EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 31 / 60

Nafaka Yükümlülüğü ve Aile Malları

3 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Bu başlık, aile hukukunun eşler ve çocuklar dışında kalan alanını düzenler: hısımlar arasındaki yardım nafakası, ev düzeni ve aile mallarına ilişkin özel mülkiyet biçimleri.

Yardım Nafakası

Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür (TMK m. 364/1). Kardeşlerin yükümlülüğü ayrıca refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Eş ile ana babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.

Dava, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır (TMK m. 365/1). Bu, yardım nafakasının en ayırt edici özelliğidir: alacaklı yükümlüleri dilediği gibi seçemez, önce yakın zümredekilere başvurur. İstem, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardımdan ibarettir. Nafakanın belirli yükümlülerden istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim yükümlülüğü azaltabilir veya kaldırabilir.

Dava, alacaklıya bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir. Yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Korunmaya muhtaç kişilerin bakımını sağlayan kurumlar, yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilir (TMK m. 366).

Dört nafaka türü. Tedbir nafakası (TMK m. 169, TMK m. 197) boşanma veya ayrılık davası süresince ya da eşlerden biri ayrı yaşamakta haklıysa hükmedilir; geçicidir ve hâkim re'sen karar verebilir. Yardım nafakası (TMK m. 364) hısımlar arasındadır. Yoksulluk nafakası (TMK m. 175) boşanan eşler arasındadır. İştirak nafakası (TMK m. 182) çocuk içindir.

Hiçbirinde yükümlünün kusuru aranmaz; ayrıldıkları nokta dayanaktır — yardım nafakası hısımlıktan, yoksulluk nafakası boşanmadan, iştirak nafakası soybağından doğar. Mirasçılıktaki sıra kuralı yalnız yardım nafakasındadır.

Ev Düzeni

Aile hâlinde yaşayan topluluğun kanuna, sözleşmeye veya örfe göre belirlenen bir ev başkanı varsa evi yönetme yetkisi ona aittir (TMK m. 367/1). Yetki; kan veya kayın hısımlığı, işçilik, çıraklık ya da koruma ve gözetme ilişkisi içinde birlikte yaşayanların hepsini kapsar.

Ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastası veya akıl zayıfı kişinin verdiği zarardan sorumludur. Bu bir kusursuz sorumluluk hâlidir — öğretideki adıyla özen sorumluluğu: zarar gören, ev başkanının kusurunu ispatlamak zorunda değildir; zarar verenin ev halkından olduğunu göstermesi yeter.

Ev başkanı iki yoldan kurtulabilir: gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini ya da bu özeni gösterseydi dahi zararın engellenemeyeceğini ispatlayarak (TMK m. 369/1). İspat yükü ev başkanındadır. Kurtuluş kanıtının bulunması sorumluluğu kusur sorumluluğuna çevirmez: kusur sorumluluğunda kurucu unsur kusurdur ve kusur yoksa sorumluluk hiç doğmaz; özen sorumluluğunda sorumluluk, kanunun yüklediği özen yükümlülüğünün ihlalinden doğar. Aynı yapı TBK m. 66'daki adam çalıştıranın sorumluluğunda da vardır.

Ev başkanının önleyici bir yükümlülüğü de vardır: akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunanların kendilerini ya da başkalarını tehlikeye düşürmemesi için gerekli önlemleri almak, zorunluluk hâlinde yetkili makamdan istemek (TMK m. 369/2–3).

Ana baba veya büyük ana babayla birlikte yaşayan ve emeklerini ya da gelirlerini aileye özgüleyen ergin altsoylar, buna karşılık uygun bir bedel isteyebilir (TMK m. 370/1). Bu denkleştirme alacağı kural olarak borçlunun ölümünde istenir; birlikte yaşamanın sona ermesi, işletmenin el değiştirmesi, icra takibi veya iflâs hâllerinde borçlunun sağlığında da istenebilir. Alacak zamanaşımına uğramaz, ancak en geç terekenin taksimi anına kadar istenebilir (TMK m. 371).

Aile Malları

Aile vakfı (TMK m. 372): aile bireylerinin eğitim, donanım ve desteklenmesi amacıyla kurulur. Bir malın aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa kalacak şekilde özgülenmesi ise yasaktır.

