Medeni Hukuk › Başlık 44 / 60
Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali
5 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu
Hızlı özet
Ölüme bağlı tasarruf, kanunun aradığı koşulları taşımıyorsa kendiliğinden hükümsüz sayılmaz. Kural iptal edilebilirliktir: tasarruf, süresinde açılacak bir davayla ortadan kaldırılır; dava açılmazsa ayakta kalır. Bu tercih, mirasbırakanın son iradesini korumaya yöneliktir.
İptal Sebepleri
Kanun dört sebep sayar (TMK m. 557): tasarrufun mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmış olması; yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması; içeriğinin, bağlandığı koşulların veya yüklemelerin hukuka ya da ahlâka aykırı olması; kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olması.
Sebeplerin ikisi mirasbırakanın iradesine, ikisi tasarrufun içerik ve biçimine ilişkindir. İrade sakatlığında mirasbırakanın, sakatlığı öğrendikten sonra bir yıl içinde dönmemesi tasarrufu geçerli kılar (TMK m. 504/1); o hâlde iptal davası da açılamaz.
Ortak özellik, hepsinin tasarrufun kuruluşuna ilişkin olmasıdır. Tasarrufun sonradan uygulanamaz hâle gelmesi, konusunun ortadan kalkması ya da lehtarın ölmesi iptal sebebi değildir — bunlar tasarrufun gerçekleşmemesi hâlleridir ve ayrı hükümlere tâbidir.
Şekle aykırılıkta kanunun aradığı her unsur bir geçerlilik şartıdır, ancak şeklin amacına ulaşılıp ulaşılmadığı da gözetilir: iradeyi kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya koyan bir metnin küçük bir usul eksikliği yüzünden iptali kolay kabul edilmez, buna karşılık el yazısı, tarih ve imza gibi çekirdek unsurların eksikliği doğrudan iptale götürür.
Ehliyetsizlik iddiasında ispat yükü davacıdadır: ayırt etme gücü asıl olduğundan (TMK m. 13), tasarruf anında bulunmadığını ileri süren bunu ispatlar — çoğu zaman tıbbî kayıtlar, tanık beyanları ve tasarrufun içeriğiyle.
Davacı ve Davalı
İptal davasını, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı açabilir; dava tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline ilişkin olabilir (TMK m. 558/1–2).
Davacı çevresi tenkisten geniştir: tenkisi kural olarak saklı paylı mirasçılar isteyebilirken, iptali menfaati bulunan herkes — atanmış mirasçı, vasiyet alacaklısı, saklı payı bulunmayan yasal mirasçı — isteyebilir.
Bir kısmî iptal kuralı vardır: dava, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayanıyorsa, tasarrufun tamamı değil yalnız bu kazandırmalar iptal edilir (TMK m. 558/3). Hüküm, resmî vasiyetnamedeki kazandırma yasağıyla birlikte okunmalıdır.
İptal kararı nispî etkilidir: tasarrufu herkes bakımından değil, yalnız davayı açan mirasçı bakımından ve onun payı ölçüsünde etkisiz kılar. Üç mirasçıdan biri dava açıp kazanırsa tasarruf onun payına düşen oranda hükümsüz sayılır, diğer ikisinin payları bakımından yürürlüğünü sürdürür. Aynı mantık tenkiste de geçerlidir.
Dava, iptali istenen tasarruftan yararlananlara karşı açılır: atanmış mirasçı, vasiyet alacaklısı ya da lehine kazandırma yapılan üçüncü kişi. Birden çok lehtar varsa sonuç her biri bakımından ayrı doğar.
Dava kazanılırsa iptal edilen tasarruf hiç yapılmamış sayılır, lehtar aldıklarını iade eder, tasarrufun kapsadığı değer yasal mirasçılara kalır (TMK m. 514/2) ve kısmî iptalde aynı vasiyetnamedeki diğer hükümler yürürlükte kalır.
Hak Düşürücü Süreler
İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinden itibaren iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayanlara karşı yirmi yıl geçmekle düşer (TMK m. 559/1).
Üç unsurun birlikte öğrenilmesi arandığından, sürenin başlangıcı çoğu zaman vasiyetnamenin açılıp ilgililere bildirilmesinden sonraya düşer.
Kanun burada da kalıcı bir imkân tanır: hükümsüzlük def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir (TMK m. 559/2). Süreler yalnız dava hakkını düşürür; kendisine karşı talepte bulunulan kişi, süre geçmiş olsa bile savunmada hükümsüzlüğü ileri sürebilir.
İptal ile tenkis karıştırılmamalıdır: iptal tasarrufun geçerliliğine yönelir ve onu ortadan kaldırır; tenkis geçerli bir tasarrufun saklı payı aşan kısmını indirir. Davacı sıfatı, sebepler ve süreler bu yüzden farklıdır.
