Medeni Hukuk › Başlık 13 / 60
Hısımlık
12 Hâkimlik
Hızlı özet
Hısımlık, kişileri birbirine bağlayan hukukî ilişkidir ve medeni hukukun pek çok alanında sonuç doğurur: evlenme engelleri, mirasçılık sırası, nafaka yükümlülüğü ve tanıklıktan çekinme hakkı hısımlık üzerine kurulur. Bu yüzden hısımlığın türü ve derecesi doğru belirlenmelidir.
Kan Hısımlığı ve Derece Hesabı
Kan hısımlığının derecesi, hısımları birbirine bağlayan doğum sayısıyla belli olur (TMK m. 17/1). Hesap kolaydır: iki kişi arasındaki doğumlar sayılır, kişilerin kendileri sayıya dâhil edilmez.
Kanun kan hısımlığını ikiye ayırır. Üstsoy-altsoy hısımlığı, biri diğerinden gelen kişiler arasındadır; baba ile çocuk, dede ile torun bu ilişkidedir. Yansoy hısımlığı ise biri diğerinden gelmeyip ortak bir kökten gelen kişiler arasındadır; kardeşler, amca ile yeğen bu ilişkidedir.
Derece hesabında üstsoy-altsoy çizgisinde doğrudan sayım yapılır: baba ile çocuk birinci, dede ile torun ikinci derecedir. Yansoyda ortak köke kadar çıkılır ve oradan aşağı inilir, iki koldaki doğumlar toplanır: kardeşler ikinci, amca ile yeğen üçüncü, kuzenler dördüncü derece hısımdır.
Derecenin pratik önemi büyüktür. Üstsoy ile altsoy arasında ve kardeşler ile üçüncü derece yansoy hısımları arasında evlenme yasağı vardır; mirasçılık ise zümre sistemine göre belirlenir ve derece, zümre içindeki sırayı gösterir.
Kan hısımlığının kaynağı soybağıdır. Soybağı doğumla, tanımayla, babalık hükmüyle veya evlât edinmeyle kurulur; hangi yoldan kurulmuş olursa olsun doğurduğu hısımlık aynı hükümlere tâbidir. Evlilik içinde ya da dışında doğmuş olmak, hısımlığın türü ve derecesi bakımından fark yaratmaz. Kan hısımlığı kural olarak sona ermez; soybağının mahkeme kararıyla ortadan kaldırılması gibi istisnaî hâller dışında ömür boyu devam eder.
Kayın Hısımlığı
Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımı olur (TMK m. 18/1). Eşin annesi birinci derece üstsoy, eşin kardeşi ikinci derece yansoy kayın hısmıdır. Derece ayrıca hesaplanmaz; diğer eşin kan hısımlığındaki tür ve derece aynen alınır.
İki noktaya dikkat edilmelidir. Birincisi, eşlerin kendi kan hısımları arasında kayın hısımlığı doğmaz; iki kardeşin eşleri birbirinin kayın hısmı değildir. İkincisi ve daha önemlisi, kayın hısımlığı kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz (TMK m. 18/2). Boşanma ya da ölüm onu sona erdirmez; bu yüzden kayın hısımlığına bağlanan evlenme yasağı boşanmadan sonra da devam eder. Sebebi, bu yasağın ahlâkî ve toplumsal temellere dayanması ve evliliğin sona ermesiyle bu temellerin ortadan kalkmamasıdır.
Kayın hısımlığının sonuçları kan hısımlığıyla aynı kapsamda değildir. Kayın hısımlığı mirasçılık doğurmaz; kişi eşinin annesine ya da kardeşine yasal mirasçı olmaz. Nafaka yükümlülüğü de kayın hısımları arasında kurulmaz. Buna karşılık evlenme yasağı, hâkimin reddi ve tanıklıktan çekinme gibi sonuçlar kayın hısımlığına da bağlanır. Ölçü şudur: kanun malvarlığına ilişkin sonuçları kan hısımlığına özgülemiş, ahlâkî ve usulî nitelikteki sonuçları kayın hısımlığına da yaymıştır.
Evlât Edinmeden Doğan Hısımlık
Evlât edinme, evlâtlık ile evlât edinen ve onun altsoyu arasında soybağı kurar. Bu ilişki de bir hısımlık ilişkisidir ve evlenme engeli doğurur. Özelliği, kurduğu bağın yanında eskisini sona erdirmemesidir: evlâtlığın kendi ana ve babasına olan kan hısımlığı devam eder ve mirasçılığı da sürer. Böylece evlâtlık iki yönlü bir konumda bulunur.
Sınavda Ne Çıkar
- Kan hısımlığının derecesi doğum sayısıyla bulunur (TMK m. 17/1); kişilerin kendisi sayıya dâhil edilmez.
