Medeni Hukuk › Başlık 33 / 60
Temel Kavramlar ve Mirasın Açılması
8 Hâkimlik 2 HMGS Sorusu
Hızlı özet
Miras hukuku, bir kişinin ölümüyle malvarlığının kime ve nasıl geçeceğini düzenler. Konusu tek bir olaya bağlıdır: ölüm. Bu yüzden miras hukukunun bütün kurumları, ölüm anında var olan duruma göre kurulur.
Mirasbırakan, Mirasçı, Tereke
Mirasbırakan (muris), ölümüyle mirası açılan kişidir. Yalnız gerçek kişi mirasbırakan olabilir; tüzel kişinin ölümü söz konusu olmadığından mirası da açılmaz, sona ermesinde tasfiye hükümleri uygulanır.
Mirasçı, malvarlığındaki hak ve borçları külli halefiyetle kazanan kişidir; yasadan doğuyorsa yasal, ölüme bağlı tasarruftan doğuyorsa atanmış mirasçıdır.
Tereke, ölümle mirasçılara geçen malvarlığının tamamıdır — aktifi ve pasifiyle birlikte. Aktifler: taşınır ve taşınmaz mülkiyeti, alacaklar, sınırlı ayni haklar, fikrî haklar. Pasifler: mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, mühürleme ve defter tutma masrafları. Terekeye girmeyenler: kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar, intifa ve oturma hakkı, ömür boyu gelir, ileri sürülmemiş manevî tazminat istemi.
Ayrımın pratik önemi, mirasçının ne devraldığını ve neden sorumlu olduğunu göstermesindedir. Terekenin borca batık olması ihtimali, mirasın reddi ve resmî tasfiye kurumlarının varlık sebebidir.
Külli ve Cüzi Halefiyet
Mirasçılık külli halefiyete dayanır: mirasçı tereke mallarını tek tek değil, bir bütün olarak ve kendiliğinden kazanır; ayrı bir devir, teslim veya tescil gerekmez. Buna karşılık belirli mal vasiyeti alacaklısı cüzi haleftir: mülkiyeti doğrudan kazanmaz, mirasçılardan o malın devrini isteyebileceği bir alacak hakkı elde eder.
Üç pratik sonucu vardır: külli halef terekenin borçlarından da sorumludur, cüzi halef değildir; külli halef malı kendiliğinden kazanır, cüzi halef devir talebinde bulunur; külli halef miras ortaklığına dâhildir, cüzi halef değildir.
Külli halefiyetin bir başka sonucu miras ortaklığıdır: birden çok mirasçı varsa tereke, paylaşılıncaya kadar onlara elbirliğiyle ait olur ve mirasçılar tek başlarına tasarrufta bulunamaz.
Külli halefiyet aynı zamanda bir an meselesidir: tereke, mirasçının bilgisi ve iradesi dışında ölüm anında kendiliğinden geçer. Kabul beyanı gerekmez, ret beyanı gerekir. Kanun, terekenin sahipsiz kalmamasını önceler.
Mirasın Açılması
Miras mirasbırakanın ölümüyle açılır; sağlığında yaptığı kazandırmalar ve paylaştırmalar terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir (TMK m. 575). Ölümden sonraki değer değişmeleri hesaba katılmaz — bu kural tenkis ve denkleştirme hesaplarının da dayanağıdır; sonraki değer artışı payları yeniden hesaplatmaz, mirasçılara payları oranında yansır.
Yer bakımından miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır. Tasarrufların iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu mahkemede görülür (TMK m. 576). "Malvarlığının tamamı için" ifadesi önemlidir: taşınmazlar başka illerde bulunsa bile miras tek bir yerde açılır ve bölünmez.
Açılmanın sonuçları: tereke külli halefiyetle ve kendiliğinden mirasçılara geçer; birden çok mirasçı varsa miras ortaklığı doğar (TMK m. 640/1); ret süresi işlemeye başlar; ölüme bağlı tasarruflar hüküm doğurur; tenkis ve iptal davalarının hak düşürücü süreleri işler.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahiptir ve bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler; buna karşılık her biri terekedeki hakların korunmasını tek başına isteyebilir ve sağlanan korumadan hepsi yararlanır (TMK m. 640/2, 640/4).
