Medeni Hukuk › Başlık 11 / 60
Hak Ehliyeti
12 Hâkimlik
Hızlı özet
Kişi olmanın ilk ve zorunlu sonucu hak ehliyetidir. Hak ehliyeti, haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneğidir; kişinin bir şey yapabilmesini değil, bir şeye sahip olabilmesini anlatır. Bu yüzden hak ehliyeti kişilikle birlikte doğar ve kişilikle birlikte sona erer. Tek istisnası, sağ doğmak koşuluyla cenine tanınan geriye etkili ehliyettir (TMK m. 28/2).
Genellik ve Eşitlik
Kanun hükmü kısadır ve iki ilkeyi birlikte kurar: her insanın hak ehliyeti vardır; buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler (TMK m. 8).
Genellik ilkesi, hak ehliyetinin istisnasız bütün insanlara tanınmış olmasını anlatır. Kişi olmak için hiçbir nitelik aranmadığı gibi, hak ehliyetine sahip olmak için de aranmaz. Yaş, cinsiyet, sağlık durumu, ayırt etme gücü, vatandaşlık ya da din hak ehliyetini etkilemez. Ayırt etme gücü bulunmayan bir kişi de, yeni doğmuş bir bebek de tam hak ehliyetine sahiptir.
Eşitlik ilkesi, hak ehliyetinin herkese aynı ölçüde tanınmış olmasını anlatır. Buradaki eşitlik, sahip olunan hakların eşitliği değil, hak sahibi olabilme yeteneğinin eşitliğidir. Kimin ne kadar malı olduğu değişir; malik olabilme yeteneği değişmez.
İki ilkenin ortak sonucu şudur: hak ehliyeti bölünmez ve derecelendirilemez. Kişi ya hak ehliyetine sahiptir ya değildir; kısmî hak ehliyeti diye bir kategori yoktur. Fiil ehliyetinin dereceli yapısı bu noktada hak ehliyetinden kesin biçimde ayrılır ve sınavda en sık kurulan tuzak ikisinin yer değiştirmesidir.
Sınırlamalar
Hükümdeki "hukuk düzeninin sınırları içinde" ifadesi, ehliyetin kapsamına ilişkin sınırlamalara işaret eder. Bu sınırlamalar ehliyeti ortadan kaldırmaz, yalnız belirli hakların belirli kişilerce kazanılmasını engeller.
Sınırlamalar başlıca üç sebepten doğar. Kişinin niteliğinden doğanlar, tüzel kişilerin insana özgü hakları kazanamaması gibi hâllerdir. Hısımlıktan doğanlar, belirli derecedeki hısımlar arasındaki evlenme yasağı gibi hâllerdir. Vatandaşlıktan doğanlar ise yabancıların taşınmaz edinmesine ilişkin özel düzenlemelerdir.
Bu sınırlamaların ortak özelliği kanundan doğmalarıdır. Kişi kendi iradesiyle hak ehliyetinden vazgeçemez, onu daraltamaz ve başkasına devredemez; aksi yöndeki sözleşmeler geçersizdir. Hak ehliyeti kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan üzerinde tasarruf edilemez.
Sınırlamaların ehliyetin kendisine değil kapsamına ilişkin olduğu unutulmamalıdır. Yabancının belirli koşullarla taşınmaz edinememesi, onun hak ehliyetinin bulunmadığı anlamına gelmez; yalnız belirli bir hakkı kazanamayacağını gösterir. Aynı ayrım tüzel kişiler için de geçerlidir: tüzel kişinin evlenememesi ehliyetsizlik değil, hakkın niteliğinden doğan bir sınırdır.
Sınavda Ne Çıkar
- Hak ehliyeti genel ve eşittir (TMK m. 8): yaş, cinsiyet, sağlık, ayırt etme gücü ve vatandaşlık onu etkilemez.
- Eşitlik, sahip olunan hakların değil, hak sahibi olabilme yeteneğinin eşitliğidir.
- Hak ehliyeti bölünmez ve derecelendirilemez; fiil ehliyeti ise dereceli bir yapıdadır.
- Sınırlamalar kanundan doğar; kişi hak ehliyetinden vazgeçemez, onu daraltamaz veya devredemez.
- Sınırlamalar ehliyetin varlığına değil kapsamına ilişkindir: yabancının taşınmaz edinememesi ehliyetsizlik değil, o hakkın kazanılamamasıdır.
- Hak ehliyeti kişilikle birlikte doğar ve birlikte sona erer; tek istisnası cenine tanınan geriye etkili ehliyettir.
Kişi olmanın ilk ve zorunlu sonucu hak ehliyetidir. Hak ehliyeti, haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneğidir; kişinin bir şey yapabilmesini değil, bir şeye sahip olabilmesini anlatır. Bu yüzden hak ehliyeti kişilikle birlikte doğar ve kişilikle birlikte sona erer.
A. Genellik ve Eşitlik İlkeleri
Kanun hükmü kısadır ve iki ilkeyi birlikte kurar: her insanın hak ehliyeti vardır; buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler (TMK m. 8).
