EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 51 / 60

Zilyetlik

104 Hâkimlik 2 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Taşınırlarda ayni hakkın aleniyet aracı zilyetliktir — ama yalnız görünüş aracı değil; kendi başına korunan, karineler doğuran ve mülkiyet kazandıran bağımsız bir kurumdur.

Unsurlar ve İşlevler

Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse zilyettir (TMK m. 973/1). İki unsuru vardır: fiilî hâkimiyet — elde tutma şart değil, sürdürülebilir olması yeter — ve örtülü de olabilen zilyetlik iradesi.

Zilyetlik hak değil, fiilî durumdur; üç işlevi var: aleniyet, koruma, kazandırma. Taşınmaz üzerindeki irtifak ve taşınmaz yüklerinde hakkın fiilen kullanılması zilyetliktir (TMK m. 973/2). Fiilî hâkimiyetin geçici sebeplerle kullanılamaması zilyetliği sona erdirmez (TMK m. 976).

Türler

Aslî–fer'î ayrımı hangi sıfatla zilyet olunduğuna bakar: malik sıfatıyla zilyet olan aslî, diğeri fer'îdir (TMK m. 974) — kiraya veren aslî, kiracı fer'îdir; ikisi de aynı anda zilyettir. Dolaylı–dolaysız ayrımı hâkimiyetin nasıl kullanıldığına bakar (TMK m. 975); ikisi çoğu kez örtüşür, zorunlu değildir. Zilyet yardımcısı zilyet sayılmaz — başkasının talimatıyla ve hesabına hâkimiyet kullanan işçi ve hizmetli korumadan yararlanamaz.

Aslî zilyet kazandırıcı zamanaşımıyla mülkiyeti kazanabilir, fer'î kazanamaz; dolaylı zilyet eşya elinde olmasa da dava açabilir.

Devir Türleri

Aslen kazanma önceki zilyedin rızası olmadan hâkimiyet kurmadır (gasp gibi); devren kazanma rızayla olur, kanun beş biçim düzenlemiştir.

Teslim (TMK m. 977): eşya ya da hâkimiyet araçları verilir — deponun anahtarı gibi. Kısa elden teslim: edinen zaten zilyettir, sıfat değişir. Hükmen teslim (TMK m. 979/1): devreden veya üçüncü kişi özel bir hukukî ilişkiye dayanarak zilyet kalır (satıcının sattığı eşyayı kirayla tutması). Zilyetliğin havalesi: eşya üçüncü kişidedir, devir ona bildirildiği andan hüküm doğurur; üçüncü kişi devredene karşı ileri sürebileceği sebeplerle vermekten kaçınabilir (TMK m. 979/2–3). Senet devri (TMK m. 980): emtiayı temsil eden kıymetli evrakın teslimi emtianın teslimi gibidir. Temsilciye teslim, temsil edilene yapılmış sayılır.

Kısa elden teslim, hükmen teslim ve havalede zilyetlik fiilî hareket olmadan anlaşmayla geçer; aleniyet zayıflar. Devir taraflar arasında bildirimsiz de hüküm doğurur; bildirim yalnız üçüncü kişiye karşı ileri sürmenin koşuludur. Senet devrinde çatışma kuralı vardır: kıymetli evrakı iyiniyetle alan ile emtiayı iyiniyetle alan çatışırsa emtiayı alan tercih olunur (TMK m. 980/2).

Korunma

Koruma, kişilerin hakkını kendi gücüyle almasını önler. Üç yol vardır — kuvvet kullanma, taşınmazlarda idarî yol, yargısal yol — üçü de zilyetliği fiilî durum olarak korur.

Kuvvet kullanma (TMK m. 981): zilyet her türlü gasp veya saldırıyı kuvvetle defedebilir — taşınmazda el koyanı kovarak, taşınırda eylem sırasında veya kaçarken geri alarak. Derhâl ve ölçülü olmalıdır.

Gasp davası (TMK m. 982): gasbeden üstün hak iddia etse bile geri vermekle yükümlüdür; hakkını derhâl ispat ederse kaçınabilir. Saldırı davası (TMK m. 983): zilyetlik elden alınmadan rahatsız edilmişse açılır; hak iddiası davayı engellemez. Tamamen veya kısmen elden alma gasptır, elden almadan rahatsız etme saldırıdır — taşınmazın bir bölümünün çitle karşı tarafa katılması kısmî gasptır.

Tapulu taşınmazda karineden ve dava hakkından yalnız adına tescil bulunan yararlanır; fiilî hâkimiyeti olan (kiracı gibi) yalnız gasp veya saldırı sebebiyle dava açar (TMK m. 992). Süreler hak düşürücüdür: öğrenmeden iki ay, fiilden bir yıl (TMK m. 984).

Karineler ve Taşınır Davası

Mülkiyet karinesi: taşınırın zilyedi maliki sayılır; önceki zilyetler de zilyetlikleri süresince malik sayılır (TMK m. 985). Hak karinesi: iddia edilen sınırlı ayni hak veya kişisel hak karine sayılır; zilyet bunu şeyi kendisine verene karşı ileri süremez (TMK m. 986/2). Savunma karinesi: zilyet kendisine açılan her davada üstün hak karinesine dayanır (TMK m. 987). Hepsi adi karinedir.

Emin sıfatıyla zilyetten edinme (TMK m. 988): ondan iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen, zilyedin yetkisi olmasa da korunur. Emin sıfatıyla zilyet, eşyayı malikin rızasıyla teslim ettiği kişidir — kiracı, saklayan, tamirci.

Taşınır davası (TMK m. 989/1): taşınırı çalınan, kaybolan ya da iradesi dışında çıkan zilyet, elinde bulundurana karşı beş yıl içinde dava açar. Mantık: eşya rızayla el değiştirmişse iyiniyetli edinen korunur, rıza dışında çıkmışsa malik geri isteyebilir. İki istisna: açık artırma, pazar veya benzeri eşya satanlardan edinene karşı dava bedelin geri verilmesi koşuluyla açılır; para ve hamile yazılı senette dava açılamaz (TMK m. 990). Kötüniyetli edinene karşı dava her zaman açılır, önceki zilyet de kötüniyetliyse açamaz (TMK m. 991).

İadenin Kapsamı

İyiniyetli zilyet, hakkına uygun kullanma ve yararlanmadan tazminat ödemez; kayıp, yok olma ve hasardan sorumlu değildir (TMK m. 993). Zorunlu ve yararlı giderlerini ister, ödeninceye kadar şeyi vermekten kaçınabilir; diğer giderleri isteyemez, zararsızca ayrılabilen eklemeleri ayırıp alır (TMK m. 994).

Kötüniyetli zilyet, verdiği zararlardan ve elde ettiği veya etmeyi ihmal ettiği ürünlerden sorumludur; yalnız hak sahibi için de zorunlu giderleri ister. Kime vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumludur (TMK m. 995). Kazandırıcı zamanaşımından yararlanacak zilyet, devredenin süresini kendi süresine ekler (TMK m. 996).

Sınavda Ne Çıkar

  • Aslî–fer'î sıfata, dolaylı–dolaysız kullanılış biçimine bakar; zilyet yardımcısı zilyet değildir.
  • Havale bildirimle üçüncü kişiye karşı işler; senetle emtia çatışırsa emtiayı alan tercih edilir.
  • Gaspçı üstün hakkını derhâl ispat ederse kaçınabilir; saldırıda bu imkân yoktur.
  • Süreler öğrenmeden 2 ay, fiilden 1 yıl; hak düşürücüdür.
  • Fer'î zilyet karineyi şeyi kendisine verene karşı ileri süremez.
  • Rızayla çıkan eşyada iyiniyetli edinen korunur; rıza dışında çıkanda 5 yıllık dava işler.
  • Para ve hamile yazılı senette taşınır davası açılamaz.

Taşınırlarda ayni hakkın aleniyet aracı zilyetliktir. Ancak zilyetlik yalnız bir görünüş aracı değildir: kendi başına korunan, karineler doğuran ve mülkiyetin kazanılmasına aracılık eden bağımsız bir kurumdur. Bu başlık, kurumun bütün yönlerini ele alır.

A. Zilyetliğin Unsurları

Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir (TMK m. 973/1). Tanım kısa olmakla birlikte iki unsuru içerir.

  • Fiilî hâkimiyet — eşya üzerinde fiilen tasarrufta bulunabilme imkânı. Eşyanın elde tutulması şart değildir; hâkimiyetin sürdürülebilir olması yeterlidir.
  • Zilyetlik iradesi — eşya üzerinde hâkimiyet kurma yönündeki irade. Bu irade genel ve örtülü olabilir; her an bilinçli biçimde yenilenmesi aranmaz.

Zilyetlik bir hak değil, bir fiilî durumdur. Buna karşılık hukuk düzeni bu fiilî duruma sonuçlar bağlamıştır: korunur, karine doğurur ve iyiniyetle birleştiğinde ayni hak kazandırır.

Kanun, tanımı taşınmaz üzerindeki bazı haklara da yaymıştır: taşınmaz üzerindeki irtifak haklarında ve taşınmaz yüklerinde hakkın fiilen kullanılması zilyetlik sayılır (TMK m. 973/2). Böylece bu haklar da zilyetliğin korunmasına ilişkin hükümlerden yararlanır.

Zilyetliğin sürekliliği bakımından kanun bir esneklik tanımıştır: fiilî hâkimiyetin geçici nitelikteki sebeplerle kullanılmaması veya kullanma olanağının ortadan kalkması zilyetliği sona erdirmez (TMK m. 976). Tatile giden kişi evinin, kayıp anahtarını arayan kişi aracının zilyedi olmaya devam eder.

