EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 17 / 60

Kişisel Durum Sicili ve Cinsiyet Değişikliği

5 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Kişinin hukukî konumu — doğumu, evliliği, soybağı, ölümü — resmî bir sicilde tutulur. Bu sicil hem kişiye kimliğini ispat imkânı verir hem de üçüncü kişilere güvenilir bir bilgi kaynağı sunar.

Sicil ve Kayıtların Düzeltilmesi

Kişisel durum, bu amaçla tutulan resmî sicille belirlenir (TMK m. 36). Sicil Devletçe atanan memurlar tarafından tutulur; kayıtları tutmak ve örnek vermek bu memurların görevidir (TMK m. 37/1). Yabancı ülkelerdeki Türkiye temsilcilerine nüfus memurluğu yetkisi verilebilir (TMK m. 37/2).

Sicilin kanıt gücü resmî sicillere ilişkin genel kuraldan gelir: belgelediği olguların doğruluğuna kanıt oluşturur ve aksi ispatlanabilir. Ancak kanun, kaydın düzeltilmesi için ayrı ve sıkı bir usul öngörmüştür: mahkeme kararı olmadıkça kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz (TMK m. 39). Amaç sicilin güvenilirliğini korumaktır; idarî yoldan yapılacak düzeltmeler kanıt gücünü zayıflatırdı. Maddî hataların idarî yoldan giderilmesine ilişkin özel hükümler saklıdır.

Kayıtlar doğum kütüğü, ölüm kütüğü ve aile kütüğünde toplanır. Kişisel durumdaki değişiklikler — tanıma, babalığa karar verilmesi, soybağının düzeltilmesi, evlât edinme — ilgili kanun hükümlerine göre kütüğe işlenir (TMK m. 42).

Devletin Sorumluluğu

Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla Devletçe tazmin edilir (TMK m. 38/1). Tazminat ve rücu davaları, sicilin tutulduğu yer mahkemesinde açılır (TMK m. 38/2).

Düzenlemenin iki özelliği vardır. Zarar gören doğrudan Devlete başvurur; memura karşı dava açmak zorunda değildir ve açamaz da. Devletin sorumluluğu bu yönüyle birinci derece sorumluluktur. Devlet ödediği tazminatı kusuru bulunan memura rücu eder; rücu ilişkisi zarar görenin durumunu etkilemez. Zarar gören memurun kusurunu ispatlamak zorunda kalmadan Devlete başvurabilir; kusur yalnız rücu ilişkisinde önem taşır.

Dayanağı, sicilin kamusal bir hizmet olarak tutulmasıdır. Kişiler sicildeki kayıtlara güvenerek hareket etmek zorunda olduklarından, bu güvenin boşa çıkmasından doğan zararın kişiye yüklenmesi hakkaniyete uygun görülmemiştir.

Cinsiyet Değişikliği: İki Aşama

Cinsiyet değişikliği, sicilde düzeltme gerektiren özel bir hâl olarak düzenlenmiştir ve iki aşamalı bir yapıya sahiptir.

Birinci aşama izindir. Cinsiyetini değiştirmek isteyen kimse şahsen başvurarak mahkemeden izin ister. İznin verilebilmesi için başvuranın onsekiz yaşını doldurmuş olması, evli olmaması ve transseksüel yapıda olduğu ile değişikliğin ruh sağlığı açısından zorunluluğunu bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmî sağlık kurulu raporuyla belgelemesi gerekir (TMK m. 40/1). Başvurunun bizzat yapılması aranır; kullanılan yetki kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan temsilciye bırakılamaz.

İkinci aşama sicilde düzeltmedir. İzne bağlı olarak amaç ve tıbbî yöntemlere uygun bir ameliyatın gerçekleştiği resmî sağlık kurulu raporuyla doğrulanırsa, mahkemece nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verilir (TMK m. 40/2). İki aşamanın ayrı tutulması bilinçlidir: izin kararı tek başına sicil kaydını değiştirmez.

Evli olmama şartının amacı, mevcut bir evlilik sürerken cinsiyetin değişmesinin evliliğin kurucu unsurlarını doğrudan etkilemesidir; kanun önce evlilik ilişkisinin çözülmesini aramıştır. Yaş şartı ise kararın kişinin kendi olgun iradesine dayanmasını sağlar.

