Medeni Hukuk › Başlık 50 / 60
Ayni Hak Kavramı ve İlkeleri
18 Hâkimlik
Hızlı özet
Eşya üzerindeki hâkimiyetin hukukî biçimi ayni haktır. Kanun ayni hakları tek tek düzenlemekle yetinmemiş, hepsine uygulanan bir çerçeve kurmuştur: hak yalnız belirli eşya üzerinde doğar, üçüncü kişilere karşı görünür kılınır, türü ve içeriği kanunla sınırlanır, geçerli bir sebebe dayanır ve bu araçlara güvenen korunur. Eşya hukukunun genel esasları bu beş ilkedir.
Ayni Hakkın Unsurları
Ayni hak, kişiye bir eşya üzerinde doğrudan hâkimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haktır. Üç unsuru vardır: doğrudan hâkimiyet — yetki başkasının aracılığı olmadan kullanılır; mutlaklık — hak herkese karşı ileri sürülür; konusunun eşya olması — hak belirli ve mevcut bir eşya üzerinde kurulur.
Karşılaştırma kavramı netleştirir: kiracının kullanma yetkisi kiraya verene karşı ileri sürülen nispi bir haktır, intifa hakkı sahibininki herkese karşı ileri sürülen ayni bir haktır. İkisi de fiilen benzer bir kullanma sağlar, ama hukukî güçleri farklıdır.
Ayni haklar kapsamlarına göre ikiye ayrılır. Mülkiyet tam hâkimiyeti verir: kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkilerinin tamamını kapsar (TMK m. 683/1). Sınırlı ayni haklar bunlardan yalnız bir kısmını verir ve üç gruptur: irtifak hakları, taşınmaz yükü, rehin hakları.
Sınırlı ayni hakların ortak özellikleri: mülkiyetten türerler ve maliki sınırlarlar; kanunda sayılan türlerle sınırlıdırlar; malın devriyle sona ermezler, yeni maliki bağlarlar; kural olarak taşınmazda tescille, taşınırda zilyetliğin devriyle kurulurlar.
Belirlilik ve Aleniyet
Belirlilik ilkesi, ayni hakkın belirli ve mevcut bir eşya üzerinde kurulabilmesini anlatır. Bir kişinin malvarlığının tamamı ya da ileride edinilecek belirsiz mallar üzerinde ayni hak kurulamaz. Taşınmazlarda belirlilik, her taşınmazın kütükte ayrı bir sayfaya kaydedilmesiyle sağlanır (TMK m. 1000); taşınırlarda ölçü ferden belirlenmedir. Sonuç: bir malın belirli bir kısmı üzerinde ayrı ayni hak kurulamaz; o kısmın hukuken bağımsız hâle gelmesi gerekir. Paylı mülkiyette payın konusu da belirli bir kısım değil, malın tamamı üzerindeki orandır.
Aleniyet ilkesi, ayni hakkın üçüncü kişilerce görülebilir olmasını gerektirir: mutlak bir hakkın herkese karşı ileri sürülebilmesi, herkesin onu bilebilecek durumda olmasını gerektirir. İki araçla sağlanır — taşınmazlarda tapu sicili, taşınırlarda zilyetlik. Bu sebeple taşınmazlarda ayni hak kural olarak tescille, taşınırlarda zilyetliğin devriyle kazanılır.
İlkenin bir başka görünümü hakkın doğduğu andır: taşınmazlarda hak, kütüğe yazıldığı anda değil yevmiye defterine kaydedildiği anda doğar (TMK m. 1022) — bu, aynı gün yapılan birden çok işlemin sırasını belirler. Taşınırlarda hak zilyetliğin devredildiği anda doğar.
Sınırlı Sayı ve Tipe Bağlılık
Sınırlı sayı ilkesi, ayni hakların yalnız kanunun öngördüğü türlerden ibaret olmasını anlatır: taraflar yeni bir ayni hak türü yaratamaz, borçlar hukukundaki sözleşme serbestisi burada geçerli değildir.