Zilyetliğin hukuk düzenindeki işlevleri üç başlıkta toplanır:

  • Aleniyet işlevi — taşınırlarda ayni hakkın görünüş aracıdır
  • Koruma işlevi — fiilî durum, hak tartışmasından bağımsız olarak korunur
  • Kazandırma işlevi — iyiniyetle birleştiğinde mülkiyet ve sınırlı ayni hak kazandırır, kazandırıcı zamanaşımının temelini oluşturur

Bu üç işlev, kurumun neden ayrıntılı biçimde düzenlendiğini açıklar. Zilyetlik olmasaydı taşınırlarda ayni hakkın kime ait olduğu dışarıdan anlaşılamaz, ticarî hayatta hiçbir işlem güvenle yapılamazdı.

B. Zilyetlik Türleri

Kanun iki ayrım yapmıştır ve bunlar farklı ölçütlere dayanır.

Aslî ve fer'î zilyetlik. Zilyet, bir sınırlı ayni hak veya bir kişisel hakkın kurulmasını ya da kullanılmasını sağlamak için şeyi başkasına teslim ederse, bunların ikisi de zilyet olur. Bir şeyde malik sıfatıyla zilyet olan aslî zilyet, diğeri fer'î zilyettir (TMK m. 974).

Ölçüt, zilyedin hangi sıfatla hâkimiyet kurduğudur. Kiraya veren malik aslî zilyet, kiracı fer'î zilyettir. İkisi de aynı anda zilyettir; zilyetlik bölünebilir bir durumdur.

Dolaylı ve dolaysız zilyetlik. Bir şeyde fiilî hâkimiyetini doğrudan doğruya sürdüren kimse dolaysız zilyet, başka bir kişi aracılığıyla sürdüren kimse dolaylı zilyettir (TMK m. 975).

Ölçüt burada hâkimiyetin nasıl kullanıldığıdır. Kiracı dolaysız, kiraya veren dolaylı zilyettir. İki ayrım çoğu zaman örtüşür, ancak zorunlu değildir: alt kira ilişkisinde kiracı hem fer'î hem dolaylı zilyettir.

Bu ayrımların dışında kalan bir kavram da zilyet yardımcısıdır: başkasının talimatı altında ve onun hesabına eşya üzerinde hâkimiyet kullanan kişi zilyet sayılmaz; işçi, hizmetli ve benzeri kişiler bu konumdadır.

Zilyetlik türlerinin pratik sonuçları şunlardır:

  • Aslî zilyet, kazandırıcı zamanaşımıyla mülkiyeti kazanabilir; fer'î zilyet kazanamaz.
  • Fer'î zilyet, kendi hakkının varlığı karinesinden yararlanır (TMK m. 986/2).
  • Her iki zilyet de zilyetliğin korunmasına ilişkin davaları açabilir.
  • Dolaylı zilyet, eşya elinde olmadığı hâlde zilyetlik davası açabilir.
  • Zilyet yardımcısı hiçbir zilyetlik korumasından yararlanamaz.

C. Zilyetliğin Kazanılması ve Devri

Zilyetlik aslen kazanılabileceği gibi devren de kazanılabilir. Aslen kazanma, eşya üzerinde önceki zilyedin rızası olmaksızın hâkimiyet kurulmasıdır; sahipsiz malın ele geçirilmesi ya da gasp bu niteliktedir. Devren kazanma ise önceki zilyedin rızasıyla gerçekleşir ve kanun bunun beş biçimini düzenlemiştir.

1. Teslim ve Kısa Elden Teslim

Zilyetlik, şeyin veya şey üzerinde hâkimiyeti sağlayacak araçların edinene teslimi veya edinenin önceki zilyedin rızasıyla şey üzerinde hâkimiyeti kullanacak duruma gelmesi hâlinde devredilmiş olur (TMK m. 977).

Hükmün ilk hâli olağan teslimdir: eşya elden ele geçer. Deponun anahtarının verilmesi de bu kapsamdadır; kanun "hâkimiyeti sağlayacak araçların" teslimini eşyanın teslimiyle bir tutmuştur.

Hükmün ikinci hâli kısa elden teslimdir: edinen zaten eşyanın zilyedidir ve önceki zilyedin rızasıyla sıfat değiştirir. Kiracının kiraladığı eşyayı satın alması buna örnektir; fiilî durum değişmez, zilyetliğin niteliği değişir.

Temsilciye yapılan teslim, temsil edilene yapılmış gibi zilyetliği geçirir (TMK m. 978).

Kısa elden teslimde dikkat edilecek nokta, fiilî durumun hiç değişmemesidir. Eşya zaten edinenin elindedir; devir, tarafların anlaşmasıyla gerçekleşir ve dışarıdan görünür bir değişiklik doğurmaz. Bu, aleniyet ilkesinin bir zayıflamasıdır; ancak kanun, eşyanın gereksiz yere elden ele dolaştırılmasını önlemek için bu çözümü kabul etmiştir.

Aynı gerekçe hükmen teslim ve havale için de geçerlidir. Üçünde de zilyetlik, fiilî bir hareket olmaksızın anlaşmayla geçer. Bunun karşılığında kanun, üçüncü kişilerin korunmasına ilişkin özel kurallar koymuştur: havalede bildirim şartı ve üçüncü kişinin savunma imkânı bu amaca hizmet eder.

2. Hükmen Teslim

Bir üçüncü kişi veya zilyetliği devreden, özel bir hukukî ilişkiye dayanarak zilyet olmakta devam ederse zilyetlik, teslim gerçekleşmeksizin kazanılmış olur (TMK m. 979/1).

Bu kurum, eşyanın fiilen yer değiştirmesine gerek bırakmaz. Satıcının sattığı eşyayı kira sözleşmesine dayanarak elinde tutmaya devam etmesi tipik örnektir: mülkiyet ve zilyetlik alıcıya geçmiş, fiilî hâkimiyet satıcıda kalmıştır.

3. Zilyetliğin Havalesi

Devrin üçüncü kişi elinde bulunan eşyaya ilişkin görünümü zilyetliğin havalesidir. Zilyetliğin bu yolla devri, zilyet olmakta devam eden üçüncü kişiye karşı, ancak durumun devreden tarafından kendisine bildirildiği andan başlayarak hüküm doğurur (TMK m. 979/2).

Üçüncü kişinin korunması da sağlanmıştır: üçüncü kişi, zilyetliği devredene karşı ileri sürebileceği sebeplerle şeyi edinene vermekten kaçınabilir (TMK m. 979/3). Devir, üçüncü kişinin hukukî durumunu ağırlaştıramaz.

4. Zilyetlik Senetlerinin Devri

Bir taşıyıcıya veya umumî mağazaya bırakılmış emtiayı temsil eden kıymetli evrakın teslimi, emtianın teslimi gibi sonuç doğurur (TMK m. 980/1).

Kanun bir çatışma kuralı da koymuştur: kıymetli evrakı iyiniyetle teslim alan kimse ile emtiayı iyiniyetle teslim alan kimse arasında uyuşmazlık çıkarsa emtiayı teslim alan tercih olunur (TMK m. 980/2). Fiilî hâkimiyet, senedin temsil ettiği hâkimiyete üstün tutulmuştur.

Devren kazanmanın ortak koşulları şunlardır:

  • Devredenin zilyet olması
  • Devredenin rızasının bulunması
  • Edinen bakımından hâkimiyet imkânının doğması
  • Devrin, kanunun öngördüğü beş biçimden birine uygun olması

Bu koşullardan biri eksikse devir gerçekleşmez ve edinen ancak aslen zilyet olabilir; gasp hâlinde olduğu gibi.

5. Temsilciye Teslim ve Zilyetliğin Sona Ermesi

Devir, bizzat yapılmak zorunda değildir: temsilciye yapılan teslim, temsil edilene yapılmış gibi zilyetliği geçirir (TMK m. 978). Bu, ticarî hayatta zilyetliğin çoğunlukla yardımcı kişiler eliyle devredildiği gerçeğinin karşılığıdır.

Teslimsiz devirde üçüncü kişinin durumu ayrıca korunmuştur. Bir üçüncü kişi veya devreden, özel bir hukukî ilişkiye dayanarak zilyet olmakta devam ederse zilyetlik teslim gerçekleşmeksizin kazanılmış olur; ancak zilyetliğin bu yolla devri, zilyet olmakta devam eden üçüncü kişiye karşı ona bildirilmedikçe hüküm ifade etmez ve üçüncü kişi, devredene karşı ileri sürebileceği sebeplerle yeni zilyede zilyetliği vermekten kaçınabilir (TMK m. 979). Üçüncü kişi, taraf değişikliğinden ötürü durumunun ağırlaşmasına katlanmak zorunda değildir.

Bildirim koşulunun anlamı üzerinde durmak gerekir. Devir, taraflar arasında bildirim yapılmaksızın da hüküm doğurur; bildirim yalnız üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilmenin koşuludur. Bu sebeple bildirimden önce yapılan bir ifa, üçüncü kişi bakımından geçerli sayılır ve o, eski zilyede yaptığı teslimden ötürü sorumlu tutulamaz.

Üçüncü kişinin kaçınma hakkı da aynı düşünceye dayanır. Devredene karşı ileri sürebileceği bütün sebepler — ödenmemiş bir ücret, henüz dolmamış bir süre, sözleşmeden doğan bir alıkoyma yetkisi — yeni zilyede karşı da ileri sürülebilir. Devir, üçüncü kişinin hukukî durumunu ne iyileştirir ne kötüleştirir.

