EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 60 / 60

Taşınır Rehni ve Hapis Hakkı

14 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Taşınırlarda rehin, tescilin yerine zilyetliğin devrine dayanır — aleniyet ilkesinin taşınır rehnindeki karşılığı budur.

Teslime Bağlı Rehin

Kanundaki ayrık durumlar dışında taşınırlar ancak zilyetliğin alacaklıya devriyle rehnedilebilir (TMK m. 939/1); kural adını buradan alır. Unsurları üçtür: geçerli bir rehin sözleşmesi; zilyetliğin devri ve rehnedende fiilî hâkimiyetin kalmaması; rehnedenin tasarruf yetkisi ya da alacaklının iyiniyetle korunması. Güven ilkesi burada da işler: rehnedende yetki olmasa bile, rehin konusuna iyiniyetle zilyet olan zilyetlik hükümlerine göre rehin hakkı kazanır (TMK m. 939/2).

Teslim kuralının istisnaları vardır. Yetkili makamlarca izin verilen kuruluşlar ile kooperatiflerin alacakları için zilyetlik devredilmeden, icra dairesinde tutulacak özel sicile yazılmak suretiyle hayvanlar üzerinde rehin kurulabilir (TMK m. 940/1). Ayrıca kanunen bir sicile tescili zorunlu taşınırlarda da zilyetlik devredilmeden rehin kurulabilir (TMK m. 940/2) — sicilli rehinlerin dayanağı budur.

Güncellik uyarısı: eski kaynaklarda anılan ticarî işletme rehni yürürlükte değildir; 1447 sayılı Kanun, 2016'da yürürlüğe giren 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu ile kaldırılmış, yerini Rehinli Taşınır Sicili üzerinden kurulan yeni rejim almıştır.

Rehin alacaklıya asıl alacak, sözleşme faizleri, takip giderleri ve gecikme faizinin güvencesini sağlar (TMK m. 946). Rehin, taşınırı eklentileriyle kapsar; paraya çevirmede bütünleyici parça niteliğindeki doğal ürünler de girer (TMK m. 947). Alacaklı rehinli taşınırı ancak rehnedenin rızasıyla başkasına rehnedebilir (TMK m. 942).

Sırada taşınmazdan ayrılır: birden çok rehin varsa sıra kuruluş tarihine göre belirlenir (TMK m. 948) — sabit dereceler sistemi taşınır rehninde yoktur.

Sona erme teslim kuralının doğal sonucudur: rehin, alacaklının zilyet olmaktan çıkması ve taşınırı zilyet üçüncü kişiden geri alamaz hâle gelmesiyle son bulur; taşınır alacaklının rızasıyla fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyetindeyse rehnin hükümleri askıda kalır (TMK m. 943). Rehin sona erince alacaklı taşınırı geri verir, ancak alacağının tamamını almadıkça vermek zorunda değildir (TMK m. 944). Alacaklı, taşınırın kaybolması, yok olması veya değerinin azalmasından doğan zararlardan kusursuzluğunu ispat etmedikçe sorumludur; taşınırı kendiliğinden devreden veya rehneden alacaklı bütün zararlardan sorumludur (TMK m. 945).

Lex commissoria yasağı burada da geçerlidir: borç ödenmezse rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören hüküm geçersizdir (TMK m. 949). Ölçü muacceliyettir: yasak, borç muaccel olmadan önce yapılan anlaşmaları kapsar — ister rehin kurulurken ister sonradan yapılmış olsun. Borç muaccel olduktan sonra rehin konusunun alacağa mahsuben devri mümkündür; sıkışıklıktan yararlanma tehlikesi kalkmıştır.

Alacaklar ve Haklar Üzerinde Rehin

Başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar rehnedilebilir; aksine hüküm yoksa teslime bağlı rehin hükümleri uygulanır (TMK m. 954). Ölçü: bir hak ancak devredilebiliyorsa rehnedilebilir — kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar rehne konu olamaz.

Kurulmada şekil aranır: rehin sözleşmesinin yazılı yapılması ve senede bağlı alacaklarda senedin teslimi gerekir; diğer hakların rehninde ayrıca o hakkın devir şekline uyulur (TMK m. 955).

Özenli yönetim rehnedilmiş alacağın muacceliyetinin ihbarını ve tahsilini gerektiriyorsa alacaklı bu işlemleri yapabilir; rehin kendisine ihbar edilmiş borçlu, borcunu asıl alacaklıya veya rehin alacaklısına ancak diğerinin rızasıyla ödeyebilir (TMK m. 961). İhbar geçerlilik şartı değildir, borçlunun kime ödeyebileceğini belirler.

Hapis Hakkı

Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve eşyanın alacakla bağlantısı bulunması hâlinde borç ödeninceye kadar hapsedebilir. Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa tacirler arasında bu bağlantı var sayılır (TMK m. 950/1–2).

