EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 54 / 60

Taşınmaz Mülkiyeti

41 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Taşınmaz mülkiyetinin konusu sınırlıdır: arazi, ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar, kat mülkiyetine konu bölümler (TMK m. 704).

Kazanma Yolları

Kural tescille kazanmadır (TMK m. 705/1); tescilin geçerliliği arkasındaki hukukî sebebe bağlıdır: devir sözleşmeleri resmî şekilde düzenlenir (m. 706/1), adi yazılı satış geçersiz ve buna dayanan tescil yolsuzdur. Ölüme bağlı tasarruf ve mal rejimi sözleşmeleri kendi şekillerine tâbidir.

Tescilden önce kazanma: miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma ve kanundaki diğerleri. Mülkiyet kendiliğinden geçer, ama tasarruf işlemi tescile bağlıdır (TMK m. 705/2) — tescil mülkiyeti doğurmaz, tasarruf yetkisini açar.

İşgalin kapsamı dardır: kayıtlı taşınmaz ancak kaydı malikin istemiyle terkin edilmişse işgalle kazanılır; kayıtlı olmayan taşınmaz işgalle kazanılamaz (TMK m. 707). Sahipsiz yerler ve yararı kamuya ait mallar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır (TMK m. 715); taşınırdaki sahiplenme ile işgal karıştırılmamalıdır.

Kazandırıcı Zamanaşımı

Olağan zamanaşımı (TMK m. 712): geçerli sebep olmaksızın kütüğe malik yazılan, zilyetliğini davasız ve aralıksız on yıl, malik sıfatıyla ve iyiniyetle sürdürürse mülkiyetine itiraz edilemez; işlev yolsuz tescili sağlamlaştırmaktır.

Olağanüstü zamanaşımı (TMK m. 713): tapuda kayıtlı olmayan taşınmazı davasız ve aralıksız yirmi yıl, malik sıfatıyla elinde bulunduran tescil ister. Aynı koşullar, maliki tapudan anlaşılamayan veya yirmi yıl önce gaipliğine karar verilmiş kişi adına kayıtlı taşınmazda da işler.

Farklar keskin: olağanda tescil vardır, olağanüstüde yoktur; olağan iyiniyet arar, olağanüstü aramaz; süreler on ve yirmi yıldır. Kazanma anı ikisinde aynıdır: olağanüstüde de mülkiyet koşulların gerçekleştiği anda kazanılır (TMK m. 713/5); mahkeme kararı açıklayıcıdır, tescil tasarruf yetkisini açar. Zilyet, devredeninin süresini kendi süresine ekler (TMK m. 996).

Kapsam ve Sınırlar

Arazi mülkiyeti, yarar olduğu ölçüde üstteki hava ve alttaki arz katmanlarını, ayrıca yapı, bitki ve kaynakları kapsar (TMK m. 718). Dikey kapsam mutlak değildir: malik, çok üstünden geçen uçağa ya da çok alttaki tünele itiraz edemez.

Yatay kapsamı sınırlar belirler: tapu plânları ve arz üzerindeki işaretlerle gösterilir, çelişirlerse plân esastır — heyelân bölgelerinde uygulanmaz (TMK m. 719). Yeraltı suları kamu yararına aittir (TMK m. 756).

Her malik belli olmayan sınırın belirlenmesine katılır (TMK m. 720); sınırlıklar aksi ispatlanmadıkça iki komşunun paylı malı sayılır (m. 721). Sahipsiz yerlerde oluşan yeni arazi Devlete aittir (TMK m. 708); arazi kayması sınır değişikliği gerektirmez (TMK m. 709).

Komşuluk Hukuku

Kanundan doğan kısıtlama tescilsiz etkilidir; kaldırılması resmî şekil ve şerh ister, kamu yararına konulanlar kaldırılamaz (TMK m. 731). Temel kural: herkes mülkiyet yetkisini kullanırken komşusunu olumsuz etkileyecek taşkınlıktan kaçınmalıdır; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, toz, koku, gürültü ve sarsıntı yasaktır (TMK m. 737). Zarar gören veya zarar tehlikesiyle karşılaşan eski hâle getirmeyi ve zararın giderilmesini dava eder; hâkim kaçınılmaz taşkınlığın uygun bedelle denkleştirilmesine karar verebilir (TMK m. 730).

Özel kurallar: zarar veren dal ve kökler istem üzerine uygun sürede kaldırılmazsa komşu kesip mülkiyetine geçirir; ekilmiş veya yapılı arazisine taşmaya katlanan komşu o dallardaki meyveleri toplar (TMK m. 740). Mecralarda malik, zararın önceden ödenmesi koşuluyla katlanır (TMK m. 744); buna karşılık olağanüstü durumlarda arazi parçasının satın alınmasını, durum değişirse mecranın naklini isteyebilir (TMK m. 745–746). Zorunlu geçit, yeterli geçidi olmayan malike tam bedelle ve önce en uygun komşuya karşı tanınır (TMK m. 747). Zorunluluk hâlinde malik katlanır, denkleştirme bedeli ister (TMK m. 753).

Kaynak hukukunda: kaynağı keserek veya kirleterek zarar veren giderir; kasıt veya ihmal yoksa ya da zarar görenin de kusuru varsa hâkim tazminatın gerekip gerekmediğini takdir eder (TMK m. 757/2). Zorunlu su irtifakı, komşunun ihtiyaç fazlası suyu için tam bedelle istenir (TMK m. 761).

Yapı İlişkileri

Bir yapıda başkasının malzemesi kullanılırsa malzeme arazinin bütünleyici parçası olur (TMK m. 722/1). Kanun iki denge kuralı getirir: sökme hakkı — aşırı zarara yol açmayacaksa malzeme sahibi sökülüp verilmesini, arazi maliki de rızası dışındaki yapının sökülmesini ister; arazinin devri — yapının değeri arazininkini açıkça aşıyorsa iyiniyetli taraf, uygun bedelle arazinin tamamının veya yeterli kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir (TMK m. 724).

Taşkın yapıda (TMK m. 725) taşan kısım, yapıyı yapanın o arazide irtifak hakkı varsa onun taşınmazının bütünleyici parçası olur. İrtifak yoksa üç koşul aranır: malikin taşmayı öğrendiği tarihten onbeş gün içinde itiraz etmemesi, yapıyı yapanın iyiniyetli olması ve koşulların haklı göstermesi. Koşullar gerçekleşirse taşkın yapı sahibi uygun bedelle ya irtifak kurulmasını ya da arazi parçasının devrini isteyebilir — seçim onundur.

