Medeni Hukuk › Başlık 9 / 60
Kişi Kavramı ve Kişiliğin Başlangıcı
14 Hâkimlik
Hızlı özet
Hukuk düzeninin tanıdığı hakların bir sahibi olmak zorundadır. Bu sahip olma yeteneğine sahip varlığa kişi denir. Hukukumuzda iki tür kişi vardır: gerçek kişiler, yani insanlar; ve belirli amaç etrafında örgütlenmiş insan veya mal topluluklarına hukuk düzenince kişilik tanınmasıyla doğan tüzel kişiler.
Kişilik Kavramının Üç İçeriği
Kişilik, kişi olmanın hukuk düzenindeki karşılığıdır. Üç ayrı içeriği bir arada anlatır ve sorularda hangisinin sorulduğu ayırt edilmelidir. Hak ehliyeti anlamında kişilik, haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneğidir. Kişilik hakları anlamında kişilik, yaşam, sağlık, şeref, ad ve resim gibi kişisel değerlerin bütünüdür. Kişisel durum anlamında kişilik ise kişinin aile içindeki ve toplumdaki hukukî konumudur.
Kavramın en önemli sonucu şudur: kişi olmak için hiçbir koşul aranmaz. İnsan, doğduğu anda kendiliğinden kişidir; kişiliğin kazanılması için tescil, bildirim ya da başka bir işlem gerekmez. Nüfus siciline kayıt kişiliği doğurmaz, yalnız ispat işlevi görür.
Gerçek kişilerde kişilik doğumla kazanılır ve ölümle sona erer; tüzel kişilerde kanunun aradığı işlemin tamamlanmasıyla kazanılır ve tasfiyenin bitmesiyle sona erer. Aradaki fark, tanımanın gerçek kişilerde doğum olgusuna, tüzel kişilerde örgütlenme ve amaç unsurlarına bağlanmış olmasıdır.
Kişiliğin Başlangıcı: Tam ve Sağ Doğum
Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer (TMK m. 28/1). Hükümde iki koşul birlikte aranır ve ikisi de gerçekleşmedikçe kişilik doğmaz.
Tam doğum, çocuğun ana bedeninden tamamen ayrılmış olmasıdır. Göbek bağının kesilmiş olması aranmaz; aranan, bedensel ayrılmanın tamamlanmasıdır. Sağ doğum ise çocuğun ayrılma anında yaşıyor olmasıdır. Yaşama süresinin uzunluğu önemli değildir: bir an bile yaşayan çocuk kişilik kazanmıştır.
Buradaki ölçü yaşama yeteneği değil, yaşamış olmadır. Yaşamını sürdürmesi tıbben mümkün olmayan bir çocuk da sağ doğmuşsa kişilik kazanır; kısa süre sonra ölmesi kişiliğin doğmuş olduğu gerçeğini değiştirmez, yalnız onu sona erdirir. Ölü doğan çocuk ise hiçbir zaman kişi olmamıştır.
Ayrım pratikte mirasta sonuç doğurur. Bir an yaşayıp ölen çocuk mirasçı olur ve kendi mirasçılarına terekesini bırakır; ölü doğan çocuk mirasçı olamaz. Doğum anının ve sağ doğumun ispatında kural olarak nüfus kaydı esas alınır; kayıt yoksa veya doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ortaya konabilir.
Ceninin Hukukî Durumu
Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder (TMK m. 28/2). Cenin henüz kişi değildir, ancak hukuk düzeni ona ileriye dönük bir koruma tanımıştır.
Korumanın yapısı iki yönlüdür: cenin sağ ve tam doğarsa hak ehliyeti ana rahmine düşme anına kadar geriye yürür; ölü doğarsa hiçbir hak kazanmamış sayılır.