Tipe bağlılık ilkesi bir adım ileri gider: taraflar hakkın içeriğini de serbestçe belirleyemez, çekirdek içerik kanunla çizilmiştir. Bu ilke katı değildir — irtifaklarda kanun, kapsamı tarafların anlaşmasına ve yerel âdete bırakan esnek tipler öngörmüştür (TMK m. 779, m. 838). Sınırlı sayı ilkesinin ise böyle bir esnemesi yoktur.
İkisinin ortak amacı işlem güvenliğidir: ayni haklar herkese karşı ileri sürüldüğü için, üçüncü kişilerin karşılaşabilecekleri hakların türü ve içeriği önceden bilinebilir olmalıdır.
Sebebe Bağlılık ve Güven
Sebebe bağlılık ilkesi, ayni hakkın kazanılması için geçerli bir hukukî sebebin bulunmasını gerektirir. Türk hukukunda tescil, geçerli bir kazanma sebebine dayanmıyorsa hak doğmaz; sebep geçersizse tescil yolsuz hâle gelir ve ilgililer kaydın düzeltilmesini dava edebilir (TMK m. 1025). Bu ilke, sebepten soyut sistemin karşıtıdır ve yolsuz tescil ile tapu sicilinin düzeltilmesi kurumlarının varlık sebebidir.
Güven ilkesi, aleniyet araçlarına duyulan güvenin korunmasıdır: kayıt yolsuz olsa bile tescile iyiniyetle dayanarak ayni hak edinen üçüncü kişinin kazanımı ayakta kalır (TMK m. 1023); taşınırlarda emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle kazanma aynı işlevi görür (m. 988). Güven ilkesi aleniyetin karşılığıdır: kayda güvenilmesi isteniyorsa güvenenin korunması gerekir.
İki ilke birbirini dengeler: sebebe bağlılık hakkın gerçek durumu yansıtmasını sağlar, güven ilkesi bu titizliğin işlem güvenliğini felç etmesini önler. Denge şudur — gerçek hak sahibi kural olarak korunur, ancak kayda ya da zilyetliğe iyiniyetle güvenen üçüncü kişi karşısında bu koruma geri çekilir.
Bir sınır önemlidir: tescile tâbi ayni haklar tescille doğar (TMK m. 1021); tescil yoksa hak da yoktur ve iyiniyet bunu değiştirmez — güven ilkesi yalnız sicilde görünen yolsuz bir kayda dayanmayı korur. Devletin sorumluluğu her yolsuz tescilde doğmaz; zararın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanması aranır (TMK m. 1007/1).
Ayni Haklar Arasında Sıra
Aynı eşya üzerinde birden çok ayni hak bulunabilir. Kural önceki tarihli hakkın üstünlüğüdür; taşınmazlarda tarih, tescilin yevmiye defterine kaydedildiği ana göre belirlenir. İstisna, taşınmaz rehnindeki sabit dereceler sistemidir: sıra tarihe göre değil rehnin kurulduğu dereceye göre belirlenir ve önceki derecenin boşalması sonrakini kendiliğinden yükseltmez (TMK m. 870).
Mülkiyet ile sınırlı ayni hak arasındaki ilişki de belirtilmelidir: sınırlı ayni hak mülkiyetin üzerine kurulur ve maliki sınırlar. Malik, üzerinde sınırlı ayni hak bulunan malı devredebilir; ancak hak devirle sona ermez, yeni maliki de bağlar — ayni hakkın mutlaklığı en açık burada görülür.
Sınavda Ne Çıkar
- Genel esaslar beş ilkedir: belirlilik, aleniyet, sınırlı sayı ve tipe bağlılık, sebebe bağlılık, güven.
- Ayni hakkın unsurları: doğrudan hâkimiyet, mutlaklık, konusunun eşya olması.
- Sınırlı sayı türleri, tipe bağlılık içeriği sınırlar; ikincisi irtifaklarda gevşer.
- Tescil yoksa hak yoktur; iyiniyet bunu değiştirmez.
