EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 6 / 60

Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması

31 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Hak sahibi olmak, hakkı dilediği gibi kullanmak anlamına gelmez. Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır; bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz (TMK m. 2). Madde, medeni hukukun bütününe yayılan bir ölçü koyar ve pek çok hükmün uygulanmasını sınırlar.

Objektif Ölçü ve Üç İşlev

Dürüstlük kuralı objektif bir ölçüdür. Kişinin ne düşündüğüne değil, dürüst ve makul bir insanın aynı durumda nasıl davranacağına bakılır. Bu yönüyle sübjektif iyiniyetten tümüyle ayrılır: biri davranış ölçüsü, diğeri bilgi durumudur.

Kuralın üç işlevi vardır. Yorum işlevinde hukukî işlemlerin ve irade açıklamalarının anlamı bu ölçüye göre belirlenir. Tamamlama işlevinde sözleşmede düzenlenmemiş yan yükümlülükler bu kuraldan çıkarılır. Sınırlama işlevinde ise mevcut bir hakkın kullanımı bu ölçüyle daraltılır.

Kural medeni hukukun bütününde uygulanır; sözleşme ilişkileriyle sınırlı değildir. Aile hukukunda velâyet yetkisinin kullanılması, miras hukukunda tenkis ve iade talepleri, eşya hukukunda mülkiyetten doğan yetkilerin kullanımı hep bu ölçüye tâbidir.

Kötüye Kullanmanın Unsurları

Kötüye kullanmadan söz edebilmek için dört koşul birlikte aranır. Ortada gerçekten var olan ve kullanılabilir bir hak bulunmalıdır; hak yoksa kötüye kullanma da olmaz. Hakkın kullanılması dürüstlük kuralına aykırı olmalıdır. Aykırılık açık olmalıdır; kanun "açıkça" diyerek eşiği yükseltmiştir. Son olarak kullanımdan bir zarar doğmuş ya da doğması muhtemel olmalıdır.

Karşı tarafın zarar görmesi tek başına yeterli değildir: her hak kullanımı bir başkasının menfaatini bir ölçüde daraltır. Aranan, kullanımın sağladığı yarar ile karşı tarafa verdiği zarar arasında açık bir dengesizlik bulunmasıdır. Hak sahibinin elde ettiği menfaat önemsizken karşı tarafın uğradığı zarar ağırsa aykırılık açık sayılır. Zarar verme kastı aranmaz; kastın bulunması aykırılığı kolaylaştırır ama zorunlu koşul değildir.

Tipik Uygulama Hâlleri

Şekil şartına uyulmadan yapılan işlem kural olarak kesin hükümsüzdür. Ancak sözleşmeyi kendi kusuruyla şekilsiz yapan ya da edimini alıp yıllarca sonuçlarından yararlanan tarafın sonradan şekil eksikliğini ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılmasıdır; hâkim bu itiraza itibar etmez ve sözleşme ayakta tutulur.

Çelişkili davranış yasağı, kendi davranışıyla karşı tarafta haklı bir güven yaratan kişinin sonradan bunun tersini ileri sürememesidir. Uzun süre itiraz etmeyip karşı tarafı yatırım yapmaya yönelten kişinin ansızın hakkını ileri sürmesi bu gruba girer. Kanuna karşı hile ise farklıdır: orada kişi, kanunun yasakladığı sonuca izin verilen bir yoldan ulaşmaya çalışır. Kötüye kullanmada hak vardır ve kullanımı sakattır; kanuna karşı hilede amaç baştan itibaren yasak sonucu elde etmektir.

Uygulamada hâller beş grupta toplanır: hakkın uzun süre kullanılmaması, yalnızca zarar verme amacı, kendi kusuruyla yaratılan duruma dayanma, menfaatler arasında açık dengesizlik ve hakkın amacından saptırılması. Ortak noktaları, hakkın kanunun tanıdığı amaçtan saparak kullanılmasıdır.

Yaptırım ve Re'sen Uygulama

Kötüye kullanılan hak hukukî korumadan yoksun kalır; talep reddedilir ya da savunma dikkate alınmaz. Hak kendiliğinden sona ermez, yalnız o somut kullanım korunmaz; hak sahibi başka bir olayda aynı hakkı kullanabilir. Koşulları varsa ayrıca tazminat gündeme gelebilir.

