EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 26 / 60

Evliliğin Genel Hükümleri

6 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulur (TMK m. 185/1). Bu başlık, evlilik sürerken eşlerin birbirine ve üçüncü kişilere karşı konumunu düzenler: hangi yükümlülükleri taşırlar, birliği kim temsil eder, hangi işlemler diğer eşin rızasına bağlıdır ve birlik sarsıldığında hâkim ne yapabilir. Sınavdaki ağırlığı düşüktür, ama iki alt başlığı ders boyunca karşımıza çıkar: aile konutu ve birliğin temsili.

Eşlerin Hak ve Yükümlülükleri

Kanun üç yükümlülük yükler: birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak, çocukların bakım, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermek; birlikte yaşamak; birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak (TMK m. 185/2–3). Yükümlülükler karşılıklı ve eşittir; kanun eşler arasında görev ayrımı yapmaz.

İhlalleri doğrudan bir yaptırıma bağlanmamıştır, sonuçları dolaylıdır: sadakat ihlali zina (TMK m. 161) veya birliğin sarsılması (m. 166/1) sebebiyle boşanmaya, birlikte yaşama yükümlülüğünün ihlali koşulları varsa terke (m. 164) dayanak olur.

Konut birlikte seçilir, birlik beraberce yönetilir (TMK m. 186). Giderlere eşler güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılır. "Emek" ifadesi bilinçlidir: ev işlerini gören veya çocuğa bakan eş, para kazanmasa da giderlere katılmış sayılır — aynı ilke TMK m. 196/2'de tekrarlanır.

Kadının evlenmeyle kocasının soyadını alacağını düzenleyen TMK m. 187, Anayasa Mahkemesi'nin 22.02.2023 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. Bu tarihten önce basılmış kaynaklar hükmü yürürlükteymiş gibi anlatır.

Birliğin Temsili

Sürekli ihtiyaçlar. Eşlerden biri, ortak yaşam sürdüğü sürece ailenin sürekli ihtiyaçları için birliği tek başına temsil eder (TMK m. 188/1) — alışveriş, faturalar, çocuğun okul masrafı. Ayrıca yetki almaya gerek yoktur.

Diğer ihtiyaçlar. Tek başına temsil iki hâlde mümkündür: diğer eş ya da haklı sebeplerle hâkim yetkilendirmişse; veya birliğin yararı bakımından gecikmede sakınca bulunup diğer eşin hastalığı, başka yerde olması gibi sebeplerle rızası alınamıyorsa (TMK m. 188/2).

Sorumluluk üç durumda ayrışır (TMK m. 189): yetki kullanılmışsa eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur; yetkisiz işlemde eş kişisel olarak sorumludur; yetki üçüncü kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılmışsa yine müteselsil sorumluluk doğar. Üçüncü durumda korunan iyiniyetli üçüncü kişidir.

Yetkinin kaldırılması. Yetkiyi aşan veya kullanmada yetersiz kalan eşin yetkisini hâkim, diğer eşin istemi üzerine kaldırabilir veya sınırlayabilir (TMK m. 190). Kararın iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğurması ilâna bağlıdır; ilan yoksa üçüncü kişi korunmaya devam eder. Sebep ortadan kalkarsa hâkim yetkiyi geri verir (TMK m. 191) — bu karar da ilân edilir.

Meslek, İşlemler ve Aile Konutu

Eşlerden biri meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir (TMK m. 192); yalnız birliğin huzur ve yararı gözetilir. Aynı serbestlik hukukî işlemlerde de geçerlidir: aksine hüküm yoksa her eş, diğeriyle ve üçüncü kişilerle her türlü işlemi yapabilir (TMK m. 193).

Aile konutu (TMK m. 194) bu serbestliğin en önemli istisnasıdır. Eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez, konutu devredemez ve konut üzerindeki hakları sınırlayamaz. Koruma yalnız aile konutunu kapsar; ölçüt konutun günlük hayattaki işlevidir — yazlık, iş yeri veya yatırım amaçlı taşınmaz bu niteliği taşımaz. Kanun açık rıza arar; örtülü rıza yetmez ve rızasız işlem diğer eşe karşı ileri sürülemez.

Hâkimin müdahalesi yolunun kime ait olduğu karıştırılmamalıdır: bu yol, işlemi yapmak isteyip rızayı sağlayamayan ya da kendisine haklı sebep olmaksızın rıza verilmeyen eşe aittir (TMK m. 194/2). Rızası alınmadan konutu elden çıkarılan eş bu yola değil, işlemin kendisine karşı ileri sürülemeyeceği savunmasına dayanır.

Konutun maliki olmayan eş, tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir (TMK m. 194/3). Şerh hak doğuran değil, üçüncü kişiye karşı görünür kılan bir kayıttır: şerh olmasa da rıza şartı geçerlidir, şerh varsa üçüncü kişinin iyiniyet iddiası kalmaz. Konut kirayla sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş kiralayana bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı hâline gelir ve diğer eşle müteselsilen sorumlu olur (TMK m. 194/4).

