EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 1 / 60

Medeni Hukuk, Kaynakları ve Uygulanması

13 Hâkimlik

Hızlı özet

Medeni hukuk, kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini eşitlik esasına göre düzenleyen özel hukuk dalıdır. Kişinin doğumundan önce başlayan ve ölümünden sonra da süren bir alanı kapsar: ana rahmindeki ceninin hakları da, ölenin mirasının kime geçeceği de bu dalın konusudur. Türk Medeni Kanunu'nun ilk yedi maddesi Başlangıç Hükümleri başlığını taşır ve yalnız Medeni Kanun'a değil, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır (TMK m. 5). Bu yüzden başlangıç hükümleri dersin geri kalanının okunma anahtarıdır.

Medeni Hukukun Dalları ve Kanunun Sistematiği

Kamu hukuku ile medeni hukuku ayıran ölçüt, tarafların hukuken eşit konumda bulunmasıdır. Devletin kamu gücüyle taraf olduğu ilişkiler kamu hukukuna, kişilerin iradeleriyle kurduğu ilişkiler medeni hukuka girer.

Kanunun sistematiği dalları da verir: kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku ve eşya hukuku. Borçlar hukuku ayrı bir kanunda düzenlenmiş olmakla birlikte medeni hukukun beşinci dalıdır; Türk Borçlar Kanunu, Medeni Kanun'un tamamlayıcı parçası sayılır.

Kitapların sırası tesadüfi değildir. Önce hakkın süjesi olan kişi tanımlanır, sonra kişinin içinde bulunduğu aile ilişkisi, ardından ölümle doğan geçiş, nihayet hakkın konusu olan eşya düzenlenir. Bunun pratik sonucu şudur: sonraki kitapta geçen bir kavramın tanımı çoğu zaman önceki kitaptadır. Ayırt etme gücü kişiler hukukunda tanımlanır, ama vasiyetname ehliyetinde miras hukukunda kullanılır.

Kaynakların Uygulanma Sırası

Hâkim, önüne gelen uyuşmazlıkta hangi kaynağa hangi sırayla başvuracağını kanunun ilk maddesinden öğrenir (TMK m. 1). Sıra bağlayıcıdır; hâkim basamak atlayamaz, kaynaklar arasında seçim yapamaz.

İlk basamak kanundur. Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır (TMK m. 1/1). Kanunun sözü metnin kendisi, sözcüklerin dilbilgisi ve sözlük anlamından çıkan sonuçtur. Kanunun özü ise kanunun bütününe egemen olan ana düşüncedir; hükmün amacına, kanunun sistematiği içindeki yerine ve hazırlık çalışmalarına bakılarak belirlenir. İki ölçüt art arda değil eşzamanlı işler; sözün verdiği sonuç özle çatışıyorsa özden çıkan anlam uygulanır.

Kanunun özüne ulaşmanın tek yolu yorumdur. Kanunda boşluk bulunup bulunmadığı da ancak yorumdan sonra anlaşılır. Maddedeki kanun terimi dar anlaşılmaz; Anayasa, kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, yönetmelikler ve içtihadı birleştirme kararları bu kavrama girer.

Örf ve Âdet Hukuku

Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa hâkim örf ve âdet hukukuna göre karar verir (TMK m. 1/2). Bu kurallar uzun süredir sürekli uygulanan, uyulmasının zorunlu olduğuna inanılan ve devlet gücüyle yaptırıma bağlanmış, yazılı olmayan kurallardır.

Her âdet hukuk kuralına dönüşmez; üç unsur birlikte aranır. Maddî unsur, kuralın sürekli ve aynı biçimde tekrarlanmasıdır. Manevî unsur, uyulmasının zorunlu olduğu yolundaki genel inançtır. Hukukî unsur ise devletçe tanınıp yaptırıma bağlanmış olmasıdır. Başlık parası âdeti ilk iki unsuru taşıdığı hâlde üçüncüsünden yoksun olduğu için örf ve âdet hukuku kuralı sayılmaz.

Örf ve âdet hukuku ikinci derecede ve tamamlayıcı niteliktedir; kanunu değiştiremez, kaldıramaz, emredici hükümlere aykırı olamaz. Buna karşılık hâkim, koşulları gerçekleştiğinde bu kuralları re'sen uygular; tarafların ileri sürmesini beklemez.

