EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 9 / 60

Kişi Kavramı ve Kişiliğin Başlangıcı

14 Hâkimlik

Hızlı özet

Hukuk düzeninin tanıdığı hakların bir sahibi olmak zorundadır. Bu sahip olma yeteneğine sahip varlığa kişi denir. Hukukumuzda iki tür kişi vardır: gerçek kişiler, yani insanlar; ve belirli amaç etrafında örgütlenmiş insan veya mal topluluklarına hukuk düzenince kişilik tanınmasıyla doğan tüzel kişiler.

Kişilik Kavramının Üç İçeriği

Kişilik, kişi olmanın hukuk düzenindeki karşılığıdır. Üç ayrı içeriği bir arada anlatır ve sorularda hangisinin sorulduğu ayırt edilmelidir. Hak ehliyeti anlamında kişilik, haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneğidir. Kişilik hakları anlamında kişilik, yaşam, sağlık, şeref, ad ve resim gibi kişisel değerlerin bütünüdür. Kişisel durum anlamında kişilik ise kişinin aile içindeki ve toplumdaki hukukî konumudur.

Kavramın en önemli sonucu şudur: kişi olmak için hiçbir koşul aranmaz. İnsan, doğduğu anda kendiliğinden kişidir; kişiliğin kazanılması için tescil, bildirim ya da başka bir işlem gerekmez. Nüfus siciline kayıt kişiliği doğurmaz, yalnız ispat işlevi görür.

Gerçek kişilerde kişilik doğumla kazanılır ve ölümle sona erer; tüzel kişilerde kanunun aradığı işlemin tamamlanmasıyla kazanılır ve tasfiyenin bitmesiyle sona erer. Aradaki fark, tanımanın gerçek kişilerde doğum olgusuna, tüzel kişilerde örgütlenme ve amaç unsurlarına bağlanmış olmasıdır.

Kişiliğin Başlangıcı: Tam ve Sağ Doğum

Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer (TMK m. 28/1). Hükümde iki koşul birlikte aranır ve ikisi de gerçekleşmedikçe kişilik doğmaz.

Tam doğum, çocuğun ana bedeninden tamamen ayrılmış olmasıdır. Göbek bağının kesilmiş olması aranmaz; aranan, bedensel ayrılmanın tamamlanmasıdır. Sağ doğum ise çocuğun ayrılma anında yaşıyor olmasıdır. Yaşama süresinin uzunluğu önemli değildir: bir an bile yaşayan çocuk kişilik kazanmıştır.

Buradaki ölçü yaşama yeteneği değil, yaşamış olmadır. Yaşamını sürdürmesi tıbben mümkün olmayan bir çocuk da sağ doğmuşsa kişilik kazanır; kısa süre sonra ölmesi kişiliğin doğmuş olduğu gerçeğini değiştirmez, yalnız onu sona erdirir. Ölü doğan çocuk ise hiçbir zaman kişi olmamıştır.

Ayrım pratikte mirasta sonuç doğurur. Bir an yaşayıp ölen çocuk mirasçı olur ve kendi mirasçılarına terekesini bırakır; ölü doğan çocuk mirasçı olamaz. Doğum anının ve sağ doğumun ispatında kural olarak nüfus kaydı esas alınır; kayıt yoksa veya doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ortaya konabilir.

Ceninin Hukukî Durumu

Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder (TMK m. 28/2). Cenin henüz kişi değildir, ancak hukuk düzeni ona ileriye dönük bir koruma tanımıştır.

Korumanın yapısı iki yönlüdür: cenin sağ ve tam doğarsa hak ehliyeti ana rahmine düşme anına kadar geriye yürür; ölü doğarsa hiçbir hak kazanmamış sayılır.

Şartın niteliği öğretide tartışmalıdır ve sınavda hâkim görüş esas alınmalıdır. Baskın anlayışa göre ceninin hak ehliyeti sağ doğum geciktirici şartına bağlıdır: haklar sağ doğumla birlikte, ana rahmine düşme anından geçerli olmak üzere kazanılır. Azınlıkta kalan görüş bunu bozucu şart olarak niteler. İki görüş çoğu olayda aynı sonuca varır; fark, doğuma kadar geçen sürede ceninin hak sahibi sayılıp sayılmadığındadır ve bu, tereke yönetimi gibi ara işlemlerde önem taşır.

