EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 47 / 60

Miras Sebebiyle İstihkak Davası

8 Hâkimlik 2 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Mirasçı terekeyi kendiliğinden kazanır; ancak terekeyi fiilen elinde bulunduran başka biri olabilir. Miras sebebiyle istihkak davası, bu durumda mirasçıya tanınmış özel bir dava yoludur.

Şartları ve Taraflar

Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek bu davayı açabilir (TMK m. 637/1).

Davanın ayırt edici yönü, dayanağının mirasçılık sıfatı olmasıdır. Davacı malın mülkiyetini ayrıca ispatlamak zorunda değildir; mirasçı olduğunu ve davalının terekeyi elinde bulundurduğunu ortaya koyması yeterlidir. Bu yönüyle dava, mülkiyet hakkına dayanan eşya hukukundaki istihkak davasından ayrılır: orada davacı mülkiyetini, burada mirasçılığını ispatlar. Ayrımın pratik değeri büyüktür, çünkü tereke çoğu zaman çok sayıda maldan oluşur ve her biri için ayrı mülkiyet ispatı gerekseydi mirasçının hakkına ulaşması güçleşirdi.

Davanın koşulları şunlardır: davacının yasal veya atanmış mirasçı olması; davalının terekeyi veya bir tereke malını elinde bulundurması; davalının mirasçılık iddiasının bulunması ya da malı mirasçılık dışı bir sebeple elinde tutması; davacının mirasçılıktaki hakkının davalınınkinden üstün olması.

Hâkim, bu davada mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer (TMK m. 637/2): ayrı bir mirasçılık belgesi davası açılmasına gerek yoktur, sıfat tartışması aynı dava içinde sonuçlandırılır.

Davacının istemi üzerine hâkim, hakkın korunması için davalının güvence göstermesi veya tapu kütüğüne şerh verilmesi gibi gerekli her türlü önlemi alır (TMK m. 637/3).

Dava kabul edilirse tereke veya tereke malı davacıya zilyetliğe ilişkin hükümler uyarınca verilir; iyiniyetli ve iyiniyetli olmayan zilyedin iade, semere ve gider rejimi bu hükümlere göre belirlenir.

Kanun ayrıca önemli bir yasak koymuştur: davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri süremez (TMK m. 638). Hüküm, terekeyi haksız biçimde elinde tutan kişinin zamanın geçmesinden yararlanmasını engeller; mirasçının hakkı yalnız davanın kendi süresine tâbidir.

Süreler

Dava, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi ya da tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İyiniyetli olmayanlara karşı süre yirmi yıldır (TMK m. 639).

Sürelerin niteliği burada farklıdır ve sık ölçülür: iptal ve tenkis davalarındaki süreler hak düşürücü iken, miras sebebiyle istihkak davasında kanun zamanaşımı demiştir. Bunun sonucu, sürenin durup kesilebilmesi ve hâkim tarafından re'sen dikkate alınmayıp def'i olarak ileri sürülmesi gereğidir.

Sınavda Ne Çıkar

  • Dava mirasçının mirasçılıktaki üstün hakkına dayanır; mülkiyetin ayrıca ispatı gerekmez.
  • Hâkim, mirasçılık sıfatına ilişkin uyuşmazlıkları da aynı davada çözer.
  • Hâkim güvence veya tapuya şerh gibi koruma önlemleri alabilir.
  • Davalı zamanaşımıyla kazanmayı ileri süremez.
  • Süreler: öğrenmeden 1 yıl; iyiniyetliye karşı 10 yıl, iyiniyetli olmayana karşı 20 yıl.
  • Bu süreler zamanaşımıdır — iptal ve tenkisteki hak düşürücü sürelerle karıştırılmamalıdır.
  • Davacı yasal veya atanmış mirasçı olabilir; vasiyet alacaklısı bu davayı açamaz, onun hakkı kişisel istemdir.

Mirasçı, terekeyi kendiliğinden kazanır; ancak terekeyi fiilen elinde bulunduran başka biri olabilir. Miras sebebiyle istihkak davası, bu durumda mirasçıya tanınmış özel bir dava yoludur.

A. Şartları ve Taraflar

Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir (TMK m. 637/1).

