EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 59 / 60

Taşınmaz Rehni

37 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Rehin hakları, bir alacağı güvenceye alan sınırlı ayni haklardır; eşyayı kullanma yetkisi vermez, yalnız alacak ödenmezse satış bedelinden öncelikle karşılanma hakkı verir.

Türleri ve Kurulması

Taşınmaz rehni ancak ipotek, ipotekli borç senedi veya irat senedi şeklinde kurulabilir (TMK m. 850) — sınırlı sayı ilkesinin rehindeki görünümü; uygulamada ipotek dışındakiler kullanılmaz.

Rehin, miktarı Türk parasıyla gösterilen alacak için kurulur; miktar belli değilse üst sınır belirtilir (TMK m. 851/1). İstisna: kredi kuruluşlarınca yabancı para üzerinden verilen kredilerde rehin de yabancı para üzerinden kurulabilir; her derece tek para türüyle gösterilir.

Rehin tescille kurulur, sözleşme resmî şekle bağlıdır (TMK m. 856). Rehin ancak tapuya kayıtlı taşınmazda kurulur (TMK m. 853); birden çok taşınmaz aynı borç için rehnedilecekse bunların aynı malike veya müteselsilen sorumlu maliklere ait olması, değilse her taşınmazın hangi miktara güvence olduğunun belirtilmesi gerekir (TMK m. 855).

Tescilin bir sonucu daha var: rehin tescil edildikten sonra alacak için zamanaşımı işlemez (TMK m. 864).

Sabit Dereceler

Güvence, tescildeki derece ile sınırlıdır; önce gelecek olanın miktarı tescilde belirtilmek kaydıyla ikinci veya sonraki derecede de rehin kurulabilir (TMK m. 870).

Ayırt edici kural: bir derecedeki rehnin terkini sonraki alacaklıya boşalan dereceye geçme hakkı vermez; malik boşalan dereceye yeni rehin kurar. Geçme hakkı veren sözleşmelerde iki koşul var: geçerlilik resmî şekle, ayni etki tapuya şerhe bağlıdır (TMK m. 871/3); şerh yoksa sözleşme yalnız taraflar arasında işler.

Ayni haklarda kural önceki tarihli hakkın üstünlüğüyken burada sıra dereceye bağlı ve dereceler sabittir; amaç malikin kredi değerini korumak.

İpotek

Hâlen mevcut veya doğması kesin ya da olası her alacak ipotekle güvenceye alınabilir; taşınmazın borçlunun mülkiyetinde olması gerekmez (TMK m. 881). Başkasının borcu için taşınmazını ipotek eden şahsen sorumlu değildir; ödeme isteminin etkili olması hem borçluya hem kendisine yapılmasına bağlıdır (TMK m. 887).

Anapara ipoteğinde faiz, takip gideri ve gecikme faizi tescil edilen miktarın dışında güvenceden yararlanır; toplam sorumluluk bu tutarı aşabilir. Üst sınır ipoteğinde toplam sorumluluk tutarı aşmaz; faiz ve giderler sınırın içindedir. Miktarı belirsiz alacak da bir dereceye yerleşir, sonraki değişmelere bakılmaksızın sırasını korur (TMK m. 882).

Güvencenin kapsamı (TMK m. 875): anapara, takip giderleri ve gecikme faizi, paraya çevirmenin istendiği tarihe kadar muaccel olmuş üç yıllık faiz ile son vadeden işleyen faiz. Faiz oranı sonraki alacaklıların zararına artırılamaz.

Rehin, taşınmazı bütünleyici parça ve eklentileriyle yükümlü kılar; beyanlar sütununa yazılan makine ve otel eşyası aksi ispatlanmadıkça eklentidir (TMK m. 862). Takipten sonraki kira bedelleri de kapsamdadır (TMK m. 863). Alacaklının zorunlu masrafları ve ödediği sigorta primleri tescilsiz güvenceden yararlanır (TMK m. 876).

Değer düşmesinde alacaklı başka güvence veya eski hâle getirme ister; düşme tehlikesinde de güvence ister (TMK m. 866). Malikin yeni sınırlı ayni hak kurmayacağı taahhüdü geçersizdir; eski tarihli rehin, izinsiz kurulan sonraki irtifak ve yüklerden önce gelir (TMK m. 869).

Devir, Kurtarma ve Kanunî İpotek

İpotekli taşınmaz elden çıkarılabilir, ipotek onu izler: devir, borçlunun sorumluluğunu ve güvenceyi değiştirmez. Yeni malik borcu yüklenirse alacaklı, başvurma hakkını saklı tuttuğunu bir yıl içinde yazılı bildirmezse eski borçlu kurtulur (TMK m. 888). İpotekli alacağın devrinin geçerliliği tescile bağlı değildir (TMK m. 891). Değerini aşan borç için ipotekli taşınmazı edinen kimse, borçtan şahsen sorumlu değilse, takipten önce satın alma bedelini ödeyerek kurtarabilir — alacaklılara altı ay önce ihbar gerekir, onlar bir ay içinde açık artırma isteyebilir (TMK m. 885–886).

Kanunî ipoteğin doğumu, aksi öngörülmedikçe tescile bağlı değildir (TMK m. 892). Tescile tâbi olanlar sınırlıdır (TMK m. 893): satıcı, elbirliği ortaklığında mirasçılar ve diğer ortaklar, zanaatkâr ve yükleniciler. Süre ilk ikisinde mülkiyetin naklinden, zanaatkâr ve yüklenicilerde işin tamamlanmasından üç aydır; bunlarda malik yeterli güvence gösterirse tescil istenemez (TMK m. 894–895). Zanaatkâr ve yükleniciler aralarında aynı sırada sayılır (TMK m. 896).

Diğer Türler, Paraya Çevirme ve Sona Erme

Ölçüt, senedin kişisel borç doğurup doğurmadığıdır. İpotekli borç senedi kişisel alacak doğurur (TMK m. 898); tapu idaresince resmen değer biçilir, bu değeri aşan miktar için rehin kurulamaz (TMK m. 899). İrat senedi kişisel borç doğurmaz, sebebini göstermez (TMK m. 903); güvencesini yalnız tarım arazisi, konut ve arsa oluşturur, alacak gelir değerinin beşte üçünü aşamaz (m. 904).

Lex commissoria yasağı: borç ödenmezse taşınmaz mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin hüküm geçersizdir (TMK m. 873/2). Amaç, borçlunun sıkışıklığından yararlanılarak taşınmazın değerinin çok altında el değiştirmesini önlemek; alacaklı ancak paraya çevirmeyle karşılanır. Satış bedeli sıraya göre, aynı sıradakiler arasında alacak oranında dağıtılır (TMK m. 874); boş derece hesaba katılmaz (m. 872).

Rehin, terkin veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer (TMK m. 858); alacak sona erince malik terkin ettirmeyi isteyebilir (m. 883/1). Süreli ipotekte, sürenin bitiminden otuz gün içinde İİK m. 150/c şerhi konulmazsa ipotek malikin talebiyle terkin edilir (m. 883/2).