Üç koşul birlikte aranır: eşyanın borçluya ait ve onun rızasıyla alacaklıda olması; alacağın muaccel olması; eşya ile alacak arasında bağlantı bulunması. Aidiyet koşulu mutlak değildir: borçluya ait olmayan taşınırda da, zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkı doğar (TMK m. 950/3). Muacceliyet koşulunun da istisnası vardır: borçlu ödemeden acze düşmüşse alacak muaccel olmasa bile hapis hakkı kullanılır — aciz taşınırın tesliminden sonra doğmuş ya da alacaklı bunu teslimden sonra öğrenmiş olmalıdır (TMK m. 952).

Hapis hakkının kullanılamayacağı hâller sayılmıştır (TMK m. 951): nitelikleri itibarıyla paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınırlarda; alacaklının üstlendiği yükümlülükle, borçlunun teslim sırasında veya öncesinde verdiği talimatla ya da kamu düzeniyle bağdaşmayan hâllerde.

Borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de gösterilmezse alacaklı, borçluya önceden bildirimde bulunarak hapsettiği şeylerin teslime bağlı rehin hükümlerine göre paraya çevrilmesini isteyebilir (TMK m. 953).

Rehinden farkı doğuş biçimindedir: rehin sözleşmeden, hapis hakkı kanundan doğar. Rehinde zilyetlik rehin amacıyla devredilir, hapis hakkında borçlunun rızasıyla zaten mevcuttur; bağlantı koşulu yalnız hapis hakkında aranır. Ortak yanları, ikisinin de alacaklıya eşyanın değerinden öncelikle karşılanma imkânı vermesidir.

Rehin Karşılığı Ödünç İşletmeleri

Taşınır rehnini meslek edinmek izne tâbidir (TMK m. 962); özel işletmelere ancak belli süre için izin verilir; gerekli kurallara uyulmazsa izin her zaman geri alınabilir (m. 963). Bu işletmelerde rehin, taşınırın teslimi ve karşılığında bir makbuzun alınmasıyla kurulur (TMK m. 964). Geri alım hakkı tanıyarak satın almayı meslek edinenlere de aynı hükümler uygulanır (TMK m. 969) — kanun, biçim değiştirmiş rehin işlemlerinin denetim dışında kalmasını böyle önler.

Sınavda Ne Çıkar

  • Taşınır rehni zilyetliğin devriyle kurulur; rehnedende yetki olmasa bile iyiniyetli alacaklı rehin kazanır.
  • Hayvan rehni ve sicile tescili zorunlu taşınırlarda rehin teslimsiz kurulabilir.
  • Ticarî işletme rehni yürürlükte değildir; yerini 6750 sayılı Kanun almıştır.
  • Taşınırda sıra kuruluş tarihine göredir; sabit derece yoktur.
  • Lex commissoria yasağının ölçüsü muacceliyettir.
  • Yalnız devredilebilen haklar rehnedilebilir; kurulmada yazılı şekil aranır.
  • Hapis hakkında bağlantı aranır ve tacirler arasında var sayılır; acizde muacceliyet aranmaz.

Taşınırlarda rehin, taşınmazlardaki tescilin yerine zilyetliğin devrine dayanır. Bu, aleniyet ilkesinin taşınır rehnindeki karşılığıdır.

A. Teslime Bağlı Rehin

1. Kurulması ve Hükümleri

Kanunda öngörülen ayrık durumlar dışında taşınırlar, ancak zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle rehnedilebilir (TMK m. 939/1). Kural buradan adını alır: teslime bağlı rehin. Kurulmanın unsurları üçtür:

  • Geçerli bir rehin sözleşmesi
  • Zilyetliğin alacaklıya devri ve rehnedende fiilî hâkimiyetin kalmaması
  • Rehnedenin tasarruf yetkisi ya da alacaklının iyiniyetle korunması (TMK m. 939/2)

Güven ilkesi burada da işler: rehnedende tasarrufta bulunma yetkisi olmasa bile, rehin konusu taşınıra iyiniyetle zilyet olan kimse, zilyetlik hükümlerine göre edinimi korunduğu ölçüde rehin hakkı kazanır (TMK m. 939/2).

Teslim kuralının istisnaları da vardır. Yetkili makamlarca izin verilen kuruluşlar ile kooperatiflerin alacakları için, zilyetlik devredilmeden, icra dairesinde tutulacak özel sicile yazılmak suretiyle hayvanlar üzerinde rehin kurulabilir (TMK m. 940/1).

Kanun ikinci fıkrada genel bir kapı daha açmıştır: gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması için, kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınırlar üzerinde zilyetlik devredilmeden de rehin kurulabilir (TMK m. 940/2). Sicilli rehinlerin dayanağı budur.

