EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 50 / 60

Ayni Hak Kavramı ve İlkeleri

18 Hâkimlik

Hızlı özet

Eşya üzerindeki hâkimiyetin hukukî biçimi ayni haktır. Kanun ayni hakları tek tek düzenlemekle yetinmemiş, hepsine uygulanan bir çerçeve kurmuştur: hak yalnız belirli eşya üzerinde doğar, üçüncü kişilere karşı görünür kılınır, türü ve içeriği kanunla sınırlanır, geçerli bir sebebe dayanır ve bu araçlara güvenen korunur. Eşya hukukunun genel esasları bu beş ilkedir.

Ayni Hakkın Unsurları

Ayni hak, kişiye bir eşya üzerinde doğrudan hâkimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haktır. Üç unsuru vardır: doğrudan hâkimiyet — yetki başkasının aracılığı olmadan kullanılır; mutlaklık — hak herkese karşı ileri sürülür; konusunun eşya olması — hak belirli ve mevcut bir eşya üzerinde kurulur.

Karşılaştırma kavramı netleştirir: kiracının kullanma yetkisi kiraya verene karşı ileri sürülen nispi bir haktır, intifa hakkı sahibininki herkese karşı ileri sürülen ayni bir haktır. İkisi de fiilen benzer bir kullanma sağlar, ama hukukî güçleri farklıdır.

Ayni haklar kapsamlarına göre ikiye ayrılır. Mülkiyet tam hâkimiyeti verir: kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkilerinin tamamını kapsar (TMK m. 683/1). Sınırlı ayni haklar bunlardan yalnız bir kısmını verir ve üç gruptur: irtifak hakları, taşınmaz yükü, rehin hakları.

Sınırlı ayni hakların ortak özellikleri: mülkiyetten türerler ve maliki sınırlarlar; kanunda sayılan türlerle sınırlıdırlar; malın devriyle sona ermezler, yeni maliki bağlarlar; kural olarak taşınmazda tescille, taşınırda zilyetliğin devriyle kurulurlar.

Belirlilik ve Aleniyet

Belirlilik ilkesi, ayni hakkın belirli ve mevcut bir eşya üzerinde kurulabilmesini anlatır. Bir kişinin malvarlığının tamamı ya da ileride edinilecek belirsiz mallar üzerinde ayni hak kurulamaz. Taşınmazlarda belirlilik, her taşınmazın kütükte ayrı bir sayfaya kaydedilmesiyle sağlanır (TMK m. 1000); taşınırlarda ölçü ferden belirlenmedir. Sonuç: bir malın belirli bir kısmı üzerinde ayrı ayni hak kurulamaz; o kısmın hukuken bağımsız hâle gelmesi gerekir. Paylı mülkiyette payın konusu da belirli bir kısım değil, malın tamamı üzerindeki orandır.

Aleniyet ilkesi, ayni hakkın üçüncü kişilerce görülebilir olmasını gerektirir: mutlak bir hakkın herkese karşı ileri sürülebilmesi, herkesin onu bilebilecek durumda olmasını gerektirir. İki araçla sağlanır — taşınmazlarda tapu sicili, taşınırlarda zilyetlik. Bu sebeple taşınmazlarda ayni hak kural olarak tescille, taşınırlarda zilyetliğin devriyle kazanılır.

İlkenin bir başka görünümü hakkın doğduğu andır: taşınmazlarda hak, kütüğe yazıldığı anda değil yevmiye defterine kaydedildiği anda doğar (TMK m. 1022) — bu, aynı gün yapılan birden çok işlemin sırasını belirler. Taşınırlarda hak zilyetliğin devredildiği anda doğar.

Sınırlı Sayı ve Tipe Bağlılık

Sınırlı sayı ilkesi, ayni hakların yalnız kanunun öngördüğü türlerden ibaret olmasını anlatır: taraflar yeni bir ayni hak türü yaratamaz, borçlar hukukundaki sözleşme serbestisi burada geçerli değildir.

Tipe bağlılık ilkesi bir adım ileri gider: taraflar hakkın içeriğini de serbestçe belirleyemez, çekirdek içerik kanunla çizilmiştir. Bu ilke katı değildir — irtifaklarda kanun, kapsamı tarafların anlaşmasına ve yerel âdete bırakan esnek tipler öngörmüştür (TMK m. 779, m. 838). Sınırlı sayı ilkesinin ise böyle bir esnemesi yoktur.

İkisinin ortak amacı işlem güvenliğidir: ayni haklar herkese karşı ileri sürüldüğü için, üçüncü kişilerin karşılaşabilecekleri hakların türü ve içeriği önceden bilinebilir olmalıdır.

Sebebe Bağlılık ve Güven

Sebebe bağlılık ilkesi, ayni hakkın kazanılması için geçerli bir hukukî sebebin bulunmasını gerektirir. Türk hukukunda tescil, geçerli bir kazanma sebebine dayanmıyorsa hak doğmaz; sebep geçersizse tescil yolsuz hâle gelir ve ilgililer kaydın düzeltilmesini dava edebilir (TMK m. 1025). Bu ilke, sebepten soyut sistemin karşıtıdır ve yolsuz tescil ile tapu sicilinin düzeltilmesi kurumlarının varlık sebebidir.