Aile malları ortaklığı (TMK m. 373–385): hısımlar, kendilerine geçen mirasla veya başka mallar koyarak kurar. Sözleşme resmî şekilde yapılır ve bütün ortakların imzasını taşır. Ortaklar mallara elbirliğiyle maliktir ve borçlardan müteselsilen sorumludur. Ortaklık sürerken paylar istenemez ve paylar üzerinde tasarruf yapılamaz. Süre belirlenmemişse her ortak altı ay önceden bildirerek çıkabilir (TMK m. 375/1).

Aile yurdu (TMK m. 386–395): konutlar ile tarıma veya sanayiye elverişli taşınmazlar eklentileriyle birlikte aile yurdu hâline getirilebilir. Malikin ölümünden sonra yurdun devamı, taşınmazın mirasçılara yurt olarak geçmesine ilişkin bir ölüme bağlı tasarrufun varlığına bağlıdır (TMK m. 394); yoksa şerh silinir.

Sınavda Ne Çıkar

  • Yardım nafakası yükümlüleri üstsoy, altsoy ve kardeşlerdir; kardeşlerde ek koşul refah içinde olmaktır.
  • Dava mirasçılıktaki sıraya göre açılır — yükümlüler arasında serbest seçim yoktur.
  • Tedbir nafakası bir nafaka türüdür ve hâkim re'sen hükmedebilir.
  • Ev başkanının sorumluluğu kusursuz sorumluluktur; kurtuluş kanıtı bunu değiştirmez ve ispat yükü ondadır.
  • Altsoyun denkleştirme alacağı zamanaşımına uğramaz, ama terekenin taksimine kadar istenir.
  • Aile vakfı kurulabilir; kuşaktan kuşağa özgüleme yasaktır.
  • Aile malları ortaklığında mülkiyet elbirliği, sorumluluk müteselsildir; çıkış altı ay önceden bildirimle olur.

Bu başlık, aile hukukunun eşler ve çocuklar dışında kalan alanını düzenler: hısımlar arasındaki yardım nafakası, ev düzeni ve aile mallarına ilişkin özel mülkiyet biçimleri.

A. Yardım Nafakası

Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür (TMK m. 364/1). Kardeşlerin yükümlülüğü ayrıca refah içinde bulunmalarına bağlıdır (TMK m. 364/2). Eş ile ana babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.

Dava, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır (TMK m. 365/1). Bu, yardım nafakasının en ayırt edici özelliğidir: alacaklı, yükümlüleri dilediği gibi seçemez; önce yakın zümredekilere başvurur. İstem, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardımdan ibarettir (TMK m. 365/2). Nafakanın belirli yükümlülerden istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim yükümlülüğü azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m. 365/3).

Dava, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir (TMK m. 365/4). Yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 365/6). Korunmaya muhtaç kişilerin bakımını sağlayan kurumlar, yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilir (TMK m. 366).

Yardım nafakasının diğer nafakalardan farkı. Türk hukukunda dört nafaka türü vardır ve dördüncüsü sık atlanır:

  • Tedbir nafakası (TMK m. 169, m. 197) — boşanma veya ayrılık davası süresince, ya da eşlerden birinin ayrı yaşamakta haklı olduğu hâllerde hükmedilir; geçici niteliktedir ve hâkim re'sen karar verebilir.
  • Yardım nafakası (TMK m. 364) — hısımlar arasındadır; üstsoy, altsoy ve kardeşler yükümlüdür.
  • Yoksulluk nafakası (TMK m. 175) — boşanan eşler arasındadır; alacaklının kusuru daha ağır olmamalıdır.
  • İştirak nafakası (TMK m. 182) — çocuk içindir; velâyet kendisine verilmeyen ana babanın yükümlülüğüdür.

Ayrım ölçütü hangi aşamada ve hangi ilişkiden doğduklarıdır: tedbir nafakası dava sürerken, diğer üçü hükümle birlikte veya hısımlık ilişkisine dayanarak istenir.

Üçünün ortak yanı, hiçbirinde yükümlünün kusurunun aranmamasıdır. Ayrıldıkları nokta talebin dayanağıdır: yardım nafakası hısımlıktan, yoksulluk nafakası boşanmadan, iştirak nafakası soybağından doğar.

Yardım nafakasında dava mirasçılıktaki sıraya göre açılır (TMK m. 365/1) — bu sıra kuralı diğer iki nafakada yoktur ve bu türün en ayırt edici özelliğidir.