Onbeş günlük süre hak düşürücüdür, taşmanın öğrenildiği tarihten işler; süresinde itiraz edilirse taşan kısım yıkılır. İyiniyet ölçüsü özeldir: ölçüm yaptırmadan inşaata girişen karşılamaz. Üçüncü koşulda hâkim taşan kısmın büyüklüğünü, yıkımın zararını ve malikin yararlanmasının engellenmesini tartar.

Üst irtifakına dayanarak başkasının arazisinde sürekli kalmak üzere yapılan yapıların mülkiyeti irtifak sahibine aittir (TMK m. 726/1) — bütünleyici parça kuralının en önemli istisnası.

Sınavda Ne Çıkar

  • Tescilden önce kazanmada tescil tasarruf yetkisi içindir, mülkiyet için değil.
  • İşgal yalnız kaydı malikin istemiyle terkin edilmiş taşınmazda mümkündür.
  • Olağan: yolsuz tescil + 10 yıl + iyiniyet; olağanüstü: kayıtsız taşınmaz + 20 yıl, iyiniyet aranmaz.
  • Olağanüstüde de mülkiyet koşulların gerçekleştiği anda kazanılır.
  • Plân ile işaretler çelişirse plân esastır; heyelân bölgesinde işlemez.
  • Taşkın yapıda 15 gün, iyiniyet ve koşulların haklı göstermesi aranır; seçim yapı sahibinindir.
  • Üst irtifakına dayalı yapının mülkiyeti irtifak sahibinindir.

Taşınmaz mülkiyetinin konusu kanunda sınırlı biçimde sayılmıştır: arazi, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ve kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler (TMK m. 704).

A. Tescille Kazanma

Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur (TMK m. 705/1). Kural, tapu siciline hâkim tescil ilkesinin mülkiyet alanındaki karşılığıdır.

Tescilin geçerli olabilmesi, arkasında geçerli bir hukukî sebebin bulunmasına bağlıdır. Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır (TMK m. 706/1). Adi yazılı satış sözleşmesi geçersizdir ve buna dayanan tescil yolsuz olur.

Kanun iki tasarruf türünü bu kuralın dışında bırakmıştır: ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri kendilerine özgü şekillere tâbidir (TMK m. 706/2).

B. Tescilden Önce Kazanma Hâlleri

Tescil kuralının istisnaları kanunda sayılmıştır. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır (TMK m. 705/2).

Hükmün iki cümlesi birlikte okunmalıdır. Mülkiyet kendiliğinden geçer; ancak yeni malik, tescil yapılmadan taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunamaz. Tescil burada mülkiyeti doğurmaz, tasarruf yetkisini açar.

Bu hâllerde tescil açıklayıcı niteliktedir. Bir ayni hakkı tescilden önce kazanan kimse, gerekli belgeleri ibraz ederek tescili isteyebilir (TMK m. 1013/3).

Kazanma yollarının tamamı şu şekilde toplanabilir:

  • Hukukî işlemle kazanma — resmî şekilde düzenlenmiş sözleşme ve tescil (TMK m. 706)
  • Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, kamulaştırma — tescilden önce kazanma (TMK m. 705/2)
  • İşgal — kaydı malikin istemiyle terkin edilmiş taşınmazın ele geçirilmesi (TMK m. 707/1)
  • Kazandırıcı zamanaşımı — olağan ve olağanüstü
  • Arazi kayması, yeni arazi oluşması gibi doğal olaylar

İşgal bu listede en çok yanlış anlaşılan kalemdir; kapsamı dardır. Tapu kütüğüne kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin işgal yoluyla kazanılması, ancak kaydının malikin istemiyle terkin edilmiş olmasına bağlıdır; tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar üzerinde işgal yoluyla mülkiyet kazanılamaz (TMK m. 707). Yani işgal, "sahipsiz taşınmazı ele geçirme" değildir — tam tersine yalnız kayıtlı olup malikin iradesiyle kaydı silinmiş taşınmazlarda mümkündür.

Sahipsiz yerlerin akıbeti ayrıca düzenlenmiştir: sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve bunların kazanılması özel kanun hükümlerine tâbidir (TMK m. 715/1, m. 715/3). Taşınırlardaki sahiplenme (TMK m. 767) ile taşınmazlardaki işgal bu yüzden birbirine karıştırılmamalıdır: taşınırda sahipsiz şey zilyetliğe geçirilmekle kazanılır, taşınmazda böyle bir imkân yoktur.

C. Kazandırıcı Zamanaşımı

Zamanaşımıyla kazanma, uzun süren fiilî durumun hukukî duruma dönüştürülmesidir. Kanun iki tür öngörmüştür ve koşulları belirgin biçimde ayrılır.

1. Olağan Zamanaşımı

Geçerli bir hukukî sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemez (TMK m. 712).

Koşullar dörttür ve hepsi birlikte aranır:

  • Kişinin tapu kütüğünde malik olarak yazılı olması, yani ortada bir yolsuz tescil bulunması
  • On yıl süreyle davasız ve aralıksız zilyetlik
  • Zilyetliğin malik sıfatıyla sürdürülmesi
  • Sürenin tamamı boyunca iyiniyetin korunması

Kurumun işlevi, yolsuz tescili zamanla sağlamlaştırmaktır. Tescil vardır ama sebebi yoktur; on yıllık iyiniyetli zilyetlik bu eksikliği kapatır.

2. Olağanüstü Zamanaşımı

Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir (TMK m. 713/1).

Aynı koşullarla, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı taşınmaz için de dava açılabilir (TMK m. 713/2).

İki tür arasındaki farklar keskindir. Olağan zamanaşımında tescil vardır, olağanüstüde yoktur. Olağan zamanaşımı iyiniyet arar, olağanüstü aramaz.

Kazanma anı bakımından ise ikisi de aynı yöne bakar ve bu nokta sık yanlış öğretilir: olağanüstü zamanaşımında da mülkiyet, birinci fıkradaki koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur (TMK m. 713/5 son cümle). Mahkeme kararı ve tescil mülkiyeti doğurmaz; kararı açıklayıcıdır ve tescil tasarruf yetkisini açar — tıpkı miras ve cebrî icra gibi tescilden önce kazanma hâllerinde olduğu gibi (TMK m. 705/2).

Ortak koşullar da vardır: her ikisinde de zilyetlik davasız ve aralıksız olmalı ve malik sıfatıyla sürdürülmelidir. Zilyet, kazandırıcı zamanaşımından yararlanma hakkına sahip olan devredeninin süresini kendi süresine ekleyebilir (TMK m. 996).

