Medeni Hukuk › Başlık 35 / 60
Sağ Kalan Eşin Mirasçılığı ve Seçimlik Hakları
11 Hâkimlik
Hızlı özet
Sağ kalan eş, zümre sisteminin dışında ve onun yanında yer alır. Eş hiçbir zümreye dâhil değildir; hangi zümre mirasçı oluyorsa onunla birlikte mirasçı olur ve payı birlikte bulunduğu zümreye göre değişir.
Zümrelere Göre Paylar
Sağ kalan eş, altsoyla birlikte mirasın dörtte birini; ana baba zümresiyle birlikte yarısını; büyük ana babalar ve onların çocuklarıyla birlikte dörtte üçünü; bunlar da yoksa mirasın tamamını alır (TMK m. 499).
Oranların yönü dikkat çekicidir: zümre uzaklaştıkça eşin payı artar. Kanun, yakınlığı azalan hısımlar karşısında eşi giderek daha güçlü korur.
Üçüncü bentteki sınır sık ölçülür: eş, büyük ana babaların torunlarıyla — yani mirasbırakanın kuzenleriyle — birlikte mirasçı olmaz. Bu hâlde miras tamamen eşe kalır. Büyük ana babalardan ya da çocuklarından biri sağsa eş dörtte üç alır.
Hesapta önce eşin payı ayrılır, kalan zümre içinde dağıtılır; sıra tersine çevrilirse sonuç tümüyle bozulur.
Eşin oranı, birlikte bulunduğu zümredeki mirasçı sayısından etkilenmez: üç çocuk da olsa on çocuk da olsa eşin payı dörtte birdir. Buna karşılık zümrenin boşalması oranı değiştirir: birinci zümre yoksunluk veya önce ölüm yüzünden altsoysuz boşalırsa eş ikinci zümreyle birlikte mirasçı olur ve payı dörtte birden yarıya çıkar. Ret farklıdır: altsoyun tamamı reddederse payları sağ kalan eşe geçer (TMK m. 613) — eş mirasın tamamını alır, ikinci zümreye inilmez.
Boşanan eşler bu sıfatla birbirinin yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önceki ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybederler (TMK m. 181/1). Boşanma davası sürerken ölüm gerçekleşirse aynı sonuç için iki koşul birlikte aranır: mirasçılardan birinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması (TMK m. 181/2); biri eksikse sağ kalan eş mirasçılığını korur.
Seçimlik Haklar ve Konut
Kanun eşe, payının hesabı dışında payının nasıl karşılanacağına ilişkin haklar da tanır; amaç eşin yaşam düzenini sürdürebilmesidir.
Tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa, sağ kalan eş bunlar üzerinde miras hakkına mahsuben mülkiyet tanınmasını isteyebilir (TMK m. 652/1). Bu hak payı büyütmez; yalnız payının hangi mallardan karşılanacağını belirleyen bir öncelik tanır.
Haklı sebepler varsa, eşin veya diğer yasal mirasçılardan birinin istemi üzerine mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına karar verilebilir (TMK m. 652/2) — konutun değeri eşin payını aştığında denge böyle kurulur.
Bir istisna vardır: mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı mesleği sürdürmesi için gerekli olan bölümlerde eş bu hakları kullanamaz (TMK m. 652/3).
Talep paylaşma aşamasında ileri sürülür; mirasçılar anlaşamazsa hâkim karar verir ve diğer mirasçıların paylarının zedelenmemesini gözetir. Konutun birlikte yaşanan konut olması aranır; mirasbırakanın diğer taşınmazları kapsam dışıdır.
Mal Rejimi Tasfiyesiyle İlişkisi
Eşin tereke üzerindeki hakları iki ayrı kaynaktan doğar ve karıştırılmamalıdır. Birincisi mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağıdır: bu bir miras hakkı değil, eşin kendi hakkıdır ve tereke borcu niteliğindedir. İkincisi miras hakkıdır ve ancak tasfiyeden sonra kalan değer üzerinden hesaplanır.
