EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 33 / 60

Temel Kavramlar ve Mirasın Açılması

8 Hâkimlik 2 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Miras hukuku, bir kişinin ölümüyle malvarlığının kime ve nasıl geçeceğini düzenler. Konusu tek bir olaya bağlıdır: ölüm. Bu yüzden miras hukukunun bütün kurumları, ölüm anında var olan duruma göre kurulur.

Mirasbırakan, Mirasçı, Tereke

Mirasbırakan (muris), ölümüyle mirası açılan kişidir. Yalnız gerçek kişi mirasbırakan olabilir; tüzel kişinin ölümü söz konusu olmadığından mirası da açılmaz, sona ermesinde tasfiye hükümleri uygulanır.

Mirasçı, malvarlığındaki hak ve borçları külli halefiyetle kazanan kişidir; yasadan doğuyorsa yasal, ölüme bağlı tasarruftan doğuyorsa atanmış mirasçıdır.

Tereke, ölümle mirasçılara geçen malvarlığının tamamıdır — aktifi ve pasifiyle birlikte. Aktifler: taşınır ve taşınmaz mülkiyeti, alacaklar, sınırlı ayni haklar, fikrî haklar. Pasifler: mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, mühürleme ve defter tutma masrafları. Terekeye girmeyenler: kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar, intifa ve oturma hakkı, ömür boyu gelir, ileri sürülmemiş manevî tazminat istemi.

Ayrımın pratik önemi, mirasçının ne devraldığını ve neden sorumlu olduğunu göstermesindedir. Terekenin borca batık olması ihtimali, mirasın reddi ve resmî tasfiye kurumlarının varlık sebebidir.

Külli ve Cüzi Halefiyet

Mirasçılık külli halefiyete dayanır: mirasçı tereke mallarını tek tek değil, bir bütün olarak ve kendiliğinden kazanır; ayrı bir devir, teslim veya tescil gerekmez. Buna karşılık belirli mal vasiyeti alacaklısı cüzi haleftir: mülkiyeti doğrudan kazanmaz, mirasçılardan o malın devrini isteyebileceği bir alacak hakkı elde eder.

Üç pratik sonucu vardır: külli halef terekenin borçlarından da sorumludur, cüzi halef değildir; külli halef malı kendiliğinden kazanır, cüzi halef devir talebinde bulunur; külli halef miras ortaklığına dâhildir, cüzi halef değildir.

Külli halefiyetin bir başka sonucu miras ortaklığıdır: birden çok mirasçı varsa tereke, paylaşılıncaya kadar onlara elbirliğiyle ait olur ve mirasçılar tek başlarına tasarrufta bulunamaz.

Külli halefiyet aynı zamanda bir an meselesidir: tereke, mirasçının bilgisi ve iradesi dışında ölüm anında kendiliğinden geçer. Kabul beyanı gerekmez, ret beyanı gerekir. Kanun, terekenin sahipsiz kalmamasını önceler.

Mirasın Açılması

Miras mirasbırakanın ölümüyle açılır; sağlığında yaptığı kazandırmalar ve paylaştırmalar terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir (TMK m. 575). Ölümden sonraki değer değişmeleri hesaba katılmaz — bu kural tenkis ve denkleştirme hesaplarının da dayanağıdır; sonraki değer artışı payları yeniden hesaplatmaz, mirasçılara payları oranında yansır.

Yer bakımından miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır. Tasarrufların iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu mahkemede görülür (TMK m. 576). "Malvarlığının tamamı için" ifadesi önemlidir: taşınmazlar başka illerde bulunsa bile miras tek bir yerde açılır ve bölünmez.

Açılmanın sonuçları: tereke külli halefiyetle ve kendiliğinden mirasçılara geçer; birden çok mirasçı varsa miras ortaklığı doğar (TMK m. 640/1); ret süresi işlemeye başlar; ölüme bağlı tasarruflar hüküm doğurur; tenkis ve iptal davalarının hak düşürücü süreleri işler.

Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahiptir ve bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler; buna karşılık her biri terekedeki hakların korunmasını tek başına isteyebilir ve sağlanan korumadan hepsi yararlanır (TMK m. 640/2, 640/4).

Mirasa Ehliyet ve Sorumluluk

Mirasa ehil olmayanlar dışında herkes mirasçı ve vasiyet alacaklısı olabilir (TMK m. 577/1). Tüzel kişiliği bulunmayan bir topluluğa belli bir amaç için yapılan kazandırmayı, topluluktaki kişiler o amacı gerçekleştirme kaydıyla birlikte edinmiş olur; amaç bu yolla gerçekleştirilemiyorsa kazandırma vakıf kurma niteliğinde sayılır (TMK m. 577/2). Mirasçı bırakmaksızın ölenin mirası Devlete geçer (TMK m. 501); Devlet mirası reddedemez ve borçlardan yalnız kendisine geçen malvarlığı ölçüsünde sorumlu olur.

Mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur (TMK m. 641/1). Sorumluluk paylaşmadan önce de sonra da sürer, kişisel ve sınırsızdır — terekenin değeriyle sınırlı değildir. Bu, külli halefiyetin doğrudan sonucudur: alacaklı borcun tamamını herhangi bir mirasçıdan isteyebilir, ödeyen mirasçı diğerlerine payları oranında rücu eder.

Sorumluluğu hafifleten üç yol vardır ve aralarındaki fark mirasçının tercihini belirler: mirasın reddi, resmî defter (sorumluluk deftere yazılan borçlarla sınırlanır) ve resmî tasfiye (mirasçı kişisel olarak hiç sorumlu olmaz).

Kanun özel bir hâl de öngörmüştür: ana baba veya büyük ana babayla birlikte yaşayan ve emeklerini ya da gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun tazminat, terekenin acze düşmemesi kaydıyla tereke borcu sayılır (TMK m. 641/2).

Sınavda Ne Çıkar

  • Her şey ölüm anındaki duruma göre değerlendirilir; miras yerleşim yerinde ve malvarlığının tamamı için açılır.
  • Mirasçı külli haleftir ve borçlardan da sorumludur; belirli mal vasiyeti alacaklısı cüzi haleftir, yalnız alacak hakkı kazanır.
  • Sorumluluk müteselsil, kişisel ve sınırsızdır; resmî defterle sınırlanır, resmî tasfiyede doğmaz.
  • Kabul beyanı gerekmez, ret beyanı gerekir.
  • Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar ile intifa ve oturma hakkı terekeye girmez; cenaze giderleri tereke borcudur.
  • Mirasçı bırakmaksızın ölenin mirası Devlete geçer ve Devlet reddedemez.
  • Mirasbırakan yalnız gerçek kişi olabilir.

Miras hukuku, bir kişinin ölümüyle malvarlığının kime ve nasıl geçeceğini düzenler. Konusu tek bir olaya bağlıdır: ölüm. Bu yüzden miras hukukunun bütün kurumları, ölüm anında var olan duruma göre kurulur.

A. Mirasbırakan, Mirasçı, Tereke

Üç temel kavram bütün bölümde kullanılır.

  • Mirasbırakan (muris) — ölümüyle mirası açılan kişidir. Yalnız gerçek kişi mirasbırakan olabilir; tüzel kişinin ölümü söz konusu olmadığından mirası da açılmaz.
  • Mirasçı — mirasbırakanın malvarlığındaki hak ve borçları külli halefiyet yoluyla kazanan kişidir. Yasadan doğuyorsa yasal, ölüme bağlı tasarruftan doğuyorsa atanmış mirasçıdır.
  • Tereke — mirasbırakanın ölümüyle mirasçılara geçen malvarlığının tamamıdır: aktifi ve pasifiyle birlikte.

Terekenin kapsamı dışında kalanlar ayrıca belirtilmelidir. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar terekeye girmez; intifa hakkı, oturma hakkı ve ömür boyu gelir gibi ölümle sona eren haklar da terekede yer almaz. Buna karşılık mirasbırakanın borçları terekeye dâhildir ve mirasçılara geçer.

Terekenin kapsamı belirlenirken üç grup ayrılır:

  • Aktifler — taşınır ve taşınmaz mülkiyeti, alacaklar, sınırlı ayni haklar, fikrî haklar
  • Pasifler — mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve defter tutma masrafları
  • Terekeye girmeyenler — kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar, intifa ve oturma hakkı, ömür boyu gelir, manevî tazminat istemi (ileri sürülmemişse)

Ayrımın pratik önemi, mirasçının ne devraldığını ve neden sorumlu olduğunu göstermesindedir. Terekenin borca batık olması hâlinde mirasçının elinde kalan bir değer bulunmaz; bu ihtimal, mirasın reddi ve resmî tasfiye kurumlarının varlık sebebidir.

B. Külli ve Cüzi Halefiyet

Mirasçılık külli halefiyete dayanır: mirasçı, tereke mallarını tek tek değil, bir bütün olarak ve kendiliğinden kazanır. Ayrı bir devir işlemine, teslime ya da tescile gerek yoktur.

Buna karşılık belirli mal vasiyeti ile lehine kazandırma yapılan kişi cüzi haleftir: doğrudan mülkiyet kazanmaz, mirasçılardan o malın kendisine devrini isteyebilecek bir alacak hakkı elde eder.

Ayrımın üç pratik sonucu vardır:

  • Külli halef terekenin borçlarından da sorumludur; cüzi halef sorumlu değildir.
  • Külli halef malı kendiliğinden kazanır; cüzi halef devir talebinde bulunmak zorundadır.
  • Külli halef miras ortaklığına dâhildir; cüzi halef ortaklığın dışındadır.

