EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 18 / 54

Borçlu Temerrüdü

30 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Borca aykırılığın en sık görülen biçimi, edimin mümkün olduğu hâlde zamanında yerine getirilmemesidir. Borçlu temerrüdü, muaccel bir borcun ifasında gecikmedir ve kanunun en ayrıntılı düzenlediği kurumlardan biridir.

Çerçeve

  • Temerrüdün Koşulları ve İhtar
  • İhtara Gerek Olmayan Hâller
  • Kusura Bağlı Olmayan Sonuçlar
  • Aşkın Zarar
  • Karşılıklı Borç Yükleyen Sözleşmelerde Süre Verme
  • Alacaklının Üç Seçimlik Hakkı
  • Sözleşmeden Dönmenin Sonuçları

Tanımlar ve Şartlar

  • borçlunun borcu ifa etmesi ya da usulüne uygun biçimde ifayı önermesi;
  • alacaklının ifayı erteleyen bir anlaşmaya yanaşması; buna karşılık TBK m. 123 uyarınca verilen ek süre temerrüdü sona erdirmez — o süre, seçimlik hakların kullanılabilmesi için borçluya tanınan son ifa imkânıdır;
  • borcun başka bir sebeple sona ermesi — ibra, takas, yenileme;
  • alacaklının temerrüde düşmesi, çünkü bu andan sonra gecikme ona yüklenir.
  • Borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmişse, o günün geçmesiyle temerrüt kendiliğinden doğar.
  • İfa gününü taraflardan biri, sözleşmenin kendisine tanıdığı bir yetkiye dayanıp usulünce bildirerek belirlemişse sonuç aynıdır: o günün geçmesi temerrüdü doğurur.
  • Haksız fiilde fiilin işlendiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur.
  • Sebepsiz zenginleşmede zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüt doğar; ancak zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.
  • temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat ederek;
  • ya da borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile beklenmedik hâlin ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat ederek.
  • Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa.
  • Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa.
  • Borcun ifasının belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa.

Kurallar

  • Gecikme tazminatı kusura bağlıdır: temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 118).
  • Beklenmedik hâlden sorumluluk ise temerrüdün en ağır sonucudur: temerrüde düşen borçlu, beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan sorumludur (TBK m. 119).
  • Uygulanacak yıllık oran sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir; sözleşmeyle kararlaştırılacak oran kanuni oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz (TBK m. 120).
  • Faiz, irat ve bağışlama borçlarında özel bir kural işler: bu borçları ödemekte temerrüde düşen borçlu, icra takibine girişildiği veya dava açıldığı günden başlayarak temerrüt faizi öder; buna aykırı anlaşmalar ceza koşulu hükümlerine tabi olur ve temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemez (TBK m. 121).
  • Kanun bu boşluğu aşkın zarar kurumuyla doldurur: alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zararı da gidermekle yükümlüdür (TBK m. 122).
  • Taraflardan biri temerrüde düştüğünde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir (TBK m. 123).
  • İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek — dönerek değil — sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir (TBK m. 126).
  • Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler (TBK m. 125).

Karşılaştırma

SeçimNe istenirSözleşmeZarar türü
Aynen ifa + gecikme tazminatıedimin kendisi ve gecikme zararıayaktamüspet
İfadan vazgeçip tazminatifa edilmemesinden doğan zararayaktamüspet
Sözleşmeden dönmeverilenlerin iadesi ve menfi zararortadan kalkarmenfi

Sınav Notu

  • Temerrüdün iki koşulu: borç muaccel olacak ve alacaklı ihtarda bulunacak (TBK m. 117). Kusur aranmaz; kusur yalnız bazı sonuçları etkiler.
  • Borçlunun ödemezlik def'i gibi haklı bir def'i varsa temerrüt doğmaz.
  • İhtar gerekmeyen hâller: ifa günü birlikte belirlenmişse ya da saklı tutulan hakka dayanan bildirimle belirlenmişse, haksız fiilde fiil tarihinde, sebepsiz zenginleşmede zenginleşme tarihinde. İyiniyetli zenginleşende bildirim şarttır — en sık sorulan ayrıntı budur.
  • Gecikme tazminatı kusura bağlıdır ve kusursuzluğu borçlu ispatlar (TBK m. 118).
  • Beklenmedik hâlden sorumluluk temerrüdün en ağır sonucudur; iki kurtuluş yolu: temerrütte kusursuzluk ya da zamanında ifa edilseydi de zararın doğacağını ispat (TBK m. 119).
  • Temerrüt faizi tavanı kanuni oranın %100 fazlasıdır (anapara faizinde %50). Temerrüt faizine temerrüt faizi yürütülemez (TBK m. 120–121).
  • Faiz, irat ve bağışlamada temerrüt faizi takip veya dava tarihinden işler (TBK m. 121).
  • Aşkın zararda zararı alacaklı, kusursuzluğu borçlu ispatlar; miktar davada belirlenebiliyorsa hâkim istem üzerine ona da hükmeder (TBK m. 122).
  • Süre verilmesini gerektirmeyen üç durum: süre vermenin etkisiz olacağının anlaşılması, ifanın alacaklı için yararsız kalması, kesin vadeli işlem (TBK m. 124). Sayım sınırlayıcıdır.
  • Üç seçimlik hak: aynen ifa + gecikme tazminatı (her zaman), ifadan vazgeçip müspet zarar, dönme + menfi zarar. Son ikisi için vazgeçmenin hemen bildirilmesi şarttır (TBK m. 125).
  • Sürekli edimli sözleşmede dönme değil fesih vardır; fesih ileriye, dönme geçmişe etkilidir (TBK m. 126).
  • Dönmede taraflar ifa yükümlülüğünden kurtulur, verilenleri geri ister; tazminat için borçlunun kusursuzluğunu ispat edememesi gerekir ve istenen menfi zarardır.
  • Temerrüt; ifa, usulüne uygun ifa önerisi, borcun sona ermesi veya alacaklı temerrüdü ile sona erer. Sona erse de doğmuş gecikme tazminatı ve temerrüt faizi ayakta kalır.
  • Gecikme tazminatı her borçta, aşkın zarar yalnız para borçlarında gündeme gelir; o fazla, temerrüt faizinin karşılamadığı kısımdır.