Davanın ayırt edici yönü, dayanağının mirasçılık sıfatı olmasıdır. Davacı, malın mülkiyetini ayrıca ispatlamak zorunda değildir; mirasçı olduğunu ve davalının terekeyi elinde bulundurduğunu ortaya koyması yeterlidir. Bu yönüyle dava, mülkiyet hakkına dayanan istihkak davasından ayrılır.

Davada hâkim, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer (TMK m. 637/2). Ayrı bir mirasçılık belgesi davası açılmasına gerek yoktur; sıfat tartışması aynı dava içinde sonuçlandırılır.

Hâkim, davacının istemi üzerine hakkın korunması için davalının güvence göstermesi veya tapu kütüğüne şerh verilmesi gibi gerekli her türlü önlemi alır (TMK m. 637/3).

Davanın kabulü hâlinde tereke veya terekeye dâhil mal, davacıya zilyetliğe ilişkin hükümler uyarınca verilir. Kanun ayrıca önemli bir yasak koymuştur: davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri süremez (TMK m. 638).

Davanın açılabilmesi için aranan koşullar şunlardır:

  • Davacının yasal veya atanmış mirasçı olması
  • Davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurması
  • Davalının mirasçılık iddiasının bulunması ya da malı mirasçılık dışı bir sebeple elinde tutması
  • Davacının mirasçılıktaki hakkının davalınınkinden üstün olması

B. Süreler

Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İyiniyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır (TMK m. 639).

Sürelerin niteliği burada farklıdır: iptal ve tenkis davalarındaki süreler hak düşürücü iken, miras sebebiyle istihkak davasında kanun zamanaşımı demiştir. Bunun sonucu, sürenin durup kesilebilmesi ve def'i olarak ileri sürülmesi gereğidir.

Örnek olay

(E) ölmüş, terekesindeki bir taşınmaz mirasçı olmadığı hâlde (F) adına tescil edilmiştir. Gerçek mirasçı (G), durumu ölümden yedi yıl sonra öğrenmiş ve on ay içinde dava açmıştır. (F), taşınmazı uzun süredir malik sıfatıyla ve iyiniyetle elinde bulundurduğunu, olağan zamanaşımıyla mülkiyeti kazandığını savunmaktadır.

Değerlendirme: (G)'nin açacağı dava, mülkiyet hakkına dayanan istihkak davası değil, miras sebebiyle istihkak davasıdır; dayanağı mirasçılıktaki üstün haktır (TMK m. 637/1).

Süre bakımından iki ölçüt birlikte işler. Davacının mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının malı elinde bulundurduğunu öğrenmesinden itibaren bir yıl geçmemiş olmalıdır; ayrıca ölümün üzerinden iyiniyetli davalıya karşı on yıl geçmemiş olmalıdır (TMK m. 639/1). Olayda öğrenmeden on ay geçmiştir ve ölümden bu yana yedi yıl vardır; her iki süre de dolmamıştır.

(F)'nin zamanaşımı savunması ise kanunla açıkça kapatılmıştır: davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri süremez (TMK m. 638/2). Bu yasak, terekenin mirasçı olmayan kişilerde kalmasını önlemeye yöneliktir.

(F) iyiniyetli olmasaydı sonuç davacı lehine daha da genişlerdi: kötüniyetli davalıya karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır (TMK m. 639/2).