- Türk hukuku sebebe bağlılık sistemindedir; sebep geçersizse tescil yolsuzdur.
- Tescilin etkisi yevmiye defterine kayıt anına göre doğar; rehinde sabit dereceler işler.
- Sınırlı ayni hak malın devriyle sona ermez.
Eşya üzerindeki hâkimiyetin hukukî biçimi ayni haktır. Bu başlık, ayni hakkın ne olduğunu ve hangi ilkelere tabi olduğunu ele alır; sonraki başlıkların hepsi bu ilkelerin uygulanmasıdır.
Eşya hukukunun genel esasları, bu ilkeler bütünüdür. Kanun ayni hakları tek tek düzenlemekle yetinmemiş, bunların tamamına uygulanan bir çerçeve kurmuştur: hak yalnız belirli eşya üzerinde doğar, üçüncü kişilere karşı görünür kılınır, türü ve içeriği kanunla sınırlanır, geçerli bir sebebe dayanır ve bu araçlara güvenen korunur. Aşağıdaki başlıklar bu çerçeveyi açar.
A. Ayni Hakkın Unsurları
Ayni hak, kişiye bir eşya üzerinde doğrudan hâkimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haktır. Üç unsuru vardır:
- Doğrudan hâkimiyet — hak sahibi, eşya üzerindeki yetkisini bir başkasının aracılığına ihtiyaç duymadan kullanır.
- Mutlaklık — hak herkese karşı ileri sürülebilir; ihlal eden herkese karşı korunur.
- Konusunun eşya olması — hak, belirli ve mevcut bir eşya üzerinde kurulur.
Nispi haklarla karşılaştırma, kavramı netleştirir. Kiracının kullanma yetkisi kiraya verene karşı ileri sürülebilen nispi bir haktır; intifa hakkı sahibinin kullanma yetkisi ise herkese karşı ileri sürülebilen ayni bir haktır. İkisi de fiilen benzer bir kullanma sağlar, ancak hukukî güçleri farklıdır.
Sınırlı ayni hakların ortak özellikleri şunlardır:
- Mülkiyetten türerler ve maliki sınırlarlar.
- Kanunda sayılan türlerle sınırlıdırlar.
- Malın devriyle sona ermezler; yeni maliki bağlarlar.
- Kural olarak tescille (taşınmazda) ya da zilyetliğin devriyle (taşınırda) kurulurlar.
Ayni haklar kapsamlarına göre ikiye ayrılır. Mülkiyet, eşya üzerindeki tam hâkimiyeti verir: kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkilerinin tamamını kapsar (TMK m. 683/1). Sınırlı ayni haklar ise bu yetkilerden yalnız bir kısmını verir ve üç grupta toplanır: irtifak hakları, taşınmaz yükü ve rehin hakları.
B. Ayni Haklara Hâkim İlkeler
1. Belirlilik ve Aleniyet
Belirlilik ilkesi, ayni hakkın belirli ve mevcut bir eşya üzerinde kurulabilmesini anlatır. Bir kişinin malvarlığının tamamı üzerinde ya da ileride edinilecek belirsiz mallar üzerinde ayni hak kurulamaz. Taşınmazlarda belirlilik, her taşınmazın kütükte ayrı bir sayfaya kaydedilmesiyle sağlanır (TMK m. 1000); taşınırlarda ölçü ferden belirlenmedir.
İlkenin sonucu şudur: bir malın belirli bir kısmı üzerinde ayrı ayni hak kurulamaz; bunun için o kısmın hukuken bağımsız hâle getirilmesi gerekir. Paylı mülkiyette payın konusu da belirli bir kısım değil, malın tamamı üzerindeki orandır.
Aleniyet ilkesi, ayni hakkın üçüncü kişilerce görülebilir olmasını gerektirir. Mutlak bir hakkın herkese karşı ileri sürülebilmesi, herkesin onu bilebilecek durumda olmasını gerektirir. Aleniyet iki araçla sağlanır:
- Taşınmazlarda tapu sicili — herkese açık, resmî ve güvenilir bir kayıt
- Taşınırlarda zilyetlik — eşya üzerindeki fiilî hâkimiyetin görünür olması
Bu sebeple taşınmazlarda ayni hak kural olarak tescille, taşınırlarda zilyetliğin devriyle kazanılır. İki kurumun eşya hukukundaki merkezî yeri buradan gelir.
