Medeni Hukuk › Başlık 43 / 60
Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisi
6 Hâkimlik 2 HMGS Sorusu
Hızlı özet
Mirasbırakan, son arzularının yerine getirilmesini mirasçıların iyi niyetine bırakmak zorunda değildir: bu iş için bir görevli atayabilir ve görevlinin yetkileri kanunla belirlenmiştir.
Atanma ve Görevin Kabulü
Görevli yalnız vasiyetnameyle atanır (TMK m. 550/1); başka bir yolla atanamaz. Fiil ehliyeti atama anında değil, göreve başlama anında aranır (TMK m. 550/2).
Görev, sulh hâkimi tarafından görevliye bildirilir; bildirimden başlayarak onbeş gün içinde kabul edilmediği hâkime bildirilmezse görev kabul edilmiş sayılır (TMK m. 550/3). Kanun susmayı kabul olarak değerlendirmiştir — reddetmek isteyen bunu açıkça bildirmek zorundadır. Görevli hizmetinin karşılığında uygun bir ücret isteyebilir; ücret tereke borcudur.
Birden çok görevli atanmışsa, tasarruftan veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça görevi birlikte yürütürler. Biri görevi kabul etmez, edemez ya da görevi sona ererse diğerleri devam eder. Birlikte hareket etmek üzere atanmış olsalar bile acele hâllerde her biri tek başına gerekli işlemleri yapabilir (TMK m. 551).
Görev; tamamlanma, görevlinin ölümü veya fiil ehliyetini kaybetmesi, istifa ve sulh hâkimince görevine son verilmesi hâllerinde sona erer. Sona erme terekeye ilişkin işlemleri durdurmaz; tamamlanmamış işler mirasçılara ya da yeni görevliye geçer.
Görev ve Yetki
Mirasbırakan aksini öngörmüş veya sınırlı bir görev vermiş olmadıkça görevli, son arzuların yerine getirilmesi için gerekli bütün işlemleri yapmakla görevli ve yetkilidir (TMK m. 552/1).
Kanun bunu örneklerle somutlaştırır: göreve başladıktan sonra gecikmeksizin terekedeki malların, hakların ve borçların listesini düzenler — olanak varsa mirasçılar hazır bulundurulur; terekeyi yönetir ve gerektiği ölçüde tereke mallarının zilyetliğinin kendisine devrini ister; tereke borçlarını öder ve vasiyetleri yerine getirir; paylaşma için gerekli hazırlıkları yapar ve mirasbırakanın paylaştırma kurallarına uyar.
Tasarruf yetkisi sınırlıdır. Mirasbırakan taahhüt etmiş olmadıkça, tereke mallarının devri veya bunlar üzerinde sınırlı ayni hak kurulması sulh hâkiminin yetki vermesine bağlıdır; hâkim olanak varsa mirasçıları dinledikten sonra karar verir. Olağan giderleri karşılayacak ölçüdeki tasarruflar için yetki almaya gerek yoktur (TMK m. 553).
Görevlinin konumu öğretide kendine özgü sayılır: ne mirasçıların vekilidir ne terekenin organı; görevini kanundan ve mirasbırakanın tasarrufundan alır. Pratik sonucu, görevlinin mirasçıların talimatına bağlı olmamasıdır. Görevli son arzuları yerine getirmekle yükümlüdür ve bu yükümlülük mirasçıların menfaatiyle çatışabilir; çatışmada ölçü mirasbırakanın iradesidir, mirasçıların denetim yolu ise sulh hâkimine başvurmaktır.
Yetki terekeyle sınırlıdır: görevli mirasçıların kişisel malvarlıklarına ilişkin işlem yapamaz, onları borç altına sokamaz ve paylaşmayı tek başına sonuçlandıramaz — paylaşma mirasçıların anlaşmasıyla ya da mahkeme kararıyla gerçekleşir.
Denetim ve Sorumluluk
Görevli, görevinin yerine getirilmesinde sulh hâkiminin denetimine tâbidir; hâkim şikâyet üzerine veya re'sen gereken önlemleri alır (TMK m. 555/1–2).
Görevlinin yetersiz olduğu, görevini kötüye kullandığı veya ağır ihmali tespit edilirse sulh hâkimi tarafından görevine son verilir. Bu karara karşı tebliğinden başlayarak onbeş gün içinde asliye mahkemesine itiraz edilebilir; itiraz üzerine verilen karar kesindir (TMK m. 555/3).
Sorumluluk ölçüsü nettir: görevli, görevini yerine getirirken özen göstermekle yükümlüdür ve ilgililere karşı bir vekil gibi sorumludur (TMK m. 556). Vekilin özen borcuna ilişkin ağır ölçü burada da uygulanır.