B. Ev Düzeni

Aile hâlinde yaşayan topluluğun kanuna, sözleşmeye veya örfe göre belirlenen bir ev başkanı varsa, evi yönetme yetkisi ona aittir (TMK m. 367/1). Yetki; kan veya kayın hısımlığı, işçilik, çıraklık ya da koruma ve gözetme ilişkisi içinde birlikte yaşayanların hepsini kapsar (TMK m. 367/2).

Ev başkanının sorumluluğu, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastası veya akıl zayıfı kişinin verdiği zararı kapsar. Bu bir kusursuz sorumluluk hâlidir — daha dar adıyla özen sorumluluğu: zarar görenin ev başkanının kusurunu ispatlaması gerekmez. Ev başkanı, gerekli dikkatle gözetim yaptığını veya bu özeni gösterse dahi zararı engelleyemeyeceğini ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir (TMK m. 369/1); ispat yükü ev başkanındadır.

Ana baba veya büyük ana babayla birlikte yaşayan ve emeklerini ya da gelirlerini aileye özgüleyen ergin altsoylar, buna karşılık uygun bir bedel isteyebilir (TMK m. 370/1). Bu denkleştirme alacağı kural olarak borçlunun ölümünde istenir; birlikte yaşamanın sona ermesi, işletmenin el değiştirmesi, icra takibi veya iflâs hâllerinde borçlunun sağlığında da istenebilir. Alacak zamanaşımına uğramaz; ancak en geç terekenin taksimi anına kadar istenebilir (TMK m. 371).

Ev başkanının sorumluluğunun niteliği. TMK m. 369, ev başkanına kusursuz sorumluluk yükler; öğretide bu tür sorumluluklar özen sorumluluğu (olağan sebep sorumluluğu) olarak adlandırılır. Zarar gören, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının veya akıl hastasının zarar verdiğini ispatlamakla yetinir; ev başkanının kusurunu ispatlamak zorunda değildir.

Ev başkanı ise iki yoldan kurtulabilir: gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, ya da bu özeni gösterseydi dahi zararın engellenemeyeceğini ispatlayarak.

Kurtuluş kanıtının bulunması, sorumluluğu kusur sorumluluğuna çevirmez. Ayrım şuradadır: kusur sorumluluğunda sorumluluğun kurucu unsuru kusurdur ve kusur yoksa sorumluluk hiç doğmaz. Özen sorumluluğunda ise sorumluluk kusurdan değil, kanunun yüklediği özen yükümlülüğünün ihlalinden doğar; kurtuluş kanıtı yalnız bu yükümlülüğün yerine getirildiğini gösterir. Aynı yapı TBK m. 66'daki adam çalıştıranın sorumluluğunda da vardır. Bu sebeple ev başkanının sorumluluğu, sınavda kusursuz sorumluluk hâlleri arasında sayılır.

Ayrıca ev başkanının önleyici bir yükümlülüğü vardır: akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunanların kendilerini ya da başkalarını tehlikeye düşürmemesi için gerekli önlemleri almak, zorunluluk hâlinde yetkili makamdan istemek (TMK m. 369/2–3).

C. Aile Malları

Kanun üç ayrı aile malları kurumu öngörür:

  • Aile vakfı (TMK m. 372): aile bireylerinin eğitim, donanım ve desteklenmesi amacıyla kurulur. Bir malın aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa kalacak şekilde özgülenmesi ise yasaktır.
  • Aile malları ortaklığı (TMK m. 373–385): hısımlar, kendilerine geçen mirasla veya başka mallar koyarak kurar. Sözleşme resmî şekilde yapılır ve bütün ortakların imzasını taşır (TMK m. 374). Ortaklar mallara elbirliğiyle maliktir ve borçlardan müteselsilen sorumludur (TMK m. 379). Ortaklık sürerken paylar istenemez ve paylar üzerinde tasarruf yapılamaz (TMK m. 376/3).
  • Aile yurdu (TMK m. 386–395): konutlar ile tarıma veya sanayiye elverişli taşınmazlar eklentileriyle birlikte aile yurdu hâline getirilebilir. Malikin ölümünden sonra yurdun devamı, taşınmazın mirasçılara yurt olarak geçmesine ilişkin bir ölüme bağlı tasarrufun varlığına bağlıdır (TMK m. 394).

Süre belirlenmemişse ortaklardan her biri altı ay önceden bildirerek ortaklıktan çıkabilir (TMK m. 375/1).