Güven ilkesi, aleniyet araçlarına duyulan güvenin korunmasıdır: kayıt yolsuz olsa bile tescile iyiniyetle dayanarak ayni hak edinen üçüncü kişinin kazanımı ayakta kalır (TMK m. 1023); taşınırlarda emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle kazanma aynı işlevi görür (m. 988). Güven ilkesi aleniyetin karşılığıdır: kayda güvenilmesi isteniyorsa güvenenin korunması gerekir.

İki ilke birbirini dengeler: sebebe bağlılık hakkın gerçek durumu yansıtmasını sağlar, güven ilkesi bu titizliğin işlem güvenliğini felç etmesini önler. Denge şudur — gerçek hak sahibi kural olarak korunur, ancak kayda ya da zilyetliğe iyiniyetle güvenen üçüncü kişi karşısında bu koruma geri çekilir.

Bir sınır önemlidir: tescile tâbi ayni haklar tescille doğar (TMK m. 1021); tescil yoksa hak da yoktur ve iyiniyet bunu değiştirmez — güven ilkesi yalnız sicilde görünen yolsuz bir kayda dayanmayı korur. Devletin sorumluluğu her yolsuz tescilde doğmaz; zararın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanması aranır (TMK m. 1007/1).

Ayni Haklar Arasında Sıra

Aynı eşya üzerinde birden çok ayni hak bulunabilir. Kural önceki tarihli hakkın üstünlüğüdür; taşınmazlarda tarih, tescilin yevmiye defterine kaydedildiği ana göre belirlenir. İstisna, taşınmaz rehnindeki sabit dereceler sistemidir: sıra tarihe göre değil rehnin kurulduğu dereceye göre belirlenir ve önceki derecenin boşalması sonrakini kendiliğinden yükseltmez (TMK m. 870).

Mülkiyet ile sınırlı ayni hak arasındaki ilişki de belirtilmelidir: sınırlı ayni hak mülkiyetin üzerine kurulur ve maliki sınırlar. Malik, üzerinde sınırlı ayni hak bulunan malı devredebilir; ancak hak devirle sona ermez, yeni maliki de bağlar — ayni hakkın mutlaklığı en açık burada görülür.

Sınavda Ne Çıkar

  • Genel esaslar beş ilkedir: belirlilik, aleniyet, sınırlı sayı ve tipe bağlılık, sebebe bağlılık, güven.
  • Ayni hakkın unsurları: doğrudan hâkimiyet, mutlaklık, konusunun eşya olması.
  • Sınırlı sayı türleri, tipe bağlılık içeriği sınırlar; ikincisi irtifaklarda gevşer.
  • Tescil yoksa hak yoktur; iyiniyet bunu değiştirmez.
  • Türk hukuku sebebe bağlılık sistemindedir; sebep geçersizse tescil yolsuzdur.
  • Tescilin etkisi yevmiye defterine kayıt anına göre doğar; rehinde sabit dereceler işler.
  • Sınırlı ayni hak malın devriyle sona ermez.

Eşya üzerindeki hâkimiyetin hukukî biçimi ayni haktır. Bu başlık, ayni hakkın ne olduğunu ve hangi ilkelere tabi olduğunu ele alır; sonraki başlıkların hepsi bu ilkelerin uygulanmasıdır.

Eşya hukukunun genel esasları, bu ilkeler bütünüdür. Kanun ayni hakları tek tek düzenlemekle yetinmemiş, bunların tamamına uygulanan bir çerçeve kurmuştur: hak yalnız belirli eşya üzerinde doğar, üçüncü kişilere karşı görünür kılınır, türü ve içeriği kanunla sınırlanır, geçerli bir sebebe dayanır ve bu araçlara güvenen korunur. Aşağıdaki başlıklar bu çerçeveyi açar.

A. Ayni Hakkın Unsurları

Ayni hak, kişiye bir eşya üzerinde doğrudan hâkimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haktır. Üç unsuru vardır:

  • Doğrudan hâkimiyet — hak sahibi, eşya üzerindeki yetkisini bir başkasının aracılığına ihtiyaç duymadan kullanır.
  • Mutlaklık — hak herkese karşı ileri sürülebilir; ihlal eden herkese karşı korunur.
  • Konusunun eşya olması — hak, belirli ve mevcut bir eşya üzerinde kurulur.

Nispi haklarla karşılaştırma, kavramı netleştirir. Kiracının kullanma yetkisi kiraya verene karşı ileri sürülebilen nispi bir haktır; intifa hakkı sahibinin kullanma yetkisi ise herkese karşı ileri sürülebilen ayni bir haktır. İkisi de fiilen benzer bir kullanma sağlar, ancak hukukî güçleri farklıdır.

Sınırlı ayni hakların ortak özellikleri şunlardır:

  • Mülkiyetten türerler ve maliki sınırlarlar.
  • Kanunda sayılan türlerle sınırlıdırlar.
  • Malın devriyle sona ermezler; yeni maliki bağlarlar.
  • Kural olarak tescille (taşınmazda) ya da zilyetliğin devriyle (taşınırda) kurulurlar.

