EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 2 / 60

Kanun Hükümlerinin Niteliği, Yorumu ve Hükümsüzlük Yaptırımları

15 Hâkimlik

Hızlı özet

Kaynakların sırasını bilmek yetmez. Hâkim, uygulayacağı hükmün niteliğini de belirlemek zorundadır: taraflar bu kuralın aksini kararlaştırabilir miydi, kararlaştırdılarsa sonuç ne olur? Bu iki soru, kuralların niteliğine göre ayrımı ile aykırılığın yaptırımlarını birbirine bağlar.

Emredici, Yedek ve Tanımlayıcı Kurallar

Emredici kurallar, aksi kararlaştırılamayan kurallardır. Kamu düzenini, genel ahlakı, kişilik haklarını ve zayıf tarafı korumayı amaçlayan hükümler kural olarak emredicidir.

Yedek kurallar, uyulması zorunlu olmayan, aksi kararlaştırılabilen kurallardır ve ikiye ayrılır. Tamamlayıcı kurallar sözleşmede unutulan veya düzenlenmeyen noktaları doldurur. Yorumlayıcı kurallar ise sözleşmede kullanılan ama anlamı belirsiz kalan ifadelerin ne anlama geldiğini açıklar; bunlar kanunu değil, tarafların sözünü yorumlar. Tanımlayıcı kurallar bir kavramın ne olduğunu belirler; yerleşim yerinin tanımı buna örnektir (TMK m. 19).

Bir hükmün hangi gruba girdiği çoğu zaman metinden anlaşılmaz; belirleyici olan hükmün amacıdır. Kamu düzenini veya genel ahlakı koruyan hüküm emredicidir. Kiracıyı, işçiyi, küçüğü koruyan, yani zayıf tarafı koruyan hüküm de emredicidir. Buna karşılık yalnız tarafların menfaatini dengeleyen ve aksinin kararlaştırılması kimseyi zarara sokmayan hüküm yedektir.

Ayrımın pratik değeri şudur: emredici kurala aykırı sözleşme hükmü baştan itibaren sonuç doğurmaz ve hâkim bunu kendiliğinden gözetir. Yedek kurala aykırılık ise hiçbir yaptırım doğurmaz; taraflar zaten kanunun izin verdiği alanda hareket etmiştir.

Dört Yaptırım

Bir hukukî işlem kanunun aradığı unsurları taşımıyorsa hukuk düzeni dört farklı ağırlıkta tepki verir. Sorulacak soru hep aynıdır: eksiklik işlemin doğmasını mı engellemiştir, yoksa doğmuş bir işlemin geçerliliğini mi etkilemektedir?

Yoklukta işlemin kurucu unsuru eksiktir ve işlem hiç doğmamıştır. Evlenmenin ayrı cinsten iki kişi arasında ve evlendirme memuru önünde yapılmaması bu ağırlıktadır. Ortada iptal edilecek bir işlem bulunmadığından dava açmaya gerek yoktur.

Kesin hükümsüzlükte işlem doğmuştur, ancak emredici bir kurala, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olduğu için baştan itibaren hüküm doğurmaz. Herkes tarafından, süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir; hâkim re'sen dikkate alır ve işlem sonradan geçerli hâle gelmez.

Askıda hükümsüzlükte işlemin kaderi bir onaya bağlıdır. Ayırt etme gücüne sahip küçüğün yasal temsilcisinin rızası olmadan yaptığı borç doğurucu işlem böyledir: rıza verilirse işlem baştan itibaren geçerli olur, verilmezse kesin hükümsüz hâle gelir. Askı süresince işlem ne geçerli ne geçersizdir.

İptal edilebilirlikte işlem geçerlidir ve sonuç doğurur; ancak korunan taraf belirli süre içinde iptal hakkını kullanarak onu geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırabilir. Yanılma, aldatma, korkutma ile evlenmenin nispi butlan sebepleri bu gruptadır.

