Medeni Hukuk › Başlık 59 / 60
Taşınmaz Rehni
37 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu
Hızlı özet
Rehin hakları, bir alacağı güvenceye alan sınırlı ayni haklardır; eşyayı kullanma yetkisi vermez, yalnız alacak ödenmezse satış bedelinden öncelikle karşılanma hakkı verir.
Türleri ve Kurulması
Taşınmaz rehni ancak ipotek, ipotekli borç senedi veya irat senedi şeklinde kurulabilir (TMK m. 850) — sınırlı sayı ilkesinin rehindeki görünümü; uygulamada ipotek dışındakiler kullanılmaz.
Rehin, miktarı Türk parasıyla gösterilen alacak için kurulur; miktar belli değilse üst sınır belirtilir (TMK m. 851/1). İstisna: kredi kuruluşlarınca yabancı para üzerinden verilen kredilerde rehin de yabancı para üzerinden kurulabilir; her derece tek para türüyle gösterilir.
Rehin tescille kurulur, sözleşme resmî şekle bağlıdır (TMK m. 856). Rehin ancak tapuya kayıtlı taşınmazda kurulur (TMK m. 853); birden çok taşınmaz aynı borç için rehnedilecekse bunların aynı malike veya müteselsilen sorumlu maliklere ait olması, değilse her taşınmazın hangi miktara güvence olduğunun belirtilmesi gerekir (TMK m. 855).
Tescilin bir sonucu daha var: rehin tescil edildikten sonra alacak için zamanaşımı işlemez (TMK m. 864).
Sabit Dereceler
Güvence, tescildeki derece ile sınırlıdır; önce gelecek olanın miktarı tescilde belirtilmek kaydıyla ikinci veya sonraki derecede de rehin kurulabilir (TMK m. 870).
Ayırt edici kural: bir derecedeki rehnin terkini sonraki alacaklıya boşalan dereceye geçme hakkı vermez; malik boşalan dereceye yeni rehin kurar. Geçme hakkı veren sözleşmelerde iki koşul var: geçerlilik resmî şekle, ayni etki tapuya şerhe bağlıdır (TMK m. 871/3); şerh yoksa sözleşme yalnız taraflar arasında işler.
Ayni haklarda kural önceki tarihli hakkın üstünlüğüyken burada sıra dereceye bağlı ve dereceler sabittir; amaç malikin kredi değerini korumak.
İpotek
Hâlen mevcut veya doğması kesin ya da olası her alacak ipotekle güvenceye alınabilir; taşınmazın borçlunun mülkiyetinde olması gerekmez (TMK m. 881). Başkasının borcu için taşınmazını ipotek eden şahsen sorumlu değildir; ödeme isteminin etkili olması hem borçluya hem kendisine yapılmasına bağlıdır (TMK m. 887).
Anapara ipoteğinde faiz, takip gideri ve gecikme faizi tescil edilen miktarın dışında güvenceden yararlanır; toplam sorumluluk bu tutarı aşabilir. Üst sınır ipoteğinde toplam sorumluluk tutarı aşmaz; faiz ve giderler sınırın içindedir. Miktarı belirsiz alacak da bir dereceye yerleşir, sonraki değişmelere bakılmaksızın sırasını korur (TMK m. 882).
Güvencenin kapsamı (TMK m. 875): anapara, takip giderleri ve gecikme faizi, paraya çevirmenin istendiği tarihe kadar muaccel olmuş üç yıllık faiz ile son vadeden işleyen faiz. Faiz oranı sonraki alacaklıların zararına artırılamaz.
Rehin, taşınmazı bütünleyici parça ve eklentileriyle yükümlü kılar; beyanlar sütununa yazılan makine ve otel eşyası aksi ispatlanmadıkça eklentidir (TMK m. 862). Takipten sonraki kira bedelleri de kapsamdadır (TMK m. 863). Alacaklının zorunlu masrafları ve ödediği sigorta primleri tescilsiz güvenceden yararlanır (TMK m. 876).