Şartın niteliği öğretide tartışmalıdır ve sınavda hâkim görüş esas alınmalıdır. Baskın anlayışa göre ceninin hak ehliyeti sağ doğum geciktirici şartına bağlıdır: haklar sağ doğumla birlikte, ana rahmine düşme anından geçerli olmak üzere kazanılır. Azınlıkta kalan görüş bunu bozucu şart olarak niteler. İki görüş çoğu olayda aynı sonuca varır; fark, doğuma kadar geçen sürede ceninin hak sahibi sayılıp sayılmadığındadır ve bu, tereke yönetimi gibi ara işlemlerde önem taşır.
Ceninin kazanabileceği haklar kural olarak karşılıksız kazanmalardır: babası ya da başka bir yakını ölmüşse doğan miras payı, kendisine yapılan bağışlama ve benzeri kazandırmalar, doğum öncesi bir eylem sebebiyle doğan tazminat alacağı. Ceninin borç altına girmesi söz konusu değildir; yasal temsilcisi de onun adına borç doğurucu işlem yapamaz. Cenin mirasçı olabildiği için paylaşma doğuma kadar ertelenir ve menfaatleri gerektiriyorsa kayyım atanır (TMK m. 427).
Sınavda Ne Çıkar
- Kişilik tam ve sağ doğum anında başlar (TMK m. 28/1); iki koşul birlikte aranır. Nüfusa kayıt kişiliği doğurmaz, yalnız ispat aracıdır.
- Aranan yaşama yeteneği değil, doğum anında sağ olmaktır. Bir an yaşayan çocuk kişilik kazanır, mirasçı olur ve terekesini kendi mirasçılarına bırakır.
- Cenin kişi değildir, ancak sağ doğmak koşuluyla hak ehliyetini ana rahmine düştüğü andan kazanır (TMK m. 28/2).
- Ceninin ehliyeti hâkim görüşe göre sağ doğum geciktirici şartına bağlıdır; ölü doğarsa hiç kazanmamış sayılır. Cenin kural olarak yalnız karşılıksız kazanır, borç altına giremez.
- Cenin mirasçı olabildiği için paylaşma doğuma kadar ertelenir; gerektiğinde kayyım atanır (TMK m. 427).
- Kişilik kavramı üç ayrı içeriği anlatır: hak ehliyeti, kişilik hakları ve kişisel durum.
Hukuk düzeninin tanıdığı hakların bir sahibi olmak zorundadır. Bu sahip olma yeteneğine sahip varlığa kişi denir. Hukukumuzda iki tür kişi vardır: gerçek kişiler, yani insanlar; ve belirli amaç etrafında örgütlenmiş insan veya mal topluluklarına hukuk düzenince kişilik tanınmasıyla doğan tüzel kişiler.
A. Kişi ve Kişilik Kavramı
Kişilik, kişi olmanın hukuk düzenindeki karşılığıdır ve iki unsuru kapsar: hak sahibi olabilme yeteneği ile hukuken korunan kişisel değerlerin bütünü. Bu ikinci yön, kişilik hakkı olarak ayrıca düzenlenmiştir.
Kişilik kavramı üç ayrı içeriği bir arada anlatır ve bunları ayırmak gerekir:
- Hak ehliyeti anlamında kişilik — haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneği
- Kişilik hakları anlamında kişilik — yaşam, sağlık, şeref, ad, resim gibi kişisel değerler
- Kişisel durum anlamında kişilik — kişinin aile içindeki ve toplumdaki hukukî konumu
Kişilik kavramının en önemli sonucu şudur: kişi olmak için hiçbir koşul aranmaz. İnsan, doğduğu anda kendiliğinden kişidir; kişiliğin kazanılması için tescil, bildirim ya da başka bir işlem gerekmez. Nüfus siciline kayıt kişiliği doğurmaz, yalnız ispat işlevi görür.
Gerçek kişilerde kişilik doğumla kazanılır ve ölümle sona erer; tüzel kişilerde ise kanunun aradığı işlemin tamamlanmasıyla kazanılır ve tasfiyenin bitmesiyle sona erer. Kişilik her iki grupta da hukuk düzeninin tanıması sonucu doğar; aradaki fark, gerçek kişilerde tanımanın doğum olgusuna, tüzel kişilerde ise örgütlenme ve amaç unsurlarına bağlanmış olmasıdır.