Yardımcı Kaynaklar

Hâkim karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır (TMK m. 1/3). Bunlar aslî kaynak değil yol gösterici kaynaklardır; hâkimi bağlamaz, başvurma zorunluluğu da yoktur. Kural bir noktada kırılır: içtihadı birleştirme kararları Yargıtay kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. Bu yüzden içtihadı birleştirme kararı yardımcı kaynak değil, yazılı ve bağlayıcı kaynak sayılır.

Sınavda Ne Çıkar

  • Kaynak sırası kanun, sonra örf ve âdet hukuku, sonra hâkimin yarattığı hukuktur; hâkimin basamak atlama veya seçim hakkı yoktur.
  • Hâkimin kanunu özüyle uygulayabilmesi için yapması gereken yorumdur; kanunda boşluk olup olmadığı da ancak yorumla anlaşılır.
  • Kanunun sözü ile özü eşzamanlı uygulanır, çatışmada öz üstündür. Maddedeki kanun terimi Anayasa, kararname ve yönetmelikleri de kapsar.
  • Örf ve âdetin unsurları maddî, manevî ve hukukî unsurdur; biri eksikse kural doğmaz. Başlık parası bu yüzden hukuk kuralı değildir.
  • Örf ve âdet hukuku tamamlayıcıdır, emredici hükme aykırı olamaz; hâkim re'sen uygular.
  • Doktrin ve yargı kararları bağlayıcı değildir; tek istisna içtihadı birleştirme kararlarıdır.

Medeni hukuk, kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini eşitlik esasına göre düzenleyen özel hukuk dalıdır. Kişinin doğumundan önce başlayan ve ölümünden sonra da süren bir alanı kapsar: ana rahmindeki ceninin hakları da, ölenin mirasının kime geçeceği de bu dalın konusudur.

Türk Medeni Kanunu'nun ilk yedi maddesi Başlangıç Hükümleri başlığını taşır. Bu hükümler yalnız Medeni Kanun'a değil, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır (TMK m. 5). Başlangıç hükümleri bu yüzden dersin geri kalanının okunma anahtarıdır.

A. Medeni Hukukun Konusu ve Dalları

Ölçüt, tarafların hukuken eşit konumda bulunmasıdır. Devletin kamu gücüyle taraf olduğu ilişkiler kamu hukukuna, kişilerin iradeleriyle kurduğu ilişkiler medeni hukuka girer.

Kanunun sistematiği medeni hukukun dallarını da verir:

  • Kişiler hukuku — gerçek ve tüzel kişilerin ehliyeti, kişilik hakları, yerleşim yeri
  • Aile hukuku — nişanlanma, evlenme, boşanma, soybağı, velâyet, vesayet
  • Miras hukuku — ölümle malvarlığının kime ve nasıl geçeceği
  • Eşya hukuku — eşya üzerindeki mülkiyet ve sınırlı ayni haklar

Borçlar hukuku ayrı bir kanunda düzenlenmiş olmakla birlikte medeni hukukun beşinci dalıdır; Türk Borçlar Kanunu, Medeni Kanun'un tamamlayıcı parçası sayılır.

B. Kanunun Sistematiği

Kanun, başlangıç hükümlerinden sonra dört kitaba ayrılır: kişiler, aile, miras, eşya. Bu sıralama tesadüfi değildir. Önce hakkın süjesi olan kişi tanımlanır, sonra kişinin içinde bulunduğu aile ilişkisi, ardından ölümle doğan geçiş, nihayet hakkın konusu olan eşya düzenlenir.

Sıralamanın pratik sonucu şudur: sonraki kitapta geçen bir kavramın tanımı çoğu zaman önceki kitaptadır. Ayırt etme gücü kişiler hukukunda tanımlanır, ama vasiyetname ehliyetinde miras hukukunda kullanılır.

C. Kaynakların Uygulanma Sırası

Hâkim, önüne gelen uyuşmazlıkta hangi kaynağa hangi sırayla başvuracağını kanunun ilk maddesinden öğrenir (TMK m. 1). Sıra bağlayıcıdır; hâkim basamak atlayamaz, kaynaklar arasında seçim yapamaz.

1. Kanun: Sözü ve Özü

Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır (TMK m. 1/1). Kanunun sözü, metnin kendisidir; sözcüklerin dilbilgisi ve sözlük anlamından çıkan sonuçtur. Kanunun özü ise kanunun bütününe egemen olan ana düşüncedir; hükmün amacına, kanunun sistematiği içindeki yerine ve hazırlık çalışmalarına bakılarak belirlenir.