İnceleme sırası bellidir: önce hakkın gerçekten var olup olmadığına, sonra kullanımın dürüstlük kuralıyla bağdaşıp bağdaşmadığına bakılır. Dürüstlük kuralı kamu düzenindendir; hâkim tarafların ileri sürmesini beklemeden re'sen dikkate alır ve kural her aşamada uygulanır.

Sınavda Ne Çıkar

  • Dürüstlük kuralı objektiftir (TMK m. 2), iyiniyet sübjektiftir (TMK m. 3): biri davranış ölçüsü, diğeri bilgi durumudur.
  • Kötüye kullanmada zarar verme kastı aranmaz; aykırılığın açık olması ve ortada gerçekten bir hak bulunması gerekir.
  • Yaptırım hakkın sona ermesi değil, o kullanımın korunmamasıdır; hâkim kuralı re'sen uygular.
  • Tipik hâller: hakkın uzun süre kullanılmaması, yalnızca zarar verme amacı, kendi kusuruyla yaratılan duruma dayanma, menfaatler arasında açık dengesizlik, hakkın amacından saptırılması.
  • Denetlenen, hakkın varlığı değil o olaydaki kullanımıdır.
  • İnceleme sırası: önce hak var mı, sonra kullanım dürüstlük kuralıyla bağdaşıyor mu.

Hak sahibi olmak, hakkı dilediği gibi kullanmak anlamına gelmez. Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır; bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz (TMK m. 2). Madde, medeni hukukun bütününe yayılan bir ölçü koyar ve pek çok hükmün uygulanmasını sınırlar.

A. Objektif İyiniyet: Dürüst Davranma Yükümlülüğü

Dürüstlük kuralı objektif bir ölçüdür. Kişinin ne düşündüğüne değil, dürüst ve makul bir insanın aynı durumda nasıl davranacağına bakılır. Bu yönüyle sübjektif iyiniyetten (TMK m. 3) tümüyle ayrılır: biri davranış ölçüsü, diğeri bilgi durumudur.

Kuralın üç işlevi vardır:

  • Yorum işlevi — hukukî işlemlerin ve irade açıklamalarının anlamı bu ölçüye göre belirlenir.
  • Tamamlama işlevi — sözleşmede düzenlenmemiş yan yükümlülükler bu kuraldan çıkarılır.
  • Sınırlama işlevi — mevcut bir hakkın kullanımı bu ölçüyle daraltılır.

Kural, medeni hukukun bütününde uygulanır ve uygulama alanı sözleşme ilişkileriyle sınırlı değildir. Aile hukukunda velâyet yetkisinin kullanılması, miras hukukunda tenkis ve iade talepleri, eşya hukukunda mülkiyetten doğan yetkilerin kullanımı hep bu ölçüye tabidir. Dürüstlük kuralı bu yönüyle bir genel hüküm işlevi görür.

B. Hakkın Kötüye Kullanılmasının Unsurları

Kötüye kullanmadan söz edebilmek için aranan koşullar şunlardır:

  • Ortada gerçekten var olan ve kullanılabilir bir hak bulunmalıdır; hak yoksa kötüye kullanma da olmaz.
  • Hakkın kullanılması dürüstlük kuralına aykırı olmalıdır.
  • Aykırılık açık olmalıdır; kanun "açıkça" diyerek eşiği yükseltmiştir.
  • Kullanımdan bir zarar doğmuş ya da doğması muhtemel olmalıdır.

Bu koşullar birlikte aranır. Hakkın kullanılmasından karşı tarafın zarar görmesi tek başına yeterli değildir: her hak kullanımı bir başkasının menfaatini bir ölçüde daraltır. Aranan, kullanımın sağladığı yarar ile karşı tarafa verdiği zarar arasında açık bir dengesizlik bulunmasıdır. Hak sahibinin elde ettiği menfaat önemsizken karşı tarafın uğradığı zarar ağırsa aykırılık açık sayılır.