Ayni haklar kapsamlarına göre ikiye ayrılır. Mülkiyet, eşya üzerindeki tam hâkimiyeti verir: kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkilerinin tamamını kapsar (TMK m. 683/1). Sınırlı ayni haklar ise bu yetkilerden yalnız bir kısmını verir ve üç grupta toplanır: irtifak hakları, taşınmaz yükü ve rehin hakları.

B. Ayni Haklara Hâkim İlkeler

1. Belirlilik ve Aleniyet

Belirlilik ilkesi, ayni hakkın belirli ve mevcut bir eşya üzerinde kurulabilmesini anlatır. Bir kişinin malvarlığının tamamı üzerinde ya da ileride edinilecek belirsiz mallar üzerinde ayni hak kurulamaz. Taşınmazlarda belirlilik, her taşınmazın kütükte ayrı bir sayfaya kaydedilmesiyle sağlanır (TMK m. 1000); taşınırlarda ölçü ferden belirlenmedir.

İlkenin sonucu şudur: bir malın belirli bir kısmı üzerinde ayrı ayni hak kurulamaz; bunun için o kısmın hukuken bağımsız hâle getirilmesi gerekir. Paylı mülkiyette payın konusu da belirli bir kısım değil, malın tamamı üzerindeki orandır.

Aleniyet ilkesi, ayni hakkın üçüncü kişilerce görülebilir olmasını gerektirir. Mutlak bir hakkın herkese karşı ileri sürülebilmesi, herkesin onu bilebilecek durumda olmasını gerektirir. Aleniyet iki araçla sağlanır:

  • Taşınmazlarda tapu sicili — herkese açık, resmî ve güvenilir bir kayıt
  • Taşınırlarda zilyetlik — eşya üzerindeki fiilî hâkimiyetin görünür olması

Bu sebeple taşınmazlarda ayni hak kural olarak tescille, taşınırlarda zilyetliğin devriyle kazanılır. İki kurumun eşya hukukundaki merkezî yeri buradan gelir.

Aleniyet ilkesinin bir başka görünümü, ayni hakkın doğduğu andır. Taşınmazlarda hak, kütüğe yazıldığı anda değil, işlemin yevmiye defterine kaydedildiği anda doğar; bu, aynı gün yapılan birden çok işlemin sırasını belirler. Taşınırlarda ise hak, zilyetliğin devredildiği anda doğar.

2. Sınırlı Sayı ve Tipe Bağlılık

Sınırlı sayı ilkesi, ayni hakların yalnız kanunun öngördüğü türlerden ibaret olmasını anlatır. Taraflar yeni bir ayni hak türü yaratamaz; borçlar hukukundaki sözleşme serbestisi burada geçerli değildir.

Tipe bağlılık ilkesi ise bir adım daha ileri gider: taraflar, kanunun tanıdığı ayni hakkın içeriğini de serbestçe belirleyemez. Hakkın çekirdek içeriği kanunla çizilmiştir; taraflar ancak kanunun izin verdiği ölçüde düzenleme yapabilir. İlke irtifaklarda gevşer: kanun, irtifakın içeriğinin ve yararlanma biçiminin taraflarca belirlenmesine geniş ölçüde izin verir (TMK m. 779, m. 838). Sınırlı sayı ilkesinin ise böyle bir esnemesi yoktur.

İki ilkenin ortak amacı işlem güvenliğidir. Ayni haklar herkese karşı ileri sürüldüğü için, üçüncü kişilerin karşılaşabilecekleri hakların türü ve içeriği önceden bilinebilir olmalıdır. Sayının ve içeriğin serbest bırakılması, bu bilinebilirliği ortadan kaldırırdı.

3. Güven ve Sebebe Bağlılık

Güven ilkesi, aleniyet araçlarına duyulan güvenin korunmasını anlatır. Kayıt yolsuz olsa bile, tescile iyiniyetle dayanarak ayni hak edinen üçüncü kişinin kazanımı ayakta kalır (TMK m. 1023); taşınırlarda emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle kazanma aynı işlevi görür (TMK m. 988). Güven ilkesi, aleniyetin karşılığıdır: kayda güvenilmesi isteniyorsa güvenenin korunması gerekir.

Sebebe bağlılık ilkesi, ayni hakkın kazanılması için geçerli bir hukukî sebebin bulunmasını gerektirir. Türk hukukunda tescil, geçerli bir kazanma sebebine dayanmıyorsa hak doğmaz; sebep geçersizse tescil yolsuz hâle gelir ve ilgililer kaydın düzeltilmesini dava edebilir (TMK m. 1025).

Bu ilke, sebepten soyut sistemin karşıtıdır. Soyut sistemde tescil kendi başına hak doğururken, sebebe bağlı sistemde tescilin arkasındaki sebep de geçerli olmalıdır. Türk hukukunun bu tercihi, yolsuz tescil ve tapu sicilinin düzeltilmesi kurumlarının varlık sebebidir.