Emtiayı temsil eden kıymetli evrakta ise çatışma kuralı vardır: bir taşıyıcıya veya umumî mağazaya bırakılmış emtiayı temsil eden kıymetli evrakın teslimi, emtianın teslimi gibi sonuç doğurur. Buna karşılık kıymetli evrakı iyiniyetle teslim alan ile emtiayı iyiniyetle teslim alan arasında uyuşmazlık çıkarsa emtiayı teslim alan tercih olunur (TMK m. 980/2).

Kural ilk bakışta şaşırtıcıdır: senet emtiayı temsil ettiği hâlde çatışmada senedi değil eşyanın kendisini elinde bulunduran korunur. Sebebi, zilyetliğin dayandığı fiilî hâkimiyet düşüncesidir; senet zilyetliğin yerini tutar, ama gerçek zilyetlikle karşı karşıya geldiğinde ona üstün gelmez.

Zilyetliğin sona ermesi bakımından kanun, geçici kesintileri sona erme saymaz: fiilî hâkimiyetin geçici nitelikteki sebeplerle kullanılmaması veya kullanma olanağının ortadan kalkması zilyetliği sona erdirmez (TMK m. 976). Kilidi bozulan bir depoya girilememesi, taşınırın geçici olarak bulunamaması ya da yolculuk gibi sebepler zilyetliği düşürmez.

Sona erme, hâkimiyetin sürekli biçimde kaybıdır. Başlıca sona erme sebepleri şunlardır:

  • Eşyanın başkasının hâkimiyetine geçmesi
  • Eşyanın terk edilmesi
  • Eşyanın bir daha ulaşılamayacak biçimde yitirilmesi
  • Eşyanın yok olması Ayrım pratik sonuç doğurur: geçici kesintide zilyetlik davalarının süreleri işlemeye başlamaz, çünkü henüz bir zilyetliğin gaspı ya da kaybı yoktur.
6. Beş Devir Türünün Karşılaştırması
TürEşya neredeAyırt edici unsur
TeslimDevredenden edinene geçerFiilî teslim ya da hâkimiyet aracının verilmesi
Kısa elden teslimZaten edinendeSıfatın değişmesi, fiilî durumun aynı kalması
Hükmen teslimDevredende kalırÖzel hukukî ilişkiye dayanan alıkoyma
Zilyetliğin havalesiÜçüncü kişideÜçüncü kişiye bildirim ile hüküm doğurma
Senet devriTaşıyıcı veya mağazadaKıymetli evrakın teslimi

Beş türün ortak yanı, hepsinin devren kazanma olmasıdır: her birinde önceki zilyedin rızası vardır. Ayrıldıkları nokta, eşyanın fiilen nerede bulunduğu ve devrin hangi işlemle tamamlandığıdır.

Beş devir türünün sınav bakımından ayırt edici soruları şunlardır: eşya devir sırasında kimin elindedir, devir hangi işlemle tamamlanmıştır ve üçüncü kişilere karşı ne zaman hüküm doğurur? Bu üç soruya verilen cevap, türü kendiliğinden belirler.

Devrin geçerliliği, dayandığı hukukî işlemin geçerliliğinden ayrıdır. Zilyetliğin devri fiilî bir sonuç doğurur; ancak mülkiyetin geçmesi için ayrıca geçerli bir kazanma sebebi gerekir. Sebep geçersizse zilyetlik geçmiş, mülkiyet geçmemiş olur ve eşya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilir.

D. Zilyetliğin Korunması

Zilyetlik bir fiilî durum olduğu hâlde korunur. Korumanın sebebi, kişilerin haklarını kendi güçleriyle almalarını önlemektir: eşyayı kimin elinde bulundurduğu tartışması, hak tartışmasından ayrı ve önce çözülür.

Zilyetliğin korunması üç ayrı yolla sağlanır:

  • Kuvvet kullanma — zilyedin kendi gücüyle ve derhâl savunması
  • İdarî yol — taşınmazlarda mülkî amirliğe başvurularak elatmanın önlenmesi
  • Yargısal yol — gasp ve saldırıya karşı açılan zilyetlik davaları

Üçü de zilyetliği fiilî durum olarak korur; hak sahipliğini tartışmaz. Hak tartışması, ayni hakka dayanan istihkak ve elatmanın önlenmesi davalarının konusudur.

1. Kuvvet Kullanma ve İdari Yol

Zilyet, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir. Rızası dışında kendisinden alınan şeyi taşınmazlarda el koyanı kovarak, taşınırlarda ise eylem sırasında veya kaçarken yakalananın elinden alarak zilyetliğini koruyabilir. Ancak zilyet, durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak zorundadır (TMK m. 981).

Bu, ihkak-ı hak yasağının dar bir istisnasıdır ve iki sınırı vardır: kuvvet derhâl kullanılmalı ve ölçülü olmalıdır. Aradan zaman geçtikten sonra kuvvet kullanılamaz; bu aşamada yargısal yola başvurulur.

2. Yargısal Koruma ve Süreler

Kanun iki dava öngörmüştür.

Gasp hâlinde dava. Başkasının zilyet bulunduğu bir şeyi gasbeden kimse, o şey üzerinde üstün bir hakka sahip olduğunu iddia etse bile onu geri vermekle yükümlüdür. Davalı, o şeyi davacıdan geri almasını gerektirecek üstün bir hakka sahip olduğunu derhâl ispat ederse geri vermekten kaçınabilir. Dava, şeyin geri verilmesine ve zararın giderilmesine yöneliktir (TMK m. 982).

Saldırı hâlinde dava. Saldırıda bulunan, şey üzerinde bir hak iddia etse bile, zilyetliği saldırıya uğrayan ona karşı dava açabilir. Dava, saldırının sona erdirilmesine, sebebinin önlenmesine ve zararın giderilmesine yöneliktir (TMK m. 983).

Gasp ile saldırı ayrımı dikkat ister: zilyetliğin tamamen veya kısmen elden alınması gasptır ve TMK m. 982'ye göre çözülür; zilyetliğin elden alınmadan rahatsız edilmesi ise saldırıdır ve TMK m. 983'e girer. Bir taşınmazın bir bölümünün çitle ayrılıp karşı tarafa katılması, o bölüm bakımından kısmî gasptır, saldırı değildir.

Ayrımın pratik sonucu vardır: gasp davasında davalı, üstün hakkını derhâl ispat ederse şeyi geri vermekten kaçınabilir (TMK m. 982/2); saldırı davasında böyle bir imkân yoktur, hak iddiası davayı engellemez.

Tapulu taşınmazlarda ise özel bir sınır işler: hak karinesinden ve zilyetlikten doğan dava açma hakkından yalnız adına tescil bulunan kimse yararlanır. Bununla birlikte taşınmaz üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse — örneğin kiracı — gasp veya saldırı sebebiyle dava açabilir (TMK m. 992). Yani kiracının dava hakkının dayanağı fer'î zilyetliği değil, doğrudan bu hükümdür.

İki davanın ortak özelliği, hak tartışmasını dışlamalarıdır: mahkeme kimin haklı olduğunu değil, kimin zilyet olduğunu ve zilyetliğin ihlal edilip edilmediğini inceler. Davalının üstün hakkı ancak derhâl ispat edilirse dikkate alınır.

Süreler kısadır ve hak düşürücüdür: gasp ve saldırıdan dolayı dava hakkı, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşer (TMK m. 984).

Sürelerin kısalığı bilinçlidir. Zilyetlik davaları geçici koruma sağlar; hak tartışması ayrıca ve istihkak davası ile çözülür. Zilyetlik davası süresinde açılmamışsa hak sahibinin ayni hakka dayanan davası saklı kalır.

Zilyetlik davalarının niteliği de belirtilmelidir. Bu davalar eda davalarıdır ve amaçları önceki fiilî durumun geri kurulmasıdır. Verilen karar, eşya üzerindeki hakkı belirlemez ve kesin hüküm gücü hak bakımından doğmaz; taraflar ayrıca ayni hakka dayanan dava açabilir.

Yetkili mahkeme bakımından taşınmazlarda taşınmazın bulunduğu yer, taşınırlarda genel yetki kuralları uygulanır. Davalar basit yargılama usulüne tabi tutulmuş ve kısa sürelere bağlanmıştır; amaç, fiilî durumun uzun süre belirsiz kalmasını önlemektir.

E. Hak Karineleri ve Taşınır Davası

Zilyetliğin ikinci işlevi, hakkın varlığına ilişkin karineler doğurmasıdır.

Mülkiyet karinesi. Taşınırın zilyedi onun maliki sayılır; önceki zilyetler de zilyetlikleri süresince o taşınırın maliki sayılırlar (TMK m. 985).

Fer'î zilyetlikte karine. Bir taşınıra malik olma iradesi bulunmaksızın zilyet olan kimse, taşınırı kendisinden iyiniyetle aldığı kişinin mülkiyet karinesine dayanabilir. Taşınıra bir sınırlı ayni hak veya kişisel hak iddiasıyla zilyet bulunan kimsenin iddia ettiği hakkın varlığı karine olarak kabul edilir; ancak zilyet bu karineyi şeyi kendisine vermiş olan kişiye karşı ileri süremez (TMK m. 986).

Son cümle önemlidir: kiracı, kira hakkının varlığı karinesini herkese karşı ileri sürebilir ama kiraya verene karşı ileri süremez; ona karşı hakkını ispatlamak zorundadır.