Dava kabul edilirse taşınmaz (G)'ye zilyetliğe ilişkin hükümler uyarınca verilir (TMK m. 638/1); (F)'nin yaptığı giderler ve elde ettiği semereler bu hükümlere göre hesaplanır.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 10 soru eşleşti, ilk 10 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2025 HMGS (EYLÜL)
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre boşanma kararıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.
B) Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden kural olarak altı ay geçmekle zaman aşımına uğrar.
C) Boşanma hâlinde kadın, evlenmeyle kazandığı kişisel durumunu kural olarak korur.
D) Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.
E) Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybederler.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 2 2026 HMGS (NİSAN)
A, eşi B ile sözlü bir münakaşa yaşamasının ardından öfkeyle B'ye fiziksel saldırıda bulunarak hayatına kast eder. Bu hareketinden pişmanlık duyan A, ambulansı arayarak B'ye tıbbi müdahalede bulunulması gerektiğini bildirir. B, tedavi sürecini tamamlayarak boşanma davası açmayı düşünür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre B'nin hayata kast sebebiyle boşanma davası açabilmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) A'nın fiili teşebbüs aşamasında kaldığı için bu sebebe dayanarak dava açamaz.
B) Boşanma sebebinin gerçekleşmesi için A'nın buna benzer birden fazla fiili, farklı zamanlarda gerçekleştirmiş olması şartı aranır.
C) A'nın bu sebeple ceza mahkemesinde yargılanıp hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş olması şartı aranır.
D) Eşini koşulsuz şartsız affettiğini belli edecek durumlarda bulunsa dahi B'nin dava açma hakkı saklı kalır.
E) Davayı yasal süresi içinde açmadığı takdirde B'nin dava açma hakkı kural olarak düşer.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 3 2008 İDARİ YARGI
Evlatlık ilişkisi ne zaman kurulmuş sayılır?
A) Mahkeme kararı ile
B) Mahkeme kararını takiben yapılacak evlatlık sözleşmesi ile
C) Evlat edinme kararının nüfus kütüğüne yazılması ile
D) Evlat edinme şartlarının tamamlanması ile
E) Evlatlığın veli veya vasisinin veya evli ise eşinin rızasını verdiği anda
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 4 2005 ADLİ YARGI (KASIM)
Miras sebebiyle istihkak davası ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Ayni bir davadır.
B) Bir eda davasıdır.
C) Mirasçıya miras bırakandan geçen bir davadır.
D) Tereke malına zilyet bulunan şahıslara karşı açılan bir davadır
E) Bu dava için kanunda belli süreler öngörülmüştür.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 5 2012 AVUKATLAR İÇİN İDARİ YARGI
Boşanma davası ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Boşanma davası yenilik doğuran bir davadır.
B) Davanın her aşamasında davadan feragat mümkündür.
C) Boşanma davası sadece eşler tarafından birbirlerine karşı açılabilen bir davadır.
D) Tarafların, boşanma davasının dayandırıldığı olguları veya olayları ikrar etmiş olmaları hâkimi bağlar.
E) Boşanma davalarında yemin kanıtına yer yoktur.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 6 2012 ADLİ YARGI
A ile B, 15.06.2010 tarihinde evlenmiş olup 01.08.2011 tarihinde bu evlilikten C dünyaya gelmiştir. A 14.03.2012 tarihinde ortak haneyi, bir daha geri dönmeyeceğini belirterek terk etmiştir. Bunun üzerine B, 15.08.2012 tarihinde noter aracılığıyla A'ya 2 ay içinde eve dönmesi ihtarında bulunmuş, fakat bu ihtarın sonuçsuz kalacağına inanan B, 22.08.2012 tarihinde terk sebebiyle boşanma davası açmıştır. Bu olaya göre, B'nin terk sebebiyle açtığı boşanma davası ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) B, dava öncesinde ancak mahkeme aracılığı ile A'ya ihtar yollayabilirdi.
B) B'nin A'ya göndermiş olduğu ihtarda, süre belirterek eve dönmesini istemesine gerek yoktur.