Birliğin Korunması

Yükümlülükler yerine getirilmediğinde veya önemli bir konuda uyuşmazlık çıktığında eşler, ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilir (TMK m. 195). Hâkim önce uyarır ve uzlaştırmaya çalışır, eşlerin ortak rızasıyla uzman yardımı isteyebilir. Önlemler istem üzerine alınır; hâkim re'sen hareket etmez.

Başlıca önlemler: parasal katkının belirlenmesi (TMK m. 196) — geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir, ev işi ve karşılıksız çalışma katkıdır; birlikte yaşamaya ara verilmesi (m. 197) — kişilik, ekonomik güvenlik veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece; ayrılık haklı olmasa bile eşlerden biri ortak hayatı yeniden kurmaktan kaçınırsa hâkim aynı önlemleri alır; borçlulara ödeme emri (TMK m. 198) — giderlere katılmayan eşin borçluları ödemeyi diğer eşe yapmaya zorlanabilir; tasarruf yetkisinin sınırlanması (TMK m. 199) — belirlenen değerlerde tasarruf diğer eşin rızasına bağlanır ve taşınmazda hâkim şerhe re'sen karar verir.

Yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesidir; ikisi de istemişse ilk istemde bulunanın yerleşim yeri yetkilidir (TMK m. 201).

Sınavda Ne Çıkar

  • TMK m. 187 iptal edilmiştir; kadının kocasının soyadını alacağına dair hüküm yürürlükte değildir.
  • Sürekli ihtiyaçta yetki kendiliğinden vardır; diğer ihtiyaçta yetkilendirme veya gecikmede sakınca aranır.
  • Sorumluluk: yetki kullanıldı → müteselsil; yetkisiz işlem → kişisel; yetki anlaşılamayacak şekilde aşıldı → yine müteselsil.
  • Temsil yetkisinin kaldırılması iyiniyetli üçüncü kişiye ancak ilânla ileri sürülebilir.
  • Aile konutunda açık rıza aranır; malik olmayan eşin isteyebileceği şey şerhtir, mülkiyet değil.
  • Parasal katkı geçmiş bir yıl için de istenebilir; tasarruf sınırlamasında şerhe hâkim re'sen karar verir.

Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulur (TMK m. 185/1). Bu bölüm, evlilik sürerken eşlerin birbirine ve üçüncü kişilere karşı konumunu düzenler: hangi yükümlülükleri taşırlar, birliği kim temsil eder, hangi işlemler diğer eşin rızasına bağlıdır ve birlik sarsıldığında hâkim ne yapabilir.

Konunun sınavdaki ağırlığı düşüktür, ancak iki alt başlığı ders boyunca sürekli karşımıza çıkar: aile konutu ve birliğin temsili. İkisi de eşya hukuku ve borçlar hukukuyla kesişir.

A. Eşlerin Hak ve Yükümlülükleri

Kanun eşlere üç ortak yükümlülük yükler (TMK m. 185/2–3):

  • Birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakım, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermek
  • Birlikte yaşamak
  • Birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak

Bu yükümlülükler karşılıklı ve eşittir; kanun eşler arasında görev ayrımı yapmaz. Aynı eşitlik TMK m. 186'da da sürer: konut birlikte seçilir, birlik beraberce yönetilir, giderlere eşler güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılır.

"Emek" ifadesi bilinçlidir: ev işlerini gören veya çocuğa bakan eş, para kazanmasa da giderlere katılmış sayılır. Bu ilke TMK m. 196/2'de açıkça tekrarlanır.

Kadının soyadı — hüküm iptal edilmiştir. Kadının evlenmeyle kocasının soyadını alacağını düzenleyen TMK m. 187, Anayasa Mahkemesi'nin 22.02.2023 tarihli kararıyla iptal edilmiştir (E. 2022/155, K. 2023/38). Bu tarihten önce basılmış kaynaklar hükmü yürürlükteymiş gibi anlatır; kanun metninde madde artık boştur.

Yükümlülüklerin niteliği. TMK m. 185'teki üç yükümlülük — elbirliğiyle mutluluğu sağlama, birlikte yaşama, sadakat ve yardım — karşılıklı ve eşittir. Kanun eşler arasında görev ayrımı yapmaz; "kadın ev işlerini görür" gibi bir düzenleme yoktur.

Bu yükümlülüklerin ihlali doğrudan bir yaptırıma bağlanmamıştır; sonuçları dolaylıdır. Sadakat yükümlülüğünün ihlali zina (TMK m. 161) veya evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) sebebiyle boşanma davasına dayanak olur. Birlikte yaşama yükümlülüğünün ihlali koşulları varsa terk (TMK m. 164) oluşturur.

Konutun seçimi ve birliğin yönetimi (TMK m. 186). Konut birlikte seçilir; birliği eşler beraberce yönetir. Anlaşmazlık hâlinde kanun bir üstünlük tanımaz — eşler hâkimin müdahalesini isteyebilir (TMK m. 195).