İki zamanaşımı türünün karşılaştırması şu noktalarda toplanır:

  • Tescil — olağanda vardır (yolsuz), olağanüstüde yoktur
  • Süre — olağanda on yıl, olağanüstüde yirmi yıl
  • İyiniyet — olağanda aranır, olağanüstüde aranmaz
  • Sonuç — her ikisinde de mülkiyet koşulların gerçekleştiği anda kazanılır; olağanüstüde ayrıca mahkeme kararı ve tescil aranır, ancak bunlar tasarruf yetkisi içindir, kazanma için değil (TMK m. 713/5)

D. İçerik ve Kapsam: Yatay–dikey

Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK m. 718).

Dikey kapsam mutlak değildir; ölçü kullanılmasında yarar olmasıdır. Malik, taşınmazının çok üstünden geçen bir uçağa ya da çok altından geçen bir tünele bu sebeple itiraz edemez.

Yatay kapsam ise sınırlarla belirlenir. Taşınmazın sınırları, tapu plânları ve arz üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir. Bunlar birbirini tutmazsa asıl olan plândaki sınırdır; ancak bu kural, yetkili makamlarca heyelân bölgesi olduğu belirlenen yörelerde uygulanmaz (TMK m. 719).

Kaynaklar bakımından özel bir düzen vardır: kaynaklar arazinin bütünleyici parçasıdır ve mülkiyetleri ancak kaynadıkları arazinin mülkiyetiyle birlikte kazanılır. Başkasının arazisindeki kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tescille kurulur. Yeraltı suları kamu yararına ait sulardandır; arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına malik olmak sonucunu doğurmaz (TMK m. 756).

E. Kısıtlamalar ve Komşuluk Hukuku

Taşınmaz mülkiyetinin kanundan doğan kısıtlamaları, tapu siciline tescil edilmeksizin etkili olur. Bu kısıtlamaların kaldırılması veya değiştirilmesi, buna ilişkin sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesine ve tapu kütüğüne şerh verilmesine bağlıdır. Kamu yararı için konulan kısıtlamalar ise kaldırılamaz ve değiştirilemez (TMK m. 731).

Komşuluk hukukunun temel kuralı şudur: herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkarmak, gürültü veya sarsıntı yapmak yasaktır (TMK m. 737/1–2).

Ölçüt hem objektif hem yereldir: aynı davranış bir sanayi bölgesinde hoş görülebilirken bir konut alanında taşkınlık sayılabilir. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan zararlar ise denkleştirme bedeliyle giderilir.

Yaptırım bakımından kanun geniş bir dava hakkı tanımıştır: mülkiyet hakkını yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesiyle karşılaşan kimse, eski hâle getirilmesini, tehlikenin ve zararın giderilmesini dava edebilir. Hâkim, yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar verebilir (TMK m. 730).

Komşuluk hukukunun başlıca özel kuralları şunlardır:

  • Dal ve kökler — komşunun arazisine taşarak zarar veren dal ve kökler, istem üzerine uygun sürede kaldırılmazsa komşu bunları kesip kendi mülkiyetine geçirebilir; ekilmiş veya üzerine yapı yapılmış arazisine dalların taşmasına katlanan komşu, o dallarda yetişen meyveleri toplama hakkına sahip olur (TMK m. 740/2).
  • Mecralar — her taşınmaz maliki, zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı masraflı boru, hat ve kabloların arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür (TMK m. 744/1).
  • Zorunlu geçit — genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir; hak, önce en uygun düşen, sonra en az zarar görecek komşuya karşı kullanılır (TMK m. 747).
  • Zorunluluk hâli — bir kimse kendisini veya başkasını tehdit eden zararı ancak başkasının taşınmazına müdahale ile önleyebilecekse ve bu zarar müdahaleden doğacak zarardan önemli ölçüde büyükse, malik katlanmak zorundadır; uğradığı zarar için denkleştirme bedeli isteyebilir (TMK m. 753).

Komşuluk hukukundan doğan yükümlülüklerin ortak özellikleri şunlardır:

  • Kanundan doğarlar ve tescile gerek olmaksızın etkilidirler (TMK m. 731/1).
  • Karşılıklıdırlar: her malik hem yükümlü hem hak sahibidir.
  • Çoğu, katlanma karşılığında bir bedel ya da denkleştirme öngörür.
  • Ölçüleri yerel âdete ve taşınmazın niteliğine göre değişir.

F. Sınır Düzeni, Oluşan Arazi ve Su Hukuku

Sınırların belirlenmesi karşılıklı bir yükümlülüktür: her arazi maliki, komşusunun istemi üzerine belli olmayan sınırların belirlenmesi için tapu plânlarının düzeltilmesine veya arz üzerine sınır işaretleri konulmasına katkıda bulunmakla yükümlüdür (TMK m. 720). İki taşınmazı birbirinden ayırmaya yarayan duvar, parmaklık, çit gibi sınırlıklar ise aksi ispat edilmedikçe her iki komşunun paylı malı sayılır (TMK m. 721); bu bir karinedir ve aksi ispatlanabilir.

Doğal olaylarla oluşan arazi bakımından kural şudur: birikme, dolma, toprak kayması veya kamuya ait suların yatağında ya da seviyesinde değişme gibi sebeplerle sahipsiz yerlerde yeniden oluşan yararlanmaya elverişli arazi Devlete ait olur. Devlet, kamusal bir sakınca bulunmadığı takdirde bu araziyi öncelikle arazisi kayba uğrayana veya bitişik arazi malikine devredebilir (TMK m. 708). Arazi kayması ise sınır değişikliğini gerektirmez; kayma sebebiyle bir taşınmazdan diğerine geçen arazi parçaları hakkında sürüklenen şeylere ve karışmaya ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 709).

Sürüklenen şeyler bakımından arazi malikine bir katlanma yükümlülüğü getirilmiştir: doğal güçlerin etkisiyle ya da rastlantı sonucunda başkasının arazisine sürüklenen veya düşen şeyler ile buraya giren hayvanların hak sahipleri tarafından aranıp alınmasına arazi maliki izin vermek zorundadır (TMK m. 752/1).