Düzeltme Kararının Zaman Bakımından Etkisi

Düzeltme davası tespit niteliğindedir: kaydı doğuran hukukî olayı değiştirmez, yalnız kaydı gerçeğe uydurur. Kararın zaman bakımından etkisi ise kaydın niçin gerçeğe aykırı olduğuna göre değişir ve bu ayrım karıştırılmamalıdır.

Kayıt baştan itibaren yanlış tutulmuşsa — doğum tarihi sehven yanlış yazılmışsa — düzeltme kararı yalnız gerçeği ortaya koyar ve kaydın doğru hâli başından itibaren geçerli sayılır. Kayıt sonradan gerçekleşen bir olay sebebiyle gerçeğe aykırı hâle gelmişse, düzeltme o olaydan öncesini değiştirmez ve karar ileriye etkilidir.

Cinsiyet değişikliğine bağlı düzeltme ikinci gruba girer: kayıt doğduğu anda doğruydu, ameliyatla gerçeğe aykırı hâle gelmiştir. Bu sebeple kişi yeni cinsiyetine göre hak ve yükümlülüklere karardan sonrası için sahip olur; geçmişteki hukukî ilişkiler ve o dönemde doğmuş hak ve borçlar etkilenmez. Bu ayrım, kişilik haklarının korunması ile üçüncü kişilerin güveninin korunmasını birlikte gözetir.

Sınavda Ne Çıkar

  • Kişisel durum resmî sicille belirlenir (TMK m. 36) ve sicil Devletçe atanan memurlarca tutulur.
  • Mahkeme kararı olmadıkça sicilin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz (TMK m. 39).
  • Sicilin tutulmasından doğan zararı Devlet tazmin eder ve kusurlu memura rücu eder; zarar gören memuru dava edemez.
  • Cinsiyet değişikliğinde izin şartları: şahsen başvuru, onsekiz yaş, evli olmamak ve resmî sağlık kurulu raporu.
  • Süreç iki aşamalıdır: önce izin, ameliyatın doğrulanmasından sonra sicilde düzeltme. İzin tek başına kaydı değiştirmez.
  • Düzeltme ile değiştirme ayrılır: düzeltmede kayıt gerçeğe uydurulur ve haklı sebep aranmaz.
  • Düzeltme kararı, kayıt baştan yanlışsa başından itibaren, sonradan gerçekleşen bir olayla aykırı hâle geldiyse ileriye etkilidir.

Kişinin hukukî konumu — doğumu, evliliği, soybağı, ölümü — resmî bir sicilde tutulur. Bu sicil, hem kişiye kimliğini ispat imkânı verir hem de üçüncü kişilere güvenilir bir bilgi kaynağı sunar.

A. Kişisel Durum Sicili ve Kayıtların Düzeltilmesi

Kişisel durum, bu amaçla tutulan resmî sicille belirlenir; sicilin tutulmasına ve zorunlu bildirimlere ilişkin esaslar ilgili kanunda gösterilir (TMK m. 36). Sicil, Devletçe atanan memurlar tarafından tutulur ve kayıtları tutmak ile örnek vermek bu memurların görevidir (TMK m. 37/1). Yabancı ülkelerdeki Türkiye temsilcilerine nüfus memurluğu yetkisi verilebilir (TMK m. 37/2).

Sicilin kanıt gücü, resmî sicillere ilişkin genel kuraldan gelir: belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur ve aksi ispatlanabilir. Ancak kanun, kaydın düzeltilmesi için ayrı ve sıkı bir usul öngörmüştür: mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz (TMK m. 39).

Kuralın amacı sicilin güvenilirliğini korumaktır. İdarî yoldan yapılacak düzeltmeler sicilin kanıt gücünü zayıflatacağından, kanun düzeltmeyi yargısal denetime bağlamıştır. Maddî hataların idarî yoldan giderilmesine ilişkin özel hükümler saklıdır.

Sicilde tutulan kayıtlar başlıca şu kütüklerde toplanır:

  • Doğum kütüğü — doğum bildirimleri ve kimliği bilinmeyen bulunmuş çocuklara ilişkin işlemler (TMK m. 41)
  • Ölüm kütüğü — ölüm bildirimleri ve ölüme ilişkin kayıtlar
  • Aile kütüğü — evlenme, boşanma ve soybağına ilişkin kayıtlar

Kişisel durumdaki değişiklikler — evlilik dışı çocuğun tanınması, babalığa karar verilmesi, soybağının düzeltilmesi, evlât edinme ya da bulunmuş çocuğun soybağının belli olması — ilgili kanun hükümlerine göre kütüğe işlenir (TMK m. 42).

