EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 24 / 60

Evlenmenin Hükümsüzlüğü

13 Hâkimlik

Hızlı özet

Evlenme kanunun aradığı koşullara aykırı yapılmışsa hükümsüzlük yaptırımıyla karşılaşır. Bu rejim, borçlar hukukundaki genel hükümsüzlükten kasten ayrılmıştır; ayrılığı anlamak konunun anahtarıdır.

Üç Kategorinin Sınırı

Tek cümleyle: yoklukta evlilik hiç doğmamıştır; mutlak butlanda doğmuş ama kamu düzenine aykırıdır; nispî butlanda doğmuş ve yalnız korunan kişinin menfaatine aykırıdır.

Davacı çevresi aynı sıraya göre daralır: yoklukta herkes, mutlak butlanda savcı ve ilgililer, nispî butlanda yalnız eş veya yasal temsilci. Süre de öyle: yoklukta ve mutlak butlanda yoktur, nispî butlanda altı ay ve beş yıl birlikte işler. Kategori belirlenince davacı ve süre soruları kendiliğinden cevaplanır.

Yokluk

Kanun yokluk hâllerini saymamıştır; bunlar kurucu unsurların bulunmamasından çıkarılır: evlendirme memurunun hiç bulunmaması (yalnız dinî törenle yapılan "nikâh" böyledir), rızanın hiç açıklanmamış olması, tarafların aynı cinsiyette olması.

Yoklukta herkes bunu mahkeme kararına gerek olmaksızın ileri sürebilir, süre yoktur. TMK m. 156–160'taki koruyucu hükümler uygulanmaz: iyiniyetli eş kişisel durumunu koruyamaz, mal rejimi tasfiyesi yapılmaz. Butlanda ise bir evlilik vardır ve hâkim kararına kadar sonuç doğurur.

Mutlak Butlan

Kanun dört sebep sayar ve sayım sınırlıdır: evlenme sırasında evli bulunmak, sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olmak, evlenmeye engel derecede akıl hastalığı, evlenmeye engel derecede hısımlık (TMK m. 145).

Mevcut evlilikte ölçü evlenme anıdır; gaiplik kararı alınmış ama fesih kararı alınmamışsa önceki evlilik devam ediyor sayılır. "Sürekli" niteliği belirleyicidir: sarhoşluk veya geçici bilinç bulanıklığı nispî butlan sebebidir. Akıl hastalığında rapor sakınca bulunmadığını gösteriyorsa butlan doğmaz.

Dört sebebin ortak yanı kamu düzenini ilgilendirmeleridir; savcının re'sen dava yetkisi buradan gelir. Sayım sınırlı olduğu için evlenme yaşı, temsilci izni ve bekleme süresi listede yoktur ve mutlak butlan doğurmaz.

Dava savcı tarafından re'sen ve ilgisi olan herkes tarafından açılır; "ilgi" hukukî yarar demektir. Hak düşürücü süre yoktur.

Kanun dava hakkını üç hâlde daraltır. Evlilik sona ermişse savcı re'sen dava açamaz, yalnız ilgililer butlanın karar altına alınmasını isteyebilir (TMK m. 147/1). Ehliyetsizlik sonradan giderilmişse dava hakkı yalnız o eşe kalır (TMK m. 147/2). İkinci evlilikte, önceki evlilik butlan kararından önce sona ermiş ve diğer eş iyiniyetli ise butlana karar verilemez (TMK m. 147/3) — iki koşul birliktedir. Ortak mantık: kamu düzeni gerekçesi zayıfladıkça dava hakkı da daralır.

Nispî Butlan

Nispî butlan, evlenme iradesindeki sakatlıkları ve yasal temsilcinin izninin eksikliğini yaptırıma bağlar. Mutlak butlandan iki noktada ayrılır: dava hakkı sınırlı kişilere aittir ve hak düşürücü süreye tâbidir.

Geçici ayırt etme gücü yoksunluğu (TMK m. 148) — dava hakkı yalnız o eşindir. Yanılma (TMK m. 149) — evlenmenin kendisinde ya da eşin, bulunmaması birlikte yaşamayı çekilmez kılacak derecede önemli bir niteliğinde yanılma; ölçü nesneldir. Aldatma (TMK m. 150) — namus ve onur hakkında aldatma ya da davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesi. Korkutma (TMK m. 151) — kendisinin veya yakınlarının hayatı, sağlığı, namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır tehlike.

Süre: iptal sebebinin öğrenilmesinden ya da korkunun etkisinin kalkmasından altı ay, her hâlde evlenmeden beş yıl (TMK m. 152). Hangisi önce dolarsa hak düşer.

Dört sebebin ortak özelliği evlenme iradesini sakatlamalarıdır. Borçlar hukukunda irade bozukluğuna dayanan taraf tek taraflı beyanla bağlı olmadığını bildirir; evlenmede mutlaka dava gerekir.

Yasal temsilcinin dava hakkı (TMK m. 153). Küçük veya kısıtlı izinsiz evlenirse dava hakkı eşe değil temsilciye aittir. Üç hâlde düşer: evlenenin ergin olması, kısıtlılıktan çıkması, karının gebe kalması. Hakkın eşe mi temsilciye mi ait olduğu sık sorulur; aynı olayda ikisi birlikte bulunabilir, süreleri ayrı işler.

Butlanı Gerektirmeyen Sebepler

Bekleme süresine uymama (TMK m. 154) ve yetkili memur önünde yapılmış evlilikte şekil eksikliği (m. 155) butlan sebebi değildir. Ortak yön evliliğin ayakta tutulmasıdır: geçersizlik yalnız eşleri değil çocukları, mirasçıları ve üçüncü kişileri de etkiler. Aynı eğilim TMK m. 147, m. 153 ve m. 156'da görülür.

Butlan Kararı ve Sonuçları

Batıl evlilik ancak hâkim kararıyla sona erer; mutlak butlanda bile evlenme, karara kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur (TMK m. 156). Butlan ileriye etkilidir.

Butlanına karar verilen evlilikten doğan çocuklar, ana baba iyiniyetli olmasa bile evlilik içinde doğmuş sayılır (TMK m. 157). Evlenirken iyiniyetli eş kazandığı kişisel durumu korur; mal rejimi tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadında boşanma hükümleri uygulanır (TMK m. 158).

Butlan davası hakkı mirasçılara geçmez; ancak açılmış davayı sürdürebilirler (TMK m. 159). İyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş yasal mirasçı olamaz ve ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan hakları kaybeder.

Yetki ve usulde boşanma hükümleri uygulanır (TMK m. 160): hâkim vicdanen kanaat getirmedikçe karar veremez, tarafların ikrarı bağlamaz, geçici önlemler re'sen alınır.

Butlan ile boşanmanın ayrıldığı yer sebebin zamanıdır: butlan evlenme anındaki sakatlığa, boşanma evlilik sırasında doğan sebebe bakar; sonuçları bakımından ikisi büyük ölçüde birleşir.

Sınavda Ne Çıkar

  • Mutlak butlanda bile evlilik karara kadar bütün sonuçlarını doğurur; butlan ileriye etkilidir.
  • Sürekli yoksunluk mutlak, geçici yoksunluk nispî butlan sebebidir.
  • Mutlak butlanda süre yoktur; nispîde 6 ay + 5 yıl birlikte işler.
  • Temsilcinin dava hakkı ergin olma, kısıtlılıktan çıkma, gebe kalma ile düşer.
  • Butlan davası hakkı mirasçılara geçmez, açılmış dava sürdürülebilir.
  • TMK m. 145'teki sayım sınırlıdır: yaş, temsilci izni ve bekleme süresi listede yoktur.
  • Yoklukta TMK m. 156–160 uygulanmaz; koruyucu hükümler yalnız butlan içindir.