Savunmada karine. Bir taşınırın zilyedi, kendisine karşı açılan her davada üstün hakka sahip olduğu karinesine dayanabilir; gasp ve saldırıya ilişkin hükümler saklıdır (TMK m. 987).

Emin sıfatıyla zilyetten edinme. Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur (TMK m. 988).

Bu hüküm, taşınırlarda güven ilkesinin temel dayanağıdır. Emin sıfatıyla zilyet, eşyayı malikin kendi rızasıyla teslim ettiği kişidir: kiracı, ödünç alan, saklayan, tamirci. Malik eşyayı kendi iradesiyle bu kişiye bıraktığına göre, ondan iyiniyetle edinen üçüncü kişinin güveni korunur.

Taşınır davası. Taşınırı çalınan, kaybolan ya da iradesi dışında başka herhangi bir şekilde elinden çıkan zilyet, o şeyi elinde bulunduran herkese karşı beş yıl içinde taşınır davası açabilir (TMK m. 989/1).

Ayrımın mantığı buradadır: eşya malikin rızasıyla el değiştirmişse iyiniyetli edinen korunur; rızası dışında çıkmışsa malik beş yıl içinde geri isteyebilir.

Kanun iki istisna getirmiştir. Birincisi: taşınır açık artırmadan, pazardan ya da benzeri eşya satanlardan iyiniyetle edinilmişse, iyiniyetli birinci ve sonraki edinenlere karşı taşınır davası ancak ödenen bedelin geri verilmesi koşuluyla açılabilir (TMK m. 989/2). İkincisi: zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz (TMK m. 990).

Kötüniyetli edinene karşı ise koruma tamdır: bir taşınırın zilyetliğini iyiniyetle edinmemiş olan kimseye karşı önceki zilyet her zaman taşınır davası açabilir. Ancak önceki zilyet de zilyetliği iyiniyetle edinmemişse sonraki zilyede karşı dava açamaz (TMK m. 991).

Karinelerin ortak işlevi, ispat yükünü taşınırın zilyedinden alıp karşı tarafa yüklemektir. Bu, aleniyet ilkesinin doğal sonucudur: taşınırlarda hakkın görünüş aracı zilyetlik olduğuna göre, zilyet olan kişinin hak sahibi sayılması ve aksini iddia edenin ispatla yükümlü tutulması tutarlıdır.

Karineler üç düzlemde işler:

  • Mülkiyet karinesi — taşınırın zilyedi malik sayılır (TMK m. 985/1)
  • Sınırlı ayni hak veya kişisel hak karinesi — iddia edilen hakkın varlığı kabul edilir (TMK m. 986/2)
  • Savunma karinesi — zilyet, kendisine açılan her davada üstün hak karinesine dayanabilir (TMK m. 987/1)

Karinelerin hepsi adi niteliktedir; aksi her türlü delille ispatlanabilir.

F. İadenin Kapsamı: İyiniyetli ve Kötüniyetli Zilyet

Eşyanın iadesine karar verildiğinde, aradaki dönemde doğan ürünler, zararlar ve giderler hesaplanmalıdır. Kanun burada iyiniyetli ve kötüniyetli zilyedi keskin biçimde ayırmıştır.

İyiniyetli zilyet. Karineyle mevcut hakkına uygun şekilde kullanan veya ondan yararlanan iyiniyetli zilyet, şeyi geri vermekle yükümlü olduğu kimseye karşı bu yüzden herhangi bir tazminat ödemek zorunda değildir; ayrıca şeyin kaybedilmesinden, yok olmasından veya hasara uğramasından sorumlu olmaz (TMK m. 993).

Giderler bakımından da korunur: iyiniyetli zilyet, geri vermeyi isteyen kimseden şey için yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri tazmin etmesini isteyebilir ve bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabilir. Diğer giderler için tazminat isteyemez; ancak geri vermeden önce bu giderler için tazminat önerilmezse, şeyle birleştirdiği ve zararsızca ayrılması mümkün eklemeleri ayırıp alabilir (TMK m. 994).

Kötüniyetli zilyet. Geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır. Yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazminini isteyebilir. Şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ise ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur (TMK m. 995).

Son fıkra bir denge kuralıdır: kötüniyet, muhatabın belirsiz olduğu dönemde sorumluluğu kusura indirir.

Kanun ayrıca zilyetliğin birleştirilmesine izin verir: kazandırıcı zamanaşımından yararlanma hakkına sahip olan zilyet, zilyetliği kendisine devreden aynı yetkiye sahip idiyse onun zilyetlik süresini kendi süresine ekleyebilir (TMK m. 996).

İki zilyedin durumu şu tabloda karşılaştırılabilir:

Ölçütİyiniyetli zilyetKötüniyetli zilyet
Kullanma ve yararlanmaTazminat ödemezÜrünlerden sorumludur
Elde etmeyi ihmal ettiği ürünSorumlu değilSorumludur
Hasar ve yok olmaSorumlu değilSorumludur
GiderlerZorunlu ve yararlı giderlerYalnız hak sahibi için de zorunlu olanlar
Hapis hakkıVarYok

Örnek olay

(A), otomobilini bakım için servise bırakmıştır. Servis sahibi (B), otomobili durumu bilmeyen (C)'ye satmış ve teslim etmiştir. Aynı dönemde (A)'nın deposundan bir makine çalınmış ve hırsız tarafından, durumu bilmeyen (D)'ye satılmıştır. (D) makineyi bir sanayi pazarında, benzeri eşya satan bir esnaftan almıştır. (A) hem otomobili hem makineyi geri istemektedir.

Değerlendirme: İki eşya, malikin elinden farklı biçimde çıktığı için sonuçları da farklıdır.

Otomobil. (A) otomobili kendi rızasıyla servise bırakmıştır; (B) bu sebeple emin sıfatıyla zilyettir. Emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle mülkiyet edinen kimsenin edinimi, zilyedin tasarruf yetkisi olmasa bile korunur (TMK m. 988). (C) durumu bilmiyor ve bilebilecek durumda da değilse iyiniyetlidir ve mülkiyeti kazanır. (A) otomobili geri alamaz.

(A)'nın korumasız kaldığı söylenemez: (B)'ye karşı sözleşmeye aykırılık, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanan kişisel talepleri saklıdır.

Makine. Bu eşya (A)'nın elinden rızası dışında, çalınmak suretiyle çıkmıştır. Taşınırı çalınan zilyet, o şeyi elinde bulunduran herkese karşı beş yıl içinde taşınır davası açabilir (TMK m. 989/1). (D)'nin iyiniyetli olması, kural olarak (A)'nın davasını engellemez.

Ancak olayda bir istisna gerçekleşmiştir: makine, benzeri eşya satan bir esnaftan iyiniyetle edinilmiştir. Bu hâlde taşınır davası, iyiniyetli edinene karşı ancak ödenen bedelin geri verilmesi koşuluyla açılabilir (TMK m. 989/2). (A) makineyi geri alabilir, fakat (D)'nin ödediği bedeli ona ödemek zorundadır.

Karşılaştırma. İki sonucun ayrıldığı tek nokta, eşyanın malikin rızasıyla mı yoksa rızası dışında mı elinden çıktığıdır. Kanunun kurduğu denge şudur: eşyayı kendi iradesiyle başkasına bırakan malik, o kişinin yetkisiz tasarrufunun riskini taşır; eşyası iradesi dışında elinden çıkan malik ise korunur.

Makine para ya da hamile yazılı senet olsaydı sonuç yine değişir, (A) iyiniyetli edinene karşı hiç dava açamazdı (TMK m. 990).

İkinci örnek olay

(E), kiraladığı depoyu kullanırken, komşu taşınmazın maliki (F) depoya ait bir bölümü çitle kendi tarafına katmıştır. (E) durumu üç gün sonra fark etmiş, çiti sökmek istemiş ancak (F) buna izin vermemiştir. (E) olayı öğrendikten dört ay sonra dava açmıştır. (F), (E)'nin malik olmadığını, kiracı sıfatıyla dava açamayacağını ve zaten taşınmazın kendisine ait olduğunu savunmaktadır.

Değerlendirme: Üç savunmanın da ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Kiracının dava hakkı. Zilyetliğin korunması hak sahipliğine değil, zilyet olmaya bağlıdır. Depo tapuya kayıtlı bir taşınmaz olduğuna göre ölçü TMK m. 992'dir: hak karinesinden ve zilyetlik davalarından kural olarak yalnız adına tescil bulunan kimse yararlanır; buna karşılık taşınmaz üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse gasp veya saldırı sebebiyle dava açabilir (TMK m. 992/2). (E) kiracı olarak fiilî hâkimiyeti elinde tuttuğundan dava hakkı vardır; dayanak fer'î zilyetliği değil, doğrudan bu hükümdür.

Malik olduğu savunması. (F) deponun bir bölümünü çitle kendi tarafına katarak o bölümdeki zilyetliği (E)'nin elinden almıştır; fiil bu yönüyle kısmî gasptır. Gaspta kural, hak iddiasının davayı engellememesidir; ancak davalı üstün hakkını derhâl ispat ederse şeyi geri vermekten kaçınabilir (TMK m. 982/2). (F) bunu örneğin tapu kaydıyla yapabilirse geri verme yükümlülüğünden kurtulur; aksi hâlde iddiasını ayrı bir istihkak davasında ileri sürmelidir. Kanunun amacı, kimsenin hakkını kendi eliyle almasını önlemektir.