B. Devletin Sorumluluğu

Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla, Devletçe tazmin edilir (TMK m. 38/1). Tazminat ve rücu davaları, kişisel durum sicilinin tutulduğu yer mahkemesinde açılır (TMK m. 38/2).

Düzenlemenin iki özelliği vardır. Zarar gören, doğrudan Devlete başvurur; memura karşı dava açmak zorunda değildir ve açamaz da. Devletin sorumluluğu bu yönüyle bir birinci derece sorumluluktur. Devlet ödediği tazminatı, kusuru bulunan memura rücu eder; rücu ilişkisi zarar görenin durumunu etkilemez.

Devletin sorumluluğunun dayanağı, sicilin kamusal bir hizmet olarak tutulmasıdır. Kişiler sicildeki kayıtlara güvenerek hareket etmek zorunda olduklarından, bu güvenin boşa çıkmasından doğan zararın kişiye yüklenmesi hakkaniyete uygun görülmemiştir. Sorumluluğun kusura bağlı olup olmadığı öğretide tartışılmakla birlikte, hükmün lafzı zarar gören bakımından doğrudan bir talep hakkı tanımaktadır: zarar gören memurun kusurunu ispatlamak zorunda kalmadan Devlete başvurabilir; kusur, yalnız rücu ilişkisinde önem taşır.

Yetki kuralı da bu mantığın uzantısıdır. Davanın sicilin tutulduğu yer mahkemesinde açılması, uyuşmazlığın kayıtlara ulaşılabilen yerde çözülmesini sağlar ve ispat kolaylığı yaratır.

C. Cinsiyet Değişikliği: Şartları ve Sonuçları

Cinsiyet değişikliği, kişisel durum sicilinde düzeltme gerektiren özel bir hâl olarak düzenlenmiştir ve iki aşamalı bir yapıya sahiptir.

Birinci aşama — izin. Cinsiyetini değiştirmek isteyen kimse, şahsen başvuruda bulunarak mahkemece cinsiyet değişikliğine izin verilmesini isteyebilir. İznin verilebilmesi için istem sahibinin (TMK m. 40/1):

  • Onsekiz yaşını doldurmuş bulunması
  • Evli olmaması
  • Transseksüel yapıda olması ve cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunluluğunu bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmî sağlık kurulu raporuyla belgelemesi

Başvuruyu kişinin bizzat yapması aranır. Sebebi, burada kullanılan yetkinin kişiye sıkı sıkıya bağlı olmasıdır; böyle bir yetki temsilciye bırakılamaz.

İkinci aşama — sicilde düzeltme. Verilen izne bağlı olarak amaç ve tıbbî yöntemlere uygun bir cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmî sağlık kurulu raporuyla doğrulanması hâlinde, mahkemece nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verilir (TMK m. 40/2).

İki aşamanın ayrı tutulması bilinçlidir: izin kararı tek başına sicil kaydını değiştirmez; kayıt ancak ameliyatın gerçekleştiği doğrulandıktan sonra düzeltilir. Düzeltme kararıyla kişi yeni cinsiyetine göre hak ve yükümlülüklere sahip olur; değişiklik ileriye etkilidir ve geçmişteki hukukî ilişkileri geriye dönük olarak ortadan kaldırmaz.

Düzeltme davasının niteliği de belirtilmelidir. Bu dava, kaydın gerçeğe uygun hâle getirilmesini amaçlar ve kural olarak tespit niteliğindedir; kaydı doğuran hukukî olayı değiştirmez, yalnız kaydı gerçeğe uydurur.

Kararın zaman bakımından etkisi, düzeltilen kaydın niçin gerçeğe aykırı olduğuna göre değişir ve bu ayrım karıştırılmamalıdır:

  • Kayıt baştan itibaren yanlış tutulmuşsa — doğum tarihi sehven yanlış yazılmışsa — düzeltme kararı yalnız gerçeği ortaya koyar ve kaydın doğru hâli başından itibaren geçerli sayılır.
  • Kayıt, sonradan gerçekleşen bir olay sebebiyle gerçeğe aykırı hâle gelmişse — cinsiyet değiştirme ameliyatında olduğu gibi — düzeltme o olaydan öncesini değiştirmez; karar ileriye etkilidir.