Genellik ilkesi, hak ehliyetinin istisnasız bütün insanlara tanınmış olmasını anlatır. Kişi olmak için hiçbir nitelik aranmadığı gibi, hak ehliyetine sahip olmak için de aranmaz. Yaş, cinsiyet, sağlık durumu, ayırt etme gücü, vatandaşlık ya da din hak ehliyetini etkilemez. Ayırt etme gücü bulunmayan bir kişi de, yeni doğmuş bir bebek de tam hak ehliyetine sahiptir.
Eşitlik ilkesi, hak ehliyetinin herkese aynı ölçüde tanınmış olmasını anlatır. Buradaki eşitlik, sahip olunan hakların eşitliği değil, hak sahibi olabilme yeteneğinin eşitliğidir. Kimin ne kadar malı olduğu değişir; malik olabilme yeteneği değişmez.
İki ilkenin ortak sonucu şudur: hak ehliyeti bölünmez ve derecelendirilemez. Kişi ya hak ehliyetine sahiptir ya değildir; kısmî hak ehliyeti diye bir kategori yoktur. Fiil ehliyetinin dereceli yapısı bu noktada hak ehliyetinden kesin biçimde ayrılır.
B. Hak Ehliyetinin Sınırlamaları
Hükümdeki "hukuk düzeninin sınırları içinde" ifadesi, ehliyetin kapsamına ilişkin sınırlamalara işaret eder. Bu sınırlamalar ehliyeti ortadan kaldırmaz, yalnız belirli hakların belirli kişilerce kazanılmasını engeller.
Sınırlamalar başlıca üç sebepten doğar:
- Kişinin niteliğinden doğan sınırlamalar — tüzel kişilerin insana özgü hakları kazanamaması gibi
- Hısımlıktan doğan sınırlamalar — belirli derecedeki hısımlar arasında evlenme yasağı gibi
- Vatandaşlıktan doğan sınırlamalar — yabancıların taşınmaz edinmesine ilişkin özel düzenlemeler gibi
Bu sınırlamaların ortak özelliği kanundan doğmalarıdır. Kişi kendi iradesiyle hak ehliyetinden vazgeçemez, onu daraltamaz ve başkasına devredemez; aksi yöndeki sözleşmeler geçersizdir. Hak ehliyeti kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan, üzerinde tasarruf edilemez.
Sınırlamaların ehliyetin kendisine değil, kapsamına ilişkin olduğu unutulmamalıdır. Yabancının belirli koşullarla taşınmaz edinememesi, onun hak ehliyetinin bulunmadığı anlamına gelmez; yalnız belirli bir hakkı kazanamayacağını gösterir. Aynı ayrım tüzel kişiler için de geçerlidir: tüzel kişinin evlenememesi ehliyetsizlik değil, hakkın niteliğinden doğan bir sınırdır.
Örnek olay
Ağır bir akıl hastalığı sebebiyle ayırt etme gücü bulunmayan (H)'ye, ölen babasından bir taşınmaz miras kalmıştır. (H)'nin diğer mirasçıları, ayırt etme gücü bulunmayan bir kişinin malik olamayacağını, bu sebeple payın kendilerine geçmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Ayrıca (H) adına yapılan bir bağışlamanın da geçersiz olduğunu savunmaktadırlar.
Değerlendirme: İddia, hak ehliyeti ile fiil ehliyetinin karıştırılmasına dayanmaktadır. Ayırt etme gücünün bulunmaması fiil ehliyetini etkiler; hak ehliyetine hiçbir etkisi yoktur.
(H) yaşayan bir insan olduğuna göre hak ehliyetine sahiptir ve bu ehliyet herkesle eşit ölçüdedir (TMK m. 8). Mirasçı olabilmek için ayırt etme gücü aranmaz; mirasbırakanın ölümü anında sağ olmak yeterlidir. Taşınmaz payı (H)'ye geçer ve (H) malik olur.
Bağışlama bakımından da sonuç aynıdır. Bağışlama (H) için karşılıksız kazandırmadır ve hak ehliyeti kapsamında kazanılır. Burada tartışılabilecek tek nokta işlemin kim tarafından yapılacağıdır: ayırt etme gücü bulunmayan (H) işlemi kendisi yapamaz, yasal temsilcisi aracılığıyla hareket eder.
Ayrım şu cümlede toplanır: (H) hak sahibi olabilir, ancak haklarını kendi fiilleriyle kullanamaz. Birinci yön hak ehliyetine, ikinci yön fiil ehliyetine ilişkindir ve ikisi birbirinden bağımsızdır.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2008 KPSS GENEL KÜLTÜR
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 KPSS / ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 KPSS / ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2007 KPSS KAMU YÖNETİMİ
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2011 İCRA MÜDÜR YRD.
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2009 KAMU İHALE KURUMU UZMAN YRD.
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2010 ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2012 İDARİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 2012 İDARİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 10 2012 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 11 2012 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 12 2008 SAYIŞTAY
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 4 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.
Soru 32
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 33
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 34
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 35
Cevabı göster
Şık analizi
← Kişiliğin Sona Ermesi, Ölüm KarineFiil Ehliyeti ve Ehliyet Grupları →