Sebebe bağlılık ilkesinin uygulaması taşınır ve taşınmazda farklıdır. Taşınmazlarda tescilin dayandığı sebep geçersizse tescil yolsuz olur ve mülkiyet geçmez; taşınırlarda ise zilyetliğin devrinin dayandığı sebep geçersizse mülkiyet yine geçmez, ancak eşyanın el değiştirmesi kolay olduğundan güven ilkesi daha sık devreye girer.

İki ilke birbirini dengeler. Sebebe bağlılık, hakkın gerçek durumu yansıtmasını sağlar; güven ilkesi ise bu titizliğin işlem güvenliğini felç etmesini önler. Kanunun kurduğu denge şudur: gerçek hak sahibi kural olarak korunur, ancak kayda ya da zilyetliğe iyiniyetle güvenen üçüncü kişi karşısında bu koruma geri çekilir.

C. Ayni Haklar Arasında Sıra

Aynı eşya üzerinde birden çok ayni hak bulunabilir. Bunlar arasındaki ilişki iki ilkeye göre çözülür.

Birincisi önceki tarihli hakkın üstünlüğüdür: kural olarak önce kurulan ayni hak, sonra kurulana üstündür. Taşınmazlarda tarih tescilin yapıldığı an ile belirlenir; tescilin etkisi kütüğe yazılma değil, yevmiye defterine kaydedilme anına göre doğar (TMK m. 1022).

İkincisi, taşınmaz rehninde geçerli olan sabit dereceler sistemidir. Burada sıra tarihe göre değil, rehnin kurulduğu dereceye göre belirlenir; önceki derecenin boşalması sonrakini kendiliğinden yükseltmez. Bu sistem, taşınmaz rehninin sabit derecelere göre kurulmasına ilişkin hükümden doğar (TMK m. 870) ve ilgili başlıkta ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Mülkiyet ile sınırlı ayni hak arasındaki ilişki de belirtilmelidir: sınırlı ayni hak, mülkiyetin üzerine kurulur ve maliki sınırlar. Malik, üzerinde sınırlı ayni hak bulunan malı devredebilir; ancak sınırlı ayni hak devirle sona ermez, yeni maliki de bağlar. Ayni hakkın mutlaklığı en açık burada görülür.

Örnek olay

(C), taşınmazı üzerinde (D) lehine intifa hakkı kurmuş ve bunu tapuya tescil ettirmiştir. Daha sonra taşınmazı (E)'ye satmıştır. (E), kendisinin yeni malik olduğunu, intifa hakkının kendisini bağlamayacağını ileri sürmektedir. Ayrı bir olayda (C), aynı taşınmazın "kuzey yarısı" üzerinde (F) lehine ayrı bir mülkiyet hakkı kurmak istemektedir. Üçüncü olarak (C) ile (D), intifa hakkının içeriğine kanunda öngörülmeyen yeni yetkiler eklemek istemektedir.

Değerlendirme: Üç talep, ayni haklara hâkim üç ayrı ilkeyle çözülür.

(E)'nin iddiası — mutlaklık. İntifa hakkı bir sınırlı ayni haktır ve herkese karşı ileri sürülebilir. Malikin taşınmazı devretmesi, üzerindeki sınırlı ayni hakkı sona erdirmez; hak taşınmaza bağlıdır ve yeni maliki de bağlar. (E), tapu kaydında görünen intifa hakkını bilerek satın almış sayılır ve iddiası yerinde değildir.

Sonuç, hak tescil edilmemiş olsaydı değişirdi — ama sebebi güven ilkesi değildir ve bu iki kurum karıştırılmamalıdır.

Kurulması kanunen tescile tâbi ayni haklar, tescil edilmedikçe varlık kazanamaz (TMK m. 1021); ayni haklar kütüğe tescil ile doğar (TMK m. 1022/1). Tescil edilmemiş bir intifa hakkı hiç doğmamış olur; ortada (E)'yi bağlayacak bir ayni hak bulunmaz. (E)'nin iyiniyetli olup olmaması bu sonucu değiştirmez, çünkü korunacak bir hak zaten yoktur.

Güven ilkesi (TMK m. 1023) ise bambaşka bir duruma ilişkindir: sicilde görünen ama gerçekte yolsuz olan bir kayda iyiniyetle dayanan üçüncü kişinin kazanımı korunur. Orada bir kayıt vardır ve yanlıştır; burada ise kayıt hiç yoktur. Ayrım şudur: tescilin kurucu etkisi hakkın doğup doğmadığını, güven ilkesi ise var olan yanlış bir kayda dayanmanın korunup korunmadığını belirler.

"Kuzey yarısı" üzerinde mülkiyet — belirlilik. Ayni hak belirli bir eşya üzerinde kurulur ve bir taşınmazın fiilî bir kısmı bağımsız eşya değildir. Taşınmazın bir bölümü üzerinde ayrı mülkiyet kurulabilmesi için o bölümün ifrazla bağımsız bir taşınmaz hâline getirilmesi ve ayrı sayfaya kaydedilmesi gerekir. Bu yapılmadan talep karşılanamaz.

Tarafların ulaşabileceği sonuç farklıdır: taşınmazın tamamı üzerinde paylı mülkiyet kurulabilir. Ancak burada da payın konusu belirli bir kısım değil, malın tamamı üzerindeki orandır.