Kuvvet kullanma. (E)'nin çiti sökme girişimi, zilyedin savunma hakkı kapsamında değerlendirilir. Zilyet saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir (TMK m. 981/1); ancak bu yetki derhâl kullanılmalıdır. Üç gün sonra yapılan girişim bu sınırı aşar; artık yargısal yola başvurulması gerekir.

Süre. Belirleyici olan nokta budur. Gasp ve saldırıdan doğan dava hakkı, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayarak iki ay geçmekle düşer (TMK m. 984). (E) durumu öğrendikten dört ay sonra dava açtığına göre süre dolmuştur ve zilyetlik davası reddedilir.

Bu sonuç (E)'yi tümüyle korumasız bırakmaz: kira ilişkisine dayanarak kiraya verene başvurabilir, kiraya veren de malik sıfatıyla elatmanın önlenmesi davası açabilir (TMK m. 683/2). Zilyetlik davasının süresi geçmiş olsa da ayni hakka dayanan davalar süreye bağlı değildir.

Üçüncü örnek olay

(G), tarlasını (H)'ye kiraya vermiştir. (H) tarlayı ekmiş, ürünü kaldırmış ve bir kısmını satmıştır. Bu arada tarlanın gerçek malikinin (G) değil (K) olduğu, (G) adına yapılan tapu kaydının yolsuz olduğu anlaşılmıştır. (K), tarlanın iadesini ve (H)'nin elde ettiği bütün ürünlerin karşılığını istemektedir. (H) ise tarlayı ıslah etmek için önemli harcamalar yaptığını, ayrıca sulama sistemi kurduğunu belirtmektedir. (H) kira sözleşmesini yaparken durumu bilmiyordu.

Değerlendirme: İade ilişkisi, (H)'nin iyiniyetli olup olmadığına göre çözülür.

İyiniyet. (H), tapuda malik görünen (G) ile sözleşme yapmıştır ve kaydın yolsuz olduğunu bilmiyordur. Kendisinden beklenen özeni göstermişse iyiniyetlidir; bu belirleme, karineye göre asıl olan durumdur ve aksini ileri süren (K) ispatla yükümlüdür (TMK m. 3).

Ürünler. Karineyle mevcut hakkına uygun şekilde kullanan veya ondan yararlanan iyiniyetli zilyet, şeyi geri vermekle yükümlü olduğu kimseye karşı bu yüzden herhangi bir tazminat ödemek zorunda değildir (TMK m. 993/1). (H) kira hakkına dayanarak tarlayı ekmiş ve ürünü kaldırmıştır; elde ettiği ürünler için (K)'ye tazminat ödemez.

Sonuç (H) kötüniyetli olsaydı tersine dönerdi: kötüniyetli zilyet, elde ettiği ve elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat öder (TMK m. 995/1).

Hasar ve zarar. İyiniyetli zilyet, şeyin kaybedilmesinden, yok olmasından veya hasara uğramasından sorumlu olmaz (TMK m. 993/2). Tarlada olağan kullanımdan doğan değişiklikler bu kapsamdadır.

Giderler. İyiniyetli zilyet, geri vermeyi isteyen kimseden şey için yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri isteyebilir ve bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabilir (TMK m. 994/1). Islah harcamaları yararlı gider niteliğindeyse (H) bunları talep edebilir ve tarlayı ödeme yapılana kadar elinde tutabilir.

Sulama sistemi bakımından ikinci fıkra işler: diğer giderler için tazminat istenemez; ancak geri vermeden önce bu giderler için tazminat önerilmezse, (H) şeyle birleştirdiği ve zararsızca ayrılması mümkün eklemeleri ayırıp alabilir (TMK m. 994/2). Sulama sistemi tarlaya zarar vermeden sökülebiliyorsa (H) onu alabilir; sökülemiyorsa bütünleyici parça hâline gelmiştir ve ayrılamaz.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2024 HMGS (EYLÜL)
Ahsen, antika eşya satışı yapan Emre'den bir antika saat satın alır. Saat, tamirinin yapılması için bir süre daha Emre'de kalmaya devam eder. Bu sırada Ahsen, saati arkadaşı Tuğçe'ye satar ve tamir işlemi bitince Emre'den teslim alması gerektiğini kendisine bildirir. Ahsen'in antika saatin zilyetliğini Tuğçe'ye devretme şekli aşağıdakilerden hangisidir?
A) Zilyetliğin havalesi
B) Kısa elden teslim
C) Hükmen teslim
D) Araçların teslimi
E) Teslim yerine geçen sözleşme
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 2 2026 HMGS (NİSAN)
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre bir taşınırın mülkiyetini nakleden kimsenin özel bir hukuki ilişkiye dayanarak o şeyin zilyetliğini koruduğu ve edinene sadece dolaylı bir zilyetlik tanıdığı durumda gerçekleşen zilyetliğin devir türü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kısa elden teslim
B) Zilyetliğin havalesi
C) Emtiayı temsil eden senetlerin teslimi
D) Hükmen teslim
E) Zilyetlik sözleşmesiyle teslim
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 3 İDARİ YARGI
I.Fiili hâkimiyeti sağlayacak araçların teslimiII.Hükmen teslimIII.HavaleIV.Teslim yerine geçen sözleşmeV.Emtiayı temsil eden senetlerin teslimi Yukarıdaki zilyetliğin nakli yollarından hangileri ile eşya üzerinde dolaylı zilyetlik sağlanır?
A) I, II ve III
B) I, II ve V
C) I, IV ve V
D) II, III ve V
E) II, III, IV ve V
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 4 2001 İDARİ YARGI
Türkiye'de zilyetliğin idari yoldan korunmasına ilişkin olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Sadece taşınmaz zilyetliği idari yoldan korunmaktadır.
B) Kamu mallarına yapılan tecavüzler de korumanın kapsamına dahildir.
C) Tecavüz veya müdahalenin önlenmesine karar verecek makam vali veya kaymakamlardır.
D) Anlaşmazlıkla ilgili olarak adli yargıda dava açılmışsa, idari yoldan koruma istenemez.
E) İdari makamın kararına karşı idari yargıya başvurulamaz.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 5 2001 İDARİ YARGI
Taşınmazların adi zamanaşımı ile iktisabı için aranılan şartlara ilişkin olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Mülkiyeti kazanılacak taşınmaz tapulu veya tapusuz olabilir.
B) Taşınmaz üzerindeki zilyetlik malik sıfatıyla olmalıdır.
C) Taşınmaz üzerindeki zilyetlik 10 yıl sürmelidir.
D) Taşınmaz üzerindeki zilyetlik kesintisiz ve çekişmesiz olmalıdır.
E) Taşınmaz üzerindeki zilyetlik iyiniyetle sürdürülmelidir.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 6 2008 ADLİ YARGI (ARALIK)
A'ya ait antika yüzüğü evde çalışan hizmetçisi H, iyiniyetli B'ye satar ve teslim eder. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) B iyi niyetli olduğu için yüzüğün mülkiyetini kazanır.
B) B, iyi niyetli olsa da 5 yıllık kazandırıcı zamanaşımı ile yüzüğün mülkiyetini kazanamaz.
C) H emin sıfatıyla zilyet olmasa da, A rızası ile evini H'ye bırakıp gittiği için B'nin iyi niyeti korunur ve B yüzüğün mülkiyetini kazanır.
D) Mülkiyeti kazanamasa da B'nin iyi niyeti kısmen korunacak, ödediği bedel kendisine geri verilinceye kadar yüzüğü iade etmek zorunda kalmayacaktır.
E) H zilyet yardımcısıdır, emin sıfatıyla zilyet olmadığı için B iyi niyetli olsa da yüzüğün mülkiyetini kazanamaz.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 7 KPSS / ADLİ YARGI
I.Fiili hâkimiyeti sağlayacak vasıtaların teslimiII.Hükmen teslimIII.HavaleIV.Eşyanın teslimiV.Emtiayı temsil eden senetlerin teslimi Yukarıdaki zilyetliğin nakli yollarından hangileri ile vasıtasız zilyetlik sağlanır?
A) I ve IV.
B) I ve V.
C) II ve III.
D) I, IV ve V.
E) II, IV ve V.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 8 KPSS / ADLİ YARGI
Aşağıdaki zilyetliğin nakli yollarından hangisi ile teslim şartlı rehnin kurulması yasaklanmıştır?
A) Mal üzerinde fiili hâkimiyeti sağlayacak araçların teslimi
B) Malın teslimi
C) Kısa elden teslim
D) Zilyetliğin havalesi
E) Hükmen teslim
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 9 KPSS / ADLİ YARGI
Rehnedilmiş bir taşınır üzerinde sonra gelen sırada bir rehin hakkının kurulabilmesi için rehin zilyetliği aşağıdaki yollardan hangisi ile gerçekleşmiş olmalıdır?
A) Teslim
B) Hükmen teslim
C) Kısa elden teslim
D) Tescil
E) Zilyetliğin havalesi
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 10 KPSS / ADLİ YARGI
Üçüncü bir şahsın vasıtasız zilyetliğinde bulunan bir eşyanın vasıtalı zilyetliğinin, bir hukuki işlemle yeni zilyede devredilmesine ne ad verilir?
A) Kısa elden teslim
B) Zilyetliğin devri
C) Hükmen teslim
D) Miras yoluyla devir
E) Zilyetliğin havalesi
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 11 KPSS / ADLİ YARGI
Aşağıdakilerin hangisinde zilyetlik karinelerinden [yararlanılamaz]?
A) Vasıtalı zilyetlik
B) Zilyet yardımcılığı
C) Fer'i zilyetlik
D) Vasıtasız zilyetlik
E) Hak zilyetliği
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 12 KPSS / ADLİ YARGI
Bir eşyanın vasıtalı zilyetliğini devreden şahsın özel bir sebebe dayanarak o eşya üzerinde vasıtasız zilyetliğini devam ettirmesi halinde vasıtalı zilyetlik aşağıdakilerden hangisi ile kazanılmış olur?
A) Teslimle
B) Kısa elden teslimle
C) Miras yoluyla
D) Zilyetliğin havalesi ile
E) Hükmen teslimle
Cevabı göster
Cevap: E.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 16 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 325
Zilyetlik bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Zilyetliğin unsurları fiilî hâkimiyet ve zilyetlik iradesidir.
B) Zilyetlik bir hak değil, korunan bir fiilî durumdur.
C) Eşyanın elde tutulması zilyetliğin zorunlu bir koşuludur.
D) Zilyetlik iradesi genel ve örtülü biçimde de bulunabilir.
E) Geçici sebeplerle kullanılamama zilyetliği sona erdirmez.
Cevabı göster
Cevap: C. Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir. Tanım iki unsuru içerir: fiilî hâkimiyet, yani eşya üzerinde fiilen tasarrufta bulunabilme imkânı, ve zilyetlik iradesi, yani hâkimiyet kurma yönündeki irade. Eşyanın elde tutulması şart değildir; hâkimiyetin sürdürülebilir olması yeterlidir. Zilyetlik iradesi de genel ve örtülü olabilir, her an bilinçli biçimde yenilenmesi aranmaz. Zilyetlik bir hak değil bir fiilî durumdur; buna karşılık hukuk düzeni bu duruma sonuçlar bağlamıştır. Fiilî hâkimiyetin geçici nitelikteki sebeplerle kullanılmaması ise zilyetliği sona erdirmez.