Kötüye kullanma için hak sahibinin zarar verme kastı aranmaz. Kastın bulunması aykırılığı kolaylaştırır, ancak zorunlu koşul değildir; ölçü objektiftir.

C. Tipik Uygulama Hâlleri

1. Şekle Aykırılığı Kendi Kusuruyla Yaratıp İleri Sürme

Şekil şartına uyulmadan yapılan işlem kural olarak kesin hükümsüzdür. Ancak sözleşmeyi kendi kusuruyla şekilsiz yapan ya da edimini alıp yıllarca sonuçlarından yararlanan tarafın sonradan şekil eksikliğini ileri sürmesi, hakkın kötüye kullanılmasıdır. Bu hâlde hâkim, şekil eksikliğine dayanan itiraza itibar etmez; sözleşme ayakta tutulur.

2. Çelişkili Davranış ve Kanuna Karşı Hile ile Ayrımı

Çelişkili davranış yasağı, kendi davranışıyla karşı tarafta haklı bir güven yaratan kişinin sonradan bunun tersini ileri sürememesidir. Uzun süre itiraz etmeyip karşı tarafı yatırım yapmaya yönelten kişinin ansızın hakkını ileri sürmesi bu gruba girer.

Kanuna karşı hile ise farklıdır: burada kişi, kanunun yasakladığı sonuca izin verilen bir yoldan ulaşmaya çalışır. Kötüye kullanmada hak vardır ve kullanımı sakattır; kanuna karşı hilede amaç baştan itibaren yasak sonucu elde etmektir.

Uygulamada sık görülen hâller şu gruplarda toplanır:

  • Hakkın uzun süre kullanılmaması — karşı tarafta hakkın artık kullanılmayacağı izlenimi yaratıldıktan sonra ansızın ileri sürülmesi
  • Yalnızca zarar verme amacı — hak sahibine kayda değer bir yarar sağlamayan, ama başkasına ağır zarar veren kullanım
  • Kendi kusuruyla yaratılan duruma dayanma — sakatlığı kendisi doğuran tarafın ondan menfaat sağlaması
  • Menfaatler arasında açık dengesizlik — kullanımın sağladığı yarar ile karşı tarafa verdiği zarar arasında kabul edilemez bir oransızlık bulunması
  • Hakkın amacından saptırılması — hakkın, kanunun onu tanırken güttüğü amaçtan başka bir sonuç için kullanılması

Bu hâllerin ortak noktası, hakkın kanunun tanıdığı amaçtan saparak kullanılmasıdır. Ölçü, kullanımın açıkça kötüye kullanma sayılmasıdır; kanun her uygunsuz kullanımı değil, dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacak kadar aşırı olanı yasaklar.

Uygulamada bu ölçü, hakkın varlığını değil kullanımını denetler. Hak ayakta kalır, yalnız o somut olaydaki kullanımı korumasız bırakılır. Bu sebeple kötüye kullanma iddiası bir def'i değil, hâkimin re'sen gözeteceği bir sınırdır ve hak sahibinin başka bir olayda aynı hakkı kullanmasına engel oluşturmaz.

Kuralın uygulanmasında bir de sıra gözetilir: önce hakkın gerçekten var olup olmadığı, sonra kullanımın dürüstlük kuralıyla bağdaşıp bağdaşmadığı incelenir. Hak yoksa kötüye kullanma tartışması yapılmaz; ortada korunacak bir kullanım da yoktur.

D. Yaptırımı ve Re'sen Dikkate Alınması

Kötüye kullanılan hak hukukî korumadan yoksun kalır; talep reddedilir ya da savunma dikkate alınmaz. Hak kendiliğinden sona ermez, yalnız o somut kullanım korunmaz. Koşulları varsa ayrıca tazminat da gündeme gelebilir.

Dürüstlük kuralı kamu düzenindendir: hâkim tarafların ileri sürmesini beklemeden re'sen dikkate alır ve kural her aşamada uygulanır.