Sınavda Ne Çıkar

  • Taşınmaz rehni sınırlı sayıdadır; ipoteğe konu taşınmaz borçlunun olmak zorunda değildir.
  • Boşalan dereceye geçme kendiliğinden olmaz; sözleşme resmî şekil, ayni etki şerh ister.
  • Güvence üç yıllık muaccel faiz ile son vadeden işleyen faizi kapsar.
  • Beyanlar sütununa yazılan eşya aksi ispatlanmadıkça eklentidir.
  • Lex commissoria hükmü geçersizdir; boş derece hesaba katılmaz.
  • Kanunî ipoteğin doğumu kural olarak tescile bağlı değildir; süre üç aydır.
  • Tescilden sonra alacak zamanaşımına uğramaz.

Rehin hakları, bir alacağı güvence altına almak üzere kurulan sınırlı ayni haklardır. Rehin sahibine eşyayı kullanma yetkisi vermez; ona yalnız, alacağı ödenmezse eşyanın satış bedelinden öncelikle karşılanma yetkisi tanır.

A. Taşınmaz Rehni Türleri

Taşınmaz rehni, ancak ipotek, ipotekli borç senedi veya irat senedi şeklinde kurulabilir (TMK m. 850). Sayım sınırlıdır; sınırlı sayı ilkesinin rehin alanındaki görünümüdür. Uygulamada ipotek dışındaki türler neredeyse hiç kullanılmaz.

Güvence altına alınan alacak bakımından kural şudur: taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir (TMK m. 851/1). Kuralın bir istisnası vardır: kredi kuruluşlarınca yabancı para üzerinden verilen kredileri güvence altına almak için yabancı para üzerinden de taşınmaz rehni kurulabilir; her derecenin miktarı tek bir para türüyle gösterilir ve aynı derecede birden fazla para türü kullanılamaz (TMK m. 851/2).

Kurulma bakımından iki koşul birliktedir: taşınmaz rehni tapu kütüğüne tescil ile kurulur ve kurulmasına ilişkin sözleşmenin geçerliliği resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır (TMK m. 856).

Rehnin konusu bakımından da belirlilik aranır. Kanunun koyduğu koşullar şunlardır:

  • Rehin hakkı ancak tapuya kayıtlı taşınmazlar üzerinde kurulabilir (TMK m. 853).
  • Rehin kurulurken konusu olan taşınmazın belirtilmesi gerekir; bölünen taşınmazın parselleri kütüğe ayrı ayrı kaydedilmedikçe rehne konu olamaz (TMK m. 854).
  • Birden çok taşınmazın aynı borç için rehnedilmesi, bunların aynı malike veya borçtan müteselsilen sorumlu maliklere ait olmasına bağlıdır (TMK m. 855/1).
  • Diğer hâllerde her taşınmazın alacağın ne miktarı için güvence oluşturduğu rehin kurulurken belirtilir (TMK m. 855/2).

Tescilin bir başka sonucu zamanaşımıdır: rehnin tapu kütüğüne tescil edilmesinden sonra alacak için zamanaşımı işlemez (TMK m. 864). Rehinli alacak, güvencesi sicilde durduğu sürece zamanaşımıyla zayıflamaz.

B. Sabit Dereceler Sistemi

Rehnin sağladığı güvence, tescilde belirtilen rehin derecesi ile sınırlıdır. Taşınmaz rehni, sırada kendisinden önce gelecek olanın miktarının tescilde belirtilmesi kaydıyla ikinci veya daha sonraki derecede de kurulabilir (TMK m. 870).

Sistemin ayırt edici kuralı şudur: aynı taşınmaz üzerinde farklı sıralarda kurulmuş rehin haklarından birinin terkin edilmiş olması, sonraki sırada yer alan alacaklıya boşalan dereceye geçme hakkı vermez. Terkin edilen rehin yerine yeni bir rehin hakkı kurulabilir. Sonraki sıradaki alacaklılara boşalan dereceye geçme hakkı veren sözleşmelerde ise iki ayrı koşul vardır ve karıştırılmamalıdır: sözleşmenin geçerliliği resmî şekilde yapılmasına, ayni etki sağlaması ise ayrıca tapu kütüğüne şerh verilmesine bağlıdır (TMK m. 871/3). Şerh verilmemişse sözleşme taraflar arasında geçerlidir, ama üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

Bu, taşınmaz rehnini genel sıra kuralından ayıran noktadır. Ayni haklarda kural önceki tarihli hakkın üstünlüğü iken, taşınmaz rehninde sıra dereceye bağlıdır ve dereceler sabittir. Birinci derecedeki ipotek ödenip terkin edilse bile, ikinci derecedeki alacaklı otomatik olarak birinci sıraya yükselmez; malik boşalan dereceye yeni bir ipotek kurabilir.

Sistemin amacı, malikin taşınmazının kredi değerini korumaktır. Dereceler kaysaydı, malik borcunu ödedikçe sonraki alacaklılar kendiliğinden güçlenir ve malik yeni kredi için elverişli bir derece bulamazdı.

C. İpoteğin Kurulması ve Kapsamı

Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir. İpoteğe konu olacak taşınmazın borçlunun mülkiyetinde bulunması gerekmez (TMK m. 881).

İkinci cümle önemlidir: bir kişi, başkasının borcu için kendi taşınmazını ipotek edebilir. Bu kişi borçtan şahsen sorumlu değildir; yalnız taşınmazıyla sorumludur ve alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, istemin hem borçluya hem kendisine yapılmış olmasına bağlıdır (TMK m. 887).

1. Anapara ve Üst Sınır İpoteği

Anapara ipoteği, miktarı belirli bir alacak için kurulur. Bu türde faiz, takip giderleri ve gecikme faizi, tescil edilen miktarın dışında ve ötesinde güvenceden yararlanır.

Üst sınır (azami meblağ) ipoteği ise miktarı belirsiz veya değişebilen alacaklar için kurulur ve taşınmazın sorumluluğu tescil edilen üst sınırla kapatılır. Miktarı belirli olmayan veya değişebilen alacaklar da belli bir rehin derecesine yerleştirilir ve tescilden sonra alacak miktarında meydana gelecek değişmelere bakılmaksızın sırasını korur (TMK m. 882/1).

Ayrımın pratik sonucu iki cümlede toplanır:

  • Anapara ipoteğinde faiz, takip giderleri ve gecikme faizi tescil edilen miktarın dışında güvenceden yararlanır; toplam sorumluluk tescil edilen tutarı aşabilir.
  • Üst sınır ipoteğinde toplam sorumluluk hiçbir hâlde tescil edilen tutarı aşmaz; faiz ve giderler de bu sınırın içindedir.
2. Güvencenin Kapsamı

Taşınmaz rehninin alacaklıya sağladığı güvencenin kapsamına şunlar girer (TMK m. 875/1):

  • Ana para
  • Takip giderleri ve gecikme faizi
  • İflâsın açıldığı veya rehnin paraya çevrilmesinin istendiği tarihe kadar muaccel olmuş üç yıllık faiz ile son vadeden başlayarak işleyen faiz

Daha önce belirlenmiş faiz oranı, sonradan gelen alacaklıların zararına olarak artırılamaz (TMK m. 875/2).

