EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 49 / 60

Eşya Hukukunun Temel Kavramları

25 Hâkimlik

Hızlı özet

Eşya hukuku, kişilerin eşya üzerindeki doğrudan hâkimiyetini düzenler. Bu dalın bütün kurumları iki soruya bağlıdır: hangi şey eşya sayılır ve o eşya üzerinde kimin hâkimiyeti vardır? Bu başlık birincisini yanıtlar.

Eşya Kavramı ve Çeşitleri

Hukukî anlamda eşya, üzerinde hâkimiyet kurulabilen, kişi dışındaki maddî varlıklardır. Dört unsuru vardır: maddî varlık — cisim niteliği taşıması; haklar ve fikrî ürünler eşya değildir. Kişi dışında olma — insan bedeni ve organları, bedene bağlı kaldığı sürece eşya sayılmaz. Hâkimiyete elverişlilik — açık deniz ve atmosfer bu sebeple eşya değildir. Sınırlanabilirlik — belirsiz bir kütle üzerinde ayni hak kurulamaz.

En temel ayrım taşınmaz–taşınırdır ve kanun taşınmazları sınırlı biçimde saymıştır: arazi, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ve kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler. Bunların dışında kalan her şey taşınırdır. Ayrımın pratik önemi büyüktür: ayni hakkın kazanılma biçimi, aleniyet aracı, koruma yolları ve rehin türleri taşınmaz ile taşınırda ayrı düzenlenmiştir — bir eşyanın hangi gruba girdiği belirlenmeden ona uygulanacak hükümler de belirlenemez.

Diğer ayrımlar: misli–gayrimisli (sayı, ölçü veya tartıyla belirlenebilme), tüketilen–tüketilmeyen (kullanımın eşyayı ortadan kaldırması), bölünebilen–bölünemeyen (paylaşmada ve birlikte mülkiyette önemlidir).

Mülkiyetin kapsamı da bu kavramlar üzerinden kurulur: malik, hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir (TMK m. 683/1) ve malını haksız elinde bulundurana karşı istihkak, her türlü haksız elatmaya karşı elatmanın önlenmesi davası açabilir (m. 683/2).

Bütünleyici Parça

Bir şeye malik olan kimse, onun bütünleyici parçalarına da malik olur (TMK m. 684/1). Sonucu şudur: bütünleyici parça üzerinde asıl şeyden ayrı bir mülkiyet ya da ayni hak kurulamaz. Yön karıştırılmamalıdır — asıl şeyin maliki parçaya da malik olur; parçaya malik olmak asıl şeye mülkiyet vermez.

Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılamayan parçadır (TMK m. 684/2). Üç unsur birlikte aranır: yerel âdete göre temel unsur olma, fiilî bağlılık, ayrılmanın tahribat doğurması. Binanın çatısı, kapısı, penceresi ve tesisatı ile otomobilin motoru bu niteliktedir.

Kural emredicidir, ama mutlak değildir; dört istisna doğrudan sorulur. Üst hakkında, üst irtifakına dayanarak başkasının arazisinde sürekli kalmak üzere inşa edilen yapıların mülkiyeti irtifak hakkı sahibine aittir (TMK m. 726/1). Mecralar, işletmenin taşınmazı dışında olsalar bile aksine düzenleme yoksa o işletmenin eklentisi ve işletme malikinin malı sayılır (TMK m. 727/1). Taşınır yapılar — kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak, baraka — kendi maliklerine aittir ve taşınır hükümlerine tâbidir (TMK m. 728). Kat mülkiyetinde bağımsız bölümler, arazinin bütünleyici parçası olmalarına rağmen ayrı mülkiyetin konusudur.

Doğal ürünler ayrılıncaya kadar asıl şeyin bütünleyici parçasıdır (TMK m. 685): ağaçtaki meyve toplanana kadar taşınmazın parçasıdır ve ayrı mülkiyete konu olamaz, toplandığı anda bağımsız bir taşınır hâline gelir.

Pratik sonuçlar: asıl şeyin satışı parçaları da kapsar, ayrıca kararlaştırmaya gerek yoktur; asıl şey üzerindeki rehin parçalara yayılır; parça üzerinde ayrı zilyetlik ve ayrı koruma söz konusu olmaz; bir mal bütünleyici parça hâline geldiğinde üzerindeki önceki mülkiyet sona erer ve eski malikin talebi ayni değil kişisel nitelik taşır.