Güncellik uyarısı. Eski kaynaklarda bu bağlamda anılan ticarî işletme rehni artık yürürlükte değildir: 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu, 2016 yılında yürürlüğe giren 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu ile yürürlükten kaldırılmış ve yerini Rehinli Taşınır Sicili üzerinden kurulan yeni bir rejim almıştır. Sınavda eski kurumun adıyla kurulan seçenekler bu sebeple yanıltıcıdır.

Alacaklı, ödenmeyen alacağının rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ödenmesini isteyebilir. Rehin hakkı alacaklıya asıl alacak ile birlikte sözleşme faizlerinin, takip giderlerinin ve gecikme faizinin güvencesini sağlar (TMK m. 946).

Kapsam ve sıra bakımından kurallar şunlardır:

  • Rehin, taşınırı eklentileriyle birlikte kapsar; aksi kararlaştırılmadıkça alacaklı doğal ürünleri, bütünleyici parça olmaktan çıkınca malike vermekle yükümlüdür ve rehin, paraya çevirme sırasında bütünleyici parça niteliğindeki doğal ürünleri kapsar (TMK m. 947).
  • Aynı taşınır üzerinde birden çok rehin hakkı varsa alacaklılara sıraya göre ödeme yapılır; sıra kuruluş tarihine göre belirlenir (TMK m. 948).
  • Alacaklı, rehinli taşınırı ancak rehnedenin rızasıyla bir başkasına rehnedebilir (TMK m. 942).

Sıra kuralı, taşınmaz rehninden ayrılan noktalardan biridir: taşınırda dereceler değil, kuruluş tarihi esastır. Sabit dereceler sistemi taşınır rehninde yoktur.

Sona erme, teslim kuralının doğal sonucudur: taşınır rehni, alacaklının zilyet olmaktan çıkması ve onu zilyet olan üçüncü kişiden geri alamaz hâle gelmesiyle son bulur. Taşınır, alacaklının rızasıyla fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyeti altında bulunduğu sürece rehnin hükümleri askıda kalır (TMK m. 943). Rehin sona erince alacaklı taşınırı hak sahibine geri vermekle yükümlüdür; buna karşılık alacağının tamamını almadıkça taşınırı veya bir kısmını geri vermek zorunda değildir (TMK m. 944).

Alacaklının sorumluluğu kusur karinesine dayanır: rehinli taşınırın kaybolması, yok olması veya değerinin azalması yüzünden doğan zararlardan, bunların kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat etmedikçe sorumludur. Taşınırı kendiliğinden başkasına devir veya rehneden alacaklı ise bundan doğan bütün zararlardan sorumlu olur (TMK m. 945).

2. Lex Commissoria Yasağı

Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmü geçersizdir (TMK m. 949).

Yasak, taşınmaz rehnindeki hükmün (TMK m. 873/2) aynısıdır ve aynı amaca hizmet eder. Ölçü muacceliyettir: yasak, borç muaccel olmadan önce yapılan anlaşmaları kapsar — bunlar ister rehin kurulurken ister sonradan yapılmış olsun. Borç muaccel olduktan sonra tarafların rehin konusunu alacağa mahsuben devretmesi ise mümkündür, çünkü bu aşamada borçlunun sıkışıklığından yararlanma tehlikesi ortadan kalkmıştır.

B. Alacaklar ve Haklar Üzerinde Rehin

Başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar rehnedilebilir; aksine bir hüküm bulunmadıkça bunların rehni hakkında da teslime bağlı rehin hükümleri uygulanır (TMK m. 954).

Kurulma bakımından şekil aranır: senede bağlanmış olan veya olmayan alacakların rehni için rehin sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve senede bağlı alacaklarda senedin teslim edilmesi gerekir. Alacaklı veya rehneden, rehni borçluya ihbar edebilir. Diğer hakların rehninde, yazılı rehin sözleşmesiyle birlikte, bu hakların devri için öngörülen şekle uyulması gerekir (TMK m. 955).

Ölçü açıktır: bir hak ancak devredilebiliyorsa rehnedilebilir. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar bu sebeple rehne konu olamaz.

Rehnedilen alacağın yönetimi de düzenlenmiştir. Özenli bir yönetim, rehnedilmiş alacağın muacceliyetinin ihbarını ve tahsil edilmesini gerekli kılıyorsa alacaklı bu işlemleri yapabilir; rehin alacaklısı da asıl alacaklıyı bu işlemleri yapmaya zorlayabilir. Rehin kendisine ihbar edilmiş olan borçlu, borcunu asıl alacaklıya veya rehin alacaklısına ancak diğerinin rızasıyla ödeyebilir (TMK m. 961). İhbarın işlevi budur: geçerlilik şartı değildir, ama borçlunun kime ödeme yapabileceğini belirler.