İki ölçüt art arda değil, eşzamanlı işler. Sözün verdiği sonuç özle çatışıyorsa özden çıkan anlam uygulanır.

Kanunun özüne ulaşmanın tek yolu yorumdur. Sınavda tekrarlanan kalıp budur: hâkimin kanunu özüyle uygulayabilmesi için yapması gereken şey yorumdur. Aynı sebeple kanunda boşluk bulunup bulunmadığı da ancak yorumdan sonra anlaşılır.

Maddedeki "kanun" terimi dar anlaşılmaz; yürürlükteki bütün yazılı hukuk kurallarını kapsar. Anayasa, kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, yönetmelikler ve içtihadı birleştirme kararları bu kavrama girer.

2. Örf ve Âdet Hukuku

Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa hâkim örf ve âdet hukukuna göre karar verir (TMK m. 1/2). Bu kurallar, uzun süredir sürekli uygulanan, uyulmasının zorunlu olduğuna inanılan ve devlet gücüyle yaptırıma bağlanmış, yazılı olmayan kurallardır.

Her âdet hukuk kuralına dönüşmez; üç unsur birlikte aranır:

  • Maddî unsur — kuralın sürekli ve aynı biçimde tekrarlanması
  • Manevî unsur — uyulmasının zorunlu olduğu yolundaki genel inanç
  • Hukukî unsur — devletçe tanınıp yaptırıma bağlanmış olması

Başlık parası âdeti ilk iki unsuru taşıdığı hâlde üçüncüsünden yoksun olduğu için örf ve âdet hukuku kuralı sayılmaz.

Örf ve âdet hukuku ikinci derecede kaynaktır ve tamamlayıcı niteliktedir; kanunu değiştiremez, kaldıramaz, emredici hükümlere aykırı olamaz. Buna karşılık hâkim, koşulları gerçekleştiğinde bu kuralları re'sen uygular; tarafların ileri sürmesini beklemez.

3. Yardımcı Kaynaklar: Doktrin ve Yargı Kararları

Hâkim karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır (TMK m. 1/3). Bunlar aslî kaynak değil, yol gösterici kaynaklardır: hâkimi bağlamaz, başvurma zorunluluğu da yoktur.

Kural bir noktada kırılır. İçtihadı birleştirme kararları Yargıtay kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. Bu yüzden içtihadı birleştirme kararı yardımcı kaynak değil, yazılı ve bağlayıcı kaynak sayılır.

Örnek olay

Bir bölgede tarla sahibi (A) ile ekimi üstlenen (B) arasında yarıcılık anlaşması yapılmış, ürünün paylaşımında anlaşmazlık çıkmıştır. Tarafların yazılı sözleşmesi yoktur; Türk Borçlar Kanunu'nda da bu paylaşım oranını gösteren bir hüküm bulunmamaktadır. (B), "bölgede öteden beri ürün, tohumluk ayrıldıktan sonra yarı yarıya bölünür" savunmasını yapmakta; (A) ise bu uygulamanın kendisini bağlamadığını, ortada yazılı bir kural bulunmadığını ileri sürmektedir.

Değerlendirme: Hâkim önce yazılı kaynaklara bakar. Yazılı hukukta uygulanabilir hüküm bulunmadığını ancak yorum yaparak saptayabilir; boşluğun varlığı da bu yolla tespit edilir (TMK m. 1/1). Buradaki eksiklik gerçek bir kanun boşluğudur.

İkinci basamak örf ve âdet hukukudur (TMK m. 1/2). Yarıcılık, ülke genelinde uzun süredir uygulanan, uyulması zorunlu sayılan ve mahkemelerce yaptırıma bağlanan bir uygulamadır; üç unsuru da taşıdığı için hukuk kuralı niteliğindedir. (A)'nın "yazılı kural yok" itirazı sonucu değiştirmez: örf ve âdet hukuku, tam da yazılı kural bulunmadığı için devreye giren kaynaktır.

Hâkim bu kuralı (B)'nin savunmasına bağlı kalmaksızın kendiliğinden uygular. Tarafların örf ve âdet kuralını bilip bilmemesi de kural olarak önem taşımaz; bilinme şartı yalnız ticarî örf ve âdet bakımından, tacir olmayanlara karşı aranır.