Ceninin kazanabileceği haklar kural olarak karşılıksız kazanmalardır: babası ya da başka bir yakını ölmüşse doğan miras payı, kendisine yapılan bağışlama ve benzeri kazandırmalar, doğum öncesi bir eylem sebebiyle doğan tazminat alacağı. Ceninin borç altına girmesi söz konusu değildir; yasal temsilcisi de onun adına borç doğurucu işlem yapamaz. Cenin mirasçı olabildiği için paylaşma doğuma kadar ertelenir ve menfaatleri gerektiriyorsa kayyım atanır (TMK m. 427).

Sınavda Ne Çıkar

  • Kişilik tam ve sağ doğum anında başlar (TMK m. 28/1); iki koşul birlikte aranır. Nüfusa kayıt kişiliği doğurmaz, yalnız ispat aracıdır.
  • Aranan yaşama yeteneği değil, doğum anında sağ olmaktır. Bir an yaşayan çocuk kişilik kazanır, mirasçı olur ve terekesini kendi mirasçılarına bırakır.
  • Cenin kişi değildir, ancak sağ doğmak koşuluyla hak ehliyetini ana rahmine düştüğü andan kazanır (TMK m. 28/2).
  • Ceninin ehliyeti hâkim görüşe göre sağ doğum geciktirici şartına bağlıdır; ölü doğarsa hiç kazanmamış sayılır. Cenin kural olarak yalnız karşılıksız kazanır, borç altına giremez.
  • Cenin mirasçı olabildiği için paylaşma doğuma kadar ertelenir; gerektiğinde kayyım atanır (TMK m. 427).
  • Kişilik kavramı üç ayrı içeriği anlatır: hak ehliyeti, kişilik hakları ve kişisel durum.

Hukuk düzeninin tanıdığı hakların bir sahibi olmak zorundadır. Bu sahip olma yeteneğine sahip varlığa kişi denir. Hukukumuzda iki tür kişi vardır: gerçek kişiler, yani insanlar; ve belirli amaç etrafında örgütlenmiş insan veya mal topluluklarına hukuk düzenince kişilik tanınmasıyla doğan tüzel kişiler.

A. Kişi ve Kişilik Kavramı

Kişilik, kişi olmanın hukuk düzenindeki karşılığıdır ve iki unsuru kapsar: hak sahibi olabilme yeteneği ile hukuken korunan kişisel değerlerin bütünü. Bu ikinci yön, kişilik hakkı olarak ayrıca düzenlenmiştir.

Kişilik kavramı üç ayrı içeriği bir arada anlatır ve bunları ayırmak gerekir:

  • Hak ehliyeti anlamında kişilik — haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneği
  • Kişilik hakları anlamında kişilik — yaşam, sağlık, şeref, ad, resim gibi kişisel değerler
  • Kişisel durum anlamında kişilik — kişinin aile içindeki ve toplumdaki hukukî konumu

Kişilik kavramının en önemli sonucu şudur: kişi olmak için hiçbir koşul aranmaz. İnsan, doğduğu anda kendiliğinden kişidir; kişiliğin kazanılması için tescil, bildirim ya da başka bir işlem gerekmez. Nüfus siciline kayıt kişiliği doğurmaz, yalnız ispat işlevi görür.

Gerçek kişilerde kişilik doğumla kazanılır ve ölümle sona erer; tüzel kişilerde ise kanunun aradığı işlemin tamamlanmasıyla kazanılır ve tasfiyenin bitmesiyle sona erer. Kişilik her iki grupta da hukuk düzeninin tanıması sonucu doğar; aradaki fark, gerçek kişilerde tanımanın doğum olgusuna, tüzel kişilerde ise örgütlenme ve amaç unsurlarına bağlanmış olmasıdır.

B. Kişiliğin Başlangıcı: Tam ve Sağ Doğum

Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer (TMK m. 28/1). Hükümde iki koşul birlikte aranır ve ikisi de gerçekleşmedikçe kişilik doğmaz.