C. Hapis Hakkı

Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir. Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılır (TMK m. 950/1–2).

Koşullar üç tanedir ve birlikte aranır:

  • Eşyanın borçluya ait olması ve onun rızasıyla alacaklının zilyetliğinde bulunması — bu koşulun bir istisnası vardır: alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur (TMK m. 950/3)
  • Alacağın muaccel olması
  • Eşya ile alacak arasında bağlantı bulunması

Hapis hakkının kullanılamayacağı hâller de sayılmıştır (TMK m. 951):

  • Nitelikleri itibarıyla paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınırlar üzerinde
  • Alacaklının üstlendiği yükümlülükle bağdaşmayan hâllerde
  • Borçlunun teslim sırasında veya daha önce verdiği talimatla bağdaşmayan hâllerde
  • Kamu düzeniyle bağdaşmayan hâllerde

Paraya çevirme bakımından: borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de gösterilmezse alacaklı, borçluya daha önce bildirimde bulunarak, hapsettiği şeylerin teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesini isteyebilir (TMK m. 953/1).

Muacceliyet koşulunun bir istisnası vardır: alacaklı, borçlunun ödemeden acze düşmesi hâlinde alacağı muaccel olmasa bile hapis hakkını kullanabilir. Bunun için aciz, taşınırın tesliminden sonra meydana gelmiş ya da daha önce meydana gelmiş olmakla beraber alacaklı bu durumu teslimden sonra öğrenmiş olmalıdır (TMK m. 952).

Hapis hakkının rehinden farkı doğuş biçimindedir: rehin bir sözleşmeyle, hapis hakkı ise kanundan doğar. Ortak yanları, ikisinin de alacaklıya eşyanın değerinden öncelikle karşılanma imkânı vermesidir.

ÖlçütTeslime bağlı rehinHapis hakkı
DoğuşuRehin sözleşmesi ve teslimDoğrudan kanundan
Zilyetliğin kaynağıRehin amacıyla devirBorçlunun rızasıyla mevcut zilyetlik
Bağlantı koşuluAranmazEşya ile alacak arasında aranır
MuacceliyetParaya çevirmede aranırKural olarak baştan aranır, acizde aranmaz
Paraya çevirmeRehin hükümlerine göreRehin hükümlerine göre, önceden bildirimle

D. Rehin Karşılığı Ödünç İşletmeleri ve Rehinli Tahvil

Kanun, taşınır rehnini meslek edinen işletmeleri izne bağlamıştır:

  • İşletme olarak taşınır rehni karşılığında ödünç verme işiyle uğraşmak isteyenler yetkili makamdan izin almak zorundadır (TMK m. 962).
  • Özel işletmelere ancak belli süre için izin verilir ve süre bitiminde yenilenebilir (TMK m. 963/1).
  • Gerekli kurallara uyulmaması hâlinde izin her zaman geri alınabilir (TMK m. 963/2).

Bu işletmelerde rehin, teslim ve makbuz üzerinden kurulur: rehnedilen taşınırın işletmeye teslim edilmesi ve karşılığında bir makbuzun alınmasıyla rehin kurulmuş olur (TMK m. 964). Ödünç veren, taşınırın rehinden kurtarıldığı aya ait faizin tamamının ödenmesini isteyebilir; makbuzu kim getirirse taşınırı ona geri verme hakkını açıkça saklı tutmuşsa, hamilin makbuzu haksız olarak ele geçirdiğini bilmedikçe ve bilmesi gerekmedikçe bu yetkisini kullanabilir (TMK m. 968). Geri alım hakkı tanıyarak satın almayı meslek edinenler hakkında da aynı hükümler uygulanır (TMK m. 969); kanun, biçim değiştirmiş rehin işlemlerinin denetim dışında kalmasını böylece önler.

Taşınmaz rehni karşılığında ödünç verme işiyle uğraşmak üzere izin alanlar ise rehinli tahvil çıkarabilir: özel bir rehin sözleşmesi ve teslim yükümlülüğü olmasa bile, taşınmaz rehniyle güvence altına alınmış alacakları ile cari işlerinden doğan alacaklarını karşılık gösterebilirler (TMK m. 970). Alacaklılar rehinli tahvillerin öngörülen zamandan önce ödenmesini isteyemez; tahviller hamile veya nama yazılı olarak çıkarılır ve hamile yazılı kuponları bulunur (TMK m. 971). Tahvil çıkaracaklar ile tahvil çıkarmaya ilişkin koşullar ve izin vermeye yetkili makam özel kanunla belirlenir (TMK m. 972).

