EduMiXX Hukuk HMGS

Borçlar Hukuku › Başlık 8 / 54

Temsil

24 Hâkimlik

Hızlı özet

Sözleşmeyi kuran irade her zaman sözleşmenin tarafına ait değildir. Temsil, bir kişinin başkası adına açıkladığı iradenin sonuçlarını o başkasının üzerine doğurmasıdır.

Çerçeve

  • Doğrudan ve Dolaylı Temsil Ayrımı
  • Temsil Yetkisinin Verilmesi ve Şekli
  • Temsil Yetkisinin Kapsamı
  • Temsilcinin Kendisiyle veya Çifte Temsil
  • Temsil Yetkisinin Sınırlandırılması ve Üçüncü Kişiye Etkisi
  • Temsil Yetkisinin Sona Ermesi
  • Sona Ermenin İyiniyetli Üçüncü Kişilere Etkisi
  • Yetkisiz Temsil ve İcazet
  • Yetkisiz Temsilcinin Sorumluluğu

Tanımlar ve Şartlar

  • Haberci başkasının hazır iradesini taşır; ayırt etme gücü aranmaz, iletimdeki hata yanılma hükümlerine bağlanır (TBK m. 33). Organın fiili tüzel kişinin kendi fiili sayılır. Aracı tarafları buluşturur, hiçbir irade açıklamaz — simsarın konumu budur.
  • Yetki üç biçimde verilir: temsilciye bildirilen (vekâletname onun eline verilir), üçüncü kişiye bildirilen (dış ilişkide ölçü bu bildirimdir) ve genel olarak ilan edilen yetki (mağaza çalışanının satış yetkisi böyledir).
  • dava açma, takip yapma, davadan feragat etme ve davayı kabul etme;
  • sulh olma ve uyuşmazlığı tahkime götürme;
  • kambiyo taahhüdünde bulunma;
  • bağışlama yapma;
  • taşınmazı devretme veya üzerinde sınırlı ayni hak kurma.
  • verilirken öngörülen sürenin dolması;
  • yetkinin verildiği işin tamamlanması;
  • temsilcinin yetkiden feragat etmesi;
  • temsil olunanın yetkiyi geri alması (TBK m. 42);
  • taraflarca kararlaştırılmışsa temel ilişkinin sona ermesi.

Kurallar

  • Yetkili bir temsilci tarafından başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar (TBK m. 40).
  • Temsil kamu hukukundan doğmuşsa yetkinin içeriği ve derecesi bu konudaki yasal hükümlere göre; hukuki bir işlemden doğmuşsa o işleme göre belirlenir (TBK m. 41).
  • Dış ilişkide kanun üçüncü kişiyi korur: temsil olunan verdiği yetkiyi üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı biçimde bildirmişse, bu yetkiyi tamamen veya kısmen geri aldığını onlara bildirmediği sürece, geri almayı iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez (TBK m. 42).
  • Yetkinin sona ermesi tarafların birbirine karşı haklarını silmez: kanun tarafların karşılıklı kişisel haklarını saklı tutar (TBK m. 43).
  • Yetki sona erdiğinde temsilciye verilmiş bir yetki belgesi varsa, temsilci bu belgeyi temsil olunana geri vermekle veya hâkimin belirleyeceği yere bırakmakla yükümlüdür (TBK m. 44).
  • Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak temsil olunan onadığı takdirde onu bağlar (TBK m. 46).
  • Ortaklık temsilcileri ile organlarının ve ticari vekillerin yetkisine ilişkin hükümler saklıdır (TBK m. 48).

Karşılaştırma

Kimin adınaSonuç nerede doğarÜçüncü kişi kimi tanır
Doğrudan temsiltemsil olunan adınadoğrudan temsil olunandatemsil olunanı
Dolaylı temsiltemsilci kendi adınaönce temsilcide, sonra devrediliryalnız temsilciyi

Sınav Notu

  • Doğrudan temsilde sonuç doğrudan temsil olunanda doğar; dolaylı temsilde önce temsilcide doğar ve ayrı bir devirle aktarılır — devirde alacağın devri ya da borcun üstlenilmesi hükümleri uygulanır (TBK m. 40). Üçüncü kişi dolaylı temsilde yalnız temsilciyi tanır, temsil olunanı hiç görmez.
  • Temsilci sıfatını bildirmezse sonuç kendisine aittir. İki istisna: karşı tarafın temsil ilişkisini durumdan çıkarması ya da çıkarması gerekmesi ve işlemi kiminle yaptığının farksız olması.
  • Temsilcide ayırt etme gücü yeterlidir, tam fiil ehliyeti aranmaz; işlem onun malvarlığını etkilemediği için korunmasına gerek yoktur. Ayırt etme gücüne sahip bir küçük geçerli biçimde temsilci olabilir. Haberci kendi iradesini açıklamaz, organın fiili tüzel kişinin kendi fiilidir, aracı hiçbir irade açıklamaz.
  • Yetki, arkasındaki temel ilişkiden ayrıdır: vekâletin sona ermesi yetkiyi kendiliğinden düşürmez, iç ilişkideki aykırılık işlemi geçersiz kılmaz — yalnız temsilcinin temsil olunana karşı sorumluluğunu doğurur. Dış ilişki yetkinin varlığını ve kapsamını, iç ilişki onun nasıl kullanılacağını belirler.
  • Yetki üçüncü kişilere bildirilmişse kapsam bildirime göre belirlenir (TBK m. 41).
  • Kendisiyle işlem ve çifte temsil kanunda düzenlenmemiştir; ölçüt menfaat çatışmasıdır. Kural olarak temsil olunanı bağlamaz ve yetkisiz temsil hükümlerine tabi olur; önceden izin varsa ya da somut olayda menfaat çatışması riski yoksa — edim ve karşılığı tarifeyle belirlenmişse — işlem geçerlidir.
  • Temsil olunan yetkiyi her zaman geri alabilir ve bu haktan önceden feragat edemez (TBK m. 42). Geri almayı bildirmezse iyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri süremez.
  • Yetki ölüm, gaiplik, ehliyet kaybı ve iflasla sona erer; hüküm yedektir — taraflar aksini kararlaştırabilir — ve her iki tarafı kapsar: temsilcinin ölümü de yetkiyi düşürür (TBK m. 43). Tüzel kişiliğin sona ermesinde de aynı kural işler. Temel ilişkinin sona ermesi ise yetkiyi kendiliğinden düşürmez.
  • Yetki belgesini geri almayan temsil olunan veya halefleri, iyiniyetli üçüncü kişinin zararından sorumludur (TBK m. 44).
  • Sona ermeyi temsilci bilmiyorsa temsil olunan bağlıdır; üçüncü kişi biliyorsa koruma işlemez (TBK m. 45). İki iyiniyet birlikte aranır — ikisinden biri durumu biliyorsa temsil olunan bağlı olmaz. En sık uygulaması ölümdür: ölümü henüz bilmeyen temsilcinin işlemi, üçüncü kişi de bilmiyorsa mirasçıları bağlar.
  • Yetkisiz temsilde işlem askıda hükümsüzdür; yetkinin hiç verilmemiş olması ile sınırların aşılması aynı sonucu doğurur. Onama kurucu yenilik doğuran haktır, açık ya da örtülü olabilir, şekle bağlı değildir ve geçmişe etkilidir — işlem kurulduğu andan itibaren geçerli sayılır (TBK m. 46).
  • Karşı taraf uygun süre verip onama isteyebilir; süre içinde onanmazsa bağlılıktan kurtulur.
  • Onamama hâlinde yetkisiz temsilci menfi zarardan sorumludur ve bu sorumluluk kusursuzdur; karşı tarafın yetkisizliği bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse sorumluluk düşer. İspat yükü temsilcidedir, karşı taraf iyiniyetini ispatla yükümlü değildir. Kusurluysa hakkaniyet gereği diğer zararlar da istenebilir; sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar her hâlde saklıdır (TBK m. 47).