  • Tam doğum, çocuğun ana bedeninden tamamen ayrılmış olmasıdır. Göbek bağının kesilmiş olması aranmaz; aranan, bedensel ayrılmanın tamamlanmasıdır.
  • Sağ doğum, çocuğun ayrılma anında yaşıyor olmasıdır. Yaşama süresinin uzunluğu önemli değildir: bir an bile yaşayan çocuk kişilik kazanmıştır.

Buradaki ölçü yaşama yeteneği değil, yaşamış olmadır. Yaşamını sürdürmesi tıbben mümkün olmayan bir çocuk da sağ doğmuşsa kişilik kazanır; kısa süre sonra ölmesi kişiliğin doğmuş olduğu gerçeğini değiştirmez, yalnız kişiliği sona erdirir. Ölü doğan çocuk ise hiçbir zaman kişi olmamıştır.

Ayrım pratikte mirasta sonuç doğurur. Bir an yaşayıp ölen çocuk mirasçı olur ve kendi mirasçılarına terekesini bırakır; ölü doğan çocuk ise mirasçı olamaz.

Doğum anının ve sağ doğumun ispatı bu sebeple önem taşır. Kural olarak nüfus kaydı esas alınır; kayıt yoksa veya doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ortaya konabilir. Hastane kayıtları, tıbbî raporlar ve tanık beyanları bu kapsamda değerlendirilir.

C. Ceninin Hukuki Durumu

Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder (TMK m. 28/2). Cenin henüz kişi değildir, ancak hukuk düzeni ona ileriye dönük bir koruma tanımıştır.

Bu korumanın yapısı iki yönlüdür. Cenin, sağ ve tam doğarsa hak ehliyeti ana rahmine düşme anına kadar geriye yürür; ölü doğarsa hiçbir hak kazanmamış sayılır.

Şartın niteliği öğretide tartışmalıdır ve sınavda hâkim görüş esas alınmalıdır: baskın anlayışa göre ceninin hak ehliyeti sağ doğum geciktirici şartına bağlıdır — haklar sağ doğumla birlikte, ana rahmine düşme anından geçerli olmak üzere kazanılır. Azınlıkta kalan görüş ise bunu bozucu şart olarak niteler: haklar baştan kazanılmış sayılır ve ölü doğumla kendiliğinden düşer.

İki görüş sonuçta çoğu olayda aynı noktaya varır, çünkü kanun her hâlde sağ doğumu arar. Fark, doğuma kadar geçen sürede ceninin hak sahibi sayılıp sayılmadığındadır ve bu, tereke yönetimi gibi ara işlemlerde önem taşır.

Ceninin kazanabileceği haklar kural olarak karşılıksız kazanmalardır. Başlıca örnekler şunlardır:

  • Babası ya da başka bir yakını ölmüşse doğan miras payı
  • Kendisine yapılan bağışlama ve benzeri karşılıksız kazandırmalar
  • Doğum öncesi bir eylem sebebiyle doğan tazminat alacağı

Ceninin borç altına girmesi söz konusu değildir; yasal temsilcisi de onun adına borç doğurucu işlem yapamaz. Ceninin miras payı doğuma kadar korunur ve paylaşma bu sebeple ertelenir. Cenin için gerektiğinde kayyım atanabilir; kayyımın görevi, doğuma kadar ceninin haklarını korumaktır.

Örnek olay

(A), eşi hamileyken ölmüştür. Doğum sonrası ortaya çıkan tabloya göre çocuk canlı doğmuş, birkaç dakika yaşadıktan sonra ölmüştür. (A)'nın anne ve babası, çocuğun yaşama yeteneği bulunmadığını, bu sebeple hiç kişilik kazanmadığını ve mirasın kendilerine kalması gerektiğini ileri sürmektedir. Bir başka ihtimalde ise çocuğun ölü doğduğu kabul edilmektedir.

Değerlendirme: Belirleyici olan tek ölçüt, çocuğun tam ve sağ doğup doğmadığıdır (TMK m. 28/1). Yaşama yeteneğinin bulunup bulunmaması bu ölçüte dâhil değildir.