Sınavda Ne Çıkar
- Tasarruf kendiliğinden hükümsüz değildir; dava açılmazsa ayakta kalır.
- Dört sebep: ehliyetsizlik, irade sakatlığı, hukuka/ahlâka aykırılık, şekle aykırılık.
- Davayı menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı açar; saklı paylı olmak aranmaz.
- Düzenlemeye katılanlara yapılan kazandırmalarda yalnız o kazandırmalar iptal edilir.
- Süreler: öğrenmeden 1 yıl; her hâlde iyiniyetliye karşı 10, iyiniyetli olmayana karşı 20 yıl.
- Sürenin başlaması için tasarruf, sebep ve hak sahipliğinin birlikte öğrenilmesi gerekir.
- Def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
- İptal geçerliliğe, tenkis saklı paya yönelir.
Ölüme bağlı tasarruf, kanunun aradığı koşulları taşımıyorsa kendiliğinden hükümsüz sayılmaz. Kural, iptal edilebilirliktir: tasarruf, süresinde açılacak bir dava ile ortadan kaldırılır; dava açılmazsa ayakta kalır. Bu tercih, mirasbırakanın son iradesini korumaya yöneliktir.
A. İptal Sebepleri
Kanun dört iptal sebebi saymıştır (TMK m. 557):
- Tasarrufun, mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmış olması
- Tasarrufun yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması
- Tasarrufun içeriğinin, bağlandığı koşulların veya yüklemelerin hukuka veya ahlâka aykırı olması
- Tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olması
Sebeplerin ikisi mirasbırakanın iradesine, ikisi tasarrufun içerik ve biçimine ilişkindir. İrade sakatlığı bakımından, mirasbırakanın sakatlığı öğrendikten sonra bir yıl içinde dönmemesi tasarrufu geçerli kılar (TMK m. 504/1); bu hâlde iptal davası da açılamaz.
İptal sebeplerinin ortak özelliği, hepsinin tasarrufun kuruluşuna ilişkin olmasıdır. Tasarrufun sonradan uygulanamaz hâle gelmesi, konusunun ortadan kalkması ya da lehtarın ölmesi iptal sebebi değildir; bunlar tasarrufun gerçekleşmemesi hâlleridir ve ayrı hükümlere tabidir.
Şekle aykırılık bakımından bir ölçü vardır: kanunun aradığı her unsur bir geçerlilik şartıdır, ancak şeklin amacına ulaşılıp ulaşılmadığı da gözetilir. Uygulamada, mirasbırakanın iradesini kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya koyan bir metnin küçük bir usul eksikliği yüzünden iptal edilmesi kolay kabul edilmez; buna karşılık el yazısı, tarih ve imza gibi çekirdek unsurların eksikliği doğrudan iptale götürür.
Ehliyetsizlik iddiasında ispat yükü davacıdadır. Ayırt etme gücü asıl olduğundan (TMK m. 13), tasarruf anında bu gücün bulunmadığını ileri süren taraf bunu ispatlamak zorundadır. İspat çoğu zaman tıbbî kayıtlar, tanık beyanları ve tasarrufun içeriğinin kendisiyle yapılır.
B. Davacı Sıfatı
İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir. Dava, ölüme bağlı tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline ilişkin olabilir (TMK m. 558/1–2).
Davacı çevresi tenkis davasından geniştir: tenkisi kural olarak saklı paylı mirasçılar isteyebilirken (alacaklıları ve iflâs idaresi bakımından TMK m. 562 saklıdır), iptali menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı isteyebilir. Atanmış mirasçı, vasiyet alacaklısı ve saklı payı bulunmayan yasal mirasçı da davacı olabilir.
Kanun bir kısmî iptal kuralı getirmiştir: iptal davası, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı takdirde, tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar iptal edilir (TMK m. 558/3).
Bu hüküm, resmî vasiyetnamedeki kazandırma yasağıyla birlikte okunmalıdır: yasağın ihlali vasiyetnamenin tamamını değil, ilgili kazandırmayı düşürür.
Davanın sonucu da davacının konumuna göre değişir ve bu nokta sık yanlış öğretilir: iptal kararı nispî etkilidir; tasarrufu herkes bakımından değil, yalnız davayı açan mirasçı bakımından ve onun payı ölçüsünde etkisiz kılar. Dava açmayan mirasçılar bakımından tasarruf ayakta kalır.
Bunun pratik sonucu şudur: üç mirasçıdan yalnız biri iptal davası açıp kazanırsa, tasarruf onun payına düşen oranda hükümsüz sayılır; diğer ikisinin payları bakımından yürürlüğünü sürdürür. Aynı mantık tenkiste de geçerlidir — her mirasçı kendi saklı payı için dava açar ve karar başkasının payını genişletmez.