Su ve kaynak hukuku, komşuluk hukukunun en ayrıntılı düzenlenen alanıdır. Başlıca kurallar şunlardır:

  • Kaynağa zarar verme — önemli ölçüde yararlanılan kaynakları veya kuyuları kazı, yapı ya da benzeri faaliyetler yüzünden kısmen olsun keserek veya kirleterek zarar veren kimse bu zararı gidermekle yükümlüdür; zarar kasten veya ihmalle verilmemişse ya da zarar görenin de kusuru varsa hâkim, tazminatın gerekip gerekmediğini, gerekiyorsa miktar ve türünü takdir eder (TMK m. 757/2) — tazminat bu hâlde kendiliğinden hükmedilmez.
  • Eski duruma getirme — bir taşınmazda oturmak, onu işletmek veya bir yerin içme ya da kullanma suyunu sağlamak için gerekli kaynaklar kesilir veya kirletilirse, kaynağın olabildiği ölçüde eski duruma getirilmesi istenebilir; diğer hâllerde eski duruma getirme ancak özel hâller haklı gösterdiğinde istenir (TMK m. 758).
  • Ortak ana kaynak — değişik maliklere ait komşu kaynaklar ortak bir ana kaynaktan besleniyorsa maliklerden her biri, kaynakların birlikte tutulmasını ve suyun hak sahiplerine o zamana kadarki yararlanmaları oranında dağıtılmasını isteyebilir; ortak tesis masrafları yararlanma oranında üstlenilir (TMK m. 759).
  • Zorunlu su irtifakı — evi, arazisi veya işletmesi için gerekli sudan yoksun olup bunu aşırı zahmet ve gidere katlanmaksızın başka yoldan sağlayamayan malik, komşusundan onun ihtiyacından fazla olan suyu tam bir bedel karşılığında almasını sağlayacak bir irtifak kurulmasını isteyebilir (TMK m. 761).

Mecra hakkında da yükümlü malikin karşı yetkileri vardır: yükümlü taşınmaz maliki kendi menfaatinin hakkaniyete uygun biçimde gözetilmesini isteyebilir; olağanüstü durumlar varsa mecranın geçeceği arazi parçasının uygun bir kısmının, zararını tam karşılayacak bedelle satın alınmasını isteyebilir (TMK m. 745). Durum değişirse mecranın başka yere nakledilmesini de isteyebilir; nakil giderleri kural olarak mecra hakkı sahibine aittir, ancak özel durumlar haklı gösterirse malik de giderlerin uygun bir kısmına katılır (TMK m. 746).

Geçit haklarının bir bölümü ise özel kanunlara bırakılmıştır: taşınmazı işletme, iyileştirme ya da üzerinde yapı yapma amacıyla komşu taşınmaza geçici olarak girme hakkı ile tarla yolu, hayvan sulama yolu, kış geçidi ve benzeri geçitler özel kanun hükümlerine, hüküm yoksa yerel âdete tâbidir (TMK m. 748).

G. Taşkın Yapı ve Oluşan Yapı İlişkileri

Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur (TMK m. 722/1).

Kural bütünleyici parçaya ilişkin genel hükmün uygulamasıdır: malzeme üzerindeki mülkiyet sona erer ve malzeme arazinin malikine geçer. Kanun bunun karşılığında iki denge kuralı getirmiştir.

Birincisi sökme hakkıdır: sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir. Aynı koşullarla arazi maliki de rızası olmaksızın yapılan yapının sökülmesini isteyebilir (TMK m. 722/2–3).

İkincisi arazinin devridir: yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir (TMK m. 724).

Taşkın yapı ayrı düzenlenmiştir. Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahipse, ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur. Böyle bir irtifak yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği ve durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında iki şeyden birini isteyebilir: taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulması ya da bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesi (TMK m. 725/2). Seçim hakkı taşkın yapı sahibinindir; kanun onu yalnız irtifakla sınırlamamıştır.

Üç koşul birlikte aranır: onbeş gün içinde itiraz edilmemiş olması, yapıyı yapanın iyiniyetli olması ve durum ve koşulların haklı göstermesi. Biri eksikse taşkın yapı sahibi irtifak isteyemez.

Sürenin niteliği üzerinde durmak gerekir. Onbeş günlük süre, itiraz için tanınmış bir hak düşürücü süredir ve taşmanın öğrenildiği tarihten işlemeye başlar; taşmanın gerçekleştiği tarihten değil. Zarar gören malik bu süre içinde itiraz ederse taşkın yapı sahibinin irtifak isteme imkânı doğmaz ve taşan kısmın yıkılması gündeme gelir.

İyiniyet ölçüsü de burada özel bir anlam taşır. Yapıyı yapan kimsenin, sınırı aştığını bilmemesi ve kendisinden beklenen özeni göstermiş olması aranır (TMK m. 3/2). Ölçüm yaptırmadan, sınır işaretlerine bakmadan inşaata girişen kişi bu ölçüyü karşılamaz; kadastro sınırlarının belirsiz olduğu bir arazide özenli davranmış kişi ise karşılar.

Üçüncü koşul olan "durum ve koşulların haklı göstermesi" hâkime takdir alanı bırakır. Tartılan menfaatler şunlardır:

  • Taşan kısmın büyüklüğü ve yapı bütünündeki ağırlığı
  • Yıkımın yapıya ve çevreye vereceği zarar
  • Zarar gören malikin taşınmazından yararlanmasının ne ölçüde engellendiği Taşma küçük, yıkım yıkıcı ve engel önemsizse irtifak tanınması yönünde karar verilir.

Bedel bakımından da kural nettir: irtifak uygun bir bedel karşılığında tanınır. Bedelsiz irtifak söz konusu değildir; kanun, mülkiyeti sınırlarken malike karşılığını da güvence altına alır. Tanınan irtifak tapuya tescil edilir ve taşan kısım, yapıyı yapanın taşınmazının bütünleyici parçası olur (TMK m. 725/1).

Üst irtifakına dayalı yapılar bakımından ise kural şudur: bir üst irtifakına dayanarak başkasına ait arazinin altında veya üstünde sürekli kalmak üzere inşa edilen yapıların mülkiyeti irtifak hakkı sahibine ait olur (TMK m. 726/1). Bu, bütünleyici parça kuralının en önemli istisnasıdır.

Örnek olay

(E), tapuda kendi adına kayıtlı görünen bir taşınmazı on iki yıldır kullanmaktadır. Kaydın, yıllar önce sahte bir belgeye dayanılarak yapıldığı sonradan anlaşılmıştır; (E) bunu bilmemektedir ve bu süre boyunca kendisine karşı dava açılmamıştır. Komşu taşınmazın maliki (F) ise, kendi arazisinde yaptığı binanın bir bölümünün (E)'nin taşınmazına taştığını, ancak (E)'nin bunu on sekiz gün önce öğrendiği hâlde itiraz etmediğini belirtmektedir. (F) iyiniyetlidir. Ayrıca (F), inşaatta (E)'ye ait olduğu sonradan anlaşılan yapı malzemesini kullanmıştır.

Değerlendirme: Üç sorun sırayla çözülür.

(E)'nin durumu. Geçerli bir hukukî sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi, zilyetliğini davasız ve aralıksız on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, kazandığı mülkiyet hakkına itiraz edilemez (TMK m. 712).