C) Terk sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için terk fiilinin en az 6 ay devam etmiş olması arandığından B bu sebebe dayalı olarak boşanma davası açamaz.
D) B, mahkeme aracılığı ile A'ya ihtar yollamış olsaydı bu davanın tüm şartları gerçekleşmiş olurdu.
E) B, A'ya karşı sadece terk sebebiyle boşanma davası açabilir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 7 2025 ADLİ İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
5. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre miras sebebiyle istihkak davası ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri sürebilir.
B) Davada hâkim, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer.
C) Davacı, kendisinin mirasçı olduğunu ve iyi niyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde davayı açabilir.
D) Hâkim, davacının istemi üzerine hakkın korunması için davalının güvence göstermesi veya tapu kütüğüne şerh verilmesi gibi gerekli her türlü önlemi alır.
E) Atanmış mirasçı, bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek istihkak davası açabilir.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 8 2008 İDARİ HAKİMLİK
M, miras sözleşmesi ile A'ya limon bahçesini hiçbir karşılık almaksızın bırakmıştır. 2 yıl sonra M bu sözleşmeden A'ya yazdığı mektupla dönmüş, A da buna ses çıkarmamıştır. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) M'nin miras sözleşmesinden dönmesi geçerli değildir.
B) M'nin miras sözleşmesinden dönmesi geçerlidir.
C) M'nin bu sözleşmeden dönmesi için 1 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir.
D) M, miras sözleşmesinden ancak resmi vasiyetname yapmak suretiyle dönebilir.
E) M, miras sözleşmesinden ancak mirastan çıkarma şartları varsa dönebilir.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 9 2003 İDARİ HAKİMLİK
Medeni Kanun'un 639. maddesinde yer alan, miras sebebiyle istihkak davasında, iyiniyetli olmayanlara karşı zamanaşımının 20 yıl olduğu belirtilmiş olup bu hükümdeki kötüniyetle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Hakların kullanılması ve borçların ifasında söz konusu olan dürüstlük kuralının yokluğudur.
B) Kendisine bir hukuki sonuç bağlanmış olan iyiniyetin yokluğudur.
C) Yasaların açık hükümlerinin bilerek çiğnenmesini ifade eder.
D) Mirasçılara zarar verme kastıyla hareket etmeyi ifade eder.
E) Mirasçılara karşı kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla suç işlediği sabit olan kişileri ifade eder.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 10 2015 ADLİ HAKİMLİK
Miras sebebiyle istihkak davasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Ayni bir davadır.
B) Bir eda davasıdır.
C) Mirasçıya mirasbırakandan geçen bir davadır.
D) Tereke malına zilyet bulunan üçüncü şahıslara karşı açılan bir davadır.
E) Bu dava için kanunda belli süreler öngörülmüştür.
Cevabı göster
Cevap: C.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 4 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 306
Miras sebebiyle istihkak davası bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Dava, mirasçının mirasçılıktaki üstün hakkına dayanmaktadır.
B) Davacının malın mülkiyetini ayrıca ispatlaması gerekmemektedir.
C) Hâkim mirasçılık sıfatına ilişkin uyuşmazlıkları da aynı davada çözer.
D) Davalı, tereke malını zamanaşımıyla kazandığını ileri sürebilmektedir.
E) Hâkim, davacının istemiyle tapuya şerh gibi önlemler alabilmektedir.
Cevabı göster
Cevap: D. Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek bu davayı açabilir. Davanın ayırt edici yönü, dayanağının mirasçılık sıfatı olmasıdır; davacı malın mülkiyetini ayrıca ispatlamak zorunda değildir. Hâkim, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da aynı dava içinde çözer ve davacının istemi üzerine güvence gösterilmesi ya da tapu kütüğüne şerh verilmesi gibi önlemler alabilir. Kanun ayrıca önemli bir yasak koymuştur: davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri süremez. Bu yasak, terekenin mirasçı olmayan kişilerde kalmasını önlemeye yöneliktir.