Eklenti

Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar (TMK m. 686/1).

Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve birleştirme, takma ya da başka bir biçimde ona bağlı kılınan taşınır maldır (TMK m. 686/2).

Bütünleyici parçadan iki noktada ayrılır. Birincisi: eklenti bağımsızlığını korur — ayrı bir taşınır maldır, üzerinde ayrı mülkiyet ve ayni hak kurulabilir; bütünleyici parça bağımsızlığını yitirmiştir. İkincisi kuralın niteliğidir: bütünleyici parça kuralı emredicidir, eklentiye ilişkin kural yedektir — taraflar tasarrufun eklentiyi kapsamayacağını kararlaştırabilir.

Kanun bir süreklilik ölçüsü de getirir: eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez (TMK m. 686/3). Traktörün bakıma gönderilmesi onu çiftliğin eklentisi olmaktan çıkarmaz.

Eklenti sayılmayanlar açıkça gösterilmiştir: asıl şeye zilyet olanın sadece geçici olarak kullanması veya tüketmesi için özgülenen şeyler ile asıl şeyin özel niteliğiyle ilişkisi bulunmadan yalnız korunmak, satılmak veya kiraya verilmek üzere onunla birleştirilen şeyler eklenti değildir (TMK m. 687).

Sınavda Ne Çıkar

  • Eşyanın unsurları: maddî varlık, kişi dışında olma, hâkimiyete elverişlilik, sınırlanabilirlik.
  • Taşınmazlar sınırlı sayıdadır: arazi, ayrı sayfaya kayıtlı bağımsız ve sürekli haklar, kat mülkiyeti bağımsız bölümleri.
  • Bütünleyici parça üzerinde ayrı ayni hak kurulamaz; kural emredicidir.
  • Dört istisna: üst hakkı, mecralar, taşınır yapılar, kat mülkiyeti.
  • Doğal ürünler ayrılıncaya kadar bütünleyici parçadır.
  • Eklenti taşınır maldır, bağımsızlığını korur; kural yedektir ve geçici ayrılma niteliği kaybettirmez.
  • Yalnız korunmak, satılmak veya kiraya verilmek üzere birleştirilen şeyler eklenti değildir.

Eşya hukuku, kişilerin eşya üzerindeki doğrudan hâkimiyetini düzenler. Bu dalın bütün kurumları iki soruya bağlıdır: hangi şey eşya sayılır ve o eşya üzerinde kimin hâkimiyeti vardır? Bu başlık birinci soruyu yanıtlar.

A. Eşya Kavramı ve Çeşitleri

Hukukî anlamda eşya, üzerinde hâkimiyet kurulabilen, kişi dışındaki maddî varlıklardır. Kavramın unsurları şunlardır:

  • Maddî varlık — cisim niteliği taşıması; fikrî ürünler ve haklar eşya değildir.
  • Kişi dışında olma — insan bedeni ve organları, bedene bağlı kaldığı sürece eşya sayılmaz.
  • Hâkimiyete elverişlilik — üzerinde fiilî hâkimiyet kurulabilmesi; açık deniz ve atmosfer bu sebeple eşya değildir.
  • Sınırlanabilirlik — sınırlarının belirlenebilmesi; belirsiz bir kütle üzerinde ayni hak kurulamaz.

Eşyanın başlıca ayrımları şöyledir. Taşınmaz–taşınır ayrımı en temel olanıdır ve kanun taşınmazları sınırlı biçimde saymıştır: arazi, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ile kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler. Bunların dışında kalan her şey taşınırdır.

Misli–gayrimisli ayrımı, eşyanın sayı, ölçü veya tartıyla belirlenip belirlenemediğine bakar. Tüketilen–tüketilmeyen ayrımı, kullanımın eşyayı ortadan kaldırıp kaldırmadığına göre yapılır. Bölünebilen–bölünemeyen eşya ayrımı ise paylaşmada ve birlikte mülkiyette önem taşır.

Kanun, mülkiyetin kapsamını da bu kavramlar üzerinden kurar: bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir (TMK m. 683/1).