Olayda dört koşul da gerçekleşmiştir: yolsuz tescil vardır, on iki yıl geçmiştir, dava açılmamıştır ve (E) iyiniyetlidir. (E)'nin mülkiyeti olağan zamanaşımıyla sağlamlaşmıştır; gerçek hak sahibi artık tapunun düzeltilmesini isteyemez.

Sürenin dolmamış olması hâlinde sonuç farklı olurdu: o durumda yolsuz tescil ayakta kalır ve zedelenen kişi tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilirdi (TMK m. 1025).

Taşkın yapı. Yapının taşan kısmı bakımından (F)'nin bir irtifak hakkı yoktur. Bu hâlde taşkın yapı sahibinin irtifak isteyebilmesi için üç koşul aranır: zarar gören malikin taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmemiş olması, yapıyı yapanın iyiniyetli olması ve durum ve koşulların haklı göstermesi (TMK m. 725/2).

(E) on sekiz gün önce öğrenmiş ve itiraz etmemiştir; onbeş günlük süre dolmuştur. (F) iyiniyetli olduğuna göre, koşullar da haklı gösteriyorsa uygun bir bedel karşılığında iki seçenekten birini kullanabilir: taşan kısım için irtifak hakkı kurulmasını ya da o kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devrini isteyebilir (TMK m. 725/2). Hangisinin isteneceği (F)'nin tercihine bağlıdır; uygulamada yapının bütünlüğü mülkiyetin devrini gerektiriyorsa ikinci yol seçilir.

(E) süresinde itiraz etseydi bu imkân doğmaz, taşan kısmın yıkılması gündeme gelirdi.

Malzeme. Başkasının arazisindeki yapıda kullanılan malzeme, arazinin bütünleyici parçası olur (TMK m. 722/1); (E)'nin malzeme üzerindeki mülkiyeti sona ermiştir. Ancak rızası olmaksızın kullanılan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, (E) gideri (F)'ye ait olmak üzere sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir (TMK m. 722/2). Sökme aşırı zarar doğuruyorsa (E)'nin talebi ayni değil, tazminat niteliğinde olur.

İkinci örnek olay

(G), tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazı yirmi iki yıldır çitle çevirmiş, ekip biçmiş ve kendi malıymış gibi kullanmıştır. Bu süre boyunca kimse ona karşı dava açmamıştır. (G), taşınmazın adına tescilini istemektedir. Aynı taşınmazın bir bölümünde, komşu maliki (H) yıllar önce bir su borusu geçirmiş ve bunun için (G)'ye herhangi bir bedel ödememiştir. Ayrıca (G)'nin arazisindeki ağaçların dalları (H)'nin arazisine taşmakta, (H) bu dalları kesmek istemektedir.

Değerlendirme: Üç talep farklı hükümlere tabidir.

Tescil talebi. Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir (TMK m. 713/1). (G) yirmi iki yıldır, malik sıfatıyla ve dava açılmaksızın zilyettir; koşullar gerçekleşmiştir.

Burada iyiniyet aranmaz: olağanüstü zamanaşımı, olağan zamanaşımından tam bu noktada ayrılır. (G)'nin taşınmazın kendisine ait olmadığını bilmesi sonucu değiştirmez.

Sonucun doğuş biçimi de belirtilmelidir. Olağanüstü zamanaşımında mülkiyet, koşulların gerçekleştiği anda kazanılır (TMK m. 713/5); (G) yirmi yılın dolduğu anda malik olmuştur. Mahkeme kararı ve tescil bu kazanmayı doğurmaz, onu açıklar ve (G)'ye taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisi verir. Dava açılmadıkça (G) taşınmazı devredemez veya üzerinde ayni hak kuramaz; ama malik olması için dava şart değildir.

Su borusu. Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı masraflı boruların arazisinden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür (TMK m. 744/1). Katlanma yükümlülüğü bedelsiz değildir; zararın önceden ödenmesi kanunun aradığı koşuldur.

(H) bedel ödemediğine göre yükümlülüğün koşulu gerçekleşmemiştir. (G), mecranın kaldırılmasını ya da zararının karşılanmasını isteyebilir. Ayrıca durum değişirse yükümlü malik, mecranın başka bir yere nakledilmesini isteyebilir ve nakil giderleri kural olarak mecra hakkı sahibine aittir (TMK m. 746).

Taşan dallar. Komşunun arazisine taşarak zarar veren dal ve kökler, onun istemi üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmazsa, komşu bunları kesip kendi mülkiyetine geçirebilir (TMK m. 740/1).