Külli halefiyetin bir başka sonucu, miras ortaklığıdır. Birden çok mirasçı varsa, tereke paylaşılıncaya kadar bunlara elbirliğiyle ait olur; mirasçılar terekedeki mallar üzerinde tek başlarına tasarrufta bulunamaz. Ortaklık, paylaşmanın tamamlanmasıyla sona erer.

Külli halefiyet ayrıca bir an meselesidir. Tereke, mirasçının bilgisi ve iradesi dışında, ölüm anında kendiliğinden geçer. Mirasçı bu geçişi istemiyorsa mirası reddetmek zorundadır; kabul beyanına gerek yoktur, ret beyanına vardır. Bu yapı, miras hukukunun bütününde tekrarlanan bir tercihin sonucudur: kanun, terekenin sahipsiz kalmamasını önceler.

C. Mirasın Açılması: An ve Yer

Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu mirasla ilgili kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir (TMK m. 575).

Ölüm anının belirleyiciliği, bölümün geri kalanını anlamanın anahtarıdır. Mirasçı sıfatının kimde bulunduğu, terekenin kapsamı, saklı payların hesabı ve payların oranı hep bu ana göre saptanır. Ölüm karinesi ve gaiplik kararı da bu ana bağlanmıştır.

Yer bakımından kural açıktır: miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır. Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür (TMK m. 576).

Hükümdeki "malvarlığının tamamı için" ifadesi önemlidir: taşınmazlar başka yerlerde bulunsa bile miras tek bir yerde açılır ve bölünmez. Sayılan davalar bakımından bu yetki, dağınıklığı önlemeye yöneliktir.

Mirasın açılmasının doğurduğu sonuçlar şu başlıklarda toplanır:

  • Tereke mirasçılara geçer — külli halefiyetle ve kendiliğinden
  • Miras ortaklığı doğar — birden çok mirasçı varsa elbirliği mülkiyeti kurulur (TMK m. 640/1)
  • Ret süresi işlemeye başlar — mirasçı bu süre içinde mirası reddedebilir
  • Ölüme bağlı tasarruflar hüküm doğurur — vasiyetname açılır ve yerine getirilir
  • Tenkis ve iptal davalarının süreleri işler — hak düşürücü süreler bu andan itibaren hesaplanır

Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur ve sözleşme ya da kanundan doğan temsil veya yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler (TMK m. 640/2). Buna karşılık mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir ve sağlanan korumadan hepsi yararlanır (TMK m. 640/4).

D. Açılmanın Hükümleri ve Mirasa Ehliyet

Mirasın açılmasının ilk sonucu değerlendirme anıdır: mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu mirasla ilgili kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir (TMK m. 575/2). Ölümden sonraki değer değişmeleri hesaba katılmaz; bu kural tenkis ve denkleştirme hesaplarının da dayanağıdır.

İkinci sonuç yetkidir. Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır ve şu davalar bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür (TMK m. 576):

  • Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi
  • Mirasın paylaştırılması
  • Miras sebebiyle istihkak davaları

Yetkinin tek bir yerde toplanması, terekeye ilişkin uyuşmazlıkların dağılmasını önler. Taşınmazların başka yerlerde bulunması sonucu değiştirmez; ölçü malın yeri değil, mirasbırakanın yerleşim yeridir.

Üçüncü sonuç ehliyettir. Kanuna göre mirasa ehil olmayanlar dışındaki herkes mirasçı olabileceği gibi vasiyet alacaklısı da olabilir (TMK m. 577/1). Tüzel kişiliği bulunmayan bir topluluğa belli bir amaç için yapılan kazandırmaları, o topluluk içindeki kişiler, mirasbırakanın belirlediği amacı gerçekleştirme kaydıyla birlikte edinmiş olurlar; amacın bu yolla gerçekleştirilmesine olanak yoksa kazandırma vakıf kurma niteliğinde sayılır (TMK m. 577/2).

Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası ise Devlete geçer (TMK m. 501). Devlet burada son sıradaki yasal mirasçıdır; mirası reddedemez ve tereke borçlarından yalnız kendisine geçen malvarlığı ölçüsünde sorumlu olur.

E. Mirasçıların Sorumluluğu

Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludur (TMK m. 641/1). Sorumluluk paylaşmadan önce de sonra da devam eder ve mirasçının kendi malvarlığına uzanır.

Bu, külli halefiyetin doğrudan sonucudur: mirasçı aktifi ve pasifi birlikte devraldığından, alacaklı borcun tamamını herhangi bir mirasçıdan isteyebilir. Ödeyen mirasçı, diğerlerine payları oranında rücu eder.

Sorumluluktan kurtulmanın yolları vardır ve ilerleyen başlıklarda görülecektir: mirasın reddi, resmî defter tutulması ve resmî tasfiye bu amaca hizmet eder. Sorumluluğun ağırlığı, bu kurumların neden ayrıntılı düzenlendiğini açıklar.