Hakkın nasıl kullanılacağı ikiye ayrılır ve karıştırılmamalıdır. Borçlar hukukunda iptal, karşı tarafa yöneltilen tek taraflı bir beyanla kullanılır; ayrıca dava açmak gerekmez (TBK m. 39). Evlenmede ise nispi butlan ancak dava yoluyla ileri sürülebilir ve evlilik hâkim kararına kadar geçerli bir evlilik olarak varlığını sürdürür. Sebebi, evliliğin kişi hâline ve üçüncü kişilere etki eden bir kurum olmasıdır.

Yorum Türleri ve Yöntemleri

Yorum, kanunun özüne ulaşmanın aracıdır. Kimin yaptığına göre üçe ayrılır: yasama yorumu, yargısal yorum ve bilimsel yorum. Bugünkü hukukumuzda yasama yorumu bulunmamaktadır.

Yöntem bakımından hâkim hükmü düz anlamıyla uygulayabileceği gibi karşıt anlamından da sonuç çıkarabilir. Karşıt anlam her zaman güvenli değildir: evlenmenin kişiyi ergin kılacağını söyleyen hükmün karşıtından "evlenmeyen ergin olamaz" sonucu çıkmaz, çünkü erginlik esas olarak yaşa bağlanmıştır (TMK m. 11).

Evleviyet, geniş kapsamlı bir ilişki için konulmuş kuralın daha dar kapsamlı ilişkiye öncelikle uygulanmasıdır. Kıyas ise benzer olay için konulmuş hükmün, hakkında hüküm bulunmayan olaya uygulanmasıdır. Özel hukukta kıyas serbesttir; ceza hukukundaki yasak buraya taşınmaz.

Sınavda Ne Çıkar

  • Emredici kuralın aksi kararlaştırılamaz, aykırılık kesin hükümsüzlük doğurur; yedek kuralın aksi kararlaştırılabilir, aykırılık yaptırımsızdır.
  • Tamamlayıcı kural sözleşmedeki boşluğu doldurur, yorumlayıcı kural belirsiz ifadeyi açıklar.
  • Yokluk kurucu unsur eksikliğidir, kesin hükümsüzlük işlem doğduktan sonra devreye girer; ikisi de süreye bağlı değildir ve re'sen gözetilir.
  • Askıda hükümsüzlük onayla baştan itibaren geçerli olur; iptal edilebilirlikte işlem zaten geçerlidir ve süresinde iptal hakkı kullanılmazsa sağlam kalır.
  • Kesin hükümsüz işlem onayla veya süreyle geçerli hâle gelmez — en sık kurulan yanlış seçenek budur.
  • Yasama yorumu hukukumuzda yoktur; yorum yargısal veya bilimsel olur.
  • Karşıt anlam her hükümde kullanılamaz; özel hukukta kıyas serbesttir.
  • Bir hükmün emredici olup olmadığı metnindeki kalıptan değil amacından anlaşılır.
  • İptal hakkı borçlar hukukunda tek taraflı beyanla, evlenmenin nispi butlanında dava yoluyla kullanılır.

Kaynakların sırasını bilmek yetmez. Hâkim, uygulayacağı hükmün niteliğini de belirlemek zorundadır: taraflar bu kuralın aksini kararlaştırabilir miydi? Kararlaştırdılarsa sonuç ne olur? Bu iki soru, kuralların niteliğine göre ayrımı ile aykırılığın yaptırımlarını birbirine bağlar.

A. Emredici, Yedek ve Tanımlayıcı Kurallar

Emredici kurallar, aksi kararlaştırılamayan kurallardır. Kamu düzenini, genel ahlakı, kişilik haklarını ve zayıf tarafı korumayı amaçlayan hükümler kural olarak emredicidir. Metinde "geçersizdir", "yapılamaz", "aksi kararlaştırılamaz" gibi ifadeler bu niteliğin işaretidir; ancak son söz sözde değil, hükmün amacındadır.