Birinci ihtimalde çocuk sağ ve tam doğmuştur; birkaç dakika yaşamış olması kişiliğin kazanılması için yeterlidir. Çocuk, babasının ölümü anında ana rahminde bulunduğuna ve sağ doğduğuna göre hak ehliyeti ana rahmine düşme anına kadar geriye yürür (TMK m. 28/2) ve babasının mirasçısı olur. Ardından çocuğun ölümüyle kişiliği sona erer ve kendi terekesi kendi mirasçılarına geçer. Anne ve babanın talebi bu sebeple yerinde değildir.

İkinci ihtimalde çocuk ölü doğmuştur. Sağ doğum koşulu gerçekleşmediğinden hiç kişi olmamış, hak ehliyeti hiç doğmamış sayılır. Mirasta bu kez çocuk hiç yokmuş gibi hareket edilir.

İki ihtimal arasındaki fark yalnız birkaç dakikadır; buna karşılık sonuç tümüyle değişmektedir. Bu sebeple sağ doğumun ispatı uygulamada belirleyici bir sorundur ve doğum kaydı ile tıbbî belgeler bu noktada işlev görür.

İkinci örnek olay

(V) hamileyken eşi ölmüş, tereke paylaşılmak istenmiştir. Diğer mirasçılar, ceninin henüz kişi olmadığını, kişi olmayanın mirasçı olamayacağını ve paylaşmanın hemen yapılması gerektiğini ileri sürmektedir. Ayrıca (V), cenin adına bir taşınmaz satın almak için yasal temsilci sıfatıyla işlem yapmak istemektedir.

Değerlendirme: Mirasçıların ilk iddiası doğru bir öncülden yanlış bir sonuca varmaktadır. Cenin gerçekten kişi değildir; ancak kanun ona kişilikten bağımsız bir koruma tanımıştır: çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder (TMK m. 28/2).

Bu hükmün mirasa etkisi doğrudandır. Mirasbırakanın ölümü anında ana rahminde bulunan cenin, sağ ve tam doğarsa mirasçı olur ve hak ehliyeti ana rahmine düşme anına kadar geriye yürür. Ölü doğarsa hiçbir hak kazanmamış sayılır. Sonuç doğuma kadar belirsiz olduğundan paylaşma ertelenir; mirasçıların hemen paylaşma talebi bu sebeple yerinde değildir.

İkinci talep bakımından sınır, ceninin kazanabileceği hakların niteliğindedir. Ceninin hak ehliyeti karşılıksız kazanmalarla sınırlıdır; borç altına girmesi söz konusu değildir. Taşınmaz satın alınması bedel ödeme borcu doğuran bir işlem olduğundan cenin adına yapılamaz. Buna karşılık cenine yapılacak bir bağışlamanın kabulü mümkündür.