Evlenme, kanunun aradığı koşullara aykırı biçimde yapılmışsa hükümsüzlük yaptırımıyla karşılaşır. Türk hukukunda evlenmenin hükümsüzlüğü, borçlar hukukundaki genel hükümsüzlük rejiminden kasten ayrılmıştır; bu ayrılığı anlamak konunun anahtarıdır.

A. Hükümsüzlük Türlerinin Karşılaştırması

YoklukMutlak butlanNispî butlan
DayanakKurucu unsur eksikliğiTMK m. 145TMK m. 148–153
Evlilik doğar mı?HayırEvetEvet
Mahkeme kararı gerekir mi?HayırEvetEvet
Karara kadar sonuç doğurur mu?Evet (TMK m. 156)Evet
Kimler dava açabilir?Herkes ileri sürebilirSavcı re'sen + ilgisi olan herkesYalnız eş veya yasal temsilci
Hak düşürücü süreYokYok6 ay / 5 yıl (TMK m. 152)
Mirasçılara geçer mi?Geçmez, sürdürülebilirGeçmez, sürdürülebilir

Tablonun okunma yönü şudur: soldan sağa gidildikçe hükümsüzlüğün ağırlığı azalır, dava açabilecek kişi çevresi daralır ve süre sınırı devreye girer.

Üç kavramın sınırı tek cümleyle çizilebilir: yoklukta evlilik hiç doğmamıştır, mutlak butlanda doğmuş ama kamu düzenine aykırıdır, nispî butlanda doğmuş ve yalnız korunan kişinin menfaatine aykırıdır. Dava açabilecek kişi çevresi de bu sıraya göre daralır: yoklukta herkes, mutlak butlanda savcı ve ilgililer, nispî butlanda yalnız eş veya yasal temsilci.

Süre bakımından da aynı sıra işler: yoklukta ve mutlak butlanda süre yoktur, nispî butlanda altı ay ve beş yıl birlikte işler. Bu üçlü sıra akılda tutulursa, olayın hangi kategoriye girdiği belirlendiği anda davacı ve süre soruları kendiliğinden cevaplanır.

B. Yokluk

Kanun yokluk hâllerini ayrıca saymamıştır; bunlar evlenmenin kurucu unsurlarının bulunmamasından çıkarılır. Başlıca hâller şunlardır:

  • Evlendirme memurunun hiç bulunmaması — yalnızca dinî törenle yapılan "nikâh" bu kapsamdadır
  • Tarafların karşılıklı rızasının hiç açıklanmamış olması
  • Tarafların aynı cinsiyette olması
  • İrade beyanlarının aynı anda ve aynı merci önünde birleşmemiş olması

Yokluk hâlinde ortada bir evlilik hiç doğmamıştır; mahkeme kararına gerek olmaksızın herkes bunu ileri sürebilir, süre sınırı yoktur ve tespit davası açılabilir. Yokluk hâlinde TMK m. 156–160'taki koruyucu hükümler de uygulanmaz: iyiniyetli eş kişisel durumunu koruyamaz, mal rejimi tasfiyesi yapılmaz.

Bu, aşağıdaki butlan hâllerinden temelden farklıdır: butlanda bir evlilik vardır ve hâkim kararına kadar sonuç doğurur.

C. Mutlak Butlan

1. Sebepleri

Kanun dört sebep saymıştır ve bu sayım sınırlıdır:

  1. Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması
  2. Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması
  3. Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması
  4. Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlık bulunması

Her bendin kendi ayrıntısı vardır:

  • Mevcut evlilik. Ölçü evlenme anıdır. Önceki evlilik daha sonra sona erse bile butlan sebebi doğmuştur; kalkması yalnız TMK m. 147/3'teki özel koşullarla mümkündür. Gaiplik kararı alınmış ama fesih kararı alınmamışsa önceki evlilik hâlâ devam ediyor sayılır.
  • Sürekli ayırt etme gücü yoksunluğu. "Sürekli" niteliği belirleyicidir: geçici bir sebeple yoksunluk mutlak değil nispî butlan sebebidir (TMK m. 148). Sarhoşluk, ağır yorgunluk, geçici bilinç bulanıklığı geçici; ileri demans, sürekli akıl zayıflığı süreklidir.
  • Akıl hastalığı. Her akıl hastalığı değil, evlenmeye engel olacak derecede olanı butlan sebebidir. Resmî sağlık kurulu raporu sakınca bulunmadığını gösteriyorsa hastalık butlan doğurmaz.
  • Hısımlık. TMK m. 129'daki sayımla sınırlıdır. Sayımın dışındaki bir yakınlık ne engel ne butlan sebebidir.

Bu dört sebebin ortak yanı, hepsinin kamu düzenini ilgilendirmesidir. Mevcut evlilik tek eşlilik ilkesini, hısımlık aile düzenini, ayırt etme gücü ve akıl hastalığı ise kişinin kendisini ve doğacak çocukları korur. Kanunun savcıya re'sen dava yetkisi vermesi bu nitelikten gelir.

Sayımın sınırlı olması pratik bir sonuç doğurur: kanunda yazmayan hiçbir aykırılık mutlak butlan sebebi değildir. Evlenme yaşının tutmaması, yasal temsilcinin izninin bulunmaması, bekleme süresine uyulmaması — hiçbiri bu listede yoktur ve hiçbiri mutlak butlan doğurmaz. Aday, olayda gördüğü her aykırılığı butlan sebebi sanma eğilimindedir; sorular çoğu zaman tam bu eğilimi ölçer.

2. Dava Hakkı

Mutlak butlan davası Cumhuriyet savcısı tarafından re'sen açılır. Ayrıca ilgisi olan herkes tarafından açılabilir.

"İlgisi olan" ifadesi, evliliğin hükümsüzlüğünde hukukî yararı bulunan kişileri anlatır — eşlerin kendisi, önceki eş, mirasçılar, alacaklılar gibi. Kişinin duygusal veya sosyal ilgisi bu sıfatı vermez; aranan korunmaya değer hukukî bir yarardır.

Mutlak butlan davasında hak düşürücü süre yoktur; dava her zaman açılabilir. Evlilik sona ermişse savcı re'sen dava açamaz, ancak her ilgili butlanın karar altına alınmasını isteyebilir (TMK m. 147/1). Nispî butlandan en pratik farkı budur.

3. Dava Hakkının Sınırlanması veya Kalkması

Kanun üç sınırlama getirmiştir:

  • Sona ermiş evlilik. Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı savcı tarafından re'sen dava edilemez; ancak her ilgili, butlanın karar altına alınmasını isteyebilir. Evlilik sona erdikten sonra kamu düzeni gerekçesi zayıflar, geriye yalnız ilgililerin menfaati kalır.
  • Sonradan giderilen ehliyetsizlik. Butlan sebebi olan ehliyetsizlik evlilik sürerken ortadan kalkmışsa — eş ayırt etme gücünü kazanmış ya da akıl hastalığı iyileşmişse — dava hakkı tek kişiye daralır: yalnız o eşin kendisi butlan davası açabilir. Savcının re'sen dava yetkisi ve diğer ilgililerin dava hakkı ortadan kalkar. Kanunun mantığı açıktır: koruma altındaki kişi artık kendi durumunu değerlendirebilecek hâle gelmişse, evliliğin sürüp sürmeyeceğine karar vermek de ona bırakılır.
  • İkinci evlilikte iyiniyet. Evliyken yeniden evlenen kimsenin önceki evliliği, butlan kararı verilmeden önce sona ermişse ve ikinci evlenmede diğer eş iyiniyetli ise, bu evlenmenin butlanına karar verilemez. İki koşul birliktedir; biri eksikse istisna işlemez.