B. Kişiliğin Başlangıcı: Tam ve Sağ Doğum
Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer (TMK m. 28/1). Hükümde iki koşul birlikte aranır ve ikisi de gerçekleşmedikçe kişilik doğmaz.
- Tam doğum, çocuğun ana bedeninden tamamen ayrılmış olmasıdır. Göbek bağının kesilmiş olması aranmaz; aranan, bedensel ayrılmanın tamamlanmasıdır.
- Sağ doğum, çocuğun ayrılma anında yaşıyor olmasıdır. Yaşama süresinin uzunluğu önemli değildir: bir an bile yaşayan çocuk kişilik kazanmıştır.
Buradaki ölçü yaşama yeteneği değil, yaşamış olmadır. Yaşamını sürdürmesi tıbben mümkün olmayan bir çocuk da sağ doğmuşsa kişilik kazanır; kısa süre sonra ölmesi kişiliğin doğmuş olduğu gerçeğini değiştirmez, yalnız kişiliği sona erdirir. Ölü doğan çocuk ise hiçbir zaman kişi olmamıştır.
Ayrım pratikte mirasta sonuç doğurur. Bir an yaşayıp ölen çocuk mirasçı olur ve kendi mirasçılarına terekesini bırakır; ölü doğan çocuk ise mirasçı olamaz.
Doğum anının ve sağ doğumun ispatı bu sebeple önem taşır. Kural olarak nüfus kaydı esas alınır; kayıt yoksa veya doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ortaya konabilir. Hastane kayıtları, tıbbî raporlar ve tanık beyanları bu kapsamda değerlendirilir.
C. Ceninin Hukuki Durumu
Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder (TMK m. 28/2). Cenin henüz kişi değildir, ancak hukuk düzeni ona ileriye dönük bir koruma tanımıştır.
Bu korumanın yapısı iki yönlüdür. Cenin, sağ ve tam doğarsa hak ehliyeti ana rahmine düşme anına kadar geriye yürür; ölü doğarsa hiçbir hak kazanmamış sayılır.
Şartın niteliği öğretide tartışmalıdır ve sınavda hâkim görüş esas alınmalıdır: baskın anlayışa göre ceninin hak ehliyeti sağ doğum geciktirici şartına bağlıdır — haklar sağ doğumla birlikte, ana rahmine düşme anından geçerli olmak üzere kazanılır. Azınlıkta kalan görüş ise bunu bozucu şart olarak niteler: haklar baştan kazanılmış sayılır ve ölü doğumla kendiliğinden düşer.
İki görüş sonuçta çoğu olayda aynı noktaya varır, çünkü kanun her hâlde sağ doğumu arar. Fark, doğuma kadar geçen sürede ceninin hak sahibi sayılıp sayılmadığındadır ve bu, tereke yönetimi gibi ara işlemlerde önem taşır.
Ceninin kazanabileceği haklar kural olarak karşılıksız kazanmalardır. Başlıca örnekler şunlardır:
- Babası ya da başka bir yakını ölmüşse doğan miras payı
- Kendisine yapılan bağışlama ve benzeri karşılıksız kazandırmalar
- Doğum öncesi bir eylem sebebiyle doğan tazminat alacağı
Ceninin borç altına girmesi söz konusu değildir; yasal temsilcisi de onun adına borç doğurucu işlem yapamaz. Ceninin miras payı doğuma kadar korunur ve paylaşma bu sebeple ertelenir. Cenin için gerektiğinde kayyım atanabilir; kayyımın görevi, doğuma kadar ceninin haklarını korumaktır.
Örnek olay
(A), eşi hamileyken ölmüştür. Doğum sonrası ortaya çıkan tabloya göre çocuk canlı doğmuş, birkaç dakika yaşadıktan sonra ölmüştür. (A)'nın anne ve babası, çocuğun yaşama yeteneği bulunmadığını, bu sebeple hiç kişilik kazanmadığını ve mirasın kendilerine kalması gerektiğini ileri sürmektedir. Bir başka ihtimalde ise çocuğun ölü doğduğu kabul edilmektedir.