Eşya bakımından kapsama şunlar girer:

  • Taşınmazın kendisi ve bütünleyici parçaları
  • Rehnin kuruluşunda gösterilen ve kütüğe yazılan eklentiler
  • Takip başladıktan sonra işleyen kira bedelleri (TMK m. 863/1)
  • Alacaklının yaptığı zorunlu masraflar ve ödediği sigorta primleri (TMK m. 876)

Rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileri ile birlikte yükümlü kılar. Rehnin kuruluşu sırasında makine, otel döşeme eşyası gibi açıkça eklenti olarak gösterilen ve tapu kütüğünde beyanlar sütununa yazılan şeyler, kanuna göre bu nitelikte olamayacakları ispat edilmedikçe eklenti sayılır (TMK m. 862).

Alacaklı, rehinli taşınmazın korunması için zorunlu masraf yapmış ve özellikle malikin borçlu olduğu sigorta primlerini ödemişse, bundan doğan alacakları tescile gerek olmaksızın aynen rehinli alacak gibi güvenceden yararlanır (TMK m. 876).

Değer düşmesi hâlinde alacaklı korunur: rehinli taşınmazın değerinde düşme meydana gelmişse alacaklı, başka güvence gösterilmesini veya taşınmazın eski hâle getirilmesini isteyebilir; değer düşmesi tehlikesi hâlinde de güvence isteyebilir (TMK m. 866).

Alacaklının önlem yetkisi, değer düşmesinin malikin kusurundan doğup doğmadığına göre ayrılır:

  • Malik değeri düşüren davranışlarda bulunursa alacaklı, hâkimden bunların yasaklanmasını isteyebilir; hâkim önlem almak üzere yetki verebilir ve gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde alacaklı yetki verilmeden de önlem alabilir (TMK m. 865).
  • Değer düşmesi malikin kusuru olmadan meydana gelmişse alacaklı, ancak malikin aldığı tazminat miktarını aşmayacak ölçüde güvence veya kısmî ödeme isteyebilir; önlemleri kendiliğinden alabilir ve masrafları için tescile gerek olmaksızın rehin hakkı kazanır (TMK m. 867).
  • Malik, alacağın yirmide birinden az değerdeki bir parçayı devrederse, orantılı ödeme yapıldığı veya kalan kısım yeterli güvence oluşturduğu takdirde alacaklı o parça üzerindeki rehni kaldırmaktan kaçınamaz (TMK m. 868).

Rehinden sonra kurulan haklarda sıra da düzenlenmiştir: malikin yeni sınırlı ayni haklar kurmayacağı yolundaki taahhüdü geçerli değildir; buna karşılık tarihi daha eski olan rehin hakkı, alacaklının izni olmadan sonra kurulan irtifaklardan ve taşınmaz yüklerinden önce gelir (TMK m. 869/1–2). Malikin tasarruf serbestisi korunur, ama sonraki haklar rehne zarar veremez.

Sigorta bakımından da alacaklılar korunur: muaccel olan sigorta tazminatı malike ancak bütün rehinli alacaklıların rızasıyla ödenebilir; tazminat taşınmazın eski hâle getirilmesi için harcanacaksa, malik yeterli güvence göstermek koşuluyla kendisine ödenir (TMK m. 879).

D. İpotekli Taşınmazın Devri ve İpotekten Kurtarma

İpotekli taşınmaz elden çıkarılabilir; ipotek onu izler. Devrin sonucu şudur: ipotekli taşınmazın devri, aksi kararlaştırılmış olmadıkça borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik meydana getirmez. Yeni malik borcu yüklenirse alacaklı, kendisine başvurma hakkını saklı tuttuğunu bir yıl içinde yazılı olarak önceki borçluya bildirmezse borçlu borcundan kurtulur (TMK m. 888). Bir yıllık beyan süresi, tapu idaresinin bildiriminin tebliğinden işlemeye başlar (TMK m. 890).

Taşınmazın bölünmesi hâlinde, aksine anlaşma yoksa rehin taşınmazlara değerleri oranında tapu idaresince re'sen dağıtılır; dağıtımı kabul etmeyen alacaklı, kesinleşmenin tebliğinden başlayarak bir ay içinde yazılı bildirimde bulunabilir (TMK m. 889). Alacağın devri bakımından ise şekil kolaylaştırılmıştır: ipotekle güvence altına alınmış bir alacağın devrinin geçerliliği, devrin tapu kütüğüne tescil edilmesine bağlı değildir (TMK m. 891).

Borçtan şahsen sorumlu olmayan malikin iki imkânı vardır:

  • Borcu, borçluya ait koşullar içinde ödeyerek ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir; alacak, ödeyen malike geçer (TMK m. 884).
  • Değerini aşan bir borç için ipotek edilmiş taşınmazı edinen kimse, icra takibine başlanmadan önce satın alma bedelini ödeyerek taşınmazı ipotekten kurtarabilir; taşınmazı karşılıksız edinen kimse takdir edeceği bedeli öder. Bu hak, alacaklılara altı ay önce yapılacak yazılı ihbarla kullanılır (TMK m. 885).

Alacaklıların buna karşı yolu da açıktır: ihbarın tebliğinden başlayarak bir ay içinde, giderleri peşin ödemek suretiyle taşınmazın açık artırma yoluyla satılmasını isteyebilirler (TMK m. 886/1).

E. Kanunî İpotek

İpotek her zaman sözleşmeyle kurulmaz. Kanun, belirli alacaklıları korumak için ipotek hakkını doğrudan tanır ya da tescilini isteme yetkisi verir. Ayrım şuradadır: kanunî ipotek haklarının doğumu, aksi kanunda öngörülmüş olmadıkça tapu kütüğüne tescil edilmelerine bağlı değildir (TMK m. 892).

Tescile tâbi kanunî ipotek isteyebilecek alacaklılar sınırlı olarak sayılmıştır (TMK m. 893):

  • Satıştan doğan alacağı için satılan taşınmaz üzerinde satıcı
  • Elbirliği ortaklığına giren taşınmazlarda paylaşmadan doğan alacakları için birlikte mirasçı olanlar veya diğer elbirliği ortakları
  • Bir taşınmaz üzerinde yapılan yapı veya diğer işlerde malzeme vererek veya vermeden emek sarf ettikleri için malzeme ve emek karşılığı olarak zanaatkârlar ve yükleniciler

Süreler farklıdır. Satıcıların, mirasçıların ve diğer elbirliği ortaklarının kanunî ipotek haklarının, mülkiyetin naklini izleyen üç ay içinde tescil edilmiş olması gerekir (TMK m. 894). Zanaatkârların ve yüklenicilerin hakları ise çalışmayı veya malzeme vermeyi yüklendikleri andan başlayarak tescil olunabilir; tescilin, yüklenilen işin tamamlanmasından başlayarak üç ay içinde yapılmış olması gerekir. Tescil için alacağın malik tarafından kabul edilmiş veya mahkemece karara bağlanmış olması şarttır; malik yeterli güvence gösterirse tescil istenemez (TMK m. 895).