Taşınmaz–taşınır ayrımının pratik önemi büyüktür ve neredeyse bütün eşya hukuku bu ayrım üzerine kuruludur. Ayni hakkın kazanılma biçimi, aleniyet aracı, koruma yolları ve rehin türleri taşınmaz ile taşınırda ayrı ayrı düzenlenmiştir. Bir eşyanın hangi gruba girdiği belirlenmeden, ona uygulanacak hükümler de belirlenemez.

Ayrımın sınırında bazı tartışmalı hâller vardır. Yapı malzemesi arsaya bağlandığında taşınmazın parçası hâline gelir; sökülüp ayrıldığında yeniden taşınır olur. Aynı şekilde ağaçtaki meyve ayrılana kadar taşınmazın parçasıdır. Bu geçişler, bütünleyici parça kavramıyla açıklanır.

B. Bütünleyici Parça

Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (TMK m. 684/1). Kuralın sonucu şudur: bütünleyici parça üzerinde asıl şeyden ayrı bir mülkiyet ya da ayni hak kurulamaz.

Ne var ki kural mutlak değildir; kanun dört önemli istisna tanımıştır ve bunlar sınavda doğrudan sorulur. Üst hakkında, üst irtifakına dayanarak başkasının arazisinde sürekli kalmak üzere inşa edilen yapıların mülkiyeti irtifak hakkı sahibine aittir (TMK m. 726/1). Mecralar, işletmenin bulunduğu taşınmazın dışında olsalar bile aksine düzenleme yoksa o işletmenin eklentisi ve işletme malikinin malı sayılır (TMK m. 727/1). Taşınır yapılar — kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak, baraka gibi hafif yapılar — kendi maliklerine aittir ve taşınır mal hükümlerine tâbi olur (TMK m. 728). Kat mülkiyetinde ise bağımsız bölümler, arazinin bütünleyici parçası olmalarına rağmen ayrı mülkiyetin konusudur (TMK m. 726/2 ve 634 sayılı Kanun).

Bu dördü, "bütünleyici parça ayrı mülkiyete konu olamaz" kuralının sınırını çizer.

Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır (TMK m. 684/2).

Tanımdan üç unsur çıkar ve üçü birlikte aranır:

  • Yerel âdetlere göre temel unsur olma — parçanın, asıl şeyin işlevini görmesi için gerekli sayılması
  • Fiilî bağlılık — parçanın asıl şeye bağlanmış olması
  • Ayrılmanın tahribat doğurması — ayırma hâlinde yok olma, zarar görme veya yapının değişmesi

Binanın çatısı, kapısı, penceresi ve tesisatı taşınmazın bütünleyici parçasıdır; otomobilin motoru da aynı niteliktedir. Ayrılma hâlinde asıl şey işlevini yitirir ya da zarar görür.

Doğal ürünler bakımından kanun ayrı bir kural koymuştur: bir şeyin maliki, onun ürünlerinin de maliki olur; ürünler, dönemsel olarak elde edilen doğal veya hukukî ürünler ile bir şeyin özgülendiği amaca göre âdetler gereği ondan elde edilmesi uygun görülen diğer verimlerdir. Doğal ürünler asıl şeyden ayrılıncaya kadar onun bütünleyici parçasıdır (TMK m. 685).

Son cümle önemlidir: ağaçtaki meyve toplanana kadar taşınmazın bütünleyici parçasıdır ve ayrı mülkiyete konu olamaz; toplandığı anda bağımsız bir taşınır hâline gelir.

Bütünleyici parça kavramının pratik sonuçları şunlardır:

  • Asıl şeyin satışı bütünleyici parçaları da kapsar; ayrıca kararlaştırmaya gerek yoktur.
  • Asıl şey üzerindeki rehin, bütünleyici parçalara da yayılır.
  • Bütünleyici parça üzerinde ayrı zilyetlik ve buna bağlı ayrı koruma söz konusu olmaz.
  • Bir malın bütünleyici parçası olduktan sonra o mal üzerindeki önceki mülkiyet sona erer; malını kaybeden kişinin talebi ayni değil, kişisel nitelik taşır.

C. Eklenti

Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar (TMK m. 686/1).

Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır (TMK m. 686/2).