Üç sınırlamanın ortak mantığı şudur: mutlak butlan kamu düzeni için öngörülmüştür, ama kamu düzeni gerekçesi zayıfladığında kanun dava hakkını da daraltır. Evlilik sona ermişse, ehliyetsizlik giderilmişse veya çifte evlilik fiilen ortadan kalkmışsa, korunacak bir kamu menfaati kalmamıştır.

D. Nispî Butlan

Nispî butlan, evlenme iradesindeki sakatlıkları ve yasal temsilcinin izninin eksikliğini yaptırıma bağlar. Mutlak butlandan iki noktada ayrılır:

  • Dava hakkı sınırlı kişilere aittir — savcı re'sen dava açamaz, ilgililer dava açamaz
  • Hak düşürücü süreye tâbidir — mutlak butlanda böyle bir süre yoktur
1. Eşlerin Dava Hakkı

Geçici ayırt etme gücü yoksunluğu (TMK m. 148). Evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eş iptal davası açabilir. Dava hakkı yalnız o eşe aittir; diğer eş bu sebebe dayanamaz.

Yanılma (TMK m. 149). İki hâl vardır:

  • Evlenmenin kendisinde yanılma: evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği hâlde yanılarak razı olmak
  • Eşin niteliğinde yanılma: eşinde bulunmaması birlikte yaşamayı çekilmez kılacak derecede önemli bir nitelikte yanılmak

İkinci hâlde ölçü nesneldir: yanılınan nitelik birlikte yaşamayı çekilmez kılmalıdır. Kişisel beklentilerin karşılanmaması yeterli değildir.

Aldatma (TMK m. 150). Yine iki hâl:

  • Namus ve onur hakkında aldatma: doğrudan diğer eş tarafından veya onun bilgisi altında bir başkası tarafından aldatılarak razı olmak
  • Hastalığın gizlenmesi: davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesi

İkinci hâlde tehlikenin yalnız davacıya değil altsoyuna yönelik olması da yeterlidir — kalıtsal hastalıkların gizlenmesi tipik örnektir.

Korkutma (TMK m. 151). Kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak evlenmeye razı edilen eş iptal davası açabilir. Tehlikenin hem pek yakın hem ağır olması aranır; uzak veya hafif bir tehdit yeterli değildir.

2. Hak Düşürücü Süre

İptal davası açma hakkı iki sürenin birlikte işlemesine tâbidir:

Kısa süre altı aydır ve iptal sebebinin öğrenilmesinden ya da korkunun etkisinin ortadan kalkmasından işler. Üst sınır ise beş yıldır ve evlenmenin kendisinden işler.

Hangisi önce dolarsa hak düşer. Beş yıl dolmamış olsa bile öğrenmeden itibaren altı ay geçmişse dava açılamaz; altı ay dolmamış olsa bile evlenmeden beş yıl geçmişse yine açılamaz.

Dört sebebin ortak özelliği, hepsinin evlenme iradesini sakatlamasıdır. Ayırt etme gücü geçici olarak yoksa irade hiç oluşmamış, yanılma veya aldatma varsa irade yanlış bilgiyle oluşmuş, korkutma varsa irade özgürce oluşmamıştır. Kanun bu sakatlıkları borçlar hukukundaki irade bozukluklarına benzer biçimde düzenlemiş, ama yaptırımı ve süreyi evlenmeye özgü kurallara bağlamıştır.

Aradaki en önemli fark şudur: borçlar hukukunda irade bozukluğuna dayanan taraf sözleşmeyle bağlı olmadığını tek taraflı beyanla bildirebilir; evlenmede ise mutlaka dava açılması ve hâkim kararı alınması gerekir. Evliliğin sakat olduğunu bilmek, onu kendiliğinden sona erdirmez.

3. Yasal Temsilcinin Dava Hakkı

Küçük veya kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadan evlenirse, izni alınmayan yasal temsilci iptal davası açabilir. Bu hâlde dava hakkı eşe değil, temsilciye aittir.

Kanun bu hakkı üç hâlde ortadan kaldırır:

  • Evlenen kişinin sonradan on sekiz yaşını doldurarak ergin olması
  • Kısıtlı olmaktan çıkması
  • Karının gebe kalması

Bu hâllerden biri gerçekleşirse evlenmenin iptaline karar verilemez. Üçünün ortak mantığı, korunmak istenen menfaatin artık ortadan kalkmış olmasıdır.

Dava hakkının eşe mi yoksa temsilciye mi ait olduğu, nispî butlanda sorulan soruların çoğunun anahtarıdır. TMK m. 148–151'deki sebeplerde dava hakkı iradesi sakatlanan eşe, TMK m. 153'te ise izni alınmayan yasal temsilciye aittir. Aynı olayda ikisi birden bulunabilir ve süreleri ayrı ayrı işler.

E. Butlanı Gerektirmeyen Sebepler

Kanun iki aykırılığın butlan sebebi sayılmayacağını açıkça belirtmiştir:

  • Bekleme süresine uymama (TMK m. 154). Kadının üç yüz günlük bekleme süresi bitmeden evlenmesi, evliliğin butlanını gerektirmez. Bekleme süresi bir evlenme engelidir, ama ihlali evliliği geçersiz kılmaz.
  • Şekil kurallarına uymama (TMK m. 155). Evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış bir evliliğin, kanunun diğer şekil kurallarına uyulmaması sebebiyle butlanına karar verilemez. Buradaki şart kritiktir: yetkili memur bulunmuşsa diğer şekil eksiklikleri önemsizdir; memur hiç bulunmamışsa zaten yokluk söz konusudur.

Bu iki hükmün ortak yönü, evliliğin ayakta tutulmasına yönelik olmasıdır. Aile hukuku, kurulmuş bir evliliği geçersiz saymakta isteksizdir; çünkü geçersizlik yalnız eşleri değil çocukları, mirasçıları ve üçüncü kişileri de etkiler. Kanun bu yüzden hükümsüzlük sebeplerini dar tutar, sayımı sınırlı yapar ve tereddütlü hâlleri açıkça dışarıda bırakır.

Bu iki hükmün pratik sonucu şudur: bekleme süresine uyulmadan veya şekil kurallarının bir kısmına aykırı biçimde kurulan evlilik geçerlidir ve ancak genel sebeplerle sona erdirilebilir. Bekleme süresinin ihlali, soybağı karinelerinin çakışması gibi ayrı sorunlar doğurabilir; ancak bunlar evliliğin geçerliliğini değil, doğacak çocuğun soybağının belirlenmesini ilgilendirir.

Aynı eğilim TMK m. 147'deki üç sınırlamada, TMK m. 153'teki üç düşme sebebinde ve TMK m. 156'daki ileriye etkili butlan tercihinde de görülür. Bir konuyu ezberlemek yerine bu eğilimi kavramak, tanımadık bir olayda doğru yönü bulmayı kolaylaştırır: kanun, mümkün olduğunca evliliği kurtarmaya çalışır.

F. Butlan Kararı ve Sonuçları

1. Kararın Niteliği

Batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer. Mutlak butlan hâlinde bile evlenme, hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.