İçeriğin genişletilmesi — tipe bağlılık. Ayni haklar hem sayı hem içerik bakımından kanunla belirlenmiştir. Taraflar intifa hakkına kanunun öngörmediği yetkiler ekleyerek yeni bir ayni hak yaratamaz. Böyle bir anlaşma ayni hak olarak sonuç doğurmaz; taraflar arasında yalnız kişisel bir borç ilişkisi kurar ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

İkinci örnek olay

(G), taşınmazını (H)'ye satmış ve tapuda devir gerçekleşmiştir. Sonradan satış sözleşmesinin, (G)'nin ayırt etme gücü bulunmadığı bir sırada yapıldığı anlaşılmıştır. Bu arada (H), taşınmazı tapu kaydına güvenerek satın alan (K)'ye devretmiştir. (G)'nin mirasçıları taşınmazın kendilerine iadesini istemektedir. (K) ise kayda güvendiğini savunmaktadır.

Değerlendirme: Olay, sebebe bağlılık ile güven ilkesinin karşılaştığı tipik kurgudur.

Sebebe bağlılık. Türk hukukunda ayni hakkın kazanılması geçerli bir hukukî sebebe bağlıdır. Satış sözleşmesi, (G)'nin ayırt etme gücü bulunmadığı sırada yapıldığına göre kesin hükümsüzdür (TMK m. 15); geçerli bir kazanma sebebi bulunmadığından (H) adına yapılan tescil yolsuz tescildir. (H) mülkiyeti hiç kazanmamıştır ve ilgililer kaydın düzeltilmesini dava edebilir (TMK m. 1025).

Güven ilkesi. Ancak yolsuz tescil, kayda güvenen üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur (TMK m. 1023). (K), kaydın yolsuz olduğunu bilmiyor ve bilebilecek durumda da değilse iyiniyetlidir ve mülkiyeti kazanır.

İki ilke burada birbiriyle çatışır ve kanun tercihini işlem güvenliğinden yana yapmıştır. Aksi hâlde hiç kimse tapu kaydına güvenerek işlem yapamaz, sicilin aleniyet işlevi anlamını yitirirdi.

Gerçek hak sahibinin durumu. (G)'nin mirasçıları taşınmazı geri alamaz; ancak korumasız kalmazlar. Zarar tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanıyorsa — ehliyetsizliğin fark edilmesi gerekirken tescil yapılmışsa — Devletin kusursuz sorumluluğu doğar ve Devlet, kusurlu görevlilere rücu eder (TMK m. 1007). Sorumluluk her yolsuz tescilde kendiliğinden doğmaz. Ayrıca (H)'ye karşı sebepsiz zenginleşme ve haksız fiil hükümlerine dayanan kişisel talepler saklıdır.