Örnek olay

(N), aracını tamir için (O)'nun servisine bırakmıştır. Tamir bedeli ödenmediği için (O), aracı teslim etmemektedir. (N), aracın hapsedilemeyeceğini, çünkü aralarında rehin sözleşmesi bulunmadığını ileri sürmektedir. Ayrı bir olayda (O), (N) ile yaptığı sözleşmede, borç ödenmezse aracın mülkiyetinin kendisine geçeceğini kararlaştırmıştır. Üçüncü olarak (N), (P)'den olan bir alacağını (O)'ya rehnetmek istemekte, bunun için sözlü anlaşma yeterli olduğunu düşünmektedir.

Değerlendirme: Üç sorun taşınır teminatlarının üç ayrı kuralına ilişkindir.

Hapis hakkı. (N)'nin itirazı, teminatın yalnız sözleşmeyle doğabileceği varsayımına dayanır. Oysa hapis hakkı kanundan doğar ve sözleşme aranmaz. Koşullar olayda gerçekleşmiştir: araç borçluya aittir ve onun rızasıyla (O)'nun zilyetliğindedir, tamir bedeli alacağı muacceldir ve alacak ile eşya arasında bağlantı vardır — alacak tam da o eşya üzerinde yapılan işten doğmuştur (TMK m. 950/1).

(O) bu sebeple aracı borç ödeninceye kadar hapsedebilir. Borç ödenmez ve güvence de gösterilmezse, önceden bildirimde bulunarak aracın teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesini isteyebilir (TMK m. 953/1).

Mülkiyetin geçmesi kaydı. Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmü geçersizdir (TMK m. 949). (O), aracın mülkiyetini bu kayda dayanarak kazanamaz; yalnız paraya çevirme yoluna gidebilir.

Borç muaccel olduktan sonra taraflar aracın alacağa mahsuben devrini kararlaştırırsa durum farklıdır; yasak, borçlunun sıkışıklığından yararlanılmasını önlemeye yönelik olduğundan bu aşamadaki anlaşmaya uygulanmaz.

Alacak rehni. Alacaklar ancak devredilebiliyorsa rehnedilebilir ve rehin için sözleşmenin yazılı şekilde yapılması gerekir; alacak senede bağlıysa ayrıca senedin teslimi aranır (TMK m. 954, m. 955/1). Sözlü anlaşma yeterli değildir; (N)'nin düşüncesi yerinde değildir.

(N) ile (O) yazılı rehin sözleşmesi yaparsa rehin kurulur. Rehni ayrıca borçlu (P)'ye ihbar edebilirler (TMK m. 955/2); ihbar geçerlilik şartı değildir, ancak (P)'nin iyiniyetle (N)'ye ödeme yapmasını önler.

Örnek olay

(Ş), değerli bir tabloyu borcuna karşılık (T)'ye rehnetmiş ve tabloyu teslim etmiştir. (T), tabloyu (Ş)'nin haberi olmadan kendi borcu için bir bankaya yeniden rehnetmiştir. Bir süre sonra (T), tabloyu depoda uygun olmayan koşullarda sakladığı için tablonun değeri belirgin biçimde azalmıştır. Ayrıca (Ş), borcunun büyük kısmını ödediğini belirterek tablonun kendisine geri verilmesini istemektedir. Son olarak (T), tablo üzerinde daha sonra kurulan banka rehninin kendi rehninden önce geleceğini savunmaktadır.

Değerlendirme: Dört sorun da teslime bağlı rehnin hükümlerinden çözülür.

Alt rehin. Alacaklı, rehinli taşınırı ancak rehnedenin rızasıyla bir başkasına rehnedebilir (TMK m. 942). (T), (Ş)'nin rızası olmadan tabloyu bankaya rehnetmekle bu kurala aykırı davranmıştır.

Değer azalması. Alacaklı, rehinli taşınırın kaybolması, yok olması veya değerinin azalması yüzünden doğan zararlardan, bunların kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat etmedikçe sorumludur. Dahası, taşınırı kendiliğinden başkasına devir veya rehneden alacaklı, bundan doğan bütün zararlardan sorumlu olur (TMK m. 945). (T) her iki fıkra bakımından da sorumludur; ikinci fıkra kusur aranmayan bir sorumluluk kurar.

Geri verme istemi. Rehin hakkı sona erince alacaklı taşınırı hak sahibine geri vermekle yükümlüdür; ancak alacağının tamamını almadıkça rehinli taşınırı veya onun bir kısmını geri vermek zorunda değildir (TMK m. 944). Borcun büyük kısmının ödenmiş olması yetmez; (Ş)'nin istemi, borcun tamamı ödenmedikçe karşılanamaz. Rehnin bölünmezliği burada görünür.