Mirasa Ehliyet ve Sorumluluk
Mirasa ehil olmayanlar dışında herkes mirasçı ve vasiyet alacaklısı olabilir (TMK m. 577/1). Tüzel kişiliği bulunmayan bir topluluğa belli bir amaç için yapılan kazandırmayı, topluluktaki kişiler o amacı gerçekleştirme kaydıyla birlikte edinmiş olur; amaç bu yolla gerçekleştirilemiyorsa kazandırma vakıf kurma niteliğinde sayılır (TMK m. 577/2). Mirasçı bırakmaksızın ölenin mirası Devlete geçer (TMK m. 501); Devlet mirası reddedemez ve borçlardan yalnız kendisine geçen malvarlığı ölçüsünde sorumlu olur.
Mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur (TMK m. 641/1). Sorumluluk paylaşmadan önce de sonra da sürer, kişisel ve sınırsızdır — terekenin değeriyle sınırlı değildir. Bu, külli halefiyetin doğrudan sonucudur: alacaklı borcun tamamını herhangi bir mirasçıdan isteyebilir, ödeyen mirasçı diğerlerine payları oranında rücu eder.
Sorumluluğu hafifleten üç yol vardır ve aralarındaki fark mirasçının tercihini belirler: mirasın reddi, resmî defter (sorumluluk deftere yazılan borçlarla sınırlanır) ve resmî tasfiye (mirasçı kişisel olarak hiç sorumlu olmaz).
Kanun özel bir hâl de öngörmüştür: ana baba veya büyük ana babayla birlikte yaşayan ve emeklerini ya da gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun tazminat, terekenin acze düşmemesi kaydıyla tereke borcu sayılır (TMK m. 641/2).
Sınavda Ne Çıkar
- Her şey ölüm anındaki duruma göre değerlendirilir; miras yerleşim yerinde ve malvarlığının tamamı için açılır.
- Mirasçı külli haleftir ve borçlardan da sorumludur; belirli mal vasiyeti alacaklısı cüzi haleftir, yalnız alacak hakkı kazanır.
- Sorumluluk müteselsil, kişisel ve sınırsızdır; resmî defterle sınırlanır, resmî tasfiyede doğmaz.
- Kabul beyanı gerekmez, ret beyanı gerekir.
- Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar ile intifa ve oturma hakkı terekeye girmez; cenaze giderleri tereke borcudur.
- Mirasçı bırakmaksızın ölenin mirası Devlete geçer ve Devlet reddedemez.
- Mirasbırakan yalnız gerçek kişi olabilir.
Miras hukuku, bir kişinin ölümüyle malvarlığının kime ve nasıl geçeceğini düzenler. Konusu tek bir olaya bağlıdır: ölüm. Bu yüzden miras hukukunun bütün kurumları, ölüm anında var olan duruma göre kurulur.
A. Mirasbırakan, Mirasçı, Tereke
Üç temel kavram bütün bölümde kullanılır.
- Mirasbırakan (muris) — ölümüyle mirası açılan kişidir. Yalnız gerçek kişi mirasbırakan olabilir; tüzel kişinin ölümü söz konusu olmadığından mirası da açılmaz.
- Mirasçı — mirasbırakanın malvarlığındaki hak ve borçları külli halefiyet yoluyla kazanan kişidir. Yasadan doğuyorsa yasal, ölüme bağlı tasarruftan doğuyorsa atanmış mirasçıdır.
- Tereke — mirasbırakanın ölümüyle mirasçılara geçen malvarlığının tamamıdır: aktifi ve pasifiyle birlikte.
Terekenin kapsamı dışında kalanlar ayrıca belirtilmelidir. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar terekeye girmez; intifa hakkı, oturma hakkı ve ömür boyu gelir gibi ölümle sona eren haklar da terekede yer almaz. Buna karşılık mirasbırakanın borçları terekeye dâhildir ve mirasçılara geçer.
Terekenin kapsamı belirlenirken üç grup ayrılır:
- Aktifler — taşınır ve taşınmaz mülkiyeti, alacaklar, sınırlı ayni haklar, fikrî haklar
- Pasifler — mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve defter tutma masrafları
- Terekeye girmeyenler — kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar, intifa ve oturma hakkı, ömür boyu gelir, manevî tazminat istemi (ileri sürülmemişse)
Ayrımın pratik önemi, mirasçının ne devraldığını ve neden sorumlu olduğunu göstermesindedir. Terekenin borca batık olması hâlinde mirasçının elinde kalan bir değer bulunmaz; bu ihtimal, mirasın reddi ve resmî tasfiye kurumlarının varlık sebebidir.
B. Külli ve Cüzi Halefiyet
Mirasçılık külli halefiyete dayanır: mirasçı, tereke mallarını tek tek değil, bir bütün olarak ve kendiliğinden kazanır. Ayrı bir devir işlemine, teslime ya da tescile gerek yoktur.