Değer düşmesinde alacaklı başka güvence veya eski hâle getirme ister; düşme tehlikesinde de güvence ister (TMK m. 866). Malikin yeni sınırlı ayni hak kurmayacağı taahhüdü geçersizdir; eski tarihli rehin, izinsiz kurulan sonraki irtifak ve yüklerden önce gelir (TMK m. 869).
Devir, Kurtarma ve Kanunî İpotek
İpotekli taşınmaz elden çıkarılabilir, ipotek onu izler: devir, borçlunun sorumluluğunu ve güvenceyi değiştirmez. Yeni malik borcu yüklenirse alacaklı, başvurma hakkını saklı tuttuğunu bir yıl içinde yazılı bildirmezse eski borçlu kurtulur (TMK m. 888). İpotekli alacağın devrinin geçerliliği tescile bağlı değildir (TMK m. 891). Değerini aşan borç için ipotekli taşınmazı edinen kimse, borçtan şahsen sorumlu değilse, takipten önce satın alma bedelini ödeyerek kurtarabilir — alacaklılara altı ay önce ihbar gerekir, onlar bir ay içinde açık artırma isteyebilir (TMK m. 885–886).
Kanunî ipoteğin doğumu, aksi öngörülmedikçe tescile bağlı değildir (TMK m. 892). Tescile tâbi olanlar sınırlıdır (TMK m. 893): satıcı, elbirliği ortaklığında mirasçılar ve diğer ortaklar, zanaatkâr ve yükleniciler. Süre ilk ikisinde mülkiyetin naklinden, zanaatkâr ve yüklenicilerde işin tamamlanmasından üç aydır; bunlarda malik yeterli güvence gösterirse tescil istenemez (TMK m. 894–895). Zanaatkâr ve yükleniciler aralarında aynı sırada sayılır (TMK m. 896).
Diğer Türler, Paraya Çevirme ve Sona Erme
Ölçüt, senedin kişisel borç doğurup doğurmadığıdır. İpotekli borç senedi kişisel alacak doğurur (TMK m. 898); tapu idaresince resmen değer biçilir, bu değeri aşan miktar için rehin kurulamaz (TMK m. 899). İrat senedi kişisel borç doğurmaz, sebebini göstermez (TMK m. 903); güvencesini yalnız tarım arazisi, konut ve arsa oluşturur, alacak gelir değerinin beşte üçünü aşamaz (m. 904).
Lex commissoria yasağı: borç ödenmezse taşınmaz mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin hüküm geçersizdir (TMK m. 873/2). Amaç, borçlunun sıkışıklığından yararlanılarak taşınmazın değerinin çok altında el değiştirmesini önlemek; alacaklı ancak paraya çevirmeyle karşılanır. Satış bedeli sıraya göre, aynı sıradakiler arasında alacak oranında dağıtılır (TMK m. 874); boş derece hesaba katılmaz (m. 872).
Rehin, terkin veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer (TMK m. 858); alacak sona erince malik terkin ettirmeyi isteyebilir (m. 883/1). Süreli ipotekte, sürenin bitiminden otuz gün içinde İİK m. 150/c şerhi konulmazsa ipotek malikin talebiyle terkin edilir (m. 883/2).
Sınavda Ne Çıkar
- Taşınmaz rehni sınırlı sayıdadır; ipoteğe konu taşınmaz borçlunun olmak zorunda değildir.
- Boşalan dereceye geçme kendiliğinden olmaz; sözleşme resmî şekil, ayni etki şerh ister.
- Güvence üç yıllık muaccel faiz ile son vadeden işleyen faizi kapsar.
- Beyanlar sütununa yazılan eşya aksi ispatlanmadıkça eklentidir.
- Lex commissoria hükmü geçersizdir; boş derece hesaba katılmaz.
- Kanunî ipoteğin doğumu kural olarak tescile bağlı değildir; süre üç aydır.
- Tescilden sonra alacak zamanaşımına uğramaz.