Mal rejimi hukukunda da benzer bir konut koruması vardır: eş, birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına mahsup edilmek, yetmezse bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı; ev eşyasında ise mülkiyet isteyebilir (TMK m. 240). Fark ölçüdedir: mal rejiminden doğan talep katılma alacağına, miras hukukundan doğan talep miras payına mahsup edilir. Eş her iki yola da başvurabilir.
Hesap dört adımda yürür. (1) Mal rejimi tasfiye edilir; kişisel mallar ayrılır ve edinilmiş mallardaki artık değer bulunur. (2) Eşin katılma alacağı hesaplanır — her eş veya mirasçıları diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir ve alacaklar takas edilir (TMK m. 236/1) — ve terekeden borç olarak düşülür. (3) Kalan değer tereke sayılır; eşin miras payı bu tereke üzerinden ayrılır. (4) Kalan, zümre içinde kök esasına göre dağıtılır.
Örnek. Ölen eşin artık değeri 800, sağ kalan eşinki 200, ölen eşin kişisel malı 400 birim; geriye eş ve iki çocuk kalmıştır. Sağ kalan eş 400, mirasçılar 100 birim üzerinde hak sahibidir; takasla eşin net katılma alacağı 300 olur. Tereke: 800 + 400 = 1.200, eksi 300 = 900 birim. Eş altsoyla birlikte dörtte bir alır: 225. Kalan 675, iki çocuk arasında eşit bölünür: her biri 337,5. Eşin toplamı 525 birimdir, ama bunun yalnız 225'i miras hakkıdır; ilk 300 birim eşin kendi hakkıdır ve saklı pay hesabına girmez.
Sık yapılan hata, katılma alacağını düşmeden miras payını hesaplamaktır: o yolla eşin payı 300 çıkar ve hem eşin hem çocukların payları yanlış bulunur.
Eş saklı paylı mirasçıdır; mirasbırakan onu ölüme bağlı tasarrufla tümüyle devre dışı bırakamaz.
Sınavda Ne Çıkar
- Paylar: altsoyla 1/4, ana baba zümresiyle 1/2, büyük ana baba ve çocuklarıyla 3/4, bunlar yoksa tamamı.
- Eş, büyük ana babaların torunlarıyla birlikte mirasçı olmaz — miras tamamen eşe kalır.
- Önce eşin payı ayrılır, kalan zümre içinde dağıtılır.
- Eşin oranı mirasçı sayısından etkilenmez; zümrenin boşalmasından etkilenir.
- Konut talebi payı büyütmez, karşılanacağı malı belirler; mesleği sürdürecek altsoy için gerekli bölümlerde kullanılamaz.
- Katılma alacağı miras hakkı değildir: önce tasfiye, sonra miras payı.
- Boşanma sürerken ölümde mirasçılıktan düşme davaya devam + kusurun ispatı ile olur.
Sağ kalan eş, zümre sisteminin dışında ve onun yanında yer alır. Eş hiçbir zümreye dâhil değildir; hangi zümre mirasçı oluyorsa onunla birlikte mirasçı olur ve payı, birlikte bulunduğu zümreye göre değişir.
A. Sağ Kalan Eşin Zümrelere Göre Payları
Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre şu oranlarda mirasçı olur (TMK m. 499):
- Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri
- Mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısı
- Mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçü
- Bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır
Oranların yönü dikkat çekicidir: zümre uzaklaştıkça eşin payı artar. Kanun, mirasbırakana yakınlığı azalan hısımlar karşısında eşi giderek daha güçlü biçimde korumuştur.
Üçüncü bentte bir sınır vardır ve sınavda ölçülür: eş, üçüncü zümrede yalnız büyük ana babalar ve onların çocuklarıyla birlikte mirasçı olur. Büyük ana babaların torunları — yani mirasbırakanın kuzenleri — sağ kalan eşle birlikte mirasçı olamaz. Mirasın tamamı eşe ancak büyük ana babalardan ve onların çocuklarından hiçbiri sağ değilse kalır (TMK m. 499/3); biri sağsa eş dörtte üç alır ve boşalan pay TMK m. 497/5'e göre kayar.
