ancak diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olabilir (TBK m. 584). Rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır; sonradan verilen icazet geçersizliği gidermez. Bu, kefalette rızanın genel temsil kurallarından ayrıldığı noktadır.

Rızanın aranmadığı hâller üç öbekte toplanır. Birincisi eşler arasındaki durumla ilgilidir: mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı varsa ya da yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmuşsa rıza aranmaz.

İkincisi sonraki değişikliklerle ilgilidir. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan değişiklikler için eşin rızası kural olarak aranmaz; rıza yalnız değişiklik şu üç sonuçtan birini doğuruyorsa gerekir:

  • Kefilin sorumlu olacağı miktarın artması.
  • Adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesi.
  • Kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalması.

Üçüncü öbek 2013 yılında 6455 sayılı Kanun'la eklenen ticari istisnalardır. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi ya da ticaret şirketinin ortak veya yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilen kefaletlerde, meslekî faaliyetleriyle ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı kişilerin verdiği kefaletlerde, 5570 sayılı Kanun kapsamındaki faiz destekli kredilerde ve tarım kredi, tarım satış, esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurumlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde eşin rızası aranmaz.

İstisnanın mantığı korumanın amacındadır: kanun aile ekonomisini korur, ticari hayatın olağan güvence pratiğini değil.

D. Kefalet Ehliyeti

Kefil olmak için tam fiil ehliyeti gerekir. Kefalet, malvarlığını karşılıksız biçimde riske sokan bir işlem olduğu için sınırlı ehliyetsizlerin yasal temsilcinin izniyle yapabileceği işlemlerden sayılmaz: vesayet altındaki kişi adına kefil olunamaz (TMK m. 449). Yasak mutlaktır; vasi vesayet makamının izniyle de bu işlemi yapamaz.

Tüzel kişilerde ölçüt farklıdır: kefalet, tüzel kişinin amacı ve organının yetkisi içinde kalmalıdır. Ticaret şirketlerinde esas sözleşme sınırlamaları ile temsil yetkisinin kapsamı birlikte değerlendirilir.

Ehliyet kuralının kapsamı da TBK m. 603 ile genişler: şekil, ehliyet ve eşin rızası hükümleri, gerçek kişilerce başka ad altında verilen kişisel güvencelere de uygulanır. Üçünün birlikte sayılması rastlantı değildir; bunlar kefilin korunmasının çekirdeğidir.

E. Asıl Borcun Geçerliliğine Bağlılık

Kefalet, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir (TBK m. 582). Asıl borç baştan geçersizse kefalet de geçersizdir; fer'îliğin doğrudan sonucudur.

Kuralın iki istisnası vardır ve ikisi de kefilin bilerek risk üstlenmesine dayanır. Yanılma veya ehliyetsizlik sebebiyle borçlunun sorumlu olmadığı bir borca kişisel güvence veren kişi, yükümlülük altına girdiği sırada sözleşmeyi sakatlayan eksikliği biliyorsa kefalet hükümlerine göre sorumlu olur. Aynı kural, borçlu yönünden zamanaşımına uğramış bir borca kefil olan kişi hakkında da uygulanır.

Buradaki ölçüt bilgidir: kefil eksikliği bilmiyorsa fer'îlik işler ve kurtulur, biliyorsa sorumluluğu doğar. Kefil bu hâlde asıl borçtan daha güçlü bir borç üstlenmiş olur — fer'îliğin kanunla kırıldığı ender durumdur.

Kanun bir de genel bir koruma kuralı koyar: kanundan aksi anlaşılmadıkça kefil, bu bölümde kendisine tanınan haklardan önceden feragat edemez (TBK m. 582/3). Hüküm emredicidir ve sözleşmeye konulacak feragat kayıtlarını geçersiz kılar.

F. Gelecekteki ve Şarta Bağlı Borca Kefalet

Kefalet yalnız mevcut borçlar için kurulmaz: gelecekte doğacak ya da koşula bağlı bir borç için de, bu borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kefalet sözleşmesi kurulabilir (TBK m. 582). Uygulamada kredi limitleri ve cari hesaplar için verilen kefaletler bu türdendir.