Bu, konunun en önemli kuralıdır ve genel hükümlerden ayrıldığı noktadır. Borçlar hukukunda kesin hükümsüz bir işlem baştan itibaren geçersizdir ve mahkeme kararına ihtiyaç duymaz. Evlenmede ise durum tersidir: butlan ileriye etkilidir, karar verilene kadar evlilik bütün sonuçlarını doğurmuştur. Bu süre içinde doğan çocuklar evlilik içinde doğmuş, eşler mirasçı olmuş, mal rejimi işlemiştir.

Kanun bu tercihi bilinçli yapmıştır: evliliğin geçmişe etkili biçimde silinmesi, çocukların ve iyiniyetli eşin durumunu onarılamaz biçimde bozardı.

2. Çocuklar Yönünden

Butlanına karar verilen bir evlilikten doğan çocuklar, ana ve baba iyiniyetli olmasalar bile evlilik içinde doğmuş sayılırlar. Çocuklar ile ana baba arasındaki ilişkilere boşanma hükümleri uygulanır.

Bu kural mutlaktır ve hiçbir istisnası yoktur; çocuğun durumu ana babanın kusuruna bağlanamaz.

3. Eşler Yönünden

Evlenirken iyiniyetli bulunan eş, bu evlenmeyle kazandığı kişisel durumunu korur. Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı bakımından boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.

İyiniyet burada belirleyicidir: iyiniyetli olmayan eş kazandığı kişisel durumu koruyamaz.

4. Mirasçıların Dava Hakkı

Evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez; ancak mirasçılar açılmış olan davayı sürdürebilirler. Ayrım nettir: mirasçı yeni dava açamaz, derdest davayı devam ettirebilir.

Dava sonucunda evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamayacağı gibi daha önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder.

5. Yetki ve Yargılama Usulü

Butlan davasında yetki ve yargılama usulü bakımından boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır. Yetki bakımından TMK m. 168 devreye girer: dava, eşlerden herhangi birinin yerleşim yerinde ya da son altı ayı birlikte geçirdikleri yerde açılabilir. Usul bakımından ise TMK m. 184'teki özel kurallar uygulanır.

6. Butlan Davasının Yürüyüşü

TMK m. 160'ın boşanma hükümlerine yaptığı yollama, davanın pratik yürüyüşünü belirler. Boşanma yargılamasının özel kuralları (TMK m. 184) butlan davasında da uygulanır:

  • Hâkim, ileri sürülen sebebin varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe karar veremez
  • Tarafların bu konudaki ikrarları hâkimi bağlamaz
  • Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder
  • Boşanma veya ayrılığın fer'î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkimin onayı olmadıkça geçerli olmaz
  • Duruşma gizli yapılabilir

Bu kuralların butlan davasında da geçerli olması, evliliğin hükümsüzlüğünün taraflar arasında serbestçe kararlaştırılamayacak, kamu düzeniyle ilgili bir mesele olmasındandır. Taraflar "evliliğimiz batıldır" diye anlaşarak sonuç doğuramaz; hâkimin kanaati aranır.

Dava sırasında alınacak geçici önlemler bakımından da boşanma hükümleri uygulanır: hâkim, eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakımına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır.

7. Butlan ile Boşanmanın Karşılaştırması

Butlan evlenme anındaki bir sakatlığa, boşanma ise evlilik sırasında doğan bir sebebe dayanır. Butlan davasını mutlak hâlde savcı re'sen ve ilgililer, nispî hâlde eş veya yasal temsilci açar; boşanma davasını yalnız eşler açabilir. Süre bakımından mutlak butlanda sınır yoktur, nispî butlanda altı ay ve beş yıl işler; boşanmada bazı sebepler için TMK m. 161'deki altı ay ve beş yıl geçerlidir.

Sonuçları bakımından iki kurum büyük ölçüde birleşir: her ikisinde de evlilik karardan itibaren sona erer ve butlanın malî sonuçlarına boşanma hükümleri uygulanır (TMK m. 158). Ayrıldıkları yer sebebin zamanıdır — butlan evlenme anına, boşanma evlilik dönemine bakar. Aynı olay her iki davaya da konu olabilir: evlenme anında var olan bir aldatma nispî butlan sebebi iken, evlilik sırasında ortaya çıkan sadakatsizlik boşanma sebebidir.

Örnek olay

Kerem, eşi Zeynep ile evliyken, bu evliliği gizleyerek Melis ile ikinci bir evlilik yapar. Melis, Kerem'in evli olduğunu bilmemektedir. İkinci evlilikten bir çocuk doğar. Kerem'in Zeynep ile olan evliliği, ikinci evliliğin butlanı davası sonuçlanmadan önce boşanmayla sona erer.

Değerlendirme: İkinci evlilik, kurulduğu anda mutlak butlan sebebiyle sakattır — Kerem evlenme sırasında evlidir (TMK m. 145/1). Buna rağmen evlilik, karar verilene kadar sanki hiç sakat değilmiş gibi işlemiştir (TMK m. 156); bu dönemde doğan çocuk evlilik içinde doğmuş sayılır ve bu sonuç, ana babanın iyiniyetli olup olmamasından bağımsızdır (TMK m. 157).

Kritik nokta TMK m. 147/3'tedir: Kerem'in önceki evliliği butlan kararı verilmeden önce sona ermiş ve ikinci evlilikte Melis iyiniyetlidir. İki koşul birlikte gerçekleştiği için ikinci evliliğin butlanına karar verilemez; evlilik geçerli hâle gelir.

Melis iyiniyetli olmasaydı, yani Kerem'in evli olduğunu bilerek evlenseydi, bu istisna uygulanmaz ve butlana karar verilirdi. O durumda dahi çocuğun evlilik içinde doğmuş sayılması değişmez; ancak Melis, iyiniyetli olmadığı için kişisel durumunu koruyamazdı (TMK m. 158/1).

Olayın bir başka değişkeni de savcının konumudur. Kerem ile Zeynep'in evliliği sona erdiği için, artık sona ermiş bir evliliğin butlanı söz konusu olsaydı savcı bunu re'sen dava edemezdi; yalnızca ilgililer butlanın karar altına alınmasını isteyebilirdi (TMK m. 147/1). Buradaki dava ise sona ermiş olan Zeynep evliliğine değil, devam eden Melis evliliğine ilişkindir; bu nedenle TMK m. 147/1 değil TMK m. 147/3 uygulanır.

İkinci örnek olay

Barış, evlenmeden önce kendisinde bulunan ve altsoyunun sağlığı bakımından ağır tehlike oluşturan kalıtsal bir hastalığı Işıl'dan gizlemiştir. Işıl bu durumu evlendikten dört yıl sonra öğrenir ve öğrendiği tarihten yedi ay sonra evlenmenin iptali için dava açar.

Değerlendirme: Barış'ın davranışı aldatma oluşturur; kanun, davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesini açıkça nispî butlan sebebi saymıştır (TMK m. 150/2). Tehlikenin yalnız Işıl'a değil altsoyuna yönelik olması da yeterlidir.

Ancak dava süresinde değildir. İptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği tarihten başlayarak altı ay geçmekle düşer (TMK m. 152). Işıl öğrenmesinden yedi ay sonra dava açtığı için hak düşürücü süre dolmuştur; dava reddedilir. Evlenmenin üzerinden geçen dört yıl beş yıllık üst sınırın altında olsa da, altı aylık sürenin kaçırılmış olması tek başına sonucu belirler — iki süre birlikte aranır.

Sebep mutlak butlan sebebi olsaydı — örneğin Barış evlenme sırasında evli olsaydı — böyle bir süre sınırı bulunmayacak ve dava her zaman açılabilecekti. Mutlak ile nispî butlan arasındaki en pratik fark budur.