Borca aykırılığın en sık görülen biçimi, edimin mümkün olduğu hâlde zamanında yerine getirilmemesidir. Borçlu temerrüdü, muaccel bir borcun ifasında gecikmedir ve kanunun en ayrıntılı düzenlediği kurumlardan biridir. Bu başlık temerrüdün nasıl doğduğunu, kusurdan bağımsız sonuçlarını ve alacaklının elindeki seçimlik hakları inceler.

A. Temerrüdün Koşulları ve İhtar

Kural tek cümledir: muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer (TBK m. 117). Buradan iki koşul çıkar — borç muaccel olmalı ve alacaklı ihtarda bulunmalıdır.

İhtar, alacaklının borçludan ifayı istediğini bildiren, varması gerekli tek taraflı bir irade açıklamasıdır. Şekle bağlı değildir; sözlü de yapılabilir, ancak ispat kolaylığı için yazılı yapılması yerleşmiştir. İhtarın ifayı kesin ve açık biçimde istemesi gerekir; "ne zaman ödeyeceksin" gibi bir soru ihtar sayılmaz.

Koşullar arasında kusur bulunmadığına dikkat edilmelidir. Temerrüdün doğması için borçlunun gecikmede kusurlu olması aranmaz; kusur yalnız bazı sonuçların doğup doğmayacağını etkiler.

Temerrüdün bir de olumsuz koşulu vardır: borçlunun ifadan kaçınmasını haklı kılan bir def'i varsa temerrüt doğmaz. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede kendi edimini ifa etmemiş alacaklıya karşı ileri sürülen ödemezlik def'i bunun tipik örneğidir.

Temerrüt kendiliğinden de sona erebilir. Sona erme hâlleri şunlardır:

  • borçlunun borcu ifa etmesi ya da usulüne uygun biçimde ifayı önermesi;
  • alacaklının ifayı erteleyen bir anlaşmaya yanaşması; buna karşılık TBK m. 123 uyarınca verilen ek süre temerrüdü sona erdirmez — o süre, seçimlik hakların kullanılabilmesi için borçluya tanınan son ifa imkânıdır;
  • borcun başka bir sebeple sona ermesi — ibra, takas, yenileme;
  • alacaklının temerrüde düşmesi, çünkü bu andan sonra gecikme ona yüklenir.

Temerrüt sona erdiğinde sonuçları da ileriye etkili olarak son bulur; ancak temerrüt döneminde doğmuş gecikme tazminatı ve temerrüt faizi alacağı ayakta kalır.

B. İhtara Gerek Olmayan Hâller

Kanun ihtar koşulunun istisnalarını da göstermiştir (TBK m. 117):

  • Borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmişse, o günün geçmesiyle temerrüt kendiliğinden doğar.
  • İfa gününü taraflardan biri, sözleşmenin kendisine tanıdığı bir yetkiye dayanıp usulünce bildirerek belirlemişse sonuç aynıdır: o günün geçmesi temerrüdü doğurur.
  • Haksız fiilde fiilin işlendiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur.
  • Sebepsiz zenginleşmede zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüt doğar; ancak zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.

Son maddedeki ayrım sınavda doğrudan sorulur: sebepsiz zenginleşmede kural kendiliğinden temerrüttür, iyiniyetli zenginleşen bakımından ise bildirim aranır.

Bu hâllerin yanında, borçlunun borcu ifa etmeyeceğini kesin olarak bildirmesi de ihtarı gereksiz kılar; ihtarın amacı zaten ifayı istemektir ve reddi bildirmiş borçluya karşı bu amaç anlamsızdır.

C. Kusura Bağlı Olmayan Sonuçlar

Temerrüdün sonuçları ikiye ayrılır: bir kısmı kusur aranmadan doğar, bir kısmı borçlunun kusuruna bağlıdır.

Gecikme tazminatı kusura bağlıdır: temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 118). Burada da kusur karinesi işler; borçlu kusursuzluğunu kendisi ispatlar.

Beklenmedik hâlden sorumluluk ise temerrüdün en ağır sonucudur: temerrüde düşen borçlu, beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan sorumludur (TBK m. 119). Zamanında ifa etseydi hiç doğmayacak bir riski, geciktiği için üstlenir. Borçlu bu sorumluluktan iki yoldan kurtulabilir:

  • temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat ederek;
  • ya da borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile beklenmedik hâlin ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat ederek.