Bu esneklik kefil için bir risk doğurur: borç henüz doğmamışken borçlunun malî durumu bozulabilir. Kanun karşılığında bir dönme hakkı tanır. Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki malî durumu sözleşmenin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa ya da kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman sözleşmeden dönebilir (TBK m. 599).

Dönmenin bedeli vardır: kefil, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. Dönme hakkı yalnız borç doğmadan önce kullanılabilir; borç doğduktan sonra kefil olağan yollarla bağlıdır.

Örnek olay

(P), arkadaşı (R)'nin bankadan kullanacağı 500.000 TL'lik krediye kefil olmuştur. Banka tip sözleşmesinde "kefil müteselsil kefildir" ibaresi matbu olarak basılıdır; (P) sözleşmeyi yalnız imzalamış, altına kendi el yazısıyla "500.000 TL" ve tarih yazmıştır. (P) evlidir; eşi (S)'nin rızası sözleşmeden iki hafta sonra yazılı olarak alınmıştır. Kredi henüz kullandırılmamışken (R)'nin işyeri kapanmış ve malî durumu kefalet sırasında bilinenden çok daha kötü çıkmıştır; (R) hakkında iflas kararı verilmemiş, konkordato mehli de istenmemiştir. Banka, (P)'den doğrudan ödeme istemektedir.

Değerlendirme: Önce şekil incelenir. Kefalet, yazılı şekilde yapılmadıkça ve azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz; bu üç unsur sözleşmede vardır ve ikisi (P)'nin el yazısıyla yazılmıştır (TBK m. 583). Kefaletin kendisi bu yönüyle geçerlidir.

Müteselsil sıfatı ise ayrı bir sorundur. Kanun, müteselsil kefil olunması durumunda bu sıfatın da kefilin el yazısıyla belirtilmesini arar. Matbu ibare bu koşulu karşılamaz; sonuç kefaletin geçersizliği değil, müteselsil kefaletin kurulmamış olmasıdır. (P) adi kefil sayılır ve bunun doğrudan bir pratik sonucu vardır: adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez (TBK m. 585). Doğrudan başvurmayı açan dört hâlden hiçbiri de yoktur: kesin aciz belgesi alınmamış, Türkiye'de takibat imkânsızlaşmamış veya önemli ölçüde güçleşmemiş, (R)'nin iflasına karar verilmemiş ve konkordato mehli verilmemiştir. İşyerinin kapanması tek başına bu istisnaları açmaz. Bankanın doğrudan ödeme istemi bu yüzden yerinde değildir.

Eşin rızası bakımından sonuç daha ağırdır. Evli kişinin kefil olabilmesi için diğer eşin yazılı rızası gerekir ve bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır (TBK m. 584). (S)'nin rızası iki hafta sonra alındığına göre koşul gerçekleşmemiştir; sonradan verilen rıza sözleşmeyi geçerli hâle getirmez ve kefalet kesin hükümsüzdür. Ayrılık kararı ya da ayrı yaşama hakkı bulunmadığından ilk istisna da işlemez.

Bir noktanın sınanması gerekir: (R)'nin kredisi ticari nitelikte olsaydı sonuç değişir miydi? Kanunun saydığı istisnalar yalnız kefilin sıfatına bağlı değildir; kefaletin o sıfatla bağlantılı olması da gerekir. Ticaret siciline kayıtlı işletmenin sahibi ile ticaret şirketinin ortak veya yöneticisinin kefaleti işletme ya da şirketle ilgili olmalıdır; kayıtlı esnaf ve sanatkârda ise kefaletin meslekî faaliyetle ilgili olması aranır (TBK m. 584). (P) arkadaşına kefil olan bir gerçek kişidir; istisna kapsamına girmez.