Üçüncü örnek olay

On altı yaşındaki Duru, hâkim izniyle evlenmiş, ancak yasal temsilcisi olan babasının izni hiç alınmamıştır. Baba durumu üç ay sonra öğrenir ve iptal davası açmayı düşünürken Duru'nun gebe kaldığı anlaşılır. Aynı dönemde Duru, evlenme sırasında ağır ilaç etkisi altında olduğunu ve ne yaptığını kavrayamadığını ileri sürmektedir.

Değerlendirme: İki ayrı iptal sebebi ve iki ayrı davacı vardır.

Babanın dava hakkı TMK m. 153'e dayanır: izni alınmayan yasal temsilci iptal davası açabilir. Ancak kanun bu hakkı karının gebe kalması hâlinde ortadan kaldırmıştır. Duru gebe kaldığına göre babanın dava hakkı düşmüştür; üç aylık sürenin dolmamış olması sonucu değiştirmez.

Duru'nun dava hakkı ayrıdır ve TMK m. 148'e dayanır: evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eş iptal davası açabilir. İlaç etkisi geçici bir sebeptir; sürekli olsaydı sonuç mutlak butlan olurdu (TMK m. 145/2) ve savcı da dava açabilirdi. Duru'nun süresi, sebebin öğrenilmesinden altı ay ve evlenmeden beş yıldır (TMK m. 152).

Gebelik Duru'nun kendi dava hakkını etkilemez. TMK m. 153'teki düşme sebepleri yalnız yasal temsilcinin hakkına ilişkindir. İki dava hakkının birbirinden bağımsız işlemesi, nispî butlanda davacı ayrımının neden önemli olduğunu gösterir.

Dördüncü örnek olay

Selim ile Nehir evlenmiş, evlilikten çocuk doğmamıştır. Yedi yıl sonra Selim ölür; geriye altsoyu kalmamış, ana babası da daha önce ölmüştür. Mirasın paylaşımı sırasında Selim'in kardeşi, Nehir'in evlenme sırasında Selim'in sürekli ayırt etme gücü yoksunluğu içinde bulunduğunu bildiğini ileri sürerek evliliğin butlanını dava eder.

Değerlendirme: Üç ayrı soru birbirine karışmaktadır: dava açılabilir mi, açılabilirse sonucu ne olur, çocuklar ne olur.

Dava açılabilir. Evlilik ölümle sona ermiştir; sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı savcı tarafından re'sen dava edilemez, ancak her ilgili butlanın karar altına alınmasını isteyebilir (TMK m. 147/1).

Kardeşin "ilgili" sayılabilmesi, olayın kurgusuna bağlıdır ve bu nokta atlanmamalıdır. Selim'in altsoyu bulunsaydı birinci zümre mirasçı olur, kardeş yasal mirasçı olmaz ve butlan kararından bir menfaati doğmazdı. Olayda altsoy ve ana baba bulunmadığından ikinci zümre mirasçıdır ve kardeş yasal mirasçı sıfatını taşır; sağ kalan eşin mirasçılığının ortadan kalkması onun payını doğrudan etkiler. Hukukî yarar buradan doğar.

Mutlak butlanda hak düşürücü süre bulunmadığından yedi yılın geçmesi engel değildir.

Nehir'in konumu iyiniyetine bağlıdır. Butlan kararı verilirse, evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş yasal mirasçı olamaz; daha önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder (TMK m. 159). Olayda Nehir'in Selim'in durumunu bildiği ileri sürülmektedir; bu ispatlanırsa mirasçılığı düşer. İyiniyetli olsaydı kişisel durumunu korur ve mirasçılığı devam ederdi (TMK m. 158/1).

Çocuklar etkilenmez. Butlanına karar verilen evlilikten doğan çocuklar, ana baba iyiniyetli olmasa bile evlilik içinde doğmuş sayılır (TMK m. 157). Soybağları, velayet ve miras hakları butlan kararından etkilenmez.