Giderlere katılma da eşittir ama eşit tutarda değildir: eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılır. "Emek" ifadesi bilinçlidir — ev işlerini gören veya çocuğa bakan eş, para kazanmasa da giderlere katılmış sayılır. Bu ilke TMK m. 196/2'de açıkça tekrarlanır ve mal rejimi tasfiyesinde de karşımıza çıkar.

B. Birliğin Temsili

Sürekli ihtiyaçlar. Eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini tek başına temsil eder (TMK m. 188/1). Market alışverişi, faturalar, çocuğun okul masrafları bu kapsamdadır; ayrıca yetki almaya gerek yoktur.

Diğer ihtiyaçlar. Bunun dışındaki işlemlerde tek başına temsil ancak iki hâlde mümkündür (TMK m. 188/2):

  • Diğer eş veya haklı sebeplerle hâkim tarafından yetkili kılınmışsa
  • Birliğin yararı bakımından gecikmede sakınca bulunur ve diğer eşin hastalığı, başka yerde olması veya benzeri sebeplerle rızası alınamazsa

Sorumluluk (TMK m. 189). Temsil yetkisi kullanıldığında eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur. Yetkisiz yapılan işlemden ise eş kişisel olarak sorumlu olur. Kanun bir de ara durum öngörmüştür: yetkinin üçüncü kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılması hâlinde yine müteselsil sorumluluk doğar — burada korunan, iyiniyetli üçüncü kişidir.

Yetkinin kaldırılması (TMK m. 190). Eşlerden biri yetkiyi aşar veya kullanmada yetersiz kalırsa hâkim, diğer eşin istemi üzerine yetkiyi kaldırabilir veya sınırlayabilir. Kararın iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğurması, durumun hâkim kararıyla ilân edilmesine bağlıdır. İlan yoksa üçüncü kişi korunmaya devam eder.

Temsil yetkisinin kaldırılması (TMK m. 190). Eşlerden biri yetkiyi aşar veya kullanmada yetersiz kalırsa hâkim, diğer eşin istemi üzerine yetkiyi kaldırabilir veya sınırlayabilir. Ancak kararın iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğurması, durumun hâkim kararıyla ilân edilmesine bağlıdır. İlan yoksa üçüncü kişi korunmaya devam eder.

Kaldırma kararı kalıcı değildir: sebep ortadan kalkarsa hâkim, istem üzerine yetkiyi geri verir (TMK m. 191). Bu karar da ilân edilir.

Üçlü sorumluluk tablosu. Temsil konusundaki soruların çoğu sorumluluğun kime ait olduğunu sorar ve kanun üç durum öngörmüştür (TMK m. 189):

  • Yetki kullanılmışsa → eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur
  • Yetki olmaksızın işlem yapılmışsa → işlemi yapan eş kişisel olarak sorumludur
  • Yetki, üçüncü kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılmışsa → yine müteselsil sorumluluk doğar

Üçüncü durumda korunan, iyiniyetli üçüncü kişidir. Yetkinin aşıldığını bilebilecek durumdaki üçüncü kişi bu korumadan yararlanamaz.

C. Eşlerin Meslek ve Hukukî İşlemleri

Eşlerden her biri meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir (TMK m. 192); yalnızca evlilik birliğinin huzur ve yararı göz önünde tutulur. Aynı serbestlik hukukî işlemlerde de geçerlidir: kanunda aksine hüküm yoksa her eş, diğeriyle ve üçüncü kişilerle her türlü işlemi yapabilir (TMK m. 193).

Aile konutu (TMK m. 194) bu serbestliğin en önemli istisnasıdır. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası olmadıkça:

  • Aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez
  • Aile konutunu devredemez
  • Aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz

Rızayı sağlayamayan veya haklı sebep olmadan rıza verilmeyen eş hâkimin müdahalesini isteyebilir. Ayrıca konutun maliki olmayan eş, tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Konut kirayla sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş kiralayana bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı hâline gelir ve diğer eşle müteselsilen sorumlu olur.

Aile konutunun kapsamı. TMK m. 194'teki koruma yalnız aile konutu için geçerlidir; eşlerin sahip olduğu diğer taşınmazlar bu kapsamda değildir. Ölçüt konutun günlük hayattaki işlevidir: ailenin fiilen yaşadığı, çocukların okula gittiği, adresin resmî kayıtlara geçtiği yer. Yazlık, iş yeri veya yatırım amaçlı taşınmaz bu niteliği taşımaz.

Rızanın niteliği. Kanun açık rıza arar; örtülü rıza yeterli değildir. Rıza alınmadan yapılan işlem, diğer eşe karşı ileri sürülemez.

Hâkimin müdahalesi yolunun kime ait olduğu karıştırılmamalıdır: bu yol, işlemi yapmak isteyip rızayı sağlayamayan eşe ya da kendisine haklı sebep olmaksızın rıza verilmeyen eşe aittir (TMK m. 194/2). Rızası alınmadan konutu elden çıkarılan eşin başvuracağı yol bu değildir; o eş, işlemin kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini savunur ve gerekiyorsa tapu kaydının düzeltilmesini ister.