Aleniyet ilkesinin bir başka görünümü, ayni hakkın doğduğu andır. Taşınmazlarda hak, kütüğe yazıldığı anda değil, işlemin yevmiye defterine kaydedildiği anda doğar; bu, aynı gün yapılan birden çok işlemin sırasını belirler. Taşınırlarda ise hak, zilyetliğin devredildiği anda doğar.
2. Sınırlı Sayı ve Tipe Bağlılık
Sınırlı sayı ilkesi, ayni hakların yalnız kanunun öngördüğü türlerden ibaret olmasını anlatır. Taraflar yeni bir ayni hak türü yaratamaz; borçlar hukukundaki sözleşme serbestisi burada geçerli değildir.
Tipe bağlılık ilkesi ise bir adım daha ileri gider: taraflar, kanunun tanıdığı ayni hakkın içeriğini de serbestçe belirleyemez. Hakkın çekirdek içeriği kanunla çizilmiştir; taraflar ancak kanunun izin verdiği ölçüde düzenleme yapabilir. İlke irtifaklarda gevşer: kanun, irtifakın içeriğinin ve yararlanma biçiminin taraflarca belirlenmesine geniş ölçüde izin verir (TMK m. 779, m. 838). Sınırlı sayı ilkesinin ise böyle bir esnemesi yoktur.
İki ilkenin ortak amacı işlem güvenliğidir. Ayni haklar herkese karşı ileri sürüldüğü için, üçüncü kişilerin karşılaşabilecekleri hakların türü ve içeriği önceden bilinebilir olmalıdır. Sayının ve içeriğin serbest bırakılması, bu bilinebilirliği ortadan kaldırırdı.
3. Güven ve Sebebe Bağlılık
Güven ilkesi, aleniyet araçlarına duyulan güvenin korunmasını anlatır. Kayıt yolsuz olsa bile, tescile iyiniyetle dayanarak ayni hak edinen üçüncü kişinin kazanımı ayakta kalır (TMK m. 1023); taşınırlarda emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle kazanma aynı işlevi görür (TMK m. 988). Güven ilkesi, aleniyetin karşılığıdır: kayda güvenilmesi isteniyorsa güvenenin korunması gerekir.
Sebebe bağlılık ilkesi, ayni hakkın kazanılması için geçerli bir hukukî sebebin bulunmasını gerektirir. Türk hukukunda tescil, geçerli bir kazanma sebebine dayanmıyorsa hak doğmaz; sebep geçersizse tescil yolsuz hâle gelir ve ilgililer kaydın düzeltilmesini dava edebilir (TMK m. 1025).
Bu ilke, sebepten soyut sistemin karşıtıdır. Soyut sistemde tescil kendi başına hak doğururken, sebebe bağlı sistemde tescilin arkasındaki sebep de geçerli olmalıdır. Türk hukukunun bu tercihi, yolsuz tescil ve tapu sicilinin düzeltilmesi kurumlarının varlık sebebidir.
Sebebe bağlılık ilkesinin uygulaması taşınır ve taşınmazda farklıdır. Taşınmazlarda tescilin dayandığı sebep geçersizse tescil yolsuz olur ve mülkiyet geçmez; taşınırlarda ise zilyetliğin devrinin dayandığı sebep geçersizse mülkiyet yine geçmez, ancak eşyanın el değiştirmesi kolay olduğundan güven ilkesi daha sık devreye girer.
İki ilke birbirini dengeler. Sebebe bağlılık, hakkın gerçek durumu yansıtmasını sağlar; güven ilkesi ise bu titizliğin işlem güvenliğini felç etmesini önler. Kanunun kurduğu denge şudur: gerçek hak sahibi kural olarak korunur, ancak kayda ya da zilyetliğe iyiniyetle güvenen üçüncü kişi karşısında bu koruma geri çekilir.