Örf ve âdet hukukunun burada uygulanabilmesi, kuralın kanuna aykırı olmamasına da bağlıdır. Türk Borçlar Kanunu paylaşımı emredici biçimde düzenlemiş olsaydı, ne kadar yerleşik olursa olsun bu uygulama sonuç doğurmazdı; örf ve âdet hukuku yalnız tamamlayıcı işlev görür.

Hâkimin üçüncü basamağa, yani kendisi kanun koyucu olsaydı koyacağı kurala geçmesi mümkün değildir; çünkü ikinci basamakta uygulanabilir bir kural bulunmuştur. Basamak sırası hâkimin takdirine bırakılmamıştır. Karar gerekçesinde doktrin görüşlerinden ve benzer yöndeki Yargıtay kararlarından yararlanabilir; ancak bunlar kendisini bağlamaz (TMK m. 1/3). Aynı yönde bir içtihadı birleştirme kararı bulunsaydı sonuç değişir, hâkim o karara uymak zorunda kalırdı.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 İDARİ YARGI
Aşağıdakilerden hangisi, kazai rüştün (yargısal rüşt) şartlarından biri [değildir]?
A) Küçüğün 15 yaşını doldurmuş olması
B) Velisinin rızası
C) Küçük evlat edinilmişse, biyolojik ana babasının izni
D) Mahkeme kararı
E) Küçüğün isteği
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 2 2008 ZİRAAT BANKASI TEFTİŞ
Aşağıdakilerden hangisinde dürüstlük kuralı [uygulanmaz]?
A) Sözleşme öncesi bir sorumluluğun (culpa in contrahendo) söz konusu olması halinde
B) Bir hukuki işlemin tahvilinde
C) Bir hukuki işlemin yorumunda güven prensibinin uygulanması halinde
D) Vasiyetnamenin yorumunda
E) Hukuki işlemlerde boşlukların doldurulmasında
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 3 2008 İDARİ YARGI
M, 10 yaşındaki yeğeni Y'nin velayet hakkına tek başına sahip babası B ile bir miras sözleşmesi yaparak oturduğu dairesini Y'ye bırakmıştır. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Y'nin sözleşmeye bizzat katılmaması nedeniyle sözleşme geçersizdir.
B) Sözleşme geçersizdir, çünkü bu tasarruf sadece vasiyetname şeklinde yapılabilir.
C) Sözleşme geçerlidir, çünkü ölüme bağlı tasarrufta bulunmayan ve bir borç altına girmeyen Y, böyle bir işlemi temsilci aracılığı ile yapabilir.
D) Tam ehliyetli olmayan bir kişiye ölüme bağlı tasarrufla belirli bir mal bırakılması söz konusu olamayacağından sözleşme geçersizdir.
E) Miras sözleşmesinin tam iki tarafa borç yüklemesi gerekir, ancak bu sözleşme ile Y, M'ye karşı herhangi bir borç yüklenmediği için sözleşme geçersizdir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 4 KPSS / ADLİ YARGI
Vergi hukuku, kamu hukuku içinde hangi hukukun alt dalını oluşturur?
A) Mali hukuk
B) Anayasa hukuku
C) Harcama hukuku
D) Gelir hukuku
E) Bütçe hukuku
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 5 2004 ADLİ HAKİMLİK
Medeni Kanun'un 1. maddesine göre hâkim, önüne gelen hukuki çekişmeyi çözerken bir kanun boşluğu olup olmadığını anlamak için ne yapmalıdır?
A) Takdir hakkını kullanmalıdır.
B) Ahlak kurallarını uygulamalıdır.
C) Yorum yapmalıdır.
D) Hukuk yaratmalıdır.
E) Dürüstlük kurallarını uygulamalıdır.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 6 2010 ADLİ HAKİMLİK
Hâkimin hukuk yaratmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Hâkimin hukuk yaratması için sadece kanun boşluğu bulunması yeterlidir.
B) Hâkim hukuk yaratmadan önce o konuya ilişkin örf ve âdet hukuku kuralı bulunup bulunmadığını araştırmalı ve varsa o kuralı uygulamalıdır.
C) Hâkim hukuk yaratırken yazılı hukuk kurallarına ters düşen bir kural öngöremez.
D) Hâkim hukuk yaratırken toplum çıkarları ile ferdi çıkarlar arasında adil bir denge kurmaya çalışmalıdır.
E) Hâkimin yarattığı hukukun kural olarak benzer bir olayda uygulanması zorunluluğu yoktur.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 7 2009 ADLİ HAKİMLİK
Hâkimin hukuk yaratması ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Hâkim somut uyuşmazlığa uygulanabilecek örf ve âdet kuralı olsa bile hukuk yaratma yolunu tercih edebilir.
B) Hâkim mevcut bir boşluğu doldurmak için genel ve soyut bir kural öngörmelidir.
C) Hâkimin hukuk yaratırken mevcut yazılı hukuk kurallarını göz önünde tutması gerekmez.
D) Hâkimin yarattığı hukuk benzer olaylar bakımından bağlayıcı olur.
E) Hâkimin nasıl hukuk yaratacağı Anayasa hükümleri ile belirlenmiştir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 8 2012 AVUKATLAR İÇİN İDARİ HAKİMLİK