Bir de dikkat edilmesi gereken usul ayrıntısı vardır: bu davayı Selim'in kardeşi kendi ilgisiyle açmaktadır, Selim'in mirasçısı sıfatıyla onun dava hakkını kullanarak değil. Butlan davası açma hakkı mirasçılara geçmez (TMK m. 159); mirasçılar yalnız açılmış davayı sürdürebilir. Kardeşin davası kendi hukukî yararına dayandığı için caizdir.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2008 İDARİ YARGI
Ayırt etme gücüne sahip olmayan kimsenin yaptığı evlilikle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Evlilik mutlak butlanla geçersizdir.
B) Butlan davasını savcı dahil ilgisi olan herkes açabilir.
C) Butlan davasını açma süreyle sınırlı değildir.
D) Mutlak butlan kamu düzeni ile ilgilidir.
E) Ayırt etme gücünü sonradan kazanan eş mutlak butlan davası açamaz.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 2 2010 ADLİ YARGI
Evlenmenin mutlak butlanı ve nispi butlanı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Hem mutlak butlan hem nispi butlan evliliğin sona erdirilmesi sonucunu doğurur.
B) Mutlak butlan sebeplerinden birinin varlığı hâlinde evlenme hiç meydana gelmemiş sayıldığı hâlde, nispi butlan sebeplerinden birinin varlığı hâlinde evlenme iptal edilinceye kadar geçerli bir evliliğin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur.
C) Mutlak butlanda kamu yararı ve kamu düzeni düşüncesi hâkim olduğu hâlde, nispi butlanda daha ziyade ilgililerin özel çıkarları söz konusudur.
D) Mutlak butlan davası Cumhuriyet savcısı tarafından da açılabilir, oysa nispi butlan davası açılamaz.
E) Dava açmamak suretiyle nispi butlan sebebi etkisiz hâle getirilebildiği hâlde, mutlak butlan eşlerin istek ve iradesiyle ortadan kaldırılamaz.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 3 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ YARGI (EKİM)
İnternet üzerinden tanışıp uzun süre birbirleri ile yazışan iki genç, birbirlerine âşık olduklarına inanıp farklı şehirlerde oturdukları için birbirlerini görmeden evlenme işlemlerini yapar ve sonunda bir şehirde birleşip evlenirler. Evlendikten iki hafta sonra, eşlerden birinin daha önce internet üzerinden yazışan kişi olmayıp onun çok çekingen olan kardeşi olduğu anlaşılır. Bu olaya göre aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Bu olayda eşin kimliğinde yanılma söz konusudur.
B) Bu yanılma, esaslı bir yanılma olarak kabul edilmektedir.
C) İradesi yanılma sebebiyle bozulan eş, evlenmenin nispi butlanını dava edebilir.
D) Davayı açacak olan eş, nispi butlan davasını evliliğin yapıldığı günden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde açmalıdır.
E) Evliliğin mutlak butlanının dava edilmesinin aksine, bu davanın Cumhuriyet Savcısı tarafından açılması mümkün değildir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 4 2024 ADLİ İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
A, 01.02.2024 tarihinde B'yi kendisiyle evlenmeye razı etmek için B'nin hayatına yönelik pek yakın ve ağır bir tehlikeyle korkutur. Bu korkutma sonucunda B, evlenmeye razı olur ve taraflar 01.06.2024 tarihinde evlenir. B'nin üzerindeki korkunun etkisi, 01.10.2024 tarihinde ortadan kalkar. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre B, evlenmenin iptali davasını kural olarak en geç hangi tarihe kadar açabilir?
A) 01.06.2024
B) 01.08.2024
C) 01.12.2024
D) 01.02.2025
E) 01.04.2025
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 5 2023 ADLİ İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
276. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre mutlak butlanla sakat bir evliliğe ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) İptal kararına kadar, geçerli bir evliliğin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur.
B) Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı tarafından resen dava edilemez.
C) Evlenme dolayısıyla meydana gelmiş olan kayın hısımlığı, evliliğin iptal edilmesiyle birlikte ortadan kalkmaz.
D) İptaline karar verilen evlilikten doğan çocuklar, ancak ana ve baba iyiniyetli oldukları takdirde evlilik içinde doğmuş sayılırlar.
E) Evlenirken iyiniyetli olan eş, bu evlilikle kazandığı kişisel durumunu korur.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 6 2010 ADLİ HAKİMLİK
Evlenmenin mutlak butlanı ve nispi butlanı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Hem mutlak butlan hem nispi butlan evliliğin sona erdirilmesi sonucunu doğurur.
B) Mutlak butlan sebeplerinden birinin varlığı hâlinde evlenme hiç meydana gelmemiş sayıldığı hâlde, nispi butlan sebeplerinden birinin varlığı hâlinde evlenme iptal edilinceye kadar geçerli bir evliliğin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur.
C) Mutlak butlanda kamu yararı ve kamu düzeni düşüncesi hâkim olduğu hâlde, nispi butlanda daha ziyade ilgililerin özel çıkarları söz konusudur.
D) Mutlak butlan davası Cumhuriyet savcısı tarafından da açılabilir, oysa nispi butlan davası açılamaz.
E) Dava açmamak suretiyle nispi butlan sebebi etkisiz hâle getirilebildiği hâlde, mutlak butlan eşlerin istek ve iradesiyle ortadan kaldırılamaz.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 7 2007 ADLİ HAKİMLİK
Evlenmenin mutlak butlanıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı dava edilemez.
B) Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı tarafından dava edilebilir, ancak ilgililer tarafından dava edilemez.
C) Evliyken yeniden evlenen bir kimsenin önceki evliliği, mutlak butlan kararı verilmeden önce sona ermişse, ikinci evlenmenin butlanına karar verilememesi için diğer eşin ikinci evlilik boyunca devam edecek şekilde iyi niyetli olması gerekir.
D) Eşlerden biri evlenme sırasında ayırt etme gücünden yoksun değilse, onun evlenirken akıl hastası olması hiçbir şekilde evlenmenin butlanına yol açmaz.
E) Evlenirken sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eş, bu gücünü evlendikten sonra her nasılsa kazanırsa butlan davası sadece o eş tarafından açılabilir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 8 2008 İDARİ HAKİMLİK
Ayırt etme gücüne sahip olmayan kimsenin yaptığı evlilikle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Evlilik mutlak butlanla geçersizdir.
B) Butlan davasını savcı dahil ilgisi olan herkes açabilir.
C) Butlan davasını açma süreyle sınırlı değildir.
D) Mutlak butlan kamu düzeni ile ilgilidir.
E) Ayırt etme gücünü sonradan kazanan eş mutlak butlan davası açamaz.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 9 2011 İDARİ HAKİMLİK
Aşağıdaki sebeplerden hangisi evlenmenin nispi butlanı sebeplerinden olup ilgili olan herkes tarafından değil, sadece eşler tarafından ileri sürülebilir?
A) Ayırt etme gücünden geçici yoksunluk
B) Mevcut evlilik
C) Evlenmeye engel nitelikte akıl hastalığı
D) Üçüncü dereceye kadar yansoy kan hısımları ile yapılan evlilik
E) Evlat edinen ile evlatlık arasındaki evlilik
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 10 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
İnternet üzerinden tanışıp uzun süre birbirleri ile yazışan iki genç, birbirlerine âşık olduklarına inanıp farklı şehirlerde oturdukları için birbirlerini görmeden evlenme işlemlerini yapar ve sonunda bir şehirde birleşip evlenirler. Evlendikten iki hafta sonra, eşlerden birinin daha önce internet üzerinden yazışan kişi olmayıp onun çok çekingen olan kardeşi olduğu anlaşılır. Bu olaya göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Bu olayda eşin kimliğinde yanılma söz konusudur.
B) Bu yanılma, esaslı bir yanılma olarak kabul edilmektedir.
C) İradesi yanılma sebebiyle bozulan eş, evlenmenin nispi butlanını dava edebilir.
D) Davayı açacak olan eş, nispi butlan davasını evliliğin yapıldığı günden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde açmalıdır.
E) Evliliğin mutlak butlanının dava edilmesinin aksine, bu davanın Cumhuriyet Savcısı tarafından açılması mümkün değildir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 11 2013 ADLİ HAKİMLİK
Mahkeme tarafından butlanına karar verilen bir evlilikte doğan çocuklar açısından ortaya çıkan hukuki sonuçlar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Sadece anneye karşı evlilik içinde doğmuş sayılırlar.
B) Anne ve baba iyi niyetli olmak kaydıyla evlilik içinde doğmuş sayılırlar.
C) Anne ve baba iyiniyetli olmasalar bile evlilik içinde doğmuş sayılırlar.
D) Babayla soy bağı, ancak babalık davası yoluyla kurulabilir.
E) Evlilik içinde doğmuş sayılmazlar.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 12 2019 KPSS
342. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi evlenmenin mutlak veya nispi butlanına ilişkin nedenlerden biri değildir?
A) Eşlerden birinin evlenme sırasında geçici bir nedenle ayırt etme gücünden yoksun olması
B) Eşlerden birinin evlenme sırasında evli olması
C) Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlık bulunması
D) Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması
E) Eşlerin evlendirme memuru önünde evlenmemiş olması
Cevabı göster
Cevap: E.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 9 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 125
Mutlak butlan ile nispî butlanın karşılaştırılması bakımından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Mutlak butlan davasını Cumhuriyet savcısı re'sen açabilir.
B) Nispî butlan davasında altı aylık ve beş yıllık süreler birlikte işler.
C) Mutlak butlan davası, hukukî yararı bulunan herkes tarafından açılabilir.
D) Her iki hâlde de evlilik, hâkim kararı olmaksızın kendiliğinden geçersizdir.
E) Nispî butlan davasını yalnız eş veya izni alınmayan yasal temsilci açabilir.
Cevabı göster
Cevap: D. Evlenmenin hükümsüzlüğü, borçlar hukukundaki genel hükümsüzlük rejiminden bilinçli olarak ayrılmıştır. Batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer; mutlak butlan hâlinde bile evlenme, karara kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur. Bu süre içinde doğan çocuklar evlilik içinde doğmuş, eşler mirasçı olmuş, mal rejimi işlemiştir. Kendiliğinden geçersizlik yalnız yoklukta söz konusudur ve yokluk, kurucu unsurun hiç bulunmadığı hâllere özgüdür. Dava açabilecek kişi çevresi ile süre bakımından iki butlan türü arasındaki farklar ise seçeneklerde doğru verilmiştir.