Eklenti ile bütünleyici parça arasındaki fark kesindir. Eklenti bağımsızlığını korur: ayrı bir taşınır maldır, üzerinde ayrı mülkiyet ve ayni hak kurulabilir. Bütünleyici parça ise bağımsızlığını yitirmiştir.

İkinci fark, kuralın niteliğindedir. Bütünleyici parçaya ilişkin kural emredicidir; taraflar aksini kararlaştıramaz. Eklentiye ilişkin kural ise yedektir: taraflar tasarrufun eklentiyi kapsamayacağını kararlaştırabilir.

Kanun bir de süreklilik ölçüsü getirmiştir: eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez (TMK m. 686/3). Traktörün bakıma gönderilmesi, onu çiftliğin eklentisi olmaktan çıkarmaz.

Eklenti sayılmayanlar da açıkça gösterilmiştir. Asıl şeye zilyet olan kimsenin sadece geçici olarak kullanması veya tüketmesi için özgülenen ya da asıl şeyin özel niteliğiyle herhangi bir ilişkisi bulunmadan sadece korunmak, satılmak veya kiraya verilmek üzere onunla birleştirilen şeyler eklenti sayılmaz (TMK m. 687).

ÖlçütBütünleyici parçaEklenti
BağımsızlıkYok, asıl şeye erimiştirVar, ayrı taşınır maldır
Ayrı ayni hakKurulamazKurulabilir
AyrılmaTahribat doğururZarar doğurmaz
Kuralın niteliğiEmrediciYedek, aksi kararlaştırılabilir
Geçici ayrılmaNiteliği kaldırmaz (öğreti); kesin ayrılmada bağımsız eşya olurNiteliği kaybettirmez

Örnek olay

(A), üzerinde bir fabrika bulunan taşınmazını (B)'ye satmıştır. Fabrikada üretim hattına sabitlenmiş makineler, üretimde kullanılan ancak sökülüp taşınabilen tezgâhlar ve bir de (A)'nın bir tanıdığından ödünç aldığı, satıştan önce fabrikaya bırakılmış bir jeneratör bulunmaktadır. Ayrıca taşınmazdaki meyve ağaçlarının ürünleri satış tarihinde henüz toplanmamıştır. (B), bunların tamamının kendisine geçtiğini ileri sürmektedir.

Değerlendirme: Her unsur ayrı ayrı nitelendirilir; nitelendirme sonucu belirler.

Sabitlenmiş makineler. Üretim hattına sabitlenmiş ve sökülmesi yapıya zarar verecek makineler, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru sayılıyor ve ayrılmaları tahribat doğuruyorsa bütünleyici parçadır (TMK m. 684/2). Kural bu yönde işler: asıl şeyin maliki, bütünleyici parçalara da malik olur (TMK m. 684/1) — tersi değil. Makineler üzerinde ayrı mülkiyet iddia edilemez ve taşınmazın satışıyla birlikte (B)'ye geçer.

Sökülebilen tezgâhlar. Bunlar bağımsızlıklarını koruyan taşınır mallardır; fabrikanın işletilmesi için sürekli olarak özgülenmişlerse eklentidir (TMK m. 686/2). Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe eklentiyi de kapsar (TMK m. 686/1); satış sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa bunlar da (B)'ye geçer. Ancak kural yedektir: taraflar tezgâhların satış dışında kalacağını kararlaştırabilirdi.

Ödünç jeneratör. Bu makine (A)'nın malı değildir ve fabrikaya yalnız geçici olarak bırakılmıştır. Yalnız geçici kullanım için özgülenen şeyler eklenti sayılmaz (TMK m. 687, birinci hâl); sürekli özgüleme yoktur. Ayrıca (A) malik olmadığından satışla mülkiyet kendiliğinden geçmez; alıcı ancak emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle edinme koşulları gerçekleşirse korunur (TMK m. 988). Aksi hâlde jeneratör malikine iade edilir.