Buna karşılık belirli mal vasiyeti ile lehine kazandırma yapılan kişi cüzi haleftir: doğrudan mülkiyet kazanmaz, mirasçılardan o malın kendisine devrini isteyebilecek bir alacak hakkı elde eder.
Ayrımın üç pratik sonucu vardır:
- Külli halef terekenin borçlarından da sorumludur; cüzi halef sorumlu değildir.
- Külli halef malı kendiliğinden kazanır; cüzi halef devir talebinde bulunmak zorundadır.
- Külli halef miras ortaklığına dâhildir; cüzi halef ortaklığın dışındadır.
Külli halefiyetin bir başka sonucu, miras ortaklığıdır. Birden çok mirasçı varsa, tereke paylaşılıncaya kadar bunlara elbirliğiyle ait olur; mirasçılar terekedeki mallar üzerinde tek başlarına tasarrufta bulunamaz. Ortaklık, paylaşmanın tamamlanmasıyla sona erer.
Külli halefiyet ayrıca bir an meselesidir. Tereke, mirasçının bilgisi ve iradesi dışında, ölüm anında kendiliğinden geçer. Mirasçı bu geçişi istemiyorsa mirası reddetmek zorundadır; kabul beyanına gerek yoktur, ret beyanına vardır. Bu yapı, miras hukukunun bütününde tekrarlanan bir tercihin sonucudur: kanun, terekenin sahipsiz kalmamasını önceler.
C. Mirasın Açılması: An ve Yer
Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu mirasla ilgili kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir (TMK m. 575).
Ölüm anının belirleyiciliği, bölümün geri kalanını anlamanın anahtarıdır. Mirasçı sıfatının kimde bulunduğu, terekenin kapsamı, saklı payların hesabı ve payların oranı hep bu ana göre saptanır. Ölüm karinesi ve gaiplik kararı da bu ana bağlanmıştır.
Yer bakımından kural açıktır: miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır. Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür (TMK m. 576).
Hükümdeki "malvarlığının tamamı için" ifadesi önemlidir: taşınmazlar başka yerlerde bulunsa bile miras tek bir yerde açılır ve bölünmez. Sayılan davalar bakımından bu yetki, dağınıklığı önlemeye yöneliktir.
Mirasın açılmasının doğurduğu sonuçlar şu başlıklarda toplanır:
- Tereke mirasçılara geçer — külli halefiyetle ve kendiliğinden
- Miras ortaklığı doğar — birden çok mirasçı varsa elbirliği mülkiyeti kurulur (TMK m. 640/1)
- Ret süresi işlemeye başlar — mirasçı bu süre içinde mirası reddedebilir
- Ölüme bağlı tasarruflar hüküm doğurur — vasiyetname açılır ve yerine getirilir
- Tenkis ve iptal davalarının süreleri işler — hak düşürücü süreler bu andan itibaren hesaplanır
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur ve sözleşme ya da kanundan doğan temsil veya yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler (TMK m. 640/2). Buna karşılık mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir ve sağlanan korumadan hepsi yararlanır (TMK m. 640/4).
D. Açılmanın Hükümleri ve Mirasa Ehliyet
Mirasın açılmasının ilk sonucu değerlendirme anıdır: mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu mirasla ilgili kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir (TMK m. 575/2). Ölümden sonraki değer değişmeleri hesaba katılmaz; bu kural tenkis ve denkleştirme hesaplarının da dayanağıdır.
İkinci sonuç yetkidir. Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır ve şu davalar bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür (TMK m. 576):
- Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi
- Mirasın paylaştırılması
- Miras sebebiyle istihkak davaları
Yetkinin tek bir yerde toplanması, terekeye ilişkin uyuşmazlıkların dağılmasını önler. Taşınmazların başka yerlerde bulunması sonucu değiştirmez; ölçü malın yeri değil, mirasbırakanın yerleşim yeridir.
Üçüncü sonuç ehliyettir. Kanuna göre mirasa ehil olmayanlar dışındaki herkes mirasçı olabileceği gibi vasiyet alacaklısı da olabilir (TMK m. 577/1). Tüzel kişiliği bulunmayan bir topluluğa belli bir amaç için yapılan kazandırmaları, o topluluk içindeki kişiler, mirasbırakanın belirlediği amacı gerçekleştirme kaydıyla birlikte edinmiş olurlar; amacın bu yolla gerçekleştirilmesine olanak yoksa kazandırma vakıf kurma niteliğinde sayılır (TMK m. 577/2).
Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası ise Devlete geçer (TMK m. 501). Devlet burada son sıradaki yasal mirasçıdır; mirası reddedemez ve tereke borçlarından yalnız kendisine geçen malvarlığı ölçüsünde sorumlu olur.
E. Mirasçıların Sorumluluğu
Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludur (TMK m. 641/1). Sorumluluk paylaşmadan önce de sonra da devam eder ve mirasçının kendi malvarlığına uzanır.
Bu, külli halefiyetin doğrudan sonucudur: mirasçı aktifi ve pasifi birlikte devraldığından, alacaklı borcun tamamını herhangi bir mirasçıdan isteyebilir. Ödeyen mirasçı, diğerlerine payları oranında rücu eder.
Sorumluluktan kurtulmanın yolları vardır ve ilerleyen başlıklarda görülecektir: mirasın reddi, resmî defter tutulması ve resmî tasfiye bu amaca hizmet eder. Sorumluluğun ağırlığı, bu kurumların neden ayrıntılı düzenlendiğini açıklar.
Kanun ayrıca özel bir hâl öngörmüştür: ana baba veya büyük ana büyük baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, terekenin borç ödemeden acze düşmemesi kaydıyla tereke borcu sayılır (TMK m. 641/2).
Sorumluluğun kapsamı bakımından bir ayrım daha yapılır. Mirasçı, tereke borçlarından kişisel olarak ve sınırsız sorumludur; yani sorumluluk terekenin değeriyle sınırlı değildir. Resmî defter tutulması hâlinde sorumluluk deftere yazılan borçlarla sınırlanır; resmî tasfiyede ise mirasçı kişisel olarak hiç sorumlu olmaz. Üç rejim arasındaki bu fark, mirasçının hangi yolu seçeceğini belirler.
Örnek olay
(A) ölmüş, geriye iki çocuğu ile bir de vasiyetname bırakmıştır. Vasiyetnamede, arkadaşı (B)'ye belirli bir taşınmazın bırakıldığı yazılıdır. (A)'nın ayrıca ödenmemiş banka borçları vardır. (B), vasiyetnamenin açılmasıyla taşınmazın kendiliğinden mülkiyetine geçtiğini ileri sürerek tapuda tescil istemektedir. Banka ise borcun bir kısmını (B)'den talep etmektedir.
Değerlendirme: (B)'nin durumu külli halefiyet ile cüzi halefiyet ayrımı üzerinden çözülür.
(A)'nın çocukları külli haleftir; tereke onlara ölüm anında, bir bütün olarak ve kendiliğinden geçer. (B) ise belirli bir mal bırakılan kişidir ve cüzi halef konumundadır: ölümle birlikte taşınmazın mülkiyetini kazanmaz, yalnız mirasçılardan o malın devrini isteme hakkı elde eder. Tapuda doğrudan tescil talebi bu sebeple yerinde değildir; (B) önce mirasçılardan ifa istemek zorundadır.
Banka bakımından sonuç tersinedir. Tereke borçlarından mirasçılar müteselsilen sorumludur (TMK m. 641/1); (B) mirasçı olmadığından borçtan sorumlu değildir. Banka alacağını (A)'nın çocuklarından ister ve tamamını herhangi birinden talep edebilir.
Bu iki sonucun ortak mantığı şudur: sorumluluk ile kazanım aynı kaynaktan doğar. Terekeyi bir bütün olarak devralan borcu da devralır; yalnız belirli bir mal üzerinde alacak hakkı kazanan ise borçtan sorumlu tutulmaz.
Vasiyet alacağının kaderi de bu düzene bağlıdır: tereke borçları ödendikten sonra kalan değerden karşılanır. Tereke borca batıksa (B)'nin alacağı tümüyle karşılıksız kalabilir.
İkinci örnek olay
(U) İstanbul'da yerleşiktir; İzmir'de bir dairesi, Ankara'da bir arsası vardır. Ölümünden sonra mirasçılardan biri, terekenin paylaştırılması davasını taşınmazın bulunduğu İzmir'de açmıştır. Bir başka mirasçı ise (U)'nun ölümünden altı ay önce yaptığı bir bağışlamanın tenkisini istemekte ve bu davayı Ankara'da açmayı düşünmektedir. Ayrıca (U)'nun ölüm tarihinden sonra dairenin değeri belirgin biçimde artmıştır; mirasçılardan biri, payların bugünkü değere göre hesaplanmasını istemektedir.