Cinsiyet değişikliğine bağlı düzeltme ikinci gruba girer: kayıt doğduğu anda doğruydu, ameliyatla gerçeğe aykırı hâle gelmiştir. Bu sebeple kişi yeni cinsiyetine göre hak ve yükümlülüklere karardan sonrası için sahip olur; geçmişteki hukukî ilişkiler ve o dönemde doğmuş hak ve borçlar etkilenmez.

Cinsiyet değişikliğine ilişkin düzenlemenin şartları, kişilik hakkı ile kamu düzeni arasındaki dengenin bir görünümüdür. Cinsiyet, kişisel durumun temel unsurlarından biri olduğundan değişikliği sicilde iz bırakır ve üçüncü kişilerin hukukî ilişkilerini etkileyebilir. Kanun bu sebeple değişikliği serbest bırakmamış, yargısal denetime ve sağlık kurulu raporuna bağlamıştır.

Evli olmama şartının amacı da aynı dengede aranır: mevcut bir evlilik sürerken cinsiyetin değişmesi, evliliğin kurucu unsurlarını doğrudan etkileyeceğinden, kanun önce evlilik ilişkisinin çözülmesini aramıştır. Yaş şartı ise kararın kişinin kendi olgun iradesine dayanmasını sağlar.

Düzeltme kararının sonuçları bakımından ölçü, kişisel durumun ileriye dönük olarak değişmesidir. Kişi karardan sonra yeni cinsiyetine bağlanan hak ve yükümlülüklere sahip olur; buna karşılık karardan önce kurulmuş hukukî ilişkiler, kuruldukları andaki duruma göre değerlendirilir. Bu ayrım, kişilik haklarının korunması ile üçüncü kişilerin güveninin korunmasını birlikte gözetir.

Örnek olay

(G), nüfus kaydındaki doğum tarihinin yanlış olduğunu ileri sürerek nüfus müdürlüğüne başvurmuş, müdürlük kaydı idarî yoldan düzeltmiştir. Bu düzeltmeye dayanılarak yapılan bir işlemde (H) zarara uğramıştır. Ayrıca (G), evli olduğu dönemde cinsiyet değişikliği için mahkemeye başvurmuş, mahkemeden izin almış ve ameliyat olmadan nüfus kaydının düzeltilmesini istemektedir.

Değerlendirme: İlk işlem baştan hukuka aykırıdır. Mahkeme kararı olmadıkça kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz (TMK m. 39). Doğum tarihinin düzeltilmesi idarî yolla yapılamayacak bir işlemdir; müdürlüğün kararı bu sebeple geçersizdir.

(H)'nin zararı bakımından muhatap Devlettir. Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla Devletçe tazmin edilir (TMK m. 38/1). (H), memura karşı değil Devlete karşı dava açar ve davayı sicilin tutulduğu yer mahkemesinde açar (TMK m. 38/2). Memurun kusuru yalnız Devletin rücu hakkı bakımından önem taşır.

Cinsiyet değişikliği talebinde iki ayrı eksiklik vardır. Birincisi, iznin verilebilmesi için istem sahibinin evli olmaması gerekir (TMK m. 40/1); (G) başvuru sırasında evli olduğuna göre izin koşulları gerçekleşmemiştir ve verilen izin bu yönüyle hukuka aykırıdır.

İkincisi, izin tek başına sicil kaydını değiştirmez. Kanun süreci iki aşamaya ayırmıştır: nüfus sicilinde düzeltme, ancak amaç ve tıbbî yöntemlere uygun ameliyatın gerçekleştirildiğinin resmî sağlık kurulu raporuyla doğrulanması hâlinde yapılır (TMK m. 40/2). Ameliyat gerçekleşmediğine göre düzeltme talebi karşılanamaz.

İkinci örnek olay

(M), yıllardır kullandığı öz adının resmî kayıtta farklı yazıldığını fark etmiş ve nüfus müdürlüğünden kaydın düzeltilmesini istemiştir. Talebi reddedilince mahkemeye başvurmuş; mahkeme, yazım hatasının düzeltilmesine karar vermiştir. (M) daha sonra bu kararın ad değişikliği sayılıp sayılmayacağını, eski adıyla yaptığı sözleşmelerin durumunu ve kardeşinin de aynı düzeltmeden yararlanıp yararlanamayacağını sormaktadır.