Şık analizi

A) Doğru ifade — fiilî hâkimiyet ve zilyetlik iradesi kurumun iki unsurudur.
B) Doğru ifade — zilyetlik hak değil fiilî durumdur, ancak korunur ve karine doğurur.
D) Doğru ifade — zilyetlik iradesinin sürekli ve bilinçli biçimde yenilenmesi aranmaz.
E) Doğru ifade — tatile giden kişi evinin zilyedi olmaya devam eder.
Soru 326
Zilyetlik türleri bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Aslî ve fer'î ayrımı, zilyedin hangi sıfatla hâkimiyet kurduğuna bakar.
B) Dolaylı ve dolaysız ayrımı, zilyedin hangi sıfatla zilyet olduğunu ölçer.
C) Kiracı, kiralanan üzerinde aslî zilyet konumunda bulunmaktadır.
D) Zilyet yardımcısı da zilyetlik korumasından yararlanabilmektedir.
E) Bir eşya üzerinde aynı anda birden çok zilyet bulunamamaktadır.
Cevabı göster
Cevap: A. Kanun iki ayrım yapmıştır ve bunlar farklı ölçütlere dayanır. Aslî ve fer'î ayrımı zilyedin hangi sıfatla hâkimiyet kurduğuna bakar: bir şeyde malik sıfatıyla zilyet olan aslî zilyet, diğeri fer'î zilyettir; kiraya veren malik aslî, kiracı fer'î zilyettir. Dolaylı ve dolaysız ayrımı ise hâkimiyetin nasıl kullanıldığını ölçer: fiilî hâkimiyeti doğrudan sürdüren dolaysız, başka bir kişi aracılığıyla sürdüren dolaylı zilyettir. Zilyetlik bölünebilir bir durumdur ve bir eşya üzerinde aynı anda birden çok zilyet bulunabilir. Zilyet yardımcısı ise zilyet sayılmaz ve hiçbir zilyetlik korumasından yararlanamaz.

Şık analizi

B) Dolaylı-dolaysız ayrımı sıfata değil, hâkimiyetin nasıl kullanıldığına bakar.
C) Kiracı fer'î zilyettir; aslî zilyet malik sıfatıyla zilyet olandır.
D) Zilyet yardımcısı zilyet sayılmaz ve korumadan yararlanamaz.
E) Zilyetlik bölünebilir; kiraya veren ve kiracı aynı anda zilyettir.
Soru 327
Aşağıdakilerden hangisi zilyetliğin devren kazanılması biçimlerinden biri değildir?
A) Eşyanın doğrudan teslimi
B) Kısa elden teslim yoluyla devir
C) Hükmen teslim yoluyla devir
D) Zilyetliğin havalesi yoluyla devir
E) Sahipsiz malın ele geçirilmesi
Cevabı göster
Cevap: E. Zilyetlik aslen kazanılabileceği gibi devren de kazanılabilir. Aslen kazanma, eşya üzerinde önceki zilyedin rızası olmaksızın hâkimiyet kurulmasıdır; sahipsiz malın ele geçirilmesi ya da gasp bu niteliktedir. Devren kazanma ise önceki zilyedin rızasıyla gerçekleşir ve kanun bunun beş biçimini düzenlemiştir: teslim, kısa elden teslim, hükmen teslim, zilyetliğin havalesi ve emtiayı temsil eden senedin devri. Beşinin ortak yanı, her birinde önceki zilyedin rızasının bulunmasıdır; ayrıldıkları nokta eşyanın fiilen nerede bulunduğu ve devrin hangi işlemle tamamlandığıdır.

Şık analizi

A) Bu gerçekten devren kazanma biçimlerindendir. Teslim, en yalın devir türüdür.
B) Bu gerçekten devren kazanma biçimlerindendir. Kısa elden teslimde edinen zaten zilyettir.
C) Bu gerçekten devren kazanma biçimlerindendir. Hükmen teslimde eşya devredende kalır.
D) Bu gerçekten devren kazanma biçimlerindendir. Havalede eşya üçüncü kişidedir.
Soru 328
Zilyetliğin havalesi bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Devir, üçüncü kişiye bildirilmedikçe ona karşı hüküm doğurmamaktadır.
B) Bildirimin devreden tarafından yapılması gerekmektedir.
C) Üçüncü kişi, devredene karşı ileri sürebileceği sebeplerle kaçınabilir.
D) Devir, taraflar arasında da ancak bildirimle hüküm doğurmaktadır.
E) Bildirimden önce eski zilyede yapılan ifa geçerli sayılmaktadır.
Cevabı göster
Cevap: D. Zilyetliğin havalesi, eşyanın üçüncü kişi elinde bulunduğu hâllerde uygulanan devir biçimidir. Devir, zilyet olmakta devam eden üçüncü kişiye karşı ancak durumun devreden tarafından kendisine bildirildiği andan başlayarak hüküm doğurur. Bildirim koşulunun anlamı üzerinde durmak gerekir: devir, taraflar arasında bildirim yapılmaksızın da hüküm doğurur; bildirim yalnız üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilmenin koşuludur. Bu sebeple bildirimden önce yapılan bir ifa üçüncü kişi bakımından geçerli sayılır. Üçüncü kişi ayrıca, devredene karşı ileri sürebileceği sebeplerle şeyi edinene vermekten kaçınabilir; devir onun hukukî durumunu ağırlaştıramaz.

Şık analizi

A) Doğru ifade — bildirim, üçüncü kişiye karşı hüküm doğurmanın koşuludur.
B) Doğru ifade — bildirimi yapacak olan devredendir.
C) Doğru ifade — üçüncü kişinin kaçınma hakkı, durumunun ağırlaşmamasını sağlar.
E) Doğru ifade — bildirimden önce eski zilyede yapılan ifa üçüncü kişi bakımından geçerlidir.
Soru 329
Bir kişi kiraladığı makineyi, kira ilişkisi sürerken kiraya verenden satın almıştır. Aynı dönemde bir satıcı, sattığı aracı alıcıyla yaptığı kira sözleşmesine dayanarak elinde tutmaya devam etmektedir. Buna göre bu iki devir biçimi bakımından hangi sonuca varılır?
A) Birincisi kısa elden teslim, ikincisi hükmen teslimdir.
B) Birincisi hükmen teslim, ikincisi kısa elden teslimdir.
C) İkisi de zilyetliğin havalesi olarak nitelendirilmelidir.
D) Birincisi olağan teslim, ikincisi senet devri sayılmaktadır.
E) İkisinde de eşyanın fiilen el değiştirmesi zorunlu tutulmuştur.
Cevabı göster
Cevap: A. Kısa elden teslimde edinen zaten eşyanın zilyedidir ve önceki zilyedin rızasıyla sıfat değiştirir; kiracının kiraladığı eşyayı satın alması buna örnektir, fiilî durum değişmez yalnız zilyetliğin niteliği değişir. Hükmen teslimde ise bir üçüncü kişi veya zilyetliği devreden, özel bir hukukî ilişkiye dayanarak zilyet olmakta devam eder ve zilyetlik teslim gerçekleşmeksizin kazanılır; satıcının sattığı eşyayı kira sözleşmesine dayanarak elinde tutmaya devam etmesi tipik örnektir. İki kurumda da eşyanın fiilen el değiştirmesi aranmaz; devir tarafların anlaşmasıyla gerçekleşir ve kanun bunu eşyanın gereksiz yere dolaştırılmasını önlemek için kabul etmiştir.