Rehin hakları, bir alacağı güvence altına almak üzere kurulan sınırlı ayni haklardır. Rehin sahibine eşyayı kullanma yetkisi vermez; ona yalnız, alacağı ödenmezse eşyanın satış bedelinden öncelikle karşılanma yetkisi tanır.
A. Taşınmaz Rehni Türleri
Taşınmaz rehni, ancak ipotek, ipotekli borç senedi veya irat senedi şeklinde kurulabilir (TMK m. 850). Sayım sınırlıdır; sınırlı sayı ilkesinin rehin alanındaki görünümüdür. Uygulamada ipotek dışındaki türler neredeyse hiç kullanılmaz.
Güvence altına alınan alacak bakımından kural şudur: taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir (TMK m. 851/1). Kuralın bir istisnası vardır: kredi kuruluşlarınca yabancı para üzerinden verilen kredileri güvence altına almak için yabancı para üzerinden de taşınmaz rehni kurulabilir; her derecenin miktarı tek bir para türüyle gösterilir ve aynı derecede birden fazla para türü kullanılamaz (TMK m. 851/2).
Kurulma bakımından iki koşul birliktedir: taşınmaz rehni tapu kütüğüne tescil ile kurulur ve kurulmasına ilişkin sözleşmenin geçerliliği resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır (TMK m. 856).
Rehnin konusu bakımından da belirlilik aranır. Kanunun koyduğu koşullar şunlardır:
- Rehin hakkı ancak tapuya kayıtlı taşınmazlar üzerinde kurulabilir (TMK m. 853).
- Rehin kurulurken konusu olan taşınmazın belirtilmesi gerekir; bölünen taşınmazın parselleri kütüğe ayrı ayrı kaydedilmedikçe rehne konu olamaz (TMK m. 854).
- Birden çok taşınmazın aynı borç için rehnedilmesi, bunların aynı malike veya borçtan müteselsilen sorumlu maliklere ait olmasına bağlıdır (TMK m. 855/1).
- Diğer hâllerde her taşınmazın alacağın ne miktarı için güvence oluşturduğu rehin kurulurken belirtilir (TMK m. 855/2).
Tescilin bir başka sonucu zamanaşımıdır: rehnin tapu kütüğüne tescil edilmesinden sonra alacak için zamanaşımı işlemez (TMK m. 864). Rehinli alacak, güvencesi sicilde durduğu sürece zamanaşımıyla zayıflamaz.
B. Sabit Dereceler Sistemi
Rehnin sağladığı güvence, tescilde belirtilen rehin derecesi ile sınırlıdır. Taşınmaz rehni, sırada kendisinden önce gelecek olanın miktarının tescilde belirtilmesi kaydıyla ikinci veya daha sonraki derecede de kurulabilir (TMK m. 870).
Sistemin ayırt edici kuralı şudur: aynı taşınmaz üzerinde farklı sıralarda kurulmuş rehin haklarından birinin terkin edilmiş olması, sonraki sırada yer alan alacaklıya boşalan dereceye geçme hakkı vermez. Terkin edilen rehin yerine yeni bir rehin hakkı kurulabilir. Sonraki sıradaki alacaklılara boşalan dereceye geçme hakkı veren sözleşmelerde ise iki ayrı koşul vardır ve karıştırılmamalıdır: sözleşmenin geçerliliği resmî şekilde yapılmasına, ayni etki sağlaması ise ayrıca tapu kütüğüne şerh verilmesine bağlıdır (TMK m. 871/3). Şerh verilmemişse sözleşme taraflar arasında geçerlidir, ama üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Bu, taşınmaz rehnini genel sıra kuralından ayıran noktadır. Ayni haklarda kural önceki tarihli hakkın üstünlüğü iken, taşınmaz rehninde sıra dereceye bağlıdır ve dereceler sabittir. Birinci derecedeki ipotek ödenip terkin edilse bile, ikinci derecedeki alacaklı otomatik olarak birinci sıraya yükselmez; malik boşalan dereceye yeni bir ipotek kurabilir.