Sınavda Ne Çıkar
- Görevli yalnız vasiyetnameyle atanır; ehliyet göreve başlama anında aranır.
- Bildirimden itibaren onbeş gün içinde reddedilmezse görev kabul edilmiş sayılır — susma kabuldür.
- Birden çok görevli birlikte hareket eder; acele hâllerde her biri tek başına işlem yapabilir.
- Yetki geneldir; mirasbırakan sınırlı görev vermişse o ölçüde daralır.
- Tereke malının devri veya üzerinde sınırlı ayni hak kurulması için sulh hâkiminin yetkisi gerekir; olağan giderler için gerekmez.
- Görevli mirasçıların talimatına bağlı değildir; denetim yolu sulh hâkimidir.
- Görevine son verme kararına itiraz onbeş gündür ve verilen karar kesindir.
- Görevli ilgililere karşı vekil gibi sorumludur.
Mirasbırakan, son arzularının yerine getirilmesini mirasçıların iyi niyetine bırakmak zorunda değildir. Bu iş için bir görevli atayabilir ve görevlinin yetkileri kanunla belirlenmiştir.
A. Atanması ve Görevin Kabulü
Mirasbırakan, vasiyetnameyle bir veya birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisi atayabilir (TMK m. 550/1). Atama yalnız vasiyetnameyle yapılabilir; başka bir yolla görevli atanamaz.
Görevlinin, göreve başladığı sırada fiil ehliyetine sahip olması gerekir (TMK m. 550/2). Ehliyet, atama anında değil göreve başlama anında aranır.
Görev, sulh hâkimi tarafından görevliye bildirilir; bildirim tarihinden başlayarak onbeş gün içinde kabul edilmediği sulh hâkimine bildirilmezse görev kabul edilmiş sayılır (TMK m. 550/3). Kanun burada susmayı kabul olarak değerlendirmiştir; reddetmek isteyen görevli bunu açıkça bildirmek zorundadır.
Görevli, hizmetinin karşılığında uygun bir ücret isteyebilir (TMK m. 550/4). Ücret tereke borcudur.
Birden çok görevli atanmışsa, tasarruftan veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça görevi birlikte yürütürler. Biri görevi kabul etmez, edemez ya da görevi sona ererse, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça diğerleri göreve devam eder. Birlikte hareket etmek üzere atanmış olsalar bile acele hâllerde her biri gerekli işlemleri yapabilir (TMK m. 551).
Görevin sona ermesi başlıca şu hâllerde gerçekleşir:
- Görevin tamamlanması — son arzuların yerine getirilmesi ve paylaşmanın hazırlanması
- Görevlinin ölümü veya fiil ehliyetini kaybetmesi
- Görevlinin istifası
- Sulh hâkimi tarafından görevine son verilmesi
Görevin sona ermesi terekeye ilişkin işlemlerin durmasına yol açmaz; tamamlanmamış işler mirasçılara ya da yeni atanacak görevliye geçer.
B. Görev, Temsil ve Ücret
Mirasbırakan tasarrufunda aksini öngörmüş veya sınırlı bir görev vermiş olmadıkça, görevli mirasbırakanın son arzularının yerine getirilmesi için gerekli bütün işlemleri yapmakla görevli ve yetkilidir (TMK m. 552/1).
Kanun bu genel yetkiyi örneklerle somutlaştırmıştır. Görevli özellikle şunları yapar:
- Göreve başladıktan sonra gecikmeksizin terekedeki malların, hakların ve borçların listesini düzenler; olanak varsa mirasçılar hazır bulundurulur.
- Terekeyi yönetir ve yönetimin gerektirdiği ölçüde tereke mallarının zilyetliğinin kendisine devrini ister.
- Tereke borçlarını öder ve vasiyetleri yerine getirir.
- Paylaşma için gerekli hazırlıkları yapar ve mirasbırakanın paylaştırma kurallarına uyar.
Görevlinin tasarruf yetkisi sınırlıdır. Mirasbırakan taahhüt etmiş olmadıkça, terekeye dâhil malların görevli tarafından devri veya bunlar üzerinde sınırlı ayni haklar kurulması, sulh hâkiminin yetki vermesine bağlıdır. Hâkim, olanak bulunduğu takdirde mirasçıları dinledikten sonra karar verir. Olağan giderleri karşılayacak ölçüdeki tasarruflar için yetki almaya gerek yoktur (TMK m. 553).
Görevlinin konumu, mirasçıların temsilcisi olmakla mirasbırakanın temsilcisi olmak arasında bir yerdedir. Öğretide baskın görüş, görevlinin kendine özgü bir hukukî konumu bulunduğu yönündedir: ne mirasçıların vekilidir ne de terekenin organı; görevini kanundan ve mirasbırakanın tasarrufundan alır.