Toplanmamış ürünler. Doğal ürünler asıl şeyden ayrılıncaya kadar onun bütünleyici parçasıdır (TMK m. 685/3). Satış tarihinde henüz toplanmadığına göre ürünler taşınmazın parçasıdır ve mülkiyetle birlikte (B)'ye geçer. (A) bunlar üzerinde ayrı bir hak ileri süremez; ancak taraflar ürünlerin (A)'da kalacağını kararlaştırmışsa bu, ayni değil kişisel bir hak doğurur.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 İDARİ YARGI
Doğal ürünlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Doğal ürünler asıl şeyden ayrılıncaya kadar bütünleyici parça sayılır.
B) Asıl şeyden ayrılıncaya kadar doğal ürünler de asıl şeyin malikinin mülkiyetindedir.
C) Asıl şeyden ayrılmamış ürünler üzerinde asıl şeyden ayrı olarak ayni haklar kurulamaz.
D) Asıl şeyden ayrılan doğal ürünler bağımsız eşyadır.
E) Asıl şeyden ayrılan doğal ürünler kural olarak onları toplayana ait olur.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 2 2003 ADLİ YARGI
Bütünleyici parça ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Bütünleyici parçanın bağımsız bir varlığı yoktur.
B) Yalın eşyada bütünleyici parça yoktur.
C) Asıl şeyden ayrılıncaya kadar bütünleyici parça da asıl şeyin malikinin mülkiyetindedir.
D) Asıl şeyden ayrılmamış bütünleyici parça üzerinde asıl şeyden ayrı olarak ayni haklar kurulamaz.
E) Bütünleyici parça asıl şeyden ayrılınca, bağımsız şeyken kimin mülkiyetinde ise, onun mülkiyetine geçer.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 3 2003 ADLİ YARGI
Kat mülkiyetiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Arsa ve ortak yerlerde kat maliklerinin paylı mülkiyeti söz konusudur.
B) Ortak yerlerin kiraya verilebilmesi için kat maliklerinin salt çoğunlukla karar almaları gerekir.
C) Beyanlar hanesinde gösterilen eklentilerin mülkiyeti de tahsis edildiği bağımsız bölümün mülkiyetine bağlanmıştır.
D) Kat maliklerinin 4/5'inin kararıyla yönetim planının değiştirilebilmesi mümkündür.
E) Kat maliklerinin bir bağımsız bölümün satışı halinde ön alım hakları yoktur.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 4 İDARİ YARGI
A, B, C'nin paylı malik oldukları arsanın bir kısmı kadastro çalışmaları sonunda yanlışlıkla D'ye ait taşınmazın bir parçası olarak tespit edilmiş; bu tespit 02.10.1987 tarihinde kesinleşmiş ve tapu siciline tespit edilmiştir. D, bu kaydın kendi adına yanlışlıkla yapıldığını bilmemektedir ve kendi arazisinde yanlışlıkla kaydedilen bölümü de içine alacak şekilde 03.02.1989 tarihinde bir bina yapmaya başlamıştır. Paylı maliklerden hiçbiri binanın tamamlandığı ana kadar bu duruma itiraz etmemişlerdir. Olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Paylı maliklerin, D adına yapılan kaydın düzeltilmesi için birlikte dava açması gerekir.
B) Kayıt tarihinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra da kaydın düzeltilmesi için dava açılabilir.
C) D'nin yapmış olduğu bina paylı maliklerin arsasının bütünleyici parçası olduğundan, onların mülkiyetine tabi olur.
D) 05.05.1992 tarihinde D, paylı maliklere ait olup da yanlışlıkla D adına yazılan arazi parçasının mülkiyetini ancak, durum ve koşulların haklı kılması halinde ve uygun bir bedel karşılığı talep edebilir.
E) İyi niyetli D, kendi adına yanlışlıkla yazılmış olan yer üzerindeki mülkiyet hakkını tescil tarihinde kazanmıştır.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 5 ADLİ YARGI
Bütünleyici parça ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Doğal ürünler asıl şeyden ayrılıncaya kadar bütünleyici parça sayılır.
B) Asıl şey üzerinde kurulan ayni haklar onun bütünleyici parçalarını da kapsar.
C) Bütünleyici parça üzerinde asıl şeyden bağımsız olarak zilyetlik kurulamaz.
D) Asıl şeyden ayrılan bütünleyici parça bağımsız eşya halini alır.
E) Asıl şeyden ayrılan bütünleyici parça üzerinde kural olarak asıl şeyin malikinin mülkiyet hakkı doğar.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 6 2008 KAMU YÖNETİMİ