Sözleşmeyi kuran irade her zaman sözleşmenin tarafına ait değildir. Temsil, bir kişinin başkası adına açıkladığı iradenin sonuçlarını o başkasının üzerine doğurmasıdır. Kurum iki ilişkiden oluşur ve sınav bu ikisini ayırt ettirerek sorar: temsil olunan ile temsilci arasındaki iç ilişki, temsilci ile üçüncü kişi arasındaki dış ilişki. Yetkinin varlığı ve kapsamı dış ilişkide, bu yetkinin nasıl kullanılacağı iç ilişkide belirlenir.

A. Doğrudan ve Dolaylı Temsil Ayrımı

Yetkili bir temsilci tarafından başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar (TBK m. 40). Doğrudan temsilin tanımı budur: sonuç, temsilcinin malvarlığına hiç uğramadan temsil olunanda doğar.

Dolaylı temsilde ise temsilci kendi adına, ama başkası hesabına hareket eder. İşlemin sonuçları önce temsilcinin üzerinde doğar; temsil olunana geçmesi için ayrı bir devir işlemi gerekir ve bu devirde alacağın devri ya da borcun üstlenilmesi hükümleri uygulanır (TBK m. 40). Komisyoncunun kendi adına yaptığı alım satım tipik örnektir.

Kimin adınaSonuç nerede doğarÜçüncü kişi kimi tanır
Doğrudan temsiltemsil olunan adınadoğrudan temsil olunandatemsil olunanı
Dolaylı temsiltemsilci kendi adınaönce temsilcide, sonra devrediliryalnız temsilciyi

Temsilci sıfatını bildirmezse işlemin sonuçları kural olarak kendisine ait olur. Kanun bu kuralın iki istisnasını gösterir: karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyorsa, ya da işlemi temsilci veya temsil olunandan biriyle yapması onun için farksız ise sonuçlar yine doğrudan temsil olunana ait olur (TBK m. 40). İkinci istisna günlük hayatta sık görülür: market kasiyerinin kimin adına hareket ettiği alıcı için önemli değildir.

Temsilciyi kendisine benzeyen üç konumdan ayırmak gerekir:

  • Haberci kendi iradesini açıklamaz, başkasının hazır iradesini taşır. Bu yüzden habercinin ayırt etme gücü bile aranmaz ve iletimdeki hata yanılma hükümlerine bağlanır (TBK m. 33).
  • Organ, tüzel kişinin iradesini oluşturan yapının kendisidir. Organın fiili tüzel kişinin kendi fiili sayılır; temsilcinin fiili gibi ona atfedilen bir fiil değildir.
  • Aracı, tarafları buluşturur ve sözleşmenin kurulmasına hazırlık yapar, ama hiçbir irade açıklamaz. Simsarın konumu budur.

Temsilcinin ehliyeti bakımından kanun hafif bir ölçüt benimser: temsilcinin ayırt etme gücüne sahip olması yeterlidir, tam fiil ehliyeti aranmaz. Sebebi açıktır — işlem temsilcinin kendi malvarlığını etkilemez, bu yüzden onu koruma ihtiyacı doğmaz. Ayırt etme gücüne sahip bir küçük geçerli biçimde temsilci olabilir.

B. Temsil Yetkisinin Verilmesi ve Şekli

Temsil yetkisi iki kaynaktan doğar. Yasal temsil kanundan doğar; velayet altındaki çocuk için ana baba, vesayet altındaki kişi için vasi bu konumdadır. İradi temsil ise temsil olunanın iradesiyle kurulur.

İradi temsilde yetki, temsil olunanın tek taraflı ve varması gerekli bir irade açıklamasıyla verilir. Temsilcinin kabulü aranmaz; yetki verilmesi bir sözleşme değildir. Bu tek taraflı işlemin üç görünümü vardır:

  • Temsilciye bildirilen yetki — en sık görülen biçimdir; vekâletname temsilcinin eline verilir.
  • Üçüncü kişiye bildirilen yetki — temsil olunan, kiminle işlem yapılacaksa doğrudan ona bildirir. Dış ilişkide ölçü bu bildirimdir.
  • Genel olarak ilan edilen yetki — yetki, belirsiz sayıda kişiye duyurulur; mağaza çalışanının satış yetkisi böyle anlaşılır.