Şık analizi

B) Nitelendirmeler yer değiştirmiştir; edinenin zaten zilyet olduğu hâl kısa elden teslimdir.
C) Havale, eşyanın üçüncü kişi elinde bulunduğu hâllere özgüdür; burada üçüncü kişi yoktur.
D) Olağan teslim eşyanın elden ele geçmesini gerektirir; senet devri ise emtiayı temsil eden evraka ilişkindir.
E) İki devir biçiminde de fiilî el değiştirme aranmaz; devir anlaşmayla gerçekleşir.
Soru 330
Emtiayı temsil eden kıymetli evrakın devri bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Senedin teslimi, emtianın teslimi gibi sonuç doğurmaktadır.
B) Senedin teslimi emtianın teslimi yerine hiçbir zaman geçmemektedir.
C) İki iyiniyetli edinen çatışırsa senedi teslim alan tercih edilmektedir.
D) Senet devri, zilyetliğin aslen kazanılması hâllerinden birini oluşturur.
E) Bu yolla devir yalnız taşınmazlar bakımından öngörülmüş bulunmaktadır.
Cevabı göster
Cevap: A. Bir taşıyıcıya veya umumî mağazaya bırakılmış emtiayı temsil eden kıymetli evrakın teslimi, emtianın teslimi gibi sonuç doğurur; bu, devren kazanmanın beşinci biçimidir ve taşınırlara ilişkindir. Kanun ayrıca bir çatışma kuralı koymuştur: kıymetli evrakı iyiniyetle teslim alan kimse ile emtiayı iyiniyetle teslim alan kimse arasında uyuşmazlık çıkarsa emtiayı teslim alan tercih olunur. Kural ilk bakışta şaşırtıcıdır, çünkü senet emtiayı temsil ettiği hâlde çatışmada senedi değil eşyanın kendisini elinde bulunduran korunur. Sebebi, zilyetliğin dayandığı fiilî hâkimiyet düşüncesidir: senet zilyetliğin yerini tutar ama gerçek zilyetlikle karşılaştığında ona üstün gelmez.

Şık analizi

B) Kanun senedin teslimini emtianın teslimiyle bir tutmuştur; kural bunun tam tersidir.
C) Çatışmada emtiayı teslim alan tercih edilir; senedi alan değil.
D) Senet devri devren kazanma biçimlerinden biridir; aslen kazanma değildir.
E) Bu devir biçimi taşınırlara, özellikle taşıyıcı veya umumî mağazadaki emtiaya ilişkindir.
Soru 331
Zilyetliğin kuvvet kullanılarak korunmasıyla ilgiliI.Zilyet, gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir.II.Taşınırlarda geri alma, eylem sırasında veya kaçarken yakalamayla olur.III.Zilyet, durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanabilir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Zilyet, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir. Rızası dışında kendisinden alınan şeyi taşınmazlarda el koyanı kovarak, taşınırlarda ise eylem sırasında veya kaçarken yakalananın elinden alarak zilyetliğini koruyabilir. Ancak zilyet, durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak zorundadır. Bu yetki, ihkak-ı hak yasağının dar bir istisnasıdır ve iki sınırı vardır: kuvvet derhâl kullanılmalı ve ölçülü olmalıdır. Aradan zaman geçtikten sonra kuvvet kullanılamaz ve bu aşamada yalnız yargısal yola başvurulur. Buna göre I ve II doğru, III yanlıştır.

Şık analizi

A) I doğru, ancak II de doğrudur. Taşınırlarda geri alma yöntemi kanunda gösterilmiştir.
B) III yanlıştır. Kuvvet kullanma ölçülü olmak zorundadır.
D) II doğru, ancak III yanlıştır. Ölçülülük yetkinin iki sınırından biridir.
E) I ve II doğru, III yanlıştır. Aşırı kuvvet kullanımı yetkiyi haklı kılmaz.
Soru 332
Bir taşınmazın bir bölümü komşusu tarafından çitle ayrılıp kendi kullanımına katılmıştır. Zilyet dava açmayı düşünmektedir. Buna göre hangi sonuca varılır?
A) Bu bir saldırıdır; davalının üstün hak iddiası davayı engellemez.
B) Bu bir kısmî gasptır; davalı üstün hakkını derhâl ispatlarsa kaçınabilir.
C) Zilyetliğin elden alınmadığı için hiçbir zilyetlik davası açılamaz.
D) Dava yalnız ayni hakka dayanan istihkak davası olarak açılabilir.
E) Zilyetlik davası açma süresi öğrenmeden itibaren bir yıl olarak işler.
Cevabı göster
Cevap: B. Gasp ile saldırı ayrımı dikkat ister: zilyetliğin tamamen veya kısmen elden alınması gasptır, zilyetliğin elden alınmadan rahatsız edilmesi ise saldırıdır. Bir taşınmazın bir bölümünün çitle ayrılıp karşı tarafa katılması, o bölüm bakımından kısmî gasptır. Ayrımın pratik sonucu vardır: gasp davasında davalı, üstün hakkını derhâl ispat ederse şeyi geri vermekten kaçınabilir; saldırı davasında böyle bir imkân yoktur ve hak iddiası davayı engellemez. Süreler bakımından ise gasp ve saldırıdan dolayı dava hakkı, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşer.

Şık analizi

A) Bölümün karşı tarafa katılması kısmî gasptır; saldırı, zilyetlik elden alınmadan rahatsız edilmesidir.
C) Zilyetlik kısmen elden alınmıştır; gasp sebebiyle dava açılabilir.
D) Zilyetlik davası da açılabilir; ayni hakka dayanan dava ayrıca saklıdır.
E) Öğrenmeden itibaren işleyen süre iki aydır; bir yıl fiilden itibaren işleyen üst sınırdır.
Soru 333
Gasp ve saldırı sebebiyle zilyetlik davası açma hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren kaç ay geçmekle düşer?
A) Bir ay
B) İki ay
C) Üç ay
D) Altı ay
E) On iki ay
Cevabı göster
Cevap: B. Gasp ve saldırıdan dolayı dava hakkı, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşer. Süreler hak düşürücüdür ve kısalığı bilinçlidir: zilyetlik davaları geçici koruma sağlar, hak tartışması ayrıca ve istihkak davasıyla çözülür. Zilyetlik davası süresinde açılmamışsa hak sahibinin ayni hakka dayanan davası saklı kalır. Bu davalar eda davasıdır ve amaçları önceki fiilî durumun geri kurulmasıdır; verilen karar eşya üzerindeki hakkı belirlemez ve hak bakımından kesin hüküm gücü doğurmaz.

Şık analizi

A) Bir aylık bir süre bu davalarda öngörülmemiştir.
C) Üç ay kanunda yer almaz; süre daha kısa tutulmuştur.
D) Altı ay bu davalar için öngörülmüş bir süre değildir.
E) On iki ay, fiilin üzerinden işleyen üst sınırdır; öğrenmeden itibaren işleyen süre değildir.
Soru 334
Zilyetlikten doğan karineler bakımından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Taşınırın zilyedi, o taşınırın maliki sayılmaktadır.
B) Önceki zilyetler de zilyetlikleri süresince malik sayılır.
C) Zilyet, kendisine açılan her davada üstün hak karinesine dayanabilir.
D) Fer'î zilyet, karineyi şeyi verene karşı da ileri sürer.
E) Zilyetlik karineleri adidir ve aksi her türlü delille ispatlanabilir.
Cevabı göster
Cevap: D. Taşınırın zilyedi onun maliki sayılır; önceki zilyetler de zilyetlikleri süresince o taşınırın maliki sayılırlar. Taşınıra bir sınırlı ayni hak veya kişisel hak iddiasıyla zilyet bulunan kimsenin iddia ettiği hakkın varlığı da karine olarak kabul edilir; ancak zilyet bu karineyi şeyi kendisine vermiş olan kişiye karşı ileri süremez. Kiracı, kira hakkının varlığı karinesini herkese karşı ileri sürebilir ama kiraya verene karşı süremez ve ona karşı hakkını ispatlamak zorundadır. Bir taşınırın zilyedi ayrıca kendisine karşı açılan her davada üstün hakka sahip olduğu karinesine dayanabilir. Karinelerin hepsi adidir; aksi her türlü delille ispatlanabilir.

Şık analizi

A) Doğru ifade — mülkiyet karinesi taşınırın zilyedi lehine işler.
B) Doğru ifade — önceki zilyetler de zilyetlikleri süresince malik sayılır.
C) Doğru ifade — savunma karinesi zilyede her davada dayanak sağlar.
E) Doğru ifade — karineler adidir ve aksi her türlü delille ispatlanabilir.
Soru 335
Emin sıfatıyla zilyetten edinme bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Edinim, zilyedin tasarruf yetkisi olmasa bile iyiniyetli edinen lehine korunur.
B) Emin sıfatıyla zilyet, eşyayı malikin rızası dışında elinde tutan kişidir.
C) Edinenin iyiniyetli olup olmaması sonucu hiçbir biçimde etkilememektedir.
D) Bu kurum yalnız taşınmazlar bakımından öngörülmüş bulunmaktadır.
E) Malik, emin sıfatıyla zilyede karşı hiçbir talep ileri sürememektedir.
Cevabı göster
Cevap: A. Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur. Bu hüküm taşınırlarda güven ilkesinin temel dayanağıdır. Emin sıfatıyla zilyet, eşyayı malikin kendi rızasıyla teslim ettiği kişidir: kiracı, ödünç alan, saklayan, tamirci. Malik eşyayı kendi iradesiyle bu kişiye bıraktığına göre ondan iyiniyetle edinen üçüncü kişinin güveni korunur. Edinenin iyiniyeti koşuldur; kötüniyetli edinen korunmaz. Malikin korumasız kaldığı da söylenemez: emin sıfatıyla zilyede karşı sözleşmeye aykırılık, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme talepleri saklıdır.