Temerrüt faizi para borçlarına özgüdür ve kusurdan bağımsızdır. Uygulanacak yıllık oran sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir; sözleşmeyle kararlaştırılacak oran kanuni oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz (TBK m. 120).

Faiz, irat ve bağışlama borçlarında özel bir kural işler: bu borçları ödemekte temerrüde düşen borçlu, icra takibine girişildiği veya dava açıldığı günden başlayarak temerrüt faizi öder; buna aykırı anlaşmalar ceza koşulu hükümlerine tabi olur ve temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemez (TBK m. 121).

D. Aşkın Zarar

Temerrüt faizi, para borcundaki gecikmenin götürü karşılığıdır; alacaklı bu faizi isterken zarara uğradığını ayrıca ispatlamak zorunda değildir. Peki zararı faizden büyükse?

Kanun bu boşluğu aşkın zarar kurumuyla doldurur: alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zararı da gidermekle yükümlüdür (TBK m. 122).

Rejimin üç özelliği vardır. Zararın varlığını ve miktarını alacaklı ispatlar; buna karşılık kusursuzluğunu borçlu ispatlar. Ayrıca temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder — alacaklı ayrı bir dava açmak zorunda kalmaz.

Uygulamada aşkın zararın tipik hâli, alacağını zamanında alamayan alacaklının daha yüksek maliyetle kredi kullanmak zorunda kalmasıdır.

Aşkın zarar ile gecikme tazminatı karıştırılmamalıdır. Gecikme tazminatı her türlü borçta gündeme gelir ve geç ifadan doğan zararı karşılar; aşkın zarar ise yalnız para borçlarına özgüdür ve temerrüt faizinin karşılamadığı fazlayı kapsar. Para borcunda alacaklının önce temerrüt faizini alması, sonra bunu aşan zararı ayrıca ispatlaması gerekir.

E. Karşılıklı Borç Yükleyen Sözleşmelerde Süre Verme

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı, seçimlik haklarını kullanabilmek için kural olarak önce borçluya bir şans daha vermek zorundadır. Taraflardan biri temerrüde düştüğünde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir (TBK m. 123).

Sürenin "uygun" olup olmadığı somut olaya göre belirlenir: edimin niteliği, borçlunun hazırlık ihtiyacı ve alacaklının bekleme kapasitesi birlikte değerlendirilir.

Kanun süre verilmesine gerek olmayan üç durumu da saymıştır (TBK m. 124):

  • Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa.
  • Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa.
  • Borcun ifasının belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa.

Üçüncü hâl kesin vadeli işlemdir: gelinlik, doğum günü pastası ya da belirli bir tarihe yetişmesi gereken teslimler bu gruptadır. Sayım sınırlayıcıdır ve üçü de somut olayda ispatlanmalıdır.

F. Alacaklının Üç Seçimlik Hakkı

Verilen süre içinde borç ifa edilmemişse ya da süre verilmesini gerektirmeyen bir durum varsa alacaklının önünde üç yol açılır (TBK m. 125):

SeçimNe istenirSözleşmeZarar türü
Aynen ifa + gecikme tazminatıedimin kendisi ve gecikme zararıayaktamüspet
İfadan vazgeçip tazminatifa edilmemesinden doğan zararayaktamüspet
Sözleşmeden dönmeverilenlerin iadesi ve menfi zararortadan kalkarmenfi

Birinci yol alacaklının kendiliğinden sahip olduğu haktır; her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteyebilir. İkinci ve üçüncü yollar ise bir şarta bağlanmıştır: alacaklı, borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirmek zorundadır. Bu bildirim yapılmazsa alacaklı birinci yolda kalmış sayılır.

İkinci ve üçüncü yolun ayrımı da dikkat ister. İkincisinde sözleşme ayakta kalır ve alacaklı ifanın sağlayacağı yararı ister; üçüncüsünde sözleşme ortadan kalkar ve alacaklı sözleşmeye güvenmenin bedelini ister. Hangi zarar türünün isteneceği bu seçime bağlıdır.

Sürekli edimli sözleşmelerde düzen farklıdır. İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek — dönerek değil — sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir (TBK m. 126). Dönme geçmişe, fesih ileriye etkilidir; ifasına başlanmış bir kira ya da hizmet ilişkisinde geçmişi geri sarmak mümkün olmadığı için kanun fesih yolunu seçmiştir.

G. Sözleşmeden Dönmenin Sonuçları

Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler (TBK m. 125). Dönme geçmişe etkilidir; sözleşme hiç kurulmamış gibi bir tasfiye yapılır.

Tazminat bakımından ise bir şart aranır: borçlu temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. Buradaki zarar menfi zarardır; sözleşme ortadan kalktığına göre ifadan beklenen yarar istenemez.

Dönme beyanı tek taraflı, varması gerekli ve şekle bağlı olmayan bir bozucu yenilik doğuran haktır. Kullanıldığı anda sonucunu doğurur, geri alınamaz ve koşula bağlanamaz.