Aşağıdakilerden hangisi tapu kütüğüne tescil edilir?
A) Eklenti
B) Gemiler
C) Ön alım hakkı
D) Yapı alacaklısı ipoteği
E) Arazi üzerindeki ağaçlar
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 7 2008 ZİRAAT BANKASI
Bir taşınmaz üzerinde kurulan rehnin kapsamına aşağıdakilerden hangisi dahil [değildir]?
A) Ana taşınmaz
B) Taşınmazda üçüncü kişilerin hak sahibi olmadığı eklentiler
C) Taşınmazın bütünleyici parçaları
D) Taşınmaz üzerinde rehnin kurulmasından önce işleyen kiralar
E) Muaccel olmuş sigorta tazminatı
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 8 2006 İDARİ YARGI
Aşağıdakilerden hangisi bütünleyici parçanın unsurlarını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın kanun gereği bütünleyici parçası sayılıp asıl şeyin mülkiyetine tabidir?
A) Bir otelin mobilyaları
B) Ağaç üzerindeki portakallar
C) Gözlüğün camları
D) Koyundan kırpılmış olan yünler
E) Fabrikanın makineleri
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 9 2009 ADLİ YARGI (ARALIK)
Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre, kanun gereği eklentiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Eklenti, bağlandığı kat mülkiyetine tabi bağımsız bölüme ait kat mülkiyeti kütüğündeki sayfanın beyanlar hanesine kaydedilir.
B) Eklenti, her durumda bağımsız bölümün hukuki geleceğine tabi değildir.
C) Bir eklentinin birden çok bağımsız bölüme tahsis edilmesi mümkün değildir.
D) Bağımsız bölüm üzerindeki mülkiyet hakkı her durumda o bağımsız bölümün eklentilerini kapsamaz.
E) Bağımsız bölüm üzerinde kurulan ipotek hakkı taraflar açıkça kararlaştırmadığı sürece eklentiyi kapsamayacaktır.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 10 2009 ADLİ YARGI (ARALIK)
Pul koleksiyonu eşya hukukunda aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilir?
A) Basit eşya
B) Özel mülkiyete tabi olmayan eşya
C) Asıl eşya ve eklenti
D) Birleşik eşya
E) Eşya birliği
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 11 2011 ADLİ YARGI (NİSAN)
Aşağıdakilerden hangisi bileşik eşya niteliği [taşımaz]?
A) Gözlük
B) Elbise
C) Bir çift ayakkabı
D) Çanta
E) Otomobil
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 12 2013 MALİ HİZMETLER UZMAN YRD.
Bir bina veya ağacın araziye, gözlük camının gözlük çerçevesine, fren ve direksiyonun otomobile, kapı ve pencerelerin binaya bağlanması hâlinde aşağıdakilerden hangisi söz konusudur?
A) Bütünleyici parçanın maddilik unsuru
B) Bütünleyici parçanın ekonomik amaç unsuru
C) Bütünleyici parçanın yerel âdet unsuru
D) Bütünleyici parçanın dış bağlantısı unsuru
E) Bütünleyici parçanın sürekli iç bağlantısı unsuru
Cevabı göster
Cevap: D.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 5 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 315
Aşağıdakilerden hangisi kanunun saydığı taşınmazlar arasında yer almaz?
A) Sınırları belirlenmiş ve kütüğe kaydedilmiş olan arazi
B) Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar
C) Kat mülkiyeti kütüğüne kaydedilmiş olan bağımsız bölümler
D) Arazi üzerine kalıcı olmak üzere inşa edilmiş yapı
E) Tapuya kayıtlı arazinin bütünleyici parçası sayılan ağaçlar
Cevabı göster
Cevap: D. Kanun taşınmazları sınırlı biçimde saymıştır: arazi, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ile kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler. Bunların dışında kalan her şey taşınırdır. Arazi üzerine inşa edilen yapı ayrı bir taşınmaz değildir; arazinin bütünleyici parçasıdır ve arazinin mülkiyetine tâbidir. Aynı şekilde ağaçlar da arazinin bütünleyici parçasıdır ve ayrı bir taşınmaz oluşturmaz. Taşınmaz-taşınır ayrımının pratik önemi büyüktür: ayni hakkın kazanılma biçimi, aleniyet aracı, koruma yolları ve rehin türleri iki grupta ayrı ayrı düzenlenmiştir.