Şık analizi

A) Doğru ifade — mutlak butlan kamu düzenini ilgilendirdiği için savcıya re'sen dava açma yetkisi tanınmıştır.
B) Doğru ifade — iptal davasında öğrenmeden ya da korkunun etkisinin kalkmasından altı ay, her hâlde evlenmeden beş yıl işler.
C) Doğru ifade — mutlak butlan davasını ilgisi olan herkes açabilir; aranan, korunmaya değer hukukî bir yarardır.
E) Doğru ifade — nispî butlanda dava hakkı iradesi sakatlanan eşe ya da izni alınmayan yasal temsilciye aittir.
Soru 126
Nispî butlan davasında dava hakkıyla ilgiliI.Geçici ayırt etme gücü yoksunluğunda dava hakkı yalnız o eşe aittir.II.Yasal temsilcinin izni alınmamışsa dava hakkı temsilciye aittir.III.Aynı olayda eşin ve temsilcinin hakları birlikte bulunamaz.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Nispî butlanda sorulan soruların anahtarı, dava hakkının kime ait olduğudur. İradesi sakatlanan eşin dava hakkı, geçici ayırt etme gücü yoksunluğu, yanılma, aldatma ve korkutma hâllerinde doğar ve yalnız o eşe aittir; diğer eş bu sebeplere dayanamaz. Yasal temsilcinin izni alınmadan yapılan evlenmede ise dava hakkı eşe değil temsilciye aittir. Bu iki hak birbirini dışlamaz: izni alınmayan bir küçük aynı zamanda korkutularak evlendirilmişse hem küçük hem temsilci dava açabilir ve süreleri ayrı ayrı işler. Buna göre I ve II doğru, III yanlıştır.

Şık analizi

A) I doğru, ancak II de doğrudur. İzni alınmayan yasal temsilcinin kendi adına iptal davası açma hakkı vardır.
B) III yanlıştır. İki dava hakkı aynı olayda birlikte bulunabilir; biri diğerini ortadan kaldırmaz.
D) II doğru, ancak III yanlıştır. Hakların birlikte bulunması hâlinde süreler de ayrı ayrı hesaplanır.
E) I ve II doğru, III yanlıştır. Kanun iki dava hakkını ayrı hükümlerde düzenlemiş, birbirine bağlamamıştır.
Soru 127
İptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenilmesinden itibaren işleyen sürenin yanında, evlenmenin üzerinden kaç yıl geçmekle her hâlde düşer?
A) İki yıl
B) Üç yıl
C) Beş yıl
D) Yedi yıl
E) On yıl
Cevabı göster
Cevap: C. İptal davası açma hakkı iki sürenin birlikte işlemesine tâbidir. Kısa süre altı aydır ve iptal sebebinin öğrenilmesinden ya da korkunun etkisinin ortadan kalkmasından işler. Üst sınır ise beş yıldır ve evlenmenin kendisinden işler. Hangisi önce dolarsa hak düşer: beş yıl dolmamış olsa bile öğrenmeden itibaren altı ay geçmişse dava açılamaz; altı ay dolmamış olsa bile evlenmeden beş yıl geçmişse yine açılamaz. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve mutlak butlanda böyle bir sınır bulunmaz.

Şık analizi

A) İki yıllık bir üst sınır kanunda yer almaz. Kanun üst sınırı daha uzun tutarak korunan eşe geniş bir zaman tanımıştır.
B) Üç yıl, nispî butlanda öngörülmüş bir süre değildir. Üst sınır evlenmeden itibaren işler ve bundan uzundur.
D) Yedi yıllık bir süre kanunda bulunmaz. Bu süre, gaiplikteki bekleme süreleriyle karıştırılmasından doğar.
E) On yıl, borçlar hukukundaki genel zamanaşımıdır. Evlenmenin iptalinde özel bir hak düşürücü süre öngörülmüştür.
Soru 128
Tuna, ağır alkol etkisiyle ne yaptığını kavrayamayacak durumdayken evlendirme memuru önünde evlenmiştir. Ertesi gün durumu öğrenmiş, ancak dava açmadan yedi ay beklemiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Evlilik mutlak butlanla sakattır ve savcı her zaman dava açabilir.
B) Tuna'nın iptal davası açma hakkı altı aylık sürenin geçmesiyle düşmüştür.
C) Evlilik yoklukla sakattır; ortada hiçbir zaman evlilik doğmamıştır.
D) Beş yıllık süre dolmadığından Tuna dava açma hakkını korumaktadır.
E) Diğer eş de bu sebebe dayanarak evliliğin iptalini isteyebilir.
Cevabı göster
Cevap: B. Ayırt etme gücü yoksunluğunun sürekli mi geçici mi olduğu, yaptırımı belirleyen ölçüttür. Ağır alkol etkisi geçici bir sebeptir; bu durumda evlilik mutlak butlanla değil nispî butlanla sakattır ve dava hakkı yalnız iradesi sakatlanan eşe aittir. Nispî butlanda süre iki katmanlıdır: iptal sebebinin öğrenilmesinden altı ay, her hâlde evlenmeden beş yıl. Hangisi önce dolarsa hak düşer. Tuna sebebi ertesi gün öğrendiği için kısa süre o tarihte işlemeye başlamış ve yedi ay sonunda dolmuştur; beş yıllık üst sınırın dolmamış olması sonucu değiştirmez.

Şık analizi

A) Mutlak butlan, ayırt etme gücünün sürekli yokluğunda söz konusudur. Alkolün yol açtığı geçici yoksunluk nispî butlan sebebidir.
C) Yokluk, kurucu unsurun hiç bulunmadığı hâllere özgüdür. Burada yetkili memur önünde irade açıklanmış, evlilik kurulmuştur.
D) İki süre birlikte işler ve hangisi önce dolarsa hak düşer. Altı aylık sürenin dolması, beş yılın dolmamış olmasıyla giderilmez.
E) Dava hakkı yalnız iradesi sakatlanan eşe aittir. Diğer eş bu sebebe dayanarak iptal isteyemez.
Soru 129
Butlan kararının etkisi bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Butlan ileriye etkilidir; evlilik karara kadar sonuçlarını doğurmuş sayılır.
B) Butlan geriye etkilidir; evlilik baştan itibaren hiç kurulmamış sayılır.
C) Butlan kararı verilinceye kadar eşler arasında mal rejimi işlemez.
D) Butlan kararından sonra doğan çocuklar evlilik dışında doğmuş sayılır.
E) Butlanına karar verilen evlilikte iyiniyetli eş kişisel durumunu yitirir.
Cevabı göster
Cevap: A. Evlenmede butlan ileriye etkilidir ve bu, konunun genel hükümlerden ayrıldığı en önemli noktadır. Borçlar hukukunda kesin hükümsüz bir işlem baştan itibaren geçersizken, batıl bir evlilik hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur: bu süre içinde doğan çocuklar evlilik içinde doğmuş, eşler mirasçı olmuş, mal rejimi işlemiştir. Kanun bu tercihi bilinçli yapmıştır; evliliğin geçmişe etkili biçimde silinmesi çocukların ve iyiniyetli eşin durumunu onarılamaz biçimde bozardı. Evlenirken iyiniyetli olan eş de bu evlenmeyle kazandığı kişisel durumunu korur.