Yapı alacaklıları ipoteğinin iki özelliği daha vardır. Birincisi eşitlik: hakları değişik tarihlerde tescil edilmiş olsa bile zanaatkârlar ve yükleniciler, kanunî ipotekten yararlanma bakımından kendi aralarında aynı sırada sayılır (TMK m. 896). İkincisi öncelik: satış bedeli alacaklarının tamamını karşılamazsa kalan kısım, önceki sıradaki alacaklıların payına düşen satış bedelinden arsa değeri çıkarıldıktan sonra artan para ile karşılanır; bu, taşınmaz üzerindeki yüklerin onların zararına olacağının alacaklılarca bilinebilir olmasına bağlıdır (TMK m. 897).

F. İpotekli Borç Senedi ve İrat Senedi

Taşınmaz rehninin diğer iki türü uygulamada seyrek görülse de sınavda ayırt edici sorular üretir. Ölçüt, senedin kişisel borç doğurup doğurmadığıdır.

İpotekli borç senedi, taşınmaz rehniyle güvence altına alınmış kişisel bir alacak meydana getirir (TMK m. 898). Rejimi şu kurallara dayanır:

  • Kurulması için tapu idaresince taşınmaza resmen değer biçilir; biçilmiş değeri aşan miktar için rehin kurulamaz (TMK m. 899).
  • Senetteki alacak, aksi kararlaştırılmadıkça faizlerin ödenmesi gereken tarihte, bu tarihten en az altı ay önce yapılacak bildirimle muaccel olur (TMK m. 900). Borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan malik hakkında ipoteğe ilişkin hükümler uygulanır ve bu malik, alacaklıya karşı borçluya ait bütün def'ileri ileri sürebilir (TMK m. 901). Taşınmazın devrine veya bölünmesine ilişkin sonuçlarda ipotek hükümleri geçerlidir (TMK m. 902). Borçlunun def'ileri genel olarak sınırlıdır: yalnız tescilden veya senetten doğan def'ileri ve istemde bulunan alacaklıya karşı sahip olduğu kişisel def'ileri ileri sürebilir (TMK m. 927).

İrat senedi ise bir taşınmaz üzerinde taşınmaz yükü şeklinde kurulmuş bir alacak hakkı meydana getirir. Güvencesini ancak tarım arazisi, konutlar ve üzerinde bina yapılabilecek arsalar oluşturabilir. İrat senedi kişisel borç doğurmaz ve borcun sebebini de göstermez (TMK m. 903). Alacak miktarı, tarım arazisinde arazinin gelir değerinin, diğer taşınmazlarda gelir değeri ile bina ve arsa değerleri ortalamasının beşte üçünü aşamaz; değerlendirmeler tapu idaresince resmen yapılır (TMK m. 904) ve değer biçmede gereken özenin gösterilmemesinden Devlet sorumludur (TMK m. 905). Yüklü taşınmazın maliki, sözleşmeyle daha uzun bir bildirim süresi kabul edilmiş olsa bile, her altı yıllık dönemin sonu için bir yıl önce bildirmek ve bedelini ödemek koşuluyla taşınmazın yükten kurtarılmasını isteyebilir (TMK m. 906/1).

Ölçütİpotekİpotekli borç senediİrat senedi
Doğurduğu hakMevcut alacağın güvencesiKişisel alacak doğururTaşınmaz yükü biçiminde alacak
Kişisel sorumlulukAlacağa göre değişirVardırYoktur
Değer biçmeAranmazTapu idaresince resmenTapu idaresince resmen
Miktar sınırıYokBiçilen değeri aşamazGelir değerinin beşte üçü
Konu sınırıTapuya kayıtlı taşınmazTapuya kayıtlı taşınmazTarım arazisi, konut, arsa

Seri hâlinde çıkarılan senetler bakımından da özel hükümler vardır: nama veya hamile yazılı tahviller, ödüncün tamamı için ipotek ya da ipotekli borç senedi yoluyla rehin kurulup ortak temsilci atanması veya tahvil çıkarmayı üstlenen kurum yararına rehin kurulup bu alacağın tahvil alacaklılarına devredilmesi hâllerinde taşınmaz rehniyle güvence altına alınabilir (TMK m. 930). Seri hâlinde çıkarılan ipotekli borç senetleri ile irat senetleri hakkında, özel hükümler saklı kalmak kaydıyla genel hükümler uygulanır (TMK m. 931); bir serideki bütün senetlerin şeklinin aynı olması ve numaralarının birbirini izlemesi gerekir (TMK m. 932/2).

G. Paraya Çevrilmesi ve Sona Ermesi

Borç ödenmezse alacaklı, alacağını rehinli taşınmazın satış bedelinden elde etme hakkına sahiptir. Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir (TMK m. 873/1–2).

Bu yasak — lex commissoria yasağı — rehin hukukunun temel kurallarındandır ve taşınır rehninde de tekrarlanır (TMK m. 949). Amacı, borçlunun sıkışıklığından yararlanılarak taşınmazın gerçek değerinin çok altında alacaklıya geçmesini önlemektir. Alacaklı ancak paraya çevirme yoluyla, yani satış bedelinden karşılanabilir.

Satış bedelinin dağıtımında ölçü sıradır: bedel, alacaklılar arasında sıralarına göre dağıtılır; aynı sırada olanlar arasında o sıraya düşen bedel alacakları oranında bölüştürülür (TMK m. 874). Boş derece bulunması hâlinde ise dağıtım, boş derece hesaba katılmaksızın sonraki alacaklılara sıralarına göre yapılır (TMK m. 872). Sabit dereceler sistemi burada bir kez daha görünür: boş derece, sonraki alacaklının payını büyütmez, yalnız dağıtım dışında kalır.

Kiralanmış taşınmazlarda kapsam da genişler: kiraya verilmiş taşınmaz üzerindeki rehnin kapsamına, borçluya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlanmasından veya iflâsın ilânından başlayarak paraya çevirme anına kadar işleyen kira bedelleri de girer. Rehin hakkı kiracılara karşı ancak takibin kendilerine bildirilmesi veya iflâs kararının ilânından sonra ileri sürülebilir (TMK m. 863).

Sona erme bakımından kural şudur: taşınmaz rehni, tescilin terkini veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer (TMK m. 858/1). Alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki, alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir (TMK m. 883/1).

Kanun 2019'da süreli ipotekler için özel bir hüküm getirmiştir: ipotek süreli olarak kurulmuşsa, sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde taşınmaz üzerinde İcra ve İflas Kanununun 150/c maddesinde belirtilen şerhin konulmaması hâlinde ipotek, malikin talebiyle terkin edilir (TMK m. 883/2).