Değerlendirme: İlk ayrım, işlemin düzeltme mi yoksa değiştirme mi olduğudur. Düzeltmede kayıt, gerçekte var olan duruma uydurulur; değiştirmede ise mevcut ve doğru bir kayıt, haklı sebeple başka bir ada dönüştürülür. Olayda kaydın yanlış tutulduğu anlaşıldığına göre yapılan işlem düzeltmedir.

Ayrımın iki sonucu vardır. Düzeltme davasında haklı sebep aranmaz; aranan, kaydın gerçeğe aykırı olduğunun ortaya konmasıdır. İkinci olarak düzeltme kararı tespit niteliğinde olduğundan, kaydın doğru hâli başından itibaren geçerli sayılır. Ad değiştirmede ise sonuç ileriye etkilidir.

Eski adla kurulmuş sözleşmeler bakımından sonuç değişmez. Kaydın düzeltilmesi kişinin hukukî kimliğini değiştirmez; kişisel durum aynen devam eder. Bu, ad değişikliği için açıkça öngörülen kuralın (TMK m. 27/3) düzeltme bakımından evleviyetle geçerli olmasıdır: değiştirme bile kişisel durumu etkilemiyorsa, düzeltme hiç etkilemez.

Kardeşin durumu ise ayrı bir davanın konusudur. Sicil kayıtları kişiye özgüdür ve mahkeme kararı olmadıkça hiçbir kayıtta düzeltme yapılamaz (TMK m. 39). Kardeş, kendi kaydındaki aykırılığı ileri sürerek ayrıca dava açmak zorundadır; (M) lehine verilen karar onun kaydını kendiliğinden düzeltmez.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 6 soru eşleşti, ilk 6 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2025 HMGS (EYLÜL)
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre gerçek kişilerde adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak kural olarak en geç ne kadar süre içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir?
A) 3 ay
B) 6 ay
C) 1 yıl
D) 2 yıl
E) 3 yıl
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 2 2011 KPSS
Ahmet, 23 Nisan 1988 tarihinde doğduğu halde, nüfus kaydında doğum tarihi 23 Nisan 1995 olarak yazılmıştır. Kişisel durum sicilindeki (nüfus kaydındaki) kayıtta mevcut olan bu yanlışlığın düzeltilmesi ile ilgili hangisi doğrudur?
A) Nüfus memuru yanlışlığı fark ederse kendiliğinden düzeltme yapabilir.
B) Nüfus memuru ancak Ahmet'in talebi ile düzeltme yapabilir.
C) Nüfus memuru ancak Ahmet tarafından getirilecek doğum belgesine göre düzeltme yapabilir.
D) Nüfus memuru ancak bu konuda verilmiş bir mahkeme kararına dayanarak düzeltme yapabilir.
E) Bu kaydın düzeltilmesi mümkün değildir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 3 2013 MALİ HİZMETLER UZMAN YRD.
Medeni Kanuna göre A, cinsiyetini değiştirmek istemektedir. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Medeni Kanunda cinsiyet değişikliğine ilişkin herhangi bir hüküm yoktur, bu konu özel bir kanunla düzenlenmiştir.
B) A'nın cinsiyet değiştirebilmesi için evli olmaması gerekir.
C) Kimliğini saklamak isteyen A'nın cinsiyet değiştirme talebini ilgili makamlara avukatı da yöneltebilir.
D) Cinsiyet değişikliği hakkında izin verecek olan makam, başvuru sahibinin yerleşim yeri aile mahkemesidir.
E) Cinsiyet değişikliği talebinde bulunabilmek için fiil ehliyetine sahip olmak zorunludur.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 4 2024 KPSS
Hak sahibine, tek taraflı irade beyanında bulunmak suretiyle yeni bir hukuki ilişki kurma, mevcut bir hukuki ilişkiyi değiştirme ya da sona erdirme yetkisi veren haklara yenilik doğuran haklar denir. Bu haklar yöneldiği sonuç itibarıyla üç grupta toplanır. Bu hakların ortak özellikleriyle ilgili kural olarak 1. Usulüne uygun biçimde kullanılmakla sona erer. 2. Kullanılmalarını sınırlayan süreler hak düşürücü süredir. 3. Kullanılıp sonuç meydana geldikten sonra bundan geri dönülebilir. ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) I ve III
E) II ve III
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 5 2011 KPSS
Ahmet 23 Nisan 1988 tarihinde doğduğu halde, nüfus kaydında doğum tarihi 23 Nisan 1995 olarak yazılmıştır. Kişisel durum sicilindeki (nüfus kütüğündeki) kayıtta mevcut olan bu yanlışlığın düzeltilmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Nüfus memuru yanlışlığı fark ederse kendiliğinden düzeltme yapabilir.
B) Nüfus memuru ancak Ahmet'in talebi ile düzeltme yapabilir.
C) Nüfus memuru ancak Ahmet tarafından getirilecek doğum belgesine göre düzeltme yapabilir.
D) Nüfus memuru ancak bu konuda verilmiş bir mahkeme kararına dayanarak düzeltme yapabilir.
E) Bu kaydın düzeltilmesi mümkün değildir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 6 2008 SAYIŞTAY
Tüzel kişilerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Tüzel kişilerin hukuki işlem, tasarruf ve dava ehliyetleri vardır.
B) Tüzel kişiler sahip oldukları ehliyetleri organları vasıtasıyla kullanırlar.
C) Tüzel kişi, organlarının işlemiş olduğu haksız fiillerden kayıtsız ve şartsız sorumlu olur.
D) Organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar.
E) Tüzel kişi, organ sıfatıyla hareket eden kişinin organlık işlevine giren bir işin görülmesi sırasında işlemiş olduğu haksız fiilden sorumlu olur.
Cevabı göster
Cevap: C.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 4 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 74
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre kişisel durum siciliyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Sicildeki maddi bir yanlışlık, nüfus müdürlüğünce idari yoldan düzeltilebilir.
B) Mahkeme kararı olmadıkça sicilin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz.
C) Sicilin tutulmasından doğan zararlar Devletçe tazmin edilir.
D) Devlet ödediği tazminatı kusuru bulunan memura rücu eder.
E) Tazminat ve rücu davaları sicilin tutulduğu yer mahkemesinde açılır.
Cevabı göster
Cevap: A. Kanun, kaydın düzeltilmesi için ayrı ve sıkı bir usul öngörmüştür: mahkeme kararı olmadıkça kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz. Kuralın amacı sicilin güvenilirliğini korumaktır; idari yoldan yapılacak düzeltmeler sicilin kanıt gücünü zayıflatacağından kanun düzeltmeyi yargısal denetime bağlamıştır. Sicilin tutulmasından doğan zararları ise kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla Devlet tazmin eder ve zarar gören memura karşı dava açmaz.