Kısmî iptal de mümkündür: dava, ölüme bağlı tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline ilişkin olabilir (TMK m. 558/2). Bir vasiyetnamedeki tek bir kazandırmanın iptali, diğer hükümleri etkilemez. Bu ayrım, ölüme bağlı tasarrufların mümkün olduğunca ayakta tutulması eğiliminin bir görünümüdür.
İptal davasında davalı sıfatı da belirlenmelidir. Dava, iptali istenen tasarruftan yararlanan kişilere karşı açılır: atanmış mirasçı, vasiyet alacaklısı ya da lehine kazandırma yapılan üçüncü kişi. Birden çok kişiye kazandırma yapılmışsa, dava her biri bakımından ayrı ayrı sonuç doğurur.
İptal davasının kazanılması hâlinde tasarruf ortadan kalkar ve şu sonuçlar doğar:
- İptal edilen tasarruf hiç yapılmamış sayılır.
- Tasarrufla kendisine kazandırma yapılan kişi aldıklarını iade eder.
- Tasarrufun kapsadığı değer yasal mirasçılara kalır (TMK m. 514/2).
- Aynı vasiyetnamede yer alan diğer hükümler, kısmî iptal söz konusuysa yürürlükte kalır.
C. Hak Düşürücü Süreler
İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer (TMK m. 559/1).
Üç unsurun birlikte öğrenilmesi arandığından, sürenin başlangıcı çoğu zaman vasiyetnamenin açılıp ilgililere bildirilmesinden sonraya düşer.
Kanun burada da bir kalıcı imkân tanımıştır: hükümsüzlük, def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir (TMK m. 559/2). Süreler yalnız dava hakkını düşürür; kendisine karşı talepte bulunulan kişi, süre geçmiş olsa bile savunmada hükümsüzlüğü ileri sürebilir.
İptal ile tenkis karıştırılmamalıdır. İptal, tasarrufun geçerliliğine yönelir ve tasarrufu ortadan kaldırır; tenkis, geçerli bir tasarrufun saklı payı aşan kısmını indirir. Davacı sıfatı, sebepler ve süreler bu sebeple farklıdır.
Örnek olay
(F)'nin vasiyetnamesi açılmıştır. Vasiyetnamede, düzenlemeye tanık olarak katılan (G)'nin eşine bir kazandırma yapılmıştır. Ayrıca vasiyetnamede (F)'nin, düzenleme tarihinde ileri derecede akıl zayıflığı içinde olduğu iddia edilmektedir. Mirasçılardan biri, vasiyetnamenin açılmasından on ay sonra, iptal sebebini yeni öğrendiğini belirterek dava açmıştır. Bir diğer mirasçı ise on beş ay sonra dava açmıştır; ancak kendisine karşı vasiyet alacaklısı tarafından talepte bulunulmuştur.
Değerlendirme: Sorunlar sırayla ele alınır.
Kazandırmanın akıbeti. Vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan tanığın eşine kazandırma yapılması, kanunun kazandırma yasağına aykırıdır (TMK m. 536/2). Ancak yaptırımın kapsamı sınırlıdır: iptal davası, tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların düzenlemeye katılmasının yol açtığı sakatlığa dayanıyorsa, tasarrufun tamamı değil yalnız bu kazandırmalar iptal edilir (TMK m. 558/3). Vasiyetnamenin diğer hükümleri ayakta kalır.
Ehliyetsizlik iddiası. Tasarrufun, mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmış olması bağımsız bir iptal sebebidir (TMK m. 557/1). Bu sebep ileri sürülür ve ispatlanırsa, sonuç kısmî değil tam iptaldir: vasiyetnamenin tamamı ortadan kalkar.
Birinci mirasçının davası. İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve hak sahipliğini öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde kullanılır (TMK m. 559/1). Sürenin başlangıcı vasiyetnamenin açılma tarihi değil, üç unsurun birlikte öğrenildiği tarihtir. Mirasçı sebebi yeni öğrendiğini ispatlayabiliyorsa, açılmadan on ay sonra açtığı dava süresindedir.
İkinci mirasçının durumu. On beş ay sonra açılan dava, öğrenme tarihinden itibaren bir yıllık süre dolmuşsa reddedilir. Ancak bu mirasçıya karşı vasiyet alacaklısı talepte bulunduğuna göre, savunma yolu açıktır: hükümsüzlük def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir (TMK m. 559/2). Dava hakkı düşmüş olsa bile, kendisinden istenen edime karşı vasiyetnamenin hükümsüzlüğünü savunma olarak ileri sürebilir.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 6 soru eşleşti, ilk 6 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2025 HMGS (NİSAN)
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2008 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2000 ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2022 ADLİ İDARİ HAKİMLİK (KASIM)
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2014 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2005 KPSS
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 5 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.
Soru 290
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 291
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 292
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 293
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 294
Cevabı göster
Şık analizi
← Vasiyeti Yerine Getirme GörevlisiMirasın Kazanılması ve Reddi →