Sistemin amacı, malikin taşınmazının kredi değerini korumaktır. Dereceler kaysaydı, malik borcunu ödedikçe sonraki alacaklılar kendiliğinden güçlenir ve malik yeni kredi için elverişli bir derece bulamazdı.
C. İpoteğin Kurulması ve Kapsamı
Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir. İpoteğe konu olacak taşınmazın borçlunun mülkiyetinde bulunması gerekmez (TMK m. 881).
İkinci cümle önemlidir: bir kişi, başkasının borcu için kendi taşınmazını ipotek edebilir. Bu kişi borçtan şahsen sorumlu değildir; yalnız taşınmazıyla sorumludur ve alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, istemin hem borçluya hem kendisine yapılmış olmasına bağlıdır (TMK m. 887).
1. Anapara ve Üst Sınır İpoteği
Anapara ipoteği, miktarı belirli bir alacak için kurulur. Bu türde faiz, takip giderleri ve gecikme faizi, tescil edilen miktarın dışında ve ötesinde güvenceden yararlanır.
Üst sınır (azami meblağ) ipoteği ise miktarı belirsiz veya değişebilen alacaklar için kurulur ve taşınmazın sorumluluğu tescil edilen üst sınırla kapatılır. Miktarı belirli olmayan veya değişebilen alacaklar da belli bir rehin derecesine yerleştirilir ve tescilden sonra alacak miktarında meydana gelecek değişmelere bakılmaksızın sırasını korur (TMK m. 882/1).
Ayrımın pratik sonucu iki cümlede toplanır:
- Anapara ipoteğinde faiz, takip giderleri ve gecikme faizi tescil edilen miktarın dışında güvenceden yararlanır; toplam sorumluluk tescil edilen tutarı aşabilir.
- Üst sınır ipoteğinde toplam sorumluluk hiçbir hâlde tescil edilen tutarı aşmaz; faiz ve giderler de bu sınırın içindedir.
2. Güvencenin Kapsamı
Taşınmaz rehninin alacaklıya sağladığı güvencenin kapsamına şunlar girer (TMK m. 875/1):
- Ana para
- Takip giderleri ve gecikme faizi
- İflâsın açıldığı veya rehnin paraya çevrilmesinin istendiği tarihe kadar muaccel olmuş üç yıllık faiz ile son vadeden başlayarak işleyen faiz
Daha önce belirlenmiş faiz oranı, sonradan gelen alacaklıların zararına olarak artırılamaz (TMK m. 875/2).
Eşya bakımından kapsama şunlar girer:
- Taşınmazın kendisi ve bütünleyici parçaları
- Rehnin kuruluşunda gösterilen ve kütüğe yazılan eklentiler
- Takip başladıktan sonra işleyen kira bedelleri (TMK m. 863/1)
- Alacaklının yaptığı zorunlu masraflar ve ödediği sigorta primleri (TMK m. 876)
Rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileri ile birlikte yükümlü kılar. Rehnin kuruluşu sırasında makine, otel döşeme eşyası gibi açıkça eklenti olarak gösterilen ve tapu kütüğünde beyanlar sütununa yazılan şeyler, kanuna göre bu nitelikte olamayacakları ispat edilmedikçe eklenti sayılır (TMK m. 862).
Alacaklı, rehinli taşınmazın korunması için zorunlu masraf yapmış ve özellikle malikin borçlu olduğu sigorta primlerini ödemişse, bundan doğan alacakları tescile gerek olmaksızın aynen rehinli alacak gibi güvenceden yararlanır (TMK m. 876).
Değer düşmesi hâlinde alacaklı korunur: rehinli taşınmazın değerinde düşme meydana gelmişse alacaklı, başka güvence gösterilmesini veya taşınmazın eski hâle getirilmesini isteyebilir; değer düşmesi tehlikesi hâlinde de güvence isteyebilir (TMK m. 866).