Şerhin işlevi. Konutun maliki olmayan eş, tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Şerh hakkı doğuran değil, üçüncü kişiye karşı görünür kılan bir kayıttır: şerh olmasa da rıza şartı geçerlidir, ama şerh varsa üçüncü kişinin iyiniyet iddiası kalmaz.

Konut kirayla sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş kiralayana bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı hâline gelir ve diğer eşle müteselsilen sorumlu olur.

D. Birliğin Korunması

Yükümlülükler yerine getirilmediğinde veya önemli bir konuda uyuşmazlık çıktığında eşler, ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilir (TMK m. 195). Hâkim önce uyarır ve uzlaştırmaya çalışır; eşlerin ortak rızasıyla uzman yardımı isteyebilir. Gerekirse kanunda öngörülen önlemleri alır — ancak bu önlemler için istem gerekir, hâkim re'sen hareket etmez.

Kanunun öngördüğü başlıca önlemler:

ÖnlemMaddeİçerik
Parasal katkının belirlenmesiTMK m. 196Geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir; ev işi ve karşılıksız çalışma katkı sayılır
Birlikte yaşamaya ara verilmesiTMK m. 197Kişilik, ekonomik güvenlik veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkı
Borçlulara ödeme emriTMK m. 198Giderlere katılmayan eşin borçluları, ödemeyi diğer eşe yapmaya zorlanabilir
Tasarruf yetkisinin sınırlanmasıTMK m. 199Belirlenen malvarlığı değerlerinde tasarruf, diğer eşin rızasına bağlanır; taşınmazda re'sen tapuya şerh

Yetkili mahkeme, eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir; her ikisi de istemde bulunmuşsa ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 201).

Örnek olay

Eda ile Kerem'in oturduğu konut Kerem adına kayıtlıdır. Kerem, Eda'ya danışmadan konutu üçüncü kişi Sinan'a satar. Eda, satıştan sonra durumu öğrenir. Konut üzerinde aile konutu şerhi bulunmamaktadır.

Değerlendirme: Kerem, aile konutunu Eda'nın açık rızası olmadan devredemez (TMK m. 194/1). Rıza alınmadığı için işlem geçersizdir; Eda tapu iptali ve tescil isteyebilir. Hâkimin müdahalesi (TMK m. 194/2) ise Eda'nın değil, rızayı sağlayamayan Kerem'in yoludur; Eda haklı bir sebep olmaksızın rıza vermeseydi Kerem hâkime başvurabilirdi.

Şerhin bulunmaması Eda'nın hakkını ortadan kaldırmaz — TMK m. 194/1'deki rıza şartı şerhten bağımsızdır. Şerh, hakkı doğuran değil, üçüncü kişiye karşı görünür kılan bir kayıttır. Ancak şerh yoksa Sinan'ın iyiniyet iddiası gündeme gelebilir ve uyuşmazlık Eda ile Sinan arasındaki menfaat dengesine taşınır. Eda'nın konutu aile konutu olarak kullandığını baştan tapuya şerh ettirmiş olması, bu tartışmayı doğmadan bitirirdi.

Konut Kerem tarafından kirayla sağlanmış olsaydı tablo değişirdi: Eda, kiralayana yapacağı tek taraflı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir (TMK m. 194/4). Kiralayanın kabulü aranmaz; bildirim yeterlidir. Bu andan itibaren Kerem tek başına fesih yapamaz ve iki eş kira borcundan müteselsilen sorumlu olur.

Olayın bir başka değişkeni de temsil yetkisidir. Kerem, konutu satmak yerine ailenin olağan ihtiyaçları için borç altına girseydi, bu işlem sürekli ihtiyaç kapsamında sayılır ve Eda da üçüncü kişiye karşı müteselsilen sorumlu olurdu (TMK m. 188/1, TMK m. 189/1). Konutun satışı ise hiçbir yorumla sürekli ihtiyaç sayılamaz; TMK m. 194 zaten bu işlemi özel olarak rızaya bağlamıştır.


Birlikte yaşamaya ara verme (TMK m. 197). Bu, birliğin korunması önlemleri içinde en sık sorulanıdır. Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.

Üç ayrıntı önemlidir:

  • Hak, tehlike devam ettiği sürece vardır; kalıcı değildir
  • Ayrı yaşama haklıysa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır
  • Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı olmasa dahi, eşlerden biri ortak hayatın yeniden kurulmasından kaçınırsa hâkim aynı önlemleri alabilir

Son nokta kanunun ayırt edici çözümüdür: önlem alınması için ayrılığın haklı olması şart değildir. Bu hâlde ayrı yaşama hakkı doğmaz, ama korunmaya muhtaç eş yine de önlem isteyebilir.