Örnek olay

Emekli olan ve geliri geçimine yetmeyen Hatice'nin bir oğlu, bir de refah içinde yaşayan erkek kardeşi vardır. Oğlunun geliri asgari düzeydedir. Hatice, kardeşine karşı yardım nafakası davası açar.

Değerlendirme: Hatice'nin hem altsoyu hem kardeşi yükümlü çevresindedir (TMK m. 364/1). Ancak dava mirasçılıktaki sıraya göre açılmalıdır (TMK m. 365/1): altsoy birinci zümrede, kardeş ise ikinci zümrededir. Bu nedenle önce oğluna başvurması gerekir.

Oğlunun malî gücü yetersizse — istem, karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardımdan ibaret olduğundan (TMK m. 365/2) — kardeşin yükümlülüğü gündeme gelebilir. Kardeş bakımından ayrıca refah içinde bulunma koşulu aranır ve olayda bu koşul sağlanmıştır.

Hâkim, nafakanın belirli bir yükümlüden istenmesini hakkaniyete aykırı görürse o kişinin yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m. 365/3). Bu takdir yetkisi, sıranın katı biçimde uygulanmasının doğuracağı sertliği yumuşatır.

Hatice bir bakımevinde kalıyor olsaydı sonuç değişmezdi. Kanun davacı sıfatını yalnız alacaklıya bırakmamış, ona fiilen bakan kuruma da tanımıştır (TMK m. 365/4); üstelik böyle bir kurum, harcadığı parayı yükümlü hısımlara rücu edebilir (TMK m. 366). Uygulamada davaların bir kısmı bu yoldan gelir.

Yetki bakımından da bir ayrıntı vardır: dava, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir (TMK m. 365/6). Yoksulluk nafakasında yetkinin farklı düzenlendiği hatırlanmalıdır — iki nafaka türünün karıştırılması sık rastlanan hatadır.

İkinci örnek olay

Bekâr olan Meltem'in üç yaşında bir çocuğu vardır. Çocuğun babası Ege, çocuğu tanımış ve soybağı kurulmuştur. Ege, çocuğun velâyetinin kendisine verilmesini ister; Meltem karşı çıkmaktadır. Meltem yirmi yaşında, işsiz ve ailesiyle yaşamaktadır; Ege ise düzenli gelir sahibidir.

Değerlendirme: Başlangıç noktası nettir: ana baba evli değilse velâyet anaya aittir (TMK m. 337/1). Bu, tanımayla soybağı kurulmuş olmasından etkilenmez — soybağı velâyeti kendiliğinden doğurmaz.

Velâyetin babaya geçmesi ancak hâkim kararıyla mümkündür ve kanun bunu belirli koşullara bağlamıştır: ana küçük, kısıtlı veya ölmüş olmalı ya da velâyet kendisinden alınmış olmalıdır (TMK m. 337/2). Meltem yirmi yaşındadır — ergin, kısıtlı değil, hayatta. Koşullardan hiçbiri gerçekleşmemiştir.

Ege'nin ekonomik üstünlüğü tek başına velâyet sebebi değildir. Kanunun ölçütü çocuğun menfaatidir ve ekonomik durum bu değerlendirmenin yalnız bir unsurudur; velâyet kendisine verilmeyen taraf zaten bakım giderlerine katılmakla yükümlüdür.

Ege'nin elindeki yollar sınırlıdır. Çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteyebilir (TMK m. 323); bu hak velâyetten bağımsızdır. Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düşmüşse çocuğun korunmasına ilişkin önlemleri isteyebilir (TMK m. 346) ve koşulları varsa velâyetin Meltem'den kaldırılmasını talep edebilir (TMK m. 348) — ancak kaldırma en son çaredir ve velâyetin ona verilmesi anlamına da gelmez; hâkim vasi de atayabilir.


Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 4 soru eşleşti, ilk 4 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2025 HMGS (NİSAN)
Yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst soy ve alt soy ile kardeşlere verilen nafaka, yardım nafakası olarak adlandırılır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre yardım nafakasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Yardım nafakası davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır.
B) Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri refah içinde bulunmalarına bağlıdır.
C) Hâkim, nafakanın yükümlülerin bir veya birkaçından istenmesi hakkaniyete aykırı olması durumunda onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir.
D) Nafaka talep hakkı, sahibinin ölümü hâlinde mirasçılarına geçer.
E) Nafaka davası, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlar tarafından açılabilir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 2 2006 ADLİ YARGI (NİSAN)
Boşanma nedeniyle eşlerden biri yoksulluğa düşmüştür. Buna göre, yoksulluk nafakasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Hâkim kendiliğinden durumu göz önünde tutarak yoksulluk nafakasına hükmeder.
B) Hâkim yoksulluk nafakasına hükmederken, nafaka ödeyecek tarafın diğer taraftan daha fazla kusurlu olmasını arar.
C) Hâkim, şartlar gerçekleşmişse boşanmada kusursuz olan tarafın da nafaka ödemesini öngörebilir.
D) Nafaka ödemekle yükümlü taraf, her zaman için boşanmada kusurlu taraf olmalıdır.
E) Yoksulluk nafakası mutlaka boşanma davası ile birlikte istenmelidir, boşanma davası kesinleştikten sonra bu dava açılamaz.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 3 2010 ADLİ YARGI
Aşağıdakilerden hangisi evlilik birliğinin eşlere getirdiği yükümlülüklerden biri [değildir]?
A) Sadakat yükümlülüğü
B) Mal rejimi seçme yükümlülüğü
C) Giderlere katılma yükümlülüğü
D) Maddi ve manevi yardım yükümlülüğü
E) Birlikte yaşama yükümlülüğü
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 4 2014 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Yoksulluk nafakasının şartlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Taraflardan biri istemde bulunmalıdır.
B) Erkeğin istemde bulunabilmesi, kadının refah durumunda olmasına bağlıdır.
C) Diğer tarafın mali gücüyle orantılı olması gerekir.
D) İstemde bulunan taraf, boşanma yüzünden yoksulluğa düşme tehlikesiyle karşılaşmış bulunmalıdır.
E) İstemde bulunan tarafın kusurunun daha ağır olmaması gerekir.
Cevabı göster
Cevap: B.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 4 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 200
Yardım nafakası bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Yükümlüler üstsoy, altsoy ve kardeşler olarak belirlenmiştir.
B) Kardeşlerin yükümlülüğü refah içinde bulunmalarına bağlıdır.
C) Alacaklı, yükümlüler arasından dilediğini seçerek dava açabilir.
D) Dava, alacaklıya bakan kamuya yararlı kurumlarca da açılabilir.
E) Yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
Cevabı göster
Cevap: C. Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür; kardeşlerin yükümlülüğü ayrıca refah içinde bulunmalarına bağlanmıştır. Yardım nafakasının en ayırt edici özelliği ise dava sırasıdır: dava, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır. Alacaklı yükümlüleri dilediği gibi seçemez; önce yakın zümredekilere başvurmak zorundadır. Bu sıra kuralı diğer nafaka türlerinde bulunmaz. Dava, alacaklıya bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir; yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.

Şık analizi

A) Doğru ifade — yükümlü çevresi üstsoy, altsoy ve kardeşlerle sınırlıdır.
B) Doğru ifade — kardeşler için kanun ek bir koşul aramış ve refah içinde bulunmayı şart koşmuştur.
D) Doğru ifade — alacaklıya fiilen bakan kurumlar da davayı açabilir ve masraflarını hısımlara rücu edebilir.
E) Doğru ifade — yetki taraflardan birinin yerleşim yerine bağlanmıştır; seçim davacıya aittir.
Soru 201
Geliri geçimine yetmeyen Hatice'nin asgari ücretle çalışan bir oğlu ile refah içinde yaşayan bir erkek kardeşi vardır. Hatice doğrudan kardeşine karşı yardım nafakası davası açar. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Kardeş refah içinde olduğundan dava doğrudan ona karşı açılabilir.
B) Kardeşin yükümlülüğü hiçbir koşulda gündeme gelmeyecektir.
C) Dava mirasçılıktaki sıraya göre açılmalı; önce oğluna başvurulmalıdır.
D) Hâkim, yükümlülüğü hakkaniyete göre azaltma yetkisine sahip değildir.
E) Oğlunun geliri düşük olduğu için onun yükümlülüğü hiç doğmaz.
Cevabı göster
Cevap: C. Hatice'nin hem altsoyu hem kardeşi yükümlü çevresindedir; ancak dava mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılmalıdır. Altsoy birinci zümrede, kardeş ikinci zümrededir; bu nedenle önce oğluna başvurulması gerekir. Oğlunun malî gücü yetersizse — istem, karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardımdan ibaret olduğundan — kardeşin yükümlülüğü gündeme gelebilir ve kardeş bakımından ayrıca refah içinde bulunma koşulu aranır. Hâkim, nafakanın belirli bir yükümlüden istenmesini hakkaniyete aykırı görürse o kişinin yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir; bu takdir yetkisi sıra kuralının sertliğini yumuşatır.