Ceninin menfaatleri gerektiriyorsa vesayet makamı kayyım atar; kayyımın görevi doğuma kadar ceninin haklarını korumaktır. Kayyım da ceninin ehliyet sınırlarının dışına çıkamaz.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2001 İDARİ YARGI
Hâkim medeni hukukla ilgili bir anlaşmazlığı çözümlemeye yarayan yazılı bir hüküm bulamazsa ne yapar?
A) Örf ve adet hukukuna başvurur
B) Kıyasa başvurur
C) Hukuk yaratır
D) Zıt kavrama başvurur
E) Davayı reddeder
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 2 2002 ADLİ YARGI
Cenin ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Cenin, tam ve sağ doğmak şartıyla, ana rahmine düştüğü anda mirasçı olma hakkına sahiptir.
B) Cenin kendisine verilen zararlardan dolayı, tam ve sağ doğmak şartıyla tazminat talep etmek hakkına sahip olur.
C) Üçüncü şahısların cenin lehine bir tasarrufta bulunmaları mümkündür.
D) Cenin için, daha doğmadan babalık davası açılabilir.
E) Cenin mirası reddedebilir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 3 2011 KPSS KAMU YÖNETİMİ
Medeni Kanuna göre, gerçek kişiliğin başlangıç anı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Çocuğun sağ olarak doğması yeterli olup ana vücudundan ayrılması gerekmez.
B) Çocuğun tamamen ana vücudundan ayrılması önemlidir, sağ doğmasının önemi yoktur.
C) Çocuğun sağ olarak tamamen doğmuş olması gerekir.
D) Çocuğun ana rahmine düşmüş olması yeterlidir.
E) Çocuğun, sağ olarak tamamen ve özürsüz doğmuş olması gerekir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 4 2011 KPSS GENEL KÜLTÜR
Aşağıdakilerden hangisi kişinin özel hakları arasında [yer almaz]?
A) Seçme-seçilme hakkı
B) Mülkiyet hakkı
C) Kişilik hakkı
D) Alacak hakkı
E) Telif hakkı
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 5 2011 SAYIŞTAY
Bir gerçek kişinin doğum ve soybağı ile ilgili kayıtları içeren kütüğe ne ad verilir?
A) Ölüm kütüğü
B) Doğum kütüğü
C) Boşanma kütüğü
D) Evlenme kütüğü
E) Yer değiştirme kütüğü
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 6 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ YARGI (EKİM)
Medeni hukukta çocuğun, anasının vücudundan ayrılarak bağımsız bir varlık hâline gelmesine ne ad verilir?
A) Tam doğum
B) Canlı doğum
C) Sağ doğum
D) Net doğum
E) Maddi doğum
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 7 2012 SAYIŞTAY
Ceninin hukuki durumu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Cenin, hukuk düzeni içinde henüz bir kişiliğe sahip değildir.
B) Cenin ancak sağ olarak tamamıyla doğmak koşuluyla kişilik kazanır.
C) Hukukumuzda hak ehliyeti, sağ olarak tamamıyla doğmak koşuluyla çocuğun ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde edilir.
D) Evlilik dışı cinsel ilişki sonucunda varlık kazanan cenin adına doğumundan önce de babalık davası açılabilir.
E) Sağ olarak tamamıyla doğmak koşuluyla cenin, mirasçı olabileceğinden mirasçılar arasında ceninin bulunması durumunda mirasın paylaşılması onun tam fiil ehliyetini kazanmasına kadar ertelenir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 8 2002 ADLİ HAKİMLİK
Cenin ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Cenin, tam ve sağ doğmak şartıyla, ana rahmine düştüğü anda mirasçı olma hakkına sahip olur.
B) Cenin kendisine verilen zararlardan dolayı, tam ve sağ doğmak şartıyla, tazminat talep etmek hakkına sahip olur.
C) Üçüncü şahısların cenin lehine bir tasarrufta bulunmaları mümkündür.
D) Cenin için, daha doğmadan babalık davası açılabilir.
E) Cenin mirası reddedebilir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 9 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Medeni hukukta çocuğun, anasının vücudundan ayrılarak bağımsız bir varlık hâline gelmesine ne ad verilir?
A) Tam doğum
B) Canlı doğum
C) Sağ doğum
D) Net doğum
E) Maddi doğum
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 10 2014 ADLİ İDARİ HAKİMLİK
Ahmet ve Sibel'in 18.11.2011 tarihinde Ecem isimli bebekleri dünyaya gelir. Ecem'in doğumundan beş ay önce dedesi Kemal tarafından Ecem lehine bağışlama yapılmıştır. Ecem'in doğumuna ilişkin kaydın yapılması talebine rağmen görevli memurun ihmali sonucu kütüğüne doğum kaydı yapılmamıştır. Bu olaya göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Ecem'in kişiliğinin başlangıç anı, anne karnına cenin olarak düştüğü andır.
B) Ecem, 18.11.2011 tarihinde hak ehliyetini kazanmıştır.
C) Ecem lehine yapılan bağışlama geçerli değildir çünkü resmî sicillerde doğum kaydı yapılmamıştır.
D) Ecem lehine yapılan bağışlama geçerli değildir çünkü bağışlama tarihinde sağ ve tam doğum gerçekleşmemiştir.
E) Ecem'in doğumuna ilişkin iddiaların her türlü delille ispat edilmesi mümkündür.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 11 2008 SAYIŞTAY
Bir kimsenin vücut bütünlüğü, sağlığı, ismi, şeref ve haysiyeti, resmi, hürriyetleri, sır çevresi, ekonomik ve fikri faaliyetleri üzerindeki haklarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Kişilik haklarını oluşturur.
B) Kişisel durumlarını oluşturur.
C) Hak ehliyetini oluşturur.
D) Fiil ehliyetini oluşturur.
E) Şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardır.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 12 2011 SAYIŞTAY
Bir gerçek kişinin doğum ve soybağı ile ilgili kayıtları içeren kütüğe ne ad verilir?
A) Ölüm kütüğü
B) Doğum kütüğü
C) Boşanma kütüğü
D) Evlenme kütüğü
E) Yer değiştirme kütüğü
Cevabı göster
Cevap: B.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 4 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 17
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre kişiliğin başlangıcıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Kişiliğin kazanılabilmesi için çocuğun yaşama yeteneğine sahip olması gerekir.
B) Kişilik, çocuğun ana bedeninden sağ olarak tamamıyla ayrıldığı anda kendiliğinden başlar.
C) Nüfus siciline kayıt kişiliği doğurmaz; yalnız doğumun ispatına yarar.
D) Bir an bile yaşamış olan çocuk kişilik kazanır ve mirasçı olabilir.
E) Ölü doğan çocuk hiçbir zaman kişilik kazanmamış sayılır.
Cevabı göster
Cevap: A. Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar; tam doğum bedensel ayrılmanın tamamlanması, sağ doğum ise ayrılma anında yaşıyor olmasıdır. Aranan ölçü yaşama yeteneği değil, yaşamış olmadır. Yaşamını sürdürmesi tıbben mümkün olmayan bir çocuk da sağ doğmuşsa kişilik kazanır; kısa süre sonra ölmesi kişiliğin doğmuş olduğu gerçeğini değiştirmez, yalnız onu sona erdirir. A seçeneği kanunun aramadığı bir koşulu eklediği için yanlıştır.