Alacaklının önlem yetkisi, değer düşmesinin malikin kusurundan doğup doğmadığına göre ayrılır:
- Malik değeri düşüren davranışlarda bulunursa alacaklı, hâkimden bunların yasaklanmasını isteyebilir; hâkim önlem almak üzere yetki verebilir ve gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde alacaklı yetki verilmeden de önlem alabilir (TMK m. 865).
- Değer düşmesi malikin kusuru olmadan meydana gelmişse alacaklı, ancak malikin aldığı tazminat miktarını aşmayacak ölçüde güvence veya kısmî ödeme isteyebilir; önlemleri kendiliğinden alabilir ve masrafları için tescile gerek olmaksızın rehin hakkı kazanır (TMK m. 867).
- Malik, alacağın yirmide birinden az değerdeki bir parçayı devrederse, orantılı ödeme yapıldığı veya kalan kısım yeterli güvence oluşturduğu takdirde alacaklı o parça üzerindeki rehni kaldırmaktan kaçınamaz (TMK m. 868).
Rehinden sonra kurulan haklarda sıra da düzenlenmiştir: malikin yeni sınırlı ayni haklar kurmayacağı yolundaki taahhüdü geçerli değildir; buna karşılık tarihi daha eski olan rehin hakkı, alacaklının izni olmadan sonra kurulan irtifaklardan ve taşınmaz yüklerinden önce gelir (TMK m. 869/1–2). Malikin tasarruf serbestisi korunur, ama sonraki haklar rehne zarar veremez.
Sigorta bakımından da alacaklılar korunur: muaccel olan sigorta tazminatı malike ancak bütün rehinli alacaklıların rızasıyla ödenebilir; tazminat taşınmazın eski hâle getirilmesi için harcanacaksa, malik yeterli güvence göstermek koşuluyla kendisine ödenir (TMK m. 879).
D. İpotekli Taşınmazın Devri ve İpotekten Kurtarma
İpotekli taşınmaz elden çıkarılabilir; ipotek onu izler. Devrin sonucu şudur: ipotekli taşınmazın devri, aksi kararlaştırılmış olmadıkça borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik meydana getirmez. Yeni malik borcu yüklenirse alacaklı, kendisine başvurma hakkını saklı tuttuğunu bir yıl içinde yazılı olarak önceki borçluya bildirmezse borçlu borcundan kurtulur (TMK m. 888). Bir yıllık beyan süresi, tapu idaresinin bildiriminin tebliğinden işlemeye başlar (TMK m. 890).
Taşınmazın bölünmesi hâlinde, aksine anlaşma yoksa rehin taşınmazlara değerleri oranında tapu idaresince re'sen dağıtılır; dağıtımı kabul etmeyen alacaklı, kesinleşmenin tebliğinden başlayarak bir ay içinde yazılı bildirimde bulunabilir (TMK m. 889). Alacağın devri bakımından ise şekil kolaylaştırılmıştır: ipotekle güvence altına alınmış bir alacağın devrinin geçerliliği, devrin tapu kütüğüne tescil edilmesine bağlı değildir (TMK m. 891).
Borçtan şahsen sorumlu olmayan malikin iki imkânı vardır:
- Borcu, borçluya ait koşullar içinde ödeyerek ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir; alacak, ödeyen malike geçer (TMK m. 884).
- Değerini aşan bir borç için ipotek edilmiş taşınmazı edinen kimse, icra takibine başlanmadan önce satın alma bedelini ödeyerek taşınmazı ipotekten kurtarabilir; taşınmazı karşılıksız edinen kimse takdir edeceği bedeli öder. Bu hak, alacaklılara altı ay önce yapılacak yazılı ihbarla kullanılır (TMK m. 885).
Alacaklıların buna karşı yolu da açıktır: ihbarın tebliğinden başlayarak bir ay içinde, giderleri peşin ödemek suretiyle taşınmazın açık artırma yoluyla satılmasını isteyebilirler (TMK m. 886/1).