- Üstsoy-altsoy biri diğerinden gelenler, yansoy ortak kökten gelenler arasındadır. Kardeşler ikinci, amca-yeğen üçüncü, kuzenler dördüncü derecedir.
- Kayın hısımlığı aynı tür ve derecededir ve evliliğin sona ermesiyle sona ermez (TMK m. 18) — en sık kurulan yanlış seçenek budur.
- Eşlerin kendi kan hısımları arasında kayın hısımlığı doğmaz.
- Evlât edinme yeni soybağı kurar, ancak evlâtlığın kendi ailesine olan hısımlığını ve mirasçılığını sona erdirmez.
- Kayın hısımlığı mirasçılık ve nafaka doğurmaz; evlenme yasağı, hâkimin reddi ve tanıklıktan çekinme ona da bağlanır.
Hısımlık, kişileri birbirine bağlayan hukukî ilişkidir ve medeni hukukun pek çok alanında sonuç doğurur: evlenme engelleri, mirasçılık sırası, nafaka yükümlülüğü ve tanıklıktan çekinme hakkı hısımlık üzerine kurulur. Bu yüzden hısımlığın türü ve derecesi doğru belirlenmelidir.
A. Kan Hısımlığı ve Derece Hesabı
Kan hısımlığının derecesi, hısımları birbirine bağlayan doğum sayısıyla belli olur (TMK m. 17/1). Hesap kolaydır: iki kişi arasındaki doğumlar sayılır, kişilerin kendileri sayılmaz.
Kanun kan hısımlığını ikiye ayırır (TMK m. 17/2):
- Üstsoy–altsoy hısımlığı, biri diğerinden gelen kişiler arasındadır. Baba ile çocuk, dede ile torun bu ilişkidedir.
- Yansoy hısımlığı, biri diğerinden gelmeyip ortak bir kökten gelen kişiler arasındadır. Kardeşler, amca ile yeğen bu ilişkidedir.
Derece hesabında üstsoy–altsoy çizgisinde doğrudan sayım yapılır: baba ile çocuk birinci derece, dede ile torun ikinci derecedir. Yansoyda ise ortak köke kadar çıkılır ve oradan aşağı inilir: kardeşler ikinci, amca ile yeğen üçüncü, kuzenler dördüncü derece hısımdır.
Derecenin belirlenmesinde kullanılan ölçütler şunlardır:
- Üstsoy–altsoy çizgisinde aradaki doğum sayısı doğrudan derecedir.
- Yansoyda ortak köke kadar çıkılır, oradan diğer kişiye inilir; iki koldaki doğumlar toplanır.
- Kişilerin kendileri sayıya dâhil edilmez.
Derecenin pratik önemi büyüktür. Üstsoy ile altsoy arasında ve kardeşler ile üçüncü derece yansoy hısımları arasında evlenme yasağı vardır; mirasçılık ise zümre sistemine göre belirlenir ve derece, zümre içindeki sırayı gösterir.
Kan hısımlığının kaynağı soybağıdır. Soybağı doğumla, tanımayla, babalık hükmüyle veya evlât edinmeyle kurulur; hangi yoldan kurulmuş olursa olsun doğurduğu hısımlık aynı hükümlere tabidir. Bu sebeple evlilik içinde ya da dışında doğmuş olmak, hısımlığın türü ve derecesi bakımından fark yaratmaz.
Hısımlığın sona ermesi ise sınırlı hâllerde söz konusudur. Kan hısımlığı kural olarak sona ermez; soybağının mahkeme kararıyla ortadan kaldırılması gibi istisnaî hâller dışında ömür boyu devam eder. Bu süreklilik, hısımlığa bağlanan evlenme yasaklarının da kalıcı olmasını açıklar.
B. Kayın Hısımlığı
Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımı olur (TMK m. 18/1). Kural sadedir: kişi, eşinin kan hısımlarıyla eşiyle aynı derecede kayın hısmı sayılır. Eşin annesi birinci derece üstsoy kayın hısmı, eşin kardeşi ikinci derece yansoy kayın hısmıdır.
İki noktaya dikkat edilmelidir. Birincisi, eşlerin kendi kan hısımları arasında kayın hısımlığı doğmaz; iki kardeşin eşleri birbirinin kayın hısmı değildir. İkincisi ve daha önemlisi, kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz (TMK m. 18/2). Boşanma ya da ölüm kayın hısımlığını sona erdirmez; bu yüzden kayın hısımlığına bağlanan evlenme yasağı boşanmadan sonra da devam eder.