Sonuç, (K)'nin kötüniyetli olması hâlinde tersine döner: o hâlde güven ilkesi devreye girmez, yolsuz tescil ona karşı da ileri sürülür ve taşınmaz gerçek hak sahibine döner.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2005 ADLİ YARGI (KASIM)
T, A'nın tapuda kayıtlı taşınmazını, sahte bir vekaletnameyle, vekaletnamenin sahteliğinden haberdar olmayan ve olması da mümkün bulunmayan B'ye satıp mülkiyetini B'nin adına tescil ettirmiş ve B de aynı taşınmazı daha sonra C'ye satıp C'nin adına tescil ettirmiştir. Bu durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) B, iyi niyetli olduğundan tapudaki kayda güven ilkesi gereğince söz konusu taşınmazın mülkiyetini tescille birlikte iktisap ettiğine göre, taşınmazı ondan alan C'de, T'nin taşınmazı B'ye sahte vekaletnameyle sattığını bilse de bilmese de taşınmazın maliki olur.
B) B, iyi niyetli olmasına rağmen mülkiyeti tescille birlikte iktisap etmemişse de, taşınmazı kendisine devreden B'nin devir sırasında malik olmadığını bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan C, tapu kaydına olan güveninden de kaynaklanan bu iyi niyetini 20 yıl boyunca sürdürüp taşınmaza bu süre boyunca aralıksız ve davasız zilyet olsaydı taşınmazın mülkiyetini, 20 yılın geçmesiyle birlikte ve tes
C) B iyi niyetli olmasına rağmen mülkiyeti tescille birlikte iktisap etmemişse de taşınmazı kendisine devreden B'nin devir sırasında malik olmadığını bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan C, tapu kaydına olan güveninden de kaynaklanan bu iyi niyetini 10 yıl boyunca sürdürüp taşınmaza bu süre boyunca aralıksız ve davasız zilyet olsaydı, taşınmazın mülkiyetini, 10 yılın geçmesiyle birlikte ve tesc
D) İyi niyetli B, taşınmazı C'ye devretmeden önce, bu iyi niyetini 20 yıl boyunca sürdürüp, taşınmaza bu süre boyunca aralıksız ve davasız zilyet olmuş olsaydı, taşınmazın mülkiyetini, 20 yılın geçmesiyle birlikte ve tescilin yapıldığı ana kadar geriye etkili olmak üzere kazanmış olurdu.
E) İyi niyetli B, taşınmazı C'ye devretmeden önce bu iyi niyetini 10 yıl boyunca sürdürüp, taşınmaza bu süre boyunca aralıksız ve davasız zilyet olmuş olsaydı, taşınmazın mülkiyetini, 10 yılın geçmesiyle birlikte ve tescilin yapıldığı ana kadar geriye etkili olmak üzere kazanmış olurdu.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 2 2008 İDARİ YARGI
Şerh verilebilecek şahsi haklarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Şerh verilmekle şahsi haklar kuvvetlenmiş olur, ancak ayni hak hâline gelmez.
B) Şerh verilebilecek şahsi haklar sınırlı sayılı değildir.
C) Ön alım, alım ve geri alım hakları şerh verilebilir.
D) Rehinde boş dereceye ilerleme hakkı şerh verilebilir.
E) Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden doğan hak şerh verilebilir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 3 2009 ADLİ YARGI (NİSAN)
Ayni hakkın belli bir eşyanın tümünü kapsaması aşağıdaki ilkelerden hangisinin bir sonucudur?
A) Belirlilik ilkesi
B) Sınırlı sayı ve tipe bağlılık ilkesi
C) Ayni hakların hak düşürücü süre ve zamanaşımına uğramaması ilkesi
D) Güvenin korunması ilkesi
E) Aleniyet (açıklık) ilkesi
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 4 2010 ADLİ YARGI
Bir gözlüğün camına bir kişinin, çerçevesine başka bir kişinin ayrı ayrı malik olamamaları, ayni haklara egemen olan aşağıdaki ilkelerden hangisi ile açıklanabilir?
A) Sınırlı sayı ve tipe bağlılık ilkesi
B) Açıklık (alenilik) ilkesi
C) Belirlilik ilkesi
D) Güvenin korunması ilkesi
E) Hak düşürücü süre ve zamanaşımının işlememesi ilkesi
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 5 2010 İDARİ YARGI
Aşağıdaki ilkelerden hangisi ayni hakların sadece mevcut ve ferden belirlenmiş olan eşya üzerinde kurulmasını öngörür?
A) Sınırlı sayı ve tipe bağlılık ilkesi
B) Zamanaşımına ve hak düşürücü süreye bağlı olmama ilkesi
C) Belirlilik ilkesi
D) Açıklık ilkesi
E) Güvenin korunması ilkesi
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 6 2011 ADLİ YARGI (ARALIK)
Sevgi Apartmanı sakinleri, yönetim planlarını değiştirerek 10 yıllık birlikteliklerinde sorun yaşatan bazı hususları yeniden düzenlemek istemektedir. Yönetim planı değişikliği için aranan yeter sayı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Oy birliği
B) Oy çokluğu
C) Beşte dört çoğunluk
D) Sayı ve arsa payı çoğunluğu (çifte çoğunluk)
E) Yönetim planının değiştirilmesi mümkün değildir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 7 2012 KPSS KAMU YÖNETİMİ
Kamu mallarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Haczedilemezler.
B) Kamulaştırılamazlar.
C) Tapuya tescilleri zorunludur.
D) Zamanaşımıyla kazanılamazlar.
E) Üzerlerinde, sınırlı ayni hak tesis edilemez.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 8 2013 KPSS
Bir eşyanın parçaları bütününden ayrılıp ayrı bir varlık teşkil etmedikçe ayrı bir ayni hak konusu olamazlar. Bu önermenin temel sebebi, ayni haklara egemen olan ilkelerden hangisidir?
A) Belirlilik
B) Açıklık
C) Güvenin korunması
D) Sınırlı sayı ve tipe bağlılık
E) Hak düşürücü süre ve zamanaşımı işlememesi
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 9 2022 ADLİ İDARİ HAKİMLİK (KASIM)
Tamamlanmamış bir yapının kat, daire, iş bürosu, dükkân, mağaza, mahzen, depo gibi bölümlerinden ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olanları üzerinde, o gayrimenkulun maliki veya ortak malikleri tarafından bu Kanun hükümlerine göre bağımsız mülkiyet hakları kurulabilir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun bu hükmü, ayni haklara egemen olan aşağıdaki ilkelerden hangisine istisna teşkil eder?
A) Belirlilik
B) Aleniyet
C) Güvenin korunması
D) Ayni hakların hak düşürücü süreye ve zaman aşımına tabi olmaması
E) Sınırlı sayı ve tipe bağlılık
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 10 2010 ADLİ HAKİMLİK
Bir gözlüğün camına bir kişinin, çerçevesine başka bir kişinin ayrı ayrı malik olamamaları, ayni haklara egemen olan aşağıdaki ilkelerden hangisi ile açıklanabilir?
A) Sınırlı sayı ve tipe bağlılık ilkesi
B) Açıklık (alenilik) ilkesi
C) Belirlilik ilkesi
D) Güvenin korunması ilkesi
E) Hak düşürücü süre ve zamanaşımının işlememesi ilkesi
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 11 2009 ADLİ HAKİMLİK
Ayni hakkın belli bir eşyanın tümünü kapsaması aşağıdaki ilkelerden hangisinin bir sonucudur?
A) Belirlilik ilkesi
B) Sınırlı sayı ve tipe bağlılık ilkesi
C) Ayni hakkın hak düşürücü süre ve zaman aşımına uğramaması ilkesi
D) Güvenin korunması ilkesi
E) Aleniyet (açıklık) ilkesi
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 12 2010 İDARİ HAKİMLİK
Aşağıdaki ilkelerden hangisi ayni hakların sadece mevcut ve ferden belirlenmiş olan eşya üzerinde kurulmasını öngörür?
A) Sınırlı sayı ve tipe bağlılık ilkesi
B) Zaman aşımına ve hak düşürücü süreye bağlı olmama ilkesi
C) Belirlilik ilkesi
D) Açıklık ilkesi
E) Güvenin korunması ilkesi
Cevabı göster
Cevap: C.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 5 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 320
Ayni hakkın unsurları bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Hak sahibi eşya üzerindeki yetkisini aracıya ihtiyaç duymadan kullanır.
B) Hak herkese karşı ileri sürülebilen mutlak nitelikte bir haktır.
C) Hak, belirli ve mevcut bir eşya üzerinde kurulmak zorundadır.
D) Hak yalnız onu kuran sözleşmenin tarafına karşı ileri sürülebilir.
E) Mülkiyet, eşya üzerindeki yetkilerin tamamını kapsayan ayni haktır.
Cevabı göster
Cevap: D. Ayni hak, kişiye bir eşya üzerinde doğrudan hâkimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haktır. Üç unsuru vardır: doğrudan hâkimiyet, yani hak sahibinin yetkisini bir başkasının aracılığına ihtiyaç duymadan kullanması; mutlaklık, yani hakkın herkese karşı ileri sürülebilmesi; ve konusunun belirli ve mevcut bir eşya olması. Yalnız sözleşmenin tarafına karşı ileri sürülebilme, ayni hakkın değil nispi hakkın özelliğidir. Kiracının kullanma yetkisi nispi bir haktır, intifa hakkı sahibinin kullanma yetkisi ise ayni haktır; ikisi fiilen benzer bir kullanma sağlar ama hukukî güçleri farklıdır.