Sıra. Aynı taşınır üzerinde birden çok rehin hakkı bulunduğunda alacaklılara sıralarına göre ödeme yapılır ve sıra kuruluş tarihine göre belirlenir (TMK m. 948). Taşınırda sabit dereceler sistemi yoktur; (T)'nin rehni önce kurulduğuna göre bankanın rehninden önce gelir. (T)'nin savunması yerinde değildir.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2026 HMGS (NİSAN)
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre teslime bağlı rehin ile ilgili kural olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Taşınır, alacaklının rızasıyla fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyeti altında bulunduğu sürece rehnin hükümleri askıda kalır.
B) Alacaklı, rehinli taşınırı ancak rehnedenin rızasıyla bir başkasına rehnedebilir.
C) Taşınır rehni, alacaklının zilyet olmaktan çıkması ve onu zilyet olan üçüncü kişiden geri alamaz hâle gelmesiyle son bulur.
D) Alacaklı, alacağının tamamını almadıkça rehinli taşınırı veya onun bir kısmını geri vermek zorunda değildir.
E) Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmü geçerlidir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 2 İDARİ YARGI
Aşağıdakilerden hangisinde rehnin kurulması için taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin yapılması gerekli ve yeterlidir?
A) Yapı ipoteği
B) Senede bağlanmamış alacakların rehni
C) Hamiline yazılı senetlerin rehni
D) Gemi ipoteği
E) Hapis hakkı
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 3 2000 ADLİ YARGI
Ü, B'nin A'ya olan 6 milyar liralık borcu için gayrimenkulü üzerinde A lehine 4 milyar liralık ana para ipoteği kurdurmuştur. B, borcunu vadesinde ödeyemeyince A gayrimenkulün satışını istemiş ve gayrimenkul 5 milyar liraya açık artırma yolu ile satılmıştır. Buna göre, A, gayrimenkulün satış bedelinden ne kadar talep edebilir?
A) Gayrimenkulün bedelinin tamamını talep edebilir. Ayrıca kalan 1 milyar liralık alacağını borçlu B'den isteyebilir.
B) 4 milyar lirayı ve faiz, temerrüt faizi gibi yan alacakları talep edebilir.
C) Alacağın tamamını yan alacaklar da dahil ana para ipoteği veren Ü'den talep edebilir.
D) A, ipoteğin ana para ipoteği olması dolayısıyla yan alacakları talep edemez, yalnızca gayrimenkulün satış bedeli olan 5 milyar lirayı isteyebilir.
E) Asıl alacak ve yan alacaklar dahil toplam 4 milyar lirayı talep edebilir, zira ana para ipoteği vardır, diğer alacağını ise adi alacak olarak talep edebilir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 4 2003 ADLİ YARGI
Aşağıdakilerden hangisi taşınır rehninin özelliklerinden biri [değildir]?
A) Rehin konusunun belirli olması
B) Rehin yükünün belirlenebilir olması
C) Rehin haklarının kurulduğu tarihe göre sırasını alması
D) Bir alacak için rehin verilmesinin zamanaşımını kesmesi
E) Rehinle temin edilen alacak için zamanaşımının işlememesi
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 5 KPSS / ADLİ YARGI
Bir gayrimenkul rehninde alacağın herhangi bir nedenle sona ermiş olması halinde aşağıdakilerden hangisi söz konusu olur?
A) Alacak son bulduğu anda gayrimenkul rehni de kendiliğinden sona erer; tapu sicil müdürü rehni re'sen terkin eder.
B) Rehin, gayrimenkul malikinin talebi üzerine sicilden terkin edilebilir.
C) Rehnin terkini için rehin hakkı sahibinin rızası hiçbir şekilde aranmaz.
D) Rehnin terkin edilebilmesi için malikin, borcun sona erdiğini gösteren bir belgeyi tapu memuruna getirmesi gereklidir.
E) Alacaklı, rehnin terkinine rıza göstermezse, gayrimenkul malikinin rehnin terkini için mahkemeden bir karar alması gerekir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 6 KPSS / ADLİ YARGI
Aşağıdaki durumlardan hangisi müşterek mülkiyette taksimin istenmesine engel olur?
A) Malın bölünemez olması
B) Paylar üzerinde rehin kurulmuş olması
C) Malın devamlı bir amaca tahsis edilmiş olması
D) Taksime diğer paydaşların razı olmaması
E) Malın tümü üzerinde rehin kurulmuş olması
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 7 KPSS / ADLİ YARGI
A, temyiz kudretini kaybetmiş olan annesi B'ye ait gayrimenkulu, C'ye olan borcu için sahte vekaletnameye dayanarak C lehine ipotek etmiştir. Bu durumda rehinle ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) C iyiniyetli ise rehin geçerlidir.
B) C iyiniyetli olmasa da rehin geçerlidir.
C) C, alacağını iyiniyetli bir üçüncü kişiye devrederse, bu kişi rehni geçerli olarak iktisap eder.
D) C rehin hakkını sicil zamanaşımı ile iktisap edebilir.
E) B'nin kanuni temsilcisinin icazeti ile C lehine kurulan rehin geçerli olur.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 8 KPSS / ADLİ YARGI
Aşağıdakilerden hangisi ayni hakların özelliklerinden biri [değildir]?
A) Malikin tek taraflı olarak vazgeçememesi
B) Zamanaşımına uğramaması
C) Mutlak hak olması
D) Eşya üzerinde doğrudan hâkimiyet sağlaması
E) Herkese karşı ileri sürülebilmesi
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 9 İDARİ YARGI
Eklenti ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Eklenti taşınır veya taşınmaz bir mal olabilir.
B) Taraflar aksini kararlaştırmadıkça, taşınmazın rehni eklentiyi de kapsar.
C) Taşınmazın eklentileri tapu kütüğünün şerhler hanesine kaydedilir.
D) Asıl şeyin maliki her durumda eklentinin de malikidir.
E) Eklenti, asıl şeyden ayrılmadıkça ayrı bir ayni hak konusu olamaz.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 10 2011 KPSS KAMU YÖNETİMİ
Mülkiyet hakkı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Ayni hak türü olup mutlak haklar arasında yer alır.
B) Alacak hakkı türü olup mutlak haklar arasında yer alır.
C) Kişilik hakkı türü olup mutlak haklar arasında yer alır.
D) Alacak hakkı türü olup nispi haklar arasında yer alır.
E) Ayni hak türü olup nispi haklar arasında yer alır.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 11 2022 ADLİ İDARİ HAKİMLİK (KASIM)
572. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre tüzel kişiler lehine tanınan intifa hakkı, kural olarak en çok kaç yıl devam edebilir?
A) 29
B) 30
C) 49
D) 50
E) 100
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 12 2004 İDARİ HAKİMLİK
Aşağıdakilerden hangisi taşınır rehni türlerinden biri değildir?
A) Irad senedi
B) Rehinli tahvil
C) Hapis hakkı
D) Teslime bağlı rehin
E) Hayvan rehni
Cevabı göster
Cevap: A.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 4 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 394
Aşağıdakilerden hangisi hapis hakkının kullanılamayacağı hâllerden biri değildir?
A) Tacirler arasında ticarî ilişkiden doğan bir alacak
B) Paraya çevrilmeye elverişli olmayan bir taşınırın bulunması
C) Alacaklının üstlendiği yükümlülükle bağdaşmayan bir durumun varlığı
D) Borçlunun teslim sırasında verdiği talimatla bağdaşmaması
E) Hakkın kullanılmasının kamu düzeniyle bağdaşmaması
Cevabı göster
Cevap: A. Kanun hapis hakkının kullanılamayacağı hâlleri dört başlıkta toplamıştır: nitelikleri itibarıyla paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınırlar üzerinde; alacaklının üstlendiği yükümlülükle bağdaşmayan hâllerde; borçlunun teslim sırasında veya daha önce verdiği talimatla bağdaşmayan hâllerde; ve kamu düzeniyle bağdaşmayan hâllerde. Tacirler arasındaki ticarî ilişki ise bir engel değil, tam tersine hakkı kolaylaştıran bir durumdur: zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında eşya ile alacak arasındaki bağlantının bulunduğu var sayılır ve alacaklının bu bağlantıyı ayrıca ispat etmesi gerekmez.