Eşin payı hesaplanırken önce onun payı ayrılır, kalan kısım zümre içinde dağıtılır. Sıralamanın tersine çevrilmesi, sonucu tümüyle bozar.
Eşin mirasçılığının bir sınırı, evlilik ilişkisinin sona ermesidir. Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybederler (TMK m. 181/1).
Kanun bu kuralı, boşanma kararı kesinleşmeden ölüm gerçekleşen hâllere de yaymıştır: boşanma davası devam ederken ölen eşin mirasçılarından birinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de aynı sonuç doğar (TMK m. 181/2). Bu ihtimalde sağ kalan eş, evlilik hukuken sona ermemiş olsa bile mirasçı olamaz.
İki koşul birlikte aranır: davaya devam edilmesi ve kusurun ispatı. Mirasçılar davaya devam etmezse ya da kusur ispatlanamazsa, sağ kalan eş mirasçılığını korur.
B. Seçimlik Haklar ve Konut Hakkı
Kanun, sağ kalan eşe payının hesabı dışında bir de payının nasıl karşılanacağına ilişkin haklar tanımıştır. Amaç, eşin ölümden sonra yaşam düzenini sürdürebilmesidir.
Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir (TMK m. 652/1).
Bu hak eşe payını aşan bir değer sağlamaz; ona bir öncelik tanır: eş, kendi payı karşılığında bu malların kendisine özgülenmesini talep eder. Talep, payının büyümesini sağlamaz; yalnız payının hangi mallardan karşılanacağını belirler.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya diğer yasal mirasçılardan birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir (TMK m. 652/2). Bu, konutun değerinin eşin payını aşması gibi durumlarda dengeyi kurar.
Kanun bir de istisna öngörmüştür: mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz (TMK m. 652/3). Mesleğin sürdürülmesi menfaati, eşin özgüleme talebine üstün tutulmuştur.
Talebin ileri sürülme biçimi de belirtilmelidir. Konut ve ev eşyası üzerindeki istem, paylaşma aşamasında ileri sürülür ve mirasçılar anlaşamazsa hâkim karar verir. Talep, terekedeki diğer malların dağılımını da etkiler; hâkim, diğer mirasçıların paylarının zedelenmemesine dikkat eder.
Konutun eşlerin birlikte yaşadığı konut olması aranır; mirasbırakanın başka taşınmazları bakımından bu hak kullanılamaz. Ev eşyası bakımından ise ölçü, eşyanın ortak yaşamda kullanılan eşya olmasıdır.
C. Mal Rejimi Tasfiyesiyle İlişkisi
Sağ kalan eşin tereke üzerindeki hakları iki ayrı kaynaktan doğar ve bunlar karıştırılmamalıdır.
Birincisi mal rejiminin tasfiyesinden doğan haktır. Eşlerden birinin ölümüyle mal rejimi sona erer ve önce tasfiye yapılır; sağ kalan eş bu tasfiyeden doğan katılma alacağını alır. Bu alacak miras hakkı değildir; eşin kendi hakkıdır ve tereke borcu niteliğindedir.
İkincisi miras hakkıdır ve ancak tasfiyeden sonra kalan değer üzerinden hesaplanır.
Sıralama şudur: önce mal rejimi tasfiye edilir, sonra kalan değer tereke sayılır, sonra tereke üzerinden miras payları hesaplanır. Bu sıra bozulduğunda hem eşin hem diğer mirasçıların payları yanlış çıkar.
Mal rejimi hukukunda da eşe benzer bir konut koruması tanınmıştır: sağ kalan eş, eski yaşantısını sürdürebilmek için ölen eşe ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına mahsup edilmek, yetmezse bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; aynı koşullarla ev eşyası üzerinde mülkiyet hakkı isteyebilir (TMK m. 240/1–2).
İki hüküm arasındaki fark ölçüde toplanır: mal rejiminden doğan talep katılma alacağına, miras hukukundan doğan talep miras payına mahsup edilir. Eş, her iki yola da başvurabilir.
