EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 7 / 60

İyiniyet

7 Hâkimlik

Hızlı özet

Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır (TMK m. 3). Buradaki iyiniyet, dürüstlük kuralından farklı olarak bir davranış ölçüsü değil, kişinin içinde bulunduğu bilgi durumudur. Bu ayrım başlığın tamamına yayılır ve sınavda en sık kurulan tuzaktır.

Sübjektif İyiniyet

Sübjektif iyiniyet, bir hak kazanılırken hukuka aykırılığın veya engelin bilinmemesidir. Kişi, kendisini hak sahibi kılan durumdaki sakatlığın farkında değildir. Tapu kütüğündeki kaydın yolsuz olduğunu bilmeden taşınmazı devralan kimse bu durumdadır.

Dürüstlük kuralıyla farkı tek cümlede toplanır: dürüstlük kuralı kişinin nasıl davrandığını ölçer, iyiniyet ise ne bildiğini. Biri objektif bir davranış ölçüsü, diğeri sübjektif bir bilgi durumudur.

İyiniyet Karinesi

Kanun bu bilgisizliği karine olarak kabul eder: iyiniyetin varlığı asıldır ve ispatı gerekmez. Bunun üç sonucu vardır. İyiniyetli olduğunu iddia eden kişi bunu ispatla yükümlü değildir. İyiniyetin bulunmadığını ileri süren taraf bu iddiayı ispat eder. Karine aksi ispatlanabilir niteliktedir, kesin değildir.

İyiniyetin varlığı, hakkın kazanıldığı an esas alınarak belirlenir. Sonradan öğrenme, o ana kadar tamamlanmış kazanımı geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırmaz. Bu yüzden uyuşmazlıkta sorulacak soru "şimdi biliyor mu" değil, "kazanma anında biliyor muydu" sorusudur.

Özen Yükümlülüğü Sınırı

Karine sınırsız değildir. Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz (TMK m. 3/2). Bilmemek yetmez; bilebilecek durumda olmamak da gerekir.

Ölçü objektiftir: aynı durumdaki makul bir kişiden beklenen araştırma yapılmamışsa iyiniyet ileri sürülemez. Beklenen özenin ağırlığı işlemin niteliğine ve tarafın sıfatına göre değişir; ticarî faaliyet kapsamında hareket eden kişiden daha yüksek bir dikkat beklenir. Piyasa değerinin çok altında bir bedelle yapılan devirde, kolayca ulaşılabilecek bir kayda hiç bakmamış olmak iyiniyeti ortadan kaldırır.

İyiniyetin Rol Oynadığı Hâller

İyiniyet, kanunun ona sonuç bağladığı yerlerde etkilidir; her uyuşmazlıkta genel bir koruma sağlamaz. Başlıca uygulama alanı eşya hukukudur: tapu siciline ve zilyetliğe güvenerek kazanma bu esasa dayanır. Kişiler ve aile hukukunda da görülür; hükümsüz evliliğin iyiniyetli eşe sağladığı koruma buna örnektir.

Bütün bu hâllerin ortak noktası şudur: iyiniyet, eksik bir kazanma sebebini tamamlayarak hakkın doğmasını sağlar. Kazanma sebebi hiç yoksa iyiniyet tek başına hak doğurmaz. Bu ayrım iyiniyetin sınırını gösterir ve onu genel bir koruma kuralı olmaktan çıkarır.

Sınavda Ne Çıkar

  • İyiniyet sübjektiftir ve bilgi durumunu anlatır (TMK m. 3); dürüstlük kuralı objektiftir ve davranışı ölçer (TMK m. 2). En sık kurulan tuzak bu ikisinin yer değiştirmesidir.
  • İyiniyet asıldır: iddia eden ispat etmez, aksini ileri süren ispat eder.
  • Karine aksi ispatlanabilir niteliktedir ve iyiniyet kazanma anına göre belirlenir; sonradan öğrenme tamamlanmış kazanımı bozmaz.
  • Özen gösterilmemişse iyiniyet iddiası dinlenmez; ölçü, aynı durumdaki makul kişiden beklenen dikkattir.
  • İyiniyet ancak kanunun sonuç bağladığı hâllerde korur ve eksik bir kazanma sebebini tamamlar; sebep hiç yoksa tek başına hak doğurmaz.

Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır (TMK m. 3). Buradaki iyiniyet, dürüstlük kuralından farklı olarak bir davranış ölçüsü değil, kişinin içinde bulunduğu bilgi durumudur.

A. Sübjektif İyiniyet ve İyiniyet Karinesi

Sübjektif iyiniyet, bir hak kazanılırken hukuka aykırılığın veya engelin bilinmemesidir. Kişi, kendisini hak sahibi kılan durumdaki sakatlığın farkında değildir.

Kanun bu bilgisizliği karine olarak kabul eder: iyiniyetin varlığı asıldır ve ispatı gerekmez. Karinenin sonuçları şunlardır:

  • İyiniyetli olduğunu iddia eden kişi bunu ispatla yükümlü değildir.
  • İyiniyetin bulunmadığını ileri süren taraf bu iddiayı ispat eder.
  • Karine aksi ispatlanabilir niteliktedir; kesin değildir.