Kanun ayrıca özel bir hâl öngörmüştür: ana baba veya büyük ana büyük baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, terekenin borç ödemeden acze düşmemesi kaydıyla tereke borcu sayılır (TMK m. 641/2).

Sorumluluğun kapsamı bakımından bir ayrım daha yapılır. Mirasçı, tereke borçlarından kişisel olarak ve sınırsız sorumludur; yani sorumluluk terekenin değeriyle sınırlı değildir. Resmî defter tutulması hâlinde sorumluluk deftere yazılan borçlarla sınırlanır; resmî tasfiyede ise mirasçı kişisel olarak hiç sorumlu olmaz. Üç rejim arasındaki bu fark, mirasçının hangi yolu seçeceğini belirler.

Örnek olay

(A) ölmüş, geriye iki çocuğu ile bir de vasiyetname bırakmıştır. Vasiyetnamede, arkadaşı (B)'ye belirli bir taşınmazın bırakıldığı yazılıdır. (A)'nın ayrıca ödenmemiş banka borçları vardır. (B), vasiyetnamenin açılmasıyla taşınmazın kendiliğinden mülkiyetine geçtiğini ileri sürerek tapuda tescil istemektedir. Banka ise borcun bir kısmını (B)'den talep etmektedir.

Değerlendirme: (B)'nin durumu külli halefiyet ile cüzi halefiyet ayrımı üzerinden çözülür.

(A)'nın çocukları külli haleftir; tereke onlara ölüm anında, bir bütün olarak ve kendiliğinden geçer. (B) ise belirli bir mal bırakılan kişidir ve cüzi halef konumundadır: ölümle birlikte taşınmazın mülkiyetini kazanmaz, yalnız mirasçılardan o malın devrini isteme hakkı elde eder. Tapuda doğrudan tescil talebi bu sebeple yerinde değildir; (B) önce mirasçılardan ifa istemek zorundadır.

Banka bakımından sonuç tersinedir. Tereke borçlarından mirasçılar müteselsilen sorumludur (TMK m. 641/1); (B) mirasçı olmadığından borçtan sorumlu değildir. Banka alacağını (A)'nın çocuklarından ister ve tamamını herhangi birinden talep edebilir.

Bu iki sonucun ortak mantığı şudur: sorumluluk ile kazanım aynı kaynaktan doğar. Terekeyi bir bütün olarak devralan borcu da devralır; yalnız belirli bir mal üzerinde alacak hakkı kazanan ise borçtan sorumlu tutulmaz.

Vasiyet alacağının kaderi de bu düzene bağlıdır: tereke borçları ödendikten sonra kalan değerden karşılanır. Tereke borca batıksa (B)'nin alacağı tümüyle karşılıksız kalabilir.

İkinci örnek olay

(U) İstanbul'da yerleşiktir; İzmir'de bir dairesi, Ankara'da bir arsası vardır. Ölümünden sonra mirasçılardan biri, terekenin paylaştırılması davasını taşınmazın bulunduğu İzmir'de açmıştır. Bir başka mirasçı ise (U)'nun ölümünden altı ay önce yaptığı bir bağışlamanın tenkisini istemekte ve bu davayı Ankara'da açmayı düşünmektedir. Ayrıca (U)'nun ölüm tarihinden sonra dairenin değeri belirgin biçimde artmıştır; mirasçılardan biri, payların bugünkü değere göre hesaplanmasını istemektedir.

Değerlendirme: Üç sorun da mirasın açılmasına ilişkin iki kuralla çözülür.

Yetki bakımından kural nettir: miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır ve mirasın paylaştırılması ile tasarrufların tenkisi davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür (TMK m. 576). Taşınmazların başka illerde bulunması sonucu değiştirmez; miras bölünmez ve tek merkezde açılır.

Bu sebeple paylaştırma davasının İzmir'de açılması yerinde değildir; dava İstanbul'da görülmelidir. Aynı şekilde tenkis davası da Ankara'da değil, İstanbul'da açılır. Kuralın amacı, aynı terekeye ilişkin uyuşmazlıkların farklı mahkemelere dağılmasını önlemektir.

Değerleme bakımından ise ölüm anı belirleyicidir. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir (TMK m. 575). Ölümden sonraki değer artışı, mirasçıların payları oranında hepsine yansır; payların yeniden hesaplanmasını gerektirmez.

Bağışlama bakımından da aynı an esas alınır. Tenkis hesabında kazandırmanın değeri, kural olarak mirasın açıldığı andaki değere göre belirlenir; bu, mirasbırakanın ölümünden önceki dalgalanmaların hesabı bozmasını önler.