Şık analizi

B) Emin sıfatıyla zilyet, eşyayı malikin kendi rızasıyla teslim ettiği kişidir.
C) İyiniyet koşuldur; kötüniyetli edinen bu korumadan yararlanamaz.
D) Kurum taşınırlara ilişkindir; taşınmazlarda güven ilkesinin dayanağı tapu kaydıdır.
E) Malikin emin sıfatıyla zilyede karşı kişisel talepleri saklıdır.
Soru 336
Bir kişi otomobilini bakım için servise bırakmış, servis sahibi otomobili durumu bilmeyen birine satıp teslim etmiştir. Aynı dönemde aynı kişinin deposundan bir makine çalınmış ve hırsız makineyi durumu bilmeyen birine satmıştır. Buna göre hangi sonuca varılır?
A) İki eşya da geri alınabilir; iyiniyet hiçbirinde koruma sağlamamaktadır.
B) İki eşya da geri alınamaz; iyiniyetli edinen her hâlde korunmaktadır.
C) Otomobil geri alınamaz; makine için beş yıl içinde dava açılabilir.
D) Otomobil geri alınabilir; makine bakımından dava hakkı bulunmamaktadır.
E) İki eşya için de dava süresi öğrenmeden itibaren iki ay olarak işler.
Cevabı göster
Cevap: C. İki eşya, malikin elinden farklı biçimde çıktığı için sonuçları da farklıdır. Otomobil malikin kendi rızasıyla servise bırakılmıştır; servis sahibi bu sebeple emin sıfatıyla zilyettir ve ondan iyiniyetle mülkiyet edinen kimsenin edinimi, zilyedin tasarruf yetkisi olmasa bile korunur. Malik otomobili geri alamaz, ancak servise karşı kişisel talepleri saklıdır. Makine ise malikin elinden rızası dışında, çalınmak suretiyle çıkmıştır; taşınırı çalınan zilyet, o şeyi elinde bulunduran herkese karşı beş yıl içinde taşınır davası açabilir ve edinenin iyiniyetli olması kural olarak bu davayı engellemez. Ayrım tek ölçüte dayanır: eşyanın malikin rızasıyla mı yoksa rızası dışında mı el değiştirdiği.

Şık analizi

A) Rızayla el değiştiren eşyada iyiniyetli edinen korunur; otomobil geri alınamaz.
B) Rıza dışında çıkan eşyada malik beş yıl içinde taşınır davası açabilir.
D) Değerlendirme ters çevrilmiştir; korunan edinim rızayla teslimde doğar.
E) İki aylık süre zilyetlik davalarına ilişkindir; taşınır davasında süre beş yıldır.
Soru 337
Taşınır davası bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Eşyası çalınan zilyet beş yıl içinde taşınır davası açabilmektedir.
B) Pazardan iyiniyetle edinene karşı dava bedelin iadesi koşuluyla açılır.
C) Para ve hamile yazılı senedi iyiniyetle edinene karşı dava açılamaz.
D) Kötüniyetli edinene karşı taşınır davası her zaman açılabilmektedir.
E) Kötüniyetle edinmiş önceki zilyet de sonrakine karşı dava açabilir.
Cevabı göster
Cevap: E. Taşınırı çalınan, kaybolan ya da iradesi dışında başka herhangi bir şekilde elinden çıkan zilyet, o şeyi elinde bulunduran herkese karşı beş yıl içinde taşınır davası açabilir. Kanun iki istisna getirmiştir: taşınır açık artırmadan, pazardan ya da benzeri eşya satanlardan iyiniyetle edinilmişse dava ancak ödenen bedelin geri verilmesi koşuluyla açılabilir; zilyet ayrıca, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz. Kötüniyetli edinene karşı ise koruma tamdır ve dava her zaman açılabilir. Ancak önceki zilyet de zilyetliği iyiniyetle edinmemişse sonraki zilyede karşı dava açamaz.

Şık analizi

A) Doğru ifade — rızası dışında elinden çıkan eşya için beş yıllık dava hakkı vardır.
B) Doğru ifade — pazar ve açık artırmadan edinene karşı dava bedelin iadesine bağlıdır.
C) Doğru ifade — para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinene karşı dava açılamaz.
D) Doğru ifade — kötüniyetli edinen karşısında koruma tamdır.
Soru 338
İyiniyetli ve kötüniyetli zilyedin iade yükümlülüğüyle ilgiliI.İyiniyetli zilyet, hakkına uygun kullanmadan dolayı tazminat ödemez.II.İyiniyetli zilyet zorunlu ve yararlı giderlerini isteyebilir.III.Kötüniyetli zilyet, elde etmeyi ihmal ettiği ürünlerden sorumlu değildir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Kanun iade söz konusu olduğunda iyiniyetli ve kötüniyetli zilyedi keskin biçimde ayırmıştır. Karineyle mevcut hakkına uygun şekilde kullanan veya ondan yararlanan iyiniyetli zilyet, şeyi geri vermekle yükümlü olduğu kimseye karşı bu yüzden tazminat ödemek zorunda değildir ve şeyin kaybedilmesinden, yok olmasından veya hasara uğramasından sorumlu olmaz; ayrıca yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri isteyebilir ve bunlar ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabilir. Kötüniyetli zilyet ise haksız alıkoyması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır. Buna göre I ve II doğru, III yanlıştır.

Şık analizi

A) I doğru, ancak II de doğrudur. İyiniyetli zilyedin gider talebi ve hapis hakkı vardır.
B) III yanlıştır. Kötüniyetli zilyet, elde etmeyi ihmal ettiği ürünlerden de sorumludur.
D) II doğru, ancak III yanlıştır. Sorumluluk yalnız elde edilen ürünlerle sınırlı değildir.
E) I ve II doğru, III yanlıştır. Kötüniyetli zilyedin sorumluluğu geniş tutulmuştur.
Soru 339
Tapulu taşınmazlarda zilyetlikten doğan dava hakkı bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Hak karinesinden yalnız adına tescil bulunan kimse yararlanmaktadır.
B) Hak karinesinden taşınmazda oturan herkes eşit biçimde yararlanır.
C) Kiracı, gasp veya saldırı hâlinde dava açma hakkına sahip değildir.
D) Tapulu taşınmazlarda zilyetliğe dayanan hiçbir dava açılamamaktadır.
E) Adına tescil bulunan kimse yalnız istihkak davası açabilmektedir.
Cevabı göster
Cevap: A. Tapulu taşınmazlarda özel bir sınır işler: hak karinesinden ve zilyetlikten doğan dava açma hakkından yalnız adına tescil bulunan kimse yararlanır. Bunun sebebi, taşınmazlarda aleniyet aracının zilyetlik değil tapu sicili olmasıdır. Bununla birlikte taşınmaz üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse, örneğin kiracı, gasp veya saldırı sebebiyle dava açabilir. Kiracının dava hakkının dayanağı fer'î zilyetliği değil, doğrudan bu hükümdür. Böylece tapulu taşınmazlarda hak karinesi tescile bağlanırken, fiilî durumun korunması bakımından zilyetlik davaları açık tutulmuştur.

Şık analizi

B) Hak karinesinden yalnız adına tescil bulunan kimse yararlanır; fiilî kullanım yeterli değildir.
C) Kiracı gasp veya saldırı sebebiyle dava açabilir; bu hak kanunda ayrıca tanınmıştır.
D) Fiilî hâkimiyeti bulunan kimse gasp ve saldırı davalarını açabilir.
E) Adına tescil bulunan kimse zilyetlik davalarını da açabilir; istihkakla sınırlı değildir.
Soru 340
Zilyetliğin hukuk düzenindeki işlevleri bakımından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Zilyetlik, taşınırlarda ayni hakkın görünüş aracı olarak işlev görür.
B) Zilyetlik, hak tartışmasından bağımsız olarak korunmaktadır.
C) Zilyetlik, iyiniyetle birleştiğinde ayni hak kazandırabilmektedir.
D) Zilyetlik, kazandırıcı zamanaşımının temelini oluşturmaktadır.
E) Zilyetlik, tek başına taşınmazlarda da ayni hakkı doğurmaktadır.
Cevabı göster
Cevap: E. Zilyetliğin hukuk düzenindeki işlevleri üç başlıkta toplanır. Aleniyet işlevi: taşınırlarda ayni hakkın görünüş aracıdır. Koruma işlevi: fiilî durum, hak tartışmasından bağımsız olarak korunur. Kazandırma işlevi: iyiniyetle birleştiğinde mülkiyet ve sınırlı ayni hak kazandırır, kazandırıcı zamanaşımının da temelini oluşturur. Buna karşılık taşınmazlarda aleniyet aracı zilyetlik değil tapu sicilidir ve ayni hak kural olarak tescille doğar; zilyetlik tek başına taşınmazda ayni hak doğurmaz. Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanmada da zilyetliğin yanında kanunun aradığı süre ve diğer koşullar aranır.

Şık analizi

A) Doğru ifade — taşınırlarda ayni hakkın görünüş aracı zilyetliktir.
B) Doğru ifade — zilyetlik davalarında hak tartışması yapılmaz, fiilî durum korunur.
C) Doğru ifade — iyiniyetle birleşen zilyetlik mülkiyet ve sınırlı ayni hak kazandırır.
D) Doğru ifade — kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik üzerine kuruludur.

← Ayni Hak Kavramı ve İlkeleriTapu Sicili →