Parasal katkının belirlenmesi (TMK m. 196). Eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler. Kanun açıkça yazar: eşin ev işlerini görmesi, çocuklara bakması ve diğer eşin işinde karşılıksız çalışması, onun katkısı sayılır. Katkı, geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir.

Diğer önlemler. Giderlere katılmayan eşin borçluları, ödemeyi kısmen veya tamamen diğer eşe yapmaya zorlanabilir (TMK m. 198). Ailenin ekonomik varlığının korunması gerekiyorsa hâkim, belirlenen malvarlığı değerlerinde tasarrufun diğer eşin rızasına bağlanmasına karar verebilir; taşınmazda bu durum re'sen tapuya şerh edilir (TMK m. 199).

Yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir; her ikisi de istemde bulunmuşsa ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 201).

İkinci örnek olay

Eşi tarafından sürekli aşağılanan ve tehdit edilen Pelin, ortak konuttan ayrılarak annesinin yanına taşınır. Eşi Kemal, Pelin'in evi terk ettiğini ileri sürerek onu geri dönmeye zorlamak ister ve ayrıca Pelin'in ev giderlerine katılmadığını söyler. Pelin çalışmamakta, evlilik boyunca ev işlerini görmüş ve çocuklara bakmıştır.

Değerlendirme: Pelin'in ayrılığı haklı bir sebebe dayanır. Ortak hayat sebebiyle kişiliği ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkı vardır (TMK m. 197/1). Bu hak sürdükçe ortada terk yoktur; Kemal'in terk sebebiyle boşanma davası açması hâlinde Pelin haklı sebebi ileri sürüp ispatlayabilir.

Ayrı yaşama haklı olduğuna göre hâkim, Pelin'in istemi üzerine parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve malların yönetimine ilişkin önlemleri alır (TMK m. 197/2).

Kemal'in "giderlere katılmıyor" itirazı yerinde değildir. Kanun açıkça, eşin ev işlerini görmesinin ve çocuklara bakmasının onun katkısı sayılacağını yazar (TMK m. 196/2). Pelin para kazanmamış olsa da giderlere emeğiyle katılmıştır.

Pelin ayrıca geçmiş bir yıl için de parasal katkı isteyebilir (TMK m. 196/3) — bu, birliğin korunması önlemlerinde geçmişe dönük tek istem imkânıdır.


Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 7 soru eşleşti, ilk 7 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2025 HMGS (NİSAN)
Gözde ve Damla arasında yapılan bir sözleşmeye istinaden Gözde, bir bölümünü kendisinin kullandığı ve mülkiyeti kendisine ait olan binanın bir bölümü üzerinde Damla'nın şahsına oturma hakkı tanır. Sözleşmede bu haktan Damla'nın ailesinin yararlanabileceğine dair bir karar alınmaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Tanınan hak, başkasına devredilemez ve mirasçılara geçmez.
B) Binanın bakım ve onarım giderlerinden kural olarak Gözde sorumlu değildir.
C) Sözleşmede belirtilmemiş olsa bile oturma hakkından Damla'nın ailesi kural olarak yararlanabilir.
D) Binanın ortaklaşa kullanımına özgülenen yerlerinden Damla'nın yararlanabilmesi için sözleşmede açıkça bu hakkın tanınmış olması gerekir.
E) Damla, binanın kendisinin kullanımına ayrılan bölümlerinden kullanmadığı kısımları bir başkasına kiraya verebilir.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 2 İDARİ YARGI
Eşlerin temsil yetkisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Ailenin sürekli ihtiyaçlarına ilişkin işlemleri eşlerden her biri, diğerinin iznine gerek olmaksızın tek başına yapabilir.
B) Eşlerden biri diğer eşi yetkili kılmışsa, diğer eş ailenin sürekli olanlar dışında ihtiyaçlarına ilişkin işlemleri tek başına yapabilir.
C) Hâkim, eşlerden birini ailenin sürekli olanlar dışında ihtiyaçlarına ilişkin işlemlerini yapmak için yetkili kılabilir.
D) Ailenin sürekli olanlar dışındaki ihtiyaçlarına ilişkin işlemleri eşlerin, kural olarak, birlikte yapmaları zorunludur.
E) Gecikmesinde sakınca olan hallerde, kişisel sorumlu olmak üzere, eşlerden her biri ailenin sürekli olanlar dışındaki ihtiyaçlarına ilişkin işlemleri tek başına yapabilir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 3 2008 ADLİ YARGI (ARALIK)
A ile B'nin evlilik birliği devam ederken B ortak konutu terk etmiştir. Buna göre, A'nın B'ye karşı terk sebebiyle boşanma davası açabilmesi için aşağıdaki koşullardan hangisinin varlığı [aranmaz]?
A) B'nin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek için konuttan ayrılmış olması
B) B'nin ortak konuttan ayrılmasının haklı bir sebebe dayanmaması
C) Ayrı yaşamanın en az 9 ay devam etmiş olması
D) Terk edilen eşin hâkime başvurarak terk eden eşe ihtarda bulunulmasını istemesi
E) İhtar çekmesi için terk edilen eşin hâkime en erken terk olayından sonraki 4. ayın sonunda başvurması
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 4 2009 ADLİ YARGI (ARALIK)
Sekiz ay önce evlenen Ayşe ile Ahmet'in evliliği, Ayşe'nin bir gün ansızın evini bırakıp gitmesiyle sorunlu bir hâle gelmiştir. Buna göre, terk sebebiyle boşanma davası açmak isteyen Ahmet ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Ahmet ile Ayşe'nin evliliği henüz 1 yılı doldurmadığından Ahmet'in terk sebebiyle boşanma davası açması mümkün değildir.
B) Ahmet'in terk sebebiyle boşanma davası açması için ayrı yaşamanın en az 5 ay devam etmiş olması gerekir.
C) Ayşe haklı ve inandırıcı bir sebeple ortak konutu terk etmek zorunda kalmış olsa bile Ahmet terk sebebiyle boşanma davası açabilir.
D) Ahmet'in terk sebebiyle Ayşe'ye boşanma davası açabilmesi için hâkime başvurarak ondan Ayşe'ye ihtarda bulunmasını istemesi zorunludur.
E) Ahmet'in terk sebebiyle boşanma davası açması yeterli olmayıp aynı zamanda ortak hayatın kendisi için çekilmez hâle geldiğini de kanıtlaması gerekir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 5 2025 ADLİ İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
Eşlerden biri; ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre evlilik birliğini koruyucu tedbirlerden olan eşlerin birlikte yaşamasına ara verilmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Eşlerden birinin, birlikte yaşamaya ara verilmesi yönündeki isteminin kabul edilebilmesi için haklı sebeplerin ortaya çıkmasında diğer eşin kusurlu olması gerekir.
B) Eşler ayrı yaşama için hâkimden belirli bir süre tespit edilmesini talep etmedikçe ayrı yaşama, yasal bir süreye tabi değildir.
C) Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, anne ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır.
D) Haklı sebeplerin varlığı hâlinde hâkim, birinin diğerine yapacağı parasal katkıya ilişkin önlemleri eşlerden birinin istemi üzerine alabilir.
E) Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması üzerine konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri eşlerden birinin istemi üzerine alabilir.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 6 2010 ADLİ HAKİMLİK
Aşağıdakilerden hangisi evlilik birliğinin eşlere getirdiği yükümlülüklerden biri değildir?
A) Sadakat yükümlülüğü
B) Mal rejimi seçme yükümlülüğü
C) Giderlere katılma yükümlülüğü
D) Maddi ve manevi yardım yükümlülüğü
E) Birlikte yaşama yükümlülüğü
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 7 2005 İDARİ HAKİMLİK
Eşlerin temsil yetkisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Ailenin sürekli ihtiyaçlarına ilişkin işlemleri eşlerden her biri, diğerinin iznine gerek olmaksızın tek başına yapabilir.
B) Eşlerden biri diğer eşi yetkili kılmışsa, diğer eş ailenin sürekli olanlar dışındaki ihtiyaçlarına ilişkin işlemleri tek başına yapabilir.
C) Hâkim, eşlerden birini ailenin sürekli olanlar dışındaki ihtiyaçlarına ilişkin işlemlerini yapmak için yetkili kılabilir.
D) Ailenin sürekli olanlar dışındaki ihtiyaçlarına ilişkin işlemleri eşlerin, kural olarak, birlikte yapmaları zorunludur.
E) Gecikmesinde sakınca olan hallerde, kişisel sorumlu olmak üzere, eşlerden her biri ailenin sürekli olanlar dışındaki ihtiyaçlarına ilişkin işlemleri tek başına yapabilir.
Cevabı göster
Cevap: E.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 6 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 157
Evlilik birliğinin temsili bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Ailenin sürekli ihtiyaçları için her eş birliği tek başına temsil eder.
B) Diğer ihtiyaçlarda gecikmede sakınca varsa tek başına temsil mümkündür.
C) Yetki kullanılarak yapılan işlemde eşler müteselsilen sorumlu olur.
D) Yetki olmaksızın yapılan işlemden eşler yine müteselsilen sorumludur.
E) Temsil yetkisi haklı sebeple hâkim tarafından da verilebilmektedir.
Cevabı göster
Cevap: D. Kanun sorumluluk bakımından üç durum öngörmüştür. Temsil yetkisi kullanılarak yapılan işlemde eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur. Yetki olmaksızın yapılan işlemden ise işlemi yapan eş kişisel olarak sorumlu olur; diğer eşin sorumluluğu doğmaz. Üçüncü durum bir ara hâldir: yetkinin üçüncü kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılması hâlinde yine müteselsil sorumluluk doğar ve burada korunan iyiniyetli üçüncü kişidir. Ailenin sürekli ihtiyaçlarında temsil yetkisi kendiliğinden vardır; diğer ihtiyaçlarda ise diğer eşin ya da hâkimin yetkilendirmesi veya gecikmede sakınca bulunması aranır.