Üçüncü örnek olay

(A), son iki yıldır çalışmak üzere yurt dışında bulunmakla birlikte yerleşim yeri Ankara olarak kayıtlı iken ölmüştür. Terekesinde İzmir'de bir daire, Ankara'da bir mevduat hesabı ve yurt dışında bir taşınır bulunmaktadır. Mirasçılar (B) ve (C), mirasbırakanın son yıllarda yaptığı bir bağışlamanın tenkisini istemektedir; (B) davanın dairenin bulunduğu İzmir'de açılması gerektiğini savunmaktadır. Ayrıca mirasbırakan, tüzel kişiliği bulunmayan bir mahalle dayanışma topluluğuna, mahalledeki çocukların eğitimi için kullanılmak üzere önemli bir kazandırma yapmıştır. Terekede ayrıca (B)'nin ödediği 60 birimlik bir tereke borcu vardır ve (B) bu tutarın tamamını (C)'den istemektedir.

Değerlendirme: Dört sorun da mirasın açılmasının hükümlerinden çözülür.

Yetkili mahkeme. Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır ve tasarrufların iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ile miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür (TMK m. 576). Ölçü malın bulunduğu yer değildir; (B)'nin İzmir savunması yerinde değildir ve dava Ankara'da görülür.

Yurt dışında bulunmak da sonucu tek başına değiştirmez: kanunun aradığı ölçüt yerleşim yeridir, fiilî bulunma yeri değil.

Değerlendirme anı. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir (TMK m. 575/2). Tenkis hesabında bağışlanan malın bugünkü değeri değil, ölüm anındaki durum esas alınır.

Topluluğa kazandırma. Tüzel kişiliği bulunmayan bir topluluğa belli bir amaç için yapılan kazandırmaları, o topluluk içindeki kişiler, mirasbırakanın belirlediği amacı gerçekleştirme kaydıyla birlikte edinmiş olurlar. Amacın bu yolla gerçekleştirilmesine olanak yoksa kazandırma vakıf kurma niteliğinde sayılır (TMK m. 577/2). Mahalle topluluğu bu kapsamdadır; amaç yerine getirilemiyorsa kazandırma vakıf kurma olarak değerlendirilir.