Şık analizi

A) Doğru ifade — davanın dayanağı mirasçılıktaki üstün haktır, mülkiyet değildir.
B) Doğru ifade — davacı mirasçı olduğunu ve davalının terekeyi elinde tuttuğunu göstermekle yetinir.
C) Doğru ifade — mirasçılık sıfatı tartışması ayrı bir dava gerektirmez, aynı davada çözülür.
E) Doğru ifade — hâkim güvence veya tapuya şerh gibi koruma önlemleri alabilir.
Soru 307
Miras sebebiyle istihkak davasında, iyiniyetli olmayan davalıya karşı üst sınır olarak öngörülen süre aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bir yıl
B) Beş yıl
C) On yıl
D) On beş yıl
E) Yirmi yıl
Cevabı göster
Cevap: E. Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İyiniyetli olmayanlara karşı ise zamanaşımı süresi yirmi yıldır. Sürelerin niteliği bu davada farklıdır: iptal ve tenkis davalarındaki süreler hak düşürücü iken burada kanun zamanaşımı demiştir. Bunun sonucu, sürenin durup kesilebilmesi ve def'i olarak ileri sürülmesi gereğidir.

Şık analizi

A) Bir yıl, öğrenmeden itibaren işleyen kısa süredir; üst sınır değildir.
B) Beş yıllık bir süre bu davada öngörülmemiştir.
C) On yıl, iyiniyetli davalıya karşı geçerli olan üst sınırdır.
D) On beş yıllık bir süre kanunda yer almaz.
Soru 308
Terekedeki bir taşınmaz, mirasçı olmadığı hâlde bir kişi adına tescil edilmiştir. Gerçek mirasçı durumu ölümden yedi yıl sonra öğrenmiş ve on ay içinde dava açmıştır. Davalı, taşınmazı iyiniyetle elinde tuttuğunu ve olağan zamanaşımıyla mülkiyeti kazandığını savunmaktadır. Buna göre hangi sonuca varılır?
A) Dava süresindedir; ancak zamanaşımı savunması kabul edilmelidir.
B) Dava süresindedir ve zamanaşımı savunması dinlenemez.
C) Ölümden yedi yıl geçtiği için dava süresinde açılmış sayılmaz.
D) Öğrenmeden on ay geçtiğinden dava hakkı düşmüş bulunmaktadır.
E) Dava mülkiyete dayanan istihkak davası olarak nitelendirilmelidir.
Cevabı göster
Cevap: B. Açılacak dava, mülkiyet hakkına dayanan istihkak davası değil miras sebebiyle istihkak davasıdır; dayanağı mirasçılıktaki üstün haktır. Süre bakımından iki ölçüt birlikte işler: davacının mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının malı elinde bulundurduğunu öğrenmesinden itibaren bir yıl geçmemiş olmalı, ayrıca ölümün üzerinden iyiniyetli davalıya karşı on yıl geçmemiş olmalıdır. Olayda öğrenmeden on ay geçmiştir ve ölümden bu yana yedi yıl vardır; iki süre de dolmamıştır. Davalının zamanaşımı savunması ise kanunla açıkça kapatılmıştır: davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri süremez.

Şık analizi

A) Zamanaşımıyla kazanma savunması kanunla açıkça yasaklanmıştır; dinlenemez.
C) İyiniyetli davalıya karşı üst sınır on yıldır; yedi yıl bu sınırın içindedir.
D) Kısa süre bir yıldır; on ay içinde açılan dava süresindedir.
E) Dava mirasçılık sıfatına dayanır; mülkiyetin ayrıca ispatı gerekmez.
Soru 309
Aşağıdakilerden hangisi miras sebebiyle istihkak davasının açılabilmesi için aranan koşullar arasında yer almaz?
A) Davacının yasal veya atanmış mirasçı sıfatını taşıması
B) Davalının terekeyi veya bir tereke malını elinde bulundurması
C) Davacının mirasçılıktaki hakkının davalınınkinden üstün olması
D) Davalının mirasçılık iddiasında bulunuyor olması veya malı elinde tutması
E) Davacının dava konusu mal üzerindeki mülkiyetini ayrıca ispatlaması
Cevabı göster
Cevap: E. Davanın açılabilmesi için davacının yasal veya atanmış mirasçı olması, davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurması, davalının mirasçılık iddiasının bulunması ya da malı mirasçılık dışı bir sebeple elinde tutması ve davacının mirasçılıktaki hakkının davalınınkinden üstün olması aranır. Mülkiyetin ayrıca ispatı ise koşul değildir; davanın ayırt edici yönü zaten dayanağının mirasçılık sıfatı olmasıdır. Davacı, mirasçı olduğunu ve davalının terekeyi elinde bulundurduğunu ortaya koymakla yetinir. Bu yönüyle dava, mülkiyet hakkına dayanan istihkak davasından ayrılır ve mirasçıya ispat kolaylığı sağlar.

Şık analizi

A) Bu gerçekten aranan koşullardandır. Davacının mirasçı sıfatı davanın dayanağıdır.
B) Bu gerçekten aranan koşullardandır. Davalının terekeyi elinde bulundurması gerekir.
C) Bu gerçekten aranan koşullardandır. Üstün hak davanın adında da yer alan ölçüttür.
D) Bu gerçekten aranan koşullardandır. Davalının konumu bu iki biçimden birinde olmalıdır.

← Koruma Önlemleri, Resmî Defter ve Miras Ortaklığı, Paylaşma ve Denkl →