Şık analizi

A) Doğru ifade — market alışverişi, faturalar ve çocuğun okul gideri gibi sürekli ihtiyaçlarda ayrıca yetki alınması gerekmez.
B) Doğru ifade — birliğin yararı bakımından gecikmede sakınca varsa ve rıza alınamıyorsa eş tek başına işlem yapabilir.
C) Doğru ifade — yetki kullanılarak yapılan işlemde eşler üçüncü kişilere karşı birlikte ve müteselsilen sorumludur.
E) Doğru ifade — kanun yetkilendirmeyi yalnız diğer eşe bırakmamış, haklı sebeplerle hâkimi de yetkili kılmıştır.
Soru 158
Kerem, eşi Suna ile oturdukları ve çocuklarının okuluna yakın olan dairenin tapuda maliki olarak görünmektedir. Kerem, Suna'ya haber vermeden daireyi bir tanıdığına satar; tapuda aile konutu şerhi bulunmamaktadır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Şerh bulunmadığı için rıza koşulu bu olayda hiç uygulanmaz.
B) Suna'nın yapması gereken, hâkimin müdahalesini isteyerek rıza aramaktır.
C) Suna, konut üzerinde doğrudan mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
D) Şerh, konutun aile konutu olma niteliğini doğuran kurucu bir kayıttır.
E) Rıza alınmadığından işlem Suna'ya karşı ileri sürülemez.
Cevabı göster
Cevap: E. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası olmadıkça aile konutunu devredemez. Rıza koşulu kanundan doğar; tapudaki şerhe bağlı değildir. Şerh hak doğuran değil, üçüncü kişiye karşı görünür kılan bir kayıttır: şerh yoksa da rıza şartı geçerlidir, şerh varsa üçüncü kişinin iyiniyet iddiası kalmaz. Rıza alınmadan yapılan işlem, rızası alınmayan eşe karşı ileri sürülemez. Hâkimin müdahalesi yolu ise bu eşe değil, işlemi yapmak isteyip rızayı sağlayamayan ya da kendisine haklı sebep olmaksızın rıza verilmeyen eşe aittir. Malik olmayan eşin isteyebileceği şey mülkiyet değil, tapu kütüğüne şerh verilmesidir.

Şık analizi

A) Rıza koşulu kanundan doğar ve şerhin varlığına bağlı değildir. Şerh yalnız üçüncü kişinin iyiniyetini ortadan kaldırır.
B) Hâkimin müdahalesi yolu, rızayı sağlayamayan veya kendisine haklı sebep olmaksızın rıza verilmeyen eşe aittir.
C) Malik olmayan eşin isteyebileceği şey aile konutu şerhidir; mülkiyet hakkı değildir.
D) Şerh kurucu değil açıklayıcıdır. Konutun aile konutu olması, fiilen o işlevi görmesinden kaynaklanır.
Soru 159
Eşlerin hak ve yükümlülükleri bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılır.
B) Eşler birliğin giderlerine her hâlde eşit tutarlarla katılmak zorundadır.
C) Ortak konutun seçimi, birliği fiilen geçindiren eşin yetkisindedir.
D) Eşlerden biri meslek seçiminde diğerinin iznini almakla yükümlüdür.
E) Ev işlerini gören eş, giderlere katılmamış sayılarak değerlendirilir.
Cevabı göster
Cevap: A. Kanun eşler arasında görev ayrımı yapmaz; yükümlülükler karşılıklı ve eşittir. Konut birlikte seçilir, birlik beraberce yönetilir ve eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılır. Katkı eşittir ama eşit tutarda değildir: ölçü güçtür. "Emek" ifadesi bilinçlidir — ev işlerini gören veya çocuğa bakan eş, para kazanmasa da giderlere katılmış sayılır ve bu ilke kanunda ayrıca tekrarlanmıştır. Meslek veya iş seçiminde de eşler birbirinin iznine bağlı değildir; yalnız evlilik birliğinin huzur ve yararı göz önünde tutulur.

Şık analizi

B) Katkının ölçüsü eşit tutar değil, eşlerin gücüdür. Kanun eşitliği yükümlülükte arar, rakamda değil.
C) Konut eşler tarafından birlikte seçilir. Kanun bu konuda hiçbir eşe üstünlük tanımamıştır.
D) Meslek veya iş seçiminde diğerinin izni aranmaz; yalnız birliğin huzur ve yararı gözetilir.
E) Ev işlerini gören eş giderlere emeğiyle katılmış sayılır; kanun bunu açıkça belirtmiştir.
Soru 160
Birliğin korunması amacıyla alınabilecek önlemlerle ilgiliI.Parasal katkı, geçmiş bir yıl için de istenebilir.II.Hâkim, önlemleri istem olmaksızın re'sen alabilir.III.Taşınmazda tasarruf yetkisinin sınırlanması re'sen tapuya şerh edilir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) I ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: D. Eşler, yükümlülükler yerine getirilmediğinde veya önemli bir konuda uyuşmazlık çıktığında hâkimin müdahalesini isteyebilir. Hâkim önce uyarır ve uzlaştırmaya çalışır, gerekirse kanunda öngörülen önlemleri alır; ancak bu önlemler için istem gerekir, hâkim re'sen hareket etmez. Boşanma davasındaki geçici önlemlerle karıştırılmaması gereken nokta budur. Parasal katkının belirlenmesi istendiğinde geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için talepte bulunulabilir. Tasarruf yetkisinin sınırlanmasında ise taşınmaz söz konusuysa durum re'sen tapu kütüğüne şerh edilir. Buna göre I ve III doğru, II yanlıştır.