Dönmenin hukuki niteliği öğretide tartışılmıştır. Klasik görüş sözleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalktığını kabul eder; yeni görüş ise sözleşmenin ayakta kaldığını, yalnız asıl edim yükümlülüklerinin bir iade borcu ilişkisine dönüştüğünü savunur. Tartışmanın pratik önemi, sözleşmedeki yan kayıtların — ceza koşulu, yetki şartı, tahkim — dönmeden sonra ayakta kalıp kalmayacağı noktasında ortaya çıkar.

Örnek olay

(H), 10 Nisan'da teslim edilmek üzere (K)'den özel ölçüde bir vitrin dolabı sipariş etmiş, bedelin yarısını peşin ödemiştir. Sözleşmede teslim günü açıkça yazılıdır. (K) 10 Nisan'da teslim etmemiş, (H) 15 Nisan'da yazılı olarak "en geç 30 Nisan'a kadar teslim et" demiştir. (K) bu süre içinde de teslim etmemiş, 5 Mayıs'ta atölyesinde çıkan ve kendisine yüklenemeyen bir yangında dolap yanmıştır. (H) bu arada dolabı bekleyerek mağaza açılışını iki hafta ertelemiş ve bu yüzden ek kira ödemiştir. (H) şimdi hem peşin ödediğini geri istemekte hem ek kira zararını talep etmektedir. (K) ise "yangında hiçbir kusurum yok, borç imkânsızlaştı" demektedir.

Değerlendirme: Temerrüt ihtarsız doğmuştur: ifa günü sözleşmede birlikte belirlendiğine göre, o günün geçmesiyle (K) kendiliğinden temerrüde düşmüştür (TBK m. 117). (H)'nin 15 Nisan'daki yazısı temerrüdü doğuran ihtar değil, seçimlik hakları kullanabilmek için verilen uygun süredir (TBK m. 123).

(K)'nin "yangında kusurum yok" savunması burada işe yaramaz. Temerrüde düşen borçlu beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan da sorumludur (TBK m. 119). (K) bu sorumluluktan ancak iki yoldan kurtulabilir: temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispat ederek ya da borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile yangının dolaba zarar vereceğini ispat ederek. Dolap 10 Nisan'da teslim edilseydi (H)'nin mağazasında olacağına göre ikinci ispat mümkün değildir; birincisi de ortada olmadığına göre (K) sorumludur. Yangında kusursuz olmak, temerrütte kusursuz olmak anlamına gelmez.

(H)'nin elinde üç seçimlik hak vardır ve verdiği süre dolduğuna göre üçü de açıktır (TBK m. 125). Talebinin içeriğine bakıldığında peşin ödediğini geri istemektedir; bu sözleşmeden dönme seçimidir. Dönme hâlinde taraflar ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce verdiklerini geri ister — (H) peşin ödediğini alır.

Ne var ki (H) aynı anda ek kira zararını da istemektedir ve burada zarar türü ayrımı devreye girer. Dönmede istenebilecek olan menfi zarardır: sözleşme hiç kurulmasaydı (H)'nin katlanmayacağı giderler. Mağaza açılışının ertelenmesinden doğan ek kira, sözleşmeye güvenilerek yapılan bir harcamanın sonucudur ve menfi zarar kapsamında değerlendirilebilir. Buna karşılık dolap zamanında gelseydi elde edeceği satış kârı müspet zarardır ve dönme seçildiği için istenemez.

(H) dönmek yerine ikinci yolu seçseydi — ifadan vazgeçip ifa edilmemesinden doğan zararı isteseydi — sözleşme ayakta kalır, peşin ödediği bedel sözleşme içinde mahsup edilir ve (H) müspet zararını, yani satış kârını da isteyebilirdi. Seçimin hangi zarar türünü açtığı sınavda tam bu biçimde sorulur.

Son olarak dönme tazminatı için bir şart daha vardır: (K)'nin temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edememesi. Olayda (K) 10 Nisan ile 30 Nisan arasındaki gecikme için hiçbir haklı sebep göstermemiştir; şart gerçekleşmiştir.

Bir varsayım değiştirildiğinde sonuç da değişir. (H) 15 Nisan'da süre vermek yerine doğrudan dönseydi, dönmesi kural olarak geçersiz olurdu: karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde seçimlik hakları kullanmadan önce uygun süre verilmesi gerekir (TBK m. 123). Süre vermeye gerek olmayan üç durumdan biri bulunsaydı — süre vermenin etkisiz olacağı anlaşılsaydı, ifa (H) için yararsız kalsaydı ya da işlem kesin vadeli olsaydı — doğrudan dönebilirdi (TBK m. 124). Dolabın belirli bir açılış gününe yetişmesi sözleşmede kesin vade olarak kararlaştırılmış olsaydı üçüncü hâl gerçekleşirdi.