Şık analizi

A) Bu gerçekten sayılanlardandır. Arazi, taşınmaz kavramının çekirdeğini oluşturur.
B) Bu gerçekten sayılanlardandır. Bağımsız ve sürekli haklar ayrı sayfaya kaydedilmekle taşınmaz sayılır.
C) Bu gerçekten sayılanlardandır. Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölüm üçüncü gruptur.
E) Ağaçlar arazinin bütünleyici parçasıdır; ayrı bir taşınmaz oluşturmaz, ancak sayımda da yer almaz.
Soru 316
Bütünleyici parça bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Bir şeye malik olan kimse, onun bütünleyici parçalarına da malik olur.
B) Bütünleyici parça üzerinde asıl şeyden ayrı ayni hak kurulamamaktadır.
C) Bütünleyici parçaya ilişkin kural yedek nitelikte olup aksi kararlaştırılabilir.
D) Doğal ürünler, ayrılıncaya kadar asıl şeyin bütünleyici parçasıdır.
E) Asıl şey üzerindeki rehin bütünleyici parçalara da yayılmaktadır.
Cevabı göster
Cevap: C. Bir şeye malik olan kimse o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur ve bütünleyici parça üzerinde asıl şeyden ayrı bir mülkiyet ya da ayni hak kurulamaz. Bütünleyici parçaya ilişkin kural emredicidir; taraflar aksini kararlaştıramaz. Eklentiye ilişkin kural ise yedektir ve taraflar tasarrufun eklentiyi kapsamayacağını kararlaştırabilir. İki kurumu ayıran ölçütlerden biri tam da budur. Doğal ürünler asıl şeyden ayrılıncaya kadar onun bütünleyici parçasıdır ve ayrıldıkları anda bağımsız taşınır hâline gelir. Asıl şeyin satışı ve üzerindeki rehin ise bütünleyici parçalara kendiliğinden yayılır.

Şık analizi

A) Doğru ifade — mülkiyet asıl şeyden bütünleyici parçaya yayılır.
B) Doğru ifade — bütünleyici parça bağımsızlığını yitirdiğinden üzerinde ayrı ayni hak kurulamaz.
D) Doğru ifade — ağaçtaki meyve toplanana kadar taşınmazın bütünleyici parçasıdır.
E) Doğru ifade — asıl şey üzerindeki rehin bütünleyici parçaları da kapsar.
Soru 317
Bütünleyici parça ile eklentinin karşılaştırılmasıyla ilgiliI.Eklenti bağımsızlığını korur ve ayrı bir taşınır maldır.II.Eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla niteliğini kaybeder.III.Bütünleyici parçanın ayrılması tahribat doğurur.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve ona bağlı kılınan taşınır maldır. Bütünleyici parçadan farkı kesindir: eklenti bağımsızlığını korur, ayrı bir taşınır maldır ve üzerinde ayrı mülkiyet ile ayni hak kurulabilir; bütünleyici parça ise bağımsızlığını yitirmiştir ve ayrılması yok olma, zarar görme ya da yapının değişmesi sonucunu doğurur. Kanun ayrıca bir süreklilik ölçüsü getirmiştir: eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez. Traktörün bakıma gönderilmesi onu çiftliğin eklentisi olmaktan çıkarmaz. Buna göre I ve III doğru, II yanlıştır.