Şık analizi

B) Doğru ifade. Kanun düzeltmeyi yargısal denetime bağlamıştır; bu kural sicilin güvenilirliğini korur.
C) Doğru ifade. Sicilin tutulmasından doğan zararları Devlet tazmin eder.
D) Doğru ifade. Devlet ödediği tazminatı kusurlu memura rücu eder; kusur yalnız bu ilişkide önem taşır.
E) Doğru ifade. Kanun özel bir yetki kuralı koymuştur: davalar sicilin tutulduğu yer mahkemesinde açılır.
Soru 75
Cinsiyet değişikliğine izin verilebilmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göreI.İstem sahibinin onsekiz yaşını doldurmuş ve evli olmaması gerekir.II.Başvurunun istem sahibi tarafından şahsen yapılması gerekir.III.Ameliyatın gerçekleştiğinin önceden belgelenmiş olması gerekir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. İzin aşamasında aranan koşullar onsekiz yaşın doldurulmuş olması, evli olmama, transseksüel yapıda bulunma ve cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunluluğunun resmî sağlık kurulu raporuyla belgelenmesidir; başvuru ayrıca şahsen yapılır, çünkü kullanılan yetki kişiye sıkı sıkıya bağlıdır ve temsilciye bırakılamaz. Ameliyatın gerçekleşmesi ise izin aşamasının değil, ikinci aşamanın koşuludur: sicilde düzeltme ancak ameliyatın resmî sağlık kurulu raporuyla doğrulanmasından sonra yapılır. Buna göre I ve II doğru, III yanlıştır.