Kefalet geçerli olsaydı bile (P)'nin elinde bir yol daha vardı. Kredi henüz kullandırılmadığına göre ortada gelecekte doğacak bir borca kefalet vardır. Borçlunun borcun doğumundan önceki malî durumu sözleşmeden sonra önemli ölçüde bozulmuşsa ya da kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefaletten dönebilir (TBK m. 599). (R)'nin iflası bu koşulu karşılar. (P) bu yolu seçseydi bankanın kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermek zorunda kalırdı; bu, dönmenin bedelidir ve asıl borcun tamamı değildir.

Kefaletin bu olayda kim ile kim arasında kurulduğu da hatırlanmalıdır: sözleşme (P) ile banka arasındadır, (R) taraf değildir. (R)'nin kefaletten haberi bulunmasa bile sözleşme geçerli biçimde kurulurdu; (P) ile (R) arasındaki ilişki ayrıdır ve ödeme yapıldığında rücunun dayanağını oluşturur. Aynı sebeple (R)'nin itirazı kefaletin kurulmasını engellemezdi.

Son olarak sözleşmeye "(P) bu bölümde kendisine tanınan haklardan feragat eder" biçiminde bir kayıt konulmuş olsaydı, bu kayıt sonuç doğurmazdı: kanundan aksi anlaşılmadıkça kefil, kendisine tanınan haklardan önceden feragat edemez (TBK m. 582). Banka, adı "garanti sözleşmesi" olan bir metin imzalatarak da aynı sonuca ulaşamazdı; şekil, ehliyet ve eşin rızası hükümleri başka ad altında verilen kişisel güvencelere de uygulanır (TBK m. 603).