Yetkinin, arkasındaki temel ilişkiden ayrı tutulması bu başlığın en önemli noktasıdır. Temsilci ile temsil olunan arasında çoğu zaman bir vekâlet, hizmet ya da ortaklık ilişkisi bulunur; ama yetki bu ilişkiden bağımsız bir işlemdir. Vekâlet sözleşmesi kurulmuş olması yetkinin verildiği anlamına gelmediği gibi, vekâletin sona ermesi de yetkiyi kendiliğinden sona erdirmez. Ayrımın pratik sonucu şudur: iç ilişkideki bir aykırılık işlemi geçersiz kılmaz, yalnız temsilcinin temsil olunana karşı sorumluluğunu doğurur.

Şekil bakımından kural serbestliktir; yetki sözlü olarak da verilebilir. Ancak asıl işlem için aranan şeklin yetkiye de yansıdığı hâller kanunda gösterilmiştir ve uygulamada taşınmaza ilişkin işlemlerde noterden düzenlenmiş vekâletname aranır.

C. Temsil Yetkisinin Kapsamı

Temsil kamu hukukundan doğmuşsa yetkinin içeriği ve derecesi bu konudaki yasal hükümlere göre; hukuki bir işlemden doğmuşsa o işleme göre belirlenir (TBK m. 41). Yani iradi temsilde ölçü, temsil olunanın yetkiyi verirken çizdiği çerçevedir.

Kanun bir de dış ilişkiye özgü ölçüt koyar: temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmişse, yetkinin içeriği ve derecesi bu bildirime göre belirlenir (TBK m. 41). Hüküm görünüşe güveni korur — üçüncü kişi kendisine bildirilen çerçeveye güvenir, temsil olunanın temsilciye içeride söylediği daha dar talimatı bilemez ve bilmek zorunda da değildir.

Kapsam üçe ayrılarak incelenir. Genel yetki temsilcinin temsil olunanın bütün işlerini görmesine imkân verir; özel yetki belirli bir iş ya da işlem türüyle sınırlıdır. Bazı ağır işlemler için ise kanun ayrıca açık yetki arar ve genel bir vekâletname bunları kapsamaz:

  • dava açma, takip yapma, davadan feragat etme ve davayı kabul etme;
  • sulh olma ve uyuşmazlığı tahkime götürme;
  • kambiyo taahhüdünde bulunma;
  • bağışlama yapma;
  • taşınmazı devretme veya üzerinde sınırlı ayni hak kurma.

Ortak özellikleri, temsil olunanın malvarlığını ağır biçimde etkilemeleri ve çoğu zaman geri dönülemez olmalarıdır. Bu yüzden kanun, temsil olunanın bu sonuçları ayrıca ve bilerek üstlenmesini arar.

D. Temsilcinin Kendisiyle veya Çifte Temsil

Temsilcinin, temsil olunan adına kendisiyle işlem yapması menfaat çatışması doğurur: aynı kişi hem satıcı hem alıcı konumundadır ve temsil olunanın menfaatini kendi menfaatine karşı savunması beklenemez. Aynı sakınca, temsilcinin sözleşmenin iki tarafını da temsil ettiği çifte temsilde de vardır.

Kanun bu iki hâli açıkça düzenlememiştir; öğreti ve yargı uygulaması çözümü menfaat çatışması ölçütüne dayandırır. Kural olarak temsilci bu işlemleri yapamaz ve yaptığı işlem temsil olunanı bağlamaz; işlem yetkisiz temsil hükümlerine tabi olur ve temsil olunanın onamasıyla geçerli hâle gelir.

İki durumda sakınca ortadan kalkar ve işlem baştan geçerli sayılır: temsil olunan bu işleme önceden izin vermişse ya da somut olayda menfaat çatışması riski bulunmuyorsa. İkincisine tipik örnek, edimin ve karşılığının tarifeyle belirlendiği, temsilcinin pazarlıkla değiştirebileceği bir unsurun kalmadığı işlemlerdir.

E. Temsil Yetkisinin Sınırlandırılması ve Üçüncü Kişiye Etkisi

Temsil olunan, hukuki bir işlemden doğan temsil yetkisini her zaman sınırlayabilir veya geri alabilir (TBK m. 42). Bu, temsil olunanın vazgeçilmez yetkisidir ve kanun bunu iki cümleyle korur: taraflar arasındaki hizmet, vekâlet veya ortaklık sözleşmeleri gibi hukuki ilişkilerden doğabilecek haklar saklıdır — sayım örnektir, kapalı değildir, ama temsil olunan bu hakkından önceden feragat edemez.

Ayrım yine iç ve dış ilişkidedir. Geri alma dış ilişkide yetkiyi sona erdirir; iç ilişkide haksız bir geri alma söz konusuysa temsilci tazminat isteyebilir, ama bu talep yetkinin sona ermesini engellemez.

Dış ilişkide kanun üçüncü kişiyi korur: temsil olunan verdiği yetkiyi üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı biçimde bildirmişse, bu yetkiyi tamamen veya kısmen geri aldığını onlara bildirmediği sürece, geri almayı iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez (TBK m. 42). Kural basit bir mantığa dayanır: görünüşü yaratan onu ortadan kaldırmakla da yükümlüdür.

F. Temsil Yetkisinin Sona Ermesi

Yetki, geri alma dışında kendiliğinden de sona erer. Aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, hukuki işlemden doğan temsil yetkisi temsil olunanın veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi veya iflası durumlarında sona erer; aynı hüküm bir tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır. Yetkinin sona ermesi tarafların birbirine karşı haklarını silmez: kanun tarafların karşılıklı kişisel haklarını saklı tutar (TBK m. 43). Temsil ilişkisi biter, ama aradaki vekâlet ya da hizmet ilişkisinden doğan alacak ve tazminat talepleri ayakta kalır.