Sözleşme sürekli edimli olsaydı da sonuç değişirdi. İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde alacaklının elindeki yol dönme değil fesihtir; fesih ileriye etkilidir ve geçmiş dönem tasfiye edilmez (TBK m. 126). Vitrin dolabı siparişi ani edimli bir eser sözleşmesi olduğu için burada dönme yolu açıktır.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2024 HMGS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi borçlu temerrüdünün kusura bağlı sonuçlarından biridir?
A) Borçlunun borcu aynen ifa etmesi
B) Alacaklının sözleşmeyi feshetmesi
C) Alacaklının aşkın zararının giderilmesi
D) Borçlunun temerrüt faizi ödemesi
E) Alacaklının sözleşmeden dönmesi
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 2 2025 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
A ile B arasında karşılıklı borç yükleyen ve sürekli edimli olmayan bir sözleşme imzalanır. B, muaccel olmasına rağmen borcunu zamanında ifa etmez. Sözleşmedeki koşullara göre B'nin tutumundan borcunu ifa etmesi için süre verilmesinin etkisiz olduğu kesin olarak anlaşılır. Bunun üzerine A, sözleşmeden dönme hakkını kullanmak istediğini B'ye bildirir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre A, sözleşmeden dönme hakkını kullanabilmek içinI.borcun ifasını isteme,II.gecikme tazminatı isteme,III.sözleşmenin hükümsüz kalacak olması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini isteme haklarının hangilerinden vazgeçtiğini B'ye hemen bildirmek zorundadır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 3 Çıkmış soru
Sözleşme ilişkisini sona erdiren aşağıdaki nedenlerin hangisi kural olarak tek taraflı irade beyanıyla kullanılamaz?
A) Fesih
B) Dönme
C) Geri alma
D) İkale
E) İptal
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 4 2024 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK (ARALIK)
Belirli vadeli borçlarla ilgiliI.Vadenin geçmesiyle birlikte borcun ifası imkansızlaşır.II.Borçlunun temerrüde düşmesi için alacaklının borçluya ihtar çekmesi gerekir.III.Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklının seçimlik haklarını kullanabilmesi için borçluya uygun bir süre vermesi gerekir. İfadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) II ve III
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 5 2025 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
A 4 Aralık 2024 tarihinde yapılacak olan ve yalnızca nişanında giyeceği özel elbisenin dikimi için terzi B ile anlaşır. A'dan elbise ölçüsü alınır, gerekli denemeler yapılır ve elbisenin en geç 4 Aralık 2024 tarihinde teslim edileceği kararlaştırılır. Ancak B, elbiseyi kararlaştırılan güne kadar teslim etmez. 4 Aralık 2024 tarihinde de kendisine hiçbir şekilde ulaşılamadığından A, tüm çabasına karşı elbisesini teslim alamaz. Bu olayla ilgiliI.A aynen ifadan vazgeçip müspet zararının tazmini için B'ye uygun bir ek süre vermelidir.II.A, B'nin temerrüdüne rağmen elbisenin kendisine teslimini talep etme hakkına sahiptir.III.B'nin temerrüde düşmesi için ihtara gerek yoktur.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 6 2024 KPSS
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşağıdaki durumların hangisinde borçlunun temerrüde düşmesi için kural olarak alacaklının ihtarı gerekir?
A) Borcun ifa edileceği gün, tarafların anlaşması ile belirlenmişse
B) Borç haksız fiilden doğmuşsa
C) Borçlu, sebepsiz zenginleşmeden doğan iade borcunda iyi niyetliyse
D) Borçlu, borç muaccel olmadan önce alacaklıya borcu ifa etmeyeceğini açıkça bildirmişse
E) Borcun ifa edileceği günü belirleme yetkisi, taraflardan birine bırakılmış ve bu taraf usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle ifa gününü belirtmişse
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 7 2024 SAYIŞTAY
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre ifa güçsüzlüğü nedeniyle ödemezlik defi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde kullanılabilir.
B) Karşılıklı edimlerin muaccel olması gerekir.
C) Borçlunun, borcunu ifada güçsüzlüğe düşmesi sebebiyle alacaklının hakkının tehlikeye düşmesi gerekir.
D) Hakkı tehlikeye düşen taraf, karşı edimin ifası güvence altına alınıncaya kadar kendi ediminin ifasından kaçınabilir.
E) Hakkı tehlikeye düşen alacaklı, uygun bir sürede istediği güvence verilmezse sözleşmeden dönebilir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 8 Çıkmış soru
Boyacı B, A'nın dükkânını bedel karşılığı boyamayı üstleniyor ve bunun için gereken malzemeleri satın alıyor. Kararlaştırılan zamanda boyama işini yapmak üzere dükkâna gelen B, dükkânın kapalı olduğunu görüyor. Bunun üzerine B, dükkânı açması için A'yı telefonla arıyor ancak o sırada akraba ziyaretinde olan A görmesine rağmen telefona cevap vermiyor. Bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) A'nın alacaklı temerrüdüne düşmesi B'nin borçlu temerrüdüne düşmesini engeller.