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 6 soru eşleşti, ilk 6 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2022 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ (ARALIK)
Okuma yazma bilen görme engelli A, borç altına gireceği ve adi yazılı şekle tabi bir sözleşmeyi B ile düzenlemek istiyor. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre bu durumda A'nın el yazısıyla imza atmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) A'nın imzasını el yazısıyla atması yeterlidir ancak yalnızca B'nin talebi varsa imzasında şahit aranır.
B) A'nın imzasını el yazısıyla atması yeterlidir, kendisinin veya B'nin talebi olsa dahi imzasında şahit aranmaz.
C) A'nın imzasını el yazısıyla atması yeterlidir ancak yalnızca kendisinin talebi varsa imzasında şahit aranır.
D) A'nın imzasını el yazısıyla atması her koşulda hükümsüzdür.
E) A, ancak şahit huzurunda el yazısıyla imzasını atabilir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 2 2009 KPSS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, sözleşmelerin şekliyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir.
B) Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerin değiştirilmesinde, yazılı şekle uyulması kural olarak zorunludur.
C) Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması gerekir.
D) Görme engellilerin imzalarında, talepleri hâlinde şahit aranır.
E) Sözleşmeler için kanunda öngörülen şekil, kural olarak ispat şeklidir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 3 2019 İDARİ HAKİMLİK
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, görme engellilerin borç altına girdikleri bir sözleşmede atacakları imzaya ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Görme engellinin isteğine bakılmaksızın imzanın atıldığı sırada en az iki şahit bulunmalıdır.
B) İmzanın atıldığı sırada en az bir şahit bulunmalı, şahit de bu sıfatını belirterek borç altına girilen metni imzalamalıdır.
C) Görme engellinin talebi yoksa yanında şahit bulunmaksızın imzasını el yazısıyla atması yeterlidir.
D) Görme engelli adına imza, yasal temsilcisi tarafından atılmalıdır.
E) Görme engellinin imzasının geçerliliği, noter önünde atılmış olmasına bağlıdır.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 4 2014 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
Muvazaa ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) İki kişinin, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan bir işlem yapmaları hâlinde muvazaa söz konusudur.
B) Eğer görünürdeki işlemin altında bir de tarafların gerçek iradelerine uyan gizli bir işlem varsa bu işlem taraf iradelerine uygun olduğundan her halükârda geçerlidir.
C) Görünürdeki işlem muvazaa nedeniyle kesin hükümsüzdür.
D) Üçüncü kişiler muvazaayı her tür delile ispat edebilirler.
E) Borçlu, yazılı borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 5 2017 KPSS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, sözleşmelerde şekille ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil kural olarak geçerlilik şeklidir.
B) Kanunda şekle bağlanmamış bir sözleşmenin taraflarca belirli bir şekilde yapılması kararlaştırılmışsa belirlenen şekilde yapılmayan sözleşme, tarafları bağlamaz.
C) Kanunlarda öngörülen istisnalar dışında ön sözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır.
D) Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin yanında alacaklıların imzalarının da bulunması zorunludur.
E) Sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler hariç olmak üzere, kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulması zorunludur.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 6 2014 ADLİ HAKİMLİK
Kefalet sözleşmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Kefalet sözleşmesi feri nitelikte olduğundan asıl borcu doğuran sözleşme geçersiz olduğu takdirde kefalet sözleşmesi de geçersiz olur.
B) Kefalet sözleşmesinin geçerliliği adi yazılı şekil şartına bağlanmış olup sözleşmede bazı hususların kefilin el yazısıyla belirtilmesi gerekir.
C) Kefilin, kefaletten doğan borcunu yerine getirmesinden sonra asıl borçluya başvurma imkânı yoktur.
D) Kefil evliyse kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, kanunda öngörülen istisnai haller hariç eşinin rızası aranır.
E) Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.
Cevabı göster
Cevap: C.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 5 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 335
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre kefaletin unsurları, fer'îliği ve garanti sözleşmesinden ayrılmasıyla ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Kefalet sözleşmesinin kurulabilmesi için asıl borçlunun da rızasının alınmış olması her hâlde zorunludur
B) Kefil belirli bir malla değil bütün malvarlığıyla sorumlu olur; verilen güvence kişisel niteliktedir
C) Garanti verenin taahhüdü bağımsızdır; asıl borcun geçersiz olması onu borcundan kurtarmaya yetmez
D) Kefalet borcu asıl borçtan önce doğmaz, onun kapsamını aşamaz ve asıl borç sona erince kendiliğinden düşer
E) Kefaletin şekline ve eşin rızasına ilişkin hükümler başka ad altında yapılan güvence sözleşmelerine de uygulanır
Cevabı göster
Cevap: A. Kefalet, kefil ile alacaklı arasında kurulur; borçlunun rızası ve hatta bilgisi aranmaz. A bu unsuru yanlış gösterdiği için doğru cevaptır. Kefil ile borçlu arasındaki iç ilişki ayrı bir hukuki ilişkidir ve çoğu zaman vekâlet ya da vekâletsiz iş görme olarak nitelendirilir.

Şık analizi

B) Kefalette güvence kişiseldir, rehinde aynidir.
C) Garanti sözleşmesi fer'î değildir.
D) Fer'îliğin üç görünümü doğru sıralanmıştır.
E) Kanunun kaçış yasağı hükmüdür.
Soru 336
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre kefalet sözleşmesinin geçerliliği için aranan şekil koşulları ve kefilin el yazısıyla yazması gereken unsurlar düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi el yazısı aranan unsurlardan biri değildir?
A) Kefilin sorumlu olacağı azamî miktarın rakam ve yazıyla gösterilmiş olması
B) Kefilin borçluya karşı sahip olduğu rücu hakkının kapsamının gösterilmesi
C) Kefalet sözleşmesinin hangi tarihte kurulduğunu gösteren kefalet tarihi
D) Müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girildiğini gösteren ifadenin yazılması
E) Bu anlama gelen ve müteselsil sorumluluğu ortaya koyan başka bir ifadenin bulunması
Cevabı göster
Cevap: B. Kanun üç unsurun kefilin el yazısıyla yazılmasını arar: sorumlu olduğu azamî miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla yükümlülük altına girdiği. Rücu hakkının kapsamı bu sayımda yer almaz; B bu yüzden doğru cevaptır. El yazısı koşulunun amacı uyarıdır: kefilin yükün ağırlığını eliyle yazarak fark etmesi istenir.