Şık analizi

B) Gerçek bir engeldir — paraya çevrilemeyen taşınırda hapis hakkı işlevsiz kalır.
C) Gerçek bir engeldir — alacaklının kendi üstlendiği yükümlülüğe aykırı davranması kabul edilmez.
D) Gerçek bir engeldir — borçlunun teslim sırasındaki talimatı alacaklıyı bağlar.
E) Gerçek bir engeldir — kamu düzeniyle bağdaşmayan hâllerde hak kullanılamaz.
Soru 395
Teslime bağlı taşınır rehni bakımından aşağıdaki bilgiler verilmiştir:I.Aynı taşınır üzerindeki birden çok rehinde sıra, hakların kuruluş tarihine göre belirlenir.II.Alacaklı, rehinli taşınırı rehnedenin rızası olmaksızın bir başkasına rehnedebilir.III.Alacaklı, alacağının tamamını almadıkça rehinli taşınırı geri vermek zorunda değildir. Bu bilgilerden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) I ve III
E) II ve III
Cevabı göster
Cevap: D. I doğrudur: taşınır rehninde sıra, taşınmaz rehnindeki gibi derecelere göre değil, hakların kuruluş tarihine göre belirlenir; taşınırda sabit dereceler sistemi yoktur. III de doğrudur: rehin sona erince alacaklı taşınırı hak sahibine geri vermekle yükümlüdür, ancak alacağının tamamını almadıkça taşınırı veya bir kısmını geri vermek zorunda değildir. Borcun büyük bölümünün ödenmiş olması yetmez; rehnin bölünmezliği bu kuralda görünür. II yanlıştır: alacaklı, rehinli taşınırı ancak rehnedenin rızasıyla bir başkasına rehnedebilir. Rızasız alt rehin kurulması ayrıca ağır bir sorumluluk doğurur: taşınırı kendiliğinden başkasına devreden veya rehneden alacaklı, bundan doğan bütün zararlardan sorumlu olur.