İyiniyetin varlığı, hakkın kazanıldığı an esas alınarak belirlenir. Sonradan öğrenme, o ana kadar tamamlanmış kazanımı geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırmaz.

B. Özen Yükümlülüğü Sınırı

Karine sınırsız değildir. Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz (TMK m. 3/2). Bilmemek yetmez; bilebilecek durumda olmamak da gerekir.

Ölçü objektiftir: aynı durumdaki makul bir kişiden beklenen araştırma yapılmamışsa iyiniyet ileri sürülemez. Beklenen özenin ağırlığı işlemin niteliğine ve tarafın sıfatına göre değişir; ticarî faaliyet kapsamında hareket eden kişiden daha yüksek bir dikkat beklenir.

C. İyiniyetin Rol Oynadığı Hâller

İyiniyet, kanunun ona sonuç bağladığı yerlerde etkilidir; her uyuşmazlıkta genel bir koruma sağlamaz. Uygulama alanları başlıca şunlardır:

  • Eşya hukukunda — tapu siciline ve zilyetliğe güvenerek kazanma
  • Kişiler ve aile hukuku — hükümsüz evliliğin iyiniyetli eşe sağladığı korumada olduğu gibi

Ortak nokta şudur: iyiniyet, eksik bir kazanma sebebini tamamlayarak hakkın doğmasını sağlar. Kazanma sebebi hiç yoksa iyiniyet tek başına hak doğurmaz — bu ayrım, iyiniyetin sınırını gösterir.

Örnek olay

(C), tapuda malik görünen (D)'den bir taşınmaz satın almıştır. Satıştan sonra, (D)'nin tapudaki kaydının yolsuz olduğu, gerçek malikin (E) olduğu anlaşılır. (C) satış sırasında kayda güvendiğini, başka bir araştırma yapmadığını belirtmektedir. Dosyadan, taşınmazda (E)'nin oturduğunun ve (C)'nin satıştan önce taşınmazı yerinde gördüğünün anlaşıldığı ileri sürülmektedir.

Değerlendirme: İlk olarak karine işler: (C) iyiniyetli sayılır ve bunu ispatla yükümlü değildir (TMK m. 3/1). İyiniyetin bulunmadığını iddia eden (E), bu iddiayı ispat edecektir.

Belirleyici olan nokta özen yükümlülüğüdür. (C) taşınmazı yerinde görmüş ve orada tapu malikinden başka birinin oturduğunu fark edebilecek durumdadır. Bu, makul bir alıcıyı araştırmaya yönelten bir belirtidir; buna rağmen hiçbir inceleme yapılmamışsa (C) kendisinden beklenen özeni göstermemiş sayılır ve iyiniyet iddiasında bulunamaz (TMK m. 3/2).