Şık analizi

A) Doğru ifade — doğrudan hâkimiyet ayni hakkın ilk unsurudur.
B) Doğru ifade — mutlaklık, hakkın ihlal eden herkese karşı korunmasını sağlar.
C) Doğru ifade — belirlilik ilkesi gereği hak belirli ve mevcut eşya üzerinde kurulur.
E) Doğru ifade — mülkiyet kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkilerinin tamamını kapsar.
Soru 321
Ayni haklara hâkim ilkelerle ilgiliI.Belirlilik ilkesi, hakkın belirli ve mevcut eşya üzerinde kurulmasını gerektirir.II.Aleniyet taşınmazda tapu siciliyle, taşınırda zilyetlikle sağlanır.III.Taraflar kanunda öngörülmeyen yeni bir ayni hak türü yaratabilir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Belirlilik ilkesi, ayni hakkın belirli ve mevcut bir eşya üzerinde kurulabilmesini anlatır; bir kişinin malvarlığının tamamı üzerinde ya da ileride edinilecek belirsiz mallar üzerinde ayni hak kurulamaz. Aleniyet ilkesi ise hakkın üçüncü kişilerce görülebilir olmasını gerektirir ve iki araçla sağlanır: taşınmazlarda tapu sicili, taşınırlarda zilyetlik. Bu sebeple taşınmazlarda ayni hak kural olarak tescille, taşınırlarda zilyetliğin devriyle kazanılır. Sınırlı sayı ilkesi ise ayni hakların yalnız kanunun öngördüğü türlerden ibaret olmasını anlatır; taraflar yeni bir ayni hak türü yaratamaz ve borçlar hukukundaki sözleşme serbestisi burada geçerli değildir. Buna göre I ve II doğru, III yanlıştır.

Şık analizi

A) I doğru, ancak II de doğrudur. Aleniyet iki farklı araçla sağlanır.
B) III yanlıştır. Sınırlı sayı ilkesi yeni tür yaratılmasını engeller.
D) II doğru, ancak III yanlıştır. İlkenin amacı işlem güvenliğidir.
E) I ve II doğru, III yanlıştır. Ayni hak türleri kanunla sınırlanmıştır.
Soru 322
Sebebe bağlılık ve güven ilkeleri bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Tescilin dayandığı sebep geçersizse tescil yolsuz hâle gelmektedir.
B) Türk hukukunda tescil, sebepten soyut olarak hak doğurmaktadır.
C) Güven ilkesi, tescili hiç bulunmayan hakkı da ayakta tutmaktadır.
D) Taşınırlarda güven ilkesinin bir karşılığı bulunmamaktadır.
E) Yolsuz tescil hâlinde ilgililer kaydın düzeltilmesini isteyememektedir.
Cevabı göster
Cevap: A. Türk hukuku sebebe bağlılık sistemini benimsemiştir: ayni hakkın kazanılması için geçerli bir hukukî sebep bulunmalıdır ve tescil geçerli bir kazanma sebebine dayanmıyorsa hak doğmaz, sebep geçersizse tescil yolsuz hâle gelir ve ilgililer kaydın düzeltilmesini dava edebilir. Bu ilke sebepten soyut sistemin karşıtıdır. Güven ilkesi ise aleniyet araçlarına duyulan güvenin korunmasını anlatır: kayıt yolsuz olsa bile tescile iyiniyetle dayanarak ayni hak edinen üçüncü kişinin kazanımı ayakta kalır; taşınırlarda emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle kazanma aynı işlevi görür. Ancak güven ilkesi yalnız sicilde görünen yolsuz bir kayda dayanmayı korur; tescil hiç yoksa hak da yoktur.