B) A, alacaklı temerrüdüne düştüğü için ödemezlik defini ileri süremez.
C) A, ifayı kabul etmeye hazır duruma gelirse alacaklı temerrüdü sona erer.
D) A, alacaklı temerrüdüne düşmekte kusurlu değilse B sözleşmeden dönemez.
E) A'nın alacaklı temerrüdüne düşmesi kural olarak alacak hakkını kaybetmesi sonucunu doğurmaz.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 9 Çıkmış soru
Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş veya ifasını önermiş olması gerekir. Bu durumun ifa beklenen tarafça savunma olarak ileri sürülmesi aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?
A) Ödememe protestosu
B) Ödemezlik defi
C) İlk itiraz
D) Tartışma defi
E) Kesin defi
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 10 2008 İDARİ HAKİMLİK
A Üretici Firması, B Acentesine her ay 10 adet motorlu araç teslim etmeyi taahhüt etmiştir. Sözleşme gereğince B, kendisine her ay teslim edilen araçların bedellerini bir sonraki ayda ödeyecektir. A Firması, B'ye ilk 3 ay düzenli olarak araçları teslim etmiş, ancak dördüncü ayda B'nin ekonomik krize girdiğini, aleyhine yapılan takiplerin semeresiz kaldığını öğrenmiş ve araç şevkini durdurmuştur. A, araç şevkine devam edebilmek için B'den araç bedelleri kadar banka teminat mektubu gibi bir teminat göstermesini talep etmiş, B ise buna yanaşmamıştır. A'nın dördüncü aydan itibaren araç teslimini durdurması üzerine B, A aleyhine araçların teslimi ve bu arada uğradığı zararın tazmini için dava açmıştır. Bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) A'nın araç şevkini durdurması sözleşmeye aykırı bir davranıştır, B taleplerinde haklıdır.
B) B'nin henüz iflas etmemiş olması nedeniyle A'nın araç şevkini durdurması sözleşmeye aykırı bir davranıştır, B taleplerinde haklıdır.
C) Sözleşmede açık olarak önce araçların teslimi sonra bedelin ödenmesi öngörüldüğüne göre A'nın araç şevkini durdurması haksızdır, B taleplerinde haklıdır.
D) A'nın araç şevkini durdurması haklıdır, B teminat vermediği sürece A'yı araç teslimine zorlayamaz.
E) A'nın araç şevkini durdurması haksız olup, bu durumda sözleşmeyi feshetmesi gerekirdi. Bunu yapmadığı için B'nin talepleri haklıdır.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 11 2014 SAYIŞTAY
Borçların ifa zamanıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Vadeye bağlanmamış borçlar, kural olarak doğar doğmaz muaccel hâle gelir.
B) Satış sözleşmesinde tarafların borçlarını aynı anda yerine getireceklerini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu hükmü, yedek hukuk kuralı niteliğindedir.
C) Kararlaştırılan vade, belirli vade de olsa kesin vade de olsa vade dolduğunda ihtara gerek olmaksızın borçlu temerrüde düşer.
D) Kararlaştırılan vade, belirli vade de olsa kesin vade de olsa borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı ek mehil vermeksizin seçimlik haklarını kullanabilir.
E) Vadeyi tayin yetkisinin taraflardan birine tanınmış olduğu durumlarda muacceliyet ihbarı, yenilik doğuran bir işlem olarak ortaya çıkar.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 12 2011 KPSS
Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde taraflardan biri, borçlandığı edimi ifa etmeden veya ifasını teklif etmeden, karşı taraftan ifayı talep ederse karşı tarafın ifadan kaçınma hakkına ne ad verilir?
A) İtiraz
B) Ödemezlik defi
C) Takas
D) İbra
E) Zamanaşımı defi
Cevabı göster
Cevap: B.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 8 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 111
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre borçlu temerrüdünün doğması için aranan koşullara, ihtarın niteliğine ve temerrüdün sona ermesine ilişkin aşağıda verilen ifadelerden hangisi kural olarak yanlıştır?
A) Temerrüdün doğabilmesi için borcun muaccel olması yanında, borçlunun gecikmede kusurlu bulunduğunun da ayrıca ispatlanması gerekir.
B) İhtar varması gerekli tek taraflı bir irade açıklamasıdır ve şekle bağlı olmadığı için sözlü de yapılabilir.
C) İhtarın ifayı kesin ve açık biçimde istemesi gerekir; "ne zaman ödeyeceksin" gibi bir soru ihtar sayılmaz.
D) Borçlunun ifadan kaçınmasını haklı kılan bir def'i bulunuyorsa, ihtar yapılsa bile temerrüt kural olarak doğmaz.
E) Alacaklının temerrüde düşmesi, bu andan sonra gecikme ona yükleneceği için borçlu temerrüdünü sona erdiren hâllerdendir.
Cevabı göster
Cevap: A. Temerrüdün koşulları ikidir: borcun muaccel olması ve alacaklının ihtarda bulunması. Kusur bu koşullar arasında yer almaz; temerrüt, borçlu gecikmede kusursuz olsa bile doğar. Kusur yalnız bazı sonuçların doğup doğmayacağını etkiler — gecikme tazminatında ve beklenmedik hâlden sorumluluktan kurtulmada. A, kusuru temerrüdün kuruluş şartı hâline getirdiği için yanlıştır.