Taşınmazda başkasının bulunması tek başına kötüniyet anlamına gelmez; kiracı ya da başka bir hakka dayanan zilyet de olabilir. Ölçü, belirtiyi görüp araştırmamaktır. (C) makul bir araştırma yapmış ve buna rağmen yolsuzluğu öğrenememişse iyiniyeti korunur.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 7 soru eşleşti, ilk 7 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 KPSS / ADLİ YARGI
Aşağıdaki kanuni karinelerden hangisi kesin karine niteliğindedir?
A) Sübjektif hüsnüniyet karinesi
B) Resmi sicil ve senetlerin doğruluğu karinesi
C) Tapu sicilindeki kayıtların herkesçe bilindiği karinesi
D) Birlikte ölüm karinesi
E) Babalık karinesi
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 2 2001 İDARİ YARGI
İyiniyetin hukuki niteliği nedir?
A) İtiraz
B) Kesin karine
C) İlk itiraz
D) Adi karine
E) Dava engeli
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 3 2006 ADLİ YARGI (NİSAN)
Aşağıdakilerden hangisi bir adi karine [değildir]?
A) Ölüm karinesi
B) Babalık karinesi
C) İyiniyet karinesi
D) Bir yerleşim yeri kurulmadıkça eskisinin korunduğu karinesi
E) Gaiplik karinesi
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 4 2008 ADLİ YARGI (ARALIK)
Bir hukuki sonucun doğumu için iyi niyetin arandığı bir hukuki işlemin temsilci aracılığıyla yapılması durumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Sadece temsil edilenin iyi niyetli olması gerekir.
B) Temsilcinin iyiniyetli olması yeterlidir.
C) Her ikisinin de iyiniyetli olması gerekir.
D) Temsil edilenin kötüniyetli olması hukuki sonucun doğmasını etkilemez.
E) Temsilcinin, iyiniyeti sonradan kaybetmesi işlemin sonuç doğurmasını engeller.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 5 2008 ADLİ HAKİMLİK
Bir hukuki sonucun doğumu için iyiniyetin arandığı bir hukuki işlemin temsilci aracılığıyla yapılması durumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Sadece temsil edilenin iyiniyetli olması gerekir.
B) Temsilcinin iyiniyetli olması yeterlidir.
C) Her ikisinin de iyiniyetli olması gerekir.
D) Temsil edilenin kötü niyetli olması hukuki sonucun doğmasını etkilemez.
E) Temsilcinin, iyiniyetli sonradan kaybetmesi işlemin sonuç doğurmasını engeller.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 6 2016 ADLİ İDARİ HAKİMLİK
Türk medeni hukukunda iyi niyetle ilgili, 1. İyiniyet, kanunun iyi niyete hukuki sonuç bağladığı hâllerde dikkate alınır. 2. İyiniyetli olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamalıdır. 3. Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse, iyiniyet iddiasında bulunamaz. ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız II
B) Yalnız III
C) I ve II
D) I ve III
E) II ve III
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 7 2003 KPSS
Aşağıdakilerin hangisinde iyiniyetin rolü vardır?
A) Sözleşmenin tamamlanmasında
B) Bir hukuki sonucun doğmasında
C) Bir borcun ifasında
D) Sözleşmenin uyarlanmasında
E) İrade beyanlarının yorumlanmasında
Cevabı göster
Cevap: B.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 2 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 13
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre iyiniyetle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) İyiniyetin varlığı asıldır; iddia eden bunu ayrıca ispatla yükümlü değildir.
B) İyiniyetin bulunmadığını ileri süren taraf bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
C) Durumun gerektirdiği özeni göstermeyen kişi, aykırılığı bilmiyorsa iyiniyetli sayılır.
D) İyiniyetin varlığı, hakkın kazanıldığı an esas alınarak belirlenir.
E) İyiniyet, ancak kanunun ona sonuç bağladığı hâllerde koruma sağlar.
Cevabı göster
Cevap: C. İyiniyet karinesi sınırsız değildir. Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz; bilmemek yetmez, bilebilecek durumda olmamak da gerekir. Ölçü objektiftir: aynı durumdaki makul bir kişiden beklenen araştırma yapılmamışsa iyiniyet ileri sürülemez. C seçeneği özen sınırını yok saydığı için yanlıştır. Diğer seçenekler karinenin işleyişini, ispat yükünün dağılımını, belirleme anını ve iyiniyetin uygulama alanını doğru ifade etmektedir.

Şık analizi

A) Doğru ifade. İyiniyetin varlığı asıldır; iyiniyetli olduğunu söyleyen kişi bunu ayrıca ispatlamak zorunda değildir.
B) Doğru ifade. İspat yükü, iyiniyetin bulunmadığını ileri süren taraftadır.
D) Doğru ifade. İyiniyet, hakkın kazanıldığı ana göre belirlenir; sonradan öğrenme o ana kadar tamamlanmış kazanımı ortadan kaldırmaz.
E) Doğru ifade. İyiniyet her uyuşmazlıkta genel bir koruma sağlamaz, yalnız kanunun ona sonuç bağladığı hâllerde işler.
Soru 14
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre iyiniyetin hak kazanımındaki işleviyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) İyiniyet, eksik kalan bir kazanma sebebini tamamlayarak hakkın doğmasını sağlar.
B) İyiniyet, kazanma sebebi hiç bulunmayan hâllerde de tek başına hak doğurur.
C) İyiniyet, kanunun sonuç bağlamadığı uyuşmazlıklarda da genel bir koruma sağlar.
D) İyiniyetin varlığı, uyuşmazlığın mahkemeye taşındığı an esas alınarak belirlenir.
E) İyiniyetli olduğunu ileri süren kişi, bunu her türlü delille ispat etmek zorundadır.
Cevabı göster
Cevap: A. İyiniyetin işlevi, eksik bir kazanma sebebini tamamlayarak hakkın doğmasını sağlamaktır; tapu siciline veya zilyetliğe güvenerek kazanma bunun tipik örneğidir. Kazanma sebebi hiç yoksa iyiniyet tek başına hak doğurmaz ve bu ayrım iyiniyetin sınırını gösterir. İyiniyet yalnız kanunun ona sonuç bağladığı hâllerde etkilidir, kazanma anına göre belirlenir ve karine olduğu için iddia edenin ispatını gerektirmez.

Şık analizi

B) Yanlış. İyiniyet eksik bir kazanma sebebini tamamlar; kazanma sebebi hiç yoksa tek başına hak doğurmaz.
C) Yanlış. İyiniyet genel bir koruma kurumu değildir; yalnız kanunun ona sonuç bağladığı yerlerde etkilidir.
D) Yanlış. Esas alınan an, uyuşmazlığın mahkemeye taşındığı an değil, hakkın kazanıldığı andır.
E) Yanlış. İyiniyet karine olduğundan, iyiniyetli olduğunu söyleyen kişi bunu ispatlamak zorunda değildir; ispat karşı tarafa düşer.

← Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Hakların Kazanılması, İspat Yükü v →