Yedek kurallar, uyulması zorunlu olmayan, aksi kararlaştırılabilen kurallardır. Aksi kararlaştırılmadığı sürece uygulanırlar ve ikiye ayrılır:

  • Tamamlayıcı kurallar, sözleşmede unutulan veya düzenlenmeyen noktaları doldurur. Taşınır satışında devir giderlerinin kime ait olacağını gösteren hüküm böyledir.
  • Yorumlayıcı kurallar, sözleşmede kullanılan ama anlamı belirsiz kalan ifadelerin ne anlama geldiğini açıklar. Bunlar kanunu değil, tarafların sözünü yorumlar.

Tanımlayıcı kurallar ise bir kavramın ne olduğunu belirler; yerleşim yerinin tanımı buna örnektir (TMK m. 19). Tanımlayıcı kural tek başına bir davranış emri içermez, ama başka hükümlerin uygulanabilmesi için gerekli kavramı sağlar.

Bir hükmün hangi gruba girdiği çoğu zaman metinden anlaşılmaz; hükmün amacı belirleyicidir. Uygulamada şu ölçütler kullanılır:

  • Hüküm kamu düzenini veya genel ahlakı koruyorsa emredicidir.
  • Hüküm zayıf tarafı koruyorsa emredicidir; kiracıyı, işçiyi, küçüğü koruyan düzenlemeler böyledir.
  • Hüküm yalnız tarafların menfaatini dengeliyor ve aksinin kararlaştırılması kimseyi zarara sokmuyorsa yedektir.

Ayrımın pratik değeri şuradadır: emredici kurala aykırı sözleşme hükmü baştan itibaren sonuç doğurmaz ve hâkim bunu kendiliğinden gözetir. Yedek kurala aykırılık ise hiçbir yaptırım doğurmaz; taraflar zaten kanunun izin verdiği alanda hareket etmiştir.

B. Aykırılığın Yaptırımları

Bir hukukî işlem, kanunun aradığı unsurları taşımıyorsa hukuk düzeni buna dört farklı ağırlıkta tepki verir. Ayrım, sınavda en sık ölçülen konulardan biridir ve sıralama tesadüfi değildir: yaptırımın ağırlığı, eksikliğin işlemin varlığına ne kadar dokunduğuna göre azalır.

Ayrımı yaparken sorulacak soru hep aynıdır: eksiklik işlemin doğmasını mı engellemiştir, yoksa doğmuş bir işlemin geçerliliğini mi etkilemektedir? Birinci hâlde yokluk, ikinci hâlde diğer üç yaptırımdan biri gündeme gelir.

1. Yokluk

İşlemin kurucu unsuru eksikse işlem hiç doğmamıştır. Evlenmenin ayrı cinsten iki kişi arasında ve evlendirme memuru önünde yapılmaması bu ağırlıktadır. Yokluk hâlinde ortada iptal edilecek bir işlem bulunmadığından dava açmaya da gerek yoktur; hâkim durumu kendiliğinden gözetir.

2. Kesin Hükümsüzlük

İşlem doğmuştur, ancak emredici bir kurala, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olduğu için baştan itibaren hüküm doğurmaz. Ayırt etme gücünün bulunmaması ya da kanunun kesin engel saydığı bir hâlin varlığı bu sonucu doğurur. Kesin hükümsüzlük herkes tarafından, süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir; hâkim re'sen dikkate alır ve işlem sonradan geçerli hâle gelmez.

3. Askıda Hükümsüzlük

İşlemin kaderi bir onaya bağlıdır. Ayırt etme gücüne sahip küçüğün yasal temsilcisinin rızası olmadan yaptığı borç doğurucu işlem böyledir: rıza verilirse işlem baştan itibaren geçerli olur, verilmezse kesin hükümsüz hâle gelir. Askı süresince işlem ne geçerli ne geçersizdir.