Hükmün iki ayrıntısı sınavda ölçülür. Birincisi, sayılan hâller yedek niteliktedir: taraflar yetkinin ölüme rağmen süreceğini kararlaştırabilir. İkincisi, hâller her iki tarafı da kapsar; yalnız temsil olunanın değil, temsilcinin ölümü veya ehliyet kaybı da yetkiyi düşürür.

Kanunun saydıklarının yanında yetki şu hâllerde de sona erer:

  • verilirken öngörülen sürenin dolması;
  • yetkinin verildiği işin tamamlanması;
  • temsilcinin yetkiden feragat etmesi;
  • temsil olunanın yetkiyi geri alması (TBK m. 42);
  • taraflarca kararlaştırılmışsa temel ilişkinin sona ermesi.

Son maddeye dikkat edilmelidir: temel ilişkinin sona ermesi yetkiyi kendiliğinden düşürmez; bu sonuç ancak taraflar kararlaştırmışsa veya işin özelliğinden anlaşılıyorsa doğar. Soyutluk ilkesi burada da geçerlidir.

Yetki sona erdiğinde temsilciye verilmiş bir yetki belgesi varsa, temsilci bu belgeyi temsil olunana geri vermekle veya hâkimin belirleyeceği yere bırakmakla yükümlüdür (TBK m. 44). Temsil olunan ya da halefleri belgenin geri verilmesi için gerekeni yapmazlarsa, bundan doğan zarardan iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sorumlu olurlar. Elde kalan bir vekâletname, sona ermiş bir yetkinin sürdüğü görünüşünü yaratır; kanun bu görünüşün riskini onu ortadan kaldırmayan tarafa yükler.

G. Sona Ermenin İyiniyetli Üçüncü Kişilere Etkisi

Temsilci, yetkisinin sona ermiş olduğunu bilmediği sürece, temsil olunan veya halefleri onun yaptığı hukuki işlemlerin sonuçlarıyla bağlıdır (TBK m. 45). Bu kural, üçüncü kişilerin yetkinin sona erdiğini bildikleri durumlarda uygulanmaz.

Hüküm iki iyiniyeti birlikte arar ve bu yüzden dikkatle okunmalıdır. Korumanın işlemesi için temsilcinin sona ermeyi bilmemesi ve üçüncü kişinin de bilmemesi gerekir. İkisinden biri durumu biliyorsa temsil olunan bağlı olmaz. Temsilcinin bildiği hâlde işlem yapması artık yetkisiz temsildir; üçüncü kişinin bildiği hâlde işlem yapması ise korunmayı hak etmeyen bir güvendir.

Kuralın en sık görülen uygulaması ölümdür: temsil olunanın öldüğünü henüz bilmeyen temsilcinin yaptığı işlem, üçüncü kişi de bilmiyorsa mirasçıları bağlar.

H. Yetkisiz Temsil ve İcazet

Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak temsil olunan onadığı takdirde onu bağlar (TBK m. 46). İşlem bu aşamada ne geçerli ne geçersizdir; askıda hükümsüzdür.

Yetkisizlik iki biçimde ortaya çıkar: hiç yetki verilmemiş olabilir ya da verilmiş yetkinin sınırları aşılmış olabilir. İkisinin sonucu aynıdır.

Onama tek taraflı, varması gerekli ve şekle bağlı olmayan bir irade açıklamasıdır; açık olabileceği gibi örtülü de olabilir — işlemin gereğini yerine getirmek onama sayılır. Hukuki niteliği kurucu yenilik doğuran haktır ve etkisi geçmişe yürür: onanan işlem, kurulduğu andan itibaren geçerli sayılır.

Karşı tarafı belirsizlik içinde bırakmamak için kanun ona bir imkân verir: yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan uygun bir süre içinde işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlem onanmazsa diğer taraf bağlı olmaktan kurtulur (TBK m. 46). Sürenin geçmesi işlemi kendiliğinden geçersiz kılmaz; ama karşı taraf süre sonunda kendiliğinden kurtulur — ayrıca bir bağlılıktan çıkma beyanında bulunması gerekmez.

I. Yetkisiz Temsilcinin Sorumluluğu

Temsil olunan işlemi açık veya örtülü olarak onamazsa, işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi yetkisiz temsilciden istenebilir (TBK m. 47). İstenebilecek olan kural olarak menfi zarardır: karşı tarafın işlemin geçerli olduğuna güvenerek yaptığı masraflar ve kaçırdığı başka fırsatlar.

Sorumluluğun doğması için üç şart aranır:

  • Temsil olunan işlemi onamamış olmalıdır; onama gelirse işlem geçerli hâle gelir ve zarar doğmaz.
  • Karşı tarafta, işlemin geçerli olduğu yönündeki güvene dayanan bir zarar bulunmalıdır.
  • Karşı taraf iyiniyetli olmalıdır; yetkisizliği bilen kişi korunmaz.

Sorumluluk kusursuzdur, ama mutlak değildir. Yetkisiz temsilci, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın kendisinin yetkisiz olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse kendisinden zarar istenemez. İspat yükü temsilcinin üzerindedir; bu nokta sınavda ters çevrilerek sorulur — karşı tarafın iyiniyetini ispat etmesi beklenmez.

Kanun bir de ağırlaştırılmış hâl öngörür: hakkaniyet gerektiriyorsa, kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararların giderilmesi de istenebilir. Buradaki ölçüt kusurdur; kusursuz yetkisiz temsilci yalnız menfi zarardan sorumludur. Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar her hâlde saklıdır.

Son olarak kanun bir saklı hükümler maddesi koymuştur: ortaklık temsilcileri ile organlarının ve ticari vekillerin yetkisine ilişkin hükümler saklıdır (TBK m. 48). Ticaret hukukundaki temsil biçimleri bu genel hükümlerle değil, kendi özel düzenlemeleriyle çözülür.