(H) doğrudan kesemez; önce (G)'den kaldırmasını istemeli ve uygun bir süre tanımalıdır. Ayrıca dalların zarar veriyor olması aranır; zarar vermeyen dallar için bu yetki doğmaz. Dalların taşmasına katlanan komşu, arazisi ekilmiş veya üzerine yapı yapılmış ise o dallarda yetişen meyveleri toplama hakkını kazanır (TMK m. 740/2); koşul boş arazide gerçekleşmez.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2026 HMGS (NİSAN)
Aşağıdakilerden hangisi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda taşınmaz mülkiyetinin tescilden önce kazanıldığı durumlar arasında sayılmamıştır?
A) Mahkeme kararı
B) Cebri icra
C) İşgal
D) Kamulaştırma
E) Bağışlama
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 2 2003 ADLİ YARGI
I.Yapıyı yapan iyiniyetli olmalıdırII.Yapıyı yapanın kullandığı malzeme kendisine ait olmalıdırIII.Arazi maliki taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak 15 gün içinde itiraz etmemiş olmalıdırIV.Arazi maliki, malzemenin sökülmesini talep etmemiş olmalıdırV.Durum ve koşullar taşkın yapının malikini haklı göstermelidir. Yukarıdakilerin hangilerinin varlığı taşkın yapıya katlanma yükümlülüğünün doğması için gerekli [değildir]?
A) II ve IV
B) II ve V
C) I, II ve V
D) I, III ve IV
E) II, III ve IV
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 3 2001 İDARİ YARGI
Özel mülkiyete elverişli tapusuz bir arazinin mülkiyeti aşağıdakilerden hangisiyle kazanılır?
A) Adi zamanaşımıyla
B) İşgalle
C) Lükata
D) Fevkalade zamanaşımıyla
E) İhrazla
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 4 2005 ADLİ YARGI
I.Yapı maliki iyi niyetli olmalıdır.II.Yapı malikinin, kullandığı malzeme kendisine ait olmalıdır.III.Arsa maliki taşkın inşaatı öğrendiği andan itibaren 15 gün içinde itiraz etmemiş olmalıdır.IV.Taşan yapının değeri, taştığı arsanın değerinden açıkça yüksek olmalıdır.V.Durum ve koşullar yapının kalmasını haklı kılmalıdır. Yapı malikinin taşırılan arazide buna imkan veren bir ayni hakkı bulunmamasına rağmen,yukarıdakilerden hangilerinin varlığı, taşkın inşaata katlanma yükümlülüğünü doğurur?
A) I, II ve IV
B) I, II ve V
C) I, III ve V
D) II, III ve IV
E) III, IV ve V
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 5 2005 ADLİ YARGI (KASIM)
Olağanüstü zamanaşımı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Hem tapulu hem de tapusuz taşınmazların mülkiyeti olağanüstü zamanaşımı ile kazanılabilir.
B) Mülkiyetin olağanüstü zamanaşımı ile kazanılabilmesi için kazananın iyi niyetli olması gerekmez.
C) Hem tapulu hem de tapusuz taşınmazların mülkiyetinin bu yolla kazanılabilmesi için malikin gaipliğine karar verilmiş olmasından itibaren davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla süren 20 yıllık zilyetlik süresinin dolması gereklidir.
D) Mülkiyeti kazanacak olan kişinin taşınmaz üzerindeki zilyetliğini geçici nedenlerle kullanamaması zamanaşımını kesmez.
E) Mülkiyeti kazanacak kişinin dava açma zorunluluğu, mülkiyeti davadan önce kazanmış olmasını engellemez.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 6 2008 AVUKATLAR İÇİN ADLİ YARGI
Olağanüstü zamanaşımıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Tapulu taşınmazların mülkiyetinin bu yolla kazanılabilmesi için malikin 20 yıl önce gaipliğine karar verilmiş olması ve mirasçılarının da bulunmaması gerekir.
B) Mülkiyetin olağanüstü zamanaşımıyla kazanılabilmesi için kazananın iyi niyetli olması gerekmez.
C) Mülkiyeti kazanacak olan kişi aleyhine açılan el atmanın önlenmesi davası zamanaşımını keser.
D) Bu yolla mülkiyet, tescilden önce davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla süren 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmasıyla kazanılır.
E) Şartları varsa, taşınmazın bir parçasının olağanüstü zamanaşımıyla kazanılması mümkündür.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 7 2007 ADLİ YARGI (KASIM)
S, A'nın taşınmazını sahte bir vekâletnameyle iyi niyetli B'ye satmış ve taşınmazın mülkiyetinin B adına tescilini sağlamıştır. Taşınmazı onarıp kiraya veren B, bir süre sonra iflas etmiş ancak tapu kütüğüne buna ilişkin kaydın yapılması geciktirilmiştir. Bu sırada B, taşınmazı C'ye satıp mülkiyetini ona devretmiştir. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) İyi niyetli B taşınmazın mülkiyetini kazanır.
B) B'nin taşınmazdan elde ettiği kira gelirleri onarım giderlerine mahsup edilir.
C) İflasın tapu kütüğünün beyanlar sütununa kaydedilmesi gerekir.
D) C iyi niyetliyse bu taşınmazın mülkiyetini, adına yapılan tescille kazanmış olur.
E) C, kötü niyetliyse bu taşınmazın mülkiyetini ancak olağan zamanaşımıyla kazanabilir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 8 2006 İDARİ YARGI
Aşağıdakilerden hangisi taşınmaz mülkiyetinin tescilsiz kazanıldığı hallerden biri [değildir]?
A) Mahkeme ilamının kesinleşmesi
B) Mirasın geçmesi
C) Cebri icra
D) Olağanüstü zamanaşımı
E) Belli mal vasiyeti
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 9 2008 SAYIŞTAY
Aşağıdakilerin hangisinde müşterek malın taksimi istenebilir?
A) Müşterek malın devamlı bir amaca tahsisi hâlinde
B) Uygun olan zamanda
C) Paylı hâlin devamı sözleşmesinin yapıldığı hâllerde
D) Kat mülkiyetine tabi binanın inşa edildiği arsanın taksimi hâlinde
E) Müşterek malın zarara uğrama ihtimali varsa
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 10 1998 ADLİ YARGI (MAYIS)
"A, sahte vekaletname ile B'nin tapuda kayıtlı gayrimenkulünü C'ye satmıştır." Olayda C gayrimenkulün mülkiyetini kazanabilir mi?
A) Gayrimenkulün mülkiyetini, 20 yıl nizasız ve fasılasız kullandığı takdirde kazanabilir.
B) Gayrimenkulün mülkiyetini, 5 yıl nizasız ve fasılasız kullandığı takdirde kazanabilir.
C) Gayrimenkulün mülkiyetini, iyi niyetli olmak koşuluyla olağan zamanaşımı ile kazanabilir.
D) Gayrimenkulün mülkiyetini hiçbir suretle kazanamaz.
E) Gayrimenkulün mülkiyetinin adına tescil edildiği anda kazanır.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 11 2008 MALİ HİZMET UZMAN YARDIMCILIĞI
Olağan zamanaşımı yoluyla taşınmaz mülkiyeti kazanma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Zamanaşımının tamamlanması ile yolsuz tescil düzelir, adına yolsuz tescil bulunan zilyet mülkiyeti kazanır.
B) Olağan zamanaşımı yoluyla taşınmaz mülkiyetinin kazanılması için zilyetliğin davasız ve aralıksız 2 yıl sürmesi yeterlidir.
C) Tescilde malik olarak gözükmeyen gerçek malik mülkiyet hakkını kaybeder.
D) Bir taşınmazın mülkiyetinin olağan zamanaşımı yoluyla kazanılması için bu taşınmazın tapuya kaydedilmiş olması gerekir.
E) Taşınmaz üzerinde eski malik zamanında bulunan her türlü ayni hak varlığını korur.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 12 2009 ADLİ YARGI (ARALIK)
A, B'ye ait malzeme ile kendi arazisi üzerinde sürekli kalmak amacıyla bir inşaat yapmıştır. Buna göre, bu inşaatla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Olayda taşkın yapı (taşkın inşaat) söz konusudur, sorunun bu çerçevede çözülmesi gerekir.
B) Olayda taşınır inşaat bulunduğundan taşınır inşaat üzerinde bağımsız mülkiyet hakkı bulunabilir, dolayısıyla yapının maliki B'dir.
C) Bu olay bütünleyici parça ilkesinin istisnalarından biridir, hiçbir durumda yapılan yapı arazi maliki A'ya ait olmaz.
D) Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazla ise iyi niyetli olmak koşuluyla malzeme sahibi B, uygun bir bedel karşılığında arazinin mülkiyetinin kendisine verilmesini isteyebilir.
E) İnşaat yapılıp tamamlandığı anda arazinin mülkiyeti, A kötü niyetliyse doğrudan B'ye geçer.
Cevabı göster
Cevap: D.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 8 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 360
Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması kural olarak tescille olmaktadır.
B) Devri amaçlayan sözleşmeler resmî şekilde düzenlenmek zorundadır.
C) Adi yazılı satış sözleşmesine dayanan tescil yolsuz sayılmaktadır.
D) Ölüme bağlı tasarruflar resmî şekil kuralına tâbi tutulmuştur.
E) Mirasta mülkiyet, tescil yapılmadan önce kazanılmış olmaktadır.
Cevabı göster
Cevap: D. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur; bu, tapu siciline hâkim tescil ilkesinin mülkiyet alanındaki karşılığıdır. Tescilin geçerli olabilmesi arkasında geçerli bir hukukî sebebin bulunmasına bağlıdır ve taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerliliği resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlanmıştır; adi yazılı satış sözleşmesi geçersizdir ve buna dayanan tescil yolsuz olur. Kanun iki tasarruf türünü bu kuralın dışında bırakmıştır: ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri kendilerine özgü şekillere tâbidir. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal ve kamulaştırma hâllerinde ise mülkiyet tescilden önce kazanılır.