4. İptal Edilebilirlik

İşlem geçerlidir ve sonuç doğurur; ancak korunan taraf belirli süre içinde iptal hakkını kullanarak onu geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırabilir. Yanılma, aldatma ve korkutma hâlleri ile evlenmenin nispi butlan sebepleri bu gruptadır.

Hakkın nasıl kullanılacağı ise ikiye ayrılır ve karıştırılmamalıdır:

  • Borçlar hukukunda — yanılma, aldatma ve korkutmada iptal, karşı tarafa yöneltilen tek taraflı bir beyanla kullanılır; sözleşmeyle bağlı olmadığını bildiren taraf ayrıca dava açmak zorunda değildir (TBK m. 39).
  • Evlenmede — nispi butlan ancak dava yoluyla ileri sürülebilir; evlilik, hâkim kararına kadar geçerli bir evlilik olarak varlığını sürdürür.

Ayrımın sebebi, evliliğin kişi hâline ve üçüncü kişilere etki eden bir kurum olmasıdır; kanun onun tek taraflı bir beyanla ortadan kaldırılmasına izin vermez. Süre geçirilir ve hak kullanılmazsa işlem her iki hâlde de sağlam kalır — bu yönüyle kesin hükümsüzlükten kesin biçimde ayrılır.

YaptırımKim ileri sürerSüreSonradan geçerli olur mu
YoklukHerkes, hâkim re'senYokHayır
Kesin hükümsüzlükMenfaati olan herkes, hâkim re'senYokHayır
Askıda hükümsüzlükOnay verecek kişiOnay verilene kadarEvet, onayla
İptal edilebilirlikYalnız korunan tarafHak düşürücü süreEvet, hak kullanılmazsa

C. Yorum Türleri ve Yöntemleri

Yorum, kanunun özüne ulaşmanın aracıdır. Kimin yaptığına göre üçe ayrılır: kanun koyucunun kendi yaptığı yasama yorumu, mahkemelerin yaptığı yargısal yorum ve öğretinin yaptığı bilimsel yorum. Bugünkü hukukumuzda yasama yorumu bulunmamaktadır.

Yöntem bakımından hâkim, hükmü düz anlamıyla uygulayabileceği gibi karşıt anlamından da sonuç çıkarabilir. Karşıt anlam her zaman güvenli değildir: evlenmenin kişiyi ergin kılacağını söyleyen hükmün karşıtından "evlenmeyen ergin olamaz" sonucu çıkmaz, çünkü erginlik esas olarak yaşa bağlanmıştır (TMK m. 11).

Evleviyet yöntemi, geniş kapsamlı bir ilişki için konulmuş kuralın daha dar kapsamlı ilişkiye öncelikle uygulanmasıdır. Kıyas ise benzer olay için konulmuş hükmün, hakkında hüküm bulunmayan olaya uygulanmasıdır. Özel hukukta kıyas serbesttir; ceza hukukundaki yasak buraya taşınmaz.

Örnek olay

On altı yaşındaki ayırt etme gücüne sahip (K), yasal temsilcisinin haberi olmadan komşusuyla bir taşınır satış sözleşmesi yaparak borç altına girmiştir. Aynı gün (K), evlendirme memuru önünde değil, aile büyüklerinin huzurunda düzenlenen bir törenle (L) ile "evlendirilmiştir". Bir süre sonra (K)'nin yasal temsilcisi satış sözleşmesini öğrenir ve sözleşmeye onay verir; buna karşılık törenin geçersizliğinin tespiti için ne yapması gerektiğini sorar.

Değerlendirme: İki işlem farklı ağırlıkta yaptırıma tabidir ve bu ayrım sonucu tümüyle değiştirir.

Satış sözleşmesi bakımından (K) ayırt etme gücüne sahip bir küçüktür. Borç doğurucu işlem yaptığından yasal temsilcinin rızası gerekir; rıza alınmadığı için sözleşme askıda hükümsüzdür. Yasal temsilci onay verdiğine göre sözleşme geçerli hâle gelmiştir ve bu geçerlilik kuruluş anına kadar geriye etkilidir. Onay verilmeseydi işlem kesin hükümsüzlüğe dönüşecekti.