Tereke borcu. Teselsül, dış ilişkide alacaklıya tam bir seçim imkânı verir: borcun bütününü dilediği mirasçıdan tahsil edebilir (TMK m. 641/1). Ne var ki bu kural iç ilişkiyi belirlemez. Ödemeyi yapan mirasçı, diğerlerine payları oranında rücu eder ve fazlasını isteyemez. (B) bu sebeple 60 birimin tamamını değil, yalnız (C)'nin payına düşen kısmını talep edebilir.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 10 soru eşleşti, ilk 10 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2024 HMGS (EYLÜL)
M öldüğünde geride annesi A, eşi E, kızı K ile kendisinden önce ölen oğlunun çocukları B ve C kalmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre B'nin yasal miras payı aşağıdakilerden hangisidir?
A) 3/4
B) 1/2
C) 3/8
D) 1/4
E) 3/16
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 2 2025 HMGS (EYLÜL)
M öldüğünde geride eşi ve kız kardeşi kalmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre M'nin kız kardeşinin yasal miras payıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Yasal miras payı bulunmamaktadır.
B) Mirasın 1/4'üdür.
C) Mirasın 1/2'sidir.
D) Mirasın 3/4'üdür.
E) Mirasın tamamıdır.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 3 2005 KPSS
I.Davayı açmakta menfaati bulunan tereke alacaklılarıII.Davayı açmakta menfaati bulunan yasal mirasçılarIII.Davayı açmakta menfaati bulunan atanmış mirasçılarIV.Davayı açmakta menfaati bulunan muayyen mal vasiyeti alacaklısı İptal davasıyukarıdakilerden hangileri tarafından açılamaz?
A) Yalnız I
B) Yalnız IV
C) I ve II
D) II ve IV
E) III ve IV
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 4 2007 ADLİ YARGI (MART)
M geçerli bir şekilde el yazısıyla vasiyetname düzenlemiş ve bu vasiyetnameyle İzmir'deki işyerini teyzesinin oğlu G'ye bıraktığını belirtmiştir. M, 2004 yılında ölür. M öldüğünde, terekesinde İzmir'deki işyerinden başka toplam 12 taşınmazı ve değişik bankalarda toplam 250.000 TL parası mevcuttur. M öldüğünde 1996 yılında ölmüş olan ana baba bir kardeşi K'nin evlatlığı E ile, M'nin baba tarafından yarım kan kardeşi R, M'nin babaannesi B, M'nin amcasının oğlu Y ve teyzesinin oğlu G sağdır. Bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) M'nin terekesi tümüyle yarım kan kardeşi R'ye geçer. Ancak İzmir'deki işyeri G'ye vasiyet edilmiş olduğundan G vasiyet alacaklısı olup, R'ye karşı bu işyerinin mülkiyetinin kendisine geçirilmesini talep etme hakkına sahiptir.
B) M'nin terekesi her biri eşit paya sahip olmak üzere R ve E'ye geçer. Ancak İzmir'deki işyeri G'ye vasiyet edilmiş olduğundan G vasiyet alacaklısı olup, R'ye ve E'ye karşı bu işyerinin mülkiyetinin kendisine geçirilmesini talep etme hakkına sahiptir.
C) M'nin terekesi B, Y ve G'ye geçer. B 'nin yasal miras payı 1/4, Y'nin yasal miras payı 1/4 ve G'nin yasal miras payı 1/2'dir. Ancak İzmir'deki işyeri G'ye vasiyet edilmiş olduğundan G, aynı zamanda vasiyet alacaklısıdır.
D) M'nin terekesi tümüyle B'ye geçer. Ancak İzmir'deki işyeri G'ye vasiyet edilmiş olduğundan G vasiyet alacaklısı olup, B'ye karşı bu işyerinin mülkiyetinin kendisine geçirilmesini talep etme hakkına sahiptir.
E) M'nin terekesi tümüyle kendisinden önce ölmüş kardeşi K'nin evlatlığı E'ye geçer. Ancak İzmir'deki işyeri G'ye vasiyet edilmiş olduğundan G vasiyet alacaklısı olup, E'ye karşı bu işyerinin mülkiyetinin kendisine geçirilmesini talep etme hakkına sahiptir.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 5 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ YARGI (EKİM)
Miras hukukunda külli halefiyet ilkesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Miras hukukunda külli halefiyet, ölüm olgusu ile gerçekleşir.
B) Hem yasal hem iradî mirasçılar (vasiyet alacaklısı dahil), miras bırakanın mirasını külli halefiyet yolu ile kazanırlar.
C) Terekenin borca batık olması hâlinde külli intikal ilkesine istisna getirilmiştir. Bu durumda mirasçının, mirası kabul ettiğini açıkça beyan etmesi gerekir.
D) Terekenin hem aktif hem pasif kısmının intikali külli halefiyet yolu ile olur.
E) Külli halefiyet ilkesi, emredici nitelikte olup miras bırakan tarafından aksine düzenleme yapılamaz.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 6 2012 AVUKATLAR İÇİN İDARİ YARGI
İ, 24 Şubat 2012'de ölmüş ve geride eşi E, annesi A, anne baba bir kız kardeşi B, anne bir erkek kardeşi C ile baba bir erkek kardeşi D kalmıştır. Bu olaya göre, İ'nin mirasçıları ve miras payları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) İ'nin mirasçıları E, A, B, C ve D olup E 6/12, A 3/12, B 1/12, C 1/12 ve D 1/12 oranında pay alacaktır.
B) İ'nin mirasçıları E ve A olup E 3/4, A 1/4 oranında pay alacaktır.
C) İ'nin mirasçıları E, A ve B olup E 4/8, A 2/8 ve B 2/8 oranında pay alacaktır.
D) İ'nin mirasçıları E, A, B ve D olup E 4/8, A 2/8, B 1/8 ve D 1/8 oranında pay alacaktır.
E) İ'nin mirasçıları E, A, B ve D olup E 4/16, A 6/16, B 3/16 ve D 3/16 oranında pay alacaktır.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 7 2012 İDARİ HAKİMLİK
A, 2010 yılında ölmüş, geride eşi E, çocukları C ve D ile kendisinden önce ölen oğlu S'nin çocukları K, F ve G kalmıştır. A, uzun yıllar önce eşinden ve çocuklarından ayrı yaşamaya başlamıştır. A, söz konusu sürede Z ile tanışmış ve arkadaş olmuştur. A, ölünceye kadar kendisine bakan Z'nin bu iyiliğine karşılık tüm mallarını, yaptığı vasiyetname ile ona bırakmıştır. Bu olaya göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Sağ kalan eşin miras payı 1/8'dir.
B) A'nın yaptığı vasiyetname tamamen geçersizdir. Çünkü A saklı pay kurallarını ihlal etmiştir.
C) E'nin miras payı 1/4 olup tamamı saklı paydır.
D) F'nin miras payı 3/80'dir.
E) C'nin miras payı 3/30'dur.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 8 2016 ADLİ İDARİ HAKİMLİK
Türk medeni hukukunda atanmış mirasçılığa ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Mirasbırakan, terekenin tamamı veya bir bölümü için mirasçı atayabilir.
B) Henüz doğmamış bir çocuk veya henüz kurulmamış bir tüzel kişi, mirasçı olarak atanabilir.
C) Atanmış mirasçı, tereke borçlarından kendi malvarlığıyla şahsen ve sınırsız sorumludur.
D) Atanmış mirasçının mirası reddetme hakkı vardır.
E) Mirasbırakan, atanmış mirasçının aynı zamanda saklı paylı mirasçı olacağını da kararlaştırabilir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 9 2021 ADLİ İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
Devletin mirasçılığıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Mirasbırakanın hiçbir yasal mirasçısı bulunmamakla birlikte terekenin bir kısmı için mirasçı atadığı durumda da Devletin mirasçılığı söz konusu olabilir.
B) Devlet, sonradan ortaya çıkabilecek mirasçıların miras nedeniyle istihkak davası açma hakkı saklı kalmak üzere mirasçı sıfatını kazanır.
C) Devlet, miras bırakanın borçlarından sadece miras yoluyla edindiği değerler ölçüsünde sorumludur.
D) Devlet, yasal mirasçı olabilmesine rağmen atanmış mirasçı olamaz.
E) Devlet, mirasçılık sıfatını mirasbırakanın ölümü anında kazanır.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 10 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Miras hukukunda külli halefiyet ilkesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Miras hukukunda külli halefiyet, ölüm olgusu ile gerçekleşir.
B) Hem yasal hem de tüm iradi mirasçılar, mirasbırakanın mirasını külli halefiyet yolu ile kazanırlar.
C) Terekenin borca batık olması hâlinde külli intikal ilkesine istisna getirilmiştir. Bu durumda mirasçının, mirası kabul ettiğini açıkça beyan etmesi gerekir.
D) Terekenin hem aktif hem pasif kısmının intikali külli halefiyet yolu ile olur.
E) Külli halefiyet ilkesi, emredici nitelikte olup mirasbırakan tarafından aksine düzenleme yapılamaz.
Cevabı göster
Cevap: B.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 5 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 212
Külli halefiyet ile cüzi halefiyetin karşılaştırılması bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Külli halef tereke borçlarından da sorumlu tutulmaktadır.
B) Cüzi halef, bırakılan malın mülkiyetini ölümle kendiliğinden kazanır.
C) Külli halef, terekedeki malları tek tek devralmak zorunda kalır.
D) Cüzi halef de terekenin borçlarından sorumlu tutulmaktadır.
E) Cüzi halef miras ortaklığına dâhil sayılan kişilerdendir.
Cevabı göster
Cevap: A. Mirasçılık külli halefiyete dayanır: mirasçı tereke mallarını tek tek değil, bir bütün olarak ve kendiliğinden kazanır; ayrı bir devir işlemine, teslime ya da tescile gerek yoktur. Bu kazanımın karşılığı sorumluluktur; külli halef terekenin borçlarından da sorumludur. Belirli mal vasiyeti lehtarı ise cüzi haleftir: doğrudan mülkiyet kazanmaz, yalnız mirasçılardan o malın devrini isteyebileceği bir alacak hakkı elde eder. Cüzi halef tereke borçlarından sorumlu değildir ve miras ortaklığına da dâhil olmaz. Sorumluluk ile kazanım aynı kaynaktan doğar; terekeyi bütün olarak devralan borcu da devralır.