Örnek olay

(K), taşınmazı üzerinde (L) lehine birinci derecede 500.000 TL, (M) lehine ikinci derecede 300.000 TL tutarında ipotek kurdurmuştur. (K), (L)'ye olan borcunu tamamen ödemiş ve birinci derecedeki ipotek terkin edilmiştir. (M), kendisinin artık birinci sıraya yükseldiğini ileri sürmektedir. Ayrıca (L) ile (K) arasındaki sözleşmede, borç ödenmezse taşınmazın mülkiyetinin (L)'ye geçeceği kararlaştırılmıştır. Taşınmazda ayrıca, rehnin kuruluşu sırasında beyanlar sütununa yazılmış üretim makineleri bulunmaktadır.

Değerlendirme: Üç sorun ayrı ayrı çözülür.

Derece iddiası. Aynı taşınmaz üzerinde farklı sıralarda kurulmuş rehin haklarından birinin terkin edilmiş olması, sonraki sıradaki alacaklıya boşalan dereceye geçme hakkı vermez (TMK m. 871/1). (M) ikinci derecede kalır; iddiası yerinde değildir.

Boşalan birinci derece (K)'nin tasarrufuna kalır; oraya yeni bir rehin kurdurabilir (TMK m. 871/2). Sistemin amacı da budur: ödenen borç, sonraki alacaklıyı değil malikin kendi kredi imkânını güçlendirir.

(M)'nin birinci dereceye geçebilmesi ancak boşalan dereceye geçme hakkı veren bir sözleşmeyle mümkündür; böyle bir sözleşmenin geçerliliği resmî şekle bağlıdır (TMK m. 871/3).

Mülkiyetin geçmesi kaydı. Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir (TMK m. 873/2). Bu, lex commissoria yasağıdır ve emredicidir; tarafların anlaşması sonucu değiştirmez. (L) yalnız taşınmazın paraya çevrilmesini isteyebilir ve alacağını satış bedelinden elde eder.

Makineler. Rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileriyle birlikte yükümlü kılar. Rehnin kuruluşu sırasında açıkça eklenti olarak gösterilen ve beyanlar sütununa yazılan makineler, kanuna göre bu nitelikte olamayacakları ispat edilmedikçe eklenti sayılır (TMK m. 862/1–2). Makineler rehnin kapsamındadır ve paraya çevirmede taşınmazla birlikte satılır.

Buradaki beyanın işlevi, tapu sicili başlığında görülen genel kuralla aynıdır: beyan hak doğurmaz, ancak iyiniyet iddiasını ortadan kaldırır ve burada ayrıca bir karine kurar. Üçüncü kişilerin eklentiler üzerindeki hakları ise saklıdır (TMK m. 862/3).