Örnek olay

(A) ile (B), bir taşınmazın satışı konusunda resmî şekle uymaksızın yazılı sözleşme yapmıştır. (B) bedelin tamamını ödemiş, taşınmaza yerleşmiş ve uzun süre kullanmıştır. Bu süre boyunca (A) hiçbir itirazda bulunmamış, hatta (B)'nin taşınmaza yaptığı kapsamlı imalatı bilerek izlemiştir. Taşınmazın değeri yükselince Sözleşmenin resmî şekilde yapılmasını (B) birkaç kez istemiş, (A) her seferinde gereksiz olduğunu söyleyerek yanaşmamıştır. Taşınmazın değeri yükselince (A), sözleşmenin resmî şekilde yapılmadığını ileri sürerek taşınmazın boşaltılmasını istemektedir.

Değerlendirme: (A)'nın dayandığı hukukî sebep tek başına doğrudur: taşınmaz satışı resmî şekle tabidir ve şekle aykırılık kesin hükümsüzlük doğurur. Bu noktada bir hak vardır; kötüye kullanma incelemesinin ilk koşulu bu sebeple gerçekleşmiştir.

Ancak şekilsizliği doğuran davranış (A)'nın kendi davranışıdır. Bedeli almış, edimini almış, uzun süre sessiz kalmış ve karşı tarafta sözleşmenin ayakta kalacağı yolunda haklı bir güven yaratmıştır. Şimdi tersini ileri sürmesi çelişkili davranış oluşturur ve aykırılık, kanunun aradığı ölçüde açıktır (TMK m. 2/2).

(A)'nın zarar verme kastının bulunup bulunmadığı tartışılmaz; ölçü objektiftir. Değer artışından yararlanma amacı savunmayı güçlendirmekle birlikte, kastın yokluğu sonucu değiştirmezdi.