Şık analizi

B) Cüzi halef mülkiyeti ölümle kazanmaz; mirasçılardan malın devrini isteyebileceği bir alacak hakkı elde eder.
C) Külli halef tereke mallarını tek tek değil bir bütün olarak ve kendiliğinden kazanır.
D) Cüzi halef tereke borçlarından sorumlu değildir; sorumluluk külli halefiyetin karşılığıdır.
E) Miras ortaklığına yalnız külli halefler dâhildir; cüzi halef ortaklığın dışındadır.
Soru 213
Mirasın açılma yeri bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Miras, mirasbırakanın ölüm anında bulunduğu yerde açılmaktadır.
B) Miras, taşınmazların bulunduğu yerlerde ayrı ayrı açılmaktadır.
C) Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır.
D) Miras, mirasçıların çoğunluğunun yerleşim yerinde açılmaktadır.
E) Miras, terekenin en değerli malının bulunduğu yerde açılmaktadır.
Cevabı göster
Cevap: C. Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır. Hükümdeki "malvarlığının tamamı için" ifadesi belirleyicidir: taşınmazlar başka yerlerde bulunsa bile miras tek bir yerde açılır ve bölünmez. Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları da bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür. Kuralın amacı, aynı terekeye ilişkin uyuşmazlıkların farklı mahkemelere dağılmasını önlemektir. Ölçüt yerleşim yeridir; ölüm anında fiilen bulunulan yer sonucu değiştirmez.

Şık analizi

A) Ölçüt fiilen bulunulan yer değil yerleşim yeridir; yurt dışında ölmek sonucu değiştirmez.
B) Miras bölünmez; malvarlığının tamamı için tek bir yerde açılır.
D) Mirasçıların yerleşim yeri yetkiyi belirlemez; ölçüt mirasbırakanın yerleşim yeridir.
E) Malın değeri veya bulunduğu yer yetki ölçütü değildir.
Soru 214
Terekenin kapsamıyla ilgiliI.Mirasbırakanın borçları terekeye dâhildir ve mirasçılara geçer.II.Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar terekeye girmez.III.Cenaze giderleri tereke borcu sayılmaz.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Tereke, mirasbırakanın ölümüyle mirasçılara geçen malvarlığının tamamıdır: aktifi ve pasifiyle birlikte. Aktifler taşınır ve taşınmaz mülkiyeti, alacaklar, sınırlı ayni haklar ve fikrî hakları kapsar. Pasifler ise mirasbırakanın borçlarını, cenaze giderlerini ve terekenin mühürlenmesi ile defter tutma masraflarını içerir; cenaze gideri tereke borcudur. Terekeye girmeyenler ayrıca belirtilmelidir: kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar, intifa ve oturma hakkı, ömür boyu gelir gibi ölümle sona eren haklar terekede yer almaz. Buna göre I ve II doğru, III yanlıştır.