Şık analizi

B) Türk hukuku sebepten soyut sistemi değil, sebebe bağlılık sistemini benimsemiştir.
C) Güven ilkesi yalnız sicilde görünen yolsuz kayda dayanmayı korur; tescil yoksa hak doğmaz.
D) Taşınırlarda güven ilkesinin karşılığı emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle kazanmadır.
E) Yolsuz tescil hâlinde ilgililer kaydın düzeltilmesini dava edebilir.
Soru 323
Malik, taşınmazı üzerinde bir kişi lehine intifa hakkı kurup tescil ettirmiş, sonra taşınmazı bir başkasına satmıştır. Yeni malik, intifa hakkının kendisini bağlamayacağını ileri sürmektedir. Buna göre hangi sonuca varılır?
A) Sınırlı ayni hak devirle sona erer; yeni malik hakla bağlı olmaz.
B) Sınırlı ayni hak devirle sona ermez; yeni maliki de bağlamaktadır.
C) Hak yalnız tapuda yeniden tescil edilirse yeni maliki bağlayabilir.
D) İntifa hakkı nispi nitelikte olduğundan yalnız kurucusunu bağlar.
E) Yeni malik iyiniyetli sayılacağından hak kendiliğinden düşmektedir.
Cevabı göster
Cevap: B. İntifa hakkı bir sınırlı ayni haktır ve herkese karşı ileri sürülebilir. Sınırlı ayni haklar mülkiyetten türer, maliki sınırlar ve malın devriyle sona ermez; yeni maliki de bağlar. Ayni hakkın mutlaklığı en açık burada görülür. Malikin taşınmazı devretmesi üzerindeki sınırlı ayni hakkı sona erdirmez; hak taşınmaza bağlıdır ve yeni tescile de gerek yoktur. Yeni malik, tapu kaydında görünen intifa hakkını bilerek satın almış sayılır ve iyiniyet iddiası dinlenmez. Kiracının kullanma yetkisi gibi nispi haklarla karıştırılmamalıdır; nispi hak yalnız sözleşmenin tarafına karşı ileri sürülür.

Şık analizi

A) Sınırlı ayni hak malın devriyle sona ermez; bu, ayni hakkın mutlaklığının doğal sonucudur.
C) Hakkın yeni maliki bağlaması için yeniden tescil gerekmez; tescil zaten mevcuttur.
D) İntifa hakkı sınırlı ayni haktır; nispi hak değildir ve herkese karşı ileri sürülür.
E) Tapuda görünen hak karşısında yeni malikin iyiniyet iddiası dinlenmez.
Soru 324
Ayni haklar arasındaki sıra bakımından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Kural olarak önce kurulan ayni hak sonra kurulana üstün tutulmaktadır.
B) Taşınmazlarda tescilin etkisi yevmiye defterine kayıt anına göre doğar.
C) Taşınmaz rehninde sıra, sabit dereceler sistemine göre belirlenmektedir.
D) Sabit dereceler sisteminde boşalan derece sonrakini kendiliğinden yükseltir.
E) Sınırlı ayni hak mülkiyetin üzerine kurulur ve maliki sınırlamaktadır.
Cevabı göster
Cevap: D. Aynı eşya üzerinde birden çok ayni hak bulunabilir ve bunlar arasındaki ilişki iki ilkeye göre çözülür. Birincisi önceki tarihli hakkın üstünlüğüdür; taşınmazlarda tarih tescilin yapıldığı an ile belirlenir ve tescilin etkisi kütüğe yazılma değil, yevmiye defterine kaydedilme anına göre doğar. İkincisi taşınmaz rehninde geçerli olan sabit dereceler sistemidir: burada sıra tarihe göre değil rehnin kurulduğu dereceye göre belirlenir ve önceki derecenin boşalması sonrakini kendiliğinden yükseltmez. Sistemin adı da buradan gelir. Sınırlı ayni hak ise mülkiyetin üzerine kurulur, maliki sınırlar ve malın devriyle sona ermez.

Şık analizi

A) Doğru ifade — kural olarak önce kurulan ayni hak sonrakine üstündür.
B) Doğru ifade — tescilin etkisi yevmiye defterine kayıt anına göre doğar.
C) Doğru ifade — taşınmaz rehninde sıra sabit dereceler sistemine göre belirlenir.
E) Doğru ifade — sınırlı ayni hak mülkiyetin üzerine kurulur ve maliki sınırlar.

← Eşya Hukukunun Temel KavramlarıZilyetlik →