Sonuç olarak (A)'nın şekil eksikliğine dayanan talebi korunmaz. Bu, şekil kuralının ortadan kalktığı anlamına gelmez; yalnız (A)'nın bu somut kullanımı hukukî korumadan yoksun kalır. Hâkim, (B) bu savunmayı hiç ileri sürmemiş olsaydı bile durumu kendiliğinden gözetirdi.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2025 HMGS (EYLÜL)
Şekle tabi bir sözleşmenin şekle uyulmadan yapılmasına kasten sebep olan ve karşı tarafı şekle aykırı davranmaya yönelten A, daha sonra sözleşmenin şekil yönünden geçersizliğini ileri sürer. Bu olaya göre A'nın davranışı aşağıdakilerden hangisi kapsamında değerlendirilebilir?
A) Kanuna karşı hile
B) Hakkın kötüye kullanılması
C) Tasarruf yetkisinin bulunmaması
D) Borca aykırılık
E) Ehliyetsizlik
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 2 2002 KPSS
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılması ile aşağıdakilerden hangisi arasında sıkı bir ilişki vardır?
A) İyi niyet ilkesi
B) Hâkimin açık boşluk doldurması
C) Hâkimin takdir yetkisi
D) Dürüst davranma ilkesi
E) Hâkimin kural içi boşluk doldurması
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 3 2001 KMS
Aşağıdakilerden hangisinde dürüstlük kurallarının etkisi [yoktur]?
A) Sözleşmelerin uyarlanmasında
B) Sözleşmelerin yorumlanmasında
C) Sözleşmelerin kurulmasında
D) Sözleşmelerin şekle tabi kılınmasında
E) Sözleşmelerin tamamlamasında
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 4 2000 ADLİ YARGI
Aşağıdaki hallerin hangisinde dürüstlük kuralının herhangi bir rolü [bulunmamaktadır]?
A) Sözleşmenin 1. derecedeki noktalarının tamamlanmasında
B) Sözleşmenin 2. derecedeki noktalarının tamamlanmasında
C) Hukuki ilişkilerin kurulması ve yorumlanmasında
D) Kanunun yorumlanmasında
E) Kanuna karşı hilenin önlenmesinde
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 5 2002 ADLİ YARGI
Dürüstlük kuralı aşağıdaki hallerin hangisinde [uygulanamaz]?
A) Kanun maddelerinin tamamlanmasında
B) Kanun maddelerinin yorumunda
C) Borçların ifasında
D) Hakların kazanılmasında
E) Bir hukuki müessesenin kanuna karşı hile teşkil edecek şekilde kullanılıp kullanılmadığının tespitinde
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 6 İDARİ YARGI
Aşağıdakilerden hangisinde dürüstlük kuralının genel olarak bir rolü [yoktur]?
A) Sözleşme öncesi görüşmelerde tarafların birbirlerine karşı sorumluluklarında
B) Sözleşmenin kurulmasında
C) Borçların ifasında
D) Sözleşmenin uyarlanmasında
E) Bir hakkın iyiniyetle kazanılmasının kanunen korunmasında
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 7 İDARİ YARGI
Hakkın kötüye kullanılmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Hakkın kötüye kullanımından söz edilebilmesi için geçerli bir hakkın varlığı şarttır.
B) Kişiler haklarını kötüye kullanılması yasağını sözleşmeyle bertaraf edebilirler.
C) Bir kimse hakkını kullanırken başkasına vereceği zarar elde edeceği yarardan çok daha fazla ise, bu hakkın kötüye kullanılması teşkil edebilir.
D) Bir hak amacına aykırı kullanılmışsa hakkın kötüye kullanılması söz konusu olabilir.
E) Hakkın kötüye kullanımından söz edilebilmesi için hakkın dürüstlük kurallarına aykırı kullanılmış olması gerekir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 8 İDARİ YARGI
Medeni Kanunun 639. maddesinde yer alan, miras sebebiyle istihkak davasında, iyiniyetli olmayanlara karşı zamanaşımının 20 yıl olduğu belirtilmiş olup bu hükümdeki kötüniyetle ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Hakların kullanılması ve borçların ifasında söz konusu olan dürüstlük kuralının yokluğudur.
B) Kendisine bir hukuki sonuç bağlanmış olan iyiniyetin yokluğudur.
C) Yasaların açık hükümlerinin bilerek çiğnenmesini ifade eder.
D) Mirasçılara zarar verme kastıyla hareket etmeyi ifade eder.
E) Mirasçılara karşı kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla suç işlediği sabit olan kişileri ifade eder.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 9 2008 KPSS GENEL KÜLTÜR
Bir ülkede yetkili bir makam tarafından konulan ve halen yürürlükte bulunan hukuk kurallarının tümüne ne ad verilir?
A) Pozitif hukuk
B) Tabii hukuk
C) İdeal hukuk
D) Mevzu hukuk
E) Objektif hukuk
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 10 2007 SAYIŞTAY
Hakkın kötüye kullanılmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Bir kimsenin kendisine sağlayacağı yararla karşı tarafa vereceği zarar arasında aşırı dengesizlik olması halinde hak kötüye kullanılıyor demektir.
B) Hakkın kötüye kullanımıyla dürüstlük kuralı arasında sıkı bir bağ vardır.
C) Hakkın kötüye kullanımından söz etmek için kişiye önceden tanınmış bir hakkın varlığı gereklidir.
D) Hakkın kötüye kullanılmış olmasını hâkim re'sen dikkate alır.
E) Hakkın kötüye kullanılmasında bir zarar ya da zarar tehlikesi yaratılması aranmaz.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 11 2006 SAYIŞTAY
Aşağıdakilerden hangisi kanunda dürüstlük kuralı ile aynı maddede düzenlenmiştir?
A) İyi niyet ilkesi
B) Hakkın kötüye kullanılması yasağı
C) Hâkimin takdir yetkisi
D) Hakkaniyet ilkesi
E) Hâkimin özen göstermesi
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 12 2006 İDARİ YARGI
Dürüstlük kuralı aşağıdakilerin hangisinde [uygulanmaz]?
A) Borçların ifasında
B) Hakların kullanılmasında
C) Sözleşmelerin değişen şartlara göre uyarlanmasında
D) Hukuki işlemlerde taraf irade beyanlarının yorumlanmasında
E) Hukuki işlemlerin birinci derecedeki noktalarının tamamlanmasında
Cevabı göster
Cevap: E.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 2 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 11
Bir sözleşmeyi kendi kusuruyla resmî şekle uymaksızın yapan taraf, karşı tarafın edimini tamamen almış ve uzun süre sonuçlarından yararlanmış, bu süre boyunca hiçbir itirazda bulunmamıştır. Taşınmazın değeri yükselince şekil eksikliğini ileri sürmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre bu talep bakımından aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Şekil kuralı kamu düzeninden olduğundan talep her hâlde kabul edilir.
B) Talebin reddi için karşı tarafın hakkın kötüye kullanıldığını def'i olarak ileri sürmesi gerekir.
C) Sonuç, tarafın karşı tarafa zarar verme kastının ispatlanmasına bağlıdır.
D) Şekil eksikliği ileri sürüldüğünde sözleşme kendiliğinden geçerli hâle gelir.
E) Talep hukuki korumadan yoksun kalır; hâkim bu durumu re'sen gözetir.
Cevabı göster
Cevap: E. Şekle aykırılık kesin hükümsüzlük doğurur; bu yönüyle ortada gerçekten var olan bir hak bulunmaktadır ve kötüye kullanma incelemesinin ilk koşulu gerçekleşmiştir. Ancak şekilsizliği doğuran davranış tarafın kendi davranışıdır; edimi almış, uzun süre sessiz kalmış ve karşı tarafta sözleşmenin ayakta kalacağı yolunda haklı bir güven yaratmıştır. Şimdi tersini ileri sürmesi çelişkili davranıştır ve aykırılık kanunun aradığı ölçüde açıktır. Yaptırım hakkın sona ermesi değil, o somut kullanımın korunmamasıdır. Dürüstlük kuralı kamu düzenindendir; hâkim tarafların ileri sürmesini beklemeden uygular.