Şık analizi

A) I doğru, ancak II de doğrudur. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar terekenin dışındadır.
B) III yanlıştır. Cenaze giderleri ve defter tutma masrafları tereke borcu sayılır.
D) II doğru, ancak III yanlıştır. Pasifler yalnız mirasbırakanın borçlarından ibaret değildir.
E) I ve II doğru, III yanlıştır. Tereke aktifi ve pasifiyle birlikte geçer.
Soru 215
Mirasbırakan (U) İstanbul'da yerleşiktir; İzmir'de bir dairesi, Ankara'da bir arsası vardır. Bir mirasçı paylaştırma davasını İzmir'de açmış, bir diğeri ise ölümden önceki bir bağışlamanın tenkisini Ankara'da istemeyi düşünmektedir. Ölümden sonra dairenin değeri belirgin biçimde artmıştır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Paylaştırma taşınmazın bulunduğu yerde, tenkis yerleşim yerinde görülür.
B) İki dava da mirasbırakanın yerleşim yerinde görülmelidir.
C) Ölümden sonraki değer artışı payların yeniden hesaplanmasını gerektirir.
D) Tenkis davası bağışlanan malın bulunduğu yerde açılmak zorundadır.
E) Miras, taşınmazların bulunduğu iller bakımından ayrı ayrı açılır.
Cevabı göster
Cevap: B. Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır ve tasarrufların iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ile miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür. Taşınmazların başka illerde bulunması sonucu değiştirmez; miras bölünmez ve tek merkezde açılır. Bu sebeple paylaştırma davası İzmir'de değil, tenkis davası da Ankara'da değil, İstanbul'da görülür. Değerleme bakımından ise ölüm anı belirleyicidir: mirasbırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalar terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir. Ölümden sonraki değer artışı mirasçıların payları oranında hepsine yansır ve payların yeniden hesaplanmasını gerektirmez.

Şık analizi

A) Paylaştırma davası da yerleşim yeri mahkemesinde görülür; malın bulunduğu yer ölçüt değildir.
C) Ölümden sonraki değer artışı paylara oranları ölçüsünde yansır; yeniden hesap gerektirmez.
D) Tenkis davası da mirasbırakanın yerleşim yeri mahkemesinde açılır.
E) Miras bölünmez; malvarlığının tamamı için tek bir yerde açılır.
Soru 216
Aşağıdakilerden hangisi mirasın açılmasının doğurduğu sonuçlardan biri değildir?
A) Terekenin külli halefiyetle mirasçılara geçmesi
B) Birden çok mirasçıda miras ortaklığının doğması
C) Mirasçılar için ret süresinin işlemeye başlaması
D) Ölüme bağlı tasarrufların hüküm doğurmaya başlaması
E) Mirasçıların kabul beyanında bulunma yükümlülüğü
Cevabı göster
Cevap: E. Mirasın açılması birkaç sonucu birlikte doğurur: tereke külli halefiyetle ve kendiliğinden mirasçılara geçer, birden çok mirasçı varsa elbirliği mülkiyeti biçiminde miras ortaklığı doğar, ret süresi işlemeye başlar, ölüme bağlı tasarruflar hüküm doğurur ve tenkis ile iptal davalarının hak düşürücü süreleri işlemeye başlar. Buna karşılık mirasçılardan bir kabul beyanı beklenmez. Tereke, mirasçının bilgisi ve iradesi dışında ölüm anında kendiliğinden geçer; mirasçı bu geçişi istemiyorsa mirası reddetmek zorundadır. Kabul beyanına gerek yoktur, ret beyanına vardır.

Şık analizi

A) Bu gerçekten açılmanın sonuçlarındandır. Tereke ölüm anında bir bütün olarak geçer.
B) Bu gerçekten açılmanın sonuçlarındandır. Birden çok mirasçıda elbirliği mülkiyeti kurulur.
C) Bu gerçekten açılmanın sonuçlarındandır. Ret süresi ölüm anından işlemeye başlar.
D) Bu gerçekten açılmanın sonuçlarındandır. Vasiyetname açılır ve yerine getirilir.

← Vesayet, Kayyımlık ve Yasal DanışmYasal Mirasçılar ve Zümre Sistemi →