Şık analizi

A) I doğru, ancak III de doğrudur. Bütünleyici parçanın ayrılması tahribat doğurur.
B) II yanlıştır. Geçici ayrılma eklenti niteliğini ortadan kaldırmaz.
D) II yanlıştır, III doğrudur. Kanun geçici ayrılmayı açıkça istisna tutmuştur.
E) I ve III doğru, II yanlıştır. Eklentinin sürekliliği geçici ayrılmayla bozulmaz.
Soru 318
Üzerinde fabrika bulunan bir taşınmaz satılmıştır. Fabrikada üretim hattına sabitlenmiş makineler, sökülüp taşınabilen tezgâhlar ve satıcının bir tanıdığından ödünç aldığı bir jeneratör vardır. Satış tarihinde meyve ağaçlarının ürünleri henüz toplanmamıştır. Alıcı bunların tamamının kendisine geçtiğini ileri sürmektedir. Buna göre hangi sonuca varılır?
A) Jeneratör dışındaki unsurlar kural olarak alıcıya geçmiş sayılır.
B) Yalnız sabitlenmiş makineler geçer; tezgâhlar ve ürünler satıcıda kalır.
C) Toplanmamış ürünler satıcıda kalır; bunlar ayrı taşınır sayılmaktadır.
D) Tezgâhlar hiçbir koşulda satışın kapsamına dâhil edilememektedir.
E) Jeneratör de eklenti sayıldığından mülkiyeti alıcıya geçmektedir.
Cevabı göster
Cevap: A. Her unsur ayrı nitelendirilir. Üretim hattına sabitlenmiş ve sökülmesi tahribat doğuran makineler bütünleyici parçadır; asıl şeyin maliki onlara da malik olur ve taşınmazın satışıyla birlikte alıcıya geçer. Sökülebilen tezgâhlar bağımsızlığını koruyan taşınırlardır; işletmeye sürekli özgülenmişlerse eklentidir ve tasarruflar aksi belirtilmedikçe eklentiyi de kapsar, ancak kural yedek olduğundan taraflar aksini kararlaştırabilirdi. Toplanmamış ürünler ayrılıncaya kadar bütünleyici parçadır ve mülkiyetle birlikte geçer. Ödünç jeneratör ise satıcının malı değildir ve yalnız geçici kullanım için bırakıldığından eklenti sayılmaz; alıcı ancak emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle edinme koşulları gerçekleşirse korunur.

Şık analizi

B) Tezgâhlar eklentidir ve aksi kararlaştırılmadıkça satışın kapsamına girer; ürünler de bütünleyici parçadır.
C) Toplanmamış ürünler ayrılıncaya kadar bütünleyici parçadır ve taşınmazla birlikte geçer.
D) Eklentiye ilişkin kural yedektir; taraflar tezgâhları kapsam dışında tutabilir ama kural kapsama yönündedir.
E) Jeneratör geçici kullanım için bırakılmıştır ve satıcının malı değildir; eklenti sayılmaz.
Soru 319
Bütünleyici parça kuralının istisnaları bakımından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Üst irtifakına dayanan yapının mülkiyeti irtifak hakkı sahibine aittir.
B) Mecralar, taşınmazın dışında olsalar da işletme malikinin malı sayılır.
C) Kulübe ve baraka gibi taşınır yapılar kendi maliklerine ait olmaktadır.
D) Kat mülkiyetinde bağımsız bölümler ayrı mülkiyetin konusu olabilir.
E) Bütünleyici parça kuralı mutlaktır ve hiçbir istisna tanımamaktadır.
Cevabı göster
Cevap: E. Bir şeye malik olan kimse onun bütünleyici parçalarına da malik olur; ancak bu kural mutlak değildir ve kanun dört önemli istisna tanımıştır. Üst hakkında, üst irtifakına dayanarak başkasının arazisinde sürekli kalmak üzere inşa edilen yapıların mülkiyeti irtifak hakkı sahibine aittir. Mecralar, işletmenin bulunduğu taşınmazın dışında olsalar bile aksine düzenleme yoksa o işletmenin eklentisi ve işletme malikinin malı sayılır. Kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak ve baraka gibi taşınır yapılar kendi maliklerine aittir. Kat mülkiyetinde ise bağımsız bölümler, arazinin bütünleyici parçası olmalarına rağmen ayrı mülkiyetin konusudur.

Şık analizi

A) Doğru ifade — üst hakkı, bütünleyici parça kuralının en tipik istisnasıdır.
B) Doğru ifade — mecralar için kanun açık bir istisna getirmiştir.
C) Doğru ifade — taşınır yapılar taşınır mal hükümlerine tâbi olur ve kendi maliklerine aittir.
D) Doğru ifade — kat mülkiyetinde bağımsız bölümler ayrı mülkiyete konu olur.

← Miras Ortaklığı, Paylaşma ve DenklAyni Hak Kavramı ve İlkeleri →