Örnek olay

(A), İstanbul'daki dairesini kiraya vermesi için (B)'ye noterden vekâletname vermiş ve bu vekâletnamenin bir örneğini, daireyle ilgilenen emlak ofisine göndermiştir. Vekâletnamede yalnız kiraya verme yetkisi yazılıdır. (B), bir süre sonra daireyi kiraya vermek yerine (C)'ye satmak için sözleşme imzalamış, ayrıca aynı dairenin bir odasını kendi şirketine depo olarak kiralamıştır. Bu arada (A), vekâleti telefonla geri aldığını (B)'ye bildirmiş, ancak emlak ofisine hiçbir şey söylememiştir. Geri almadan iki gün sonra (B), geri almayı bilmeyen emlak ofisi aracılığıyla (D) ile bir kira sözleşmesi yapmıştır. (D) de vekâletnamenin ofisteki örneğine bakarak işlemi yapmıştır.

Değerlendirme: Satış işlemi bakımından ortada yetkisiz temsil vardır. (B)'ye verilen yetki kiraya vermekle sınırlıdır; taşınmazı devretmek kanunun açık yetki aradığı işlemlerdendir ve genel ya da dar bir vekâletname buna dayanak olmaz. İşlem askıda hükümsüzdür ve ancak (A) onarsa onu bağlar (TBK m. 46). (C), (A)'dan uygun bir süre içinde onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir; bu süre içinde onama gelmezse sözleşmeyle bağlı olmaktan kurtulur. (A) onamazsa (C), işlemin geçersizliğinden doğan zararını (B)'den isteyebilir (TBK m. 47) — ancak (B), (C)'nin yetkisizliği bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse bu sorumluluktan kurtulur (TBK m. 47). Olayda vekâletname örneği emlak ofisine gönderilmiştir; (C)'nin onu gördüğü belirtilmediğine göre bu savunmanın peşinen güçlü olduğu söylenemez, ispat yükü (B)'dedir.

Odanın (B)'nin kendi şirketine kiralanması tek başına kendisiyle işlem değildir: şirket (B)'den ayrı bir kişidir. (B) şirket adına da hareket etmişse ortada çifte temsil, yalnız (A) adına hareket edip karşı tarafta kendi şirketi varsa somut bir menfaat çatışması vardır. (A)'nın önceden verilmiş bir izni yoksa ve kira bedeli tarifeyle belirlenmiş gibi pazarlığa kapalı bir unsur değilse, işlem (A)'yı bağlamaz ve yetkisiz temsil hükümlerine tabi olur.

(D) ile yapılan kira sözleşmesi bakımından sonuç tersine döner. (A) yetkiyi emlak ofisine, yani üçüncü kişilere bildirmiştir. Yetkiyi geri aldığını onlara bildirmediği sürece geri almayı iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez (TBK m. 42). Ayrıca burada temsilci (B) geri almayı bildiği için TBK m. 45'in koruması işlemez; ancak (A)'yı bağlayan asıl sebep m. 45 değil, kendi yarattığı yetki görünüşünü ortadan kaldırmamış olmasıdır. (D) geri almayı bilmediğine ve kendisine bildirilen vekâletnameye güvendiğine göre kira sözleşmesi (A)'yı bağlar. (A)'nın (B)'ye karşı iç ilişkiden doğan tazminat talebi saklıdır, ama bu talep sözleşmeyi ayakta tutmaya engel değildir.

Son olarak (A), yetkiyi geri aldıktan sonra yetki belgesinin geri verilmesi için gerekeni yapmamıştır. Elde kalan vekâletname, sona ermiş yetkinin sürdüğü görünüşünü yaratmıştır; kanun bu ihmalin riskini temsil olunana yükler ve iyiniyetli üçüncü kişilerin zararından onu sorumlu tutar (TBK m. 44).

Olayın sınav değeri, aynı vekâletnamenin üç ayrı sonuç doğurmasındadır. Satışta yetki aşılmıştır ve işlem askıda hükümsüzdür; odanın kiralanmasında yetki vardır ama menfaat çatışması işlemi sakatlar; (D) ile yapılan kirada ise yetki geri alınmıştır, buna rağmen görünüşe güven işlemi ayakta tutar. Üç sonucun ölçütleri birbirinden bağımsızdır ve şıklar genellikle bunları birbirinin yerine koyarak sorulur.