E. Kanunî İpotek
İpotek her zaman sözleşmeyle kurulmaz. Kanun, belirli alacaklıları korumak için ipotek hakkını doğrudan tanır ya da tescilini isteme yetkisi verir. Ayrım şuradadır: kanunî ipotek haklarının doğumu, aksi kanunda öngörülmüş olmadıkça tapu kütüğüne tescil edilmelerine bağlı değildir (TMK m. 892).
Tescile tâbi kanunî ipotek isteyebilecek alacaklılar sınırlı olarak sayılmıştır (TMK m. 893):
- Satıştan doğan alacağı için satılan taşınmaz üzerinde satıcı
- Elbirliği ortaklığına giren taşınmazlarda paylaşmadan doğan alacakları için birlikte mirasçı olanlar veya diğer elbirliği ortakları
- Bir taşınmaz üzerinde yapılan yapı veya diğer işlerde malzeme vererek veya vermeden emek sarf ettikleri için malzeme ve emek karşılığı olarak zanaatkârlar ve yükleniciler
Süreler farklıdır. Satıcıların, mirasçıların ve diğer elbirliği ortaklarının kanunî ipotek haklarının, mülkiyetin naklini izleyen üç ay içinde tescil edilmiş olması gerekir (TMK m. 894). Zanaatkârların ve yüklenicilerin hakları ise çalışmayı veya malzeme vermeyi yüklendikleri andan başlayarak tescil olunabilir; tescilin, yüklenilen işin tamamlanmasından başlayarak üç ay içinde yapılmış olması gerekir. Tescil için alacağın malik tarafından kabul edilmiş veya mahkemece karara bağlanmış olması şarttır; malik yeterli güvence gösterirse tescil istenemez (TMK m. 895).
Yapı alacaklıları ipoteğinin iki özelliği daha vardır. Birincisi eşitlik: hakları değişik tarihlerde tescil edilmiş olsa bile zanaatkârlar ve yükleniciler, kanunî ipotekten yararlanma bakımından kendi aralarında aynı sırada sayılır (TMK m. 896). İkincisi öncelik: satış bedeli alacaklarının tamamını karşılamazsa kalan kısım, önceki sıradaki alacaklıların payına düşen satış bedelinden arsa değeri çıkarıldıktan sonra artan para ile karşılanır; bu, taşınmaz üzerindeki yüklerin onların zararına olacağının alacaklılarca bilinebilir olmasına bağlıdır (TMK m. 897).
F. İpotekli Borç Senedi ve İrat Senedi
Taşınmaz rehninin diğer iki türü uygulamada seyrek görülse de sınavda ayırt edici sorular üretir. Ölçüt, senedin kişisel borç doğurup doğurmadığıdır.
İpotekli borç senedi, taşınmaz rehniyle güvence altına alınmış kişisel bir alacak meydana getirir (TMK m. 898). Rejimi şu kurallara dayanır:
- Kurulması için tapu idaresince taşınmaza resmen değer biçilir; biçilmiş değeri aşan miktar için rehin kurulamaz (TMK m. 899).
- Senetteki alacak, aksi kararlaştırılmadıkça faizlerin ödenmesi gereken tarihte, bu tarihten en az altı ay önce yapılacak bildirimle muaccel olur (TMK m. 900). Borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan malik hakkında ipoteğe ilişkin hükümler uygulanır ve bu malik, alacaklıya karşı borçluya ait bütün def'ileri ileri sürebilir (TMK m. 901). Taşınmazın devrine veya bölünmesine ilişkin sonuçlarda ipotek hükümleri geçerlidir (TMK m. 902). Borçlunun def'ileri genel olarak sınırlıdır: yalnız tescilden veya senetten doğan def'ileri ve istemde bulunan alacaklıya karşı sahip olduğu kişisel def'ileri ileri sürebilir (TMK m. 927).