Şık analizi

A) Doğru ifade — taşınmaz mülkiyeti kural olarak tescille kazanılır.
B) Doğru ifade — devri amaçlayan sözleşmeler resmî şekle bağlıdır.
C) Doğru ifade — geçersiz sebebe dayanan tescil yolsuz olur.
E) Doğru ifade — mirasta mülkiyet tescilden önce kendiliğinden kazanılır.
Soru 361
Aşağıdakilerden hangisi taşınmaz mülkiyetinin tescilden önce kazanıldığı hâllerden biri değildir?
A) Miras yoluyla kazanma
B) Mahkeme kararıyla kazanma
C) Cebrî icra yoluyla kazanma
D) Kamulaştırma yoluyla kazanma
E) Resmî satış sözleşmesiyle kazanma
Cevabı göster
Cevap: E. Tescil kuralının istisnaları kanunda sayılmıştır: miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal ve kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır. Hükmün iki cümlesi birlikte okunmalıdır: mülkiyet kendiliğinden geçer, ancak yeni malik tescil yapılmadan taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunamaz; tescil burada mülkiyeti doğurmaz, tasarruf yetkisini açar. Resmî satış sözleşmesiyle kazanma ise bu istisnalar arasında değildir; orada mülkiyet ancak tescille geçer ve tescil kurucudur.

Şık analizi

A) Bu gerçekten sayılanlardandır. Mirasta mülkiyet ölüm anında kendiliğinden geçer.
B) Bu gerçekten sayılanlardandır. Mahkeme kararı tescilden önce mülkiyet kazandırır.
C) Bu gerçekten sayılanlardandır. Cebrî icrada da tescil açıklayıcıdır.
D) Bu gerçekten sayılanlardandır. Kamulaştırma kanunda açıkça sayılmıştır.
Soru 362
Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı yirmi yıl boyunca davasız ve aralıksız olarak malik sıfatıyla elinde bulunduran kişi, tescil davası açmıştır. Buna göre hangi sonuca varılır?
A) Mülkiyet, mahkeme kararının kesinleşmesiyle kazanılmış olmaktadır.
B) Mülkiyet, koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış sayılmaktadır.
C) Bu hâlde zilyedin iyiniyetli olduğunu ayrıca ispatlaması gerekir.
D) Kayıtsız taşınmazlarda kazandırıcı zamanaşımı hiç işlememektedir.
E) Aranan süre, olağan zamanaşımındaki gibi on yıl olarak uygulanır.
Cevabı göster
Cevap: B. Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın mülkiyetinin tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Bu olağanüstü zamanaşımıdır ve olağan zamanaşımından iki noktada ayrılır: olağanda tescil vardır ama yolsuzdur, olağanüstüde tescil hiç yoktur; olağan zamanaşımı iyiniyet arar, olağanüstü aramaz. Kazanma anı bakımından ise kanun açıktır: mülkiyet, birinci fıkradaki koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur. Mahkeme kararı ve tescil mülkiyeti doğurmaz; karar açıklayıcıdır ve tescil tasarruf yetkisini açar.

Şık analizi

A) Mahkeme kararı açıklayıcıdır; mülkiyet koşulların gerçekleştiği anda kazanılır.
C) İyiniyet olağan zamanaşımında aranır; olağanüstü zamanaşımında aranmaz.
D) Kayıtsız taşınmazlar tam da olağanüstü zamanaşımının konusudur.
E) On yıllık süre olağan zamanaşımına aittir; burada aranan süre daha uzundur.
Soru 363
Olağan ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımıyla ilgiliI.Olağan zamanaşımında ortada bir yolsuz tescil bulunur.II.Olağan zamanaşımında iyiniyet süre boyunca korunmalıdır.III.İki türde de zilyetliğin malik sıfatıyla sürdürülmesi aranır.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: E. Olağan zamanaşımında geçerli bir hukukî sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi söz konusudur; yani ortada bir yolsuz tescil bulunur. Koşullar dörttür ve birlikte aranır: yolsuz tescilin bulunması, on yıl süreyle davasız ve aralıksız zilyetlik, zilyetliğin malik sıfatıyla sürdürülmesi ve sürenin tamamı boyunca iyiniyetin korunması. Kurumun işlevi yolsuz tescili zamanla sağlamlaştırmaktır. Olağanüstü zamanaşımında ise tescil hiç yoktur ve iyiniyet aranmaz; süre yirmi yıldır. Ortak koşullar da vardır: her ikisinde de zilyetlik davasız ve aralıksız olmalı ve malik sıfatıyla sürdürülmelidir. Buna göre üç ifade de doğrudur.