Şık analizi

B) İhtar varması gerekli tek taraflı bir irade açıklamasıdır; şekil şartı bulunmadığı için sözlü de geçerlidir.
C) İhtarın ifayı kesin ve açık biçimde istemesi aranır; ifa tarihini soran bir yazı bu niteliği taşımaz.
D) Haklı bir def'i varsa borçlu ifadan kaçınmakta haklıdır ve temerrüt doğmaz; ödemezlik def'i tipik örnektir.
E) Alacaklı temerrüde düştükten sonra gecikme ona yüklendiği için borçlu temerrüdü sona erer.
Soru 112
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarına gerek olmaksızın temerrüde düştüğü hâller bakımından:I.İfa günü taraflarca birlikte belirlenmişse, ayrıca bir ihtara gerek kalmaksızın o günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşer.II.Sebepsiz zenginleşmede zenginleşen iyiniyetli olsa bile temerrüt, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte bildirimsiz doğar.III.Borçlunun borcu ifa etmeyeceğini kesin olarak bildirmiş olması da, ihtarın amacı ortadan kalktığı için ihtarı gereksiz kılar.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: D. Sebepsiz zenginleşmede kural, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüdün kendiliğinden doğmasıdır; ancak zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır. II bu istisnayı yok saydığı için yanlıştır. İfa gününün birlikte belirlenmesi ihtarı gereksiz kılar ve I doğrudur. Borcu ifa etmeyeceğini kesin olarak bildiren borçluya ihtar çekmek anlamsızdır; III de doğrudur.

Şık analizi

A) Yalnız I'i doğru sayar; ifayı kesin olarak reddeden borçluya karşı ihtarın gereksizliği de doğrudur.
B) Yalnız II'yi doğru sayar; oysa iyiniyetli zenginleşen bakımından bildirim aranır.
C) II'yi doğru sayar; bu ifade iyiniyetli zenginleşen istisnasını atlamaktadır.
E) Üç ifadeyi de doğru sayar; II yanlış olduğu için bu birleşim olamaz.
Soru 113
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre (P), sözleşmede açıkça yazılı teslim gününde borcunu ifa etmemiş, gecikme sürerken atölyesinde kendisine yüklenemeyen bir yangın çıkmış ve teslim edilecek eşya yanmıştır. (P), yangında hiçbir kusuru bulunmadığını ileri sürerek borcun imkânsızlaştığını ve sorumlu tutulamayacağını savunmaktadır. Buna göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) (P), teslim günü sözleşmede birlikte belirlendiği için ayrıca bir ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşmüş sayılır.
B) (P) yangında kusursuz olduğunu ispat ettiğine göre, beklenmedik hâl sebebiyle doğan zarardan da sorumlu tutulamaz.
C) Temerrüde düşen borçlu, zamanında ifa etseydi hiç doğmayacak olan beklenmedik hâl riskini de üstlenmiş olur.
D) (P), borcunu zamanında ifa etseydi bile yangının eşyaya zarar vereceğini ispat ederek sorumluluktan kurtulma imkânına sahiptir.
E) Yangında kusursuz olmak, temerrüde düşmekte de kusursuz olmak anlamına gelmediği için savunma tek başına yetersiz kalır.
Cevabı göster
Cevap: B. Temerrüde düşen borçlu beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan sorumludur; zamanında ifa etseydi hiç doğmayacak bir riski, geciktiği için üstlenir. Bu sorumluluktan kurtulmanın iki yolu vardır: temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispat etmek ya da zamanında ifa edilseydi bile zararın doğacağını ispat etmek. Yangında kusursuz olmak bunların hiçbiri değildir; B bu yüzden yanlıştır.

Şık analizi

A) İfa günü sözleşmede birlikte belirlendiğinde o günün geçmesiyle temerrüt ihtarsız doğar.
C) Beklenmedik hâlden sorumluluk temerrüdün en ağır sonucudur ve riski borçluya yükler.
D) Zamanında ifa edilseydi de zararın doğacağını ispat, kanunun tanıdığı ikinci kurtuluş yoludur.
E) İki kusursuzluk birbirinden ayrıdır; aranan, gecikmede kusursuzluktur.
Soru 114
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre para borcunda alacaklının, somut olayda temerrüt faizini aşan bir zarara uğradığını ileri sürmesi hâlinde ispat yükü taraflar arasında nasıl dağılmıştır?
A) Zararı da kusuru da alacaklı ispatlar
B) Zararı da kusursuzluğu da borçlu ispatlar
C) Zararı alacaklı, kusursuzluğu borçlu ispatlar
D) Zararı borçlu, kusursuzluğu alacaklı ispatlar
E) İkisinin de ispatı hâkime bırakılmıştır
Cevabı göster
Cevap: C. Aşkın zararda ispat yükü bölünmüştür. Temerrüt faizini aşan zararın varlığını ve miktarını alacaklı ispatlar; buna karşılık borçlu, kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zarardan sorumlu olur. Ayrıca aşan zarar görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa hâkim, davacının istemi üzerine esas hakkında karar verirken bu miktara da hükmeder.