Bir noktanın da altı çizilmelidir: (A)'nın geri almayı telefonla ve yalnız (B)'ye bildirmiş olması iç ilişkide yeterlidir, dış ilişkide değildir. Yetki kime bildirildiyse geri alma da ona bildirilmelidir; kanunun aradığı simetri budur.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2025 İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
B, A adına ve hesabına işlem yapması için A tarafından yetkilendirilir. Taraflar arasında anılan yetkinin sınırlarını belirleyen bir de temsil belgesi düzenlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre bu olayla ilgiliI.B'nin savurganlık nedeniyle kısıtlanması durumunda temsil yetkisi kural olarak sona erer.II.A, B'nin temsil belgesini geri vermesi için gerekeni yapmazsa bundan dolayı iyi niyetli üçüncü kişilerin zararını gidermekle yükümlüdür.III.A, temsil yetkisini sınırlayabilme ve geri alabilme haklarından önceden feragat edebilir. İfadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 2 2018 ADLİ HAKİMLİK
Aşağıdaki sözleşmelerden hangisi hem dönemli hem sürekli edim içerir?
A) Kira
B) Taksitle satış
C) Ölünceye kadar bakma
D) Ücretsiz vekâlet
E) Eser
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 3 2012 AVUKATLAR İÇİN İDARİ HAKİMLİK
Alacak hakkının hukuki niteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Bir mal varlığı hakkıdır.
B) Nispi bir haktır.
C) Bir yararlanma hakkıdır.
D) Sınırlı sayı ve tipe bağlı (sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme) bir haktır.
E) Geçici bir haktır.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 4 2014 SAYIŞTAY
Borç ilişkisinin içerdiği haklardan biri olan alacak haklarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Alacak hakkı, borç ilişkisinin içerdiği asli haklardan biridir.
B) Alacak hakkında alacaklının muhatabı sadece borçludur, bu hak kural olarak borçlu dışındaki üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
C) Alacak hakkı, nispi bir haktır.
D) Alacak hakkı, yararlanma hakları arasında yer alır.
E) Kefalet, alacak hakkını genişleten haklardan biridir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 5 2011 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Aşağıdaki hukuki işlemlerden hangisi tek tarafa borç yükleyen bir sözleşme niteliği taşır?
A) Vekâlet sözleşmesi
B) Temsil yetkisi verme
C) Vasiyet
D) Vakıf kurma
E) Bağışlama
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 6 2010 İDARİ HAKİMLİK
Aşağıdaki işlemlerden hangisi bir hakkın devri sonucunu doğuran bir tasarruf işlemi niteliğini taşır?
A) Taşınır rehni
B) Taşınmaz yükü
C) Alacağın devri
D) Takas
E) Borçluya süre verilmesi
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 7 2011 ADLİ HAKİMLİK
A ile B, aralarında bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yaparlar. Bu sözleşme bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Bu sözleşme bir "ön sözleşme" niteliği taşır.
B) Bu sözleşme niteliği itibarıyla, bir borç sözleşmesidir.
C) Bu sözleşme, şerh edilmediği sürece, sadece taraflar arasında bir alacak ve borç ilişkisi kurar.
D) Bu sözleşme tek taraflı ön sözleşme niteliği taşır, çünkü sözleşme taraflarından biri ileride, asıl sözleşmeyi üçüncü bir şahısla yapmayı vaad eder.
E) Bu sözleşmenin konusunun imkânsız veya hukuka ya da ahlaka aykırı olmaması gerekir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 8 2009 ADLİ HAKİMLİK
Sözleşme yapma vaadiyle (ön sözleşme) ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Ön sözleşme, niteliği itibarıyla bir borç sözleşmesidir.
B) Tasarruf işlemlerinde de ön sözleşme yapılabilir.
C) Ön sözleşme "iki taraflı ön sözleşme" veya "tek taraflı ön sözleşme" şeklinde yapılabilir.
D) Ön sözleşme alacaklıya, vaat edenden vaadini yerine getirmesini isteme yetkisi vermelidir.
E) Ön sözleşmeden doğan borç yerine getirilmediği takdirde vaat alacaklısı aynen ifayı talep edebileceği gibi tazminat davası da açabilir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 9 2022 İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
Aşağıdakilerden hangisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça hukuki işlemden doğan temsil yetkisini sona erdiren haller arasında sayılmamıştır?
A) Temsilcinin ölümü
B) Temsilcinin gaipliğine karar verilmesi
C) Temsil olunanın fiil ehliyetini kaybetmesi
D) Temsil olunanın iflas etmesi
E) Temsilciye konkordato mehli verilmesi
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 10 2020 ADLİ HAKİMLİK
Otomobil dağıtıcısı A, otomobilleri satması için, çalışanı T'ye sadece İstanbul sınırları içerisinde geçerli olmak üzere temsil yetkisi vermiştir. Temsil yetkisine göre T, etiket fiyatı 100.000 TL olan bir otomobili asgari 95.000 TL'ye satabilecektir. T, İzmir'de tatildeyken İzmir'de yaşayan C ile bir adet otomobilin 100.000 TL'ye satışı hususunda anlaşmıştır. Buna göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) A, sözleşmeyi onayıp onamamakta serbesttir, ancak onamadığı takdirde C, temsil yetkisi ve sınırı kendisine bildirilmediği için uğramış olduğu zararın giderilmesini A'dan talep edebilir.
B) Satış bedeli, asgari bedel olan 95.000 TL'yi aştığı için A, sözleşmeyle bağlıdır.
C) Sözleşme kurulduğu anda C, sözleşmeyle bağlı hale gelir; bu konuda A'dan uygun bir süre içinde sözleşmeyi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir.
D) T'nin; İzmir'de, A'yı temsilen C ile satış sözleşmesi kurması yetkisiz temsil teşkil etmez.
E) A, sözleşmeyi onayıp onamamakta serbesttir ancak onamazsa, T sözleşmenin tarafı haline gelir ve sözleşmeyle bağlı olur.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 11 2005 SAYIŞTAY
Türk borçlar hukukunda temsille ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Bir kimse hiçbir durumda çifte temsilde bulunamaz.
B) Bir veya birden çok kişiye temsil yetkisi verilebilir.
C) Temsilcinin kendi kendisiyle sözleşme yapması hiçbir durumda mümkün değildir.
D) Temsil yetkisi ancak yazılı olarak verilebilir.
E) Gaiplikle birlikte ayrıca talep edilmedikçe temsil yetkisi kural olarak sona ermez.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 12 2009 ADLİ HAKİMLİK
A, kilosu en fazla 3 TL'den 100 ton pirinç alması için T'ye temsil yetkisi verir. Ancak T, çok kaliteli pirinç bulduğunu düşünerek kilosu 5 TL'den 100 ton pirinci satıcı S'den alır. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Olayda T, başlangıçta yetkili temsilci konumunda olsa da sonradan yetkisini aşarak işlem yaptığından yetkisiz temsilci hâline gelmiştir.
B) Temsil olunan A, bu sözleşmeye icazet vererek sözleşmenin hüküm ve sonuçlarını doğurmasını sağlayabilir.
C) İcazet verilinceye kadar sözleşme askıda bir sözleşmedir.
D) Başlangıçta T'ye yetki verdiği için her durumda A, S'nin uğrayacağı zarardan sorumlu olacaktır.
E) A'nın sözleşmeye icazet vermemesi sözleşmeyi kesin olarak hükümsüz hâle getirir.
Cevabı göster
Cevap: D.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 8 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 49
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre doğrudan ve dolaylı temsil ayrımıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Dolaylı temsilde sonuçlar önce temsilcide doğar, temsil olunana ayrı işlemle geçer.
B) Doğrudan temsilde sonuçlar önce temsilcinin malvarlığına uğrar, sonra aktarılır.
C) Dolaylı temsilde üçüncü kişi sözleşmenin tarafı olarak temsil olunanı tanımaktadır.
D) Doğrudan temsilde temsilci kendi adına, ancak başkası hesabına hareket etmektedir.
E) Her iki temsil türünde de sonuçlar temsil olunanda kendiliğinden doğmuş sayılmaktadır.
Cevabı göster
Cevap: A. Doğrudan temsilde temsilci başkası adına ve hesabına hareket eder; sonuç, temsilcinin malvarlığına hiç uğramadan doğrudan temsil olunanda doğar. Dolaylı temsilde ise temsilci kendi adına ama başkası hesabına hareket eder; sonuçlar önce onun üzerinde doğar ve temsil olunana geçmesi için alacağın devri ya da borcun üstlenilmesi hükümlerine göre ayrı bir devir gerekir.