Eşin mirasçılığının bir başka özelliği, saklı paylı mirasçılar arasında yer almasıdır. Mirasbırakan ölüme bağlı tasarrufla eşi tümüyle devre dışı bırakamaz; eşin saklı payı, tasarruf özgürlüğünün sınırını oluşturur. Saklı payın oranı ve hesabı ilerideki başlıkta ele alınacaktır.
Katılma alacağının hesabı kısaca şöyledir: edinilmiş mallar rejiminde her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir ve alacaklar takas edilir (TMK m. 236/1). Alacak, ayın veya para olarak ödenebilir; aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır (TMK m. 239/1).
Bu iki kaynağın birlikte işlediği hesap, sınavda en çok yanlış yapılan konulardan biridir. Sıra şu dört adımda yürür:
- Adım 1 — Mal rejimi tasfiye edilir; her eşin kişisel malları ayrılır ve edinilmiş mallardaki artık değer bulunur.
- Adım 2 — Sağ kalan eşin katılma alacağı hesaplanır ve terekeden borç olarak düşülür.
- Adım 3 — Kalan değer tereke sayılır; eşin miras payı bu tereke üzerinden ayrılır.
- Adım 4 — Kalan, mirasçı zümre içinde kök esasına göre dağıtılır.
Birleşik hesap örneği. Eşler edinilmiş mallara katılma rejimine tâbidir. Ölen eşin edinilmiş mallarının artık değeri 800 birim, sağ kalan eşin edinilmiş mallarının artık değeri 200 birimdir. Ölen eşin ayrıca 400 birimlik kişisel malı vardır. Geriye eş ve iki çocuk kalmıştır.
Önce tasfiye yapılır. Sağ kalan eş, ölen eşin artık değerinin yarısı olan 400 birim üzerinde hak sahibidir; ölen eşin mirasçıları da sağ kalan eşin artık değerinin yarısı olan 100 birim üzerinde hak sahibidir. Alacaklar takas edilir (TMK m. 236/1) ve sağ kalan eşin net katılma alacağı 300 birim olur.
Tereke şöyle bulunur: ölen eşin artık değeri 800 ile kişisel malı 400 toplanır, 1.200 birim eder; bundan sağ kalan eşin katılma alacağı olan 300 birim borç olarak düşülür. Tereke 900 birimdir.
Miras payları bu 900 birim üzerinden hesaplanır. Eş altsoyla birlikte mirasın dörtte birini alır (TMK m. 499/1): 225 birim. Kalan 675 birim iki çocuk arasında eşit bölünür; her çocuk 337,5 birim alır.
Sağ kalan eşin toplam edindiği değer, katılma alacağı 300 ile miras payı 225 birimin toplamı olan 525 birimdir. Bunun yalnız 225 birimi miras hakkıdır; ilk 300 birim eşin kendi hakkıdır ve saklı pay hesabına da girmez.
Sık yapılan hata, katılma alacağını terekeden düşmeden miras payını hesaplamaktır. O yolla eşin payı 1.200 birimin dörtte biri olan 300 birim çıkar ve hem eşin hem çocukların payları yanlış bulunur.
Eşin konumunu özetleyen üç cümle şudur: eş zümre dışıdır, payı birlikte bulunduğu zümreye göre değişir ve zümre uzaklaştıkça artar. Bu üç cümle, eşe ilişkin soruların büyük kısmını çözer.
Örnek olay
(K) ölmüştür. Geriye eşi (L) ile iki çocuğu kalmıştır. Tereke, mal rejimi tasfiyesinden sonra 400 birim değerindedir ve içinde eşlerin birlikte yaşadıkları 150 birim değerinde bir konut bulunmaktadır. (L), hem miras payını hem de konutun mülkiyetinin kendisine verilmesini istemektedir. Çocuklar, konutun (L)'ye verilmesi hâlinde bunun ayrıca bir kazandırma sayılacağını ileri sürmektedir.