Şık analizi

A) I doğrudur, ancak III de doğru olduğu için tek başına işaretlenemez.
B) III doğrudur, ancak I de doğru olduğu için tek başına işaretlenemez.
C) II yanlıştır; alt rehin rehnedenin rızasına bağlıdır.
E) II yanlış olduğundan bu bileşim tutmaz.
Soru 396
Aşağıdakilerden hangisi hapis hakkının doğumu için aranan şartlar arasında yer alan bir unsur olarak gösterilebilir?
A) Taraflar arasında yazılı bir rehin sözleşmesi bulunması
B) Eşya ile alacak arasında bir bağlantı bulunması
C) Eşyanın tapuya kayıtlı bir taşınmaz niteliği taşıması
D) Alacağın tapu kütüğüne şerh verilmiş olması
E) Rehin hakkının icra dairesindeki özel sicile yazılması
Cevabı göster
Cevap: B. Hapis hakkının üç şartı birlikte aranır: eşyanın borçluya ait olması ve onun rızasıyla alacaklının zilyetliğinde bulunması, alacağın muaccel olması ve eşya ile alacak arasında bağlantı bulunması. Bağlantı şartı, hakkın kapsamını sınırlayan asıl ölçüttür: alacak, elde tutulan eşyayla ilgili bir işten doğmuş olmalıdır. Tacirler arasında zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa bu bağlantının bulunduğu var sayılır. Diğer seçenekler başka kurumlara aittir. Hapis hakkı kanundan doğar; sözleşme aranmaz, bu yönüyle rehinden ayrılır. Konusu taşınır veya kıymetli evraktır; taşınmaz olamaz. Tapu şerhi taşınmaz hukukuna, icra dairesindeki özel sicile yazım ise izinli kuruluşlar lehine kurulan hayvan rehnine ilişkindir. Aidiyet şartının da mutlak olmadığına dikkat edilmelidir: borçluya ait olmayan taşınırda da zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkı doğar.

Şık analizi

A) Hapis hakkı kanundan doğar; kurulması için bir rehin sözleşmesi aranmaz.
C) Hapis hakkının konusu taşınır veya kıymetli evraktır; taşınmaz olamaz.
D) Tapu kütüğüne şerh taşınmaz rehnine ilişkin bir işlemdir.
E) İcra dairesindeki özel sicile yazım, izinli kuruluşlar lehine hayvan rehninde söz konusudur.
Soru 397
Taşınır teminatları bakımından aşağıdaki bilgiler verilmiştir:I.Borç muaccel olmadan önce yapılan ve mülkiyetin alacaklıya geçmesini öngören anlaşma geçersizdir.II.Alacaklar ve diğer haklar, ancak devredilebildikleri ölçüde rehne konu olabilir.III.Hayvanlar üzerinde rehin, her hâlde zilyetliğin alacaklıya devriyle kurulabilir. Bu bilgilerden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) II ve III
D) I ve III
E) I ve II
Cevabı göster
Cevap: E. I doğrudur: borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmü geçersizdir. Ölçü muacceliyettir: yasak, borç muaccel olmadan önce yapılan anlaşmaları kapsar; borç muaccel olduktan sonra tarafların rehin konusunu alacağa mahsuben devretmesi ise mümkündür, çünkü bu aşamada borçlunun sıkışıklığından yararlanma tehlikesi kalmamıştır. II de doğrudur: başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar rehnedilebilir; kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar bu sebeple rehne konu olamaz. III yanlıştır: hayvan rehninde kanun teslim kuralının istisnasını getirmiştir. Yetkili makamlarca izin verilen kuruluşlar ile kooperatiflerin alacakları için, zilyetlik devredilmeksizin, icra dairesinde tutulacak özel sicile yazılmak suretiyle hayvanlar üzerinde rehin kurulabilir.

Şık analizi

A) I doğrudur, ancak II de doğru olduğu için tek başına işaretlenemez.
B) II doğrudur, ancak I de doğru olduğu için tek başına işaretlenemez.
C) III yanlıştır; hayvan rehninde zilyetlik devredilmeden de rehin kurulabilir.
D) III yanlış olduğundan bu bileşim tutmaz.

← Taşınmaz Rehni