Şık analizi

A) Azamî miktar el yazısıyla yazılır.
C) Kefalet tarihi de aynı koşula tabidir.
D) Müteselsil kefil sıfatı üçüncü unsurdur.
E) Aynı anlama gelen ifade de yeterli sayılır.
Soru 337
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre kefalette aranan geçerlilik şeklinin niteliği, el yazısı koşulunun yerine getirilmemesinin doğuracağı sonuç, kefil olma vaadinin hangi şekle bağlı olduğu ve sonradan yapılan değişikliklerin şekil bakımından nasıl değerlendirileceği birlikte düşünüldüğünde:I.Şekil bir ispat kuralı değil, geçerlilik koşuludur ve eksikliği kesin hükümsüzlük doğurur.II.Müteselsil kefil olduğu el yazısıyla yazılmamışsa kefalet geçersiz olmaz, kefil adi kefil sayılır.III.Kefilin sorumluluğunu azaltan sonraki değişiklikler de kefalet şekline uyulmadıkça hüküm doğurmaz.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Şekil bir geçerlilik koşuludur ve eksikliği kesin hükümsüzlük doğurur (I doğru). El yazısı koşulunun üçüncü unsurdaki eksikliği ise kefaleti geçersiz kılmaz, yalnız adi kefalete çevirir ve kefil tartışma def'inden yararlanır (II doğru). III ise korumanın yönünü ters çevirir: şekle bağlı olan, kefilin sorumluluğunu artıran değişikliklerdir; azaltan değişiklikler şekle tabi değildir.

Şık analizi

A) II de doğrudur; sonuç adi kefalettir.
B) III tek yanlış öncüldür.
D) Yanlış olan III öncülünü taşır.
E) Üçünü birden doğru saymak korumanın tek yönlülüğünü silmek olurdu.
Soru 338
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre evli bir kişinin kefil olmasında eşin rızasına ilişkin kural hangisinde doğru verilmiştir?
A) Rıza sözleşmeden sonra verilebilir ve sonradan verilen icazet geçersizliği giderir
B) Eşin rızası hiçbir hâlde aranmaz; kefalet tek başına geçerli olarak kurulabilir
C) Rıza yalnız sözlü olarak verilebilir ve yazılı biçim burada aranmamaktadır
D) Rıza yazılı olmalı ve en geç sözleşmenin kurulduğu anda verilmiş bulunmalıdır
E) Ayrılık kararı bulunsa bile eşin yazılı rızası her durumda aranmaya devam eder
Cevabı göster
Cevap: D. Evli bir kişi ancak diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olabilir ve rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır; sonradan verilen icazet geçersizliği gidermez. Kefaletin genel temsil kurallarından ayrıldığı nokta budur. Mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı varsa ya da yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmuşsa rıza aranmaz.

Şık analizi

A) Sonradan verilen icazet sonucu değiştirmez.
B) Rıza kural olarak aranır.
C) Rıza yazılı olmak zorundadır.
E) Ayrılık kararı rızayı gereksiz kılar.
Soru 339
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre kefilin verdiği güvence ne türdendir?
A) Ayni
B) Sınırlı
C) Bölünmüş
D) Ortak
E) Kişisel
Cevabı göster
Cevap: E. Kefalette verilen güvence kişiseldir: kefil belirli bir malla değil, bütün malvarlığıyla sorumlu olur. Rehinde ise güvence aynidir ve alacaklı yalnız belirli bir mal üzerinden alacağını alır. Kanun kefaleti, ödememe riskini alacaklıdan alıp üçüncü bir kişinin malvarlığına aktaran bir güvence kurumu olarak düzenler ve bu yüzden kefili ağır biçimde korur.

Şık analizi

A) Ayni güvence rehinde söz konusudur.
B) Sorumluluğun miktarla sınırlanması ayrı bir konudur.
C) Bölünmüş sorumluluk birlikte kefalette gündeme gelir.
D) Ortaklık kefaletin niteliğini anlatmaz.

← Saklama SözleşmeleriKefalet Türleri, Hükümleri ve Sona →