Değerlendirme: Belirleyici olan tek ölçüt, çocuğun tam ve sağ doğup doğmadığıdır (TMK m. 28/1). Yaşama yeteneğinin bulunup bulunmaması bu ölçüte dâhil değildir.
Birinci ihtimalde çocuk sağ ve tam doğmuştur; birkaç dakika yaşamış olması kişiliğin kazanılması için yeterlidir. Çocuk, babasının ölümü anında ana rahminde bulunduğuna ve sağ doğduğuna göre hak ehliyeti ana rahmine düşme anına kadar geriye yürür (TMK m. 28/2) ve babasının mirasçısı olur. Ardından çocuğun ölümüyle kişiliği sona erer ve kendi terekesi kendi mirasçılarına geçer. Anne ve babanın talebi bu sebeple yerinde değildir.
İkinci ihtimalde çocuk ölü doğmuştur. Sağ doğum koşulu gerçekleşmediğinden hiç kişi olmamış, hak ehliyeti hiç doğmamış sayılır. Mirasta bu kez çocuk hiç yokmuş gibi hareket edilir.
İki ihtimal arasındaki fark yalnız birkaç dakikadır; buna karşılık sonuç tümüyle değişmektedir. Bu sebeple sağ doğumun ispatı uygulamada belirleyici bir sorundur ve doğum kaydı ile tıbbî belgeler bu noktada işlev görür.
İkinci örnek olay
(V) hamileyken eşi ölmüş, tereke paylaşılmak istenmiştir. Diğer mirasçılar, ceninin henüz kişi olmadığını, kişi olmayanın mirasçı olamayacağını ve paylaşmanın hemen yapılması gerektiğini ileri sürmektedir. Ayrıca (V), cenin adına bir taşınmaz satın almak için yasal temsilci sıfatıyla işlem yapmak istemektedir.
Değerlendirme: Mirasçıların ilk iddiası doğru bir öncülden yanlış bir sonuca varmaktadır. Cenin gerçekten kişi değildir; ancak kanun ona kişilikten bağımsız bir koruma tanımıştır: çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder (TMK m. 28/2).
Bu hükmün mirasa etkisi doğrudandır. Mirasbırakanın ölümü anında ana rahminde bulunan cenin, sağ ve tam doğarsa mirasçı olur ve hak ehliyeti ana rahmine düşme anına kadar geriye yürür. Ölü doğarsa hiçbir hak kazanmamış sayılır. Sonuç doğuma kadar belirsiz olduğundan paylaşma ertelenir; mirasçıların hemen paylaşma talebi bu sebeple yerinde değildir.
İkinci talep bakımından sınır, ceninin kazanabileceği hakların niteliğindedir. Ceninin hak ehliyeti karşılıksız kazanmalarla sınırlıdır; borç altına girmesi söz konusu değildir. Taşınmaz satın alınması bedel ödeme borcu doğuran bir işlem olduğundan cenin adına yapılamaz. Buna karşılık cenine yapılacak bir bağışlamanın kabulü mümkündür.
Ceninin menfaatleri gerektiriyorsa vesayet makamı kayyım atar; kayyımın görevi doğuma kadar ceninin haklarını korumaktır. Kayyım da ceninin ehliyet sınırlarının dışına çıkamaz.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2001 İDARİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2002 ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2011 KPSS KAMU YÖNETİMİ
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2011 KPSS GENEL KÜLTÜR
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2011 SAYIŞTAY
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ YARGI (EKİM)
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2012 SAYIŞTAY
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2002 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 10 2014 ADLİ İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 11 2008 SAYIŞTAY
Cevabı göster
Çıkmış soru 12 2011 SAYIŞTAY
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 4 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.
Soru 17
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 18
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 19
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 20
Cevabı göster
Şık analizi
← Hakların Kazanılması, İspat Yükü vKişiliğin Sona Ermesi, Ölüm Karine →