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2025 HMGS (NİSAN)
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi anapara ipoteğinin alacaklıya sağladığı güvencenin kapsamında değildir?
A) Alacaklının rehinli taşınmazı korumak maksadıyla yaptığı zorunlu masraflar
B) Alacağı tahsil etmek için rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başvurulması hâlinde takip giderleri
C) Tapu kütüğünde belirtilmesi koşuluyla tarafların belirlediği gecikme tazminatı
D) Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçmesi
E) Rehnin paraya çevrilmesinin istendiği tarihe kadar muaccel olmuş 3 yıllık faizle son vadeden başlayarak işleyen faiz
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 2 2006 KPSS , 2004
Aşağıdakilerden hangisi taşınır rehnine hâkim olan ilkelerden biri [değildir]?
A) Alacağa bağlılık
B) Kamuya açıklık
C) Güvenin korunması
D) Sabit dereceler
E) Öncelik
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 3 2001 KMS
M, A'nın B'ye olan borcu için B lehine kendi taşınmazı üzerinde ipotek kurmuştur. M, A'nın borcunu B'ye ödemek istemektedir. Bu durumda aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) M borcu ödeyince, A'nın borcu sona erer, ipotek A'nın talebi üzerine terkin edilir.
B) M borcu ödeyince, A'nın borcu sona erer, ipotek kendiliğinden sona erer.
C) M borcu ödeyince, alacak M'ye geçer; ipotek kendiliğinden sona erer.
D) B kabul edilmedikçe M borcu ödeyemez; taşınmazın paraya çevrilmesine katlanmak zorundadır.
E) M borcu ödeyince, alacak M'ye geçer; terkin edilmeyen ipoteğin hükümleri askıda kalır.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 4 İDARİ YARGI
A, Ü'den %50 faizle ödünç aldığı 6 milyar lirayı temin etmek için taşınmazı üzerinde Ü lehine 8 milyar liralık bir ipotek kurmuştur. Olayla ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Bu ipotek anapara ve yan alacakları ancak 8 milyar liraya kadar temin eder.
B) Bu ipotek bir anapara ipoteğidir.
C) İpotek paraya çevrilince, getirisi ile Ü'nün alacağı tam olarak karşılanamazsa, Ü, A'ya başvurabilir.
D) Alacak ödenince bu ipotek Ü'nün beyanı üzerine terkin edilebilir.
E) İpoteğin kurulması ile birlikte alacak bakımından zamanaşımı kesilmiş olur.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 5 2003 ADLİ YARGI
A, bir Türk bankası olan I Bankası ile 500 bin Amerikan doları karşılığı olan 850 milyar TL üzerinden bir kredi sözleşmesi yapar ve aralarındaki anlaşma gereğince kredinin ilk dilimi olan 200 milyar TL'yi alabilmek için I bankası lehine taşınmazında 600 bin Amerikan doları üzerinden bir ipotek kurmak ister. Bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) A'nın borcu yabancı para borcu olmadığından, A yabancı para üzerinden ipotek kuramaz.
B) A'nın borcu yabancı kaynaklı bir krediden kaynaklanmadığından A, yabancı para üzerinden ipotek kuramaz.
C) Yurt içi kredi kuruluşları yabancı para üzerinden ipotek alamaz.
D) A, borcunu, ancak bir üst sınır ipoteği ile teminat altına alabilir.
E) A, ancak birinci derece boş ise yabancı para üzerinden ipotek kurabilir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 6 2003 ADLİ YARGI
A, Ü'den %50 faiz ile ödünç aldığı 100 milyar TL'yi temin etmek üzere, noteri kandırarak düzenlettiği bir vekaletname ile annesinin taşınmazı üzerinde iyiniyetli Ü lehine 1. derecede 400 milyar TL tutarında bir ipotek kurmuştur. Olayla ilgili;I.Ü lehine kurulan ipotek geçersiz olduğundan, bu ipotekle güvence altına alınmak istenen alacak da geçersizdir.II.Tapu siciline güven ilkesi gereğince, iyiniyetli Ü'nün rehin hakkı korunur.III.Ü'nün alacağını temin eden rehin hakkı, bu alacağın iyiniyetli bir başkasına temlik edilmesi durumunda korunur.IV.Ü lehine kurulan ipotek bir anapara ipoteğidir ve geçerli olduğu takdirde 400 milyar TL tutarındaki ana para ile birlikte yan alacakları da temin eder.V.Ü lehine kurulan ipotek bir üst sınır ipoteğidir ve geçerli olduğu takdirde ancak 400 milyar TL'ye kadar olan ana para ve yan alacakları temin eder. Hallerinde hangileri [yanlıştır]?
A) I, II ve III
B) I, II ve IV
C) II, III ve IV
D) II, IV ve V
E) III, IV ve V
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 7 KPSS / ADLİ YARGI
K, L'nin M'ye olan borcu için gayrimenkulünü M lehine ipotek eder. Bir süre sonra M'nin alacağı muaccel olur, K da bunu M'ye öder. Bu durumla ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) K, M'nin haklarına kanunen halef olur.
B) Borç sona erdiğinden, M, ipoteğin tapu kütüğünden terkinini talep etmelidir.
C) K'nin, L'nin borcunu ödemesi, rehnin paraya çevrilmesini önlemez.
D) Borç sona erer, ancak ipotek L'nin talebi üzerine terkin edilebilir.
E) Rehin hakkı kendiliğinden sona erer.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 8 2005 ADLİ YARGI (KASIM)
A, bir Türk bankası olan Z Bankası ile bir milyar Avro karşılığı olan yaklaşık bir milyar altıyüz milyon Yeni Türk Lirası üzerinden bir kredi sözleşmesi yapar ve aralarındaki anlaşma gereğince kredinin ilk dilimi olan 1 milyar TL'yi alabilmek için Z Bankası lehine taşınmazı üzerinde yabancı para üzerinden bir ipotek kurmak ister. Bu durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Yurt içi kredi kuruluşları böyle bir ipotek alamaz.
B) A'nın borcu yabancı kaynaklı bir krediden kaynaklanmadığından A, yabancı para üzerinden ipotek kuramaz.
C) A'nın borcu yabancı para olmadığından, A yabancı para üzerinden ipotek kuramaz.
D) Böyle bir ipotek daha önce Türk parasıyla kurulmuş bir ipoteğin terkin edilmiş olduğu bir derecede de kurulabilir.
E) A, yabancı para üzerinden ipotek kurabilmek için T.C. Merkez Bankası'ndan izin almalıdır.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 9 İDARİ YARGI
Bir başkasının borcu için taşınmazını ipotek ettirmiş olan M'nin bu borcu alacaklıya ödemesi işlemiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) İpotek ve alacak kendiliğinden sona erer.
B) M, alacaklının yerine geçtiğinden borçludan alacağın kendisine ödenmesini isteyebilir.
C) M, kendi taşınmazı üzerindeki ipotek hakkına sahip olur.
D) İpotek ancak M'nin rızasıyla terkin edebilir.
E) İpoteğin hükümleri askıda olup, bulunduğu derece boş derece olarak işlem görür.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 10 2008 ADLİ YARGI (MART)
A, B ile Ü arasındaki kredi ilişkileri çerçevesinde B'nin doğmuş ve doğacak kredi borçları için taşınmazı üzerinde Ü lehine 50.000 TL'lik bir ipotek kurar. Ü'nün ana alacağı ve faizlerinin tutarı 70.000 TL'yi bulur. Ü, rehnin paraya çevrilmesi için takip yapar. Taşınmaz 80.000 TL'ye satılır. Bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Bu ipotek üst sınır ipoteği olduğu için sadece ana parayı karşılar, faiz alacağı teminat kapsamı dışındadır.
B) Bu ipotek Ü'nün tüm alacaklarını karşılar.
C) İpotek paraya çevrilince alacağı tam olarak karşılanamayan Ü, geri kalan alacağını sadece B'den talep edebilir.
D) A, borcu Ü'ye ödediği takdirde, bu ipotek ancak Ü'nün talebi üzerine terkin edilebilir.
E) İpoteğin kurulmasıyla birlikte alacak bakımından zamanaşımı kesilmiş olmaz, ancak durur.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 11 2007 ADLİ YARGI (MART)
M, taşınmazı üzerinde arkadaşı A'nın Ü'den aldığı 50.000 TL'lik ödüncü temin etmek üzere 60.000 TL'lik bir üst sınır ipoteği kurmuştur. Ü'nün alacağının tutarı yan alacaklarla birlikte 70.000 TL'yi bulmuştur. Ü, A'ya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmıştır. Rehinli taşınmaz, 75.000 TL'ye satılmıştır. Bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Bir kişi, bir başkasının borcunu temin etmek üzere kendi taşınmazı üzerinde üst sınır ipoteği kuramayacağından, bu ipotek geçersizdir.
B) Üst sınır ipoteği yan alacakları ayrıca temin ettiğinden Ü, satış bedelinden 70.000 TL alır.
C) Üst sınır ipoteğinde M taşınmazın değeri kadar sorumlu olduğundan Ü, satış bedelinden 70.000 TL alır.
D) Üst sınır ipoteği sadece üst tutar içinde kalan ana alacağı temin ettiğinden Ü, satış bedelinden 50.000 TL alır; alacağının geri kalan kısmını adi alacaklı olarak talep eder.
E) Üst sınır ipoteği, üst sınırın tutarı içinde kalan yan alacakları da temin ettiğinden Ü, satış bedelinden 60.000 TL alır.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 12 2007 ADLİ YARGI (KASIM)
M, A'nın B'den olan bir para alacağı için A lehine kendi taşınmazı üzerinde ipotek kurmuştur. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) M, borcu ödeyince B'nin borcu sona erer, ipotek A'nın talebi üzerine terkin edilir.
B) M'nin, bu borcu ödeyebilmesi için önce A ile bir borcun yüklenilmesi sözleşmesi yapması gerekir.
C) M, borcu ödeyince alacak M'ye geçer, ipotek kendiliğinden sona erer.
D) A isterse M'nin ödemesini reddedebilir ve taşınmazı paraya çevirebilir.
E) M, borcu ödeyince alacak M'ye geçer, M tarafından terkini talep edilmedikçe ipoteğin hükümleri de askıda kalır.
Cevabı göster
Cevap: E.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 8 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 386
Aşağıdakilerden hangisi taşınmaz rehninin sağladığı güvencenin kapsamına giren unsurlardan biri değildir?
A) Alacaklının kişisel nitelikteki diğer alacakları
B) Rehinli alacağın anaparası
C) Takip giderleri ve gecikme faizi
D) Muaccel olmuş üç yıllık faiz
E) Alacaklının ödediği sigorta primleri
Cevabı göster
Cevap: A. Rehin, yalnız kendisi için kurulduğu alacağı güvence altına alır; alacaklının borçludan olan başka, kişisel nitelikteki alacakları bu güvenceden yararlanmaz. Kanunun saydığı kapsam nettir: anapara, takip giderleri ve gecikme faizi, iflâsın açıldığı veya rehnin paraya çevrilmesinin istendiği tarihe kadar muaccel olmuş üç yıllık faiz ile son vadeden başlayarak işleyen faiz. Buna ek olarak alacaklı, rehinli taşınmazın korunması için zorunlu masraf yapmışsa ve özellikle malikin borçlu olduğu sigorta primlerini ödemişse, bu alacakları tescile gerek olmaksızın aynen rehinli alacak gibi güvenceden yararlanır. Kapsamın sınırlı tutulmasının sebebi, sonraki sıradaki alacaklıların hesabının bozulmamasıdır; nitekim daha önce belirlenmiş faiz oranı da sonradan gelen alacaklıların zararına artırılamaz.