Şık analizi

B) Geriye etkili geçersizlik borçlar hukukuna özgüdür. Evlenmede butlan kararı ileriye etkilidir ve geçmişi silmez.
C) Mal rejimi evlenme tarihinden işler ve butlan kararına kadar sürer. Karar, rejimi geçmişe dönük olarak ortadan kaldırmaz.
D) Butlanına karar verilen evlilikten doğan çocuklar, ana baba iyiniyetli olmasa bile evlilik içinde doğmuş sayılır.
E) İyiniyetli eş, bu evlenmeyle kazandığı kişisel durumunu korur. Kişisel durumu yitiren, iyiniyetli olmayan eştir.
Soru 130
Aşağıdakilerden hangisi yasal temsilcinin iptal davası açma hakkını düşüren hâllerden biri değildir?
A) Evlenen küçüğün sonradan on sekiz yaşını doldurarak ergin olması
B) Evlenen kısıtlının kısıtlılık hâlinin sonradan kaldırılmış olması
C) Evlenen kadının evlilik sürerken gebe kalmış olması
D) Yasal temsilcinin evlenmeye sonradan rıza gösterdiğini açıklaması
E) Evlenen kısıtlının vesayet altından çıkarak ehliyetini kazanması
Cevabı göster
Cevap: D. Küçük veya kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadan evlenirse izni alınmayan temsilci iptal davası açabilir. Kanun bu hakkı üç hâlde ortadan kaldırmıştır: evlenen kişinin sonradan ergin olması, kısıtlı olmaktan çıkması ve karının gebe kalması. Üçünün ortak mantığı, korunmak istenen menfaatin artık ortadan kalkmış olmasıdır. Kısıtlılığın kaldırılması ile vesayetten çıkarak ehliyetin kazanılması aynı hâli farklı sözcüklerle anlatır. Temsilcinin sonradan rıza göstermesi ise kanunun saydığı hâllerden değildir; sayım sınırlı olduğu için bu yolla dava hakkı düşmez.

Şık analizi

A) Bu gerçekten sayılanlardandır. Ergin olan kişi artık kendi durumunu değerlendirebileceği için temsilcinin koruma yetkisi sona erer.
B) Bu gerçekten sayılanlardandır. Kısıtlılıktan çıkma, temsilcinin dava hakkını düşüren hâllerin ikincisidir.
C) Bu gerçekten sayılanlardandır. Karının gebe kalması hâlinde evlenmenin iptaline karar verilemez.
E) Bu gerçekten sayılanlardandır. Vesayetten çıkarak ehliyeti kazanmak, kısıtlı olmaktan çıkmanın kendisidir.
Soru 131
Mutlak butlan davası hakkının sınırlanmasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı savcı tarafından re'sen dava edilemez.
B) Sona ermiş evlilikte ilgililer butlanın karar altına alınmasını isteyebilir.
C) Butlan sebebi olan ehliyetsizlik sonradan giderilmişse dava hakkı yalnız o eşe kalır.
D) Evliyken yeniden evlenende önceki evliliğin sona ermesi tek başına butlanı önler.
E) İkinci evlilikte diğer eşin iyiniyetli olması, butlanı önleyen koşullardan biridir.
Cevabı göster
Cevap: D. Kanun mutlak butlan davası hakkına üç sınırlama getirmiştir ve üçünün ortak mantığı, kamu düzeni gerekçesi zayıfladığında dava hakkının da daraltılmasıdır. Sona ermiş evlilikte savcı re'sen dava açamaz, yalnız ilgililer butlanın karar altına alınmasını isteyebilir. Butlan sebebi olan ehliyetsizlik evlilik sürerken giderilmişse dava hakkı yalnız o eşe kalır; savcının ve diğer ilgililerin hakkı düşer. Evliyken yeniden evlenen kimsede ise iki koşul birlikte aranır: önceki evliliğin butlan kararından önce sona ermiş olması ve ikinci evlenmede diğer eşin iyiniyetli bulunması. Koşullardan biri eksikse istisna işlemez.

Şık analizi

A) Doğru ifade — evlilik sona erdikten sonra kamu düzeni gerekçesi zayıflar ve savcının re'sen dava yetkisi kalkar.
B) Doğru ifade — sona ermiş evlilikte de ilgililer hukukî yararlarına dayanarak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir.
C) Doğru ifade — koruma altındaki kişi kendi durumunu değerlendirebilecek hâle geldiğinde karar da ona bırakılır.
E) Doğru ifade — diğer eşin iyiniyetli olması, önceki evliliğin sona ermesiyle birlikte aranan ikinci koşuldur.
Soru 132
Farklı şehirlerde bulunan Nehir ile Poyraz, aynı gün ayrı ayrı evlendirme memurları önünde evlenme iradelerini açıklamıştır. Bu durum bakımından aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Ortada evlilik yoktur; herkes bunu mahkeme kararı olmaksızın ileri sürebilir.
B) Evlilik kurulmuştur; yalnız şekil kuralına aykırılık söz konusu olmuştur.
C) Evlilik mutlak butlanla sakattır ve savcı re'sen dava açmak zorundadır.
D) Evlilik nispî butlanla sakattır; eşler altı ay içinde iptalini isteyebilir.
E) Evlilik geçerlidir; iki memurun da kayda geçirmesi eksikliği gidermiştir.
Cevabı göster
Cevap: A. Evlenmenin kurucu unsuru, karşılıklı iradelerin aynı anda ve aynı merci önünde birleşmesidir. Kanun memura her birine ayrı ayrı sormayı emrederek tek bir tören ve tek bir an öngörmüştür. İradeler ayrı yerlerde ve ayrı memurlar önünde açıklanmışsa eksik olan bir şekil ayrıntısı değil, kurucu unsurun kendisidir. Bu sebeple sonuç butlan değil yokluktur: ortada hiçbir zaman evlilik doğmamıştır, mahkeme kararına gerek olmaksızın herkes bunu ileri sürebilir ve süre sınırı yoktur. Yokluk hâlinde butlana ilişkin koruyucu hükümler de uygulanmaz.

Şık analizi

B) Eksik olan bir şekil ayrıntısı değildir. İradelerin aynı anda ve aynı merci önünde birleşmesi evlenmenin kurucu unsurudur.
C) Mutlak butlanda evlilik kurulmuş sayılır ve karara kadar sonuç doğurur. Burada kurulmuş bir evlilik yoktur.
D) Nispî butlan, kurulmuş bir evlilikteki irade sakatlığına dayanır. Burada evlenme iradeleri hiç birleşmemiştir.
E) İki ayrı kaydın varlığı kurucu unsurun eksikliğini gidermez. Kayıt, doğmamış bir evliliği var hâle getirmez.
Soru 133
Butlanına karar verilen evliliğin sonuçları bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Evlilikten doğan çocuklar, ana baba iyiniyetli olmasa da evlilik içinde doğmuştur.
B) Butlan davası açma hakkı, dava açılmamış olsa bile mirasçılara geçer.
C) Mal rejiminin tasfiyesinde boşanma hükümleri değil genel hükümler uygulanır.
D) Çocuklar ile ana baba arasındaki ilişkilere vesayet hükümleri uygulanır.
E) İyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçılığını korumaya devam eder.
Cevabı göster
Cevap: A. Butlan kararının sonuçları çocuklar bakımından mutlaktır: butlanına karar verilen evlilikten doğan çocuklar, ana ve baba iyiniyetli olmasalar bile evlilik içinde doğmuş sayılır ve bu kuralın istisnası yoktur. Çocuklar ile ana baba arasındaki ilişkilere boşanma hükümleri uygulanır. Eşler bakımından da mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı konularında boşanma hükümleri işler. Dava hakkı mirasçılara geçmez; mirasçılar yalnız açılmış olan davayı sürdürebilir. Evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş ise yasal mirasçı olamaz ve ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan hakları da kaybeder.

Şık analizi

B) Dava hakkı mirasçılara geçmez. Mirasçılar yeni dava açamaz, yalnız açılmış olan davayı sürdürebilir.
C) Mal rejiminin tasfiyesinde boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır; kanun bu konuda açık bir yollama yapmıştır.
D) Çocuklar ile ana baba arasındaki ilişkilere boşanma hükümleri uygulanır, vesayet hükümleri değil.
E) İyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş yasal mirasçı olamaz ve ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan hakları da yitirir.

← Evlenme Başvurusu ve TöreniBoşanma →