Türk Medeni Kanunu'nun bütününe egemen olan esaslara göre, belirli bir maddenin ifade ettiği anlamı dikkate alarak o kanun hükmünü uygulayan hâkim, kanunu ne şekilde uygulamış olarak değerlendirilir?
A) Hâkim, kanunu sözüyle uygulamıştır.
B) Hâkim, kanunu özüyle uygulamıştır.
C) Hâkim, takdir yetkisini kullanmıştır.
D) Hâkim, kıyas yolu ile kanunu uygulamıştır.
E) Hâkim, hukuk yaratma yolunu kullanmıştır.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 9 2008 ADLİ HAKİMLİK
Hâkimin kanunda bir boşluk olup olmadığını belirleyebilmek için yapması gerekenle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Takdir hakkını kullanmalıdır.
B) Örf ve adet hukukunu araştırmalıdır.
C) Kanun hükümlerini yorumlamalıdır.
D) Doktrin ve mahkeme içtihatlarını incelemelidir.
E) Dürüstlük kuralına başvurmalıdır.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 10 2010 İDARİ HAKİMLİK
Hâkimin hukuk yaratmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Hâkimin kural olarak özel hukuk alanında hukuk yaratması kabul edilmektedir.
B) Hâkimin ceza hukuku alanında hukuk yaratması mümkün değildir.
C) Hâkimin hukuk yaratabilmesi için gerçek bir hukuk boşluğunun bulunması gerekir.
D) Hâkimin hukuk yaratabilmesi için somut olaya uygulanabilecek bir örf ve âdet hukuku kuralı da bulunmamalıdır.
E) Hâkimin yarattığı hukuk kuralının benzer bir olayda da uygulanması her durumda zorunludur.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 11 2011 İDARİ HAKİMLİK
Örf ve adet hukukunun Medeni Hukuk alanında uygulanması bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Örf ve adet hukuku, Medeni Kanun'un yanında, medeni hukukun ikinci derecede olan bir kaynağını oluşturur.
B) Medeni Kanun'un 1. maddesi hâkime kural olarak ancak kanunda bir hüküm mevcut olmadığı ve kanunun öngördüğü hâllerde örf ve adet hukukuna başvurma yetkisi vermektedir.
C) Hâkim kendi seçimine bağlı olarak örf ve adet hukukuna başvurmak yerine kendisi hukuk yaratma yoluna gidebilir.
D) Örf ve adet hukuku bir ülkenin her tarafında aynı surette uygulanan kurallardan oluşuyorsa "genel örf ve adet hukuku" olarak adlandırılır.
E) Örf ve adet hukuku Medeni Kanun'u yorumlayıcı ve açıklayıcı bir nitelik taşıyabilir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 12 2011 KPSS
Medeni Kanun'un 1. maddesi gereğince, hâkimin kanunu, sözünün yanı sıra özüyle de uygulayabilmesi için ne yapması gerekir?
A) Kanunu açıklaması gerekir.
B) Kanunu yorumlaması gerekir.
C) Hukuk yaratması gerekir.
D) Takdir yetkisini kullanması gerekir.
E) İyiniyet kuralından yararlanması gerekir.
Cevabı göster
Cevap: B.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 2 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 1
Bir yörede meyve bahçelerinin sulama sırasının her yıl kura ile belirlenmesi uzun süredir kesintisiz uygulanmakta, yöre halkı bu sıraya uyulmasının zorunlu olduğuna inanmakta ve mahkemeler aykırı davranışları bu uygulamayı esas alarak karara bağlamaktadır. Sulama sırası konusunda yazılı hukukta uygulanabilir bir hüküm yoktur. Açılan davada taraflardan hiçbiri bu uygulamaya dayanmamıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre hâkimin izleyeceği yolla ilgiliI.Yazılı hukukta boşluk bulunduğunu ancak yorum yaptıktan sonra saptayabilir.II.Kura uygulamasını, taraflar ileri sürmemiş olsa da kendiliğinden esas alır.III.Yazılı hüküm bulunmadığı için doğrudan kendisi kanun koyucu olsaydı koyacağı kurala göre karar verir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Hâkim önce yazılı kaynaklara başvurur; yazılı hukukta uygulanabilir bir hüküm bulunmadığını ise ancak yorum yaparak saptayabilir, çünkü kanun sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır (TMK m. 1/1). Boşluğun varlığı yorumdan önce anlaşılamaz — I doğrudur. Olaydaki kura uygulaması sürekli tekrarlanma (maddî unsur), uyulmasının zorunlu olduğu inancı (manevî unsur) ve mahkemelerce yaptırıma bağlanma (hukukî unsur) öğelerinin üçünü de taşıdığından örf ve âdet hukuku kuralıdır; hâkim bu kuralı tarafların ileri sürmesine bağlı olmaksızın re'sen uygular — II doğrudur. Kaynak sırası bağlayıcıdır: ikinci basamakta uygulanabilir bir kural bulunduğu için hâkim üçüncü basamağa, yani hukuk yaratmaya geçemez (TMK m. 1/2) — III yanlıştır.