C. Ayni Haklar Arasında Sıra
Aynı eşya üzerinde birden çok ayni hak bulunabilir. Bunlar arasındaki ilişki iki ilkeye göre çözülür.
Birincisi önceki tarihli hakkın üstünlüğüdür: kural olarak önce kurulan ayni hak, sonra kurulana üstündür. Taşınmazlarda tarih tescilin yapıldığı an ile belirlenir; tescilin etkisi kütüğe yazılma değil, yevmiye defterine kaydedilme anına göre doğar (TMK m. 1022).
İkincisi, taşınmaz rehninde geçerli olan sabit dereceler sistemidir. Burada sıra tarihe göre değil, rehnin kurulduğu dereceye göre belirlenir; önceki derecenin boşalması sonrakini kendiliğinden yükseltmez. Bu sistem, taşınmaz rehninin sabit derecelere göre kurulmasına ilişkin hükümden doğar (TMK m. 870) ve ilgili başlıkta ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
Mülkiyet ile sınırlı ayni hak arasındaki ilişki de belirtilmelidir: sınırlı ayni hak, mülkiyetin üzerine kurulur ve maliki sınırlar. Malik, üzerinde sınırlı ayni hak bulunan malı devredebilir; ancak sınırlı ayni hak devirle sona ermez, yeni maliki de bağlar. Ayni hakkın mutlaklığı en açık burada görülür.
Örnek olay
(C), taşınmazı üzerinde (D) lehine intifa hakkı kurmuş ve bunu tapuya tescil ettirmiştir. Daha sonra taşınmazı (E)'ye satmıştır. (E), kendisinin yeni malik olduğunu, intifa hakkının kendisini bağlamayacağını ileri sürmektedir. Ayrı bir olayda (C), aynı taşınmazın "kuzey yarısı" üzerinde (F) lehine ayrı bir mülkiyet hakkı kurmak istemektedir. Üçüncü olarak (C) ile (D), intifa hakkının içeriğine kanunda öngörülmeyen yeni yetkiler eklemek istemektedir.
Değerlendirme: Üç talep, ayni haklara hâkim üç ayrı ilkeyle çözülür.
(E)'nin iddiası — mutlaklık. İntifa hakkı bir sınırlı ayni haktır ve herkese karşı ileri sürülebilir. Malikin taşınmazı devretmesi, üzerindeki sınırlı ayni hakkı sona erdirmez; hak taşınmaza bağlıdır ve yeni maliki de bağlar. (E), tapu kaydında görünen intifa hakkını bilerek satın almış sayılır ve iddiası yerinde değildir.
Sonuç, hak tescil edilmemiş olsaydı değişirdi — ama sebebi güven ilkesi değildir ve bu iki kurum karıştırılmamalıdır.
Kurulması kanunen tescile tâbi ayni haklar, tescil edilmedikçe varlık kazanamaz (TMK m. 1021); ayni haklar kütüğe tescil ile doğar (TMK m. 1022/1). Tescil edilmemiş bir intifa hakkı hiç doğmamış olur; ortada (E)'yi bağlayacak bir ayni hak bulunmaz. (E)'nin iyiniyetli olup olmaması bu sonucu değiştirmez, çünkü korunacak bir hak zaten yoktur.
Güven ilkesi (TMK m. 1023) ise bambaşka bir duruma ilişkindir: sicilde görünen ama gerçekte yolsuz olan bir kayda iyiniyetle dayanan üçüncü kişinin kazanımı korunur. Orada bir kayıt vardır ve yanlıştır; burada ise kayıt hiç yoktur. Ayrım şudur: tescilin kurucu etkisi hakkın doğup doğmadığını, güven ilkesi ise var olan yanlış bir kayda dayanmanın korunup korunmadığını belirler.