Şık analizi

A) I doğru, ancak II de doğrudur. Başvurunun şahsen yapılması kanunda açıkça aranır.
B) III yanlıştır. Ameliyat izin aşamasının değil, ikinci aşamanın koşuludur.
D) II doğru, ancak III yanlıştır. Önce izin alınır, ameliyat ondan sonra gelir.
E) I ve II doğru, III yanlıştır. Üçünü birden doğru saymak izin ile düzeltme aşamalarını birleştirmek olur.
Soru 76
G, nüfus kaydındaki doğum tarihinin yanlış olduğunu ileri sürmüş, nüfus müdürlüğü kaydı idari yoldan düzeltmiştir. Bu düzeltmeye dayanılarak yapılan bir işlemde H zarara uğramıştır. G ayrıca, evli olduğu dönemde cinsiyet değişikliği için mahkemeden izin almış ve ameliyat olmadan nüfus kaydının düzeltilmesini istemektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) İdari düzeltme geçerlidir; H zararının giderilmesini kusurlu memurdan isteyebilir.
B) İdari düzeltme geçersizdir; H zararının giderilmesini Devletten isteyebilir.
C) H, zararının giderilmesi için önce memura, sonuç alamazsa Devlete başvurmalıdır.
D) G evli olsa da izin koşulları gerçekleşmiştir; eksik olan yalnız ameliyat şartıdır.
E) İzin kararı verildiğine göre nüfus kaydı ameliyat beklenmeden düzeltilebilir.
Cevabı göster
Cevap: B. Mahkeme kararı olmadıkça kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz; doğum tarihinin idari yolla düzeltilmesi bu sebeple geçersizdir. Zarar bakımından muhatap Devlettir: sicilin tutulmasından doğan zararlar kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla Devletçe tazmin edilir ve zarar gören memura karşı dava açamaz, davayı sicilin tutulduğu yer mahkemesinde açar. Cinsiyet değişikliği talebinde ise iki ayrı eksiklik vardır: başvuru anında evli olunduğundan izin koşulları gerçekleşmemiştir ve izin tek başına sicil kaydını değiştirmez.

Şık analizi

A) Yanlış. Mahkeme kararı olmadıkça sicilde düzeltme yapılamaz; ayrıca zarar gören memura karşı dava açamaz.
C) Yanlış. Devletin sorumluluğu ikinci derecede değildir; zarar gören doğrudan Devlete başvurur.
D) Yanlış. Evli olmamak izin koşullarındandır; G başvuru sırasında evli olduğuna göre koşul gerçekleşmemiştir.
E) Yanlış. İzin tek başına sicil kaydını değiştirmez; düzeltme ancak ameliyatın raporla doğrulanmasından sonra yapılır.
Soru 77
Nüfus kaydında baştan itibaren yanlış tutulmuş bir kaydın düzeltilmesine karar verilmesi hâlinde, kararın zaman bakımından etkisi ne şekilde olur?
A) Karar yalnız ileriye etkilidir; geçmişteki kayıt doğru sayılmaya devam eder.
B) Kararın etkisi, düzeltmenin sicile işlendiği tarihten itibaren başlar.
C) Kararın etkisi, davanın açıldığı tarihe kadar geriye yürür.
D) Karar, kaydı doğuran hukuki olayı da geçmişe etkili olarak değiştirir.
E) Kaydın doğru hâli başından itibaren geçerli sayılır; karar tespit niteliğindedir.
Cevabı göster
Cevap: E. Düzeltme davası kaydın gerçeğe uygun hâle getirilmesini amaçlar ve kural olarak tespit niteliğindedir; kaydı doğuran hukuki olayı değiştirmez, yalnız kaydı gerçeğe uydurur. Kararın zaman bakımından etkisi, kaydın niçin gerçeğe aykırı olduğuna göre değişir. Kayıt baştan itibaren yanlış tutulmuşsa düzeltme yalnız gerçeği ortaya koyar ve kaydın doğru hâli başından itibaren geçerli sayılır. Kayıt sonradan gerçekleşen bir olay sebebiyle aykırı hâle gelmişse, cinsiyet değişikliğinde olduğu gibi, karar ileriye etkilidir.

Şık analizi

A) Yanlış. İleriye etkili olma, cinsiyet değişikliği gibi sonradan gerçekleşen bir olayla kaydın aykırı hâle geldiği durumlara aittir.
B) Yanlış. Sicile işleme kararın sonucunu gösterir; kurucu bir işlem değildir.
C) Yanlış. Kayıt baştan yanlış tutulduğuna göre etki dava tarihiyle sınırlı kalmaz.
D) Yanlış. Düzeltme davası tespit niteliğindedir; kaydı doğuran olayı değiştirmez, yalnız kaydı gerçeğe uydurur.

← Ad ve Adın KorunmasıTüzel Kişilerde Genel Hükümler →