Şık analizi

B) Doğru ifade. Kişilik, çocuğun ana bedeninden sağ olarak tamamıyla ayrılmasıyla başlar; göbek bağının kesilmiş olması aranmaz.
C) Doğru ifade. Nüfus kaydı kişiliği kurmaz, yalnız onu ispatlamaya yarar; aksi her türlü kanıtla ortaya konabilir.
D) Doğru ifade. Bir an yaşamış olmak kişiliği kazandırır; çocuk mirasçı olur ve terekesini kendi mirasçılarına bırakır.
E) Doğru ifade. Ölü doğan çocukta sağ doğum koşulu gerçekleşmediği için hiç kişilik doğmamıştır.
Soru 18
K, eşi hamileyken ölmüştür. Çocuk canlı doğmuş, birkaç dakika yaşadıktan sonra ölmüştür. K'nin anne ve babası, çocuğun yaşama yeteneği bulunmadığını ve bu sebeple hiç mirasçı olmadığını ileri sürerek terekenin kendilerine kalmasını istemektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Çocuk yaşama yeteneği bulunmadığı için hiç kişilik kazanmamıştır.
B) Çocuğun mirasçı olabilmesi, doğumun nüfus siciline kaydedilmiş olmasına bağlıdır.
C) Çocuk kişilik kazanmış olsa da babasının ölümü anında doğmamış olduğundan mirasçı olamaz.
D) Çocuğun kısa süre yaşamış olması, hak ehliyetinin doğum anından itibaren doğmasını sağlar.
E) Çocuk babasının mirasçısı olur ve ölümüyle terekesi kendi mirasçılarına geçer.
Cevabı göster
Cevap: E. Belirleyici tek ölçüt, çocuğun tam ve sağ doğup doğmadığıdır; yaşama yeteneği bu ölçüte dâhil değildir. Çocuk sağ ve tam doğduğuna göre kişilik kazanmıştır. Babasının ölümü anında ana rahminde bulunduğundan ve sağ doğduğundan hak ehliyeti ana rahmine düşme anına kadar geriye yürür ve babasının mirasçısı olur. Ardından kendi ölümüyle kişiliği sona erer ve terekesi kendi mirasçılarına geçer. Anne ve babanın talebi bu sebeple yerinde değildir.