"Kuzey yarısı" üzerinde mülkiyet — belirlilik. Ayni hak belirli bir eşya üzerinde kurulur ve bir taşınmazın fiilî bir kısmı bağımsız eşya değildir. Taşınmazın bir bölümü üzerinde ayrı mülkiyet kurulabilmesi için o bölümün ifrazla bağımsız bir taşınmaz hâline getirilmesi ve ayrı sayfaya kaydedilmesi gerekir. Bu yapılmadan talep karşılanamaz.
Tarafların ulaşabileceği sonuç farklıdır: taşınmazın tamamı üzerinde paylı mülkiyet kurulabilir. Ancak burada da payın konusu belirli bir kısım değil, malın tamamı üzerindeki orandır.
İçeriğin genişletilmesi — tipe bağlılık. Ayni haklar hem sayı hem içerik bakımından kanunla belirlenmiştir. Taraflar intifa hakkına kanunun öngörmediği yetkiler ekleyerek yeni bir ayni hak yaratamaz. Böyle bir anlaşma ayni hak olarak sonuç doğurmaz; taraflar arasında yalnız kişisel bir borç ilişkisi kurar ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
İkinci örnek olay
(G), taşınmazını (H)'ye satmış ve tapuda devir gerçekleşmiştir. Sonradan satış sözleşmesinin, (G)'nin ayırt etme gücü bulunmadığı bir sırada yapıldığı anlaşılmıştır. Bu arada (H), taşınmazı tapu kaydına güvenerek satın alan (K)'ye devretmiştir. (G)'nin mirasçıları taşınmazın kendilerine iadesini istemektedir. (K) ise kayda güvendiğini savunmaktadır.
Değerlendirme: Olay, sebebe bağlılık ile güven ilkesinin karşılaştığı tipik kurgudur.
Sebebe bağlılık. Türk hukukunda ayni hakkın kazanılması geçerli bir hukukî sebebe bağlıdır. Satış sözleşmesi, (G)'nin ayırt etme gücü bulunmadığı sırada yapıldığına göre kesin hükümsüzdür (TMK m. 15); geçerli bir kazanma sebebi bulunmadığından (H) adına yapılan tescil yolsuz tescildir. (H) mülkiyeti hiç kazanmamıştır ve ilgililer kaydın düzeltilmesini dava edebilir (TMK m. 1025).
Güven ilkesi. Ancak yolsuz tescil, kayda güvenen üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur (TMK m. 1023). (K), kaydın yolsuz olduğunu bilmiyor ve bilebilecek durumda da değilse iyiniyetlidir ve mülkiyeti kazanır.
İki ilke burada birbiriyle çatışır ve kanun tercihini işlem güvenliğinden yana yapmıştır. Aksi hâlde hiç kimse tapu kaydına güvenerek işlem yapamaz, sicilin aleniyet işlevi anlamını yitirirdi.
Gerçek hak sahibinin durumu. (G)'nin mirasçıları taşınmazı geri alamaz; ancak korumasız kalmazlar. Zarar tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanıyorsa — ehliyetsizliğin fark edilmesi gerekirken tescil yapılmışsa — Devletin kusursuz sorumluluğu doğar ve Devlet, kusurlu görevlilere rücu eder (TMK m. 1007). Sorumluluk her yolsuz tescilde kendiliğinden doğmaz. Ayrıca (H)'ye karşı sebepsiz zenginleşme ve haksız fiil hükümlerine dayanan kişisel talepler saklıdır.
Sonuç, (K)'nin kötüniyetli olması hâlinde tersine döner: o hâlde güven ilkesi devreye girmez, yolsuz tescil ona karşı da ileri sürülür ve taşınmaz gerçek hak sahibine döner.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2005 ADLİ YARGI (KASIM)
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2008 İDARİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2009 ADLİ YARGI (NİSAN)
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2010 ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2010 İDARİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2011 ADLİ YARGI (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2012 KPSS KAMU YÖNETİMİ
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2013 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 2022 ADLİ İDARİ HAKİMLİK (KASIM)
Cevabı göster
Çıkmış soru 10 2010 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 11 2009 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 12 2010 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 5 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.