İrat senedi ise bir taşınmaz üzerinde taşınmaz yükü şeklinde kurulmuş bir alacak hakkı meydana getirir. Güvencesini ancak tarım arazisi, konutlar ve üzerinde bina yapılabilecek arsalar oluşturabilir. İrat senedi kişisel borç doğurmaz ve borcun sebebini de göstermez (TMK m. 903). Alacak miktarı, tarım arazisinde arazinin gelir değerinin, diğer taşınmazlarda gelir değeri ile bina ve arsa değerleri ortalamasının beşte üçünü aşamaz; değerlendirmeler tapu idaresince resmen yapılır (TMK m. 904) ve değer biçmede gereken özenin gösterilmemesinden Devlet sorumludur (TMK m. 905). Yüklü taşınmazın maliki, sözleşmeyle daha uzun bir bildirim süresi kabul edilmiş olsa bile, her altı yıllık dönemin sonu için bir yıl önce bildirmek ve bedelini ödemek koşuluyla taşınmazın yükten kurtarılmasını isteyebilir (TMK m. 906/1).
| Ölçüt | İpotek | İpotekli borç senedi | İrat senedi |
|---|---|---|---|
| Doğurduğu hak | Mevcut alacağın güvencesi | Kişisel alacak doğurur | Taşınmaz yükü biçiminde alacak |
| Kişisel sorumluluk | Alacağa göre değişir | Vardır | Yoktur |
| Değer biçme | Aranmaz | Tapu idaresince resmen | Tapu idaresince resmen |
| Miktar sınırı | Yok | Biçilen değeri aşamaz | Gelir değerinin beşte üçü |
| Konu sınırı | Tapuya kayıtlı taşınmaz | Tapuya kayıtlı taşınmaz | Tarım arazisi, konut, arsa |
Seri hâlinde çıkarılan senetler bakımından da özel hükümler vardır: nama veya hamile yazılı tahviller, ödüncün tamamı için ipotek ya da ipotekli borç senedi yoluyla rehin kurulup ortak temsilci atanması veya tahvil çıkarmayı üstlenen kurum yararına rehin kurulup bu alacağın tahvil alacaklılarına devredilmesi hâllerinde taşınmaz rehniyle güvence altına alınabilir (TMK m. 930). Seri hâlinde çıkarılan ipotekli borç senetleri ile irat senetleri hakkında, özel hükümler saklı kalmak kaydıyla genel hükümler uygulanır (TMK m. 931); bir serideki bütün senetlerin şeklinin aynı olması ve numaralarının birbirini izlemesi gerekir (TMK m. 932/2).
G. Paraya Çevrilmesi ve Sona Ermesi
Borç ödenmezse alacaklı, alacağını rehinli taşınmazın satış bedelinden elde etme hakkına sahiptir. Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir (TMK m. 873/1–2).
Bu yasak — lex commissoria yasağı — rehin hukukunun temel kurallarındandır ve taşınır rehninde de tekrarlanır (TMK m. 949). Amacı, borçlunun sıkışıklığından yararlanılarak taşınmazın gerçek değerinin çok altında alacaklıya geçmesini önlemektir. Alacaklı ancak paraya çevirme yoluyla, yani satış bedelinden karşılanabilir.
Satış bedelinin dağıtımında ölçü sıradır: bedel, alacaklılar arasında sıralarına göre dağıtılır; aynı sırada olanlar arasında o sıraya düşen bedel alacakları oranında bölüştürülür (TMK m. 874). Boş derece bulunması hâlinde ise dağıtım, boş derece hesaba katılmaksızın sonraki alacaklılara sıralarına göre yapılır (TMK m. 872). Sabit dereceler sistemi burada bir kez daha görünür: boş derece, sonraki alacaklının payını büyütmez, yalnız dağıtım dışında kalır.