Şık analizi

A) I doğru, ancak III de doğrudur. Tasarruf yetkisinin sınırlanmasında taşınmaz için şerh re'sen yapılır.
B) III doğru, ancak I de doğrudur. Parasal katkı geçmiş bir yıl için de istenebilir.
C) II yanlıştır. Birliğin korunmasına ilişkin önlemler istem üzerine alınır; hâkim kendiliğinden harekete geçmez.
E) I ve III doğru, II yanlıştır. Re'sen hareket kuralı boşanma davasındaki geçici önlemlere özgüdür.
Soru 161
Aşağıdakilerden hangisi diğer eşin açık rızasına bağlanan işlemler arasında yer almaz?
A) Aile konutuyla ilgili kira sözleşmesinin feshedilmesi
B) Aile konutu olarak kullanılan taşınmazın devredilmesi
C) Aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılması
D) Eşin kendi yazlık taşınmazını satması
E) Paylı mülkiyet konusu maldaki payın devredilmesi
Cevabı göster
Cevap: D. Kanun eşlerin işlem serbestisini üç yerden sınırlar. Aile konutuyla ilgili olarak kira sözleşmesinin feshi, konutun devri ve konut üzerindeki hakların sınırlanması diğer eşin açık rızasına bağlıdır. Ayrıca aksine anlaşma yoksa eşlerden biri, diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz. Üçüncü sınır hâkim kararıyla gelir: birliğin korunması gerekiyorsa belirli malvarlığı değerleri üzerindeki tasarruf rızaya bağlanabilir. Yazlık ise aile konutu değildir; ölçüt konutun günlük hayattaki işlevidir, ailenin fiilen yaşadığı yerdir.

Şık analizi

A) Bu gerçekten rızaya bağlı işlemlerdendir. Kira sözleşmesinin feshi, ailenin konutunu doğrudan kaybettireceği için sayılmıştır.
B) Bu gerçekten rızaya bağlı işlemlerdendir. Aile konutunun devri, korumanın merkezindeki işlemdir.
C) Bu gerçekten rızaya bağlı işlemlerdendir. Konut üzerinde ipotek kurmak gibi sınırlamalar da kapsamdadır.
E) Bu gerçekten rızaya bağlı işlemlerdendir. Aksine anlaşma yoksa paylı mülkiyetteki pay tek başına devredilemez.
Soru 162
Temsil yetkisini sürekli aşan eşin yetkisi, diğer eşin istemi üzerine hâkim kararıyla kaldırılmıştır. Karar ilân edilmemiştir. Bu durumda yetkisi kaldırılan eşin durumu bilmeyen bir satıcıyla yaptığı işlem bakımından aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Kaldırma kararı verildiği andan itibaren herkese karşı sonuç doğurur.
B) İşlem yapılmış olduğundan kaldırma kararı sonradan geri alınamaz.
C) Satıcı iyiniyetli olsa bile yalnız işlemi yapan eşe başvurabilir.
D) Kaldırma kararı ilân edilmediğinden satıcı korunmaya devam eder.
E) Hâkim yetkiyi yalnız kaldırabilir; sınırlamaya karar veremez.
Cevabı göster
Cevap: D. Eşlerden biri temsil yetkisini aşar veya kullanmada yetersiz kalırsa hâkim, diğer eşin istemi üzerine yetkiyi kaldırabilir veya sınırlayabilir. Ancak kararın iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğurması, durumun hâkim kararıyla ilân edilmesine bağlıdır. İlan yapılmamışsa üçüncü kişi korunmaya devam eder ve eşlerin müteselsil sorumluluğu işler. Bu düzenleme, yetkinin görünürlüğüne güvenerek işlem yapan kişiyi korur. Kaldırma kararı kalıcı da değildir: sebep ortadan kalkarsa hâkim istem üzerine yetkiyi geri verir ve bu karar da ilân edilir.

Şık analizi

A) Kararın iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğurması ilâna bağlıdır; verilmiş olması tek başına yetmez.
B) Kaldırma kararı kalıcı değildir. Sebep ortadan kalkarsa hâkim istem üzerine yetkiyi geri verebilir.
C) İyiniyetli üçüncü kişi korunur ve eşlerin müteselsil sorumluluğu işlemeye devam eder.
E) Hâkimin iki seçeneği vardır: yetkiyi tamamen kaldırabileceği gibi sınırlayabilir de.

← BoşanmaMal Rejimleri →