Değerlendirme: Üç sorun da mirasın açılmasına ilişkin iki kuralla çözülür.
Yetki bakımından kural nettir: miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır ve mirasın paylaştırılması ile tasarrufların tenkisi davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür (TMK m. 576). Taşınmazların başka illerde bulunması sonucu değiştirmez; miras bölünmez ve tek merkezde açılır.
Bu sebeple paylaştırma davasının İzmir'de açılması yerinde değildir; dava İstanbul'da görülmelidir. Aynı şekilde tenkis davası da Ankara'da değil, İstanbul'da açılır. Kuralın amacı, aynı terekeye ilişkin uyuşmazlıkların farklı mahkemelere dağılmasını önlemektir.
Değerleme bakımından ise ölüm anı belirleyicidir. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir (TMK m. 575). Ölümden sonraki değer artışı, mirasçıların payları oranında hepsine yansır; payların yeniden hesaplanmasını gerektirmez.
Bağışlama bakımından da aynı an esas alınır. Tenkis hesabında kazandırmanın değeri, kural olarak mirasın açıldığı andaki değere göre belirlenir; bu, mirasbırakanın ölümünden önceki dalgalanmaların hesabı bozmasını önler.
Üçüncü örnek olay
(A), son iki yıldır çalışmak üzere yurt dışında bulunmakla birlikte yerleşim yeri Ankara olarak kayıtlı iken ölmüştür. Terekesinde İzmir'de bir daire, Ankara'da bir mevduat hesabı ve yurt dışında bir taşınır bulunmaktadır. Mirasçılar (B) ve (C), mirasbırakanın son yıllarda yaptığı bir bağışlamanın tenkisini istemektedir; (B) davanın dairenin bulunduğu İzmir'de açılması gerektiğini savunmaktadır. Ayrıca mirasbırakan, tüzel kişiliği bulunmayan bir mahalle dayanışma topluluğuna, mahalledeki çocukların eğitimi için kullanılmak üzere önemli bir kazandırma yapmıştır. Terekede ayrıca (B)'nin ödediği 60 birimlik bir tereke borcu vardır ve (B) bu tutarın tamamını (C)'den istemektedir.
Değerlendirme: Dört sorun da mirasın açılmasının hükümlerinden çözülür.
Yetkili mahkeme. Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır ve tasarrufların iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ile miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür (TMK m. 576). Ölçü malın bulunduğu yer değildir; (B)'nin İzmir savunması yerinde değildir ve dava Ankara'da görülür.
Yurt dışında bulunmak da sonucu tek başına değiştirmez: kanunun aradığı ölçüt yerleşim yeridir, fiilî bulunma yeri değil.
Değerlendirme anı. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir (TMK m. 575/2). Tenkis hesabında bağışlanan malın bugünkü değeri değil, ölüm anındaki durum esas alınır.
Topluluğa kazandırma. Tüzel kişiliği bulunmayan bir topluluğa belli bir amaç için yapılan kazandırmaları, o topluluk içindeki kişiler, mirasbırakanın belirlediği amacı gerçekleştirme kaydıyla birlikte edinmiş olurlar. Amacın bu yolla gerçekleştirilmesine olanak yoksa kazandırma vakıf kurma niteliğinde sayılır (TMK m. 577/2). Mahalle topluluğu bu kapsamdadır; amaç yerine getirilemiyorsa kazandırma vakıf kurma olarak değerlendirilir.
Tereke borcu. Teselsül, dış ilişkide alacaklıya tam bir seçim imkânı verir: borcun bütününü dilediği mirasçıdan tahsil edebilir (TMK m. 641/1). Ne var ki bu kural iç ilişkiyi belirlemez. Ödemeyi yapan mirasçı, diğerlerine payları oranında rücu eder ve fazlasını isteyemez. (B) bu sebeple 60 birimin tamamını değil, yalnız (C)'nin payına düşen kısmını talep edebilir.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 10 soru eşleşti, ilk 10 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2024 HMGS (EYLÜL)
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2025 HMGS (EYLÜL)
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2005 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2007 ADLİ YARGI (MART)
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ YARGI (EKİM)
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2012 AVUKATLAR İÇİN İDARİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2012 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2016 ADLİ İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 2021 ADLİ İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 10 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 5 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.
Soru 212
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 213
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 214
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 215
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 216
Cevabı göster
Şık analizi
← Vesayet, Kayyımlık ve Yasal DanışmYasal Mirasçılar ve Zümre Sistemi →