Tören bakımından durum farklıdır. Evlenmenin kurucu unsuru olan evlendirme memuru önünde irade açıklaması bulunmadığından ortada hukuken bir evlenme doğmamıştır; yaptırım yokluktur. Yokluk hâlinde iptal davası açmaya gerek yoktur, çünkü ortadan kaldırılacak bir işlem mevcut değildir. Yasal temsilcinin onayı da bu sonucu değiştiremez: onay yalnız askıda hükümsüzlükte iş görür.

Aradaki fark şu soruyla test edilir: işlem hiç doğmuş mudur? Doğmamışsa yokluk; doğmuş ama emredici kurala aykırıysa kesin hükümsüzlük; doğmuş ve kaderi onaya bağlıysa askıda hükümsüzlük; doğmuş, geçerli ve yalnız dava ile bozulabiliyorsa iptal edilebilirlik söz konusudur.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2001 KMS
Temyiz kudretine sahip 40 yaşındaki mümeyyiz mahcur A ile B arasında yapılan kefalet sözleşmesinde, A, B'nin C'den olan alacağına kefil olur. Bu sözleşmenin geçerliliğiyle ilgili aşağıdaki ifadelerin hangisi doğrudur?
A) A'nın kanuni temsilcisinin icazeti ile geçerli olur.
B) Kesin olarak hükümsüzdür.
C) Geçerlidir.
D) A'nın kanuni temsilcisi tarafından iptal edilebilir.
E) Sulh hâkiminin izni ile hükümlerini doğurur.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 2 2003 SAYIŞTAY
Kanunların yorumlarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi [yanlıştır]?
A) Yorumcu, yorum yaparken kanunun sistematiğini de dikkate almalıdır
B) Yorumda ilk başvurulacak dayanak noktası kanunun kendi metnidir
C) Bir kanunun yorumuna ancak o kanunda bir boşluk olduğu takdirde başvurulabilir
D) Yorumda başvurulacak dayanak noktalarından biri de kanunun konuluş nedenidir
E) Yorumcu, bir kanunun izlediği amaç ile o kanunda yer alan bir hükmün izlediği amacın farklı olabileceğini dikkate almalıdır.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 3 İDARİ YARGI
Medeni Kanunun 15. maddesinde yer alan "Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz." hükmü ne tür bir hukuk kuralıdır?
A) Emredici hukuk kuralı
B) Tamamlayıcı hukuk kuralı
C) Yedek hukuk kuralı
D) Yorumlayıcı hukuk kuralı
E) Tanımlayıcı hukuk kuralı
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 4 2000 ADLİ YARGI
17 yaşındaki A'nın bir taşınmazı satması halinde bu işlemin akıbeti ne olur?
A) İşlem, yoklukla malüldür.
B) İşlem mutlak butlanla malüldür.
C) İşlem keenlemyekündür.
D) İşlem askıda hükümsüz olup velisinin icazeti ile geçerli olur.
E) İşlem geçerli olup hüküm ve sonuç doğurur.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 5 KPSS / ADLİ YARGI
Ölümüne kesin gözle bakılan bir durumda kaybolan ve cesedi de bulunamayan bir kişi hakkında aşağıdaki karinelerden hangisi geçerlidir?
A) Gaiplik karinesi
B) Ölüm karinesi
C) Birlikte ölüm karinesi
D) Yokluk karinesi
E) Yitiklik karinesi
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 6 2003 SAYIŞTAY
Mümeyyiz kısıtlı A'nın, yasal temsilcisinin iznini almadan kendisine bir televizyon satın alması halinde yapmış olduğu bu hukuki işlemde aşağıdakilerden hangisi söz konusu olur?
A) Bu işlem yok hükmündedir.
B) Bu işlem geçerlidir.
C) Bu işlem kesin olarak hükümsüzdür.
D) Bu işlem yasal temsilcisi tarafından iptal edilebilir.
E) Bu işlem sadece satıcıyı bağlar.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 7 2000 ADLİ YARGI
Aşağıdakilerden hangisi emredici hukuk kaidelerinin amaçlarından biri [olamaz]?
A) Kamu düzenini korumak
B) Örf ve adet kurallarını korumak
C) Ahlak kurallarını korumak
D) Zayıfları korumak
E) Güçsüzleri korumak
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 8 2002 ADLİ YARGI
Vesayet altındaki temyiz kudreti olmayan K'nın şehirde dolaşırken işportadan bir kazak satın alması halinde, satış işleminin geçerliliği ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Satış işlemi kesin olarak sonuç doğurmaz.