Şık analizi

B) Kapsamdadır — anapara güvencenin çekirdeğini oluşturur.
C) Kapsamdadır — takip giderleri ve gecikme faizi kanunda açıkça sayılmıştır.
D) Kapsamdadır — muaccel olmuş üç yıllık faiz güvencenin içindedir.
E) Kapsamdadır — ödenen sigorta primleri tescile gerek olmadan güvenceden yararlanır.
Soru 387
Taşınmaz rehninde sabit dereceler sistemi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Boşalan dereceye malik yeni bir rehin kurdurabilmektedir.
B) Rehin, önceki derecenin miktarı belirtilmek kaydıyla sonraki derecede kurulabilir.
C) Satış bedelinin dağıtımında boş derece hesaba katılmamaktadır.
D) Bir derecenin terkini sonraki alacaklıyı kendiliğinden üst dereceye taşır.
E) Dereceye geçme sözleşmesinin geçerliliği resmî şekle bağlı tutulmuştur.
Cevabı göster
Cevap: D. Sistemin adı zaten cevabı verir: dereceler sabittir. Aynı taşınmaz üzerinde farklı sıralarda kurulmuş rehin haklarından birinin terkin edilmiş olması, sonraki sıradaki alacaklıya boşalan dereceye geçme hakkı vermez. Bu yüzden "terkin sonraki alacaklıyı kendiliğinden üst dereceye taşır" diyen ifade yanlıştır. Boşalan derece malikin tasarrufunda kalır; malik oraya yeni bir rehin kurdurabilir. Sistemin amacı budur: malik borcunu ödedikçe sonraki alacaklılar kendiliğinden güçlenseydi, malik yeni kredi için elverişli bir derece bulamaz ve taşınmazının kredi değeri erirdi. Sonraki alacaklıya geçme hakkı ancak sözleşmeyle tanınır; bu sözleşmenin geçerliliği resmî şekle, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi ise ayrıca tapu kütüğüne şerh verilmesine bağlıdır. Dağıtımda da aynı mantık sürer: boş derece hesaba katılmaz, kalan alacaklılara sıralarına göre ödeme yapılır.

Şık analizi

A) Doğru ifade — boşalan derece malikin tasarrufundadır, oraya yeni rehin kurulabilir.
B) Doğru ifade — önceki derecenin miktarı tescilde gösterilmek kaydıyla sonraki derecede rehin kurulabilir.
C) Doğru ifade — dağıtımda boş derece hesaba katılmaz.
E) Doğru ifade — geçme hakkı veren sözleşmenin geçerliliği resmî şekle bağlıdır.
Soru 388
İpotek bakımından aşağıdaki bilgiler verilmiştir:I.İpoteğe konu olacak taşınmazın borçlunun mülkiyetinde bulunması gerekir.II.Henüz doğmamış olmakla birlikte doğması olası bir alacak da ipotekle güvence altına alınabilir.III.İpotekle güvence altına alınmış bir alacağın devrinin geçerliliği tescile bağlı değildir. Bu bilgilerden hangisi ya da hangileri yanlıştır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Cevabı göster
Cevap: A. II doğrudur: hâlen mevcut olan ya da henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak ipotekle güvence altına alınabilir; gelecekteki alacaklar için ipotek kurulmasının önü bu şekilde açılmıştır. III de doğrudur: ipotekle güvence altına alınmış bir alacağın devrinin geçerliliği, devrin tapu kütüğüne tescil edilmesine bağlı değildir; alacak devredilince ipotek de kendiliğinden izler. I yanlıştır: kanun açıkça, ipoteğe konu olacak taşınmazın borçlunun mülkiyetinde bulunmasının gerekmediğini söyler. Bir kişi başkasının borcu için kendi taşınmazını ipotek edebilir. Bu kişi borçtan şahsen sorumlu değildir, yalnız taşınmazıyla sorumludur; alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması da istemin hem borçluya hem kendisine yapılmasına bağlıdır.

Şık analizi

B) II doğrudur; gelecekte doğacak alacaklar için de ipotek kurulabilir.
C) III doğrudur; ipotekli alacağın devri tescil şartına bağlanmamıştır.
D) II doğru olduğundan bu bileşim tutmaz.
E) II ve III'ün ikisi de doğrudur.
Soru 389
İrat senedinde alacak miktarının, tarım arazisinin gelir değerine göre aşamayacağı üst oranı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yarısı
B) Beşte ikisi
C) Beşte üçü
D) Üçte ikisi
E) Dörtte üçü
Cevabı göster
Cevap: C. İrat senedinde alacak miktarı, tarım arazisinde arazinin gelir değerinin beşte üçünü aşamaz. Diğer taşınmazlarda ölçü biraz farklıdır: orada gelir değeri ile bina ve arsa değerleri ortalamasının beşte üçü esas alınır. Değerlendirmelerin tapu idaresince resmen yapılması gerekir ve değer biçmede gereken özenin gösterilmemesinden Devlet sorumludur. Sınırın amacı, irat senedinin taşınmazın getirisiyle ödenebilecek bir yük olarak kalmasını sağlamaktır; irat senedi kişisel borç doğurmadığından alacaklının tek güvencesi taşınmazın kendisidir.

Şık analizi

A) Kanun oranı yarı olarak değil, beşte üç olarak belirlemiştir.
B) Beşte iki, kanunda öngörülen orandan düşüktür.
D) Üçte iki, kanunda öngörülen orandan yüksektir.
E) Dörtte üç, kanunda öngörülen orandan yüksektir.
Soru 390
Aşağıdakilerden hangisi tescile tâbi kanunî ipotek isteyebilecek kişilerden biri değildir?
A) Satıştan doğan alacağı için satıcı
B) Paylaşmadan doğan alacakları için birlikte mirasçı olanlar
C) Emek ve malzeme karşılığı alacakları için yükleniciler
D) Elbirliği ortaklığına giren taşınmazlarda diğer elbirliği ortakları
E) Taşınmaz üzerinde kira alacağı bulunan kiracılar
Cevabı göster
Cevap: E. Kanun, tescile tâbi kanunî ipotek isteyebilecek alacaklıları sınırlı olarak saymıştır: satıştan doğan alacağı için satıcı; elbirliği ortaklığına giren taşınmazlarda paylaşmadan doğan alacakları için birlikte mirasçı olanlar ve diğer elbirliği ortakları; bir taşınmaz üzerinde yapılan yapı veya diğer işlerde malzeme vererek ya da vermeden emek sarf ettikleri için zanaatkârlar ve yükleniciler. Kiracılar bu sayımda yer almaz. Sayımın sınırlı olması, taşınmaz üzerinde tescilsiz veya beklenmedik yüklerin doğmasını önler. Sürelerin de ayrı olduğuna dikkat edilmelidir: satıcılar ile elbirliği ortaklarında tescil, mülkiyetin naklini izleyen üç ay içinde; zanaatkâr ve yüklenicilerde ise yüklenilen işin tamamlanmasından başlayarak üç ay içinde yapılmalıdır.