Şık analizi

B) Doğrudan temsilde sonuç temsilcinin malvarlığına hiç uğramaz; iki tür yer değiştirilmiştir.
C) Dolaylı temsilde üçüncü kişi yalnız temsilciyi tanır; temsil olunanı bilmesi gerekmez.
D) Kendi adına başkası hesabına hareket etmek dolaylı temsilin tanımıdır.
E) İki türde sonuçların doğduğu yer farklıdır; ayrımın tamamı bu noktadadır.
Soru 50
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi genel vekâletnameyle yapılamayan, ayrıca açık yetki aranan işlemler arasında yer alır?
A) Temsil olunan adına kira bedelini tahsil etmek
B) Temsil olunanın taşınmazını üçüncü kişiye devretmek
C) Temsil olunan adına bir faturayı ödemek
D) Temsil olunana ait malın sigortasını yaptırmak
E) Temsil olunan adına bir abonelik sözleşmesi kurmak
Cevabı göster
Cevap: B. Kanun bazı ağır işlemler için ayrıca açık yetki arar ve genel bir vekâletname bunları kapsamaz: dava açma ve takip, davadan feragat ve davayı kabul, sulh olma, tahkime gitme, kambiyo taahhüdünde bulunma, bağışlama yapma ve taşınmazı devretme veya üzerinde sınırlı ayni hak kurma. Ortak özellikleri temsil olunanın malvarlığını ağır biçimde etkilemeleri ve çoğu zaman geri dönülemez olmalarıdır.

Şık analizi

A) Kira bedelini tahsil etmek olağan yönetim işlerindendir ve genel yetki kapsamına girer.
C) Fatura ödemek malvarlığını ağır biçimde etkilemez; ayrıca açık yetki aranmaz.
D) Sigorta yaptırmak koruyucu nitelikte bir işlemdir ve sayılan işlemler arasında değildir.
E) Abonelik sözleşmesi kurmak kanunun ayrıca yetki aradığı işlemler arasında sayılmamıştır.
Soru 51
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre temsil yetkisinin sona ermesiyle ilgili olarak:I.Temsil olunanın veya temsilcinin ölümü kural olarak yetkiyi sona erdirir.II.Taraflar yetkinin ölüme rağmen devam edeceğini kararlaştırabilirler.III.Temel ilişkinin sona ermesi temsil yetkisini her hâlde kendiliğinden düşürür.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça tarafların ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile sona erer; sayılan hâller yedek niteliktedir. Bu yüzden I ve II doğrudur. Temel ilişkinin sona ermesi ise yetkiyi kendiliğinden düşürmez; bu sonuç ancak taraflar kararlaştırmışsa doğar, çünkü yetki temel ilişkiden ayrıdır.

Şık analizi

A) Bu seçenek, sayılan hâllerin yedek nitelikte olduğunu ve aksinin kararlaştırılabileceğini atlar.
B) Bu seçenek soyutluk ilkesini tersine çevirerek temel ilişkiyi yetkiye bağlar.
D) Bu seçenek doğru olan I'i dışarıda bırakıp yanlış olan III'ü içeri alır.
E) Bu seçenek yetkinin temel ilişkiden ayrı olduğu kuralını hiç dikkate almamış olur.
Soru 52
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, bir malik taşınmazını kiraya vermesi için tanıdığına yetki vermiş ve bu yetkiyi çalıştığı emlak ofisine de bildirmiştir. Malik daha sonra yetkiyi yalnız temsilciye telefonla geri almış, emlak ofisine hiçbir şey söylememiştir. Temsilci, geri almayı bilmeyen ofis aracılığıyla bir kira sözleşmesi kurmuştur. Buna göre bu olayda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Malik geri almayı iyiniyetli olan üçüncü kişiye karşı ileri süremez; kurulan kira sözleşmesi onu bağlar.
B) Yetki geri alındığı anda dış ilişkide de sona erer; kurulan kira sözleşmesi maliki hiçbir biçimde bağlamaz.
C) Sözleşme geçerlidir, çünkü temsilci geri almayı hâlâ bilmemekte ve tamamen iyiniyetle hareket etmektedir.
D) Malik bu olayda ancak kurulan sözleşmeyi sonradan onarsa bağlanır; aksi hâlde yetkisiz temsil hükümleri uygulanır.
E) Üçüncü kişinin iyiniyeti bu olayda sonucu hiç etkilemez; belirleyici olan yalnızca temsilcinin sahip olduğu bilgidir.
Cevabı göster
Cevap: A. Temsil olunan verdiği yetkiyi üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı biçimde bildirmişse, geri aldığını onlara bildirmediği sürece geri almayı iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez. Görünüşü yaratan onu ortadan kaldırmakla da yükümlüdür. Burada maliki bağlayan sebep temsilcinin bilgisizliği değil, kendi yarattığı yetki görünüşünü ortadan kaldırmamış olmasıdır.