Kiralanmış taşınmazlarda kapsam da genişler: kiraya verilmiş taşınmaz üzerindeki rehnin kapsamına, borçluya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlanmasından veya iflâsın ilânından başlayarak paraya çevirme anına kadar işleyen kira bedelleri de girer. Rehin hakkı kiracılara karşı ancak takibin kendilerine bildirilmesi veya iflâs kararının ilânından sonra ileri sürülebilir (TMK m. 863).
Sona erme bakımından kural şudur: taşınmaz rehni, tescilin terkini veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer (TMK m. 858/1). Alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki, alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir (TMK m. 883/1).
Kanun 2019'da süreli ipotekler için özel bir hüküm getirmiştir: ipotek süreli olarak kurulmuşsa, sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde taşınmaz üzerinde İcra ve İflas Kanununun 150/c maddesinde belirtilen şerhin konulmaması hâlinde ipotek, malikin talebiyle terkin edilir (TMK m. 883/2).
Örnek olay
(K), taşınmazı üzerinde (L) lehine birinci derecede 500.000 TL, (M) lehine ikinci derecede 300.000 TL tutarında ipotek kurdurmuştur. (K), (L)'ye olan borcunu tamamen ödemiş ve birinci derecedeki ipotek terkin edilmiştir. (M), kendisinin artık birinci sıraya yükseldiğini ileri sürmektedir. Ayrıca (L) ile (K) arasındaki sözleşmede, borç ödenmezse taşınmazın mülkiyetinin (L)'ye geçeceği kararlaştırılmıştır. Taşınmazda ayrıca, rehnin kuruluşu sırasında beyanlar sütununa yazılmış üretim makineleri bulunmaktadır.
Değerlendirme: Üç sorun ayrı ayrı çözülür.
Derece iddiası. Aynı taşınmaz üzerinde farklı sıralarda kurulmuş rehin haklarından birinin terkin edilmiş olması, sonraki sıradaki alacaklıya boşalan dereceye geçme hakkı vermez (TMK m. 871/1). (M) ikinci derecede kalır; iddiası yerinde değildir.
Boşalan birinci derece (K)'nin tasarrufuna kalır; oraya yeni bir rehin kurdurabilir (TMK m. 871/2). Sistemin amacı da budur: ödenen borç, sonraki alacaklıyı değil malikin kendi kredi imkânını güçlendirir.
(M)'nin birinci dereceye geçebilmesi ancak boşalan dereceye geçme hakkı veren bir sözleşmeyle mümkündür; böyle bir sözleşmenin geçerliliği resmî şekle bağlıdır (TMK m. 871/3).
Mülkiyetin geçmesi kaydı. Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir (TMK m. 873/2). Bu, lex commissoria yasağıdır ve emredicidir; tarafların anlaşması sonucu değiştirmez. (L) yalnız taşınmazın paraya çevrilmesini isteyebilir ve alacağını satış bedelinden elde eder.
Makineler. Rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileriyle birlikte yükümlü kılar. Rehnin kuruluşu sırasında açıkça eklenti olarak gösterilen ve beyanlar sütununa yazılan makineler, kanuna göre bu nitelikte olamayacakları ispat edilmedikçe eklenti sayılır (TMK m. 862/1–2). Makineler rehnin kapsamındadır ve paraya çevirmede taşınmazla birlikte satılır.
Buradaki beyanın işlevi, tapu sicili başlığında görülen genel kuralla aynıdır: beyan hak doğurmaz, ancak iyiniyet iddiasını ortadan kaldırır ve burada ayrıca bir karine kurar. Üçüncü kişilerin eklentiler üzerindeki hakları ise saklıdır (TMK m. 862/3).
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2025 HMGS (NİSAN)
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2006 KPSS , 2004
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2001 KMS
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 İDARİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2003 ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2003 ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 KPSS / ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2005 ADLİ YARGI (KASIM)
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 İDARİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 10 2008 ADLİ YARGI (MART)
Cevabı göster
Çıkmış soru 11 2007 ADLİ YARGI (MART)
Cevabı göster
Çıkmış soru 12 2007 ADLİ YARGI (KASIM)
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 8 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.