Şık analizi

A) Refah içinde olmak kardeş bakımından ek bir koşuldur, sırayı atlamayı sağlayan bir sebep değildir.
B) Oğlunun gücü yetersiz kalırsa kardeşin yükümlülüğü sıraya uygun biçimde gündeme gelebilir.
D) Hâkim, istemin hakkaniyete aykırı düştüğü hâllerde yükümlülüğü azaltabilir veya kaldırabilir.
E) Düşük gelir yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kaldırmaz; istem malî güce göre belirlenir.
Soru 202
Ev başkanının sorumluluğuyla ilgiliI.Sorumluluk, ev halkından olan küçüğün verdiği zararı kapsar.II.Zarar gören, ev başkanının kusurunu ispatlamak zorunda değildir.III.Kurtuluş kanıtının bulunması, sorumluluğu kusur sorumluluğu yapar.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Ev başkanının sorumluluğu, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastası veya akıl zayıfı kişinin verdiği zararı kapsar ve bir kusursuz sorumluluk hâlidir. Zarar gören yalnız zararın bu kişilerden birince verildiğini ispatlar; ev başkanının kusurunu ispatlamak zorunda değildir. Ev başkanı ise gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini ya da bu özeni gösterseydi dahi zararın engellenemeyeceğini ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Kurtuluş kanıtının bulunması sorumluluğu kusur sorumluluğuna çevirmez: kusur sorumluluğunda kusur kurucu unsurdur, burada ise sorumluluk kanunun yüklediği özen yükümlülüğünün ihlalinden doğar. Buna göre I ve II doğru, III yanlıştır.

Şık analizi

A) I doğru, ancak II de doğrudur. İspat yükü ev başkanındadır, zarar görende değil.
B) III yanlıştır. Kurtuluş kanıtı bulunması sorumluluğun niteliğini değiştirmez.
D) II doğru, ancak III yanlıştır. Aynı yapı adam çalıştıranın sorumluluğunda da vardır.
E) I ve II doğru, III yanlıştır. Bu sorumluluk kusursuz sorumluluk hâlleri arasında sayılır.
Soru 203
Aşağıdakilerden hangisi aile malları ortaklığına ilişkin kurallardan biri değildir?
A) Sözleşmenin resmî şekilde yapılması ve bütün ortaklarca imzalanması
B) Ortakların ortaklık mallarına elbirliğiyle malik olmaları
C) Ortakların ortaklık borçlarından müteselsilen sorumlu tutulmaları
D) Ortaklık sürerken ortakların paylarını isteyebilmeleri
E) Süre yoksa altı ay önceden bildirimle ortaklıktan çıkılabilmesi
Cevabı göster
Cevap: D. Aile malları ortaklığı, hısımların kendilerine geçen mirasla veya başka mallar koyarak kurdukları bir birliktir. Sözleşme resmî şekilde yapılır ve bütün ortakların imzasını taşır. Ortaklar mallara elbirliğiyle maliktir ve borçlardan müteselsilen sorumludur. Elbirliği mülkiyetinin doğal sonucu olarak ortaklık sürerken paylar istenemez ve paylar üzerinde tasarrufta bulunulamaz; bu, ortaklığın bir bütün olarak sürdürülmesini sağlar. Süre belirlenmemişse ortaklardan her biri altı ay önceden bildirerek ortaklıktan çıkabilir. Ortaklığın sona ermeden bölünememesi, elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyetten ayıran temel özelliktir.

Şık analizi

A) Bu gerçekten ortaklığa ilişkin kurallardandır. Sözleşme resmî şekle tâbidir ve bütün ortaklarca imzalanır.
B) Bu gerçekten ortaklığa ilişkin kurallardandır. Ortaklar mallara elbirliğiyle maliktir.
C) Bu gerçekten ortaklığa ilişkin kurallardandır. Ortaklık borçlarından sorumluluk müteselsildir.
E) Bu gerçekten ortaklığa ilişkin kurallardandır. Süre belirlenmemişse çıkış altı ay önceden bildirimle olur.

← Velâyet ve Çocuk MallarıVesayet, Kayyımlık ve Yasal Danışm →