Bu konumun pratik sonucu, görevlinin mirasçıların talimatına bağlı olmamasıdır. Görevli, mirasbırakanın son arzularını yerine getirmekle yükümlüdür ve bu yükümlülük mirasçıların menfaatiyle çatışabilir. Çatışma hâlinde ölçü, mirasbırakanın iradesidir; mirasçıların denetim yolu ise sulh hâkimine başvurmaktır.
Görevlinin yetkisi terekeyle sınırlıdır. Mirasçıların kişisel malvarlıklarına ilişkin işlem yapamaz, mirasçıları borç altına sokamaz ve paylaşmayı tek başına sonuçlandıramaz; paylaşma için gerekli hazırlıkları yapar, ancak paylaşma mirasçıların anlaşmasıyla ya da mahkeme kararıyla gerçekleşir.
C. Sorumluluk ve Sulh Hâkiminin Denetimi
Görevli, görevinin yerine getirilmesinde sulh hâkiminin denetimine tâbidir. Hâkim, şikâyet üzerine veya re'sen gereken önlemleri alır (TMK m. 555/1–2).
Görevlinin yetersiz olduğu, görevini kötüye kullandığı veya ağır ihmali tespit edilirse, sulh hâkimi tarafından görevine son verilir. Bu karara karşı tebliğinden başlayarak onbeş gün içinde asliye mahkemesine itiraz edilebilir; itiraz üzerine verilen karar kesindir (TMK m. 555/3).
Sorumluluk bakımından ölçü nettir: görevli, görevini yerine getirirken özen göstermekle yükümlüdür ve ilgililere karşı bir vekil gibi sorumludur (TMK m. 556). Vekilin özen borcuna ilişkin ağır ölçü burada da uygulanır.
Örnek olay
(D), vasiyetnamesinde (E)'yi vasiyeti yerine getirme görevlisi olarak atamıştır. Sulh hâkimi görevi (E)'ye bildirmiş, (E) hiçbir cevap vermemiştir. Yirmi gün sonra (E), görevi kabul etmediğini bildirmiştir. Bu arada (E), terekedeki bir taşınmazı, hâkimden yetki almaksızın satmıştır. Mirasçılar hem görevin hiç doğmadığını hem de satışın geçersiz olduğunu ileri sürmektedir.
Değerlendirme: İki iddia farklı sonuçlara varır.
Görevin kabulü. Görev, sulh hâkimi tarafından bildirilir ve bildirim tarihinden başlayarak onbeş gün içinde kabul edilmediği bildirilmezse kabul edilmiş sayılır (TMK m. 550/3). (E) süresinde ret bildiriminde bulunmadığına göre görev kabul edilmiş sayılır; yirminci gündeki beyan görevin doğmasını engellemez, olsa olsa TMK m. 554/2 anlamında görevden ayrılma beyanı olarak değerlendirilir. Mirasçıların "görev hiç doğmadı" iddiası yerinde değildir.
Satış işlemi. Görevlinin genel yetkisi, tereke mallarının devrini kapsamaz. Mirasbırakan taahhüt etmiş olmadıkça, terekeye dâhil malların devri sulh hâkiminin yetki vermesine bağlıdır (TMK m. 553). Hâkim yetkisi alınmadan yapılan satış, görevlinin yetkisini aşan bir işlemdir.
Bu aşım iki sonuç doğurur. İşlem bakımından, yetkisiz olarak yapılan tasarruf mirasçıları bağlamaz; hâkimin sonradan vereceği yetki ya da mirasçıların icazeti olmadıkça geçerli hâle gelmez. Kişisel sorumluluk bakımından ise (E), kendisine kanunla yüklenen özen borcuna aykırı davranmıştır; ilgililere karşı sorumluluğu vekilinki gibi değerlendirilir (TMK m. 556) ve doğan zararı karşılar.
Mirasçılar ayrıca sulh hâkimine başvurabilir. Görevlinin yetersiz olduğu, görevini kötüye kullandığı veya ağır ihmali tespit edilirse hâkim görevine son verir; karara karşı onbeş gün içinde asliye mahkemesine itiraz edilebilir ve verilen karar kesindir (TMK m. 555/3).
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 8 soru eşleşti, ilk 8 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2025 HMGS (EYLÜL)
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2026 HMGS (NİSAN)
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 İDARİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2025 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2024 ADLİ İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2014 ADLİ İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2019 ADLİ İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2020 ADLİ İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 4 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.
Soru 286
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 287
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 288
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 289
Cevabı göster
Şık analizi
← Miras Sözleşmesi ve Mirastan FeragÖlüme Bağlı Tasarrufların İptali →