Şık analizi

A) Kusurun ispatı alacaklıya bırakılmamıştır; borçlu kusursuzluğunu kendisi ispatlar.
B) Zararın varlığı ve miktarı alacaklı tarafından gösterilir, borçlu tarafından değil.
D) İspat yükü tam tersine dağıtılmıştır; bu dağılım kanunun düzenine aykırıdır.
E) Hâkim ispat yükünü üstlenmez; yalnız zarar davada belirlenebiliyorsa istem üzerine miktara hükmeder.
Soru 115
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, alacaklının borçluya ayrıca süre vermesine gerek bulunmadığı kanunda sayılan hâllerden biri aşağıda verilenlerden hangisi değildir?
A) Süre verilmesinin etkisiz kalacağının borçlunun içinde bulunduğu durum ve tutumundan anlaşılması
B) Borcun ifasının borçlunun temerrüdü sonucunda alacaklı için yararsız hâle gelmiş olması
C) İşlemin kesin vadeli olması ve kararlaştırılan vadenin ifa edilmeksizin geçmiş bulunması
D) Borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunun alacaklı tarafından ayrıca ispat edilmiş olması
E) Borçlunun borcu hiçbir biçimde ifa etmeyeceğini alacaklıya kesin olarak bildirmiş olması
Cevabı göster
Cevap: D. Süre vermeye gerek olmayan hâller sınırlı sayıdadır: süre vermenin etkisiz kalacağının borçlunun durum veya tutumundan anlaşılması, ifanın alacaklı için yararsız kalması ve kesin vadeli işlemde vadenin geçmesi. Borçlunun ifayı kesin olarak reddetmesi, birinci hâlin en tipik görünümüdür. Borçlunun kusurunun ispatı ise bu listede hiç yer almaz; kusur, süre verme zorunluluğunu ortadan kaldıran bir ölçüt değildir.

Şık analizi

A) Borçlunun durum ve tutumundan süre vermenin sonuç doğurmayacağı anlaşılıyorsa süre verilmez.
B) Gecikme yüzünden ifa alacaklı için yararsız kalmışsa ona bir şans daha tanınması gereksizdir.
C) Kesin vadeli işlemde vade kaçırıldığında ifa artık kabul edilmeyeceği için süre verilmez.
E) İfayı kesin olarak reddeden borçluya süre vermek etkisizdir; bu, birinci hâlin kapsamındadır.
Soru 116
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, kanuni oranın en çok yüzde kaç fazlası olabilir?
A) 50
B) 100
C) 150
D) 200
E) 300
Cevabı göster
Cevap: B. Temerrüt faizinde sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık oran, kanuni oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz. Anapara faizinde tavan daha düşüktür ve kanuni oranın yüzde elli fazlasıdır. İki oranın yan yana sorulması sık görülür; ayırt edici nokta, gecikmenin karşılığı olan faize kanunun daha geniş bir serbesti tanımasıdır.

Şık analizi

A) Yüzde elli fazlası doğru bir tavandır ama temerrüt faizinin değil, anapara faizinin tavanıdır.
C) Yüzde yüz elli fazlası kanunda öngörülmemiş bir orandır.
D) Yüzde iki yüz fazlası kanunun izin verdiği sınırın üzerindedir.
E) Yüzde üç yüz fazlası hiçbir faiz türü için geçerli bir tavan değildir.
Soru 117
İfasına başlanmış sürekli edimli bir sözleşmede borçlu temerrüde düşerse alacaklının başvuracağı yol aşağıdakilerden hangisidir?
A) Fesih
B) Dönme
C) İptal
D) İbra
E) Yenileme
Cevabı göster
Cevap: A. İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. Dönme geçmişe, fesih ileriye etkilidir; ifasına başlanmış bir kira ya da hizmet ilişkisinde geçmişi geri sarmak mümkün olmadığı için kanun fesih yolunu seçmiştir.

Şık analizi

B) Dönme geçmişe etkilidir ve ani edimli sözleşmelere uygundur; ifasına başlanmış sürekli ilişkide tasfiye edilemez.
C) İptal, irade bozukluğu gibi kuruluş sakatlıklarında gündeme gelir; temerrüdün sonucu değildir.
D) İbra alacaklının alacağından vazgeçmesidir; temerrüde bağlanan bir hak değildir.
E) Yenileme eski borcun yerine yeni bir borç kurar; temerrüt hâlinde tanınan bir yol değildir.
Soru 118
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede verilen süre sonuçsuz kalmışsa, alacaklının sözleşmeden dönebilmesi ve menfi zararını isteyebilmesi için kanunun aradığı ve borçluya karşı gecikmeksizin yerine getirmesi gereken davranış aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yeni bir süre vermesi
B) Hâkimden izin alması
C) İhtarı yenilemesi
D) Zararını önceden belgelemesi
E) İfadan vazgeçtiğini hemen bildirmesi
Cevabı göster
Cevap: E. Alacaklı her zaman borcun ifasını ve gecikme tazminatını isteyebilir; bu, kendiliğinden sahip olduğu yoldur. İkinci ve üçüncü yollara — ifadan vazgeçip tazminat istemeye ya da sözleşmeden dönmeye — geçebilmesi için borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirmesi gerekir. Bu bildirim yapılmazsa alacaklı birinci yolda kalmış sayılır.

Şık analizi

A) Süre zaten verilmiş ve sonuçsuz kalmıştır; ikinci bir süre vermek kanunda aranmaz.
B) Dönme tek taraflı bir beyanla kullanılır; hâkimden izin alınması gerekmez.
C) İhtarın yenilenmesi temerrüdü doğuran aşamaya aittir; seçimlik hakların kullanımında aranmaz.
D) Zararın belgelenmesi tazminatın miktarıyla ilgilidir; dönme hakkının kullanılması buna bağlanmamıştır.

← Borca Aykırılık ve TazminatAlacaklı Temerrüdü ve Üçüncü Kişiy →