Değerlendirme: Önce paylar hesaplanır. (K)'nin altsoyu bulunduğuna göre birinci zümre mirasçıdır ve eş bu zümreyle birlikte mirasın dörtte birini alır (TMK m. 499/1). (L)'nin payı 100 birimdir; kalan 300 birim iki çocuk arasında eşit bölünür ve her biri 150 birim alır.
Konut talebi bakımından çocukların iddiası yerinde değildir. Eş, konut ve ev eşyası üzerinde miras hakkına mahsuben mülkiyet tanınmasını ister (TMK m. 652/1); talep, payına eklenen ayrı bir kazandırma değildir. Konut (L)'ye verilirse, değeri onun 100 birimlik payından düşülür.
Burada bir denge sorunu doğar: konutun değeri 150 birim, (L)'nin payı ise 100 birimdir. Pay konutu karşılamadığından (L) aradaki farkı denkleştirmek zorundadır; aksi hâlde diğer mirasçıların payları eksilirdi.
Kanun bu tür durumlar için ikinci bir imkân tanımıştır: haklı sebeplerin varlığı hâlinde, eşin veya diğer mirasçılardan birinin istemi üzerine mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına karar verilebilir (TMK m. 652/2). Konutun değeri payı aştığında bu yol, eşin oturma menfaatini korurken diğer mirasçıların paylarını da zedelemez.
(L)'nin ayrıca mal rejiminden doğan katılma alacağı varsa, bu alacak zaten tasfiye aşamasında karşılanmıştır ve 400 birimlik tereke bu tasfiyeden sonraki değerdir. Katılma alacağının miras payıyla karıştırılmaması gerekir: biri eşin kendi hakkı, diğeri mirasçılık sıfatından doğan haktır.
İkinci örnek olay
(N) ölmüştür. Altsoyu yoktur; annesi ve babası da ölmüştür, ancak baba tarafından iki kardeşi sağdır. Eşi (O) sağdır. Tereke 600 birimdir. (O), altsoy bulunmadığına göre mirasın tamamının kendisine kalması gerektiğini ileri sürmektedir. Kardeşler ise eşin ancak dörtte bir alabileceğini savunmaktadır.
Değerlendirme: İki iddia da yanlıştır ve ikisi de aynı hatadan kaynaklanır: eşin payının, birlikte bulunduğu zümreye göre değiştiğinin gözden kaçırılması.
Zümre tespiti yapılır. (N)'nin altsoyu bulunmadığından birinci zümre devre dışıdır. Ana ve baba ölmüş olsa da onların altsoyu — yani kardeşler — sağdır; kardeşler ikinci zümreye dâhil olduğuna göre ikinci zümre mirasçıdır (TMK m. 496/2).
Eşin payı bu zümreye göre belirlenir: ana baba zümresiyle birlikte mirasçı olan eş, mirasın yarısını alır (TMK m. 499/2). (O)'nun payı 300 birimdir.
(O)'nun "tamamı bana kalmalı" iddiası, ancak ikinci ve üçüncü zümrede hiç mirasçı bulunmaması hâlinde doğru olurdu. Kardeşlerin "dörtte bir" iddiası ise altsoyla birlikte mirasçı olma hâline ilişkindir ve burada uygulanamaz.
Kalan 300 birim ikinci zümre içinde dağıtılır. Miras ana ve baba tarafı olarak ikiye bölünür; ancak ana tarafında hiç mirasçı bulunmadığından bütün pay diğer tarafa kalır (TMK m. 496/3). Baba tarafındaki iki kardeş 300 birimi eşit bölüşür ve her biri 150 birim alır.
Sonuç: (O) 300, kardeşlerden her biri 150 birim alır.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 11 soru eşleşti, ilk 11 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2008 MALİ HİZMET UZMAN YARDIMCILIĞI
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 KPSS / ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2005 ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2010 ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2012 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2012 ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2025 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 2022 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 10 2005 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 11 2019 KPSS
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 6 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.
Soru 228
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 229
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 230
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 231
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 232
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 233
Cevabı göster
Şık analizi
← Yasal Mirasçılar ve Zümre SistemiMiras Payı Hesabı — Adım Adım →