Şık analizi

A) Yanlış. Şekil kuralı ayaktadır, ancak korunmayan şey kuralın kendisi değil, bu olaydaki kullanımdır.
B) Yanlış. Hakkın kötüye kullanılması bir def'i değildir; dürüstlük kuralı kamu düzenindendir ve hâkim karşı taraf ileri sürmese de kendiliğinden gözetir.
C) Yanlış. Kötüye kullanmada zarar verme kastı aranmaz; ölçü objektiftir ve kastın bulunması yalnız değerlendirmeyi kolaylaştırır.
D) Yanlış. Talebin korunmaması sözleşmeyi geçerli kılmaz; denetlenen şey hakkın varlığı değil, o olaydaki kullanımıdır.
Soru 12
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi hakkın kötüye kullanılmasının koşulları arasında sayılmamıştır?
A) Hak sahibinin zarar verme kastıyla hareket etmiş olması
B) Ortada gerçekten var olan ve kullanılabilir bir hakkın bulunması
C) Hakkın kullanılmasının dürüstlük kuralına aykırı düşmesi
D) Dürüstlük kuralına aykırılığın açık olması
E) Kullanımdan bir zararın doğmuş ya da doğmasının muhtemel olması
Cevabı göster
Cevap: A. Kötüye kullanmadan söz edebilmek için gerçekten var olan bir hakkın bulunması, kullanımın dürüstlük kuralına aykırı düşmesi, bu aykırılığın açık olması ve kullanımdan zarar doğmuş ya da doğmasının muhtemel olması aranır. Hak sahibinin zarar verme kastı ise koşul değildir; ölçü objektiftir ve kastın bulunması yalnız aykırılığın saptanmasını kolaylaştırır. Kanun her uygunsuz kullanımı değil, dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacak kadar aşırı olanı korumasız bırakır.

Şık analizi

B) Bu gerçekten bir koşuldur. Ortada kullanılabilir bir hak yoksa kötüye kullanma tartışması hiç yapılmaz.
C) Bu da bir koşuldur ve kuralın çekirdeğini oluşturur: kullanımın dürüstlük kuralına aykırı düşmesi gerekir.
D) Bu da bir koşuldur. Kanun "açıkça" diyerek eşiği bilinçli olarak yükseltmiştir; her uygunsuz kullanım yeterli değildir.
E) Bu da bir koşuldur. Kullanımdan doğmuş ya da doğması muhtemel bir zarar bulunmalıdır.

← Hak Kavramı ve Özel Hakların Türleİyiniyet →