B) Satış işlemi askıda bir işlemdir. Yasal temsilcinin onayı ile geçerli hale gelir.
C) Satış işlemi geçerlidir, çünkü akıl hastası bu kazağı, bedelinin çok altında bir bedel ödeyerek satın almıştır.
D) Satış işlemi geçerlidir, çünkü karşı taraf kişinin akıl hastası olduğunu bilmemektedir.
E) Satış işlemi günlük alışverişle ilgili olduğu için geçerlidir.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 9 2008 KPSS
Hâkimin yarattığı hukuk kuralının özellikleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Hâkimin boşluk doldurma faaliyeti Anayasa mahkemesinin denetimine tabi değildir.
B) Hâkim, boşluk doldururken kanunun özünde yer alan esasla bağlıdır.
C) Hâkim, boşluk doldururken yarattığı kural ile kanunun diğer hükümleri arasında bir uyum sağlamak zorundadır.
D) Hâkim, boşluk doldururken Anayasadaki değer hükümlerini göz önünde tutmalıdır.
E) Hâkim, boşluk doldururken atıf yollarından yararlanır.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 10 2007 ADLİ YARGI (MART)
Vesayet altındaki sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun ergin K'nın şehirde dolaşırken işportadan bir kazak satın alması halinde, işlemin geçerliliğiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Satım sözleşmesi kesin olarak hükümsüzdür.
B) Ortada K'nin geçerli bir irade beyanı bulunmadığından, sözleşme kurulmamıştır.
C) Satım sözleşmesi askıda bir işlemdir; yasal temsilcinin onamı ile geçerli hale gelir.
D) K, kazağı değerinin çok altında bir bedelle satın almış olduğundan, bu işlemin geçersizliğini ileri sürmek dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.
E) Kısıtlılık kararı gerektiği biçimde ilan edilmedikçe, satım sözleşmesi geçerlidir.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 11 2012 KPSS GENEL KÜLTÜR
Hukuk kuralları arasında aksine bir hukuksal işlem yapılması mümkün olmayan kurallara ne ad verilir?
A) Emredici kurallar
B) Yedek kurallar
C) Yorumlayıcı kurallar
D) Tamamlayıcı kurallar
E) Tanımlayıcı kurallar
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 12 2013 KPSS
Ünlü yazarlarımızdan Cevat Şakir Kabaağaçlı, yazdığı eserlerde "Halikarnas Balıkçısı" adını kullanmıştır. Buna göre, "Halikarnas Balıkçısı" ifadesinin hukuki niteliği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ticaret unvanı
B) Soyadı
C) Müstear (takma) ad
D) Lakap
E) Öz ad
Cevabı göster
Cevap: C.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 2 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 3
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre hukuki işlemlerin hükümsüzlüğüyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Yokluk hâlinde ortadan kaldırılacak bir işlem bulunmadığından ayrıca dava açılması gerekmez.
B) Kesin hükümsüz bir işlem, ilgililerin sonradan verdiği onayla geçerli hâle gelir.
C) Askıda hükümsüz işlem, yasal temsilcinin onayıyla kuruluş anından itibaren geçerli olur.
D) İptal edilebilir işlem, iptal hakkı süresinde kullanılmazsa geçerliliğini korur.
E) Kesin hükümsüzlük, menfaati bulunan herkesçe ileri sürülebilir ve hâkimce re'sen gözetilir.
Cevabı göster
Cevap: B. Kesin hükümsüzlük, işlemin emredici bir kurala, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olmasından doğar ve işlem baştan itibaren hüküm doğurmaz. Bu yaptırım süreye bağlı değildir, menfaati olan herkes ileri sürebilir, hâkim re'sen gözetir ve işlem sonradan verilen bir onayla ya da sürenin geçmesiyle geçerli hâle gelmez. Onayla düzelen yaptırım askıda hükümsüzlüktür; orada onay verilirse işlem kuruluş anına kadar geriye etkili biçimde geçerli olur, verilmezse kesin hükümsüzlüğe döner. B seçeneği bu iki yaptırımı birbirine karıştırdığı için yanlıştır.