Kayın hısımlığının sona ermemesi kuralı, hısımlık türleri arasında bir istisna gibi görünse de kendi mantığı vardır. Kayın hısımlığı, evlilikten doğmakla birlikte evliliğin devamına bağlı bir statü değildir; kanun onu bir kez kurulduktan sonra kalıcı sayar. Bunun sebebi, kayın hısımlığına bağlanan sonuçların — özellikle üstsoy–altsoy çizgisindeki evlenme yasağının — ahlâkî ve toplumsal temellere dayanmasıdır. Evliliğin sona ermesiyle bu temellerin ortadan kalkmadığı kabul edilmiştir.
Kayın hısımlığının derecesi de otomatik olarak belirlenir; ayrı bir hesaplama yapılmaz. Eşin kan hısımlarıyla kurulan bağ, o kişilerin diğer eşe olan tür ve derecesini aynen alır. Bu sebeple kayın hısımlığında derece hesabı sorusu, aslında diğer eşin kan hısımlığı derecesinin sorulmasından ibarettir.
Kayın hısımlığının hukukî sonuçları da kan hısımlığıyla aynı kapsamda değildir. Kayın hısımlığı mirasçılık doğurmaz; kişi eşinin annesine ya da kardeşine yasal mirasçı olmaz. Nafaka yükümlülüğü de kayın hısımları arasında kurulmaz. Buna karşılık evlenme yasağı, hâkimin reddi ve tanıklıktan çekinme gibi sonuçlar kayın hısımlığına da bağlanır.
Ayrımın ölçüsü şudur: kanun, malvarlığına ilişkin sonuçları kan hısımlığına özgülemiş, ahlâkî ve usulî nitelikteki sonuçları ise kayın hısımlığına da yaymıştır. Sınavda kayın hısımlığına mirasçılık ya da nafaka bağlayan seçenekler bu sebeple yanlıştır.
C. Evlât Edinmeden Doğan Hısımlık
Evlât edinme, evlâtlık ile evlât edinen ve onun altsoyu arasında soybağı kurar. Bu ilişki de bir hısımlık ilişkisidir ve evlenme engeli doğurur.
Evlât edinmenin özelliği, kurduğu bağın yanında eskisini sona erdirmemesidir: evlâtlığın kendi ana ve babasına olan kan hısımlığı devam eder ve mirasçılığı da sürer. Böylece evlâtlık iki yönlü bir konumda bulunur; hem doğduğu aileye hem de evlât edinene hısımdır.
Örnek olay
(A) ile (B) evlenmiş, bir süre sonra boşanmıştır. Boşanmadan sonra (A), eski eşi (B)'nin kız kardeşiyle evlenmek istemektedir. Aynı ailede (A)'nın kardeşi ise (B)'nin kardeşinin eşiyle evlenmeyi düşünmektedir. Ayrıca (A), yıllar önce evlât edindiği çocuğun kendi öz ailesinden miras alıp alamayacağını sormaktadır.
Değerlendirme: Üç soru da hısımlığın türü ve süresine ilişkindir.
Birinci talepte (A) ile (B)'nin kız kardeşi arasında kayın hısımlığı vardır. Kardeş, (B) bakımından ikinci derece yansoy kan hısmıdır; bu tür ve derece (A)'ya aynen yansıdığından (TMK m. 18/1), aralarında ikinci derece yansoy kayın hısımlığı doğar. Kayın hısımlığı boşanmayla sona ermediği için (TMK m. 18/2) ilişki devam eder. Ancak evlenme yasağı yalnız üstsoy–altsoy kayın hısımlığı bakımından öngörülmüştür; yansoy kayın hısımları arasında evlenme yasağı yoktur. (A) bu evliliği yapabilir.
İkinci talepte ise ortada hısımlık ilişkisi hiç yoktur. Kayın hısımlığı yalnız bir eş ile diğer eşin kan hısımları arasında doğar; eşlerin kendi hısımları arasında doğmaz. (A)'nın kardeşi ile (B)'nin kardeşinin eşi arasında hukuken hiçbir hısımlık bağı bulunmadığından evlenmelerine engel yoktur.
Üçüncü soruda evlât edinmenin çift yönlü yapısı işler. Evlât edinme, evlâtlık ile evlât edinen arasında soybağı kurar; buna karşılık evlâtlığın kendi ana ve babasına olan kan hısımlığını sona erdirmez. Evlâtlık her iki ailede de mirasçı olabilir. Tersi yönde bir sonuç, yani evlât edinenin evlâtlığın öz ailesine mirasçı olması ise söz konusu değildir.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2003 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2001 İDARİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2005 KPSS KAMU YÖNETİMİ
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2008 ADLİ YARGI (MART)
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 KPSS / ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2007 ADLİ YARGI (MART)
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2010 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2011 İDARİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ YARGI (MAYIS)
Cevabı göster
Çıkmış soru 10 2012 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 11 2013 KPSS GENEL KÜLTÜR
Cevabı göster
Çıkmış soru 12 2024 KPSS
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 4 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.