Şık analizi

A) I doğrudur, ancak II ve III de doğrudur. İyiniyet ve malik sıfatı olağan zamanaşımının koşullarındandır.
B) II doğrudur, ancak I ve III de doğrudur. Olağan zamanaşımı yolsuz tescil üzerine kuruludur.
C) I ve II doğrudur, ancak III de doğrudur. Malik sıfatıyla zilyetlik iki türün ortak koşuludur.
D) II ve III doğrudur, ancak I de doğrudur. Olağan zamanaşımında tescil vardır ama sebepsizdir.
Soru 364
Taşınmaz mülkiyetinin kapsamı bakımından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde hava ve arz katmanlarını kapsar.
B) Mülkiyetin kapsamına yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girmektedir.
C) Plân ile sınır işaretleri çelişirse asıl olan plândaki sınırdır.
D) Araziye malik olmak, altındaki yeraltı sularına da malik olmayı sağlar.
E) Başkasının arazisindeki kaynak üzerindeki hak irtifak olarak kurulur.
Cevabı göster
Cevap: D. Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar; bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Dikey kapsam mutlak değildir ve ölçü kullanılmasında yarar olmasıdır. Yatay kapsam ise sınırlarla belirlenir: taşınmazın sınırları tapu plânları ve arz üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir, bunlar birbirini tutmazsa asıl olan plândaki sınırdır. Kaynaklar arazinin bütünleyici parçasıdır ve başkasının arazisindeki kaynaklar üzerindeki hak bir irtifak hakkı olarak tescille kurulur. Yeraltı suları ise kamu yararına ait sulardandır; araziye malik olmak onun altındaki yeraltı sularına malik olmak sonucunu doğurmaz.

Şık analizi

A) Doğru ifade — dikey kapsamın ölçüsü kullanılmasında yarar olmasıdır.
B) Doğru ifade — yapılar, bitkiler ve kaynaklar mülkiyetin kapsamındadır.
C) Doğru ifade — plân ile işaretler çelişirse plân esas alınır; istisna heyelân bölgeleridir.
E) Doğru ifade — başkasının arazisindeki kaynak üzerindeki hak irtifak olarak kurulur.
Soru 365
Komşuluk hukuku bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Taşkınlığın ölçüsü taşınmazın niteliğine ve yerel âdete göre belirlenir.
B) Kanundan doğan kısıtlamaların etkili olması tescile bağlanmıştır.
C) Kamu yararı için konulan kısıtlamalar sözleşmeyle kaldırılabilmektedir.
D) Zarar tehlikesiyle karşılaşan kimseye dava hakkı tanınmamıştır.
E) Zorunlu geçit hakkı, komşuya herhangi bir bedel ödenmeksizin kullanılabilmektedir.
Cevabı göster
Cevap: A. Komşuluk hukukunun temel kuralı, herkesin taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken komşularını olumsuz etkileyecek taşkınlıktan kaçınmasıdır. Ölçüt hem objektif hem yereldir: taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre hoş görülebilecek dereceyi aşan etkiler yasaktır ve aynı davranış bir sanayi bölgesinde hoş görülebilirken konut alanında taşkınlık sayılabilir. Kanundan doğan kısıtlamalar tapu siciline tescil edilmeksizin etkilidir; kamu yararı için konulanlar ise kaldırılamaz ve değiştirilemez. Zarar gören veya zarar tehlikesiyle karşılaşan kimse eski hâle getirmeyi ve tehlikenin giderilmesini dava edebilir. Zorunlu geçit ise tam bir bedel karşılığında istenir.

Şık analizi

B) Kanundan doğan kısıtlamalar tescile gerek olmaksızın etkilidir.
C) Kamu yararı için konulan kısıtlamalar kaldırılamaz ve değiştirilemez.
D) Zarar tehlikesiyle karşılaşan kimseye de dava hakkı tanınmıştır.
E) Zorunlu geçit hakkı tam bir bedel karşılığında istenir.
Soru 366
Taşınmazlarda işgal yoluyla kazanma bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Kazanma, kaydı malikin istemiyle terkin edilmiş taşınmazlarda mümkündür.
B) Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar işgal yoluyla kazanılabilmektedir.
C) Sahipsiz yerler işgal yoluyla herkes tarafından edinilebilmektedir.
D) İşgal, taşınırlardaki sahiplenmeyle aynı kurala tâbi tutulmuştur.
E) İşgal yoluyla kazanma için ayrıca yirmi yıllık süre aranmaktadır.
Cevabı göster
Cevap: A. İşgal, taşınmaz mülkiyetinin kazanılma yolları arasında en çok yanlış anlaşılan kalemdir ve kapsamı dardır. Tapu kütüğüne kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin işgal yoluyla kazanılması, ancak kaydının malikin istemiyle terkin edilmiş olmasına bağlıdır; tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar üzerinde işgal yoluyla mülkiyet kazanılamaz. Yani işgal, sahipsiz taşınmazı ele geçirme değildir; tam tersine yalnız kayıtlı olup malikin iradesiyle kaydı silinmiş taşınmazlarda mümkündür. Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve kazanılmaları özel kanun hükümlerine tâbidir. Taşınırlardaki sahiplenme ile taşınmazlardaki işgal bu yüzden karıştırılmamalıdır.

Şık analizi

B) Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlarda işgal yoluyla mülkiyet kazanılamaz.
C) Sahipsiz yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; işgalle edinilemez.
D) Taşınırlarda sahipsiz şey zilyetliğe geçirilmekle kazanılır; taşınmazda böyle bir imkân yoktur.
E) İşgal, kazandırıcı zamanaşımından ayrı bir kazanma yoludur; süre koşulu taşımaz.
Soru 367
Bir kişi, komşusunun arazisindeki yapıda izinsiz olarak kendi malzemesini kullanmıştır. Malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaktır. Buna göre hangi sonuca varılır?
A) Malzeme, sahibinin mülkiyetinde kalmaya devam etmektedir.
B) Malzeme arazinin bütünleyici parçası olur; sökülmesi de istenebilir.
C) Arazi maliki, yapılan yapının sökülmesini hiçbir hâlde isteyememektedir.
D) Malzeme sahibinin talebi yalnız bedelin ödenmesine yönelebilmektedir.
E) Sökme gideri her hâlde malzeme sahibine yüklenmiş bulunmaktadır.
Cevabı göster
Cevap: B. Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur. Kural bütünleyici parçaya ilişkin genel hükmün uygulamasıdır: malzeme üzerindeki mülkiyet sona erer ve malzeme arazinin malikine geçer. Kanun bunun karşılığında bir denge kuralı getirmiştir: sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir. Aynı koşullarla arazi maliki de rızası olmaksızın yapılan yapının sökülmesini isteyebilir.

Şık analizi

A) Malzeme arazinin bütünleyici parçası olur ve üzerindeki önceki mülkiyet sona erer.
C) Arazi maliki de aynı koşullarla rızası olmaksızın yapılan yapının sökülmesini isteyebilir.
D) Sökme aşırı zarara yol açmıyorsa malzeme sahibi sökülüp verilmesini isteyebilir.
E) Sökme gideri, malzeme sahibinin talebi hâlinde yapıyı yaptırana aittir.

← Mülkiyetin Genel Hükümleri ve BirlKat Mülkiyeti →