Şık analizi

A) Sayımda yer alır — satıcının satış bedeli alacağı için kanunî ipotek hakkı vardır.
B) Sayımda yer alır — paylaşmadan doğan alacaklar için birlikte mirasçı olanlar isteyebilir.
C) Sayımda yer alır — yapı alacaklıları ipoteği yükleniciler için öngörülmüştür.
D) Sayımda yer alır — elbirliği ortakları da paylaşma alacakları için isteyebilir.
Soru 391
(P), taşınmazı üzerinde (R) lehine birinci derecede, (S) lehine ikinci derecede ipotek kurdurmuştur. (R)'ye olan borç tamamen ödenmiş ve birinci derecedeki ipotek terkin edilmiştir. Sözleşmede ayrıca, borç ödenmediği takdirde taşınmazın mülkiyetinin (R)'ye geçeceği kararlaştırılmıştı. Buna göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Mülkiyetin alacaklıya geçeceğine ilişkin kayıt geçersiz sayılır.
B) (S) terkin üzerine kendiliğinden birinci dereceye yükselmiş olur.
C) Boşalan birinci dereceye malik yeni bir ipotek kurdurabilir.
D) Alacaklı ancak paraya çevirme yoluyla satış bedelinden karşılanabilir.
E) Dereceye geçme hakkı ancak resmî şekilde yapılan sözleşmeyle tanınır.
Cevabı göster
Cevap: B. Olayda iki emredici kural işler. Dereceler: rehin haklarından birinin terkin edilmiş olması, sonraki sıradaki alacaklıya boşalan dereceye geçme hakkı vermez. (S) ikinci derecede kalır; kendiliğinden birinci sıraya yükseldiğini söyleyen ifade bu yüzden yanlıştır. Boşalan derece malikin tasarrufundadır ve oraya yeni bir ipotek kurulabilir; (S)'nin birinci dereceye geçebilmesi ancak geçme hakkı veren, geçerliliği resmî şekle bağlı bir sözleşmeyle mümkündür. Mülkiyetin geçmesi kaydı: borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir. Bu yasak emredicidir ve tarafların anlaşması sonucu değiştirmez; amacı, borçlunun sıkışıklığından yararlanılarak taşınmazın gerçek değerinin çok altında alacaklıya geçmesini önlemektir. Alacaklının tek yolu taşınmazı paraya çevirtip satış bedelinden karşılanmaktır.

Şık analizi

A) Doğru ifade — mülkiyetin alacaklıya geçeceği kaydı kanunen geçersizdir.
C) Doğru ifade — boşalan derece malikin tasarrufunda kalır.
D) Doğru ifade — alacaklı yalnız satış bedelinden karşılanma yetkisine sahiptir.
E) Doğru ifade — dereceye geçme sözleşmesinin geçerliliği resmî şekle bağlıdır.
Soru 392
Taşınmaz rehni bakımından aşağıdaki bilgiler verilmiştir:I.Alacaklının rehinli taşınmaz için yaptığı zorunlu masraflar, tescile gerek olmaksızın güvenceden yararlanır.II.Kanunî ipotek haklarının doğumu, aksi öngörülmedikçe tapu kütüğüne tescil edilmelerine bağlıdır.III.Zanaatkârlar ve yükleniciler, hakları değişik tarihlerde tescil edilse de kendi aralarında aynı sırada sayılır. Bu bilgilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I ve III
Cevabı göster
Cevap: E. I doğrudur: alacaklı rehinli taşınmazın korunması için zorunlu masraf yapmışsa ve özellikle malikin borçlu olduğu sigorta primlerini ödemişse, bundan doğan alacakları tescile gerek olmaksızın aynen rehinli alacak gibi güvenceden yararlanır. III de doğrudur: yapı alacaklıları ipoteğinde eşitlik esastır; zanaatkârlar ve yükleniciler hakları değişik tarihlerde tescil edilmiş olsa bile kendi aralarında aynı sırada sayılır. II yanlıştır: kanunî ipotek haklarının doğumu, aksi kanunda öngörülmüş olmadıkça tapu kütüğüne tescil edilmelerine bağlı değildir. Tescil, yalnız kanunun ayrıca saydığı hâllerde — satıcı, elbirliği ortakları, zanaatkâr ve yükleniciler — kurucu rol oynar. Bu ikisi sınavda en sık karıştırılan noktadır: kural tescilsiz doğum, istisna tescile tâbi kanunî ipotektir.

Şık analizi

A) I doğrudur, ancak III de doğru olduğu için tek başına işaretlenemez.
B) III doğrudur, ancak I de doğru olduğu için tek başına işaretlenemez.
C) II yanlıştır; kanunî ipoteğin doğumu kural olarak tescile bağlı değildir.
D) II yanlış olduğundan bu bileşim tutmaz.
Soru 393
İpotekli borç senedi ve irat senedi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) İpotekli borç senedi kişisel bir alacak meydana getirmektedir.
B) İrat senedi kişisel borç doğurmaz ve borcun sebebini göstermez.
C) İpotekli borç senedinde biçilen değeri aşan rehin kurulamamaktadır.
D) İrat senedi her türlü taşınmaz üzerinde kurulabilen bir haktır.
E) İki senette de değer biçme işlemi tapu idaresince resmen yapılır.
Cevabı göster
Cevap: D. İrat senedinin güvencesini ancak tarım arazisi, konutlar ve üzerinde bina yapılabilecek arsalar oluşturabilir; bu yüzden "her türlü taşınmaz üzerinde kurulabilir" diyen ifade yanlıştır. Konu sınırının sebebi, irat senedinin kişisel borç doğurmaması ve alacaklının tek güvencesinin taşınmazın getirisi olmasıdır; gelir üretmeyen bir taşınmaz bu yükü taşıyamaz. Diğer seçenekler iki senedin ayırt edici özelliklerini doğru verir. İpotekli borç senedi, taşınmaz rehniyle güvence altına alınmış kişisel bir alacak meydana getirir; kurulması için tapu idaresince taşınmaza resmen değer biçilir ve biçilen değeri aşan miktar için rehin kurulamaz. İrat senedinde ise değerlendirme yine tapu idaresince resmen yapılır, ancak senet kişisel borç doğurmaz ve borcun sebebini de göstermez.

Şık analizi

A) Doğru ifade — ipotekli borç senedi kişisel alacak doğurur.
B) Doğru ifade — irat senedi kişisel borç doğurmaz ve sebebi göstermez.
C) Doğru ifade — biçilen değeri aşan miktar için rehin kurulamaz.
E) Doğru ifade — her iki senette de değer biçme tapu idaresince resmen yapılır.

← Taşınmaz YüküTaşınır Rehni ve Hapis Hakkı →