Şık analizi

A) Doğru ifade. Yoklukta ortada hiç doğmamış bir işlem vardır; ortadan kaldırılacak bir şey bulunmadığı için ayrıca dava açılması gerekmez.
C) Doğru ifade. Askıda hükümsüzlükte onay geriye etkilidir: işlem, kurulduğu ana kadar geri giderek geçerli hâle gelir.
D) Doğru ifade. İptal edilebilir işlem baştan geçerlidir; hak süresinde kullanılmazsa işlem kalıcı olarak sağlamlaşır.
E) Doğru ifade. Kesin hükümsüzlüğü menfaati olan herkes ileri sürebilir ve hâkim kendiliğinden gözetir; taraf olmak gerekmez.
Soru 4
Bir kanun hükmü, taraflar sözleşmede aksini kararlaştırmadıkları takdirde uygulanmak üzere konulmuş olup sözleşmede hiç düzenlenmemiş kalan bir noktayı doldurmaktadır. Hukuk kurallarının niteliğine göre ayrımında bu hüküm ne tür bir hukuk kuralıdır?
A) Emredici hukuk kuralı
B) Tamamlayıcı hukuk kuralı
C) Yorumlayıcı hukuk kuralı
D) Tanımlayıcı hukuk kuralı
E) Zorlayıcı hukuk kuralı
Cevabı göster
Cevap: B. Aksi kararlaştırılabilen kurallar yedek kurallardır ve ikiye ayrılır. Tamamlayıcı kural, sözleşmede hiç düzenlenmemiş, unutulmuş ya da boş bırakılmış noktayı doldurur; yorumlayıcı kural ise sözleşmede kullanılmış ama anlamı belirsiz kalmış bir ifadenin ne anlama geldiğini açıklar. Soruda hüküm, sözleşmede düzenlenmemiş bir noktayı doldurduğundan tamamlayıcı kuraldır. Ayrım şu soruyla yapılır: ortada eksik bırakılmış bir nokta mı var, yoksa yazılmış ama belirsiz kalmış bir ifade mi?

Şık analizi

A) Emredici kuralın aksi kararlaştırılamaz. Sorudaki hüküm ise taraflar aksini kararlaştırmadıkça uygulanmaktadır, yani aksinin kararlaştırılmasına açıktır.
C) Yorumlayıcı kural, sözleşmede yazılmış ama anlamı belirsiz kalan bir ifadeyi açıklar. Burada yazılmış bir ifade değil, hiç düzenlenmemiş bir nokta vardır.
D) Tanımlayıcı kural bir kavramın ne olduğunu belirler ve davranış emri içermez. Sorudaki hüküm ise sözleşmeye uygulanacak bir sonuç düzenlemektedir.
E) Hukuk kurallarının niteliğine göre ayrımında "zorlayıcı kural" diye bir tür yoktur; bu ad emredici kurala benzediği için çekici görünür.

← Medeni Hukuk, Kaynakları ve UygulaKanunların Zaman Bakımından Uygula →