Şık analizi

A) I doğru, ancak II de doğrudur. Örf ve âdet hukuku kuralını hâkim kendiliğinden uygular; tarafların ileri sürmesi gerekmez.
B) III yanlış, I ise doğrudur. Yazılı hükmün bulunmaması tek başına hukuk yaratma sebebi değildir; önce örf ve âdet hukukuna bakılır.
D) II doğru, III yanlıştır. Örf ve âdet hukukunda uygulanabilir bir kural bulunduğu için hâkim hukuk yaratma basamağına geçemez.
E) I ve II doğru, III yanlıştır. Kaynak sırası bağlayıcıdır; hâkim basamak atlayamaz ve kaynaklar arasında seçim yapamaz.
Soru 2
Bir hâkim, uyuşmazlığa uygulanacak kanun hükmünün metnini açık bulmakla birlikte, sözcüklerin dilbilgisi ve sözlük anlamından çıkan sonucun kanunun bütününe egemen olan amaçla bağdaşmadığını saptamıştır. Hâkim, aynı konuda bir içtihadı birleştirme kararı bulunduğunu da tespit etmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Metin açık olduğundan hâkimin yoruma başvurması mümkün değildir.
B) Sözden çıkan anlam kanunun amacıyla çatıştığında, kanunun özünden çıkan anlam esas alınır.
C) Kanunun sözü ile özü art arda işleyen iki basamaktır; öze ancak sözde boşluk varsa geçilir.
D) İçtihadı birleştirme kararı yardımcı kaynak olduğundan hâkimi bağlamaz.
E) Metnin amaçla bağdaşmaması, hâkime doğrudan hukuk yaratma yetkisi verir.
Cevabı göster
Cevap: B. Kanun sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır (TMK m. 1/1). Söz, metnin dilbilgisi ve sözlük anlamından çıkan sonucudur; öz ise kanunun bütününe egemen olan ana düşüncedir. İki ölçüt art arda değil eşzamanlı işler; sözün verdiği sonuç kanunun amacıyla çatışıyorsa özden çıkan anlam uygulanır. Bu sebeple B doğrudur.

Şık analizi

A) Yanlış. Metin açık olsa bile hâkim yorum yapar; kanunun özüne ulaşmanın tek yolu yorumdur ve açıklık yorumu dışlamaz.
C) Yanlış. Söz ve öz art arda değil, aynı anda işler; öze geçmek için sözde boşluk bulunması aranmaz.
D) Yanlış. Doktrin ve yargı kararları gerçekten bağlayıcı değildir, ancak içtihadı birleştirme kararları bunun istisnasıdır ve mahkemeleri bağlar.
E) Yanlış. Hukuk yaratma, kanunda ve örf ve âdet hukukunda uygulanabilir kural bulunmadığında söz konusu olur; burada uygulanacak bir hüküm vardır.

Kanun Hükümlerinin Niteliği, Yorum →