Şık analizi

A) Yanlış. Kanun yaşama yeteneği aramaz, yalnız doğum anında sağ olmayı arar; birkaç dakika yaşamış olmak kişiliği kazandırır.
B) Yanlış. Nüfus kaydı kişiliği kurmaz; mirasçılık kayda değil, sağ ve tam doğuma bağlıdır.
C) Yanlış. Çocuk babasının ölümü anında ana rahmindeydi ve sağ doğduğu için hak ehliyeti o ana kadar geriye yürür; bu yüzden mirasçı olur.
D) Yanlış. Geriye yürüme doğum anından değil, ana rahmine düşme anından başlar; fark, babanın ölümü anında hak sahibi sayılıp sayılmamasıdır.
Soru 19
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre ceninin hak ehliyeti bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Cenin, ana rahmine düştüğü andan itibaren kişilik kazanmış sayılır.
B) Cenin, hak ehliyetini ancak sağ ve tam doğumun gerçekleştiği andan itibaren kazanır.
C) Cenin, sağ doğmak koşuluyla hak ehliyetini ana rahmine düşme anından kazanır.
D) Ceninin hak ehliyeti, nüfus siciline kaydıyla doğar.
E) Ölü doğan çocuk, ana rahmindeyken kazandığı hakları kendi mirasçılarına aynen bırakır.
Cevabı göster
Cevap: C. Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder. Cenin henüz kişi değildir; hukuk düzeni ona ileriye dönük bir koruma tanımıştır. Sağ ve tam doğarsa hak ehliyeti ana rahmine düşme anına kadar geriye yürür, ölü doğarsa hiçbir hak kazanmamış sayılır. Hâkim görüşe göre ceninin hak ehliyeti sağ doğum geciktirici şartına bağlıdır.

Şık analizi

A) Yanlış. Cenin hak ehliyetinden yararlanır ama henüz kişi değildir; kişilik tam ve sağ doğumla başlar.
B) Yanlış. Ehliyet doğum anında başlasaydı, ana rahmindeyken açılan bir mirasta ceninin payı doğmazdı; kanun ehliyeti geriye yürütür.
D) Yanlış. Nüfus kaydı ceninin ehliyetini doğurmaz; ehliyetin kaynağı kanunun kendisidir.
E) Yanlış. Ölü doğan çocuk hiçbir hak kazanmamış sayılır; geride bırakacağı bir hak da yoktur.
Soru 20
Ana rahmindeki ceninle ilgiliI.Kendisine yapılan bir bağışlamanın kabulü mümkündür.II.Yasal temsilcisi aracılığıyla borç doğurucu işlem yapabilir.III.Mirasbırakanın ölümü anında ana rahmindeyse mirasçı olabilir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: D. Ceninin kazanabileceği haklar kural olarak karşılıksız kazanmalardır: miras payı, kendisine yapılan bağışlama ve doğum öncesi bir eylem sebebiyle doğan tazminat alacağı bu kapsamdadır. Buna karşılık ceninin borç altına girmesi söz konusu değildir; yasal temsilcisi de onun adına borç doğurucu işlem yapamaz, atanacak kayyım da bu sınırın dışına çıkamaz. Mirasbırakanın ölümü anında ana rahminde bulunan cenin sağ doğarsa mirasçı olur ve paylaşma doğuma kadar ertelenir. Buna göre I ve III doğru, II yanlıştır.

Şık analizi

A) I doğru, ancak III de doğrudur. Mirasbırakanın ölümü anında ana rahminde bulunan cenin, sağ doğarsa mirasçı olur.
B) II yanlıştır. Cenin borç altına giremez; yasal temsilcisi de onun adına borç doğurucu işlem yapamaz.
C) I doğru, II yanlıştır. Temsilcinin varlığı ceninin ehliyet sınırını genişletmez.
E) I ve III doğru, II yanlıştır. Ceninin ehliyeti karşılıksız kazanmalarla sınırlıdır.

← Hakların Kazanılması, İspat Yükü vKişiliğin Sona Ermesi, Ölüm Karine →