Şık analizi

B) Geri alma iç ilişkide sonuç doğurur; dış ilişkide bildirim yapılmadıkça üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.
C) Temsilci burada geri almayı bilmektedir; bu yüzden onun iyiniyetine dayanan koruma işlemez.
D) Ortada yetkisiz temsil yoktur; malik görünüşe güvenen üçüncü kişiye karşı bağlıdır.
E) Üçüncü kişinin iyiniyeti bu hükmün tam da koruma ölçütüdür; sonucu doğrudan belirler.
Soru 53
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre temsilcinin konumu ve ehliyetiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Temsilcinin ayırt etme gücüne sahip olması yeterli olup tam ehliyet aranmaz.
B) Haberci kendi iradesini açıkladığı için ayırt etme gücüne sahip olmalıdır.
C) Organın fiili, tüzel kişiye sonradan atfedilen bir temsilci fiili olarak sayılır.
D) Aracı, tarafları buluşturmanın yanında sözleşme için irade de açıklamaktadır.
E) Temsilcinin tam fiil ehliyeti bulunmadıkça yaptığı işlem askıda hükümsüz kalır.
Cevabı göster
Cevap: A. Kanun temsilcinin ehliyeti bakımından hafif bir ölçüt benimser: ayırt etme gücüne sahip olması yeterlidir, tam fiil ehliyeti aranmaz. Sebebi, işlemin temsilcinin kendi malvarlığını etkilememesidir. Haberci kendi iradesini açıklamaz, başkasının hazır iradesini taşır; organın fiili tüzel kişinin kendi fiili sayılır; aracı ise hiçbir irade açıklamaz.

Şık analizi

B) Haberci kendi iradesini açıklamadığı için onda ayırt etme gücü bile aranmaz.
C) Organın fiili tüzel kişiye atfedilen değil, onun kendi fiili sayılan bir davranıştır.
D) Aracı yalnız hazırlık yapar; simsarın konumunda irade açıklaması bulunmaz.
E) Tam ehliyet aranmadığı için ayırt etme gücüne sahip küçüğün işlemi geçerlidir.
Soru 54
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre yetkisiz temsilcinin sorumluluğuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) İstenebilecek zarar kural olarak karşı tarafın menfi zararıdır.
B) Temsil olunan işlemi onarsa ortada bir zarar da doğmaz.
C) Karşı taraf kendi iyiniyetini ayrıca ispat etmekle yükümlüdür.
D) Hakkaniyet gerektiriyorsa kusurlu temsilciden diğer zararlar da istenebilir.
E) Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar her hâlde saklı tutulmuştur.
Cevabı göster
Cevap: C. Yetkisiz temsilcinin sorumluluğu kusursuzdur, ancak mutlak değildir: temsilci, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın yetkisizliği bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse kendisinden zarar istenemez. İspat yükü temsilcinin üzerindedir; karşı tarafın iyiniyetini ispat etmesi beklenmez. Bu yüzden C yanlıştır ve bu nokta sınavda ters çevrilerek sorulur.

Şık analizi

A) İstenebilecek olan, işlemin geçerli olduğuna güvenerek katlanılan menfi zarardır.
B) Onama işlemi geçerli kıldığı için güvene dayanan bir zarar da doğmaz.
D) Kanun kusurlu temsilci için hakkaniyet ölçütüyle ağırlaştırılmış bir sorumluluk öngörür.
E) Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar kanunda açıkça saklı tutulmuştur.
Soru 55
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre temsilcinin kendisiyle işlem yapması ve çifte temsil bakımından aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Kanun bu iki hâli de ayrı maddelerle düzenlemiş ve mutlak biçimde yasaklamıştır.
B) Somut olayda bir menfaat çatışması riski bulunmuyorsa işlem baştan geçerli sayılmaktadır.
C) Temsil olunanın önceden verdiği izin bile bu işlemleri geçerli hâle getiremez.
D) Bu işlemler kesin hükümsüz olup sonradan verilen bir onamayla da düzeltilemez.
E) Çifte temsilde bir menfaat çatışması bulunmadığı için herhangi bir sakınca doğmaz.
Cevabı göster
Cevap: B. Kanun bu iki hâli açıkça düzenlememiştir; öğreti ve yargı uygulaması çözümü menfaat çatışması ölçütüne dayandırır. Kural olarak temsilci bu işlemleri yapamaz ve işlem yetkisiz temsil hükümlerine tabi olur. İki durumda sakınca kalkar ve işlem baştan geçerli sayılır: temsil olunanın önceden izni ya da somut olayda menfaat çatışması riskinin bulunmaması.

Şık analizi

A) Kanun iki hâli açıkça düzenlememiştir; çözüm öğreti ve uygulamadan gelmektedir.
C) Temsil olunanın önceden verdiği izin sakıncayı ortadan kaldıran iki hâlden biridir.
D) İşlem kesin hükümsüz değildir; yetkisiz temsil hükümlerine tabidir ve onamayla geçerli olur.
E) Çifte temsilde de aynı menfaat çatışması sakıncası vardır; kurumun konusu budur.
Soru 56
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre yetkisiz temsilde onamanın hukuki niteliği ve etkisi aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
A) Kurucu yenilik doğuran haktır ve etkisi geçmişe yürümektedir.
B) Bozucu yenilik doğuran haktır ve etkisi ileriye doğru işlemektedir.
C) Değiştirici yenilik doğuran haktır ve yalnız yazılı yapılabilmektedir.
D) Bir sözleşme olup karşı tarafın da kabulüne bağlı tutulmuştur.
E) Kurucu yenilik doğuran haktır ve etkisi yalnız ileriye doğrudur.
Cevabı göster
Cevap: A. Onama tek taraflı, varması gerekli ve şekle bağlı olmayan bir irade açıklamasıdır; açık olabileceği gibi örtülü de olabilir, işlemin gereğini yerine getirmek onama sayılır. Hukuki niteliği kurucu yenilik doğuran haktır ve etkisi geçmişe yürür: onanan işlem, kurulduğu andan itibaren geçerli sayılır.

Şık analizi

B) Onama mevcut ilişkiyi sona erdirmez; askıdaki işlemi geçerli kılarak yeni bir durum kurar.
C) Onama şekle bağlı değildir ve örtülü olarak da yapılabilir.
D) Onama tek taraflı bir irade açıklamasıdır; karşı tarafın kabulü aranmaz.
E) Nitelik doğru verilmiş, ancak etki yanlış gösterilmiştir; onama geçmişe yürür.

← Aşırı YararlanmaSözleşmenin Yorumu ve Tamamlanması →